greyfurt
diğer narenciye türlerinin aksine güney ve doğu asya kökenli olmayıp karayip kökenlidir. 17. yüzyılda avrupa'ya karayipler'den getirilmiştir.
devamını gör...
yazarların kendilerini tanımlama şekli
saçmalamaya meyyalim.
kimin yanında olur ne zaman olur ben bile kestiremiyorum.*
kimin yanında olur ne zaman olur ben bile kestiremiyorum.*
devamını gör...
blackwhite
ölümlü dünya, 10 dk önce kargo başlığında yazarken gördüm şimdi kalbim seninle yazıyor.
modlar elinde giyotinle dolaşıyor herhalde.
modlar elinde giyotinle dolaşıyor herhalde.
devamını gör...
ahlak zabıtalığı
ellerindeki pisliği başkalarına sürerek kendi ahlaksızlıklarını örtmeye çalışan oysa kendileri boğazlarına kadar o pisliğin içinde olan insanlardır.
'kim namus ve ahlak şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en namussuzu odur.'
nietzsche
'kim namus ve ahlak şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en namussuzu odur.'
nietzsche
devamını gör...
yazarların en türk özelliği
ekmeksiz doymuyorum.
devamını gör...
pazar sabahı kahvaltısı
pazar kahvaltısı denilince ilk akla gelen tabi ki kalabalık bir masadır. her manada tabi masanın üstü ve yanları kalabalık olacak. lakin uzun yıllardır nadir zamanlar dışında benim için bu durum söz konusu değil. ama yine de enerji emdiğini, mutluluk süpürdüğünü düşünmüyorum. insan kendiyle yaptığı bir kahvaltıdan neden böyle bahsetsin ki? hele de kendini seviyorsa. yani işin aslı kalabalık ya da yalnız olmakla bir problemim yok beden ve ruh sağlığımda sorun yoksa ben her türlü kendimle zaman geçirmekten keyif alırım. bu sabah kendime güzel bir sofra donattım, çay demledim terasımda manzaraya karşı harika bir kahvaltı yaptım.
kahvaltım serpmeydi ama siz yinede serperken dikkat edin. *
kahvaltım serpmeydi ama siz yinede serperken dikkat edin. *
devamını gör...
yolda yürürken yapılmaması gerekenler
bebek arabası ve pazar arabası kullanmayı ve hatta şemsiye kullanmayı bilmeyenler o yola hiç çıkmasınlar rica edeceğim.
devamını gör...
taliban atatürk'ün yaptığı gibi kurtuluş savaşı verdi
vatan partisi genel başkanı doğu perinçek'in saçma sapan açıklamalarıdır. başlığın tam hali “taliban, mustafa kemal paşa'nın türkiye'de yaptığı gibi afganistan'ın kurtuluş savaşını başardı. afganistan'dan mustafa kemal çıkmadı, taliban çıktı” olacaktı lakin karakter sınırına takıldım malumunuz.
tanım : belli bir yaştan sonra siyaset yapılmaması gerektiğini gösteren talihsiz açıklamalar.
buradan
tanım : belli bir yaştan sonra siyaset yapılmaması gerektiğini gösteren talihsiz açıklamalar.
buradan
devamını gör...
erkek adam ev işi yapar mı sorunsalı
ah bu analar!
önce prenses* oğullarına iş yaptırmayıp,kırk yaşına gelse dahi önüne yemek koyup,kız kardeş ya da ablalarına işlerini yaptırır sonra da bu yetişmeyen oğullarını başka anaların biricik kızlarının başına salarlar.o kız onu eğitebilir tabi ama neden bunu çeksin?
benim başımda bir prenses oğul var,doluyum.
önce prenses* oğullarına iş yaptırmayıp,kırk yaşına gelse dahi önüne yemek koyup,kız kardeş ya da ablalarına işlerini yaptırır sonra da bu yetişmeyen oğullarını başka anaların biricik kızlarının başına salarlar.o kız onu eğitebilir tabi ama neden bunu çeksin?
benim başımda bir prenses oğul var,doluyum.
devamını gör...
eski sevgiliden öğrenilen bir şey
yok saymayı, umursamaz olmayı öğrendim.
devamını gör...
sevgiliyi meriçlerden uzak tutma yöntemleri
bir trollden beklenmeyecek uzunlukta bir tanım. emek var emekkk!
mod.ların istediği tanım: bir yazardan yöntem tavsiyeleri.
mod.ların istediği tanım: bir yazardan yöntem tavsiyeleri.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının uzmanlık alanları
tercüme, edebiyat, rock and roll ve görsel.
devamını gör...
zihinde yer etmiş anonslar
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
uzaklardayım. çok uzaklarda, elimde harita dahi yok. gerçi buraların bir haritası var mı ondan da şüpheliyim. nerede olduğumu inanın hiç bilmiyorum. kimsecikler de yok burada. nereye, nasıl gidilir kestiremiyorum. bazen kendi etrafımda dönüyorum, bazen de ağaçların etrafında. bazen koşuyor, bazen yürüyorum.
çok güçlü rüzgarlar esiyor burada. ayakta durmakta çok zorlanıyorum da bir köşeye geçip oturmuyorum. deliler gibi oradan oraya koşturup duruyorum.
şu an, yanı başımdaki ağaçları bir görseniz, göğü deliyor sanırsınız. sarı yabani orkideler var bir de. çok güzeller. havası bir garip gri.
bir şekilde ormandan çıkıyorum. azıcık sakinleşip, nefes kesen manzarayı hissetmeye çalışıyorum.
ama ne mümkün. kaç gündür buradayım bilmiyorum. suyum bitmek üzere. su bulabirdim ama yiyecek bir şey bulabilir miydim bilmiyorum. açlıktan ölmek üzereyim.
bir süre daha yürüdükten sonra kendimi kaybetmiş olacağım ki, bir ses beni kendime getirdi.
bu ses patagonyalının sesiydi. kibar ve naif bir sesti.
ondan patagonya topraklarında olduğumu öğreniyorum.
oracıkta yemem için bir şeyler verip, kendime gelmemi sağlıyor.
doğruca yaşadığı yere götürüyor beni.
ben böyle dost canlısı bir insan görmemiştim. yaptığımız sohbetlerden onun görmüş geçirmiş, hoşgörülü ve cömert bir insan olduğunu öğreniyorum.
çok iyi bir dinleyen, seninle kederlenen, seninle mutlu olabilen bir kardeş olabileceğini hissedebiliyordum.
ha birde adını tam hatırlayamadığım bir sözlükte yazarlık yapıyormuş.
ama sahibi koldaş yazarlara bayadır maaşlarını veremiyormuş. bundan çok dert yanıyor patagonyalı.
yürürken anlatıyor patagonyalı yaşadığı toprakları.
patagonya, şili ve arjantin'in güneyindeki bölgedir. çok az yerleşim alanı vardır.
darwin’in patagonya ve çevresindeki adalarda beş yıl süren bir inceleme gezisi yaptığından, burada çok sayıda değişik canlı türüne rastladığını, “evrim” teorisinin temellerini burada atıldığından bahsediyor.
unesco doğal ve tarihi miras listesi’ndeki buzullar parkı nın bulunduğunu,
kutuplardan sonraki yeryüzünün en büyük buzul alanları burada olduğunu,
çok sayıda gölleri, yeşil vadileri ve şelalariyle cennetten bir köşe olduğunu,
güneyinde yarı antarktika ikliminin hüküm sürdüğü dünyanın sonu olarak adlandırılan ateş topraklarının bulunduğunu söylüyor.
sonra maradona’dan bahsediyor patagonyalı. onu çok sevdiğini anlatıyor.
ama asla patagonyalı, tanrı nın bir eli olamazdı.
seni tanıdığım için mutluyum dostum.
çok güçlü rüzgarlar esiyor burada. ayakta durmakta çok zorlanıyorum da bir köşeye geçip oturmuyorum. deliler gibi oradan oraya koşturup duruyorum.
şu an, yanı başımdaki ağaçları bir görseniz, göğü deliyor sanırsınız. sarı yabani orkideler var bir de. çok güzeller. havası bir garip gri.
bir şekilde ormandan çıkıyorum. azıcık sakinleşip, nefes kesen manzarayı hissetmeye çalışıyorum.
ama ne mümkün. kaç gündür buradayım bilmiyorum. suyum bitmek üzere. su bulabirdim ama yiyecek bir şey bulabilir miydim bilmiyorum. açlıktan ölmek üzereyim.
bir süre daha yürüdükten sonra kendimi kaybetmiş olacağım ki, bir ses beni kendime getirdi.
bu ses patagonyalının sesiydi. kibar ve naif bir sesti.
ondan patagonya topraklarında olduğumu öğreniyorum.
oracıkta yemem için bir şeyler verip, kendime gelmemi sağlıyor.
doğruca yaşadığı yere götürüyor beni.
ben böyle dost canlısı bir insan görmemiştim. yaptığımız sohbetlerden onun görmüş geçirmiş, hoşgörülü ve cömert bir insan olduğunu öğreniyorum.
çok iyi bir dinleyen, seninle kederlenen, seninle mutlu olabilen bir kardeş olabileceğini hissedebiliyordum.
ha birde adını tam hatırlayamadığım bir sözlükte yazarlık yapıyormuş.
ama sahibi koldaş yazarlara bayadır maaşlarını veremiyormuş. bundan çok dert yanıyor patagonyalı.
yürürken anlatıyor patagonyalı yaşadığı toprakları.
patagonya, şili ve arjantin'in güneyindeki bölgedir. çok az yerleşim alanı vardır.
darwin’in patagonya ve çevresindeki adalarda beş yıl süren bir inceleme gezisi yaptığından, burada çok sayıda değişik canlı türüne rastladığını, “evrim” teorisinin temellerini burada atıldığından bahsediyor.
unesco doğal ve tarihi miras listesi’ndeki buzullar parkı nın bulunduğunu,
kutuplardan sonraki yeryüzünün en büyük buzul alanları burada olduğunu,
çok sayıda gölleri, yeşil vadileri ve şelalariyle cennetten bir köşe olduğunu,
güneyinde yarı antarktika ikliminin hüküm sürdüğü dünyanın sonu olarak adlandırılan ateş topraklarının bulunduğunu söylüyor.
sonra maradona’dan bahsediyor patagonyalı. onu çok sevdiğini anlatıyor.
ama asla patagonyalı, tanrı nın bir eli olamazdı.
seni tanıdığım için mutluyum dostum.
devamını gör...
tanımları engelle
harika çalışan buton. birisi yok kadınlar şöyledir, sevgili bilmem ne, kedi seven erkek bilmem nedir gibi ergen ergen şeyler mi yazmış. basıyorum tanımları engelleyi. 10 yıldır sürekli kendini tekrar eden, sığ, avam muhabbetlerden uzak kalıyorum ve görmüyorum miss.
devamını gör...
kanser olduğunu öğrenmek
edebiyatının yapılmaması gereken durumdur.
devamını gör...
black sabbath
n.i.b. şarkısını sabah işe giderken arabada son ses açtığım, gençliğimde çok dinlediğim grup.
devamını gör...
burhan kuzu
gezi direnişi esnasında yazdığım bir tivite “ şeytanla berabersin “ yazmış olan anayasa hukukçusudur.
yakın zamanda hayatını kaybetmiş olsan burhan kuzu’yla böyle bir etkileşim yaşamış olmak beni ne kadar şaşırtmıştı anlatamam ama anlatmaya çalışacağım.
o dönemler yaşadığım şehirde gezi direnişi sadece sosyal medya üzerinden yapıldığı için ben de bu yolla destek veriyordum. gezide direnen arkadaşlara destek amaçlı içinde ne hakaret, ne küfür, ne de provokatif ifadeler bulunan bir paylaşım yapıp evden çıktım.
saatler sonra eve geldiğimde etkileşimden göz gözü görmüyordu. önce bir hata olduğunu düşündüm. çünkü bu kadar etkileşimi hesabı açtığımdan beri toplamda almamıştım.
sonra ne olduğunu anlamaya çalıştım ve benim paylaşımının altına burhan kuzunun yukarıda söylediğim cümleyi yazdığını gördüm.
olay tamamıyla saçma bir olay. nerden baksan tutarsızlık. koca profesörün benim bir roman kahramanı adıyla açılmış hesaptan yaptığım paylaşıma cevap vermesine mi yanayım, yoksa insanların yeni che’ye kavuşmuş gibi beni desteklemek için tivit üstüne tivit atmalarına mı yanayım?
benim için hala gizemini koruyan bir olaydır. burhan kuzu artık hayatta olmadığı için de çözülemeyen gizemler dükkanında yerin almıştır.
yakın zamanda hayatını kaybetmiş olsan burhan kuzu’yla böyle bir etkileşim yaşamış olmak beni ne kadar şaşırtmıştı anlatamam ama anlatmaya çalışacağım.
o dönemler yaşadığım şehirde gezi direnişi sadece sosyal medya üzerinden yapıldığı için ben de bu yolla destek veriyordum. gezide direnen arkadaşlara destek amaçlı içinde ne hakaret, ne küfür, ne de provokatif ifadeler bulunan bir paylaşım yapıp evden çıktım.
saatler sonra eve geldiğimde etkileşimden göz gözü görmüyordu. önce bir hata olduğunu düşündüm. çünkü bu kadar etkileşimi hesabı açtığımdan beri toplamda almamıştım.
sonra ne olduğunu anlamaya çalıştım ve benim paylaşımının altına burhan kuzunun yukarıda söylediğim cümleyi yazdığını gördüm.
olay tamamıyla saçma bir olay. nerden baksan tutarsızlık. koca profesörün benim bir roman kahramanı adıyla açılmış hesaptan yaptığım paylaşıma cevap vermesine mi yanayım, yoksa insanların yeni che’ye kavuşmuş gibi beni desteklemek için tivit üstüne tivit atmalarına mı yanayım?
benim için hala gizemini koruyan bir olaydır. burhan kuzu artık hayatta olmadığı için de çözülemeyen gizemler dükkanında yerin almıştır.
devamını gör...
en iyi gazoz markası
(bkz: niğde gazozu)
devamını gör...
