sadakat bağıyla bağlı ve diyabet bizi ayırana dek birlikteyiz*
devamını gör...

ihsan oktay anar'ın 1998 yılında yayınlanan kitabıdır. yazarın yayınlanan 3. kitabı olup an itibariyle 36 baskı yapmıştır.
yazarın en iyi kitabının puslu kıtalar atlası kitabı olduğunu düşünsem de bu kitabı okumak da çok keyifliydi benim için. eski türkçe ifadeleri okumayı seviyorsanız ve masal tadında hikayeler okumak istiyorsanız bu kitap tam size göre.
anlatacağınız her hikaye ölümünüzü bir saat geciktirecek olsaydı ne anlatırdınız? işte, kitapta yazar bu sorunun cevabını veren hikayeler anlatıyor bize.


"evet, çocukluk, cennetin ta kendisiydi ve cennet de seyredilmeye değerdi."
devamını gör...

durumunuz varsa rica ederim okuyun, okumazsanız da canınız sağ olsun.
ben de bir z kuşağı bireyi olarak bu başlıkta yazmakta kendimi zorunlu hissettim.
z kuşağını bir grup kafasında o kadar çok büyütüyor ki ‘geleceğin kurtarıcıları, büyük nesil’ diyor, bir grup ‘teknolojinin köleleri, ailelere saygıları yok, tembeller, vurdumduymazlar’ diyor. bakın biz bu soktuğunuz kalıpların hiçbirisi değiliz. teknoloji diye bahsettiğiniz olay biz doğduğumuz andan önce de vardı biz onun içine doğduk. 5 yaşındayken o tüplü bilgisayarlardan kendi başıma internete girip oyunlar oynayabiliyorsam-ki kimse öğretmemişti, genelimiz de başkasından görerek öğrenmedi zaten.- evet farklı bi bakış açısıyla doğduk. kendi doğrularımızı ailemizden taklit ederek almıyoruz, internetten hızlıca doğru bilgiye ulaşabiliyoruz, buysa bizi farklı yapan evet farklıyız. bizi ‘tiktok’ denen bir uygulama ile bağdaştırmışsınız ama kendi adıma konuşayım o uygulamayı ben de sizinle beraber duydum, hiçbir zaman da üye olmadım ha bu o uygulamayı ayıplı bir şey mi yapar? hayır.
ben bir z kuşağı bireyiyim, üniversite sınavına hazırlanan bir gencim, gelecek kaygısından kalbi sıkışan, belirsizlikten korkan bu yüzden doktora gitmesi gereken bir gencim. “gençler yurt dışına özeniyor” deniyor. şunu söyleyebilirim geleceğin beyin takımı diyebileceğim çoğu insan ümitsizliğe kapılıyor. hayali sadece yurtdışında yaşamak olan ve bu yüzden eşek gibi çalışan çok insan var. onları görünce ne diyebilirim ki haklılar. biz bir “at yarışı” içerisindeyiz, ama bu yarış iyi bir üniversite için değil, işsiz kalmamak için yapılıyor.
çok uzatmışım farkındayım, peki kafa sözlük bunun neresinde? z kuşağı konuşmak istiyor, biz büyüklerin “sen küçüksün, geçmişi görmedin, bu ülke nerelerden bugüne geldi?..” laflarından sıkılan insanlarız. kaç tanım girdim bu ikincisi olacak gündem ile ilgili yazdığım.

ben toz pembe dünyadayım sözlük, bir şeylerin değişmesini isteyen o ateşin etrafındayım diyeyim. kafa sözlük benim kafamın karışıklığının dışavurumu, sevdiğim ilgilendiğim konular var, araştırıyorum yazıyorum. okuyorum en önemlisi a,b,c fark etmeksizin herkesin düşüncesini okuyorum. bundan rahatsız olmanız gereken ne yaptık? zaten “z kuşağı” adı altında biz bir nevi dışlandık. bari burada bunu yapmayalım.
devamını gör...

cape town'da iken bazı türk arkadaşlar bizi davet etmiş, beraber denize gitmiştik ama tabi şehrin meşhur sahillerine değil, kadın, kız göremeyeceğimiz kuytu köşe bir yere.
kimi yatıyor, kimi yüzüyor, kimi de tatil günümüz burada mahvoldu, şimdi clifton yada camp's bay'de beyaz kızların etrafında olmalıydık diyordu.
neyse biz bu durumdayken, iki otobüs dolusu, çoğunluğu kadın, kız coloured melez, bizim sahile geldi. bazı türkler haydaaa oldumu şimdi derken, bazılarının yüzü pis, pis sırıtmaya başladı.
tabi bizim yüzü sırıtan türkler bekliyor ki, kızlar artık üstünü çıkarsın ama kimse üstünü çıkarmıyor, tam tersine def çalıp, ilahi gibi birşeyler söylüyorlardı. tabi afrikaans dili olduğu için bir kelime bile anlamıyorduk.
sonunda papaz kıyafetli bir adam, göğsüne kadar gelecek kadar denize girdi ve kıyıdaki diğer adam bir kızı tutup, papazın yanına gittiler. papaz birşeyler söylüyordu ve diğer adamla birlikte kızı iki taraftan omuzlarından tutup denize sokup, çıkardılar. papaz denizde kaldı ve diğer adam kızı kıyıya getirip diğerini götürerek, sırayla bütün kadınlara ve adamlara aynısını yaptılar.
ertesi gün melez arkadaşlara anlattık ve onlar bunun vaftiz olduğunu, bazı protestan kiliselerin sadece saça su sürmeyi kabul etmediğini, baştan aşağı suya girmek gerektiğini söylediler.
devamını gör...

penzu : "günlük tutmak isteyenler için"...

news in levels : "ingilizce makale okuma ihtiyacınızın tamamını karşılar."

quizlet : " istenilen yabancı dilde kelime listeleri oluşturmanıza izin vererek, ezberlemeye olanak sağlar."

idiom : " ingilizce makale, ingilizce altyazılı video ve ingilizce kitap barındıran kullanılası bir diğer app..."

monthly food : " içinde bulunduğunuz "ay" hangi sebze,meyve ve balık yenmeli şeklinde öneriler barındırır."

my noises : " virtual deniz, orman, yağmur, kuş sesleri vs barındıran uygulama, uyumadan önce, kitap okurken ya da alarm olarak ayarla seçenekleriyle keyifli zamanlar geçirmenize yardımcı olabilir."
devamını gör...

sabah kahve içerken şeker-kahve-süt dengesini iyi ayarlayabilirsem keyiften dört köşe oluyorum.* bir de yanında sevdiğim bir şarkı varsa offf offff değmeyin bana.

hadi siz de sizi mutlu eden şeyleri yazın. bakalım kimler nelerden mutlu oluyor?
devamını gör...

kafa sözlük ailesi olarak, yeni yılda çocuklarımızı bir nebze de olsa mutlu etme şansımız varsa, ne mutlu bize.
devamını gör...

indie rock türünde müzikler yapan teksaslı grup shearwater'ın * 2008 tarihli rook yani 'karga' isimli albümünde 2. sırada yer alan şarkıdır.

yer yer sitemin ön plana çıktığı hüzünlü bir hava hakimdir bu şarkıda. bahsedilen kuşlar ise aslında birer imge olup kastedilen şey; insanın hayatında kaçmak için hiçbir yerinin olmadığı, dünyamızın 'paralize' -felç- olduğudur.yani elimizden gelen hiçbir şey yok ve bize sunulana katlanmak durumundayız, anlamında.

kargalar yığıldığında
when the rooks were laid in piles
yolun kenarlarında
by the sides of the road
antenlere çarpıyor
crashing into the aerials
çamaşırhane hattında karışık
tangled in the laundery line
ve bir tarlada toplandı
and gathered in a field
tüy gibi bir ateşte yakıldılar
they were burned in a feathering pyre
soğuk siyah bir gözle
with a cold black eye
kırlangıçlar saçaklardan düştüğünde
when the swallows fell from the eaves
ve kulelerden gelen martılar
and the gulls from the spires
ve milyonlarca sığırcık
and starlings in the millions
yattıkları yerde beslenecekler
will feed on the ground where they lie

ambulans görevlileri dedi ki
the ambulance men said there's
hayatın için kaçacak hiçbir yer yok
nowhere to flee for your life
bu yüzden içeride kaldık
so we stayed inside
ve biz uyuyacağız
and we'll sleep until
insanın dünyası felç olana dek
the world of man is paralyzed

ah şahin varisi uyanır
oh the falcon heir awakes
çanların sesine
to the sound of the bells
güneye doğru ilerliyorlar
they're heading southbound
canlı bırakıyorlar
they're leaving it alive
ve her boş kafes sadece zil çalıyor
and each empty cage just rings
ve bir zil gibi duyulur
and is heard like a bell
bu soğuk yıldızların altında
underneath these cold stars
ve bu sıkıntılı gece
and this troubled night
ve insanın çığlıkları
and the cries of man
krallığın yaklaşmasına izin ver
let the kingdom come to nigh
bu hayalin gerçekleşmesine izin ver
let this dream be realized


devamını gör...

bir edep timsali olarak, lambayı söndürmenin olumsuz bir anlam taşıdığı düşünülerek bunun yerine kullanılan, ‘kimsenin ışığı sönmesin, allah kimsenin ışığını söndürmesin’ temennisini içeren, incelik dolu bir ifadedir.aynı şekilde mum için de kullanılır.

peki,ışık sönerse ne olur? göz görmez, bitki yeşermez,ısınma olmaz kısacası hayat olmaz.
bu şekilde düşününce aslında çok daha derin manalar geliyor insan aklına.

ayrıca ısınan lamba da belki de biraz olsun dinlenmeyi hak ediyordur*

bu arada lambayı yakmak yerine de lambayı uyandırmak olarak kullanılırmış.

*
devamını gör...

liz highleyman 1988'de yazdığı ''an introduction to anarchism'' adlı makalesinin giriş bölümünde anarşizmi şöyle tanımlamıştır:

''anarşizm yanlış kavramlarla kuşatılmış bir siyasal felsefedir. bunun temel nedeni ise anarşizmin gerçekten de basit sloganlarla ve parti çizgileri ile ifade edilemeyen farklı bir düşünüş tarzına sahip olmasıdır. gerçekten de 10 anarşistten anarşizmi tanımlamalarını istersiniz, büyük bir ihtimalle 10 farklı cevap alırsınız. anarşizm siyasi bir felsefe olmanın ötesinde; siyasi, pragmatik ve kişisel yanları kucaklamış bir yaşam tarzıdır.

anarşizmin temel ilkesi, hiyerarşik bir otoritenin --devlet, kilise, babaerkil yapı ya da ekonomik elitler olsun-- gereksiz olmaktan öte içsel olarak insanoğlunun kapasitesinin azamileştirilmesine bir engel olduğu ilkesidir. anarşistler genel olarak insanların kendi işlerini yaratıcılık, birlikte çalışma ve karşılıklı saygı temellerinde idare edebilme yetisine sahip olduklarına inanırlar. gücün içsel olarak zarar verici olduğuna, ve yetkililerin (ing. authorities) kaçınılmaz olarak kendi çıkarları ile ilgilendiklerine, ve kendilerini seçenlerin iyiliğinden ziyade kendi güçlerini arttırmayı hedeflediklerine inanırlar. anarşistler genelde ahlâk'ın kişisel bir konu olduğuna, ve yasal ya da dini bir otorite tarafından dikte (abd anayasası gibi saygın yasalar(!) da dahil olmak üzere) edilmiş yasalar olmasından ziyade, diğer bireyler ve toplumun iyiliği için sahip oldukları ilgiye dayanması gerektiğine inanırlar. anarşist felsefelerin çoğunda bireylerin kendi davranışlarından sorumlu olduğu belirtilir. babeerkil idare şekline dayanan yöneticiler, insanları kendileri için düşünme ve davranmadan alıkoyarak, elit zümrelerin onlar yerine karar verdiği ve ihtiyaçlarını karşıladığı bir sistemi dayatır; bu da insanlığını yitirmiş bir kitlenin oluşmasını hızlandırır. otorite kendisini haksız yere, en temel kişisel ahlâki kararların alınmasında dahi en son karar verici olarak kabul ettiğinde, örneğin ne için öldürülebileceği ya da ne için ölmeye değer olduğu gibi konularda (mecburi askerlik ve kürtajda olduğu gibi), insan özgürlüğü ölçülemez şekilde kısıtlanmış olur.

anarşistler pek çok farklı baskı çeşitleri arasındaki bağlantıların farkındadırlar --cinsellik, ırkçılık, çok cinslik (ing. heterosexism), sınıfçılık ve milliyetçi şövenizm gibi-- ve bu nedenle de diğerlerinin devam ettiği bir ortamda belli bir tanesine karşı mücadelede yoğunlaşmanın yararsızlığının da farkındadırlar. anarşistler dünyayı dönüştürmek için kullanılan araçların başarılması arzulanan sonuçlarla uyumlu olması gerektiğine inanırlar. anarşistler resmi organizasyonların varlığının gerekliliği ve halen varolan yıkıcı kurumların ancak şiddet eylemleri ile bertaraf edilelebileceği gibi konularda farklı görüşlere sahip olmakla beraber, pekçoğu sadece mevcut düzeni yıkmanın bir amaç olmadığı; yerine kurulması hedeflenen daha insancıl ve akılcı yeni bir düzenin şekillendirilmesinin de önemli olduğuna inanırlar.''
devamını gör...

iki şekilde uzun süreli ilişki olur birincisi duyguların baskın çıkmasıyla tahammül ve sabırla sürütülen ,yıpratıcı ve genelde sonu hüsranla biten..ikincisi ise kişilerin samimiyetle beraberliklerine, sevgilerine gösterdikleri özen sayesinde gelişen ve sonunda örnek bir çifti temsil eden...
devamını gör...

