geçmiş
"geçmiş, geçip gitmiş bir şey değildir. geçmiş şimdiki zamanın içinde yaşar."
-gülseren budayıcıoğlu
-gülseren budayıcıoğlu
devamını gör...
malazgirt savaşı başlarken meydanı bulamayınca komutanım whatsapp'tan konum atar mısınız diyen asker
whatsapp güvenli değildi diye savaş sonrası dayak yemiştir.
devamını gör...
acıkulak
bazı bölgelerde şeklinden dolayı kuzukulağı da denilen bitki. erik bulamadıysanız kuzukulağı yiyin denebilecek kadar lezzetli bir ekşiliktedir. yukarıda bahsedilenler haricinde üzerine tuz serpilerek balık yanında enfes olur. merak edenler için şuraya bi yere görsel ekliyorum:
devamını gör...
rüyada mezun olamadığını görmek
bir türlü yakamı bırakmayan,beni bunaltan olay.mezun olmamış mıydım ben diyorsun kendi kendine,rüyadayım da diyemiyorsun.yine de askerlik yaptığını görmekten iyidir.
devamını gör...
tanışılan en ünlü kişi
bir sürü var ama en efsanesi
(bkz: paul pogba)
fotoğraf çektirmiştim hatta yanında lucas digne ve bir kaç kişi daha vardı ama o zamanlar bir tek pogba'yı tanıdığımdan onları sallamamak gafletine düşmüştüm.
edit: konum gaziantep. hayatta neyin nerede karşınıza çıkacağını bilemezsiniz.
(bkz: paul pogba)
fotoğraf çektirmiştim hatta yanında lucas digne ve bir kaç kişi daha vardı ama o zamanlar bir tek pogba'yı tanıdığımdan onları sallamamak gafletine düşmüştüm.
edit: konum gaziantep. hayatta neyin nerede karşınıza çıkacağını bilemezsiniz.
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
dünya isimli gezegen.
devamını gör...
hacı sabancı'nın türkiye ekonomisinden çok umutluyum demesi
ben de malta vatandaşı olsam ve mal varlıklarımı malta'ya taşısam ben de umutlu olurdum dedirten saçma sapan açıklamadır.
devamını gör...
dünyanın en küçük motoru
isviçreli bilim insanları tarafından üretilen 16 atomluk motor.
motorun çalışma şekli kısaca şöyle: atomların sıcaklığı, mutlak sıfırdan 17 derece yükseklikte bir sıcaklığa kadar düşürülüyor. sonrasında bu atomlara elektrik akımı veriliyor. böylece atom grubunda bir dönme hareketi başlıyor.
ancak sıcaklık, yukarıda bahsettiğim sıcaklıktan biraz daha yükseğe çıkarılırsa, rotor* stabilitesi yavaş yavaş bozulmaya başlıyor. o nedenle şimdilik çok da işe yarar bir durumda değil bu bıdık motorumuz.
motorun çalışma şekli kısaca şöyle: atomların sıcaklığı, mutlak sıfırdan 17 derece yükseklikte bir sıcaklığa kadar düşürülüyor. sonrasında bu atomlara elektrik akımı veriliyor. böylece atom grubunda bir dönme hareketi başlıyor.
ancak sıcaklık, yukarıda bahsettiğim sıcaklıktan biraz daha yükseğe çıkarılırsa, rotor* stabilitesi yavaş yavaş bozulmaya başlıyor. o nedenle şimdilik çok da işe yarar bir durumda değil bu bıdık motorumuz.
devamını gör...
yalnızlığını tanımlamak
kendinle a[şırı]sosyal olmak.
yani a-sosyallik.
yani a-sosyallik.
devamını gör...
hayat mı yorar insanlar mı sorunsalı
insanlar zorlaştırır hayatı diye cevap verebileceğim başlıktır. insanlar değersizleştirir ve insanlar daima hep daha iyisini ister. elde edemedikleri zaman ise hüzüne boğulurlar. başka insanları suçlayarak kendini tatmin etmeye çalışırlar. isteklerimiz ve emellerimiz doğrultusunda biraz daha acı biraz daha hüzün duymaktayız. hayatın suçu olmadığını savunabilirim, tüm suç bizlerde.
devamını gör...
ölen kişinin ardında bıraktığı yürek burkan şeyler
tam da bugün görmem ne kadar manidar.. hayatta en değer verdiğim insanlardan birini kaybedeli tam 1 yıl oldu. aklımda hep kötü anılar.. yapamadıklarım, soyleyemediklerim... koskoca ömründe sevildiğini gerçekten hissetti mi bilmiyorum. ama buraya yazmak istiyorum. seni çok sevdik
devamını gör...
one
dalton trumbo'nun hem romanını yazıp, hem de filmini yönettiği johnny got his gun adlı eserinde, 1. dünya savaşında feci şekilde yaralanan bir gencin yaşadıkları anlatılır.
metallica'nın one isimli şarkısının ilham kaynağı ise bu kitapta olan aşağıdaki pasajdır:
"how could a man lose as much of himself as i have and still live? when a man buys a lottery ticket you never expect him to win because it's a million to one shot. but if he does win, you'll believe it because one in a million still leaves one. ıf i'd read about a guy like me in the paper ı wouldn't believe it, cos it's a million to one. but a million to (b: one always leaves one. i'd never expect it to happen to me because the odds of it happening are a million to one. but a million to one always leaves one. one." )
şarkının sözlerinde geçen şu kısımda, özellikle kitaba birebir gönderme yapılır:
darkness imprisoning me, all that i see, absolute horror
i cannot live, i cannot die, trapped in myself, body my holding cell
landmine has taken my sight, taken my speech, taken my hearing
taken my arms, taken my legs, taken my soul, left me with life in hell.
metallica konserlerinin master of puppets ile birlikte vazgeçilmezidir. bu şarkı için sahnede özel dev ekranlar kurulur ve şarkı aşağıdaki gibi başlar. başlangıcında duyulan sesler seyirciyi zaten havaya sokmaya yeterlidir.
ilham aldığı kitap için bkz: #403403
metallica'nın one isimli şarkısının ilham kaynağı ise bu kitapta olan aşağıdaki pasajdır:
"how could a man lose as much of himself as i have and still live? when a man buys a lottery ticket you never expect him to win because it's a million to one shot. but if he does win, you'll believe it because one in a million still leaves one. ıf i'd read about a guy like me in the paper ı wouldn't believe it, cos it's a million to one. but a million to (b: one always leaves one. i'd never expect it to happen to me because the odds of it happening are a million to one. but a million to one always leaves one. one." )
şarkının sözlerinde geçen şu kısımda, özellikle kitaba birebir gönderme yapılır:
darkness imprisoning me, all that i see, absolute horror
i cannot live, i cannot die, trapped in myself, body my holding cell
landmine has taken my sight, taken my speech, taken my hearing
taken my arms, taken my legs, taken my soul, left me with life in hell.
metallica konserlerinin master of puppets ile birlikte vazgeçilmezidir. bu şarkı için sahnede özel dev ekranlar kurulur ve şarkı aşağıdaki gibi başlar. başlangıcında duyulan sesler seyirciyi zaten havaya sokmaya yeterlidir.
ilham aldığı kitap için bkz: #403403
devamını gör...
soldier blue
ralph nelson tarafından 1970 yılında beyaz perdeye aktarılan, revizyonist western filmlerinin en önemli örneklerinden birisidir.
yine aynı yıl gösterime giren ''little big man'' adlı filmle birlikte, amerikan sinemasının ''kızılderili meselesi''ne karşı geliştirdiği tek taraflı bakış açısını yerle yeksan etmiştir.
yıllarca vahşi ve barbar kızılderili kavramını beyaz perdede ince ince işleyen ve yarattığı algı ile tarihte yaşananları ters yüz eden amerikan sineması, bu iki film ile birlikte tabiri caizse yüzüne sert bir tokat yemiş ve sonrasına kendisine gelmiştir.
bu iki filmin arkasından kızılderili katliamlarını ele alan daha objektif yapımlar ortaya çıkmış, bazıları akademi ödülüne bile layık görülmüştür.
film, bu yönü ile değerlendirildiğinde dahi efsanelerin arasına girmeye hak kazanır zira çıkış noktası olmuştur.
"soldier blue" 1864 yılında yaşanan "sand creek katliamı''nı konu alır.
amerikan askerlerinin savunmasız bir cheyenne köyünü basarak, kadın - çocuk ayırt etmeksizin yüzlerce insanı öldürdüğü bu katliamın beyaz perdeye aktarılmış olması, amerikan toplumu açısından da bir nevi travmaya yol açmış ve tartışmalara neden olmuştur.
afişlerinde ''sinema tarihinin en vahşi filmi" tanımı yer almış, bazı eyaletlerde afişlerin toplatılması kararı verilmiştir.
yönetmenin yapmak istediği şey tam olarak yerini bulmuştur. özellikle katliam ve tecavüz sahnelerinin uzun dakikalar boyunca gösterilmesi, katliamın gerçekliğini ön plana çıkarmak için yapılan yakın plan çekimler insanın içine bir yumru gibi oturur.
film türkiye'de ise 1973 yılında vizyona girmiş, pek çok sahne makaslanmıştır.
filmde özellikle honus gent karakterini ben kendi adıma yüzbaşı silas soule ile özdeşleştirdim. işin esasına bakılırsa bu hesaplaşmayı yaşayıp, kızılderili katliamlarının önüne geçmeye çalışan onlarca amerikan subayı olduğunu tarihi anlatılardan biliyoruz. ya öldürüldüler, ya ordudan atıldılar ya da hapis cezası aldılar. sonrasında çoğunun itibarı iade edilse de, gent karakteri bu iade-i itibarın sanki beyaz perde de vücut bulmuş hali gibidir. bir nevi işin beyaz vicdanıdır. ve o beyaz vicdana beyaz şeytan tarafından yapılanların aktarılmış olması da geçmişle hesaplaşma adına önemlidir.
hülasa; bu filmi izlememiş olanların izlemesini elbette tavsiye ederim. ancak konuya ilgisi olmayanlar tarafından sıkıcı olarak da, değerlendirilebilir. bu şerhi de koymuş olayım ki, sonra ne biçim filmmiş diye bana sarmayın.
tarihi filmleri sevenler için ise biçilmiş kaftandır. izlemek konusunda tereddütünüz olmasın.
yine aynı yıl gösterime giren ''little big man'' adlı filmle birlikte, amerikan sinemasının ''kızılderili meselesi''ne karşı geliştirdiği tek taraflı bakış açısını yerle yeksan etmiştir.
yıllarca vahşi ve barbar kızılderili kavramını beyaz perdede ince ince işleyen ve yarattığı algı ile tarihte yaşananları ters yüz eden amerikan sineması, bu iki film ile birlikte tabiri caizse yüzüne sert bir tokat yemiş ve sonrasına kendisine gelmiştir.
bu iki filmin arkasından kızılderili katliamlarını ele alan daha objektif yapımlar ortaya çıkmış, bazıları akademi ödülüne bile layık görülmüştür.
film, bu yönü ile değerlendirildiğinde dahi efsanelerin arasına girmeye hak kazanır zira çıkış noktası olmuştur.
"soldier blue" 1864 yılında yaşanan "sand creek katliamı''nı konu alır.
amerikan askerlerinin savunmasız bir cheyenne köyünü basarak, kadın - çocuk ayırt etmeksizin yüzlerce insanı öldürdüğü bu katliamın beyaz perdeye aktarılmış olması, amerikan toplumu açısından da bir nevi travmaya yol açmış ve tartışmalara neden olmuştur.
afişlerinde ''sinema tarihinin en vahşi filmi" tanımı yer almış, bazı eyaletlerde afişlerin toplatılması kararı verilmiştir.
yönetmenin yapmak istediği şey tam olarak yerini bulmuştur. özellikle katliam ve tecavüz sahnelerinin uzun dakikalar boyunca gösterilmesi, katliamın gerçekliğini ön plana çıkarmak için yapılan yakın plan çekimler insanın içine bir yumru gibi oturur.
film türkiye'de ise 1973 yılında vizyona girmiş, pek çok sahne makaslanmıştır.
filmde özellikle honus gent karakterini ben kendi adıma yüzbaşı silas soule ile özdeşleştirdim. işin esasına bakılırsa bu hesaplaşmayı yaşayıp, kızılderili katliamlarının önüne geçmeye çalışan onlarca amerikan subayı olduğunu tarihi anlatılardan biliyoruz. ya öldürüldüler, ya ordudan atıldılar ya da hapis cezası aldılar. sonrasında çoğunun itibarı iade edilse de, gent karakteri bu iade-i itibarın sanki beyaz perde de vücut bulmuş hali gibidir. bir nevi işin beyaz vicdanıdır. ve o beyaz vicdana beyaz şeytan tarafından yapılanların aktarılmış olması da geçmişle hesaplaşma adına önemlidir.
hülasa; bu filmi izlememiş olanların izlemesini elbette tavsiye ederim. ancak konuya ilgisi olmayanlar tarafından sıkıcı olarak da, değerlendirilebilir. bu şerhi de koymuş olayım ki, sonra ne biçim filmmiş diye bana sarmayın.
tarihi filmleri sevenler için ise biçilmiş kaftandır. izlemek konusunda tereddütünüz olmasın.
devamını gör...
helios'un kainatın en iyi sözlük yöneticisi olması
bunca yıldır binbir çeşit uluslararası şirket yöneticisi gördüm, ama böylesine bir yöneticiyi hiç görmedim; hem cevval hem kuzu; hem merhametli, hem astığım astık. bize böyle yönecilerle gelin sayın sözlük, ne o öyle her mesaj atanın isteğini anlamaya çalışan ve sözlüğün kalitesini düşüren saçma moderatörler öyle. kırbacımı aldım, bekliyorum.
devamını gör...
mesleğini söylemeden üç kelime ile anlat
örgü..atm..gıybet..
devamını gör...
reddettiği erkeğe nasılsın diye mesaj atan kadın
bu tarz başlıkların kendisi hiçbir dönem bu şekilde mesaj atan bir kadın olmamış birileri tarafından açılmış olması da hayli ironik geliyor.
moral bozukluğu, can sıkıntısı, çikolata yemek bu mesajı atan bir kadını niteleyen yegane haller değildir ki. bir kadın reddettiği erkeğe raddetme sebeplerine de bağlı olarak zaman zaman dönmek isteyebilir. bazen istemeye istemeye reddetmek durumunda da kalınabilir. kaldı ki bu sadece kadınlar için de geçerli değildir pekala erkekler de bunları yaşayabilir. neticede insanlık halleridir, kadınların hormonal değişimlerine atıfta bulunmak üstelik bunları şımarıkça tavırlarmış gibi nitelemek bir parça bayağı durmuş.
ille de tanımlayalım dersek; muhtemelen pek çok kadının(hatta erkeğin, erkeklerde erkekleri reddedip nasılsın diye mesaj atabilirler) yaşayabileceği gayet tabii bir insanlık halidir.
moral bozukluğu, can sıkıntısı, çikolata yemek bu mesajı atan bir kadını niteleyen yegane haller değildir ki. bir kadın reddettiği erkeğe raddetme sebeplerine de bağlı olarak zaman zaman dönmek isteyebilir. bazen istemeye istemeye reddetmek durumunda da kalınabilir. kaldı ki bu sadece kadınlar için de geçerli değildir pekala erkekler de bunları yaşayabilir. neticede insanlık halleridir, kadınların hormonal değişimlerine atıfta bulunmak üstelik bunları şımarıkça tavırlarmış gibi nitelemek bir parça bayağı durmuş.
ille de tanımlayalım dersek; muhtemelen pek çok kadının(hatta erkeğin, erkeklerde erkekleri reddedip nasılsın diye mesaj atabilirler) yaşayabileceği gayet tabii bir insanlık halidir.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
(bkz: mellisho)
devamını gör...
hadım ali paşa
aslen boşnak olup doğum tarihi bilinmemektedir. devişirildikten sonra ak hadım olarak enderunda eğitim görmüştür. fatih sultan mehmet döneminin son yıllarında babüssade ağalığı ve bazı beylerbeylik görevlerinde bulunduktan sonra 2 bayezid tahta çıktığın da has adamı olarak saraya girmiştir. 1482'de karaman beylereyi olarak anadoluya gönderildi ve cem sultan'ın çıkardığı isyanda başarılı olarak öne çıktı.
ardından semendire valiliği ve rumeli beylerbeyliği yaptı. 1486 yılında kubbe altı veziri olarak divana girdi. 1501 yılına kadar çeşitli görevlerde bulunduktan sonra sadrzam olmuştur ve 1503 yılına kadar görevde kalıp azledilmiştir. 1506 yılında azledildikten 3 yıl sonra tekrar aynı makama getirilmiş ve 1511 yılına kadar bu görevde kalmıştır.
1511 nisan ayında başlayan şahkulu isyanı'nı bastırmak için serdar-ı ekrem sıfatı ile ordunun başına geçti. isyan bastırıldı fakat çarpışma esnasında ali paşa ağır yaralandı. amasyaya getirilip tedavi edilmeye çalışıldı fakat günler sonra burada vefat etti.
yavuz sultan selim'in şehzadeliği döneminde ona karşı yaptığı sıkı muhalefet ve büyük abisi ahmet'i desteklemesi ile de bilinir. fakat buna rağmen sultan selim olayını duyduğun da üzülmüş ve şöyle demiştir: "bize muhalefet eder, ağamızı isterdi. lakin cesur ve büyük bir paşa idi. hadım ve devşirme olmasına rağmen o makama çıktı, kahramanca öldü".
ardından semendire valiliği ve rumeli beylerbeyliği yaptı. 1486 yılında kubbe altı veziri olarak divana girdi. 1501 yılına kadar çeşitli görevlerde bulunduktan sonra sadrzam olmuştur ve 1503 yılına kadar görevde kalıp azledilmiştir. 1506 yılında azledildikten 3 yıl sonra tekrar aynı makama getirilmiş ve 1511 yılına kadar bu görevde kalmıştır.
1511 nisan ayında başlayan şahkulu isyanı'nı bastırmak için serdar-ı ekrem sıfatı ile ordunun başına geçti. isyan bastırıldı fakat çarpışma esnasında ali paşa ağır yaralandı. amasyaya getirilip tedavi edilmeye çalışıldı fakat günler sonra burada vefat etti.
yavuz sultan selim'in şehzadeliği döneminde ona karşı yaptığı sıkı muhalefet ve büyük abisi ahmet'i desteklemesi ile de bilinir. fakat buna rağmen sultan selim olayını duyduğun da üzülmüş ve şöyle demiştir: "bize muhalefet eder, ağamızı isterdi. lakin cesur ve büyük bir paşa idi. hadım ve devşirme olmasına rağmen o makama çıktı, kahramanca öldü".
devamını gör...
