hem troll hem moderatör olunmaz
ters mıknatıslanma yapar.
devamını gör...
5 ocak 2021 içişleri'nden boğaziçi üniversitesi açıklaması
cevap veremedikleri konularda bunlar terörist diyip geçen siyasetçilerin açıklaması. erdoğan'ın sözünü dinleyin; "seçilmişleri atanmışlara yedirmeyiz." atanmış rektörlere bütün üniversiteler karşı çıkmalı.
devamını gör...
mitomani
yalan söyleme hastalığı olarak tanımlayabileceğimiz mitomani, ilk olarak 1891 yılında alman doktor anton delbrueck tarafından tanımlanmıştır.
mitomani hastaları yalan söylediklerinin farkında değildirler. bu hastalar, büyüsel düşünce tarzında hayal gücüyle ürettikleri düşünceleri doğru olarak kabul ederler. yani kendi dünyasında oluşturduğu düşüncelere inanıp bunların yalan olduğunu bilmeden söylerler. bu yüzden mitomani hastaları yalan söylediklerinde herhangi bir suçluluk ya da pişmanlık hissetmezler. çünkü onlara göre doğru olan kendi söyledikleridir.
oldukça yüksek bir sözel yeteneğe sahip olan bu hastalar, yalan söyleyerek kendilerini önemli bir insan gibi gösterirler. eski yalanlarını destekleyebilmek adına daha fazla yalan söylerler. kendi kendisine üretmiş olduğu hayali senaryolara, hayali kişilere kendisi de inanır. yani hayatları aslında yalan üzerine kuruludur.
mitomani genellikle ergenlik çağında başlar. düşük özgüven mitomani hastalığının temelinde yatar. kişi bu eksikliğini yalan söyleyerek kapatmaya çalışır. mitomani hastalığının ileri evreleri nevroz ve psikozdur.
devamını gör...
ara verelim diyen sevgili
ara vermek istiyorsa, sensiz de olabiliyormu diye düşünmüş demektir, onu yoklamak istiyordur, şüphesi bile sıkıntı bence,
ayrılmakla devam etmek arasında kalan kişidir, böyle şeylere gerek kalmadan iki tarafında anlaması lazım,
aslında bunu söylemeden yapması daha etik, şehir dışına bir yere gitsin, işi çıksın birşey olsun, kendi kendine değerlendirsin, o vermek istediği arada bensiz olmak istemesi yeterli zaten, arada marada, ayrı da olabiliyorsa, aynen öyle devam et derim, git git git git git, aynen aradan sonra da dümdüz devam et ordan derim kendisine...
ayrılmakla devam etmek arasında kalan kişidir, böyle şeylere gerek kalmadan iki tarafında anlaması lazım,
aslında bunu söylemeden yapması daha etik, şehir dışına bir yere gitsin, işi çıksın birşey olsun, kendi kendine değerlendirsin, o vermek istediği arada bensiz olmak istemesi yeterli zaten, arada marada, ayrı da olabiliyorsa, aynen öyle devam et derim, git git git git git, aynen aradan sonra da dümdüz devam et ordan derim kendisine...
devamını gör...
meslek hayatınızda karşılaştığınız çarpıcı olaylar
tıp fakültesinin henüz 2. senesindeydim. yaptığım bir çalışma nedeniyle üniversite hastanesinin yoğun bakım bölüm sorumlusu hoca ile röportaj yapmak durumundaydım. kendisi çift anadal uzmanı, amerika'da john hopkins'te de bulunmuş bir profesördü. dolayısıyla ondan alacağım her şey benim için iki kat değerli idi.
gecenin ilerleyen saatlerine doğru röportajı bitirmiş sohbete dalmıştık. bütün hastane sessizliğe mahkumken, bulunduğumuz odada rüzgarın camlardaki uğultusu yırtıyordu bu sessizliği. artık hafiften toparlanmaya hazırlanıyordum, hoca söze girdi birden:
bu sesi hatırlıyorum. henüz yeni mezun olmuştum fakülteden, 20'lerinde gencecik bir doktordum bitlis adilcevaz'a bağlı bir kasabaya atandığımda. üstelik tek başımaydım, 20'lerinde gencecik bir kız çocuğu.. mesleğimin henüz 3 ya da 4. ayındaydım. aynı böyle bir gündü, soğuk ve rüzgarlı. sağlık evinin de penceleri ahşap eski pencerelerdi, rüzgar çıkmayagörsün hemen bir uğultu türküsü patlatıverirdi (aynen böyle söylemişti).