satanik bir ibadet biçimidir. kişinin kendisini dinsel baskıdan ve sahte ahlak kurallarından özgürleştirip kendi gerçek benliğine yakınlaştırması amacıyla söylediği, düşündüğü, ya da yaptığı her şeye verilen bir genel addır. the satanic temple'ın kurucu ortaklarından olan lucien greaves, blasphemy'i şu şekilde tanımlar;
blasphemy direkt olarak, diğerlerine yöneltilip onları rencide etmek için yapılmaz. blasphemy daha çok kişisel bağımsızlığın ilan edilmesidir, ve elbette insanlar alındığında bunu umursamıyorum."
blasphemy şu sebeplerden ötürü satanizmle yakından ilişkilidir, çünkü içerisinde isyan etme, başkaldırma, otoriteyi ve kalıplaşmış olanı sorgulama gibi nitelikler taşır. bunlar direkt şeytan'ın temsil ettiği düşünce ve davranış kalıplarıdır. dini hikayelerde şeytan'ın tanrı'ya, ya da allah'a olan isyanı aslında kulluk bilincine karşı bireyselliğin temsili olmuştur. şeytan, ilk "neden" sorusunu sorandır. "neden ibadet edeyim? neden tapınayım? neden sen istedin diye adem'e secde edeyim? ya da sana secde edeyim? secde etmek kişinin kendisini değersizleştirmesi, öz saygı ve sevgisini kendi benliğinden alıp putlaştırdığı dış objeye yüklemesidir. öyleyse ben bunu yapmayacağım. çünkü ben değerliyim. kendime duyduğum saygı beni bunu yapmaya men ediyor." işte kişiyi bu bilince ulaştıran her düşünce ve davranış blasphemy olarak kabul edilir ve satanizmde kutsaldır.
devamını gör...

edit : yalnız iyi yürüdü entry.
alın lan fotoğraf sizin köpeğiniz olsun.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

seçtiğin şarkıyla yaktın geçtin, yıktın geçtin umurumda bile olmaz nükleer denemeler* gece uzun ama bizde ciğer kalmadı cancağızım. seviyoruz seni *
devamını gör...

ev bizim, semt kira. denize neredeyse sıfır mütteşem bi’ ev. önü açık. kendi plajı var. 2+377272, ebebeyin banyolu.

-pazarlık sünnettir. lütfen sadece ciddi alıcılar ulaşsın. fiyat bilgisi dm ile paylaşılacaktır asdfjdjdjkd-
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
en son bunu çekmişim. çok beğendiysem demek. dualarımdasın.*
devamını gör...

20. yüzyılın başlarında "rus avangardları" diye tanınan şair, yazar, sinemacı, tiyatrocu, ressam, fotoğrafçıların bir araya gelerek ortaya çıkardıkları, sanat tarihinin farklı akımlarından olup, sanatı hayatın her alanına yaymayı amaç edinen ve resim, tasarım, edebiyat, sinema ve tiyatro alanlarındaki zenginsel içeriklerle temsil edilen bir sanat akımı.

bu sanat akımında, 20. yüzyılın ilk çeyreğindeki değişim ve özellikle çarlık rejiminin baskıcı yönetiminde geçen zorlu bir yüzyıldan sonra 1917 ekim devrimi'nin yol açtığı yenilikçi havanın sebep olduğu farklı sanat dinamiklerini başka bir dille yorumlayan rus sanatçıların dünya sanat tarihi açısından konumları gözlemlenebilir. bulundukları dönemde siyasi, toplumsal, bilimsel, teknolojik yenilikleriyle gelen bir ilerlemeyi sanatçılar eserleriyle betimlemişler.

20.yüzyıl başlangıcında birçok sanat akımının gelişip serpilmesi gibi rus avangardı da aynı yükselişi yaşamış. 1900'lü yılların başından itibaren hayatı dönüştürüp güçlendirecek bir akım olarak, güzel sanatları öne süren kazemir malevich, ivan kliun, mikhail plaksin, lyubov popova, ıvan kudriashev gibi temsilcilerin başı çektiği sanayileşme, bilim, teknoloji, sanat gibi imgeler çevresinde şekillenerek, bir dönemin anlatıldığı bir resim sunuyor.

aşağıdaki eserler de kazimir malevich tarafından yapılmış olan rus avangardı örnekleri.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1995 yılında mehmet ali birand’ın sunduğu 32. gün programında doğu perinçek’in ertuğrul kürkçü’ye “alçak, p*şt” demesi. *
devamını gör...

30.11.1900 paris'te bir otel odasında "birimiz gitmeli " diye intihar eden kişi. ebediyata kattığı değerli eserler nedeniyle saygı ile anıyorum.
devamını gör...

karşılaştığım durumdur.
devamını gör...

b12 eksikliğinden arada adını unutan ben için annemin kullandığı söz öbeği.

ülkede b12 eksikliği olmayan var mı, diye sordurur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim