yakın zamanda condé nest traveller (cnt) tarafından avrupa'nın en iyi 10 adasından biri seçilen dört tarafı denizle çevrili güzellik.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sanki asansörden çıkıp kapıyı anahtarla açarken "dur bi kapısını çalayım, iki laflarız" diyebilecegim kadar yakın. kek pişince çocuklarla bir tabak gönderebilecegim kadar samimi, içimdekileri anlatınca kırmızı odaya girmişim gibi dinleyecegine emin olduğum kadar kaliteli. iyi ki var.
devamını gör...

mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları yüzünden bitki örtüsü artık her zamankinden erken uyanmaya başlıyor. açan çiçeklerle beraber polen seviyeleri de artıyor.

özellikle mart ayından başlayarak, mayıs ayını da içini alan mevsimde çayır ve ağaç polenleri havada uçuşmaya başlar. bu, bölgelere göre de değişkenlik gösterip temmuz ayına kadar da sürebilir. polenler, rüzgar ve böcekler aracılığıyla kilometrelerce uzağa taşınabilirler. bir taraftan bitkilerin üremesine faydası olurken, diğer yandan alerji hassaslığı olan kişilere zararı dokunur.

alerjilerde, nöbetler halinde astım ve nefes darlığı, burunda kaşıntı ve nezle durumu, gözde yanma, kaşıntı, akıntı şikayetleri ortaya çıkar. rüzgarlı ve güneşli havalarda şikayetler giderek artar.

polen tanecikleri alerjiye sebep olan etken bir maddeye sahiptirler. bitkilerden üreyen binlerce polen tanesi yüz kadar olanı, astımı tetikler, bahar nezlesine yol açar.

polen alerjisi, zamanında anne sütü ile yeterince beslenememiş kişilerde ortaya çıkıyor. bir de kalıtsal olarak ailede saman nezlesi, ürtiker, egzama, astım ve ilaç alerjisi olanlarda da bu tür hastalıklar ortaya çıkabiliyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanlar sırası geldikçe ölüyor.
nineler, anneler, babalar, akrabalar, arkadaşlar, kardeşler...

ölüm karşısında pek çok insan olgun davranıyor ve yakınının ölümünü, üzülerek de olsa kabulleniyor.
fakat ölümü kabullenemeyen veya ölen kişiyle yaşadıklarını bitirememiş kişilerde çıkabiliyor.

küçük çocuklar için anne ve baba hem sevgi tapınağı, hem korunaktır, sığınaktır.
anne veya babası ölen küçük çocuğun dünyası yıkılır, güvendiği kalesi yıkılır.
ben ne olacağım korkusu bütün benliğini sarar. kim karnını doyuracak, kim koruyup sahip çıkacak...
işte kendi geleceğinin korkusudur aslında bu kadar çok üzülmesine sebep olan şey.
bu kadar çok üzülmenin sebebi küçük çocuğun egosudur.

birde yaşarken ; sevdiğiniz kişiye attığınız kazıklar, kötülükler yaptığınız durumlar vardır.
öldüğü anda size dargın gitmesidir, size kırgın gitmesidir, size küskün gitmesidir.
bunun pişmanlığı öyle büyüktür ki, vicdanınızın sesini asla bastıramazsınız.
çünkü artık barışabileceğiniz, gönlünü alabileceğiniz, kendinizi affettirebileceğiniz bir durum kalmamıştır.
bir bakarsınız ki ; o cenaze evindeki en çok üzülüp ağlayan kişi siz olmuşsunuzdur.

küçük halam sert bir kadındı.
sülalede pek çok kadınla kavgalı veya küs olurdu.
sülalede halamla kavgalı veya küs olmayan kadın yok gibiydi.
halam öldüğünde ; o gece cenaze evini görmeliydiniz.
bütün kadınlar o güne kadar görmediğim bir manzarayla pişmanlık içinde, kendilerini kaybederek ağlıyorlardı.
hepsinin ağzından benzer cümleler dökülüyor ve yaşadıklarını ve pişmanlıklarını anlatıyorlardı.

insanları kırmadan yaşayın.
son pişmanlık fayda etmiyor.
devamını gör...

(bkz: emil michel cioran) (bkz: çürümenin kitabı)'nda der ki;

"-dinden uzaklaştığında bile insan dine tabi kalır; bütün çabasıyla tanrı benzerleri yaratır, sonra da benimser bunları ateşlikle: içindeki kurgu ihtiyacı , mitoloji ihtiyacı, apaçık gerçeğin ve gülünçlüğün üstesinden gelir."
devamını gör...

fazlasıyla abartılan, abartılmayı zerre hak etmeyen bir çeşit tatlımsı*
altı üstü hamur ve çikolatadan oluşmuş bir şeyi nasıl sanki kimselerin aklına gelemeyecek kadar yaratıcıymışcasına yerlere göklere sığdıramadık bilemiyorum. çikolatayı ve çikolatalı her şeyi aşırı seven bir insan olarak bu müthiş abartılan tatlıyı deneme gafletinde bulundum. beklentimin yüksek olmasını geçtim, çikolatalı bir şey ne kadar kötü olabilirdi ki? sonuç: şeker, şeker, şeker ve daha fazla şeker. o kadar şekerli ki herhangi bir tat alamıyorsunuz. içindeki çikolata zaten biraz olsun akışkanlığını kaybettiğinde yenilemeyecek kadar kötü bir hale geliyor. sıcakken ise tek özelliği çikolatanın ele avuca sığmayan taşarcasına coşarcasına akışkanlığı. insanları büyüleyen bu herhalde. halbuki çikolata bile farkında o kadarcık hamurun içine fazla olduğunun, adeta "ben burada fazlalığım" dercesine patlıyor, kaçmaya çalışıyor.
isminin bomba olması da çok manidar, zira yarattığı hiperglisemi ile vücudunuzun verebileceği tek tepki bum. birkaç tane ile merhaba şeker koması!
devamını gör...

çok para.
devamını gör...

gençler bile sistemi zor çözerken yaşlı amcalar,teyzeler sürekli yaşanan yeniliğe nasıl ayak uydursun..belli bir zaman sonra kafa hiçbir şey almıyor daha yeni karttan para çekmeyi öğrettiniz şimdi başka bir şey daha sonra gelecek başka bir şey..teknoloji kullanabilene kolaylık sağlarken kullanamayana ızdırap çektiriyor..
devamını gör...

bir kişi için haddinden fazla yapıldığında, yapan kişinin hayatının ağzına sı*** ve devamında sürekli pişmanlık getiren durumdur.
siz en çok kendinizi affedin, geri kalanı ne hali varsa görse de olur.
devamını gör...

katıldığım önerme çünküü, katıldığım günden beri milletteki beğeni cimriliğinden söz edip dururum. beğenisini kıskanan veya üşenen insandan fav. beklemek de hülya oluyor.
devamını gör...

bir yaşar şarkısı. ritminin aksine sözleri hüzünlendirir.
"sahip olduğum her şeydin, her şeyimi alıp gittin." diyerek noktayı koymuştur şarkıcı.
devamını gör...

(bkz: aptal erkeklerdeki akılalmaz özgüven)
devamını gör...

güneşe ateş edebilirim.
devamını gör...

bazı durumlarda trajik sonuçlara yol açabilecek, insan eti yeme eylemi. (bkz: kuru hastalığı)
devamını gör...

pandispanyadır. delikanlı adam yemek mi yaparmış, hadi yaparmış da ismi bile bu kadar efemine bir kek türüyle ne işi olurmuş diye tepeme çökmeden önce açıklamasını yapayım bi dinleyin.

şemdinlideyiz, çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın doğum günü hasebiyle kendi aramızda rıfkı oynarken yanında yemelik bir yaş pasta yapalım, onu da kesmeden önce bizim keresteye okutup üfletelim dedik. demez olaydık. pasta bulunmaz mı bir ilçede, bulunamaybiliyor. açtık emine beder ablamızdan bir tarif kendin pişir kendin ye usulünden bir şey olsun, hem ucuz yollu da olur doyasıya yeriz diye iştahlandık. kekini çözdük mü şantisi eşantiyondan üstüne de bir iki madlen çikolata kırarız ki yeme de yanında yat.

tabi olaylar böyle gelişmedi. yumurtasından mı fırınından mı tepsisinden mi (kesinlikle benden değil) o pofuduk pofuduk sevimli mi sevimli olması gereken kek bildiğin mısır ekmeği gibi çıktı fırından. kemirsen diş kesmez öyle bir karton. ilk raundda nakavt olmanın verdiği hüzünle işi burada bırakıp marketten alınan ülker peki ile işi kotardık kotarmasına da bu da böyle bir travmadır kaldı işte derinde.

(bu entryde ürün yerleştirme yapılmıştır)
devamını gör...

yök lisansüstü eğitimi düzenleyen nisan 2016 tarihli yönetmeliğinde "yayın şartı" yoktur ancak söz konusu yönetmelikte 'tez yazım kurallarını senato belirler' ibaresi geçmektedir. bu muğlaklıktan hareketle üniversite senatoları, lisansüstü eğitim-öğretim yönetmeliklerine öğrencilerin mezun olması için "yayın şartını yerine getirmeleri gerektiği" zorbalığını ekleyerek ve işbu maddeyi resmi gazetede de yayımlatarak 'mevzuat' haline getirmişlerdir.

