(bkz: herbokolog) olmanın uzun vadede sizi rezil ettiğini gösterir imha sürecidir.
devamını gör...

bir yerde okuduğum ve aklıma yatan defin işlemidir. gelelim konuya; öncelikle italya da çıkan bir proje kendisi. the capsula mundi adını verdikleri projenin tasarımcıları anna citelli ve raoul bretzelli ölü bedenleri ağaçlar için besleyici maddelere dönüştürebilen organik ve geri dönüştürülebilir bir defin kapsülü geliştirmiş. ölü bedenler, cenin şeklinde kapsüllendirildikden sonra defnediliyor ve kapsüllerin üstlerine de ağaç tohumları ekiliyor. proje henüz hayata geçirilememiştir. italyada yapılan bir proje olduğu için italya'da şimdilik bu tür bir defin yöntemi yasak. eğer yasalardan geçerse, projenin amacı mezarlıklar yerine binlerce ağacın bulunduğu "anıt parklar" oluşturmak. proje başlatanlar tabutlar için ağaçların yok edilmesinin yerine, böyle bir yöntemle ölü bedenlerimizin bile doğaya bir katkıda bulunacağını belirtiyorlar.
devamını gör...

zeki insanlar her şeyin fazlasıyla farkındadırlar. diğer insanların tam olarak görmediği veya her yönüyle anlayamadığı şeyleri hemen görüp anladıklarından, olumsuz şeylerin de her daim farkındadırlar.
aradıkları şeyi her yönüyle bulamazlar, çünkü mükemmeli ararlar. böyle olunca sürekli biraz eksiktirler.
her şeyin ilerisini düşünürler, oluşabilecek yanlışların bilincindedirler.
bütün bunlar düşünüldüğünde mutsuzluğa daha yatkın, depresyonun daha içinde olurlar.

bu durumu açıklayan söz için; (bkz: cehalet mutluluktur)
devamını gör...

paketteki son dalın başkası tarafından içilmesi.
devamını gör...

özentiye ve gösterişe duyulan sadakâtın bir örneği olarak görüyorum .bir birlikteliği paylaşacaksanız bunu sosyal hayatta paylaşın sosyal hesapta değil.
devamını gör...

benim adım cafer
boyum 1.10
gözlerimin rengini bilmiyorum!
devamını gör...

yüksek ihtimalle hatırlanmasada çocukken bir özelliğinizle dalga geçildi- hareketiniz, kişiliğiniz vs.- ve siz fark etmesenizde bunu bugününüze yansıtıyor olabilirsiniz.

(bkz: denendi onaylandı)
devamını gör...

kilitleri bir eğlence olarak gören, en baba kapıyı 1 dakika içinde açan, "kapıyı kilitleyerek neden amacını aşağılayım ki" vecizesinin sahibi olan sevimli yaratıklardır.

moralleri çok ama çok zor bozulur. hapishanelerde "eğlenceli" olduğu için kalırlar. hapishane dışında bir kavga gürültü duyarlarsa aralarından biri "hadi kapıyı açıp bakalım!" der, topluca kapıyı açıp dışarı çıkarlar.

bu nedenle çoğu şehir kenderleri almaz, suç işleyen kenderleri ise hapse atmak yerine şehir dışına atmayı tercih ederler.

bulundukları mekanların en minik kovuğunu bile bilir, her şehrin hapishane yemekleri konusunda eğlenceli muabbetler yaparlar.

bir kenderi bir yerden atarsanız ve o kender orada bulunmak istiyorsa tekrar girmesi 30 saniyesini alacaktır.

çok konuşurlar, o kadar çok konuşurlar ki bazen ölmemek için nefes almak amacıyla durmak zorunda kalırlar. aşırı iyi niyetlidirler.

üzerlerinde binlerce incik-boncuk, harita, gerekli gereksiz sayısız nesne bulunur.

konsantrasyonları inanılmaz düşüktür. bulutlardan konuşurken bir anda duvarcı ustalarına geçebilirler.

hiçbir şeyden korkmazlar. ejdarhaların kuyruğunu çekecek kadar korkusuzlardır. ama bu korkusuzlukları cesaretten değil, "korku" denilen duyguyu hissetmemelerinden ileri gelir. bu nedenle kenderlerin çoğu fazla yaşamazlar. yaşlı kenderler çok nadirdir.

o kadar korkusuzlardır ki, tasslehoff üzerinde ejderhaları delirten bir korku büyüsü olan sohikan korusunu bile (zor da olsa) geçebilmiştir.

her yeni şey gibi ölümü de eğlenceli ve yaşanması gereken muhteşem bir deneyim olarak görürler.

dillerinin kemiği yoktur. karşılarında bir tanrı olsa bile "naber" diye muhabbete girerler, hatta tass girmiştir.

süper mal aşırırlar. yanınızdan bir kender geçtiğinde muhtemelen cüzdanınız artık yoktur. ama asla "hırsızlık" amacı gütmezler. onların yaptığı aslında "ödünç almaktır"

kenderlerin kitabında "mülkiyet" denilen kavram yoktur. herşey herkese aittir. bir kender evinize girip sürahinizi alıp gidebilir, aynısını siz ona yaparsanız asla da umrunda olmaz.

bu yüzden bir kendere "hırsız" dediğinizde inanılmaz alınır, üzülür, kalbi kırılır hatta sinirlenir. bir kenderi sinirlendirmenin ya da üzmenin ender yollarından biri ona "hırsız" demek ya da sevdiklerine zarar vermektir.

daima gezdikleri, yıllarca kıtaları dolaştıkları için yerleşik hayata fazla alışamazlar.

korkunç meraklılardır. önlerinde cehennem kapısı açılsa bakmak için düşünmeden girerler. (ki [yine] tasslehoff girmiştir de)

değerleri farklı olduğu (daha doğrusu hemen hemen hiç değerleri olmadığı) için hemen hemen hiç evlenmezler de.

ama bütün bunlara rağmen şefkatli, duygulu, sevdiklerine sadık ve iyi kalpli, sevimli yaratıklardır.

dragonlance evreninin tartışmasız en eğlenceli ırkıdır kenderler. kalplerinde asla kötülük taşımazlar.

(bkz: tasslehoff burrfoot)
devamını gör...

eşekleriyle dillere destan olmuş coğrafi bölge.
devamını gör...

kebapların şahıdır. adana veya urfa kebap ancak getir götürünü yapar.
devamını gör...

"yaz dostum
kimse göçmez bu dünyadan mal ile.
"

barış manço - sarı çizmeli mehmet ağa
devamını gör...

arkamı dönüp, saçlarımı savurup pozumu verdikten 10 saniye sonra ben de onu çektim "hadi geç sıra sendee" deyip.. çarşaf gibii.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"üşüdüysen söyle sevgilim,
seni bir kat daha seveyim. "
devamını gör...

(bkz: haberleşelim)
devamını gör...

"bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar."

ailesinden kalan miras ile sıradan ve sıkıntısız bir hayat süren kahramanımızın kendine olan yolculuğunu ele alıyor kitap. burjuva olarak adlandırılan kahramanımız, kendisine yabancılaşmış, hayata karşı son derece duyarsızlaşmış, duygularını yitirmiş ve hissetmeyi unutmuştur. bu şekilde devam ettirdiği hayat kendisi için adeta bir ızdıraptır. kitap tam da bu noktada, kahramanın işlediği bir suç ile içindeki duygu patlamasını, insan olmanın hissiyatını ve heyecanını tüm benliğinde yaşamasını anlatıyor. alt tabaka olarak nitelendirilen mahallede geçirmiş olduğu bir gecede, kendi benliğine yapmış olduğu yolculuğu, duyguları ve hisleri ile tekrar barışmasını harika bir şekilde ele alıyor yazar. işte bu olağanüstü gece adeta kahramanın tekrar doğuşudur. hissiz, duyarsız, duyarsız bir hayata, yaşamak denilebilir mi?
stefan zweig'ın harika psikolojik tespitleri ile dolu, mükemmel bir içsel yolculuk.
devamını gör...

böyle saygısız, sevgisiz öğretmenler lütfen puanınız yetiyor diye öğretmen olmayın. insanlarla iletişim gerektirmeyen alanlara yönelin. gününüzün her anını öğrencilerle, sorularla kaplamanıza gerek yok ama sana soru soran bir öğrenciye böyle cevap veremezsiniz. en fazla sabaha saklar sabah cevap verirsin. ya da yumuşak bir dille * sınıf grubundan falan "sorularınızı daha müsait saatlerde atarsanız sevinirim." tadında bir mesajla halledebilirsin. zaten bitik olan eğitim sistemimizin dibini sıyırmayınız lütfen.
devamını gör...

migrenden muzdarip biri olarak önerileri sıralayacağım:

1. en önemlisi atağın başlamasını engellemek. bunu nasıl yapacaksınız? baş ağrınızı ne tetikliyor buna dikkat edin. benimkini açlık, susuzluk, havasız ortamlar (avm vs), stres, beslenme şeklim tetikliyor. çikolata, uykusuzluk, sigara, alkol, beyaz peynir de tetikleyebilir. bunlara dikkat edin, elinizden geldiğince kaçınmaya çalışın. beni şarap, karışık pizza da perişan ediyor.

2. yaşam önerilerinden devam edecek olursak, sabah türk usulü peynir, domates, zeytin, yumurta gibi besinlerle kahvaltı yapın. öğün atlamaya çalışın. günde 1,5ltden az su içmeyin, çin tuzu denen, monosodyumglutamat içeren besinlerden uzak durun.
haftada en az 2 gün mümkünse açık havada, pamuklu kıyafetler tercih ederek spor yapın. uykunuza mutlaka dikkat edin.

3. baş ağrınızın geleceğinizi hissettiğiniz anda eğer bulantınız oluyorsa bir metpamid ya da motillium; olmuyorsa bir ağrı kesici alın. en sık yapılan hata genellikle bu oluyor. insanlar geçer diye ağrı kesici almıyor, sonra ağrı şiddetlenince ağrı mekanizmasını kırmak zor oluyor. sonra polikliniğe baş ağrım ne alsam geçmiyor, acile gitmek zorunda kalıyorum diye geliyorsunuz yapmayın.

4. b12, folik asit ve d vitamini eksikliğinin baş ağrısı şiddeti ve sıklığını arttırdığını gösteriyor yayınlar. bunları eksikse mutlaka takviye edin.

5. bunları yaptınız fakat hala ayda 4-5 günden fazla ağrınız var. o zaman ilaç başlamak gerekir.
hasta yaşı, işi gibi faktörler ile değişmekle birlikte dideral, laroxyl, duloksetin içeren ilaçlardan biri tercih edilebilir. bu ilaçların etki göstermesi için uygun dozda en az 2-3 hafta kullanmanız gereken ilaçlar. bir tane aldım geçmedi, işe yaramadı diye düşünmeyin. en az 6 ay da devam ediyoruz. benimki geçti diye pat diye bırakmayın.

6. eğer ağrınız 10 günden fazla ise blokaj tedavisi gerekebilir. bunu nöroloji ya da algoloji uzmanı yapar.

7. ayda 10 taneden fazla ağrı kesici kullanıyorsanız aşırı analjezik kullanımı baş ağrısı da eklenmiş olabilir. bir nörologdan randevu alın.

8. migren tedavisi başarılı dememiz için ataklarınızın %50i azalması gerekiyor. migren kesin çözümü olmayan, kronik bir hastalıktır. benim gibi bununla yaşamayı öğrenin.

örneğin o kadar yazdım benim de şu an atağım var ve geçmiyor. yapacak bir şey olmuyor bazen.
devamını gör...

2014 yılında benimle yaşıt olan bir kızla facebooktan tanıştım hâlâ çok iyi bir arkadaşlığımız var kendisi diyarbakırlı sürekli arar mesaj atarız birbirimize ve birbirimiz hakkındaki çoğu şeyi biliriz iyi ki dediğim bir dostluk nasip olursa görüşmeyi çok istiyorum daha güneydoğuya yolum düşmedi o da gelemiyor bu tarafa biz de uzaktan dostluğumuzu ilerletiyoruz üstelik o da benimle aynı burç ve çoğu özelliğimiz aynı uzaklarda bir yerde benimle aynı özellikleri taşıyan biriyle dost olmak çok güzel
devamını gör...

küçükken anne-babama küsünce, ölmeyi düşünerek kendimce onları cezalandırırdım. "ben ölürsem görürsünüz" gibi sözlerle biraz ağlayıp sızlayıp üzüntümü belli ederdim, sonra da ben ölünce onlar ne kadar üzülürler neler yaparlar diye düşünmeye başlardım. belki bir çoğumuz yapmışızdır bunu. şimdi ise küsmüyorum, ne kadar tartışsak da küsemiyorum aslında...
devamını gör...

türkiye'de gerçekten olduğuna inanmıyorum. sadece kağıt üstünde bir şeymiş gibi geliyor.

(bkz: diyanet işleri başkanlığı)
(bkz: imamların devletten maaş alması)
(bkz: alkol ve sigaradan çok yüksek vergi alınması)
(bkz: din kültürü dersinde islam harici dinlere çok az yer verilmesi)
(bkz: din dersinin zorunlu olması)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim