çiçekçiler çok kazanmıyordu, çünkü kimse birbirine çiçek almıyordu...

lt.
devamını gör...

başkalarına zarar veren herhangi bir fikre saygı duyulmaması gerekir. onun haricinde, bize ne kadar ters olursa olsun fikir ve düşüncelere saygı duyulması gerektiğine inanıyorum. eğer bize ters gelen her fikre saygısızlık yapacak olsaydık dünyada saygı duyulan bir şey kalmazdı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

moderatörü olduğu sözlükte yazarına alenen küfür eden kişi. çok güzel bir kafası var. güle güle kullansın. ama mümkünse biraz ötede. beni temsil etmiyor.

kendisinden hoşlanmadığım doğrudur. kendisinin adil olmayan bir tavrı olduğunu düşündüğüm de ezelden beri. egosunun bunun altını dolduramayacak kadar yüksek olduğunu da düşünüyorum. düşündüklerim beni bağlar yanılıyorsam da. evet #1313021 ve #1313035 numaralı başlıkları açmamı sağlayan düşünce akışı, dün ve bugün sözlükte yaşanan olaylar ve bu arkadaşımızın tavırları. ancak ben kimseye, kimseyi temsil edeceğimle ilgili bir vaatte bulunmadım. küfürsüz olmayı deklarasyonunun belkemiği yapan bir sözlükte moderasyonda görev yapmıyorum. sıradan bir yazarım. format içinde kalarak da görüşlerimi yazıyorum. yazmaya da devam edeceğim. ancak kendileri kuralları eğip bükerek yazarına küfretmekte, kendisine laf söylendiğinde lol yazdı diye sinir harbine girdiğini, kontrolünü kaybettiğini saklayabileceğini sandığı bir dil kullanmakta beis görmeyen bir moderatör. imam osurursa cemaat sıçar arkadaşlar. benden söylemesi. #1313057
devamını gör...

(bkz: hız cezası)
devamını gör...

nispeten katildigim tanımdır. şöyle ki, mesele zeka düzeyindeki düşüş değil, odaklanma problemidir. günümüzde insanı cezbeden o kadar çok uyaran var ki aklı toplayıp bir işe odaklanmak kolay değil.
devamını gör...

dini kirli işlerinize alet edip, yaptığınız her pisliğe maske olarak kullanırsanız bir yerden sonra bunun ters tepmesinden daha doğal bir şey olamaz.
devamını gör...

hadi takipleşelim
devamını gör...

gastrointestinal sistemde muskularis mukoza tabakasında bulunan besinlerin peristaltik dalgalarda ilerlemesini sağlayan özel yapıya verilen isimdir.
bu yapı uyarıldığında bağırsak tonusu artar.
devamını gör...

yine mi bir veda diye başlığa girdim. sözlük yaprak dökümündeki hayriye hanıma benzetti beni. ağzımızın tadı bozulmasın diyerek başlıktan çıkıyorum.
devamını gör...

kişiye pek bir kazanç sağlamayacak işlerin peşinden gitmek, gerçekçi olmayan hedefler peşinde koşmak gibi anlamlara gelen ifade.

pumalar avlarını kovalarken, avın çeşidine göre, onu kaybederken harcayacakları enerjiyi ayarlarlar. bu da onların avlanırken aklını etkili bir şekilde kullanan hayvanlar olduğunu gösterir. eğer aptalca davranan bir puma görseydik, bunun tam tersini yapıyor olurdu. işte bu nedenle bu tabir bu şekilde isimlendirilmiş.
devamını gör...

insanın içini burkan nazım hikmet ran şiiri. inanılmaz bir öfke, insanın boğazına dizilen bir üzüntü ve adını koymaya cüret edemediğim pek çok şey içeriyor bu şiir. cümleler insanın etine kendi tırnağını geçirdiği bir noktada öylece havada asılı duruyor.


buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz.
biliyorum, ben uyurken
hücreme pencereden girdiniz.
ne ince boyunlu ilâç şişesini
ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
başucumda durup el ele verdiniz.
buyrun, oturun dostlar
hoş gelip sefalar getirdiniz.

neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
osman oğlu hâşim.
ne tuhaf şey,
hani siz ölmüştünüz kardeşim.
istanbul limanında
kömür yüklerken bir ingiliz şilebine,
kömür küfesiyle beraber
ambarın dibine...


şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
simsiyah başınızı.
kim bilir nasıl yanmıştır canınız...

ayakta durmayın, oturun,
ben sizi ölmüş zannediyordum,
hücreme pencereden girdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
hoş gelip sefalar getirdiniz...

yayalar-köylü yakup,
iki gözüm, merhaba.

siz de ölmediniz miydi?
çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
çok sıcak bir yaz günü
yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?

demek ölmemişsiniz?

ya siz?
muharrir ahmet cemil?
gözümle gördüm
tabutunuzun toprağa indiğini.

hem galiba
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.

onu bırakın ahmet cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
rakı şişesi değil.
günde elli kuruşu tutabilmek için,
yapyalnız
dünyayı unutabilmek için
ne kadar çok içerdiniz...

ben sizi ölmüş zannediyordum.
başucumda durup el ele verdiniz,
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz...

bir eski acem şairi:
«ölüm âdildir» — diyor, —
«aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»

hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü?


bir eski acem şairi:
«ölüm âdildir» — diyor.
yakup,
ne güzel güldünüz, iki gözüm.
yaşarken bir kerre olsun böyle gülmemişsinizdir...
fakat bekleyin, bitsin sözüm.
bir eski acem şairi:
«ölüm âdil...»
şişeyi bırakın ahmet cemil.
boşuna hiddet ediyorsunuz.
biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz...


bir eski acem şairi...
dostlar beni bırakıp,
dostlar, böyle hışımla
nereye gidiyorsunuz?
devamını gör...

devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanın sevdiğini rüyasında görmesi kadar kötü birşey yok. uyanıyorsun o rüya kahvaltı yapacaksın o rüya aklına geliyor. yaşanılan şeyin güzelliğine göre etkisi uzuyor. oğuz atay iki gün üst üste sevdiği kadını rüyasında görünce 3. gün takım elbiseyle yatmış.
devamını gör...

geri gelen kişi eski sevgilin değil, yeni bir insandır. ayrılığın onuncu dakikasından sonra bile artık yeni bir insandır o.
devamını gör...

yedi oğlu iki kızı olan ama ankara'da 4 kadınla grup seks yaparken ortamı şenlendirsin diye odaya kankası nihat doğan'ı da çağıran, sonra kadınlardan biriyle cebren anal ilişki yaşamaya kalkan, kabul etmeyen kadını silahla darp eden, sonra da olayı kadının ailesine anlatmakla tehdit eden namus bekçisi
devamını gör...

müslüman olmayanlar sabah akşam yiyebilir.
devamını gör...

1963 yılında yayınlanmış hannah arendt kitabı. ikinci dünya savaşında yahudilerin tehcir edilmesinde ve "nihai çözüm" meselesinde büyük rolü bulunan adolf eichmann'ın arjantin'de yakalanarak israil'e getirilmesi ile başlayıp, idam edilmesi ile son bulan yargılama sürecini anlatıyor kitap. adamın küllerini gemi ile taşıyıp, israil karasuları dışında akdeniz'e dökmüşler. açıkçası; kitap, beni inkisarı hayale uğrattı. yazarın, filozof ve siyaset bilimci olması nedeniyle kitabın adından da yola çıkarak, insanın ve kötülüğün doğasına ilişkin daha derin tahliller bekliyordum. ancak bu hali ile daha önce de belirtildiği üzere, sadece olay örgüsünü aktaran bir belgesel gibi kalmış kitap.

dikkatimi çeken bir diğer husus da eichmann'ın savunmasını üstlenen robert servatius ve onun boktan performansı oldu. keşke tarih izin verseydi de bir diğer nazi suçlusu klaus barbie'nin avukatlığını yapan ve bunu fransa'yı rezil etmek için bir fırsat olarak kullananjacques verges'i, bu davada görebilseydik. altı milyona yakın yahudiyi öldürmüş, tehcir etmiş, kısırlaştırmış adamlar biz sadece emirleri uyguluyorduk diye savunma yapıyor. kulağınıza küpe olsun sevgili dostlarım; konusu suç teşkil eden emir, hiçbir surette yerine getirilemez.

"zira bu suçlar hem kurbanların hem de suçu işleyenlerin sayısı bakımından kitlesel suçlardır; sorumluluk derecesi açısından, suça katılanların kurbanı fiilen öldüren katile yakın veya uzak olmalarının hiçbir önemi yoktur. bilakis genelde cinayet aletini kendi elleriyle kullanan kişiden uzaklaşıldıkça, sorumluluk derecesi artar."
devamını gör...

savaş yaralarım diye zikrettiğim birçoğu da çocukluktan kalan derinin kusurlu şekilde iyileşmesi durumu. benimkiler güzel. sınırlarımı zorladığımı ya da gerizekalı gibi davransam da denemekten vazgeçmediğimi hatırlatıyor bana.

tam da yarım saat kadar önce yatakta uzanmışken üzerime atlayan yeğenim göbeğimi davul gibi kullanırken göbek deliğimin hemen yanındaki insan eli yapımı diğer deliğimin izini görüp bir aydınlanma yaşadı. teyze benim dikiş izlerim senden daha havalı, dedi. dedim elbette seninkiler daha yeni, hala korkunç gözüküyor. * sonra hikayesini tekrar anlatmasını istedim. kapıdan geçmek yerine duvara tırmanmayı tercih etmiş. eğlendin mi dedim, çok dedi. o zaman harika ama dikkatli olmalısın deyince annem ama bir daha yapmayacak söz verdi, dedi. nasıl yani artık duvarlara tırmanmayacak mısın, hayatta olmaz dedim. kafamı karıştırıyorsun, çıkayım mı duvarlara, dedi ozi. elbette, sadece dikkat et hangisine çıkmak güvenli onu bul, korkarak yaşayamazsın dedim. yara almaktan korkma yeter ki iyileşebilir olsunlar, dedim. teyze sen hiç büyükler gibi tavsiye vermiyorsun farkında mısın, dedi. annem de büyüyemediğindendir, dedi.
ahhh sanırım ikisi de birazcık haklı. ve de bu arada hala, düşerken yaşanılan adrenalin, korkudan daha çekici geliyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim