yataktan çıkmamak
kardeşim olan zat-ı muhteremin sahip olduğu kötü bir alışkanlık, hatta kanser sebebi.
devamını gör...
odris devleti
trak kavmine ait, klasik antik çağı olarak adlandırılan dönemde, milattan önce 480 yılında kurulmuş olan devlettir. federe bir devlet olduğu ve pers istilasında ayakta kalan tek tük devletten biri olduğu biliniyor. milattan önce 359 yılında taht savaşı ve iç çekişmeler ile ömrü sona ermiştir. odun kereste, üzüm, bağcılık ve şarap gibi ürünlerin çevre ülkelere ihracatını gerçekleştirdikleri düşünülüyor.
devamını gör...
erkeklerin kirpiklerinin kadınlarınkinden güzel olması
şans.
bi de, o kirpiklerle
yönelen bakışların ufkundaki kadının yaşadığı mutluluğu hayal ettim bir an.
fonda hafif bir keman müziği ve sonbahar havası...
sonrasını da yazarım bir ara.
bi de, o kirpiklerle
yönelen bakışların ufkundaki kadının yaşadığı mutluluğu hayal ettim bir an.
fonda hafif bir keman müziği ve sonbahar havası...
sonrasını da yazarım bir ara.
devamını gör...
yetti artık denilen şeyler
(bkz: tez yazmak)
devamını gör...
şaban
üç aylar'ın ikincisi olarak bilinen ayın ismidir.
argoda da aptal, saf kişiler için kullanılan bir sözcüktür.
argoda da aptal, saf kişiler için kullanılan bir sözcüktür.
devamını gör...
yazarların bedava olmasını istediği 3 şey
su, doğal gaz, elektrik
sağlık da olsun, 4 olsun...
sağlık da olsun, 4 olsun...
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
çöpte çiçekler olması
sinir krizi geçiren herkese ambulans gelmesi
anons etmeden yurdun her yerinde yaşlı göbekli bıyıklı adamların dolaşması
sinir krizi geçiren herkese ambulans gelmesi
anons etmeden yurdun her yerinde yaşlı göbekli bıyıklı adamların dolaşması
devamını gör...
kaç yenilgi var söyle ömürde allah aşkına
çoğu hükmen mağlubiyet.
devamını gör...
fleabag
hüzünlü bir komedisi olan, oldukça samimi bir dizi izlemek isteyenlerin kaçırmaması gereken dizi.
bu sevimli dişlek kızın kameraya dönüp haylaz haylaz bakarak, insanı bir anda kahkahaya boğması harika gerçekten.
bu sevimli dişlek kızın kameraya dönüp haylaz haylaz bakarak, insanı bir anda kahkahaya boğması harika gerçekten.
devamını gör...
rise of the guardians
efsane beşli, 2012 yılında yapılmış yönetmenliğini peter ramsey senaristliğini pulitzer ödüllü david lindsay-abaire’in yaptığı ve aynı yazarın william joyce'un kitabından filme uyarlanan abd yapımı animasyon, macera, çocuk filmi.
aziz nikola, paskalya tavşanı, diş perisi, uyku perisi'nin içinde olduğu efsaneler koruyucu olarak dünyada belli görevleri üstleniyor ve titizlikle bu görevleri yerine getiriyorlar.
gün geliyor kara ismiyle bilinen kötü ruh pitch dahil oluyor hikayeye amacı çocukların umutlarını ellerinden alıp onları korkunun kucağına bırakmak.
ne yapacaklarını bilmeyen noel baba, paskalya tavşanı, diş perisi ve uyku perisi ay dede'nin yönlendirmesiyle jack frost'ı aralarına dahil ederek efsane beşiliyi kurarlar ve başlar macera.
dreamworks tarafından üretilmiş film aslında ilk fark ettiğimde beni heyecanlandırmıştı. çünkü imza attıkları diğer filmlerinden bazıları benim ilk 10 animasyonumun içindeydi ama biraz hayal kırıklığına uğradım. evet kötü değil güzel fakat pek yetişkinler için değil gibi. bir şeyler eksik. bazı kaliteli esprileri, görüntü renkliliği, farklı mekan kullanılması vs güzel ama işte tam holey be diyemedim ben. çocuklar için keyifli olabilir o bakımdan güzel.
iyi seyirler efem.
seslendirme kadrosu,
sercan gidişoğlu- jack frost
aosman alkaş- kuzey (noel baba)
umut tabak- kara (pitch black)
özge çatıkkaş- diş perisi
sefa zengin- paskalya tavşanı
ziya durukan- jamie bennett
aziz nikola, paskalya tavşanı, diş perisi, uyku perisi'nin içinde olduğu efsaneler koruyucu olarak dünyada belli görevleri üstleniyor ve titizlikle bu görevleri yerine getiriyorlar.
gün geliyor kara ismiyle bilinen kötü ruh pitch dahil oluyor hikayeye amacı çocukların umutlarını ellerinden alıp onları korkunun kucağına bırakmak.
ne yapacaklarını bilmeyen noel baba, paskalya tavşanı, diş perisi ve uyku perisi ay dede'nin yönlendirmesiyle jack frost'ı aralarına dahil ederek efsane beşiliyi kurarlar ve başlar macera.
dreamworks tarafından üretilmiş film aslında ilk fark ettiğimde beni heyecanlandırmıştı. çünkü imza attıkları diğer filmlerinden bazıları benim ilk 10 animasyonumun içindeydi ama biraz hayal kırıklığına uğradım. evet kötü değil güzel fakat pek yetişkinler için değil gibi. bir şeyler eksik. bazı kaliteli esprileri, görüntü renkliliği, farklı mekan kullanılması vs güzel ama işte tam holey be diyemedim ben. çocuklar için keyifli olabilir o bakımdan güzel.
iyi seyirler efem.
seslendirme kadrosu,
sercan gidişoğlu- jack frost
aosman alkaş- kuzey (noel baba)
umut tabak- kara (pitch black)
özge çatıkkaş- diş perisi
sefa zengin- paskalya tavşanı
ziya durukan- jamie bennett
devamını gör...
efsane kopya anıları
bir tane daha anlatayım. ortaokul 7. sınıftayız.
öğretmen masasının hemen önünde "gogo" lakaplı kara-kuru diye tabir ettiğimiz tipten bir arkadaşımız oturuyor. fen bilgisi dersinde öğretmenimiz, gogo derste konuştuğu için (evde abisinin 2. dünya savaşından kalma mekanik saç kesme makinesiyle traş ettiği tren yolu kafasına) kafasına sağlam bir şaplak indirdi ve sıraların arasında yoluna devam etti. gogo, öğretmenin görüş alanından çıkmasıyla birlikte ayağa kalktı ve rezil olmuş hissinin verdiği sinirle öğretmenin arkasından senin a... der gibi parmak işareti yaptı ve bir hışımla öğretmen masasındaki dosyasının içinden bir kağıdı çekti aldı (sırf ona zarar ziyan olsun diye). kağıda şöyle bir baktı ve sınıfa dönerek sessiz ama kocaman bir sevinç ünlemi yaptı, şampiyonlar ligi finalinde gol atmış futbolcu edasıyla.
teneffüs vaktinin gelmesiyle birlikte gogo'nun başına üşüştük ve kağıdın, bir hafta sonraki yazılı sınavı kağıdı olduğunu gördük. hemen içimizden bir kişi gönüllü oldu ve kırtasiyeye giderek sınıf mevcudu kadar fotokopi çektirdi. bir hafta sonra sınavda, kağıdı dayadık döşedik. tabii bütün sınıf 5 aldı.
artık sınıfça kolaya alışmıştık. ikinci sınav vakti geldiğinde sınav kağıdını elimize geçirme planları yapıyorduk. sınava bir hafta kala ders esnasında, planlanan 10 kişi öğretmen ayağa kalktığı anda soru sorma bahanesiyle etrafını sardık. o anda gogo fırlayıp masadaki dosyayı açtı ve sınav kağıdını buldu. gözcü arkadaşa okeyi çaktı. gözcü arkadaş öğretmenin etrafını saran bizlere okeyi çaktı ve hepimiz yerimize geçtik.
teneffüs vakti gogo'nun yakasına yapışıp kağıdı aldık ve sınav testti. yine fotokopi ve yine 1 hafta sonra sınavda bütün sınıf 5 aldı. bir sonraki hafta, öğretmen sınıfta notları açıklarken dedi ki:
- sizi bir daha test yapmayacağım, birbirinize bakıyorsunuz :d :d
yıllar yılları kovaladı ve öğretmen oldum. hem de ortaokulda değil, lisede. kendime dedim ki: ortaokullular bunu yapıyorsa liseliler ne yapmaz. ve her sınavı sadece sınavdan önceki teneffüste kağıda döküyorum. fotokopiden aldığım çıktıları da, sadece öğrencilere dağıtırken elimden bırakıyorum.
öğretmen masasının hemen önünde "gogo" lakaplı kara-kuru diye tabir ettiğimiz tipten bir arkadaşımız oturuyor. fen bilgisi dersinde öğretmenimiz, gogo derste konuştuğu için (evde abisinin 2. dünya savaşından kalma mekanik saç kesme makinesiyle traş ettiği tren yolu kafasına) kafasına sağlam bir şaplak indirdi ve sıraların arasında yoluna devam etti. gogo, öğretmenin görüş alanından çıkmasıyla birlikte ayağa kalktı ve rezil olmuş hissinin verdiği sinirle öğretmenin arkasından senin a... der gibi parmak işareti yaptı ve bir hışımla öğretmen masasındaki dosyasının içinden bir kağıdı çekti aldı (sırf ona zarar ziyan olsun diye). kağıda şöyle bir baktı ve sınıfa dönerek sessiz ama kocaman bir sevinç ünlemi yaptı, şampiyonlar ligi finalinde gol atmış futbolcu edasıyla.
teneffüs vaktinin gelmesiyle birlikte gogo'nun başına üşüştük ve kağıdın, bir hafta sonraki yazılı sınavı kağıdı olduğunu gördük. hemen içimizden bir kişi gönüllü oldu ve kırtasiyeye giderek sınıf mevcudu kadar fotokopi çektirdi. bir hafta sonra sınavda, kağıdı dayadık döşedik. tabii bütün sınıf 5 aldı.
artık sınıfça kolaya alışmıştık. ikinci sınav vakti geldiğinde sınav kağıdını elimize geçirme planları yapıyorduk. sınava bir hafta kala ders esnasında, planlanan 10 kişi öğretmen ayağa kalktığı anda soru sorma bahanesiyle etrafını sardık. o anda gogo fırlayıp masadaki dosyayı açtı ve sınav kağıdını buldu. gözcü arkadaşa okeyi çaktı. gözcü arkadaş öğretmenin etrafını saran bizlere okeyi çaktı ve hepimiz yerimize geçtik.
teneffüs vakti gogo'nun yakasına yapışıp kağıdı aldık ve sınav testti. yine fotokopi ve yine 1 hafta sonra sınavda bütün sınıf 5 aldı. bir sonraki hafta, öğretmen sınıfta notları açıklarken dedi ki:
- sizi bir daha test yapmayacağım, birbirinize bakıyorsunuz :d :d
yıllar yılları kovaladı ve öğretmen oldum. hem de ortaokulda değil, lisede. kendime dedim ki: ortaokullular bunu yapıyorsa liseliler ne yapmaz. ve her sınavı sadece sınavdan önceki teneffüste kağıda döküyorum. fotokopiden aldığım çıktıları da, sadece öğrencilere dağıtırken elimden bırakıyorum.
devamını gör...
kahvaltıda çorba içen tip
kahvaltıda ne idüğü belirsiz yağlı fırın poğaçasından yiyen tipten kat be kat sağlıklı yaşayan kişidir.
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
devamını gör...
3.sınıftayken dönemin derslerini alamamak
arkadaşım tek ders alamadığı gibi 2.sınıftan da iki ders alamamıştı.kredili sistemde dersin çoksa işin zorluğunun kanıtıdır.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
“birinci tekil kişiye tutunun.” - edmund husserl
devamını gör...
yazarların en sevdiği kayahan şarkısı
kara saplantım.
devamını gör...
atatürk ne yaptıysa doğrudur ve asla sorgulanamaz
sen nasıl bir atatürk düşmanısın yahu, neymiş bu içindeki kin senin byn/by trolcük. kaç tane başlık açtın saldırmak için? hayırdır anlat anlat bitiremedin meramını dediğim yazarın açtığı başlıkmışş..!
devamını gör...
yapılan her iş eşliğinde müzik dinlemek
fırsatımın olduğu her anda yaptığım şey.yaptığım iş daha kolaylaşıyo ve zamanın daha çabuk geçmesini sağlıyo bence.
devamını gör...
