2021'de cannes'da altın palmiye alan film.

başından itibaren babası ile geçinemeyen bir kız çocuğu var. ama sonradan itfaiye şefi ile kurduğu ilişkide görüyüroz ki babası ile geçinemesinin asıl sebebi babasının suçu. baba ilgisiz, sevgisiz vb. sonra kız çocuğu bir kaza geçiriyor ve beynine titanyum takılıyor. bu titanyum yüksek ihtimaelle nörolojik bir takım mekanizmaları tetikleyerek kızımızın makinelere aşık olmasına sebep oluyor. bu sebeple kızımız araba fuarlarında orada burada makineler üzerinde dans etmeye başlıyor. boş zamanlarında arabalar ile sevişiyor, onlar ile cinsel ilişkiye giriyor. niye illa cinayete meyli var tam olarak anlayamıyoruz? insanlardan gerçekten sıcak ve samimi bir ilgi görememesinde sanırım. yalnızca cinsel manada bir istek gördüğü için insanlardan onları öldürme isteği uyanıyor kızımızda çünkü kendisi makinelere aşık, onlara ilgi duyuyor. burada transhumanist bir takım mesaj verme kaygıları devreye giriyor. kızımız bir arabadan hamile kalıyor ve filmin sonunda insan-makine karışımı bir ucube dünyaya getiriyor. filmlerde ve medyada pompalanan ideolojiye baktığımızda artık insan-makine karışımlarına ucube demek ırkçılık olarak anlaşılacak sanırım. son matrix filmi ve şimdi de altın palmiye alan bu film, insan makine dostluğu, insan makine karışımının arzu edilebilirliği ve hayal edilebilirliği açısından bir propaganda işlevi görüyor. allah sonumuzu hayır etsin.
devamını gör...

hayatımda sadece bizim ailede duyduğum atasözü:

(bkz: s*kinde ekşimik görmüş, mandıra sanmış)

hayır bir de diyorum ki "siz mi uydurdunuz? doğru söyleyin." ısrarla bunun bilinen bir atasözü olduğunu söylüyorlar. *
devamını gör...

yakında aralarına katılmayı umduğum insan grubu.

oyunlar... bayılırım oyun oynamaya! zamanlı zamansız hem de... sınavlara hazırlandığım dönemlerde yarım saat ders çalışsam 1 saat oyun oynardım. şimdi de oyun kodlamak için kolları sıvadım. olur da kafamdaki kadar büyük işler gerçekleştirebilirsem ve kapağı uzay çalışmaları da yapan bir ülkeye atarsam, tekrar kendi işime geri dönerim belki.

dua edin benim için.
devamını gör...

kendisi dünyanın en çirkin kadını unvanına sahip olmuş bir insan. hemşire olan mary ann webster, 29 yaşında thomas bevan ile evlendi. tam 4 çocukları oldu. bundan bir süre sonra uzuvlarında kas ağrıları, baş ağrısı gibi ağırlar hissetti. hastaneye gittiklerinde doktorlar mary’e tam olarak neler olduğunu anlayamadılar. birkaç zaman geçtikten sonra, hastalık ilerledi ve semptomlar da farklılık gösterdi. yüzünde anormal bir büyüme başladı. bu hastalığın adı akromegaliydi( vücutta aşırı miktarda büyüme hormonuna neden olan ve kemik, iç organ ve yumuşak doku büyümesine yol açan bir nöroendokrin bir bozukluk ).20. yüzyılın başlarında oldukları için bu hastalığa çözüm bulmak bir yana dursun tanı bile konamıyordu. günümüzde tedavisi mümkün ama 20. yüzyılın başında olan mary çaresiz bir durumdaydı. gitgide giden güzelliği onu harap ediyordu. eşi thomas bevan, ondan desteğini hiç esirgemedi. her zaman karısına destek oldu. tabii bir süre sonra kendisi bu dünyadan ayrılmak durumunda kaldı. mary eşi öldükten sonra 4 çocuğuna bakmakta fazlasıyla zorlanıyordu. işe girmek istiyordu ancak görünüşü nedeniyle kendisine iyi bir iş verilmiyordu.sokaklardaki insanlar kendisiyle dalga geçiyorlardı. gel zaman git zaman mary bir yarışmanın yapılacağını duydu: “dünyanın en çirkin kadın yarışması”
yarışmanın ödülü oldukça yüksek bir miktardı. bu nedenle mary, yarışmaya katılmaya karar verdi ve kazandı.yarışmadan sonra mary’nin sıra dışı yüzünden dolayı basın peşini bırakmadı.ancak mary, tüm bunlara göğüs gerdi ve durumunu gelire dönüştürdü. sirkte çalışmaya başladı. ne kadar durumuna üzülse de çocuklarına bakmak zorundaydı. baktı da, dünyanın en çirkin kadını unvanını alsa da kendisi çocuklarının gözünde en güzel anneydi. uzun bir süre sonra 1933’te 59 yaşında vefat etti.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ryuzaki'nin göze çarpan en belirgin fiziksel özelliklerinden.
devamını gör...

ingiliz şair. dünyada rönesans kavramını giorgio vasari'den sonra kullanan ikinci isimdir.

"avrupa ve avrupa aklının geceye gizlendiği bir dönemde, tanrı'nın 'rönesans olsun!' demesiyle her şey aydınlığa kavuştu"
devamını gör...

sadece zahmetsiz yormadan yorulmadan. dokunsan kırılcak gibi, vursan devrilmiycek gibi. güclü ve nahif işte.
devamını gör...

girdiğim entry sayısından 1.5 kat fazla oy vermişim la ben sizin için daha napiyim?.
devamını gör...

ben de eskiden, neden yanardağların ağzına beton döküp de kapatmıyorlar, diye düşünürdüm. çok eskiden ama bayağı bir eskiden.
devamını gör...

@lucifer ----> @gerceklucifer

öz hakiki tosunpaşa benim.

ekleme: bu iki mahlası karıştıracak kadar mal değiliz. başlık birleştirilmeden önce benzer nickler gibi bir şeydi.
devamını gör...

daha iki haftalık bir yavrucukken gelen ve on yıl bizimle yaşayan minik, ağzı laf dolu arkadaşımdı bir tanesi. son kez gözlerime bakıp gözünü yumuşunu unutmuyorum hiç. 15 yıl oldu nerdeyse hala özlerim.
devamını gör...

matematikle adam çok kötü olmasına rağmen 4 işlemi genellikle rahat bir şekilde kafadan yapabiliyorum.

çocukluktan beridir böyle bu durum.
devamını gör...

gecenlerde bir makale okudum, covid onlemleri olmasa su ana kadar enfekte sayisi toplamda 5,3 milyar insan, ölüm sayisi globalde 65 milyon olacakmis. bunu ulke vakalarina oranlarsak turkiyede yaklasik 1,5 milyon kisi virusten dolayi ölmüs olacakti demek bu. ve bunun daha varyantlari vs var yani bu rakamlar daha da yukselecekti muhtemelen. ınsanlar sunu anlamiyor, dunya her yuz senede bir global salgin yasiyor. yahu ispanyol gribi 1.dunya savasindan daha cok insan oldurmus avrupada. veba ise avrupa nufusunun 3te 1ini yok etmis. hatra ispanya ulkede erkek nufus cok azaldigi icin 2.dunya savasina katilamamis.

yani bu pandemide 3 secenek vardi;

1) hicbir onlem alinmayip, asi vs calismasi yapilmayip 2 senede bitecekti, ama bu esnada dunyada 150 milyon ölüm yasanacakti, turkiye'de ise yaklasik 2,5 milyon.

2) tum dunya tam kapanma yapacakti, gerekirse çin'in yaptigi gibi sehirlere zincir cekilecek, kapilar insanlarin ustune demirlerle kapatilacakti, kaos yasanacakti ancak pandemi hemen bitecekti.

3) kontrollu ve tedbirli ilerlenip tam kapanma yapilmadan zamana yayilacakti. bir asinin ortalama gelistirilme suresi sonucta 7 sene. aslinda insanlar asiyi 7 senede buldugundan degil. virus kendini ortalama bu surede pasifize ediyor ve olumcul olmaktan cikiyor. yillar icinde de eger kaybolmazsa gundelik hayata karisiyor. ornegin sizin normal zamanda gecirdiginiz influenza aslinda ıspanyol gribi. ancak ayakta atlatiyor cogu insan.
devamını gör...

bizde güçler ayrılığı ilkesi uygulanmakta. yasama annemde, yargı babamda, yürütme de bende.*

demokrasi iyidir; herkese tavsiye ederim.*

inanç sistemine gelince... eğer bir tanrı varsa kesinlikle kedidir; bilmem söylememe gerek var mı?*

t: aile içerisindeki boktan ve gereksiz güç dinamiklerinin ilkokul münazaras formatında tartışıldığı bir garip başlık.
devamını gör...

gelirse ekime, gelmezse *kime.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benzerlik. size benzemeyen birine yakın hissediyorsanız farkında olmasanız da aslında olmak istediğiniz halinize benziyordur, benzerlik olmadan yakınlık çok zor. sürekliliği için ise yakın düzeyde iq, saygı ve daha bir sürü şey sıralanabilir.
devamını gör...

on dokuz saniyelik bir kitaptır pierre charras’ın yazdığı…

sandrine ve gabriel ayrılmak ya da yola devam etmek konusunda verecekleri kararı bir oyunla süslemeye karar verirler ve gabriel 25 yıldır aşık olduğu karısı sandrine’i 17:43 metrosunun kapısında beklemeye karar verir. eğer sandrine gelirse ilişki sürecek eğer gelmezse bitecektir. roman işte tam burda başlar metro görünür ve 19 saniye içinde olanları anlatır charras ve sonrasını.
sarı montlu adamı örneğin ki bu adam sarı montuyla herkesin dikkatini çekerek görünmez olabileceğine inanan bir adamdır ve bunu da başaracaktır. sonra eşcinsel adamın bulduğu çantanın içindekilere duyduğu cinsel merakının sonuçlarını görürüz. metro kapısı kapanmadan önce son anda sarı montlu adamın yardımıyla metroya binen 16 yaşındaki kızın zihninde dolananları. huysuz adamın kadınlara sahip olmak için kurduğu hayalleri ve onlara dokunmaktan ne kadar nefret ettiğini, ve sandrine’i ve diğer kadını ve olanların şaşırtıcılığını.

tam işte sürpriz buymuş derken karşınıza çıkan diğer sürprizlerle hayranlık dozunuzu artıracak olan bu kitap fnac ödülünü bileğinin hakkıyla kazanmış bir şaheserdir. sizce “on dokuz saniye”de neler olabilir?
devamını gör...

eskiden, zor anlayan insanlar için kullanılan bir benzetmeydi. benim de yetiştiğim jetonlu telefonlar dönemi. jetonlar, yuvarlak ve kanallı olurdu. yuvası da ona uygun tabi. köşeli olması; kanalda ilerleyemeyeceği ve hazneye düşemeyeceği için tınnn sesini çıkaramayacağı anlamına gelir. işte bu hazneye düşme sesi zihnin "kavrama" işiyle benzeştirilmiş. jetonu geç düşen de denirdi.
işte bu jetonu geç düşen insanlar; bu deyimi kullanırken, kenar sayısınını arttırdıkça daha ağır bir ifade haline getireceklerini zannedip 8-10 köşeli filan de derlerdi. aynı birinin dönekliğini ifade etmek için "360 derece döndü" der gibi. halbuki köşe sayısı arttıkça yuvarlağa, dönme derecesi arttıkça da başlangıç noktasına yakınlaşılır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim