susan sontag
dünyaya katlanamadığım zamanlar bir kitap alıp battaniyemin altına kıvrılırım.beni her şeyden uzaklaştıran küçük bir uzay gemisi gibidir.*
devamını gör...
normal sözlük'ün fularlı yazarları
buyrun benim.
fularım da beymen. soruları alayım?
fularım da beymen. soruları alayım?
devamını gör...
eleştirilen insana dönüşmek
eleştiriyi yapan kişi yıkıcı değil yapıcı eleştiri yapıyorsa eleştirilen kişi için ne alâ.. ve dahi eleştirdiği konuda daha iyi olması gerekir, empati yapabilen biri olması gerekir. eğer bu şartlar dahilindeyse buyursun eleştirsin. şahsım her zaman eleştirilere açıktır.*
t: daha önce eleştirilmediği herhangi bir konu/ konular hakkında eleştirilerin odağı olan kişi.
t: daha önce eleştirilmediği herhangi bir konu/ konular hakkında eleştirilerin odağı olan kişi.
devamını gör...
türkiye iş bankası kültür yayınları
1956'da hasan ali yücel tarafından kurulan ve iş bankasının desteklediği türkiye'nin en büyük yayın evlerinden birisidir.
devamını gör...
ölen kişinin ardında bıraktığı yürek burkan şeyler
sesi, videosu, numarası, kıyafetleri, ayakkabıları, ilaçları, ileri bir tarih için alınan hastahane randevuları, yaptığı konserve yemekler, turşular...
devamını gör...
browni reklamları
aşşırı saçma reklamlar. alt tarafı çikolata yiyeceksin ne gerek var bu kadar romantizme?
devamını gör...
modlar uyurken sözlükte parti yapmak
yaşı küçük yazar daha parti başlamadan kapıda uyusa da, uykusuz kahve uyumaz diyeceğim başlıktır. (bkz: basıldık)
devamını gör...
yalnızlığın tek cümlelik özeti
kirlenmeyen ikinci tabaktır.
devamını gör...
normal sözlük fenomeni olacağını düşündüğünüz yazarlar
şu anda cehaletleriyle dikkat çeken birkaç arkadaş dışında benim dikkatimi çeken, öne çıkan birisi yok. kafa sözlük'ün geleceği olursa ama fenomen yazarları da olacaktır muhakkak.
*
*
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
ben bir ayna idim
baktılar, baktım
gördüler, baktım,
baktılar gördüm.
ne düğünler, ne doğumlar,
ne ölümler gördüm.
en çok yalanlara oldum.
kırdılar,
kırıldım artık.
ben bir ağaçtım
baltalandım.
yonga yonga yongalandım,
yongalarda yandım,
mangallarda, sobalarda,
yangınlarda yandım.
budaklarla budaklandım,
cilalandım, boyalandım.
yaktım, yandım,
yaktılar.
yandım artık
ben bir çağlayandım
bir ırmağa aktım,
ırmak oldum
bir dereye vardım
dere oldum
bir nehire vardım,
nehir oldum
bir denize vardım.
hep baktılar..
aktım artık.
özdemir asaf -imiş
baktılar, baktım
gördüler, baktım,
baktılar gördüm.
ne düğünler, ne doğumlar,
ne ölümler gördüm.
en çok yalanlara oldum.
kırdılar,
kırıldım artık.
ben bir ağaçtım
baltalandım.
yonga yonga yongalandım,
yongalarda yandım,
mangallarda, sobalarda,
yangınlarda yandım.
budaklarla budaklandım,
cilalandım, boyalandım.
yaktım, yandım,
yaktılar.
yandım artık
ben bir çağlayandım
bir ırmağa aktım,
ırmak oldum
bir dereye vardım
dere oldum
bir nehire vardım,
nehir oldum
bir denize vardım.
hep baktılar..
aktım artık.
özdemir asaf -imiş
devamını gör...
sevgili ile aynı evde yaşamak
herkesin kendi evi olmalı.. misafir gibi gidilip gelinmeli.. yoksa evlilikten bir farkı kalmıyor..
devamını gör...
bir erkeğe anlık kalp krizi geçirten kadın hareketleri
isminizle atılan mesaj,
ör:
-novis?
+efendim
yazıyor...
ör:
-novis?
+efendim
yazıyor...
devamını gör...
zamanın rengi
değişkendir. tıpkı zaman gibi. şu an mesela turkuazdır. ay geçti fil dişi beyaz oldu. yok yok dur. bildiğin siyah bu.
devamını gör...
güne bir söz bırak
“başımıza gelecekleri seçemeyiz, ama onlara nasıl tepki vereceğimizi seçebiliriz.”
paulo coelho-hippi.
paulo coelho-hippi.
devamını gör...
trolley dilemma
ilk kez felsefeci philippa foot'un 1967'de ortaya attığı vagon ikilemi de denilen (trolley dilemma), etik karar verme sürecinde, karar ve tutumlarımızı etkileyen faktörleri görebilmek için yapılmış dünya genelinde yaklaşık 300 000 kişi üzerinde uygulanmış bir davranış testidir.
senaryo 1; bir tren yolunun yakınlarındasınız. birden bire bir gürültü ile irkiliyorsunuz. içinde, sürücüsünün veya kontrol eden bir kişinin olmadığı bir vagonun, tren yolu boyunca hızla yol almakta olduğunu görüyorsunuz. bir bakıyorsunuz ki,
ileride ve tren yolunun üzerinde beş işçi, sırtları, gelen vagona dönük olmak üzere çalışıyorlar. şehrin gürültüsü nedeniyle, işçilere bağırıp sesinizi duyurup, onları uyarma şansınız da yok. her hâlükârda vagonun altında kalacaklar. o anda fark ediyorsunuz ki, vagonu diğer raya geçirecek olan bir kolun (levye) hemen yakınındasınız. eğer kolu çekerseniz, vagon, makas atlayarak diğer raya geçecek ve beş işçi kurtulacak. ancak, fark ediyorsunuz ki, vagonu makas atlatarak gideceğini düşündüğünüz rayın üzerinde de gelen vagondan habersiz bir işçi çalışıyor. onu da hiçbir şekilde uyarma şansınız yok. bu durumda iki şeyden birini yapacaksınız. ya hiçbir şekilde, vagonun makas atlayıp diğer raya geçebilecek kolu çekmeyecek ve böylece vagonun, yolu üzerindeki beş işçiyi altına alarak öldürmesine izin vereceksiniz ya da kolu çekerek, vagonun, makas vasıtasıyla diğer raya geçmesini sağlayacak ve beş kişinin hayatını kurtaracak, buna karşılık bir kişinin hayatını feda edeceksiniz. hangisini seçerdiniz?
senaryo 2; bu defa da altından tren yolu geçen bir köprünün üzerindesiniz. yanınızda hiç tanımadığınız iriyarı bir adam var.
yine, senaryomuz gereği, içinde sürücüsünün olmadığı bir vagonun geldiğini görüyorsunuz. yine, tren yolu üzerinde, gelen vagondan habersiz beş işçi çalışmaktadır. beş işçiyi, bir evvelki senaryoda olduğu gibi hiçbir şekilde tehlikeden dolayı uyarmak mümkün değil. ancak, beş işçiyi kurtarmak için bir imkânınız var. eğer tanımadığınız iriyarı adamı, köprüden ittirir ve aşağı atarsanız, adam, rayların üzerine düşecek, böylece vagon adama takılarak duracak ve beş kişin hayatı kurtulacaktır.
(adamı ittirdiğimiz köprünün korkuluklarının yüksek olmadığı; sizin, adamı ittirecek güçte olduğunuzu; adamın, rayların üzerine düşeceğini ve böylece vagonun da adama takılarak duracağından ve beş kişinin kurtulacağından kesinlikle emin olduğumuzu varsayıyoruz.) ne yapardınız? adamı ittirir ve beş kişinin hayatını kurtarır mıydınız yoksa vagonun geçip gitmesini ve nihayetinde beş kişinin ölmesini mi izlerdiniz?
teste katılan insanların verdiği cevaplar;
bu senaryo, boston’da harvard üniversitesi’nden marc hauser tarafından 300 binden fazla kişiye sorulmuş. birinci senaryoda, hemen hemen büyük bir çoğunluk beş kişiyi kurtarmak için bir kişiyi feda ederek kolu çekerken, ikinci senaryoda ise, çoğunluk denecek sayıda kişi, adamı, köprüden atma düşüncesinden kaçınmış, yani beş kişinin ölümünü izlemiştir. ikinci senaryoda sadece her altı kişiden biri adamı köprüden aşağıya atma düşüncesinde olduğunu belirtmiştir. bu senaryo, amerika’dan çin’e, göçebe halktan şehirlisine, senaryoları idrak edecek her yaş grubuna, her iki cinse (kadın-erkek), her eğitim seviyesinden kişilere, akademisyenlere, işçilere, inançlı veya ateistlere sorulmuştur. alınan sonuç her defasında aynıdır. bir başka deyişle, herhangi bir ayrım gözetmeksizin, soruya muhatap olanlar birinci senaryo için kolu çekip beş işçiyi kurtarırken, ikinci senaryoda ise (1/6 lık kısım hariç) adamı, köprüden aşağıya atmamayı yani beş işçinin ölümünü izlemeyi tercih etmişlerdir.
buradaki karar mekanizması, bir insanın ölümünden, kendimizi aktif veya pasif olarak ne derece sorumlu tutacağımız ile ilgilidir.
kişisel görüşüm;
öldürmek ve ölmesine izin vermek arasındaki farktan bahsediyor aslında bu deney. başkasının ölümünde aktif karar verici mi pasif karar verici mi olmaktan bahsediyor.
ben ilk okuduğumda da şu anda da aynı şeyi düşünüyorum. nicelikle ilgili alınan her karar anlamsız. belki o diğer rayın üstünde çalışan tek işçi diğer beş işçiden daha iyi daha merhametli daha dürüst ya da onun oğlu kızı bir gün ülke için o beş kişiden çok daha verimli olacak. bence bu deneyin her iki versiyonu da anlamsız.
bu deney ve bu deneyden esinlenerek oluşturulan deneyler özellikle sürücüsüz araçlarda, yapay zeka robotlarda kullanılıyor. daha ölümcül bir kazadan daha az zarar görülen seçimlerin yapılması hedefleniyor. ama tabii her sayısal değer sadece sayısal değer midir burada durup bunu düşünmeliyiz.
detaylı okuma için kaynak...
pdf
senaryo 1; bir tren yolunun yakınlarındasınız. birden bire bir gürültü ile irkiliyorsunuz. içinde, sürücüsünün veya kontrol eden bir kişinin olmadığı bir vagonun, tren yolu boyunca hızla yol almakta olduğunu görüyorsunuz. bir bakıyorsunuz ki,
ileride ve tren yolunun üzerinde beş işçi, sırtları, gelen vagona dönük olmak üzere çalışıyorlar. şehrin gürültüsü nedeniyle, işçilere bağırıp sesinizi duyurup, onları uyarma şansınız da yok. her hâlükârda vagonun altında kalacaklar. o anda fark ediyorsunuz ki, vagonu diğer raya geçirecek olan bir kolun (levye) hemen yakınındasınız. eğer kolu çekerseniz, vagon, makas atlayarak diğer raya geçecek ve beş işçi kurtulacak. ancak, fark ediyorsunuz ki, vagonu makas atlatarak gideceğini düşündüğünüz rayın üzerinde de gelen vagondan habersiz bir işçi çalışıyor. onu da hiçbir şekilde uyarma şansınız yok. bu durumda iki şeyden birini yapacaksınız. ya hiçbir şekilde, vagonun makas atlayıp diğer raya geçebilecek kolu çekmeyecek ve böylece vagonun, yolu üzerindeki beş işçiyi altına alarak öldürmesine izin vereceksiniz ya da kolu çekerek, vagonun, makas vasıtasıyla diğer raya geçmesini sağlayacak ve beş kişinin hayatını kurtaracak, buna karşılık bir kişinin hayatını feda edeceksiniz. hangisini seçerdiniz?
senaryo 2; bu defa da altından tren yolu geçen bir köprünün üzerindesiniz. yanınızda hiç tanımadığınız iriyarı bir adam var.
yine, senaryomuz gereği, içinde sürücüsünün olmadığı bir vagonun geldiğini görüyorsunuz. yine, tren yolu üzerinde, gelen vagondan habersiz beş işçi çalışmaktadır. beş işçiyi, bir evvelki senaryoda olduğu gibi hiçbir şekilde tehlikeden dolayı uyarmak mümkün değil. ancak, beş işçiyi kurtarmak için bir imkânınız var. eğer tanımadığınız iriyarı adamı, köprüden ittirir ve aşağı atarsanız, adam, rayların üzerine düşecek, böylece vagon adama takılarak duracak ve beş kişin hayatı kurtulacaktır.
(adamı ittirdiğimiz köprünün korkuluklarının yüksek olmadığı; sizin, adamı ittirecek güçte olduğunuzu; adamın, rayların üzerine düşeceğini ve böylece vagonun da adama takılarak duracağından ve beş kişinin kurtulacağından kesinlikle emin olduğumuzu varsayıyoruz.) ne yapardınız? adamı ittirir ve beş kişinin hayatını kurtarır mıydınız yoksa vagonun geçip gitmesini ve nihayetinde beş kişinin ölmesini mi izlerdiniz?
teste katılan insanların verdiği cevaplar;
bu senaryo, boston’da harvard üniversitesi’nden marc hauser tarafından 300 binden fazla kişiye sorulmuş. birinci senaryoda, hemen hemen büyük bir çoğunluk beş kişiyi kurtarmak için bir kişiyi feda ederek kolu çekerken, ikinci senaryoda ise, çoğunluk denecek sayıda kişi, adamı, köprüden atma düşüncesinden kaçınmış, yani beş kişinin ölümünü izlemiştir. ikinci senaryoda sadece her altı kişiden biri adamı köprüden aşağıya atma düşüncesinde olduğunu belirtmiştir. bu senaryo, amerika’dan çin’e, göçebe halktan şehirlisine, senaryoları idrak edecek her yaş grubuna, her iki cinse (kadın-erkek), her eğitim seviyesinden kişilere, akademisyenlere, işçilere, inançlı veya ateistlere sorulmuştur. alınan sonuç her defasında aynıdır. bir başka deyişle, herhangi bir ayrım gözetmeksizin, soruya muhatap olanlar birinci senaryo için kolu çekip beş işçiyi kurtarırken, ikinci senaryoda ise (1/6 lık kısım hariç) adamı, köprüden aşağıya atmamayı yani beş işçinin ölümünü izlemeyi tercih etmişlerdir.
buradaki karar mekanizması, bir insanın ölümünden, kendimizi aktif veya pasif olarak ne derece sorumlu tutacağımız ile ilgilidir.
kişisel görüşüm;
öldürmek ve ölmesine izin vermek arasındaki farktan bahsediyor aslında bu deney. başkasının ölümünde aktif karar verici mi pasif karar verici mi olmaktan bahsediyor.
ben ilk okuduğumda da şu anda da aynı şeyi düşünüyorum. nicelikle ilgili alınan her karar anlamsız. belki o diğer rayın üstünde çalışan tek işçi diğer beş işçiden daha iyi daha merhametli daha dürüst ya da onun oğlu kızı bir gün ülke için o beş kişiden çok daha verimli olacak. bence bu deneyin her iki versiyonu da anlamsız.
bu deney ve bu deneyden esinlenerek oluşturulan deneyler özellikle sürücüsüz araçlarda, yapay zeka robotlarda kullanılıyor. daha ölümcül bir kazadan daha az zarar görülen seçimlerin yapılması hedefleniyor. ama tabii her sayısal değer sadece sayısal değer midir burada durup bunu düşünmeliyiz.
detaylı okuma için kaynak...
devamını gör...
göksel
tam ismi göksel demirpençe olan 1971 doğumlu kadın şarkıcı ve şarkı yazarıdır.
ilk albümü* 1997 senesinde yayınlanmıştır. yollar, körebe, söz ver, arka bahçem, ay'da yürüdüm, mektubumu buldun mu?, hayat rüya gibi, bende bi' aşk var* ve sen orda yoksun isimli 9 tane albümü bulunmaktadır.
aklıma gelmişken dinleyeyim diyenler için, depresyondayım
ilk albümü* 1997 senesinde yayınlanmıştır. yollar, körebe, söz ver, arka bahçem, ay'da yürüdüm, mektubumu buldun mu?, hayat rüya gibi, bende bi' aşk var* ve sen orda yoksun isimli 9 tane albümü bulunmaktadır.
aklıma gelmişken dinleyeyim diyenler için, depresyondayım
devamını gör...
yazarların en sevdiği çocuk kitabı
tom sawyer
defalarca okudum yine olsa yine okurum.
defalarca okudum yine olsa yine okurum.
devamını gör...
klasik batı müziği
klasik batı müziği ; avrupa kökenli müzik türüdür. yüksek kültürle anılır ve çok sesli olması en önemli özelliğidir.
klasik batı müziği dönemleri ;
*rönesans :tek sesli müzikten çok sesli müziğe geçiş yapılan dönemdir. bu dönemde din dışı müzikler, çalgılar ve çalgı toplulukları için yazılan müzikler yaygınlaşmıştır. ayrıca dans müzikleri ve dans eşliğinde müzikler akıcı bir şekilde yapılmıştır. klasik batı müziğinde bu dönemle birlikte armoni kuvvetlenmiştir.
önemli bestecileri josquin desprez, orlande de lassus
*barok : barok çağ ile birlikte batı müziği daha da gelişmiştir. bu dönem klavyeli çalgılar önemsenmiştir. karışık sesler ön plandadır. batı müziği artık zenginlik göstergesine dönüşmüştür. barok dönem opera denemeleri ile başlayıp bach 'ın ölümüyle son bulmuştur. vivaldi ve bach dönemin en önemli bestecileridir.
*klasik : klavyenin yerini piyanoya bıraktığı dönemdir. ve en önemli bestecisi dönemin mozart' tır.
*romantik :bu dönemle birlikte eğitim için adımlar atılır. melodi ve ritim bestelerde önem kazanır. dönemin bestecilerinden en önemlisi beethoven ve weber olmuştur.
klasik batı müziği dönemleri ;
*rönesans :tek sesli müzikten çok sesli müziğe geçiş yapılan dönemdir. bu dönemde din dışı müzikler, çalgılar ve çalgı toplulukları için yazılan müzikler yaygınlaşmıştır. ayrıca dans müzikleri ve dans eşliğinde müzikler akıcı bir şekilde yapılmıştır. klasik batı müziğinde bu dönemle birlikte armoni kuvvetlenmiştir.
önemli bestecileri josquin desprez, orlande de lassus
*barok : barok çağ ile birlikte batı müziği daha da gelişmiştir. bu dönem klavyeli çalgılar önemsenmiştir. karışık sesler ön plandadır. batı müziği artık zenginlik göstergesine dönüşmüştür. barok dönem opera denemeleri ile başlayıp bach 'ın ölümüyle son bulmuştur. vivaldi ve bach dönemin en önemli bestecileridir.
*klasik : klavyenin yerini piyanoya bıraktığı dönemdir. ve en önemli bestecisi dönemin mozart' tır.
*romantik :bu dönemle birlikte eğitim için adımlar atılır. melodi ve ritim bestelerde önem kazanır. dönemin bestecilerinden en önemlisi beethoven ve weber olmuştur.
devamını gör...
türk insanının suratsız olması
çünkü hayatında spor ve seks yok. bu iki temel insanı ihtiyaç bile ülkemizde hala lüks olarak görülüyor. misal evlenmek aslında nedir ? biz seks yapacağız bunu da resmi olarak belgeliyoruzdan öte birşey değildir. ama ülkemizde evlenmek insan sırtına öyle yükler bindiriyor ki insanlar evlenince bunları düşünmekten seks hayatı olmuyor.
ikincisi spor arkadaşlar spor hatta ilk birincil insani ihtiyaçtır. insan mesaiden sonra ağırlık kaldırması boks yapması ne bileyim koşması günlük stresini azaltacaktır zaten bunlar bilimsel olarak kanıtlanmış şeyler ama ülkemizde spor hala zengin hobisi olarak görülüyor. 90 milyonluk nüfuslu ülkede olimpiyat madalyası 1 elin parmağını geçmiyor.
ikincisi spor arkadaşlar spor hatta ilk birincil insani ihtiyaçtır. insan mesaiden sonra ağırlık kaldırması boks yapması ne bileyim koşması günlük stresini azaltacaktır zaten bunlar bilimsel olarak kanıtlanmış şeyler ama ülkemizde spor hala zengin hobisi olarak görülüyor. 90 milyonluk nüfuslu ülkede olimpiyat madalyası 1 elin parmağını geçmiyor.
devamını gör...