difenbahya çiçeği
difenbahya, ağlayan çiçek anlamına gelen bu bitki evlerde çok sık tercih edilen süs bitkilerindendir.ana vatanı güney amerika olan bu bitki tropikal çiçek olarak bilinir.difenbahya, gün ışığını filtrelenmiş şekilde bolca alan evin aydınlık, gölge odalarını sever. yaprakları gün ışığına doğru eğilimde bulunacağından dolayı bitki her ay düzenli olarak ışık yönüne doğru çevrilmelidir.böylece yaprakların yönü ve gelişimi eşit ilerleyecektir. yaprakları üzerinde eğer minik kuruma ya da yaralar gözlemlerseniz bitkinin hoşlanmadığı bir durum söz konusu demektir.
eğer bitki başka bir cisme temas ediyorsa, (duvar gibi)esinti, cereyana maruz kalıyorsa,kalorifer, klima gibi kaynaklara yakın noktalarda ise mutlaka yeri değiştirilmeli ve bu kaynaklardan uzaklaştırılmalıdır.difenbahya’nın toprağı yılda bir defa değiştirilmelidir. ayrıca vitamin ve mineral ihtiyacını karşılayabileceği takviye besinlerden de yararlanırsanız bitki gelişiminde olumlu sonuçlar elde edersiniz. difenbahya’nın sulaması toprak nemi kontrol edilerek toprağın her yeri eşit ıslanacak şekilde yapılmalıdır.suyun dinlendirilmiş olması önemlidir.
devamını gör...
gece gelen hayatı sorgulama hissi
geceleri hayatı sorgulamak ya da var oluşsal sancılar çekmek yerine genellikle mutsuz bir ruh haline bürünürüm . özlediğim, yapmak isteyip de yapamadigim şeyleri düşünüp kendime aci cektirmeyi seviyorum herhalde, ben de tam çözemedim. o sorgulama hissi bana çok saçma sapan zamanlarda geliyor dostlar. ne bileyim ütü yaparken, çöp atarken, arkadaslarla sohbet ederken. bir anda dünya duruyor sanki. sadece düşüncelere dalıyorum bir süreliğine. sonra hemen kendime gelip, işimi bitiriyorum. daha sonrada kendimce biraz düşünüp kafamı toparliyorum. iyi de geliyor aslında.
devamını gör...
seda peker'in şarkı yapması
allah affettsin kafayı sedat peker'le bozmuşuz dedim adam müzik sektörüne de mi girdi. klipte ilk 10 saniye her yerde sedat peker aradım. zor zor türkiye simülasyonu baya çetin geçiyor.
devamını gör...
kar yağdığında gelen huzur
sessizliğin ve beyazın verdiği huzurdur.
devamını gör...
kafa dağıtmak için yapılanlar
balkonda oturup gökyüzünü seyrederken müzik dinlemek.
yürüyüş yapmak.
alışveriş yapmak.
mandala boyamak.
sözlükte gezinmek.
yürüyüş yapmak.
alışveriş yapmak.
mandala boyamak.
sözlükte gezinmek.
devamını gör...
normal sözlük vs ekşi sözlük
hepsinin en büyük sorunu zaman içinde belirli grupların tekeline geçmesi.
şu anda bu genellikle ,
-sağ görüşlü kesim,
-bel altı muhabbeti seven kesim,
-ceviz kabuğunu doldurmayacak magazin sevenler grubu ,
-hanım peşinde koşan kesim,
-ergen kesim
olarak göstermekte kendini.
hayatın gerçeklerini görmeye ve bu yolda bir duruş sergilemeye nedense pek yanaşılmamakta hiçbir sözlükte.
ekşi de böyle, diğerleri de .
burayı da zamanla tanıyacağız ancak ilk intibam odur ki , buranın da pek etliye sütlüye karışır bir görüntüsü yok maalesef ...
şu anda bu genellikle ,
-sağ görüşlü kesim,
-bel altı muhabbeti seven kesim,
-ceviz kabuğunu doldurmayacak magazin sevenler grubu ,
-hanım peşinde koşan kesim,
-ergen kesim
olarak göstermekte kendini.
hayatın gerçeklerini görmeye ve bu yolda bir duruş sergilemeye nedense pek yanaşılmamakta hiçbir sözlükte.
ekşi de böyle, diğerleri de .
burayı da zamanla tanıyacağız ancak ilk intibam odur ki , buranın da pek etliye sütlüye karışır bir görüntüsü yok maalesef ...
devamını gör...
tutkulardan intihar
rastgele denk geldiğim ve acayip bir şekilde kendini dinleten bir şarkı.
yarınlardan perşembe
tutkulardan intihar
ve ölmekten
bir gün daha vardı önümde
yarınlardan perşembe
tutkulardan intihar
ve ölmekten
bir gün daha vardı önümde
devamını gör...
kendime not
yazdığın notları okumayı unutma!
devamını gör...
japon olmayı arzulamak
bir japonya vatandaşı ile evlenerek bir kaç yıl içinde japon olmasanızda japonya vatandaşı olabilirsiniz.
devamını gör...
günün ünlüsü olmak için yapılması gerekenler
gerçekten merak ettiğimdir,
benimle birlikte sözlüğe girenlerin hepsi oldu, benden sonra girenlerde oldu,
çok da önemli birşey değil ama, neye göre seçiliyor merak ediyorum.
paylaşılan tanımların bir iki tanesi hariç öyle çok da özgün birşey seçilmemiş,
hele bir tanesi var evlere şenlik,
başlık güllaç, tanımda güllaç çok güzeldir, çok severim gibi birşey..
okuyunca pes dedim arkadaş pess...
bumudur yani kafa sözlüğün instagram sayfasında, sözlüğü yansıtan, tanıtan, orjinal anlatım, şimdi bunu okuyan bu yazarı merak edip sözlüğe gelirmi sandınız, anlamadımki..
beni ünlü yapın demiyorum, derdim o değil asla, ama bir kriter olsun yani bu nedir...
çok iyi tanımlar çok iyi yazarlar var, olmasa neyse, hiç sözlük okumasak yiycez yani...
benimle birlikte sözlüğe girenlerin hepsi oldu, benden sonra girenlerde oldu,
çok da önemli birşey değil ama, neye göre seçiliyor merak ediyorum.
paylaşılan tanımların bir iki tanesi hariç öyle çok da özgün birşey seçilmemiş,
hele bir tanesi var evlere şenlik,
başlık güllaç, tanımda güllaç çok güzeldir, çok severim gibi birşey..
okuyunca pes dedim arkadaş pess...
bumudur yani kafa sözlüğün instagram sayfasında, sözlüğü yansıtan, tanıtan, orjinal anlatım, şimdi bunu okuyan bu yazarı merak edip sözlüğe gelirmi sandınız, anlamadımki..
beni ünlü yapın demiyorum, derdim o değil asla, ama bir kriter olsun yani bu nedir...
çok iyi tanımlar çok iyi yazarlar var, olmasa neyse, hiç sözlük okumasak yiycez yani...
devamını gör...
ezberlenen en saçma şey
tüm ailemin tc kimlik numarasını biliyorum.
devamını gör...
günaydın sözlük
bu mavilik
sırf gökyüzü koyulaşsın
diye var
güneş
sırf yerini siyaha bırakmak
için doğuyor
doğsun ki siyaha kavuşalım
içinizin ısınacağı bir güne
günaydın...
sırf gökyüzü koyulaşsın
diye var
güneş
sırf yerini siyaha bırakmak
için doğuyor
doğsun ki siyaha kavuşalım
içinizin ısınacağı bir güne
günaydın...
devamını gör...
au hasard balthazar
1966 fransa - isveç ortak yapımı dramatik filmdir. özgün adı au hasard balthazar olan film mayıs 1971'de türk sinematek derneği'nde özgün adıyla gösterildi. vikipedi
bir eşeğin bir insanla kesişen ve benzeşen yaşam öyküsüdür konusu. eşeğin çektiklerini izledikçe bir ağlama tutturmuşumdur film boyunca. bir sahne vardır ki unutulmaz; eşek inatçıdır tabiatı gereği, bu bilinir. çoğu filmde olduğu gibi arzı endam eden filmin korkunç kötü oğlanı onun inadını kırmak için kuyruğunu tutuşturup araziye salar. o günden sonra hiç inat etmez bizim eşek.
benim ana karakter ile kurduğum özdeşim gereğince ki bu zorunlu değil ya, filmleri film lan bu ne ağlıyorsun diyerek izleyen, çıtasını "hızlı ve öfkeli"serisinden yukarıya çıkarmamışlara daima öykünürüm. yaşamım boyunca sanıyorum iki-üç yaşlarımdan itibaren benim de inadımı kıran pek çok olay, durum ve maaselef bir kısmı bilinçli olan kötülük görmüşümdür.sonuç itibarıyla halen bir miktar inadım kaldı ve başıma geleceği bildiğimden yani sonumu hazırladığımı bildiğimden yapacağımı yapıp ettikten sonra kollarımı kimseye zahmet olmasin diyerek bizzat ben zincirlerim. sonra da her sade kul gibi canımı canla donatan güce yalvarırım, duymaz da, vakti saati der biri. herhalde bir teyzedir, adını hatırlayamam ve yeme içmesi kesilmeyince onu ekler. sarı perde kapanır. beyaz perdeyi yanımdaki 9 numaralı koltukta oturan ve o da benim gibi film boyunca ağlayan kadına vermiş olmalılardır. belli ki temizlik hastasıdır. inadını böyle kırar. hepimizin yöntemleri ayrıdır. kimseye zahmet olmasındır.
devamını gör...
partizan
ismet özel’in harikulade, muhteşem, muazzam şiiri. kendi sesinden dinlediğimde o ilk afallayışımı unutamıyorum. hele şiirin bir yerinde o “yavrum” deyişindeki vurgu ve derinlik tekrar tekrar dinlenesidir. kendisinin toplumsal duyarlılığı ele alan ilk şiiri kabul edilen bu şiir ismet özel şiiri açısından bir dönüm noktasıdır. “gırtlağımda bir harf büyüyor” derken bir küfrün bastırılmasını ifade ettiği söylense de daima bir yarenin ismi olarak bunu algılıyorum. öyle ya şiir, şair ne kast ederse etsin artık biraz okurun anladığı şey değil midir? şiirle beraber şiirdeki imgelere dair güzel bir değerlendirme yazısını ve ismet beyin seslendirdiği linki de bırakıyorum.*
partizan
gırtlağımda bir harf büyüyor
buna dayanacağım
dişlerim kamaşıyor yıldızlardan
buna da.
kabaran bir çarpıntı oluyor şehir.
artık yırtarak açtığımız zarflarda
ne kargış, ne infilak
yalnız
koynunda çaresiz, çıplak
isyan işaterleri taşıyan
bir ergen cesedi.
kabaran bir çarpıntı oluyor şehir
uyusam bir dağın benimle uyuduğu oluyor
her gün şehrin ortasında bir ergen ölüyor
domuzuna ölüyor bankerlere durarak
noterden onaylı kağıtlara durarak
mevlit ilanlarına durarak.
yunmadık saçlarını okşuyoruz, yavrum.
– yüzümüzde dolanan bir mayhoş kahkaha —
gırtlağımda bir harf büyüyor
gırtlağımızda.
sarp bir güvercin düşüyor yüreğimden
buna dayanmalıyım
ölünce bir partizan gibi ölmeliyim
sabahın kuşluk vaktine savrulan
savrulan savrulan ergen ölüleri gibi.
şehrin şarkısını söylediğim zaman
yağız bir kımıltı oluyor sesim
korku ve cüzam
korku ve cüzam
korku…
ne beklenebilir artık namlulardan.
harçlar karılmış duruyordur
hem de kara
bir gerdek olarak yaşıyoruzdur kendimizi
ne beklenebilir.
yırtarak açtığımız zarflarda
büyük tecimevlerinde, büyük çarşılarda
pokerde-sinemada-genelevlerde
ne bir suçlu çağrışımı, ne karabasan
yalnız o herkesler
o herkesler kendine akarak boğulan
ve sürdüren bir güleç kocamışlığı.
bereketli kuşlar serpeceğim ayaklarıma
genzimi yakarak
bir cinayet türküsü söyleyeceğim ben de
ölürsem bir partizan gibi öleceğim
azgın bir gebelik halinde.
beni dinmeyen bir mavilik kanırtıyor
buna dayanamam
bir çeteci dişleriyle söküyor kanımdaki çiviyi
buna da.
radyodan silah sesleri geliyor
ter kokusu geliyor, ayak
aksayan bir şey örtüyor
yüreğimin kabzasını
olmadık sesler geliyor radyodan
beynimde korkunç bir vida olarak
ergen ölüleri
artık ellerimi bu rahlelerden ayırsam
boyunbağımın ve gülüşümün o kirli
rahatlığından, yırtık uğultusundan şehrin.
umudunun ayak seslerini okşuyoruz, yavrum.
kuşandığımız
bu alkol kokusu bize ne getirdi ki!
çıksam
gök
şarlayarak devrilse ardımdan
– ölürsek bir partizan gibi ölmeliydik —
yürüsem parçalanmış bir ceset tazeliğinde
yürüsem beynimde kıpkızıl bir serinlik
sonra denizler devirebilirim dudaklarımdan
sonra aşk, sonra dirlik: partizan
değerlendirme yazısı
kendi sesinden
partizan
gırtlağımda bir harf büyüyor
buna dayanacağım
dişlerim kamaşıyor yıldızlardan
buna da.
kabaran bir çarpıntı oluyor şehir.
artık yırtarak açtığımız zarflarda
ne kargış, ne infilak
yalnız
koynunda çaresiz, çıplak
isyan işaterleri taşıyan
bir ergen cesedi.
kabaran bir çarpıntı oluyor şehir
uyusam bir dağın benimle uyuduğu oluyor
her gün şehrin ortasında bir ergen ölüyor
domuzuna ölüyor bankerlere durarak
noterden onaylı kağıtlara durarak
mevlit ilanlarına durarak.
yunmadık saçlarını okşuyoruz, yavrum.
– yüzümüzde dolanan bir mayhoş kahkaha —
gırtlağımda bir harf büyüyor
gırtlağımızda.
sarp bir güvercin düşüyor yüreğimden
buna dayanmalıyım
ölünce bir partizan gibi ölmeliyim
sabahın kuşluk vaktine savrulan
savrulan savrulan ergen ölüleri gibi.
şehrin şarkısını söylediğim zaman
yağız bir kımıltı oluyor sesim
korku ve cüzam
korku ve cüzam
korku…
ne beklenebilir artık namlulardan.
harçlar karılmış duruyordur
hem de kara
bir gerdek olarak yaşıyoruzdur kendimizi
ne beklenebilir.
yırtarak açtığımız zarflarda
büyük tecimevlerinde, büyük çarşılarda
pokerde-sinemada-genelevlerde
ne bir suçlu çağrışımı, ne karabasan
yalnız o herkesler
o herkesler kendine akarak boğulan
ve sürdüren bir güleç kocamışlığı.
bereketli kuşlar serpeceğim ayaklarıma
genzimi yakarak
bir cinayet türküsü söyleyeceğim ben de
ölürsem bir partizan gibi öleceğim
azgın bir gebelik halinde.
beni dinmeyen bir mavilik kanırtıyor
buna dayanamam
bir çeteci dişleriyle söküyor kanımdaki çiviyi
buna da.
radyodan silah sesleri geliyor
ter kokusu geliyor, ayak
aksayan bir şey örtüyor
yüreğimin kabzasını
olmadık sesler geliyor radyodan
beynimde korkunç bir vida olarak
ergen ölüleri
artık ellerimi bu rahlelerden ayırsam
boyunbağımın ve gülüşümün o kirli
rahatlığından, yırtık uğultusundan şehrin.
umudunun ayak seslerini okşuyoruz, yavrum.
kuşandığımız
bu alkol kokusu bize ne getirdi ki!
çıksam
gök
şarlayarak devrilse ardımdan
– ölürsek bir partizan gibi ölmeliydik —
yürüsem parçalanmış bir ceset tazeliğinde
yürüsem beynimde kıpkızıl bir serinlik
sonra denizler devirebilirim dudaklarımdan
sonra aşk, sonra dirlik: partizan
değerlendirme yazısı
kendi sesinden
devamını gör...
ideal kiloya asla ulaşamamak
mutfağından önünden geçsem kilo alıyorum.*
devamını gör...
kara kuruş
17. yüzyıldan önce osmanlı ülkesinde geçerli olan alman gümüş sikkesi. bu sikkeler, osmanlı kuruşu şeklindeydi. bir buçuk alman sikkesinin değeri, bir osmanlı altını ediyordu. altının değeri 120 akçe iken, bu sikkenin değeri de 80 akçeye tekabül ediyor.
devamını gör...
yazarların zor zamanlarında sığındığı kişiler
yalnızlığımdır. 10 yıldır annem hayatımda olmadığından kendi yalnızlığıma sığınmayı öğrendim.
devamını gör...
üniversitede ilk gün
hiç yaşamadığım gün. çok merak etmişimdir. acaba lisenin ilk günü gibi midir? nasıl bir psikolojiye sokar insanı? 30'dan sonra görebilir miyim merak ediyorum.
devamını gör...

