burun sümüklerimi sağa sola sürmeyi pandemi dolayısıyla bırakmış olmam.
devamını gör...

yakalaması zor anların tanımı.
şimdi...
geçti, o da mazideki yerini aldı.
devamını gör...

öyle değil baya baya bozdu. eskiden 2-3 biramızı alıp arkadaşlarımızla sohbet ederken şimdi millet bağıra çağıra cinsellik konuşuyor. konuşun birader sorun yok ama ben senin cinsel hayatını duymak zorunda değilim. işin komiği o grubun içinden bi çocuk gelip benden sigara istemişti hayır yok sigara dedim 5 dakika sonra cebinden çıkartıp içti. ne amaçla istediğini hala merak ediyorum. eski güzelliği yok maalesef.
devamını gör...

bu başlığı açmak farz olmuştu. 27 ağustos 2021'de açılan başlıkların özetini yazıyorum adeta.

sevgili yazar arkadaşım (bkz: immortel) kadın ve erkeklerin buluşabileceği bir yer istemişti. buyurunuz efenim. *

bu başlığı fiziksel olarak çirkin/güzel ayrımı yapmadan karakterde ve kalpte güzel/çirkin tartışması olması dileğiyle açıyorum.
bizi bir adım daha ileri götürüp güzel bakış açıları öğrenelim/görelim/istiyorum.

herkese bu başlık altında iyi toplaşmalar. *
devamını gör...

öyle bir şey olduğunu ilk defa öğreniyorum. napıyonuz o kadar mesajlaşçak kimi buluyonuz sözlükte. kendimi asosyal hissettim bak şimdi.
devamını gör...

bu gençlerin canına okundu.
en saygın bölümleri bitiren insanlar dahi işsiz ya da komik rakamlara köle yapılmak isteniyor. onca yılın karşılığında azıcık aşım kaygısız başım demedi diye insanları suçlayamazsınız.
üstelik baba parası olan canı öyle istiyorsa iş aramasın, senden ekmek parası mı istedi?
3 kişiyle konuşup genelleme yapan primatlar görüş bildirmesin.
devamını gör...

hinduizm'de insanlara en çok yardım eden tanrı, lakabı da koruyucu. insanlara yardım etmek için kılıktan kılığa, bedenden bedene dolaşan bu tanrının en son görüldüğü beden ise buddha'nın bedeniymiş.
devamını gör...

dün çalışırken başıma gelen olay. şöyle ki;

yemeğimi yiyip, son sigaramı içip yeniden mağazaya döndüm ve direkt büroya çağırıldım. acaba neyi yanlış yapmış olabilirim diye düşünüyorum yürürken. içeri girmemle karşımda üç kadın görüyorum. ikisi çalışan, biri de kaşları çatık, dombiş, esmer, başörtülü bir teyze.

- beni çağırdınız, buyrun?
- sen yabancısın sudoku, persçe biliyor musun?
- nope.
- yine de bir iletişim kurmayı dene hanımefendi ile.
- peki.

- - - -

- hallo, türkisch?
teyzem başını sağa sola sallıyor ve kendi dilinde sessizce bir şey söylüyor
bende başımı sallıyorum

çalışanlar mikemmel bir iletişim oldu diyip gönderiyolar beni yeniden.

beş dakika sonra çalışanın birisi yanımdan geçiyor bende soruyorum:

- teyzenin neye ihtiyacı varmış?
- ihtiyacı olanları çantasına koymuş, gidiyormuş. neyseki fark ettik.

- - -

ardından polisler geldi ve büroda kınama seansı gerçekleştirdiler. hep birlikte dışarı çıktılar ve buraya bidaha gelme denilerek gönderildi teyze.

bu olay beni gerdi tabi. iki saat düşüncelerimi meşgul etti teyze. monolog;

yav teyzem niye böyle şeyler yapıyon manyak mısın? zaten dış görünüşün bas bas bağırıyor önyargılanacak tip diye. yapma bunu işte. sonra tüm yabancılara, farklı ten renkli insanlara, baş örtülülere, örtüsüzlere herkese önyargı geliştirip aynı tencereye atıyorlar.
hayır çaldıklarına ihtiyacın olsa bi yerden yakalayacağım empati duygusunu. ne diye düğünde giyilecek şeyler alıyosun? neden ihtiyacın varsa tshirt, etek, pantolon ne bileyim atlet falan çalmıyosun da düğün elbisesi çalıyosun ya?
hayır ayrıca neden çalıyosun teyzem? zaten bu ülkenin devleti yeterince yardımda bulunmuyor mu? işsizlik maaşı, oturum izinsiz yabancı ülke vatandaşına geçim yardımı, çocuk parası, anonim yardımlar da bulunmuyor mu sen aç kalma diye? kendini böyle durumlara sokma diye?

offfff teyzem, senin yüzünden kendimi yedim iki saat.
devamını gör...

daha kötü ne olabilir ki dedikten sonra daha kötüsünün olması
hissizleştik... bu ülke de acıya ne kadar dayanaklısın testi yapılsa çoğumuz'un çok dayanıklı çıkacağını düşünüyorum. gündem alev alev her bir yandan yanıyor. açıp bakıyorum ne demişler; (bkz: canlılar şöyle yandı böyle yandı). şöyleydi böyleydi derken yandık işte. bunun üzerine anka kuşu misali küllerimizden doğarız sözünü bekliyorum ben. cumhurbaşkan'ı konuşma metni yazarının yoğun mesai harcaması gerekiyor artık. şöyleli böyleli olan çok etkili bir konuşma metni değildi.
daha neler göreceğiz?
yanmışız.
ama bu da can be..
devamını gör...

lafa gerek bile yok aslında o durumu telafi edebiliyorsanız, hiç olmamış gibi yapabiliyorsanız.
devamını gör...

kısaca, üç tanrı anlayışıdır. hrıstiyanlıktaki baba, oğul ve kutsal ruh gibi.
devamını gör...

bu nasıl bir başlıktır? görüldü atmadan konuşma nasıl bitecek soruyorum size, sonsuza kadar mı konuşacaksınız. tabii ki benim öyle bir derdim yok orası ayrı da konuşmada iki taraftan biri görüldü atmak zorundadır zaten.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
manzara ve natürmont ressamı francis smith tarafından yapılmış olup lizbon şehrinin mahalle havasını betimlediği eseri. orta köşedeki sarı bina şu ünlü balat fotoğrafı görüntüsüne nasıl da benziyor.
devamını gör...

açgözlülük.
kıymet bilmemezlik.
empati yoksunluğu.
bencilliğin dorukları.
özgür olmanın ne demek olduğunu bilmemek.
her halta, haddi olmayan her şeye karışmak. (sen kimsin ki? yani tanımadığın birinin hayatına müdahale etme hakkını kim verdi sana? öyle bir şey yok, olmayan kafanın bir yerine not et lütfen.)
devamını gör...

80 leri 83 leri görünce ağlayarak uzaklaştım.
devamını gör...

şanlıurfa'dan sesleniyorum, artık buraya gelmeyin vazgeçin fayda etmiyor.
devamını gör...

yerdeyken normal yürümek yerine hoplaya zıplaya ilerleyen şen mahluk.

inceden kıl olduğum güvercinlerin aksine son derece sevdiğim, şehir hayatının en güzel yanlarından biri olan mini minnacık hayvanat. inanılmaz adaptasyon yetenekleri sayesinde (antartika gibi buzdan yerler haricinde) dünyanın her yerinde yaşarlar.

ne zaman görsem izlerim, hareketlerini incelerim. elimde yemek varsa koparır atarım. onlar da şehre alışmışlardır. tanırlar yemeği görünce, gelirler uzaktan yan yan bakarlar, vermenizi beklerler. verince de o bir serçe 20 serçe olur. mercimek kadar koparır koparır yerler.

çok sevimlidir piçler. fit fit diye zıplaya zıplaya gezerler. o ufacık gövdelerine son derece uyumlu bir şekilde şimşek hızıyla uçar, keskin manevralar ile şaşırtırlar.

insanı gülümsetirler sonunda.

ülkemizde 8 türü yaşar. görülen tüm cinsleri aşağıdaki gibidir;

(bkz: ev serçesi) (bkz: passer domesticus)
(bkz: ağaç serçesi) (bkz: passer montanus)
(bkz: söğüt serçesi) (bkz: passer hispaniolensis)
(bkz: kaya serçesi) (bkz: petronia petronia)
(bkz: kar serçesi) (bkz: montifringilla) (bundan hiç görmedim mesela)
(bkz: sarı boğazlı serçe) (bkz: gymnoris xanthocollis)
(bkz: boz serçe) (bkz: carpospiza brachydactyla)
(bkz: küçük serçe) (bkz: passer moabiticus moabiticus) (sezen aksu değil. kuş olanından bahsedilmiştir.)
devamını gör...

an itibariyle okuyup bitirdiğim kitaptır. kesinlikle türk edebiyatı için eşsiz değerde ve kült bir eser olduğunu biliyorum ki ben de bu beklentiyle başlamıştım. ama keşke sade bir beklentiyle başlasaymışım böylece ince memed'in keyfine daha çok varabilirdim. ama beklentiler sadece üzer işte. mesela kitap bittikten sonra 2. kitap için büyük bir heyecana ve meraka giremedim ben. eminim daha çok hikayesi var memed'in ancak kısa vadede merakımı çekemedi kitap. buradan sonrası spoilere girecek:


memed'in hatçe'ye olan sevgisi bana çok işlemedi nedense. ben daha tutkulu ama bir yandan masum ve sakin bir şey beklerken aksine yer yer rahatsız etti beni ilişkileri. halk hikayelerindeki gibi efsaneleşmiş aşk aradım ben ama bulamadım.

kitabın girişindeki memed'le çıkışındaki memed çok farklıydı sanki. aslında memed enteresan bir karakter. aslında tam olarak nasıl bir karaktere bürüneceğini görmek için devam kitaplarını da okumalıyım sanırım ama birinci kitaptaki memed'e ''helal lan sana'' diyemedim.

annesine karşı olan borcunu ödeyememiş gibi geldi bana, öldüğünü öğrendiğindeki anı, sonrasını daha yaslı- vefalı işlenseydi dedim hep. aynı şekilde hatçe öldükten sonra da bebeğini hiç düşünmeden vermesi,hatçe'nin yasını da tutmaması da üzdü beni. kitaba ben çok duygusal yaklaştım sanırım, ince memed'e çok anlam yükledim. yaşar kemal bu kitapta sadece o eşkiya değil halk kahramanı mesajını vermek istediyse de ben memed'ten daha fazlasını bekledim, daha duygulu bir karakter bekledim.


sonuç olarak benim için keyifli ve sürükleyici bir okumaydı. devam kitaplarını okursam fikrimi güncelleyeceğim ve 'heyye' kelimesini bundan sonra hep kullanacağım.

adettendir birkaç alıntı bırakıyorum.




müthiş kin duyarak düşünüyordu. bir adam öldürmek!:.. bir adamı tamamen ortadan kaldırıp , yok etmek.. bu, kendisinin elindeydi şimdi ha!.. ormandaki attığı kurşunlar geliyordu şimdi gözünün önüne. velinin can verişi geliyordu. toprakta, çamurun içinde debelenişi... o , adam öldürmek demek değildi. tabancayı ateşlerken dünyadan bir insan ayırıyorum dememişti. yakayı kurtarmak böyle daha kolay mümkün olmuştu. şimdi bir adam öldürecek. bir cana kıyacak... öfkesi,aşkı,sevgisi olan bir şeyi ortadan kaldıracaktı. buna, kendinde hak görmüyor gibi bir duyguya kapılmıştı.

devamını gör...

tükürdüğünü yalamada master yapmış usta siyasetçi.
devamını gör...

yaya geçidini doğru kullandığım için, yaya olarak trafik cezası yedim. ışık yeşil yanarken kontrol edip karşıya geçtim, fakat işini bilen ve yıl sonu geldiği için bitirilmesi zaruri olan ceza koçanını bize doldurmayı marifet bilen ve de bunun karşılığında 6000 maaş alan trafik memuru sağ olsun 132 tl cezayı kesti, muz cumhuriyetinde sıradan bir gün.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim