ytong ve burger king firmalarında hisse sahibi ve yönetim kurulu üyesi olan futboldan herhangi bir insandan daha fazla anlamayan ve herhangi bir insandan daha özgün fikirleri olmayan trt yorumcusu ve sabah gazetesi yazarıdır.

futbolun noel babası gibi bir karakterdir. 2 yılda bir ya dünya kupası ya da avrupa şampiyonası için ortaya çıkar ve hepimizi futboldan soğutan yorumları ile futbol izleyecisini futboldan bezdiren bir insandır.

maç boyunca bitse de gitsek bir ses tonu ile konuşur, asla tonlama yapmaz, önceden belirlediği ve muhtemelen önünde bulunan bir not kağıdında yazan sözleri bağlamdan bağımsız olarak sıralar.

bu not kağıdında yazan sözlerden en önemlisi “ kolektif futbol”dur. eğer bu sözü her maç en az dört kez söylemezse futbol tanrılarından biri olan sokrates tarafından tekmeleneceğine inandığına dair söylentiler bulunmaktadır.

iki takım da gol atamazsa berabere biter diyerek matematiksel anlamda gözümüzü açan, kaleciler topa bakmazsa gol olabilir diyerek bakış açımızı değiştiren, kaleci olmasa gol olacaktı diyerek de bizleri varoluşsal krizlere sokan üründül’ü savunanlar ise ısrarla yorumculuktan para almadığını söyleyerek vuvuzeladan daha rahatsız edici olan yorumcuya olumlu bir yandan bakmaya çalışmaktadır.

ancak bu konuda mehmet demirkol’un bir yayın da sorduğu ve aşağı yukarı şöyle bir şey olan soruyu mealen tekrar etmek isterim:

bir hastaneye gidip ben beyin ameliyatı yapmak istiyorum ve bunun karşılığında ücret almayacağım desek bize bu konuda izin verirler mi?
devamını gör...

yıllarca kız çocuklarını okutmayan, ilkokulu bitirdiği gibi çocuğu okuldan alan, ergenliğe geldiği gibi başını kapatan, daha reşit olmadan evlendiren babalara ve analara söylenmesi gereken söz.

hatta bu sistematiği o baba ve analara dayatanlara söylenmesi gereken söz.

neden ve sonuç ilişkisi kuramayan bir mağdurun beyanı.
devamını gör...

postgastrektomi(mide cerrahisi sonrası) görülen geç komplikasyonlardan birisidir.
afferent loop sendromu' ndan farklı olarak kusmukta gıda artıkları mevcuttur.
tedavisi cerrahidir.
devamını gör...

umarım 23ten sonra geliyordur yoksa yazık bana

edit:24 ve 25 de değilmiş dostlar...
devamını gör...

anasının ak sütü gibi helal şampiyonluğu doyasıya kutlamak her beşiktaşlının hakkı.
gram hak etmeyen futboluyla eğer kayseri'nin düşmesine sebep olsaydı fenerbahçe, bugün olduğundan daha kara bir gün olacaktı.
şükür sarı lacivert renklerde ama arkasında çarşı yazan formamız var gezi zamanından.

babam da fenerbahçe alamıyorsa beşiktaş alsın isterdi. boş ver baba, seneye takarız 4. yıldızı göğsümüze!
devamını gör...

bu gece sezon açılışını yapacağım rakipsiz lezzet.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her zaman her şartta kendi keyfine önem veren kişiler için kullanıldığı gibi, yaptığı her işi başkasını imrendirecek şekilde yapanlar içinde kullanılır. bu tipler genelde gamsız dediğimiz tiplerdendir ve keyif onların vazgeçilmezidir. su bile içseler bunu öyle bir şekilde süslerler ki ulan adam sanki dünyanın en güzel şarabını içiyor dersiniz.
devamını gör...


william turner
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ingiliz romantik ressam joseph mallord william turner 1775’de covent garden londra’da doğdu. çocuk dahisi olan turner daha 14 yaşındayken kraliyet sanat akademisi’nde okudu ve 15 yaşında ilk çalışmasını orada sergiledi. antik heykellerin alçı kalıplarını yapmasını öğrendi. turner sürekli çalışır ve yaz aylarında özellikle suluboya çalışmaları için çok çeşitli eskizler ürettiği galler’e seyahat ederdi. 1802’de fransa ve isviçre’den başlayarak avrupa seyahatine çıktı ve aynı yıl paris’te louvre’da çalıştı. venedik’e birçok kez gitti.

siparişlerden ciddi ve sabit bir gelir elde etti ve 1804’te kendi galerisini açtı. 1807’de akademide perspektif profesörü oldu, 1828 yılına kadar ders verdi. çok özel, eksantrik ve münzevi biri olan sanatçı hiç evlenmedi, ancak ev sahibi sarah danby’den eveline (1801-1874) ve georgiana (1811-1843) adlı iki kızı oldu. yaşlandıkça daha karamsar ve asabi oldu. özellikle babasının ölümünden sonra kendine özen göstermedi ve sanatına odaklandı. sağlığına dikkat etmeden yaşadı ve 1851’de 76 yaşında londra’da koleradan öldü. turner, londra’daki aziz paul katedrali’ne gömüldü.

turner’ın çalışmalarında serbestçe yenilik arayışları, olgun fırçası, kromatik bir spektrum ve geniş ölçüde uygulanan atmosfer derinlikleri dikkat çekidir. turner, sanatsal bir dahi olarak tanındı: etkili ingiliz sanat eleştirmeni john ruskin, onu “doğanın ruh hallerini en çok karıştırıp doğru bir şekilde ölçebilen” sanatçı olarak nitelendirdi. sanatçı sonraki yıllarında renkleri daha şeffaf bir şekilde kullanır ve eserleri neredeyse saf ışığın çağrışımına dönüşür. olgun stilinin en önemli örneklerinden biri nesnelerin zar zor tanınabileceği yağmur, buhar ve hız – büyük batı demiryolu’dur. turner’ın çalışmaları fransa’da çok etkili oldu; izlenimciler, özellikle claude monet, tekniklerini dikkatlice inceledi.
devamını gör...

sukulent
kaktüs
tavşan kulağı
kılıç
japon dikeni.
devamını gör...

bu ülkede milyonlarca işsiz vatandaş varken, ne olduğu belirsiz ülkelerden işsiz sayısından bile fazla kaçak vahabbiyi getirip "onlar ekonomimizi ayakta tutuyor" diyenlerin ciddiye dahi almayacağı, yürek burkan haber.

bir de intiharın çok eskiden beri devam eden evrensel bir olgu olduğu gibi bir şeye değinilmiş... öncelikle şu var; şayet siz medeni bir toplum olduğunuz iddiasında iseniz toplumunuzu oluşturan bireyler için bu tehlikeyi yaratabilecek tüm faktörlere karşı mücadele edip gereken önlemleri almak vazifenizdir. mesele intihar etmek isteyenin mutlaka bir bahane bulacağı falan değil burada. hepimiz biliyoruz ki, intihar vakalarının önemli bir bölümünde toplumsal ve çevresel faktörler belirleyici rol oynuyor. bir insan bu aşamaya geliyorsa eğer, kararı ne kadar bireysel gibi görünse de, hem bireyi söz konusu kararı almaya iten süreç hem de ortaya çıkan sonuç o bireyin yaşadığı toplumun ve o toplumun sistemlerinin başarısızlığını gösteriyor bize aslında.

umarım gelecekte türkiye, hiçbir vatandaşının böyle kahredici bir sebepten dolayı yaşamına son vermeyi düşünmeyeceği bir ülke olur... diyeceğim ama hiç umudum yok ne yazık ki.


canını seven kaçsın.
devamını gör...

etkinliğimiz sona ermiştir. yoğun (1) katılımlarınızdan ötürü teşekkür ediyoruz.
devamını gör...

fransızca delik demektir (ingilizce the hole olarak sinemalarda oynatılmış)

1960 yapımı , yönetmen jacques becker'in ölümünden hemen önce çektiği filmidir. verelim spoilerı
--! spoiler !--

film, aynı hücrede kalan 5 mahkumun hapisten kaçma çabalarını anlatır.

aslında ilk bakışta hollywood sinemasının aynı konulu filmlerinde yüzlerce defa tekrar kullanılan klişeleri görmek mümkün. ancak unutulmaması gereken şey hepsinin öncüsünün bu film olması. aynı zamanda filmin çok derin bir psikolojik boyutunun olması da türdeşlerinin yanında parlamasını sağlamış. filmde her sahne akıllıca kurgulanmış. boşa geçen bir dakika bile yok. aslında aynı yıllarda yeni yeni başlayan ve döneme damga vuran fransız sinemasındaki " yeni dalga" ekolünün tam zıddına gidilerek çok yüksek tempolu bir film olarak çekilmiş. bu sayede de karakterlerimizin yaşadığı kaygı durumunun içine girmemiz kolaylaşmış.

özellikle gaspard karakteri müthiş yazılmış. filmin ortalarına doğru onu ne kadar çözdüğümüzü düşünsek de sürekli beklenmeyen hareketler ile karakterini tahmin edilemez kılıyor.

fransız sineması zaten kendine ait ekolleri olan dünya sinemasında çok önemli yeri olan bir sinema. hollywoodun bildik klişerinden sıyrılmak istediğinizde başvuracağınız ilk ülke sineması bence.

tarzının en başarılı örneklerinden biri, izlemesi keyifli bir film diyebilirim, seyretmediyseniz bir şans verin.

"pauvre gaspard"

--! spoiler !--
devamını gör...

bir daha dünyada hiç bir halkın yaşamaması için bütün tedbirlerin alınması gereken, tarihteki katliamların en vahşilerindendir. ayıptır, zulümdür, cinayettir. lakin seyit rıza'nın dar ağacına giderken ki sözleri umut adına insanı ve devrimi güçle doldurmaktadır.

''ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun.''

bugün faşistlerin hileleriyle de baş eden herkese bin selam.
devamını gör...

göbüş?
devamını gör...

benim bu. hala müzik zevkimi oturtamadım. aşure gibi müzik zevkim. her şeyi dinlerim.
devamını gör...

vakayı vakvakiyye kaçağı ördek
devamını gör...

(bkz: güldüren başlıklar)
devamını gör...

felsefik cevap vermek isteyen bir so called philosophy olabilir.

-sen benim kim olduğumu biliyor musun?
-bilmiyorum.
-doğru cevap, zaten ben de bilmiyorum.

*
devamını gör...

öper beni annem yanaklarımdan
güzel bir rüyada
sanki sevdiklerim
hayattalarken hâlâ.
devamını gör...

- can çekişmek nasıl bir şey bilir misin olric?
-hayır efendimiz, nasıl bir şey?
- o'na söyleyebileceğin o kadar çok şey varken susmaktır olric.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim