uyuyor numarası yapıp kahvaltının hazırlanmasını beklemek
eğer yaşadığınız evde ebeveyn rolünde değilseniz yaşınız kaç olursa olsun yapılandır. biraz çocukluktan gerçi ama zaten her insanın içinde bir çocuk yok mudur. tabii ki bunu alışkanlık haline getirmemek, arada aile bireylerine kahvaltı hazırlamak gerek.
devamını gör...
gündemi takip etmemek
uzuun zamandır göremediğim bir arkadaşımla dün yaptığımız sohbetten küçük bir bölüm.
ıki çocuğun büyüğü kız, küçük erkek.
kız oldukça çalışkan, sorumluluk sahibi, hiç bir şekilde kendisiyle ilgili bir soruna fırsat vermeyecek türden.
erkek ise tam tersi, herşey sorun, yapacağı tek şey ders çalışmak, ama nerdee, uzaktan yakından alakalı değil. anne baba durumu sorgulandığında da,
" bütün iyi güzel huyları ablama vermişsiniz, bana da bu kalmış " oluyormuş cevap.
ben şimdi, ülke gündeminden kaçan bugünkü nesli, yukarıdaki her işi kendince evirip çevirmeyi meslek edinmiş delikanlıya benzetiyorum.
gündem dediğinde, vay efendim senmisin bunu söyleyen,
kafa dinliyorlarmış da ( kafa nerde yoruluyorsa) , gündem kirliymiş de, umut yokmuş da vs.vs.
ya bu dünyada halkına tüm sistemin temelleri oturtulmuş yepyeni özgür bir ülkeyi tepside sunan tek bir lider çıkmış.
mustafa kemal atatürk.
türkiye cumhuriyetini eksiklerine rağmen, en azından özgür bir konumda bu halka adeta armağan etmiş. başka örneği yok.
şimdi bizim gençler, hem kel hem fodul misali, hem hiçbir şeyi beğenmiyor , hem de değişim adına hiçbir şey yapmıyor.
hepsinin gözü yurtdışında. fırsat bulsak da kaçsak diye. yurt dışı da sanki açtı kucağını sen gibi hazır yiyiciyi bekliyor.
yutdışı çalışkan adamı, disiplinli adamı, amacı ideali olan adamı alır,
sen gibi kendi ülkesinin gündemini takip etmekten aciz adamı ne yapacak alıp da,
deyince de, kızıyor bizim gençler.
umarım iyiyi de kötüyü de yapacak olanın kendileri olduğunun farkına varırlar, çok geç olmadan ...
ıki çocuğun büyüğü kız, küçük erkek.
kız oldukça çalışkan, sorumluluk sahibi, hiç bir şekilde kendisiyle ilgili bir soruna fırsat vermeyecek türden.
erkek ise tam tersi, herşey sorun, yapacağı tek şey ders çalışmak, ama nerdee, uzaktan yakından alakalı değil. anne baba durumu sorgulandığında da,
" bütün iyi güzel huyları ablama vermişsiniz, bana da bu kalmış " oluyormuş cevap.
ben şimdi, ülke gündeminden kaçan bugünkü nesli, yukarıdaki her işi kendince evirip çevirmeyi meslek edinmiş delikanlıya benzetiyorum.
gündem dediğinde, vay efendim senmisin bunu söyleyen,
kafa dinliyorlarmış da ( kafa nerde yoruluyorsa) , gündem kirliymiş de, umut yokmuş da vs.vs.
ya bu dünyada halkına tüm sistemin temelleri oturtulmuş yepyeni özgür bir ülkeyi tepside sunan tek bir lider çıkmış.
mustafa kemal atatürk.
türkiye cumhuriyetini eksiklerine rağmen, en azından özgür bir konumda bu halka adeta armağan etmiş. başka örneği yok.
şimdi bizim gençler, hem kel hem fodul misali, hem hiçbir şeyi beğenmiyor , hem de değişim adına hiçbir şey yapmıyor.
hepsinin gözü yurtdışında. fırsat bulsak da kaçsak diye. yurt dışı da sanki açtı kucağını sen gibi hazır yiyiciyi bekliyor.
yutdışı çalışkan adamı, disiplinli adamı, amacı ideali olan adamı alır,
sen gibi kendi ülkesinin gündemini takip etmekten aciz adamı ne yapacak alıp da,
deyince de, kızıyor bizim gençler.
umarım iyiyi de kötüyü de yapacak olanın kendileri olduğunun farkına varırlar, çok geç olmadan ...
devamını gör...
sözlük yazarlarının bedava elde ettiği değerli şeyler
annemin temizlik yaptığı site de kapı kenarına koyulan daha şarj cihazı bile açılmamış ıpad
bende ilk gördüğümde hadi lan ordan çalışmıyordur bu demiştim, ama çalışıyormuş ekranda ufak bir çizik var, sadece anneme dedim. bunu geri götür belki adamın haberi yoktur diye
götürmüş, kadın almamış biz onu attık demiş kutusunu filan da vermiş üstüne hava dan ıpad sahibi olmuştum çok sevinmiştim ya
bende ilk gördüğümde hadi lan ordan çalışmıyordur bu demiştim, ama çalışıyormuş ekranda ufak bir çizik var, sadece anneme dedim. bunu geri götür belki adamın haberi yoktur diye
götürmüş, kadın almamış biz onu attık demiş kutusunu filan da vermiş üstüne hava dan ıpad sahibi olmuştum çok sevinmiştim ya
devamını gör...
uzun entrylerin okunmaması
zerre umrumda olmayan durum .isteyen kısa yazar isteyen ise uzun yazar zaten bilgi almak isteyen istediği şekilde alır.
devamını gör...
tutku
tüm hislerin tetikleyicisi.
tehlikeli. tehlikesi tetikledikleri ya da tetikleyeceklerinden ötürü değil. tutku, fazla bireysel bir duygu.
başkasından alınamayacak ya da istenmeyecek kadar bireysel.
buna karşın,
kedi gibi sürtündüğünüz sürece kimse size biraz tutkuyla sarılmaktan çekinmez.
tehlikeli. tehlikesi tetikledikleri ya da tetikleyeceklerinden ötürü değil. tutku, fazla bireysel bir duygu.
başkasından alınamayacak ya da istenmeyecek kadar bireysel.
buna karşın,
kedi gibi sürtündüğünüz sürece kimse size biraz tutkuyla sarılmaktan çekinmez.
devamını gör...
hatıra olsun diye saklanan garip nesneler
ben eski sinema biletlerinden olmamasına rağmen sinema fişini saklamıştım. tabi silinmiş gitmiş üzerindeki yazılar. haybeye saklamış oldum.
devamını gör...
yazarların üzülünce yaptıkları şeyler
ağlamak, ama böyle zırıl zırıl hıçkıra hıçkıra ağlamak. ağlama sonrası gelen sakinlikle zaten uyuyorum sonra.
devamını gör...
evcil cadi maki civcivi
yazılarını her okuduğumda kafamın içinde sürekli şu şarkı çalıyor.
gelelim artık gerçekleri açıklamaya. kafa izninde olduğum süre boyunca başıma neler geldi neler bu yazar arkadaşımız yüzünden bir bilseniz aa dostlar neler neler. bunları burada anlatmayacağım lakin bu yazarımızla ilgili bazı bilgileri paylaşacağım.
öncelikle profil resminin filtresiz ve kesilmemiş versiyonlarını paylaşmak istiyorum.



şimdi gerçek yüzünü gördünüz ve eminim çoğunuz çok çok iyi tanıyorsunuz bu yazarımızı. bir dominic toretto edasıyla biz aileyiz ve aile olarak güçlüyüz sözlerine sakın inanmayın.

eğer elleri arkasında ise kesinlikle boyu kadar bir bıçak taşıyordur.karanlıktan sizi izliyor ise selanızın okunması an meselesidir. boyu maki kadar fakat bir dil var maşallah diyorum. zeka konusunda söz söylemek haddime değil bu sebeple zekası ile ilgili yorum yapmıyorum çünkü görünen köy uzakta değildir.

bir zamanlar top oynadığımız arsanın sahibi sütçü nuri amca vardı. rahmetli çok ters biriydi.ineklerinin yediği otları eziyoruz gerekçesiyle elinde sopası ile az kovalamadı. bu kovalamaca sonunda olan topa oluyordu. ortadan ikiye karpuz gibi kesiliyordu. kendimi sütçü nuri amca gibi hissetmeme sebebiyet verdi bu yazar arkadaşımız. kafa izninde dinlenirken gelip gremlinler gibi kapımda şarkılar söylüyor ve gürültü çıkarıyordu.


hayır sevimlide kızamıyorum. yüce zeus korusun athena yengesi duysa kıtır kıtır keser kendisini çaki maki dinlemez. athena yengesine hiç sökmez yok avukat tanıyorum yok savcı arkadaşlarım var yok midilli çaldımlar. direk çaki tava olur. yazarımız kendisini sanırım kabataş civarında ara ara takılan deri eldivenli çete mensuplarından biri sanıyor.
görünüş kinder sürpriz yumurta ama içerik ülker toto yumurta gibidir fakat biz onu böyle seviyoruz. kuru gürültü gibi olsa da farklıdır.


şakalaşmalar bir yana gerçekten keşfedilmeyi bekleyen bir cevher gibi duruyor sözlükte. sözlük yazarları ve okurları tanıdık bir ülke vatandaşı edasında keşfetmemek için epey çaba sarf ediyor. sanırım çakma van gogh yazarımızın kıymetini uzaklaştığında ya da yazmayı bıraktığında anlayacaklar. şu ünlü tablolar tadında yazılarını çok özleyeceğiz gibi öyle bir şey olursa.

keyifle okuduğum yazarlardan birisidir lakin biraz rahat bıraksa beni iyi olur. hayır her gün her gün insan düşünsel yollarla bu kadar da rahatsız edilmez ama aaaa. salvadore ve lahmacuncudanterasagelenkurum mahlaslı yazarlarımız da kendisinin kurbanlarından olduğu için onlara da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
yazımı çok uzatmadan burada noktalıyorum.
"biz tam yedi cüceyiz on dört kollu bir deviz"
gelelim artık gerçekleri açıklamaya. kafa izninde olduğum süre boyunca başıma neler geldi neler bu yazar arkadaşımız yüzünden bir bilseniz aa dostlar neler neler. bunları burada anlatmayacağım lakin bu yazarımızla ilgili bazı bilgileri paylaşacağım.
öncelikle profil resminin filtresiz ve kesilmemiş versiyonlarını paylaşmak istiyorum.



şimdi gerçek yüzünü gördünüz ve eminim çoğunuz çok çok iyi tanıyorsunuz bu yazarımızı. bir dominic toretto edasıyla biz aileyiz ve aile olarak güçlüyüz sözlerine sakın inanmayın.

eğer elleri arkasında ise kesinlikle boyu kadar bir bıçak taşıyordur.karanlıktan sizi izliyor ise selanızın okunması an meselesidir. boyu maki kadar fakat bir dil var maşallah diyorum. zeka konusunda söz söylemek haddime değil bu sebeple zekası ile ilgili yorum yapmıyorum çünkü görünen köy uzakta değildir.

bir zamanlar top oynadığımız arsanın sahibi sütçü nuri amca vardı. rahmetli çok ters biriydi.ineklerinin yediği otları eziyoruz gerekçesiyle elinde sopası ile az kovalamadı. bu kovalamaca sonunda olan topa oluyordu. ortadan ikiye karpuz gibi kesiliyordu. kendimi sütçü nuri amca gibi hissetmeme sebebiyet verdi bu yazar arkadaşımız. kafa izninde dinlenirken gelip gremlinler gibi kapımda şarkılar söylüyor ve gürültü çıkarıyordu.


hayır sevimlide kızamıyorum. yüce zeus korusun athena yengesi duysa kıtır kıtır keser kendisini çaki maki dinlemez. athena yengesine hiç sökmez yok avukat tanıyorum yok savcı arkadaşlarım var yok midilli çaldımlar. direk çaki tava olur. yazarımız kendisini sanırım kabataş civarında ara ara takılan deri eldivenli çete mensuplarından biri sanıyor.
görünüş kinder sürpriz yumurta ama içerik ülker toto yumurta gibidir fakat biz onu böyle seviyoruz. kuru gürültü gibi olsa da farklıdır.


şakalaşmalar bir yana gerçekten keşfedilmeyi bekleyen bir cevher gibi duruyor sözlükte. sözlük yazarları ve okurları tanıdık bir ülke vatandaşı edasında keşfetmemek için epey çaba sarf ediyor. sanırım çakma van gogh yazarımızın kıymetini uzaklaştığında ya da yazmayı bıraktığında anlayacaklar. şu ünlü tablolar tadında yazılarını çok özleyeceğiz gibi öyle bir şey olursa.

keyifle okuduğum yazarlardan birisidir lakin biraz rahat bıraksa beni iyi olur. hayır her gün her gün insan düşünsel yollarla bu kadar da rahatsız edilmez ama aaaa. salvadore ve lahmacuncudanterasagelenkurum mahlaslı yazarlarımız da kendisinin kurbanlarından olduğu için onlara da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
yazımı çok uzatmadan burada noktalıyorum.
"biz tam yedi cüceyiz on dört kollu bir deviz"
devamını gör...
pame radyo yayını
bunca yoğunluğun ve yorgunluğun yarattığı tahribatı bir nebze de olsa ne giderir?
bu soruyu kendime sorduğumda aldığım cevaplardan biri olan canım yayın. içerdeyiz, bir nebze de olsa silelim diye pasımızı.
bu soruyu kendime sorduğumda aldığım cevaplardan biri olan canım yayın. içerdeyiz, bir nebze de olsa silelim diye pasımızı.
devamını gör...
altın orta
felsefeye, akıl dünyasından sonra duyu dünyasını da kazandıran hatta modern bilimlerden birçoğunun* da kurucusu olan aristoteles'in öğretilerinden biridir.
bu öğretiye göre; insan denen akıl sahibi varlığın mutlu olabilmesi için tek şart vardır: o da ölçülü olmalısıdır. nitekim her türlü yanlılığı reddeden aristoteles, mutlak surette her iki taraftan da biraz biraz insanda mevcut olması gerekliliğine vurgu yapar. şöyle ki o'na göre; cesaretin fazlası zararlı olduğu olduğu gibi, korkaklığın da fazlası zararlıdır. gereğinden az harcama yapmak cimriliğe gireceği gibi, çok harcama yapmak da savurganlığa girmektedir.
insan ne yaparsa yapsın, belli bir ölçüyü tutturamadı mı? mutlu olamayacaktır.
aristo'nun bu görüşü, elbetteki daha öncesinde çizdiği mutlu insan formülündeki, 3 betimlemeden kaynaklıdır mutluluğun; ona göre 3 yolu yahut şekli vardır:
1- keyif ve hazdan beslenmek. yaşamda bu yolu seçmek.
2- hür ve sorumluluk sahibi bir vatandaş olarak yaşam sürdürmek.
3- bakılan her konuda, araştırmacı ve filozofluk yolunu seçmek.
işte bu noktada da insanlara, yine bir öğütte bulunur: mutluluk için seçim yapılan yolda hangi adım atılırsa atılsın, iki uçtan da uzak durulsun'dur. yani, keyif ve haz konusunda da belli bir ölçü olmalı, sorumluluk konusunda alınan yükün de bir ortası olmalı, araştırma ve filozofluğun da bir yeri ve zamanı olmalıdır.
esasında vurgusu hep, ölçü ve belli bir rota üzerine olunmalılığıdır. bu gerçekleştiği takdirde insan; mutlu olacaktır.
işte aristo'nun, insanın mutlu olması yolunda yapması gerekeni belirttiği bu görüşüne altın orta kanunu ve/veya öğretisi denmektedir.
bu öğretiye göre; insan denen akıl sahibi varlığın mutlu olabilmesi için tek şart vardır: o da ölçülü olmalısıdır. nitekim her türlü yanlılığı reddeden aristoteles, mutlak surette her iki taraftan da biraz biraz insanda mevcut olması gerekliliğine vurgu yapar. şöyle ki o'na göre; cesaretin fazlası zararlı olduğu olduğu gibi, korkaklığın da fazlası zararlıdır. gereğinden az harcama yapmak cimriliğe gireceği gibi, çok harcama yapmak da savurganlığa girmektedir.
insan ne yaparsa yapsın, belli bir ölçüyü tutturamadı mı? mutlu olamayacaktır.
aristo'nun bu görüşü, elbetteki daha öncesinde çizdiği mutlu insan formülündeki, 3 betimlemeden kaynaklıdır mutluluğun; ona göre 3 yolu yahut şekli vardır:
1- keyif ve hazdan beslenmek. yaşamda bu yolu seçmek.
2- hür ve sorumluluk sahibi bir vatandaş olarak yaşam sürdürmek.
3- bakılan her konuda, araştırmacı ve filozofluk yolunu seçmek.
işte bu noktada da insanlara, yine bir öğütte bulunur: mutluluk için seçim yapılan yolda hangi adım atılırsa atılsın, iki uçtan da uzak durulsun'dur. yani, keyif ve haz konusunda da belli bir ölçü olmalı, sorumluluk konusunda alınan yükün de bir ortası olmalı, araştırma ve filozofluğun da bir yeri ve zamanı olmalıdır.
esasında vurgusu hep, ölçü ve belli bir rota üzerine olunmalılığıdır. bu gerçekleştiği takdirde insan; mutlu olacaktır.
işte aristo'nun, insanın mutlu olması yolunda yapması gerekeni belirttiği bu görüşüne altın orta kanunu ve/veya öğretisi denmektedir.
devamını gör...
şahsım hakkında düşündükleriniz
şahsımı seviyorum. kendimle ve kabuğumla barışık bir tosbağayım. marul fiyatları ile ilgili ise hiç bir yorumum yok. milletin bahçesinden otlanıyorum. zaten kış uykusu zamanım geldi üç dört ay uyurum. o yüzden bana bulaşmayın.
büyük resmi gördüm, kaplumbağa çorbası yapılıp, saraylarda servis edilmek istemiyorum.
kamu spotu: kaplumbağa çorbası içmeyiniz / içirmeyiniz.
teşekkürler
(bkz: öyle başlığa böyle cevap)
büyük resmi gördüm, kaplumbağa çorbası yapılıp, saraylarda servis edilmek istemiyorum.
kamu spotu: kaplumbağa çorbası içmeyiniz / içirmeyiniz.
teşekkürler
(bkz: öyle başlığa böyle cevap)
devamını gör...
çocukken alındığına en çok sevinilmiş şey
bisiklet.
devamını gör...
türkiye youtube trendlerini görünce ülkeden soğuma durumu
benim özellikle sinir olduğum durum ise youtube trendlerine televizyon içeriklerinin doluşmuş olması. aptal saptal yapımlara katlanamadığımız için dijitalde bir şeyler izleyelim diyoruz, televizyon orada da yakamızı bırakmıyor. şu anda bir zamanlar çukurova diye bir dizinin 79. bölüm fragmanı trendlerde 2. sırada mesela. 10 saatte 1.1 milyon kişi izlemiş. kafayı yemişler ya.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
sonra herkes kendi dünyasına daldı
geçti geçmez dediğimiz zaman. kuşları unuttuk.
(bkz: ilhan berk)
(bkz: kuşlar)
geçti geçmez dediğimiz zaman. kuşları unuttuk.
(bkz: ilhan berk)
(bkz: kuşlar)
devamını gör...
türkiye'nin f-35 programından resmen çıkarılması
uzun dönemde hayırlısı olmuştur.
bu ülkenin, ittire kaktıra bir şekilde kendi savaş uçağını yapması gerekiyor. tfx projesi belki ilk zamanlar bir f35 kadar başarılı olamayacak ama sürekli yeni şeyler öğrenip gelişip bizi koruyacak. geleceğe karamsar bakmayın.
kanada'nın sihalar için uyguladığı ambargo aklınızdan çıkmasın. f35 demek birilerinin güdümünde olmak demektir. ülkemiz, ancak yerli silah sanayisinin gelişmesiyle tam bağımsızlığa erişebilir.
f-35 nedir ne değildir
kanada ambargosu
bu ülkenin, ittire kaktıra bir şekilde kendi savaş uçağını yapması gerekiyor. tfx projesi belki ilk zamanlar bir f35 kadar başarılı olamayacak ama sürekli yeni şeyler öğrenip gelişip bizi koruyacak. geleceğe karamsar bakmayın.
kanada'nın sihalar için uyguladığı ambargo aklınızdan çıkmasın. f35 demek birilerinin güdümünde olmak demektir. ülkemiz, ancak yerli silah sanayisinin gelişmesiyle tam bağımsızlığa erişebilir.
f-35 nedir ne değildir
kanada ambargosu
devamını gör...
mesaj alımını kapatan yazar
ne ergen ne egoist ne dikkat çekmeye çalışan ne de diğer kötü şeyler olan insan.
kapatıyorum arada çünkü çene çekecek halim olmuyor bazen. kendime bile tahammül edemiyorum, başkasına nasıl edeyim? "online olduğun halde cevap vermiyorsun" sitemlerine maruz kalmamak, hem kimseyi kırmamak hem de kafamı dinlemek yasak mı yahu!
kapatıyorum arada çünkü çene çekecek halim olmuyor bazen. kendime bile tahammül edemiyorum, başkasına nasıl edeyim? "online olduğun halde cevap vermiyorsun" sitemlerine maruz kalmamak, hem kimseyi kırmamak hem de kafamı dinlemek yasak mı yahu!
devamını gör...
tecumseh
tecumseh shawnee kabilesinin, panter koluna mensuptur. shawnee'lerin bu kolu savaş konusunda ciddi bir tecrübeye sahiptir. kendilerini shawnee'lerin askeri gücü olarak tanımlayabiliriz.
sciota nehri kıyısında, savaştan önceki gece yıkanarak arınırlar, savaş boyalarını sürerken, kutsal ruha zafer için yakarırlardı.
babası pukeshinwah bir savaş reisiydi ve panter klanının önemli savaşçılardan birisi olarak gösteriliyordu. point pleasant savaşı'nda oğlu henüz 6 yaşındayken öldürüldü.
babasını küçük yaşta kaybeden tecumseh'i ağabeyi chiksika ve shawnee'lerin ruhani lideri ''kara balık'' yetiştirdi.
kabilesine yapılan onlarca baskını küçük bir çocuğun gözlerinden gördü. kabilesiyle birlikte defalarca yer değiştirmek zorunda kaldı. çocukluğundan gençliğine kadar geçen dönem onun için ölüm ve sürgün demekti.
tabi bu dönem onun fikirlerinin oluşmasında da önemli bir evre olmuştur. küçük husumetler yüzünden birbirleriyle savaşan kabilelerin beyaz adam tarafından kolayca alt edilebildiğini gördüğü için, birlik fikri kafasında gençlik yıllarında yeşermeye başlamıştır.
katıldığı savaşlarda başlarda gözcülük görevini yerine getirmiş, sonrasında ise savaşlarda aktif olarak yer almaya başlamıştır.
tecumseh'in siyasi birlik fikri, katıldığı savaşlar sonrasında iyice pekişmiş ve neredeyse tüm kızılderili kabilelerini gezerek, onlara birliğin şart olduğunu anlatmaya çalışmıştır.
ona göre; ata toprakları bir bütündür. tüm kuzey amerika yerlilerine aittir. hiç bir kabile diğerlerini yok sayarak, topraklarını elden çıkaramaz veya terk edemez, bu sebeple tüm kabileler tarafından topluca müdafaa edilmelidir.
tecumseh'in bu fikirleri özellikle genç kızılderililer arasında hızla yayılmaya başladı. diğer kabilelerin reisleri, genç savaşçılardan gelen talepleri görmezden gelemediler ve kabilelerin ortak kararı ile bir kurultay toplanmasına karar verildi.
tecumseh bu toplantıda, yılanın kutsal toprakları sinsice dolaştığını, toprakların satılması konusunda kabileleri sincice soktuğunu söyleyerek, etkileyici bir konuşmaya imza attı.
yine bu konuşmasında ilk kez ''beyaz şeytan'' tabirini kullanarak, kızılderililer arasında bu tabirin yaygınlaşmasına sebep olmuştur.
birlik fikri çığ gibi büyüyordu...
her ne kadar karşıt görüşler ortaya çıkmış olsa da, ezici bir çoğunluk tecumseh'in arkasındaydı.
bu fikir ''beyaz şeytan''a da iletildi. tecumseh bu talebin kabul edilmeyeceğini bilse dahi, yine de meselenin barışçıl bir yolla çözülebilmesi için elinden geleni yapmıştır.
elde bir avuç kalan ata topraklarının kızılderili kanı akıtılmadan korunabilmesini sağlamak için eşsiz bir diplomasi mücadelesi vermiştir.
''beyaz şeytan''ın bitmez tükenmez açgözlülüğü ve acımasızlığı karşısında savaşmak zorunda oldukları kesinleştiğinde, tecumseh atalarının savaş boyalarını sürdü. ''gökyüzündeki panter'' artık savaş alanındaydı...
beyaz şeytan'ı defalarca küçük muharebelerde yenmiş olsa da, bu durum asla yeterli olmuyordu. yeni bir yol düşünmeliydi. tekrar diplomasiyi devreye soktu ve ingilizlerden siyasi ve lojistik destek alarak savaşmaya devam etti.
5 ekim 1813 günü ''thames river'' savaşında ingilizler savaş alanını terk edince, beraberindeki kızılderililerle birlikte yalnız başına kaldı.
çekilmeyi düşünmediler. son ana kadar savaştılar.
savaş alanında düşen sadece tecumseh'in bedeni değildi...
birlik hayali ve kabilelerin özgürlük isteği de orada toprağa karıştı.
bu büyük adamın, bedeni asla kabilesine iade edilmedi. ''beyaz şeytan'' onun ölüsünden bile korkmuştu. ölüm haberi, küçük çaplı direnişlerinde bir süre durmasına neden oldu.
''babam ! benim babam güneştir. benim annem topraktır; onun bağrına yatacağım! ''diyen ''gökyüzündeki panter'' her ne kadar onun bağrına düşmüş olsa da, bedeninin yerinin bilinmemesi kabilesi arasında büyük bir acıya sebep olmuştur.
derler ki, geriye kalan bir avuç shawnee, ne zaman başını göğe çevirse, usulca onun adını fısıldarmış...
dibine not: başlığı açan değerli yazar arkadaşımın söylediği gibi tecumseh'e dair türkçe'ye çevrilmiş bir kitap yok. bu cidden büyük eksiklik. yabancı kaynaklardan okumak isteyenler james laxer'ın ya da john sugden'ın onunla ilgili yazdığı kitapları okuyabilirler. her ikiside tecumseh'i ve mücadelesini ayrıntılarıyla anlatmıştır.
dibine not 2: başlığı açan değerli yazar arkadaşıma ayrıca teşekkürü bir borç bilirim. zira kendisi bu alanda, sözlükteki boşluğu doldurmaya gayret ediyor. meşguliyetler trenimden her inişimde kendisine katkı sağlamaya çalışacağım. var olsun.
sciota nehri kıyısında, savaştan önceki gece yıkanarak arınırlar, savaş boyalarını sürerken, kutsal ruha zafer için yakarırlardı.
babası pukeshinwah bir savaş reisiydi ve panter klanının önemli savaşçılardan birisi olarak gösteriliyordu. point pleasant savaşı'nda oğlu henüz 6 yaşındayken öldürüldü.
babasını küçük yaşta kaybeden tecumseh'i ağabeyi chiksika ve shawnee'lerin ruhani lideri ''kara balık'' yetiştirdi.
kabilesine yapılan onlarca baskını küçük bir çocuğun gözlerinden gördü. kabilesiyle birlikte defalarca yer değiştirmek zorunda kaldı. çocukluğundan gençliğine kadar geçen dönem onun için ölüm ve sürgün demekti.
tabi bu dönem onun fikirlerinin oluşmasında da önemli bir evre olmuştur. küçük husumetler yüzünden birbirleriyle savaşan kabilelerin beyaz adam tarafından kolayca alt edilebildiğini gördüğü için, birlik fikri kafasında gençlik yıllarında yeşermeye başlamıştır.
katıldığı savaşlarda başlarda gözcülük görevini yerine getirmiş, sonrasında ise savaşlarda aktif olarak yer almaya başlamıştır.
tecumseh'in siyasi birlik fikri, katıldığı savaşlar sonrasında iyice pekişmiş ve neredeyse tüm kızılderili kabilelerini gezerek, onlara birliğin şart olduğunu anlatmaya çalışmıştır.
ona göre; ata toprakları bir bütündür. tüm kuzey amerika yerlilerine aittir. hiç bir kabile diğerlerini yok sayarak, topraklarını elden çıkaramaz veya terk edemez, bu sebeple tüm kabileler tarafından topluca müdafaa edilmelidir.
tecumseh'in bu fikirleri özellikle genç kızılderililer arasında hızla yayılmaya başladı. diğer kabilelerin reisleri, genç savaşçılardan gelen talepleri görmezden gelemediler ve kabilelerin ortak kararı ile bir kurultay toplanmasına karar verildi.
tecumseh bu toplantıda, yılanın kutsal toprakları sinsice dolaştığını, toprakların satılması konusunda kabileleri sincice soktuğunu söyleyerek, etkileyici bir konuşmaya imza attı.
yine bu konuşmasında ilk kez ''beyaz şeytan'' tabirini kullanarak, kızılderililer arasında bu tabirin yaygınlaşmasına sebep olmuştur.
birlik fikri çığ gibi büyüyordu...
her ne kadar karşıt görüşler ortaya çıkmış olsa da, ezici bir çoğunluk tecumseh'in arkasındaydı.
bu fikir ''beyaz şeytan''a da iletildi. tecumseh bu talebin kabul edilmeyeceğini bilse dahi, yine de meselenin barışçıl bir yolla çözülebilmesi için elinden geleni yapmıştır.
elde bir avuç kalan ata topraklarının kızılderili kanı akıtılmadan korunabilmesini sağlamak için eşsiz bir diplomasi mücadelesi vermiştir.
''beyaz şeytan''ın bitmez tükenmez açgözlülüğü ve acımasızlığı karşısında savaşmak zorunda oldukları kesinleştiğinde, tecumseh atalarının savaş boyalarını sürdü. ''gökyüzündeki panter'' artık savaş alanındaydı...
beyaz şeytan'ı defalarca küçük muharebelerde yenmiş olsa da, bu durum asla yeterli olmuyordu. yeni bir yol düşünmeliydi. tekrar diplomasiyi devreye soktu ve ingilizlerden siyasi ve lojistik destek alarak savaşmaya devam etti.
5 ekim 1813 günü ''thames river'' savaşında ingilizler savaş alanını terk edince, beraberindeki kızılderililerle birlikte yalnız başına kaldı.
çekilmeyi düşünmediler. son ana kadar savaştılar.
savaş alanında düşen sadece tecumseh'in bedeni değildi...
birlik hayali ve kabilelerin özgürlük isteği de orada toprağa karıştı.
bu büyük adamın, bedeni asla kabilesine iade edilmedi. ''beyaz şeytan'' onun ölüsünden bile korkmuştu. ölüm haberi, küçük çaplı direnişlerinde bir süre durmasına neden oldu.
''babam ! benim babam güneştir. benim annem topraktır; onun bağrına yatacağım! ''diyen ''gökyüzündeki panter'' her ne kadar onun bağrına düşmüş olsa da, bedeninin yerinin bilinmemesi kabilesi arasında büyük bir acıya sebep olmuştur.
derler ki, geriye kalan bir avuç shawnee, ne zaman başını göğe çevirse, usulca onun adını fısıldarmış...
dibine not: başlığı açan değerli yazar arkadaşımın söylediği gibi tecumseh'e dair türkçe'ye çevrilmiş bir kitap yok. bu cidden büyük eksiklik. yabancı kaynaklardan okumak isteyenler james laxer'ın ya da john sugden'ın onunla ilgili yazdığı kitapları okuyabilirler. her ikiside tecumseh'i ve mücadelesini ayrıntılarıyla anlatmıştır.
dibine not 2: başlığı açan değerli yazar arkadaşıma ayrıca teşekkürü bir borç bilirim. zira kendisi bu alanda, sözlükteki boşluğu doldurmaya gayret ediyor. meşguliyetler trenimden her inişimde kendisine katkı sağlamaya çalışacağım. var olsun.
devamını gör...
sürekli kendisini öven insan
çocuğunu,torununu öven tip kadar iticidir.
devamını gör...

