arkadaş ihaneti mi sevgili ihaneti mi daha çok yaralar
ihanetin her türlüsü gayet yaralayıcı olduğu için (bkz: al birini vur ötekine)'dir.
devamını gör...
x mahlaslı yazar sizi gözledi bildirimi
online listesini baştan sona tarayan summer queen bunu beğenmedi.
devamını gör...
ölü filozoflar kahvesi
felsefe profesörü vittorio hösle ile 11 yaşındaki nora k.’nın mektuplaşmalarından oluşan bir kitaptır.
nora 11 yaşına geldiğinde ona jostein gaarder’ın sofi’nin dünyası hediye edilir. zaten felsefeye çok meraklı olan nora bu kitapla birlikte daha da derinden ilgilenmeye başlar ve felsefe öğretmeni olan vittorio hösle’ye sorular sormaya başlar. bu andan itibaren de daha sonra kitap haline gelecek olan mektuplaşma başlamış olur.
nora’nın soruları “bulutlar yenir mi?, gece dere kenarına işesem çarpılır mıyım?, sakız orucu bozar mı?” şeklinde olmadığı için işler git gide derinleşir ve ortaya harika bir kitap çıkar.
nora’nın merak ettikleri daha farklı şeylerdir.
nesnel bir gerçeklik var mıdır?
dinozor fikri hale aynen sürmekte midir?
özgür irade var mıdır yoksa her şey önceden belirlenmiş midir?
hayvanların bilinci var mıdır?
bu sorularla muhattap olan profesör düşsel bir kafe yaratır ve bu sorulara verilecek cevapları büyük filozofların cevaplamasını sağlar. soruya cevabı hangi filozof verecekse o gün o filozofun masasına oturan profesör nora’nın sorularını filozoflar iletir, aldığı cevapları da hemen nora'ya yazar.
ben kitap okumaya doğum günümde hediye gelen kitaplarla başladım çok küçük yaşta. o yüzden bir çocuğa hediye alacaksam bu her zaman bir kitap olur. belki bir nora da ben bulurum. siz de düşünün bu fikri bence.
nora 11 yaşına geldiğinde ona jostein gaarder’ın sofi’nin dünyası hediye edilir. zaten felsefeye çok meraklı olan nora bu kitapla birlikte daha da derinden ilgilenmeye başlar ve felsefe öğretmeni olan vittorio hösle’ye sorular sormaya başlar. bu andan itibaren de daha sonra kitap haline gelecek olan mektuplaşma başlamış olur.
nora’nın soruları “bulutlar yenir mi?, gece dere kenarına işesem çarpılır mıyım?, sakız orucu bozar mı?” şeklinde olmadığı için işler git gide derinleşir ve ortaya harika bir kitap çıkar.
nora’nın merak ettikleri daha farklı şeylerdir.
nesnel bir gerçeklik var mıdır?
dinozor fikri hale aynen sürmekte midir?
özgür irade var mıdır yoksa her şey önceden belirlenmiş midir?
hayvanların bilinci var mıdır?
bu sorularla muhattap olan profesör düşsel bir kafe yaratır ve bu sorulara verilecek cevapları büyük filozofların cevaplamasını sağlar. soruya cevabı hangi filozof verecekse o gün o filozofun masasına oturan profesör nora’nın sorularını filozoflar iletir, aldığı cevapları da hemen nora'ya yazar.
ben kitap okumaya doğum günümde hediye gelen kitaplarla başladım çok küçük yaşta. o yüzden bir çocuğa hediye alacaksam bu her zaman bir kitap olur. belki bir nora da ben bulurum. siz de düşünün bu fikri bence.
devamını gör...
adın ve yaşın
(bkz: adım cafer boyum bir on)
devamını gör...
sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek
kadın tarafından "sen benim kocama karışamazsın" diyerek sizin dövülmeniz ile sonuçlanabilir. en temizi polisi aramaktır.
devamını gör...
bazı insanların atatürk'ü sevmeme sebebi
müslüman olabilir. peki müslüman olmak atatürk'ü sevmemeyi mi beraberinde getirir? aslında evet. atatürk, islam denen çağdışı kurallar bütününün egemenliğini yıkarak yerine seküler bir devlet kurmaya çalışmış kişidir. peki kuran söz konusu durumla ilgili ne söyler?
''...kim allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.'' (maide, 5/44)
atatürk'ü ve onun uygulamaya koyduğu laiklik ilkesini bu ayetin neresine koyalım? kuran'ın tek ve sarsılmaz doğru olduğunu kabul eden müslüman kişisi pek tabii atatürk'e diş bileyecektir. ben asıl bir müslümanın atatürk'ü nasıl sevebildiğini anlamakta zorlanıyorum.
''...kim allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.'' (maide, 5/44)
atatürk'ü ve onun uygulamaya koyduğu laiklik ilkesini bu ayetin neresine koyalım? kuran'ın tek ve sarsılmaz doğru olduğunu kabul eden müslüman kişisi pek tabii atatürk'e diş bileyecektir. ben asıl bir müslümanın atatürk'ü nasıl sevebildiğini anlamakta zorlanıyorum.
devamını gör...
günaydın sözlük
dostlar uyku bana haram. tam uyuyacağım yine ve yeniden başıma bir şey geliyor. neyse ki sizin için günaydı benim için uyku zamanı geldi. hepinize günaydınnnnn.
devamını gör...
raelizm
insanlığın (ırkın) ilerlemiş uzaylı türlerin klonlanmasıyla yaratıldığını savunan raelizm bir çeşit topluluk, tarikat ya da akım olarak adlandırılmaktadır. uzay dini, ufo dini olarak da bilinen raelian 1973 ve 1975 yıllarında toplamda iki kez uzaylılar tarafından kaçırılan ya da uzaylılarla karşılan claude vorilhon (claude maurice marcel vorilhon) tarafından ortaya çıkarılmıştır.
lider anlamındaki rael olarak bilinen claude vorilhon, 1973 yılında sönmüş bir volkanda rael gezegeninden gelen uzaylı biliminsanlarıyla karşılaştığını dile getirmiş ve insanlığın kökeni, geleceğiyle ilgili bazı mesajlar aldığını söylemiştir. raelian felsefesine göre insanlar, hayvanlar ve bitkiler, rael gezegeninden 25 bin yıl önce dünyaya gelen elohim adındaki (gökten gelenler anlamındadır, yüksek rütbeler için kullanılır misal kral, prens hatta tanrı gibi) uzaylılar tarafından laboratuvarlarca yaratılmıştır (sonradan klonlanarak çoğalma olmuş).
bu şahsa göre uzaylılar tekrar gelecek ve bunun için de uzaylılar kendisine dünyada bir elçilik kurulmasını talep etmişler. elçi olarak da kendisini seçmişler. o günden sonra da adamımız tüm bilgisini dünyaya yaymak için madech isimli topluluğu kurmuştur. felsefesi de: şimdi inanma zamanı değil, anlama zamanı.
lider anlamındaki rael olarak bilinen claude vorilhon, 1973 yılında sönmüş bir volkanda rael gezegeninden gelen uzaylı biliminsanlarıyla karşılaştığını dile getirmiş ve insanlığın kökeni, geleceğiyle ilgili bazı mesajlar aldığını söylemiştir. raelian felsefesine göre insanlar, hayvanlar ve bitkiler, rael gezegeninden 25 bin yıl önce dünyaya gelen elohim adındaki (gökten gelenler anlamındadır, yüksek rütbeler için kullanılır misal kral, prens hatta tanrı gibi) uzaylılar tarafından laboratuvarlarca yaratılmıştır (sonradan klonlanarak çoğalma olmuş).
bu şahsa göre uzaylılar tekrar gelecek ve bunun için de uzaylılar kendisine dünyada bir elçilik kurulmasını talep etmişler. elçi olarak da kendisini seçmişler. o günden sonra da adamımız tüm bilgisini dünyaya yaymak için madech isimli topluluğu kurmuştur. felsefesi de: şimdi inanma zamanı değil, anlama zamanı.
devamını gör...
geceye bir fotoğraf bırak
titanic (film) )'in senaristi james cameron'u şaşırtan mezar taşıdır. çünkü senaryoyu yazarken jack dawson isimli birinin gerçek titanic kazasında öldüğünden bir haber olarak senaryoda bu hayali karakteri yazmıştı. evet titanic kazasında ölen gerçek bir jack dawson var ama bu filmden bildiğimiz jack değil.

işte gerçek jack dawson ve filmdeki jack dawson

işte gerçek jack dawson ve filmdeki jack dawson
devamını gör...
3 günün bir hunili yazarı ve tanımı
bu ödülün 4. sahibi olan yazarımız #1179939 no'lu tanımı ile thedansözkiller mahlaslı yazar arkadaşımızdır. eğer kendisini biraz tanımış isem bu ödülleri silip süpürme potansiyeline sahiptir. başka yazar arkadaşlara yol açması adına biraz daha aklı selim tanımlar girmesini rica ediyorum kendisinden.*
kendisini bu ödülden dolayı tebrik ediyoruz.*
kendisini bu ödülden dolayı tebrik ediyoruz.*
devamını gör...
kendime saygım yok davranışları
kendini paralayacak kadar sarhoş olmak.
devamını gör...
psyche revived by cupid's kiss
italyan heykeltraş antonio canova'nın 1793'te tamamladığı heykel.

heykel, aşk tanrısı cupid (eros) ve kral kızı psyche'nin aşk hikayesinden bir sahneyi anlatıyor. cupid ''aşk'', psyche ise ''ruh'' anlamına geliyor.
cupid'in annesi güzellik tanrıçası venüs, dillere destan güzelliği sebebiyle psyche'i kıskanmaktadır ve ona bir çok zor iş yaptırır. son olarak psyche'den yeraltı dünyasından içinde güzellik iksiri bulunan bir şişe getirmesini ister ama bu şişeyi açmasını yasaklar. psyche meraktan şişeyi açtığında ise çıkan dumanları soluyarak ölüm uykusuna dalar. heykeltraşın çizdiği bu sahnede, cupid psyche'i uykusundan uyandırıyor ve psyche kendini cupid'in kollarına bırakıyor.
bu sahneden sonra iki aşık artık usanıp kavuşabilmek için zeus'a başvurur. ölümlü psyche ölümsüzlük iksirini içer, böylece aşk ve ruh sonunda birbirine kavuşur.
eser, neoklasik heykel sanatının en başarılı örneklerinden. louvre müzesi'nde sergileniyor.

eros ve psyche'nin hikayesi için buradan
kaynak

heykel, aşk tanrısı cupid (eros) ve kral kızı psyche'nin aşk hikayesinden bir sahneyi anlatıyor. cupid ''aşk'', psyche ise ''ruh'' anlamına geliyor.
cupid'in annesi güzellik tanrıçası venüs, dillere destan güzelliği sebebiyle psyche'i kıskanmaktadır ve ona bir çok zor iş yaptırır. son olarak psyche'den yeraltı dünyasından içinde güzellik iksiri bulunan bir şişe getirmesini ister ama bu şişeyi açmasını yasaklar. psyche meraktan şişeyi açtığında ise çıkan dumanları soluyarak ölüm uykusuna dalar. heykeltraşın çizdiği bu sahnede, cupid psyche'i uykusundan uyandırıyor ve psyche kendini cupid'in kollarına bırakıyor.
bu sahneden sonra iki aşık artık usanıp kavuşabilmek için zeus'a başvurur. ölümlü psyche ölümsüzlük iksirini içer, böylece aşk ve ruh sonunda birbirine kavuşur.
eser, neoklasik heykel sanatının en başarılı örneklerinden. louvre müzesi'nde sergileniyor.

eros ve psyche'nin hikayesi için buradan
kaynak
devamını gör...
öz güveni zedeleyen öğretmen
altıncı sınıfı ailemden uzakta okudum.daha önce evden hiç uzak kalmamıştım, kardeşlerim,annem,babam burnumda tütüyor. amcamlarda kalıyorum.kuzenimle aynı sınıftayız.kuzenim şımarık,tembel.ben uslu, çalışkan. kuzenim beni kıskanıyor, o da çocuk beni istemiyor evde.sadece o değil beni o evde kimse istemiyor ama şartlar biraz kötü.babam köyde görev yapıyor ve ben okumalıyım.
yengem ne kızı üzülsün istiyor,ne düzeni bozulsun,ne de başka birine bakmak.hakli.kizmiyorum.o yüzden midir nedir bana daha az harçlık veriyor,kıyafetlerimi ütülemiyor. sessiz sakinim zaten.annem babam da sıkı sıkı uyarmış amcanlari üzme diye.yemin ederim yazarken gözlerim doluyor yaşadıklarımı düşününce.
derslerde sorun yok.calisiyorum yapıyorum,basariliyim.bir türkçe dersinde sorunum var. şivem olduğu için çocuklar konusmalarimla dalga geçiyor diye çok derse katılmıyorum ama matematikte fende sınıf soruyu yazmadan cevabı yapıştırıyorum.
din kültürü öğretmeni var.cok sert.ama en çok onu seviyorum.yazlari zorla gönderildigim camideki kurslardan her dua ezberimde. hoca hangi duayı dese takır takır okuyorum.hoca bir bana gülümsüyor.haftada bir saat din kültürü dersi var, ders gelsin diye dua ediyorum.hocanin da biraz şivesi var ve o derste açık ara en en en iyisiyim.ondan mıdır nedir aşırı seviyorum öğretmenimi.
bir gün tenefüste sınıfta otururken din kültürü öğretmen geldi ve dedi ki 'bir sınav var,katılmak ister misin?' hafız falan o tarz bir şey.hemen kabul ettim.o gider gitmez bahçeye koştum.kardeslerime hediye almak için biriktirdiğim paraya da kıyıp dondurma aldim.dondurmami yalaya yalaya kuzenimin yanına gittim.şımarıklık da nasıl kötü duruyor üzerimde.kuzenime,yanındaki sınıftan diğer arkadaşlara dedim 'sınav varmış,çok başarılı olduğum için öğretmen beni seçti'.şaşırıyorlar.arada dondurmama dil atıyor abarta abarta anlatiyorum'dualarin hepsini ezbere bilen çocuklar katiliyormus, süper sinavmis'. öyle özgüvenim de yok ama koca sınıfta hoca gelip sadece bana sorunca hava atmak istiyorum.sinav herkesin ilgisini çekiyor.sinifin renkli tokalı kızları bile ilgiyle dinliyor.havam kimse de yok.dediler biz de 'katılabilir miyiz? '
normalde selam vermezler sınavla ilgilenince benle arkadaş oluyorlar sanıp hepsini toplayıp din kültürü hocasının yanına gidiyorum 'arkadaşlarım da sınava katılmak istiyor' diyorum öğretmenime.öğretmen de hayır diyemiyor 18 kişi başvuruyoruz sınava.ama hoca çok sinirli bakıyor bana,pek hoslanmadi bu durumdan belli.hatami anlıyorum ama sınıfta ilk defa yer bulmuşum çok da takmiyorum.
biz o sınava 18 kişi girdik, hiçbir şey de yapamadık.cok saçma bir sinavdi zaten.
neyse aradan bir iki hafta geçti,sınav sonucu da kötü olunca bu hoca benimle muhabbeti, ilgiyi kesti.dualari ezbere bildiğimi görünce dindar bir ailem falan var sandı herhalde.yanilmisti.sadece ezberim iyiydi.baska bilgim yoktu.
birkaç hafta sonra birgün derste beni tahtaya çıkardı.pismis kelle gibi sırıtıyorum. sanıyorum ki aramızdaki buzlar eriyor.icimden diyorum hangi duayı derse desin çok düzgün, çok anlaşılır okuyayım,hoca beni affetsin.heyacanlanmamak için dua ediyorum.
elinde kısa ince bir sopası var.ogrencilere dokunmaz onunla gösterir ne gosterecekse.basladi benim kıyafetlerimi tek tek göstermeye.'gomlege bak,ütü nedir bilmiyor,yaka katlanmış,etek desen iki beden bol.senin annen baban yok mu? ' söyleniyor, sıralıyor,saç,ayakkabı...
dediklerinden çok en sevdiğim öğretmenimin bunu bana demesine üzülüyorum,gözlerim büyüyor,göz yaşlarımı tutmakta zorlanıyorum bir damla aksa durduramayacagim.siniftan çıt ses çıkmıyor.saydikca sayıyor, tahtadayim.gozumu diktim yüzüne göz kırpmadan gözlerim dolu dolu onu izliyorum.her dediği kafamın içinde yankılanıyor.saga sola yürüyor,peygamber efendimiz temizdi diyor,insan içine çıkarken dikkat ederdi diyor,on yaşındayım annemden babamdan uzağım dediği cümleler kafamda yankılanıyor. en son sınıftan en arka sıradan yaramaz bir kiz öğrenci var onun sesi yükseliyor 'onun annesi babası yanında degil '.
ögretmenimin yüzü değişiyor bir anda.hatasini anlıyor. kendime acıyorum.aglayarak sirama geçiyorum.kafami sıraya koyuyor, hıçkıra hıçkıra annemi babamı özleyişimden,yengemin yaptıklarına,kuzenime ,yalnızlığıma,çocukluğuma her şeyime ağlıyorum.
ve söz veriyorum ilerde öğretmen olursam tek bir çocuk benim yüzümden ağlamayacak, üzülmeyecek.
yıllar geçti,zaman degisti ama benim hala biraz özgüvenim eksik.
dağları aştım,bu saçma sapan anıyı aşamıyorum.
yengem ne kızı üzülsün istiyor,ne düzeni bozulsun,ne de başka birine bakmak.hakli.kizmiyorum.o yüzden midir nedir bana daha az harçlık veriyor,kıyafetlerimi ütülemiyor. sessiz sakinim zaten.annem babam da sıkı sıkı uyarmış amcanlari üzme diye.yemin ederim yazarken gözlerim doluyor yaşadıklarımı düşününce.
derslerde sorun yok.calisiyorum yapıyorum,basariliyim.bir türkçe dersinde sorunum var. şivem olduğu için çocuklar konusmalarimla dalga geçiyor diye çok derse katılmıyorum ama matematikte fende sınıf soruyu yazmadan cevabı yapıştırıyorum.
din kültürü öğretmeni var.cok sert.ama en çok onu seviyorum.yazlari zorla gönderildigim camideki kurslardan her dua ezberimde. hoca hangi duayı dese takır takır okuyorum.hoca bir bana gülümsüyor.haftada bir saat din kültürü dersi var, ders gelsin diye dua ediyorum.hocanin da biraz şivesi var ve o derste açık ara en en en iyisiyim.ondan mıdır nedir aşırı seviyorum öğretmenimi.
bir gün tenefüste sınıfta otururken din kültürü öğretmen geldi ve dedi ki 'bir sınav var,katılmak ister misin?' hafız falan o tarz bir şey.hemen kabul ettim.o gider gitmez bahçeye koştum.kardeslerime hediye almak için biriktirdiğim paraya da kıyıp dondurma aldim.dondurmami yalaya yalaya kuzenimin yanına gittim.şımarıklık da nasıl kötü duruyor üzerimde.kuzenime,yanındaki sınıftan diğer arkadaşlara dedim 'sınav varmış,çok başarılı olduğum için öğretmen beni seçti'.şaşırıyorlar.arada dondurmama dil atıyor abarta abarta anlatiyorum'dualarin hepsini ezbere bilen çocuklar katiliyormus, süper sinavmis'. öyle özgüvenim de yok ama koca sınıfta hoca gelip sadece bana sorunca hava atmak istiyorum.sinav herkesin ilgisini çekiyor.sinifin renkli tokalı kızları bile ilgiyle dinliyor.havam kimse de yok.dediler biz de 'katılabilir miyiz? '
normalde selam vermezler sınavla ilgilenince benle arkadaş oluyorlar sanıp hepsini toplayıp din kültürü hocasının yanına gidiyorum 'arkadaşlarım da sınava katılmak istiyor' diyorum öğretmenime.öğretmen de hayır diyemiyor 18 kişi başvuruyoruz sınava.ama hoca çok sinirli bakıyor bana,pek hoslanmadi bu durumdan belli.hatami anlıyorum ama sınıfta ilk defa yer bulmuşum çok da takmiyorum.
biz o sınava 18 kişi girdik, hiçbir şey de yapamadık.cok saçma bir sinavdi zaten.
neyse aradan bir iki hafta geçti,sınav sonucu da kötü olunca bu hoca benimle muhabbeti, ilgiyi kesti.dualari ezbere bildiğimi görünce dindar bir ailem falan var sandı herhalde.yanilmisti.sadece ezberim iyiydi.baska bilgim yoktu.
birkaç hafta sonra birgün derste beni tahtaya çıkardı.pismis kelle gibi sırıtıyorum. sanıyorum ki aramızdaki buzlar eriyor.icimden diyorum hangi duayı derse desin çok düzgün, çok anlaşılır okuyayım,hoca beni affetsin.heyacanlanmamak için dua ediyorum.
elinde kısa ince bir sopası var.ogrencilere dokunmaz onunla gösterir ne gosterecekse.basladi benim kıyafetlerimi tek tek göstermeye.'gomlege bak,ütü nedir bilmiyor,yaka katlanmış,etek desen iki beden bol.senin annen baban yok mu? ' söyleniyor, sıralıyor,saç,ayakkabı...
dediklerinden çok en sevdiğim öğretmenimin bunu bana demesine üzülüyorum,gözlerim büyüyor,göz yaşlarımı tutmakta zorlanıyorum bir damla aksa durduramayacagim.siniftan çıt ses çıkmıyor.saydikca sayıyor, tahtadayim.gozumu diktim yüzüne göz kırpmadan gözlerim dolu dolu onu izliyorum.her dediği kafamın içinde yankılanıyor.saga sola yürüyor,peygamber efendimiz temizdi diyor,insan içine çıkarken dikkat ederdi diyor,on yaşındayım annemden babamdan uzağım dediği cümleler kafamda yankılanıyor. en son sınıftan en arka sıradan yaramaz bir kiz öğrenci var onun sesi yükseliyor 'onun annesi babası yanında degil '.
ögretmenimin yüzü değişiyor bir anda.hatasini anlıyor. kendime acıyorum.aglayarak sirama geçiyorum.kafami sıraya koyuyor, hıçkıra hıçkıra annemi babamı özleyişimden,yengemin yaptıklarına,kuzenime ,yalnızlığıma,çocukluğuma her şeyime ağlıyorum.
ve söz veriyorum ilerde öğretmen olursam tek bir çocuk benim yüzümden ağlamayacak, üzülmeyecek.
yıllar geçti,zaman degisti ama benim hala biraz özgüvenim eksik.
dağları aştım,bu saçma sapan anıyı aşamıyorum.
devamını gör...
sözlüğün en iyi yazarı
"ben de paşayım sen de paşasın... hadi siz de paşa olun, hepimiz paşayız" dedirten başlık.
devamını gör...
normal sözlük'te sürekli islam'ı kötüleyen başlık ve tanımlara müsaade etmek
birilerinin kırmızı çizgisine giriyor diye kimse bi konu hakkinda susmak zorunda degil.siz inancinizin eleştirilemez olduğunu düşündüğünüz için moderatorler kimseyi banlamak zorunda degil.saygı çerçevesi içinde herkes fikrini yazabilir.
devamını gör...
sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
kalbimizi durdurmadık ya yetmez mi?
devamını gör...
at nalı yengeci
tachypleus tridentatus. nal yengeci.
adı yengeç olsa da gerçekte yengeç değildir bu canlı. çok ilginç özellikleri ve güçlü, dayanıklı yapısı şaşırtıcı değildir, çünkü bu canlının ilk ataları 450 milyon yıl önce ortaya çıkmış, yani dinozorlardan 220 milyon yıl önce dünyada varlıklarını sürdürüyorlarmış. karadede mübarek. kadim hayvanlardan. lakabı ise yaşayan fosil.





ek : limulus amebocyte lysate adı verilen mavi renkte bir kana sahiptir. bu kan, çeşitli serumların, aşıların ve tedavilerin geliştirilmesinde kullanılmaktadır.
adı yengeç olsa da gerçekte yengeç değildir bu canlı. çok ilginç özellikleri ve güçlü, dayanıklı yapısı şaşırtıcı değildir, çünkü bu canlının ilk ataları 450 milyon yıl önce ortaya çıkmış, yani dinozorlardan 220 milyon yıl önce dünyada varlıklarını sürdürüyorlarmış. karadede mübarek. kadim hayvanlardan. lakabı ise yaşayan fosil.





ek : limulus amebocyte lysate adı verilen mavi renkte bir kana sahiptir. bu kan, çeşitli serumların, aşıların ve tedavilerin geliştirilmesinde kullanılmaktadır.
devamını gör...
sonsuz günbatımı
bir karanlık ayet olan varlığım
kendinde yenileyerek seni
götürecek çiçeklenen sonsuz tanyerine
ben bu ayette seni ah çektim
ben bu ayette seni
bağladım ağaca, suya ve ateşe
furuğ ferruhzad tarafından doğunun derin izlerinin ve acılarının, kadının yüreğini sıkan baskılarının uzun şiirlerle, geleneğin de etkisiyle mesnevi tadında anlatıldığı şiir kitabıdır. *
farsçadan çevirisi onat kutlar ve celal hosrovşahi* tarafından yapılmıştır.
ilk baskısı 1989'da ada yayınları tarafından yapılan kitap 2019 nisan'ında kırmızı kedi'de de yayımlanmıştır.
ve işte senden daha yalnız değil mi
ayaklarının altında titreyen yeryüzü?
ve rüzgar
sevişmenin en derin ve karanlık anında esmeye başlayan rüzgar
zorluyordu
surlarını güvenimin sessiz kalesinin
kendi adıyla çağırıyordu yüreğimi çok eski çatlaklardan sızarak
devamını gör...
normal sözlük'teki kendinizle mesajlaşamazsınız uyarısı
sözlükte mümkün olmayandır.
ama ben ds'de işi çözdüm. kendi kendimle mesajlarak dertleşiyorum.
allah kimseyi dertleşecek kimsesi olmayanlardan etmesin. yalnızlık kader defterimin ismi olmuş, ne yapayım...
ama ben ds'de işi çözdüm. kendi kendimle mesajlarak dertleşiyorum.
allah kimseyi dertleşecek kimsesi olmayanlardan etmesin. yalnızlık kader defterimin ismi olmuş, ne yapayım...
devamını gör...