öğleden önce bir vakitti bir hastam geldi, tahmini 40'lı yaşlarında bir kadın. ürkek, girdi odama, buyurun dedim, girin. şikayetini sordum, anlattı, sonra 'çıkarın üstünüzü, şöyle geçin, muayene edeyim' dedim. şöyle şüpheyle bir süzdü etrafı, neden sonra çıkarmaya başladı üstünü. hani belki bilirsin, köylerde kat kat giyerler kıyafetleri, kadın bir çıkarmaya başladı aman allah çıkar çıkar bitmiyo üstü (gülüşmeler). jinekolojik muayene yapacaktım, o yüzden çamaşırını da birazcık sıyırmasını istedim. kadın döndü bana sert sert baktı, hemen durumu anlatmaya çalıştım, zar zor ikna ettim kadını ve muayeneye geçtim.
(vajinal tuşe diye bir şey vardır muayenede, kabaca iki parmağınız ile vajinanın içerisini muayene edersiniz)
vajinal tuşe yapmak için hazırlandım, kadın kilolu olduğu için göremiyordu muayeneyi, nitekim hastalar görmek de istemiyordu zaten. muayenede olağandışı bir şeyler vardı, vajen içerisinde bir şey hissediyordum. özellikle çok doğum yapan kadınlarda rahimde sarkma görülebiliyor, başta öyle bir şey zannetmiştim, fakat bu daha farklıydı. parmağımın ucu ile tuttum birazcık çekiştirdim, çekiştirdikçe oynuyor, geliyordu parmağımla birlikte. içimi bir korku kaplamıştı, ne olduğunu asla anlayamıyordum bu şeyin, çekmeye de korkuyordum. kafamı kaldırdım kadına baktım, tepki vermiyordu, sonra endişemi saklamak için bir daha da bakmadım zaten. tekrar o şeyi asılmaya başladım, ben çektikçe geliyordu, sonunda ucunu birazcık dışarı çıkarabildim. yer yer siyah, yeşil, sarı, asla anlayamadığım bir şeydi bu, korkum katlanıyordu. iyice çektim, çektim, çektim.. nihayetinde tamamen çıkardım o şeyi (derin bir nefes aldı).
peki neymiş hocam?
tek elimle tuttuğum o şeyi kaldırdım kadının da görebileceği şekilde. bu bu bu bu ne? sormuştum sormasına da ne olduğunu da anlamıştım: bu bir kazak eskisiydi!
(şaşkınlıktan bir karış açıktı ağzım, hoca da bir süre sessiz kaldı)
kadın baktı ve: benim 12 tane çocuğum var, adama diyorum, daha çocuk doğurmayayım diye ama dinlemiyor, ben de böyle çaput tıkıyorum artık..
(odada buz gibi bir rüzgar esmişti)
peki hocam ne yaptınız sonra?
ne yapacağım, attım çöpe yarısı küflenmiş kazak parçasını. sonra kadını aldım karşıma anlattım işte, enfeksiyon riski şu bu diye, sonra da gitti, bir daha da gelmedi. ne yapacağımı asla bilemedim, kocasını arasam bulsam konuşsam ne fayda? başka bir şey yapsam ne fayda?
o gün bu gündür ne vakit bir rüzgar uğultusu duysam aklıma o gelir, ne yapabilirdim diye düşünürüm, bunca yıl düşündüm halâ hiçbir sonuca varamadım.
sonra tabi zaman geçti, geçen zaman içinde birkaç tane daha hastam oldu bu şekilde, onların bundan farkı ise vajenlerinde kazak eskisi değil elma olmasıydı, evet evet baya elma. sonradan tecrübe ettikçe öğrendim, elma yaygın bir doğum kontrol yöntemiymiş... ileride rastlarsan ne yapacağını şimdiden düşün (hafifçe gülümsedi).
o günün sonunda yatağıma sorularla dönmüştüm:
o hasta da kadındı, doktor da kadın. doktor olan kadın zaman içinde bir şekilde okumuş, yetişmiş ve belli bir konuma gelmişti. hasta olan kadın ise şu an kim bilir nerede ve ne haldeydi.
yıllarca kadınlar tarafından dile getirildi ataerkil düzen, kadın hakları, feminizm vs. peki o köylü kadının bunlardan haberi var mıydı dersiniz?
gecenin ilerleyen saatlerine doğru röportajı bitirmiş sohbete dalmıştık. bütün hastane sessizliğe mahkumken, bulunduğumuz odada rüzgarın camlardaki uğultusu yırtıyordu bu sessizliği. artık hafiften toparlanmaya hazırlanıyordum, hoca söze girdi birden:
bu sesi hatırlıyorum. henüz yeni mezun olmuştum fakülteden, 20'lerinde gencecik bir doktordum bitlis adilcevaz'a bağlı bir kasabaya atandığımda. üstelik tek başımaydım, 20'lerinde gencecik bir kız çocuğu.. mesleğimin henüz 3 ya da 4. ayındaydım. aynı böyle bir gündü, soğuk ve rüzgarlı. sağlık evinin de penceleri ahşap eski pencerelerdi, rüzgar çıkmayagörsün hemen bir uğultu türküsü patlatıverirdi (aynen böyle söylemişti).
öğleden önce bir vakitti bir hastam geldi, tahmini 40'lı yaşlarında bir kadın. ürkek, girdi odama, buyurun dedim, girin. şikayetini sordum, anlattı, sonra 'çıkarın üstünüzü, şöyle geçin, muayene edeyim' dedim. şöyle şüpheyle bir süzdü etrafı, neden sonra çıkarmaya başladı üstünü. hani belki bilirsin, köylerde kat kat giyerler kıyafetleri, kadın bir çıkarmaya başladı aman allah çıkar çıkar bitmiyo üstü (gülüşmeler). jinekolojik muayene yapacaktım, o yüzden çamaşırını da birazcık sıyırmasını istedim. kadın döndü bana sert sert baktı, hemen durumu anlatmaya çalıştım, zar zor ikna ettim kadını ve muayeneye geçtim.
(vajinal tuşe diye bir şey vardır muayenede, kabaca iki parmağınız ile vajinanın içerisini muayene edersiniz)
vajinal tuşe yapmak için hazırlandım, kadın kilolu olduğu için göremiyordu muayeneyi, nitekim hastalar görmek de istemiyordu zaten. muayenede olağandışı bir şeyler vardı, vajen içerisinde bir şey hissediyordum. özellikle çok doğum yapan kadınlarda rahimde sarkma görülebiliyor, başta öyle bir şey zannetmiştim, fakat bu daha farklıydı. parmağımın ucu ile tuttum birazcık çekiştirdim, çekiştirdikçe oynuyor, geliyordu parmağımla birlikte. içimi bir korku kaplamıştı, ne olduğunu asla anlayamıyordum bu şeyin, çekmeye de korkuyordum. kafamı kaldırdım kadına baktım, tepki vermiyordu, sonra endişemi saklamak için bir daha da bakmadım zaten. tekrar o şeyi asılmaya başladım, ben çektikçe geliyordu, sonunda ucunu birazcık dışarı çıkarabildim. yer yer siyah, yeşil, sarı, asla anlayamadığım bir şeydi bu, korkum katlanıyordu. iyice çektim, çektim, çektim.. nihayetinde tamamen çıkardım o şeyi (derin bir nefes aldı).
peki neymiş hocam?
tek elimle tuttuğum o şeyi kaldırdım kadının da görebileceği şekilde. bu bu bu bu ne? sormuştum sormasına da ne olduğunu da anlamıştım: bu bir kazak eskisiydi!
(şaşkınlıktan bir karış açıktı ağzım, hoca da bir süre sessiz kaldı)
kadın baktı ve: benim 12 tane çocuğum var, adama diyorum, daha çocuk doğurmayayım diye ama dinlemiyor, ben de böyle çaput tıkıyorum artık..
(odada buz gibi bir rüzgar esmişti)
peki hocam ne yaptınız sonra?
ne yapacağım, attım çöpe yarısı küflenmiş kazak parçasını. sonra kadını aldım karşıma anlattım işte, enfeksiyon riski şu bu diye, sonra da gitti, bir daha da gelmedi. ne yapacağımı asla bilemedim, kocasını arasam bulsam konuşsam ne fayda? başka bir şey yapsam ne fayda?
o gün bu gündür ne vakit bir rüzgar uğultusu duysam aklıma o gelir, ne yapabilirdim diye düşünürüm, bunca yıl düşündüm halâ hiçbir sonuca varamadım.
sonra tabi zaman geçti, geçen zaman içinde birkaç tane daha hastam oldu bu şekilde, onların bundan farkı ise vajenlerinde kazak eskisi değil elma olmasıydı, evet evet baya elma. sonradan tecrübe ettikçe öğrendim, elma yaygın bir doğum kontrol yöntemiymiş... ileride rastlarsan ne yapacağını şimdiden düşün (hafifçe gülümsedi).
o günün sonunda yatağıma sorularla dönmüştüm:
o hasta da kadındı, doktor da kadın. doktor olan kadın zaman içinde bir şekilde okumuş, yetişmiş ve belli bir konuma gelmişti. hasta olan kadın ise şu an kim bilir nerede ve ne haldeydi.
yıllarca kadınlar tarafından dile getirildi ataerkil düzen, kadın hakları, feminizm vs. peki o köylü kadının bunlardan haberi var mıydı dersiniz?
devamını gör...
yazarların en çok güldüğü erkek ve kadın oyuncu
levent kırca.
ecem erkek.
ecem erkek.
devamını gör...
ön sövüşme
hasımların fiziksel temastan önce birbirlerini tarttığı süreç.
-kimsin lan sen. oğlum sen kimsin laaaan.
+adam ol adam.
-bak beni delirtmeee.
+delirsen kaç yazar ulan.
-kimsin lan sen. oğlum sen kimsin laaaan.
+adam ol adam.
-bak beni delirtmeee.
+delirsen kaç yazar ulan.
devamını gör...
normal sözlük bug'ları
bildirim 3 gün sonra geliyor.
devamını gör...
dokuz eylül üniversitesi
izmir'de bulunan bir devlet üniversitesi. buca eğitim fakültesi ve tıp fakültesi ile meşhurdur.
devamını gör...
kısa şiirler
kim demiş haram nedir bilmez hayyam
ben haramı helali karıştırmam
seninle içilen şarap helaldir,
sensiz içtiğimiz su bile haram.
(bkz: ömer hayyam)
ben haramı helali karıştırmam
seninle içilen şarap helaldir,
sensiz içtiğimiz su bile haram.
(bkz: ömer hayyam)
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
kafamda sorular.
sorular da delirdi.
şu hala bak.
cevaplar cevaplar.
hani nerede cevaplar?
buldum birini tımarhanenin birinde.
yapıştım yakasına anlat dedim.
tosbik anlatmaya başladı.
cevaplar hep bu kulüpte
kabuğumun içinde
üye olun size bir bir öğretcem dedi.
daha fazla bekletemezdim tosbiği.
hem iyi insan olmaya çalışmak çok sıkıcı
havalar da çok sıcak
en iyisi bu kulübe katılıp bir huni takmak.
belki sıcaktan da korur.
sevgili tosbik. beni de alın kulübünüze. arz ederim.
diğer üye ve başkanları tanımadığımdan bu tanımı sana yazdım sevgili tosbik.
sorular da delirdi.
şu hala bak.
cevaplar cevaplar.
hani nerede cevaplar?
buldum birini tımarhanenin birinde.
yapıştım yakasına anlat dedim.
tosbik anlatmaya başladı.
cevaplar hep bu kulüpte
kabuğumun içinde
üye olun size bir bir öğretcem dedi.
daha fazla bekletemezdim tosbiği.
hem iyi insan olmaya çalışmak çok sıkıcı
havalar da çok sıcak
en iyisi bu kulübe katılıp bir huni takmak.
belki sıcaktan da korur.
sevgili tosbik. beni de alın kulübünüze. arz ederim.
diğer üye ve başkanları tanımadığımdan bu tanımı sana yazdım sevgili tosbik.
devamını gör...
normal sözlük yönetimi
sözlük içinde çıkan büyük sorunlar karşısında net bir tavır takınamayan veya takınmayan ve bazı konularda sessiz kalmasından dolayı iyi niyetlerine rağmen yeterliliklerini ciddi anlamda sorgulatmaya başlayan ekiptir. eğer sayacağım bazı maddelerde sırf etkileşim uğruna bu yolu seçmişler ise ilkelerinden inanılmaz derecede taviz vermiş vaziyettedirler. en azından benim tespit edebildiğim olayları sıralamak isterim.
- bal porsuğu olayı: burada gidip de bal porsuğu şöyle iyiydi, böyle iyiydi demeyeceğim ancak kendisi için sözlüğün bekasına yönelik yapmış hareketlerden dolayı uzaklaştırıldığı yazıldı. bu olayın sadece yoldaş benjamin franklin tarafını biliyoruz. bal porsuğu tarafını dinleyebilme şansını yakalayabildik mi? hayır. en azından biz yazarlar için bu olayın enine boyuna her iki taraftan dinleyebilmemiz gerekirdi. yazarlar da ona göre daha doğru analiz yapabilirdi.
- hobaaa3434 olayı: sözlük tarihinde kara bir lekedir ve öyle kalacaktır. sözlük formatlarını açık bir şekilde ihlal eden bir yazarın sözlüğe geri dönüp burada tekrar yazmaya başlaması bir skandaldır.* hatta bununla ilgili sözlük moderasyonunun bu yazarı kendi isteği ile uçurduk demesi de sözlük moderasyonunun her ne kadar iyi niyetli olursa olsun yetersizliğini bir kere daha göz önüne sermektedir.*
- bir bilen olayı: bu arkadaş ile hiçbir şekilde muhabbetim olmadı ancak saçma sapan tanımları herkesin malumudur. bugün yazdıkları da kendisine yönelik negatif duyguların patlamasına sebebiyet vermiştir. yine sevgili moderasyonumuzdan bazı arkadaşlar bu hesabın bot hesap olduğunu iddaa etmişlerdi. o iddaalara yönelik bir açıklama yapıldı mı? cevap veriyorum, hayır. yazarlara bu iddaanın akıbeti halen berrak bir şekilde açıklanmadı. bütün bunlara rağmen kendisinin moderasyon geçmişi de mevcut.
-kazıklı maria olayı: kendisi bir youtuber imiş. ilk defa adını burada duydum kendilerinin. bir videosunda buradan bahsediyor ve kazıklistler buraya akın etmeye başlıyor ama bu durum o kadar göze batmıştı ki haklı olarak bazı sözlük yazarları buna tepki gösterdi. büyük bir ihtimalle getirmiş olduğu etkileşimden dolayı bu durum ile ilgili detaylı bir açıklama yapılmadı. katkılarından dolayı sadece kendisine teşekkür edildi.
-moderasyonun işgüzarlıkları: yine söyleyeyim yıldız teknik üniversitesinde millet bahçesi açılması başlığındaki tanımımı silen* moderatör gelsin beni bulsun, konuşalım, tartışalım. niyetim asla onu sözlük önünde hedef göstermek değil ama sırf ünvanındaki yetkilerini kötüye kullanarak ego tatmini yapan birisi ile hesaplaşmam gerektiğini düşünüyorum. cesur olsun, konuşalım. ayrıca bu işgüzarlıklardan muzdarip pek çok yazar arkadaşımız var. kendileri zaten sıkıntılarını defalarca dile getirdi.
kısa süreli bir sözlük için bu kadar olay çok fazladır, sözlüğün akıbeti için ciddi endişeler yaratmaktadır. eğer bu ekip büyümeyi akp hükümeti yöntemi ile sadece rakamlara indirgemekte ise evet çok başarılılar ancak işin diğer tarafında ise saymış olduğum bu maddelerden dolayı büyük bir başarısızlık mevcuttur.
- bal porsuğu olayı: burada gidip de bal porsuğu şöyle iyiydi, böyle iyiydi demeyeceğim ancak kendisi için sözlüğün bekasına yönelik yapmış hareketlerden dolayı uzaklaştırıldığı yazıldı. bu olayın sadece yoldaş benjamin franklin tarafını biliyoruz. bal porsuğu tarafını dinleyebilme şansını yakalayabildik mi? hayır. en azından biz yazarlar için bu olayın enine boyuna her iki taraftan dinleyebilmemiz gerekirdi. yazarlar da ona göre daha doğru analiz yapabilirdi.
- hobaaa3434 olayı: sözlük tarihinde kara bir lekedir ve öyle kalacaktır. sözlük formatlarını açık bir şekilde ihlal eden bir yazarın sözlüğe geri dönüp burada tekrar yazmaya başlaması bir skandaldır.* hatta bununla ilgili sözlük moderasyonunun bu yazarı kendi isteği ile uçurduk demesi de sözlük moderasyonunun her ne kadar iyi niyetli olursa olsun yetersizliğini bir kere daha göz önüne sermektedir.*
- bir bilen olayı: bu arkadaş ile hiçbir şekilde muhabbetim olmadı ancak saçma sapan tanımları herkesin malumudur. bugün yazdıkları da kendisine yönelik negatif duyguların patlamasına sebebiyet vermiştir. yine sevgili moderasyonumuzdan bazı arkadaşlar bu hesabın bot hesap olduğunu iddaa etmişlerdi. o iddaalara yönelik bir açıklama yapıldı mı? cevap veriyorum, hayır. yazarlara bu iddaanın akıbeti halen berrak bir şekilde açıklanmadı. bütün bunlara rağmen kendisinin moderasyon geçmişi de mevcut.
-kazıklı maria olayı: kendisi bir youtuber imiş. ilk defa adını burada duydum kendilerinin. bir videosunda buradan bahsediyor ve kazıklistler buraya akın etmeye başlıyor ama bu durum o kadar göze batmıştı ki haklı olarak bazı sözlük yazarları buna tepki gösterdi. büyük bir ihtimalle getirmiş olduğu etkileşimden dolayı bu durum ile ilgili detaylı bir açıklama yapılmadı. katkılarından dolayı sadece kendisine teşekkür edildi.
-moderasyonun işgüzarlıkları: yine söyleyeyim yıldız teknik üniversitesinde millet bahçesi açılması başlığındaki tanımımı silen* moderatör gelsin beni bulsun, konuşalım, tartışalım. niyetim asla onu sözlük önünde hedef göstermek değil ama sırf ünvanındaki yetkilerini kötüye kullanarak ego tatmini yapan birisi ile hesaplaşmam gerektiğini düşünüyorum. cesur olsun, konuşalım. ayrıca bu işgüzarlıklardan muzdarip pek çok yazar arkadaşımız var. kendileri zaten sıkıntılarını defalarca dile getirdi.
kısa süreli bir sözlük için bu kadar olay çok fazladır, sözlüğün akıbeti için ciddi endişeler yaratmaktadır. eğer bu ekip büyümeyi akp hükümeti yöntemi ile sadece rakamlara indirgemekte ise evet çok başarılılar ancak işin diğer tarafında ise saymış olduğum bu maddelerden dolayı büyük bir başarısızlık mevcuttur.
devamını gör...
buzdolabı yoktu bu ülkede
yahu şimdi buzdolabı varda noluyor? içi tam takır kuru bakır!
devamını gör...
rahatsız (yazar)
en zoru da beklemektir. allah tüm bekleyenlerin, bekleyişlerini mutlu bitirsin. çok geçmiş olsun. acil şifalar diliyorum..
devamını gör...
akp giderse her şey çok güzel olacak yanılgısı
kimsenin elinde sihirli değnek yok, anında herşey güllük gülistanlık olsun.
özellikle ekonomik çöküşün etkilerini çok uzun yıllar yaşayacağımız bir gerçek.
ancak şundan son derece eminim,
bu hükümetin yerine kim gelirse gelsin, halktaki korku, halktaki o sürekli birbirine karşı sergilenen düşmanca tavırlar, o kavgacı ruh hali,
özgürlükler anlamında sahip olunacak yetkinlikler çok kısa sürede değişecektir.
kısaca toplum yıllardır özlediği huzura oldukça kısa sürede kavuşacaktır.
özellikle ekonomik çöküşün etkilerini çok uzun yıllar yaşayacağımız bir gerçek.
ancak şundan son derece eminim,
bu hükümetin yerine kim gelirse gelsin, halktaki korku, halktaki o sürekli birbirine karşı sergilenen düşmanca tavırlar, o kavgacı ruh hali,
özgürlükler anlamında sahip olunacak yetkinlikler çok kısa sürede değişecektir.
kısaca toplum yıllardır özlediği huzura oldukça kısa sürede kavuşacaktır.
devamını gör...
insan neden okumalı sorunsalı
bir yolculuğa çıkarız, benliğimizi bulmaya ya da kendimizin akislerini görmek, farklı bir evrende seyahat etmek veyahut bu kısa ömrün anlamsız olduğu varsayımını reddedip ötesi de olduğunu düşünerek anlam bulmak amacıyla yöneliriz edebiyata.bazen çölde susamış bir bedevi gibi bazen ise ilkel doğamızın yasalarından biri olan açgözlülükle yumuluruz sayfalara. bazıları için şaraptır yazılanlar, bazıları için zift tadında bir bayat kahve.ancak ne olursa olsun okumalıdır insan denen yaratık çünkü amaçsız, anlamsız olduğunu düşündüğü her saniye yeryüzünde geçirilen cehennem dakikalarıdır.
devamını gör...
asla gitmem denilen ülke
pandemiden sonra sayısının arttığını düşündüğüm ülkelerdir.
canım yazarlarımın asla gitmem dediği bir ülkede 3 sene yaşamışlığım var.*
ve hiç hiç gidilmek istenmeyen bir diğer ülkeye de çok gitmek istiyorum. *
yani siz de haklısınız yeme, içme, temizlik vs ama ben olaya çok farklı bir yerden baktım hep.
ben her ortama uyum sağlayan bir buki olarak malesef bir ülke ismi veremeyeceğim.*
canım yazarlarımın asla gitmem dediği bir ülkede 3 sene yaşamışlığım var.*
ve hiç hiç gidilmek istenmeyen bir diğer ülkeye de çok gitmek istiyorum. *
yani siz de haklısınız yeme, içme, temizlik vs ama ben olaya çok farklı bir yerden baktım hep.
ben her ortama uyum sağlayan bir buki olarak malesef bir ülke ismi veremeyeceğim.*
devamını gör...
ses yakışıklılığı
9 yıl oldu hâlâ telefonla konuşmalara, karşıma alıp dinlemelere doyamadığım adamla evliyim hamd olsun *
devamını gör...

