aslında kişinin sahip olduğu her şeyini sınayan bir durumdur.anksiyete = kaygı bozukluğudur.

bununla ilgili bir kaç yanılgıyı düzeltmek istiyorum;

- anksiyete ömür boyu süren bir rahatsızlık değildir.gelip- geçer bir duygu durumudur fakat nedense insanlar bunu “asla geçmeyen- tehdit bir rahatsızlık’’ gibi anlatıyorlar. arkadaşlar itibar etmeyin.anksiyete gayet kendi kendinize ya da psikologla yaptığınız terapiler eşliğinde aşabileceğiniz bir problem.


- anksiyete bir rahatsızlık değildir.kısa süreli duygusal dengeyi şaşırmaktır.şu şekilde ; kişi düşüncelerini kontrol etme konusunda sıkıntı yaşar çünkü kaygı bozukluğuna sahip kişiler en çok değer verdikleri ya da ürktükleri şeylerle ilgili endişe duyarlar.bu sebeple düşüncelerinden korkar ve endişelenmeye başlarlar.bu bir döngü haline gelir ve umutsuz bir ruh hali gelir.

anksiyete genel açılımı ile budur.buna ek olarak; kaygının boyutuna göre fiziksel semptomlar gelişebilir.

ama kendi kendinize aşabilirsiniz.yapmanız gereken tek şey; olabildiğince pozitif olmaya çalışmak ki bu kolay değil fakat anksiyeteye pozitif bir bakış açısıyla giderseniz gittikçe üzerinizdeki etkisi yok olmaya başlar.

örnek olarak ;

anksiyete der ki “ öleceksin”
siz diyeceksiniz ki “ taş gibiyim, hala nefes alıyorum, şükürler olsun’’

anksiyete der ki “ burdan geçersen düşersin”

siz diyeceksiniz ki “ düşeceğim nereden belli? her yerim gayet güçlü.ayrıca düşersemde eğlenceli olur bu aralar hiç uçmadım.”

yani size gelen endişeye makyaj yapın.eğlenceli hale getirin.bunu yapamıyorsanız, kendinizi mutlu edecek şeyler ile sürekli oyalayın.özellikle sosyal olmanızı tavsiye ediyorum.evet pandemide zor ama arkadaşlarınıza gidin ya da onları çağırın.hiç bir şey yapamıyorsanız, mutfaga girin.

kafayı hep dolu tutun.


ve en önemlisi; kaygı geldiğinde dinlemeyin onu.fark ettiğiniz anda dikkatinizi ondan çekin ve kendinizi serbest bırakın.( düşünmemeye calışmak değil, bunu yaparsanız daha fazla düşünürsünüz) bırakın duygu sizi etkilemeye çalışsın ama onu dinlemeyin.


anneniz size söylenirken , kitap okudugunuzu düşünün ya da televizyon izlediğinizi.

orada bir eylem var ama siz onu ekarte ediyorsunuz.

en önemlisi hep pozitif olun.kendinizi hep motive edin.mesela beni alışveriş motive eden bir durumdur.bir şeyler alırım.küçükte olsa , alırım.
müzik dinlerim, insanlarla konusurum.amaç ; kendinizle kalmayı engellemek.

yalnız kaldığınızda düşündüğünüz tek bu olur.başkalarıyla olursanız , kendinizi dinlemeye vaktiniz kalmaz, olsa bile arkadaşlarınız/ sevgiliniz direk modunuzu etkileyebilir.

kısacası reçete ;

pozitif olun/ sürekli hareket edin/ düşünmeyin.

kaygınız üzerine düşünür, çözmeyi denerseniz sadece kendinizi yorarsınız çünkü kafanız hemen farklı bir kaygı daha üretebilir.düşünceyi ekarte edin.zamanla zihin dikkate alınmadığı için bu kaygıyı sizden silecektir.



kendinize inanın! allaha inanın! ve şükredin!

believe, pray , love durumu çok iyi kurtarıcı.

bknz : gamsız olmak.

üstünüze çamurlu su sıçrasa, allahım ne güzel yağmur diyin.
devamını gör...

yüz hatları kişiliğiyle tam uyumlu bir kompozisyon oluşturan tarihi kişilik. her iki ucu da aşağı doğru kavislenen çizgi şeklinde sıkılmış dudaklar, her iki ucu da aşağı doğru kavislenen iri gözler, tam ortada hiçbir asimetrisi olmadan kavissiz, eğimsiz bir şekilde aşağı inen kemersiz ve dik burun, çok hafif bir şekilde geriye doğru giden alnı sayesinde ileride kalan despot bir çene hattı. yüzünde ifadesini yumuşatan tek bir çizgi, kavis, tümsek, gamze vesaire yok. adam resmen diktatör olmak için doğmuş.
devamını gör...

kuran kursunda çocukları taciz eden, kendi annesine ve öz evladına hallenen, kız çocuğuna evliliği reva gören ve daha nice pisliği makul gören bir güruhun mensubu ağzı salyalı yavşağın beyanıdır.
(bkz: küfür etmeyi sevenler)
devamını gör...

türkiye'de kıymeti bilinmemiş, hakettiği değeri görmemişlere büyük ve bold harflerle thedansözkiller yazın. şaka değil, gerçektir.
devamını gör...

ya türkiye’de sevişen kızlara arkasından kaşar kezban diyorsunuz sonra kız arkasından kaşar bu yaa demeyecek, cinsellik yaşadı diye onu yargılamayacak avrupalıyla birlikte olunca da gelip burda ağlıyorsunuz. abi siz daha sevgilim bakire mi diye soran erkeklersiniz tabiki bu konuları artık aşmış insanlarla beraber olurlar. siz de kendinize çeki düzen verin bir zahmet ya da gelip burda bize yüz vermiyorlar yabancıyla yatıyorlar yaaa demeyin. siz türk kadınlarını cinsellik yaşıyor diye yargılayıp baskılıyorsunuz sonra da sizle sevişmiyor diye zırlıyorsunuz yaptığınız iki yüzlülük.
devamını gör...

“klasik müziğin devrimcisi, huysuz ve dahi”

2020 yılı dünyada beethoven’nın 250. doğum günü sebebiyle “maestro yılı” olarak kutlandı. benim biraz geç ele aldığım konudur. gelin birlikte bakalım senfoniler kralının hayatına.

klasik müzik dinlemeseniz bile, eserlerini mutlaka duymuşsunuzdur.

“ ta ta ta taaaaam”

5 numaralı senfonisi o kadar çok reklam, film ve dizilerde kullanıldı ki, adam yaşasa teliften köşeyi dönmüştü.

1770 almanya bonn doğumludur. müzisyen bir aileden gelir. ünlü besteci joseph haydn “bu hergeleyi bana gönderin” demesiyle hayatı değişir. 21 yaşında klasik müziğin merkezi viyana’ya gelir. tam bir mozart hayranıdır.

sağır bestekar diye tanınır. ancak yanlış bir bilgi vermemek gerekir. doğuştan sağır değildir. zamanla duyma yetisini yavaş yavaş kaybeder. son eseri 9. senfoniyi yazdığı dönem ki, ömrünün son yıllarıdır. pianosu üzerine rezonans tahtası konulur ve sesleri titreşimler olarak duyar.

ay ışığı sonatı; (bkz: moonlight)
bestakarın yaptığı en ünlü eser olarak bilinir. bu sonat ile büyük ün kazanır. öyle ki, o dönem saray saray dolaşır ve bu eseri icra eder. ama sonunda patlar “benim bundan daha iyi bestelerim var. yeter ulen” der. ve bir daha bu eseri çalmaz.

kişiliği son derece geçimsiz, aksi ve biraz da küstahtır. yani “abe evlat olsa sevilmez”

peki neden devrimci denir;
klasik müzik üç döneme ayrılır; barok, klasik ve romantik dönem. işte beethoven romantik dönemin hem başlangıcını yapan, hem de bana göre tartışmasız en iyi bestekarıdır. zaten yaşadığı dönemde viyana’nın 1 numaralı bestekarıdır. senfoni denilince akla haydn ve mozart gelir. ancak bu iki bestekar, senfoniler için belli kalıplar kullanırlar. dört bölüm yazarlar. beethoven’a kadar senfoniler bu şekildeydi, ancak bizim huysuz bunu değiştirir. 7 bölüm, 9 bölüm işler yapar, süre olarak da mozart’a göre 3-4 kat daha uzundur senfonileri. devrimciliği buradadır.

kısa kısa; evet. tam bir napolyon hayranıdır. eroica olarak bilinen 3. senfonisi, napolyana itafendir. çok sık doğa yürüyüşü yapar ve eserlerinin melodilerini kuş seslerinden alır. oda müzigi, sonatlar, konçertolar yazmıştır. sadece bir operası vardır. “fidelio”

1827 yılında ölür. viyana şehir mezarlığına defin edilir.

hadi ispanya sokaklarına gidelim. bir kız çocuğunun ateşlediği bir meydan müziği ziyafetine göz kulak verelim. 9. senfoninin son kısmıdır. hepiniz hatırlayacaksınız.

kaynak: bilgilerin bir kısmı yazar jan caeyers kitabı “beethoven der einsame revolutionar” (yalnız bir devrimci) kitabından çevrilmiştir. çeviren (bkz: şahsım)

müzik sokakta.
devamını gör...

psikolojik olarak ördek sendromuna yol açtığı bilinmektedir.
devamını gör...

henüz bu teknoloji yeni sayıldığı ve üzerinde yeterli araştırma yapılmadığı için fazla kullanmamanızı tavsiye ettiğim bir alete ilişkin tespit.

kızılöte dalgaların insan vücuduna bazı olumsuz etkileri biliniyor. uzun vadede ne olacağı ise henüz pek iyi bilinmiyor. o yüzden çok gerekli olmadığı hallerde kullanmayın derim şahsen. pişmanlık getirebilir.
devamını gör...

kuşak bağlama. kız isteme. kına. nişan. başlık parası.silah. damada tuzlu kahve. daha çok şey sayarım.
devamını gör...

çilek, muz, kiraz.
devamını gör...

umarım her şeyi yoluna koyabilmişsindir.
devamını gör...

tek bir anlama gelmez. kullandığınız cümle içerisinde farklılık gösterir. siz bunu, sorgula, şüpheci ol diye de kullanabilirsiniz. bağımsız düşünce olarak da niteleyebilirsiniz. yukarıdaki yazılan iki anlamıyla da kullanabilirsiniz. ama tabi menşei olarak baktığınızda, ünlenmesi ve bir motto olarak kabul edilmesi royal society ile söz konusu olmuştur.

zaten kiliseye başkaldırı olarak gelişen her hareket genel olarak güzel, hoş ve aydınlanmacı bir yönelim izlemiş, tabiri caizse beyinlerimizin pasını silmiştir. at gözlükleri çıkarılınca işler yoluna giriyor işin açığı lakin o gözlük çıkana kadar da akla kara seçiliyor. neyse bazen bu söz yanlış anlaşılabiliyor. burada bilimin siyasi ve dini otoriteye bağlı olmaması kast ediliyor. bilimsel olmayan her otoritenin reddi söz konusudur. zaten ortaya çıktığı dönem özelliklerine bakarsanız bu da gayet doğal. kilisenin astığı astık kestiği kestik. kral herkesin yanağından makas alıyor, lakin o esnada kilise de kralın kaba etinden makas alıyor. karışık ilişkiler yani* neyse çok da uzatmanın lüzumu yok. bilimsel olmayan dogmaları çok ciddiye almayın demiş adamlar işte. adamlar derken de öyle üstlerini çiziyor gibi falan oluruz maazallah. aman yanlış anlaşılmasın. newton'a, faraday'a, hooke'a falan gider yapacak halimiz yok. saygımız sonsuz.

aynı zaman da yeni yazar arkadaşımızın da mahlası imiş. kendisine de bu vesile ile hoş geldin diyoruz. umarız mahlası gibi davranır da, gözlerimizin pası silinir.
devamını gör...

olması imkansız hede.
hadi diyelim teleskopla izliyorlar tanrıyı. tanrı da bilim insanlarına el sallıyor.
mesaj filan yollardık herhalde. hangi din doğru yol diye.
devamını gör...

var olan bir şeyi öneren kampanya. böyle yapılırsa profil fotoğrafı olur o. yani ne farkı kalır profil fotoğrafından? sadece yeri değişmiş olur. bu kafa store ve rozet işini çok önemsemeyin ya hu. store neyse de rozet hiç kafaya takılmayacak bir hadise. *
devamını gör...

çirkeflik diye tabir ettiğini kendi uyguluyor, etik bulamadım. zira bana da #739105 aynısını yapan yazardır. başlık açıp kendini açıklama/yüceltmeye çalışıp, beklemediği tepkilere maruz kalınca tanımın yarısından çoğunu silen, üstelik linç kültüründen nemalanmakla itham edip, eleştiriyi kaldıramayan, burayı twitter, instagram, tumblr şeklinde kullanan şahıstır.

edit: millete laf atıp, içimize dert olan yazarmış, aynen. her şey etkiye tepkidir.
devamını gör...

1 haziran salı gününe kadar uzaktan eğitim kararı alındı. niye 1 haziran? niye haftanın ortası? hiç mi inisiyatif alamaz bir bakanlık?
devamını gör...

bilirsiniz, mutlaka sınıfınızda o "sinir bozucu" insan vardır: kara tahtaya gider ve tırnaklarını yukarıdan aşağıya doğru bastırarak tahtaya sürer, kılları diken diken yapan, son derece rahatsız edici, dişlerinizi sıkıp kulaklarınızı tıkamanıza neden olan bir ses çıkarır. kimi zaman vücudun kaşınması, bir kağıda tırnağı sürtmek vb. durumlar da benzer sesleri çıkarabilir ve benzer tepkilere neden olabilir. daha ilginci, bu sesin var olmasına gerek bile yoktur! şu satırları okurken bile vücudunuz inatla tepki gösteriyor ve rahatsızlık emareleri gösteriyor olabilir.
devamını gör...

milyonlarca yıl geriye gidip karaya çıkan ilk tiktaalike tekme atar ve denize geri dönmesini söylerdim.
devamını gör...

çöp kutusu alışkanlığı olmayan kaç kişinin şişesi o denize saplandı? yıllar boyu kaç hanenin, kaç fabrika ve tesisin ne kadar miktar atığı denizi boğuyor?
acil eylem planı kadar acil insan planı da uygulanmalı. insanın para hırsı, cahilliği, aymazlığı, vurdumduymazlığı, görmezden gelmesi ile de mücadele edilmeli.
devamını gör...

güvercinlerle sözlük kurmak zor olurdu. duman yoluyla oyun oynanmaz. şişenin içinde ses kaydı gönderilmezdi. (evet evet bunlar sadece telefonla ilgili değil biliyorum ama siz yine de gerizekalıya anlatır gibi anlatın bana.)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim