çocukların ırzına geçilmesine islamcıların ses çıkarmaması
ne bu sözlükte ne başka sözlüklerde islamı savunma iddasına olan kesimden çocukların işkenceyle ırzlarına geçilirken hiç bir tepki duymadığımız yeni bir skandal
sövdüğünüz atatürk'ten, din düşmanı olarak belirlediğiniz aydınlardan, sanatçılardan değer üreten insanlardan özür dileme, hellaleşme vakti gelmedi mi?
cemaat yurtları kapatılsın dendiğinde tepki göstermeyi biliyorsunuz da, "kuran öğretilen" cemaat yurdunda yapılan şu işkenceye neden susuyorsunuz?
şu zulme sessiz kalanın yevm-i kıyamette sesi duyulur mu sanıyorsunuz?
sövdüğünüz atatürk'ten, din düşmanı olarak belirlediğiniz aydınlardan, sanatçılardan değer üreten insanlardan özür dileme, hellaleşme vakti gelmedi mi?
cemaat yurtları kapatılsın dendiğinde tepki göstermeyi biliyorsunuz da, "kuran öğretilen" cemaat yurdunda yapılan şu işkenceye neden susuyorsunuz?
şu zulme sessiz kalanın yevm-i kıyamette sesi duyulur mu sanıyorsunuz?
devamını gör...
linkin park
numb ve ın the end sarkılarını bi tık fazla sevdiğim, istanbul’ a geldiklerinde parasızlıktan konserine gidemediğim ve içimde ukde kalan grup.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük. bugün hava istanbul'da kapalı. mükemmel. bir de şey.. hayatın anlamı herkes için farklıdır ya hani. işte ben o anlamı bulamadan ölürsem hiç var olmamış olacağım. içimi acıttı bu düşünce birden. öyle yazayım dedim ben de. neyse ben kır pidemi yemeye devam ediyorum. yanına da tavşan kanı çay.
devamını gör...
anonim bir söz
adaletin küçüldüğü ülkelerde, büyük olan artık suçlulardır.
devamını gör...
sempatizan
viet thanh nguyen’in 2015 yılında yayımlanan ve 2016 pulitzer ödülü ile birlikte bir çok ödül almış kitabı.
öncelikle kitabı okuyacak olanlara, geçen olayları daha iyi anlayabilme açısından , aşağıda açtığım başlıkları incelemelerini tavsiye ederim. aşağıdaki konular, kitabı daha iyi anlamam ve ülkenin o dönemki halini anlamam hususunda bana yardımcı oldu:
viet thanh nguyen - yazarımız. hayatı hakkında bilgi sahibi olmak yararlı diye düşünüyorum.
to huu - kitapta sıkça geçen komünist şair.
kubark - kitapta kubark ile ilgili detaylar zaten belirtiliyor ama yine de incelemek isteyenler için.
tet nguyen dan - kitapta adı geçen yeni yıl kutlaması.
saygon -kitabın başlangıcı burada geçiyor.
ao dai - kitapta adı geçen yerel giysi.
hue savaşı - kuzey-güney vietnam arasındaki savaş. bilinmesi,olayların işleyişi açısından önemli.
bouncing betty - kitapta geçen mayın.
frequent wind operasyonu -yazarın ailesinin de dahil olduğu tahliye programı.
ngo dinh diem -güney vietnam devlet başkanı.
medenileştirme misyonu - bilinmesi kitap için önemli konulardan.
phoneix programı - kitapta geçen ve bilinmesi önemli konulardan.
ayrıca ,
apsara ve chop suey kitapta geçen ve merak edip araştırdığım konulardan. bilinmesi mühim değil ama merak edenler için açılmış başlığı var.
ön edit bittiğine göre*, kitaba geçelim. kitapta bahsedilecek ve değinilecek o kadar konu var ki, nasıl kısaltabilirim bilmiyorum. okumam biraz uzun sürdü, detayını araştırmam gerekiyordu çünkü. ayrıca yazarın cümleleri uzun ve üzerinde düşünülecek çok yer var. yazar betimlemelerini kitap kahramanının da karakterine uygun olarak argolaştırıyor ve şu ana kadar gördüğüm en iyi anlatım tarzlarından birini kullanıyor yazar. betimlemeler rasgele değil, hepsi yerinde ve düşünülmüş. kitabı etkileyici yapmak için değil, karaktere tam olarak bürünmüş yazarın eseri.
konusuna gelirsem, kitap kahramanımızın ismi geçmiyor kitapta. ona sempatizan veya yüzbaşı diyebiliriz. kitap aslında onun itirafları. ama bu itiraflarını kime karşı yaptığı kitabın son 100 sayfasında ortaya çıkıyor.
yüzbaşı, fransız bir pederle vietnamlı bir anneden doğmuş ve tüm hayatı boyunca bu ikiliğin, kendi tabiriyle çifte akıllı olmasının ceremesini çekmiştir. çocukken p.ç ( bu kelimeyi kullandım, çünkü kitapta o kadar sık geçiyor ki, başka kelime kullanmama imkan yoktu) olarak zorbalığa uğraması ve büyüdüğünde dahi bu üç harfli kelimenin üzerine yapıştığı biri. kendisinin 2 yakın arkadaşı var: bon ve man. bon, cumhuriyetçi; man ise komünist. yüzbaşı ise cumhuriyetçi görünümünde komünist, yani ajan. bon’un tabi bunlardan haberi yok; man ile yüzbaşı komünist olduklarını ondan saklıyorlar.
saygon’un düşüşünden sonra, yüzbaşı ile bon ve ailesi amerika’ya kaçarken, bon’un eşi ve çocuğu ölüyor ve bon bir daha asla eskisi gibi olmuyor. sonrasında amerika’daki vietnamlı göçmenlerin toplama kamplarındaki hallerini, amerika’ya uyum sağlama sorunlarını, amerika kültürünü ve onlara bakış açılarını görüyoruz. yüzbaşı ajan olarak, şifreli mesajlarla generalin planlarını devamlı olarak man’a aktarmaktadır tabi.
yüzbaşı’nın dönüşü tek olmayacaktır ve onu rahat bırakmayan pisboğaz binbaşı ve sonny’nin hayaleti ona eşlik edecektir. yüzbaşı, vietnam’da doğmuş ama cia tarafından amerika’da eğitim görmüştür. o hem doğu hem de batıdır. amerika’da bir vietnamlı, vietnam’da ise bir amerikalıdır. bu onu çifte karakterli yapmıştır; ajanlık da bu yüzden ona zor gelmemiştir. iki taraf için de kullandığı bir yüzü ve karakteri vardır. içinin karanlık yerlerine gömdükleri vardır bu da kitabın sonunda ‘hiçbir şey’ ile ortaya çıkacaktır. ‘hiçbir şey’ ile ilgili tüyo vermeyeyim; kitabı okuyanlar bunu sonunda öğrenecekler.
anlatım diliyle ve yaşananları kendi üslubuyla anlatmasıyla gerçekten eşsiz bir kitap. hatta bir kere değil, özümsenmesi için bir kaç kere okunması gereken bir kitap. kitaptan alıntıyla bitireyim yazımı:
insan, tarihin kurallarını anlayabilirse onun kronolojisini de denetleyebilir ve onu, zamanı tekelleştirmeye dünden hevesli kapitalizmin elinden koparıp alabilirdi. bizler ev sahibi, mal sahibi,bankacı,politikacı ve okul müdürünün emriyle uyanır,çalışır,yemek yer ve yatarız demişti man. zamanımızın onlara ait olduğunu kabulleniriz,gerçekte bize ait olduğu halde. uyanın köylüler, işçiler,sömürülenler! uyanın görünmezler! çıkın gizil istikrarsızlık bölgelerinizden ve aşırın zamanın altın saatini emperyalizm,kolonyalizm ve kapitalizmin kağıt kaplanlarından,süs köpeklerinden ve şişman kedilerinden! nasıl aşıracağınızı bilirseniz,zaman sizden yanadır,sayılar da öyle. sizden milyonlarca var,onlardan yeryüzü biçarelerini kapitalist tarihin kaçınılmaz olduğuna ikna etmiş sömürgeci,komprador ve kapitalistlerdense sadece binlerce.
öncelikle kitabı okuyacak olanlara, geçen olayları daha iyi anlayabilme açısından , aşağıda açtığım başlıkları incelemelerini tavsiye ederim. aşağıdaki konular, kitabı daha iyi anlamam ve ülkenin o dönemki halini anlamam hususunda bana yardımcı oldu:
viet thanh nguyen - yazarımız. hayatı hakkında bilgi sahibi olmak yararlı diye düşünüyorum.
to huu - kitapta sıkça geçen komünist şair.
kubark - kitapta kubark ile ilgili detaylar zaten belirtiliyor ama yine de incelemek isteyenler için.
tet nguyen dan - kitapta adı geçen yeni yıl kutlaması.
saygon -kitabın başlangıcı burada geçiyor.
ao dai - kitapta adı geçen yerel giysi.
hue savaşı - kuzey-güney vietnam arasındaki savaş. bilinmesi,olayların işleyişi açısından önemli.
bouncing betty - kitapta geçen mayın.
frequent wind operasyonu -yazarın ailesinin de dahil olduğu tahliye programı.
ngo dinh diem -güney vietnam devlet başkanı.
medenileştirme misyonu - bilinmesi kitap için önemli konulardan.
phoneix programı - kitapta geçen ve bilinmesi önemli konulardan.
ayrıca ,
apsara ve chop suey kitapta geçen ve merak edip araştırdığım konulardan. bilinmesi mühim değil ama merak edenler için açılmış başlığı var.
ön edit bittiğine göre*, kitaba geçelim. kitapta bahsedilecek ve değinilecek o kadar konu var ki, nasıl kısaltabilirim bilmiyorum. okumam biraz uzun sürdü, detayını araştırmam gerekiyordu çünkü. ayrıca yazarın cümleleri uzun ve üzerinde düşünülecek çok yer var. yazar betimlemelerini kitap kahramanının da karakterine uygun olarak argolaştırıyor ve şu ana kadar gördüğüm en iyi anlatım tarzlarından birini kullanıyor yazar. betimlemeler rasgele değil, hepsi yerinde ve düşünülmüş. kitabı etkileyici yapmak için değil, karaktere tam olarak bürünmüş yazarın eseri.
konusuna gelirsem, kitap kahramanımızın ismi geçmiyor kitapta. ona sempatizan veya yüzbaşı diyebiliriz. kitap aslında onun itirafları. ama bu itiraflarını kime karşı yaptığı kitabın son 100 sayfasında ortaya çıkıyor.
yüzbaşı, fransız bir pederle vietnamlı bir anneden doğmuş ve tüm hayatı boyunca bu ikiliğin, kendi tabiriyle çifte akıllı olmasının ceremesini çekmiştir. çocukken p.ç ( bu kelimeyi kullandım, çünkü kitapta o kadar sık geçiyor ki, başka kelime kullanmama imkan yoktu) olarak zorbalığa uğraması ve büyüdüğünde dahi bu üç harfli kelimenin üzerine yapıştığı biri. kendisinin 2 yakın arkadaşı var: bon ve man. bon, cumhuriyetçi; man ise komünist. yüzbaşı ise cumhuriyetçi görünümünde komünist, yani ajan. bon’un tabi bunlardan haberi yok; man ile yüzbaşı komünist olduklarını ondan saklıyorlar.
saygon’un düşüşünden sonra, yüzbaşı ile bon ve ailesi amerika’ya kaçarken, bon’un eşi ve çocuğu ölüyor ve bon bir daha asla eskisi gibi olmuyor. sonrasında amerika’daki vietnamlı göçmenlerin toplama kamplarındaki hallerini, amerika’ya uyum sağlama sorunlarını, amerika kültürünü ve onlara bakış açılarını görüyoruz. yüzbaşı ajan olarak, şifreli mesajlarla generalin planlarını devamlı olarak man’a aktarmaktadır tabi.
yüzbaşı’nın dönüşü tek olmayacaktır ve onu rahat bırakmayan pisboğaz binbaşı ve sonny’nin hayaleti ona eşlik edecektir. yüzbaşı, vietnam’da doğmuş ama cia tarafından amerika’da eğitim görmüştür. o hem doğu hem de batıdır. amerika’da bir vietnamlı, vietnam’da ise bir amerikalıdır. bu onu çifte karakterli yapmıştır; ajanlık da bu yüzden ona zor gelmemiştir. iki taraf için de kullandığı bir yüzü ve karakteri vardır. içinin karanlık yerlerine gömdükleri vardır bu da kitabın sonunda ‘hiçbir şey’ ile ortaya çıkacaktır. ‘hiçbir şey’ ile ilgili tüyo vermeyeyim; kitabı okuyanlar bunu sonunda öğrenecekler.
anlatım diliyle ve yaşananları kendi üslubuyla anlatmasıyla gerçekten eşsiz bir kitap. hatta bir kere değil, özümsenmesi için bir kaç kere okunması gereken bir kitap. kitaptan alıntıyla bitireyim yazımı:
insan, tarihin kurallarını anlayabilirse onun kronolojisini de denetleyebilir ve onu, zamanı tekelleştirmeye dünden hevesli kapitalizmin elinden koparıp alabilirdi. bizler ev sahibi, mal sahibi,bankacı,politikacı ve okul müdürünün emriyle uyanır,çalışır,yemek yer ve yatarız demişti man. zamanımızın onlara ait olduğunu kabulleniriz,gerçekte bize ait olduğu halde. uyanın köylüler, işçiler,sömürülenler! uyanın görünmezler! çıkın gizil istikrarsızlık bölgelerinizden ve aşırın zamanın altın saatini emperyalizm,kolonyalizm ve kapitalizmin kağıt kaplanlarından,süs köpeklerinden ve şişman kedilerinden! nasıl aşıracağınızı bilirseniz,zaman sizden yanadır,sayılar da öyle. sizden milyonlarca var,onlardan yeryüzü biçarelerini kapitalist tarihin kaçınılmaz olduğuna ikna etmiş sömürgeci,komprador ve kapitalistlerdense sadece binlerce.
devamını gör...
türkçe dil bilgisi takıntısı olan ruh hastaları
bazen kendilerini çok gülünç duruma düşüren insanlardır.
bir tanesiye bir konu hakkında tartışırken yazdığı metinde tahfif kelimesini kullanmıştı. içimden haydaaaa, dedim. neyse internetten anlamına baktım. yeğniltme diyor. ulan dedim. yeğniltmek ne demek. gittim bir de ona baktım. hemen aramaya "yeğniltmek ne demek" diye yazdım. "yeğniltme işi" diye bir tanım verdi. çıldırdım. en son bir sitede anlamını buldum. "hafifletmek işi" demekmiş.
hafifletmek yani. hafifletmek kelimesi yerine "tahfif"i kullanan biriyle imla, türkçe tartışması yaptım. bu da böyle bir anımdır.
bir tanesiye bir konu hakkında tartışırken yazdığı metinde tahfif kelimesini kullanmıştı. içimden haydaaaa, dedim. neyse internetten anlamına baktım. yeğniltme diyor. ulan dedim. yeğniltmek ne demek. gittim bir de ona baktım. hemen aramaya "yeğniltmek ne demek" diye yazdım. "yeğniltme işi" diye bir tanım verdi. çıldırdım. en son bir sitede anlamını buldum. "hafifletmek işi" demekmiş.
hafifletmek yani. hafifletmek kelimesi yerine "tahfif"i kullanan biriyle imla, türkçe tartışması yaptım. bu da böyle bir anımdır.
devamını gör...
kuş kanadı kalem olsa yazılmaz benim derdim
ne güzel bir ege türküsüdür.
hele hele tolga çandar’ın sesiyle :
hele hele tolga çandar’ın sesiyle :
devamını gör...
köpek öldüren
bu tür şaraplar fruko tarzı dandik bir gazozla harmanlandığında gayet güzel olur kimseciği de öldürmez.
devamını gör...
ortaklar köy enstitüsü
türkiye'de 1937-1948 yılları arasında kurulmuş 21 köy enstitüsünden güney ege bölgesinde olanı. 1944 yılında kızılçullu köy enstitüsünden ayrılmıştır.
nüfus arttıkça, 3-4 ilden öğrenci alan köy enstitülerinin de bölünerek bazı öğrencilerin kendi illerine yakın yeni okullara taşınma uygulaması 1940'tan kısa bir süre sonra başlamış. örneğin başlangıçta akçadağ köy enstitüsü'nde eğitim gören sivaslılar 1942'de yıldızeli'nde kurulan pamukpınar köy enstitüsü'ne taşınmıştı. 1944'te de aydınlı ve denizlili kızılçullu öğrencileri, izmir'den kalkıp çöp şişiyle meşhur bu beldede adabelen denen yerde kendi okullarını kurar ve açarlar. onlara o zamana kadar antalya aksu köy enstitüsü'nde okuyan muğlalılar da katılır. 1953 yılına kadar denizli, muğla ve aydın illerinden 458 öğrenci buradan mezun olur, daha sonra öğretmen okulu ve anadolu öğretmen lisesi başlığıyla da öğretmenler yetiştirmeye devam eden okul bugün fen lisesi olarak devam ediyor.
kaynak: okulun mezunlarından kemal kocabaş tarafından derlenen ortaklar köy enstitüsü 70 yaşında başlıklı çalışma.
nüfus arttıkça, 3-4 ilden öğrenci alan köy enstitülerinin de bölünerek bazı öğrencilerin kendi illerine yakın yeni okullara taşınma uygulaması 1940'tan kısa bir süre sonra başlamış. örneğin başlangıçta akçadağ köy enstitüsü'nde eğitim gören sivaslılar 1942'de yıldızeli'nde kurulan pamukpınar köy enstitüsü'ne taşınmıştı. 1944'te de aydınlı ve denizlili kızılçullu öğrencileri, izmir'den kalkıp çöp şişiyle meşhur bu beldede adabelen denen yerde kendi okullarını kurar ve açarlar. onlara o zamana kadar antalya aksu köy enstitüsü'nde okuyan muğlalılar da katılır. 1953 yılına kadar denizli, muğla ve aydın illerinden 458 öğrenci buradan mezun olur, daha sonra öğretmen okulu ve anadolu öğretmen lisesi başlığıyla da öğretmenler yetiştirmeye devam eden okul bugün fen lisesi olarak devam ediyor.
kaynak: okulun mezunlarından kemal kocabaş tarafından derlenen ortaklar köy enstitüsü 70 yaşında başlıklı çalışma.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
biliyorum açgözlüyüm
ama ne tarif edebiliyorum
ne de yetinebiliyorum
biliyorum en iyi sen
tarif edebilirsin
araftaki sözleri
sanki boğulacakmışım
sanki kurtulamayacakmışım
sanki her şey bitecekmiş gibi
onlar gibi olamıyorum
keşke olsam
ama onlar gibi olmak
istemiyorum
zamansız bir gaflet
belki de ihanet
ama en çok da
tatlı bir rüyaya hasret
ama ne tarif edebiliyorum
ne de yetinebiliyorum
biliyorum en iyi sen
tarif edebilirsin
araftaki sözleri
sanki boğulacakmışım
sanki kurtulamayacakmışım
sanki her şey bitecekmiş gibi
onlar gibi olamıyorum
keşke olsam
ama onlar gibi olmak
istemiyorum
zamansız bir gaflet
belki de ihanet
ama en çok da
tatlı bir rüyaya hasret
devamını gör...
oruç tutan ateist
benimdir. babam kalp hastası, ilaç kullanması gerekiyor fakat oruç da tutmak istiyor(70 yaşında, şimdiye kadar hep tutmuş), dün baktım morali bozuk bu konu yüzünden, "ben tutayım senin yerine" dedim, "hehe allahsız adama oruç tutturucam" deyip mutlu oldu, anlaşma sağlandı. 1 ay, gün ışığında kahve sigara içmeyeceğiz artık.
devamını gör...
demokrasi
siyasi literatürde birçok çeşidi vardır bunun. son zamanda bazı ülkeler tarafından başka ülkelere silah zoruyla götürülen bir şey olarak görülmektedir ve şu an uygulanan çeşiti "sözde" olmaktan ileri gitmemektedir. bana göre en güzel tanımını albert camus yapmıştır:
"demokrasi çoğunluğun gücü değil, azınlığın korunmasıdır".
"demokrat dediğimiz sonunda, rakibinin haklı olabileceğini kabul eden adamdır. onu özgürce konuşturur ve söyledikleri üzerinde düşünmekten kaçmaz. partiler ve insanlar, kendilerini, başkalarının ağzını kapatacak kadar haklı gördükleri yerde demokrasi yoktur. tevazu, nereden gelirse gelsin, cumhuriyet için faydalı bir şeydir öyleyse".
"demokrasi çoğunluğun gücü değil, azınlığın korunmasıdır".
"demokrat dediğimiz sonunda, rakibinin haklı olabileceğini kabul eden adamdır. onu özgürce konuşturur ve söyledikleri üzerinde düşünmekten kaçmaz. partiler ve insanlar, kendilerini, başkalarının ağzını kapatacak kadar haklı gördükleri yerde demokrasi yoktur. tevazu, nereden gelirse gelsin, cumhuriyet için faydalı bir şeydir öyleyse".
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
kalbimde sen olan sokaklardan öyle bir gideceğim ki, hiç uğramamış hissedeceksin.
bu gidişin, gelişi olmayacak.
almanya'daki gurbetçi gibi düşündüm şimdi. ülkeme dönerim birgün ve vatanımda toprak olurum derken gurbetten hiç gelmemek ve orda ölmek gibi olacak.
bu gidişin, gelişi olmayacak.
almanya'daki gurbetçi gibi düşündüm şimdi. ülkeme dönerim birgün ve vatanımda toprak olurum derken gurbetten hiç gelmemek ve orda ölmek gibi olacak.
devamını gör...
server bedi
peyami safa bu isimle 80'e yakın kitap yayınlamıştır. cumbadan rumbaya romanı ve cingöz recai serisi bunların en ünlülerindendir.
devamını gör...
hücre 211
yönetmen koltuğunda, daniel monzon'un oturduğu, 2009 yapımı hapishane filmi.
aksiyonu bol, dramı bol, oyunculuklar eh işte, verdiği mesajlar oldukça düşündürücü, mutlaka izlenmesi gereken bir film. yaw gel de ispanyol sinemasına hayran olma, ölme, bitme.
filmin içeriğine gelelim:
göreve yeni başlayan juan'ın ilk iş gününde hapishanede isyan çıkıyor ve kendisi bu hengamenin ortasında mahkummuş gibi davranmak zorunda kalıyor.
oyunculuğunu çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim.
filmdeki en dikkat çeken karakter ise şüphesiz "malamadre".
kötü biriymiş gibi görünen, başta gıcık kapacağınız ama sonra çoook seveceğiniz bir karakter, tam karizma.
haksızlığa göz yummayan, zeki ve cesur bir karakter kendisi.
filmin özeti niteliğinde olan şu cümlesini de eklemeden geçmeyeceğim:
"hayat farkında olmadan bazen s*k*yr seni
"
beni en çok üzen kısım ise şurası oldu:
moraon'un baş ağrısı onu burada öldürdü.
aksiyonu bol, dramı bol, oyunculuklar eh işte, verdiği mesajlar oldukça düşündürücü, mutlaka izlenmesi gereken bir film. yaw gel de ispanyol sinemasına hayran olma, ölme, bitme.
filmin içeriğine gelelim:
göreve yeni başlayan juan'ın ilk iş gününde hapishanede isyan çıkıyor ve kendisi bu hengamenin ortasında mahkummuş gibi davranmak zorunda kalıyor.
oyunculuğunu çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim.
filmdeki en dikkat çeken karakter ise şüphesiz "malamadre".
kötü biriymiş gibi görünen, başta gıcık kapacağınız ama sonra çoook seveceğiniz bir karakter, tam karizma.
haksızlığa göz yummayan, zeki ve cesur bir karakter kendisi.
filmin özeti niteliğinde olan şu cümlesini de eklemeden geçmeyeceğim:
"hayat farkında olmadan bazen s*k*yr seni
"
beni en çok üzen kısım ise şurası oldu:
moraon'un baş ağrısı onu burada öldürdü.
devamını gör...
uçurulmuş yazarı takibe almak
uçmağa varan yazarı inatla paçasından çekiştirmek.
ilk günlerim bir yazarımızın bir tanımını beğendim. huyumdur başlıklarda bir tanımı beğendiysem bir de profiline bakarım. bir baktım 'kalbimiz seninle' ay nasıl üzüldüm. takibe aldım son tanımlarını okumaya başladım falan. ama boğazım düğüm düğüm...
ben zannediyorum yazar ölmüş meğer yazar gömçürülmüş.*
lütfen yalnız olmayayım bu konuda lütfen.
ilk günlerim bir yazarımızın bir tanımını beğendim. huyumdur başlıklarda bir tanımı beğendiysem bir de profiline bakarım. bir baktım 'kalbimiz seninle' ay nasıl üzüldüm. takibe aldım son tanımlarını okumaya başladım falan. ama boğazım düğüm düğüm...
ben zannediyorum yazar ölmüş meğer yazar gömçürülmüş.*
lütfen yalnız olmayayım bu konuda lütfen.
devamını gör...
mutluluğu azaltan şeyler
toksik insanlar.
devamını gör...


