zaglossus adıyla da bilinen, dikenli karıncayiyengiller familyasına ait, yeni gine'de bulunan endemik bir canlı. 4000 metre irtifada ki ormanlarda yaşarlar. ortalama olarak 44–76 cm uzunluğa ve 6-16 kilo ağırlığa ulaşabilirler.
dünya doğa ve doğal kaynakları koruma birliği tarafından soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan türler listesine alınmıştır. lezzetli olan etinden dolayı yerliler tarafından aşırı şekilde avlanmaktadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

santral sinir sisteminin en sık görülen nöronal tümörüdür.
epilepsi ile ortaya çıkan yüzeyel lezyonlardır.
sıklıkla temporal bölgede bulunur ve yavaş büyüme paternine sahiptir.
devamını gör...

ah nikiforenko, kanayan yarama parmak bastın resmen.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu nedir ya? baskıyı yaparken kapak tasarımını unutup son saniyede paint'te mi çizdiniz?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
google>>facebook>>arama barı>>güzel sözler*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hamdi bey'in teklifine yokum diyoooorrr...
devamını gör...

machiavelli'nin eseridir kendisi. kitabın temel amacı prenslere nasıl yönetici olunacağı konusunda tavsiyeler vermektir. machiavelli'yi bir 'counter-renaissance' düşünürü olarak değerlendirmeyi mümkün kılar. kendisi rönesansın getirdiği evrensellik ilkesine karşıdır. tam olarak o anda spesifik olarak ne olduğuna odaklanır. herkesin tecrübesinin birbirinden farklı olduğuna dolayısıyla ideal toplumların bir reçetesi olmadığına inanmak gerektiğini savunur. hatta kitabının 15. bölümünde yazar kendisi söylemiştir; 'ben burada hayali toplumları anlatmıyorum.' thomas more'u tanımasa da onun ütopyasına net bir zıtlık oluşturur prens kitabıyla. gerçi bu karşıtlığının asıl hedefi platon'un devleti de olabilir. onu okumuş olması daha muhtemel diye düşünüyorum.
kendisi kitabında siyaset ve etiğin birlikte düşünülmemesi gerektiğini savunur. yani demek ister ki neyin etik olduğundansa sonuçlar önemlidir. yani 'power politics' kavramını savunur. eğer bir kararın sonucu diğer alternatiflerden daha iyiyse o zaman o karar iyidir. niyetin, yani ahlaki yaklaşımın, bir önemi yoktur. niyetler zamana ve duruma göre değişir ama iyi sonuç her zaman iyidir diye anlıyorum ben bu durumu. kendisinin bunu savunma şeklide şudur; iyi niyetler kötü sonuçlar doğurabilir ve kötü niyetler bazen iyi sonuçlar doğurabilir. bir yönetici sadece kendi çıkarları üzerinden planlar yapmalıdır der. mesela toplumun bir kısmından kurtulmak istiyorsunuz, bunu yaptığınızda eğer düzen kuruluyorsa bu karar iyidir. insanlar da bunu iyi olarak algılarlar çünkü onlar da sonuçlara bakarlar.
romalılardan da etkilenmiştir kendisi. tabii iyi zamanlarından. buradan yola çıkarak da gerektiği zaman şiddetin uygulanmasında hiçbir sakınca görmez. mesela krallığın bir yerinde küçük bir isyan başladı. prens hızla bunu gerekiyorsa şiddetle bastırmalı ki sonuçlar daha da fena olmasın. yılanın başını küçükken ezmeli mantığı anlayacağınız.
ayrıca kendisinin prenslere bir tavsiyesi de halkın itaatini sağlamakla ilgilidir. der ki, insanların size öylece uymasını bekleyemezsiniz. toplumunuzda bir sorun olmasa bile her zaman olma ihtimaline hazırlıklı olmalısınız. çünkü birileri her zaman sorundan faydalanır. kendisinin aksine eski düşünce toplumda sorun çıkarmanın mantıksız olduğuna inansa da, machiavelli uyarır; sorun birilerinin çıkarına olabilir. mesela yabancılar. sorunun çıkması için destekleyip sonra da düzeni yeniden kurma bahanesiyle topraklarınıza girebilir.
toplumun fakir kısmına çok da şiddet uygulanmasına gerek olmadığını söyler. onlar makul miktarda bir baskıyla zaten size uyarlar. ama önemli olan aristokratlar. onların gözü prensin yerinde olabilir çünkü onlar kendilerini prensle eşit görürler. dolayısıyla tehlikelidirler.
bir de virtu of fortuna kısmı var. orayı tam algılayamadığım için açıklayamıyorum sözlük. aştı beni.
devamını gör...

cemal süreya'nın yayımlanan ilk şiir kitabı.
üvercinka'nın anlamı için söylediği sözler: "üvercinka anılması güvercinle karışık bir ad. bir kadın adı. barışa, aşka, dayatmaya dönük bir kavram: kitaba ad olarak seçmeme gelince bunun iki nedeni var: birisi belli: günümüz şiiri ve bu arada benim şiirim kelimeyi zorlayan bir şiir. o adla şiirimi özetlemiş ya da bir parça belirtmiş oluyorum galiba. işin ikinci nedeni son derece özel, salt günlük yaşamama ilişkin bir şey."


böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
en uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
laleli\'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
bütün kara parçalarında
afrika dahil

aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
yatakta yatmayı bildiğin kadar
sayın tanrıya kalsa seninle yatmak günah daha neler
boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
bütün kara parçaları için
afrika dahil

senin bir havan var beni asıl saran o
onunla daha bir değere biniyor soluk almak
sabahları acıktığı için haklı
gününü kazanıp kurtardı diye güzel
bir çok çiçek adları gibi güzel
en tanınmış kırmızılarla açan
bütün kara parçalarında
afrika dahil

birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü
boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
iki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
bütün kara parçalarında
afrika dahil

burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
padişah gibi cesaretti o alımlı değme kadında yok
aklıma kadeh tutuşların geliyor
çiçek pasajı'nda akşam üstleri
asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
bütün kara parçalarında
afrika hariç değil
devamını gör...

özellikle akademik çalışmalarda ve kraliyet yöneten kişilerde rastladığımız bir hitap türü.

genellikle tevazu göstermek adına kullanılan bir yöntemdir. örneğin bir araştırma sonucunu makale şeklinde yayımlarken, bilim insanları "ben şunu hesapladım" gibi "tüm işi ben yaptım, harikayım" minvalinde cümleler kurmak yerine "hesaplarımızda şunu kullandık" gibi cümleleri tercih ederler.

ingiltere'de kraliçe yahut kral, kendisinden söz ederken "biz" kelimesini kullanır. bu duruma "royal we" de denir.

***

bir de kur'an-ı kerim'de benzer bir dil hakimdir. ancak burada anladığım kadarıyla farklı bir durum söz konusu. allah her ayetinde "biz" ifadesini kullanmaz. örneğin "bana dua edin, icabet edeyim." ayetinde "ben" kelimesi geçerken "hiç şüphe yok ki, kur'ân'ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız." ayetinde "biz" kelimesi kullanılmıştır. bunun da bizi şöyle bir sonuca götürdüğünü düşünüyorum; allah bazı durumlarda meleklerin aracılığıyla ya da benzer bazı sebeplerden "biz" şeklinde hitap etmeyi seçmiş olabilir. örneğin yukarıdaki ayette kur'an-ı kerim bir melek aracılığıyla indirildiğinden çoğul bir ifade kullanılırken dua yalnızca allah'a edildiğinden diğer ayette "ben" kullanılmış. daha doğrusunu bilen varsa aydınlatılmaya açığım.

edit: bunun allah'ın büyüklüğü ve azameti ile ilgili olduğu şeklinde bir açıklama da var, ancak tüm kitapta sürekli o şekilde geçmiyor oluşu yukarıdaki durumu getiriyor akla. yine de en doğrusunu allah bilir tabi ki.

***

@nevarbiliyormusun ukdesidir.
devamını gör...

cem karaca'nın dönemin bozuk gidişatına ve sansürlere şifreli göndermeler yaptığı tekerleme tarzı efsane şarkısı.

içeriğindeki sözler kafa sözlük'e küfür konusunda alternatifler sunabilir diye düşünüyorum:

--! spoiler !--

hanimini hüppen dezigi banna rap rap
tefeşle kayyüş illede kıtmir rap rap

--! spoiler !--


'vereceğin fikrin hanimini, denzigini hüppen' demezseniz şarkı bu
devamını gör...

insanın kendini öldürmeden önce dünyaya bıraktığı son mesajdır.
son çırpınıştır son vedadır.
son kez anlaşılmak istemesidir.
devamını gör...

kaşla göz arasında günün ünlüsü de seçilmiş yazar.

bu gidişle bize bir şey bırakmayacak gibi görünüyor. başarılarının devamını bekliyoruz.*
devamını gör...

birisi adımı, yaşımı falan sorup "bu fotoğraftaki kız mı bu yaşta?" dedikten sonra "evet" cevabını alınca ana avrat dümdüz sövmüştü. artık kafasında nasıl oturtamadıysa bu bilgileri bir arada bir yere...
devamını gör...

insan kendinden çıkanı bilmez mi? der susarım.
devamını gör...

en büyük erdemdir.. erkekler basaramiyorsa sadece onların sorunu da olmuyor.. başımıza eksiyorlar..
devamını gör...

o kadar çok beni güldüren tanım var ki bazen sözlüğe sadece gülmek için giriyorum. güldüren tanım yazanlara da teşekkürlerimi iletiyorum.
devamını gör...

devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

*çok düşünmek
*huzurumu kaçıran insanlar
*tatlı, çikolata vb
*sanalda vakit geçirmek
*geç uyumak
bunları bırakırsam hedeflerime daha çabuk ulaşacağıma inanıyorum kademeli olarak bırakacağım ve umarım. *
devamını gör...

allah aşkına sevdir git abuzer. tanımların kalsa ne olacak, zamanla kıymetlenecek şeyler mi yazdın? ufkumuz mu açıldı? lütfen saçmalama daha fazla ve git dediğim yazarın saçma başlığı.
devamını gör...

tarih öncesi hayvanların fosillerini inceleyerek bunlar hakkında bilgi veren bilim dalı.
devamını gör...

öncelikle, umarım oradasındır ve bu yazdığımı bulabilmişsindir. her şey bir yana, seninle gurur duyuyorum. bunu okurken ne olduğun önemli değil, seninle gurur duyuyorum çünkü bunu biz başardık. şu an aldığım kararlar için kızıyor musun bilmiyorum* ama mutlu olduğumu biliyorsun. daha fazla ne söyleyebilirim bilmiyorum. seni seviyorum canım kendim.*
devamını gör...

ahmet ümit'in eylül 2003 basımlı polisiye-gerilim türünde romanıdır.
roman ellili yaşlarının başında yıllardır dost olan üç arkadaşı konu alır. selim nihat ve kenan liseden beri ayrılmayan hayatları gittikçe sıradanlaşmış insanlardır. kenan'ın geçirdiği kaza sonucu onun ölümsüzlük ile kafasını bozmasıyla üç arkadaşı da bilinmez bir yolculuğa çıkarır. kitap selim'in ağzından anlatılır ve bu beyaz türk diyebileceğimiz insanların geçmişleri ve gelecekleri arasındaki bağlar bir cinayeti çözme uğraşlarıyla iyice karışır. kitap tümüyle beyoğlu'nda geçmesiyle bize beyoğlu'nun sokaklarını, caddelerini; camilerini, kiliselerini; kafelerini, barlarını, pasajlarını ve meyhaneleriyle; semtin tarihine, mimari yapısına, kültürüne ışık tutar.
ahmet ümit kitabı agatha christie'nin roger ackroyd cinayeti adlı polisiye romanından esinlenerek yazmıştır.
kitap genel itibariyle bilgi kültür açısından çok doyurucu ve okunurken sıkılma gibi bir durum söz konusu değil, fakat asıl polisiye tarafa giriş iki yüzlü sayfaların başında olduğu için okuyucuyu belli bir süre sonra sıkabilir. hikayenin üç ana karakteri güzel bir şekilde analiz edilmişken yan karakterlerin sadece sahne doldurmak için-gülriz, burç vb.- yazıldığını düşünüyorum. kitap sonuyla şok etse de katilin tam olarak nedenlerinin çok hızlıca geçilmesi, çok aceleci bir final olması beni pek tatmin etmedi. hikaye çok kopuk kopuk ilerledi, son yüz sayfa olaylar akarken katilin kim olacağına dair hiçbir ipucu okuyucuya verilmemişti.
son olarak kitap ahmet ümit skalasında polisiye olarak biraz yavan kalsa da kültür tarafı ağır basarak, okuyucuya her zaman bir şekilde tetikte bekleterek bir oturuşta okunabilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim