normal sözlük yazarlarının karalama defteri
soğukluğunu hissedebiliyorum
ne kadar arzuladığımı da
çıkan o ürpertici ses
onu da duyuyorum
ama yoksun
yakında tanışacağız nasılsa
başladığın işi ben bitireceğim
o cesaret bende yok mu
inanmıyorsun değil mi
o zaman çehov'u hatırla!
ne kadar arzuladığımı da
çıkan o ürpertici ses
onu da duyuyorum
ama yoksun
yakında tanışacağız nasılsa
başladığın işi ben bitireceğim
o cesaret bende yok mu
inanmıyorsun değil mi
o zaman çehov'u hatırla!
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
insanlar dijital fotoğraflara benziyor. yakinlastikca piksellesiyor, ya da uzaklaştıkça netliği bozuluyor.
devamını gör...
bibliyomani
aşırı kitap düşkünlüğü olarak tanımlayabileceğimiz bibliyomani, kitap toplama ve biriktirmenin çok ciddi bir seviyeye ulaştığı obsesif kompülsif bir hastalıktır.
bu terimi ilk kullanan kişi dr. john ferriar'dır. ferriar bu sözcüğü, 150 binden fazla kitapla dolu sekiz evi ve yaklaşık 100 bin sterline mal olmuş bir kitap koleksiyonu bulunan richard heber için kullanmıştır.
bibliyomanlar, kitapları okumak için satın almazlar. onlar için kitap satın almak bir arzudur. ve bunun için her şeyi yapabilirler. cinayet işleyen bibliyoman hastaları bile kayıtlara geçmiştir.
bibliyomanlar, kitaplar konusunda çeşitli amaç ve isteklere sahip olabilirler. kimi bibliyomanlar kitapları kokusu için toplar, kimileri kapaklarına hayrandır, kimileri yazınsal mirası korumak için toplar, kimileri mal varlığının ve gücünün sembolü olarak toplar, kimileri özel olarak ilgilendikleri alanla ilgili yazılmış kitapları toplar. sonuç olarak istek farklı olsa da amaç aynıdır: kitap toplamak.
tarihin en ünlü kitap hırsızı, bir bibliyoman olan stephen blumberg’tir. akıl hastası da olan stephen blumberg yirmi yılda 20 bin kitap, 11 bin de tarihi yazı çalmıştır. aslında para kazanmak amacıyla sık sık antika eşyalar çalan stephen çaldığı kitapları hiç satmamıştır.
yine ünlü bir bibliyoman da thomas phillipps (1792-1872). ölümünde 160.000 kitap ve el yazması içeren koleksiyonu vardır.
bu terimi ilk kullanan kişi dr. john ferriar'dır. ferriar bu sözcüğü, 150 binden fazla kitapla dolu sekiz evi ve yaklaşık 100 bin sterline mal olmuş bir kitap koleksiyonu bulunan richard heber için kullanmıştır.
bibliyomanlar, kitapları okumak için satın almazlar. onlar için kitap satın almak bir arzudur. ve bunun için her şeyi yapabilirler. cinayet işleyen bibliyoman hastaları bile kayıtlara geçmiştir.
bibliyomanlar, kitaplar konusunda çeşitli amaç ve isteklere sahip olabilirler. kimi bibliyomanlar kitapları kokusu için toplar, kimileri kapaklarına hayrandır, kimileri yazınsal mirası korumak için toplar, kimileri mal varlığının ve gücünün sembolü olarak toplar, kimileri özel olarak ilgilendikleri alanla ilgili yazılmış kitapları toplar. sonuç olarak istek farklı olsa da amaç aynıdır: kitap toplamak.
tarihin en ünlü kitap hırsızı, bir bibliyoman olan stephen blumberg’tir. akıl hastası da olan stephen blumberg yirmi yılda 20 bin kitap, 11 bin de tarihi yazı çalmıştır. aslında para kazanmak amacıyla sık sık antika eşyalar çalan stephen çaldığı kitapları hiç satmamıştır.
yine ünlü bir bibliyoman da thomas phillipps (1792-1872). ölümünde 160.000 kitap ve el yazması içeren koleksiyonu vardır.
devamını gör...
askerlikte mantık
yeni tayin olduğu alayı denetleyen albay, nizamiyedeki bankın başında nöbet tutan iki eri görüp “neden orada nöbet tuttuklarını”
sormuş…
“bilmiyoruz komutanım, eski komutanımızın emri ile sürekli bu banka nöbet yazılır” diye cevap vermiş askerler..
merakını yenemeyen albay bir önceki alay komutanını telefonla aramış ve sormuş, “valla bilemiyorum” demiş eski komutan, “epey önceden konulmuş bu nöbet geleneğini biz de devam ettirdik.”
ısrarla üç komutan geriye giderek bu nöbeti ilk koyan 80 yaşındaki emekli general’e ulaşılmış.
“affedersiniz efendim, ben sizin 30 yıl önce başında olduğunuz alayın yeni komutanıyım” diye kendini tanıtmış albay, “nizamiyedeki bir bahçe bankının başında iki tane nöbetçi buldum.. bu nöbeti ilk siz koydurmuşsunuz.. bu bankın özelliği hakkında bilgi lütfeder misiniz.?
emekli general “nasıl olur?” demiş, “boyası hâlâ kurumamış mı?”
sormuş…
“bilmiyoruz komutanım, eski komutanımızın emri ile sürekli bu banka nöbet yazılır” diye cevap vermiş askerler..
merakını yenemeyen albay bir önceki alay komutanını telefonla aramış ve sormuş, “valla bilemiyorum” demiş eski komutan, “epey önceden konulmuş bu nöbet geleneğini biz de devam ettirdik.”
ısrarla üç komutan geriye giderek bu nöbeti ilk koyan 80 yaşındaki emekli general’e ulaşılmış.
“affedersiniz efendim, ben sizin 30 yıl önce başında olduğunuz alayın yeni komutanıyım” diye kendini tanıtmış albay, “nizamiyedeki bir bahçe bankının başında iki tane nöbetçi buldum.. bu nöbeti ilk siz koydurmuşsunuz.. bu bankın özelliği hakkında bilgi lütfeder misiniz.?
emekli general “nasıl olur?” demiş, “boyası hâlâ kurumamış mı?”
devamını gör...
40 bin ton patates 10 bin ton soğan dağıttık
iktidar gücünü elinde bulunduranlarla halkın arasındaki uçurumun iyice açıldığını gösteren vahim olaylardan biri daha.
bu konu üstüne çokça yazılır çizilir. zaten yazmış da pek çok yazar sağolsun. ama gözden kaçan şöyle ciddi bir sorun daha var dağıtılan patateslerle ilgili. açıklamalara bakılırsa dağıtılan patatesler depolarda kalmış, çürümeye yüz tutmuş, eski mahsül patatesler. sorun şu ki sağlıksız koşullarda çok uzun süre beklemiş, özellikle filizlenmiş, bayatlamış ve güneş ışığına maruz kalmış patateslerde solanin miktarı sağlığı tehdit edecek şekilde artar. solanin ise bıraktığım kaynakta ayrıntılı şekilde okuyabileceğiniz üzere çok güçlü bir zehirdir.
eğer gerekli incelemelerden geçmeden dağıtılmışsa bunca patates, maalesef toplum sağlığı yine ve yine çok ucuz bir siyasi şov yüzünden riske atılmıştır. yazık. çok yazık.
www.gidabilgi.com/Makale/De...
bu konu üstüne çokça yazılır çizilir. zaten yazmış da pek çok yazar sağolsun. ama gözden kaçan şöyle ciddi bir sorun daha var dağıtılan patateslerle ilgili. açıklamalara bakılırsa dağıtılan patatesler depolarda kalmış, çürümeye yüz tutmuş, eski mahsül patatesler. sorun şu ki sağlıksız koşullarda çok uzun süre beklemiş, özellikle filizlenmiş, bayatlamış ve güneş ışığına maruz kalmış patateslerde solanin miktarı sağlığı tehdit edecek şekilde artar. solanin ise bıraktığım kaynakta ayrıntılı şekilde okuyabileceğiniz üzere çok güçlü bir zehirdir.
eğer gerekli incelemelerden geçmeden dağıtılmışsa bunca patates, maalesef toplum sağlığı yine ve yine çok ucuz bir siyasi şov yüzünden riske atılmıştır. yazık. çok yazık.
www.gidabilgi.com/Makale/De...
devamını gör...
sözlük kasıyor signal'a geçelim mi
(bkz: hız cezası)
devamını gör...
hdp iddianamesinde 451 kişi için siyasi yasak istenmesi
açıkça bizden, bu ülkeden bir halt olmayacak denmiş.
sen madem yargısın, madem hukuk devleti diye sayıklıyorsun solda sağda.
çık ilk önce sedat peker videolarında geçen olayları incele.
bir soruşturma bir kovuşturma başlat ulan.
içişleri bakanın alenen mafya ile ilişkili sen hala hdp bilmem ne.
el chapo diye bir dizi izliyorum.
arada bir sanki türkiye'de geçiyor gibi hissediyorum.
tanım: daha da rezil olmaz artık denilen ülkenin daha da rezil olmaya çalışmasından başka bir şey değildir.
sen madem yargısın, madem hukuk devleti diye sayıklıyorsun solda sağda.
çık ilk önce sedat peker videolarında geçen olayları incele.
bir soruşturma bir kovuşturma başlat ulan.
içişleri bakanın alenen mafya ile ilişkili sen hala hdp bilmem ne.
el chapo diye bir dizi izliyorum.
arada bir sanki türkiye'de geçiyor gibi hissediyorum.
tanım: daha da rezil olmaz artık denilen ülkenin daha da rezil olmaya çalışmasından başka bir şey değildir.
devamını gör...
urla iskele
devlet grisi her türlü resmi evrak üzerinde iskele mahallesi olarak geçen, izmir ili, urla ilçesine bağlı bir mahalle.
bana ve iskelenin yasal olmayan varislerine göre sadece iskele, az daha yabancı olanlar için urla iskele.
devlet grisi her türlü resmi evrak üzerinde yaklaşık bir senedir adres kaydı bulunmayan ben için yeni ikamet adresi, yuvaya dönüş, sılaya kavuşma.
ağustos demiştim kendime, sözümü tuttum, sayılıdır benim kendime verdiğim sözleri tutmam, bu da onlardan biri. ağustos ortası gibi evim, yuvam artık orası, büyük ihtimalle mezar yerim de?
ufacık, eski bir ev, 2 oda, ufacık bahçe, tam benlik. tam kedilik, tam belki 2 kedilik, bakacağız?

yaklaşık 1920 tarihli hali bu, daha yorgo seferis karşıya geçmemiş, necati cumalı urlaya geldi gelmek üzere, anaksagoras sorgularını bitireli asırlar olmuş, tanju okan daha dünyada yok.
adaşım batis'in kahvesi var, evler var, huzur var.
deniz var, gömülü halde klazomenai var az ötede, bi ben yokum.
tanrılarımın bana dur artık işareti burası, görmezden gelinmez..
beklerim, çıkın çıkın gelin.*
bana ve iskelenin yasal olmayan varislerine göre sadece iskele, az daha yabancı olanlar için urla iskele.
devlet grisi her türlü resmi evrak üzerinde yaklaşık bir senedir adres kaydı bulunmayan ben için yeni ikamet adresi, yuvaya dönüş, sılaya kavuşma.
ağustos demiştim kendime, sözümü tuttum, sayılıdır benim kendime verdiğim sözleri tutmam, bu da onlardan biri. ağustos ortası gibi evim, yuvam artık orası, büyük ihtimalle mezar yerim de?
ufacık, eski bir ev, 2 oda, ufacık bahçe, tam benlik. tam kedilik, tam belki 2 kedilik, bakacağız?

yaklaşık 1920 tarihli hali bu, daha yorgo seferis karşıya geçmemiş, necati cumalı urlaya geldi gelmek üzere, anaksagoras sorgularını bitireli asırlar olmuş, tanju okan daha dünyada yok.
adaşım batis'in kahvesi var, evler var, huzur var.
deniz var, gömülü halde klazomenai var az ötede, bi ben yokum.
tanrılarımın bana dur artık işareti burası, görmezden gelinmez..
beklerim, çıkın çıkın gelin.*
devamını gör...
obez insanlardan ekstra sağlık vergisi alınsın
saçma bir kampanya girişimi. biraz da şurama doğru ötekileştirsenize ya.
devamını gör...
umudunuzu kıran insanlar
karamsar, haset ve de enerji vampiri insanlardır. kendileri umutsuzluk batağına saplandıkları için sizin de umudunuzu kırarlar ve bundan sadistçe bir zevk alırlar.
devamını gör...
yürüyen şato
ilk olarak diana wynne jones'un kitap olarak yazdığı ve hayao miyazaki'nin bundan ilham alarak ve kendi yorumunu da katarak animasyon haline getirdiği bir yapımdır. 2004 yılında yayımlanmıştır. ülkemizde howl's moving castle olarak da bilinir.
ne zamandır aklımdaydı, hakkında başlık açıldığını görünce mutlu oldum. gerçek sevgi tasvirinin çok saf, nahif ve akıllıca yapılmış olması, çizimlerin bu kadar kaliteli olması animasyonu mükemmel kılan unsurlardandı.
sophie'nin şapkacı dükkanında çalışırken kulağına gelen, diğer arkadaşlarının howl adındaki büyücü için kadınların kalbini çaldığı ve hatta çaldığı kalpleri yediği hakkında yaptığı bir dedikodu sahnesiyle başlıyor animasyon. elbette buradaki çalmak fiilinden kasıt kadınları etkileyip sonrasında onlara karşılık vermediği için kalplerini kırmasından ileri geliyor. yoksul sophie ile bu kalp hırsızı howl'ın karşılaşması ise sophie'yi rahatsız eden askerlerden kurtaran kişinin howl olması ile gerçekleşiyor. elbette sophie bu büyüleyici kişiden hoşlanıyor. daha sonrasında kötülükler cadısı, howl'ı kıskandığı için sophie'nin çalıştığı dükkana gelip onu yaşlı ve çirkin bir kadına dönüştürüyor. sophie büyüyü bozmak için yollara düşüyor ve tekrar howl ile yolları kesişiyor, hem de yürüyen şato'da! gerisi keyif kaçıracağı için anlatmayacağım, şimdiden iyi seyirler dilerim.
- korkunç hissediyorum. bir kayanın altına sıkışmışım gibi.
+ evet, kalp ağır bir yüktür.
ne zamandır aklımdaydı, hakkında başlık açıldığını görünce mutlu oldum. gerçek sevgi tasvirinin çok saf, nahif ve akıllıca yapılmış olması, çizimlerin bu kadar kaliteli olması animasyonu mükemmel kılan unsurlardandı.
sophie'nin şapkacı dükkanında çalışırken kulağına gelen, diğer arkadaşlarının howl adındaki büyücü için kadınların kalbini çaldığı ve hatta çaldığı kalpleri yediği hakkında yaptığı bir dedikodu sahnesiyle başlıyor animasyon. elbette buradaki çalmak fiilinden kasıt kadınları etkileyip sonrasında onlara karşılık vermediği için kalplerini kırmasından ileri geliyor. yoksul sophie ile bu kalp hırsızı howl'ın karşılaşması ise sophie'yi rahatsız eden askerlerden kurtaran kişinin howl olması ile gerçekleşiyor. elbette sophie bu büyüleyici kişiden hoşlanıyor. daha sonrasında kötülükler cadısı, howl'ı kıskandığı için sophie'nin çalıştığı dükkana gelip onu yaşlı ve çirkin bir kadına dönüştürüyor. sophie büyüyü bozmak için yollara düşüyor ve tekrar howl ile yolları kesişiyor, hem de yürüyen şato'da! gerisi keyif kaçıracağı için anlatmayacağım, şimdiden iyi seyirler dilerim.
- korkunç hissediyorum. bir kayanın altına sıkışmışım gibi.
+ evet, kalp ağır bir yüktür.
devamını gör...
aleksandr çiçkin
rusya'daki ilk süt ve süt mağazalarının ve işletmesinin sahibi olan rus girişimcidir.
devamını gör...
uzaylılar müslüman mı sorusu
konu uzaylılar ve akla gelen ilk sorunun bu olması?
bir tanıdığım uzaylı muzaylı yok onlar cin cin demişti. gerçi cin değil üç harfli demişti.
şimdi üç harfli denilince benim aklıma genel manada daha zararlı olduğunu düşündüğüm bir şey geliyor ama burada açık edemem sıkıntı büyür.*
bir tanıdığım uzaylı muzaylı yok onlar cin cin demişti. gerçi cin değil üç harfli demişti.
şimdi üç harfli denilince benim aklıma genel manada daha zararlı olduğunu düşündüğüm bir şey geliyor ama burada açık edemem sıkıntı büyür.*
devamını gör...
bir yazar sizi takip etmeye başladı
yüzde gülümsemeye yol açacak, birnevi antidepresan görevi gören, size yalnız olmadığınızı hissetiren kafa sözlük bildirimi.
devamını gör...
sefamerve
ahtapot gibi kolları olduğuna inandığım site. her yerden çıkıyorlar. buna denk olarak trendyolu göstereceğim ama trendyolu arada kullanıyorum, sefamerve ile ne işim olur benim yahu.
devamını gör...
eyluling
sözlüğün çok şey borçlu olduğu kıdemli moderatörümüz.
çoğu zaman not defterim gibi kullandığım doğrudur.
zaman zaman birbirimize sinirlensek de ortak paydamız sözlüktür, çok gergin kalamayız.
koşar havucunu alır gelir, bi ısırık atar ne gerginlik kalır ne sinir.
çoğu zaman not defterim gibi kullandığım doğrudur.
zaman zaman birbirimize sinirlensek de ortak paydamız sözlüktür, çok gergin kalamayız.
koşar havucunu alır gelir, bi ısırık atar ne gerginlik kalır ne sinir.
devamını gör...
devlet olmasaydı ne olurdu sorunsalı
söz konusu bu devletse çok da bir şey olmazdı . katiller ,tecavüzcüler elini kolunu sallaya sallaya geziyor. halk kendi adaletini kendi sağlasa daha güvende oluruz
devamını gör...
dayı
"ankara'da varsa dayın çözülür işin."
önermesinde açılmayan kapıda anahtar vazifesi gören yetkili yüce kişilik.
önermesinde açılmayan kapıda anahtar vazifesi gören yetkili yüce kişilik.
devamını gör...
parkta tek başına oturmak
az sonra yapacağım eylemm..
devamını gör...
