benim nickaltım çok sessiz ve sakin bir ortamdır. aslında doğal çünkü kimseyle en ufak polemiğe girmedim. ona rağmen tarihle kafayı bozmuş diyenler oldu nickaltımda. ayrıca tarih dışına çıkıp günlük konulardan da fikir belirtmek istiyorum ancak nedense hiç ilgi görmedi tarih dışında yazdıklarım :))
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mantı.

tane tane yap, bi kaşıkta üçer üçer göm. 4 kişi yese her dakika oniki tanesi gidiyor.
devamını gör...

sayın yazar arkadaşım umarım ameliyatın başarı ile biter ve sağlığına kavuşursun dediğim başlık. ama ölüme ne kadar yaklaştığımızı asla bilemeyiz.
devamını gör...

ne kadar küçüğüm ya.
devamını gör...

dibin dibinde bile olsa insana kendisinden daha iyi kim omuz verebilir, tutup elinden kim kaldırabilir ki? unutmayın ki kendi kendinizi sarıp sarmalamayı öğrenmeden, kimseden sizin için mucize yaratmasını bekleyemezsiniz. sizin dışınızdaki herkes yalnızca ‘’hadi’’ diye fısıldayan, adeta can suyu veren yağmur damlaları gibidir. köklerinizle o suyu almak, tomurcuklanmak, kafanızı güneşe çevirmek sizin sorumluluğunuzda.

kendi kendinize yetebilmeli ancak herhangi bir insandan gelecek desteği de kucaklayabilmelisiniz. aslında hata burada başlıyor; ya çok kendine kapanıyor insan, kimsenin el uzatmasına izin vermiyor ya da durup bekliyor yalnızca bir kurtarıcının gelip kendisini o kuyudan çekip çıkarmasını...

denge önemli azizim, dengede kalmak hayat kurtarır. kendi kendinize yetebildiğiniz kadar başka insanların size destek olma mutluluğunu yaşamasına izin vermelisiniz.
devamını gör...

victor hugo'nun izmir hakkında yazdığı şiirin adı.

izmir bir prensestir

"izmir bir prensestir çok güzel küçük şapkasıyla.
mutlu ilkbaharlar durmaksızın onun çağrısına yanıt verir.
nasıl vazo içindeki çiçekler gülümseyen günbatımı gibiyse,
o da denizler arasından ışıldar.
hatta arşipel' in yaratılışından çok daha tutkulu...."
vıctor hugo (la captıve)
devamını gör...

denize sıfır bir balık restoranında bir akşam yemeği.
devamını gör...

bülent ziyagil'in güzide dilimize kazandırdığı dillere pelensenk deyiş.
devamını gör...

1990 yılında çıkan
sözlerini (bkz: cemal safi)'nin yazdığı (bkz: muazzez abacı)' nın seslendirdiği uzun yıllar boyunca dinlenen,
sözlerinin içeriğindeki allah'a isyan nedeniyle tepki almasına rağmen döneme damgasını vuran, 90ların best of şarkılarından biridir.
devamını gör...

dünya hayatı iniş çıkışlarla doludur. allah dışında kalan hiçbir şey ebedi değildir. yeryüzünden güçlü, kuvvetli, kudretli, zengin nice insanlar, devletler vb. gelip geçmiş; ancak sünnetullah gereği her şey zirveye ulaştıktan sonra inişe geçmeye başlamıştır.

bu hususta (dünya hayatının iniş-çıkışlara dolu olması) ibretlik olması açısından şu kıssa dikkate şayandır:

medine’de heyecan ve coşkunun zirvede olduğu zamanlardan biriydi. allah rasûlü (sav)’nün dişi binek devesi adba ile bir bedevinin genç yük devesi yarışacaktı. o güne dek adba’yı geçebilen hiçbir deve olmamıştı.

ashab bu yarışta da aksinin olacağını düşünmüyordu. derken yarış başladı. bir müddet sonra bedevinin devesi adba’yı geçti. kimsenin aklına gelmezdi hz. peygamber’in devesinin yenileceği. bu durum müslümanların gücüne gitti. “adba yenildi” dediler. ashabının şaşkınlığına rağmen allah rasûlü (sav) bu durumu gayet tabii karşılamıştı, üzülmeye gerek yoktu. zira her kemalin bir zevali vardı. şöyle dedi allah’ın elçisi: “dünyada yükselttiği her şeyi geri indirmek allah’ın bir kanunudur!” (buhari, cihad, 59, rikak, 38)

hz. peygamber bu hadisle aslında hayatımızı kuşatan ama çoğu zaman unutmaya yüz tuttuğumuz ilahi bir kanunu hatırlatır: dünya hayatı, iniş ve çıkışlarla doludur. göz alıcı parlaklığıyla gündüzleri semayı süsleyen güneş, geceleri yerini aya ve yıldızlara bırakırken; baharda rengârenk çiçeklerle, yaz mevsiminde çeşit çeşit meyvelerle kuşanan ağaçlar, kış geldiğinde kurumuş dallarıyla bir başına kalırken; asırlarca hüküm süren devletler bir anda yeryüzünden silinip giderken hep aynı gerçekle yüzleştirir insanı: dünya ve içindeki her şey gelip geçicidir, her şeyin bir sonu vardır, dünyadaki her şey nakıstır, hiçbir şey mükemmel değildir. dünyadaki bu vazgeçilmez kanuna, her canlı gibi âdemoğlu da tabidir. öyle ki insan, anne karnındaki halinden başlayarak ihtiyarlığına kadar hayatı boyunca geçirdiği evreleri (rûm, 30/54) gözlemlediğinde, ömrü uzadıkça yaratılışının tersine çevrildiğini ve böylece gücünü kaybettiğini, (yasin, 36/68) nihayetinde her canlı gibi ölümü tadacağını (âl-i imran, 3/185) düşündüğünde şunu yakinen idrak eder: her türlü eksiklikten ve kusurdan münezzeh tek mükemmel varlık, baki olan yüce allah’tır. dünya hayatının geçiciliği ve aldatıcılığı kur’ân-ı kerîm’de şöyle bir benzetmeyle ifade edilir: gökten yağmur iner ve onun sayesinde yeryüzündeki bitkiler boy verip birbirine karışır. nihayet yeryüzü ziynetini takınıp rengârenk süslenir. sahipleri tam da onun üzerinde kudret sahibi olduklarını sandıkları zaman ansızın bir afet/rüzgar geliverir ve onları sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi kökünden yolunmuş bir hâle getirir. (yunus, 10/24; ayrıca bkz. kehf, 18/45; hadid, 57/20) rabbimizin tayin ettiği gün gelince “aldatıcı metadan başka bir şey olmayan” (âl-i imran, 3/185) dünya da kuruyup kaybolan bu bitkiler misali yok olup gidecektir. insan bu hakikatin farkında olduğu sürece üstünlük, şan şöhret, asalet, mal mülk, güzellik, makam mevki, zenginlik vb. geçici dünya menfaatlerine aldanmayacaktır. “sakın dünya hayatı sizi aldatmasın” (fatır, 35/5) buyuran allah teâlâ’nın da kullarından beklentisi, geçici bir eğlenceden ibaret olan dünya hayatına aldanmadan ebedî kalınacak gerçek yurt olan ahirete hazırlanmalarıdır. yarışta kaybeden taraf olmak gibi hayatta herkesin başına gelebilecek basit bir örnekten hareketle dünyalık nimetlerin geçiciliğine dikkat çeken bu hadis, aynı zamanda allah rasûlü’nün mütevazı kişiliğini de yansıtır. nitekim ashabının gerek sevinçli gerekse üzüntülü anlarında hep yanlarında olan hz. peygamber, bir bedeviyle devesini yarıştıracak ve ona yenilmeyi gurur meselesi haline getirmeyecek kadar insani ve mütevazı bir tavır sergilemiştir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

orbikülaris oris denilen ağız ve çevresinde bulunan, öpüşmeyi borçlu olduğumuz kas sistemi.
çünkü ağızda büzüşmeyi sağlar. *
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

bir ordulu olaraktan en sevdiğim manzaraya sahip olan yason burnu'nu ve efsanesini anlatacağım sizlere.*
ordu'nun perşembe ilçesi çaytepe köyü'ne bağlı olan yason burnu yarımadası eski bir kilise, deniz feneri ve efsanesiyle ordu'nun en özel yerlerinden biridir.
antik dönemdeki ismi “iasonia akte”dir.
1. derece arkeolojik, 2.derece doğal sit alanıdır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şimdi gelelim benim mükemmel olan yason burnu fotoğraflarıma.* beraber yorumlayalım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu güzel manzarası zaten yason burnu'nun en güzel özelliklerinden biri. karadeniz'in rüzgarlı havasıyla o çimlere oturup uzun uzun denizi ve gökyüzünü seyredebilir, dilerseniz denizin kıyısında ayaklarınıza su çarparken yürüyüş yapabilirsiniz. hatta denizin kıyısına sandalyenizi atıp oturabilirsiniz bile. düşüncelere dalmak için güzel bir yer.

şimdiii gelelim yason kilisesi (jason's church)ve yason burnu fenerini tanıtmaya.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

çektiğim fotoğraflar bunlar fakat attığım kaynaklardan iç mimarisine de ulaşabilirsiniz. tüm yönden çekilmiş fotoğrafları mevcuttur.


bu kilise, 1868'de yörede yaşayan rumlar ve gürcüler tarafından yaptırılmış olup, mimarisi gayet özelliklidir. yason burnu, esasen çok eski bir yerleşim yeridir. ms 3. yüzyılda hıristiyanlar, giresun'da isa’nın doğumunu kutladıktan sonra buraya gelerek 'ışıklar bayramına' katılırlarmış


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ordu'nun fatsa ile perşembe ilçeleri arasında kalan küçük bir yarımadanın üzerinde bulunuyor yason feneri. fenerin hemen arkasında bir kiliseye ait kalıntılar var. yason feneri'nin yer aldığı bölgenin ismi ise kiremit burnu. eskiden yason burnu olarak anılıyormuş. 1980 sonrası bu ismi almış. sahili kayalıklarla çevrili yemyeşil bir alan üzerinde yer alan yason feneri, denizden pek fazla yüksek değil. bu nedenle de rüzgarlı günlerde karadeniz'in hırçın dalgaları ıslatıyor yason feneri'nin duvarlarını. gövdesi demirden üretilmiş olan yason feneri'nin ışığı 8 mile kadar aydınlatabiliyor. 


yason burnu'na gidip de yason burnu fenerine yaslanıp fotoğraf çekmeyeni dövüyorlar sayın okuyucular.* gittiğinizde siz de mutlaka orada fotoğraf çekinmeyi unutmayın. benim çektiğim bu fotoğrafta insanlar facebook'a koymak için fotoğraf çektiriyorlardı. orada bir yoğunluk mevcuttu.
ne yazık ki kendini bilmez birkaç kişi tarafından fener karalanmış fakat onu boyadılar bir dahaki gitmemde güncellerim yeni halini.

gelelim yason burnu'nu özel kılan o efsaneye..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

argonotlar ve altın post efsanesi



altın post yunan mitolojisinde zenginliği ve iktidarı sembolize eden postun adıdır. argonotlar bu postu ele geçirmek için kolkhis ülkesine gitmişler(günümüzde gürcistan'ın karedeniz kıyısındaki bir bölgesi) ve uzun bir mücadele sonucunda postu almayı başarmışlardır. jason (iason) da yunan mitolojisinde altın postu arayan argonotların önderidir.

argo ve argonaut'lar hakkında azra erhat'ın “mitoloji sözlüğü”nde şu şekilde bahsedilmektedir:
“adı "hızlı" anlamına gelen argo gemisi karadeniz'in kolkhis ülkesinde altın post'u aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemidir. onu yapan ustanın adı da argos’dur.” 
“bazı argonautlar: jason, argos(gemi ustası), tiphys(dümenci), orpheus(ozan), idmon(bilici), amphiaraos(bilici), mopsos(bilici), herakles...”

jason'un kral babası amcası tarafından jason henüz küçük bir çocukken öldürülür. jason büyüyüp genç bir adam olduğunda krallığı amcasından geri almak istemektedir. bunun için ise uzak bir diyarda bulunan altın postu ele geçirmesi gerekmektedir. zeus’a kurban edilen koçun altından olan postu ares’e adanmış bir korulukta saklanmaktadır.

yunan mitolojisinde, güneş tanrısı helious’un oğlu olan kolkhis kralı aiet’nin (aietes) “altın post”a sahip olduğu anlatılır. yunanistan’da jason (iason)’un başkanlığında kahramanlar bir araya gelirler ve “altın post”u ele geçirmek için kolkhis'e gitmeye karar verirler. argonotlar, “argo” adlı bir gemi yaparlar ve yola çıkarlar. uzun ve çok zor bir yolculuktan sonra aiet’in güçlü ve zengin krallığına varırlar. “kral, yunanlı kahramanları saygıyla karşılar ve gelmelerinin nedenini öğrenir. aiet, jason’un şartlarını yerine getirmesi halinde “altın post”u yunanlılara vermeye karar verir. iason önce ateş püskürten öküzlere boyun eğdirecek, başlarına boyunduruk geçirecek ve büyük bir tarlayı sürecektir. sonra iason’un ejderhayı öldürmesi ve onun dişlerini toprağa ekmesi gerekir. bu dişlerden savaşçılar çıkmaktadır. iason’un bu savaşçılarla savaşması ve onları yenmesi gerekir. yunanlılar ancak bundan sonra “altın post”u alabileceklerdir.”

“kralın kızı, ilk görüşte jason’a âşık olmuş ve ona yardım etmeye karar vermiştir. medea bir büyücüdür. onun yardımıyla jason kralın şartlarını kolayca yerine getirir ve aiet’den “altın post”u ister. kral, yunanlılara kimin yardım ettiğini hemen anlar ve “altın post”u vermeyeceğini açıklar. bunun üzerine jason, postu ele geçirmeye karar verir. ne var ki medea’nın yardımı olmadan bunu gerçekleştirmesi olanaksızdır. kralın kızı, postu bekleyen korkunç ejderhayı uyutur ve yunanlılar “altın post”u ele geçirmeyi başarırlar. hızla gemilerine binerler ve ülkeleri yunanistan’a doğru yola çıkarlar.

mitolojide “altın post” phriksos ile helle’yi sırtında yunanistan’dan karadeniz’e taşımış olan kanatlı koçun altın postudur. babaları kral olan çocukları üvey anneleri kurban etmeye karar verir. tam bu sırada gökten inen altın postlu koç çocukları kafkaslara kaçırır.

“altın post” onur ve saygınlık ifade eden bir simgedir, farklı mitolojik hikâyelerde işlenir. onurlu, erdemli, adil, cesur, dürüst, sadece kendini düşünmeyen örnek kahramanlar önce kendi kendilerine hâkim olmayı öğrenip, kitleleri peşlerine takarlar. yolculuk ise her daim sürer gider…




ilgi çekici bir efsane gerçekten. ordu'nun en sevdiğim yeri yason burnu yarımadasıdır. kilisesi, feneri, efsanesi ve havasıyla çok özeldir. olur da karadeniz turu yapmaya karar verirseniz buraya uğramadan geçmeyiniz.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kaynaklar: 12345

not: ilk iki fotoğraf hariç diğerleri bana aittir.
devamını gör...

tanım olarak anlamı oldukça basittir;
bir kimseyi veya bir şeyi görmeyi, kavuşmayı istemek, göreceği gelmek...

his olarak bunu yaşamak ve tarif etmek dünyanın en zor şeylerinden birisi olsa gerek;

özledim.
söyleyeceklerim bu kadar, kısa ve derin...*
devamını gör...

fabrika ayarlarına dönemezsiniz zaten. her deneyim gibi bu deneyiminiz de sizi mutlaka değiştirdi dönüştürdü. artık ilişkiye başlamadan önceki siz değilsiniz. yeni kendinizle tanışın.
devamını gör...

--! spoiler !--

ibb başkanı ekrem imamoğlu, covid-19 ölüm rakamlarıyla ilgili, "dün akşam, bulaşıcı hastalıktan istanbul’daki vefat sayısı, 186. ben şimdi ne yapayım yani, susayım mı, yutkunayım mı? ben, uyuyamadım ki gece. defin sayımız, 450’lere doğru yürüyor. yani yetiştiremiyoruz" ifadelerini kullandı.

--! spoiler !--

devamını gör...

böyle tatlı böyle cici bir yazara ilk nick altı yazmasının bana nasip olması (bkz: hissikablelvuku) ).
ilk görüşte yakınlık bizimkisi.
yeni bir kız kardeş geldi bana.
iyi yazmalar iyi beğenmeler alice'cim.
devamını gör...

neden olduğuna dair bir fikrim yok gercekten.
yani inanmıyor ama iyi bir karakter ise neden sevilmesin? var mesela ateist arkadaşlarım ama kimseye zararı yok hatta iyi bir bilgi ile gidersen iman bile edecek kadarda açık.
devamını gör...

medeni dediğimiz ülkeler olayların üstünü bizim gibi örtmüyor. kuantum bilgisayarların çalışma yapısını anlatan kanada başbakanı justin trudeau , sosyal medya hesabından, "bu, ülkemiz tarihinin o karanlık ve utanç verici döneminin üzücü bir hatırlatıcısı" açıklamasını yaptı.

kanada yerli halklarla ilişkiler bakanı carolyn bennett da, yatılı okulların "utanç verici" bir sömürge politikasının parçası olduğunu dile getirdi.

bu olay ve bunu gibi birçok kirli geçmişi hatırlıyor ve bununla ilgili çalışmalar da bulunuyorlar. bizde hala yok kardeşim bizim tarihimizi şeref dolu deyip ortalıkta gezelim. kaçmanın bir faydası yok kimsenin tarihi temiz değil. aynı ülke uygur türklerine yapılanları da soykırım olarak tanıdı.

"burada ama sizde soykırım yaptınız" demeyin. onlar yaptığını kabul ediyor senin gibi üstünü örtmeye çalışmıyor.

kaynak 1, kaynak 2
devamını gör...

#217534

böyle tanımlari olan sözlük yazarı. çok yakışmış sözlüğe.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim