ada_reva3
hayatı kötüye giden yazar arkadaşımız. başarılar dileriz. tek güzel olan : konuşaaaanlarrrr.
devamını gör...
mix dergi sayı 1
kısa süre önce çok ilgimi çekip değerli yazar arkadaşıma çıkınca lütfen hatırlat dediğim dergidir.
büyük bir keyifle okuyacağım.
büyük bir keyifle okuyacağım.
devamını gör...
gerçek yazar olmak varken sözlük yazarı olmak
ikisi de güzel ve keyif veren şeyler. neden ayırayım ki?
devamını gör...
mansur yavaş'ın yks ücretlerini karşılayacağını açıklaması
efendim sosyal bir devlette olması gereken zaten halkının eşitliğini gözetmektir. bunu bir başkan yaparsa mutlu oluruz ama bütün başkanlar birlik içinde el atarsa eşit oluruz. yine de yüreğimize çiçekler açtıran bir harekettir.
devamını gör...
1 mayıs 2021 beşiktaş hatayspor maçı
kanımca beşiktaş'ın ligin fişini çektiği maç olmuştur. sergen yalçın'ın özellikle rize maçı sonrası; ''cumartesi günü olacakları hep birlikte göreceğiz!'' diye göz dağı vermesi sonrası bu skorun yaşanması benim gözümü korkuttu. bundan sonra sergen yalçın hakkında tek bir olumsuz kelam dahi etmem. sonumun hatayspor gibi olmasını istemiyorum * bu skor aslında önümüzdeki sezonlar içinde bir ders niteliğinde. rakip takımların sergen hoca'yı asla ve kata kızdırmaması gerekiyor. takımı öyle bir motive etmiş ki, takım kırmızı pelerin görmüş boğa gibi saldırdı. ilk yarı 5-0 bitti ama izlemeyenler için söylüyorum; bu nasıl kaçar diyeceğiniz en az 5 pozisyon daha vardı. kartal resmen parçaladı geçti. şampiyon gibi oynayan bir beşiktaş izledik.
bir kaç kelam da hazımsızlık yaşayan rakip takım taraftarları için söylemek lazım; alanyaspor maçının açıklamasını alanyaspor'un bizzat kendisi fenerbahçe maçında yaptı. davidson da luz pereira namı diğer davidson altı pastan bomboş kaleye gol nasıl kaçırılır gösterdi. kaldı ki, alanyaspor - beşiktaş maçının ilk çeyrek diliminde beşiktaş'ın 3 tane direkten dönen topu var. işe bakın ki alanyaspor fenerbahçe maçında da alanyaspor'un üç topu direkten döndü * neyse bunlar işaretler. göklerden gelen bir karar vardır muhakkak * bahsettiğiniz takım beşiktaş yeri geldi trabzon'u 7-1 yendi. veselinoviç eliyle 5 işareti yaptığında beşiktaşımız veysel hocamızı kırmadı gitti kadıköy'de fenerbahçe'ye 5 attı. kalecisiz deplasmanda ezeli rakibine gerekli dersi verdi vs vs. yeni kuşak iki büyük masalına inandırıldığı için beşiktaş kendine geldiğinde fabrika ayarları bozulup mavi ekran veriyorlar. önce takımlarınızın kadro değerine bakacaksınız. lig genelinde oynadığınız kötü futbolu göreceksiniz, şapkayı önünüze koyacaksınız ve ondan sonra beşiktaş'a laf edeceksiniz. alanyaspor'da hatay'a 6 tane gol attı bu sezon. bilenmiş, hırslanmış şampiyonluğa yürüyen beşiktaş mı ''pamuk prenses ve yedi cüceler masalı''na nazire yapmayacak? bu kadar sıkmayın canınızı an itibarı ile hak eden şampiyon olmak üzere. hazımsızlık varsa beypazarı soda şu an dertlerinizi bitirmek için bire bir olur.
rize maçından neredeyse iki gün sonra sahaya çıkacaksınız. herkes pusuda puan kaybınızı bekleyecek, bu arada rakip takımın hocası covid olacak ve oyuncular için test yapılması talebi geri çevrilecek buna rağmen kalkıp siz şu türküyü söyleyeceksiniz;
biz tam 7 cüceyiz on dört kollu bir deviz. var mı bize yan bakan hey yan bakan hey yan bakan...
bu her babayiğidin harcı değil. ne zaman iyi olanı hak edeni alkışlamayı öğrenirsiniz işte o zaman işler güzelleşir. sodalarımızı içelim keyfimize bakalım değerli dostlar. ha bu arada lafım sadece hazımsızlığı olan arkadaşlara daha öncesinde beşiktaş'ın bu sezonu tartışmasız hak ettiğini söyleyen pek çok rakip takım taraftarı yazar arkadaşımız oldu. onlara da objektif ve aklı selim duruşlarından ötürü teşekkür ederiz.
adettendir;
siyah ulan!
bir kaç kelam da hazımsızlık yaşayan rakip takım taraftarları için söylemek lazım; alanyaspor maçının açıklamasını alanyaspor'un bizzat kendisi fenerbahçe maçında yaptı. davidson da luz pereira namı diğer davidson altı pastan bomboş kaleye gol nasıl kaçırılır gösterdi. kaldı ki, alanyaspor - beşiktaş maçının ilk çeyrek diliminde beşiktaş'ın 3 tane direkten dönen topu var. işe bakın ki alanyaspor fenerbahçe maçında da alanyaspor'un üç topu direkten döndü * neyse bunlar işaretler. göklerden gelen bir karar vardır muhakkak * bahsettiğiniz takım beşiktaş yeri geldi trabzon'u 7-1 yendi. veselinoviç eliyle 5 işareti yaptığında beşiktaşımız veysel hocamızı kırmadı gitti kadıköy'de fenerbahçe'ye 5 attı. kalecisiz deplasmanda ezeli rakibine gerekli dersi verdi vs vs. yeni kuşak iki büyük masalına inandırıldığı için beşiktaş kendine geldiğinde fabrika ayarları bozulup mavi ekran veriyorlar. önce takımlarınızın kadro değerine bakacaksınız. lig genelinde oynadığınız kötü futbolu göreceksiniz, şapkayı önünüze koyacaksınız ve ondan sonra beşiktaş'a laf edeceksiniz. alanyaspor'da hatay'a 6 tane gol attı bu sezon. bilenmiş, hırslanmış şampiyonluğa yürüyen beşiktaş mı ''pamuk prenses ve yedi cüceler masalı''na nazire yapmayacak? bu kadar sıkmayın canınızı an itibarı ile hak eden şampiyon olmak üzere. hazımsızlık varsa beypazarı soda şu an dertlerinizi bitirmek için bire bir olur.
rize maçından neredeyse iki gün sonra sahaya çıkacaksınız. herkes pusuda puan kaybınızı bekleyecek, bu arada rakip takımın hocası covid olacak ve oyuncular için test yapılması talebi geri çevrilecek buna rağmen kalkıp siz şu türküyü söyleyeceksiniz;
biz tam 7 cüceyiz on dört kollu bir deviz. var mı bize yan bakan hey yan bakan hey yan bakan...
bu her babayiğidin harcı değil. ne zaman iyi olanı hak edeni alkışlamayı öğrenirsiniz işte o zaman işler güzelleşir. sodalarımızı içelim keyfimize bakalım değerli dostlar. ha bu arada lafım sadece hazımsızlığı olan arkadaşlara daha öncesinde beşiktaş'ın bu sezonu tartışmasız hak ettiğini söyleyen pek çok rakip takım taraftarı yazar arkadaşımız oldu. onlara da objektif ve aklı selim duruşlarından ötürü teşekkür ederiz.
adettendir;
siyah ulan!
devamını gör...
13 aralık 2020 süleyman soylu tbmm konuşması
pkk bir teror orgutudur. hdp bir teror orgutu partisidir. selahattin demirtas teror orgutu partisinin lideridir, dolayisiyla teroristtir. onlari destekleyenler de onlar gibidir. hic kivirmayin, yalanlamayin...adami sevin yada sevmeyin farketmez, kurdugu her cumle teroristlere atilan tekme niteliginde.
devamını gör...
kurgan
etrafına (bkz: balbal) adı verilen heykelcikler konulan, islamiyet öncesi türk devletlerinde ahiret inancının var olduğunun kesin kanıtı olan mezar türüdür.
devamını gör...
üniversiteden mezun olacak yazarlara tavsiyeler
muhtemelen mezun olmak üzere olan kişilerin heyecanla beklediği ama zaten duymuş oldukları tavsiyelerdir.
heyecanlısınız, biliyorum. hayatınız değişiyor artık ve işsizlikle boğuşan bir ülkede sizi strese sokacak bir döneme giriyorsunuz. ama korkmayın, derin bir nefes alın ve her şeyin iyi olacağına inanın. biraz pozitif düşünmek kimseye zarar vermez. *
öncelikle ben 2 yıl kadar önce mezun oldum ve mezun olduktan 2-5 ay sonra ilk işime girdim, çalışırken daha iyi bir iş teklifi alıp iş değiştirdim. eski iş yerimde de yeni iş yerimde de sevilen bir insan oldum. bir de benimle aynı donanıma sahip bir arkadaşım ise daha yeni iş buldu ve bu durum kesinlikle şans ya da tesadüf değil, eylemlerimizin sonucu. bu bilgiler ışığında affınıza sığınarak bir şeyler bildiğimi düşünüyorum ve birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum.
- öncelikle iş bakarken tek bir alana bağlı kalmayın. çoğunuzun mesleği ya da okuduğu alanlar buna izin veren alanlar diye düşünüyorum. sosyal bir alandan mezunsanız mesela, iş bulma ihtimaliniz olan paralel alanlara da bakın. sosyal medya uzmanlığı gibi işler mesela birçok alanın mezunlarının başvurabileceği alanlara giriyor.
- birçok ilana başvuracaksınız, başvurun da zaten, ama cevap almadıkça çekinmeyin. :) başvurduğunuz ilanlar genelde hayalinizdeki iş olacak ve çoğunlukla onlardan herhangi bir geri dönüş almayacaksınız. çünkü şartları iyi işler tecrübe istiyor genelde.
- ilk başta tam içinize yatmasa da yapmak isteyeceğiniz alanla uzaktan da olsa alakası olan işlere başvurun. alanınızla alakalı hiçbir şey bulamıyorsanız bile çağrı merkezi elemanlığı, müşteri temsilciliği gibi alanlara yönelin. bu tavsiyeyi vermek istemezdim ama eğer aileniz zengin değilse ne yazık ki atmanız gereken bir adım. çünkü iş verenler boş duranları sevmiyor, bir yandan böyle bir işte çalışıp bir yandan da daha iyi bir iş aramaya devam edin. inanın şansınız o zaman daha fazla olacak.
- iş hayatına girdiğinizde atılgan olun. yapmanız gereken şeyleri öğrenirken bol bol soru sorun, ilgili olduğunuzu muhakkak fark ettirin. yoksa siz arka planda o alanda birçok yeni şey öğrenseniz bile bu fark edilmediği sürece bir değeri olmuyor. meraklı olun ve bunu fark ettirin.
- yine iş hayatında bilmiyorum kelimesini unutun. bilmediğiniz konular olunca çok gerek olmadıkça bilmediğinizi söylemeyin, "hemen gerekli bilgileri edinip geri dönüşte" bulunacağım tarzı laflarla işi lehinize çevirin.
benden şimdilik bu kadar, oldukça klasik tavsiyeler biliyorum ama yine de ben de yazayım dedim. umarım hepiniz çok iyi yerlere gelirsiniz, bol şans diliyorum.
heyecanlısınız, biliyorum. hayatınız değişiyor artık ve işsizlikle boğuşan bir ülkede sizi strese sokacak bir döneme giriyorsunuz. ama korkmayın, derin bir nefes alın ve her şeyin iyi olacağına inanın. biraz pozitif düşünmek kimseye zarar vermez. *
öncelikle ben 2 yıl kadar önce mezun oldum ve mezun olduktan 2-5 ay sonra ilk işime girdim, çalışırken daha iyi bir iş teklifi alıp iş değiştirdim. eski iş yerimde de yeni iş yerimde de sevilen bir insan oldum. bir de benimle aynı donanıma sahip bir arkadaşım ise daha yeni iş buldu ve bu durum kesinlikle şans ya da tesadüf değil, eylemlerimizin sonucu. bu bilgiler ışığında affınıza sığınarak bir şeyler bildiğimi düşünüyorum ve birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum.
- öncelikle iş bakarken tek bir alana bağlı kalmayın. çoğunuzun mesleği ya da okuduğu alanlar buna izin veren alanlar diye düşünüyorum. sosyal bir alandan mezunsanız mesela, iş bulma ihtimaliniz olan paralel alanlara da bakın. sosyal medya uzmanlığı gibi işler mesela birçok alanın mezunlarının başvurabileceği alanlara giriyor.
- birçok ilana başvuracaksınız, başvurun da zaten, ama cevap almadıkça çekinmeyin. :) başvurduğunuz ilanlar genelde hayalinizdeki iş olacak ve çoğunlukla onlardan herhangi bir geri dönüş almayacaksınız. çünkü şartları iyi işler tecrübe istiyor genelde.
- ilk başta tam içinize yatmasa da yapmak isteyeceğiniz alanla uzaktan da olsa alakası olan işlere başvurun. alanınızla alakalı hiçbir şey bulamıyorsanız bile çağrı merkezi elemanlığı, müşteri temsilciliği gibi alanlara yönelin. bu tavsiyeyi vermek istemezdim ama eğer aileniz zengin değilse ne yazık ki atmanız gereken bir adım. çünkü iş verenler boş duranları sevmiyor, bir yandan böyle bir işte çalışıp bir yandan da daha iyi bir iş aramaya devam edin. inanın şansınız o zaman daha fazla olacak.
- iş hayatına girdiğinizde atılgan olun. yapmanız gereken şeyleri öğrenirken bol bol soru sorun, ilgili olduğunuzu muhakkak fark ettirin. yoksa siz arka planda o alanda birçok yeni şey öğrenseniz bile bu fark edilmediği sürece bir değeri olmuyor. meraklı olun ve bunu fark ettirin.
- yine iş hayatında bilmiyorum kelimesini unutun. bilmediğiniz konular olunca çok gerek olmadıkça bilmediğinizi söylemeyin, "hemen gerekli bilgileri edinip geri dönüşte" bulunacağım tarzı laflarla işi lehinize çevirin.
benden şimdilik bu kadar, oldukça klasik tavsiyeler biliyorum ama yine de ben de yazayım dedim. umarım hepiniz çok iyi yerlere gelirsiniz, bol şans diliyorum.
devamını gör...
sigara içen öğrencilerin karakter sorunu olması
ne hakla böyle bir başlık açıldığı ciddi mana da anlamıyorum. fen lisesinde okurken arkadaşlarımın çoğu sigara içerdi ve sınıf olarak parmakla gösterilirdik. bir insanın karakteristik yapısını sigara gibi alakasız bir etkene bağlamak gerçekten sığ düşünce gerektirir. hadi büyüme şartları, aile ortamı, arkadaş çevresi falan karakteri şekillendirir de allahın tütününden ne istiyorsun be kardeşim ?
t: bir yazar tarafından sigara içen öğrencilerin karakter problemi olduğu iddiasıdır.
t: bir yazar tarafından sigara içen öğrencilerin karakter problemi olduğu iddiasıdır.
devamını gör...
sevişmek istenen ünlüler
yav ben ünlülere o gözle bakamıyorum neden acaba?
düşündüm düşündüm düşündüm bulamadım. içime içime ağladım siz nasıl şaapıyorsunuz öyle? ühüüüü.
düşündüm düşündüm düşündüm bulamadım. içime içime ağladım siz nasıl şaapıyorsunuz öyle? ühüüüü.
devamını gör...
sözlükte sürekli olay olması
iki bilgilenelim, yazalım diye geldiğim sözlükte olayların eksik olmaması sebebi ile açtığım başlıktır.
yaklaşık üç gündür buradayım. geldiğimden beri sözlükte sürekli olumsuz olaylar var.
sürekli birileri haksızlık içinde olduğunu söylüyor, birileri diğerlerinin kutsal görüp inandıklarına laf atıyor.
arkadaşım bir sakin. neyin hırsı bu? neyi kime kanıtlamaya çalışma çabası?
kendi halinizde insanları bilgilendirecek tanımlarınızı girin lütfen. sürekli ama sürekli ''ona şunu diyeyim, buna laf edeyim. şu başlığı açayım.'' diyerek ömür geçmez.
ben bir sözlük yazarı olarak burada sürekli birilerinin atışmasını, tartışmasını görmek istemiyorum.
akışımı rahat bırakın.*
al işte burada bile altta birbirinize gönderme yapmışsınız. etmeyin.
saygı duymak bu kadar zor değil canlarım.
yaklaşık üç gündür buradayım. geldiğimden beri sözlükte sürekli olumsuz olaylar var.
sürekli birileri haksızlık içinde olduğunu söylüyor, birileri diğerlerinin kutsal görüp inandıklarına laf atıyor.
arkadaşım bir sakin. neyin hırsı bu? neyi kime kanıtlamaya çalışma çabası?
kendi halinizde insanları bilgilendirecek tanımlarınızı girin lütfen. sürekli ama sürekli ''ona şunu diyeyim, buna laf edeyim. şu başlığı açayım.'' diyerek ömür geçmez.
ben bir sözlük yazarı olarak burada sürekli birilerinin atışmasını, tartışmasını görmek istemiyorum.
akışımı rahat bırakın.*
al işte burada bile altta birbirinize gönderme yapmışsınız. etmeyin.
saygı duymak bu kadar zor değil canlarım.
devamını gör...
canımın istanbul köşesi
sevdiğim insanlar için kullandığım bir hitap şeklidir aynı zamanda. telefonumda bu şekilde kayıtlı bir adet insan mevcut. şarkıdan esinlendiğim doğrudur.
canımın ankara köşesi ve birtakım başka köşeleri de var.
canımın istanbul köşesi
gel de gelsin neşesi gönlümün
ben yaşımı belli ettim siz devam edin.
canımın ankara köşesi ve birtakım başka köşeleri de var.
canımın istanbul köşesi
gel de gelsin neşesi gönlümün
ben yaşımı belli ettim siz devam edin.
devamını gör...
seyir defteri
çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
seyir defterini başkası yazsın.
çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
beni o limana çıkaramazsın...
nazım hikmet
seyir defterini başkası yazsın.
çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
beni o limana çıkaramazsın...
nazım hikmet
devamını gör...
iyi insan olmak için dine ihtiyaç olmaması
iyi insan olmak için önce güzel bir yüreğe ve mantıklı kararlar verebilecek bir beyine ihtiyaç vardır.
devamını gör...
lucifer armullah abdulseyidbincabbar üçlüsü
başlarını lucifer'ın çektiği troll üçlüsü.
önceleri armullah ve cabbar solo performanslar sergilerken, lucifer'ın geri dönmesi ile birlikte grup olarak performans zirvesi yaşayabileceklerini düşünüyorum.*
ermolettin'i bu gruba dahil etmiyorum, o farklı bir troll zira.
önceleri armullah ve cabbar solo performanslar sergilerken, lucifer'ın geri dönmesi ile birlikte grup olarak performans zirvesi yaşayabileceklerini düşünüyorum.*
ermolettin'i bu gruba dahil etmiyorum, o farklı bir troll zira.
devamını gör...
yoğurt
sözlükte bulunan en gereksiz şahsiyetlerden birisi. kendisi bir şeyler yapmak yerine hata arar, gelir nickaltinda bitiverir falan. görürseniz dikkate almayın, yol verin gitsin.
devamını gör...
kendine el uzatan tanrı karşısında adem’in rahatlığı
sistine şapeli’nin tavanında bulunan ve michalengelo tarafından 1511 dolaylarında yapılmış olan creazione di adamo isimli freske bakarken beni düşüncelere sevk eden rahatlıktır.

freskte anadan üryan bir vaziyette bir dağ yamacı ya da kayanın üzerinde oturmakta olan adem’e tanrı elini uzatır ve ona hayat verir. beyazlar içindeki saçı sakalı ağarmış tanrı adem’e doğru uzanırken arkasında bu olayı seyretmekte olanların arasında tam tanrının sol kolunun altında havva bulunmaktadır. kalan onbir kişi ise adem ve havva’nın soyundan gelecek olan insan ırkını temsil eder. tanrı adem’e sağ elini azimle uzatırken adem sol eliyle hafif bir uzanma hareketi yapar.
bu kısa girizgahtan sonra gelelim asıl konumuza. bu freski ilk gördüğüm andan itibaren beni rahatsız eden şey adem’in rahat tavırları oldu. daha yaratılma aşamasındaki bu rahatlık gerçekten takdire şayan. evrenin yaratıcısı, cennet ve cehennemin sahibi tanrı, adem’e elini uzatıyor ona hayat vermek için ama adem’in dünya yansa bir kalbur samanı yanmayacak gibi. sanki “ sen yarattın sen düşün” der gibi bir havada.
tanrı güçlükle uzanmaya çalışırken adem zahmet edip iki santim oynamıyor yerinden. hiç kalkamam, der gibi bir eda ile elimi tutmak isteyen bir yolunu bulur tutar, diyor sanki tanrıya.
ben geleneksel bir yöntemle yetiştirilmiş bir adam olduğum için hala babamın yanında uzanıp yatamam, bacak bacak üstüne bile atamam. ama adem sere serpe uzanıyor, oturuşunu bile değiştirmeden. gerçekten hayret verici bir olay.
bir de anadan üryan. üstümü başımı düzelteyim derdine de düşmüyor asla. insan sormadan edemiyor: tanrıdan utanmadın da arkasındaki havva’dan ve gelecekteki evlatlarından da mı utanmadın?
bence freskin ismi adem’in yaratılışı değil modern ve edebi bir tabirle söylemek gerekirse tanrı karşısında rahatlık seviyem olmalıydı.
ademoğulları olarak içinde yaşadığımız gezegene karşı duyduğumuz bu aymazlığın, bu umursamazlığın nedeni bu olmalı. rahatımızdan ödün vermemek, kendi kendimize düşkün olmamız hep bu nedenden bence.

freskte anadan üryan bir vaziyette bir dağ yamacı ya da kayanın üzerinde oturmakta olan adem’e tanrı elini uzatır ve ona hayat verir. beyazlar içindeki saçı sakalı ağarmış tanrı adem’e doğru uzanırken arkasında bu olayı seyretmekte olanların arasında tam tanrının sol kolunun altında havva bulunmaktadır. kalan onbir kişi ise adem ve havva’nın soyundan gelecek olan insan ırkını temsil eder. tanrı adem’e sağ elini azimle uzatırken adem sol eliyle hafif bir uzanma hareketi yapar.
bu kısa girizgahtan sonra gelelim asıl konumuza. bu freski ilk gördüğüm andan itibaren beni rahatsız eden şey adem’in rahat tavırları oldu. daha yaratılma aşamasındaki bu rahatlık gerçekten takdire şayan. evrenin yaratıcısı, cennet ve cehennemin sahibi tanrı, adem’e elini uzatıyor ona hayat vermek için ama adem’in dünya yansa bir kalbur samanı yanmayacak gibi. sanki “ sen yarattın sen düşün” der gibi bir havada.
tanrı güçlükle uzanmaya çalışırken adem zahmet edip iki santim oynamıyor yerinden. hiç kalkamam, der gibi bir eda ile elimi tutmak isteyen bir yolunu bulur tutar, diyor sanki tanrıya.
ben geleneksel bir yöntemle yetiştirilmiş bir adam olduğum için hala babamın yanında uzanıp yatamam, bacak bacak üstüne bile atamam. ama adem sere serpe uzanıyor, oturuşunu bile değiştirmeden. gerçekten hayret verici bir olay.
bir de anadan üryan. üstümü başımı düzelteyim derdine de düşmüyor asla. insan sormadan edemiyor: tanrıdan utanmadın da arkasındaki havva’dan ve gelecekteki evlatlarından da mı utanmadın?
bence freskin ismi adem’in yaratılışı değil modern ve edebi bir tabirle söylemek gerekirse tanrı karşısında rahatlık seviyem olmalıydı.
ademoğulları olarak içinde yaşadığımız gezegene karşı duyduğumuz bu aymazlığın, bu umursamazlığın nedeni bu olmalı. rahatımızdan ödün vermemek, kendi kendimize düşkün olmamız hep bu nedenden bence.
devamını gör...


