vergi alınmayan şey
var mı?
devamını gör...
süper zeka
nick bostrom'un bir kitabı. superintelligence seviyesine erişmiş bir yapay zekanın yapabilecekleri, böyle bir zeka nasıl kontrol edilebilir, böyle bir zekaya nasıl değerler atanabilir vb. konularını tartışıyor. fakat bu superintelligence tartışması bana teolojik bir tartışma gibi geliyor. meselenin konusu, üzerine tartışılan özne hayali bir özne; önce hayali bir özne tanımlanıyor –sonsuz bir zekaya sahip (her şeyi bilen), internet üzerinden her şeyi kontrol edebilen (kadir-i mutlak)– sonra bunun üzerine bir araba dolusu laf ediliyor. bostrom'un, ilk başta böyle bir zekanın neden ortaya çıkacağını ikna edici bir biçimde açıklayamadığını söylemem gerekir. genel zeka seviyesine ulaşmış bir yapay zeka sürekli olarak kendisinden bir tık daha zeki bir yapay zeka ortaya çıkarırsa ve bu işlem, çok kısa bir zaman içinde sürekli olarak tekrarlanan bir süreç ile, sonunda patlama noktasına ulaşıp bir superintelligence ortaya çıkmasına sebep olursa. bu koşulların hepsi, aslında somut olarak tanımlanmamış hayali süreçler ve öznelerden ibaret: genel zeka, kendisinden daha zeki yeni bir zeka oluşturmak, süper zeka.
devamını gör...
ahmet sezai karakoç'un hayatını kaybetmesi
mısralar, şiirler, kitaplar ve mona roza yetim kaldı...
allah rahmet eylesin.
allah rahmet eylesin.
devamını gör...
salyangoz
ben salyangoz. şövalyelerin benimle neden savaştıklarını bilmem. ancak bildiğim bir şeyi sizlere söyleyeyim de dinleyin. yağmur yağdıktan hemen sonra şeffaf şemsiye satıcılarından da biraz sonra ortaya çıkarım. bu nedenle yağmurdan sonra yürürken lütfen daha dikkatli olun ve görün beni. sevgiyle
devamını gör...
yazarların aile evindeki adı
işe yaramaz.
şımarık.
civciv.
şımarık.
civciv.
devamını gör...
atomlarda bilinç
var olup olmadığı bazı kesimlerce sorgulanan şuurlu olma hâli. bunun nedeni genellikle şu: insan bilinçli bir canlı. o halde onu oluşturan en ufak yapılar da bilinçli olabilir mi? bunlar bilinçli olduğu için mi bir araya geldiklerinde bizi bilinçli yapıyorlar?
yarasa seneca ile bu konu hakkında küçük bir sohbet yaptık ve kendisine, başlığı açmama ilham kaynağı olduğu için teşekkür ederim.
öncelikle bilinç konusu, daha doğrusu bilincin tanımı biraz belirsiz. bilinci, içinde bulunulan çevreyi algılama ve ona tepki verme hali olarak tanımlamaya kalkışırsak, bazı cansız aletleri bile bilinçli olarak kabul etmemiz gerekir. örneğin bir termostat oda sıcaklığını algılayıp sıcaklığı duruma göre düzenleyebilir. şu halde çevresindeki ortamı algılama ve tepki verme görevlerini yerine getirmiş demektir. bu da onu bilinçli yapar...
... mı acaba?
bu noktada ortaya, bu algılama ve tepki verme olaylarının kendiliğinden gerçekleşebilmesi gerekliliği çıkabilir. termostat bunu kendiliğinden yapmaz; öyle tasarlandığı için yapar. o halde tanımı değiştirmemiz ya da bu tanıma eklemeler yapmamız gerekebilir.
***
peki atomlar yahut elektronlar gibi çok küçük parçacıklar için ne söyleyebiliriz? genellikle kendiliğinden hareket halinde olan bu parçacıklar, bazı durumlar karşısında yine kendiliklerinden belirli pozisyonları seçmeye "karar veriyorlar". şu halde "bu parçacıklar bilinçlidir ve bu seçimleri bilerek kendileri yapıyorlar" diyebilir miyiz?
mesela 2 elektron bir atom etrafında dolanırken pauli dışarlama ilkesi gereğince belirli kuantum durumlarına sahip olmak zorundadır. normal şartlarda, bunların ikisi de baştan aşağı aynı kuantum sayılarına sahip olamaz. peki bu elektronların bilinçli olarak "ben şu diğer elektronun bulunduğu durumda bulunmak istemiyorum. şu duruma geçiş yapayım" diye verdiği bir karar mı? bu "kendiliğinden verilen kararlar" fizik kanunlarını mı oluşturuyor? yoksa tam tersine, fizik kanunları zaten var olduğu için mi bu sonuçlar ortaya çıkıyor?
eğer fizik kanunları, parçacıkların verdiği bilinçli kararların toplam sonucu olsaydı, buna göre parçacıkların hepsinin aynı durumda mutlaka aynı kararları vermesi gerektiği sonucu çıkardı ki, bilinçli bir şey için bu pek de mümkün değil. herhangi bir durumla karşılaşan 1000 tane insan, o durumla ilgili 2'den daha fazla seçim yapabilir ve ortaya dağınık bir sonuç tablosu çıkabilir. elektronlar çok daha kalabalık bir nüfusa sahipler. eğer elektronlar bilinçli seçimler yapıyor olsaydı, seçim yaptıkları konularla ilgili olarak da böyle dağınık sonuçlar görmeyi bekleyebilirdik çünkü her kafadan bir ses çıkması gerekirdi doğal olarak. bir elektron "ben bu kuantum durumunda bulunacağım" derken bir başkası tam olarak aynı şartlarla karşılaştığında "ben atomun etrafında bile olmak istemiyorum" diyerek çekip gidebilirdi ama böyle olmuyor.
o halde tam tersinin olduğunu, yani fizik kanunları var olduğu için parçacıkların belirli hareketleri yaptığını kabul etmemizde bir sakınca yok gibi görünüyor. bunların dışındaki hareketler, yine sadece belirli ortamlarda yapılabiliyor. örneğin pauli ilkesini çiğnemek için çok yüksek yoğunluk ve basınç altında olma şartı var. bunun dışındaki herhangi bir yerde bir fermiyon, kendi "kafasına" göre bu kuralı çiğneyemez. dolayısıyla buradan çıkan sonuç, parçacıkların bilinç sahibi olmadığı ve sadece belirli yasalar tarafından kısıtlanmış hareketleri yapabildikleri.
düşüncelere ve üzerinde tartışılabilecek farklı görüşlere de açığım elbette.
yarasa seneca ile bu konu hakkında küçük bir sohbet yaptık ve kendisine, başlığı açmama ilham kaynağı olduğu için teşekkür ederim.
öncelikle bilinç konusu, daha doğrusu bilincin tanımı biraz belirsiz. bilinci, içinde bulunulan çevreyi algılama ve ona tepki verme hali olarak tanımlamaya kalkışırsak, bazı cansız aletleri bile bilinçli olarak kabul etmemiz gerekir. örneğin bir termostat oda sıcaklığını algılayıp sıcaklığı duruma göre düzenleyebilir. şu halde çevresindeki ortamı algılama ve tepki verme görevlerini yerine getirmiş demektir. bu da onu bilinçli yapar...
... mı acaba?
bu noktada ortaya, bu algılama ve tepki verme olaylarının kendiliğinden gerçekleşebilmesi gerekliliği çıkabilir. termostat bunu kendiliğinden yapmaz; öyle tasarlandığı için yapar. o halde tanımı değiştirmemiz ya da bu tanıma eklemeler yapmamız gerekebilir.
***
peki atomlar yahut elektronlar gibi çok küçük parçacıklar için ne söyleyebiliriz? genellikle kendiliğinden hareket halinde olan bu parçacıklar, bazı durumlar karşısında yine kendiliklerinden belirli pozisyonları seçmeye "karar veriyorlar". şu halde "bu parçacıklar bilinçlidir ve bu seçimleri bilerek kendileri yapıyorlar" diyebilir miyiz?
mesela 2 elektron bir atom etrafında dolanırken pauli dışarlama ilkesi gereğince belirli kuantum durumlarına sahip olmak zorundadır. normal şartlarda, bunların ikisi de baştan aşağı aynı kuantum sayılarına sahip olamaz. peki bu elektronların bilinçli olarak "ben şu diğer elektronun bulunduğu durumda bulunmak istemiyorum. şu duruma geçiş yapayım" diye verdiği bir karar mı? bu "kendiliğinden verilen kararlar" fizik kanunlarını mı oluşturuyor? yoksa tam tersine, fizik kanunları zaten var olduğu için mi bu sonuçlar ortaya çıkıyor?
eğer fizik kanunları, parçacıkların verdiği bilinçli kararların toplam sonucu olsaydı, buna göre parçacıkların hepsinin aynı durumda mutlaka aynı kararları vermesi gerektiği sonucu çıkardı ki, bilinçli bir şey için bu pek de mümkün değil. herhangi bir durumla karşılaşan 1000 tane insan, o durumla ilgili 2'den daha fazla seçim yapabilir ve ortaya dağınık bir sonuç tablosu çıkabilir. elektronlar çok daha kalabalık bir nüfusa sahipler. eğer elektronlar bilinçli seçimler yapıyor olsaydı, seçim yaptıkları konularla ilgili olarak da böyle dağınık sonuçlar görmeyi bekleyebilirdik çünkü her kafadan bir ses çıkması gerekirdi doğal olarak. bir elektron "ben bu kuantum durumunda bulunacağım" derken bir başkası tam olarak aynı şartlarla karşılaştığında "ben atomun etrafında bile olmak istemiyorum" diyerek çekip gidebilirdi ama böyle olmuyor.
o halde tam tersinin olduğunu, yani fizik kanunları var olduğu için parçacıkların belirli hareketleri yaptığını kabul etmemizde bir sakınca yok gibi görünüyor. bunların dışındaki hareketler, yine sadece belirli ortamlarda yapılabiliyor. örneğin pauli ilkesini çiğnemek için çok yüksek yoğunluk ve basınç altında olma şartı var. bunun dışındaki herhangi bir yerde bir fermiyon, kendi "kafasına" göre bu kuralı çiğneyemez. dolayısıyla buradan çıkan sonuç, parçacıkların bilinç sahibi olmadığı ve sadece belirli yasalar tarafından kısıtlanmış hareketleri yapabildikleri.
düşüncelere ve üzerinde tartışılabilecek farklı görüşlere de açığım elbette.
devamını gör...
yoldaş'ın yetkisini kötüye kullanması
çalışıyor mu diye kontrol içindir.
devamını gör...
24 ağustos 2021 türkiye hollanda voleybol maçı
şiir gibi maç olmuş, milli takımımızın cânım kadınlarının 3-0 galibiyetiyle sonuçlanmıştır. helal olsun, gönülden tebrikler.
devamını gör...
başlıklar orijinal ismi ile açılmalıdır
bir yerde evet.
şeytan’ın ölüsü diye başlık açılsa kimsenin bilmeme olasılığı var. ancak evil dead diye başlık açılsa herkesin bilme olasılığı yüksek.
bunun tersi de mevcut; the young and the restless bilinmeme olasılığı yüksek olan özel isim. yalan rüzgarı dersek herkes bilir. biraz da popülarite ile ilgili bir durum bu.
şeytan’ın ölüsü diye başlık açılsa kimsenin bilmeme olasılığı var. ancak evil dead diye başlık açılsa herkesin bilme olasılığı yüksek.
bunun tersi de mevcut; the young and the restless bilinmeme olasılığı yüksek olan özel isim. yalan rüzgarı dersek herkes bilir. biraz da popülarite ile ilgili bir durum bu.
devamını gör...
hayatınızdaki en pozitif şey
en ve tek pozitif şey kan grubum.
devamını gör...
aşkı anlatan en güçlü söz
"boşluk" olarak düşünülebilecek; sırrı herkesin kendi "boşluğunda" betimlenmiş olan, telaffuzu da çoğu zaman mümkün olmayan sözdür.
devamını gör...
ölüyü gömme geleneğinin saçma olması
ölü bedenimin bir fayda sağlayacağı her yola razıyım açıkçası. toprağa gömülmüşsem bedenime tıkanmış yoğun enerji, binbir türlü canlının işini görerek doğanın dengesine katkı sağlar. açık alanda kargalar tarafından yenilmeye bile razıyım.*
tanım: ölen her insanın yakılarak yok edilmesi durumunda doğanın dengesinin ne denli hasara uğrayacağını kestiremeyen şahısların fikri.
tanım: ölen her insanın yakılarak yok edilmesi durumunda doğanın dengesinin ne denli hasara uğrayacağını kestiremeyen şahısların fikri.
devamını gör...
freud sürçmesi
saklanan ifadenin yanlışlıkla ağzından kaçmasıdır.
hakkında bir sürü rivayet vardır.
yok yemek yerken karısının memesini sıkıyormuş yok çocuklar ağzından bir şey kaçırmış.
hakkında bir sürü rivayet vardır.
yok yemek yerken karısının memesini sıkıyormuş yok çocuklar ağzından bir şey kaçırmış.
devamını gör...
hoşlandığın biri var mı sorusuna verilebilecek cevaplar
gibimsitrak
devamını gör...
dış görünüşe önem vermiyorum diyen insan
nedense hep güzel kızlar-erkekler vardır kollarında niye acaba?
devamını gör...
hala açıp izlenen türk dizileri
bizimkiler.
devamını gör...
sözlükteki kaliteli troll eksikliği
troll kelimesini sarkazim ile karıştıran kişilerin ifadesidir. kaliteli troll diye bir şey yoktur ancak kaliteli sarkastik yazar vardır.
troll : merriam webster sözlüğe göre kasıtlı olarak kışkırtıcı, alakasız veya saldırgan yorumlar veya diğer rahatsız edici içerikler yayınlayarak (başkalarını) çevrimiçi olarak düşmanlaştırmak.
cambridge sözlüğe göre birini üzmek, dikkat çekmek veya sorun çıkarmak için internette kasıtlı olarak sinir bozucu veya saldırgan bir online mesaj bırakan kişi.
sarkazm:türkçeye alay olarak çevrilmekle birlikte sarkazm ucuz bir şekilde alay etmekten fazlasıdır. mizahla yumuşatılmış ironik veya hicivsel bir ifadedir. esasen, insanlar bunu, birisini aptal gibi göstermek veya hissettirmek için doğru olanın tam tersini söylemek için kullanır. örneğin, zombiler beyin yiyor oğlum, sen güvendesin tarzında şeylerdir.
sarkastik komedyen bill murray, sarkazmin doruğu çıktığı film deadpool, yazar jane austen sarkazm konusunda iyi örneklerdir.
denizde kum sözlükte troll boldur. ancak sarkastik yazar fazla yoktur. sarkazm doğru ve iyi yapıldığında komik olmakla birlikte, iyi bir şekilde yapılmadığında sadece gereksiz ve kötü bir alaycılık haline gelir.
troll : merriam webster sözlüğe göre kasıtlı olarak kışkırtıcı, alakasız veya saldırgan yorumlar veya diğer rahatsız edici içerikler yayınlayarak (başkalarını) çevrimiçi olarak düşmanlaştırmak.
cambridge sözlüğe göre birini üzmek, dikkat çekmek veya sorun çıkarmak için internette kasıtlı olarak sinir bozucu veya saldırgan bir online mesaj bırakan kişi.
sarkazm:türkçeye alay olarak çevrilmekle birlikte sarkazm ucuz bir şekilde alay etmekten fazlasıdır. mizahla yumuşatılmış ironik veya hicivsel bir ifadedir. esasen, insanlar bunu, birisini aptal gibi göstermek veya hissettirmek için doğru olanın tam tersini söylemek için kullanır. örneğin, zombiler beyin yiyor oğlum, sen güvendesin tarzında şeylerdir.
sarkastik komedyen bill murray, sarkazmin doruğu çıktığı film deadpool, yazar jane austen sarkazm konusunda iyi örneklerdir.
denizde kum sözlükte troll boldur. ancak sarkastik yazar fazla yoktur. sarkazm doğru ve iyi yapıldığında komik olmakla birlikte, iyi bir şekilde yapılmadığında sadece gereksiz ve kötü bir alaycılık haline gelir.
devamını gör...
akik
tesbih ve bileklik yapımında da kullanılan bir çeşit taştır.
devamını gör...

