14 ekim 2022 bartın'da maden ocağında patlama
daha 1 ay önce gördüğüm amasra ile ilgili üzücü haber. tur rehberi buranın insanı madenle karnını doyurur demişti.
herkesin yüzü gülüyordu.
eminim bu gördükleri ilk maden faciası değildir. maden işçiliği çok riskli bir meslek. severek yapanı ayırıyorum, mecbur kalıp yapan için çok üzgünüm. toprağın metrelerce altında çalışmak zorunda kalmak... o emek para ile ödenemez.
gerçek rakam, son dakika isteyen anlık gündem için tv'yi açsın bence.
ben, böyle durumlarda gösterilen insan pazarlarına dayanamıyorum.
bizim evden, koltuktan kurtuluş anını film gibi izlediğimiz her insan, bir çok seveni olan mazlum durumu yüzünden, hikayesine seyirci olduğumuz, kendi dünyasında çok kıymetli bir can. o halleri bana mahrem geliyor. o hali göstermek habercilik ise ben bu tür habere mesafeli kalayım.
ölenlere allah'tan rahmet diliyorum. yaralılara şifa diliyorum. sıkışıp bekleyenlerin, tez vakitte kurtulmalarını diliyorum. yardım kuruluşlarına kolaylık diliyorum.
dilerim sosyal devlet şiarında olan devlet, kaybı olanlara kaybının eksikliğini giderecek desteği verir. sorumluları tespit edip, gereken cezai yaptırımları uygular. bu kazadan alınan dersler ile iş güvenliği saçma prosedürlerden kurtulup, çalışana özenen, insana kıymet veren hale gelir.
herkesin yüzü gülüyordu.
eminim bu gördükleri ilk maden faciası değildir. maden işçiliği çok riskli bir meslek. severek yapanı ayırıyorum, mecbur kalıp yapan için çok üzgünüm. toprağın metrelerce altında çalışmak zorunda kalmak... o emek para ile ödenemez.
gerçek rakam, son dakika isteyen anlık gündem için tv'yi açsın bence.
ben, böyle durumlarda gösterilen insan pazarlarına dayanamıyorum.
bizim evden, koltuktan kurtuluş anını film gibi izlediğimiz her insan, bir çok seveni olan mazlum durumu yüzünden, hikayesine seyirci olduğumuz, kendi dünyasında çok kıymetli bir can. o halleri bana mahrem geliyor. o hali göstermek habercilik ise ben bu tür habere mesafeli kalayım.
ölenlere allah'tan rahmet diliyorum. yaralılara şifa diliyorum. sıkışıp bekleyenlerin, tez vakitte kurtulmalarını diliyorum. yardım kuruluşlarına kolaylık diliyorum.
dilerim sosyal devlet şiarında olan devlet, kaybı olanlara kaybının eksikliğini giderecek desteği verir. sorumluları tespit edip, gereken cezai yaptırımları uygular. bu kazadan alınan dersler ile iş güvenliği saçma prosedürlerden kurtulup, çalışana özenen, insana kıymet veren hale gelir.
devamını gör...
sevgilinin horlaması
dünyanın en sinir bozucu şeylerinden biridir, dayanılmazdır. o orda kıçında pireler horlaya horlaya uyurken hayat senin gözünde gittikçe anlamsızlaşır, manasını kaybeder, odaklanamazsın, sabah olmuştur uyuyamışsındır hala.
yastıklara gömersin kafanı ama o da kurtarmaz. en sonunda beyninin horlamayı algılayan bölümü uyuşup hissizleşir ve uykuya anca böyle dalabilirsin. tabi tekrar uyanman işten bile değildir.
yastıklara gömersin kafanı ama o da kurtarmaz. en sonunda beyninin horlamayı algılayan bölümü uyuşup hissizleşir ve uykuya anca böyle dalabilirsin. tabi tekrar uyanman işten bile değildir.
devamını gör...
anna rf
insanda saklı duyguları uyandıran müzik grubudur. alışılagelmedik çalgılar ile batı ve doğu ezgilerini eserlerinde yansıtırlar.
"tum hi ho" - aashiqui 2
yaptıkları türkçe şarkılar ile de ülkemizi dünyaya tanıtan shaharut çölü'nde doğan bir gruptur.
uzun ince bir yoldayım
ağırlıklı olarak kabak kemane, klarnet, def ve klasik gitarın yer aldığı, tınılarının tamamen tanıdık geldiği israilli bir gruptur.
2012’de ilk albümleri 'music walla'yı yayımladılar. 2018’de salon'a misafir olan the turbans'ın konukları arasında yer aldığı 2014 çıkışlı ikinci albümleri ‘mabruk salam'ı, 2015'te üçüncü albümleri 'hasan ıs loco' izledi. 2016’da youtube tarafından papa francis’le vatikan’da buluşturuldular ve şarkılarındaki birleştirici mesajlar hakkında kendisiyle sohbet etme fırsatını yakaladılar. 2018'de ise 'flight mode'u yayımladılar.
insanın hayallerini açıyorlar kliplerindeki mekanlarla, ezgilerle... elektro-etnik-reggae yapan anna rf farkli kültürlerin enstrümanlarını birleştirerek ruhlara dokunur.
weeping eyes
why?
"tum hi ho" - aashiqui 2
yaptıkları türkçe şarkılar ile de ülkemizi dünyaya tanıtan shaharut çölü'nde doğan bir gruptur.
uzun ince bir yoldayım
ağırlıklı olarak kabak kemane, klarnet, def ve klasik gitarın yer aldığı, tınılarının tamamen tanıdık geldiği israilli bir gruptur.
2012’de ilk albümleri 'music walla'yı yayımladılar. 2018’de salon'a misafir olan the turbans'ın konukları arasında yer aldığı 2014 çıkışlı ikinci albümleri ‘mabruk salam'ı, 2015'te üçüncü albümleri 'hasan ıs loco' izledi. 2016’da youtube tarafından papa francis’le vatikan’da buluşturuldular ve şarkılarındaki birleştirici mesajlar hakkında kendisiyle sohbet etme fırsatını yakaladılar. 2018'de ise 'flight mode'u yayımladılar.
insanın hayallerini açıyorlar kliplerindeki mekanlarla, ezgilerle... elektro-etnik-reggae yapan anna rf farkli kültürlerin enstrümanlarını birleştirerek ruhlara dokunur.
weeping eyes
why?
devamını gör...
yapılmış en aptalca dalgınlık
çamaşırları,bulaşık makinesine,tabakları da çamaşır makinesine atmak..
devamını gör...
uçurum kenarından atlayacak kişiye söylenecek son söz
sana atlama diyemem, hayatına karışmaya hakkım yok zira. ama emin ol aradığın mutluluk aşağıda değil. o yüzden hadi tut elimi de gidip bir çay içelim...
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
öz eleştiri adı altında kendini övenlerin de olduğu başlık. öz eleştiri bu değil yalnız.
çok egoist ve ön yargılı bir insanım. insanları çoğu zaman elimde olmadan dış görünüşüne göre yargılıyorum. biraz da huysuzum.
öz eleştiri dediğin böyle olur.
çok egoist ve ön yargılı bir insanım. insanları çoğu zaman elimde olmadan dış görünüşüne göre yargılıyorum. biraz da huysuzum.
öz eleştiri dediğin böyle olur.
devamını gör...
crop top'un ne olduğunu 43 yaşında öğrenmek
formata nasil uyduracagimi bilemedim o yuzden direkt yaziyorum. 37 yasinda ogrenerek kulübe dahil olabilir miyim?
devamını gör...
normal sözlük'ten fişlenme ihtimalimiz
net yazıyorum, bir gün fişleneceğiz. hem de öyle böyle değil. siz yine de anonim kalmaya çalışın. yazdı dersiniz. *
edit: yıldız içine ünlem işareti ile belirttim, ayrıca da yazalım ironodir.
edit: yıldız içine ünlem işareti ile belirttim, ayrıca da yazalım ironodir.
devamını gör...
entelektüel yaşam tarzı
illa deli gibi roman, şiir okunacak diye bi'şey yok... çoğu konuda; fikirden önce 'bilgi' sahibi olup, az ve öz konuşan, nerede kimle vakit geçireceğini bilen numunelik elemanların yaşam tarzı.
devamını gör...
portakal hamamı radyo yayını
hamama daha girmeden terledik ki ama?! *
devamını gör...
ateist kaplumbağa
al işte ayıb eden bir başka yazar!
#1842267 sayın kaplumbağa hiç düşünmüyor musunuz acaba çoluk çocuk evde aç, görüp canları çeker, yürekleri titrer diye! hayır olanı, olmayanı, yıllardır oynayamayanı var!
bence bu hareketinizle resmen şöyle güzel bir oyun borçlandınız sözlüğe sayın dm!
not: aksini iddia eden görgüsüzdür*.
#1842267 sayın kaplumbağa hiç düşünmüyor musunuz acaba çoluk çocuk evde aç, görüp canları çeker, yürekleri titrer diye! hayır olanı, olmayanı, yıllardır oynayamayanı var!
bence bu hareketinizle resmen şöyle güzel bir oyun borçlandınız sözlüğe sayın dm!
not: aksini iddia eden görgüsüzdür*.
devamını gör...
yazarların hesap isteme şekilleri
beyefendi/hanımefendi hesabı alabilir miyim
devamını gör...
yazar nicklerinden cümle kurmak
odamın penceresinden , sisler arasında kalmış ağaçlara bakıyordum. ne zaman gelmiştim, nasıl olmuştu hatırlamıyorum. en son neden yazamıyorumdiye düşünürken, masamda son gördüğüm yarım bırakılan romanidi. şimdi ise gözlerimi açtım ve buradayım; geçirdiğim sinir krizinden sonra getirildim sanırım buraya.
etrafımda değişik insanlar vardı; tek tek tarif etmeye çalışayım size.
yatağın demirlerine bacaklarını koyup, baş aşağı sallanan kişi kendisine seneca diyordu; ben ise ona duruşundan dolayı yarasa senecadiyordum. uyumazdı pek, geceleri ne zaman kafamı çevirsem oradaydı.
hemen çaprazında (bkz: yahudi duvar ustası ılvis yorgo efendi) duruyordu. ona neden mi böyle bir lakap taktım? sayın yorgo efendi, sürekli duvarlara bakıp, kusurlarını bulmakta; eline geçirdipi plastik çatal parçalarıyla duvarları düzeltmeye çalışırdı.
uffff… yine o sesler… bazen herkes bir ağızdan bağırıyorlar. ortam genelde vahşi ve kaotikoluyor burada. siyah elbiselibir kadın var; sakin sakin dururken, çığlığı basıveriyor arada. sesten çoğu zaman rahatsızoluyorum ama yapılacak bir şey yok. ben de ortamla zıtlaşmamak, ortama uymak için hep şu borsa terimini aklımdan geçiriyorum: trendisyourfriend.
neyse, nerede kalmıştım? ha, size koğuş arkadaşlarımdan bahsediyordum.
pencerekenarından 2.sıradaki arkadaşım , folloş baksırıyla gezen edgar. aslında ismi bu değil tabi, biz ona burada erdal kalın poe
diyoruz.
devam edeceğim ama her yer benim gibi bozuk kafa’larla dolu. yatağıma döndüğümde yarım bıraktığım çözülemeyen sudokuyu görüyorum. bir bilene sormak istiyorum ama burası doğru yer değil sanırım. kendi içimde bile yalnız değilim, bir ben belki de iki ben var içimde.
dı dı dıt nı nı bu melodi… hatırladım. star wars hayranı olan devrin’in.. star wars’un melodisini mırıldanıyor gene. ha onun lakabı mı? biz ona devrin skywalker diyoruz. yatakları doctor whoile yan yana. beraber uzay maceraları hakkında uzun uzun sohbet ediyorlar her gece.
benim yanımda yatan güzel sesiyle meja.ona bu lakabı ben verdim. karşı yatakta ise suç ve ceza kitabını ezbere bilen, bundan mütevellit emekli raskolnikov lakabı verilen arkadaşım var. yıllardır buradaymış, o yüzden başta sadece raskolnikov olan lakabının önüne sonradan emekli kelimesi eklenmiş.
koğuşun sonundan zippodan çıkan çınn sesi duydum şimdi. neron lakaplı hastamız. ona benzini olmayan bir zippo vermişler, onla oynardı. evleri ateşe vermeyi seviyormuş, o yüzden göndermişler buraya onu. burayı mı yakacaksın? diye sordum; ne sandındedi.
aynı sırada (bkz: meja)’nın yanında , eski bilim insanı marie curie var. hiç konuşmadığı için niye geldi bilmiyoruz.
zaten normal birinin burada işi ne? kimse buraya manyak olmaya karar verdimdiye gelmez sanıyorum. peki örnek vatandaş
iken ben nasıl geldim buraya?
uff… ilaçlardan herhalde, ka-fa 1500. pencere dışında siyah kargavar; hayal mi görüyorum bilemiyorum. kartallar yalnız uçar da kargalar sürüyle gezer. tek başına işi ne burada?
kafam dönmeye başladı. kendisine çarşaflarından kanat yapmış olan sadrazam ikarus’un sol kanadı’ndan bana selam verdiğini gördüm; hemen yanında ivan milinski vardı ; daha detayına giremeyeceğim; gözlerim kapanmaya başladı. kafam biraz kül biraz duman
keşke burası yerine deniz kenarında olsaydım. deniz hayattır ,diyerek noktalıyorum.
etrafımda değişik insanlar vardı; tek tek tarif etmeye çalışayım size.
yatağın demirlerine bacaklarını koyup, baş aşağı sallanan kişi kendisine seneca diyordu; ben ise ona duruşundan dolayı yarasa senecadiyordum. uyumazdı pek, geceleri ne zaman kafamı çevirsem oradaydı.
hemen çaprazında (bkz: yahudi duvar ustası ılvis yorgo efendi) duruyordu. ona neden mi böyle bir lakap taktım? sayın yorgo efendi, sürekli duvarlara bakıp, kusurlarını bulmakta; eline geçirdipi plastik çatal parçalarıyla duvarları düzeltmeye çalışırdı.
uffff… yine o sesler… bazen herkes bir ağızdan bağırıyorlar. ortam genelde vahşi ve kaotikoluyor burada. siyah elbiselibir kadın var; sakin sakin dururken, çığlığı basıveriyor arada. sesten çoğu zaman rahatsızoluyorum ama yapılacak bir şey yok. ben de ortamla zıtlaşmamak, ortama uymak için hep şu borsa terimini aklımdan geçiriyorum: trendisyourfriend.
neyse, nerede kalmıştım? ha, size koğuş arkadaşlarımdan bahsediyordum.
pencerekenarından 2.sıradaki arkadaşım , folloş baksırıyla gezen edgar. aslında ismi bu değil tabi, biz ona burada erdal kalın poe
diyoruz.
devam edeceğim ama her yer benim gibi bozuk kafa’larla dolu. yatağıma döndüğümde yarım bıraktığım çözülemeyen sudokuyu görüyorum. bir bilene sormak istiyorum ama burası doğru yer değil sanırım. kendi içimde bile yalnız değilim, bir ben belki de iki ben var içimde.
dı dı dıt nı nı bu melodi… hatırladım. star wars hayranı olan devrin’in.. star wars’un melodisini mırıldanıyor gene. ha onun lakabı mı? biz ona devrin skywalker diyoruz. yatakları doctor whoile yan yana. beraber uzay maceraları hakkında uzun uzun sohbet ediyorlar her gece.
benim yanımda yatan güzel sesiyle meja.ona bu lakabı ben verdim. karşı yatakta ise suç ve ceza kitabını ezbere bilen, bundan mütevellit emekli raskolnikov lakabı verilen arkadaşım var. yıllardır buradaymış, o yüzden başta sadece raskolnikov olan lakabının önüne sonradan emekli kelimesi eklenmiş.
koğuşun sonundan zippodan çıkan çınn sesi duydum şimdi. neron lakaplı hastamız. ona benzini olmayan bir zippo vermişler, onla oynardı. evleri ateşe vermeyi seviyormuş, o yüzden göndermişler buraya onu. burayı mı yakacaksın? diye sordum; ne sandındedi.
aynı sırada (bkz: meja)’nın yanında , eski bilim insanı marie curie var. hiç konuşmadığı için niye geldi bilmiyoruz.
zaten normal birinin burada işi ne? kimse buraya manyak olmaya karar verdimdiye gelmez sanıyorum. peki örnek vatandaş
iken ben nasıl geldim buraya?
uff… ilaçlardan herhalde, ka-fa 1500. pencere dışında siyah kargavar; hayal mi görüyorum bilemiyorum. kartallar yalnız uçar da kargalar sürüyle gezer. tek başına işi ne burada?
kafam dönmeye başladı. kendisine çarşaflarından kanat yapmış olan sadrazam ikarus’un sol kanadı’ndan bana selam verdiğini gördüm; hemen yanında ivan milinski vardı ; daha detayına giremeyeceğim; gözlerim kapanmaya başladı. kafam biraz kül biraz duman
keşke burası yerine deniz kenarında olsaydım. deniz hayattır ,diyerek noktalıyorum.
devamını gör...
az bilinen görgü kuralları
kore'de yaşlılara bir şey ikram edilirken iki elle verilmesi gerekirmiş.
devamını gör...





