aynı zamanda eğleneceğin bir kızda olmalı. eğlenemediğin, gülemediğin biriyle bir ömür geçer mi?
devamını gör...

uzungöl
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

#119745 burada tanımıma denk geldim. ne kadar açıklayıcı yazmışım.* doğrudur sık sık bozulur boşluk duygusu yaşattırır ara ara. eğer ara ara oluyorsa yine çok şanslısın.
psikoloji en kısa tanımıyla insan zihnini inceler. kelime anlamıyla ruh bilgisidir. ama insan zihnini incelemek bu kadar kolay olmamalı. bakınız freud amcamız ne demiş?

duyguları bilimsel olarak tedavi etmek kolay değildir.

duygular işin içine girdi mi insan çok savunmasız kalıyor. belki de en mühim olanı insanın kendi kendine yardım etmesidir. her düşündüğünüzde kendi kendinize konuştuğunuz gibi. ama hepsinin başında o koca levhadaki yazı çıkıyor. kolay değil.
sevgi'yi tüketmeden, duygularını öldürmeden o büyük resmi yakalama gayretiyle çarpışıp durduğun o zihin seni götürecek olan en kudretli şey.

ifade edilmeyen duygular asla ölmeyecek. canlı canlı gömülürler ve daha sonra çirkin şekillerde ortaya çıkacaklardır

içindeki sesleride susturamazsın. sadece onları akıl yoluyla yönlendirmeyi bilmelisin. gücünün yetmediği her yerde akıl'ı devreye koymak lazım. bu da denge işi duygu ile mantık hep çarpışır.
yazarken psikolojim bozuldu tamir etmeye gidiyorum.*
devamını gör...

bir marcel proust eseridir. 7 kitaptan oluşan kayıp zamanın izinde serisinin ilk kitabıdır.

bu seriyi ve marcel proust'u uzun süredir okumak istiyordum ve sonunda ilk kitaptan seriye giriş yaptım. açıkçası okumadan önce çok araştırdım ve çok okudum. endişelerim vardı. okumadan önce proust'un iki kitabını okudum ve sonra serinin ilk kitabını okudum.
şahsen kitap üzerine konuşulması gereken çok lezzetli bir eser. çok beğendim.

kitap üç bölümden oluşuyor bu bölümler şöyle. ilk olarak combray bölümü. ikinci bölüm swann'ın bir aşkı üçüncü bölüm ise memleket isimleri:
kitaba başlar başlamaz farklı bir eser okuyacağınızı hissediyorsunuz. ilk cümleden itibaren alışılanın dışında bir şeyle karşılaşacağınızı anlıyorsunuz ve okumaya devam ediyorsunuz. uzun cümleler, detaylı betimlemeler, sıkıcı tasvirlerle başlayan bir bölüm sizi karşılıyor. yazarın geçmiş hakkında yaptığı gözlemler karşınıza çıkıyor ve inanılmaz lezzetli cümleler okuyorsunuz. uzun bir cümleyi okuyorsunuz okuyorsunuz ve cümle bittiğinde muhteşem bir haz duyuyorsunuz. bazen cümleyi anlamayıp tekrar okuyorsunuz. bu kitabı okurken sık sık bir cümleyi defalarca okudum ve anlamaya çalıştım. çok keyifliydi.

marcel proust bu kitabında geçmişe giderek o anlarda neler hissettiğini tarif etmeye çalışıyor ve bunu çok güzel şekilde yapıyor. yazar his dünyasını okuyucuya çok başarılı şekilde aktarıyor. yaşadığı duyguları ve anları, kelimeleri yan yana harika şekilde koyarak aktarıyor. hayatında belirli isimlerle yaşadığı şeyleri ve hisleri başarılı bir gözlemci olarak anlatıyor. tabii banane bundan diyebilirsiniz ama gerçekten okurken insana öyle gelmiyor.
proust aslında bize bilmediğimiz bir şey anlatmıyor. bildiğimiz şeyleri farklı ve edebi şekilde anlatıyor. okurken "aaa cidden öyle" diyorsunuz. bildiğimiz olayların bu kadar güzel bir şekilde kağıda dökülmesi okuyucuyu mutlu ediyor. şahsen beni çok mutlu etti.

kitap okurken fark edeceğiniz bir başka detay ise belleğin gücü oluyor. geçmişe dönüp o kadar detaylı şeyleri anlatan proust harika bir belleğe sahip olduğunu her satırda gösteriyor. özellikle çocukluğu ve ailesiyle yaşadığı hisler ve duygular çok ama çok başarılı.
ilk bölümde yer alan anne ve babanın çocuk üzerindeki etkisi şahsen en etkilendiğim kısım oldu. ikinci bölümde yer alan swann ve aşkı yine sevdiğim kısımlardandı. yazar ikinci bölümde bizim aşk diye bildiğimiz şeyleri tüm gerçekçiliğiyle anlatıyor ve okurken hayrete düşüyorsunuz. swann ve yaşadığı kıskançlık o kadar iyi aktarılmış ki uzun zamandır okuduğum en iyi şeylerden birisiydi.

swann'ların tarafı bir giriş kitabı nasıl olması gerekiyorsa öyleydi. muhteşem bir giriş kitabı, harika bir seriye başlayacağınızı size belli ediyor. bu devasa seriye başlangıcın bir madlen sayesinde olması ise yazarın ne kadar başarılı ve muhteşem bir zekaya sahip olduğunun göstergesi. herkese tavsiye ederim.
yazımı bitirmeden önce değinmeden geçemeyeceğim bir kişi daha var o da roza hakmen. bu kitaptan bu kadar keyif aldıysam sebebi harika çevirisiyle beraber roza hakmen'dir. bu kadar uzun cümleleri nasıl çevirdi ve çevirirken neler hissetti bilmiyorum ama tam anlamıyla muhteşemdi.
ha unutamadan bu kitap size noktalama işaretlerinin ne kadar önemli olduğunu öğretiyor. noktalama işaretleri olmasaydı nasıl okunurdu acaba diye düşünmeden edemedim.

kayıp zamanın izinde serisinin diğer kitaplarında görüşmek üzere.
devamını gör...

buluş yapıyorlardı. arkadaşlar tanımların hepsini okudum da ciddi mi yazıyorsunuz anlamadım. çok fazla okumuş olmanıza, entellektüel birikime falan ihtiyacınız yok. ben de bilgisiz biriyim ama şu google denen zımbırtıyı çok profesyonel kullanıyorum. geliştirin kendinizi. merak ettiğiniz bir kelime yazıp entera basarak başlayın mesela. sonra da bu tarz sorunsallarınızı aramaya başlarsınız. doğuda yüzlerce yıl öncesinden çinden tutun anadoluya kadar yüzlerce buluş gerçekleşmiştir. avrupanın gelişimi daha geç fakat daha tutarlı, daha hızlı olmuştur. doğu insanı inanç ve kültür olarak değişime daha kapalı olduğu için gelişim çok çok yavaşlamıştır ama bu durum o kadar buluş olduğu gerçeğini değiştirmez. "yeaa doğulular zır cahil yeaa tek bir buluş bile yok kanka, hep avrupa bulmuş." diyenleri nazikçe araştırmaya sevk edin.
devamını gör...

bal porsuğu kitap yaz alalım, tv programı yap seyredelim, köşe yaz her gün okuyalım.
valla süper yazıyorsun kardeşim,allah nazardan saklasın ben sıkılmadan zevk ile okuyorum.
yaşım benim biraz buradaki genç arkadaşlardan fazla, sizi okurken çok mutlu oluyorum, bu kadar güzel yetişmiş gençlerimiz var, bunlara bal porsuğu örnek, kafa sözlükte gerçekten çok süper bilgi paylaşan bilgili yazarlar var.
hepinize teşekkür ediyorum.
bal porsuğu seni seviyorum kardeşim var ol.
devamını gör...

ya da çaylak olduğun için beğeni hakkın yoktur ama yazıyı beğendiğinden favlarsın
devamını gör...

sevdiğim yazarlardan olan orsalesta anafor’un açtığı başlığı görünce ben de tanım yazmak istedim. okumak, yaşamak ve dert sahibi olmak çok önemli bence de. karanliktakimum’un yaptığı yetenek eklemesi de oldukça yerinde.

ben de ekleme yapmalıyım. görüyor ve artırıyorum.

ben çok küçük yaşta öykü yazmaya başladım ama hepsi çocuksu şeylerdi. ciddi ciddi öyküler yazmaya başladığım ilk zamanlar adeta minyatür bir kafka idim. onun gibi cümleler kurmak için kan ter içinde çabalıyordum.

çok okudum, deliler gibi, hayatım yokmuş gibi okudum ve bu bana ciddi bir birikim sağladı. yaşadım da. en dibi gördüğüm çok oldu, tekrar yükselip tekrar düştüm. harcayamayacağım kadar çok paramın olduğu zamanlarım oldu, metro çıkışında metro kartı dilendiğim zamanlarım da. ve içimde tutamadığım onlarca derdim oldu, hala var ve görüyorum ki olmaya devam edecek. yetenek konusunda emin değilim ama bence az da olsa bir yazı kabiliyeti var bünyemde. bazen nerde olduğunu bulamasam da varlığını hissediyorum.

ama minyatür kafka olmaktan kurtulup gerçekten yazmaya başlamam kendi tarzımı bulmamla oldu. kafka gibi değil, kafka hayranı bir insanolunbiraz gibi yazmaya başladığımda kendi sesimi de bulmuş oldum. ne yazarsam yazayım kendi tavrımla yazmaya başladım o günden sonra.

haklı bütün ön koşullara ek olarak bence insanın kendi sözcüklerini bulmasını da ekleyebiliriz. yani ben eklemek isterim. sanırım ekledim de.
devamını gör...

'bir buddy' olmaya karar verdiğimiz yazar.

dalış mı salış mı?... sonradan karar vereceğiz. benim dalış geçmişim var. onun da 'hay senin geçmişine.' demişliği var. ee daha ne olsun?

'senle kanka olak mı?' dedi bana. bana dedi bana. ben de ona; dillere düşeceğiz seninle, illede biz düşecek... dedim sonra baktım sonu vahim. (akışta akan kanka başlıklarına binaen diyecektim ben lakin sözler oooo.) oradan; düşe kalka böyle geldik. biz aşkı dumana verdik. bak yine tribe girdik. takma düzelir be kanka... bu alemde kardaşın çok, denizde kum bizde dalga. hallederiz sıkıntı yok. takma düzelir be kanka... ya döndüm. neyse ki erken farkedip döndüm.

'yalnız bu sene ne kanka yaptı bee?' nidasıyla kapatacaktım nickaltını ki asıl gelme sebebimi unuttuğumu fark ettim.

rütben hayırlı olsun cınım. pazarları yolumuzu değiştireceğiz anlaşıldı. yakışmış, açmış seni. hadi kutlayak. mucukss...
devamını gör...

kişide tuhaf hisler uyandıran komik bir eylemdir. benzer isimlerin başarısı ile karşılaşıyorsanız insanda bir parça burukluk yaratabilir.
devamını gör...

fotoğrafçılıkta bulanıklık efekti anlamına gelir. japonca bulanık manasına gelen bokeh, fotoğrafta anlamı güçlendirmek ve belirginleştirmek için odak dışında kalan kısımları bulanıklaştıran bir çekim tekniğidir. özellikle diyafram değeri 1.8 altındaki lensler ile çekildiğinde en güzel sonuçları verir. arka planda çeşitli renklerde ışıklar bulunan bir konumda çok güzel fotoğraflar çekilebilir bu teknikle.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fikirlerini filtreden geçirmeden dümdüz söyledikleri için genelde insanı şaşırtıyorlar. beni gözlüklü görünce ''korkunç görünüyorsun'' diyen, bir de ara ara ''gözlüğü çıkarsana'' diye beni darlayan yeğenim buna dahil. keşke beğenmediğini bu kadar belli etmeseydi..
devamını gör...

kavgasız, gürültüsüz, kaossuz, iş çıkış trafiği stressiz bir cuma yaşamanız dileği ile, günaydınlar sayın yazarlar ve userlar.
mühim bir haber bekliyorum, varsa güzel dilekleriniz alırım iki-üç. *

edit: haber geldi, dileklerimiz tuttu. gün güzelleşiyor efenim.
devamını gör...

recep ivedik, şevkat yerimdar gibi karakterlerin prim yapmasını sağlayan durum.
devamını gör...

(bkz: kalbimiz seninle) gibi ironik uğurlanmayla yaşanılan durum. uçurulanların marsa yerleşip yeni bir koloni kurdukları hakkında söylentiler mevcut..
devamını gör...

sansar salvonun 21 gram şarkısını dinledikten sonra merak edip araştırdığım konu.
devamını gör...

murat yılmazyıldırım şarkısıdır.

cem adrian ile birlikte yorumladığı halini de bırakayım;

bağışlayın beni sevdalarım
kendimi parçalara ayıramadım
alın gidin korkularımı saçlarımı ellerinizle okşayın
hiçbir ayrılık yeniden yaratmıyor artık beni
alın gidin korkularımı saçlarımı ellerinizle okşayın
ve bütün ayrılıklar sabah olunca alıyor nefesimi
kan revan içindeyim gönlümün derdindeyim
yerlerin dibindeyim kurtar ne olur
kan revan içindeyim yarimin peşindeyim
cennetin izindeyim kurtar ne olur
aşk ağır yükler bindirdi küçülen omuzlarıma
kalplerinizden kaçtım hep varıp gittim en karanlıklara
yağmur ıslak mazeretler yükledi büyüyen yangınıma
cehennemden düştüm hep beni hiç görmediler
yağmur ıslak mazeretler yükledi büyüyen yangınıma
seviştim ve yoruldum varıp gittim en yalnızlıklara
kan revan içindeyim gönlümün derdindeyim
yerlerin dibindeyim dibindeyim kurtar ne olur ne olur
kan revan içindeyim yarimin peşindeyim
cennetin izindeyim kurtar ne olur
ah, ah
devamını gör...

bisiklet yolunda yürüyen insan kadar sinir edici bir tiptir.
devamını gör...

aynen güzelim sözlükte inanılmaz popülerim ya manitalar darlıyo sürekli çok beğeniyolarmış yazdıklarımı beni de biliyosun fazla yüz vermiyorum kimseye..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

özledim, yan yana yürümeyi özledim. günün nasıl geçti anlatmanı özledim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim