otobüste yer vermen için bakışları ile taciz eden yaşlı
şimdiki gençler hep böyle diyerek hemen yanındakilere dert yanmaya başlar.kendine ortak bulunca toplu bir şekilde linç edilme ortamınıda oluşturmuş olur.kaostan beslenirler.
devamını gör...
bekçilerin kendilerine bekçi denmesini istememesi
bekçilik işini icra eden arkadaşların kendilerine bekçi denmesinden rahatsız olmasından dolayı bu tanımın kullanılmasını istememesi durumudur.
şahsen ben bir bekçi görür isen yürüyen 5 bin diyorum. çoğunlukla 3 kişi geziyorlar. bu durumda da aha geliyor yürüyen 15 bin diyorum.
şahsen ben bir bekçi görür isen yürüyen 5 bin diyorum. çoğunlukla 3 kişi geziyorlar. bu durumda da aha geliyor yürüyen 15 bin diyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
o çizimler nee hepiniz mi yeteneklisiniz? bir ben mi beceriksizim?
devamını gör...
ketçaplı pilav
lokantacıyım. esnaf lokantası işletiyorum isteyen olursa net döverim .
devamını gör...
ilgisiz sevgili
ayrılın arkadaşlar, bir tane hayatınız var. kimsenin sizi kötü hissettirmek gibi bir lüksü yok bu hayatta. kan bağın olan insanlara bile bi noktadan sonra mesafe koyabiliyorsan, ayrılırsın. bir süre ağlar, ömür boyu kafan rahat yaşarsın.
devamını gör...
sözlüğün en iyi yazarı
hahah summer queen diyen herkese teşekkür ediyorum harikasınız. ve hepinize benden çatal bıçak seti.
ama birazdan linç ekibi gelicek hissediyorum. geliyorlar hatta.
ne var bu yazarda bu kadar diyecekler. summerı taşlayın dicekler. demen guzum. haklısınız bir şey yok sadece iki eğlendik şurda.
ama birazdan linç ekibi gelicek hissediyorum. geliyorlar hatta.
ne var bu yazarda bu kadar diyecekler. summerı taşlayın dicekler. demen guzum. haklısınız bir şey yok sadece iki eğlendik şurda.
devamını gör...
dert yarıştıran insanlarla başa çıkma yöntemleri
tamam kardeşim seninki daha beterdir ne yapalım bizim elimizden ancak bu kadar rezil olmak geldi diyerek yol verilmelidir.
devamını gör...
ortaokullarda seçmeli satranç dersinin okutulmasına karar verilmesi
öğrenciler adına çok sevindiğim ve ''at le çizer, fil çarpaz gider''den öte bir içerik sunulacağını umduğum olay. dilerim ki bu ders öyle diğer seçmeliler gibi boş beleş muhabbetlerle geçmez veyahut da seçmeli satranç dersi ayağına başka bir ders zorunlu seçmeli kılınmaz. küçükken beni ne ailemde ne de okulda satranca yönlendirecek kimsem olmamıştı. kendi kendime de yolumu bulamadım. tabii sonra büyüyünce öğrendim bir şeyler ama işte çocuklukta başlamak gibi olmuyor. bu yüzden de satranç olimpiyatlarına katılan küçükleri görünce hep gıpta ile bakıyorum.
devamını gör...
amelie
fransız yapımı romantik komedi filmidir. küçük/minik mutluluklar peşinde koşarken büyük aşkını bulan bir kadın amelie. filmde kullanılan soundtracklar kalbimi çalmıştır.
devamını gör...
bir abinizin normal sözlük gözlemleri
yaklaşık 10 gündür buradayım yani daha yeni sayılırım ancak üslübunda problemler olsa bile yazar arkadaşımız dikkat çekmeye çalıştığı şeyler nedeniyle kıymetli bir metin yazmıştır, ki beğeni sayısı da bunun bir kanıtı olarak kabul edilebilir. yani pek çok kişi bu problemler ile ilgili ortak bir paydada buluşmuş.
bununla birlikte, bana göre işin sıkıcı olan kısmı şudur. aynı konular ile ilgili buna benzer düşünceler yine dile getirilecek ve bu da sözlüğün ilerlemesi için oldukça büyük bir engel teşkil etmektedir. bu sorunun çözümü de yazarların* tanım yaparken elinden geldiğince emek göstermesinden geçiyor. tabii ki de siyasal gündem ile ilgili başlık açılması zorunlu değil ancak buradaki tanımlarda diğer sosyal medya mecralarımda gördüğüm tanımlara oranla daha farklı veya yaratıcı şeyler görmek isterim.*
kısacası sözlüğün gelişimi için şu soru cevaplanmalıdır. kafa sözlük tanımları, diğer sözlüklerde yapılan tanımlara oranla neden daha farklıdır ya da daha öne çıkmalıdır?
bununla birlikte, bana göre işin sıkıcı olan kısmı şudur. aynı konular ile ilgili buna benzer düşünceler yine dile getirilecek ve bu da sözlüğün ilerlemesi için oldukça büyük bir engel teşkil etmektedir. bu sorunun çözümü de yazarların* tanım yaparken elinden geldiğince emek göstermesinden geçiyor. tabii ki de siyasal gündem ile ilgili başlık açılması zorunlu değil ancak buradaki tanımlarda diğer sosyal medya mecralarımda gördüğüm tanımlara oranla daha farklı veya yaratıcı şeyler görmek isterim.*
kısacası sözlüğün gelişimi için şu soru cevaplanmalıdır. kafa sözlük tanımları, diğer sözlüklerde yapılan tanımlara oranla neden daha farklıdır ya da daha öne çıkmalıdır?
devamını gör...
misc radyo yayını
kanıma girip rezil anılarımdan birisini ortaya dökmeme ramak bırakmış program. rezil anı çok da anonimken bile yazılamayacak kadar rezil bunlar da ya.
ama gönlüm razı olmaz, yazanlar tek başına rezil olmasın, bir nebze eli yüzü düzgün anıyla ben de eşlik edeyim size.
gittiğim ortaokul ve sonrasında gittiğim lise arkalı önlü. o yüzden lisede ortaokuldan ekibin çoğu var yine. ortaokuldan bana çıkma teklif etmiş ve sabrına hayran olacağım kadar ısrarlı teklif etmiş bir çocuk var. sonrasında aynı liseye gidiyoruz. ortak arkadaşlarımız var. okulun bahçesinde bu ortak arkadaş grubuyla duruyoruz*. bu çocuk geldi ortama. fırlama diye tabir ettiğimiz arkadaş girdi lafa. yeter artık kaç yıl oldu kabul et artık çocuğu diye. laf dalaşına girdik. çocuk bakıyor. ben kaptırmış hararetli konuşurken, altıma işemedim sjsjjsns. neyse konuşurken tükürüğümü yutamadım ve salya tükürük gibi akışkan sıvılar ağzımdan saçıldı. tutamıyorum da. silmeye çalışıyorum, akanlar gitti yere. lan ne pis bir görüntü. fırlama arkadaş koptu. ağzını topla önce diyor. çocuk bıyık altı gülüyor. ayy rezillik. ne utanmıştım be. bir daha da teklif etmedi çocuk zaten.
ama gönlüm razı olmaz, yazanlar tek başına rezil olmasın, bir nebze eli yüzü düzgün anıyla ben de eşlik edeyim size.
gittiğim ortaokul ve sonrasında gittiğim lise arkalı önlü. o yüzden lisede ortaokuldan ekibin çoğu var yine. ortaokuldan bana çıkma teklif etmiş ve sabrına hayran olacağım kadar ısrarlı teklif etmiş bir çocuk var. sonrasında aynı liseye gidiyoruz. ortak arkadaşlarımız var. okulun bahçesinde bu ortak arkadaş grubuyla duruyoruz*. bu çocuk geldi ortama. fırlama diye tabir ettiğimiz arkadaş girdi lafa. yeter artık kaç yıl oldu kabul et artık çocuğu diye. laf dalaşına girdik. çocuk bakıyor. ben kaptırmış hararetli konuşurken, altıma işemedim sjsjjsns. neyse konuşurken tükürüğümü yutamadım ve salya tükürük gibi akışkan sıvılar ağzımdan saçıldı. tutamıyorum da. silmeye çalışıyorum, akanlar gitti yere. lan ne pis bir görüntü. fırlama arkadaş koptu. ağzını topla önce diyor. çocuk bıyık altı gülüyor. ayy rezillik. ne utanmıştım be. bir daha da teklif etmedi çocuk zaten.
devamını gör...
sincapların yanaklarını öküz gibi doldurmalarının sebebi
aslında çok basit bir sebepmiş ama ben de bugün öğrendim vallahi.
bu arkadaşların elleri ayakları küçük olduğundan malum, kış ayları için yiyecek depolamaları için başka bir araç lazım. eee eller, ayaklar, keseler olmayınca geriye tek bir çözüm kalıyor: yanaklar.
o palamut, fıstık, fındık ne varsa ağzına öküz gibi dolduruyor ve yiyeceklerini gömeceği yere fırlıyor sincap arkadaşımız. bize ise onların tatlış ve şapşal görüntülerini izlemek kalıyor.*
bu arkadaşların elleri ayakları küçük olduğundan malum, kış ayları için yiyecek depolamaları için başka bir araç lazım. eee eller, ayaklar, keseler olmayınca geriye tek bir çözüm kalıyor: yanaklar.
o palamut, fıstık, fındık ne varsa ağzına öküz gibi dolduruyor ve yiyeceklerini gömeceği yere fırlıyor sincap arkadaşımız. bize ise onların tatlış ve şapşal görüntülerini izlemek kalıyor.*
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sözlüğün en enerjik kadınını ben kapıp kendime kanka yaptım. limonluekşilisalata enerjinle şarkıyı solladın. *
devamını gör...
regl anıları
ben ilk regl olduğumda günahlarım yazılacak diye korkup ağlamıştım
devamını gör...
yazarların en sevdiği mevsim
tüm ağaçların rengarenk yapraklarla donandığı, sonbahar mevsimi.
hava ne soğuktur, ne sıcak. kışa adaptasyon mevsimidir.
yağmur ile nemlenir.
biraz hüzün biraz kasvet barındırır.
ama yormaz.
sonbahar, duygulara sakin bir şekilde ayar verir.
arada, hava ılıyınca, yanda taşınan ince bir üst giyimle, ısınılıp mutlu olunur.
okulların, dizilerin, hayatın kaldığı yerden devamıdır.
ister istemez, ağustos böceği olmaktan, karıncaya dönüştürür.
tertip düzen mevsimidir.
benim gibi, tertip düzen sevenlere iyi gelir.
hava ne soğuktur, ne sıcak. kışa adaptasyon mevsimidir.
yağmur ile nemlenir.
biraz hüzün biraz kasvet barındırır.
ama yormaz.
sonbahar, duygulara sakin bir şekilde ayar verir.
arada, hava ılıyınca, yanda taşınan ince bir üst giyimle, ısınılıp mutlu olunur.
okulların, dizilerin, hayatın kaldığı yerden devamıdır.
ister istemez, ağustos böceği olmaktan, karıncaya dönüştürür.
tertip düzen mevsimidir.
benim gibi, tertip düzen sevenlere iyi gelir.
devamını gör...
fırından yeni çıkmış ramazan pidesine tereyağı sürmek
kalp damar hastalıklarına "gel oğlum gel, pılını pırtını toplamadan gel" demektir.
devamını gör...
olmak istenen cansız varlık
şu dağlarda kar...
devamını gör...
night of the living dead (1968)
zombi sinemasının atası olarak addedilen 1968 yılı george a. romero filmi. bu kült filmle birlikte romero, zombi filmlerinin ana kurallar silsilesini oluşturmuştur diyebiliriz. günümüzde zombi sineması diye bir tür varsa şüphesiz bunun baş mimarı romero abimizdir. bu filmi takiben 1978 yılında dawn of the dead ve 1985’te day of the dead'i çekerek işi bir üst boyuta taşımış ve kült bir seri oluşturmuştur. bu seri sayesinde ölüler halen yaşamaya devam ediyor. malumunuz, walking dead aldı başını gitti. yığınla zombi filmi romero abimizin başarısı sonrasında insanların beğenisine sunuldu. abimizin çok ekmeğini yediler çok...
filmin çekildiği dönem özelinde olaylara bakarsak aslında çok enteresan şeylerle karşılaşırız. filmin soğuk savaş döneminde çekilmiş olması ve romero abimizin kapitalist toplum alışkanlıklarının sinir uçlarına itina ile dokunması muazzam. hem de bunu eski bir inanışın köklerinden alıp, kendisine göre yorumlaması bana kalırsa çok yaratıcı. zira o döneme kadar korku sineması ögeleri vampirler, cinler, kurt adamlar ve bir çok mistik varlıktı. şimdi diyeceksiniz ki, zombi kavramı da bu mistik kavramlardan biri değil mi? evet öyle. ama zombiler işin temelinde vudu büyüsünün eseri olan yaratıklardır. bağımsız değillerdir. şamanların kontrolü altında hareket ederler. şamanlar nekromancer özelliklerini kullanarak, onları yaşayanların arasına salarlar. yani geleneksel inanç sisteminde iş tamamen kontrole dayalıdır. kontrollü bir korku yaratma ve yayma aracı olarak kullanılır zombiler. işte romero abi bu yüzden farklı bir yol yaratmış oluyor. ve sırf bu yüzden ''night of the living dead'' bugün ki zombi filmlerinin atası oluyor. zira romero'nun zombileri'nin büyü ile vesaire ile alakası yok. kimsenin kontrolü altında değiller. soğuk savaş döneminin yarattığı nükleer atılımın acı sonuçlarıdır onlar. bu yüzden de gerçekçi bir hayalin hastalık olarak tezahür etmiş halleridirler. olaya buradan baktığınızda filmin neden zombi filmlerinin atası olduğunu anlarsınız. çünkü yeni bir yorumlama ve bakış açısı kazandırmıştır olaya. yoksa romero ilk zombi filmi çeken yönetmen değil. daha öncesinde de zombi filmleri çekildi. ama bunlar geleneksel inanışa daha uygun şekilde, daha basit bakış açıları ile çekildiler. misal ''white zombie'' filmi bunlardan birisidir.
romero sayesinde biz biliriz ki, zombiler yavaş yürür. ağır ağır korku salarak gelirler. öyle sonradan hızlandırılmışları bizi pek cezbetmez. kâh, ı'm legend'daki zombiler de fena değildi ama olsun istisnalar kaideyi bozmaz. bunlar insanı ısırırsa muhakkak siz de zombi olursunuz. kurtuluşunuz yoktur. kafalarından vurmazsanız bu arkadaşları öldüremezsiniz vs vs. işte tüm bunlar bize romero abinin hediyeleridir. ve bizdeki zombi algısının temelini oluşturur. olası bir zombi istilasında yapılacaklar listesini tamamen romero abi üzerinden hazırlarsınız *
tabi filmde farklı ince mesajlarda vardır. misal amerika da siyahi hareketin iyice kendini ifade etmeye başladığı ve suikastların yaşandığı bir dönemde filmin başrolünün siyahi bir oyuncuya verilmiş olması çarpıcı bir noktadır. duane jones'un canlandırdığı ben karakteri köşeye sıkışan grubun liderliğini yapmaktadır. işte o politik ortamda ırkçı örgütlerin siyahi liderleri hedef aldığı bir dönemde bu meydan okuyuş azımsanacak bir meydan okuyuş değildir.
neyse efendim burada, amerikan ulusal arşivinde saklanmakta olan bir seriden bahsediyoruz. hem de zombileri kapitalist sistemi eleştirmek için metafor olarak kullanan bir adamın eseri bu şekilde bir korumaya layık görülüyor. tabi yıllar sonra *.
bu film ve seri benim için özeldir. çok severim. aklıma estikçe de açıp izlerim. sonrasında romero abinin çektiği bir ikinci üçleme oldu ama kanımca ilk serinin yanına bile yaklaşamamıştır. ya da ben durumu böyle değerlendirmişimdir. zombi filmlerini seviyorsanız ve bu filmlerinin atasını izlemediyseniz kaybınız büyük. muhakkak izleyiniz diyorum. ha izlemezseniz ne mi olur? rick grimes'da elinizden kaydı gitti, öyle bön bön ekrana bakarsınız *
filmin çekildiği dönem özelinde olaylara bakarsak aslında çok enteresan şeylerle karşılaşırız. filmin soğuk savaş döneminde çekilmiş olması ve romero abimizin kapitalist toplum alışkanlıklarının sinir uçlarına itina ile dokunması muazzam. hem de bunu eski bir inanışın köklerinden alıp, kendisine göre yorumlaması bana kalırsa çok yaratıcı. zira o döneme kadar korku sineması ögeleri vampirler, cinler, kurt adamlar ve bir çok mistik varlıktı. şimdi diyeceksiniz ki, zombi kavramı da bu mistik kavramlardan biri değil mi? evet öyle. ama zombiler işin temelinde vudu büyüsünün eseri olan yaratıklardır. bağımsız değillerdir. şamanların kontrolü altında hareket ederler. şamanlar nekromancer özelliklerini kullanarak, onları yaşayanların arasına salarlar. yani geleneksel inanç sisteminde iş tamamen kontrole dayalıdır. kontrollü bir korku yaratma ve yayma aracı olarak kullanılır zombiler. işte romero abi bu yüzden farklı bir yol yaratmış oluyor. ve sırf bu yüzden ''night of the living dead'' bugün ki zombi filmlerinin atası oluyor. zira romero'nun zombileri'nin büyü ile vesaire ile alakası yok. kimsenin kontrolü altında değiller. soğuk savaş döneminin yarattığı nükleer atılımın acı sonuçlarıdır onlar. bu yüzden de gerçekçi bir hayalin hastalık olarak tezahür etmiş halleridirler. olaya buradan baktığınızda filmin neden zombi filmlerinin atası olduğunu anlarsınız. çünkü yeni bir yorumlama ve bakış açısı kazandırmıştır olaya. yoksa romero ilk zombi filmi çeken yönetmen değil. daha öncesinde de zombi filmleri çekildi. ama bunlar geleneksel inanışa daha uygun şekilde, daha basit bakış açıları ile çekildiler. misal ''white zombie'' filmi bunlardan birisidir.
romero sayesinde biz biliriz ki, zombiler yavaş yürür. ağır ağır korku salarak gelirler. öyle sonradan hızlandırılmışları bizi pek cezbetmez. kâh, ı'm legend'daki zombiler de fena değildi ama olsun istisnalar kaideyi bozmaz. bunlar insanı ısırırsa muhakkak siz de zombi olursunuz. kurtuluşunuz yoktur. kafalarından vurmazsanız bu arkadaşları öldüremezsiniz vs vs. işte tüm bunlar bize romero abinin hediyeleridir. ve bizdeki zombi algısının temelini oluşturur. olası bir zombi istilasında yapılacaklar listesini tamamen romero abi üzerinden hazırlarsınız *
tabi filmde farklı ince mesajlarda vardır. misal amerika da siyahi hareketin iyice kendini ifade etmeye başladığı ve suikastların yaşandığı bir dönemde filmin başrolünün siyahi bir oyuncuya verilmiş olması çarpıcı bir noktadır. duane jones'un canlandırdığı ben karakteri köşeye sıkışan grubun liderliğini yapmaktadır. işte o politik ortamda ırkçı örgütlerin siyahi liderleri hedef aldığı bir dönemde bu meydan okuyuş azımsanacak bir meydan okuyuş değildir.
neyse efendim burada, amerikan ulusal arşivinde saklanmakta olan bir seriden bahsediyoruz. hem de zombileri kapitalist sistemi eleştirmek için metafor olarak kullanan bir adamın eseri bu şekilde bir korumaya layık görülüyor. tabi yıllar sonra *.
bu film ve seri benim için özeldir. çok severim. aklıma estikçe de açıp izlerim. sonrasında romero abinin çektiği bir ikinci üçleme oldu ama kanımca ilk serinin yanına bile yaklaşamamıştır. ya da ben durumu böyle değerlendirmişimdir. zombi filmlerini seviyorsanız ve bu filmlerinin atasını izlemediyseniz kaybınız büyük. muhakkak izleyiniz diyorum. ha izlemezseniz ne mi olur? rick grimes'da elinizden kaydı gitti, öyle bön bön ekrana bakarsınız *
devamını gör...

