intihar notu
babamı çok özledim
devamını gör...
ceyda düvenci'nin kızının regl olmasını sosyal medyadan duyurması
"gelsin ritüeller, kutlamalar." bence sünnet kutlamasını eleştiren bir paylaşım da olabilir.
erkeğinki açıkça kutlanıp düğün yapılırken kızlar neden gizleme ihtiyacı duyuyor? ben beğendim.
erkeğinki açıkça kutlanıp düğün yapılırken kızlar neden gizleme ihtiyacı duyuyor? ben beğendim.
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar
okuldan bir arkadaşımla buluşup muhabbet etmek.
22 senede tek değişen şey onun baba olması benim anne olmam olmuş.
sanki, daha dün kantinde oturuyormuşuz gibi, hiç ara vermemişiz gibi, o bana kız köylü dedi, ben ona ha canım dedim.
ne çok güzel şey yaşamışız.
ne çok konuşacak şeyimiz varmış.
iyi ki iflah olmaz bir hümanistim dedim kendime.
22 senede tek değişen şey onun baba olması benim anne olmam olmuş.
sanki, daha dün kantinde oturuyormuşuz gibi, hiç ara vermemişiz gibi, o bana kız köylü dedi, ben ona ha canım dedim.
ne çok güzel şey yaşamışız.
ne çok konuşacak şeyimiz varmış.
iyi ki iflah olmaz bir hümanistim dedim kendime.
devamını gör...
ironiden anlamayan insan
ironi yapmaya çalışan kişiden kaynaklı da olabilir. ironi yapmak bir beceridir.
devamını gör...
kız arkadaşına mini etek giydirip sokaklarda gezen tip
barbie bebek mi giydiriyorsunuz alüminyum yavaş!
devamını gör...
kısaltılan ders adları
mat- matematik.
ed- edebiyat.
trk- türkçe.
coğ- coğrafya.
daha nice örnek yazılabilecek başlıktır.
ed- edebiyat.
trk- türkçe.
coğ- coğrafya.
daha nice örnek yazılabilecek başlıktır.
devamını gör...
marc
ing. machine-readable cataloging
kütüphanecilik terminolojisinde bir kaynağın elektronik ortamlarda taranabilir, erişilebilir olmasını sağlamaya yönelik kodlama dilidir marc. kongre kütüphanesi tarafından 20. yy'ın ikinci yarısında geliştirilmiştir. o dönemden beri dünyada kabul görmüş bir standart olarak kütüphanelerarası bilgi alışverişi, kaynakların belirli kodlarla marc dilinde ortak sistemlere kaydedilmesi prensibine bağlı olarak işletilmektedir. daha anlaşılır kılmak için şöyle bir örnek vereyim, bir kaynak, kütüphane sistemine marc standartlarına uygun olarak kaydedilmezse, kurum dışında taranabilir olma özelliği taşıyamaz. kütüphanenin marc dilinde yazılmış her bir katalog kaydı ortak/toplu kataloglarda, kurum z39.50 protokolüne de bağlıysa (iso gibi düşünebilirsiniz bunu, hukuki düzenlemeler, çeşitli imzalar falan işte) görünebilir, erişilebilir, taranabilir ve talep edilebilir ancak. aksi durumda (hep bu örneği veriyorum) örneğin singapur'da yapılmış ve onbinlerce dolara mal olmuş bir deney sonuçlarını içeren bir çalışma, doğru kataloglanıp paylaşılamazsa; dünyanın başka bir yerinde aynı deneyin tekrarlanmasına ve bir başka onbinlerce doların heba olmasına sebep olur. bu da hem bilimsel çalışmaların ilerleme hızını yavaşlatır hem de kaynakların efektif kullanımını zorlaştırır. yaa, buralar hep bilgi çağı.
basit bir basılı kaynak katalog kaydının marc standartlarında sıfırdan oluşturulması ortalama 15 dakikadır. eğer bir elektronik kaynak ya da rapor üzerinde çalışılıyorsa işler biraz karışabiliyor. meslek dışından biriyle tanışmıştım çok seneler evvel. ne iş yaptığımı sorunca cevap verdiğimde "aa ben biliyorum, marc falan var di' mi" demişti de gülmüştüm. kızın hobisiydi farklı iş kollarından teknik detay araştırmak. az önce linkedin'de çeviri yaptığı kitabı tanıttığı bir paylaşım yaptığını gördüm, çocuklar için temel kodlama, yapay zeka anlatan bir kitabı çevirmiş fince'den. merak etmiş basit html, java, css, react araştırmış, öğrenmiş. hiç şaşırmadım. olur ya sizin de böyle alışkanlıklarınız vardır, şuraya oclc marc yardım sayfasını bırakayım.
bir de tabi yeri gelmişken sözlük kütüphanesi'ni hatırlatayım.**
kütüphanecilik terminolojisinde bir kaynağın elektronik ortamlarda taranabilir, erişilebilir olmasını sağlamaya yönelik kodlama dilidir marc. kongre kütüphanesi tarafından 20. yy'ın ikinci yarısında geliştirilmiştir. o dönemden beri dünyada kabul görmüş bir standart olarak kütüphanelerarası bilgi alışverişi, kaynakların belirli kodlarla marc dilinde ortak sistemlere kaydedilmesi prensibine bağlı olarak işletilmektedir. daha anlaşılır kılmak için şöyle bir örnek vereyim, bir kaynak, kütüphane sistemine marc standartlarına uygun olarak kaydedilmezse, kurum dışında taranabilir olma özelliği taşıyamaz. kütüphanenin marc dilinde yazılmış her bir katalog kaydı ortak/toplu kataloglarda, kurum z39.50 protokolüne de bağlıysa (iso gibi düşünebilirsiniz bunu, hukuki düzenlemeler, çeşitli imzalar falan işte) görünebilir, erişilebilir, taranabilir ve talep edilebilir ancak. aksi durumda (hep bu örneği veriyorum) örneğin singapur'da yapılmış ve onbinlerce dolara mal olmuş bir deney sonuçlarını içeren bir çalışma, doğru kataloglanıp paylaşılamazsa; dünyanın başka bir yerinde aynı deneyin tekrarlanmasına ve bir başka onbinlerce doların heba olmasına sebep olur. bu da hem bilimsel çalışmaların ilerleme hızını yavaşlatır hem de kaynakların efektif kullanımını zorlaştırır. yaa, buralar hep bilgi çağı.
basit bir basılı kaynak katalog kaydının marc standartlarında sıfırdan oluşturulması ortalama 15 dakikadır. eğer bir elektronik kaynak ya da rapor üzerinde çalışılıyorsa işler biraz karışabiliyor. meslek dışından biriyle tanışmıştım çok seneler evvel. ne iş yaptığımı sorunca cevap verdiğimde "aa ben biliyorum, marc falan var di' mi" demişti de gülmüştüm. kızın hobisiydi farklı iş kollarından teknik detay araştırmak. az önce linkedin'de çeviri yaptığı kitabı tanıttığı bir paylaşım yaptığını gördüm, çocuklar için temel kodlama, yapay zeka anlatan bir kitabı çevirmiş fince'den. merak etmiş basit html, java, css, react araştırmış, öğrenmiş. hiç şaşırmadım. olur ya sizin de böyle alışkanlıklarınız vardır, şuraya oclc marc yardım sayfasını bırakayım.
bir de tabi yeri gelmişken sözlük kütüphanesi'ni hatırlatayım.**
devamını gör...
gizli kalması gereken bazı şeyler
kesinlikle gerçekleşmemiş planlar özellikle kısa vadeli olanlar.
devamını gör...
the highwaymen
2019 yılında yayınlanan netflix filmidir.
yönetmen koltuğunda john lee hancock oturuyor senaryo ise john fusco abiye ait.
filmin başrollerinde kevin costner ve woody harrelson var.
öncelikle filme çok önyargılı yaklaştım zaten önyargılı olduğum için bu zamana kadar izlememiştim.
kendimi bir kaka zannedip abi netflix filmi yaaa diyordum.
bu gece çok derin sıkıntılara düşüp can sıkıntısından açtım ve izledim ve çok beğendim. abartmadan söyleyebilirim ki yayınlanan en iyi netflix filmiydi.
film 1930ların ünlü suçluları bonnie ve clyde ikilisini yakalayıp öldürmekle görevlendirilen iki eski ihtiyar polisi anlatıyor.
zaten gerçek bir hikayeyi anlattığı için merakla izlettiriyor kendini.
filme geçecek olursak filmi çok beğendim yani gerçekten tam izlemekten keyif aldığım filmlerin tarzında yapılmış bir film.
müzikler çok başarılıydı çekim teknikleri ve kullanılan renkler çok güzeldi.
dönemi muhteşem yansıtmışlar gerçekten 2019 yılında yapıldığına çok şaşırdım arabalar , kostümler , sigaralar , şapkalar , mekanlar , silahlar ve saymakla bitmeyecek dönem ürünü filmde kendini çok güzel gösteriyor.
izlerken kendimi 1930larda dönemin texasında buldum ve keyif alarak izledim.
ayrıca filmde sevdiğim bir konu ise acımasız ve iğrenç katilleri övmeden bu filmin yapılmasıydı. bildiğiniz gibi bazı katillere toplumda hep ilgi duyulmuştur bonnie ve clyde ikilisi bunlardan sadece bir kaçıydı. bu iki katilin cenazesine 15 bin ve 20 bin kişi katıldı sonuçta.
işte film bunları romantik bulmadan çat çat hikayeyi seyirciye aktarmış. o yüzden büyük saygı duydum ve çok sevdim.
işin spolier kısmına gelecek olursak filmde bulunan ihtiyar iki polis çok iyi işlenmiş. birisi alkol bağımlısı bir moruk diğeri ise hayatı boyunca acımasızca kanun namına gözünü kırpmadan adam öldüren bir baş komiser.
filmde bulunan bu iki polis gerçek hayatta romantik birer çift olan iki katili öldüren polis amcalar ve filmin amacı o polis amcaları anlatmak olmuş.
sonuç olarak binlerce insan katil olan ikili bonnie ve clyde ikilisini tanıyor ama kimse o iki polisi tanımıyor filmde tanımamız için bize o iki polis ihtiyarı anlatıyor.
filmde başrolde bulunan iki polisin ihtiyarlık havaları çok hoşuma gitti. eski kafalılar devir değişmiş ve ayak uydurmaya çalışıyorlar. o duruma düşen iki polisi izlemekten çok keyif aldım.
mesela genç polisler yerden kovanları topluyorlar balistik rapor falan diyorlar bizim polis amcalar ellerine alıp çıkarım yapmaya çalışıyor çok komik ve keyifliydi o kısımlar.
unutmadan eklemek istediğim bir kısım ise kevin costner abinin silah dükkanından silah alışverişi yaptığı sahneydi. babacım o nasıl bir karizma o nasıl bir duruş o nasıl bir oyunculuk performansı çok karizmatiksin hayran kaldım sana respect!
son sahnede katil ikiliyi delik deşik ettikleri kısım içimi rahatlattı.
ayrıca filmin sonuna gerçek fotoğrafları ve gerçek olayları tekrar yazı halinde anlatmaları çok kıyak olmuş.
severek ve keyif alarak izledim henüz izlemeyen yazarlar varsa kesinlikle tavsiye ederim çok lezzetli bir film izleyeceksiniz bana güvenin.
resimag.com/p1/3e790982a5d2.jpeg
yönetmen koltuğunda john lee hancock oturuyor senaryo ise john fusco abiye ait.
filmin başrollerinde kevin costner ve woody harrelson var.
öncelikle filme çok önyargılı yaklaştım zaten önyargılı olduğum için bu zamana kadar izlememiştim.
kendimi bir kaka zannedip abi netflix filmi yaaa diyordum.
bu gece çok derin sıkıntılara düşüp can sıkıntısından açtım ve izledim ve çok beğendim. abartmadan söyleyebilirim ki yayınlanan en iyi netflix filmiydi.
film 1930ların ünlü suçluları bonnie ve clyde ikilisini yakalayıp öldürmekle görevlendirilen iki eski ihtiyar polisi anlatıyor.
zaten gerçek bir hikayeyi anlattığı için merakla izlettiriyor kendini.
filme geçecek olursak filmi çok beğendim yani gerçekten tam izlemekten keyif aldığım filmlerin tarzında yapılmış bir film.
müzikler çok başarılıydı çekim teknikleri ve kullanılan renkler çok güzeldi.
dönemi muhteşem yansıtmışlar gerçekten 2019 yılında yapıldığına çok şaşırdım arabalar , kostümler , sigaralar , şapkalar , mekanlar , silahlar ve saymakla bitmeyecek dönem ürünü filmde kendini çok güzel gösteriyor.
izlerken kendimi 1930larda dönemin texasında buldum ve keyif alarak izledim.
ayrıca filmde sevdiğim bir konu ise acımasız ve iğrenç katilleri övmeden bu filmin yapılmasıydı. bildiğiniz gibi bazı katillere toplumda hep ilgi duyulmuştur bonnie ve clyde ikilisi bunlardan sadece bir kaçıydı. bu iki katilin cenazesine 15 bin ve 20 bin kişi katıldı sonuçta.
işte film bunları romantik bulmadan çat çat hikayeyi seyirciye aktarmış. o yüzden büyük saygı duydum ve çok sevdim.
işin spolier kısmına gelecek olursak filmde bulunan ihtiyar iki polis çok iyi işlenmiş. birisi alkol bağımlısı bir moruk diğeri ise hayatı boyunca acımasızca kanun namına gözünü kırpmadan adam öldüren bir baş komiser.
filmde bulunan bu iki polis gerçek hayatta romantik birer çift olan iki katili öldüren polis amcalar ve filmin amacı o polis amcaları anlatmak olmuş.
sonuç olarak binlerce insan katil olan ikili bonnie ve clyde ikilisini tanıyor ama kimse o iki polisi tanımıyor filmde tanımamız için bize o iki polis ihtiyarı anlatıyor.
filmde başrolde bulunan iki polisin ihtiyarlık havaları çok hoşuma gitti. eski kafalılar devir değişmiş ve ayak uydurmaya çalışıyorlar. o duruma düşen iki polisi izlemekten çok keyif aldım.
mesela genç polisler yerden kovanları topluyorlar balistik rapor falan diyorlar bizim polis amcalar ellerine alıp çıkarım yapmaya çalışıyor çok komik ve keyifliydi o kısımlar.
unutmadan eklemek istediğim bir kısım ise kevin costner abinin silah dükkanından silah alışverişi yaptığı sahneydi. babacım o nasıl bir karizma o nasıl bir duruş o nasıl bir oyunculuk performansı çok karizmatiksin hayran kaldım sana respect!
son sahnede katil ikiliyi delik deşik ettikleri kısım içimi rahatlattı.
ayrıca filmin sonuna gerçek fotoğrafları ve gerçek olayları tekrar yazı halinde anlatmaları çok kıyak olmuş.
severek ve keyif alarak izledim henüz izlemeyen yazarlar varsa kesinlikle tavsiye ederim çok lezzetli bir film izleyeceksiniz bana güvenin.
resimag.com/p1/3e790982a5d2.jpeg
devamını gör...
normal sözlük evlenecek eş aranıyor ilanları
bu başlığı görünce esra erol'da eline mikrofon tutuşturulmuş durum değerlendirmesi yapan ve sonunda detone sesiyle şarkı söyleyen teyze gibi hissettim kendimi.
devamını gör...
sözlük yazarlarının sözlük hesaplarının şifresi
o az gelir tc kimlik numarası verelim bence.
devamını gör...
metin oktay
hayatımda birayı ilk içtiğim yerlerden biri metin oktay'a ait kral pub'dır.
ve tuborg ile çalışırdı!
biraz da dedikodu;
rahmetli izmirin en zengin kızlarından biri ile gizlice evlenmiş, kızın ailesine ait kardıçalı hanının altında kocaman bir birahane açmıştı. kendisi pek uğramazdı ama o zamanın tüm spor muhabirlerini, trt çalışanlarını bu birahanede görmek mümkündü.
benim orada ne işim vardı bak onu hatırlamıyorum.*
ve hatta kaynak
ve tuborg ile çalışırdı!
biraz da dedikodu;
rahmetli izmirin en zengin kızlarından biri ile gizlice evlenmiş, kızın ailesine ait kardıçalı hanının altında kocaman bir birahane açmıştı. kendisi pek uğramazdı ama o zamanın tüm spor muhabirlerini, trt çalışanlarını bu birahanede görmek mümkündü.
benim orada ne işim vardı bak onu hatırlamıyorum.*
ve hatta kaynak
devamını gör...
müsait misin sorusundaki gerginlik
her telefon ettiğimde karşıdaki kişiye önce sorarım. gerginlik değil de kibarlık yapmak istiyorum..
devamını gör...
üniversitede ilk gün
üniversite kapısından girdikten sonra 5 dklık yolu olan fakülteyi haritaya google mapse bakarak 20 dkda buldum. işin zor kısmı ise sınıf arkadaşlarını bulmaktı. zor bela sora sora onu da bulduktan sonra o gün okulun olmadığını söyleyerek bizi gönderdiler.
not: google mapsi bir hafta boyunca her gün kullandım.
not: google mapsi bir hafta boyunca her gün kullandım.
devamını gör...
danimarka'da kuran yakan aşırı sağcı
kuran yakınca islam'ın bittiğini zanneden neo-nazi dangalağın yediği halt.
not: bir inançsız.
not: bir inançsız.
devamını gör...
normal sözlük fidan kampanyası
kafa koru ormanı olsun , bizim olsun.
sevgili dostlar gerçekten şu an hepimize düşen bazı vazifeler olacak , biz de kendi çapımızda yardım yapmalıyız, sağlam güvenilir bir kuruluşa karar verilsin yardımlarımız oraya gitsin, ben kızılay a yardım etmek istemiyorum , maalesef kızılay gibi bir kuruluşu güvenilmez hale getirdiler.
iş sözlük yönetiminin vereceği karara kaldı.
sevgili dostlar gerçekten şu an hepimize düşen bazı vazifeler olacak , biz de kendi çapımızda yardım yapmalıyız, sağlam güvenilir bir kuruluşa karar verilsin yardımlarımız oraya gitsin, ben kızılay a yardım etmek istemiyorum , maalesef kızılay gibi bir kuruluşu güvenilmez hale getirdiler.
iş sözlük yönetiminin vereceği karara kaldı.
devamını gör...
unutursun
iclal aydın'ın artemis yayınları'ndan çıkan bir cihan kafeste, üç kız kardeş ve unutursun kitap üçlemesinin birisi.
kitapsız kaldığım geçen hafta, annemin kitaplarına dadanmam sonucu, okudum. iclal aydın'ı az çok biliyorum. yazım dili temiz nasılsa, gideri var düşüncesiyle, kendimi içinde buldum. beni yanıltmayacak bir akıcılıktaydı roman.
fakat tahminimden daha çok etkiledi beni.
romandaki her bir kişinin kendi gözünden her olayı görmek, çok hoşuma gitti. birisinin gözünden gördüğümüz olayda, ona hak verirken, bir sonraki bölümde, başka bir karakterin gözünden aynı olayı görünce, bakış açımızı değiştirtip, ona da hak verirken buluyoruz kendimizi.
içerisinde yer verdiği tarihsel olayları, objektif, kişisel yorumsuz aktarması kitabı temiz bir hale getirmiş.
her kadın karakterin, hayatın ve bir kuşak üstündeki büyüğünün hayatına ne kadar etki ettiğini ve bu etkiyi kendi hayatında nasıl karşıladığını görüyoruz. sonra aslında hepsinin birbiri için ne derece önem arz ettiğini, bu önemi ne denli geç fark etmelerine şahitlik ediyoruz. bu noktada okuyucuya, isteyerek ya da istemeyerek, kendi bir kuşak üstüyle ya da bir kuşak altıyla iletişimini sorgulatıyor. bu sorgulamalardan bazılarında, ağlattığını itiraf etmeliyim.
"unutursun" iclal aydın'ın kendi annesinin hastalığından esinlenerek ortaya çıkmış bir kitap. bunu da başlarken kısmında yazmasıyla, kitabı okumaya başlamadan öğreniyoruz. bu da kitaba, hikayesine gerçeklik katmış bence.
okurken, aslında tüm hikayeler bu dünyada bir puzzle parçası gibi. her hikaye diğerini tamamlıyor hissini, son sayfalarda yazarın kaleminden görmek, kitabın beni, benim kitabı anlamış olduğumu gösterir cinstendi.
bütün hikayelerin içinden geçenler, birbirleriyle kavuşup, hiç rastlaşamadan yoluna devam edenler, sadece kendi hikayelerini biricik zanneder. oysa hepsi birbirini tamamlamak içindir.
kitapsız kaldığım geçen hafta, annemin kitaplarına dadanmam sonucu, okudum. iclal aydın'ı az çok biliyorum. yazım dili temiz nasılsa, gideri var düşüncesiyle, kendimi içinde buldum. beni yanıltmayacak bir akıcılıktaydı roman.
fakat tahminimden daha çok etkiledi beni.
romandaki her bir kişinin kendi gözünden her olayı görmek, çok hoşuma gitti. birisinin gözünden gördüğümüz olayda, ona hak verirken, bir sonraki bölümde, başka bir karakterin gözünden aynı olayı görünce, bakış açımızı değiştirtip, ona da hak verirken buluyoruz kendimizi.
içerisinde yer verdiği tarihsel olayları, objektif, kişisel yorumsuz aktarması kitabı temiz bir hale getirmiş.
her kadın karakterin, hayatın ve bir kuşak üstündeki büyüğünün hayatına ne kadar etki ettiğini ve bu etkiyi kendi hayatında nasıl karşıladığını görüyoruz. sonra aslında hepsinin birbiri için ne derece önem arz ettiğini, bu önemi ne denli geç fark etmelerine şahitlik ediyoruz. bu noktada okuyucuya, isteyerek ya da istemeyerek, kendi bir kuşak üstüyle ya da bir kuşak altıyla iletişimini sorgulatıyor. bu sorgulamalardan bazılarında, ağlattığını itiraf etmeliyim.
"unutursun" iclal aydın'ın kendi annesinin hastalığından esinlenerek ortaya çıkmış bir kitap. bunu da başlarken kısmında yazmasıyla, kitabı okumaya başlamadan öğreniyoruz. bu da kitaba, hikayesine gerçeklik katmış bence.
okurken, aslında tüm hikayeler bu dünyada bir puzzle parçası gibi. her hikaye diğerini tamamlıyor hissini, son sayfalarda yazarın kaleminden görmek, kitabın beni, benim kitabı anlamış olduğumu gösterir cinstendi.
bütün hikayelerin içinden geçenler, birbirleriyle kavuşup, hiç rastlaşamadan yoluna devam edenler, sadece kendi hikayelerini biricik zanneder. oysa hepsi birbirini tamamlamak içindir.
devamını gör...
uyunan en ilginç yer
kumsalda ters dönmüş bir kayık içinde.
devamını gör...

