birkaç ay öncesine kadar çok kaliteli yazarlara sahip olan bir sözlüktü. ilk kurulduğu zamanlarda tüm sözlüklerden farklı, kaliteli, bilgi içerikli, küfürsüz bir sözlük olma gayeti içerisindeydi. fakat ne yazık ki 1. yılını bile dolduramadan küfürsüz sözlük olma gayesi hariç diğer tüm gayelerini kaybetmiş bir sözlük haline geldi. kaliteli yazarları birer birer sözlüğü terk etti.

peki tüm bunlar neden oldu? yoldaş benjamin franklin'in #376875 no'lu entry'sinde belirttiği gibi moderatörler ocak 2021'de yavaş yavaş kalitesi düşmeye başlayan sözlüğü troll hesapları ve fake hesapları kapatıp çaylaklık sistemi getirerek bir nebze de olsa düzeltmeyi başarmıştı. fakat aradan birkaç ay geçtikten sonra sözlüğün kalitesi tekrar düşmeye başladı. özellikle mart 2021 ve nisan 2021'de bu durumu fark eden yazarlar tepkilerini göstermeye başladılar.
ateist kaplumbağa 9 mart 2021'de bu durumu #532486 no'lu entry'si ile belirtmiş.
una nocte 10 nisan 2021'de #714965 no'lu entry'si ile sözlüğü bırakmış. (3 ay sonra geri dönmüş.)
ancak bu sefer öncekine benzer bir durum karşısında yoldaş benjamin franklin #956825 no'lu entry'sinde "geliştiği için eleştirilen site." dedi ve ocak 2021'de verdiği tepkiyi mayıs 2021'de vermedi. moderasyon da aylardır bu durum hakkında bir aksiyon almadı. bunun sonucunda sözlükte severek takip ettiğim yazarlar birer birer sözlüğü bıraktı.

1,5 ay önce girdiğim #1002840 no'lu entry'de sözlükte 7 yazarı takip ettiğimi belirtmişim. bu son 1,5 ayda marscan sözlüğü tamamen bıraktı, hesabını sildi. bol giyimli kukla haftalardır entry girmiyor, sanırım sözlüğü bıraktı. 10pele haftalardır entry girmiyor, sanırım sözlüğü bıraktı. kedi yiyen fare haftalardır entry girmiyor, sanırım sözlüğü bıraktı. mebus paltosu 1 aydan uzun süredir entry girmiyor, sanırım sözlüğü bıraktı. ilgiyle takip ettiğim 7 yazardan 5'i sanırım sözlüğü bıraktı. sözlükte yazmaya devam eden ateist kaplumbağa da #532486 no'lu entry'sinde gidişattan hoşnut olmadığını belirtmiş. her ne kadar örneklem grubum dar olsa da bu durumun sözlük genelinde de aynı olduğuna ve kaliteli yazarların birer birer sözlükten uzaklaştığına inanıyorum.

peki bu durum karşısında ben ne yaptım? #akış ve #gündem'de kaliteli* başlıklar olmadığı için #akış ve #gündem'i okumayı neredeyse tamamen bıraktım. takip ettiğim yazarlar birer birer sözlüğü bıraktığı için #takip'i neredeyse kullanamaz hale geldim. şu an sadece #kitap, #dizi-film ve #bilgi kanallarına girilen tanımları okumaya çalışıyorum, fakat bu kanallara girilen tanımların sayısı azaldı ve kalitesi* düştü. böyle olunca sözlüğe girmeyi azalttım.

bir zamanlar hemen hemen her gün sözlüğe giren ben, haftada bir sözlüğe girmeye başladım. sözlüğe girdiğim zamanlarda da #kitap, #dizi-film ve #bilgi kanallarında ilgimi çeken tanımları okuyup, girmek istediğim tanımı* girip sözlüğü terk ediyorum. uzun tanımları kimsenin okumadığı bilmeme rağmen belki konuyla ilgilenen birilerinin dikkatini çeker, konuyla ilgilenen birine bir fayda sağlar diye bilgi içerikli tanımlar giriyorum.

bunu bilmeme rağmen dün gece bilgisayarın başına oturup saatlerce uğraşarak, hiçbir yerden kopyala-yapıştır yapmadan, hiçbir yerden çalmadan türkiye'nin en kapsamlı romen rakamları rehberini oluşturmaya çalıştım. tanım 1.390 (bin üç yüz doksan) kelimeye ulaşınca bir ara vermeye karar verdim. o ana kadar yazdığım 1.390 kelimelik #1142275 no'lu tanımı*** hazırlamaya çalışıtığım rehberin ilk partı olarak girdim. yavaş yavaş yeni tanımlar yazarak rehberi geliştirmeye çalışırken rehberin ikinci partını girdikten sonra flood yaptığım gerekçesiyle girdiğim 655 (altı yüz elli beş) kelimelik tanımım moderasyon tarafından silindi.

sözlük kurallarına bugüne kadar harfiyen uyan biri olarak ilk kural hatam olan 24 saat içinde aynı başlığa 2. tanımı girme hatası sonucunda tanımımın silinmesini sözlük için sevindirici buldum, silinen tanımımı ertesi gün tekrar girmeye karar verdim. fakat daha sonra aklıma bu kuralın çoğunlukla uygulanmadığına, aynı başlığa/nickaltına 1-2 saat arayla birer cümlelik tanımlar giren yazarların tanımlarının silinmediğine şahit olduğum geldi. hafızamın beni yanıltmış olabileceğini düşünüp az önce kontrol ettiğimde flood tanımların hala ilgili başlıkta/nickaltında durduğunu gördüm. kuralların herkese eşit olarak uygulandığını bilsem moderasyon haklı diyerek sözlük kurallarının hala uygulandığını görerek mutlu olacaktım. ancak kuralların bilgi içerikli olmayan* tanımlara uygulanmayan kuralların bilgi içerikli tanımlara uygulandığına şahit olarak bir kez daha hayal kırıklığına uğradım.

sözün özü: sözlükte bilgi içerikli olmayan tanımlar çoğalıyor, bilgi içerikli tanımlar azalıyor, kaliteli yazarlar birer birer sözlüğü bırakıyor. moderasyonun ve yoldaş benjamin'in ocak 2021'de yaptıklarının bir benzerini yapmaları gerekiyor. yoksa kafa sözlük yavaş yavaş düşük bütçeli ve küfürsüz ekşi sözlük'e dönüşecek gibi görünüyor.
devamını gör...

akşamları uyurken 1.nesil olarak uyuyup sabahları 2.nesil olarak uyanıyorum günlerdir. arafta kalmak böyle birşey olsa gerek. çok önemli değil de 1.nesiller gibi 2.lere mi yükleneyim yoksa susup sessizce ben 2.yim sus otur mu demeliyim kendime bilemedim*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

geç kalınmışlık ya da imkansızlık benim karakterim değildir ve sanırım olmayacaktır yaşı.

24'ünü yarılamış birisi olarak sanırım hiçbir dönem yaşımın insanı olamadım. 21 yaşımda, artık hayatın katlanılamaz bir gerçek olduğunu düşündüğüm yaşta, intihar etmeyi de her şeyi bırakıp toz olmayı da düşünmüş birisi olarak 24 yaşı daha az depresif buluyorum. ama tüm bunlara rağmen, 22 yaşımda tüm hayatımı değiştirebilme cesaretini gösterebildim. sadece bir çocukluk hayalime tutunup o hayalin peşinden gitmeye çalışıyorum ve yapıyorum da.

5 sene boyunca türkiye gerçeklerinin peşimi bırakmadığını iliklerime kadar hissettiğim, hiçbir derde derman olmayacak bir üniversitenin maliye bölümünü bitirdim. çocukluk hayalim ise bu ülkenin bir savcısı olmak. mümkün mü? evet, ama zor. ama ben de vazgeçecek birisi değilim. 5 senede de hukuk eğitimimi bitirsem, 28-29 yaşımda mesleğe atılıyorum. geç mi kaldım? hiç sanmıyorum.
devamını gör...

sene-i devriyesi şerefine biramı şerefime kaldırdığım büyük üstad. fıstık da var. bugünü daha anlamlı kıldı üstadın sene-i devriyesi. bir bira fazla içeceğim bugün.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dış minnaklar gene başaramadı.* yolumuzdayız yine beraberiz a dostlar!
devamını gör...

isa'nın kudüs'e girmesi sonrası başlayan passion* siklusunun son halkarından birini temsil eden söz.

isa, kudüs'e bir sıpa üzerinde, halkın alkışları eşliğinde girmiş ve sadece birkaç gün sonra yusuf bin kayapas liderliğindeki yahudi büyükleri tarafından zeytin dağı'nda yakalanıp vatana ihanet* suçlamasıyla çarmıha gerilmek üzere roma'nın judea valisi pontius pilate'ye teslim edilmişti. bunun sebebi ise isa'nın yahudilerin kralı* olduğunu iddia etmesiydi. ancak (benim algıma göre) pilate, mesih'in dünyeviden ziyade ruhani bir krallıktan bahsettiğini ve kayapas'ın isa'yı sadece kendi çıkarı için suçladığının farkında olacak kadar zeki bir adamdı. ayrıca bazı rivayetlerde pilate'nin eşinin de bir gece öncesinde isa'yı rüyasında görerek isa'nın müritlerinden biri olduğu söylenir. ne şekilde olursa olsun, pilate isa'yı idam etme konusunda çekingendi. bu sebeple gelenek olduğu üzere hamursuz bayramı'nda bir esiri serbest bırakacağında halkın isa'yı seçeceğini ummuştu ama birkaç gün önce isa'yı ellerinde palmiye dallarıyla kudüs'ün kapısında karşılayan ve tanrı kentlerine geldiği için mutluluktan uçan halk isa'nın değil, azılı bir katil olan barabbas'ın serbest bırakılmasını istedi. pilate bunun üzerine yahudi halkına isa'yı göstererek "ecce homo" dedi, işte o adam. "istediğiniz bu adamın kanı mı?" evet dedi yahudiler, çarmıha ger onu. bunun üzerine pilates halkın karşısında elini yıkadı, "bu adamın kanından ben sorumlu değilim, benim gözümde bu adam masumdur." dedi ve isa'yı yahudilere teslim etti.

edit: çarmıh siklusu demişim, passion olacaktı.
devamını gör...


bir şeyin nasıl çalıştığını veya üretildiğini anlamak üzere yapılan çizimdir. mühendisler arasındaki iletişimi en kolay ve en doğru şekilde sağlaması açısından büyük öneme sahip teknik bir alfabedir. temelde doğrular ve eğrilerin çeşitli şekillerde bir araya gelmesiyle oluşan teknik resim, yapılması istenen konstrüksiyon ve tasarımın kâğıt üzerinde tanımlanması sanatıdır.
devamını gör...

hayatını kaybeden iki tanıdığımın ölmeden uzun süre önce nasıl öldüklerini rüyamda görmem. ikisi de art arda olunca beni bir korku almıştı da iki ile sınırlı kaldı neyse ki. korkunç günlerdi.
devamını gör...

güzel bir gün batımı tonu var ama ben kalkıp şu beyaz ışıktan kurtulmak için 5-10 metre ileri gitmeye bile üşeniyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

''bugünden sonra divanda, dergâhta ve bargâhta, mecliste ve meydanda, türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.''
(13 mayıs 1277)
karamanoğlu mehmet bey 'in bu fermanıyla türkçe, anadolu'da ilk kez bir devletin resmi dili olarak kabul edilmiştir.

bu yıl ayrı bir tesadüfle iki güzel bayramımız bir arada.
ramazan bayramınız kutlu olsun,
744. yılında türk dil bayramınız kutlu olsun.
devamını gör...

sevgili yarasa seneca uktesidir.

özgüveni alaşağı eden arkadaş cümlesidir. insanın sinirini de bozar ayrıca. karşıdaki hatunun bakacağı varsa da bu cümleden sonra bakmayacagi düşünülür. siz o arkadaşın dediğine bakmayın, gazlayin açılın. *
devamını gör...

türk gencidir. türk genci genel olarak okumaz ki. koluna bacağına atatürk dövmesi yaptırır, arabasına evine resmini asar, bayramları seyranları coşkuyla kutlar, slogan atar, marş söyler ama okumaz. illa nutuk özelinde değil bu. kitap okuma oranı çok düşük. üniversite okudum taşrada, 4 yıl. gerçekten kitap okuyan gence çok nadir rastladım.. hem de eğitim fakültesi, geleceğin öğretmenleri, yeni neslin yetiştiricileri oradaydı. özellikle erkekler, okumuyor abicim hiç okumuyor. merak etmiyor, öğrenmek istemiyor. savunuyorsunuz, seviyorsunuz, sayıyorsunuz ama ne demiş bu adam, ne yaşamış, ne olmuş o dönemde? hiçbir fikri yok! bilmeyince de tartışma kültürü de olmuyor, iki fesli deli kadir müridi gelince cevap bile veremiyorsunuz çünkü bilginiz, yorumunuz yok. onlar da okumuyor, sadece birinin götünü yalamayı, ona tapmayı, körü körüne inanmayı tercih etmişler. bizim güya okul okumuş gençler de sadece görüntüde biliyorlar, sadece çerez bilgiler bilinen şeyler. okulda öğrenilen iki dandik bilgi bize yetiyor, ülkeyi kurtarmış, inkılap yapmış tamam, bu mu bilmek? derinlik hiç yok.

kısacası ayıp eden türk gencidir. lütfen okuyun. sadece tarihleri bilmek, ne olduğunu bilmek de değil, olayları yorumlayabilmek, şartları değerlendirebilmek, doğru analizler, çıkarımlar yapabilmek için okumak gereklidir. kitap okumayı zorlama, angarya gibi görüyoruz hep, kendimizi zeki sanıyoruz. öğrenmek için, ufuk genişletmek için yapılması gereken önemli bir şey olarak göremiyoruz. nutuk okumak elbette zorunlu değildir, daha atatürk'le ilgili binlerce eser var. onlar da okunur. ama nutuk özeldir, 1. şahsın anlatısıdır, değerlidir. dogmaya, yanlışa, yalana düşmemek, kulaktan dolma konuşmamak için okuma yapmak gereklidir. atatürk bize bir dogma, ilke bırakmamıştır. okuyup araştırıp bilimle bulun demiştir, bilimi seçin demiştir. biz bilimi seçelim.

girdinin sonuna gelirken bu konuyla ilgili okuyacaklara birkaç tavsiyem olur, özellikle atatürk ve o dönemle ilgili hiç okumamışlar, okumak isteyenler için öneriyorum bunları:
- nutuk: zaten biliyoruz, defalarca okunur.
- tek adam 1,2,3 : 3 cilt atatürk biyografisi, gördüğüm en detaylısı, kesinlikle okuyun.
- çankaya: yine bir atatürk biyografisi
- ilber ortaylı'nın atatürk'ü, bu da biyografik.
- turgut özakman'ın diriliş-1915'le başlayan, şu çılgın türkler, cumhuriyet 1-2 dörtlemesi
- ikinci adam, 3 cilt, inönü'yü anlatan biyografik eser (inönü de okunmalıdır)
- ismet inönü- hatıralar
- yine ilber ortaylı imparatorluğun son nefesi ve türkiyenin yakın tarihi
- fahir armaoğlu'nun türk siyasi tarihi isimli eseri
- ziya gökalp- türkçülüğün esasları
- rousseau, toplum sözleşmesi

kısaca aklıma gelenler bunlardı, iyi okumalar herkese.
devamını gör...

(bkz: bazı başlıkların üzmesi)
devamını gör...

barınaklar, yaşayabilecekleri şartlarda olsaydı, tüm hayvanları ellerimizle götürürdük.
fakat o canlara günah.
aslında çok özel bir konu olduğundan daha az yorgun olunan bir anda girmek isterdi gönül bu tanımı. fakat sonra unutulursa daha büyük bir hüzün gelecektir.
durakta tek başına otobüs beklerken, bir kerecik başını okşadın diye yanından ayrılmayan,
bazen eve giderken takip eden
yanına kıvrılıp masumca yatan o güzel canlardan birini bugün çöp kamyonunda mahsun mahsun bakarak giderken gördüm.
can acıtan gelişmeler bunlar.
devamını gör...

bağcılar'da trap dinleyen kekolardan daha akıllı olduğu kesin olan kişidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

g.t lalesi gerçekten çok iyi bir küfürdü, arada kullanırım ben hâlâ. seksist olmayan, her konuda kendisine bir yer edinebilecek potansiyelde olan ne güzel bir küfür. sanki bir g.tte lale açmış ve o lale sensin gibi. müthiş ya.
devamını gör...

prenses diana’nın ölümünün ardından yabancı bir gazetede okuduğum ve çok şaşırdığım bir komplo teorisi var.

birçok komplo teorisi atıldı ortaya. mesela son ölümsüz kraliçe elizabeth’in bir tezgahı olduğu anlatıldı uzun uzun ya da scotland yard’ın bu kazayı düzenlediğinden bahsedildi. hatta diana ve dodi el fayed’in ölmediği herkesten uzakta bir adada yaşadıkları bile söylendi. ama bana en tuhaf ve en korkutucu gelen bu gazetede gelen teori idi.

gazetede okuduğum makaleye göre bu kazayı organize eden güç çiçekçiler birliği idi. bilmiyorum size tuhaf geldi mi ama ben ilk okuduğum zaman böyle bir teorinin olması bile beni çok şaşırtmıştı. teoriye göre diana’nın cenazesinin olduğu gün dünyada en çok çiçek satılan günmüş. yani zor zamanlar geçiren çiçekçiler için bir sıçrama tahtası olması için uygulanmış ve kaza süsü verilmiş bir cinayettir bu.

beni asıl korkutan ve şaşırtan ise şuydu, kapitalizm bu kadar mı gözü doymaz bir şeydi ki doğaya ait bir şeyleri para karşılığı takas etmek için dünyayı sarsacak bir cinayete vesile olacaktı?

sonra sorumun cevabını aldım elbette. bu teori tamamen yanlış olabilir ama kapitalizm açgözlülüğü gerçek.
devamını gör...

bir yapının ilk yapıldığı veya değişikliğe uğradığı dönemlere ait durumunu gösteren projedir.

korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli bir yapıda esaslı onarım yapılabilmesi için restorasyon projesi çizilmesi gerekir. restorasyon projesi kararlarının oluşturulabilmesi için:
1. rölöve çizilerek yapının mevcut durumu belgelenir. yapının ölçüleri, malzemeleri, hasar durumu bu çizimle gösterilir.
2. restitüsyon projesi çizilerek yapının ilk yapıldığı ve değişikliğe uğradığı dönemlerdeki durumu gösterilir.(örneğin ayasofya’nın 6. yüzyıl restitüsyon projesi, kubbenin depremde yıkılıp yükseltilerek yeniden yapıldıktan sonraki restitüsyon projesi, camiye çevrildikten sonra minare vb ilaveleri gösteren 15. yüzyıl restitüsyon projesi vb)

restitüsyon projesi hazırlanırken fotoğraflar, eski projeler, gravürler, resimler, seyyahların tasvirleri, arşiv belgeleri, yapı üzerindeki izler, araştırma kazıları sonunda ortaya çıkarılan bölümler, temel kalıntıları, yakın çevredeki ve aynı dönem yapılarıyla yapılan karşılaştırmalı çalışmalar vb.den faydalanılır. bu bilgi ve belgelerin güvenilirlik dereceleri farklı olup proje üzerinde belirtilir.

restitüsyon projesi değerlendirilerek restorasyon projesinde yapının kaldırılacak niteliksiz bölümleri belirlenir. yeterli güvenilirlik derecesine sahipse veya mimari gereklilik varsa yok olmuş bölümlerinin yeniden yapılması için altlık oluşturur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim