bir blackmore's night parçası, fires at midnight albümünden. falan.

devamını gör...

hoşgörüden bihaber kökten dinci yobazların, ülkenin başına açtığı derdin dışa vurumu olan düşünce.
devamını gör...

benim, her hangi bir şey yerken su içerim , başka birşey içmem, çayı yemeklerden yarım saat, bir saat sonra içiyorum, kahvaltı dahil.
devamını gör...

bir kadın düşünün görmeniz ve duymanızla mideniz kalksın, yüzünüz ekşisin ve sonunu kapkara bir tiksinme alsın.. lağım medyasının tetikçisi olan bir ajan-provokatör kadını içeren yayında çıkan savaş.
devamını gör...

7 haziranda okula 2 gün gidebileceği için kızımın sevinçten ağlaması....bunun kadar insanın içine koyan ne olabilir ki.......
devamını gör...

sözlük kadınları da denk geldiğinde bir hamlede ham yapar. animallah...
devamını gör...

isim, bitki, şehir oyununda u harfi için yazılabilecek bitki.
(bkz: unutma beni çiçeği)
devamını gör...

-yarın ne kadar sürer diye bir soru sormuştum anna hatırladın mı?

(bkz: sonsuzluk ve bir gün)
(bkz: mia aioniotita kai mia mera)
devamını gör...

salgına karşı elimizde çok büyük bir koz var; yakalanmamak.
devamını gör...

doğup büyüdüğüm, farklı yaşlarımda farklı yönlerini gördüğüm güzel şehrim.

bir ankaralı olarak söylemek istediklerim var, sevabıyla günahıyla.

-şehrimizin çakalı çukalı, arsızı, cahili çok. özellikle belirli semtleri ve mahalleleri iyice yuva ettiler kendilerine.
-trafik adabı diğer şehirlere göre daha düşük. buradaki insanların tahammülleri istanbul ile mukayese edilemeyecek seviyede. istanbul trafiği ankara'da olsa her sabah ve akşam en üç dört kişi vurulur. sıfır tolerans.
-pavyon kültürü falan leş. ben bunu beğeniyorum diyen de yalan söyler, başka yerde başka ortamda kabul görmemiş insan avuntusudur bu. ancak suç ankara'nın değil, iç anadolu'dan bu kadar çok göç alan bir şehirde aksi zaten düşünülemezdi.
-burası memur şehri olarak bilinir ancak son onbeş yılda gayet ciddi zengin bir kesim oluştu. ben çocukken okulda üç aşağı beş yukarı hepimiz aynı düzeydik. şimdi bakıyorum da ne okullardaki lüksün ne de konutlardaki lüksün sınırı yok.
-içine edilen mahallemizde çok. çukurambar örneğin. siyasal islamın kalesi haline gelen, şehrin tam ortasında acayip acayip gökdelenlerin dolduğu bir yer oldu.

güzel tarafları yok mu? olmaz mı?

-kışı çok güzel olur, özellikle kar yağıyorsa, tunalı hilmi'ye bir uzanmalı mutlaka.
-bir çok rock grubu ankara kökenlidir, malum pandemi ve öncesinde yoğun iş temposundan çok takip edemedim ama ciddi bir müzik kültürü de var.
-melih'in tarumar edemediği odtü arazisi ve eymir, bir an size nerede olduğunuzu unutturur.
-her yere en fazla yarım saatte bilemedin kırk dakikada yetişirsiniz.
-atam bize emanet.
-size ani sürprizler yapmaz bu şehir, nerede ne olacağını bilirsiniz.

seviyorum seni ankara.
devamını gör...

duruma göre değişecektir ama benim için önemli olan kendi değerlerimde, istedigim şeyler dogrultusunda başarılı olmak ve kazanmaktir. gerek hayata karşı gerek başka durumlarda. bu ise bazen savaşarak bazen ise teslim olarak gerçekleşir. evet dostlarım, teslim olarak da kazanabilir ve başarıli olabilirsiniz. bu gireceğiniz savaşa bağlıdır.
devamını gör...

bugünlerde açılan bir çok başlıkta gördüğümüz şey bu. "genelleme". bir insan bunu yapmaktan neden zevk alır? bunu yapan bir insanın zekası ne kadar olabilir? bu kadar tepki görmesine rağmen neden yapar? evde 6 aylık muhabbet kuşu besliyorum. bir kez evdeki çiçeklere musallat oldu parmağıma alıp yapmaması gerektiğini anlattım ve kafesine geri koydum. ve o hayvancağız bir daha çiçeklere gitmedi. bu kadarcık damı anlama seviyesi yok bu arkadaşların ben anlam veremiyorum artık.
devamını gör...

ayfer tunç’un “yeşil peri gecesi”nden sonra en sevdiğim eseridir.

“ne olurdu herkes gibi bir adam olsaydı? hiç... ama belki daha uzun yaşardı...”

muazzam bir hikaye...

sadece 88 sayfa...
sadece 88 sayfa ve muazzam bir hikaye...

öncelikle belirtmek isterim:
güvendiğim kaynaklarımdan şiddetle tavsiye edilmesi üzerine bir kaç kitabını edindiğim ayfer tunç’un kalemi ile tanışmam bu kitapla oldu. ve bundan kesinlikle pişman değilim... iyi ki de bu öykü ile başlamışım...

neden?

birincisi, dil çok güzel. akış muazzam. zaten 88 sayfa, çerez gibi. kısacık. hemen bitiveriyor. lakin, metin öyle güçlü, öyle dolu ki; anlatmaya kalkmak 88 sayfadan fazlasını fazlasıyla hak ediyor...

ikincisi, karakterler oldukça gerçekçi. mesela alkol tüketiyorsanız; bu öyküyü okuduktan sonra gittiğiniz her meyhanede gözleriniz aziz bey’i arayacaktır muhakkak, sizi temin ederim...

toplumumuzun neresine baksak sıklıkla görebileceğimiz kaybeden umutsuz adamların kadınlarla ilişkilerini temel alarak, aslında insanların duygularıyla hareketlerinin hayatlarına etkisini bir kaç pencereden anlatıyor diyebiliriz. hatta bunu bir erkeğin ağzından okuyor, fakat okuduğunuzun aslında bir kadın gözlemi olduğunu da asla dikkatinizden kaçıramıyorsunuz...

psikolojik tespitler çok yerinde ve doğru.

gözlem, muazzam derecede iyi...

ben, gerçekten çok beğendim. aslında o kadar şiddetli tavsiye edildi ki; abartılmış olabileceğine dair bir ön yargı oluşmadı desem yalan olur. lakin metni okuduktan sonra, öncesinde böyle bir ön yargıya kapılmak beni çok utandırdı, söylemeliyim.

kitaba 1000k’da 10 puan verdim. gerçekten hak ettiğini düşünüyorum. kitap okumayı seven herkese şiddetle tavsiyemdir. özellikle erkek çocuğu annelerine sesleniyorum. bu öyküyü 15 yaş üstü bütün erkek çocuklarına okutmanız gerektiğini düşünüyorum...
devamını gör...

ah be kaptan ah be hoca
yaktınız bizi yaktınız, alacağınız olsun.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendisini ısırmamak için kendimi çok zorlamam gereken yazar. hayır ısırınca bu sefer yetmeyip komple yemek durumunda kalacağım, işime gelmiyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

istemelerinde sorun yok. ama verenleri anlayamıyorum. kardeşim adam senin muhtemelen 50 sene çalışsan doğal yollardan kazanamayacağın parayı bir haftada cukka edecek. bırak onu alanlar düşünsün değil mi? yok sms yok cart curt. twitch yayıncılarını geçtiler anasını satayım. *
devamını gör...

siz? hıh!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bana göre kendimizi en kötü hissettiğimiz dönemlerde en çok ihtiyacımız olan şey.
bir iki gün sonra kısa süreliğine farklı yerlere gidip başka anılar oluşturacağım kendime ama her şeye rağmen küçük de olsa yeni bi başlangıca, bilmediğim bi şeyi denemeye ihtiyacım var. tüm günümü evde geçiriyorum o yüzden yeni bi kitaba ya da diziye başlamayı düşünüyorum.hayatımda çok büyük değişimler yaratmayacağının farkındayım ama yeni bi şeylere başlamak her zaman güzeldir bence*.
devamını gör...

çizime yeteneğim var sanırım. özellikle de kara kalemi çok severim. bunun yanına bir minik de keman serpiştiriyorum. sonuç, bir minik atlantik.
devamını gör...

yahya kemal beyatlı, nazım hikmet'in hocası. nazim'ın annesiyle bir süre sonra aşk yaşamaya başlıyorlar. nazım hikmet bunu farkedince derse gelen hocasının cebine bir not bırakıyor. "hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz!"
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim