başka gezegende yaşam varsa onlara da peygamber inmiş olma ihtimali
başka gezegende yaşam ihtimaliyle başka gezegende zeki yaşam formu olması ihtimali çok farklı mevzular. yaşam ile zeki yaşam formunu eşleştirebiliyor olmamız bu konuda ufkumuzun ne kadar gelişmiş olduğuna ayna tutuyor zaten.
devamını gör...
serkan inci'nin enes kara hakkındaki tweeti
şuna hak verip katılanda 12 yaşında amerikan gençlik dizileriyle kafayı yemiş ergen zekası vardır. he serkan her şey o kadar kolay. kimseyi dinlemeyin diyor. millet sanıyor ki bu çocuklar üniversiteyi kazandıktan sonra otomatik olarak finanse ediliyor.
devamını gör...
özelden numara veren yazarlar
bir süre yazışınca, sözlük dışı iletişim için lazım olur diye numara veren yazarlar başlığı.
kimi ile whatsapp üzerinden yazıştık kimi ile yazışmadık.
bir tanesi kitabımı almıştı, hala önemli günlerde whatsapp üzerinden yazışırız.
bir tanesi kahve falıma bakacaktı, hala bakacak.*
kimini sildim.*
bir tanesinde anahtarlık satın aldım, o anahtarlığı kullanıyorum. hatta, memlekete giderken o anahtarlıklardan hediyelik götürdüm.
bildiğim kadar ile hala, iç organlarım tamam.
eve gelen tüm ustalardada, araba için aradığım tüm ustalarda, çocuklar için aradığım tüm insanlarda, çoğu öğrencimde, onların analarında,/babalarında numaram var.
alayının whatsapp profilini görüyorum.*
allah'tan telegramda onlardan kurtulmayı başardım.*
ezcümle, gece yarısı metro çıkışı buluşmayı planlamıyorsa, bir şey olmuyor.
kimi ile whatsapp üzerinden yazıştık kimi ile yazışmadık.
bir tanesi kitabımı almıştı, hala önemli günlerde whatsapp üzerinden yazışırız.
bir tanesi kahve falıma bakacaktı, hala bakacak.*
kimini sildim.*
bir tanesinde anahtarlık satın aldım, o anahtarlığı kullanıyorum. hatta, memlekete giderken o anahtarlıklardan hediyelik götürdüm.
bildiğim kadar ile hala, iç organlarım tamam.
eve gelen tüm ustalardada, araba için aradığım tüm ustalarda, çocuklar için aradığım tüm insanlarda, çoğu öğrencimde, onların analarında,/babalarında numaram var.
alayının whatsapp profilini görüyorum.*
allah'tan telegramda onlardan kurtulmayı başardım.*
ezcümle, gece yarısı metro çıkışı buluşmayı planlamıyorsa, bir şey olmuyor.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
güzelcim'in yaptığı onlarca şey yanında "besleyin ulan beni"cileri üzdüğü yayını. bari çelişik ifadeleri metnin geneli içinde yok etmenin peşine düşün arkadaşlar, giriş cümlesi, paragraf başı falan gibi yerlerde çok göze çarpıyor. hayır sinirlenicem sinirlenemiyorum yaa, bir gülme geliyor.
tamam lan okey kabul tekrar anlatıyorum sizin için.
şu yazdıklarıma neden bir kişi cevap verip tartışmıyor anlamış değilim.
sevmeyen, kendince sebepleri olan, o kendincesinin psikolojik itkilerini cebine koyup uzaklaşabilir. kaptan yukarda nasıl yapılabileceğini anlattı. ha bir cevap bekliyorsa da "neden sevmiyorsuuuauaaan yaaa" minvalinde, ki şaşırmam, yanlış kapıyı zorluyor haberi olsun. samimiyetsiz gibi ya da burada ifadesi güç şekilde mesnetsiz karalama ifadeleri içeren entrylere cevap vermek başka bir şey, seviyeyi orta okuldaymışçasına düşürmek başka. bane ne, bize ne kardeşim, beğenmeyen küçük oğluna almasın. düşünerek de varılır neden istediğim kadar popi yapamadım bu entryle sorusunun cevabına bu konu özelinde aslında ama şartları müsait olamıyor bazı insanların, nalet olsun içimdeki insan sevgisine. hadi arrivederci.
tamam lan okey kabul tekrar anlatıyorum sizin için.
şu yazdıklarıma neden bir kişi cevap verip tartışmıyor anlamış değilim.
sevmeyen, kendince sebepleri olan, o kendincesinin psikolojik itkilerini cebine koyup uzaklaşabilir. kaptan yukarda nasıl yapılabileceğini anlattı. ha bir cevap bekliyorsa da "neden sevmiyorsuuuauaaan yaaa" minvalinde, ki şaşırmam, yanlış kapıyı zorluyor haberi olsun. samimiyetsiz gibi ya da burada ifadesi güç şekilde mesnetsiz karalama ifadeleri içeren entrylere cevap vermek başka bir şey, seviyeyi orta okuldaymışçasına düşürmek başka. bane ne, bize ne kardeşim, beğenmeyen küçük oğluna almasın. düşünerek de varılır neden istediğim kadar popi yapamadım bu entryle sorusunun cevabına bu konu özelinde aslında ama şartları müsait olamıyor bazı insanların, nalet olsun içimdeki insan sevgisine. hadi arrivederci.
devamını gör...
parol
parol/parasetamol ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçtır. benzer etkiye sahip diğer türlerine göre oldukça masumdur. yine de düzenli kullanılmamalı, şikayet olduğu sürece başvurulmalıdır.
devamını gör...
bir oturuşta bitirilen kitaplar
gogol - palto
devamını gör...
cehennem çiçeği
bir alper canıgüz kitabıdır. bir alper kamu hikayesidir.
oğullar ve rencide ruhlar kitabından tanıdığımız alper kamu maceralarına devam ediyor.
kitap 220 sayfalık bir kitap. okuyucuya hızlı bir okuma imkanı sunuyor. tabii hızlı okuma olunca akışkan bir hikaye bizleri karşılıyor. akıcı ve nefes kesen bir hikaye.
kısa sürede elime aldım ve bitirdim. daha hızlı bitirirdim ama yirmilik dişimi aldırdığım için kötü bir durumdaydım.
yazar kendine has üslubuyla harika bir eser ortaya çıkarmış. absürt mizahı çok iyi kullanmış. okurken güldüğüm, duygulandığım, hüzünlendiğim, şaşırdığım ve kahkaha attığım bir kitap. okumayanlar varsa mutlaka okumalılar. önce oğullar ve rencide ruhlar sonra cehennem çiçeği kitabını okuyunuz. sıralama çok önemli değil aslında ama böyle yapmak daha faydalı olacaktır. karakteri tanımak ve üslubunu bilmek daha avantajlı bir okuma imkanı sunacaktır.
kitabı okurken daha önce hissettiğim bir şeyi hissettim. oğullar ve rencide ruhlar kitabını okurken aynı hissi hissetmiştim. alper kamu ne kadar başarılı bir karakter diye düşündüm durdum.
5 yaşında muzip bir çocuk. olayları çözüyor. sivri dilli. zeki. komik. harika yaratılmış harika bir karakter. zaten yazar bunun farkında olduğu için 3. alper kamu hikayesini yazıp bitirmiş. adı kıyamet park olacak. alper canıgüz sosyal medya hesabından paylaşım yaptı ve çok mutlu oldum heyecanla bekliyorum.
tekrar kitaba dönecek olursak. yan karakterleri çok sevdim ve onları daha detaylı okumak istedim. yaratılan dünyaya alışıyorsunuz ve içinde keyif alıyorsunuz. kansız celal, gazanfer, paris mahallesi, onur çalışkan gibi unsurlar kitabı başka bir seviyeye taşıyor. alper kamu’nun zekası bazen şaşırtıyor bazen şaşırtmıyor ama keyfi azaltmıyor. bu kadar sade ve eğlenceli bir kitap yazmak herkesin yapacağı bir iş değil. alper canıgüzü ve kitaplarını çok değerli görüyorum. yapmak istediği bir şey var ve sürekli onu yapıyor. çıta bir yerlerde duruyor ve hiç altına düşmüyor. umarım yeni kitabı aynı seviyede bir kitap olur.
tekrar ve tekrar okumayanlara tavsiye ediyorum. okuyun ve hediye edin.
oğullar ve rencide ruhlar kitabından tanıdığımız alper kamu maceralarına devam ediyor.
kitap 220 sayfalık bir kitap. okuyucuya hızlı bir okuma imkanı sunuyor. tabii hızlı okuma olunca akışkan bir hikaye bizleri karşılıyor. akıcı ve nefes kesen bir hikaye.
kısa sürede elime aldım ve bitirdim. daha hızlı bitirirdim ama yirmilik dişimi aldırdığım için kötü bir durumdaydım.
yazar kendine has üslubuyla harika bir eser ortaya çıkarmış. absürt mizahı çok iyi kullanmış. okurken güldüğüm, duygulandığım, hüzünlendiğim, şaşırdığım ve kahkaha attığım bir kitap. okumayanlar varsa mutlaka okumalılar. önce oğullar ve rencide ruhlar sonra cehennem çiçeği kitabını okuyunuz. sıralama çok önemli değil aslında ama böyle yapmak daha faydalı olacaktır. karakteri tanımak ve üslubunu bilmek daha avantajlı bir okuma imkanı sunacaktır.
kitabı okurken daha önce hissettiğim bir şeyi hissettim. oğullar ve rencide ruhlar kitabını okurken aynı hissi hissetmiştim. alper kamu ne kadar başarılı bir karakter diye düşündüm durdum.
5 yaşında muzip bir çocuk. olayları çözüyor. sivri dilli. zeki. komik. harika yaratılmış harika bir karakter. zaten yazar bunun farkında olduğu için 3. alper kamu hikayesini yazıp bitirmiş. adı kıyamet park olacak. alper canıgüz sosyal medya hesabından paylaşım yaptı ve çok mutlu oldum heyecanla bekliyorum.
tekrar kitaba dönecek olursak. yan karakterleri çok sevdim ve onları daha detaylı okumak istedim. yaratılan dünyaya alışıyorsunuz ve içinde keyif alıyorsunuz. kansız celal, gazanfer, paris mahallesi, onur çalışkan gibi unsurlar kitabı başka bir seviyeye taşıyor. alper kamu’nun zekası bazen şaşırtıyor bazen şaşırtmıyor ama keyfi azaltmıyor. bu kadar sade ve eğlenceli bir kitap yazmak herkesin yapacağı bir iş değil. alper canıgüzü ve kitaplarını çok değerli görüyorum. yapmak istediği bir şey var ve sürekli onu yapıyor. çıta bir yerlerde duruyor ve hiç altına düşmüyor. umarım yeni kitabı aynı seviyede bir kitap olur.
tekrar ve tekrar okumayanlara tavsiye ediyorum. okuyun ve hediye edin.
devamını gör...
neonikotinoid
tek doz uygulamadan aylar, hatta yıllar sonra bile toprakta kalabilen bir pestisit türü. bu tarım zehri, arıların merkezi sinir sistemine toksik etki yapıp ölümlerine sebebiyet vererek arı katili bir ilaç kimliği kazandı. trakya ve çukurova'da toplu arı ölümlerinin de olağan şüphelisi.
devamını gör...
erkeklerin sürekli kadınlar adına konuşmaları
normal yaşantımızda olsun, mecliste olsun, camide olsun dini sohbetlerin döndüğü bir yer olsun hiç fark etmez sürekli kadınlar şöyle olmalıdır kadınlar böyle olmalıdır diye ahkâm keserler. kadınların nasıl daha düzgün olabileceği erkekler tarafından sürekli dile getirilir ama burada kadınların hiç fikri alınmaz kadınların duyguları ve özgürlüğü dikkate alınmadan kadınların ahlaklı olması gerektiği üstünden sözler edilir kadınlar adına kararlar alınır. bırakın kendi kendilerini savunsunlar bunu en iyi yapacak zaten onlar ama erkekler kadınların bunu bile yapamayacaklarını düşünecekler ki onların adına da konuşuyorlar. bunu herkes yapıyor sadece din adamları değil en elit dediğimiz adamda yapıyor en düşük zekâlı olanı da o yüzden bence toplumunun her tabakası kadınların daha özgür olup kendilerini ifade etmelerine daha fazla olanak sağlamaları gerekir.
devamını gör...
portakal hamamı radyo yayını
merhabaaa taze portakallaaar, canım güzel insanlar.
bendeniz kaptanlarınmerdumu yine birtakım garip gurup işlerle karşınızdayım. diğerleri neydi derseniz (bkz: normal sözlük merdumgiriz tarikatı). hem de bu sefer bi önceki garipliğimde bana eşlik eden merdümgirizbirdeli de var. bu 2 çiçeğin yanına bir de böcek olsun ki arada uğraşalım diye pek sevgili yazarımız, dostumuz, canımız nadir’i de kattık aramıza. sözlük radyomuzu takip edenler az çok bilirler ki yapılan kaçak yayınların %89.7’sine falan bağlanmışımdır. haricinde pek çok konsept yayına da ya baskın düzenledim ya davet edildim. hal böyle olunca radyo yetkililerimizden gomercandedi ki: kaptanlarınmerdumu çık yap artık kendi programını. biliyor kendisini kırmayacağımı çünkü… tamam geliyorum, dedim veee sözlük radyosu ilk açıldığı günden beri aklımda, gönlümde dönüp duran konsepti hayata geçirmeye karar verdim: portakal hamamı.
nedir bunun olayı? hemmen izah edeyim:
her hafta bazı yazarlarımızı programımıza konuk olarak alacağız ve onlara bazı sorular yönelteceğiz. yöneltilen sorulardan 3 tanesi uzun soluklu olurken 3 tanesi sunulan 2 seçenek arasından çok hızlı şekilde tercih yapacağı şekilde olacak. toplamda 6 soru 6 cevap olmuş olacak yani. sorular özel hayatınızdan da gelebilir, hayallerinizden de gelebilir, geçmişinizden de gelebilir; belli olmaz, atış serbest yani. tam da bu şekilde soru-cevap konseptinde olacağından yazarlarımızı terleteceğimizi düşünen sayın yazarımız afillibirbey dedi ki “program isminiz fin hamamı olabilir.” tam bu fikre bayılırken canım olay yöneticimiz bengaripsengüzeldünyaumutlu dedi ki “e portakal hamamı olsun, bizden olsun”. bu durumda bize de programımıza isim buldukları için teşekkür etmek düştü. isim babamız ve anamız olan yazarlarımıza çok çok tişikkirliiir.
işbu haldeyken
| “xxx mahlaslı yazarımızı kesinlikle davet edin”
| “beni de çekin hele şu sorguya”
| “bakın şu soru efsane olur, mutlaka sorun” dediğiniz gibi durumlar olursa ister bu başlık altında ya da bana ya da merdümgirizbirdeli’ye ya da nadir’e yazabilirsiniz. hepimiz de her türlü öneri ve görüşlerinize açığız.
her şey için ama bu sefer özellikle afişimiz için sevgili gomercan'a peeek bi tişikkirliiir.

o haldeee akşam 21:00’da sözlük radyosunda buluşmak üzereee. şimdiden yayın arkadaşlarıma iyi bir yayın dönemi; siz dinleyicilerimize keyifli dakikalar diliyorum.
radyomuzu dinlemek için: şöyle alalım
sosyal medya hesaplarımız da tam olarak şöyle:
instagram
twitter
kaptanlarınmerdumu
bendeniz kaptanlarınmerdumu yine birtakım garip gurup işlerle karşınızdayım. diğerleri neydi derseniz (bkz: normal sözlük merdumgiriz tarikatı). hem de bu sefer bi önceki garipliğimde bana eşlik eden merdümgirizbirdeli de var. bu 2 çiçeğin yanına bir de böcek olsun ki arada uğraşalım diye pek sevgili yazarımız, dostumuz, canımız nadir’i de kattık aramıza. sözlük radyomuzu takip edenler az çok bilirler ki yapılan kaçak yayınların %89.7’sine falan bağlanmışımdır. haricinde pek çok konsept yayına da ya baskın düzenledim ya davet edildim. hal böyle olunca radyo yetkililerimizden gomercandedi ki: kaptanlarınmerdumu çık yap artık kendi programını. biliyor kendisini kırmayacağımı çünkü… tamam geliyorum, dedim veee sözlük radyosu ilk açıldığı günden beri aklımda, gönlümde dönüp duran konsepti hayata geçirmeye karar verdim: portakal hamamı.
nedir bunun olayı? hemmen izah edeyim:
her hafta bazı yazarlarımızı programımıza konuk olarak alacağız ve onlara bazı sorular yönelteceğiz. yöneltilen sorulardan 3 tanesi uzun soluklu olurken 3 tanesi sunulan 2 seçenek arasından çok hızlı şekilde tercih yapacağı şekilde olacak. toplamda 6 soru 6 cevap olmuş olacak yani. sorular özel hayatınızdan da gelebilir, hayallerinizden de gelebilir, geçmişinizden de gelebilir; belli olmaz, atış serbest yani. tam da bu şekilde soru-cevap konseptinde olacağından yazarlarımızı terleteceğimizi düşünen sayın yazarımız afillibirbey dedi ki “program isminiz fin hamamı olabilir.” tam bu fikre bayılırken canım olay yöneticimiz bengaripsengüzeldünyaumutlu dedi ki “e portakal hamamı olsun, bizden olsun”. bu durumda bize de programımıza isim buldukları için teşekkür etmek düştü. isim babamız ve anamız olan yazarlarımıza çok çok tişikkirliiir.
işbu haldeyken
| “xxx mahlaslı yazarımızı kesinlikle davet edin”
| “beni de çekin hele şu sorguya”
| “bakın şu soru efsane olur, mutlaka sorun” dediğiniz gibi durumlar olursa ister bu başlık altında ya da bana ya da merdümgirizbirdeli’ye ya da nadir’e yazabilirsiniz. hepimiz de her türlü öneri ve görüşlerinize açığız.
her şey için ama bu sefer özellikle afişimiz için sevgili gomercan'a peeek bi tişikkirliiir.

o haldeee akşam 21:00’da sözlük radyosunda buluşmak üzereee. şimdiden yayın arkadaşlarıma iyi bir yayın dönemi; siz dinleyicilerimize keyifli dakikalar diliyorum.
radyomuzu dinlemek için: şöyle alalım
sosyal medya hesaplarımız da tam olarak şöyle:
kaptanlarınmerdumu
devamını gör...
scuba diving
özel ekipmanlarla yapılan dalış türü, su sporu.
muğla'da tatildeyken heves ettiğim, ekipmanını takıp kuralları dinleyip dalgıca ''aynen aynen'' dediğim ama suya girdiğimde kulaklarımla ilgili saçma korkum yüzünden çocuk gibi dalmadan çıktığım, içimde ukde kalan su sporu. dalgıç hayal kırıklığına uğramıştı, benden önce suya giren kuzenim de su altında beni aramış dalış yaptığı süre boyunca. insanların duygularıyla oynadığım bir gündü.
muğla'da tatildeyken heves ettiğim, ekipmanını takıp kuralları dinleyip dalgıca ''aynen aynen'' dediğim ama suya girdiğimde kulaklarımla ilgili saçma korkum yüzünden çocuk gibi dalmadan çıktığım, içimde ukde kalan su sporu. dalgıç hayal kırıklığına uğramıştı, benden önce suya giren kuzenim de su altında beni aramış dalış yaptığı süre boyunca. insanların duygularıyla oynadığım bir gündü.
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
- ambulans geldiği zaman napıyordun?
- koridorda manitamla kavga ediyordum
-ambulans geldiği zamanı nerden biliyorsun?
- ambulans hiç eksik olmaz ki.
kız yurdunun bir özetidir ambulans. hiçbir şey olmasa da bir şey olur ve o ambulans gelir.
edit: erkeğim.
- koridorda manitamla kavga ediyordum
-ambulans geldiği zamanı nerden biliyorsun?
- ambulans hiç eksik olmaz ki.
kız yurdunun bir özetidir ambulans. hiçbir şey olmasa da bir şey olur ve o ambulans gelir.
edit: erkeğim.
devamını gör...
dava
- bu veya başka kitaplardan spoiler icerebilir-
her yazarın anlatmaya çalıştığı bir hikayesi var bence ve kafka'nın da hikayesi olgular karşısında insanın geçirdiği dönüşüm. gregor samsa ile josef k bu anlamıyla benzesiyor. ikisi de toplum tarafından kuşatılmış hissiyle bir dönüşüme zorlanıyor. fakat benim asıl yazma nedenim bu anolojiyi kurmak değil.
bana göre ortada ne bir dava var, ne de bir sanık. yani kafka ne hukuk sistemiyle ilgili bir eleştiri getirme derdinde, ne de bürokrasi umurunda. kafka'nın ilgilendiği şeyin bireyin toplumla yabancılaşması olduğunu düşünüyorum. josef k sanık olduğunu öğrendikten sonra, yavaş yavas tüm toplumla yabancılaştığını herkesin bir dava için yaşadığını, herkesin yargıç ve aynı zamanda herkesin sanık olduğunu, diğer yandan tüm toplumun aslında mahkemeye çalıştığını ve şuana kadar k'nın bu distopyanın dışında olduğunu farketmesiyle toplumla ciddi bir yabancılaşma içinde olduğunu farkediyor. k sonuna kadar, neden dava edildiğini degil, gerçekten toplumun kendisini arıyor ve her hamlesi hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor.
çehov'un altıncı koğuşunda, doktor hasta ile kurduğu ilişkide, bir noktadan sonra asıl hastanın ve hastalığın ne olduğunu sorgulamaya başlar. tüm toplum tarafından deli olduğu için içeri tıkılan bir adam, tüm toplumun toplamından daha akıllı olabileceğini düşünürek, hem toplumdan yabancılaşır, hem de toplum tarafından "deli" olduğu düşünülerek o da koğuşa kapatılır. aslında her şey, doktorun yabancılaştığın farketmesdir.
josef'in kitabın sonunda konuştuğu rahip ile karamazov kardeşler de, ivan'ın zihinsel olarak isa'yla konuşturduğu rahip aynı kişi midir, bilemiyorum. fakat, orada josef'in yargılanması da isa mantığında olabilir. çünkü incil'de toplum tarafından mahkum edilen, çarmıha gerilmek üzere götürülürken isa tanrıya şöyle seslenir "bilmiyorlar, onları cezalandırma". rahibin ettiği yuvarlak laflar, tüm insanlığın aslında sanık olduğunu ve belki de tanrı da dahil olmak üzere kimin, neden ve niçin yargılandığını bilmediği dipsiz bir kuyu olabilir.
kafka alttan alta bir hristiyanlık eleştiriside mi yapıyor, bilemiyorum. josek k üzerinden hala tüm insanlığın bir dava nedeniyle yargılanıyor olması, isa'nın tüm insanlığın günahını üstlenerek acı çekerek ölüp dirilmesiyle, çelişiyor.
ileride tekrar okumak kaydıyla şimdilik bitireyim.
her yazarın anlatmaya çalıştığı bir hikayesi var bence ve kafka'nın da hikayesi olgular karşısında insanın geçirdiği dönüşüm. gregor samsa ile josef k bu anlamıyla benzesiyor. ikisi de toplum tarafından kuşatılmış hissiyle bir dönüşüme zorlanıyor. fakat benim asıl yazma nedenim bu anolojiyi kurmak değil.
bana göre ortada ne bir dava var, ne de bir sanık. yani kafka ne hukuk sistemiyle ilgili bir eleştiri getirme derdinde, ne de bürokrasi umurunda. kafka'nın ilgilendiği şeyin bireyin toplumla yabancılaşması olduğunu düşünüyorum. josef k sanık olduğunu öğrendikten sonra, yavaş yavas tüm toplumla yabancılaştığını herkesin bir dava için yaşadığını, herkesin yargıç ve aynı zamanda herkesin sanık olduğunu, diğer yandan tüm toplumun aslında mahkemeye çalıştığını ve şuana kadar k'nın bu distopyanın dışında olduğunu farketmesiyle toplumla ciddi bir yabancılaşma içinde olduğunu farkediyor. k sonuna kadar, neden dava edildiğini degil, gerçekten toplumun kendisini arıyor ve her hamlesi hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor.
çehov'un altıncı koğuşunda, doktor hasta ile kurduğu ilişkide, bir noktadan sonra asıl hastanın ve hastalığın ne olduğunu sorgulamaya başlar. tüm toplum tarafından deli olduğu için içeri tıkılan bir adam, tüm toplumun toplamından daha akıllı olabileceğini düşünürek, hem toplumdan yabancılaşır, hem de toplum tarafından "deli" olduğu düşünülerek o da koğuşa kapatılır. aslında her şey, doktorun yabancılaştığın farketmesdir.
josef'in kitabın sonunda konuştuğu rahip ile karamazov kardeşler de, ivan'ın zihinsel olarak isa'yla konuşturduğu rahip aynı kişi midir, bilemiyorum. fakat, orada josef'in yargılanması da isa mantığında olabilir. çünkü incil'de toplum tarafından mahkum edilen, çarmıha gerilmek üzere götürülürken isa tanrıya şöyle seslenir "bilmiyorlar, onları cezalandırma". rahibin ettiği yuvarlak laflar, tüm insanlığın aslında sanık olduğunu ve belki de tanrı da dahil olmak üzere kimin, neden ve niçin yargılandığını bilmediği dipsiz bir kuyu olabilir.
kafka alttan alta bir hristiyanlık eleştiriside mi yapıyor, bilemiyorum. josek k üzerinden hala tüm insanlığın bir dava nedeniyle yargılanıyor olması, isa'nın tüm insanlığın günahını üstlenerek acı çekerek ölüp dirilmesiyle, çelişiyor.
ileride tekrar okumak kaydıyla şimdilik bitireyim.
devamını gör...
meslek yalanları
malesef konuyla ilgili yetkim yok, işlem sağlayamıyorum.
devamını gör...





