z kuşağının hiçbir değer yargısının olmaması
hiç katılmadığım başlıktır.
tersini ispatlamak için birçok gerekçem var çünkü.konunun gelenek göreneklerle ilgili olduğunu da düşünmüyorum. z kuşağı ile çalışıyorum ve onları çok seviyorum.
herhangi bir kuşağı değersiz hale getirmek zaten mantığın kabul edemeyeceği bir şey.
özeleştiri ile başlamalı ve bize önceki kuşaklardan neler geldiğine bakmalıyız.biz neydik ve gelecek kuşağa ‘moruklar’ olarak ne teslim ettik?
bütün bir nesli ‘tiktokçu’ olarak nitelendirmek altın gibi yüreği, pırıl pırıl zihinleriyle karşılaştığımız gencecik canları yok saymaktır.
bir huzur evi ziyareti yapmıştık,kendilerinden 2 -3 kuşak öncesiyle oturup söyleşen onların gönüllerini hoş eden, onlar mutlu olsun diye bütün enerjilerini harcayan gençler gördüm.
engelliler merkezine okulun hep sorun kabul ettiği çocuklarla gittik, kırk kere öğütledik, aman bir sorun çıkmasın diye.sonuç : 20 den fazla çeşitli engelleri olan 10-30 yaş arası kimselerle harika vakit geçirdiler, onlara kek bile pişirdiler.iki grup da birbirinden zar zor ayrıldı.bu,okulda onlara verilmeye çalışanlardan çok daha eğiticiydi ve vicdaniydi.
ve elbette buraya yazmakla yetiştirmeyeceğim ülkemizde ve dünyada harika işler başarmış ‘z kuşağı’ gençlerimiz de var.
hemen her şeyde olduğu gibi ‘kötü’ örnekler buluyoruz. belki de sadece beklentimizi karşılamadığı için öyle etiketliyoruz, ne dersiniz?
tersini ispatlamak için birçok gerekçem var çünkü.konunun gelenek göreneklerle ilgili olduğunu da düşünmüyorum. z kuşağı ile çalışıyorum ve onları çok seviyorum.
herhangi bir kuşağı değersiz hale getirmek zaten mantığın kabul edemeyeceği bir şey.
özeleştiri ile başlamalı ve bize önceki kuşaklardan neler geldiğine bakmalıyız.biz neydik ve gelecek kuşağa ‘moruklar’ olarak ne teslim ettik?
bütün bir nesli ‘tiktokçu’ olarak nitelendirmek altın gibi yüreği, pırıl pırıl zihinleriyle karşılaştığımız gencecik canları yok saymaktır.
bir huzur evi ziyareti yapmıştık,kendilerinden 2 -3 kuşak öncesiyle oturup söyleşen onların gönüllerini hoş eden, onlar mutlu olsun diye bütün enerjilerini harcayan gençler gördüm.
engelliler merkezine okulun hep sorun kabul ettiği çocuklarla gittik, kırk kere öğütledik, aman bir sorun çıkmasın diye.sonuç : 20 den fazla çeşitli engelleri olan 10-30 yaş arası kimselerle harika vakit geçirdiler, onlara kek bile pişirdiler.iki grup da birbirinden zar zor ayrıldı.bu,okulda onlara verilmeye çalışanlardan çok daha eğiticiydi ve vicdaniydi.
ve elbette buraya yazmakla yetiştirmeyeceğim ülkemizde ve dünyada harika işler başarmış ‘z kuşağı’ gençlerimiz de var.
hemen her şeyde olduğu gibi ‘kötü’ örnekler buluyoruz. belki de sadece beklentimizi karşılamadığı için öyle etiketliyoruz, ne dersiniz?
devamını gör...
sözlük yazarlarından alınan ilginç mesajlar
tanımlarda bahsettiğin whis kim hayali arkadaşın mi ? diye sordu.
benim diyemedim...
benim diyemedim...
devamını gör...
geceye bir aforizma bırak
zenginin şampuanında, fakirin tabağında bulunan yemekten daha çok vitamin var.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
tanrım, beni dostlarımdan koru, düşmanlarımla kendim baş edebilirim.
beyaz zambaklar ülkesinde, grigory petrov.
beyaz zambaklar ülkesinde, grigory petrov.
devamını gör...
tinder kullanmamış efsane nesil
elimin öpülesi olduğunu öğrendiğim başlık.
çok şükür ne tiktok ne de tinder kullandım.
çok şükür ne tiktok ne de tinder kullandım.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
daha çok okuyan kısımdayım ama yazarken de zevk alıyorum. kimseciklere anlatmadığımı sözlüğe yazıyorum, rahatlıyorum. canım sözlük.*
devamını gör...
avustralya'da her yeri saran örümcek ağları
konu hakkında uzmanların normal dediği bir olayı, bizim herbokologlarımızın deveye bağlamasına şaşırtmayan ağlardır.
tabii ki o develer fare ve örümcekleri yiyip dengeyi sağlıyordu, eved...
kaynaktaki yorumlarda da deve sevicileri görmek mümkün...
tabii ki o develer fare ve örümcekleri yiyip dengeyi sağlıyordu, eved...
kaynaktaki yorumlarda da deve sevicileri görmek mümkün...
devamını gör...
cümle sonuna iki nokta koyan insanın anlatmak istediği
bir noktada sen koy beraber susalım demenin falanıma filanca hali.
ünlü bir düşünürün de dediği gibi;
sana bir nokta koysam ikincinin hatri kalır, iki nokta koysam üçüncünün hatri kalır,kalirsa kalsın be kalırsa kalsın al..
ünlü bir düşünürün de dediği gibi;
sana bir nokta koysam ikincinin hatri kalır, iki nokta koysam üçüncünün hatri kalır,kalirsa kalsın be kalırsa kalsın al..
devamını gör...
çıkarsız sevmek
herkesin yaptığını söylediği, kimsenin inanmadığı eylemdir.
kendimizi bile başarılı olduğumuz zamanlar da seviyoruz, başkalarını nasıl içtenlikle sevelim? her sevginin altında bir neden yatmakta bana kalırsa. sadece bize dokunan, yardım eden insanlar için açık kapımız. evet, zaten böyle olması gerek siteminden öteye geçtik diyelim. arkadaşlarımız tamam da, ya aşık olacağımız insan? tüm kusurlarıyla sevmek ve çıkarsız sevmeyi ayrıştırabilir miyiz? gönül kimi severse güzel odur kısmına geçmeden belirlenen kriterlerden geçmeli önce. bi' kere yakışıklı/ güzel olmalı, paraya para dememeli, sonra zeki, sevecen bilmem ne bilmem ne diye devam eder. ki yerine bi üstünü koyabilecek özelliklerdir bunlar. daha yakışıklı, daha zeki, daha zengin. o insanı özel kılan nedir? size iyi davranması mı? zaten sevgiline iyi davranmak zorundasın, lütuf sayılamaz bu olamaz arkadaş.
sadece o olduğu için, ondan bir tane olduğu için sevmeyi başarabilecek var mı, ya da daha önce oldu mu?
kibar ve beyefendi olmasının altında bile dışarıdan ne kadar takdir edildiği, sevildiği yatar. e ne yapalım kimseyi sevmeyelim mi? sevelim tabi, çıkara boğula boğula sevelim. bu dünyanın ne kadar boş ve anlamsız olduğunu altını çize çize sevelim. aşkından ölüp bitmeden, basitçe sevelim. çok sevmenin üç günlük dünyada çıkara bulanmış bir taco tabağı gibi midemizi doldurmasına izin verirsek bitince sosu midemizi bulandırır.
kendimizi bile başarılı olduğumuz zamanlar da seviyoruz, başkalarını nasıl içtenlikle sevelim? her sevginin altında bir neden yatmakta bana kalırsa. sadece bize dokunan, yardım eden insanlar için açık kapımız. evet, zaten böyle olması gerek siteminden öteye geçtik diyelim. arkadaşlarımız tamam da, ya aşık olacağımız insan? tüm kusurlarıyla sevmek ve çıkarsız sevmeyi ayrıştırabilir miyiz? gönül kimi severse güzel odur kısmına geçmeden belirlenen kriterlerden geçmeli önce. bi' kere yakışıklı/ güzel olmalı, paraya para dememeli, sonra zeki, sevecen bilmem ne bilmem ne diye devam eder. ki yerine bi üstünü koyabilecek özelliklerdir bunlar. daha yakışıklı, daha zeki, daha zengin. o insanı özel kılan nedir? size iyi davranması mı? zaten sevgiline iyi davranmak zorundasın, lütuf sayılamaz bu olamaz arkadaş.
sadece o olduğu için, ondan bir tane olduğu için sevmeyi başarabilecek var mı, ya da daha önce oldu mu?
kibar ve beyefendi olmasının altında bile dışarıdan ne kadar takdir edildiği, sevildiği yatar. e ne yapalım kimseyi sevmeyelim mi? sevelim tabi, çıkara boğula boğula sevelim. bu dünyanın ne kadar boş ve anlamsız olduğunu altını çize çize sevelim. aşkından ölüp bitmeden, basitçe sevelim. çok sevmenin üç günlük dünyada çıkara bulanmış bir taco tabağı gibi midemizi doldurmasına izin verirsek bitince sosu midemizi bulandırır.
devamını gör...
oruç tutmayacak yazarlar
çocukluğumdan beri uslu uslu tutardım her sene. ergenliğe girip regl olmaya başladığımda o günlerde tutmaz yılın geri kalan günlerinde tutardım. * okulda tutan kişiler bazen bi köşede tost yiyip kraker kemiren insanlara bağırırlardı. asla onlardan biri olmadım. olmadığım için insanlar benim ibadetime saygı gösterdi. istedikleri gibi yiyip içebildiler çünkü benim iradem o günlerde demirdendi. ibadeti yarıda kesip cehennemde yanmaktan korkuyordum o yüzden her yıl içime demirden bi irade yükleniyordu. bazen kendime şaşıyordum bu ben miyim diye.
son 2 senedir tutmuyorum. çevremden tepki alıyor muyum, evet. onlar tutarken ben saygı duyuyorum ama ben tutmayınca aynı şekilde saygı görüyor muyum, hayır. bu işte bi dengesizlik var.
sıkıldım bu baskıdan. öyle böyle değil çok çok sıkıldım. ne yapsam birileri sürekli eleştiriyor. eve gelirsin ayrı, sokağa çıkarsın ayrı, okula/işe gidersin ayrı. bir şey diyince de ee toplu yaşamın bedelleri diye zırvalıyorlar. sıçtırtmayın bedelinizi de size de be. ben özel hayatınıza karışıp yerli yersiz konuşuyor muyum? varlığınızı yok sayan herhangi bir davranışım var mı? çizgilerinizi aşıyor muyum? istesem yaparım daha sonra da toplu yaşamın bedelleri ayoll büyütmeyin bu kadar derim yüzünüze gevrek gevrek. hiçbirini yapmıyorum.
keşke birbirimizin boğazlamayı bi bıraksak.
bir de burda gördüm saygının zerresinin olmadığını. üst tanımlarda tutan insanlara bi sövmedikleri kalmış. kendinlerinde tutacak got yok diye kudurmuşlar adeta. ama lafa gelse en çok kültüre, yaşam tarzına, dine saygılı kişiler bunlar çıkar.
çoğunun yaşı büyük arkadaşlar olduğu belli. yazık gerçekten. yaşın olmuş 35+ hala insanların ibadetlerine kendi aklınca bok atıp duruyorsun. bomboş yazık bi hayat ne diyim.
son 2 senedir tutmuyorum. çevremden tepki alıyor muyum, evet. onlar tutarken ben saygı duyuyorum ama ben tutmayınca aynı şekilde saygı görüyor muyum, hayır. bu işte bi dengesizlik var.
sıkıldım bu baskıdan. öyle böyle değil çok çok sıkıldım. ne yapsam birileri sürekli eleştiriyor. eve gelirsin ayrı, sokağa çıkarsın ayrı, okula/işe gidersin ayrı. bir şey diyince de ee toplu yaşamın bedelleri diye zırvalıyorlar. sıçtırtmayın bedelinizi de size de be. ben özel hayatınıza karışıp yerli yersiz konuşuyor muyum? varlığınızı yok sayan herhangi bir davranışım var mı? çizgilerinizi aşıyor muyum? istesem yaparım daha sonra da toplu yaşamın bedelleri ayoll büyütmeyin bu kadar derim yüzünüze gevrek gevrek. hiçbirini yapmıyorum.
keşke birbirimizin boğazlamayı bi bıraksak.
bir de burda gördüm saygının zerresinin olmadığını. üst tanımlarda tutan insanlara bi sövmedikleri kalmış. kendinlerinde tutacak got yok diye kudurmuşlar adeta. ama lafa gelse en çok kültüre, yaşam tarzına, dine saygılı kişiler bunlar çıkar.
çoğunun yaşı büyük arkadaşlar olduğu belli. yazık gerçekten. yaşın olmuş 35+ hala insanların ibadetlerine kendi aklınca bok atıp duruyorsun. bomboş yazık bi hayat ne diyim.
devamını gör...
200. takipçiye 200 lira vermek
lütfen olmasın!
pazarlığa açıksanız kol çıkarmalı, çatırdatmalı, 5 yerinden kırmalı pazarlık seromonisini yaparız. başlıyorum 1 lira hahah.
arkadaşlar işler pek kesat yoksa yani 200 lira ne demek... sahi ne demek? markete gidip çocuklara alınan birkaç atıştırmalık ve ufak yollu ev eksikleri, 1,5 kilo kedi maması, temel ihtiyaçların sadece t'sinin üst çizgisi, bir tişort bir şort...
püff yok ya 200 liranın suçu yok galiba ben fakirim. kahretsin 2021 yılında hala fakir insanlar var. şimdi hepiniz 1er lira şey etse hopp oldum mu ben zengin. yoo. aman gidiyorum ben canım sıkıldı.
hee unutmadan 200. takipçime dondurmanın kabını ısmarlıycam içinde sarma olmayacak. bu kadarda gönlü zenginim hadi bakalım. var mı arttıran heheytt?
pazarlığa açıksanız kol çıkarmalı, çatırdatmalı, 5 yerinden kırmalı pazarlık seromonisini yaparız. başlıyorum 1 lira hahah.
arkadaşlar işler pek kesat yoksa yani 200 lira ne demek... sahi ne demek? markete gidip çocuklara alınan birkaç atıştırmalık ve ufak yollu ev eksikleri, 1,5 kilo kedi maması, temel ihtiyaçların sadece t'sinin üst çizgisi, bir tişort bir şort...
püff yok ya 200 liranın suçu yok galiba ben fakirim. kahretsin 2021 yılında hala fakir insanlar var. şimdi hepiniz 1er lira şey etse hopp oldum mu ben zengin. yoo. aman gidiyorum ben canım sıkıldı.
hee unutmadan 200. takipçime dondurmanın kabını ısmarlıycam içinde sarma olmayacak. bu kadarda gönlü zenginim hadi bakalım. var mı arttıran heheytt?
devamını gör...
queen
ıngiliz rock grubu. döneminin en iyisidir. wembley'de verdiği live aid konseri tarihe geçmiştir. vokali freddie mercury öldükten sonra bile yeniden basılıp satışa sunulan bohemian rhapsody'si yok satarak rekor kırmıştır. bohemian rhapsody adında grubu ve freddie'yi anlatan filmi mevcuttur. bu film konser sahneleri birebir çekilen bir filmdir.
--! spoiler !--
filmi izlemeyenler için konser videosu spoiler içerir. filmde beni en etkileyen sahne binlerce kişinin mary austin için söylediği love of my life şarkısıdır. bu şarkı hala en iyi aşk şarkıları listesindedir.
--! spoiler !--
birebir konser sahneleri
--! spoiler !--
filmi izlemeyenler için konser videosu spoiler içerir. filmde beni en etkileyen sahne binlerce kişinin mary austin için söylediği love of my life şarkısıdır. bu şarkı hala en iyi aşk şarkıları listesindedir.
--! spoiler !--
birebir konser sahneleri
devamını gör...
william shakespeare
shakespeare ile ilk tanışmam, 12 yaşlarındayken gittiğim bir psikiyatristin kliniğinde olmuştu. doktorun gelmesini beklerken duvarda bir tablo dikkatimi çekti. tablonun içinde bir şiir. "vazgeçtim bu dünyadan...." diye başlayan. 66. sone. önce bir okudum, sonra çıkardım defterimi yazdım şiiri. o gün bugündür en sevdiğim şiiridir shakespeare'in. aslında şimdi anlıyorum da, o şiir biraz garip değil mi, gidilen yer için ?
devamını gör...
barış manço şarkılarının hikâyeleri
- (bkz: gül pembe) adlı eserini de kaybettiği babaannesi için yazmıştır.
“gündüz yağmurlarıyla
bir gün göçtün gittin
inanamadık gül pembe”
- (bkz: domates biber patlıcan) adlı eserini de sevdiği kıza açılırken yaşadığı bir olay sonrası yazmıştır. barış manço çok konuşkan biri olmasına rağmen sevdiği kızın karşısına geçince pek güzel konuşamaz. kıza sevgisini açıklayacağı sırada heyecandan söyleyemez. tam dikkatini toparlar ve sevdiğini söyleyecektir ki sokaktan geçen sebzesi "domates, biber, patlıcan" diye bağırmaya başlar. bu sesten sonra komple dikkati dağılan barış manço'yu gören kız da benim iki kelimeyi bir araya getiremeyen biriyle işim olmaz deyip orayı terk eder.
"oysa bütün cesaretimi toplayıp sana gelmiştim
senin için çarpan şu kalbi gör istemiştim
tam elini tutmak üzereyken aşkımı itiraf edecekken
sokaktan gelen o sesle yıkıldı dünyam."
- (bkz: arkadaşım eşek) eserinde de bremen mızıkacıları masalında kovulan eşeğe sahip çıkarak eserinde o eşeği ön planda tutmuştur.
"ayrılık geldi başa, katlanmak gerek
seni çok çok özledim, arkadaşım eşek."
- (bkz: dönence) adlı eserinde her karanlığın ardından aydınlığın geleceğini söyler şu sözlerle:
“simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız,
uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor.”
- (bkz: dağlar dağlar) adlı eserinde sevdiğimiz insanı kaybettiğimizde onu bir kez görmek için her şeyi yapabilmemizden bahseder.
“dağlar dağlar
kurban olam yol ver geçem
sevdiğimi son bir olsun yakından görem”
saygı ve sevgiyle.
“gündüz yağmurlarıyla
bir gün göçtün gittin
inanamadık gül pembe”
- (bkz: domates biber patlıcan) adlı eserini de sevdiği kıza açılırken yaşadığı bir olay sonrası yazmıştır. barış manço çok konuşkan biri olmasına rağmen sevdiği kızın karşısına geçince pek güzel konuşamaz. kıza sevgisini açıklayacağı sırada heyecandan söyleyemez. tam dikkatini toparlar ve sevdiğini söyleyecektir ki sokaktan geçen sebzesi "domates, biber, patlıcan" diye bağırmaya başlar. bu sesten sonra komple dikkati dağılan barış manço'yu gören kız da benim iki kelimeyi bir araya getiremeyen biriyle işim olmaz deyip orayı terk eder.
"oysa bütün cesaretimi toplayıp sana gelmiştim
senin için çarpan şu kalbi gör istemiştim
tam elini tutmak üzereyken aşkımı itiraf edecekken
sokaktan gelen o sesle yıkıldı dünyam."
- (bkz: arkadaşım eşek) eserinde de bremen mızıkacıları masalında kovulan eşeğe sahip çıkarak eserinde o eşeği ön planda tutmuştur.
"ayrılık geldi başa, katlanmak gerek
seni çok çok özledim, arkadaşım eşek."
- (bkz: dönence) adlı eserinde her karanlığın ardından aydınlığın geleceğini söyler şu sözlerle:
“simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız,
uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor.”
- (bkz: dağlar dağlar) adlı eserinde sevdiğimiz insanı kaybettiğimizde onu bir kez görmek için her şeyi yapabilmemizden bahseder.
“dağlar dağlar
kurban olam yol ver geçem
sevdiğimi son bir olsun yakından görem”
saygı ve sevgiyle.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
eylem aktaş - zor yıllar (hatırla sevgili)
ömrümüzün son demidir
dönülmeyen o vedalar
kuşatıldık zor yıllarda
yarım kaldı hep o sevdalar
ömrümüzün son demidir
dönülmeyen o vedalar
kuşatıldık zor yıllarda
yarım kaldı hep o sevdalar
devamını gör...
ebu saplardo bin muazzama
provokasyon hesabı olduğu belli olan bir yazar.
sinir uçlarına dokunarak tartışma-polemik üretme peşinde.
an itibarı ile uzay boşluğuna gönderildi.
edit : fake hesaplar ile geri dönme çabası nafile olan yazardır aynı zamanda.
sinir uçlarına dokunarak tartışma-polemik üretme peşinde.
an itibarı ile uzay boşluğuna gönderildi.
edit : fake hesaplar ile geri dönme çabası nafile olan yazardır aynı zamanda.
devamını gör...
cihad
bütün sistemlerde olduğu gibi islam dininde de kavramlar birbirlerinden bağımsız olarak ele alınamaz, alınmamalıdır. ideolojilerde ve değer sistemlerinde her kavram ve açıklama yap-boz gibi birbirini tamamlar. "cihat" ne olduğunu anlamak için islam dininin inananlara yüklediği sorumluluklara bakmak gerekir. islami bir terim olarak kullanıldığında tebliğ kavramı "hakikat"ın ilgililere ulaştırılması anlamına gelir. ve müslümanlar bu ulaştırma işi ile görevli bulunurlar, islam dinini insanlara açıkılama göreviyle yükümlüdürler. ilgililer diye bahsedilenler ise insanlardır. tebliğ bir görevdir, ve bu görevin yerine getirilmesine engel olan şartlar varsa o şartların bertaraf edilmesi de tebliğin ilgililere ulaştırılması bakımından, sözü geçen görev içinde düşünülmelidir. böylece kendini tebliğe görevli sayan kimse engelleri söz konusu ederek yükleneceği görevi yerine getirmekten kaçınamaz. bu da müslüman için aktif, dinamik bir hayat yaşamasına sebep verir. tebliğe engel olan şeyler de açıklanmıştır. islam'a karşı muhalif bir tavır belirten herkes ve her şey, bütün toplumsal ve siyasal düzenler, aynı zamanda tebliğe de karşı sayılırlar. yani müslümanın tebliğ görevini hakkıyla yerine getirmesine engel olurlar. öyleyse tebliğ yapan kimsenin en başta bu engelleri ortadan kaldırması, bertaraf etmesi gerekmektedir. teknik deyimiyle buna "cihat" diyoruz. bu aynı zamanda insanın kendisi ile yaptığı savaş olarak da düşünülmelidir. çünkü bırakın herhangi bir dini, bir siyasi ideolojiyi benimsemek bile çok büyük bir efor sarf etmemize sebep oluyor. çünkü insan bazı şeyleri kabul etmek istemiyor, o anki tavrı veya o anki düşünce sistemi bunu reddediyor. dolayısıyla "din" gibi büyük ve geniş bir değer bütününü kabul edip benimsemek insanın içinde çekişmelere sebep olabiliyor.
dinde zorlama yoktur. bu, islam dininde genel bir kuraldır. islam tebliğcisi engelleri bertaraf etmeye çalışırken, dini zorla kabul ettirmek için savaşmamalıdır. o tebliğine engel olan şartları ortadan kaldırmak için savaşmaktadır. buradaki inceliğe dikkat etmek gerek. söz konusu engellerin kaldırılması, tebliğin zorunlu bir safhasıdır. yoksa dini zorla kabul ettirmekle ilgisi yoktur. böylece cihat sadece islam için değil bütün dinler için tebliğ fırsatı sunar. bu da insanların ön yargılarını kırar ve özgür düşünce ortamını hazırlar.
ne yazık ki dinleri inceleyip dine inandım diyen kişileri yargılamak yerine dindarları inceleyip dini yargılıyoruz. bu da birçok karmaşaya ve yanlışlıklara yol açıyor.
dinde zorlama yoktur. bu, islam dininde genel bir kuraldır. islam tebliğcisi engelleri bertaraf etmeye çalışırken, dini zorla kabul ettirmek için savaşmamalıdır. o tebliğine engel olan şartları ortadan kaldırmak için savaşmaktadır. buradaki inceliğe dikkat etmek gerek. söz konusu engellerin kaldırılması, tebliğin zorunlu bir safhasıdır. yoksa dini zorla kabul ettirmekle ilgisi yoktur. böylece cihat sadece islam için değil bütün dinler için tebliğ fırsatı sunar. bu da insanların ön yargılarını kırar ve özgür düşünce ortamını hazırlar.
ne yazık ki dinleri inceleyip dine inandım diyen kişileri yargılamak yerine dindarları inceleyip dini yargılıyoruz. bu da birçok karmaşaya ve yanlışlıklara yol açıyor.
devamını gör...
sürekli umutsuz olan insan
umutları elinden alınmış ve alınmaya devam eden insandır. herkesin anlayamayacağı bir insandır.
devamını gör...
hamburgerin aşırı abartılması
(bkz: çarpılma garantili başlıklar)*
devamını gör...
yerli ve milli denince akla gelen ilk şey
dolaylı vergiler.çünkü çoğu ülkede bu oran toplam vergi gelirlerinin içerisinde %30larda iken ülkemizde bu oran ne yazık ki %60lardadır.
devamını gör...