ekşi sözlük'ün son yıllardaki en büyük yazar alımını yapması
halk arasında mabad korkusu olarak adlandırılan yazar alımı olayıdır.
devamını gör...
gece buluşması
devamını gör...
sigara ve alkolün dünya çapında tamamen yasaklanması gerekliliği
insanların daha yüksek zevkler yaşamasına olanak yaratılırsa bunlar azalır zaten.
uyuşturucuyu, tacizi, cinayeti yasakladın da ne oldu?
uyuşturucuyu, tacizi, cinayeti yasakladın da ne oldu?
devamını gör...
pilkunnussija
fince bir sözcüktür. küçük, kayda değer olmayan ve önemsiz şeyleri düzelten, düzeltmeden rahat edemeyen mutsuz olan bilgiç kişilere denmektedir.
devamını gör...
corona virüsü kökünden kazıyacak keşif
dünyayı kasıp kavuran, insanların ölümüne sebep olan bir virüs için saçma sapan yazılan tanım. gerçek sanıp ciddi ciddi okudum yav.*
devamını gör...
normal sözlük 1. istanbul zirvesi
kardeş sözlük kartını atmayanı dövüyorlar galiba. tamam oğlum/kızım tamaaam siz de katıldınız. siz de oradaydınız.
devamını gör...
artı oy vermede cömert olan yazarlar
gel hele gel, bırak hele gelsin.
devamını gör...
clementine
80'li yıllarda trt'de yayımlanan fransız-japon ortak yapımı çizgi filmdir.
clementine adlı yatılı okulda okuyan kızımız, hemera isimli doğa üstü güçleri olan arkadaşın küresiyle zamanda yolculuk yaparak başı dertte olanlara yardım eder.
çizgi filmin özelliği, çocuklara çeşitli kültürlerin tanıtmasıdır. bir gün antik mısır'ın çöllerinde koşarken, bir diğer macerada japon geleneksel savaşçıları samuraylarla, bazen italya'da, bazen kızılderililerle, bazen de leonardo da vinci'nin hayatına bakış atarken izlersiniz.
fakat gelgelelim, her macerada kötü adamlar var. baş kötümüz alevden malmoth isimli yaratık. cehennemde yaşıyor ve karakteri kendisine uygun kişileri seçerek clementine'in başına sarıyor. elemanlar başarısız olunca da solucanımsı yılanımsı bir şeye çevirerek cehenneme atarak hesap soruyor.. kimileri için travma yaratmış olsa da aslında güzel çizgi filmdi. güzel bir giriş şarkısı vardı.
clementine adlı yatılı okulda okuyan kızımız, hemera isimli doğa üstü güçleri olan arkadaşın küresiyle zamanda yolculuk yaparak başı dertte olanlara yardım eder.
çizgi filmin özelliği, çocuklara çeşitli kültürlerin tanıtmasıdır. bir gün antik mısır'ın çöllerinde koşarken, bir diğer macerada japon geleneksel savaşçıları samuraylarla, bazen italya'da, bazen kızılderililerle, bazen de leonardo da vinci'nin hayatına bakış atarken izlersiniz.
fakat gelgelelim, her macerada kötü adamlar var. baş kötümüz alevden malmoth isimli yaratık. cehennemde yaşıyor ve karakteri kendisine uygun kişileri seçerek clementine'in başına sarıyor. elemanlar başarısız olunca da solucanımsı yılanımsı bir şeye çevirerek cehenneme atarak hesap soruyor.. kimileri için travma yaratmış olsa da aslında güzel çizgi filmdi. güzel bir giriş şarkısı vardı.
devamını gör...
telepati
bozuk mu bilmiyorum ama bende de hatlari karistirmisti bu olay* mesaj atmasini istedigim begendigim bi cocuk icin yaparken eski flortum baska bi zamanda da ayni flortum icin yaparken o begendigim bey yazmisti. hem kafami karistirmis* hemde istedigime ulasayim derken beynim yanmisti
devamını gör...
18 yaşındayım ilk ilişkime girdim çok mutlu oldum
yemin ediyorum ülke açık hava tımarhanesi.
devamını gör...
hayat pahalılığını en çok hissettiren ürün
her ürün. ucuz bir şey kaldı mı ki?...
devamını gör...
istenmeyen tüye bunu açıkça söylemek
tüy değildir o efendim; tüy kuşta olur. kıldır o kıl. bazen kıllara karşı açık olmak gerekir.
devamını gör...
pep talk
motivasyon sağlamak amacıyla yapılan, içinde bolca itici güç içeren sözcük ve kalıp bulunan, çoğu zaman hedeflenen etkiyi gösteren konuşma türüdür.
amerikan filmlerinde çokça rastladığımız bu konuşma türü adını biber anlamına gelen pepper sözcüğünden almıştır. 1847 yılından beri kullanılmakta olan pep talk kavramı o zamandan bu zamana çok yol kat etmiş, çok büyük zaferlerde rol oynamıştır.
genellikle spor ya da eğitimle ilgili filmlerde bu konuşmanın bolca örneğine rastlarız. yeteneksiz olan ya da yetenekli olduğunun farkında olmayan sporculara koç öyle bir konuşma yapar ki bir anda hepsi süper güç sahibi gibi olurlar.
ya da başarız olan ve kopukluktan başka şey bilmeyen öğrencilerle dolu bir sınıfa yeni bir öğretmen gelir ve zekaları katmerli öğrencileri birer mini dehaya çevirir yaptığı konuşma ile.
gerçek dünyada da en az filmlerdeki kadar etkilidir bu konuşma. saçmalamadan ve içten bir şekilde yapılırsa insanlara uefa kupasıbile kazandırabilir.
aklıma güzel bir pep talk örneği gelmiyor şu an. ama örneksiz de olsa sizin bu tanımı okuyacağınızı biliyorum. kaç tanım oldu bugüne kadar 1000-1100. yine söylüyorum bu tanımı okuyacaksınız, okumak için savaşacaksınız ama netice ne olursa olsun sizler benim gönlümde iyi okurlarınız ve öyle de kalacaksınız.
allah yardımcınız olsun!
amerikan filmlerinde çokça rastladığımız bu konuşma türü adını biber anlamına gelen pepper sözcüğünden almıştır. 1847 yılından beri kullanılmakta olan pep talk kavramı o zamandan bu zamana çok yol kat etmiş, çok büyük zaferlerde rol oynamıştır.
genellikle spor ya da eğitimle ilgili filmlerde bu konuşmanın bolca örneğine rastlarız. yeteneksiz olan ya da yetenekli olduğunun farkında olmayan sporculara koç öyle bir konuşma yapar ki bir anda hepsi süper güç sahibi gibi olurlar.
ya da başarız olan ve kopukluktan başka şey bilmeyen öğrencilerle dolu bir sınıfa yeni bir öğretmen gelir ve zekaları katmerli öğrencileri birer mini dehaya çevirir yaptığı konuşma ile.
gerçek dünyada da en az filmlerdeki kadar etkilidir bu konuşma. saçmalamadan ve içten bir şekilde yapılırsa insanlara uefa kupasıbile kazandırabilir.
aklıma güzel bir pep talk örneği gelmiyor şu an. ama örneksiz de olsa sizin bu tanımı okuyacağınızı biliyorum. kaç tanım oldu bugüne kadar 1000-1100. yine söylüyorum bu tanımı okuyacaksınız, okumak için savaşacaksınız ama netice ne olursa olsun sizler benim gönlümde iyi okurlarınız ve öyle de kalacaksınız.
allah yardımcınız olsun!
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
birçok şey zor bu hayatta. gülerken birden bir film misali akla gelen insanların, acı çekmis insanların, düşünceler kutusunda yer edinmesi. dünyada bir yerlerde zorlanan hayatlarin oldugunu bilmek zor. alışmak duygusunu yaşattıran insanı hayatınızdan çıkarmak zor mesela. beklenti oluşturmamak, hayal kırıklıliğina uğramamak en zoru hayatı çırkinleştiren insanların karşısında.
devamını gör...
bir insanın kendisine yapabileceği en büyük iyilik
kendisine zarar veren insanlara mesafe koymak kesinlikle... hem de bu kişiler, aileden biri bile olsa mesafe konulmalıdır ki zaten bize en çok zarar verenler, genelde ailemizden birileridir ama bunun farkına varmak, yıllar alabilir... duygusal anlamda yıprandığını ancak yıllar sonra anlıyor insan... yıpranmamak için mesafeli ilişki iyidir, güzeldir, hoştur...
devamını gör...
zeytindağı
türkçe şaheseri falih rıfkı atay eseri. ahmed'i kumarda kaybettik kısmı tekrar tekrar okunmalıdır.
--! spoiler !--
anadolu hepimize hınç, şüphe ve güvensizlikle
bakıyor. yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu
anaya, şimdi kendimizi ve pişmanlığımızı getiriyoruz, istasyonda bir kadın
durmuş, gelene geçene:
- benim ahmed'i gördünüz mü? diyor. hangi ahmed'i?
yüz bin ahmed'in hangisini? yırtık basmasının altından kolunu çıkararak, trenin
gideceği yolun, istanbul yolunun aksini gösteriyor: - bu tarafa gitmişti, diyor.
o tarafa? aden'e mi, medine'ye mi, kanal'a mı, sarıkamış'a mı, bağdat'a mı?
ahmed'ini buz mu, kum mu, su mu, skorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi? eğer
hepsinden kurtulmuşsa, ahmed'ini görsen, ona da soracaksın:
- ahmed'imi gördün mü?
hayır... hiçbirimiz ahmed'ini görmedik. fakat ahmed'in her şeyi gördü.
allah'ın muhammed'e bile anlatamadığı cehennemi gördü.
şimdi anadolu'ya, batıdan, doğudan, sağdan, soldan bütün rüzgârlar bozgun
haykırışarak esiyor. anadolu, demiryoluna, şoseye, han ve çeşme başlarına inip
çömelmiş, oğlunu arıyor.
vagonlar, arabalar, kamyonlar, hepsi, ondan, anadolu'dan utanır gibi, hepsi
istanbul'a doğru, perdelerini kapamış, gizli ve çabuk geçiyor.
anadolu ahmed'ini soruyor. ahmed, o daha dün bir kurşun istifinden daha
ucuzlaşan ahmed, şimdi onun pahasını kanadını kısmış, tırnaklarını büzmüş,
bize dimdik bakan ana kartalın gözlerinde okuyoruz.
ahmed'i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir
anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek... fakat biz ahmed'i
kumarda kaybettik!
--! spoiler !--
--! spoiler !--
anadolu hepimize hınç, şüphe ve güvensizlikle
bakıyor. yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu
anaya, şimdi kendimizi ve pişmanlığımızı getiriyoruz, istasyonda bir kadın
durmuş, gelene geçene:
- benim ahmed'i gördünüz mü? diyor. hangi ahmed'i?
yüz bin ahmed'in hangisini? yırtık basmasının altından kolunu çıkararak, trenin
gideceği yolun, istanbul yolunun aksini gösteriyor: - bu tarafa gitmişti, diyor.
o tarafa? aden'e mi, medine'ye mi, kanal'a mı, sarıkamış'a mı, bağdat'a mı?
ahmed'ini buz mu, kum mu, su mu, skorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi? eğer
hepsinden kurtulmuşsa, ahmed'ini görsen, ona da soracaksın:
- ahmed'imi gördün mü?
hayır... hiçbirimiz ahmed'ini görmedik. fakat ahmed'in her şeyi gördü.
allah'ın muhammed'e bile anlatamadığı cehennemi gördü.
şimdi anadolu'ya, batıdan, doğudan, sağdan, soldan bütün rüzgârlar bozgun
haykırışarak esiyor. anadolu, demiryoluna, şoseye, han ve çeşme başlarına inip
çömelmiş, oğlunu arıyor.
vagonlar, arabalar, kamyonlar, hepsi, ondan, anadolu'dan utanır gibi, hepsi
istanbul'a doğru, perdelerini kapamış, gizli ve çabuk geçiyor.
anadolu ahmed'ini soruyor. ahmed, o daha dün bir kurşun istifinden daha
ucuzlaşan ahmed, şimdi onun pahasını kanadını kısmış, tırnaklarını büzmüş,
bize dimdik bakan ana kartalın gözlerinde okuyoruz.
ahmed'i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir
anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek... fakat biz ahmed'i
kumarda kaybettik!
--! spoiler !--
devamını gör...
on iki hayvanlı türk takvimi
türkülerin ilk takvimidir.hayvancılıkla uğraşıldığının kesin kanıtıdır bu takvim.
devamını gör...



