tiryak
farsça panzehir anlamına gelen sözcük. tiryaki sözcüğü de buradan gelme. ilaç ve uyuşturucu bağımlısı anlamına geliyor. önceleri afyon bağımlılarına tiryaki denmiş. o zamanlar sigara, tütün yokmuş.
devamını gör...
doğru insanın hiç var olmama ihtimali
doğru insan nedir bilemeyeceğimizden her zaman var olan ihtimaldir.
insan doğru insan nedir diye merak ediyor. kafasında bir şeyler oturtuyor. sonra onu aramaya çalışıyor dolayısıyla bulamıyor. bulamayınca bu ihtimali düşünüyor. arayış içinde oluyor. arayış içinde olunca da haliyle bulamıyor.
mutluluk gibi. insanlar mutluluk arayışında ama mutluluk aranan bir şey değil. mutsuzluktan kaçsak yeterli diye düşünüyorum. o ihtimali aramamak veya düşünmemek en mantıklısı gibi geliyor.
insan doğru insan nedir diye merak ediyor. kafasında bir şeyler oturtuyor. sonra onu aramaya çalışıyor dolayısıyla bulamıyor. bulamayınca bu ihtimali düşünüyor. arayış içinde oluyor. arayış içinde olunca da haliyle bulamıyor.
mutluluk gibi. insanlar mutluluk arayışında ama mutluluk aranan bir şey değil. mutsuzluktan kaçsak yeterli diye düşünüyorum. o ihtimali aramamak veya düşünmemek en mantıklısı gibi geliyor.
devamını gör...
asla tartışılmaması gereken insanlar
-aşırı sabit fikirli tipler.dinlemeye bile tahammülleri yoktur.
devamını gör...
azizler
deneysel bir iştir. popüler ekiple popüler kitlemeyi ve deneysel senaryoyu yedirmeye çalışmışlar.
ancak muhafazakâr toplum olduğumuzdan ne boş'u kalmış ne de başka yerde küfretmeyeni.
adamlar bir şeyler denemiş ancak toplumuz birbirinin tekrarı olan filmlere vermedikleri dozajda tepki vermişler. hayır daha da komiği "sinema kanalları" da benzer noktalara değinmiş.. benzer haksızlık "karakomik"te de yapılıyor. evet beğenmeme hakkınız var ancak bunun ölçüt ve sınırları olmayacak mı?
neyse işte..
hatta tamda o velet tam da rahatsız etmek için oluşturulmuş bunu yaparkende zorbalığın ailede başladığını anlatmaya çalışmış. kimi zorbalıktan ötürü güldü kimi rahatsız oldu ve sövdü.. "lan bi dakkika" diyen yok. ^^
ama heleki erkek çocuksa o yaşta sövse: "aslanıma bak!" diye olumluyorsunuz..
ya da yalnızlık meselesi ki iki taraflı saldırılmıiş gerek olumlu gerek olumsuz anlamda.. yani karakterler üzerinden bir çatışmayla..
ün-şöhretin basitliği, boşluğu üzerine de göndermeler..
yalanlarımızı, abartılarımı ve takıntılarımızı (kolye nerede? repliği başta olmak üzere), üstüne tekrarlarımızı yani abartılı bir şekilde evrenimizin-bireyin eleştirileri-okumaları yapılmış.
dahası zıtlıklar ve saplantılar üzerinde aslında mutluluk denen olgunun ne kadar göreceli ve teknik olarak simülasyonist bir kavram olduğunu göstermeye çalışmış.
tam da bu yüzden bir sonu yok. haluk bilginer'in sonu gibi işte birimizin sonu diğerimizin başı ya da devamı oluyor.. yani yaşam denen hikâye giden için bitiyor ( en azından yaşayanlar açısından) ancak kalanlar için devam ediyor. acısıyla tatlısıyla.. bu hikâye de zaten hayatı içerlemiş, eleştirmiş bir yapı.. o yüzden de hayatın bitmediği gibi bitmemiş bir hikaye. yani biz aziz karakterinin aslında hayatında bir süreyi-kesiti biliyoruz. ne iş yapıyor? nereli? kaç yaşında? bilmiyoruz. devamında ne yapacak bilmiyoruz. drone gibi 1:36 saat'ine girdik, çevresine de tanrısal gözlerle baktık ve geçtik. düğün yok, aşk yok, ezbere iş yok..
ek: stuck apart olarak çevrilmiş belki de böyle yayınlasalar daha iyi anlardı bizim halk? bilemedim! ^^
ancak muhafazakâr toplum olduğumuzdan ne boş'u kalmış ne de başka yerde küfretmeyeni.
adamlar bir şeyler denemiş ancak toplumuz birbirinin tekrarı olan filmlere vermedikleri dozajda tepki vermişler. hayır daha da komiği "sinema kanalları" da benzer noktalara değinmiş.. benzer haksızlık "karakomik"te de yapılıyor. evet beğenmeme hakkınız var ancak bunun ölçüt ve sınırları olmayacak mı?
neyse işte..
hatta tamda o velet tam da rahatsız etmek için oluşturulmuş bunu yaparkende zorbalığın ailede başladığını anlatmaya çalışmış. kimi zorbalıktan ötürü güldü kimi rahatsız oldu ve sövdü.. "lan bi dakkika" diyen yok. ^^
ama heleki erkek çocuksa o yaşta sövse: "aslanıma bak!" diye olumluyorsunuz..
ya da yalnızlık meselesi ki iki taraflı saldırılmıiş gerek olumlu gerek olumsuz anlamda.. yani karakterler üzerinden bir çatışmayla..
ün-şöhretin basitliği, boşluğu üzerine de göndermeler..
yalanlarımızı, abartılarımı ve takıntılarımızı (kolye nerede? repliği başta olmak üzere), üstüne tekrarlarımızı yani abartılı bir şekilde evrenimizin-bireyin eleştirileri-okumaları yapılmış.
dahası zıtlıklar ve saplantılar üzerinde aslında mutluluk denen olgunun ne kadar göreceli ve teknik olarak simülasyonist bir kavram olduğunu göstermeye çalışmış.
tam da bu yüzden bir sonu yok. haluk bilginer'in sonu gibi işte birimizin sonu diğerimizin başı ya da devamı oluyor.. yani yaşam denen hikâye giden için bitiyor ( en azından yaşayanlar açısından) ancak kalanlar için devam ediyor. acısıyla tatlısıyla.. bu hikâye de zaten hayatı içerlemiş, eleştirmiş bir yapı.. o yüzden de hayatın bitmediği gibi bitmemiş bir hikaye. yani biz aziz karakterinin aslında hayatında bir süreyi-kesiti biliyoruz. ne iş yapıyor? nereli? kaç yaşında? bilmiyoruz. devamında ne yapacak bilmiyoruz. drone gibi 1:36 saat'ine girdik, çevresine de tanrısal gözlerle baktık ve geçtik. düğün yok, aşk yok, ezbere iş yok..
ek: stuck apart olarak çevrilmiş belki de böyle yayınlasalar daha iyi anlardı bizim halk? bilemedim! ^^
devamını gör...
yazarların duyduğu en kalp kırıcı söz
kapıcıydı babam istanbul kozyatağı'nda bir apartmanın alt katında.
(sarıkanarya sokak saygılı apartmanı )
berbat rutubetliydi, kömürler torbalarla gelmezdi koca kaya halinde gelirdi.
babam diğer hizmetleri bitince kömür kırmaya inerdi balyozla.
bitlerimiz,rutubetimiz ve benim öksürüğüm hiç bitmezdi.
okulun 2. ya da 3. günü öğretmenim dedi önümde ki kız, arkamdaki "sürekli öksürüyor" dedi ve herkes bana baktı
öksürmemek için nefesimi tuttum...
(sarıkanarya sokak saygılı apartmanı )
berbat rutubetliydi, kömürler torbalarla gelmezdi koca kaya halinde gelirdi.
babam diğer hizmetleri bitince kömür kırmaya inerdi balyozla.
bitlerimiz,rutubetimiz ve benim öksürüğüm hiç bitmezdi.
okulun 2. ya da 3. günü öğretmenim dedi önümde ki kız, arkamdaki "sürekli öksürüyor" dedi ve herkes bana baktı
öksürmemek için nefesimi tuttum...
devamını gör...
doktorlara gösterilen saygının esas nedeni
bunun biraz da kültürle alakası var. önceden bir köyde hatta birkaç köyde bir tane doktorun bulunması, hastalıkların tedavisinin zor olması, ilaçların sayısının azlığı, onca yılın emeği, hekime erişimin zorluğu, okumuş insana verilen değerin fazla olması gibi etkenlere bağlı. koca koca dedeler okumuş insanın elini öpmek isterdi önceden, minnet duyardı. yetiştirdikleri çocuklarda bunu gördü ve bunu uyguladı diye düşünüyorum. tabi bu bakış açısı oldukça kültürel daha birçok etken de mevcut.
devamını gör...
kaspar
2019 nobel edebiyat ödüllü peter handke'nin beyin yakan tiyatro oyunu.
oyun almanya'da yaşadığı iddia edilen kaspar hauser'in hikayesinden esinlenerek yazılmıştır. oyunda ki tek karakter kaspar doğduğu günden itibaren karanlık bir hücrede tutulur. yıllarca kaldığı bu hücrede kendisine tek bir cümle öğretilmiştir "başka birinin bir zamanlar olduğu gibi biri olmak istiyorum."
yazar oyununda kaspar'ın maruz kaldığı durumu dil işkencesi olarak tanımlar. karanlık hücresinden çıktığı andan itibaren oyunda bulunan suflörler dil oyunları ile kaspar'ın konuşmasını, dili öğrenmesini sağlar. böylece dilin bir insan üzerindeki etkisini oyun boyunca tüm çıplaklığıyla deneyimlemiş oluruz.
oyunun sonunda suflörlerin baskısı sonucu dilin etki alanında savrulan kaspar isyan eder. ancak maruz bırakıldığı dili red ettiğinde başladığı yere mi dönecektir? peki ya kaspar kim şimdi?
bonus: “dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır.dilin anlam zenginliği ve anlam derinliği gelişmedikçe o dil ile yapılan iş sayısı sınırlı kalacaktır.” ludwig wittgenstein.
oyun almanya'da yaşadığı iddia edilen kaspar hauser'in hikayesinden esinlenerek yazılmıştır. oyunda ki tek karakter kaspar doğduğu günden itibaren karanlık bir hücrede tutulur. yıllarca kaldığı bu hücrede kendisine tek bir cümle öğretilmiştir "başka birinin bir zamanlar olduğu gibi biri olmak istiyorum."
yazar oyununda kaspar'ın maruz kaldığı durumu dil işkencesi olarak tanımlar. karanlık hücresinden çıktığı andan itibaren oyunda bulunan suflörler dil oyunları ile kaspar'ın konuşmasını, dili öğrenmesini sağlar. böylece dilin bir insan üzerindeki etkisini oyun boyunca tüm çıplaklığıyla deneyimlemiş oluruz.
oyunun sonunda suflörlerin baskısı sonucu dilin etki alanında savrulan kaspar isyan eder. ancak maruz bırakıldığı dili red ettiğinde başladığı yere mi dönecektir? peki ya kaspar kim şimdi?
bonus: “dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır.dilin anlam zenginliği ve anlam derinliği gelişmedikçe o dil ile yapılan iş sayısı sınırlı kalacaktır.” ludwig wittgenstein.
devamını gör...
dinlenme tesisinde çayların ya çok sıcak ya çok soğuk olması
demlenmekten pekmez gibi olmuştur.
devamını gör...
tüyleri diken diken eden anlar
genellikle heyecan mutluluk gibi oluşan durumlarda tüylerimizin ürpermesi anlamına gelen deyimdir. mesela benim bir topluluğun içinde istiklal marşı okurken tüylerim hazır ola geçiyor.
devamını gör...
