osmanlı devleti döneminde bursa'da 19. yüzyılda kurulan başta leylekler olmak üzere göçmen kuşların iyileştirildiği "düşkün leylek bakımevi". şu anda da hayvan hastanesi olarak hizmet vermektedir.
devamını gör...

ilk başta gözü oldukça yorabiliyor tasarım. ui-ux konusunda çalışmış birisi olarak tavsiyelerde bulunursam:
- renk düzeni güzel bence kullanılan renk sayısı oldukça az ve yeterli
- entry no dan sonra newline'a gerek yok bence, çok değerli bir satır gidiyor her entry için.
- paylaş butonlarının o kadar önde olmasına gerek yok az kişi az durumda kullanır onları.
- soldan sağdan o kadar margin gerekli mi bilemedim şimdilik.
- yukardaki direct-link'ın onay penceresi vermesine gerek yok direkt clipboard'a alabilir.
- onun yanındaki i'nin anlamını anlayamadım.
- başlık ve üstündeki opsiyonların sticky olmasına gerek yok bana göre. okuma alanından kalıcı kayıp oluyor bunun karşılığında arama, sıralama özellikleri kazanıyoruz sayfanın altına inince bence ilki daha önemli. sayfa değiştirme kritik onun sürekli görünür olması gerek.

ilk bakışta oldukça hoşuma gitti aslında genel görünümü. zaten full page refresh yerine sadece gerekli alanların güncellenmesi gibi güncel teknikler de kullanılmış. bu tarz ince ayarlamalarla daha da efekttif kullanılabilir bana göre.

ekleme: full page refresh yok dedim ama gene de full dimmer varmış loading için (yani solda bir yere tıklanınca bütün ekran grileşiyor). onun yerine sadece okuma kısmında uygulanabilir çünkü odak dağıtıyor göz sol tarafta iken.
yazılmış entryler ile diğer kısımlar (benzeri-entry giriş kısmı) arasında güzel bir boşluk olsa iyi olur sanki.
devamını gör...

en sevilen kişi oldum da istediğim kalpte olamadım.
devamını gör...

bir haftasonu klasiği olarak yine biraz erkence uyandığım* bir günde kahvemi içip, ayılmaya çalışıp, sözlükte gezinip, hala yalnız ayakta olunca, ikinci kahvemi yaparken, kahvaltı niyetine bir portakal * yemek isteyince yine kıyamadım ve de tüm portakalların kabuklarını incecik rendeleyerek buzluğa kaldırdım.* işte tam o anda evi mis gibi bir portakal kokusu sardı. portakalın mis kokusunu içime çekerken de aklıma yıllar önce tanıştığım; portakal kokusuna aşık, cemal süreyya hayranı genç üniversite öğrencisi bey geldi. hayatımdaki birçok insan gibi o da kaybolup gitti ama gülümseyerek andıklarımdan biri olarak kalmış. selamlar olsun, umarım hayal ettiğin şiirli hayatı yaşıyorsundur.
ne diyordum iç ferahlatıcı, neşeli koku burnumdayken bir yandan da düşünmeye başladım. genellikle geçmişte geziniyorum ve aklıma her bir koku, bir hatırayı getiriyor. çünkü yaşadığım yeni bir şey yok. yaşlı insanlar da demek ki bundan hep anılarından bahsediyor.
eylül ayından beri uzun soluklu sayılabilecek sohbeti ettiğim, bir araya geldiğim insan sayısı "on". evet, evet sadece on kişi. ailem dahil üstelik. online dersler, görüntülü aramalar... paylaşımlarım genel olarak bir ekranın ardında. ve sanırım artık bu durum bana ağır gelmeye başladı.
şöyle düşünün önceden bir günde onlarca öğrenci, spor salonunda, mekanlarda konuştuğum, dokunduğum, vakit geçirdiğim bir sürü insan vardı. şimdi yalnızlık çöktü yüreğime. ilk zamanlar kendimi dinlemenin hazzı vardı ancak artık yüreğim yamalı bir hale bürünmüş gibi hissediyorum. evden çıkmamak, hali hazırda var olan üst solunum yolu rahatsızlığım yüzünden pandemiden korkarak geçirdiğim günler canımı yakmaya başladı. pazartesi doktora gidiyorum. geçen martta olmalısın dediği o ameliyatı olup hayatımda birazcık daha az korku kalsın istiyorum. sıkıldım. bunaldım.
neşeli, ferahlatıcı bir koku portakal kokusu. ama fark ettim ki neşeli gözlerle bakmayınca sonu hüzünlü bir yazıya gitmiş. daha ferah günler diliyorum, hepimiz için...
devamını gör...

