24 mart 2021 akp ankara kongresi
il teşkilatlarının ankara'ya otobüslerle insan taşımasına sebep olan kongredir.
adamlar kefenimizi giydik geldik sözünü şimdi söyleseler tam yeridir.
neyse ramazan geliyor umarım iftar toplantıları yapmazlar. şaka şaka kesin yapacaklar o yüzden öyle iyi şeyler ummuyorum.
adamlar kefenimizi giydik geldik sözünü şimdi söyleseler tam yeridir.
neyse ramazan geliyor umarım iftar toplantıları yapmazlar. şaka şaka kesin yapacaklar o yüzden öyle iyi şeyler ummuyorum.
devamını gör...
yaşlanınca sana bakması için çocuk sahibi olmak
kimse bana yarın baksın diye dünyaya çocuk getirmez. bir çocuğu büyütmek, okutmak veya hayatının her döneminde destek sağlamak ne kadar zor. eğer bir anne baba çocuğunun en az 2-3 yıl altından alıyorsa, ateşlendiğin de sabahlara kadar başında bekliyor her türlü sefasıyla cefasına da anne- baba olduğu için zevkle katlanıyorsa ve eğitim hayatında, evlenip hayata atılırken ki her anında maddi manevi yanında oluyorsa kimse kusura bakmasın, o çocukda ebeveynleri yaşlanıp, bakıma muhtaç olduğunda paşalar gibi gururla ve sevgiyle bakacak.
devamını gör...
sansür
her başlığın altına aynı tanımı yazıyor gibi hissetsem de bu hissim söylediğim şeyin doğru olmadığını göstermez. tabi ki sansürün de kökenleri sandığımızdan da eskilere dayanıyor.
her ne kadar tarafsız oldukları söylense de hititlerin yıllıkları da sansüre maruz kalmıştı. onlardan önceki uygarlıklarda da gerek sözlü gelenekte gerekse yazılı geleneklerde sansür hep vardı. hititlerden sonraki uygarlıklardan günümüze kadar bu sansürün artarak devam ettiğini söylememe gerek yok sanırım. *
işte tam da bu süreklilikten dolayı hem sansür hem de otosansür iliklerimize adar işlemiş durumda. çoğu zaman farkında olmadan yapıyoruz bunu.
peki önce sansür mü doğdu yoksa otosansür mü?
bence otosansür. çünkü bu iki kavram da temelde iletişim kavramı ile ilişkili. insan açısından düşündüğümüzde ilk iletişim yöntemi olan vucüt dili ve bazı sesler çıkararak sağlanan iletişimde sansür ve otosansür için yeterli zemin oluşmuyor. ancak daha sonraları ortaya çıkmaya başlayan ve giderek karmaşık bir hal alan konuşma dediğimiz iletişim türü sansür ve otosansür kavramlarının oluşma zeminini oluşturdu.
insanlar konuşmaya başladıklarında da her şeyin söylenmeyeceğini veya her şekilde söylenmeyeceğini kavradılar ve söylediklerinde otosansür uygulamaya başladılar. uygarlık geliştikçe ve devletler kuruldukça da sansür denilen kavram da hayatlarımızda yer etmeye başladı.
bazı dil bilimcilerin konuşmayı kötü bir iletişim aracı olarak tanımlamalarının sebeblerinden biri bu olabilir sanırım.
madem bir sözlük platformundayız ''sözlük ve otosansür'' üzerine bir şeyler söylemek istiyorum. bahsedeceğim sansür yazarların kendi kendilerine uyguladıkları sansür. hiç kimse inkar etmesin ama burada her zaman kafamızın içinden geçenleri eksiksiz yazmıyoruz. yazsak alacağımız tepkilerden korkuyoruz. sansürsüzce yazan hiç bir yazarın sözlüklerde pek sevildiğini görmedim duymadım. söyledikleri şeyler hep birilerine battı. bugün şu kesime battı, yarın diğer kesime batacak. ama her zaman için sansürsüz konuşanlar sevilmedi. takdir etmek denmese de bu tür insanlara her zaman için ''helal olsun''derim.
tanımların sonunu getirmekte hep zorlanmışımdır. bari bir telkinle bitireyim.
sansürsüz yazıcam diye işin şeyini çıkarmayın lütfen. *
her ne kadar tarafsız oldukları söylense de hititlerin yıllıkları da sansüre maruz kalmıştı. onlardan önceki uygarlıklarda da gerek sözlü gelenekte gerekse yazılı geleneklerde sansür hep vardı. hititlerden sonraki uygarlıklardan günümüze kadar bu sansürün artarak devam ettiğini söylememe gerek yok sanırım. *
işte tam da bu süreklilikten dolayı hem sansür hem de otosansür iliklerimize adar işlemiş durumda. çoğu zaman farkında olmadan yapıyoruz bunu.
peki önce sansür mü doğdu yoksa otosansür mü?
bence otosansür. çünkü bu iki kavram da temelde iletişim kavramı ile ilişkili. insan açısından düşündüğümüzde ilk iletişim yöntemi olan vucüt dili ve bazı sesler çıkararak sağlanan iletişimde sansür ve otosansür için yeterli zemin oluşmuyor. ancak daha sonraları ortaya çıkmaya başlayan ve giderek karmaşık bir hal alan konuşma dediğimiz iletişim türü sansür ve otosansür kavramlarının oluşma zeminini oluşturdu.
insanlar konuşmaya başladıklarında da her şeyin söylenmeyeceğini veya her şekilde söylenmeyeceğini kavradılar ve söylediklerinde otosansür uygulamaya başladılar. uygarlık geliştikçe ve devletler kuruldukça da sansür denilen kavram da hayatlarımızda yer etmeye başladı.
bazı dil bilimcilerin konuşmayı kötü bir iletişim aracı olarak tanımlamalarının sebeblerinden biri bu olabilir sanırım.
madem bir sözlük platformundayız ''sözlük ve otosansür'' üzerine bir şeyler söylemek istiyorum. bahsedeceğim sansür yazarların kendi kendilerine uyguladıkları sansür. hiç kimse inkar etmesin ama burada her zaman kafamızın içinden geçenleri eksiksiz yazmıyoruz. yazsak alacağımız tepkilerden korkuyoruz. sansürsüzce yazan hiç bir yazarın sözlüklerde pek sevildiğini görmedim duymadım. söyledikleri şeyler hep birilerine battı. bugün şu kesime battı, yarın diğer kesime batacak. ama her zaman için sansürsüz konuşanlar sevilmedi. takdir etmek denmese de bu tür insanlara her zaman için ''helal olsun''derim.
tanımların sonunu getirmekte hep zorlanmışımdır. bari bir telkinle bitireyim.
sansürsüz yazıcam diye işin şeyini çıkarmayın lütfen. *
devamını gör...
müslime'nin dedesinin öz babası çıkması
mide bulandırıcı haber.
artık şu büyüklerin yaptığı pislikler yüzünden çocukların heba olmasından bıktım usandım.
bu insanlara lanet etmekten de bıktım.
diyorum ki bir insan bunu yapıp nasıl yıllarca ailesinin yüzüne bakabilir? sonra diyorum ki aile yüzüne bakamayacak kadar vicdanı olan insan zaten böyle bir şey yapmaz.
o kadar mantıksız bir kısır döngünün içine giriyorum bu insanlar yüzünden.
aklım, mantığım, vicdanım bu olayları anlayamıyor.
adalet bile beklemez oldum. hiçbir şey o yavruyu geri getiremeyecek.
kendi bokunda boğulsun.
artık şu büyüklerin yaptığı pislikler yüzünden çocukların heba olmasından bıktım usandım.
bu insanlara lanet etmekten de bıktım.
diyorum ki bir insan bunu yapıp nasıl yıllarca ailesinin yüzüne bakabilir? sonra diyorum ki aile yüzüne bakamayacak kadar vicdanı olan insan zaten böyle bir şey yapmaz.
o kadar mantıksız bir kısır döngünün içine giriyorum bu insanlar yüzünden.
aklım, mantığım, vicdanım bu olayları anlayamıyor.
adalet bile beklemez oldum. hiçbir şey o yavruyu geri getiremeyecek.
kendi bokunda boğulsun.
devamını gör...
sanat
sanat eserlerinden bağımsız bir sanat kavramı var mıdır sorusunu sormayı zorunlu kılan soru. yapılan her tanıma yönelik tanımın kapsamına uymayan bir sanat eseri örneği verebileceği için (sağolsun avangartlar) sanat nedir sorusunun "bir şey ne zaman sanat eseridir?" sorusundan itibaren şekillenen hayli analitik bir yanıtı var. (ben demiyorum, sanat teorisyenleri diyor)
"x bir sanat eseridir ancak ve ancak;
-malzemeye biçim vermek suretiyle x’i ortaya çıkartan bir fail (insan) varsa
-x, bir tavır ya da bakış açısı ortaya koyuyorsa
-x’te retorik (genellikle metaforik) eksiltmeler varsa
-bu eksiltme ve boşlukların doldurulması - yorumlanması konusunda izleyici katılımına gereksinim duyuyorsa
-x’i yorumlarken sanat tarihsel bağlama gereksinim duyuluyorsa." (noel carroll)
bu durumda tanıma uyan sanat yapıtı - sanatçı - izleyici üçgenin oluşturduğu organizasyona sanat denebilir.
"x bir sanat eseridir ancak ve ancak;
-malzemeye biçim vermek suretiyle x’i ortaya çıkartan bir fail (insan) varsa
-x, bir tavır ya da bakış açısı ortaya koyuyorsa
-x’te retorik (genellikle metaforik) eksiltmeler varsa
-bu eksiltme ve boşlukların doldurulması - yorumlanması konusunda izleyici katılımına gereksinim duyuyorsa
-x’i yorumlarken sanat tarihsel bağlama gereksinim duyuluyorsa." (noel carroll)
bu durumda tanıma uyan sanat yapıtı - sanatçı - izleyici üçgenin oluşturduğu organizasyona sanat denebilir.
devamını gör...
normal sözlük fenomeni olacağını düşündüğünüz yazarlar
amorti bile çıkmadı bu sene yine.
devamını gör...
hayat nasıl yaşanmalı sorunsalı
böyle değil.
devamını gör...
ilişkilere dair acı gerçekler
hep giderler.
devamını gör...
filenin sultanları’nın elle tutulur bir başarısı olmaması
olayı kalça indirgedikten sonra okumaya gerek duymadım. amacını direkt ortaya koymuş. herkes başarıyı izlerken demek ki kalçayı izleyenler de varmış, aslında şaşırtmadı. milletin derdi kalça olsaydı, google'da zibilyon tane kalça var.
devamını gör...
palla
antik yunan ve roma'da kadınların yağmurdan veya rüzgârdan korunmak için baş ve omuz bölgelerine sardıkları dikdörtgen, yün bir kumaştır. erkeklerin giydiği pallium'a benzemektedir. antik roma'da stola gibi palla da kadınların oldukça yaygın kullandığı bir giysiydi.
aslında palla, antik yunan'da kullanılan himation'ın antik roma'da uyarlanan bir versiyonudur.
başta kadınların yağmurdan korunmak için kendilerine sardıkları yün kumaş olarak tanımladığım kıyafet ne yazık ki araştırmalarımı genişlettiğimde farklı işler için de kullanıldığını gösterdi şahsıma. yere serip halı olarak da kullanabiliyorlarmış mesela. veya duştan sonra vücutlarına sarıyorlarmış. yani insan bedeninde kullanılan bir şeyin yere serilmesi temizlik takıntısı olmayan bireyleri bile rahatsız eder diye düşünüyorum. neyse, bunun için farklı farklı pallalar kullandıklarını da düşünebiliriz. gözümüzle görmedik nihayetinde.
palla'nın yün kumaştan yapıldığını söylemiştik lakin elbette çok zengin olan kesimin kullandığı pallalar yünden değil uzak doğu'dan ithal edilen ipekten yapılmış pallalardı.
çeşit çeşit renkte ve desende pallalar olsa da, aşağıda görselde görebileceğiniz tek renk, sade pallaların daha zarif durduğunu düşünüyorum. hem renkli olan tuniklerin üzerinde de göz yormaz desenleriyle. umarım romalı kadınlar da öyle düşünmüş ve nahif bir moda ikonu haline gelmişlerdir.

kaynak
aslında palla, antik yunan'da kullanılan himation'ın antik roma'da uyarlanan bir versiyonudur.
başta kadınların yağmurdan korunmak için kendilerine sardıkları yün kumaş olarak tanımladığım kıyafet ne yazık ki araştırmalarımı genişlettiğimde farklı işler için de kullanıldığını gösterdi şahsıma. yere serip halı olarak da kullanabiliyorlarmış mesela. veya duştan sonra vücutlarına sarıyorlarmış. yani insan bedeninde kullanılan bir şeyin yere serilmesi temizlik takıntısı olmayan bireyleri bile rahatsız eder diye düşünüyorum. neyse, bunun için farklı farklı pallalar kullandıklarını da düşünebiliriz. gözümüzle görmedik nihayetinde.
palla'nın yün kumaştan yapıldığını söylemiştik lakin elbette çok zengin olan kesimin kullandığı pallalar yünden değil uzak doğu'dan ithal edilen ipekten yapılmış pallalardı.
çeşit çeşit renkte ve desende pallalar olsa da, aşağıda görselde görebileceğiniz tek renk, sade pallaların daha zarif durduğunu düşünüyorum. hem renkli olan tuniklerin üzerinde de göz yormaz desenleriyle. umarım romalı kadınlar da öyle düşünmüş ve nahif bir moda ikonu haline gelmişlerdir.

kaynak
devamını gör...
ders çalışmamak için yapılanlar
sözlüğe girdim, youtube'dan video izledim, ortalığı biraz toparladım hayır bir de cidden hiç kaygım yok sanki ben girmeyeceğim yarın ki vizelere.
devamını gör...
gamalı haç
nasyonal sosyalist alman işçi partisi, swastika olarak da bilinen bu sembolü 1920 yılında parti bayrağına ve kol bantlarına uyarlamış, kırmızı, siyah, beyaz renkte olan eski alman imparatorluğu'nun renkleriyle beraber kullanmıştır. adolf hitler, kavgam ( mein kampf) isimli kitabında, nazi bayrağı'nı pek çok deneme sonucu çizdiğini ve swastika' yı aryan halkının zafer kavgasının sembolü olarak kullandığını yazmıştır.
devamını gör...
mide bulantısına iyi gelen şeyler
kusmaktır.
devamını gör...
telefonunu şarj aleti ile sarj eden tip
dahil olmadığım insan grubudur. ben akkuyu nükleer santralinden evime şebeke çektim, uranyum etkileşimi ile şarj ediyorum dediğim başlıktır.
devamını gör...
spontane radyo yayını
buram buram testosteron koktu ortalık!
sözlükteki premsesler için heidi'yi ne zaman konuşacaksınız acabaa?????
sözlükteki premsesler için heidi'yi ne zaman konuşacaksınız acabaa?????
devamını gör...
yüzüklerin efendisi’ndeki büyük güç yüzüğü
ikinci çağ'da karanlık lord sauron tarafından, başta elfler olmak üzere, orta dünya'nın özgür halklarına hükmetmek amacıyla oluşturulan antik bir yüzüktür.
aynı zamanda iktidar yüzüğü ve isildur'un felaketi (isildur'un ölümüne neden olması nedeniyle) olarak da bilinir. yüzüğün üzerindeki kara lisan'la yazılmış dizelerde ash nazg olarak anılır.
“elfler birçok yüzük yaptı; ama sauron gizlice, tek yüzüğü diğerlerine hükmetmek için yaptı ve güçleri buna tamamen bağlıydı ve sadece sürmesi gerektiği sürece devam etti."
yüzük geometrik olarak kusursuz bir saf altın çemberine benziyordu, bu mükemmellik ve saflık, çekiciliğinin bir parçasıydı. kullanıcının parmağına sığmak ya da parmağından çıkmak için genişlediği ve daraldığı görülmüştür. ateşte ısıtıldığında, büzüşen ince çizgiler, yüzüğün içinde ve dışında akıyor gibi görünür.
üzerinde mordor'un kara lisanı'nın tengwar'ında yazılmış harflerle şunlar yazar.
ash nazg durbatulûk, ash nazg gimbatul, ash nazg thrakatulûk, agh burzum-ishi krimpatul.
(hepsine hükmedecek bir yüzük, hepsini o bulacak, hepsini bir araya getirip, karanlıkta birbirine bağlayacak)
sauron’dan başka hiç kimse yüzüğe onun hükmedebildiği gibi hükmedemez, gücünü açığa çıkaramaz. zira sauron ile yüzük birdir ve sauron bu güç yüzüğü sayesinde diğer tüm yüzükleri ve sahiplerini kontrol edip hüküm sürebilir.
yüzük, niyetleri ne olursa olsun kullanıcısını yavaşça ve kaçınılmaz olarak kötülüğe sevk eder.
sauron yüzüğü takarken en büyük güce sahip olur ama yüzük parmağında değilse, gücü önemli ölçüde zayıflar. basit bir altından yapılmış gibi görünse de, büyülü yüzük sadece orijinal olarak dövüldüğü orodruin alevinde imha edilebilir.
sadık númenórlular sürgündeki diyarlar'ı kurduğunda, sauron bu diyarlardan biri olan gondor'a karşı bir saldırı başlattı. prens isildur savaş esnasında sauron’un parmaklarını kesti ve yüzüğü kendisi için aldı. ısildur, yüzüğün gücüne kapıldı ve gerektiği gibi imha etmek yerine onun etkisi altına girdi.
ferah çayırlar felaketi sırasında bir grup ork saldırınca ısildur kaçmak için ferah nehir'e atladı. ama yüzük ona ihanet ederek parmağından fırlayıp ferah nehir'de kayboldu. ısildur, nehirden çıktığında orklara gözüktü ve öldürüldü.
yüzük, deagol tarafından bir balık avında keşfedilinceye kadar o nehir yatağında 2.000 yıldan fazla gizli kaldı. déagol’ü öldüren smeagol yüzükten etkilenerek gollum adındaki yaratığa dönüştü. 500 yıl gollum’da kalan yüzük bilbo baggins tarafından keşfedildi.
gandalf'ın nasihatini dinleyen bilbo yüzüğü yeğeni ve kabul edilen varisi frodo'ya verdi. yüzüğün yeniden ele geçirilmesini önlemek için, frodo ve mordor'a gitmek için rivendell'den yola çıkan diğer sekiz arkadaş, hüküm dağı'nın alevinde yüzüğü imha etmek amacıyla yola çıktı.
yüzüğün tom bombadil hariç herkesin üzerinde etkisi vardı.
yüzük parmağına takıldığı kişiyi görünmez yapıyor ve ömürlerini uzatıyordu ama bu özellikler akıl çelmek amaçlıydı. nazguller yüzük takanı görürdü. yüzüğünü takanın duyuları öncekinden daha keskin olur ve her şeyi eskisinden daha kolay fark etmeye başlar. örneğin bir insanı cesaretlendirip, öncesinde korktuğu bir şeyden korkmamasını sağlayabilir. hatta karşısında bir düşman bulunuyorsa, ona da korku salarak yüzüğü takan kişiyi daha yüce gösterebilir. başkalarına daha kolay hükmedebilir ve onu yönetebilir.
başka bir güç yüzüğü taşıyan birinin düşüncelerini görmesine ve kontrol etmesine izin verir. yüzük güç de olsa imha edildi.
“çünkü ilk başta hiçbir şey kötü değildir. sauron bile değildi.”
aynı zamanda iktidar yüzüğü ve isildur'un felaketi (isildur'un ölümüne neden olması nedeniyle) olarak da bilinir. yüzüğün üzerindeki kara lisan'la yazılmış dizelerde ash nazg olarak anılır.
“elfler birçok yüzük yaptı; ama sauron gizlice, tek yüzüğü diğerlerine hükmetmek için yaptı ve güçleri buna tamamen bağlıydı ve sadece sürmesi gerektiği sürece devam etti."
yüzük geometrik olarak kusursuz bir saf altın çemberine benziyordu, bu mükemmellik ve saflık, çekiciliğinin bir parçasıydı. kullanıcının parmağına sığmak ya da parmağından çıkmak için genişlediği ve daraldığı görülmüştür. ateşte ısıtıldığında, büzüşen ince çizgiler, yüzüğün içinde ve dışında akıyor gibi görünür.
üzerinde mordor'un kara lisanı'nın tengwar'ında yazılmış harflerle şunlar yazar.
ash nazg durbatulûk, ash nazg gimbatul, ash nazg thrakatulûk, agh burzum-ishi krimpatul.
(hepsine hükmedecek bir yüzük, hepsini o bulacak, hepsini bir araya getirip, karanlıkta birbirine bağlayacak)
sauron’dan başka hiç kimse yüzüğe onun hükmedebildiği gibi hükmedemez, gücünü açığa çıkaramaz. zira sauron ile yüzük birdir ve sauron bu güç yüzüğü sayesinde diğer tüm yüzükleri ve sahiplerini kontrol edip hüküm sürebilir.
yüzük, niyetleri ne olursa olsun kullanıcısını yavaşça ve kaçınılmaz olarak kötülüğe sevk eder.
sauron yüzüğü takarken en büyük güce sahip olur ama yüzük parmağında değilse, gücü önemli ölçüde zayıflar. basit bir altından yapılmış gibi görünse de, büyülü yüzük sadece orijinal olarak dövüldüğü orodruin alevinde imha edilebilir.
sadık númenórlular sürgündeki diyarlar'ı kurduğunda, sauron bu diyarlardan biri olan gondor'a karşı bir saldırı başlattı. prens isildur savaş esnasında sauron’un parmaklarını kesti ve yüzüğü kendisi için aldı. ısildur, yüzüğün gücüne kapıldı ve gerektiği gibi imha etmek yerine onun etkisi altına girdi.
ferah çayırlar felaketi sırasında bir grup ork saldırınca ısildur kaçmak için ferah nehir'e atladı. ama yüzük ona ihanet ederek parmağından fırlayıp ferah nehir'de kayboldu. ısildur, nehirden çıktığında orklara gözüktü ve öldürüldü.
yüzük, deagol tarafından bir balık avında keşfedilinceye kadar o nehir yatağında 2.000 yıldan fazla gizli kaldı. déagol’ü öldüren smeagol yüzükten etkilenerek gollum adındaki yaratığa dönüştü. 500 yıl gollum’da kalan yüzük bilbo baggins tarafından keşfedildi.
gandalf'ın nasihatini dinleyen bilbo yüzüğü yeğeni ve kabul edilen varisi frodo'ya verdi. yüzüğün yeniden ele geçirilmesini önlemek için, frodo ve mordor'a gitmek için rivendell'den yola çıkan diğer sekiz arkadaş, hüküm dağı'nın alevinde yüzüğü imha etmek amacıyla yola çıktı.
yüzüğün tom bombadil hariç herkesin üzerinde etkisi vardı.
yüzük parmağına takıldığı kişiyi görünmez yapıyor ve ömürlerini uzatıyordu ama bu özellikler akıl çelmek amaçlıydı. nazguller yüzük takanı görürdü. yüzüğünü takanın duyuları öncekinden daha keskin olur ve her şeyi eskisinden daha kolay fark etmeye başlar. örneğin bir insanı cesaretlendirip, öncesinde korktuğu bir şeyden korkmamasını sağlayabilir. hatta karşısında bir düşman bulunuyorsa, ona da korku salarak yüzüğü takan kişiyi daha yüce gösterebilir. başkalarına daha kolay hükmedebilir ve onu yönetebilir.
başka bir güç yüzüğü taşıyan birinin düşüncelerini görmesine ve kontrol etmesine izin verir. yüzük güç de olsa imha edildi.
“çünkü ilk başta hiçbir şey kötü değildir. sauron bile değildi.”
devamını gör...
35. kata çıkabilen sivrisinek
bunun stratosfere kadar yolu var. yılmak yok yola devam sinek kardeş. helal olsun.
devamını gör...