65 yaş üstünün oy kullanmaması gerekliliği
o onun geleceğine karar vermesin, bu ona karar vermesin. yahu kardeşim türkiye aristokrasi olsun ya da direkt monarşiye dönelim rahatlayalım. akli dengesi yerinde olan herkes oyunu verir, vermekle de yükümlüdür. beğendiğiniz iktidar olsun istiyorsanız bu insanlarla iletişim yollarını bulup onları ikna edersiniz. sanki genç olan herkes siyasi deha bu ülkede. mantıksız bir taleptir.
devamını gör...
idam edilmeden söylenecek son söz
yakında görüşeceğiz. o güne kadar bekliyor olacağım.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
derdi olmayanın dili lal olur...
ötmez sazının teli, çürür pas olur..
eksiğiniz belli, dibi delik kabınız...
yari olmayanın yarası mı olur ?..
ötmez sazının teli, çürür pas olur..
eksiğiniz belli, dibi delik kabınız...
yari olmayanın yarası mı olur ?..
devamını gör...
irritability quafficient
günlük yaşantımızdaki sinirlilik ve rahatsızlık miktarının karşılığıdır. türkçede sinirlilik katsayısı olarak kullanılmaktadır ve kısaltması iq'dur. novaco öfke ölçeği ile bu değer ölçülebilir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yetenekli olduğu konular
felç geçirene kadar düşünmekte yetenekliyjm
devamını gör...
sevgi eksikliği
bana göre sevgi ailede tamamlanması gereken bir his.
çocukluktan itibaren ailede bu hissi karşılayamayınca karşısına çıkan herkeste bunun eksikliğini gidermek isteyip belki de hayatınca hiç muhattap olmayacağı insanlar ile muhattap olabiliyor kişiler.
o yüzden gerçekten ama gerçekten tüm ebeveynlerden ricam çocuklarınıza onları sevdiğinizi hissettirin.
özellikle de babalar kızlarına sevgilerini tamamı ile hissettirerek yaşatsınlar.
çocukluktan itibaren ailede bu hissi karşılayamayınca karşısına çıkan herkeste bunun eksikliğini gidermek isteyip belki de hayatınca hiç muhattap olmayacağı insanlar ile muhattap olabiliyor kişiler.
o yüzden gerçekten ama gerçekten tüm ebeveynlerden ricam çocuklarınıza onları sevdiğinizi hissettirin.
özellikle de babalar kızlarına sevgilerini tamamı ile hissettirerek yaşatsınlar.
devamını gör...
sabri esat siyavuşgil
yedi meşaleciler topluluğunun temsilcilerinden biridir.
yazarlığının yanında felsefe doktorası yapmış ve psikoloji profesörü olmasından dolayı bilim insanı kişiliğiyle dikkat çeken bir yazarımızdır.
karagöz hakkında hazırlamış olduğu psiko-sosyolojik inceleme günümüzde hâlâ değerini korumaktadır.
renkli ve özgün bir imge dünyası vardır. bunu ''odalar ve sofalar'' şiirinde gözler önüne sermiştir.
...
odada bir pancurun
sofadadır güneşi;
camlarda yanan korun
düşer içime eşi.
odada yığın yığın
gölgenin salkımları;
sofada yalnızlığın
duyulur adımları
...
yazarlığının yanında felsefe doktorası yapmış ve psikoloji profesörü olmasından dolayı bilim insanı kişiliğiyle dikkat çeken bir yazarımızdır.
karagöz hakkında hazırlamış olduğu psiko-sosyolojik inceleme günümüzde hâlâ değerini korumaktadır.
renkli ve özgün bir imge dünyası vardır. bunu ''odalar ve sofalar'' şiirinde gözler önüne sermiştir.
...
odada bir pancurun
sofadadır güneşi;
camlarda yanan korun
düşer içime eşi.
odada yığın yığın
gölgenin salkımları;
sofada yalnızlığın
duyulur adımları
...
devamını gör...
kız çocuklarının okutmanın saçma olması
engel koleksiyonuma güzel bir eklenti daha...
devamını gör...



