un coeur en hiver
favori filmim. bu filmden daha iyi filmler yok demiyorum asla.* ama duygusuyla, atmosferiyle beni içine almış, ben de bir iz bırakmış şahane filmdir. ne zaman hatırlasam içimde garip bir şeyler oluverir. bu filmde camus'un yabancısından, georges perec'in uyuyan adamından parçalar bulurum nedense. insan üşür, içi donar. sığınakları, perdeleri, duvarları görüverir, şaşar, sıkılır.
maxime ve stephane keman yapan ve tamir eden iki arkadaştır. stephane içine kapanık, gizemli bir karakterdir. onun aksine maxime fazlasıyla sosyal ve neşelidir. maxime'in harikulade güzel sevgilisi camille de çok yetenekli bir kemancıdır. ve ardından aşk üçgeni başlar..
emmanuelle beart bu film ile beni kendine aşık etmiştir. tabi ki rolünün hakkını vermesiyle. bu filmde onu hem zarafetiyle, sadeliğiyle, güzelliğiyle görürüz, hem de kendinden çıkmış, delirmiş, dibe batmış halleriyle. şahanedir. filmin sonu epey bir süre hatırda kalır, o derin ve uzak bakış, çalan müzik, sık sık hatırlanır.
şöyle de bir repliği vardır: "sen de arıyorsun, biliyorum. seni olduğun gibi kabul ediyorum. kurduğun o kapalı dünyaya aldırmıyorum. senin için buradayım."
maxime ve stephane keman yapan ve tamir eden iki arkadaştır. stephane içine kapanık, gizemli bir karakterdir. onun aksine maxime fazlasıyla sosyal ve neşelidir. maxime'in harikulade güzel sevgilisi camille de çok yetenekli bir kemancıdır. ve ardından aşk üçgeni başlar..
emmanuelle beart bu film ile beni kendine aşık etmiştir. tabi ki rolünün hakkını vermesiyle. bu filmde onu hem zarafetiyle, sadeliğiyle, güzelliğiyle görürüz, hem de kendinden çıkmış, delirmiş, dibe batmış halleriyle. şahanedir. filmin sonu epey bir süre hatırda kalır, o derin ve uzak bakış, çalan müzik, sık sık hatırlanır.
şöyle de bir repliği vardır: "sen de arıyorsun, biliyorum. seni olduğun gibi kabul ediyorum. kurduğun o kapalı dünyaya aldırmıyorum. senin için buradayım."
devamını gör...
sözlük yazarlarının bildiği en edepsiz şarkı
hamam tası gümüşten küfür edition.*
edit: söylemeyi unutmuşum daha düne kadar hepsi-dört peynirli pizza şarkısında “aman kilodu kolla” diye bir söz geçiyor sanıyordum, ardından “ekstra mozarella” sözü geldiği için epey edepsiz oluyordu swh.*
edit: söylemeyi unutmuşum daha düne kadar hepsi-dört peynirli pizza şarkısında “aman kilodu kolla” diye bir söz geçiyor sanıyordum, ardından “ekstra mozarella” sözü geldiği için epey edepsiz oluyordu swh.*
devamını gör...
10 ağustos 2021 aşı olmayanların statlara alınmama kararı
toplumsal bağışıklığı sağlayarak pandemiyi bitirmenin yolu aşıdan geçtiği için yerinde bulduğum karar.
devamını gör...
iko'nun hristiyan bir misyoner olması
az önce yapboz parçalarını birleştirerek çözdüğüm büyük oyun. evet iko hristiyan bir misyoner. neden mi?
anlatmaya başlıyorum. az önce ''kur'an'ın mealini okuyanların ateizme yönelmesi'' gibi bir başlık (sadece 2 tanım olmasına rağmen) gündemde 2.'ydi. bu başlığın gündemde 2. olmasının nedeni iko. iko bu başlığı bilerek sözlükteki mümin yazarları ateizme teşvik etmek için gündemde 2. yaptı. müslüman yazarları ateist yaptıktan sonra kalender adlı yazar hristiyanlığı öven başlıklar açacaktı ve bu yazarlara hristiyan olmayı teşvik edecekti. aslında kalender ve iko aynı kişi. ondan sonra helios da benim gibi büyük oyunu çözdü ve bu başlığı olması gerektiği yere taşıdı, sonra bu büyük oyunu yüce önderimiz yoldaş benjamin'e bildirdi. laik yoldaş benjamin franklin de helios'u tebrik etti ve helios'u yönetici yaptı. o andan sonra da iko bir daha sözlüğe giriş yapmadı çünkü yoldaş benjamin franklin görevini suistimal eden iko'yu kovdu.
anlatmaya başlıyorum. az önce ''kur'an'ın mealini okuyanların ateizme yönelmesi'' gibi bir başlık (sadece 2 tanım olmasına rağmen) gündemde 2.'ydi. bu başlığın gündemde 2. olmasının nedeni iko. iko bu başlığı bilerek sözlükteki mümin yazarları ateizme teşvik etmek için gündemde 2. yaptı. müslüman yazarları ateist yaptıktan sonra kalender adlı yazar hristiyanlığı öven başlıklar açacaktı ve bu yazarlara hristiyan olmayı teşvik edecekti. aslında kalender ve iko aynı kişi. ondan sonra helios da benim gibi büyük oyunu çözdü ve bu başlığı olması gerektiği yere taşıdı, sonra bu büyük oyunu yüce önderimiz yoldaş benjamin'e bildirdi. laik yoldaş benjamin franklin de helios'u tebrik etti ve helios'u yönetici yaptı. o andan sonra da iko bir daha sözlüğe giriş yapmadı çünkü yoldaş benjamin franklin görevini suistimal eden iko'yu kovdu.
devamını gör...
sözlükteki nickaltı övücülüğü
övülecek bir şey varsa güzeldir, insanların tanımlarını okuyup farkedilen özellikleri, nitelikleri yazılmalıdır, takdir edilmelidir, övülmelidir de...
ama benim profilime gelip güya nickaltı diye, x yazarın tanımlarını ne kadar hızlı beğendiğimi yazması, "kaç tane" beğendiğimi, saat kaçta beğendiğimi yazması... "benimle ilgili bir şey değildir"
başka bir şey yazmıyorsa özellikle...
gelip benim sayfamda ne kadarda güzel tanımları olduğunun altını çizmektir,
"beni kullanarak"
öncelikle, o kadar beğeni yapmanın farkedileceğini biliyor yazarlar, ve nezaketen, bir zahmet sende onun yazdıklarını oku, bir şey kaybetmezsin, korkma.. oku.. teşekkür etmek istiyorsan, senin yazdıklarını okuduğu için, sende onun yazdıklarını oku, "istiyorsan"
beğenmezsen, neden beğenmediğini yaz neye katılmadığını yaz, eyvallah.. beğenirsende neden beğendiğini yaz ve bir nedeni olsun, var çünkü.. ve onu anla..
okuduğun yazıların, yazarın, sertmi, iyimi, kötümü, komikmi, duygusalmı, objektifmi değilmi.... nasıl yazdığını anla lütfen...
*şu an itibariyle tanımlarımı beğenmiştir, süper yazardır ehe ühe....
*beğeni yağmuruna tutmuştur ehe ühe
*45 tane beğeni yaptı bana.. dikkat dikkat onistanbul bana seri beğeni yaptı ehe ühe..
bunlar nickaltı değildir...
sırf bu yüzden beğeni yapmaya korkuyorum artık, yazar okuyamıyorum...
ama benim profilime gelip güya nickaltı diye, x yazarın tanımlarını ne kadar hızlı beğendiğimi yazması, "kaç tane" beğendiğimi, saat kaçta beğendiğimi yazması... "benimle ilgili bir şey değildir"
başka bir şey yazmıyorsa özellikle...
gelip benim sayfamda ne kadarda güzel tanımları olduğunun altını çizmektir,
"beni kullanarak"
öncelikle, o kadar beğeni yapmanın farkedileceğini biliyor yazarlar, ve nezaketen, bir zahmet sende onun yazdıklarını oku, bir şey kaybetmezsin, korkma.. oku.. teşekkür etmek istiyorsan, senin yazdıklarını okuduğu için, sende onun yazdıklarını oku, "istiyorsan"
beğenmezsen, neden beğenmediğini yaz neye katılmadığını yaz, eyvallah.. beğenirsende neden beğendiğini yaz ve bir nedeni olsun, var çünkü.. ve onu anla..
okuduğun yazıların, yazarın, sertmi, iyimi, kötümü, komikmi, duygusalmı, objektifmi değilmi.... nasıl yazdığını anla lütfen...
*şu an itibariyle tanımlarımı beğenmiştir, süper yazardır ehe ühe....
*beğeni yağmuruna tutmuştur ehe ühe
*45 tane beğeni yaptı bana.. dikkat dikkat onistanbul bana seri beğeni yaptı ehe ühe..
bunlar nickaltı değildir...
sırf bu yüzden beğeni yapmaya korkuyorum artık, yazar okuyamıyorum...
devamını gör...
anadolu'nun önemli arkeolojik eserleri
en eskilerinden birkaç tane paylaşayım hemen.
1. istanbul- yarımburgaz mağarası: türkiye'de bulunan en eski yerleşim yeridir. eldeki verilerle taa paleotik döneme ait olduğu biliniyor.
(bkz: yarım burgaz mağarası)

2. diyarbakır- çayönü: ilk köy yerleşim yeridir. neolitik döneme ilişkin önemli bilgiler verir.
(bkz: çayönü)

3. konya- çatalhöyük: ilk kent yerleşim yeridir. şehirleşmeye işaret eden bulgular var. ayrıca tarım yapan ilk topluluklardan birine ev sahipliği yapmıştır.
(bkz: çatalhöyük)

4. şanlıurfa- göbeklitepe: bulunmazdan önceki tüm genel geçer bilgileri altüst eden, en eski kült yapıdır. mö. 11400'lü yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. neolitik döneme ait olduğu biliniyor.

(bkz: göbeklitepe)
1. istanbul- yarımburgaz mağarası: türkiye'de bulunan en eski yerleşim yeridir. eldeki verilerle taa paleotik döneme ait olduğu biliniyor.
(bkz: yarım burgaz mağarası)

2. diyarbakır- çayönü: ilk köy yerleşim yeridir. neolitik döneme ilişkin önemli bilgiler verir.
(bkz: çayönü)

3. konya- çatalhöyük: ilk kent yerleşim yeridir. şehirleşmeye işaret eden bulgular var. ayrıca tarım yapan ilk topluluklardan birine ev sahipliği yapmıştır.
(bkz: çatalhöyük)

4. şanlıurfa- göbeklitepe: bulunmazdan önceki tüm genel geçer bilgileri altüst eden, en eski kült yapıdır. mö. 11400'lü yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. neolitik döneme ait olduğu biliniyor.

(bkz: göbeklitepe)
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
devamını gör...
kumarbaz
dostoyevski bir kumarbazdı. ve hep bir kumarbaz olarak kaldı. bir derebeyinin oğlu olarak babasının tüm gücünü, nüfuzunu ve zenginliğini elinin tersiyle iterek dünyanın en büyük edebiyatçısı olacağı o yola çıkmaya karar verdiğinde de bir kumar oynamıştı ve başarılı oldu, en azından edebiyat konusunda. çünkü edebiyatta kazanan çoğu zaman hayatta kaybediyor.
kumarbaz 30 gün gibi çok kısa bir sürede yazılmış bir romandır. zira dostoyevski’nin yayımcısı ile yaptığı anlaşmaya göre eğer bu kitabı zamanında teslim edemezse o andan itibaren yazacağı her şey hiçbir ücret ödenmeden yayıncıya ait olacaktı.
dostoyevski bir steno tutup - ki daha sonra onula evlenecekti- bu romanı hızla yazıp teslim ederek edebi geleceğini kurtarmış oldu.
benim okumam da çok hızlı oldu bu romanı çünkü kitabı elime aldığımda yaklaşık 2 saat sonra trt 2 kanalını “ sinema edebiyat kuşağın”da bu kitaptan uyarlama filmin yayınlanacağını gördüm ve film başlayana kadar kitabı okudum ve bitirdim. ben de böylelikle dostoyevski’ye olan hayranlığımı perçinlemiş oldum. filmde kitabın yazılma aşaması ile konusu iç içe geçmiş olduğu için kumarbaz’ın aslında dostoyevski’nin kendisi olduğunu rahatlıkla düşünebiliriz.
kumarbaz 30 gün gibi çok kısa bir sürede yazılmış bir romandır. zira dostoyevski’nin yayımcısı ile yaptığı anlaşmaya göre eğer bu kitabı zamanında teslim edemezse o andan itibaren yazacağı her şey hiçbir ücret ödenmeden yayıncıya ait olacaktı.
dostoyevski bir steno tutup - ki daha sonra onula evlenecekti- bu romanı hızla yazıp teslim ederek edebi geleceğini kurtarmış oldu.
benim okumam da çok hızlı oldu bu romanı çünkü kitabı elime aldığımda yaklaşık 2 saat sonra trt 2 kanalını “ sinema edebiyat kuşağın”da bu kitaptan uyarlama filmin yayınlanacağını gördüm ve film başlayana kadar kitabı okudum ve bitirdim. ben de böylelikle dostoyevski’ye olan hayranlığımı perçinlemiş oldum. filmde kitabın yazılma aşaması ile konusu iç içe geçmiş olduğu için kumarbaz’ın aslında dostoyevski’nin kendisi olduğunu rahatlıkla düşünebiliriz.
devamını gör...
güneş'in katli
bir an adana da acaba güneşi mi katlettiler diye düşündüm. böyle absürt bir şey olsa olsa orda olurdu.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
kabardı toprak
uyandırma vaktidir bulutları
sev ve evcilleştir onu ey yağmur
durma öyle her an vazgeçebilir gibi
al ve yağmala kentlerin kirli geçmişini
nişangahın ben olayım ey yağmur
vurma geceye bu şiddetle
tedirgin ellerim
saçlarım tenha
karşılayamaz hiçbir vurgunu bu yüzden
münhal hem ağır bedenim
geçitler dar
geçitler şuursuz
örselenmiş kelimelerim
bu ağrılı zamanda ve bu yılgınlıkta
yırtın tutanaklarını ölümün
bir nöbet sonrasıdır
bir uyanıştır belki
kuşlar kanatlarını karanlığa sürmüştür
hiç dokunmadan da sevebilmek
değilse aşk; bildik yanılgı
suçlama kendini
yağmurdandır
uyandırma vaktidir bulutları
sev ve evcilleştir onu ey yağmur
durma öyle her an vazgeçebilir gibi
al ve yağmala kentlerin kirli geçmişini
nişangahın ben olayım ey yağmur
vurma geceye bu şiddetle
tedirgin ellerim
saçlarım tenha
karşılayamaz hiçbir vurgunu bu yüzden
münhal hem ağır bedenim
geçitler dar
geçitler şuursuz
örselenmiş kelimelerim
bu ağrılı zamanda ve bu yılgınlıkta
yırtın tutanaklarını ölümün
bir nöbet sonrasıdır
bir uyanıştır belki
kuşlar kanatlarını karanlığa sürmüştür
hiç dokunmadan da sevebilmek
değilse aşk; bildik yanılgı
suçlama kendini
yağmurdandır
devamını gör...
yazarların dayak yeme anısı
5. sınıfta ilk kavgamı etmiştim burnuma vurunca oturup ağlamıştım ve hala birisi burnuma vursa oturup ağlarım heralde.
devamını gör...
kürt
tanıdığım en sıcak kanlı, misafirperver, büyüklerine saygılı ve sahip çıkan, aile bağları kuvvetli halk.
anne- babasını bakım evine veya huzur evine yatıran bir kürt göremezsiniz mesela. evlerinin baş köşelerindedir ataları. saygı duyduğum yegâne insanlardır.
anne- babasını bakım evine veya huzur evine yatıran bir kürt göremezsiniz mesela. evlerinin baş köşelerindedir ataları. saygı duyduğum yegâne insanlardır.
devamını gör...
sivas katliamı
şimdi birileri kalkmış fikir hürriyetinden dem vuruyor. ifade özgürlüğü falan diyorlar. komik! hayret verici şekilde söylenenleri aklayıp, sıçanı incelikle yemeye çalışıyorlar ki; bu arkadaşlar hiç kusura bakmasınlar ama yaptıkları şey en basit tabiri ile, o talihsiz yazıyı yazan arkadaşın arkasına saklanıp, kendi karanlık zihin altlarındaki düşünceleri, nahifçe(!) dile getirmeye çalışmaktan başka bir şey değil.
neymiş olayın öncesine bakılacakmış. bakılsın. hay hay! türkiye barolar birliğinin hazırladığı kapı gibi rapor var misal! işe onu okumakla başlayabilirsiniz! ha pardon, şurada iki satır yazı okuyamıyorsunuz, 900 küsur sayfa rapor ve muhalefet şerhleri falan bozabilir sizi değil mi? ama durun bir dakika! o sadece birinci cildinin sayfa sayısı, özür dilerim bir de onun ikinci cildi var! o da 500 küsur sayfa. kim okuyacak değil mi bunları? okumaya durumunuz olmaz/olmamıştır kesin. bunu yapana kadar, iftiralar atıp, olmayanı olmuş gibi gösterip, yakılarak hayatını kaybetmiş insanlara nefret kusmak daha kolay değil mi?
bakın misal olayların iki gün öncesinde dağıtılan bildiriler de okunmaz/yazılmaz değil mi? aaa! yine unutmadan bir de onun artçısı olan ikinci bir bildiri var, 1 temmuz gecesi evlere dağıtılmış olan. ama yoook, gerek yok! okuyup ne yapacaksınız değil mi?
şuraya bir karar bırakalım. belki o kadarını okursunuz; okursanız anlar mısınız peki? o kısım inanın beyninizle ilgili değil aslında. tamamen vicdanınızla alakalı. vicdanlar kararınca beyin felci olabiliyor insanlar. ondan sonra da düşünce yetilerini kaybediyorlar. allah şimdiden acil şifalar versin bu durumda olanlara;
“…somut olayda 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde güvenlik görevlerince yapılmış olan çeşitli uyarılara rağmen dağılmayarak hükümet konağı’nın önünde bulunan güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın da zorlanıp devlet ve hükümet’in ilde temsilcisi olan vali’ye “şerefsiz vali” “vali istifa” şeklinde yürüyüşler ve toplanmalar sırasında cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykırı biçimde “şeriat gelecek, zulüm bitecek”, “cumhuriyeti burada kurduk burada yıkacağız”, “yaşasın şeriat”, “kahrolsun laiklik”, “şeriat isteriz”, “dinsiz laikler” sloganlarının atılması, bir kısım işyeri, mesken ve araçların yakılması, “yak”, “yak” sloganları altında, güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın cebir kullanılmak suretiyle aşılıp, otel’in yakılması suretiyle 35 kişinin öldürülmüş ve çok sayıda kişi ve güvenlik görevlisinin yaralanmış bulunması ve nihayet türk inkilabı’nın temel taşlarından birisi olan sivas kongresi’nin imzalandığı ve sonradan müzeye dönüştürülmüş bulunan bina ile önündeki atatürk heykeli’nin tahrip edilmiş olması, olayda kullanılan cebri, bir kısım icra hareketlerinin tck’nın 146. maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elverişliliğini ve aziz nesin’in düşünce ve davranışları bahane edilmek suretiyle anayasal düzen’in en öneli ilkelerinden olan “cumhuriyetçilik” ve “laiklik” ilkelerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bulunduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır.”
(yargıtay 9. ceza dairesi, 30.9.1996 tarih ve 1996/688- 4716)
şimdi burada uzun uzadıya yargı süreçlerini yazmayacağım. gerek yok. merak eden açar okur. vicdanı olan adam/kadın olaylar ne şekilde gelişmiş görebilir. altın günü dedikodularını değil de, belgelerle kayıt altına alınmış ifadeleri okuyabilir. ama bunları yapmak için evvela kişinin ülkesinde 35 insanın yakılarak öldürülmüş olmasından rahatsız olması gerekir.
bazı arkadaşların yazdıklarına cidden acı acı tebessüm ettim. fikir özgürlüğü vesaire demişler. anayasa hükümleri falan yazılmış. tepki gösterenlere ders veriyorlar birde. aferim size! m ile... bakın, ''insan hakları evrensel beyannamesi'' diye bir metin var bildiniz mi? hah normalde onun tüm maddelerini bilmeniz lazım ama bilmiyorsanız da sorun değil. misal onun 30. maddesi var. biz bu maddeyi ''özgürlük düşmanları için özgürlük yoktur.'' kalıbı ile ifade ederiz. yani oradaki hak ve özgürlükler, bu hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılması için kullanılamaz! siz neyin duyarını yapıp da, tatlı su demokratlığına imza attığınızın bile farkında değilsiniz. şu iğneyi kendinize bir batırsanız da aklınız başınıza gelse keşke. sonra çuvaldız işine bakarsınız.
bu tarz olaylar ve bu olaylar hakkında yapılan yorumlar turnusol vazifesi görür. buradan bir iki serzenişte daha bulunayım; şu sahte demokratlara canım cicimler çekip, övgüler düzüp, onları havalara sokan güzel arkadaşlar, bakın bakalım bunlardan bir tanesini bile ortada görebiliyor musunuz ? göremezsiniz beyler/bayanlar, çünkü içleri yanmıyor. çünkü içten içe hoşlarına gidiyor. çünkü siz en hafif tabiri ile saftiriksiniz. ve bu kafa yapısı ile giderseniz daha çok ağıtlar yakılır ve sizde ağıtçı kontenjanından mevzuya dahil olursunuz. bu da tanımın dost acı söyler bölümü olsun!
ülkesinde 35 canın, 35 insanın yanmasına/yakılmasına yüreği sızlamayanlar, sizler kendinizi bilirsiniz. size söylenecek tek bir söz var; ama yazmayacağım. ar ederim!!!
neymiş olayın öncesine bakılacakmış. bakılsın. hay hay! türkiye barolar birliğinin hazırladığı kapı gibi rapor var misal! işe onu okumakla başlayabilirsiniz! ha pardon, şurada iki satır yazı okuyamıyorsunuz, 900 küsur sayfa rapor ve muhalefet şerhleri falan bozabilir sizi değil mi? ama durun bir dakika! o sadece birinci cildinin sayfa sayısı, özür dilerim bir de onun ikinci cildi var! o da 500 küsur sayfa. kim okuyacak değil mi bunları? okumaya durumunuz olmaz/olmamıştır kesin. bunu yapana kadar, iftiralar atıp, olmayanı olmuş gibi gösterip, yakılarak hayatını kaybetmiş insanlara nefret kusmak daha kolay değil mi?
bakın misal olayların iki gün öncesinde dağıtılan bildiriler de okunmaz/yazılmaz değil mi? aaa! yine unutmadan bir de onun artçısı olan ikinci bir bildiri var, 1 temmuz gecesi evlere dağıtılmış olan. ama yoook, gerek yok! okuyup ne yapacaksınız değil mi?
şuraya bir karar bırakalım. belki o kadarını okursunuz; okursanız anlar mısınız peki? o kısım inanın beyninizle ilgili değil aslında. tamamen vicdanınızla alakalı. vicdanlar kararınca beyin felci olabiliyor insanlar. ondan sonra da düşünce yetilerini kaybediyorlar. allah şimdiden acil şifalar versin bu durumda olanlara;
“…somut olayda 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde güvenlik görevlerince yapılmış olan çeşitli uyarılara rağmen dağılmayarak hükümet konağı’nın önünde bulunan güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın da zorlanıp devlet ve hükümet’in ilde temsilcisi olan vali’ye “şerefsiz vali” “vali istifa” şeklinde yürüyüşler ve toplanmalar sırasında cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykırı biçimde “şeriat gelecek, zulüm bitecek”, “cumhuriyeti burada kurduk burada yıkacağız”, “yaşasın şeriat”, “kahrolsun laiklik”, “şeriat isteriz”, “dinsiz laikler” sloganlarının atılması, bir kısım işyeri, mesken ve araçların yakılması, “yak”, “yak” sloganları altında, güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın cebir kullanılmak suretiyle aşılıp, otel’in yakılması suretiyle 35 kişinin öldürülmüş ve çok sayıda kişi ve güvenlik görevlisinin yaralanmış bulunması ve nihayet türk inkilabı’nın temel taşlarından birisi olan sivas kongresi’nin imzalandığı ve sonradan müzeye dönüştürülmüş bulunan bina ile önündeki atatürk heykeli’nin tahrip edilmiş olması, olayda kullanılan cebri, bir kısım icra hareketlerinin tck’nın 146. maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elverişliliğini ve aziz nesin’in düşünce ve davranışları bahane edilmek suretiyle anayasal düzen’in en öneli ilkelerinden olan “cumhuriyetçilik” ve “laiklik” ilkelerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bulunduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır.”
(yargıtay 9. ceza dairesi, 30.9.1996 tarih ve 1996/688- 4716)
şimdi burada uzun uzadıya yargı süreçlerini yazmayacağım. gerek yok. merak eden açar okur. vicdanı olan adam/kadın olaylar ne şekilde gelişmiş görebilir. altın günü dedikodularını değil de, belgelerle kayıt altına alınmış ifadeleri okuyabilir. ama bunları yapmak için evvela kişinin ülkesinde 35 insanın yakılarak öldürülmüş olmasından rahatsız olması gerekir.
bazı arkadaşların yazdıklarına cidden acı acı tebessüm ettim. fikir özgürlüğü vesaire demişler. anayasa hükümleri falan yazılmış. tepki gösterenlere ders veriyorlar birde. aferim size! m ile... bakın, ''insan hakları evrensel beyannamesi'' diye bir metin var bildiniz mi? hah normalde onun tüm maddelerini bilmeniz lazım ama bilmiyorsanız da sorun değil. misal onun 30. maddesi var. biz bu maddeyi ''özgürlük düşmanları için özgürlük yoktur.'' kalıbı ile ifade ederiz. yani oradaki hak ve özgürlükler, bu hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılması için kullanılamaz! siz neyin duyarını yapıp da, tatlı su demokratlığına imza attığınızın bile farkında değilsiniz. şu iğneyi kendinize bir batırsanız da aklınız başınıza gelse keşke. sonra çuvaldız işine bakarsınız.
bu tarz olaylar ve bu olaylar hakkında yapılan yorumlar turnusol vazifesi görür. buradan bir iki serzenişte daha bulunayım; şu sahte demokratlara canım cicimler çekip, övgüler düzüp, onları havalara sokan güzel arkadaşlar, bakın bakalım bunlardan bir tanesini bile ortada görebiliyor musunuz ? göremezsiniz beyler/bayanlar, çünkü içleri yanmıyor. çünkü içten içe hoşlarına gidiyor. çünkü siz en hafif tabiri ile saftiriksiniz. ve bu kafa yapısı ile giderseniz daha çok ağıtlar yakılır ve sizde ağıtçı kontenjanından mevzuya dahil olursunuz. bu da tanımın dost acı söyler bölümü olsun!
ülkesinde 35 canın, 35 insanın yanmasına/yakılmasına yüreği sızlamayanlar, sizler kendinizi bilirsiniz. size söylenecek tek bir söz var; ama yazmayacağım. ar ederim!!!
devamını gör...
kısa boylu olmanın zararları
kocaman insansın her yerde çocuk muamelesi yapıyorlar büyümeyen çocukluk yapmışlarda haberimiz yok.
devamını gör...
sözlük radyosu bayram sabahı yayını
‘normal’ zamanlarımızda kahvaltımızı yapıp en sevdiklerimizle bayramlaşmaya çıktığımız saatleri bu sefer marikakinin sıcak şarkıları ile değerlendireceğiz. kocaman bir boşluğu dolduracak yayın olacaktır.
devamını gör...
15 mart 2021 aziz sancar tweet'i
düşünenlere okuyanlara bilimle uğraşanlara değer verdiğimiz vakit gelişeceğiz ama şu an pek umut yok gibi.insanlar ekmek derdinler ve bu hallerinden faydalananlar var yazık.
devamını gör...
hayatta olmayan bir sanatçının hayranı olmak
kişi için çok duygu yüklü bir durumdur. kendi gibi hissedenler olduğunu bilmek onu biraz olsun rahatlatır. eğer sanatçı kişisi yakın zamanda vefat etmişse, imkan varken gidilmeyen bir konser, bir oyun ya da bir sinema filmi insanda kahır etkisi yaratır. gidilmişse de, dünya kadar parası olsa bile alamayacağı bir hatıra almıştır kişi kendine, bu yüzden çok şanslıdır.
bazen kırılır insan kadere, bu kadar gereksiz insanın yaşadığı dünyada neden bu güzel insanlar aramızda değil diye düşündürür.
neden diye sordurur. neden gitti barış akarsu, kemal sunal, kazım koyuncu, müslüm gürses, küçük iskender, ahmet kaya, neşet ertaş ve çok daha fazlası.
bazen kırılır insan kadere, bu kadar gereksiz insanın yaşadığı dünyada neden bu güzel insanlar aramızda değil diye düşündürür.
neden diye sordurur. neden gitti barış akarsu, kemal sunal, kazım koyuncu, müslüm gürses, küçük iskender, ahmet kaya, neşet ertaş ve çok daha fazlası.
devamını gör...
değerini kaybedince anladığımız bir şey
devamını gör...


