dm'den fingirdeşen yazarlar
dm den fingirdeşmek sözlüğe ciddi zararlar vermektedir. lütfen bir süre bekledikten sonra işleme devam ediniz.
devamını gör...
miyav
güzel türkçemizde kedi sesini betimlemek için kullandığımız sözdür.
örnek kullanımı:
+miyav.
örnek kullanımı:
+miyav.
devamını gör...
argo konuşan kadınlar
argo konuşan erkek ne kadar iticiyse o kadar iticidir . fazlası yoktur. kadın diye argo konuşamayacak diye bir durum yok. ama bir erkek argo kullanıyor diye iticiyse bir kadın da argo kullanıyor diye iticidir.
devamını gör...
trenin hüznü çağrıştırması
türkülere de konu olmuş durumdur.
"kara tren gecikir belki hiç gelmez'"
"kara tren gecikir belki hiç gelmez'"
devamını gör...
insanı yoran şeyler
türkiyede yaşamak.
devamını gör...
hariciye nazırlığı
19. yüzyıl osmanlı döneminde 1836 yılında yapılan reformlar ile birlikte reis-ül küttâb'lık makamının yerine hayata geçirilmiş kurum. şimdiki dış işleri bakanlığına denk gelmekteydi. bilinen ilk harbiye nazırı akif paşadır.
devamını gör...
çok şey yapmak isteyip hiçbir şey yapamamak
güya zamansızlıktan içinde bulunduğum durum. zaman bulamamaktan yakınırım hep ama artık daha iyi anlıyorum. zaman bulmak diye bir şey yok. zaman bulunan bir şey değil. böyle düşünmeye devam edersem ömrümün sonuna kadar asla zaman bulamayacağım zaten. zamana yolda bulunan 5 kuruş muamelesi yapmaya devam ettikçe o da öyle değersiz kalacak, bozuk para gibi harcanacak. onun yerine sandıklarda, ipeklerde saklanan elmas muamelesi yapmak gerek ona, öyle davranmak gerek. zamana elmas değeri verince o da elmas kadar değerli olacak, bozuk para gibi harcanmayacak.
devamını gör...
bal yerine reçel yapan arı (yazar)
hem tanımlarıyla hem de aramızda geçen ufak tefek konuşmalarda içimi ısıtan, genellikle tanımlarına katıldığım yazardır. profiline girdiğimde beğenmeden geçtiğim tanımı olmuyor nerdeyse zira güzel yazıyor. güzel güzel tanımlar yazmaya devam etsin, ben beğeni neferi olarak buradayım kendisi için*.
devamını gör...
netflix içerik önerisi
bojack horseman
disenchentment
black mirror.
disenchentment
black mirror.
devamını gör...
fransız yeni dalgası
yalnızca fransa'da yaşamış olan, fransızcası la nouvelle vague olan bu güzel sinema akımı, 2.dünya savaşı sonrasında yeni yeni toparlanan 1950'lerin fransasında ortaya çıkmış ve ortaya çıkma sebepleri arasında da o zamanın hollywood'una rakip olabilmek ve sinemaya gereken değeri göstermekti.
o dönemlerde yeni kurulmuş olan ulusal sinematografi merkezi, bu akım sayesinde fransa sinemasını olağanüstü canlandırırken, bu akım da birçok ilki bünyesinde barındırmıştır.
örnekler verecek olur isek, ilk kez bir sinema akımında, kendinden önceki filmlere veyahut film serilerine oldukça bol göndermeler yapılmıştır.
1945 yıllarında italya'da ortaya çıkmış olan yeni gerçekçilik akımından da oldukça etkilenmiş ve yoğun bir biçimde beslenmiş bu akımda, yeni gerçekçilik gibi oldukça doğal ışıklandırma kullanılması da bu akımı bir tık daha yükseğe taşımıştır bana kalırsa.
devam edecek olur isek, bugünlerde "tarantino tarzı..." olarak adlandırdığımız karmaşık kurgular, kronolojik olmayan sahne sırası da kendisini oldukça net bir biçimde bu akımın bayrak taşıyan yönetmenlerinin filmlerinde sık sık görülüyor. hah unutmadan, ilk bu dönemde yapılmış bu tarz...
hmm devam edeyim, bu akımın beni en etkileyen akımı ise bir anda "n... nasıl ya?!" diye haykırmama sebebiyet vermiş olaylar bütünü; misal bir adam ve bir kadın çok komik bir sohbet içerisindeyken sizi kahkaha tufanına sokarken bir anda hiç olmayacak bir biçimde kadın, eline bir bıçak alıp adamı 42 yerinden *42 hehehe canım otostopçunun galaksi rehberi okumak çekiyo tekrar...* bıçaklayabiliyor... yani anlatmak istediğim oldukça uyumsuz ve çarpıcı geçişler olabiliyor bu akımın filmlerinde...
bu arada bu akımın karakterleri de genelde siyasetten ve gündelik koşuşturmacadan, aile kavramından uzak öğrenciler, hayat kadınları...
bu film akımının benim için en güzel filmleri de şunlar;
bu akımın en büyük temsilcisi olarak gördüğüm godard ağabeyimin vivre sa vie'si...
yine godard ağabeyimizin pierrot le fou'su..
veeeeeee ke-sinlikle ama kesinlikle godard ağabeyimizin bande a part'ı... hele o louvre'da koşma sahnesi vardır ya, hani seneler sonra dremaers filminde o sahneye selam çakılmıştır... size bir itirafta bulunayım ben ne zaman o sahneyi görsem hep salya sümük ağlıyorum, o kadar hoşuma gidiyor; hatta bir filmde en etkilendiğim sahne olabilir o sahne...
hadi godard dışında bi yönetmen ve filmini de söyleyeyim bari ayıp olmasın.
françois truffaut'nun les quatre cents coups'u...
bu arada bu akımı ne zaman düşünsem aklıma hep anna karina geliyor, onun sigara içerken bi sahnesi vardı vivre sa vie'de, hep dövme yaptırmak istemiştim ama hep param yetişmemişti, ağlamadan sonlandırıyorum bu girdiyi.
bande a part izleyin ama tamam mı? o louvre'da koşma sahnesini izlerken de beni hatırlayın.
o dönemlerde yeni kurulmuş olan ulusal sinematografi merkezi, bu akım sayesinde fransa sinemasını olağanüstü canlandırırken, bu akım da birçok ilki bünyesinde barındırmıştır.
örnekler verecek olur isek, ilk kez bir sinema akımında, kendinden önceki filmlere veyahut film serilerine oldukça bol göndermeler yapılmıştır.
1945 yıllarında italya'da ortaya çıkmış olan yeni gerçekçilik akımından da oldukça etkilenmiş ve yoğun bir biçimde beslenmiş bu akımda, yeni gerçekçilik gibi oldukça doğal ışıklandırma kullanılması da bu akımı bir tık daha yükseğe taşımıştır bana kalırsa.
devam edecek olur isek, bugünlerde "tarantino tarzı..." olarak adlandırdığımız karmaşık kurgular, kronolojik olmayan sahne sırası da kendisini oldukça net bir biçimde bu akımın bayrak taşıyan yönetmenlerinin filmlerinde sık sık görülüyor. hah unutmadan, ilk bu dönemde yapılmış bu tarz...
hmm devam edeyim, bu akımın beni en etkileyen akımı ise bir anda "n... nasıl ya?!" diye haykırmama sebebiyet vermiş olaylar bütünü; misal bir adam ve bir kadın çok komik bir sohbet içerisindeyken sizi kahkaha tufanına sokarken bir anda hiç olmayacak bir biçimde kadın, eline bir bıçak alıp adamı 42 yerinden *42 hehehe canım otostopçunun galaksi rehberi okumak çekiyo tekrar...* bıçaklayabiliyor... yani anlatmak istediğim oldukça uyumsuz ve çarpıcı geçişler olabiliyor bu akımın filmlerinde...
bu arada bu akımın karakterleri de genelde siyasetten ve gündelik koşuşturmacadan, aile kavramından uzak öğrenciler, hayat kadınları...
bu film akımının benim için en güzel filmleri de şunlar;
bu akımın en büyük temsilcisi olarak gördüğüm godard ağabeyimin vivre sa vie'si...
yine godard ağabeyimizin pierrot le fou'su..
veeeeeee ke-sinlikle ama kesinlikle godard ağabeyimizin bande a part'ı... hele o louvre'da koşma sahnesi vardır ya, hani seneler sonra dremaers filminde o sahneye selam çakılmıştır... size bir itirafta bulunayım ben ne zaman o sahneyi görsem hep salya sümük ağlıyorum, o kadar hoşuma gidiyor; hatta bir filmde en etkilendiğim sahne olabilir o sahne...
hadi godard dışında bi yönetmen ve filmini de söyleyeyim bari ayıp olmasın.
françois truffaut'nun les quatre cents coups'u...
bu arada bu akımı ne zaman düşünsem aklıma hep anna karina geliyor, onun sigara içerken bi sahnesi vardı vivre sa vie'de, hep dövme yaptırmak istemiştim ama hep param yetişmemişti, ağlamadan sonlandırıyorum bu girdiyi.
bande a part izleyin ama tamam mı? o louvre'da koşma sahnesini izlerken de beni hatırlayın.
devamını gör...
allah sadist midir sorunsalı
külli ve cüzi irade denilen kısım bu. allah bize seçim özgürlüğü vermiş mi vermiş. yapmayın bu günah yakarım sizi demiş mii? evet demiş. o halde allah sadist değildir ancak insanoğlu mazoşisttir.
devamını gör...
tahammül edilemeyen insan özellikleri
vefasızlık..
emek vermiş olduğum her ilişki de vefa ararım..
yoksa vefa.. yoluma bakarım..
emek vermiş olduğum her ilişki de vefa ararım..
yoksa vefa.. yoluma bakarım..
devamını gör...
turgut uyar
"sen nereye, ben oraya, adım adım.
insan sevdikçe iyileşiyor artık anladım."
"bana bir şey söyle ilkbahar gibi...
çiçek aç mesela, veya yağ rahmet olarak içime. veya gökkuşağı ol, sar ruhumu...
bir şey söyle,
sözü aşsın, öze değsin...
bir şey söyle yanındayım mesela?"
"bir tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
ettirmek istiyor musun demezler.
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur."
ikinci yeninin öncü şairlerindendir. ayrılık, kavuşma, özlem gibi birçok konuyu en çok da insanı anlatan şiirler yazmıştır. bu sözler de sevdiklerimdendir.
insan sevdikçe iyileşiyor artık anladım."
"bana bir şey söyle ilkbahar gibi...
çiçek aç mesela, veya yağ rahmet olarak içime. veya gökkuşağı ol, sar ruhumu...
bir şey söyle,
sözü aşsın, öze değsin...
bir şey söyle yanındayım mesela?"
"bir tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
ettirmek istiyor musun demezler.
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur."
ikinci yeninin öncü şairlerindendir. ayrılık, kavuşma, özlem gibi birçok konuyu en çok da insanı anlatan şiirler yazmıştır. bu sözler de sevdiklerimdendir.
devamını gör...
diyanet’in yağmur duasına başlaması
allah’ın bulutlardan challenge accepted yazıp diyaneti dumura uğratması ile biterse ne gülerim.
devamını gör...
seri tanım silmek sözlüğe zarar vermektedir
3 ya da 5 tanımdan sonra* çat diye çıkan uyarı.
bunu yapan yazarı şöyle bir karşıma alayım diyorum bazen. gel canım şöyle biraz uzan nen var kuzum diye dinlenme koltuğuna alıp dinleyesim geliyor. anlat bakayım derdin nedir birlikte çözelim falan diye diye çocukluğuna kadar ineriz sanırım.
yapmadım da değil. eski yazarların ekserisi ilk tanımlarından utanç duyduğu veyahut eksik bulduğu için siliyorum diyor. böyle de bir istatistiğim mevcut. bir kısmı da düzenlemeyi sevmediğinden silip aynı başlığa tekrar yazmak istiyormuş vsvs.
bunu yapan yazarı şöyle bir karşıma alayım diyorum bazen. gel canım şöyle biraz uzan nen var kuzum diye dinlenme koltuğuna alıp dinleyesim geliyor. anlat bakayım derdin nedir birlikte çözelim falan diye diye çocukluğuna kadar ineriz sanırım.
yapmadım da değil. eski yazarların ekserisi ilk tanımlarından utanç duyduğu veyahut eksik bulduğu için siliyorum diyor. böyle de bir istatistiğim mevcut. bir kısmı da düzenlemeyi sevmediğinden silip aynı başlığa tekrar yazmak istiyormuş vsvs.
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
babamın eve alacağı şeyleri bana sormaya başladığı an ben büyüdüğümü anladım ve henüz 17 yaşındaydım. bazen çok erken yaşta anne ve babanızın anne ve babası olabiliyorsunuz.
devamını gör...
sumak
lahmacuna biraz maydonoz atıp limon sıktıktan sonra üzerine serpildiğinde harikalar yaratan baharat.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
şu aralar bir tek clytie’ye takık olmam sayılıyorsa ayırın yerimi…
devamını gör...




