beyin beyin, kafa sözlük çıkarımı.

kişinin beyanı kendi beyin fonksiyonları doğrultusundadır.

beynini ne yönde geliştirir ve hangi yöne kanalize ederse bir insan beğenileri ve ürettiği fikirler de o yönde olur.
köhne bir beyin köhneyi beğenir gibi gibi...

söyleyeceklerim bu kadar.
devamını gör...

léon duguit (4 şubat 1859, libourne, fransa – ö. 18 aralık 1928, bordeaux)
fransız hukukçu duguit, kamu hukuku, hukuk felsefesi ve sosyolojisi üzerine çalışmalar yapmış akademisyendir. bordeaux üniversitesi'nde hukuk okudu ve yaptığı çalışmalar neticesinde 1883'te caen'deki hukuk fakültesine profesör olarak atandı. daha sonra tekrar bordeaux'a döndü. hukuk fakültesinde dekan oldu. ölümüne kadar da çalışmalarına burada devam etti. 1926'da hans kelsen ile birlikte "hukuk teorisi uluslararası dergisi"'ni yayımlamaya başlamıştır. ikinci cilt halinde yayımlanan "devletin genel kuramı" adlı eseri ile türk hukukuna önemli ölçüde katkıda bulunmuştur.

eserleri;
devletin genel kuramı
hukuk-ı esasiyye
fransa’da hürriyet-i matbuat ve matbuat nizamnameleri
cemiyet, hukuk ve devlet nazariyeleri
hâkimiyet ve hürriyet
kamu hukuku dersleri

not: eserlerin özgün dili fransızcadır.

kaynak bağlantılar;
www.britannica.com/biograph...
www.academia.edu/38812197/M...
www.cambridge.org/core/book...
devamını gör...

kitap okuma koltuğum. yanımda kedimle birlikte
devamını gör...

en iyisi büyük konuşmayayım.
devamını gör...

elindekinin kıymetini bilmemek. uzun bir süre sahip olabileceğim ama bazı talihsizlikler sonucu olamadığım şeyler için yas tuttum, yolun sonuna geldiğimde elimde kalan tek şey acı dolu bir seneydi halbuki şimdiki gibi anın tadını çıkarabilseydim ve elimde olanlara bir kez olsun dönüp baksaydım en iyi tercihin, en büyük mutluluğun bu olduğunu anlardım. bunu da niye yazdım bilmiyorum, anlatmak istedim galiba.
devamını gör...

radyoyu kapatmak ve kedimi alnından öpmek.
yarını görebilmeyi umudetmek.
devamını gör...

red kit serisi için çalışmalar başladı. dizide, daltonlar, calamity jane, pat poker ve rantanplan dahil olmak üzere red kit 'in tüm renkli karakterleri yer alacak.link *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

6-7 yaşlarındayken bir sabah kalktığımda tüm barbie bebeklerimi yeni alınanlar da dahil hepsini atmıştı. hayatımda hiç o kadar üzüldüğümü hatırlamıyorum.

barbie bebek koleksiyonu yapıp gözüne sokasım geliyor şimdi.
devamını gör...

suistimal edileceğinden adım kadar emin olduğum için* pek sıcak bakmadığım bir özellikti. ancak gelişi kaçınılmaz olduğuna göre, sağlayacağı muhtemel yararlara odaklanmakta fayda var. ayrıştırıcı, ırkçı, cinsiyetçi söylemlere ve düşüncesizce yapılan yorumlara zaten denk gelmekteydim. onlara fazla odaklanmamdan olsa gerek; bu sözlükte kendisiyle farklı fikirde olan kişilere karşı üst perdeden konuşan, söylenenleri çarpıtan, kraldan çok kralcı olan ancak başkalarını böyle olmakla suçlayan, insanlara ağır ithamlarda bulunan, saygı çerçevesi içinde yapılan ve neden - çözüm odaklı eleştirilere bile kaba bir üslupla cevap veren bu kadar çok insan bulunduğunun farkına varamamışım.* alacakları geri dönüş sayesinde*, insanlar söyledikleri şeylere ve kullandıkları lisana dikkat etmeyi öğrenirler belki, küçücük bir ihtimal. çok da umutlu değilim; zira bu özelliği suistimal etmeden kullanacak kişi sayısı az olacağı gibi, alacağı eksi oylar da çoğu kişiyi durdurmayacaktır.

kaos çıkmaması için eksi oyların gizli olmasının daha iyi olacağını savunan yazarlar var.* öte yandan, kimin neyi hangi nedenle beğenmediğinin anlaşılması açısından eksi oyların kamuya açık olması yarar sağlayacaktır. "eksileyip bir kenara çekilirim ehehe, kimse de kimmiş nedenmiş bilemez. ne zamandır elim kaşınıyordu, falanca yazara da gıcıktım zaten. şimdi o düşünsün." motivasyonuyla hareket edilmesinin bir nebze olsun önüne geçer en azından. insanların verdikleri artı oyların arkasında durdukları gibi, verdikleri eksi oyların da arkasında durabilmesi gerektiğini savunuyorum. zaten bu özelliği amacına uygun şekilde kullanmayı düşünen birinin de, anonim kalamamaktan dolayı büyük bir rahatsızlık duyacağını zannetmiyorum.*

güzel bir insan turnusolu olma potansiyeli taşıyor, umarım bu potansiyeli harcanmaz.
devamını gör...

entryim agresif olduğu için uyarı aldı.hayvan istismarı ile yer sofrasında yemek yemenin aynı hissiyatta ve aynı anlama geldiğini yazan biridir.

engelle
başlıklarını engelle
devamını gör...

t: ilk sezonu 2010 yılında yayımlanan ve crime drama türünde olan ve 1920'li-30'lu yıllarda amerika'da uygulanan içki yasağı kanunu* temelinde gelişen olayları anlatan ve kabaca halk içindeki güçlü kesimlerin* mevzubahis yasağı çıkarları uğruna nasıl delip geçtiğini ele alan bir hbo dizisi.

2010'da harika diziler çıkmıştı gerçekten; the walking dead, sherlock, spartacus vs. sanki biraz bunların arasında kaynadı gitti gibi fakat hâlâ tam emin değilim.

steve buscemi abinin içinde olup da kötü olan bir yapım görmedim. inanılmaz bir abi gerçekten. not: underrated isyanı değildir bu.

o yılların amerikası henüz yeni memleket. bu yüzden kaos ve kargaşa had safhada. olaylar da bir o kadar kaotik. bu da dizi için olumlu bir etki sağlıyor.
gerçeklik yönünden mad men'e benzetiyorum. bu, mad men'in toplumun daha alt kesimlerini anlatan hâli gibi.

soundtrackleri ve daha fazlası: spotify
devamını gör...

fakirliğin ilikilerimize kadar işlemiş olduğunu gösteren hadise. o derece işlemiş ki sıradan bir eylem bile bize çok muhteşem bir şeymiş gibi görünüyor. ne zaman mangal yapsak ilk defa tuvalete gitmiş çocuk gibi sevinerek sosyal medyada paylaşımlar yapıyoruz. mangal yapmak elbette eğlenceli ama en büyük eğlencemiz bu olmamalı. keşke çok paramız olsa da maldivler'de veya hawaii adalarında eğlenebilsek ve şu mangal sefamız en basit eğlence şeklimiz olarak kalsa. ne yapalım, allah baba bizi böyle yaratmış.*
devamını gör...

(bkz: aysel)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

patrick rothfuss'un yazdığı üç ciltlik kral katiligüncesi serisinin ilk kitabı.

bence çıkar çıkmaz fantastik edebiyatın başyapıtları arasına girmek öyle her baba yiğidin harcı değil. heleki ilk yazdığı kitapta. ancak o kadar akıcı yazılmış ki koca kitabı yemeden içmeden tek oturuşta bitiriyorsunuz. kitap aldığı tüm övgüleri hak ediyor. tek sıkıntısı siz bu tuğla kalınlığında ikişer kitabı iki günde bitirirken, yazarımızın (doğal olarak) yıllardır üçüncü kitabı yazamaması ve olayların öyle bir yerde kalması ki; yazsana lan artık şu kitabı! diye adamcağızın kapısına dayanacak hale gelmeniz.

siz yine de okuyun, asla unutamayacağınız ve tanıdığınıza memnun olacağınız karakterlerle tanışacaksınız (ve eh, o üçüncü kitap eninde sonunda gelecek!).
devamını gör...

çok da doğru değildir. özellikle başarı odaklı aileler çocuklarını resmen hırpalamaktadır. *
ancak bu dönem gelişen sözde demokratik ailelerde doğru değildir. sözde çünkü çocuklarından resmen korkan aileler var. hocam ya bana küserse, aramız bozulursa. siz konuşsanız diyen var. hiçbir şeyi dengede tutamıyoruz.
(bkz: ülkede orta halli davranan insan olmaması)
devamını gör...

daniska’nın “mazi çıkmazı” isimli dört parçalık çalışmasının ilk şarkısı “emanet*

şarkının tamamı 04 mart'ta yayınlanacak.
şu an sadece 28 saniyesini paylaşmışlar ve hiç söz yok sadece klarnet ama dinlerseniz anlayacaksınız onun sadece bir klarnet olmadığını...

sait faik abasıyanık demiş ya; “işte, yine başındaki bu dert de gelip yüreğine oturmuştu.”
daha dinlemedim ama o klarnet ve o sözler; bu şarkı onlardan işte, yüreğimize oturacak besbelli...

daniska severler varsa aramızda haberleri olsun istedim....

emanet...
her rüyada şiir gibi gözlerin
beni yakar küllerimi savurur
gece gündüz uyanmadan beklerim
emanettir kokun bir gülde durur

bitmeden bu rüya ölsem
yüreğim avuçlarında
uyandırmasan
yok olup bitsem dudaklarında

getireceğim inan
güneşi akşamlarına
uyandırmasan
asılı kalsam gözyaşlarında

ben adını göğsüme dövmeledim
gülüşünü gözüme iğneledim
kollarında ölmeyi öğrendim de
sensiz nasıl yaşanır bilemedim



söz-müzik: gökhan tümkaya
düzenleme: daniska
klarnet: mert can selçuk
akustik gitar: evren arkman
akustik gitar: bülent ünal
bas gitar: efe demiryoğuran
devamını gör...

(bkz: başlık nick uyumu) durumuna çok iyi bir örnek olan başlıktır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yemek kültüründen başka bir kültür mu kaldı.. ne ara? ne çabuk? harcadık kültürel birikimlerimizi.. çok yozlastik.. yozlastikca yabancilastik birbirimizden.. beraber zaman gecirdigimiz belki bir sofra başı kaldı.. ondandır efendim.. bir tek yemek kültürü..
devamını gör...

yakın tarihimizde ilginç bir şekilde karanlıkta kalmış, oluş şekli konusunda görüş birliği bulunmayan olaylardan biridir. ancak dönemin şartları göz önüne alındığında (stalin'in boğazlarda üs, kars,ardahan ve artvini istemesi) esirlerin iade edilmek zorunda kalınmış olması için o dönem iktidarda olanları suçlamak haksızlık olur diye düşünüyorum.

yakın zamanda tayyip erdoğan'ın da açıklama yaptığı bu olayla ilgili çok değişik bilgiler mevcut. kaynaklardan birinde stalin zulmünden kaçan 145 azeri türkünün sınır karakoluna sığındığı, rusların bu kişilerin iade edilmesi talebini dönemin türk hükümetinin kabul ettiği ve iade edilen bu kişilerin hemen orada, türk askerlerinin gözü önünde katledildiği.
kaynak

bir başka kaynakta ise savaş sırasında alman saflarına geçen kırım tatarlarının savaş sonunda ingilizlere esir düştüğü, rusların bu esirleri talep ettiği ve esirlerin türkiye üzerinden trenle gönderildiği söylenir. buradaki sayı da 195. kaynak

bir başka kaynak ise boraltan diye bir köprünün hiç olmadığını söylüyor.

daha fazla uzatmadan konu hakkında bütün iddiaları okuyabileceğiniz (17 tane. bunlar arasında tbmm tutanakları da var) bir link bırakıyorum.

buradan
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim