the matrix resurrections
gecenin bir yarısı ailemle beraber izlemeye gittiğim film. özellikle onlarla gittim çünkü annemle babam tam bir matrix aşığı, özellikle babam sahiden bayılır matrix'e. fakat ikisi de yoğun bir hayal kırıklığına uğradılar sinemadan çıkınca. bunun iki sebebi vardı: birincisi filmin beklentilerinnin çok çok altında kalması, ikincisi neo ve trinity'nin ne kadar yaşlandıklarını görünce onları kendileriyle özdeşleştirip üzülmeleri. ilk sebep konusunda ben de katılıyorum bu arada. filmi izleyen ne kadar tanıdığım kişi varsa onlar da aynı görüşte zaten.
öncelikle açıkçası ben zaten hiçbir zaman beklentiyi karşılayabileceklerini düşünmüyorum çünkü her ne kadar insanlar son iki filmi ilki kadar beğenmese de ilk üç film her açıdan mükemmeldi bana göre. karakterleri, kurgusu, hikayesini anlatış şekli, o yıllara göre kullanılan teknolojik efektler her açıdan çok iyi düşünülmüş filmlerdi. yani çıta her açıdan yüksekti ayrıca para kaygısıyla da çekildikleri için matrix kalitesinde bir film beklemek anlamsız olurdu bana göre. fakat film benim bile beklentilerimin altında kaldı.
ilk olarak matrixi matrix yapan çoğu ögeden yoksundu film. matrixi matrix yapan ögeden kastım çok önemli kilit karakterlerin yokluğu ve bu karakterlerin yerine geçen kişilerin onların boşluğunu dolduramaması, ayrıca matrix üçlemesindeki derinliğin filme bulunmaması. derinlik konusuna sonra geleceğim fakat karakterlerden başlayacak olursak morpheus karakterinin yerine gelen kişi asla olmamıştı. ayrıca yeni ajan smithi izlerken gözlerim hep eskisini aradı. gemi mürettebatını doğru düzgün tanıyamadık bile. ayriyeten bazı şeyler gerçekten çok yüzeysel geçilmişti.
zion'ın yıkılışından sonra neler olduğu çok üstünkörü anlatılmıştı, ayrıca neo the architect ile anlaştıktan sonra ne olup da yerine the analyst'ın geçtiği de doğru düzgün açıklanmamıştı. ayriyeten ben makinelerin bir anda yüksek düzey duygusal bir zekaya erişip (burada kastettiğim bizim yaptığımız türden bir empati, merhamet ve sevgi duygusu geliştirmeleri) insanların tarafına geçmeleri konusunda yapılan açıklamalardan tatmin olmadım
derinlik konusunda da filmin ilk yarısında bir şeyler anlatmaya çalışmışlardı fakat ben ilk üçlemelerde anlatılardan tatmin olduğum kadar tatmin olmadım bu filmin ilk yarısında anlatılanlardan. filmin ikinci yarısı zaten tam bir aksiyon filmi gibiydi.
her ne kadar botların apartmanlardan aşağı canlı bomba olarak atlama fikrini beğensem de trinity'nin uçması çok saçmaydı. ayrıca neo'nun uçamaması hakkında yapılan komedi bile beni filmden bir tık soğuttu, hatta bir an marvel filmi izliyormuş gibi hissettim
tabi bazı iyi yönleri de vardı filmin. mesela efektler genel olarak kaliteliydi, aksiyon sahnelerinin bazıları güzeldi, eski fimlere yapılan bazı atıflar hoştu ve
bilgisayar oyunu
fikrini de beğendim.
fakat total olarak baktığımızda tavsiye eder miyim, etmem. sıradan bir aksiyon filmi olarak düşündüğümüzde fena değildi aslında fakat bir matrix filmi olarak beni gerçekten hâyâl kırıklığına uğrattı. eğer matrixi güzel bir seri olarak hatırlamak istiyorsanız izlemeyin derim
öncelikle açıkçası ben zaten hiçbir zaman beklentiyi karşılayabileceklerini düşünmüyorum çünkü her ne kadar insanlar son iki filmi ilki kadar beğenmese de ilk üç film her açıdan mükemmeldi bana göre. karakterleri, kurgusu, hikayesini anlatış şekli, o yıllara göre kullanılan teknolojik efektler her açıdan çok iyi düşünülmüş filmlerdi. yani çıta her açıdan yüksekti ayrıca para kaygısıyla da çekildikleri için matrix kalitesinde bir film beklemek anlamsız olurdu bana göre. fakat film benim bile beklentilerimin altında kaldı.
ilk olarak matrixi matrix yapan çoğu ögeden yoksundu film. matrixi matrix yapan ögeden kastım çok önemli kilit karakterlerin yokluğu ve bu karakterlerin yerine geçen kişilerin onların boşluğunu dolduramaması, ayrıca matrix üçlemesindeki derinliğin filme bulunmaması. derinlik konusuna sonra geleceğim fakat karakterlerden başlayacak olursak morpheus karakterinin yerine gelen kişi asla olmamıştı. ayrıca yeni ajan smithi izlerken gözlerim hep eskisini aradı. gemi mürettebatını doğru düzgün tanıyamadık bile. ayriyeten bazı şeyler gerçekten çok yüzeysel geçilmişti.
zion'ın yıkılışından sonra neler olduğu çok üstünkörü anlatılmıştı, ayrıca neo the architect ile anlaştıktan sonra ne olup da yerine the analyst'ın geçtiği de doğru düzgün açıklanmamıştı. ayriyeten ben makinelerin bir anda yüksek düzey duygusal bir zekaya erişip (burada kastettiğim bizim yaptığımız türden bir empati, merhamet ve sevgi duygusu geliştirmeleri) insanların tarafına geçmeleri konusunda yapılan açıklamalardan tatmin olmadım
her ne kadar botların apartmanlardan aşağı canlı bomba olarak atlama fikrini beğensem de trinity'nin uçması çok saçmaydı. ayrıca neo'nun uçamaması hakkında yapılan komedi bile beni filmden bir tık soğuttu, hatta bir an marvel filmi izliyormuş gibi hissettim
tabi bazı iyi yönleri de vardı filmin. mesela efektler genel olarak kaliteliydi, aksiyon sahnelerinin bazıları güzeldi, eski fimlere yapılan bazı atıflar hoştu ve
bilgisayar oyunu
fakat total olarak baktığımızda tavsiye eder miyim, etmem. sıradan bir aksiyon filmi olarak düşündüğümüzde fena değildi aslında fakat bir matrix filmi olarak beni gerçekten hâyâl kırıklığına uğrattı. eğer matrixi güzel bir seri olarak hatırlamak istiyorsanız izlemeyin derim
devamını gör...
sürekli atatürk düşmanlığı yapan klavye dincisi
atatürke hakaret eden başlıklar, nerede onlar, biz kör müyüz?
edit: siyasal islamcı falan değilim boşuna iftira atma. ve gayet de fikir özgürlüğüdür, siz burada siyasal islam, siyasal bilmem ne yazabiliyorsunuz, diğerleri neden siyasal atatürkçülük diye başlık açınca gözünüze batıyor anlamıyorum.
edit: siyasal islamcı falan değilim boşuna iftira atma. ve gayet de fikir özgürlüğüdür, siz burada siyasal islam, siyasal bilmem ne yazabiliyorsunuz, diğerleri neden siyasal atatürkçülük diye başlık açınca gözünüze batıyor anlamıyorum.
devamını gör...
emperyalizm
bir devletin sınırlarını genişletirken başka ülkeleri gerek siyasi, gerek ekonomik, gerekse kültürel olarak kontrolü altına alması demektir.
devamını gör...
bir ömür nasıl yaşanır
dertsiz, tasasız, derssiz, ödevsiz, sınavsız, paralı ve pasaportlu yaşanır.
devamını gör...
gereksiz yere pahalı olan şeyler
yulaf-granola aklıma gelmeyen bir çok şey daha..sağlıklı beslenmek istiyorsun ve her şey ateş pahası..bir de öğrenciysen daha da pahalı..sağlıklı beslenmek bile lüks gibi geliyor şaka gibi gerçekten..
devamını gör...
hayatımızdaki önemli eşyalar
gözlüğümmmm
aşk yaşıyorum, çok seviyorum, dünyamı berraklaştırıyor, bir tanem, onsuz yapamam.
kulaklığım
kitaplarım
kalem, kağıt.
aşk yaşıyorum, çok seviyorum, dünyamı berraklaştırıyor, bir tanem, onsuz yapamam.
kulaklığım
kitaplarım
kalem, kağıt.
devamını gör...
aşk ve güzellik tanrıçası ayzıt
aslında tek bir tanrıçayı ya da tanrıyı ifade etmez. biz tek potada eritip toptan tek tanrıçaymış gibi davranıyoruz. * genel olarak insanların ve hayvanların koruyucusu olan tüm iyilik iyeleri ayııhıt * olarak nitelendirilir. ayııhıtları melekler gibi düşünün sayıca bayağıdırlar ve hepsinin farklı görevler üstlendiklerini görürsünüz. bulundukları mekan konusunda da yine tekleştirme çabasına girilmiştir. eski türk toplumlarının çoğunda hep farklı şekillerde ifade edilmiştir. misal sahalara göre gök ruhları arasında sayılırlar ve yukarı dünyada yaşarlar. ki yukarı dünyanın oradaki kademelendirmesi farklıdır. sadece yukarı dünya 9 kattır ve ayııhıt'lar 1. katta ikamet ederler.
bunlar biraz da türk mitolojisinin insanların çok ilgilenmediği ve unuttuğu bir kültürel miras olmasıyla ilintili. biri kuyuya taşı atıyor ve sonra herkes bu paylaşımları yapıyor. türk mitolojisi tek bir kesitmiş gibi herkes aynı şeyleri söyleyip, yazmaya başlıyor. bazılarının zoruna gitse de, türk mitolojisi dünyadaki en geniş ve komplike mitolojilerin başında gelir. derya denizdir tabiri caizse. kötücül iyelerden, iyi iyelere, destanlara ve tanrılara, tanrıçalara kadar tek tiplik bile arz etmez ki bu yönden de çoğu mitolojiden ayrılır. burada bahsedilen sadece ayzıt hatun'dur. * misal kuğu mevzusu ise altay türkleri ile ilgilidir. zaten kuğuyu tamga olarak kullanan altay boyu da vardır. orada misal ayzıt hatuna gönderme vardır çünkü dişiliğin sembolü olarak bilinir. amma velakin ayııhıtlar sadece kadın değildir. * erkek ayııhıtlar da vardır. bu arada umay mevzusu da öyledir. neyse dallanıp budaklandırmayayım daha fazla. ayrı başlık açayım ben buna bir ara, kendime not olsun*
hülasa; nasıl çok bilmişlik yaptım ama * kim nasıl düşünürse düşünsün, biz şerhimizi koyalım. illaki okuyan olur. en azından merak edip araştırır. bu bile kafi *
bunlar biraz da türk mitolojisinin insanların çok ilgilenmediği ve unuttuğu bir kültürel miras olmasıyla ilintili. biri kuyuya taşı atıyor ve sonra herkes bu paylaşımları yapıyor. türk mitolojisi tek bir kesitmiş gibi herkes aynı şeyleri söyleyip, yazmaya başlıyor. bazılarının zoruna gitse de, türk mitolojisi dünyadaki en geniş ve komplike mitolojilerin başında gelir. derya denizdir tabiri caizse. kötücül iyelerden, iyi iyelere, destanlara ve tanrılara, tanrıçalara kadar tek tiplik bile arz etmez ki bu yönden de çoğu mitolojiden ayrılır. burada bahsedilen sadece ayzıt hatun'dur. * misal kuğu mevzusu ise altay türkleri ile ilgilidir. zaten kuğuyu tamga olarak kullanan altay boyu da vardır. orada misal ayzıt hatuna gönderme vardır çünkü dişiliğin sembolü olarak bilinir. amma velakin ayııhıtlar sadece kadın değildir. * erkek ayııhıtlar da vardır. bu arada umay mevzusu da öyledir. neyse dallanıp budaklandırmayayım daha fazla. ayrı başlık açayım ben buna bir ara, kendime not olsun*
hülasa; nasıl çok bilmişlik yaptım ama * kim nasıl düşünürse düşünsün, biz şerhimizi koyalım. illaki okuyan olur. en azından merak edip araştırır. bu bile kafi *
devamını gör...
27 mart 2021 normal sözlük'ün çökmesi
bir benim başıma gelmedi değil mi?
ek: sanırım çoğunluğun başına gelmiş, bir basın açıklaması şart.
ek2: servera gm geldi dağılın...
ek: sanırım çoğunluğun başına gelmiş, bir basın açıklaması şart.
ek2: servera gm geldi dağılın...
devamını gör...
yüreğinin sesi
yönetmeni yoshifumi kondō olan 95 yapımı bir anime filmidir. kondō, miyazaki tarafından oldukça beğenilen bir anime çizeridir, hatta miyazaki kendisinden sonra gelecek kişinin o olmasını ister. ne yazık ki erken yaşta öldüğü için böyle bir olay yaşanamaz.
bu film ise tsukishima adlı bir genç kız etrafında döner. kendisi kitap okumayı ve yazmayı oldukça seven biridir. bir gün kütüphaneden aldığı tüm kitapların kartında bir adın yazdığını fark eder. bu, seiji amasawa'dır. seiji ve tsukishima tanıştıktan sonra bir süre anlaşamasa da, seiji'nin büyükbabasıyla tanıştıktan sonra tsukishima kendinin farkına varır. aynı zamanda seiji'yi de fark eder. seiji keman yapmak isteyen bir gençtir. fakat keman çalmaktan uzak durur, kendisi çalmakla uğraşmak istemez sadece yapımında bulunur. tabii ki bu işte kendisi kadar iyi olan birçok insanın varlığından haberdardır. bu yüzden yeteneğini ölçmek için italya'ya gider. seiji'nin bu tavrına karşı tsukishima da kendi yeteneklerinin sınırlarını ölçmeye çalışır. en iyi yaptığı yazma işine başvurur. gece gündüz demeden, seiji'nin büyükbabasının dükkanında gördüğü bir kedi heykelinden yola çıkarak yazısını yazar. bu süre boyunca okulu dahil her şeyi boşlamayı göze alır. sonunda işini bitirir ve seiji'nin büyükbabasına okutur. yazdığı okunurken tsukishima diken üstündedir. kendisi de iyi bir yazı yazmadığını farkındadır, ancak filmde de geçtiği gibi, içinde saklı olan cevheri ortaya çıkarmak için çalışmıştır. daha da çalışmasına ihtiyacı vardır ve bu farkındalıkla kendi hayatına döner.
bu film ise tsukishima adlı bir genç kız etrafında döner. kendisi kitap okumayı ve yazmayı oldukça seven biridir. bir gün kütüphaneden aldığı tüm kitapların kartında bir adın yazdığını fark eder. bu, seiji amasawa'dır. seiji ve tsukishima tanıştıktan sonra bir süre anlaşamasa da, seiji'nin büyükbabasıyla tanıştıktan sonra tsukishima kendinin farkına varır. aynı zamanda seiji'yi de fark eder. seiji keman yapmak isteyen bir gençtir. fakat keman çalmaktan uzak durur, kendisi çalmakla uğraşmak istemez sadece yapımında bulunur. tabii ki bu işte kendisi kadar iyi olan birçok insanın varlığından haberdardır. bu yüzden yeteneğini ölçmek için italya'ya gider. seiji'nin bu tavrına karşı tsukishima da kendi yeteneklerinin sınırlarını ölçmeye çalışır. en iyi yaptığı yazma işine başvurur. gece gündüz demeden, seiji'nin büyükbabasının dükkanında gördüğü bir kedi heykelinden yola çıkarak yazısını yazar. bu süre boyunca okulu dahil her şeyi boşlamayı göze alır. sonunda işini bitirir ve seiji'nin büyükbabasına okutur. yazdığı okunurken tsukishima diken üstündedir. kendisi de iyi bir yazı yazmadığını farkındadır, ancak filmde de geçtiği gibi, içinde saklı olan cevheri ortaya çıkarmak için çalışmıştır. daha da çalışmasına ihtiyacı vardır ve bu farkındalıkla kendi hayatına döner.
devamını gör...
sözlüğün ölmüş olması
oysa herkes öldürür sevdiğini
kimi başlıklara yazmayarak
kimi entryleri oylamayarak
kimi başlıklara yazmayarak
kimi entryleri oylamayarak
devamını gör...
aptal yerine konmak
23 yıldır türk halkı aptal yerine konuyor, ama fark eden sayısı %45 geçmez.
devamını gör...
ölüler adası
isviçreli sembolist ressam arnold böcklin’in 1880-1886 yılları arasında die toteninsel (the isle of the dead) adını verdiği 5 resminin teması ölüm.
resmin bütün versiyonlarında görkemli kayalarla çevrilmiş görkemli servi ağaçlarının bulunduğu adaya doğru ilerleyen bir teknede, bembeyaz giysileri içinde ve eşinin çiçeklerle süslenmiş tabutunun başında duran bir kadın figürü ile sahnenin bize yakın tarafında küreklere usul usul asılan kayıkçı figürü yer alır. bütün versiyonlarda, ada bir taş duvarla denizden ayrılmıştır, üç versiyonda vakit gecedir, deniz yüzeyi son derece durgundur ve atmosfer kasvetlidir.
servilerin mezarlık ve yas ağaçları olmaları sebebiyle ölümü simgelediği bilgisi ile beraber duvarlar üzerine açılan pencere ve kapı detayları da cenaze temasını güçlendiren ögelerdir.
1. versiyon; 1880, tuval üzerine yağlıboya, 111 × 155 cm; kunstmuseum, basel,

böcklin’den ölüm adası resimleriyle ilgili günümüze gelen bir yorum ya da öykü elimizde yok ama kurduğu bir cümle bugün de hatırlanıyor : "bir rüya resmi: öyle bir durgunluk hissi yaratmalı ki, resme bakmakta olan kişi kapı çalındığında bile irkilmeli".
böcklin, resmin ilk üç versiyonunu floransa’da çalışmıştı. ingiliz mezarlığı floransada’dır ve hem sanatçının atölyesine çok yakındır hem de ressamın bebekken ölen kızı bu mezarlığa gömülmüştür. resimlerde yer alan kayık, kayıkçı, tabut ve beyaz giysili figür tasviri ile, sanatçının, mitolojideki yeraltı dünyasının nehri sticks’te kayığıyla dolaşan ve ölüleri taşıyan kahron’a atıfta bulunduğu düşünülür.
ilk ve ikinci versiyonlar eş zamanlı bitirilmiştir bu nedenle birbirlerine çok yakındırlar ancak ikinci versiyon daha yalındır.
1880 , tuval üzerine yağlıboya, 74 × 122 cm; the metropolitan museum of art, reisinger fund, new york.

3. versiyon daha aydınlık/açık armonide çalışılmıştır ve ilk kez, sağ taraftaki mezar odasının üzerinde ressamın adının baş harfleri olan ab ibaresini görürüz.
1883 – panel üzerine yağlıboya; 80 × 150 cm; alte nationalgalerie, staatliche museen zu berlin.

4. versiyondan bugün elimizde sadece bir siyah beyaz fotoğraf var çünkü resim 2. dünya savaşında yanmıştı .
1884 – 81 × 151 cm

esen rüzgarın sağ tarafa eğdiği selvilerin bulunduğu 5. versiyon daha iri fırça darbeleriyle çalışılmıştır.
1886 – panel üzerine yağlıboya, 80 × 150 cm; museum der bildenden künste, leipzig.

kaynak 1
kaynak 2
kaynak 3
resmin bütün versiyonlarında görkemli kayalarla çevrilmiş görkemli servi ağaçlarının bulunduğu adaya doğru ilerleyen bir teknede, bembeyaz giysileri içinde ve eşinin çiçeklerle süslenmiş tabutunun başında duran bir kadın figürü ile sahnenin bize yakın tarafında küreklere usul usul asılan kayıkçı figürü yer alır. bütün versiyonlarda, ada bir taş duvarla denizden ayrılmıştır, üç versiyonda vakit gecedir, deniz yüzeyi son derece durgundur ve atmosfer kasvetlidir.
servilerin mezarlık ve yas ağaçları olmaları sebebiyle ölümü simgelediği bilgisi ile beraber duvarlar üzerine açılan pencere ve kapı detayları da cenaze temasını güçlendiren ögelerdir.
1. versiyon; 1880, tuval üzerine yağlıboya, 111 × 155 cm; kunstmuseum, basel,

böcklin’den ölüm adası resimleriyle ilgili günümüze gelen bir yorum ya da öykü elimizde yok ama kurduğu bir cümle bugün de hatırlanıyor : "bir rüya resmi: öyle bir durgunluk hissi yaratmalı ki, resme bakmakta olan kişi kapı çalındığında bile irkilmeli".
böcklin, resmin ilk üç versiyonunu floransa’da çalışmıştı. ingiliz mezarlığı floransada’dır ve hem sanatçının atölyesine çok yakındır hem de ressamın bebekken ölen kızı bu mezarlığa gömülmüştür. resimlerde yer alan kayık, kayıkçı, tabut ve beyaz giysili figür tasviri ile, sanatçının, mitolojideki yeraltı dünyasının nehri sticks’te kayığıyla dolaşan ve ölüleri taşıyan kahron’a atıfta bulunduğu düşünülür.
ilk ve ikinci versiyonlar eş zamanlı bitirilmiştir bu nedenle birbirlerine çok yakındırlar ancak ikinci versiyon daha yalındır.
1880 , tuval üzerine yağlıboya, 74 × 122 cm; the metropolitan museum of art, reisinger fund, new york.

3. versiyon daha aydınlık/açık armonide çalışılmıştır ve ilk kez, sağ taraftaki mezar odasının üzerinde ressamın adının baş harfleri olan ab ibaresini görürüz.
1883 – panel üzerine yağlıboya; 80 × 150 cm; alte nationalgalerie, staatliche museen zu berlin.

4. versiyondan bugün elimizde sadece bir siyah beyaz fotoğraf var çünkü resim 2. dünya savaşında yanmıştı .
1884 – 81 × 151 cm

esen rüzgarın sağ tarafa eğdiği selvilerin bulunduğu 5. versiyon daha iri fırça darbeleriyle çalışılmıştır.
1886 – panel üzerine yağlıboya, 80 × 150 cm; museum der bildenden künste, leipzig.

kaynak 1
kaynak 2
kaynak 3
devamını gör...
kedi besleyenlerin ortak özellikleri
ellerdeki çizikler olabilir. en sakinin bile muhakkak sahibinin elinde bıraktığı kalıcı bir iz oluyor.
devamını gör...
hay day
çok uzun süredir oynamakta olduğum lakin üniversite sınavıma çalışmam gerektiği için ara vermek zorunda kaldığım oyundur. 52. seviyede ara vermiş bulunmaktayım.
oyun supercell firmasına aittir.
yine aynı firmanın oyunu olan clash of clans'ın çiftlik versiyonudur adeta.
çeşitli yerler var oyun içinde, kasaba, vadi, balıkçılık alanı, farm pass ve maden gibi.
kasaba kısmında ''kişisel tren'' olarak adlandırılan bir tren var. bu tren ile arkadaşlarınızın kasabasındaki yolcuları kendi kasabanıza getirebilirsiniz. kasaba kısmının asıl amacı ise gelen misafirlere hizmet etmek. bakkal, sinema salonu gibi mekanlarda misafirlerinize hizmet verebilirsiniz.
vadi kısmı ise her zaman açık olmayan bir kısım. orada da bir kamyonunuz var ve stoklarınızda bulunan ürünleri, o ürünü isteyen binalara ulaştırarak çeşitli renkte jetonlar kazanıyorsunuz. bu jetonlar ile vadi sezonu bittiğinde vadi dükkanından alışveriş yapabilirsiniz.
balıkçılık alanında ise bir kitap var, bu kitaptaki balıkların hepsini yakalamaya çalışıyorsunuz. çeşitli balıkları yakalayarak elmas kazanabiliyorsunuz. ayrıca balıkçılık alanında bir yengeç yakalama alanı ve bir de ördek yakalama alanı var. daha doğrusu hepsi aynı yerde ama ördeğin tüylerinin alınması için bir alan ve yengecin etinin alınması için bir alan var. buradan çıkan ürünlerle çeşitli yemekler yapabilirsiniz veya o ürünleri satabilirsiniz.
farm pass alanı ise yeni eklenmiş bir yer. ana köy içinde bulunuyor ve siz görevleri tamamladıkça size çeşitli ödüller veriyor. bir de paralı versiyonu var bunun. paralı versiyonunda daha fazla ödül kazanma şansınız var ve bazı ödülleri sadece paralı versiyonu satın alarak elde edebiliyorsunuz.
maden alanında ise gümüş, altın, kömür, demir gibi madenleri çıkarabiliyorsunuz. eğer şanslıysanız elmas bile çıkabiliyor.
ana köy ise bunların hepsini barındıran alan. burada çeşitli makineler (mandıra, barbekü, dikiş makinesi, meyve sıkacağı gibi) var. bu makineler belli seviyelerde açılıyor. bu makinelerde üretebileceğiniz ürünler de belli seviyelerde açılıyor tabii ki.
bir de greg var. greg size her gün farklı eşyalar satıyor. bu eşyalar genellikle balta gibi, kazma gibi işinize yarayacak olan eşyalar oluyor.
velhasıl kelam oyun gerçekten güzel. başlarda pek bir şey açık olmadığı için sıkılabilirsiniz ama seviye atladıkça oyun da daha keyifli hale geliyor.
oyun supercell firmasına aittir.
yine aynı firmanın oyunu olan clash of clans'ın çiftlik versiyonudur adeta.
çeşitli yerler var oyun içinde, kasaba, vadi, balıkçılık alanı, farm pass ve maden gibi.
kasaba kısmında ''kişisel tren'' olarak adlandırılan bir tren var. bu tren ile arkadaşlarınızın kasabasındaki yolcuları kendi kasabanıza getirebilirsiniz. kasaba kısmının asıl amacı ise gelen misafirlere hizmet etmek. bakkal, sinema salonu gibi mekanlarda misafirlerinize hizmet verebilirsiniz.
vadi kısmı ise her zaman açık olmayan bir kısım. orada da bir kamyonunuz var ve stoklarınızda bulunan ürünleri, o ürünü isteyen binalara ulaştırarak çeşitli renkte jetonlar kazanıyorsunuz. bu jetonlar ile vadi sezonu bittiğinde vadi dükkanından alışveriş yapabilirsiniz.
balıkçılık alanında ise bir kitap var, bu kitaptaki balıkların hepsini yakalamaya çalışıyorsunuz. çeşitli balıkları yakalayarak elmas kazanabiliyorsunuz. ayrıca balıkçılık alanında bir yengeç yakalama alanı ve bir de ördek yakalama alanı var. daha doğrusu hepsi aynı yerde ama ördeğin tüylerinin alınması için bir alan ve yengecin etinin alınması için bir alan var. buradan çıkan ürünlerle çeşitli yemekler yapabilirsiniz veya o ürünleri satabilirsiniz.
farm pass alanı ise yeni eklenmiş bir yer. ana köy içinde bulunuyor ve siz görevleri tamamladıkça size çeşitli ödüller veriyor. bir de paralı versiyonu var bunun. paralı versiyonunda daha fazla ödül kazanma şansınız var ve bazı ödülleri sadece paralı versiyonu satın alarak elde edebiliyorsunuz.
maden alanında ise gümüş, altın, kömür, demir gibi madenleri çıkarabiliyorsunuz. eğer şanslıysanız elmas bile çıkabiliyor.
ana köy ise bunların hepsini barındıran alan. burada çeşitli makineler (mandıra, barbekü, dikiş makinesi, meyve sıkacağı gibi) var. bu makineler belli seviyelerde açılıyor. bu makinelerde üretebileceğiniz ürünler de belli seviyelerde açılıyor tabii ki.
bir de greg var. greg size her gün farklı eşyalar satıyor. bu eşyalar genellikle balta gibi, kazma gibi işinize yarayacak olan eşyalar oluyor.
velhasıl kelam oyun gerçekten güzel. başlarda pek bir şey açık olmadığı için sıkılabilirsiniz ama seviye atladıkça oyun da daha keyifli hale geliyor.
devamını gör...
kumru
doğada tek eşli olan kuşlardan biridir. eşine öyle bağlı bir kuştur ki, eşlerden biri öldüğü zaman geride kalan ömrü boyunca gönlüne kilit vuruyor.
devamını gör...
intihar sözleşmesi
en az iki kişi arasında varılan anlaşma ile aynı zamanda intihar etmek için alınan karar. kişiler farklı yerlerde de olsa intihar edecekleri zaman aynı olmalıdır. 2005'de japonya'da 7 kişi otomobillerinde karbondioksit zehirlenmesinden ölü bulundu. daha sonra arkalarında bıraktıkları intihar mektuplarından ölenlerin bir chat odasında tanışıp hep beraber ölmek için sözleştikleri anlaşıldı.
devamını gör...
yazarları korkutan unsurlar
kaçırılma korkusu.*
yanımda bozuk yok diye mecburen yüz tl yüklemek zorunda kaldım istanbul kartıma.
üç haneli rakamlar da çok güzel görünüyor. şartlar malum. neyse, birisi görür de iki rakam için tartaklanırım diye çok korkuyorum. dışarıya da çıkamıyorum. para var ama harcayamıyorsun çok saçma.
yanımda bozuk yok diye mecburen yüz tl yüklemek zorunda kaldım istanbul kartıma.
üç haneli rakamlar da çok güzel görünüyor. şartlar malum. neyse, birisi görür de iki rakam için tartaklanırım diye çok korkuyorum. dışarıya da çıkamıyorum. para var ama harcayamıyorsun çok saçma.
devamını gör...
günaydın sözlük
gü, nay, dın. kardeşlerim, bitanelerim, aşklarım. günaydın. bugün sekize kadar yetiştirmem gereken bir iş var ve yine de günaydın. elim ayağım birbirine dolandı ama günaydın. on birde bir randevum var ama olsun günaydın. günaydın kardeşlerim. ay höpeyim mi? bi kerecik? yanaktan? muah.
size de günaydın kızlar üf.
size de günaydın kızlar üf.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
olasılıksız- adam fawer.
kaç defa başladım şu kitaba, bir türlü bitiremedim.
umarım bu sefer bitireceğim.
tanım: şu anda okuduğumuz kitapları paylaştığımız başlık.
kaç defa başladım şu kitaba, bir türlü bitiremedim.
umarım bu sefer bitireceğim.
tanım: şu anda okuduğumuz kitapları paylaştığımız başlık.
devamını gör...
