dostlar açın bir roman havası, söyle bir kurtlarinizi dökün hiçbir şeyiniz kalmaz. favorim pau-bonzai , silivri'ye gitmeme dilegiyle.
devamını gör...

kafa sözlük, sadece erkeklerin kafa kafaya verdiği eril bir platform değildir .
kafa sözlük, sadece kadınların kol kola verdiği feminist bir oluşum da olamaz.
kafa sözlük, kadın ya da erkek fark etmeksizin, iyiyi, doğruyu, güzeli, kaliteyi, insanlığı hedefleyen ve bu değerleri taşıyan güzel insanların bir arada buluştuğu taze bir mecradır.
devamını gör...

geceler iyi olsaydı benimle dost olmazdı. geceler güzel olsaydı üzerime bıkmadan usanmadan tüm ağırlığıyla çökmezdi.
bana '' iyi geceler '' diyene sadece gülümsüyorum ve '' iyi geceler seninle olsun '' diyorum içimden.
çünkü biliyorum ki bazı insanlar geceler için sadece birer av niteliğindedir. esir düşünce kaçamayacak cinsten, gözlerini açsa göremeyecek cinsten tutar sizi.
devamını gör...

bir dönem öyle revaçtadır ki kadınlar birbirlerine cadı olduğuyla ilgili iftira atarak sevmediği kişileri öldürtmüştür.
devamını gör...

ben de az önce bu başlığı açmayı düşünüyordum.
birileri benden çok yaşayacak.
ilgi görmemesi ilginç geldi.
aslında bold olması gereken bir başlık.
neyyyse
*
dün radyoda bir şarkı duydum.
o an bunu bir daha dinlerim diye düşündüm.
müsait olunca bakındım bir yerde bulamadım.
çocukları seferber ettim.
onlar da bulamadı.
yok anacım dediler.
açtım aynı radyoyu bulacam seni
şarkım dedim ve buldum.*
ama yani, yeni şarkı duyanlar,
yazın canım buraya,
sözlüğün misyonuna yaraşır bir başlık,
arşiv gibi olur,
10 sene sonra bakarız duygulanırız.
ben yazıyorum,
sizden de bekliyorum,
oturmaya mı geldiniz?
vera
cam kenarı
devamını gör...

yakup kadri karaosmanoğlu'nun kurtuluş savaşında yaralanan bir subayın hikayesini anlatan kitabı. karakterimiz savaşta bir kolunu kaybeder ve eri mehmet'in köyüne gider. porsuk yakınlarındaki bu köyde yaşananlar, aslında anadolu insanının o kadar da masum olmadığını gösterir. okunmasını kesinlikle tavsiye ederim.

edit: her anadolu insanı kötüdür gibi bi anlam çıkarmayınız. demek istediğim her anadolu insanının masum, iyi niyetli olmadığıdır.
devamını gör...

deniz arcak-eyvallah.
devamını gör...

galiba bunları bir kadın doğurmamış, ya da zamanında bir hatundan tekme yemişler kuyruk acısı nedeniyle kadınlara düşmanlık yapıyorlar.

zinhar eğitilmezsiniz lan siz ahaha, ezik kekolar. alıyorum bazılarından haberlerinizi, aşırı vasatsınız bilin istedim. *
devamını gör...

gökyüzü ve doğa dünya denilen çilehanenin nimetlerindendir. her nimetin bir külfeti de olur elbet.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: bu bana biraz abartı geldi)
devamını gör...

mutlaka her insanın çocukluk anılarında yer alan bir varlıktır o* bide renklileri vardı.
yazık kıyamam onlara.
devamını gör...

kafa sözlük kitap edebiyat kulübüyle beraber incelemesini yaptığımız ilk kitap. kendim de ayrıca bir inceleme yazmak uzun zamandır aklımdaydı aslında fakat şimdiye fırsat bulabildim.

öncelikle kitabı edebi yönden incelemeden önce yazıldığı dönemin tarihsel zeminine bir göz atmak lazım diye düşünüyorum. zira kitaptaki bazı noktaları anlyabilmek için o dönemin tarihsel koşullarını bilmek gerekiyor bence.

kitap sanayi devrimi ingilteresinde yazılmış. sanayi devrimi sömürge faaliyetleriyle elde edilen kaynaklar sayesinde üretimin arttığı, fabrikalaşmanın başladığı, makineleşmenin yaygınlaştığı bir dönem. bu dönemde iki farklı sınıfın öne çıktığını görüyoruz: sömürü faaliyetleri ve yapılan üretimlerle gittikçe zenginleşen burjuva sınıfı. ve burjuva sınıfının açtığı fabrikalarda çalışan işçi sınıfı. burjuvanın sömürü faaliyetleri sadece diğer ülkelerle sınırlı değil bu arada, işçi sınıfının da o dönemlerde yoğun bir sömürüye maruz kaldığını söyleyebiliriz. o dönemde insan hakları, ekonomik haklar, siyasi haklar gibi temel haklardan mahrum kalan işçi sınıfı 20 saate kadar varan acımasız ve sağlıksız iş koşullarında düşük ücretler karşılığında çalıştırılıyordu. üstelik sendikalaşma ve grev hakları da bulunmuyordu. dolayısıyla haklarını savunamayan işçiler karın tokluğuna çalışırken onların iş verenleri olan burjuvalar gittikçe zenginleşiyordu. haliyle bu iki sınıf arasındaki ekonomik ve toplumsal uçurum gittikçe büyüyordu. bu durumu gören wells bu iki sınıfın geleceğine dair ön görülerini bilim kurguyla süsleyerek aktarıyor okura. bunu yaparken darwinin evrim teorisidende etkilendiğini düşünüyorum.

kitapta işçi sınıfının geleceği morlocklar, burjuva sınıfının geleceği eloilar tarafından temsil ediliyor.

morlocklar zorlu yaşam koşulları nedeniyle vahşileşmiş, hayvansallaşmış bir tür iken eloilar çocuk gibi tasvir edilen, zihinsel gelişimlerini tamamlayamamış bir tür.
eloiların böyle olmasının sebebini ise yazar şu şekilde tarif ediyor:

"değişimin, tehlikelerin ve güçlüklerin altından zihinsel çokyönlülükle kalkılması görmezden geldiğimiz bir doğa yasasıdır. çevresiyle tam bir uyum sağlamış hayvan kusursuz bir düzenektir. alışkanlık ve iç güdü işe yaramaz hale gelmedikçe, doğa zekâya hiçbir zaman başvurmaz. değişiimin ve değişim gereksiniminin olmadığı yerde zekâ da olmaz. ancak çok çeşitli gereksinimleri ve tehlikeleri gidermek zorunda kalan hayvanlar zekâdan yararlanırlar."


kitaptaki zaman yolcusu karakteri iki defa zaman yolculuğu yapıyor. ilk gittiğimde bahsettiğim eloi ve morlocklar ile karşılaşıyor. ikincisinde ise çok daha ileri bir tarihe gidiyor ve

insanlığın tamamen ortadan kalktığı bir döneme denk geliyor. öyle bir anlatmış ki o dönemi bir an korku kitabı okuyormuş gibi hissettim


wells edebi olarak çok iyi bir yazar değil aslında. zaten bilim kurgunun yeni yeni yeşerdiği, bilimin yeni yeni gelişmeye başladığı o dönemlerde iyi bir bilim kurgu kitabı beklemek kendisine haksızlık olur diye düşünüyorum. fakat ön görülerinin oldukça kuvvetli olduğunu söyleyebilirim. ayrıca ondan sonra senelerce işlenecek olan zaman makinesi fikrini ortaya atan ilk kişi olması bakımından da vizyonu oldukça geniş birisi bence.

özetle benim okumaktan keyif aldığım bir kitap oldu zaman makinesi. muhteşem bir kitap değil belki fakat dönemine göre iyi yazılmış olduğunu düşünüyorum. okumak isteyenlere de rahat rahat önerebilirim.
devamını gör...

sen bilirsin.ne denizler dağlardan bu kadar yüksek,ne sevinçler acılardan bu kadar ayrı.daha önce dökülmesi yaprakların;doğrudur.yoksa neye benzer gül dönemi kiraz zamanı... umutsuzluk bile ne güzel bilir misin,ikide bir umudu getirir karşımıza.ölüm büyük bir saçmalık olurdu;ışık yüzlü bebekler doğmasa... sen bilirsin.ne denizler dağlardan bu kadar yüksek,ne sevinçler acılardan bu kadar ayrı... sen bilirsin.ne ben senden iyice başka biriyim,ne bu kuşlar göklerden başka bir şey.
afşar timuçin
devamını gör...

okunmadan ve gelişigüzel verilen seri oyları benimsemem. fakat beni bilen yazarlar bilirler, yavaş yavaş ve sırayla oy veren ( seri oy ile karıştırılmasın) ve aynı şekilde oy alan bir yazar olarak iyi olmayan tarafları da var.
mesela benim yazdıklarımı başka bir yazar gelip oylayacak. sayfamı inceleyecek, belki de sayfadan ayrılamayacak, yazılanlar takdirini kazanacak ve beğeni butonlarını yeşillendirecek. şimdi üç oydan sonra bundan sonra oy veremiyorum deyip sayfadan ayrılacak. beş dakika kadar bekleyip tekrar oylayacak ama yine üçer üçer oylayacak, belki de bu sebeple yazar, sayfaya dönüş yapmayacak.
oy veren yazar arkadaşlar var sağ olsun, daim olsunlar. aralarında belli saatlerde sözlüğe girip oylayanlar oluyordu. şimdi bu değişiklikten sonra sayfadan çıkıp geri dönmeyecekler belki ve yeni yeni tanımlar okunmadan araya kaynayacak.
bu seri olmayan, okuyarak ve yavaş puanlama sayesinde karşıdaki yazar hakkında iyi kötü bir fikir sahibi oluyorduk, karşıdaki yazar ancak böyle tanınabilir.

not : tanıma başlamadan önce sayın köylü yazardan ironiler rumuzlu yazarımızı ne güzel de okuyup oylayacaktım ki karşıma başlıktaki yazı çıktı. allah var, yazarın tanımları bir ışık ve huzur saçıyor. klavye takımları zeval görmesin.
devamını gör...

hayatımda hiç keşkelerim, pişmanlıklarım yok, tüm hayallerimi gerçekleştirdim. ülkem adına o kadar umutluyum ki, darısı diğer yazarların başına.
devamını gör...

ya şeydir işte.şey yav.anladın sen şey şey.

t:bi yeri yemediği için ne olduğumuzu söyleyemen yazarın açtığı başlık.
devamını gör...

evet kürtçü biridir ama uçurulmasını istemektense fikri ve ideolojik düzlemde tezlerini çürütmeyi yeğlerim. bugün türk milliyetçiliğinin kangren olmuş sorunu bu adamın nickaltında hortluyor. kaba kuvvete başvurup uçurulmasını isteyen çakma milliyetçilere tavsiyem bilginizle bu adamı ezebilecek olgunluğa erişebilmenizdir. milliyetçilik usculuk'tur.
devamını gör...

haber izledikçe başıma gelendir. bir tane düzgün gündemi yok siyasetimizin.
devamını gör...

sen nerdesin?

caddeden sokaklara doğru sesler elendi,
pencereler kapandı, kapılar sürmelendi.
bir kömür dumanıyla tütsülendi akşamlar,
gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar...
son yolcunun gömüldü yolda son adımları,
bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları.
mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda:
yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda,
yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye,
yollarını bekledim görüneceksin diye.
senin için kandiller tutuştu kendisinden,
resmine sürme çektim kandillerin isinden.
saksıda incilendi yapraklar senin için,
söylendi gelmez diye uzaklar senin için...
saatler saatleri vurdu çelik sesiyle,
saatler son gecenin geçti cenazesiyle,
nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü,
sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü...

faruk nafiz çamlıbel
devamını gör...

her şeyin alternatifinin evde yapılabileceğini gösteren youtube kanalı. kanalın sahibi eser abinin izleyicilerinden gelen önerileri dikkate alması ve tariflerin aslına uygun olması için ciddiyetle araştırma ve deneme yapması* muhtemelen bu kadar takdir görmesinde etkili olmuştur. yemek yapmayı ve yeni şeyler denemeyi gerçekten seviyor olsa gerek.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim