ben bu haberlerin altına oh olsun yazan mahlukları gördüm, * umarım burda da görmeyiz.
şucu diyin bucu diyin bi çocuğun ölümüne sevinebilecek kadar düştüyseniz bence oturun bi insaniyetinizi sorgulayın, ne yaptım da ben bu hale geldim diyin.
bu ölümlerin kayıpların daha çok insan tarafından bilinmesi ve tepki toplaması için daha kaç çocuğun ölmesi gerekiyor?
devamını gör...

eurovision konusunda ilgisi ve en ince ayrıntılara hakimiyetiyle tanıdığımız twelvepointsgoesto ile eurovision şarkı yarışması tarihinde yunanistan'ın serüvenini konuşacağız.
ara ara karşı kıyının ilginçliklerinden de dem vuracağımız eğlenceli bir yayın olacak. tüm meraklıları bekliyoruz. *
devamını gör...

var git ülkene
değme vişne cennetine
buralar hep dutluktu
sence biz o lafları yuttuk mu?
devamını gör...

''kimse bir başkasının karakterini şekillendiremez. kimse beni iyiliğe ya da kötülüğe teşvik edemez. ben kendimin efendisiyim ve ne olduğuma ancak kendim karar veririm.'' - epiktetos
devamını gör...

sosyal medyanın şekillendirdiği bazı insanların, gözlemleyebildiğimiz kadarıyla, uzaktan şöyle bir baktığımızda yaptığı bütün gülünç ve iğrenç şeylerin sebebi, bilerek ya da istemeyerek olgunlaşmaya olan mukavemetidir. birer aptal olarak kalmanın huzurunu yaşamaktadırlar; farkındalık, olgunluk, sağlamlık hayatın hiçbir döneminde ilgi çekici olmamıştır çünkü ve bugünün insanı ilgi açlığıyla yaşar.

evet, henüz birkaç dakika önce tüm galaksiyi yaratmışçasına çalımla gezen, birilerini rahatça aşağılama yetkisini kendisinde gören insanlarla doludur ortalık. bunu da genellikle gayet bilerek, işine böyle geldiği için yaparlar. falanca siyasi parti destekçilerinin birer eşşoğlueşşek, filanca takım taraftarının kıskanç hamamböcekleri olduğunu düşünür. kendisi gibi düşünmeyenleri linçleme konusunda şakşakçılarına güvenir ve onu mahvetme planlarını da ahmak şakşakçı sayısına bakarak kurar. işin en ironik yanı, birinin eşşoğlueşşek olduğunu ya da hamamböceği olduğunu anlatmak için son derece yetersiz, rezil bir cümle kurmasıdır. bu cümle, uzaktan bakıldığında hedefe gidiyor görünür ama anlamak için çaba gösterdiğinizde beyninizden vurulmuşa dönersiniz.

bunlarla münakaşaya girdiğiniz zaman size verecekleri cevap, alakalı alakasız konunun bir yerini almak ve orayla alakalı, asgari bir zeka seviyesi gerektiren risksiz bir cümle kurmaktır. sözgelimi kırmızı ambalajlı ülker çikolatalı gofret almış annesine dönüp "anneci kan da bu renk ve damarlarımızda gezer" diyen bir çocuk gibi davanırlar. sonra da bu tartışmaya daha fazla beyinlerinin yetmeyeceğini düşünüyor olmalıdırlar ki; "hadi hayırlı traşlar" anlamına gelen bir sözle bitirirler. "eğer o böyleyse, bu da şöyledir, yine haksız çıktın, teşekkürler" gibi bir cümledir genellikle.

bunların öyle milyonlarca takipçisi olan insanlar olduklarını düşünmeyin sakın. çok çok az populerleşmiş, kendi çemberinde popüler insanlar da bunu yapıyor. bizim bu yeni insan tiplerini incelememizin, bunları tanımlamamızın sebebi de hiç ummadığımız insanların, belki bir akrabamızın, belki rastgele tanıştığıöız birinin, bir lise arkadaşımızın da böyle biri olabileceğidir. o yüzden bugünün dünyasında sosyal medya davranışları da insanları değerlendirmekte bir kriter olarak ele alınmalı.
devamını gör...

"güm güm çalındı
kapım-
açtım baktım ki
yalnızlığımmış."
c. süreya

eğlenceli mısra olarak çevrilen geleneksel japon şiir türüdür. az sözle çok şey anlatmak amaçlanır. bu yüzden ki yazımı, güçlü kalemler tarafından başarıya ulaşır.
haiku, imgelerden uzak bir anlatıma sahiptir. geleneksel şiirden farklı olarak algılama değil görme biçimi olarak kabul edilir.
kısalığın ve yalınlığın etkileme gücüyle modern insanın varoluş sorunları ve çağın yarattığı çelişkiler yansıtılmaya çalışılır.
türkçedeki hece sayısıyla japonca benzerlik gösterdiği için bu şiir türü edebiyatımızda da yer bulmuştur. 5+7+5 ya da 7+7'lik hece ölçüleri ile yazılır.

"bu yılın da sonu geldi
gizledim bizimkilerden
saçıma ak düştüğünü"
ochi etsujin
devamını gör...

erkeklerin kadınları hizmetçi olarak görmeleri desek daha doğru.
devamını gör...

aşk ve ölümün aynı potada eridiği charles baudelaire şiiri. orijinal ismi la mort des amants olan şiir baudelaire'ın les fleurs du mal (kötülük çiçekleri) şiir koleksiyonunda yer alan ve ne yazık ki çeviri sırasında duygu yoğunluğunu kaybetmese bile temsil ettiklerinin pek çoğunu yitiren bir şiir. esasında baudelaire şiirde ölümü yalnızca son dizesi haricinde kullanmamış daha çok şiir boyunca onu başka biçimlerde sembolize etmiştir ve sözü geçen aşkın manevi olduğu da aşikar. şiir incilden pek çok göndermeye sahip olmasının yanı sıra ölüm bir ayrılık hali olarak değil ulaşılması gereken bir ideal olarak resmediliyor baudelaire tarafından. yani daha açıkça anlatmak gerekirse ölümün nihai sonu temsil etmesinden ziyade aşıklar için sonsuzluğa açılan bir kapı görevi görmesinden dolayı ulaşılacak/kavuşulacak veya sahip olunacak bir noktada durmasını sağlıyor. şiirin çeviri sırasında temsil ettiklerini yitirmesinin sebebi de bir noktada bundan kaynaklanıyor. yoksulların ölümü veya orijinal ismi ile la mort des pauvres şiirinde gördüğümüz ölümü yüceltme durumunu bu şiirde de görüyoruz ki o şiirde de incil göndermeleri çok sık yapılıyor ama baudelaire yoksulların ölümü şiirinde ölümü yaşayan herkesi eşit şartlara getirecek bir durum olarak gördüğü için yüceltirken bu şiirde sonsuzluğa açılan kapı işlevi gördüğü için yüceltiyor yine de tüm bu farka rağmen esasında benzer düşüncelerin ürünü bu iki şiir; ölüm arzu edilene doğru giden bir yoldur düşüncesi iki şiiri de besliyor.


yatağımız olacak ,hafif kokuyla dolu,
divanımız olacak ,bir mezar gibi derin;
bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
o garip çiçekleri süsleyecek konsolu.


nous aurons des lits pleins d'odeurs légères,
des divans profonds comme des tombeaux,
et d'étranges fleurs sur des étagères,
ecloses pour nous sous des cieux plus beaux.


son sıcaklıklarını sarfederek hovarda,
birer ulu meşale olacak kalplerimiz;
çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
ikimizin ruhunda, o ikiz aynalarda.


usant à l'envi leurs chaleurs dernières,
nos deux coeurs seront deux vastes flambeaux,
qui réfléchiront leurs doubles lumières
dans nos deux esprits, ces miroirs jumeaux.


pembe, lahuti mavi bir akşam saatinde,
veda'la dolu, uzun bir hıçkırık halinde
yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri;


un soir fait de rose et de bleu mystique,
nous échangerons un éclair unique,
comme un long sanglot, tout chargé d'adieux;


nihayet kapıları biraz aralayarak,
sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak
buğulu aynaları ve ölmüş alevleri


et plus tard un ange, entr'ouvrant les portes,
viendra ranimer, fidèle et joyeux,
les miroirs ternis et les flammes mortes.


devamını gör...

çok can sıkıcı bir durum. şimdi dayak atamayacaksak klavye başından benim tansiyonumu yükseltmeye ne hakları var bu pis solcuların ?

offf dm den berivanla konuşmamızı baltaladınız toplumsal kaynaşma yapıyorduk ne güzel arsız herifler.
devamını gör...

öncelikle darbe için teşekkür etmek istiyordum, lakin;
sonralıkla işi "kaşar"a bağlayıp,
şimdi de çalan rasputin ile odanın ortasında haka dansı yaptırdığınız için teşekkürler..
radyo bomba gibi döndü..
--------------
şaka bir yana, hepsine dahil olamadım muhabbetin fakat oldukça eğlendim son yarım saatlik bölümde..
ağzınıza sağlık.. iyi ki varsınız..
*

edit.. maşallah dediğim 40 saniye yaşamıyor.. rasputin'den müslüm baba'ya dikey geçiş.. şimdi haka dansı yerine hakanadak olduğum yere oturup sabah ezanı dinliyorum... seviliyorsunuz.. çüüzzz (son edittir. )
devamını gör...

''kimse bir başkasının karakterini şekillendiremez. kimse beni iyiliğe ya da kötülüğe teşvik edemez. ben kendimin efendisiyim ve ne olduğuma ancak kendim karar veririm. ''

epiktetos- kendisinin efendisi olmayan hiç kimse özgür değildir
devamını gör...

kadıköy

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kimsenin beni tanımadığı bir yerde yeni bir hayata başlardım.
devamını gör...

fikre bayılarak bir süre kullandığım ve hala düzenli bir mektup arkadaşı edinemediğim uygulama. amerika'ya mektup atıyorum 2 gün gitmiyor, karşıdaki de beklemekten sıkılıyor herhalde, muhabbet devam etmiyor. yine de gelen mektubu beklemenin verdiği heyecan sayesinde sevdiğim bir uygulama kendisi.
devamını gör...

bir john donne şiirdir.

tam dört asır önce yazılmış bir şiir ve ben john donne’un bu şiiri yazdığı zamanın üzerinden geçen onca seneye rağmen tıpkı onun hissettiklerini hissediyorum şiiri okurken. her seferinde.

hiç kimse bir ada değildir. ilk okuduğumda bu şiir bana anlamlı gelmemişti, aslında anlamlı gelmemek değil de şairle aynı fikirde olmadığımı düşünmüştüm. ya da dürüstçe söylemek gerekirse onun haksız olmasını istemiştim içten içe.

bütün distopik hayallerimde kendimi ben efsaneyim dünyasında gördüm ve bunu istedim de. hayallerimde ada olmak için çok çaba sarf ettim. dört yanım insanların bana ulaşmayacağı derin ve dalgalı sularla çevrili olsun istedim. hala zihnimin derinlerinde saklarım bu dalgalı hayali.

ama yaş aldıkça anladım ki john donne haklıydı. dünyanın neresinde olursa olsun bir insan öldürüldüğünde eksiliyorum ben de, biz de. kaybımız büyük bunca asırdır ve belli ki daha çok eksileceğiz. auschwitz’den sonra şiir yazmak barbarlıktır, derdi adorno. eksildikçe yazmaya devam ediyoruz. belki ahenkli cümleler acının dansıdır.

ernest hemingway de kayıtsız kalmamış şiire ve almış bir kısmını bir romanının adı yapmış. o zaman bu tanımı o büyük ustanın önünde de saygıyla eğilerek ve son uyarımı yaparak bitireyim:

sorup durma çanların kimin için çaldığını
senin için çalıyor.



no man is an island,
entire of itself;
every man is a piece of the continent,
a part of the main.

ıf a clod be washed away by the sea,
europe is the less,
as well as if a promontory were:
as well as if a manor of thy friend's
or of thine own were.

any man's death diminishes me,
because ı am involved in mankind.
and therefore never send to know for whom the bell tolls;
ıt tolls for thee.



ada değildir insan, bütün hiç değildir bir başına; anakaranın bir parçasıdır, bir damladır okyanusta; bir toprak tanesini alıp götürse deniz, küçülür avrupa, sanki yiten bir burunmuş, dostlarının ya da senin bir yurtluğunmuş gibi, ölünce bir insan eksilirim ben, çünkü insanoğlunun bir parçasıyım; işte bundandır ki sorup durma çanların kimin için çaldığını; senin için çalıyor.
devamını gör...

fazlasıyla okudukları için yüksektir. sorguladıkları için olacak epey zeki olurlar.
devamını gör...

bahar kokusu
devamını gör...

çok utangaç ve alıngan insanların dilinden düşmez. başta iyi bakabilirsiniz ama zamanla çok can sıkıcı olur.
devamını gör...

canlı piyano dinletisi hizmeti veren cağnım yazar. biletleri ben kesiyorum. kontenjanımız sınırlıdır.**
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

işte, en güzel, kızım gibi olmalı.

böyle giyinip, böyle poz vermeli.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim