balıkesir tren istasyonu

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

abi ekmek parası, rozet alacağım
devamını gör...

sevdiceğime attığımdır. sabah uyanınca okuyup mutlu olur bir tanem.

" gecenin her zerresinde seni seviyorum.
seni sevmeyi seviyorum.
seni yıldızlar gibi parlak bir şekilde, kum taneleri kadar çok, denizin mavisi gibi derin, gökyüzü kadar sonsuz sevmek istiyorum. seni seviyorumm."
devamını gör...

insanları anlamaktan çok eleştirdiğimiz , kendimizi mükemmel sanıp kusurlarını aradığımız, kendi derdimizin onların derdinden çok önemli olduğunu düşündüğümüz , kıyaslama yaptığımızdandır. aslında onların yerine seviniyormuş gibi yaptığımız onların üzüntüleriyle ağlıyor gibi yaptığımız için. yalnız olmak bir yerde dursun insan olmaka çabalamadığımız için.
devamını gör...

şehirlerde ve binalarda göze çarpan devasa ayetullah humeyni, ayetullah hamaney, hz. ali posterleri.
devamını gör...

ülkeye faydalı bir şey mi yaptınız?

tebrikler artık vatan hainisiniz!
devamını gör...

sözlüğümüz fonlayan kgb olduğundan sözlük içinde komünizm geçerlidir, sözlüğümüzde herkes birinci nesil olacak kimse kimseye benden önce geldin diye yer vermeyecektir! sonuçta herkesten aynı akbil ücreti alınmakta.
devamını gör...

ben bunun sınırlarını çözemedim. hatta bu sınırları kim çiziyor? çıksın, anlatsın.

bir ara etrafa kaka yapan insanları konuşuyorduk ülke gündeminde konuşacak hicbir şey kalmamış gibi. bu hükümet öncesinde haberlerde küçük hüsamettinler, aşırı uzun biri, mankenler, neşeli hayvanlar falan vardı, olay yoktu, cinayet, tecavüz falan 3 dakika konuşuluyordu, sonra tamamen goygoy şeklinde geçiyordu saatler. şimdi konuşulacak milyon şey var ama bizler aylarca teyze niye hastaneye kaka yaptı diye tartışıyoruz.

mesela hastaneye kaka yapan teyze neden kadın cinayetlerinden daha çok konuşuluyor diye sorsam duyar kasma deniyor.

hatta bir ara markette öylece sıra beklerken bi abimiz kaka yapmıştı. amma çok kaka dedim ya. hep ciş kaka dedim. sayfalar dolusu abimiz hakkında yorum yapılınca arkadaşlar dedim adamın bir rahatsızlığı olabilir ve biz neden kaka yapan insanlar hakkında bu kadar konuşmayı seviyoruz? bu görüntüler neden yayinlanıyor? yayınlanınca tuvalet alışkanlığı mı kazanacağız ki türkiye'de gelişmiş bir tuvalet alışkanlığı vardır. köylerde bile tuvalet evin dışında. bir şekilde belli bir sistem kurmuş durumdayız.

bi salak çıktı duyar kasma dedi. orada çalışan işçi asgari ücret alıp orayı temizliyor amaağ diye ekledi.

bu salak duyar kasmış olmadı mesela, adam belki hastadır dedim diye ben duyar kastım.

şu market kameralarından aşırı korkuyorum. konusu açıldı. mesela bi amca eşinin poposunu avuçlamıştı, bir başkası hafif eğilmiş teyzeyi toslamıştı. saniyelik fanteziler, heyecan aramalar, 70 yaşındaki dedelerin eşleri ile hafif sürtünme çabaları ya da öpüşen dedeler falan anında gözümüze sokuluyor. hayır denildiği an masadan panikle kalkmaya programlanmış nikah memuru reflekslerine sahip bizim türk insanı konu kamera olunca. ayağın takılsa anında türkiye gündeminin içindesin. dayı falansan hiç şansın yok. hele kaka yapıyorsan bittin demektir. orada oturup döner yiyorsun diye çekip koyuyorlar seni. niye? çünkü dayısın.

konu nereden nereye geldi. hoşşağalın.
devamını gör...

medeniyet düşmanı islamcıları hop hop hoplatan devrimlerdir.
bu devrimleri öyle baktım hımm güzel falan diye ya da okulda öğrendiklerinizle anlayamazsınız. maalesef muhalifi, kemalisti, solcusu da bu ilke ve inkılapların öneminden bihaber. şu ülkenin yüzde 25i gerçekten atamı anlasa bu durumda olmazdık, ama yok maalesef.
atam sandığımız kadar büyük bir adam değil, sandığımızdan çok daha büyük bir adam. herkesin bir gün seni anlaması dileğiyle
devamını gör...

kendi halinde olması.
kimseye kendini beğendirmeye çalışmaması.
gece hayatı olmaması.
çok fazla ve boş arkadaşları olmaması.
yanında kendisine yavşadığını bildiği kızları arkadaş olarak dolandırmaması.
aldatmaması. dürüst olunması bir erdem değildir olması gerekendir.
ailesine özellikle de annesine değer vermesi.
...
devamını gör...

sataşmadan doğan atışma
bana olur ancak atıştırma
laf salatası yapacaksan da istemem
az kelimelerinle beni diyete alıştırma
devamını gör...

insanları baştan sevip
zamanla hiç sevememek yada daha çok sevmek.
ölçüm kendime has.
devamını gör...

vestibüler sinirin enfekte olması sonucu ortaya çıkan bir vestibüler sistem hastalığıdır. ani olarak başlayan, oldukça şiddetli* ve günlerce durmadan süren vertigo ile karakterizedir. yakın zamanda geçirilen bir üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası görülebilmektedir. bu hastalığın en önemli belirteci, hasta özellikle bir tarafına yattığında kendini daha iyi hissettiğini söyler.
devamını gör...

her bilim kurgu film gibi, biraz bilim, biraz da kurgu içeren bir christopher nolan filmi.

gerçekçi mi? bakalım:



1- filmin en önemli olayı olan kara delik sahnesinden başlayayım. filmdeki gibi bir kara delik ve ona filmdeki şekilde bir giriş mümkün mü?

öncelikle, şekil bakımından filmdeki kara delik epey gerçekçi bir görünüme sahip diyebiliriz. tabi ki bunu modellemelerden ve 2019'daki olay ufku fotoğrafının o modellemeleri doğrulamasından dolayı bilebiliyoruz.

filmdeki astronotların bildiğimiz kadarıyla, bir kara deliğin içerisine tek parça girmeleri pek mümkün görünmüyor. kara deliğin olay ufkundan içeriye düşen bir insanın "spagettileşme" sürecine maruz kalacağı tahmin ediliyor. yani gittikçe uzamak, sünmek ve sonunda atomlarına ayrılmak da diyebiliriz buna. ancak son derece büyük bir kara delikte, bunun olmayacağını söyleyen fizikçiler de var. brian greene gibi...

ikinci nokta, kara deliğin olay ufkunda sıkıntısız şekilde yörüngede kalabilmeleri. eğer bir birikim diski olay ufkundan içeriye düşmeye başlamışsa, bu diskin enerjisi ve dolayısıyla da son derece yüksek sıcaklığı nedeniyle kızarırsınız. fakat dikkat ettiyseniz filmde böyle bir birikim diski yok. daha doğrusu, olay ufkundan içeriye düşen bir disk yok. görünürdeki tek disk, yutulan her neyse, ondan geriye kalmış olan ve yörüngede "sabit" olan ve görece soğuk bir disk.

2- solucan deliği mevzusu

solucan deliği, yani uzayda kestirme bir yol gerçekte mümkün mü? aslında bunun 2 cevabı var: genel göreliliğe göre mümkün değil, kuantum mekaniğine göre mümkün olabilir.

bir solucan deliği, bir kara delik ile onun tersinin bir bileşimi diyebiliriz. ilgili başlıktan detayları okuyabilirsiniz. böyle bir yapının bir tarafından girip diğer tarafından çıkabilmeniz için ortadaki geçidin, geçiş süresi boyunca açık kalabilmesi gerekir. bunun için de negatif enerjiye ihtiyaç duyarsınız. bunu öyle açık tutabilecek şekilde bir negatif enerjiye, genel görelilik "bu mümkün değil." der.

fakat elinizde "yeterli" miktarda egzotik madde varsa, o zaman bu mümkün olabilir. o zaman buradaki esas soru "egzotik madde diye bir şey var mı?" şekline dönüşür ki bunun cevabını belki de sanal parçacıklarda bulabiliriz. tabi önemli olan, ufak miktarlarda ortaya "çıkıveren" bu parçacıkların, bir anda tek bir noktada aynı anda, bir solucan deliğini yeteri kadar açık tutabilecek uzun zaman aralıklarında var olup olamayacağı ihtimalinin ne kadar yüksek (daha doğrusu düşük) olduğu bence.

3- kara delik yörüngesinde zaman yavaşlar mı?

cevap: evet. kütle çekimi uzayı büktüğü gibi zamanı da büker ve kütle ne kadar büyük olursa, yakınındaki uzay dokusu ve zaman boyutu da o kadar fazla bükülür. bu da, kara deliğe yaklaştıkça, zamanın da sizin için yavaşlayacağı ve bir noktada durabileceği anlamını taşır. bu durumda dünyadaki biri şakır şakır yaşlanırken, siz orada yaşlanmadan kalabilir ve hemen geri dönmeyi başarabilirseniz, dünyadaki yaşıtlarınızın, artık yaşıtınız değil, amcanız, halanız yaşında olduğunu görebilirsiniz.

4- satürn'e 2 yılda gidilir mi?

hızınıza göre değişir. filmdeki gibi birtakım teknolojilere sahipseniz, neden olmasın?

5- kara deliğin yörüngesindeki gibi gezegenlerin varlığı mümkün mü?

burası, yukarıdaki şıkların aksine, bilimden daha çok kurgunun rol aldığı bir yer olmuş bana göre. bir kara deliğe bu kadar yakın bir gezegende bu denli yüksek dev dalgaların var olabilmesi için, gezegenin kara delik etrafında kütle çekim kilidi nedeniyle senkronize dönme yapıyor olması gerekir (ki kip thorne da bunu varsaymıştı nolan ile birlikte çalışırken.) ancak bu öyle bir senkronize dönme olmalı ki, tam bir senkronizelik durumu olmamalı, gezegen sağa ola hafifçe "çalkalanmalı" ve gargantua gezegen sağa yalpalarken onu sola doğru çekmeli kendi kütle çekimiyle, sola yalpalarken de sağa... çünkü ancak bu şartlar altındaki sürtünme kuvveti, ortaya çıkardığı ısı nedeniyle gezegenin parçalanmasına neden olmadan onun hafif bir salınım yapmasıyla sonuçlanır.

ayrıca filmdeki dalgalarda, en azından hatırladığım kadarıyla, o tür bir hareket görünmüyor. yani sağa yahut sola doğru kayma durumu yok. bodoslama dümdüz geliyorlardı bizimkilerin üzerine. bu da demektir ki salınımlı bir senkronize dönme yok ortada.

ha bir de şu var: gezegen epey ışıklıydı hatırlarsanız. kara delikler ışık saçmaz, ancak etraflarındaki birikim diskinden bir miktar ışınım gelebilir. eğer o ışınım, gezegeni öyle gündüz gibi pasparlak yapacak kadar fazla olsaydı, atmosferi de büyük ihtimalle soyup atmış olurdu uzaya.

o halde bu gezegen genel olarak pek de ihtimal dahilinde değil gibi.

6- kara delik içerisinden dünya ile haberleşmek mümkün mü?

neden olmasın? içeride neyin nasıl işlediğini tam olarak bilmiyoruz. fakat hawking ışınımı ile bazı anti parçacıklar kara delikten kaçabiliyorsa ve eğer enerji ile bilgi kodlayıp gönderebiliyorsak (ki haberleşmede kullandığımız elektromanyetik dalgaların da belirli enerji karşılıkları var) kara delikten de bilgiyi "sızdırmamız" belki mümkün olabilir.



benim aklıma gelen "acaba"lı sahneler şu an için bu kadar. gerisini de izlemiş olan diğer arkadaşlara bırakıyorum.
devamını gör...

biz hiçbir kuşağa mensup olamayan geçiş kuşağıyız (1992-1999). biz ne x kuşağı gibi işkolik olabikdik ne z kuşağı gibi anı yaşayabildik ne de y kuşağı gibi teoride iyi olabildik. biz hem sokakta taso oynadık hem de bilgisayar oyunu(knight online, metin2, cs) bağımlısı olduk. biz hep her şeyden azar azar aldık ancak hiçbir şeyden tam anlamıyla alamadık. biz hep her konudan biraz biraz bildik ama hiçbir konudan tam anlamıyla bilemedik.

biz hem (bkz: fight club) izleyip batsın kapitalizm deyip nihilizme kapıldık hem de (bkz: the wolf of wall street) izleyip aslında para önemliymiş deyip paranın peşine takıldık hep bir uçtan bir uca savrulup en sonunda hiçbir uca tutunamadık.
biz ne tam anlamıyla eğlenebildik ne de tam anlamıyla çalışabildik. çünkü biz neredeysek, ne komumdaysak aklımız hep diğer ihtimaldeydi.
çünkü biz biz böyle gördük. biz neye tutunsak hemen yerini onun yenisi aldı ve tutunduğumuz şey anında tarihe karıştı. biz neyi hedeflesek o, biz tam ona ulaşacakken değişti. gün sonunda hep amaçsız kaldık.

işte bundandır, biz ne kollektif bilince inanabildik ne de tam anlamıyla bireysel olabildik.
ne kendimizi feda edecek kadar inançlıydık ne de kendimiz olacak kadar akıllı. biz hep kararsızdık, buydu bizim lanetimiz.
biz o laneti yenemedik yenemedikçe de daha çok derinimize işlemesine izin verdik. işte böyle her gün ya açlıktan öldük, ya oburca her şeyi yiyip, sonunda hiçbir şeye dokunmadık.
devamını gör...

dil altı hapım nerde gençler başlığı.
devamını gör...

pulitzer ödülüne layık “görülmeyen” bu çalışmamın adı;

“merdivenle gökyüzüne”
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


not: 15. yy’da bir karadeniz gezisinden.
devamını gör...

sigmund feridun
devamını gör...

belki de kafasındaki sesleri susturmak istediği için muzik dinliyordur.
devamını gör...

mevlana
suudi arabistan bayrağını da allahın bayrağı sanıyordum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim