düğün konvoyunda tuvaleti gelen adam
sözlüğe kayıt olurken alınacak mahlaslardan biri olabilecek olan başlıktır.
devamını gör...
dövme ve piercingler yüzünden ebeveynliğe uygun görülmemek
ruhu delik deşik insanlar çatır çutur ana baba oluyor ama?!
devamını gör...
insan sevmezse ölür
bir şükrü erbaş şiiri. şöyledir efenim. insan sevmezse eve gelir demiş şair. insan sevmezse mezarını küçük düşürür demiş.
insan sevmezse ölür gider acıda durur sinema afişlerindeki çocuk eve küfürler büyütür bitmez cümledir kızlar tezgâhlarda hayal, berber aynalarının kartpostal dili yokluk, yatışmaz dışarılardır yenik bir akşam yürür şehre karakalem evlerden ara sokaklarda her gün bir cinayet kurulur babalar bastırılmış bir ihtilâl; olağan sularda anneler bedensiz nilüferlerdir insan sevmezse eve gelir gider aktarlara bakar yarasına biraz uzaklık basar küçük dükkânlarda uzun konuşur bin çeşit önlem geliştirir gökyüzü çoktan inmiştir yere zamansızdır seslerden üşür insan sevmezse mezarını küçük düşürür.
insan sevmezse ölür gider acıda durur sinema afişlerindeki çocuk eve küfürler büyütür bitmez cümledir kızlar tezgâhlarda hayal, berber aynalarının kartpostal dili yokluk, yatışmaz dışarılardır yenik bir akşam yürür şehre karakalem evlerden ara sokaklarda her gün bir cinayet kurulur babalar bastırılmış bir ihtilâl; olağan sularda anneler bedensiz nilüferlerdir insan sevmezse eve gelir gider aktarlara bakar yarasına biraz uzaklık basar küçük dükkânlarda uzun konuşur bin çeşit önlem geliştirir gökyüzü çoktan inmiştir yere zamansızdır seslerden üşür insan sevmezse mezarını küçük düşürür.
devamını gör...
white rabbit
jefferson airplane'in '67 tarihli efsanevi albümü surrealistic pillow'daki, bol lsd ve alice's adventures in wonderland göndermeli mükemmel şarkı. sözleri ve vokalleri grace slick'e aittir. zibilyar tane grup tarafından coverlanmış olup, patti smith yorumu kanımca orijinalinden sonra en güzelidir.
işte sözleri:
one pill makes you larger
and one pill makes you small
and the ones that mother gives you
don't do anything at all
go ask alice
when she's ten feet tall
and if you go chasing rabbits
and you know you're going to fall
tell 'em a hookah smoking caterpillar
has given you the call to
call alice
when she was just small
when the men on the chessboard
get up and tell you where to go
and you've just had some kind of mushroom
and your mind is moving low
go ask alice
i think she'll know
when logic and proportion
have fallen sloppy dead
and the white knight is talking backwards
and the red queen's "off with her head!"
remember what the dormouse said;
feed your head
feed your head
------------------------
işte tarafımca yapılmış pek bir oricinal çevirisi:
bir hap seni büyütür,
bir diğeri ise küçültür,
ve annenin verdikleri ise
aslında hiç bir işe yaramaz.
bunu git alice'e sor
onun boyu on feet'e ulaşmışken
eğer tavşanların peşinden gidersen
ve düşeceğinin de farkındaysan
onlara seni nargile içen bir tırtıl'ın çağırdığını söyle
alice'i çağır
hazır boyu bu kadar küçülmüşken
satranç tahtasındaki taşlar
kalkıp sana nereye gideceğini söylüyorsa
ve daha az önce bir mantar yediysen
ve aklın ağır hareket ediyorsa
git alice'e sor
bence o * biliyordur
mantık ve simetri
dağılıp öldüğünde
ve beyaz şövalye ileri geri konuştuğunda
ve kırmızı kraliçe "vurun kellesini!" dediğinde
fındık faresinin ne dediğini hatırla:
"kafanı besle. kafanı besle. kafanı besle..."
işte sözleri:
one pill makes you larger
and one pill makes you small
and the ones that mother gives you
don't do anything at all
go ask alice
when she's ten feet tall
and if you go chasing rabbits
and you know you're going to fall
tell 'em a hookah smoking caterpillar
has given you the call to
call alice
when she was just small
when the men on the chessboard
get up and tell you where to go
and you've just had some kind of mushroom
and your mind is moving low
go ask alice
i think she'll know
when logic and proportion
have fallen sloppy dead
and the white knight is talking backwards
and the red queen's "off with her head!"
remember what the dormouse said;
feed your head
feed your head
------------------------
işte tarafımca yapılmış pek bir oricinal çevirisi:
bir hap seni büyütür,
bir diğeri ise küçültür,
ve annenin verdikleri ise
aslında hiç bir işe yaramaz.
bunu git alice'e sor
onun boyu on feet'e ulaşmışken
eğer tavşanların peşinden gidersen
ve düşeceğinin de farkındaysan
onlara seni nargile içen bir tırtıl'ın çağırdığını söyle
alice'i çağır
hazır boyu bu kadar küçülmüşken
satranç tahtasındaki taşlar
kalkıp sana nereye gideceğini söylüyorsa
ve daha az önce bir mantar yediysen
ve aklın ağır hareket ediyorsa
git alice'e sor
bence o * biliyordur
mantık ve simetri
dağılıp öldüğünde
ve beyaz şövalye ileri geri konuştuğunda
ve kırmızı kraliçe "vurun kellesini!" dediğinde
fındık faresinin ne dediğini hatırla:
"kafanı besle. kafanı besle. kafanı besle..."
devamını gör...
bir yazarın tüm entrylerini okumak
sıklıkla yaptığım eylemdir. bir yazarın herhangi bir tanımından etkilenmişsem direkt profiline gidip diğer tanımlarını okuyorum, beğendiklerimi artılayarak sonuna kadar devam ediyorum. tek fark sessiz sedasız değil de paldır küldür dalıyorum, turuncu turuncu parlatana kadar da durmuyorum.
devamını gör...
bir erkeği engellemenin verdiği haz
zevkler zevkli olmalı, bu nasıl zevk!?*
engellemek çözüm mü? değil.başka başka hesaplardan numaralardan gelecek olan yine geliyor. ürkütücü ancak engellemek zevkli de çözüm de değil. nereden mi biliyorum..*
engellemek çözüm mü? değil.başka başka hesaplardan numaralardan gelecek olan yine geliyor. ürkütücü ancak engellemek zevkli de çözüm de değil. nereden mi biliyorum..*
devamını gör...
dışarıda koca bir dünya varken odasında takılan genç
wifi kapatılınca, dışarı çıkabilecek gençtir.
a elektrikler kesilmiş denebilir.
a elektrikler kesilmiş denebilir.
devamını gör...
bir erkeğe edilebilecek en güzel iltifat
bir kadın olarak genellikle insanlara iltifat etmekten çekinmem erkek olsa dahi lakin bir yerden sonra farklı yerlere çekilmeye başlanıyor.. oğlum manyak mısınız siz iltifat etsek aha bana aşık etmesek neden kadınlar erkeklere iltifat etmiyor. ay bir de demezler mi kadınlar her şeyi erkeklerden bekliyor onlar hiçbir şey yapmıyor. yapınca bir taraflarınız ayrı oynamazsa yapmaktan çekinmeyiz.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
"ama bir tabutun üstündeki çiçeklerin ne anlamı olabilir ki?"
bilinmeyen bir kadının mektubu, stefan zweig.
bilinmeyen bir kadının mektubu, stefan zweig.
devamını gör...
yazarların kendine yakıştırmadığı bir hareket
insanlara fazla güvenmek ve yerinde tepki vermeyerek daha sonra aşırı şiddetli tepkiler vermektir.
devamını gör...
hapşıran kişilere yerhamükellah demek
(bkz: müslümanın müslüman üzerindeki 6 hakkı)ndan biri hapşırıp "elhamdülillah" dediğinde ona "yarhemükallah/ allah sana rahmet etsin" demektir.
yani biri "elhamdülillah" dediğinde "allah sana rahmet etsin" demek karşıdaki kişinin üzerinizdeki hakkıdır. *
"çok yaşa" da pek tabi iyi dilekleri belirtmek için kullanılabilinir. sünnet olan ve sevap point getiren şekli şöyledir:
-elhamdülillah.
-yerhamükallah
-yehdina ve yehdi kümullah (allah bize de size de hidayet etsin)
t: sünnet olan duadır.
yani biri "elhamdülillah" dediğinde "allah sana rahmet etsin" demek karşıdaki kişinin üzerinizdeki hakkıdır. *
"çok yaşa" da pek tabi iyi dilekleri belirtmek için kullanılabilinir. sünnet olan ve sevap point getiren şekli şöyledir:
-elhamdülillah.
-yerhamükallah
-yehdina ve yehdi kümullah (allah bize de size de hidayet etsin)
t: sünnet olan duadır.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
saat gecenin 3'ü. hava biraz serin ama çok üşütmüyor. hafif bir esinti sadece. karşıda uçsuz bucaksız bir deniz, denizin kenarında gecenin sessizliği ile konuşan bir kadın. altında eski bir eşofman, üzerinde ince, örme bir ceket.* aklında ise sorular. düşünüyor, "ne yapacağım?" diyor. ardından bir ses duyuyor yanından.
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da hiç çay içmedik
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da çay içmedik,
solunda oturan adam söylüyor bu şarkıyı. yüzünün yarısı görünüyor adamın. kirli sakallarını, karakteristik burnunu ve kalın kaşlarını seçebiliyor genç kadın. adam neden oturduğunu bilmiyor bu kadının yanına, "neden burada? neden bu şarkıyı söylüyor şu anda? ne yapıyor?", bilmiyor. kadın ise anlam veremeden susuyor öylece. bu nahif ve güzel sesi dinliyor sadece. devam ediyor adam.
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
makes hanım’ı kim sevmez?
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
yerimde olmayı kim istemez?
adam içindeki meraka yenilip yarıda kesiyor şarkıyı.
- ne işiniz var burada, bu saatte?
- sizin için bir önemi mi var?
- oldukça endişeli ve meraklı görünüyorsunuz, rahatsız etmek istememiştim. iyi akşamlar.
adam kalkıyor ve gidiyor kadının yanından, istemeye istemeye...
kadın düşünüyor, ne oldu len az önce?
ertesi gece, saat 4
kadın yine oturmuş denizle sohbet ediyor. sahil bomboş. ileride içen birkaç kişi dışında ortam sessiz. kadın onları duymuyor bile. ileriden bir adam geliyor, yanındaki banka oturuyor. kadın tanıyor bu adamı ama nereden? bilemiyor. önüne dönüyor kadın. düşüncelere dalıyor bir kez daha. sabah 6 suları, gün doğmaya başlıyor. "bir gece daha bitti. artık gitmeli " diye geçiriyor aklından. yanındaki uzun saplı çantasını almaya yeltendiği sırada yandaki bankta oturan adamı görüyor. adamın varlıģını dahi unutmuş kadın. ama adam hala orada. sonra hatırlıyor kadın. bu o adam, dün yanında şarkı söyleyen. kalkıyor banktan, hiç düşünmeden adamın yanına doğru ilerliyor. bunu fark eden adam büyük bir gülümseme ile karşılıyor kadını.
-merhaba.
-merhaba?
-siz dünkü beyefendi değil misiniz? şu şarkıyı söyleyen hani?
- ah, evet benim.
- ...
- dün düşünceli halinizi görünce merak etmiştim. bu gece de burada olacağınızı tahmin ettim. yanılmadım.
-size ne bundan?
- size karşı içimde bilemediğim bir merak var, merak ediyorum sizi.
-tamam da neden? tanışıyor muyuz daha önceden ?
- sanmıyorum.
-o zaman?
- bilmem...
hiçbir şey söylemeden adamın yanından ayrılıyor kadın. "ne tuhaf bir adam..." diye düşünüyor içinden.
gece saat 4 suları. adam sessiz adımlarla geliyor sahile. kadını arıyor gözleri. kadın yok etrafta.
"rahatsız ettim herhalde kadıncağazı. ah salak kafam, kapatsana çeneni." diye kızıyor kendisine. biçare oturuyor kadının her zamanki oturduğu banka. takıyor kulaklığını, başlıyor yakamozu izlemeye. adamın aklında kadın, peki ya kadın???
sabah gün doğmaya başlıyor. adam gidemiyor buradan. "ya gelirse o güzel kadın?" düşüncesi ile. bir yandan da korkuyor kadını rahatsız etmiş olmaktan. "neden? " diyor. "neden bu merakım? ". kendisi de cevap veremiyor buna.
ileriden biri geliyor, görüyor adam. yoksa o kadın mı? değil, olsa tanırdı çünkü. ama o gibi...
bir heyecan sarıyor adamı. ileriden, kendisine bol gelen örme ceketi ve elinde bez bir çanta ile ilerleyen o kadını artık net görüyor. kocaman bir gülümseme peydah oluyor adamın yüzünde. çaktırmadan önüne dönüyor, daha fazla rahatsız etmemek için kadını. kadın kendisine doğru ilerlemeye devam ediyor, görüyor fakat yanına oturmayacak biliyor. oysa ne güzel olurdu yanına otursa, diye düşünüyor.
- günaydın, diyor kadın.
-günaydın?
-rahatsız mı ediyorum?
-ah hayır, asla. oturur musunuz?
gülümseyerek oturuyor kadın.
- çay ister misiniz? emirgan'da değiliz ama olsun.
şaşırıyor adam.
-tabii isterim. teşekkürler.
kadın bez çantanın içinden kırmızı bir termos ve iki karton bardak çıkartıyor. adam şaşkın ve heyecanlı. başlıyorlar gün doğumunu izlerken çay içmeye. içleri sıcacık. çaydan mı? birlikte oldukları için mi? onlar da anlayamıyorlar...
tam 1 hafta boyunca bu iki kişi her gece buluşmaya başlıyorlar burada. birbirlerine şiirler okuyor, şarkılar söylüyor, hikayeler okuyorlar ve en önemlisi susuyorlar.
gecelerden birinde, her zamanki gibi güneş tepeye çıkıncaya kadar sohbet ediyorlar deniz eşliğinde.
- o zaman bu gece burada görüşmek üzere.
- peki saat 2 uygun mudur?
- anlaştık o zaman. saat 2'de burada.
adam kadının beklemediği bir şey yaparak sarılıyor kadına. kadın şaşkın bir şekilde sarıyor kollarını adama. iki şaşkın ve mutlu ruh, ayrılıyor o sabah bir kez daha.
gece kadın bekliyor adamı. saat 1.57. 3 dakika var. biliyor kadın, gecikmez bu adam. nereden biliyor bunu? onu da bilmiyor ama neredeyse emin gecikmeyeceğinden.
saat 3.39.
4.12
5.56
7.03
adam gelmedi, kadın ise bekledi sabaha kadar. "gelmeyecek demek ki" diyerek cebindeki sigaraya uzandı kadın. eline farklı bir şey değdi, hissetti. 4'e katlanmış bir kağıt parçası. okudu yavaşça bu birkaç kelimeyi. gözünden bir damla yaş aktı, denize karıştı. deniz sonsuza kadar o bir damla göz yaşını taşıdı. kadın ise affetmedi bu adamı.
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da hiç çay içmedik
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da çay içmedik,
solunda oturan adam söylüyor bu şarkıyı. yüzünün yarısı görünüyor adamın. kirli sakallarını, karakteristik burnunu ve kalın kaşlarını seçebiliyor genç kadın. adam neden oturduğunu bilmiyor bu kadının yanına, "neden burada? neden bu şarkıyı söylüyor şu anda? ne yapıyor?", bilmiyor. kadın ise anlam veremeden susuyor öylece. bu nahif ve güzel sesi dinliyor sadece. devam ediyor adam.
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
makes hanım’ı kim sevmez?
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
yerimde olmayı kim istemez?
adam içindeki meraka yenilip yarıda kesiyor şarkıyı.
- ne işiniz var burada, bu saatte?
- sizin için bir önemi mi var?
- oldukça endişeli ve meraklı görünüyorsunuz, rahatsız etmek istememiştim. iyi akşamlar.
adam kalkıyor ve gidiyor kadının yanından, istemeye istemeye...
kadın düşünüyor, ne oldu len az önce?
ertesi gece, saat 4
kadın yine oturmuş denizle sohbet ediyor. sahil bomboş. ileride içen birkaç kişi dışında ortam sessiz. kadın onları duymuyor bile. ileriden bir adam geliyor, yanındaki banka oturuyor. kadın tanıyor bu adamı ama nereden? bilemiyor. önüne dönüyor kadın. düşüncelere dalıyor bir kez daha. sabah 6 suları, gün doğmaya başlıyor. "bir gece daha bitti. artık gitmeli " diye geçiriyor aklından. yanındaki uzun saplı çantasını almaya yeltendiği sırada yandaki bankta oturan adamı görüyor. adamın varlıģını dahi unutmuş kadın. ama adam hala orada. sonra hatırlıyor kadın. bu o adam, dün yanında şarkı söyleyen. kalkıyor banktan, hiç düşünmeden adamın yanına doğru ilerliyor. bunu fark eden adam büyük bir gülümseme ile karşılıyor kadını.
-merhaba.
-merhaba?
-siz dünkü beyefendi değil misiniz? şu şarkıyı söyleyen hani?
- ah, evet benim.
- ...
- dün düşünceli halinizi görünce merak etmiştim. bu gece de burada olacağınızı tahmin ettim. yanılmadım.
-size ne bundan?
- size karşı içimde bilemediğim bir merak var, merak ediyorum sizi.
-tamam da neden? tanışıyor muyuz daha önceden ?
- sanmıyorum.
-o zaman?
- bilmem...
hiçbir şey söylemeden adamın yanından ayrılıyor kadın. "ne tuhaf bir adam..." diye düşünüyor içinden.
gece saat 4 suları. adam sessiz adımlarla geliyor sahile. kadını arıyor gözleri. kadın yok etrafta.
"rahatsız ettim herhalde kadıncağazı. ah salak kafam, kapatsana çeneni." diye kızıyor kendisine. biçare oturuyor kadının her zamanki oturduğu banka. takıyor kulaklığını, başlıyor yakamozu izlemeye. adamın aklında kadın, peki ya kadın???
sabah gün doğmaya başlıyor. adam gidemiyor buradan. "ya gelirse o güzel kadın?" düşüncesi ile. bir yandan da korkuyor kadını rahatsız etmiş olmaktan. "neden? " diyor. "neden bu merakım? ". kendisi de cevap veremiyor buna.
ileriden biri geliyor, görüyor adam. yoksa o kadın mı? değil, olsa tanırdı çünkü. ama o gibi...
bir heyecan sarıyor adamı. ileriden, kendisine bol gelen örme ceketi ve elinde bez bir çanta ile ilerleyen o kadını artık net görüyor. kocaman bir gülümseme peydah oluyor adamın yüzünde. çaktırmadan önüne dönüyor, daha fazla rahatsız etmemek için kadını. kadın kendisine doğru ilerlemeye devam ediyor, görüyor fakat yanına oturmayacak biliyor. oysa ne güzel olurdu yanına otursa, diye düşünüyor.
- günaydın, diyor kadın.
-günaydın?
-rahatsız mı ediyorum?
-ah hayır, asla. oturur musunuz?
gülümseyerek oturuyor kadın.
- çay ister misiniz? emirgan'da değiliz ama olsun.
şaşırıyor adam.
-tabii isterim. teşekkürler.
kadın bez çantanın içinden kırmızı bir termos ve iki karton bardak çıkartıyor. adam şaşkın ve heyecanlı. başlıyorlar gün doğumunu izlerken çay içmeye. içleri sıcacık. çaydan mı? birlikte oldukları için mi? onlar da anlayamıyorlar...
tam 1 hafta boyunca bu iki kişi her gece buluşmaya başlıyorlar burada. birbirlerine şiirler okuyor, şarkılar söylüyor, hikayeler okuyorlar ve en önemlisi susuyorlar.
gecelerden birinde, her zamanki gibi güneş tepeye çıkıncaya kadar sohbet ediyorlar deniz eşliğinde.
- o zaman bu gece burada görüşmek üzere.
- peki saat 2 uygun mudur?
- anlaştık o zaman. saat 2'de burada.
adam kadının beklemediği bir şey yaparak sarılıyor kadına. kadın şaşkın bir şekilde sarıyor kollarını adama. iki şaşkın ve mutlu ruh, ayrılıyor o sabah bir kez daha.
gece kadın bekliyor adamı. saat 1.57. 3 dakika var. biliyor kadın, gecikmez bu adam. nereden biliyor bunu? onu da bilmiyor ama neredeyse emin gecikmeyeceğinden.
saat 3.39.
4.12
5.56
7.03
adam gelmedi, kadın ise bekledi sabaha kadar. "gelmeyecek demek ki" diyerek cebindeki sigaraya uzandı kadın. eline farklı bir şey değdi, hissetti. 4'e katlanmış bir kağıt parçası. okudu yavaşça bu birkaç kelimeyi. gözünden bir damla yaş aktı, denize karıştı. deniz sonsuza kadar o bir damla göz yaşını taşıdı. kadın ise affetmedi bu adamı.
devamını gör...
çiğköfte vs sushi
şu ülkede çiğ köfte sevemeyen bir ben miyim, diye bi daldım.
bi de pişmiş balığa bile mesafeliyken çiği ile hiç işim olmaz.
döner yok mu, ya da lahmacun ya da kebap ya da köfte, tavuk da olur.
olmadı ben tatlı alayım bir de çay.
bi de pişmiş balığa bile mesafeliyken çiği ile hiç işim olmaz.
döner yok mu, ya da lahmacun ya da kebap ya da köfte, tavuk da olur.
olmadı ben tatlı alayım bir de çay.
devamını gör...
dracula simia
yarışmaya güney amerika'dan katılan ve onedio'nun orkidelerin renk renk ve çeşit çeşit olmaya yemin ettiğini söylemesine sebebiyet veren, maymun yüzüne benzeyen bir çeşit orkide bitkisi.

her çiçeğin kendine has özelliği vardır. bu bitkinin özelliği ise tahmin edileceği üzere çehresinin "maymun yüzü"ne benzemesi. zaten dracula simia isminin anlamı; küçük ejderha türü bir şey. *
her mevsim çiçek açmak gibi bir özelliği de mevcut.
ürkütücü ve çok minnoş. *

her çiçeğin kendine has özelliği vardır. bu bitkinin özelliği ise tahmin edileceği üzere çehresinin "maymun yüzü"ne benzemesi. zaten dracula simia isminin anlamı; küçük ejderha türü bir şey. *
her mevsim çiçek açmak gibi bir özelliği de mevcut.
ürkütücü ve çok minnoş. *
devamını gör...
kadın erkek arasındaki ideal yaş farkı
(bkz: ilişkide ideal yaş farkı)
devamını gör...
alzheimer
bırakın sevdiklerinizin adını unutmayı çiğnemeyi,tuvalete gitmeyi unutturan bir hastalık. yani benim dedem için böyle işlemişti.
bir trafik kazası sonucunda çıktı hastalığı. yaşı dolayısıyla hem alzheimer hem de trafik kazasının sebep olduğu ağrılardan muzdaripti. hastalığı ilerlemediği zamanlarda ezan sesini duymak için sabaha kadar uyanık kalırdı ki hastalığının devamında bu alışkanlığı devam etti,babaannemi uyutmaz oldu. sık sık yere düşmeleriyle ve bayılmalarıyla çok korkuttu. daha sonra da felç geçirdi. şu korona döneminde krizleri yüzünden hastaneye birçok kez kaldırıldı,neyse ki bir şey olmadı. sadece olan zarar dedeme değil babaanneme de oldu tabii. depresyon ilaçları kullanıyor,sanırım tek mutluluğu çocuklarının ve torunlarının onu ziyaret etmesi. en azından annem öyle diyor. yani anlayacağınız öyle ‘kötü olayları unutmak harika.’ deyip geçmeyin. bir insanın gözlerinizin önünde eriyip gitmesine şahit oluyorsunuz.
bir trafik kazası sonucunda çıktı hastalığı. yaşı dolayısıyla hem alzheimer hem de trafik kazasının sebep olduğu ağrılardan muzdaripti. hastalığı ilerlemediği zamanlarda ezan sesini duymak için sabaha kadar uyanık kalırdı ki hastalığının devamında bu alışkanlığı devam etti,babaannemi uyutmaz oldu. sık sık yere düşmeleriyle ve bayılmalarıyla çok korkuttu. daha sonra da felç geçirdi. şu korona döneminde krizleri yüzünden hastaneye birçok kez kaldırıldı,neyse ki bir şey olmadı. sadece olan zarar dedeme değil babaanneme de oldu tabii. depresyon ilaçları kullanıyor,sanırım tek mutluluğu çocuklarının ve torunlarının onu ziyaret etmesi. en azından annem öyle diyor. yani anlayacağınız öyle ‘kötü olayları unutmak harika.’ deyip geçmeyin. bir insanın gözlerinizin önünde eriyip gitmesine şahit oluyorsunuz.
devamını gör...
normal sözlük'te yaşanan garip olaylar
devamını gör...
covid-19’u 30 saniyede tedavi eden ilacın müjdesi
umut berat güneysu gel oğlum .d
devamını gör...