öte yandan "yayın şartı" meselesinde üniversiteler arasında bir standart da yoktur. türkiye'deki üniversitelerin bazıları tez savunmasına girmeden önce bazıları da savunmada başarılı olduktan sonra mezun olmak için tezle ilgili makale çalışmasının yayımlanmış olmasını istemektedir. yine üniversitelerimizin büyük çoğunluğu yüksek lisans öğrencileri için bir yayın şartı getirmişken; doktora öğrencileri için bazısında bir bazısında iki yayın şartı vardır. bu yayınlara ilişkin teknik detaylar (örneğin makale çalışmasının kabul edildiğine dair kabul mektubu yeterli görülmeyip mutlaka basılmış olması, doi numarasının alınmış olması, parayla yayın yapan ve 'yağmacı' tabir edilen dergilerden birinde yayımlanmamış olmaması vb). gibi ayrıntıya yer veren üniversite senato kararları bile vardır.

yayınlarla ilgili üniversitelerin ortak yönelimi; (1) yayının öğrencinin yazdığı tez konusu veya anabilim dalıyla ilgili olması; (2) yayınlarda tez danışmanın onayının alınmış olması; (3) yayınlarda öğrencinin lisansüstü derecesini alacağı üniversitenin adının mutlaka belirtilmiş olmasıdır.

yüksek lisans veya doktora tez danışmanlığı fark etmeksizin araştırmanın yönteminin belirlenmesi, bulguların toplanması ve değerlendirilmesi, en başta öne sürülmüş hipotezleri doğrulayan ya da çürüten kendi içinde tutarlı bir sonuç yazılması durumu tezlerin konularına göre "emek yoğun olma" bakımından farklılık gösterebilir. bir başka deyişle bazı tezler araştırmanın konusu gereği emek yoğundur ve danışmanın da deneyim ve yöneticiliğinden fazlasıyla yararlanmayı gerektirebilir.

üniversiteler, senatolarında aldıkları yukarıda özünü özetlediğim kararlarla ulusal veya uluslararası yayın sayılarını arttırmaktadırlar. emek yoğun tezlerde ise danışman öğretim üyesinin adının geçmesi ile öğretim üyesinin hem yayın sayısı artmakta hem de bu bağlamda üniversiteden yayın teşviği almaktadır. ancak danışman açısından "emek yoğun olmayan", sadece öğrencinin yoğunluklu olarak çalıştığı tez konularında danışman öğretim üyesinin adının geçmesini "kişisel olarak" doğru hatta etik bulmuyorum.

bugüne kadar yönettiğim hiç bir tez çalışması için makale şartını yerine getirmeye çalışan öğrencimin makalesine adımı yazdırmadım. (akademik özgeçmişimde bırakın bir öğrenci ile yapılmış makale çalışmasını bir akademisyen ile ortak yazılmış bir makalem bile yoktur. tüm çalışmalarım tek yazarlıdır.) ancak makalelerini yayınlayıp, mezuniyet şartını bir an evvel yerine getirmeleri için anadolu'nun görece küçük üniversitelerinde yayın yapma sıkıntısı çeken editörlere öğrencilerimi yönlendirerek öğrencimin yayın yapmasını (ve mezuniyet için önemli bir eşiği geçmesini), editörün de yayın bulmasını sağladığım durumlar olmuştur.

bu satırları okuyan kişilere tavsiyem mezun olacağınız üniversitenin mezuniyet şartları arasında yayın şartı yoksa emeğinize sahip çıkmanızı ve emek harcamamış hocaların çalışmanız üzerinden puan/prim toplamalarına imkan vermemenizi, daha açık bir ifade ile danışman hocalarınızın teklifini eğip-bükmeden, açık bir dille reddetmenizi dilerim. çalışmanız iyiyse mezuniyetten sonra her halükarda yayınlatacak bir yer bulursunuz.
devamını gör...

hayatının bir anında bir harfi yitirdiğini düşün. kaybolan bir harf, bir daha asla ortaya çıkmayacak bir harf. ve bu harf yokluğunu hayatının bütün anlarında anlatsın sana bıkmadan usanmadan.

günlük hayatında hiçbir başka harfi ondan fazla kullanmadığını düşün. sanki aralarına doğduğun o küçük topluluğun bir parçası gibi olsun bu harf. baban gibi, bu topluluğa dahil olun öbür insanlar gibi olsun bu harf.

yokluğunu duyumsadığımız bir varlık arkasında acı bırakır; bu bir harf olabilir, bir insan da. kayboluş, bulunması zorunlu olanları aramamamıza yol açan tuhaf bir duygudur.

tuhaf sakallı fransız abimiz yazmış bu kitabı; o malum harfi hiç kullanmadan. müthiş bir fikir, müthiş bir roman.
devamını gör...

herkes sözlüğün uyuduğundan, pasifiğinden, başlıkların yürümemesinden yakınırken,

gundeme birden böyle bir haber düşüyor ve ne hikmetse sözlük son günlerde hiç olmadığı kadar canlanıyor, bu başlığa koşuyor ve en ilginci de başlık bir türlü gitmiyor.

ısteseniz de istemeseniz de, red de etseniz biz buyuz millet.
hiiç kimse çıkıp yok şöyle yok böyle demesin. kendimizi kandırmaya gerek yok, bel altı olsun da nasıl olursa olsun, bizim ilgimizi en çok çeken, bizi en mutlu eden mevzu bel altı mevzusu.
ahh bir de şu küfür etmeyi bir serbest bıraksalardı, bakın o zaman siz , sözlüğün keyfinden geçiliyor muydu...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim