yaralılara gaz sıkan polisleri ve sıktıran sözde yetkilileri de asla unutmayacağımız katliamdır. bir avuç öfkeli çocuk (!) tarafından gerçekleştirilmiştir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birden çok kralın olduğu yerde, şeytanın sözü geçer...*
devamını gör...

tabi ki her kızı olan annenin "anne olunca anlarsın."
devamını gör...

köy ortamında yaşayıp doğal beslenmek.
en önemlisi kafaya takmamak,umursuz olmak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

+ an itibariyle dönmüş yazardır. stop.
- e bize ne awk. stop.
+ kaldığı yerden devam edecek yazardır. stop
- bundan da bize ne awk. stop.
herkese mutlu sözlükler. bu tanım kendi kendini yok edecektir. stop.
devamını gör...

ciddi kişilik özelliğidir.

odaklanmak isteyen,yaptığı işi en güzel şekilde yapmaya uğraşan insan aktivitesidir.
ha bu demek değildir ki diğer yazarlar ciddi değil vs. kimi müzik ile odaklanır,kimi dikkatini dağıtacak hiçbir şey istemez etrafında.
sonuçta kimsenin tanımına kimse karışamaz değil mi?

yagami light ukdesi
devamını gör...

"konuşulan lisanı bilmiyen bir hayvanla, bir insan kalbinin arasındaki tanınma sınırları nerede gizlenmiştir, diye ekseriya hayret ederim.
kalblerinin birbirini ziyaret ettiği sade yol, uzak bir yaradılış sabahındaki hangi ilk cennette uzanır?
akrabalıkları çoktan unutulduğu halde, ayaklarının bu daimi izleri silinmemiştir.
böyle olmakla beraber, bazı sözsüz musikîde karanlık mazi uyanır, hayvan, insanın yüzüne nazik bir emniyet ile bakar; insan da onun gözlerinin içine eğlenen bir muhabbetle gözlerini iğerek diker.
anlaşılan iki arkadaş maske ile karşılaşıyor, ve bu maskenin içinden birbirlerini mübhemce tanıyorlar."

bahçıvan, rabindranath tagore
sayfa 132 - ahmed ihsan basımevi
devamını gör...

scheele’nin yeşili, yakut yeşili, paris yeşili, schweinfurt yeşil, zümrüt yeşili, viyana yeşili gibi bir sürü adı var.
kimyasal adı; bakır asetat triarsenit veya bakır asetoarsenit.

carl scheele adlı isveçli bir kimyager 1778’de arsenik ihtiva eden parlak yeşil renginde bir pigment yaratmıştı. hem imalatı kolay hem de ucuzdu.

esasen, rengin popüler olması 1864′te bir akşam paris operası’nda imparatoriçe eugenie’nin giydiği yeşil renginde tuvalet ile başlamıştı. kısa bir süre sonra da sadece giysilerde değil dekorasyonda da kullanılmaya başlandı.
sonradan anlaşıldı ki; victorya dönemi'nde pek popüler hale gelen çiçek desenli duvar kağıtlarında kullanılan zehirli ve ölümcül madde birçok ailenin ölümüne sebep olmuştu. napolyon'un da bu rengin tutkunu olduğu ve bu yüzden öldüğü bile iddia edilir. çünkü banyosundaki çizgili duvar kağıdı her ıslandığında arsenik yüklü buharlar açığa çıkmıştı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1- shakespeare döneminde tiyatroların önünde çürük domates satılırmış, oyunu beğenmeyen insanlar sahneye çürük domates atarmış, ama shakespeare'in oyunlarından hiçbirinde sahneye çürük domates atılmamış.

2- louisa may alcott huckleberry finn'i ahlaksız bulmuş hatta yasaklansın diye amerika çapında bir kampanya başlatmış.

3- hüseyin rahmi gürpınar'ın son sözleri ''lütfen kedilerimi iyi doyurun'' (çok üzücü bence)

4-can yücel arkadaşı ile birlikte paralarını biriktirip eğitim için yurt dışına gitmek istiyor. hasan ali yücel, oğluna ayrıcalık yaptığı düşünülür diye göndermiyor . arkadaşı giderken can yücel biriktirdiği parasını ona veriyor. gazi yaşargil, cerrah olarak dönüyor . can yücel, şair kalıyor.

5-sabahattin ali çok çapkınmış hatta sanırsam küçük yaştaki öğrencileriyle bile ilişkisi olmuş.

6- bu çok bilinir ama içlerinde en sevdiklerimden biri de budur: mehmet akif ersoy veterinerdir aslında. bir gün biri onu aşağılamak için ''siz baytardınız değil mi?'' diye sorar o da ''evet, bir yeriniz mi ağırıyor?'' diye cevap verir.

7- nedim biseksüeldir.

8-dostoyevski bir gün bir baloya gitmektedir. tam salona girdiğinde turgenyev'i dönemin diğer edebiyat üstadları olan herzen ve nekrasovla birlikte kahkaha atarken görür. ellerinde bir defter ve kalemle bir şeyler çiziktirmektedirler. dostoyevski kendisiyle alay edildiği düşüncesindedir. nitekim haklıdır da. iddiaya göre bu üç edebiyat ustası, bu koca koca adamlar, dostoyevski'yi aşağılayan bir şiir yazmakla meşguldur.(ekşiden aldım)

9-james joyce - marcel proust : dönemlerinin bu en büyük iki yazarı hayatlarında sadece bir kez karşılaşır. yirminci yüzyılın en önemli iki romanı olan ulysses ve kayıp zamanın izinde yazarları, içlerinde pablo picasso ve igor stravinski gibi efsane sanatçıların da olduğu bir baloda yan yana denk gelirler. pek tabii herkesin gözü bu ikilinin üzerindedir. derin bir edebi sohbet beklenmektedir. ancak proust ona sağlık sorunlarından bahseder. joyce ise o meşhur muzipliğini konuşturur. üstelik birbirlerinin yapıtlarını bile okumadıklarını itiraf ederler. proust balodan erkenden ayrılmak durumunda kalır ve arabasına geçer. joyce da koşturarak çıkar ve arabaya izinsiz atlar. girer girmez de pencereyi açar. bu proust'u öldürmeye teşebbüs etmekle aynı anlama gelir. çünkü proust ağır astım hastasıdır. yine de nezaketiyle ünlü proust ses etmez. piçliği ile ünlü joyce ise belki de içten içe bundan haz almıştır. proust bu geceden sadece altı ay sonra işbu rahatsızlıktan dolayı vefat etmiştir.(ekşiden aldım)
devamını gör...

"o tarihte yurtdışında olacağımdan ötürü" geyiği yapıldı mı? heh yapılmamış. çok şükür.

zirve gibi zirve olacaktır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: vurmayın adam öldü)

yapıcı olalım; benimkiler boş boş şeyler hakkında günlerce düşünmek, o alana yönelik okumalar yapmak, sinema ve gastronomi. emek ve zaman alıyor hobilerim. rahatsız mıyım bundan. yööö.

başlık sahibi arkadaşım; bilmemek değil öğrenmemek ayıp. muhtemelen ben daha entryi bitirmeden moderatör arkadaşlar başlığı düzenleyecekler/mevcut bir başlık varsa birleştirecekler ama bugünün yarını da var. bu açtığın mesela bir anket başlığı. ama hem böyle açılmaz, hem böyle tanım yazılmaz. aslında soru başlığa cevap entry de yazılmaz normalde ama bu normalde yazılıyor neyse ki. boş ver, oralar biraz daha karışık, şuna baksan kafi müsait bir zamanında ama mümkünse de uçurulmadan; normal sözlük formatı ve kuralları. çok sevgiler.
devamını gör...

"son akşam yemeği"

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

saygısız ve toplu yaşamayı beceremeyen, ne olduğundan bihaber insanlar tarafından, içindeki zeytin çekirdeği, ekmek kırıntısı ve başka şeylerle birlikte yapılan eylemdir.

vakti zamanında öğrenciyken üst katımda (6. katta) oturan diğer öğrenci kızlar, içinde zeytin çekirdeği de olan sofra bezini balkondaki çamaşırlarımın üzerinde silkelemişlerdi, bir avuç zeytin çekirdeğini toplayıp geri balkonlarına atmıştım. üstüne bir de kavga ettim tabii.

bir komşumuz da balkonun bu eylemi yapmak için ve halı silkelemek için varolduğunu iddia etmişti. bir de “istanbul’dan geldim” ben diyordu. istanbul’un neresiyse artık orası sıkıntı çıkarmayan. nereli olduğunu da yazmak istemiyorum.
devamını gör...

bunun hakkında epeydir düşünüyorum ve hala çözemedim. neden ırklar var? yani tamam belki eski insanlar kabileler halinde yaşıyorlardı ve kendilerine bi isim verdiler. ama artık böyle bir şeye ihtiyaç var mı?

aslında insanlık çok güzel bir şekilde kaynaşarak* yaşıyordu. fakat 1789'da tek sevmediğim devrim olan fransız devrimi oldu ve milliyetçilik akımı tekrardan yükselişe geçti. milliyetçilik dediğime bakmayın ırkçılığın süslenmiş hali. bunların sebebi ne biliyor musunuz? evrende yalnız olduğumuzu düşünmeleri. neandertalleri öldürmeselerdi onlar bir ırk,biz bir ırk olacaktık. fakat artık kimse bunun bilincinde değil. ama takdir ettiğim bir ülke var.amerika birleşik devletleri. siyahilere yapılan şey ırkçılık değil dışlama. o çok daha iğrenç bir şey boşverin onu. amerika'da ırkçılık olayları neredeyse hiç yok. çünkü onlar ırkını değil vatandaşı olduğu ülkeyi savunmayı öğrenmişler. böylece iç karışıklılıklar olmadan istediklerini yapabiliyorlar.

aslında ırkların ne kadar saçma olduğunu şöyle gösterebilirim. ben bundan sonra kendi aileme tartarus ırkından olduğumuzu söyleyeceğim. sonra 20 çocuk yapıp kendi çocuklarımında çok çocuk yapmasını sağlayacağım. böylece bir kaç yüzyıla 1000'lerce tartarus ırkından insan olacak. peki bunun bana bir faydası var mı? akrabalar arası çatışmalar mı? ırk savaşları mı? yoksa akraba evliliği ile doğacak engelli çocuklar mı?

hepimiz insanız sadece. saçma etiketlere gerek yok. bizi ilgilendiren tek şey yaşamak ve gelecek nesilleri güven altına almak. eğer bu şartlar sağlanırsa diğer amacımız onların refah içinde yaşaması için uğraşmak. ve bunları yaparken hep daha ileriye gitmek. ne olur bu yazıyı okuyan bir kaç kişi bile dediğimi anlayıp ırkların saçma olduğu bilincine kavuşsa,benim için yeter.
devamını gör...

pardon ama kadınların uğradığı haksızlıklara laf çıkarmayanlar neden çıkaranlara bu kadar tepkili? evet yasa önünde iki cins eşit gözükebilir ama toplumda (hele türk toplumunda) kesinlikle öyle görülmüyor. daha sonra cinsiyetçi başlıklara tepki verilince direkt bir atarlanmalar kızın tipine olsun karekterine olsun birçok şeye laf etmeler. yetmiyor kendi içlerinde o kadar kuduruyorlar ki gelip kızın başlığına saçma sapan tanım yazmalar falan neyin tripleri? belki kadın güzellemesi yapıyor olabilir (ki yapmıyor gayet doğruları söylüyor) yanlış düşünüyorsun dersin eleştirir geçersin. bu kadar tepki yalnızca kendi içinizdeki özgüvensizlikten geliyor. ayrıca bu tiplerin her gün her yerde erkek güzellemesi yapması da ayrı bir ironi.
devamını gör...

tıp literatürünü baştan yazan ve ezberleri bozan doktorumuzdur.

devamını gör...

"ilk izlenim çok önemlidir. ilk iki dakika kocaman bir yüreği var sanırsın. sonra bir ömür o yürekte ilk iki dakikayı ararsın."

ilhan berk
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim