hdp neden kapatılmıyor sorunsalı
toplumun her kesiminden yaklaşık 6 milyon oy aldığı için olabilir mi acaba? dün bu parti ile yakınlaşma çabası içerisinde olanlar yarın politik çıkarlar ön plana çıktığında yine yakınlaşma çabası içerisinde olacaklar ki o zaman maalesef hafızadan yoksun zihniyet ''aa ne kadar da doğru sahiden neden düşmandık ya'' şeklinde sürmenaj geçirecekler.
edit: yukarıda yazdıklarımı (toplumun her kesiminden oy almak kısmı özellikle) kaynağa dayandırmayı bir borç bilerek metropoll'ün anketini paylaşıyorum: buradan
edit: yukarıda yazdıklarımı (toplumun her kesiminden oy almak kısmı özellikle) kaynağa dayandırmayı bir borç bilerek metropoll'ün anketini paylaşıyorum: buradan
devamını gör...
şeyh sait said-i nursi seyit rıza iskilipli atıf dörtlüsü
torunları şu an ülkenin içinden geçiyor.
devamını gör...
katlanılamayan insanlar
ilgi, ilgi ve daha çok ilgi bekleyen insanlar.
övgü daha çok övgü bekleyen insanlar.
aba altından sopa gösteren insanlar. sopayı görüyorum, arttırmıyorum, pes bile nafile, daha çok ilgi, ilgi, ilgi....
övgü daha çok övgü bekleyen insanlar.
aba altından sopa gösteren insanlar. sopayı görüyorum, arttırmıyorum, pes bile nafile, daha çok ilgi, ilgi, ilgi....
devamını gör...
ilkokuldan akılda kalanlar
köyün tek öğretmeni olan babam; sabah erkenden kalkar ,okula gider,sobayı yakar ,okulun kapısında öğrencileri beklerdi.o zamanlar üç dört yaşlarında olan ben ve kardeşim de uyanır uyanmaz okula koşar babamla birlikte öğrencileri beklemeye koyulurduk.zira lojmanda kalıyorduk, evimiz okulun bahçesindeydi ve o okul en çok bizimdi.
birazdan ellerinde yakacak odunlarla öğrenciler görünürdü bahçe kapısında.mavinin her tonunda önlükleriyle köy çocukları.kimisinin küçülmüş,kimisinin solmuş,kimisinin güneş'ten mora çalan önlükleri vardı üzerlerinde.coğunun önlüğünün sağında solunda soba yanığı izler ...son ana bırakılan kurutma telaşı ya da ısınma çabası neticesinde ateşe yenik düşmüş gazi önlüklerdi bunlar.
babam günaydın'a,iyi aksamlar'a falan çok önem verirdi.o yüzden sınıf kapısında parola söyler gibi 'günaydın' der öyle geçerdi çocuklar içeri.
okulda tek sınıf vardı.tüm öğrenciler aynı yerde eğitim görürdü.
babam "birler şu fişi yazsın,ikiler resim cizsin,üçler sessiz okuma çalışması yapsın,dörtler şiiri defterine yazsın, beşler problemleri çözsün "şeklinde ders işlerdi.kardeşim ve ben de sınıfta dolaşır, çoğu kardeş ya da akraba olan çocuklar arasında silgi taşırdık ondan ona.ben küçülen tebeşirlerle tahtanın köşesine çiçekler çizmeye bayılırdım.
bu şekilde geçen bir kaç yılın ardından benim de birlerin sırasına oturma vaktim gelmişti.kardeşimin ise daha iki yılı vardı.ben sıkıcı fişleri deftere geçirirken çaktırmadan ortalıkta dolaşan kardeşimi izler, içimden okumak hiç eğlenceli değilmiş diye geçirirdim.ama akşam eve gidince kardeşime uyuyana kadar birinci sınıfın nasıl güzel,nasıl keyifli olduğunu anlatırdım.nasıl abartarak anlattıysam çocuk altı yaşında okula başladı.
o günleri düşündüğümde aklıma diğer öğrencilerden babamı kıskandığım,babamın ilgisini kazanmak için çok emek sarf ettiğim,sadece kendi sınıfımı değil diğer sınıfları da dinleyerek en iyi olmaya çalıştığım ve çok uğraşmama /içimden defalarca tekrar etmeme rağmen babama "öğretmenim"diyemeyişim gelir.
şimdi ise artık emekli olmuş babama baktıkça onun ne kadar iyi bir öğretmen olduğunu hatırlarım ama hala bütün "öğretmenim"ler "baba"sözcüğünün içinde saklı.
birazdan ellerinde yakacak odunlarla öğrenciler görünürdü bahçe kapısında.mavinin her tonunda önlükleriyle köy çocukları.kimisinin küçülmüş,kimisinin solmuş,kimisinin güneş'ten mora çalan önlükleri vardı üzerlerinde.coğunun önlüğünün sağında solunda soba yanığı izler ...son ana bırakılan kurutma telaşı ya da ısınma çabası neticesinde ateşe yenik düşmüş gazi önlüklerdi bunlar.
babam günaydın'a,iyi aksamlar'a falan çok önem verirdi.o yüzden sınıf kapısında parola söyler gibi 'günaydın' der öyle geçerdi çocuklar içeri.
okulda tek sınıf vardı.tüm öğrenciler aynı yerde eğitim görürdü.
babam "birler şu fişi yazsın,ikiler resim cizsin,üçler sessiz okuma çalışması yapsın,dörtler şiiri defterine yazsın, beşler problemleri çözsün "şeklinde ders işlerdi.kardeşim ve ben de sınıfta dolaşır, çoğu kardeş ya da akraba olan çocuklar arasında silgi taşırdık ondan ona.ben küçülen tebeşirlerle tahtanın köşesine çiçekler çizmeye bayılırdım.
bu şekilde geçen bir kaç yılın ardından benim de birlerin sırasına oturma vaktim gelmişti.kardeşimin ise daha iki yılı vardı.ben sıkıcı fişleri deftere geçirirken çaktırmadan ortalıkta dolaşan kardeşimi izler, içimden okumak hiç eğlenceli değilmiş diye geçirirdim.ama akşam eve gidince kardeşime uyuyana kadar birinci sınıfın nasıl güzel,nasıl keyifli olduğunu anlatırdım.nasıl abartarak anlattıysam çocuk altı yaşında okula başladı.
o günleri düşündüğümde aklıma diğer öğrencilerden babamı kıskandığım,babamın ilgisini kazanmak için çok emek sarf ettiğim,sadece kendi sınıfımı değil diğer sınıfları da dinleyerek en iyi olmaya çalıştığım ve çok uğraşmama /içimden defalarca tekrar etmeme rağmen babama "öğretmenim"diyemeyişim gelir.
şimdi ise artık emekli olmuş babama baktıkça onun ne kadar iyi bir öğretmen olduğunu hatırlarım ama hala bütün "öğretmenim"ler "baba"sözcüğünün içinde saklı.
devamını gör...
herhangi bir diziyi bitirince içinde oluşan his
genelde uzun diziler izlemeyi sevdiğim için bi boşluk oluşuyo içimde o yüzden hemen yeni dizi önerileri istiyorum arkadaşlarımdan ya da zaten aklımda olan başka bi diziye-filme başlıyorum beklemeden *.
devamını gör...
sizin hiç babanız öldü mü
yüzümden ummazdım bunu kör oldum.
siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
diye biten cemal süreya şiiri. lisede duvara şinasi (kalp) yazan sıra arkadaşımı hatırlatmıştır. üniversite için edebiyat çalışmak ayrı, edebiyatı yaşamak ayrıydı. büyüdük, sadece çalışır olduk.
siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
diye biten cemal süreya şiiri. lisede duvara şinasi (kalp) yazan sıra arkadaşımı hatırlatmıştır. üniversite için edebiyat çalışmak ayrı, edebiyatı yaşamak ayrıydı. büyüdük, sadece çalışır olduk.
devamını gör...
hayat güzeldir vs schindler'in listesi vs piyanist
2.dünya savaşının trajedisini ve insanlara yaşatılan acıları konu alan bu üç harika filmin sözlük yazarları için beğeni sıralamasını merak ettiğim için açtım başlığı.benim sıralamam:
1-piyanist
2-schindler'in listesi
3-hayat güzeldir
1-piyanist
2-schindler'in listesi
3-hayat güzeldir
devamını gör...
normal sözlük'ün en yaşlı yazarı
2001’liyim liseliler kenarı ayrılsın bakalım.
devamını gör...
kitap kurtlarının huyları
kitap listesi vardır ama o listenin sonu asla gelmez
devamını gör...
koronafobi
(bkz: koronoyak)
devamını gör...
cambaz
bu şarkının aynı zamanda doğrudan medyayı hedef alan satirik bir parça olduğunu ve “ne habersin ne türksün” derken direkt olarak habertürk’ü kastettiğini biliyor muydunuz?
(bkz: öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler)
(bkz: öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler)
devamını gör...
ilginç yemek isimleri
zıngata.
bazına.
çalkama.
samsun ( samsun iliyle uzaktan yakından alakası yok, neden bu ismin verildiği tam bir muamma).
bazına.
çalkama.
samsun ( samsun iliyle uzaktan yakından alakası yok, neden bu ismin verildiği tam bir muamma).
devamını gör...
devlet
sokrates'in devlet anlayışını konu eden bir platon kitabı. her ne kadar ilgili kitapta geçen devlet anlayışının "evrensel" olduğu çoğunluk kitapseverler tarafından iddia edilse bile, bu gerçeği yansıtmıyor. örneğin kitapta geçen devlet anlayışını bugün uygulayabilmemiz için, 1000-2000 yıl öncesine dönmemiz lazım(yani teknoloji ve diğer bazı unsurların yok olması lazım). yani sokrates kendi döneminin aklıyla bir devlet anlayışı ortaya koymuş durumda. bu yüzden her ne kadar kitabı okumuş olsam bile, ilgimi pek çeken kitap değildi. çünkü kitapta anlatılanların * çoğunluğunun bugün uygulanamayacağını biliyordum. zaten bunu bekliyordum, sokrates'in günümüze dahi ışık tutabilecek bir anlayış sunması için, kendi döneminde 1000-2000 yıl sonraki insanlar kadar ileri görüşlü olması lazım. sokrates çok zeki bir adam, fakat bu kadar da ileri görüşlü olduğunu söylemek aşırıya kaçar. velev ki, sokrates'in devlet anlayışı günümüzdeki devletlere bile ilham verecek denli "ileri görüşlü bir anlayış" olsaydı bile, bu devlet anlayışını hiç kimse uygulamayacaktı. çünkü platon bu anlayışı daha kendi döneminde uygulamaya çalışmış, ama başarılı olamamıştır. bu yüzden aslında kitap, muhtevası açısından, ne kendi dönemine ne de bizim döneme ışık tutmuyor. gelen övgülere bakarak, bu kitabın açıkça abartıldığını söylemek mümkün.
devamını gör...
artık kimseye aşık olmayacağını düşünmek
benim çok sevdiğim (bodo dilinde) bir kelime olan onsra bunu anlatıyor. son kez sevdiğini, bir daha aşık olamayacağını bilmenin verdiği kalp kırıcı hismiş anlamı. tez zamanda türkçeye girse keşke dediğim sözcüklerden.
devamını gör...
ejderha
devasa dikenli ve pullu bir vücuda, yarasa kanadı benzeri kanatlara sahip olan, ağzından ateş çıkarmasıyla ünlü efsanevi yaratık.
şimdi bir tane olsa da üzerine binip rüzgârla yarışsam... denizlerin, ormanların üzerinden uçsam gece karanlığında ya da bir çölde, yıldızlara bakarak...

görselin kaynağı
şimdi bir tane olsa da üzerine binip rüzgârla yarışsam... denizlerin, ormanların üzerinden uçsam gece karanlığında ya da bir çölde, yıldızlara bakarak...

görselin kaynağı
devamını gör...
obez
yunanca obere kelimesinden türemiştir. anlamı çok yemek yiyen demektir. bu durumun ilerlemesiyle de hastalık olan obezite karşımıza çıkıyor.
devamını gör...



