muhabbet kuşu
cidden neyin kafasını yaşadıklarına anlam veremediğim hayvanlar. benim kuşum yıllar önce öldü. 9 sene yaşamıştı, bir 9 sene daha yaşardı ya neyse...
birincisi yeşil görünce kafayı yiyor bunlar. maydonozdu, maruldu, ıspanaktı falan görünce direkt içine dalıp kayboluyorlar. tamam çok seviyorsun anladık da niye içine giriyorsun o yeşil öbeğin?
yüksekten bir nesneyi aşağı atmaya bayılıyorlar. sapıkça bir zevk veriyor bu onlara. sabah uykumdan kaç kere masamdan aşağı atılan bilumum nesnenin korkunç gürültüsüyle uyandım bir ben bilirim.
inanılmaz bir konuşma ve taklit merakı var. mesela benimki tuhaf bir ses çıkardığımı duyduğunda hemen üstüme yapışır, gagasını dudaklarıma dayar ve öylece dinlerdi. ertesi gün de çıkardığım sesi tonlamasına kadar bire bir duyardım.
sapıklık derecesinde kapı zili taklit yetenekleri var. lan bir taklit bu kadar mı mükemmel olur? her defasında kapıya gidiyorum ama kimse yok!
inanılmaz kıskanç hayvanlar. herhangi bir şeyi sevdiğinizi gördüklerinde deliriyorlar ve ona saldırıyorlar.
ayrıca sinirli hayvanlar. artist artist bağırıp çağırırsanız aynı şekilde karşılık veriyorlar. komik bir görüntü aslında. lan 10 gramlık şeysin neyin artistliğini yapıyorsun?
pilav, yumurta hatta yamyamlık olacak ama tavuğun hastası bunlar. bir kere tadını alınca bir daha asla yemlere dönüp bakmazlar. anca çok aç kalırsa yerler. onunla birlikte kahvaltı bir farzdır artık.
banyo yapmaya bayılıyorlar. bardağa su mu doldurdunuz? anında içmeniz lazım. yoksa gelip içine giriyor. lavaboda yüzünüzü mü yıkayacaksınız? yo dostum önce o gelip banyosunu yapacak.
ayrıca kafese tıkmazsanız müthiş atletik uçucular olduklarını göreceksiniz. havada o manevraları nasıl yapabildiğini aklım almıyor gerçekten. muhabbet değil adeta atmaca. kafese kapatılan kuşlar ise zamanla uçmayı bile unutuyor bunu yapmayın. kafeste tutacaksanız zaten almayın.
ha unutmuşum. bunlar bazen uçmayı bırakıp evin içinde yürümeyi tercih edebiliyor. olum sen kuşsun uçarak gidebilirsin? yok illa yürüyecek. aman diyim üstüne basmayın. *
son olarak, unutmayın ki bir zamanlar bunlar dinazordu. ayağınızı denk alın yani.
birincisi yeşil görünce kafayı yiyor bunlar. maydonozdu, maruldu, ıspanaktı falan görünce direkt içine dalıp kayboluyorlar. tamam çok seviyorsun anladık da niye içine giriyorsun o yeşil öbeğin?
yüksekten bir nesneyi aşağı atmaya bayılıyorlar. sapıkça bir zevk veriyor bu onlara. sabah uykumdan kaç kere masamdan aşağı atılan bilumum nesnenin korkunç gürültüsüyle uyandım bir ben bilirim.
inanılmaz bir konuşma ve taklit merakı var. mesela benimki tuhaf bir ses çıkardığımı duyduğunda hemen üstüme yapışır, gagasını dudaklarıma dayar ve öylece dinlerdi. ertesi gün de çıkardığım sesi tonlamasına kadar bire bir duyardım.
sapıklık derecesinde kapı zili taklit yetenekleri var. lan bir taklit bu kadar mı mükemmel olur? her defasında kapıya gidiyorum ama kimse yok!
inanılmaz kıskanç hayvanlar. herhangi bir şeyi sevdiğinizi gördüklerinde deliriyorlar ve ona saldırıyorlar.
ayrıca sinirli hayvanlar. artist artist bağırıp çağırırsanız aynı şekilde karşılık veriyorlar. komik bir görüntü aslında. lan 10 gramlık şeysin neyin artistliğini yapıyorsun?
pilav, yumurta hatta yamyamlık olacak ama tavuğun hastası bunlar. bir kere tadını alınca bir daha asla yemlere dönüp bakmazlar. anca çok aç kalırsa yerler. onunla birlikte kahvaltı bir farzdır artık.
banyo yapmaya bayılıyorlar. bardağa su mu doldurdunuz? anında içmeniz lazım. yoksa gelip içine giriyor. lavaboda yüzünüzü mü yıkayacaksınız? yo dostum önce o gelip banyosunu yapacak.
ayrıca kafese tıkmazsanız müthiş atletik uçucular olduklarını göreceksiniz. havada o manevraları nasıl yapabildiğini aklım almıyor gerçekten. muhabbet değil adeta atmaca. kafese kapatılan kuşlar ise zamanla uçmayı bile unutuyor bunu yapmayın. kafeste tutacaksanız zaten almayın.
ha unutmuşum. bunlar bazen uçmayı bırakıp evin içinde yürümeyi tercih edebiliyor. olum sen kuşsun uçarak gidebilirsin? yok illa yürüyecek. aman diyim üstüne basmayın. *
son olarak, unutmayın ki bir zamanlar bunlar dinazordu. ayağınızı denk alın yani.
devamını gör...
birinci dünya savaşı
kafkas cephesi ; osman devleti soğuk, hazırlıksız ordu ve hastalık nedeniyle 100 bin şehit vermiş, ruslar ilerleyerek muş bitlis van erzurum ve trabzon'a kadar doğu anadolu'yu ele geçirmiş mustafa kemal muş ve bitlisi bizzat kurtarmıştır.
3 mart 1918 brest-litowsk antlaşması ile bu bölgeler hatta 1878 berlin antlaşmasıyla kaybedilen kars ardahan ve batum da geri alınmış kafkas cephesi kapanmıştır.
kanal cephesi : ıngilterenin sömürgeleri ile irtibatını kesmek için almanlarla beraber süveyş kanalına iki kez çıkarma yapılmış, ilkinde ingilizler durdurulmuş ikincisi ise başarısız olmuştur.
suriye filistin hicaz ve yemen cepheleri : bu cephelerde ingilizlerle ve onların kandırdıkları araplarla mücadele edilmiş ve bu topraklar kaybedilmiştir.
romanya makedonya galiçya cepheleri : müttefiklerine yardım amacıyla ordular gönderilen bu cepheler rusya'da ihtilalin çıkması ve brest-litowsk antlaşması ile kapanmıştır.
sonuç olarak ortada osmanlının ezik oldugu bir yenilgi yoktur. cephelere bakınca durumu daha iyi görmekteyiz.
3 mart 1918 brest-litowsk antlaşması ile bu bölgeler hatta 1878 berlin antlaşmasıyla kaybedilen kars ardahan ve batum da geri alınmış kafkas cephesi kapanmıştır.
kanal cephesi : ıngilterenin sömürgeleri ile irtibatını kesmek için almanlarla beraber süveyş kanalına iki kez çıkarma yapılmış, ilkinde ingilizler durdurulmuş ikincisi ise başarısız olmuştur.
suriye filistin hicaz ve yemen cepheleri : bu cephelerde ingilizlerle ve onların kandırdıkları araplarla mücadele edilmiş ve bu topraklar kaybedilmiştir.
romanya makedonya galiçya cepheleri : müttefiklerine yardım amacıyla ordular gönderilen bu cepheler rusya'da ihtilalin çıkması ve brest-litowsk antlaşması ile kapanmıştır.
sonuç olarak ortada osmanlının ezik oldugu bir yenilgi yoktur. cephelere bakınca durumu daha iyi görmekteyiz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sevmediği özellikleri
genellikle her espriye gülerim. soğuk ve bayat olanlara da. gülmeyeyim diyorum ama espriyi yapana ayıp olmasın üzülmesin diye gülüyorum. artık gülmeyecem.
devamını gör...
matematiğin işe yaradığı zamanlar
hesap öderken para üstü bozukluk olarak verilirse, üzerine en yakın kağıt paraya tamamlanacak kadar bozukluk ekleyip, para üstünü kağıt para olarak almaktır.
devamını gör...
annesine saat kaçta doğduğunu soran erkek
yüksek ihtimalle sevgili yapmıştır.
manitasıyla burç murç cart curt muhabbetine girip bu soruyu cevapsız bırakmıştır onu aydınlatmak için anasına danışmıştır.
nerden baksan tiksinç bişey erkek adamın burcu adam burcudur bundan başkasına kafa yoran tüysüzdür.
manitasıyla burç murç cart curt muhabbetine girip bu soruyu cevapsız bırakmıştır onu aydınlatmak için anasına danışmıştır.
nerden baksan tiksinç bişey erkek adamın burcu adam burcudur bundan başkasına kafa yoran tüysüzdür.
devamını gör...
hollandaca
hollandalıların konuştuğu dil. sanılanın aksine flemenkçe belçika'nın kuzeyinde yerleşik flamanların konuştuğu hollandaca'nın bir lehçesine denilmektedir. kafamda hep (ingilizce+almanca)/2 olarak kodlanmıştır. bu dili konuşanlar genelde ingilizce ve almanca'yı da kolaylıkla anlar ve konuşur.
devamını gör...
yobaz kelimesinin sadece dindarlar için kullanılması
yobaz kelimesinin anlamını tam olarak bilmeyenlerin yapmış olduğu yanlışlık. zira yobaz kelimesinin iki anlamı var;
1. din konusunda başkalarına baskı yapmaya yönelen, dinsel bağnazlığı aşırılığa vardıran (kimse).
2. bir inanca, bir düşünceye körü körüne, aşırı ölçüde bağlı olan, hoşgörüden yoksun (kimse).
1. anlama göre müslüman, hristiyan veya yahudi olup din konusunda bağnaz tavır sergileyenlere yobaz denilebilir, doğrudur.
fakat 2. anlama göre kişinin dindar, müslüman, gayrimüslim olmasına bakmaksızın bir düşünceye körü körüne bağlanması ve bağnaz tavır sergilemesi de yobazlık olarak değerlendirilmelidir. yani bir kişi hem atesit hem yobaz olabilir veya agnostik yobaz olabilir veya deist yobaz olabilir.
iki tanıma da bakacak olursak ortak nokta bağnazlık olarak görünüyor.
o yüzden yobaz kelimesinin dindarlar için değil her konuda bağnaz tavır sergileyenler için kullanılması çok daha doğru olacaktır.
edit: yobaz kelimesinin 2. anlamına takılıp (güya 2. anlamı mecaz anlam imiş) sadece dindarların yobaz olabileceğini savunan yazar arkadaşlar için 3. bir anlamı daha mevcut.
'3. hlk. kaba saba, inceliksiz (kimse).'
(bu anlamından sonra da hala sadece dindarların yobaz olabileceğini iddia etmek ne derece doğru olur onu da sözlük ahalisine bırakıyorum.)
1. din konusunda başkalarına baskı yapmaya yönelen, dinsel bağnazlığı aşırılığa vardıran (kimse).
2. bir inanca, bir düşünceye körü körüne, aşırı ölçüde bağlı olan, hoşgörüden yoksun (kimse).
1. anlama göre müslüman, hristiyan veya yahudi olup din konusunda bağnaz tavır sergileyenlere yobaz denilebilir, doğrudur.
fakat 2. anlama göre kişinin dindar, müslüman, gayrimüslim olmasına bakmaksızın bir düşünceye körü körüne bağlanması ve bağnaz tavır sergilemesi de yobazlık olarak değerlendirilmelidir. yani bir kişi hem atesit hem yobaz olabilir veya agnostik yobaz olabilir veya deist yobaz olabilir.
iki tanıma da bakacak olursak ortak nokta bağnazlık olarak görünüyor.
o yüzden yobaz kelimesinin dindarlar için değil her konuda bağnaz tavır sergileyenler için kullanılması çok daha doğru olacaktır.
edit: yobaz kelimesinin 2. anlamına takılıp (güya 2. anlamı mecaz anlam imiş) sadece dindarların yobaz olabileceğini savunan yazar arkadaşlar için 3. bir anlamı daha mevcut.
'3. hlk. kaba saba, inceliksiz (kimse).'
(bu anlamından sonra da hala sadece dindarların yobaz olabileceğini iddia etmek ne derece doğru olur onu da sözlük ahalisine bırakıyorum.)
devamını gör...
prens
machiavelli'nin eseridir kendisi. kitabın temel amacı prenslere nasıl yönetici olunacağı konusunda tavsiyeler vermektir. machiavelli'yi bir 'counter-renaissance' düşünürü olarak değerlendirmeyi mümkün kılar. kendisi rönesansın getirdiği evrensellik ilkesine karşıdır. tam olarak o anda spesifik olarak ne olduğuna odaklanır. herkesin tecrübesinin birbirinden farklı olduğuna dolayısıyla ideal toplumların bir reçetesi olmadığına inanmak gerektiğini savunur. hatta kitabının 15. bölümünde yazar kendisi söylemiştir; 'ben burada hayali toplumları anlatmıyorum.' thomas more'u tanımasa da onun ütopyasına net bir zıtlık oluşturur prens kitabıyla. gerçi bu karşıtlığının asıl hedefi platon'un devleti de olabilir. onu okumuş olması daha muhtemel diye düşünüyorum.
kendisi kitabında siyaset ve etiğin birlikte düşünülmemesi gerektiğini savunur. yani demek ister ki neyin etik olduğundansa sonuçlar önemlidir. yani 'power politics' kavramını savunur. eğer bir kararın sonucu diğer alternatiflerden daha iyiyse o zaman o karar iyidir. niyetin, yani ahlaki yaklaşımın, bir önemi yoktur. niyetler zamana ve duruma göre değişir ama iyi sonuç her zaman iyidir diye anlıyorum ben bu durumu. kendisinin bunu savunma şeklide şudur; iyi niyetler kötü sonuçlar doğurabilir ve kötü niyetler bazen iyi sonuçlar doğurabilir. bir yönetici sadece kendi çıkarları üzerinden planlar yapmalıdır der. mesela toplumun bir kısmından kurtulmak istiyorsunuz, bunu yaptığınızda eğer düzen kuruluyorsa bu karar iyidir. insanlar da bunu iyi olarak algılarlar çünkü onlar da sonuçlara bakarlar.
romalılardan da etkilenmiştir kendisi. tabii iyi zamanlarından. buradan yola çıkarak da gerektiği zaman şiddetin uygulanmasında hiçbir sakınca görmez. mesela krallığın bir yerinde küçük bir isyan başladı. prens hızla bunu gerekiyorsa şiddetle bastırmalı ki sonuçlar daha da fena olmasın. yılanın başını küçükken ezmeli mantığı anlayacağınız.
ayrıca kendisinin prenslere bir tavsiyesi de halkın itaatini sağlamakla ilgilidir. der ki, insanların size öylece uymasını bekleyemezsiniz. toplumunuzda bir sorun olmasa bile her zaman olma ihtimaline hazırlıklı olmalısınız. çünkü birileri her zaman sorundan faydalanır. kendisinin aksine eski düşünce toplumda sorun çıkarmanın mantıksız olduğuna inansa da, machiavelli uyarır; sorun birilerinin çıkarına olabilir. mesela yabancılar. sorunun çıkması için destekleyip sonra da düzeni yeniden kurma bahanesiyle topraklarınıza girebilir.
toplumun fakir kısmına çok da şiddet uygulanmasına gerek olmadığını söyler. onlar makul miktarda bir baskıyla zaten size uyarlar. ama önemli olan aristokratlar. onların gözü prensin yerinde olabilir çünkü onlar kendilerini prensle eşit görürler. dolayısıyla tehlikelidirler.
bir de virtu of fortuna kısmı var. orayı tam algılayamadığım için açıklayamıyorum sözlük. aştı beni.
kendisi kitabında siyaset ve etiğin birlikte düşünülmemesi gerektiğini savunur. yani demek ister ki neyin etik olduğundansa sonuçlar önemlidir. yani 'power politics' kavramını savunur. eğer bir kararın sonucu diğer alternatiflerden daha iyiyse o zaman o karar iyidir. niyetin, yani ahlaki yaklaşımın, bir önemi yoktur. niyetler zamana ve duruma göre değişir ama iyi sonuç her zaman iyidir diye anlıyorum ben bu durumu. kendisinin bunu savunma şeklide şudur; iyi niyetler kötü sonuçlar doğurabilir ve kötü niyetler bazen iyi sonuçlar doğurabilir. bir yönetici sadece kendi çıkarları üzerinden planlar yapmalıdır der. mesela toplumun bir kısmından kurtulmak istiyorsunuz, bunu yaptığınızda eğer düzen kuruluyorsa bu karar iyidir. insanlar da bunu iyi olarak algılarlar çünkü onlar da sonuçlara bakarlar.
romalılardan da etkilenmiştir kendisi. tabii iyi zamanlarından. buradan yola çıkarak da gerektiği zaman şiddetin uygulanmasında hiçbir sakınca görmez. mesela krallığın bir yerinde küçük bir isyan başladı. prens hızla bunu gerekiyorsa şiddetle bastırmalı ki sonuçlar daha da fena olmasın. yılanın başını küçükken ezmeli mantığı anlayacağınız.
ayrıca kendisinin prenslere bir tavsiyesi de halkın itaatini sağlamakla ilgilidir. der ki, insanların size öylece uymasını bekleyemezsiniz. toplumunuzda bir sorun olmasa bile her zaman olma ihtimaline hazırlıklı olmalısınız. çünkü birileri her zaman sorundan faydalanır. kendisinin aksine eski düşünce toplumda sorun çıkarmanın mantıksız olduğuna inansa da, machiavelli uyarır; sorun birilerinin çıkarına olabilir. mesela yabancılar. sorunun çıkması için destekleyip sonra da düzeni yeniden kurma bahanesiyle topraklarınıza girebilir.
toplumun fakir kısmına çok da şiddet uygulanmasına gerek olmadığını söyler. onlar makul miktarda bir baskıyla zaten size uyarlar. ama önemli olan aristokratlar. onların gözü prensin yerinde olabilir çünkü onlar kendilerini prensle eşit görürler. dolayısıyla tehlikelidirler.
bir de virtu of fortuna kısmı var. orayı tam algılayamadığım için açıklayamıyorum sözlük. aştı beni.
devamını gör...
kişinin sperm haline vereceği öğüt
çok koşmasan da olur, ebeveynlerin türkiye’de ikamet ediyor.
devamını gör...
türkiye'de gençlerin yüzde 77'sinin işinden memnun olması
tüik'in iyi çalıştığını gösteren araştırma.
tüik bu ülkede açık ara en sevdiğim kurumdur. enflasyon olsun, bu tür anketler olsun çok başarılılar.
geçtiğimiz mart ayının başında genel müdürü de değiştirip çok daha başarılı işlere imza attıklarını görüyoruz. aşağıdaki arkadaş da genel müdür bu arada. kaaveden çağırmadık.
tüik bu ülkede açık ara en sevdiğim kurumdur. enflasyon olsun, bu tür anketler olsun çok başarılılar.
geçtiğimiz mart ayının başında genel müdürü de değiştirip çok daha başarılı işlere imza attıklarını görüyoruz. aşağıdaki arkadaş da genel müdür bu arada. kaaveden çağırmadık.
devamını gör...
muse
t: iki kez en iyi rock albümü grammy'si ve bunların dışında birçok ödül almış ingiliz grup. şahsım devletinin en sevdiği gruptur.
ilk olarak fifa 2007'deki supermassive black hole parçalarıyla tanımıştım. kendileri showbiz albümlerini pek beğenmeseler de, benim en sevdiğim albümleri odur, yeri ayrıdır. albüm adını taşıyan parça dinlediğim en muazzam şarkılardan biridir. kusursuz bir rock grubu örneğidir. hiç yaşlanmayıp sürekli üretseler keşke* ayrıca, "popüler olan kötüdür" önyargısını yıkan gruplardandır.
ilk olarak fifa 2007'deki supermassive black hole parçalarıyla tanımıştım. kendileri showbiz albümlerini pek beğenmeseler de, benim en sevdiğim albümleri odur, yeri ayrıdır. albüm adını taşıyan parça dinlediğim en muazzam şarkılardan biridir. kusursuz bir rock grubu örneğidir. hiç yaşlanmayıp sürekli üretseler keşke* ayrıca, "popüler olan kötüdür" önyargısını yıkan gruplardandır.
devamını gör...
sahip olmak istenilen süper güç
bir defaligina ölmek. ve insanların arkamdan verdiği tepkiyi görebilmek.
devamını gör...
telegrama kız atmak
yemin ediyorum, nick'inin hakkını veriyorsun.
işte böyle.
işte böyle.
devamını gör...
insanın saçını ağartan şeyler
eski anılar -fotoğraflar,yazılar,mektuplar,dinlenen şarkılar,gezilen yerler- ve bunlar aklı silkeleyip,buruştururken,bir anda artık o günlerin,o insanların,o anıların geri dönemeyecek olmasının anlaşılması...
devamını gör...
oksitosin
--- alıntı ---
son zamanlardaki çalışmalar oksitosin hormonunun davranışlar üzerine etkisini de ortaya koymaktadır. örneğin; orgazm, sosyal tanıma, eşler arasındaki bağ, anksiyete ve anne davranışları bu davranışlar arasında sayılabilir.
bu nedenle bu hormona bazen "aşk hormonu" da denmektedir. oksitosin salgılanmasındaki yetersizlik sosyopati, psikopati, narsisizm ve genel manipülasyon eğilimi ile ilişkili bulunmuştur.
--- alıntı ---
son zamanlardaki çalışmalar oksitosin hormonunun davranışlar üzerine etkisini de ortaya koymaktadır. örneğin; orgazm, sosyal tanıma, eşler arasındaki bağ, anksiyete ve anne davranışları bu davranışlar arasında sayılabilir.
bu nedenle bu hormona bazen "aşk hormonu" da denmektedir. oksitosin salgılanmasındaki yetersizlik sosyopati, psikopati, narsisizm ve genel manipülasyon eğilimi ile ilişkili bulunmuştur.
--- alıntı ---
devamını gör...
iş arıyorum
23 yaşında bir arkadaş iş arıyor. yemişim formatı vs. bildiği iş olan, iş veren vs kim varsa konuşsunlar işte. umarım istediğin gibi bir iş bulursun.
devamını gör...
ilk buluşmada kızı ciğerciye götüren varoş
devamını gör...
arktik salınımlar
ao ve nao olarak bilinen bu salınımların ne olduğunu paylaşacağım sizlerle.
ao yada arktik salınım. illa ingilizcesini bilip hava atacağım derseniz arctic oscillation. kuzey yarım kürenin kutba yakın enlemlerinde hava çok soğuktur. bu soğuk hava ağır olduğu için yüzeye çöker. buna bağlı olarakta yer seviyesinde bir yüksek basınç, onun üstünde de alçak basınç oluşur. biz bu alçak basınca polar vortex diyeceğiz. bilirsiniz ki, alçak basınçlar havayı saatin ters yönünde çevirir. ve havayı bir nevi etrafına sarar. işte bu polar vortex ne kadar kuvvetli olursa, kutuplardaki soğuk havayı da çevresine sarar ve güney enlemlere kaçmasına engel olur. buna pozitif ao diyoruz. polar vortex’in güçlenemeyip soğuk havayı etrafına saramadığı, soğuk havanın güney enlemlere kaçabildiği durumda ise negatif ao görülür.
ao türkiye’ye doğrudan etki yapmaz. dolaylı yollardan etkiler. ao kuvvetli negatif durumundayken, soğuk hava bizim biraz daha batımıza inecektir. soğuk havanın deniz üzerinden ve sıcak kara üzerinden geçmesiyle kıta avrupası ve akdeniz havzasında alçak basınçlar üretecektir. bizde bu alçak basınçların sağında kalacağımız için genelde yağışlı ve ılık günler görürüz. kuvvetli pozitif durumunda akdeniz havzasında yüksek basınç hakimiyeti olur, türkiye soğuk ve yağışsız günler geçirir. ao nötre yakın değerlerinde kar fırtınası görülmesi olasılığı yüksektir.
nao yada kuzey atlantik salınımı. bunun da illa ingilizcesi bilip hava atacağım derseniz north atlantic oscillation. bildiğimiz üzere azor adaları ve izlanda civarında yarı-kalıcı basınç alanları vardır. azor adaları civarında yüksek basınç, izlanda civarında alçak basınç vardır. nao endeksi, bu iki bölge arasındaki basınç farkını söyler. iki bölgedeki basınç değeri de uzun yılların ortalamasına yakın olursa nao endeksi nötr olacaktır. (0’da diyebilirsiniz aynı şey. kafanıza göre takılın.) eğer iki bölgede normalden güçlüyse, yani azor yüksek basıncı daha yüksek, izlanda alçak basıncı daha alçak ise nao pozitif olacaktır. eğer iki bölgede normalden zayıfsa, yani azor yüksek basıncının orda alçak basınçlar, izlanda alçak basıncının orda yüksek basınçlar var ise nao negatif olacaktır.
ao ve nao değerlerine göre oluşabilecek durumlar;
ao indexi pozitif ve negatif fazlarındaki basınç dizilimi

nao indexi pozitif ve negatif fazlarındaki basınç dizilimi

bu indexlerin güncel diyagramı
ao

nao

bu endekseler kış mevsiminde etkili olan salınımlardır. kışın nasıl geçeceği yönünde önümüze ışık tutar.
ao yada arktik salınım. illa ingilizcesini bilip hava atacağım derseniz arctic oscillation. kuzey yarım kürenin kutba yakın enlemlerinde hava çok soğuktur. bu soğuk hava ağır olduğu için yüzeye çöker. buna bağlı olarakta yer seviyesinde bir yüksek basınç, onun üstünde de alçak basınç oluşur. biz bu alçak basınca polar vortex diyeceğiz. bilirsiniz ki, alçak basınçlar havayı saatin ters yönünde çevirir. ve havayı bir nevi etrafına sarar. işte bu polar vortex ne kadar kuvvetli olursa, kutuplardaki soğuk havayı da çevresine sarar ve güney enlemlere kaçmasına engel olur. buna pozitif ao diyoruz. polar vortex’in güçlenemeyip soğuk havayı etrafına saramadığı, soğuk havanın güney enlemlere kaçabildiği durumda ise negatif ao görülür.
ao türkiye’ye doğrudan etki yapmaz. dolaylı yollardan etkiler. ao kuvvetli negatif durumundayken, soğuk hava bizim biraz daha batımıza inecektir. soğuk havanın deniz üzerinden ve sıcak kara üzerinden geçmesiyle kıta avrupası ve akdeniz havzasında alçak basınçlar üretecektir. bizde bu alçak basınçların sağında kalacağımız için genelde yağışlı ve ılık günler görürüz. kuvvetli pozitif durumunda akdeniz havzasında yüksek basınç hakimiyeti olur, türkiye soğuk ve yağışsız günler geçirir. ao nötre yakın değerlerinde kar fırtınası görülmesi olasılığı yüksektir.
nao yada kuzey atlantik salınımı. bunun da illa ingilizcesi bilip hava atacağım derseniz north atlantic oscillation. bildiğimiz üzere azor adaları ve izlanda civarında yarı-kalıcı basınç alanları vardır. azor adaları civarında yüksek basınç, izlanda civarında alçak basınç vardır. nao endeksi, bu iki bölge arasındaki basınç farkını söyler. iki bölgedeki basınç değeri de uzun yılların ortalamasına yakın olursa nao endeksi nötr olacaktır. (0’da diyebilirsiniz aynı şey. kafanıza göre takılın.) eğer iki bölgede normalden güçlüyse, yani azor yüksek basıncı daha yüksek, izlanda alçak basıncı daha alçak ise nao pozitif olacaktır. eğer iki bölgede normalden zayıfsa, yani azor yüksek basıncının orda alçak basınçlar, izlanda alçak basıncının orda yüksek basınçlar var ise nao negatif olacaktır.
ao ve nao değerlerine göre oluşabilecek durumlar;
ao indexi pozitif ve negatif fazlarındaki basınç dizilimi

nao indexi pozitif ve negatif fazlarındaki basınç dizilimi

bu indexlerin güncel diyagramı
ao

nao

bu endekseler kış mevsiminde etkili olan salınımlardır. kışın nasıl geçeceği yönünde önümüze ışık tutar.
devamını gör...
romen rakamları
roma sayı sistemindeki sayılar, latin alfabesindeki harflerin çeşitli kombinasyonları ile ifade edilirler. roma sayı sisteminde sayıları ifade etmek için her biri sabit bir tamsayı değerine sahip yedi harf kullanılır.
i = 1 (bir) (primus)
v = 5 (beş) (quintus)
x = 10 (on) (decimus)
l = 50 (elli) (quinquagesimus)
c = 100 (yüz) (centesimus)
d = 500 (beş yüz) (quingentesimus)
m = 1000 (bin) (millesimus)
bu harflerin çeşitli kombinayonları sonucunda sayılar oluşturulur. romen rakamları esasen bir çeşit onluk sayı sistemidir. bir sayı yazılırken önce binler basamağı, sonra yüzler basamağı, sonra onlar basamağı, en son da birler basamağı yazılır. bir rakamın soluna yazılan rakam o rakamın değerini azaltır. bir rakamın sağına yazılan rakam ise o rakamın değerini arttırır. her bir basamakta (binler, yüzler, onlar, birler) bir rakamın soluna en fazla bir, sağına en fazla üç adet rakam yazılabilir.
binler basamağı:
m = 1000 (bin) (millesimus)
mm = 2000 (iki bin) (bismillesimus)
mmm = 3000 (üç bin) (tresmillesimus)
yüzler basamağı:
c = 100 (yüz) (centesimus)
cc = 200 (iki yüz) (ducentesimus)
ccc = 300 (üç yüz) (trecentesimus)
cd = 400 (dört yüz) (quadringentesimus)
d = 500 (beş yüz) (quingentesimus)
dc = 600 (altı yüz) (sescentesimus)
dcc = 700 (yedi yüz) (septingentesimus)
dccc = 800 (sekiz yüz) (octingentesimus)
cm = 900 (dokuz yüz) (nongentesimus)
onlar basamağı:
x = 10 (on) (decimus)
xx = 20 (yirmi) (vicesimus / vigesimus)
xxx = 30 (otuz) (tricesimus / trigesimus)
xl = 40 (kırk) (quadragesimus)
l = 50 (elli) (quinquagesimus)
lx = 60 (altmış) (sexagesimus)
lxx = 70 (yetmiş) (septuagesimus)
lxxx = 80 (seksen) (octogesimus)
xc = 90 (doksan) (nonagesimus)
birler basamağı:
i = 1 (bir) (primus)
ii = 2 (iki) (secundus)
iii = 3 (üç) (tertius)
iv = 4 (dört) (quartus)
v = 5 (beş) (quintus)
vi = 6 (altı) (sextus)
vii = 7 (yedi) (septimus)
viii = 8 (sekiz) (octavus)
ix = 9 (dokuz) (nonus)
romen rakamları yazım kuralları:
birkaç onluk basamak içeren sayı yazılırken basamaklar en yüksekten en düşüğe doğru yazılır (önce binler basamağı, sonra yüzler basamağı, sonra onlar basamağı, en son birler basamağı).
35 = xxx + v = xxxv
49 = xl + ix = xlix
77 = lxx + vii = lxxvii
92 = xc + ii = xcii
294 = cc + xc + iv = ccxciv
488 = cd + lxxx + viii = cdlxxxviii
555 = d + l + v = dlv
826 = dccc + xx + vi = dcccxxvi
1361 = m + ccc + lx + i = mccclxi
1999 = m + cm + xc + ix = mcmxcix
2733 = mm + dcc + xxx + iii = mmdccxxxiii
3175 = mmm + c + lxx + v = mmmclxxv
eksik basamağı olan (herhangi bir veya birkaç basamağının değeri "0" olan) sayı yazılırken eksik basamak(lar) atlanır. (not: aynı kural konuşmada da geçerlidir. sayı okunurken eksik basamak(lar) atlanır.)
160 = c + lx = clx
307 = ccc + vii = cccvii
704 = dcc + iv = dcciv
980 = cm + lxxx = cmlxxx
1009 = m + ix = mix
1078 = m + lxx + viii = mlxxviii
2020 = mm + xx = mmxx
3066 = mmm + lx + vi = mmmlxvi
büyük sayıların yazımı:
geleneksel roma sayı sistemi ile yazılabilecek en büyük sayı 3999'dur.
3999 = mmm + cm + xc + ix = mmmcmxcix
fakat romen rakamlarının avrupa'da sayıları yazmak için kullanıldığı uzun yıllar boyunca büyük sayıları yazmak için birçok farklı yöntem geliştirildi, hiçbiri standart yazım tekniği olarak kabul edilmedi. ancak aralarında en yaygın olanları apostrophus ve vinculum denilen tekniklerdir.
apostrophus:
apostrophus tekniğinde 1000 ile çarpılmak istenen sayı parantez içine alınır. örneğin:
(v) = 5.000 (beş bin) (quinquies millesimus)
(x) = 10.000 (on bin) (decies millesimus)
(l) = 50.000 (elli bin) (quinquagies millesimus)
(c) = 100.000 (yüz bin) (centies millesimus)
(d) = 500.000 (beş yüz bin) (quingenties millesimus)
(m) = 1.000.000 (bir milyon) (millies millesimus)
(xliv)dxxv = 44.525
(cxx)lix = 120.059
(dcciv)lxxvii = 704.077
vinculum:
vinculum tekniğinde 1000 ile çarpılmak istenen sayının üstüne çizgi çekilir. örneğin:
x̄ = 10.000
x̄x̄ = 20.000
x̄x̄x̄ = 30.000
(x̄ hariç üstü çizgili sayı yazamadım. gerçi x̄ de yazamadım. internette sembol olarak buldum, sözlüğe yapıştırdım. ama genel olarak kuralı anlatabildiğimi düşünüyorum.)
üstü çizgili v = 5.000 (beş bin) (quinquies millesimus)
üstü çizgili x = 10.000 (on bin) (decies millesimus)
üstü çizgili l = 50.000 (elli bin) (quinquagies millesimus)
üstü çizgili c = 100.000 (yüz bin) (centies millesimus)
üstü çizgili d = 500.000 (beş yüz bin) (quingenties millesimus)
üstü çizgili m = 1.000.000 (bir milyon) (millies millesimus)
x̄x̄lxix = 20.069
x̄x̄mmmlxvi = 23.066
x̄x̄x̄mlxxviii = 31.078
kesirli sayıların yazımı:
romalılar, 1/3 ve 1/4'ün ortak böleni olduğu için kesirli sayılarda onluk sistem yerine on ikilik sistem kullanmayı tercih ettiler. bu kesirli sayılar aynı zamanda roma imparatorluğu'nda kullanılan madeni paraların değerlerine karşılık gelir. roma sayı sisteminde 1/12'yi temsil etmek için nokta (.), 6/12'yi (1/2) temsil etmek için latincede yarım anlamına gelen semisin baş harfi olan s kullanılır. 1/12'den 12/12'ye kadar her kesirli sayının roma döneminde özel bir adı vardı:
1/12 = . (uncia)
2/12 = .. (sextans)
3/12 = ... (quadrans)
4/12 = .... (triens)
5/12 = ..... (quincux)
6/12 = s (semis)
7/12 = s. (septunx)
8/12 = s.. (bes)
9/12 = s... (dodrans)
10/12 = s.... (dextans)
11/12 = s..... (deunx)
12/12 = i (as)
sıfır (0):
geleneksel roma sayı sisteminde sıfırı sembolize eden bir harf bulunmaz. romen rakamları ile yapılan matematiksel işlemlerde sıfırı temsil etmek için latincede "hiç" anlamına gelen nulla ve "hiçlik" anlamına gelen nihil kullanılmıştır. fakat bu kullanımların bulunduğu en eski tarih m.s. 525 yılıdır. öncesinde sıfırı sembolize etmek için bir şey kullanılıp kullanılmadığı bilinmemektedir. m.s. 725 yılından sonra romen rakamları ile yapılan matematiksel işlemlerde sıfırı temsil etmek için nulla ve nihil yerine n harfi kullanılmaya başlanmıştır.
romen rakamlarının kullanımında yapılan hatalar:
4, 40 ve 400 gibi sayıları yazarken eksiltme notasyonu (bir rakamın soluna başka bir rakam yazarak o rakamın değerini azaltma) kullanılması gerekir. ancak kimi yerlerde bu sayıların kimi zaman hatalı, kimi zaman bilinçli bir şekilde arttırma notasyonu (bir rakamın sağına başka bir rakam yazarak o rakamın değerini arttırma) kullanıldığı saptanmıştır. yani zaman zaman 4 yazmak için iv yerine iiii, 40 yazmak için xl yerine xxxx, 400 yazmak için cd yerine cccc kullanıldığı görülmüştür.
zaman zaman 8, 18 ve 28 yazımında da hatalı veya bilinçli şekilde yapılmış hatalara rastlanmıştır. roma imparatorluğu döneminde meydanlara asılan fasti adı verilen takvimlerde zaman zaman 18 yazmak için xviii yerine xix, 28 yazmak için xxviii yerine xxix kullanıldığı da görülmüştür. ayrıca 18. roma lejyonunda kıdemli yüzbaşı olan marcus caelius'un mezartaşında 18 yazmak için xviii yerine xxix kullanılmıştır.
1900'lerde inşa edilen bazı anıtlarda romen rakamlarının hatalı kullanıldığı görülmüştür. londra'daki admiralty arch'ta 1910 yazmak için mcmx yerine mdcccx, saint louis sanat müzesi'nin kuzey girişinde 1903 yazmak için mcmiii yerine mdcdiii kullanılmıştır.
günümüzde kullanım alanları:
romen rakamları ile matematiksel işlem yapmanın zorluğundan dolayı romen rakamları günümüzde fazla kullanılmamaktadırlar. ayrıca büyük sayıları yazmak için birçok farklı yöntem geliştirilse de romen rakamları ile çok büyük sayıların yazılması arap rakamlarına kıyasla daha zordur. dolayısıyla günümüzde hem matematiksel işlemlerde sağladığı kolaylık hem 0 içermesi hem de büyük sayıların yazılmasında sağladığı kolaylık sebebiyle günümüzde tüm dünyada yaygın olarak kullanılan sayı sistemi arap sayı sistemidir.
yine de romen rakamları günümüzde hala bazı alanlarda kullanılmaktadır. örneğin:
- hükümdarların ve papaların isimleri: [elizabeth ii (ii. elizabeth), pope benedict xvi (papa xvi. benedict)]
- saatlerin gösterimi (not: saatlerde genellikle 4 yazmak için iv yerine iiii kullanılır.)
- kitapların önsöz ve ek sayfalarının numaralandırılması
- devam filmlerinin ve bilgisayar oyunlarının isimleri: [rocky ii, grand theft auto iv, the elder scrolls v]
- tarihi olayların adlandırılması: [ii. viyana kuşatması, i. dünya savaşı, ii. dünya savaşı]
i = 1 (bir) (primus)
v = 5 (beş) (quintus)
x = 10 (on) (decimus)
l = 50 (elli) (quinquagesimus)
c = 100 (yüz) (centesimus)
d = 500 (beş yüz) (quingentesimus)
m = 1000 (bin) (millesimus)
bu harflerin çeşitli kombinayonları sonucunda sayılar oluşturulur. romen rakamları esasen bir çeşit onluk sayı sistemidir. bir sayı yazılırken önce binler basamağı, sonra yüzler basamağı, sonra onlar basamağı, en son da birler basamağı yazılır. bir rakamın soluna yazılan rakam o rakamın değerini azaltır. bir rakamın sağına yazılan rakam ise o rakamın değerini arttırır. her bir basamakta (binler, yüzler, onlar, birler) bir rakamın soluna en fazla bir, sağına en fazla üç adet rakam yazılabilir.
binler basamağı:
m = 1000 (bin) (millesimus)
mm = 2000 (iki bin) (bismillesimus)
mmm = 3000 (üç bin) (tresmillesimus)
yüzler basamağı:
c = 100 (yüz) (centesimus)
cc = 200 (iki yüz) (ducentesimus)
ccc = 300 (üç yüz) (trecentesimus)
cd = 400 (dört yüz) (quadringentesimus)
d = 500 (beş yüz) (quingentesimus)
dc = 600 (altı yüz) (sescentesimus)
dcc = 700 (yedi yüz) (septingentesimus)
dccc = 800 (sekiz yüz) (octingentesimus)
cm = 900 (dokuz yüz) (nongentesimus)
onlar basamağı:
x = 10 (on) (decimus)
xx = 20 (yirmi) (vicesimus / vigesimus)
xxx = 30 (otuz) (tricesimus / trigesimus)
xl = 40 (kırk) (quadragesimus)
l = 50 (elli) (quinquagesimus)
lx = 60 (altmış) (sexagesimus)
lxx = 70 (yetmiş) (septuagesimus)
lxxx = 80 (seksen) (octogesimus)
xc = 90 (doksan) (nonagesimus)
birler basamağı:
i = 1 (bir) (primus)
ii = 2 (iki) (secundus)
iii = 3 (üç) (tertius)
iv = 4 (dört) (quartus)
v = 5 (beş) (quintus)
vi = 6 (altı) (sextus)
vii = 7 (yedi) (septimus)
viii = 8 (sekiz) (octavus)
ix = 9 (dokuz) (nonus)
romen rakamları yazım kuralları:
birkaç onluk basamak içeren sayı yazılırken basamaklar en yüksekten en düşüğe doğru yazılır (önce binler basamağı, sonra yüzler basamağı, sonra onlar basamağı, en son birler basamağı).
35 = xxx + v = xxxv
49 = xl + ix = xlix
77 = lxx + vii = lxxvii
92 = xc + ii = xcii
294 = cc + xc + iv = ccxciv
488 = cd + lxxx + viii = cdlxxxviii
555 = d + l + v = dlv
826 = dccc + xx + vi = dcccxxvi
1361 = m + ccc + lx + i = mccclxi
1999 = m + cm + xc + ix = mcmxcix
2733 = mm + dcc + xxx + iii = mmdccxxxiii
3175 = mmm + c + lxx + v = mmmclxxv
eksik basamağı olan (herhangi bir veya birkaç basamağının değeri "0" olan) sayı yazılırken eksik basamak(lar) atlanır. (not: aynı kural konuşmada da geçerlidir. sayı okunurken eksik basamak(lar) atlanır.)
160 = c + lx = clx
307 = ccc + vii = cccvii
704 = dcc + iv = dcciv
980 = cm + lxxx = cmlxxx
1009 = m + ix = mix
1078 = m + lxx + viii = mlxxviii
2020 = mm + xx = mmxx
3066 = mmm + lx + vi = mmmlxvi
büyük sayıların yazımı:
geleneksel roma sayı sistemi ile yazılabilecek en büyük sayı 3999'dur.
3999 = mmm + cm + xc + ix = mmmcmxcix
fakat romen rakamlarının avrupa'da sayıları yazmak için kullanıldığı uzun yıllar boyunca büyük sayıları yazmak için birçok farklı yöntem geliştirildi, hiçbiri standart yazım tekniği olarak kabul edilmedi. ancak aralarında en yaygın olanları apostrophus ve vinculum denilen tekniklerdir.
apostrophus:
apostrophus tekniğinde 1000 ile çarpılmak istenen sayı parantez içine alınır. örneğin:
(v) = 5.000 (beş bin) (quinquies millesimus)
(x) = 10.000 (on bin) (decies millesimus)
(l) = 50.000 (elli bin) (quinquagies millesimus)
(c) = 100.000 (yüz bin) (centies millesimus)
(d) = 500.000 (beş yüz bin) (quingenties millesimus)
(m) = 1.000.000 (bir milyon) (millies millesimus)
(xliv)dxxv = 44.525
(cxx)lix = 120.059
(dcciv)lxxvii = 704.077
vinculum:
vinculum tekniğinde 1000 ile çarpılmak istenen sayının üstüne çizgi çekilir. örneğin:
x̄ = 10.000
x̄x̄ = 20.000
x̄x̄x̄ = 30.000
(x̄ hariç üstü çizgili sayı yazamadım. gerçi x̄ de yazamadım. internette sembol olarak buldum, sözlüğe yapıştırdım. ama genel olarak kuralı anlatabildiğimi düşünüyorum.)
üstü çizgili v = 5.000 (beş bin) (quinquies millesimus)
üstü çizgili x = 10.000 (on bin) (decies millesimus)
üstü çizgili l = 50.000 (elli bin) (quinquagies millesimus)
üstü çizgili c = 100.000 (yüz bin) (centies millesimus)
üstü çizgili d = 500.000 (beş yüz bin) (quingenties millesimus)
üstü çizgili m = 1.000.000 (bir milyon) (millies millesimus)
x̄x̄lxix = 20.069
x̄x̄mmmlxvi = 23.066
x̄x̄x̄mlxxviii = 31.078
kesirli sayıların yazımı:
romalılar, 1/3 ve 1/4'ün ortak böleni olduğu için kesirli sayılarda onluk sistem yerine on ikilik sistem kullanmayı tercih ettiler. bu kesirli sayılar aynı zamanda roma imparatorluğu'nda kullanılan madeni paraların değerlerine karşılık gelir. roma sayı sisteminde 1/12'yi temsil etmek için nokta (.), 6/12'yi (1/2) temsil etmek için latincede yarım anlamına gelen semisin baş harfi olan s kullanılır. 1/12'den 12/12'ye kadar her kesirli sayının roma döneminde özel bir adı vardı:
1/12 = . (uncia)
2/12 = .. (sextans)
3/12 = ... (quadrans)
4/12 = .... (triens)
5/12 = ..... (quincux)
6/12 = s (semis)
7/12 = s. (septunx)
8/12 = s.. (bes)
9/12 = s... (dodrans)
10/12 = s.... (dextans)
11/12 = s..... (deunx)
12/12 = i (as)
sıfır (0):
geleneksel roma sayı sisteminde sıfırı sembolize eden bir harf bulunmaz. romen rakamları ile yapılan matematiksel işlemlerde sıfırı temsil etmek için latincede "hiç" anlamına gelen nulla ve "hiçlik" anlamına gelen nihil kullanılmıştır. fakat bu kullanımların bulunduğu en eski tarih m.s. 525 yılıdır. öncesinde sıfırı sembolize etmek için bir şey kullanılıp kullanılmadığı bilinmemektedir. m.s. 725 yılından sonra romen rakamları ile yapılan matematiksel işlemlerde sıfırı temsil etmek için nulla ve nihil yerine n harfi kullanılmaya başlanmıştır.
romen rakamlarının kullanımında yapılan hatalar:
4, 40 ve 400 gibi sayıları yazarken eksiltme notasyonu (bir rakamın soluna başka bir rakam yazarak o rakamın değerini azaltma) kullanılması gerekir. ancak kimi yerlerde bu sayıların kimi zaman hatalı, kimi zaman bilinçli bir şekilde arttırma notasyonu (bir rakamın sağına başka bir rakam yazarak o rakamın değerini arttırma) kullanıldığı saptanmıştır. yani zaman zaman 4 yazmak için iv yerine iiii, 40 yazmak için xl yerine xxxx, 400 yazmak için cd yerine cccc kullanıldığı görülmüştür.
zaman zaman 8, 18 ve 28 yazımında da hatalı veya bilinçli şekilde yapılmış hatalara rastlanmıştır. roma imparatorluğu döneminde meydanlara asılan fasti adı verilen takvimlerde zaman zaman 18 yazmak için xviii yerine xix, 28 yazmak için xxviii yerine xxix kullanıldığı da görülmüştür. ayrıca 18. roma lejyonunda kıdemli yüzbaşı olan marcus caelius'un mezartaşında 18 yazmak için xviii yerine xxix kullanılmıştır.
1900'lerde inşa edilen bazı anıtlarda romen rakamlarının hatalı kullanıldığı görülmüştür. londra'daki admiralty arch'ta 1910 yazmak için mcmx yerine mdcccx, saint louis sanat müzesi'nin kuzey girişinde 1903 yazmak için mcmiii yerine mdcdiii kullanılmıştır.
günümüzde kullanım alanları:
romen rakamları ile matematiksel işlem yapmanın zorluğundan dolayı romen rakamları günümüzde fazla kullanılmamaktadırlar. ayrıca büyük sayıları yazmak için birçok farklı yöntem geliştirilse de romen rakamları ile çok büyük sayıların yazılması arap rakamlarına kıyasla daha zordur. dolayısıyla günümüzde hem matematiksel işlemlerde sağladığı kolaylık hem 0 içermesi hem de büyük sayıların yazılmasında sağladığı kolaylık sebebiyle günümüzde tüm dünyada yaygın olarak kullanılan sayı sistemi arap sayı sistemidir.
yine de romen rakamları günümüzde hala bazı alanlarda kullanılmaktadır. örneğin:
- hükümdarların ve papaların isimleri: [elizabeth ii (ii. elizabeth), pope benedict xvi (papa xvi. benedict)]
- saatlerin gösterimi (not: saatlerde genellikle 4 yazmak için iv yerine iiii kullanılır.)
- kitapların önsöz ve ek sayfalarının numaralandırılması
- devam filmlerinin ve bilgisayar oyunlarının isimleri: [rocky ii, grand theft auto iv, the elder scrolls v]
- tarihi olayların adlandırılması: [ii. viyana kuşatması, i. dünya savaşı, ii. dünya savaşı]
devamını gör...
