patates sözlük
çok daha iyi bir isim olabilirdi. hem kızartması da güzel oluyor. ayrıca komunizmle patates arasındaki ince güzel ilişkiyi bilmeyen de yoktur.
devamını gör...
gençlerde işsizlik diye bir kaygının bulunmaması
yaşım 20. halen üniversite eğitimime devam etmekteyim. okula gidebildiğim süreçte part-time olan zaman zaman full time da dahil olmak üzere birçok farklı işte çalıştım. şimdi bu başlığı açan arkadaşın anlamadığı şey şu öğrencilik yıllarında bu işler problem değildir günü kurtarmak adına çalışırsınız ama mezun olduktan sonra neden anketörlük yapmaya devam edeyim? yıllarca bir alana bağlı eğitim aldıktan sonra neden yani neden?
hadi bunları geçtim şuan memleketimdeyim. iş yok arkadaş burada iş. fabrikada çalışamam malum askerliğe daha çok var. ee diğer işler desen her yer kapalı zaten küçük bir ilçe, yasak olmasa da iş yok. köyde zeytinlik ile damda bulunan birkaç koyun ile oyalanıyorum işte ne yapabilirim başka? çiftçilikte benim öğrenim gördüğüm alanın dışında bir meslek lakin babam topraktan ve hayvandan anlar. çocukluğundan beri çobanlık yapıp zeytin ağaçlarıyla uğraşmış adam. yaşamak için. ondan öğrendiklerim ile beraber çiftlik kurmayı hayal etmeyi denedim ama olmuyor edemiyorum. bunun sebebini uzun uzadıya yazmaya hacet yok. sadece şunu bilin devletten destek istemiyorum vergiler ile köstek olmasın yeterli.
uzaktan bakıp gençler hakkında atıp tutmak kadar kolay bir şey yok. konuşun bol bol konuşun. orhan veli'nin dediği gibi "hava bedava su bedava" konuşmakta bedava bundan sonra. *
başlık için tanımı şöyle bırakayım.
(bkz: bir yeni nesil söylencesi; boş yapmak)
hadi bunları geçtim şuan memleketimdeyim. iş yok arkadaş burada iş. fabrikada çalışamam malum askerliğe daha çok var. ee diğer işler desen her yer kapalı zaten küçük bir ilçe, yasak olmasa da iş yok. köyde zeytinlik ile damda bulunan birkaç koyun ile oyalanıyorum işte ne yapabilirim başka? çiftçilikte benim öğrenim gördüğüm alanın dışında bir meslek lakin babam topraktan ve hayvandan anlar. çocukluğundan beri çobanlık yapıp zeytin ağaçlarıyla uğraşmış adam. yaşamak için. ondan öğrendiklerim ile beraber çiftlik kurmayı hayal etmeyi denedim ama olmuyor edemiyorum. bunun sebebini uzun uzadıya yazmaya hacet yok. sadece şunu bilin devletten destek istemiyorum vergiler ile köstek olmasın yeterli.
uzaktan bakıp gençler hakkında atıp tutmak kadar kolay bir şey yok. konuşun bol bol konuşun. orhan veli'nin dediği gibi "hava bedava su bedava" konuşmakta bedava bundan sonra. *
başlık için tanımı şöyle bırakayım.
(bkz: bir yeni nesil söylencesi; boş yapmak)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en sevdiği meyve
kiraz*
devamını gör...
biz ölünce sözlük hesabımıza ne oluyor sorunsalı
dijital ayakizi olarak kalıyor.
devamını gör...
ölümlülüğün kabulü
zamanla gerçekleşen ve acı veren bir farkındalık halidir.
insanın bu farkındalık haline ulaşmak için yaş alması gerektiğine inanılsa da aslında öyle olmadığı zamanla anlaşılır.
ölümlülüğü var olan haliyle kabul etmek çok yakınınızda birinin ölmesi ise başlar. sanki yakınlarınızdan biri ölünce ölüm artık elle tutulur gözle görülür bir hal alır.
ve insanda sıranın kendisine gelmeye başladığı hissi uyanınca doğarak ön kabulünü yaptığımız ama zamanla bu sözümüzü yavaş yavaş unuttuğumuz ölüm gerçeği tekrar ortaya çıkmaya başlar.
ölüm size yaklaştığında söylenecek tek şey:
“ aldım, kabul ettim.”
insanın bu farkındalık haline ulaşmak için yaş alması gerektiğine inanılsa da aslında öyle olmadığı zamanla anlaşılır.
ölümlülüğü var olan haliyle kabul etmek çok yakınınızda birinin ölmesi ise başlar. sanki yakınlarınızdan biri ölünce ölüm artık elle tutulur gözle görülür bir hal alır.
ve insanda sıranın kendisine gelmeye başladığı hissi uyanınca doğarak ön kabulünü yaptığımız ama zamanla bu sözümüzü yavaş yavaş unuttuğumuz ölüm gerçeği tekrar ortaya çıkmaya başlar.
ölüm size yaklaştığında söylenecek tek şey:
“ aldım, kabul ettim.”
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın her nerede okunuyor ve okutuluyorsa.
devamını gör...
cinsiyet öğrenme partisi
yapanlarının istisnasız düşük zekalı olduğu parti. katılanların ise kek ve kola için orada bulundukları düşüncesindeyim, onlara ağır bi söz söylemem ayıp olabilir.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
herkese merhabalar sevgili yazarlar! agora meyhanesi’ne hoş geldiniz diyoruz!
fularlarımız, pipolarımız ve içeceklerimiz hazır mı? ortam loş ve fonda jazz müziğimiz de çalıyorsa tamamdır..*
agora meyhanesi’nde sözlüğün cool sinema uzmanı sevgili coldboy, medarı iftiharı değerli bilim insanı sevgili meja, romantik filozof bir cevher sevgili piyanist ve bendeniz lanet; insanoğlunun gelecek hedeflerinden ve güncel haberlerden bahsederek; sizlerle birlikte bunları psikanaliz, edebiyat, sinema, hukuk ve sanat gibi çeşitli alanlar ile entegre etmeyi planlıyoruz. ancak bunu yaparken sizleri uzmanlık gerektirecek bilgilerle sıkmak niyetinde değiliz. bir bakıma meyhane burası..
amacımız, hem geçmişi hem de geleceği birbirine bağlamak ve insanı objektif-subjektif verilerle ele almak olacak. sizlerle birlikte çok bomba konulara doğru yolculuğa çıkacak olmanın heyecanı ile tutuşuyoruz. ilk konumuz mars’ta insan kayması.. mars’ta insan mı kayması? o da ne demek dediğinizi duyar gibiyiz!
malumunuz, 10-15 yıl sonra insanoğlu ilk defa dünyadan başka bir gezegene ayak basmayı planlıyor. peki bu uzay yolculuğunun asıl sebebi neydi? insanın doyumsuzluğu, açgözlülüğü mü daha çok etkiliydi yoksa anlama isteği ve merak duygusu mu? değerli madenler çıkarılabilir, uzay turizmi ile birçok şirket kârlarına kâr katabilirdi.. peki, uzayda elde edilecek maddi kazançları bir kenara bırakırsak olayın bilimsel boyutları nasıl olacaktı? mars'a gönderilecek insanlar neye göre seçilecekti? yoksa, insanoğlu seçilmişlik ve sınıf ayrımı kavramlarını uzaya da mı taşıyacaktı? insan gerçekten "insan" olduğu için mi değerliydi? uzayda elde edeceğimiz hem maddi hem de bilimsel kazanımlar, etik davranmadığımız durumları telafi edecek kadar değerli olabilir miydi? neden mars'ı seçtik? uzayın insan vücuduna etkileri nasıl olacaktı?
tüm bu bağlamlarda, insan yaşamını konu alan filmlerden de bahsedeceğiz; konu ile ilgili şarkılar da dinleyeceğiz; yazılmış kitaplardan da konuşacağız.
üstelik bir sürprizimiz de var.! yine konu ile alakalı olarak sözlükte girilmiş başlıkları ve yazarların en çok beğenilen tanımlarını da sizlerle paylaşacağız.
heyecan tavan yaptı bizde, mars’a uçmasak bari.*
şimdiden keyifli bir akşam geçirmenizi diliyoruz. akşam 21:00’da kafa sözlük radyoda görüşmek üzere!
fularlarımız, pipolarımız ve içeceklerimiz hazır mı? ortam loş ve fonda jazz müziğimiz de çalıyorsa tamamdır..*
agora meyhanesi’nde sözlüğün cool sinema uzmanı sevgili coldboy, medarı iftiharı değerli bilim insanı sevgili meja, romantik filozof bir cevher sevgili piyanist ve bendeniz lanet; insanoğlunun gelecek hedeflerinden ve güncel haberlerden bahsederek; sizlerle birlikte bunları psikanaliz, edebiyat, sinema, hukuk ve sanat gibi çeşitli alanlar ile entegre etmeyi planlıyoruz. ancak bunu yaparken sizleri uzmanlık gerektirecek bilgilerle sıkmak niyetinde değiliz. bir bakıma meyhane burası..
amacımız, hem geçmişi hem de geleceği birbirine bağlamak ve insanı objektif-subjektif verilerle ele almak olacak. sizlerle birlikte çok bomba konulara doğru yolculuğa çıkacak olmanın heyecanı ile tutuşuyoruz. ilk konumuz mars’ta insan kayması.. mars’ta insan mı kayması? o da ne demek dediğinizi duyar gibiyiz!
malumunuz, 10-15 yıl sonra insanoğlu ilk defa dünyadan başka bir gezegene ayak basmayı planlıyor. peki bu uzay yolculuğunun asıl sebebi neydi? insanın doyumsuzluğu, açgözlülüğü mü daha çok etkiliydi yoksa anlama isteği ve merak duygusu mu? değerli madenler çıkarılabilir, uzay turizmi ile birçok şirket kârlarına kâr katabilirdi.. peki, uzayda elde edilecek maddi kazançları bir kenara bırakırsak olayın bilimsel boyutları nasıl olacaktı? mars'a gönderilecek insanlar neye göre seçilecekti? yoksa, insanoğlu seçilmişlik ve sınıf ayrımı kavramlarını uzaya da mı taşıyacaktı? insan gerçekten "insan" olduğu için mi değerliydi? uzayda elde edeceğimiz hem maddi hem de bilimsel kazanımlar, etik davranmadığımız durumları telafi edecek kadar değerli olabilir miydi? neden mars'ı seçtik? uzayın insan vücuduna etkileri nasıl olacaktı?
tüm bu bağlamlarda, insan yaşamını konu alan filmlerden de bahsedeceğiz; konu ile ilgili şarkılar da dinleyeceğiz; yazılmış kitaplardan da konuşacağız.
üstelik bir sürprizimiz de var.! yine konu ile alakalı olarak sözlükte girilmiş başlıkları ve yazarların en çok beğenilen tanımlarını da sizlerle paylaşacağız.
heyecan tavan yaptı bizde, mars’a uçmasak bari.*
şimdiden keyifli bir akşam geçirmenizi diliyoruz. akşam 21:00’da kafa sözlük radyoda görüşmek üzere!
devamını gör...
yazarların favori kot markaları
sadece ve sadece mavi. adamlar işi biliyor gerçekten. kalite ve şık tasarım istiyorsanız kampanyaları takip edip maviden şaşmayacaksınız.
devamını gör...
insan iyi midir kötü müdür sorunsalı
"insanların size karşı olmaları diye bir şey yoktur, onlar kendilerinden yanadır hepsi bu." sözünü hatırlatan soru başlığı.
insanları " iyi" ve" kötü" olarak ayırt etmeyi bırakalı çok oluyor. gençlikte size verecekleri fayda zarar oranına göre iyi ya da kötü diye ayırtetmek zorunda kalıyorsunuz. bir çeşit savunma iç güdüsü sanırım. dünyevi imkanlarınız artmaya, kendi ayaklarınız üstünde durmaya, kişilik olarak kendinizi gerçekleştirmeye başladıkça insanların size zarar vermesi ile ilgili korkularınız da azalmaya belki de kendinize güveniniz artmaya başlıyor. tabi ki bu noktaya gelene kadar bir çok insandan zarar görmeye, iyi sandığınız insanların aslında o kadar iyi olmadığını, hatta kötü olarak sınıflandırmanız gerekip hata ettiğinizi tecrübe etmeye başlıyorsunuz. tam tersi durum da bir o kadar çok oluyor. sizin kötü sandığınız, uzak durmaya uğraştığınız insanların aslında sadece sizin gibi kendi dertlerinden müzdarip olduğunu görüyorsunuz.
şahsen geriye dönüp baktığımda ne kadar çok kişiyi iyiler ve kötüler diye yanlış bölmelere yerleştridiğimi görüp üzüldüğüm çok olmuştur. daha da acınılası durum kaç kişinin kötüler bölmesinde yer aldığımı farketmem. şimdi geldiğim noktada hiç kimse benim için iyi ve ya kötü değil. herkes nefsine ne kadar yakın ne kadar uzak ve benden ne bekliyor ben onu ne kadar karşılarım onun muhasebesini yapıp karar vermeye çalışıyorum. birisi ile ilgili ilk izlenimim çoğu zaman beni yanıltmıyor. keşke hiç bulaşmasaydım, keşke hiç bu kadar taviz vermeseydim dediğim çok olmuştur. çoğu zaman yanlış kararlar verdiğim hissi peşimi bırakmıyor ama bu insanların kötü olduğunu göstermez. herşeye rağmen ;
“allah’ın rahmeti sebebiyledir ki sen onlara yumuşak davrandın. eğer kaba, katı kalpli olsaydın, çevrenden dağılır giderlerdi. öyleyse sen onları affet, onların bağışlanmalarını dile. iş konusunda onlara danış. karar verdin mi de allah’a dayan. çünkü allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.”al-i ımran suresi:159.
insanları " iyi" ve" kötü" olarak ayırt etmeyi bırakalı çok oluyor. gençlikte size verecekleri fayda zarar oranına göre iyi ya da kötü diye ayırtetmek zorunda kalıyorsunuz. bir çeşit savunma iç güdüsü sanırım. dünyevi imkanlarınız artmaya, kendi ayaklarınız üstünde durmaya, kişilik olarak kendinizi gerçekleştirmeye başladıkça insanların size zarar vermesi ile ilgili korkularınız da azalmaya belki de kendinize güveniniz artmaya başlıyor. tabi ki bu noktaya gelene kadar bir çok insandan zarar görmeye, iyi sandığınız insanların aslında o kadar iyi olmadığını, hatta kötü olarak sınıflandırmanız gerekip hata ettiğinizi tecrübe etmeye başlıyorsunuz. tam tersi durum da bir o kadar çok oluyor. sizin kötü sandığınız, uzak durmaya uğraştığınız insanların aslında sadece sizin gibi kendi dertlerinden müzdarip olduğunu görüyorsunuz.
şahsen geriye dönüp baktığımda ne kadar çok kişiyi iyiler ve kötüler diye yanlış bölmelere yerleştridiğimi görüp üzüldüğüm çok olmuştur. daha da acınılası durum kaç kişinin kötüler bölmesinde yer aldığımı farketmem. şimdi geldiğim noktada hiç kimse benim için iyi ve ya kötü değil. herkes nefsine ne kadar yakın ne kadar uzak ve benden ne bekliyor ben onu ne kadar karşılarım onun muhasebesini yapıp karar vermeye çalışıyorum. birisi ile ilgili ilk izlenimim çoğu zaman beni yanıltmıyor. keşke hiç bulaşmasaydım, keşke hiç bu kadar taviz vermeseydim dediğim çok olmuştur. çoğu zaman yanlış kararlar verdiğim hissi peşimi bırakmıyor ama bu insanların kötü olduğunu göstermez. herşeye rağmen ;
“allah’ın rahmeti sebebiyledir ki sen onlara yumuşak davrandın. eğer kaba, katı kalpli olsaydın, çevrenden dağılır giderlerdi. öyleyse sen onları affet, onların bağışlanmalarını dile. iş konusunda onlara danış. karar verdin mi de allah’a dayan. çünkü allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.”al-i ımran suresi:159.
devamını gör...
sorumluluklarla baş etme yöntemleri
üstünden kalkacağımızı düşündüğümüz sorumlulukları bir güzel alıyoruz, sonrasında son güne kadar yapmıyoruz lay lay lom takılıyoruz. son gün geldiğinde kıçınızın tutuşmasıyla stresin eşlik ettiği bu sorumluluğu bir güzel yerine getiriyoruz. bunu yaparken "niye son güne bıraktım ki, bidaha bırakmicam" demeyi de ihmal etmiyoruz.
devamını gör...
anton çehov
'the lady with the dog' hikayesini çok sevdiğim yazardır. aldatmak ile ilgili fikirlerinizi değiştirebilir, ve bir noktada hak verebilirsiniz, karakterlerin hayatları göz önüne alındığında.
devamını gör...
alıngan insan tipi
çevresindeki insanların hayatını zorlaştıran ve onları yoran insan tipidir.
aşırı alıngan bir akraba ya da arkadaşa sahipseniz vay halinize. insanın her hareketinden, bakışından ve nefes alışından bile alınma potansiyeline sahiptirler. sonra düşün dur acaba ben ne yaptım da ne dedim de alındı diye. halbuki sorun kendilerindedir. bana göre bu aşırı alınganlığın temelinde öz güven eksikliği yatmaktadır. benden uzak olsunlar.
aşırı alıngan bir akraba ya da arkadaşa sahipseniz vay halinize. insanın her hareketinden, bakışından ve nefes alışından bile alınma potansiyeline sahiptirler. sonra düşün dur acaba ben ne yaptım da ne dedim de alındı diye. halbuki sorun kendilerindedir. bana göre bu aşırı alınganlığın temelinde öz güven eksikliği yatmaktadır. benden uzak olsunlar.
devamını gör...
bazı yazarların tanıma değil yazara göre beğenide bulunması
yavşaklıktır.
her kim ismailin tanımlarını beğenmekten kaçınıyorsa o kişi hristiyanismaili kıskanıyordur.
her kim ismailin tanımlarını beğenmekten kaçınıyorsa o kişi hristiyanismaili kıskanıyordur.
devamını gör...
ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler
seks !! yani arada büyüyüp kücülebilen bi uzvu ici muamma olan bir deliğe sokmaya nasıl ikna oldunuz kardeşim?
devamını gör...
25 ekim 1993 pkk'nın yolalan katliamı
25 ekim 1993 günü akşamı yolalan beldesine baskın yapan kürt terör örgütü pkk’nın militanları, vatan evlatlarına eğitim götüren 4 öğretmeni ve 2 yaşındaki kız çocuğunu vahşice katlettiler.
terör örgütünün kendi yayın organından da üstlendiği bu eylem, abdullah öcalan tarafından; bölgede pkk’dan izinsiz çalışan t.c. kimlikli herkesin, özellikle de öğretmenlerin öldürülmesi yönünde talimat verilmesi üzerine gerçekleşmiştir ve canilerin 4 öğretmenimizi ve 2 yaşında bir öğretmen çocuğunu vahşice katletmesiyle sonuçlanmıştır.
coğrafya öğretmeni abdurrahman nafiz özbağrıaçık ve din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni ergin komut‘u okul önünde makineli tüfekle tarayıp öldüren kürt faşistler ardından, beldeye bağlı düz köyü‘nde bir evde saklanan bayram ve yasemin çifti ile 2 yaşındaki kızları betül‘ü şehit etmiştir. tek amaçları vatan topraklarına eğitim götürmek olan, türlü zorlukları ve can tehlikesini türkiye‘nin çocuklarının aydınlanması uğruna göze alan şehitlerimiz pkk’nın belgeli(hem örgütün hem de devletin kabulü) onlarca vahşetinden sadece birine kurban gitmişlerdir.
cinayetten tam 9 yıl sonra pkk itirafçısının yazdığı kitapla bu olay biraz daha açığa çıkmış, teröristlerin beldeye girdiklerinde ilk bastıkları mekan olan sağlık ocağının kürt kökenli sağlık memuru celalettin toktaş‘ın, lojmana sığınmış özbağrıaçık ve komut ailelerini sığındıkları evlerden çıkmaları yönünde ikna etmiş ve cinayetlere sebep olmuştur. şu an kendisi de müebbet hapse mahkum edilmiştir.
1993 yolalan katliamı‘nda şehit olan 4 öğretmenimizin ismi yurdumuzun okullarına verilmiş, 2 yaşında sırtından kurşunlanarak 2 yaşındayken öldürülen betül kızımızın adı ise anaokuluna verilmiştir. şehitlerimizin ruhları ve ülküleri bizlerledir. onlar ölümsüzdür.
pkk katliamları




(bkz: şehit öğretmenlerimiz)
terör örgütünün kendi yayın organından da üstlendiği bu eylem, abdullah öcalan tarafından; bölgede pkk’dan izinsiz çalışan t.c. kimlikli herkesin, özellikle de öğretmenlerin öldürülmesi yönünde talimat verilmesi üzerine gerçekleşmiştir ve canilerin 4 öğretmenimizi ve 2 yaşında bir öğretmen çocuğunu vahşice katletmesiyle sonuçlanmıştır.
coğrafya öğretmeni abdurrahman nafiz özbağrıaçık ve din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni ergin komut‘u okul önünde makineli tüfekle tarayıp öldüren kürt faşistler ardından, beldeye bağlı düz köyü‘nde bir evde saklanan bayram ve yasemin çifti ile 2 yaşındaki kızları betül‘ü şehit etmiştir. tek amaçları vatan topraklarına eğitim götürmek olan, türlü zorlukları ve can tehlikesini türkiye‘nin çocuklarının aydınlanması uğruna göze alan şehitlerimiz pkk’nın belgeli(hem örgütün hem de devletin kabulü) onlarca vahşetinden sadece birine kurban gitmişlerdir.
cinayetten tam 9 yıl sonra pkk itirafçısının yazdığı kitapla bu olay biraz daha açığa çıkmış, teröristlerin beldeye girdiklerinde ilk bastıkları mekan olan sağlık ocağının kürt kökenli sağlık memuru celalettin toktaş‘ın, lojmana sığınmış özbağrıaçık ve komut ailelerini sığındıkları evlerden çıkmaları yönünde ikna etmiş ve cinayetlere sebep olmuştur. şu an kendisi de müebbet hapse mahkum edilmiştir.
1993 yolalan katliamı‘nda şehit olan 4 öğretmenimizin ismi yurdumuzun okullarına verilmiş, 2 yaşında sırtından kurşunlanarak 2 yaşındayken öldürülen betül kızımızın adı ise anaokuluna verilmiştir. şehitlerimizin ruhları ve ülküleri bizlerledir. onlar ölümsüzdür.
pkk katliamları




(bkz: şehit öğretmenlerimiz)
devamını gör...
amistad
1997 yapımı steven spielberg yönetmenliğinde; morgan freeman, anthony hopkins, matthew mcconaughey gibi bomba bir kadrosu olan, kölelik temalı film.
devamını gör...
normal sözlük'ün gelişmesi için tavsiyeler
beğenmedim butonunun gelmesi, el emeği göz nuru tanımların ayrıyeten bir portalda sergilenmesi. rakı seven kadın, sevgiliye nude atmak gibi zırva başlıkların engellenmesi ve bu tarz başlık açan yazarların uçurulması.
devamını gör...
endemi
bir bölgede belli bir hastalığın veya hastalık etkeninin uzun süre belli bir düzeyde seyretmesi. mesela ülkemizde akdeniz bölgesi endemik guatr bölgesi olarak tanımlanmaktadır. beslenme alışkanlıkları, besinler, genetik vs. gibi bir çok etkeni bulunmaktadır.
devamını gör...
