aikido

morihei ueshiba tarafından geliştirilen bir japon savaş sanatıdır.
"uyum" anlamındaki ai, "ruh" anlamındaki ki ve "ahlâk, yol" anlamındaki do kelimelerinden gelir. aikido sanatının icra edildiği alanlara (bkz: dojo), aikido ile uğraşanlara aikidoka, bu sanatı dojo'da aikidokalara öğreten üstatlara sensei, sensei'nin yardımcısı kıdemli aikidokalara ise senpai denilmektedir. aikido'yu geliştiren morihei ueshiba'ya ise o'sensesi denilmektedir. o'sensei yalnızca ueshiba için kullanılır ve isminin başına getirilir: o'sensei morihei ueshiba.
kökeni her savaş sanatı gibi budo felsefesine dayanmaktadır. eskiden japonya'da bir asker ve soylu sınıf olan samuraylar egemenmiş ve samurayların da yüzyıllar boyunca süren savaşçılık tecrübelerinden budo felsefesi doğmuş. daha sonra meiji restorasyonu ile samuraylar ve samuraylık tasfiye edilmiş* ama bu tasfiyeye rağmen budo felsefesi unutulmamış ve samuray kökenli ailelerden gelen sensei'ler felsefelerini yaşatmak için samurayların ölümcül tekniklerini törpüleyerek her biri kendi yollarını oluşturmuş. her bir sanattan bir yenisi türemiş. aikido da bunlardan biri.
aikido rakibinin gücünü manipüle ederek minimum zararla maksimum sonuç almayı hedefler. felsefesi itibariyle barışçıldır. hatta esprisine en etkili aikido tekniğinin kaçmak olduğu söylenir. sokakta işe yaramadığı her zaman söylenegelir. zaten amacı sokakta dövüşmek olanların adresi aikido kesinlikle değildir. ancak ben yine de sokakta işe yaramadığını pek düşünmüyorum. örneğin bir barda elinde bira şişesiyle ya da trafikte levyeyle üzerine yürüyen birine doğru teknik doğru zamanda uygulandığı takdirde kimse zarar görmeden etkili sonuçlar alınabilir. bunun için uzun yıllar çalışmak ve teknikleri refkleks hâline getirmek zorunludur. aikido kas kütlenizi gözle görülür bir şekilde arttırmaz ama vücudunuza inanılmaz bir esneklik ve çeviklik kazandırır.
aikido felsefesi itibariyle her iki tarafın kazanmasını hedefler. dolayısıyla kaybeden yoktur. kaybeden olmadığı için de musabık bir spor değildir. musabık olmadığı için de turnuvası yapılmamaktadır. yani bir gün "ben aikido türkiye şampiyonuyum" diyen birine denk gelirseniz bilin ki yalan söylemektedir. turnuva yerine türkiye'de "seminer", yurtdışında ise "demonstration" denilen toplantılar, gösteriler icra edilir. bir aikido seminerinden kesit:
aikido'nun dünyadaki merkezi, yani binevi fifa'sı, japonya'da bulunan bir vakıf olan aikikai foundation'dur.
aikido türkiye'de süper baba dizisi sayesinde herkesçe bilinir bir hâl almıştır:
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
rüya görme engellisi bir birey olarak merakla dinleyeceğim yayın olacaktır. belki vizyonum genişler?
devamını gör...
nickaltı yalakalığı
çok içerlediysen senin de nick altına güzel sözler yazarız yazar arkadaşım.
kimsenin kimseye yalakalık yapacağı bir durum yok ortada. tanımlarını sevdiği yazar hakkın da layık gördüğü düşünceler yazılıyor sadece, yani en azından benim gördüğüm o. ne güzel kimse kimsenin kalbini kırmadan, kişiyi onure edecek bir kaç cümle yazıyor, ne mutlu onlara. bari bundan kötü bir anlam çıkarmayalım.
kimsenin kimseye yalakalık yapacağı bir durum yok ortada. tanımlarını sevdiği yazar hakkın da layık gördüğü düşünceler yazılıyor sadece, yani en azından benim gördüğüm o. ne güzel kimse kimsenin kalbini kırmadan, kişiyi onure edecek bir kaç cümle yazıyor, ne mutlu onlara. bari bundan kötü bir anlam çıkarmayalım.
devamını gör...
yazarların en sevdiği ağaç türü
çam ağacı. tercihen kızılçam. daha önce çam ağacı için "diğer ağaçların anası, ormanın koruyucusu" demiştim. john fowles da ağaç ve doğanın doğası kitabında çam ağaçları için "gerçek ağaçlar" ifadesini kullanmıştı. sahiden böyle bir izlenim bırakıyor bende de. meyvesi, geniş yaprakları yok belki ama sırf bu yüzden, sevildiğinde sahiden çıkar gözetmeksizin seviliyor.
çocukken ağaçları uzun saatler boyu seyredebilen şanslı çocuklardandım. yazları pencereden baktığımda, ormanın hemen yanındaki yayla evimizin bahçesine çıktığımda ve hatta gökyüzüne bakmak istediğimde çam ağaçları hep görüş açımda oldu. başka ağaçların canlı renklerinde değil ama onun kahverengide kendini göstermeye çalışan koyu yeşiliyle sevdim yeşili.
ormanın girişinde, içinde, her yerde çam ağaçları ve makiler. ve servi ağaçları vardı. en uzun, en heybetli ve belki de oraların en eski ağacı çam ağaçlarıydı. bu bana hep güvende hissettirmiştir. aynı zamanda da misafir gibi. benden çok önce ve dilerim ki çok sonra da orada, aynı yerde varlığını sürdürecek olan bu ağaçlar, ormanın gerçek sahipleri. hatta ormanın ta kendisi.
çocukken ağaçları uzun saatler boyu seyredebilen şanslı çocuklardandım. yazları pencereden baktığımda, ormanın hemen yanındaki yayla evimizin bahçesine çıktığımda ve hatta gökyüzüne bakmak istediğimde çam ağaçları hep görüş açımda oldu. başka ağaçların canlı renklerinde değil ama onun kahverengide kendini göstermeye çalışan koyu yeşiliyle sevdim yeşili.
ormanın girişinde, içinde, her yerde çam ağaçları ve makiler. ve servi ağaçları vardı. en uzun, en heybetli ve belki de oraların en eski ağacı çam ağaçlarıydı. bu bana hep güvende hissettirmiştir. aynı zamanda da misafir gibi. benden çok önce ve dilerim ki çok sonra da orada, aynı yerde varlığını sürdürecek olan bu ağaçlar, ormanın gerçek sahipleri. hatta ormanın ta kendisi.
devamını gör...
bu muydu kadını koruyacağız dediğiniz
her ne kadar fatih altaylı’dan haz etmesem de adam iktidara, diyanete güzel giydirmiş. fatih altaylı’nın ülkedeki kadın cinayetlerine yönelik yazdığı yazının muhteşem konu başlığıdır, sonuna kadar da haklıdır. o muhteşem yazı işte;
dün yine peş peşe kadın cinayetleri.
tam sayıyı bilmiyoruz.
ama ikisini gördük, duyduk, güvenlik kameralarından neredeyse canlı izledik.
biri istanbul’da.
melek yüzlü bir genç kız, başak cengiz, istanbul’a eğitimini tamamlamak için gelmiş.
palalı manyağın bir başka türü, kılıçlı bir sapık tarafından sokak ortasında doğrandı.
yakalanan katil, “kadın olduğu için öldürdüm” demiş. çünkü erkek olsa karşı koyabilirmiş.
tek suçu kadın olmak anlayacağınız. öldürülmek için tercih edilmiş olmasının başka hiçbir nedeni yok.
düşündükçe kahroluyor insan.
annemiz, eşimiz, kızımız aklımıza geliyor kadın olarak.
bir başka kadının ölüm yeri ordu.
boşanmak istediği kocası sokakta görüyor kadını.
sürüyor kullandığı minibüsü üzerine, çarpıyor ve duvara sıkıştırıyor araçla. yetmiyor bir de inip tekmeliyor üç çocuğunun annesini.
kadın oracıkta can veriyor.
onun da ölüm nedeni kadın olması.
çok aşikar olan koca şiddetinden bunalıp ayrılmak istemesi.
insanın içinde durduramadığı bir öfke kabarıyor bunları okuyup, izlerken.
ve aynı anda bir haber daha geçiyor akrandan.
karısı yerine baldızını öldüren adama yargılanmakta olduğu mahkemede “iyi hal indirimi” uygulanıyor.
içine ettiğimin, sözde adaleti tarafından. (acaba diyanet işlerimiz ne der bu baldız cinayetine?)
ve tüm bunların olduğu ülkede tek derdi kadını korumak olan “istanbul sözleşmesi” çok değil daha birkaç ay önce iptal edilmiş.
hem de imzalayan iktidar tarafından.
“merak etmeyin. sözleşmeye gerek yok. kadınları biz koruruz” yalanıyla.
işte koruduğunuz kadınlar ortada.
daha doğrusu kimi koruduğunuz ortada.
bu kafa ile yılmak yok korumaya devam.
türkiye’de tek bir kadın kalmayıncaya kadar.
kaynak; www.haberturk.com/yazarlar/...
dün yine peş peşe kadın cinayetleri.
tam sayıyı bilmiyoruz.
ama ikisini gördük, duyduk, güvenlik kameralarından neredeyse canlı izledik.
biri istanbul’da.
melek yüzlü bir genç kız, başak cengiz, istanbul’a eğitimini tamamlamak için gelmiş.
palalı manyağın bir başka türü, kılıçlı bir sapık tarafından sokak ortasında doğrandı.
yakalanan katil, “kadın olduğu için öldürdüm” demiş. çünkü erkek olsa karşı koyabilirmiş.
tek suçu kadın olmak anlayacağınız. öldürülmek için tercih edilmiş olmasının başka hiçbir nedeni yok.
düşündükçe kahroluyor insan.
annemiz, eşimiz, kızımız aklımıza geliyor kadın olarak.
bir başka kadının ölüm yeri ordu.
boşanmak istediği kocası sokakta görüyor kadını.
sürüyor kullandığı minibüsü üzerine, çarpıyor ve duvara sıkıştırıyor araçla. yetmiyor bir de inip tekmeliyor üç çocuğunun annesini.
kadın oracıkta can veriyor.
onun da ölüm nedeni kadın olması.
çok aşikar olan koca şiddetinden bunalıp ayrılmak istemesi.
insanın içinde durduramadığı bir öfke kabarıyor bunları okuyup, izlerken.
ve aynı anda bir haber daha geçiyor akrandan.
karısı yerine baldızını öldüren adama yargılanmakta olduğu mahkemede “iyi hal indirimi” uygulanıyor.
içine ettiğimin, sözde adaleti tarafından. (acaba diyanet işlerimiz ne der bu baldız cinayetine?)
ve tüm bunların olduğu ülkede tek derdi kadını korumak olan “istanbul sözleşmesi” çok değil daha birkaç ay önce iptal edilmiş.
hem de imzalayan iktidar tarafından.
“merak etmeyin. sözleşmeye gerek yok. kadınları biz koruruz” yalanıyla.
işte koruduğunuz kadınlar ortada.
daha doğrusu kimi koruduğunuz ortada.
bu kafa ile yılmak yok korumaya devam.
türkiye’de tek bir kadın kalmayıncaya kadar.
kaynak; www.haberturk.com/yazarlar/...
devamını gör...
abenaki
wabanaki. beyazlar gelmeden önce kanada'nın new brunswick ve a.b.d'nin maine, vermont, new hampshire ve massachusetts civarlarında yaşayan, algonkin dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
avcılık yanında balıkçılık ve tarım yapan bir kabileydi. mısır, fasulye, kabak, patates ve tütün yetiştiriyorlardı. yaşadıkları bölgeye gelen fransızlarla ticaret yapmış ve çoğu hristiyan olmuştur.
ingiliz'ler geldikten sonra, topraklarını korumak adına onlara karşı aralıklarla yüz yıldan fazla savaştılar. ama salgın hastalıklardan çok etkilendikleri için nüfusları eridi ve ingilizlerin sürekli artan sayıları karşısında, fransızlar gibi yenildiler ve kanada kolonisi quebec eyaletine yerleştiler.
bugün, büyük çoğunluğu kanada'nın quebec eyaletinde yaşıyor. ayrıca new brunswick ve a.b.d'nin maine, new hampshire ve vermont eyaletlerinde az sayıda abenaki yaşamaktadır.
avcılık yanında balıkçılık ve tarım yapan bir kabileydi. mısır, fasulye, kabak, patates ve tütün yetiştiriyorlardı. yaşadıkları bölgeye gelen fransızlarla ticaret yapmış ve çoğu hristiyan olmuştur.
ingiliz'ler geldikten sonra, topraklarını korumak adına onlara karşı aralıklarla yüz yıldan fazla savaştılar. ama salgın hastalıklardan çok etkilendikleri için nüfusları eridi ve ingilizlerin sürekli artan sayıları karşısında, fransızlar gibi yenildiler ve kanada kolonisi quebec eyaletine yerleştiler.
bugün, büyük çoğunluğu kanada'nın quebec eyaletinde yaşıyor. ayrıca new brunswick ve a.b.d'nin maine, new hampshire ve vermont eyaletlerinde az sayıda abenaki yaşamaktadır.
devamını gör...
okuyunca yav he he dediğiniz yazılar
sil bunu.
devamını gör...
doğal sakinleştiriciler
bitki çaylarınin ipi göğüsledigi başlık. ben de sarı kantaron diyerek katkıda bulunayım.
devamını gör...
kankacılık diyenlerin kankacılık yapması sorunsalı
çok doğru. bunu bir değil, iki değil, üç değil tam beş kavanoz.. ay pardon beşten fazla yazarda gözlemledim.
bana kalırsa kankacılık tanımı herkesin işine nasıl geliyorsa o şekilde baştan yapılıyor. belki de öyle bir şey yoktur güzel kardeşim? hı düşündün mü bunu?
bana kalırsa kankacılık tanımı herkesin işine nasıl geliyorsa o şekilde baştan yapılıyor. belki de öyle bir şey yoktur güzel kardeşim? hı düşündün mü bunu?
devamını gör...
instagram tipi tanım beğenme özelliği
istem dışı beğeni atılmasına dair bir kaç şikayet aldığımız için çift tıklama aralığını bir miktar kısaltmış bulunmaktayım. özellik halen aktiftir fakat biraz daha seri tıklamak gerekmekte.
devamını gör...
kafa caps 23 nisan özel
hepinize tekrardan merhabalar, öncelikle 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramınız umarım iyi geçiyordur. bugün sayın yoldaş benjamin franklin'in bize yaptığı kıyaktan sonra benim de bunun altında kalmamam gerekiyordu ve kafa caps başlığında yarın paylaşmayı planladığım capsleri bugün paylaşıyorum. konsepti zaten biliyorsunuz artık, bir daha tekrarlamama gerek olmadığını düşünüyorum. direkt mevzuya giriyorum.
lucifer:*

nickaltı sorunsalı:*
kazıklı maria:

bonus: bugüne özel bir süprizim daha var. özellikle birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan şu günlerde, bu haberin yazarlarımıza oldukça iyi geleceğini düşünüyorum. kiralık aşk dizisinden tanıdığınız güzel oyuncu elçin sangu, kafa sözlük'ü düzenli olarak takip ettiğini tarafıma iletti ve sizler ile şunu paylaşmamı istedi:

bu süprizler, umarım sizi yeterince mutlu etmiştir. hadi bana eyvallah.
lucifer:*

nickaltı sorunsalı:*
kazıklı maria:

bonus: bugüne özel bir süprizim daha var. özellikle birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan şu günlerde, bu haberin yazarlarımıza oldukça iyi geleceğini düşünüyorum. kiralık aşk dizisinden tanıdığınız güzel oyuncu elçin sangu, kafa sözlük'ü düzenli olarak takip ettiğini tarafıma iletti ve sizler ile şunu paylaşmamı istedi:

bu süprizler, umarım sizi yeterince mutlu etmiştir. hadi bana eyvallah.
devamını gör...
ekşi sözlük
kimsenin hiçbir şeyi beğenmediği ve sürekli bir kusurunu bulduğu sözlük.
devamını gör...
ölmeye verilen isimler
mortingen şıtrayze.
devamını gör...
accepted
2006 yapımı amerikan yapımı komedi gençlik filmi. yönetmenliğini steve pink yapmıştır. türkçe'ye "hayali üniversite" adıyla çevrilmiştir.
hiçbir üniversiteye kabul edilmeyen bartleby, ailesini kandırmak için arkadaşlarıyla beraber eski bir akıl hastanesini onarıp üniversite diye yutturmaya çalışır. adına da güney harmon bilim okulu der ve hatta arkadaşına okula ait web sayfası bile yaptırır ki, ailesi adı sanı duyulmamış bu üniversite hakkında bilgi edinebilsin diye. başta bu sözde okulda bartleby ve arkadaşları takılıp zaman geçirir ve işler yolunda gider. durumu da kimse durumu çakmaz. fakat web sayfasında yapılan küçük bir hata sonucu işler bir anda ciddiye biner ve okula yüzlerce öğrenci katılır. kurulmuş olan bu hayali üniviersite (ki film türkçe'ye de bu adla çevrildi) artık gerçekte var olan harmon üniversitesi'ne rakip olmuştur. ta ki her şey anlaşılıncaya kadar.
bense filmin sonlarına doğru bartleby'in kurulda yaptığı konuşmada kaldım ve keşke şu filmi, özellikle de şu kurul sahnesini ülkemizdeki eğitimin başına olan yöneticiler izlese diye iç geçirdim. bunu daha önce aamir khan'ın oynadığı 3 idiots filmi için de düşünmüştüm. biraz spoiler içerecek belki ama umurumda değil açıkçası. o nedenle kurulda yaptığı can alıcı konuşmayı yazıyorum;
"bartleby: harmon üniversitesi ve 100 yıllık gelenekleri... ama neyin geleneği? çocuklarla dalga geçmek ve biraz değişik olan birisini aşağılamak mı? çocukları fazla baskıdan stres manyaklarına ve kafein bağımlılarına çeviriyorlar.
esas üniversitenin yöneticisi: düzmece okulunuz bütün gerçek üniversiteleri küçük düşürüyor!
bartleby: niçin? neden ikimiz de olamıyoruz ha? notlarınız, kurallarınız, yapınız ve hayal aleminize sahip olabilirsiniz. biz de kendi yöntemimizle yaparız. neden sizin isteklerinize uymak zorundayız?
esas okulun yöneticisi: müfredatınız şaka gibi ve siz bayım suçlusunuz!
bartleby: biliyor musunuz siz suçlusunuz! çünkü bu çocukalrın yaratıcılığını ve arzularını çalıyorsunuz. işte gerçek suç bu! peki ya siz veliler? sistem sizin için gerçekten işledi mi? kalbinizi dinlemenizi gerçekten öğretti mi? yoksa garanti oynayıp yuvarlanıp gittiniz mi? peki ya sizler? hep okul yöneticisi mi olmak istemiştiniz? dr. alexander hayaliniz bu muydu? belki de değil, belki de şair olmak istemiştiniz. belki sihirbaz veya sanatçı olmak istemiştiniz. belki de sadece dünyayı dolaşmak istemiştiniz. bakın, size yalan söyledim. hepinize yalan söyledim ve özür dilerim. baba, özellikle senden. ama o çaresizlik sonuucnda çok şaşırtıcı bir şey oldu. hayat olasılıklarla doluydu. ve bu sonuçta bizim için istediğiniz şey değil mi? veliler olarak, yani... olasılıklar değil mi? bugün sizin onayınızı almak için buraya geldik ve bir şeyi anladım. bir bok fark etmez! sizin onayınız kimin umurunda? yaptığımızın gerçek olduğunu anlamak için onayınıza ihtiyacımız yok. çünkü bu dünyada görür görmez anlaşılan çok az gerçeklik var. ve bunun gerçek olduğunu biliyorum. güney harmon'da gerçekten bir öğrenim oldu. beğenseniz de beğenmeseniz de oldu. çünkü öğrenmek için öğretmenlere, sınıflara, süslü geleneklere veya paraya ihtiyaç yok. sadece kendilerini geliştirme isteği olan insanlar gerekli. ve güney harmon'da bizde bok gibi bundan var. o yüzden durmayın, formlarınızı imzalayın. bizi reddedin, kapatın ve ne gerekiyorsa onu yapın. bu noktadan sonra önemi yok. çünkü öğrenmeyi bırakmayacağız, büyümemiz hiç durmayacak. ve o yerde içimize işleyen ideallerimizi hiç unutmayacağız. çünkü biz artık b.o.k kafayız ve sonsuza kadar b.o.k kafa olacağız. söylkediğiniz, yaptığınız veya damgaladığınız hiçbir şey bizden bunu alamaz. devam edin! durmayın!"
hiçbir üniversiteye kabul edilmeyen bartleby, ailesini kandırmak için arkadaşlarıyla beraber eski bir akıl hastanesini onarıp üniversite diye yutturmaya çalışır. adına da güney harmon bilim okulu der ve hatta arkadaşına okula ait web sayfası bile yaptırır ki, ailesi adı sanı duyulmamış bu üniversite hakkında bilgi edinebilsin diye. başta bu sözde okulda bartleby ve arkadaşları takılıp zaman geçirir ve işler yolunda gider. durumu da kimse durumu çakmaz. fakat web sayfasında yapılan küçük bir hata sonucu işler bir anda ciddiye biner ve okula yüzlerce öğrenci katılır. kurulmuş olan bu hayali üniviersite (ki film türkçe'ye de bu adla çevrildi) artık gerçekte var olan harmon üniversitesi'ne rakip olmuştur. ta ki her şey anlaşılıncaya kadar.
bense filmin sonlarına doğru bartleby'in kurulda yaptığı konuşmada kaldım ve keşke şu filmi, özellikle de şu kurul sahnesini ülkemizdeki eğitimin başına olan yöneticiler izlese diye iç geçirdim. bunu daha önce aamir khan'ın oynadığı 3 idiots filmi için de düşünmüştüm. biraz spoiler içerecek belki ama umurumda değil açıkçası. o nedenle kurulda yaptığı can alıcı konuşmayı yazıyorum;
"bartleby: harmon üniversitesi ve 100 yıllık gelenekleri... ama neyin geleneği? çocuklarla dalga geçmek ve biraz değişik olan birisini aşağılamak mı? çocukları fazla baskıdan stres manyaklarına ve kafein bağımlılarına çeviriyorlar.
esas üniversitenin yöneticisi: düzmece okulunuz bütün gerçek üniversiteleri küçük düşürüyor!
bartleby: niçin? neden ikimiz de olamıyoruz ha? notlarınız, kurallarınız, yapınız ve hayal aleminize sahip olabilirsiniz. biz de kendi yöntemimizle yaparız. neden sizin isteklerinize uymak zorundayız?
esas okulun yöneticisi: müfredatınız şaka gibi ve siz bayım suçlusunuz!
bartleby: biliyor musunuz siz suçlusunuz! çünkü bu çocukalrın yaratıcılığını ve arzularını çalıyorsunuz. işte gerçek suç bu! peki ya siz veliler? sistem sizin için gerçekten işledi mi? kalbinizi dinlemenizi gerçekten öğretti mi? yoksa garanti oynayıp yuvarlanıp gittiniz mi? peki ya sizler? hep okul yöneticisi mi olmak istemiştiniz? dr. alexander hayaliniz bu muydu? belki de değil, belki de şair olmak istemiştiniz. belki sihirbaz veya sanatçı olmak istemiştiniz. belki de sadece dünyayı dolaşmak istemiştiniz. bakın, size yalan söyledim. hepinize yalan söyledim ve özür dilerim. baba, özellikle senden. ama o çaresizlik sonuucnda çok şaşırtıcı bir şey oldu. hayat olasılıklarla doluydu. ve bu sonuçta bizim için istediğiniz şey değil mi? veliler olarak, yani... olasılıklar değil mi? bugün sizin onayınızı almak için buraya geldik ve bir şeyi anladım. bir bok fark etmez! sizin onayınız kimin umurunda? yaptığımızın gerçek olduğunu anlamak için onayınıza ihtiyacımız yok. çünkü bu dünyada görür görmez anlaşılan çok az gerçeklik var. ve bunun gerçek olduğunu biliyorum. güney harmon'da gerçekten bir öğrenim oldu. beğenseniz de beğenmeseniz de oldu. çünkü öğrenmek için öğretmenlere, sınıflara, süslü geleneklere veya paraya ihtiyaç yok. sadece kendilerini geliştirme isteği olan insanlar gerekli. ve güney harmon'da bizde bok gibi bundan var. o yüzden durmayın, formlarınızı imzalayın. bizi reddedin, kapatın ve ne gerekiyorsa onu yapın. bu noktadan sonra önemi yok. çünkü öğrenmeyi bırakmayacağız, büyümemiz hiç durmayacak. ve o yerde içimize işleyen ideallerimizi hiç unutmayacağız. çünkü biz artık b.o.k kafayız ve sonsuza kadar b.o.k kafa olacağız. söylkediğiniz, yaptığınız veya damgaladığınız hiçbir şey bizden bunu alamaz. devam edin! durmayın!"
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
üzgünüm. bugün yine bir kadın, şeref yoksunu biri tarafından katledildi. bugün onun bu şekilde katledilmesi, yarın benim veya bir başka kadının da öldürülmesi demektir. gelecek için çok kaygılıyım. kadının, hayvanın hatta bir ağacın bile korunamadığı bu dönemden nefret ettim. çok üzgünüm.
devamını gör...
suudi arabistan'da ezanın sesinin kısılması
bizde de yapılması gereken uygulamadır.
"ezan sesi 80 desibeli geçmeyecek" şeklinde diyanetin kendine ait genelgesi olmasına rağmen ülkemizde uygulanmamaktadır. ideolojik sebeplerle zorla dinletilen bir gürültü haline getirilmiş, deist, ateist sayısında artışa katkı yapılmaktadır.
arkadaşımın evinde yaptığım ölçümde 95 db. görmüşlüğüm vardır. 85 db. üstü gürültü olarak tanımlanmaktadır.
kaynak
"ezan sesi 80 desibeli geçmeyecek" şeklinde diyanetin kendine ait genelgesi olmasına rağmen ülkemizde uygulanmamaktadır. ideolojik sebeplerle zorla dinletilen bir gürültü haline getirilmiş, deist, ateist sayısında artışa katkı yapılmaktadır.
arkadaşımın evinde yaptığım ölçümde 95 db. görmüşlüğüm vardır. 85 db. üstü gürültü olarak tanımlanmaktadır.
kaynak
devamını gör...
ayıptır sorması
sosyal medyada ayyuka çıkan özgüvenli soru.
-ayıptır sorması siz ayrıldınız mı?
-evet, der ve biteceğini sanırsın
-ayıptır sorması niye ayrıldınız
-geçinemedik, der ve biteceğini sanırsın
-ayıptır sorması, kabahat kimdeydi?
-bendeydi, der ve bitirirsin.
karşı taraf bu aymaz cevaptan, daha aymaz olmaya çekinir
-hımmm, der
mesajı beğenirsen, diyalog sona erer.
-ayıptır sorması siz ayrıldınız mı?
-evet, der ve biteceğini sanırsın
-ayıptır sorması niye ayrıldınız
-geçinemedik, der ve biteceğini sanırsın
-ayıptır sorması, kabahat kimdeydi?
-bendeydi, der ve bitirirsin.
karşı taraf bu aymaz cevaptan, daha aymaz olmaya çekinir
-hımmm, der
mesajı beğenirsen, diyalog sona erer.
devamını gör...


