normal sözlük yazarlarının ölümden döndüğü anlar
konya otogar yolu.. caddeden karşıya geçmeye çalışırken.. iki salak kız olarak araba altın da kalacağımıza.. güllerin içine uçtuk.. belki de o gün olmeliydim.. esincim sen iyi ki olmemissin.. iki evlat bir öküz koca sahibi oldun.. bravo..
devamını gör...
tolstoy'un bisikleti
hiçbir şey için geç değildir olarak kullanılan kavram.
67 yaşında bisiklet sürmeyi öğrenen tolstoy'dan geliyor.
67 yaşında bisiklet sürmeyi öğrenen tolstoy'dan geliyor.
devamını gör...
ssuuddee
adını her gün görmekten kusma eşiğine geldiğim yazar. güzel bir cümlesiyle gündem olsa gam yemem ama olsun. reklamın iyisi kötüsü olmaz. başarılar sude.
devamını gör...
sıfır takipçisi olan bir yazarı ciddiye almak
çok takipçi olunca ciddiye alınmak mı gerekiyor? mesela başımızdakilerin milyonlarca takipçisi var, ben hiç ciddiye almıyorum hatta alamıyorum. çok takipçili insanların, ünlülerin, magazin figürlerinin , yöneticilerin benim nazarımda çokta ciddiye alınacak bir tarafları yok. ülkemizdeki insanların durumlara karşı tutumlarını ve şekilcilik için neler yaptığını azıcık bile olsa bilmeyen birinin açtığı başlık.
devamını gör...
insanın yapmaktan bıkmayacağı şey
eleştiri. aradan ne kadar zaman geçerse geçsin birileri hep elalem ne der diye düşünmeye, ona göre yaşamaya devam edecek maalesef. bunun sebebi de yaş, cinsiyet ya da içinde bulunan durum fark etmeksizin insanların birbirini sürekli yapıcı olmayan biçimde eleştirmesi.
devamını gör...
kur'an-ı kerim
içinde bir çok mucize barındıran kutsal kitaptır.
devamını gör...
yeni gelen yazarlara nickaltı giren moderatör
heveslendirmektir, onure etmektir. hatta nickaltı yazılmamış bir yazar farkettiğinizde tanımlarını okuyarak sizde yapabilirsiniz.
bana sevgili (bkz: helios) yazmıştı, çok mutlu olmuştum mesela. (bkz: daddy)’ nin üç hafta üst üste kraliyet arması alamamasından sebep 2.’ likten 1. olduğumda da (bkz: hi my i run) yazmıştı onda da onure olmuştum mesela. yalnız benim tek üzüntüm ben neden hiç günün ünlüsü, instgram ünlüsü vs olmadım. görüyorum, olanlar bir daha bir daha oluyor. ya beni bir yerlerde unuttular, kimsenin haberi yok ya da ben oldum benim haberim yok.(swh) çok gücüme gidiyor bu durum söyliyeyim.
bana sevgili (bkz: helios) yazmıştı, çok mutlu olmuştum mesela. (bkz: daddy)’ nin üç hafta üst üste kraliyet arması alamamasından sebep 2.’ likten 1. olduğumda da (bkz: hi my i run) yazmıştı onda da onure olmuştum mesela. yalnız benim tek üzüntüm ben neden hiç günün ünlüsü, instgram ünlüsü vs olmadım. görüyorum, olanlar bir daha bir daha oluyor. ya beni bir yerlerde unuttular, kimsenin haberi yok ya da ben oldum benim haberim yok.(swh) çok gücüme gidiyor bu durum söyliyeyim.
devamını gör...
günümüzde kemalizmin atatürk'le alakasız olması
evvela başlık değişmiş iyi olmuş. başlığı açan arkadaşımızın anlatmak istediğine daha yakın gibi.
öyle iletiler yazılıyor ki, rahmetli uğur mumcu'yu anmadan edemiyor insan. ''bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.'' sözü ağızlara pelesenk olsa da, aforizmadan öteye gitmiyor. böyle güzel bir sözü dahi içselleştirme sorunumuz var.
yukarıda bir arkadaş diyor ki; kemalizm mustafa kemali diktatör olarak lanse etmek için uydurulmuş. hayreti mucip. vallahi pes. güzel kardeşim bu bilginin kaynağı ne? zira tarihi gerçeklikle uzaktan yakından ilişkisi yok.
kemalizm kavramı "türk kurtuluş savaşı" sırasında ortaya çıktı. yani sene 1919. henüz türkiye cumhuriyeti devleti ortada yok. mustafa kemal bir bağımsızlık mücadelesinin lideri konumunda, ülke yönetmiyor. teknik olarak zaten diktatör olamaz!
peki bu tabir o dönemde hangi anlama geliyor; mustafa kemal'den taraf olanlar, kemalciler, milli kurtuluşcular vs. vs.
bunu gerek dış basında, gerekse devletler arası yazışmalarda görüyoruz. hatta saray dahi celaliler nitelemesi ile birlikte bu tabiri kullanmaya başlıyor.
misal lumbord, curzona yazdığı mektupta kemalistlerin sevri yırtıp atacaklarını söylüyor.
böyle binlerce yazışma var.
neyse sonra savaş kazanılıyor. ve mazlum doğu halklarında yarattığı intiba "kemalist zafer". bu tarz başlıklar ve söylemler ortaya çıkıyor.
hal böyle olunca, "türk kurtuluş savaşı" kemalist zafer olarak adlandırılınca, kavram iyice oturmaya başlıyor. cumhuriyet kurulduktan sonra türk devrimleri kemalist devrimler olarak literatüre giriyor.
türk tarih kurumunun yayınladığı tarih serisinde 6 ok "kemalizm ilkeleri" olarak yer alıyor. sene 1931 mustafa kemal hayatta!
1932 ise kadro hareketinin orta çıktığı yıl. yakup kadriler, şevket süreyyalar, nedim töreler, kemalizmin fikri alt yapısını anlatmak amacıyla bu dergiyi çıkarıyorlar. mustafa kemal yine hayatta!
chf/chp kurultay metinleri, mustafa kemalin konuşmaları, halk evleri yayınları... kavram daha da güçlenerek kullanılıyor.
neyse çok uzatmak istemiyorum zira sayfalarca yazılır lakin bütün somut kanıtlar ortada duruyor. öğrenmek isteyen açar okur.
ben şuraya geleceğim; türkiye de 80 sonrası kitleler atatürkçülük kavramına sarıldı. bu kavram kemalizmin iğdiş edilmiş halidir. natocu ve amerikancı kenan evrenin bizlere hediyesidir. yani aslında "evrenizm"i "kemalizm"in yerine koymaktasınız.
işte başlığı açan arkadaş da, mustafa kemali sevdiğini söyleyen ama ona dair hiçbir gerçekliği öğrenmek için kılını kıpırdatmayan kitleyi eleştiriyor.
sonuna kadar da, haklı...
haddim olmayarak naçizane tavsiye;
sevin ama kendinize yontmayın. size uymayan taraflarını yontup, sevginizi meşrulaştırmaya çalışmayın...
okuyun yahu. çok mu zor? konuşma metinlerini, ttk tarih dergilerini, kadro sayılarını, arşivleri, medeni bilgileri vs vs...
tekrar altını çiziyorum mustafa kemal bu coğrafya da saygıyı hak eden en önemli tarihi figür... ama sevenleri dahi onu araştırmaktan imtina edip, fikirsel anlamda yan gelip yatıyorsa kimseye söz söyleme hakları kalmaz.
öyle iletiler yazılıyor ki, rahmetli uğur mumcu'yu anmadan edemiyor insan. ''bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.'' sözü ağızlara pelesenk olsa da, aforizmadan öteye gitmiyor. böyle güzel bir sözü dahi içselleştirme sorunumuz var.
yukarıda bir arkadaş diyor ki; kemalizm mustafa kemali diktatör olarak lanse etmek için uydurulmuş. hayreti mucip. vallahi pes. güzel kardeşim bu bilginin kaynağı ne? zira tarihi gerçeklikle uzaktan yakından ilişkisi yok.
kemalizm kavramı "türk kurtuluş savaşı" sırasında ortaya çıktı. yani sene 1919. henüz türkiye cumhuriyeti devleti ortada yok. mustafa kemal bir bağımsızlık mücadelesinin lideri konumunda, ülke yönetmiyor. teknik olarak zaten diktatör olamaz!
peki bu tabir o dönemde hangi anlama geliyor; mustafa kemal'den taraf olanlar, kemalciler, milli kurtuluşcular vs. vs.
bunu gerek dış basında, gerekse devletler arası yazışmalarda görüyoruz. hatta saray dahi celaliler nitelemesi ile birlikte bu tabiri kullanmaya başlıyor.
misal lumbord, curzona yazdığı mektupta kemalistlerin sevri yırtıp atacaklarını söylüyor.
böyle binlerce yazışma var.
neyse sonra savaş kazanılıyor. ve mazlum doğu halklarında yarattığı intiba "kemalist zafer". bu tarz başlıklar ve söylemler ortaya çıkıyor.
hal böyle olunca, "türk kurtuluş savaşı" kemalist zafer olarak adlandırılınca, kavram iyice oturmaya başlıyor. cumhuriyet kurulduktan sonra türk devrimleri kemalist devrimler olarak literatüre giriyor.
türk tarih kurumunun yayınladığı tarih serisinde 6 ok "kemalizm ilkeleri" olarak yer alıyor. sene 1931 mustafa kemal hayatta!
1932 ise kadro hareketinin orta çıktığı yıl. yakup kadriler, şevket süreyyalar, nedim töreler, kemalizmin fikri alt yapısını anlatmak amacıyla bu dergiyi çıkarıyorlar. mustafa kemal yine hayatta!
chf/chp kurultay metinleri, mustafa kemalin konuşmaları, halk evleri yayınları... kavram daha da güçlenerek kullanılıyor.
neyse çok uzatmak istemiyorum zira sayfalarca yazılır lakin bütün somut kanıtlar ortada duruyor. öğrenmek isteyen açar okur.
ben şuraya geleceğim; türkiye de 80 sonrası kitleler atatürkçülük kavramına sarıldı. bu kavram kemalizmin iğdiş edilmiş halidir. natocu ve amerikancı kenan evrenin bizlere hediyesidir. yani aslında "evrenizm"i "kemalizm"in yerine koymaktasınız.
işte başlığı açan arkadaş da, mustafa kemali sevdiğini söyleyen ama ona dair hiçbir gerçekliği öğrenmek için kılını kıpırdatmayan kitleyi eleştiriyor.
sonuna kadar da, haklı...
haddim olmayarak naçizane tavsiye;
sevin ama kendinize yontmayın. size uymayan taraflarını yontup, sevginizi meşrulaştırmaya çalışmayın...
okuyun yahu. çok mu zor? konuşma metinlerini, ttk tarih dergilerini, kadro sayılarını, arşivleri, medeni bilgileri vs vs...
tekrar altını çiziyorum mustafa kemal bu coğrafya da saygıyı hak eden en önemli tarihi figür... ama sevenleri dahi onu araştırmaktan imtina edip, fikirsel anlamda yan gelip yatıyorsa kimseye söz söyleme hakları kalmaz.
devamını gör...
türkiye tarımını birinci sıraya yükselten sizlersiniz
bir çiftçi çocuğu olarak buraya o kadar çok şey yazmak istiyorum ki ama kimsenin kimseyi dinlediği yok.
ben size sadece çiftçinin borcunu, sebze meyve fiyatlarını hatırlatıp konuyu kapatayım.
ben size sadece çiftçinin borcunu, sebze meyve fiyatlarını hatırlatıp konuyu kapatayım.
devamını gör...
yusuf hayaloğlu
1953 yılında ovacık/tunceli'de doğdu. parasız yatılı sınavında türkiye ikincisi oldu ve haydarpaşa lisesi'nde yatılı okudu. bir kısmı elâzığ’da geçen lise eğitiminden sonra istanbul devlet güzel sanatlar akademisi'nde resim eğitimine başladı. bir yandan da cağaloğlu matbaalarına grafik işleri ve bijuteri atölyelerine takı ve aksesuar modelleri yapıyordu. 1972 yılında üniversite eğitimine ara vererek evlendi. askerliğini bornova, burdur ve konya 2. ordu karargahı'nda ressam olarak yaptıktan sonra elazığ’da ulusal bir gazetede muhabirlik yaptı.
istanbul’a geri döndü. yılmaz güney ile tanışıp güney filmcilik’te çalışmaya başladı. üç yıl boyunca burada senaryo, öykü, roman, afiş, poster ve kartpostal hazırlanmasında görev aldı. güney dergisiyle yolculuğu sürerken gelen 12 eylül sürecinde o da geçti nizamiye kapılarından. çıktığında cağaloğlu'nda açtığı atölyesinde matbaa ve yayınevlerine resim-grafik işleri yapmaya devam etti.
kız kardeşi gülten'in 1979 yılında ahmet kaya ile evlenmesi hayatında yeni bir dönüm noktası oldu. ahmet kaya'nın onun yıllardır karaladığı ve bir kenara koyduğu şiirlerle tanışmasıyla aralarında 13 yıl sürecek bir üretim ortaklığı başladı. bu süreçte “yorgun demokrat”, “adı bahtiyar”, “ayrılık hediyesi”, “hani benim gençliğim”, “başım belada” gibi pek çok esere imza atarak bir döneme damga vurdular. hayaloğlu ayrıca “dağlarda kar olsaydım”, “nankör kedi”, “sen ağlama yar” gibi şarkılar yapıp ferhat tunç'tan, fatih kısaparmak, ibrahim tatlıses ve müslüm gürses'e kadar pek çok sanatçı ile çalıştı. 1999 yılında ahmet kaya için yazdığı “giderim” yılın şarkısı oldu.
ahmet kaya'nın türkiye'den ayrıldığı yıl "ah ulan rıza" isimli ilk albümünü çıkardı. 2002'de "gözleri intihar mavi" isimli ilk şiir kitabını yayınladı. kitabı 48. baskıya ulaşarak bir rekora imza attı. üst üste gelen ağabeyinin, ahmet kaya'nın ve annesinin ölümü ile sıhhatini büyük ölçüde kaybetti. her şeye rağmen eserlerini yaratmaya devam etti.
ikinci albümü "bir acayip adam" olan ilki gibi satış rekorları kırmasıyla bu kez flash tv, radyo barış, kral tv ve su tv'de programlar yapmaya başladı. bir yandan da yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konser ve dinletilerle şiirlerini halka ulaştırdı, ödüller aldı.
akciğer kanserine yakalanan hayaloğlu, 3 mart 2009’da tedavi gördüğü bakırköy acıbadem hastanesi'nde sabaha karşı çoklu organ yetmezliğinden 56 yaşında hayata gözlerini yumdu. cenazesi küçükarmutlu cemevi'nde ve yeniköy merkez camisi'nde düzenlenen iki törenin ardından yeniköy mezarlığı'nda toprağa verildi.
mine hayaloğlu ile evli olan yusuf hayaloğlu, deniz, hazan ve can adında üç çocuk babasıydı. vefatından sonra ailesi tarafından derlenen "dur... ağlama gözlerim", "gözleri intihar mavi" ve en son olarak "yüzüm gece yarısı" adlı şiir kitabı 2020 yılında yayımlandı.
istanbul’a geri döndü. yılmaz güney ile tanışıp güney filmcilik’te çalışmaya başladı. üç yıl boyunca burada senaryo, öykü, roman, afiş, poster ve kartpostal hazırlanmasında görev aldı. güney dergisiyle yolculuğu sürerken gelen 12 eylül sürecinde o da geçti nizamiye kapılarından. çıktığında cağaloğlu'nda açtığı atölyesinde matbaa ve yayınevlerine resim-grafik işleri yapmaya devam etti.
kız kardeşi gülten'in 1979 yılında ahmet kaya ile evlenmesi hayatında yeni bir dönüm noktası oldu. ahmet kaya'nın onun yıllardır karaladığı ve bir kenara koyduğu şiirlerle tanışmasıyla aralarında 13 yıl sürecek bir üretim ortaklığı başladı. bu süreçte “yorgun demokrat”, “adı bahtiyar”, “ayrılık hediyesi”, “hani benim gençliğim”, “başım belada” gibi pek çok esere imza atarak bir döneme damga vurdular. hayaloğlu ayrıca “dağlarda kar olsaydım”, “nankör kedi”, “sen ağlama yar” gibi şarkılar yapıp ferhat tunç'tan, fatih kısaparmak, ibrahim tatlıses ve müslüm gürses'e kadar pek çok sanatçı ile çalıştı. 1999 yılında ahmet kaya için yazdığı “giderim” yılın şarkısı oldu.
ahmet kaya'nın türkiye'den ayrıldığı yıl "ah ulan rıza" isimli ilk albümünü çıkardı. 2002'de "gözleri intihar mavi" isimli ilk şiir kitabını yayınladı. kitabı 48. baskıya ulaşarak bir rekora imza attı. üst üste gelen ağabeyinin, ahmet kaya'nın ve annesinin ölümü ile sıhhatini büyük ölçüde kaybetti. her şeye rağmen eserlerini yaratmaya devam etti.
ikinci albümü "bir acayip adam" olan ilki gibi satış rekorları kırmasıyla bu kez flash tv, radyo barış, kral tv ve su tv'de programlar yapmaya başladı. bir yandan da yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konser ve dinletilerle şiirlerini halka ulaştırdı, ödüller aldı.
akciğer kanserine yakalanan hayaloğlu, 3 mart 2009’da tedavi gördüğü bakırköy acıbadem hastanesi'nde sabaha karşı çoklu organ yetmezliğinden 56 yaşında hayata gözlerini yumdu. cenazesi küçükarmutlu cemevi'nde ve yeniköy merkez camisi'nde düzenlenen iki törenin ardından yeniköy mezarlığı'nda toprağa verildi.
mine hayaloğlu ile evli olan yusuf hayaloğlu, deniz, hazan ve can adında üç çocuk babasıydı. vefatından sonra ailesi tarafından derlenen "dur... ağlama gözlerim", "gözleri intihar mavi" ve en son olarak "yüzüm gece yarısı" adlı şiir kitabı 2020 yılında yayımlandı.
devamını gör...
polaroid fotograf makinesi
10'lu filmi ben kullanmaya başladığımda çok daha ucuzken şimdi fiyatları uctugundan mütevellit bırakmak zorunda kaldığım fotoğraf makinesi. ben de isterdim minik tatlış kartlarda anılarımı saklayayım ama o parayla analog makineme film alıyorum artık. bu makine de bir köşede kullanılacağı günü bekliyor sabırla...
devamını gör...
dost hayatı
işte bu da ''gecekondu'' gibi bana çocukluk travması yaşatmış sözlerden biridir. ben bunu iyi, hoş bir şey sanırdım, dost sözcüğüne nasıl kötü bir anlam yüklenebilirdi ki? neden her söylendiğinde insanların tuhaf yüz mimik ve imaları yaptıklarını da anlamazdım. tıpkı gece uçmayı seven bir kuş cinsi zannettiğim gecekondu sözünü her söylediklerinde insanların yüzünü bir iğretilik kapladığını anlayamadığım gibi.
devamını gör...
kendinle sevgili olur musun sorunsalı
tabikide olurdum. ben kendimle sevgili olmayı göze alamayacak biri olsaydım bir başkasının ne sevgilisi ne de arkadaşı olamazdım ki zaten.
devamını gör...
normal sözlük'e veda
bir ayrılık şarkısı seç
sessizce çal benim için.
sessizce çal benim için.
devamını gör...
sahaftan kitap almak
ikinci el kitap alma eylemidir. daha önce okuyan kişi tarafından altı çizili cümleleri olur, bazen de şanslıysak ek notlar buluruz satırlarda. birinin yaralarına ortak olmak gibidir.
devamını gör...
braille alfabesi
zamanında görme engellilerin bir derneğini ziyaret ettiğimde yakınen inceleme fırsatı bulmuştum. bu alfabeyle kağıtlara yazı yazabildiğimiz daktilo tarzında bir cihaz vardı, kağıtta nokta nokta kabartmalar yaparak yazılıyordu. ayrıca dernekte bir de sesli kitap okuma stüdyosu vardı. biz kitap okuyor ve kaydediyorduk. görme bozukluğu yaşayan arkadaşlar da bizim sesimizden kitapları dinliyordu. etrafınızda bu tür derneklere gidin, ziyaret edin. onların farkında olduğunuzu fark edince çok mutlu oluyorlar. o insanlara bu duyguyu yaşatın.
devamını gör...
özlemek
bir yerde yazı okumuştum özlemek ile alakalı.
geçmişte, yaşadığımız olaylara, aşık olduğumuz kişilere, mutlu olduğumuz anlara özlem duymuyoruz aslında, özlem duyduğumuz şey bunları yaşarken, içimizde yaşadığımız hislerdir, temalı bir yazıydı. herkes için farklı bir tanımı vardır gerçi.
geçmişte, yaşadığımız olaylara, aşık olduğumuz kişilere, mutlu olduğumuz anlara özlem duymuyoruz aslında, özlem duyduğumuz şey bunları yaşarken, içimizde yaşadığımız hislerdir, temalı bir yazıydı. herkes için farklı bir tanımı vardır gerçi.
devamını gör...
yenilen en kötü tatlı
hiçbir tatlı kuru fasulye pastasından kötü olamaz.
devamını gör...
tazmanya kaplanı
20. yüzyılda soyu tükenen hayvan. fakat buna rağmen, o dönemden kalma fotoğrafları günümüze ulaşmıştır. insan böyle soyu tükenen hayvan görünce garip oluyor, fotoğrafını falan. şimdi gelecek nesiller bu hayvanı göremeyecek. e biz de göremiyoruz. ama sonuçta dedelerimiz görmüştür. görmeseler bile, onların devrinde böyle bir hayvan vardı yani. mesela bunu düşününce, dedemi, jurassic parkta yaşamış gibi hayal ettim. ama, durun dostlar. bu hayvanın nesli her ne kadar 1936 yılında tükense bile, bazı insanlar bu hayvanı avustralya'da gördüklerini iddia ediyorlar. ne ilginç. bu arada böyle vakalar yaşanmış zamanında, 30 yıldır neslinin tükendiği sanılan canlı bir anda hop diye çıkıvermiş, "mekanın sahibi geri geldi" diye. yaşanıyor böyle ilginç vakalar. yani şimdi dinazor falan çıkabilir, kendinizi buna hazırlayın derim. dost tavsiyesi. ayrıca bilim adamları bu hayvanı tekrar canlandırmak istiyor diye dedikodular dolaşıyordu bir dönem ortalıkta. yani bilemeyiz, bu hayvan ölmüş mü yoksa ihbarlar doğru mu? ha eğer değilse bile, bilemeyeceğimiz bir şey daha var. o sahte ihbarları yapan kişilerin amaçlarının ne olduğu..*

ve böyle vahşi, haşin bir hayvanın akrabaları sizce kimdir? tilki mi? çakal mı? kurt mu? kanguru mu(kanguruyla birçok benzer yanı var)? kaplan mı? hayır değil.
işte tazmanyanın kralının en yakın akrabaları:


burdan şu sonucu çıkarabiliriz, bence tazmanya kaplanına, akrabalarının bunlar olduğunu söylemişler, o da ölmüş. tabii bu benim teorim. ama bu hayvanın soyunun tükenmesinin asıl sebebi, 19. yüzyılda sömürgecilerin binlerce tazmanya kaplanını öldürmesidir. böylece sayıları çok azalmış, son tazmanya kaplanı da, 1936 yılında hayvanat bahçesinde hayata veda etmiştir.

ve böyle vahşi, haşin bir hayvanın akrabaları sizce kimdir? tilki mi? çakal mı? kurt mu? kanguru mu(kanguruyla birçok benzer yanı var)? kaplan mı? hayır değil.
işte tazmanyanın kralının en yakın akrabaları:


burdan şu sonucu çıkarabiliriz, bence tazmanya kaplanına, akrabalarının bunlar olduğunu söylemişler, o da ölmüş. tabii bu benim teorim. ama bu hayvanın soyunun tükenmesinin asıl sebebi, 19. yüzyılda sömürgecilerin binlerce tazmanya kaplanını öldürmesidir. böylece sayıları çok azalmış, son tazmanya kaplanı da, 1936 yılında hayvanat bahçesinde hayata veda etmiştir.
devamını gör...
uzak mesafe ilişkisi
çift birbirine uzak olunca özlüyorsunuz ve ilk bir araya gelişte samimi anlar yaşanıyor. tercihimdir. tecrübeyle sabittir uzuuun süre yürütülebilir.
devamını gör...