din ve devlet işlerinin birbirine karışması hiç bu kadar güzel olmamıştı, demek istediğim durumdur.
devamını gör...

ilk filmde köpek yatağa çıkmadığı için keanu reeves'in yüzüne pastırma yağı sürmüşler.

devamını gör...

kendimi arıyorken, olmaktan korktuğum yerdeyim
sendeyim...

?
devamını gör...

kalıcı hafıza kaybı yaşamak gerekiyor sanırım.

başlığı rahatsızın sandım.
devamını gör...

geçmiş yıllarda bir kondom firması, türkiye piyasasına girmeden erkeklerin penis boyutlarıyla ilgili anket yaptırır. ve çıkan sonuçlara göre en büyük boy kondomları piyasaya sürer. kısa süre içinde de iflas eder.
yine ortadoğu erkeğinin erken boşalma konusundaki ünü meşhurdur. bunun için medeni bir insan gibi doktora gidip terapi almaz. gerizekalı şekilde ski uyuşturan ürünler kullanır. hatta penisine dişinol sürmeyi düşünen andavallar bile tanıyorum.
yine bu bağlamda, cinsel olarak tatmin edemediği kadını fahişe ilan etme eşiği cok düşüktür.
zaten iğrenç ağzımızda, herkesin anası, bacısı, karısı "fahişe" değil mi? iki yetersiz cümlemizden birisi, kadını cinsel olarak cezalandırmak değil mi?

bakire kız arama saplantısını kadın sünneti meselesinden ayrı düşünemeyiz. o iğrenç yöntemleri burada şimdi yazmayı midem elvermiyor. lakin araştırmanızı öneririm.
özü itibariyle, kız çocuğu yetişkin olduğunda seksten zevk alamasın diye yapılan ilkel bir cerrahi işlemdir.
bakire kız takıntısı da biraz buna benzer. cinsel olarak yetersizliğinin farkında olan ortadoğu erkeği, gözü açılmamış kadın ister. iğrenç bir komplekstir bu.

ortadoğu kadınına çocukluğundan itibaren, cinsellikten zevk aldığını erkeğine göstermemesi yolunda gizli mesajlar verilir. zira seksten zevk alanlar sadece orospulardır.
lakin sağlıklı cinselliğiyle barışmış kadın yaşamda bütün kirli erkekliği yenmiş ve gerçek güce ulaşmış kadındır.
biz erkekler olarak biraz fazla korkağız. nedeni çok derinlerde vahşi kompleksler nedeniyle bu kadından korkuyoruz.
ve ömrümüz, aldığımız milyonlarca nefesle birlikte lumpenlikler bataklığında, bir gram toplumsal gelişmeden uzak kahrolup gidiyor.

not: zaten hayatımız devlet sansürüyle az batırılmış gibi bir de sözlükte sansür mantıksızlığı...
devamını gör...

hani nerde?
160 geldim 160 gidecem.
uzun süre topuklu da giyemiyorum.*
devamını gör...

niye anlayamıyorsun kardeşim?

tesisleşme mi var? haydi tesis var diyelim. antrenör ekibin ne kadar kalifiye?

spor bilimcilerin güncel trendleri ne kadar takip ediyor?

her federasyon "liyakat" ile mi çalışıyor, yoksa akrabalık ile mi çalışıyor?

fikirler, projeler ne denli takip ediliyor?

gelecek kuşaklara sporcu olmak sevdiriliyor, özendiriliyor mu?

evet onlara sporda başarısız olursa gelecek garantisi veriliyor mu? çünkü spor bu, aşil tendonu ya da bağ kopması en az 1 yılının çöpe gitmesi demek ve belki de o sporu bir daha "eski randıman" ile yapamaması demek. bu durumda sen ülke olarak o insana gelecek garantisi verecek misin?

sporcularımızı ne kadar biliyoruz? mete gazoz'u altın alana dek kaçınız biliyordu! çıkıp şov yapmayın.

ben de senin (bu zihniyete, şahıslara değil) bu akıl yürütmeyle nasıl nefes alabildiğini anlamıyorum. yukarıda daha yazmadığım onlarca soru var. sen önce bunları gider bakalım.

bu zihniyet varken, bu ülkeye harbiden her şey müstehak..

edit ; anlam bütünlüğü
devamını gör...

sözlüğe ilk geldiğimden beri yaptığımdır. çok güzeldir. deneyinizdir.
devamını gör...

bir türlü yakamı bırakmayan,beni bunaltan olay.mezun olmamış mıydım ben diyorsun kendi kendine,rüyadayım da diyemiyorsun.yine de askerlik yaptığını görmekten iyidir.
devamını gör...

saĝlıklıyım. sevdiklerim hayatta. zengin olmak budur.
devamını gör...

insan insanı sabah kahvesini içip ayılmasını beklemeden terk etmez. ayıptır.
devamını gör...

boşanana kadar, herkesin kendi evliliğinde olanlar sandıkları.
devamını gör...

mecburen mısır patlatma devrine geri dönüyoruz.*
devamını gör...

duygusal bir dönemden geçilen zamandır, erkeğin eşine yardımcı olması, ilgili olması bu geçişi kolaylaştırır.
hayat müşterek dir.
devamını gör...

1996 - 2001 tarihleri arasında çekilip yayımlanmış komedi ve gençlik dizisi.

kanal d'de başlayıp show tv'de son bulmuştur. ozan aydın, turgut yasalar yönetmenliğinde ve zeki keskin senaristliğinde çekilmiştir.

başrollerinde,
yonca evcimik
çiçek dilligil
selahattin taşdöğen
cenk torun

özden öğrük’ün 1976’dan sonra gırgır dergisinde çizmiş olduğu çılgın bediş karikatür karakterinden esinlenip çekilmiş bir dizidir.

gençleri ekranlara bağlayan dizi, lisede okuyan ve maceradan maceraya atılan, aşkları, ilişkileri diyaloglarıyla insanları eğlendiren arkadaş grubunun hikayesi. özellikle gençler tarafında favorilere eklenmiş bir dizidir. dönemin en sevilen dizilerinin arasına girmiştir.

dizide dikkat çeken bir çok karakter mevcut. bediş (yonca evcimik), deli dolu asi kızı canlandırıyor. oktay (cenk torun) , bediş'in aşkı. banu (sonay aydın), safinaz kılıklı bediş'in grubunun saftiriği. mükü (çiçek dilligil), grubun dikkat çekici güzeli. necmi dede (selahattin taşdöğen), müdire nazime hanım(ayten uncuoğlu), mefaret (ayten erman), orhan (sinan bengier) , canan (selma sonat) ve daha kimler kimler...
başak sayan, ercüment balakoğlu, gökhan mete, ahmet özuğurlu, dolunay soysert ve tuncer sevi gibi gibi...

o zamanlar çocuktum bizimde bir bediş grubumuz vardı. gördüğümüz çatlak çutlak halleri uyguluyor ailemizden sürekli fırça yiyorduk. anılar ah anılar. ne keyifli zamanlardı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim