gebelik testi
1960 yılına kadar kurbağa kullanılarak yapılan test. şöyle ki : kurbağanın arka bacaklarına gebe olduğu düşünülen kadının idrarı şırınga ile enjekte edilirmiş. ardından geçen 12 saat içinde kurbağa yumurtlarsa gebelik olduğu kanıtlanırmış.

testin böyle yapılmasının nedeni, kadının gebelik hormonlarının kurbağaya geçerek vücudunu harekete geçirmesiymiş. afrika pençeli kurbağası kullanılarak yapılan test, lancelot hogben tarafından geliştirilmiş ve hogben testi olarak adlandırılmıştır.
kaynak
kaynak 2

testin böyle yapılmasının nedeni, kadının gebelik hormonlarının kurbağaya geçerek vücudunu harekete geçirmesiymiş. afrika pençeli kurbağası kullanılarak yapılan test, lancelot hogben tarafından geliştirilmiş ve hogben testi olarak adlandırılmıştır.
kaynak
kaynak 2
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
sevmek ne uzun kelime
dokunulmasa da,görülmese de;
kalpte yer verilir bazısına,
nedensiz...
sen; aklım ve kalbim arasında kalan,
en güzel çaresizliğimsin.
gerçi aklıma bile gelmiyorsun artık.
o kadar kalbimdesin ki...
gözlerinin kahvesinden koy ömrüme,
kırk yılın hatırına "sen" kalayım.
"sevmek" ne uzun kelime...
şimdi açsam pencereyi beklesem.
sen gelsen, olmaz ya hani geliversen.
hiçbir şey sormasan,
hiçbir şey söylemesen,
sussan,
sussam,
sussak...
susuşların anlattıklarını dinlesek.
cemal süreya
dokunulmasa da,görülmese de;
kalpte yer verilir bazısına,
nedensiz...
sen; aklım ve kalbim arasında kalan,
en güzel çaresizliğimsin.
gerçi aklıma bile gelmiyorsun artık.
o kadar kalbimdesin ki...
gözlerinin kahvesinden koy ömrüme,
kırk yılın hatırına "sen" kalayım.
"sevmek" ne uzun kelime...
şimdi açsam pencereyi beklesem.
sen gelsen, olmaz ya hani geliversen.
hiçbir şey sormasan,
hiçbir şey söylemesen,
sussan,
sussam,
sussak...
susuşların anlattıklarını dinlesek.
cemal süreya
devamını gör...
dünyanın en çabuk biten şeyi
gençlik.
devamını gör...
lost in a lost world
iron maiden alamet-i farikası olmuş bayıldım. şarkıları sırayla dinlerken, bu şarkıda takıldım kaldım. bir türlü geçemiyorum. akustik kısım inanılmaz dinlendirici. sonlarına doğru şöyle epik ve fantastik bir tat alıp gevşediğiniz anda bana göre çok yerinde bir girişle sarsıveriyor ki, maiden da en sevdiğim şeylerden biri de bu zaten. 4.30'dan sonrasına tam olarak imza atılmış ve görev tamamlanmış diyebiliriz. peki şarkıyı kim yazmış? bu da soru mu arkadaş. steve harris elbette! vallahi adam başka bir çağda yaşasa peygamber olacak adammış * yalnız o değil de bilmem kaç yaşına gelmişsin şöyle bir şarkı yapmışsın, iki üç tane şaklaban çıkmış şarkının orasını burasını çekiştirip laf sokmaya çalışıyor. vallahi kabir azabı gibi bir durum. şunu anlarım; şarkıyı beğenmezsin, efendi gibi bunu dile getirirsin amenna ama kalkıp müzik uleması pozlarına girip, verip veriştirince komik oluyor. artı madem bu kadar cahil cesaretin var çık abicim harris'in karşısına burası olmamış, şurası olmamış diye anlat, ondan sonra da saydığın eksiklikleri gider ve şarkıya son şeklini ver bende sana şapka çıkarayım. yoksa sus ki, seni adam sansınlar. netice olarak şu şarkı benim için maiden klasiklerden biri haline gelmiş durumda, dilime de dolandı. hayırlısı bakalım. diğer şarkıları sırf bu şarkıya fena takıldığım gibi hakkıyla dinleyemedim. kısmetse onları da adam gibi dinledikten sonra albümün bütününe dair yazmak niyetindeyim. yalnız nefis olmuş, leziz olmuş, güzel olmuş!
tanım: iron maiden'ın senjutsu albümünde 4. sırada yer alan şarkı.
tanım: iron maiden'ın senjutsu albümünde 4. sırada yer alan şarkı.
devamını gör...
olmayan sebepten için sıkılması
olmayan gibi görünen ama bastırılmış sebeplerden kaynaklanan sıkıntıdır. geçmişte yaşananların, gelecek kaygılarının, bastırıldığını sandığınız tüm duyguların istenmeden hissedilmesinden kaynaklanır. boğazınıza yapışmış bir çift elle nefes almaya çalışırsınız.
devamını gör...
nadja
bir andré breton kitabı.
sürrealizm her zaman ilgimi çekmiştir. yazındaki sürrealizm görsel sanatlardaki kadar ilgi görmüyor maalesef. çünkü yazın ancak beyin tomografisine bakmayı bilen bir beyin cerrahı düzeyinde bir birikim sezgi kuvveti gerektiriyor.
söz konusu kitap dün elime geçti. sanki beynim uzun zamandır bu kitaba susamış gibi, birden büyük bir iştahla sayfaları çevirmeye, ardı ardına gelen kelimeleri içmeye başladım. biliyorum ki andré breton bu kitabı benim ve benim rüyalarım için yazmıştı. (burada kesinlikle bir büyüklenme veya kibir yoktur zira ben sizim, siz bensiniz) sır bu yüzden bu kitabı türkiye'de ancak bir avuç insan anlayabilir. anladığını sanan okuyucu ise yanlış anlamıştır.
bu noktadan sonra spoiler vardır. dikkat...
kitap bir kaos gibi başlar. yazar kendinden bahsettiği ilk onlarca sayfada kendini kendi bile anlayamaz. ancak nadja'yı gördüğü andan itibaren anlamlar kesif bir biçimle önce anlamlaşır sonra ruhumuza dokunur
bu noktadan sonra spoiler yoktur ama sonlara doğru bir alıntı olabilir.
daha önce kendi nadja'mın bana önerdiği bir kitapta nadja'mın beni bugüne hazırladığını anlıyorum aslında. fakat ve elbette nadja'm bundan habersizdi.
bu kitabı okuyacak olan sayın kadın yazarlar; siz bu kitabın nesnesi olabilirsiniz. (ancak çok nadir olanlarınız.) eğer çok sıradan bir hayat yaşıyorsanız kesinlikle nadja'yı okumayız zira bu bir zaman kaybı olacak.
nadja'ma kendini ve beni anlatan kitabı hediye ettiğimde (bakın artık o kadar eminim ki bu kitabı kesinlikle ben yazdım) tekamülümü tamamlamama çok az kaldığını anladım.
hâlâ okuyor musun sayın okuyucu? eğer hâlâ okuyorsan öncelikle parfümün dansı'nı da oku. onu bitirdiğinde lütfen nadja'yı da al.
entry'mi bitirirken, elinde ismail yerguz çevirisi olan varsa lütfen benimle iletişime geçebilir mi?
hazırdır kalbimin evceğizi
ve ancak geleceğe açılabilir.
mademki hiçbir pişmanlığım yok,
artık gelebilirsin güzel eşim.
sürrealizm her zaman ilgimi çekmiştir. yazındaki sürrealizm görsel sanatlardaki kadar ilgi görmüyor maalesef. çünkü yazın ancak beyin tomografisine bakmayı bilen bir beyin cerrahı düzeyinde bir birikim sezgi kuvveti gerektiriyor.
söz konusu kitap dün elime geçti. sanki beynim uzun zamandır bu kitaba susamış gibi, birden büyük bir iştahla sayfaları çevirmeye, ardı ardına gelen kelimeleri içmeye başladım. biliyorum ki andré breton bu kitabı benim ve benim rüyalarım için yazmıştı. (burada kesinlikle bir büyüklenme veya kibir yoktur zira ben sizim, siz bensiniz) sır bu yüzden bu kitabı türkiye'de ancak bir avuç insan anlayabilir. anladığını sanan okuyucu ise yanlış anlamıştır.
bu noktadan sonra spoiler vardır. dikkat...
kitap bir kaos gibi başlar. yazar kendinden bahsettiği ilk onlarca sayfada kendini kendi bile anlayamaz. ancak nadja'yı gördüğü andan itibaren anlamlar kesif bir biçimle önce anlamlaşır sonra ruhumuza dokunur
bu noktadan sonra spoiler yoktur ama sonlara doğru bir alıntı olabilir.
daha önce kendi nadja'mın bana önerdiği bir kitapta nadja'mın beni bugüne hazırladığını anlıyorum aslında. fakat ve elbette nadja'm bundan habersizdi.
bu kitabı okuyacak olan sayın kadın yazarlar; siz bu kitabın nesnesi olabilirsiniz. (ancak çok nadir olanlarınız.) eğer çok sıradan bir hayat yaşıyorsanız kesinlikle nadja'yı okumayız zira bu bir zaman kaybı olacak.
nadja'ma kendini ve beni anlatan kitabı hediye ettiğimde (bakın artık o kadar eminim ki bu kitabı kesinlikle ben yazdım) tekamülümü tamamlamama çok az kaldığını anladım.
hâlâ okuyor musun sayın okuyucu? eğer hâlâ okuyorsan öncelikle parfümün dansı'nı da oku. onu bitirdiğinde lütfen nadja'yı da al.
entry'mi bitirirken, elinde ismail yerguz çevirisi olan varsa lütfen benimle iletişime geçebilir mi?
hazırdır kalbimin evceğizi
ve ancak geleceğe açılabilir.
mademki hiçbir pişmanlığım yok,
artık gelebilirsin güzel eşim.
devamını gör...
tutunamayanlar
her yıl düzenli olarak başladığım hala bitiremediğim oğuz atay klasiği. sıkılmıyorum da okurken ama sürekli araya başka kitaplar giriyor. bu ay tekrar başlıcam hadi bakalım.
devamını gör...
kimsenin çözemediği matematik sorusu
elmalarla armutları ayırmak gereken sorudur:
kasaya girenler: 10+10+10= 30tl
kasadan çıkan: 5tl
kasaya giren son durum: 25tl
kasadan çıkan 5tl 1+1+1=3tl arkadaşlara
2tl çırağa
bu durumda girenler / çıkanlar yukarıdaki şekilde.
siz eğer kasaya giren (25tl)+ çırağın cep(2tl) = çocukların çıkan (9+9+9) yaparsanız doğru cevabı bulursunuz.
aksini yaparsanız adınızın berat olup olmadığını bir kontrol ettirin.
kasaya girenler: 10+10+10= 30tl
kasadan çıkan: 5tl
kasaya giren son durum: 25tl
kasadan çıkan 5tl 1+1+1=3tl arkadaşlara
2tl çırağa
bu durumda girenler / çıkanlar yukarıdaki şekilde.
siz eğer kasaya giren (25tl)+ çırağın cep(2tl) = çocukların çıkan (9+9+9) yaparsanız doğru cevabı bulursunuz.
aksini yaparsanız adınızın berat olup olmadığını bir kontrol ettirin.
devamını gör...
en yakın arkadaş
gecenin bir yarısı balıkların işeyip işemediğini sorguladığınız insandır.
“olum balıklar işiyor mu?”
“bir şey diyim mi ben balık olsam net işerdim”*
bu samimiyeti bulmak zor dostlar, bulursanız net bırakmayın.*
“olum balıklar işiyor mu?”
“bir şey diyim mi ben balık olsam net işerdim”*
bu samimiyeti bulmak zor dostlar, bulursanız net bırakmayın.*
devamını gör...
profil rozetleri arasındaki karma puan farkı
puan farkından da anladığımız üzere yoldaş kendi sevdiği filmleri yüksek puanlı yaparak kimsenin almasını istememiştir. kendi profilinin eşi benzeri olmasını istememektedir çünkü. ben onun yerinde olsam kimsede olmayan özellikleri bile koyardım profilime. sözlük benim değil mi istediğimi yaparım.
devamını gör...
unutmak
en son okuduğum kitaplardan birindeki bilgiye göre insan beyni yaşanan kötü olayları çok kolay hatırlar ve unutmazken ,yaşanılan iyi olayları unutma eğilimindeymiş. yani çoğumuz geceleri uyutmayan, bir şarkı, bir kokuyla yaşanan tüm kötü olayları hemen hatırlayıveririz. bunun nedeni de şuymuş: düşünün evi temizliyorsunuz, ama tüm pislikleri halının altına süpürüyorsunuz. görünürde ev temiz, ta ki halı kaldırılana kadar. beyin çözülemeyen olayları bir türlü arşivleyemiyormuş. yani olay çözümlenmediği için, çözülene kadar önünüze pişirilip pişirilip geliyormuş. yöntemi de yüzleşmekmiş. çoğumuz yaşanılan kötü olayları hatırlamak yerine , aklımıza geldiği anda panikler hemen silmeye çalışırız. işte bu yanlışmış. diyelim travma yaşatan veya ona da gerek yok, sizi rahatsız eden olayı tekrar canlandırın kafanızda ve tüm yaşanılanları tek tek hatırlayıp, eğer kişiyse söylemek istediklerinizi söyleyip affetmek, olay ise bu olayın yaşandığını kabullenip kendinizi affetmek gerekiyormuş. yoksa o olaylar çözülene kadar temcit pilavı gibi karşınıza çıkıyormuş.
devamını gör...
simyacı
"kitaplar,dinlemek isterseniz size ilginç öyküler anlatır.ama insanlarla konuşurken durum başka,öylesine tuhaf şeyler söylerlerki konuşmayı nasıl sürdürüceğinizi bilemezsiniz".
devamını gör...
oblomov
“ah yarabbi! ne budala insanlar var! evleniyorlar.”
devamını gör...
23 nisan'da isteyen yazar mahlas rengini değiştirebilsin kampanyası
ne kadar minik istekler bunlar.
burası kafa sözlük bu kadar mütevazi olmayın arkadaşlar.
mesela bir seçim yapalım, bir kişi bir günlüğüne yoldaşın koltuğuna otursun sözlüğü yönetsin.
demokratik bir sözlüğüz sonuçta, neden olmasın.*
tam olabilir diye düşünürken saçmaladığımı fark edince ben;
burası kafa sözlük bu kadar mütevazi olmayın arkadaşlar.
mesela bir seçim yapalım, bir kişi bir günlüğüne yoldaşın koltuğuna otursun sözlüğü yönetsin.
demokratik bir sözlüğüz sonuçta, neden olmasın.*
tam olabilir diye düşünürken saçmaladığımı fark edince ben;
devamını gör...
günün şiiri
fay-murathan mungan
kaç kişiyim bu yalnızlığın ortasında
bir boğa, bir leopar
arena ve opera
iyot ve rüzgar
arsenik ve sözcükler arasında
yüzüm çalılıklarla kaplı
aralayan gözüpek avcılar
için parslar geziyor kuytularında
iyi yürekli bir canavar saklanıyor
yazdıklarımın ve yüzümün
satırlarında
kendim için büyük bir tehlikeyim artık
ilerliyorum
içimdeki yer çatlağı boyunca.
kaç kişiyim bu yalnızlığın ortasında
bir boğa, bir leopar
arena ve opera
iyot ve rüzgar
arsenik ve sözcükler arasında
yüzüm çalılıklarla kaplı
aralayan gözüpek avcılar
için parslar geziyor kuytularında
iyi yürekli bir canavar saklanıyor
yazdıklarımın ve yüzümün
satırlarında
kendim için büyük bir tehlikeyim artık
ilerliyorum
içimdeki yer çatlağı boyunca.
devamını gör...
tedavisi olmayan türk hastalıkları
yeni anneleri darlamak... "bak o çocuk öyle üşür, onu giydir", "terlemiştir o, sırta bez koy", "sen şimdi anlamazsın, bilmezsin, bu çocuk aç kalmış, her halinden belli", "iyi bakamıyorsun herhalde, yaşıtlarına göre küçük kalmış", "çalışırken çocukla fazla ilgilenemedin tabii ondan dolayı çocuklar hastalandı" vs. vs. yazarken bile ruhum daraldı, bir de bunları işitirken siz beni görecektiniz...
devamını gör...
atm'lerde hâlâ kart kullanan insan
benim o insan dediğim başlıktır.
takıyorum kartı dokunuyorum pislik tuşlara sonra parayı çekiyorum alıyorum elime pislik paraları.
takıyorum kartı dokunuyorum pislik tuşlara sonra parayı çekiyorum alıyorum elime pislik paraları.
devamını gör...
koyunların sorunu
siyasete alet edilmektir. düşünsene bir koyunsun, adamlar sana seçmen muamelesi yapıyor.hakaret ediyor.düz gidiyor, giydiriyor.
salın arkadaş şu ponçikleri
salın arkadaş şu ponçikleri
devamını gör...

