maaş. bir bakıyoruz var,sonra hooop yok.
devamını gör...

80 ili bi haledersem yurt dışına da açılırız. inşallah.
devamını gör...

kelime-i şehadet getirmek.
devamını gör...

hedefe odaklanmak ve hırs. ben şahsen hayranım bu tip insanlara çünki hayat akışı her zaman düzenli değildir. amacınıza giden yolda aksamalar, aksilikler ve hatta ekstra işler mutlaka karşınıza çıkıyor. hedefinize ulaşmaya çalışırken bütün zorlukları atlatabilmek büyük meziyettir. tabi burada ''her yol mübahtır'' anlayışı ile ilerlenmiyorsanız. yani etik değerleri de yok saymıyorsanız; vallahi helal olsun hırsınıza ve odaklanma yoğunluğunuza.
devamını gör...

hani derler ya resimle, müzikle, şiirle falan uğraşanların en güzel eserleri çekilen çileler sonucu ortaya çıkmış eserlerdir diye, işte bunun bir ispatı da nazım hikmet'in "ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında" şiiridir.
buyrun şiirin hikayesi.
nazım hikmet gülhane parkındaki bir ceviz ağacının altında sevgilisi ile buluşmak üzere randevulaşır. buluşacakları gün gülhane parkına gider ve ceviz ağacının altında beklemeye başlar. tam bu sırada polisler de orada devriyeye çıkmıştır. o dönemlerde nazım hikmet arananlar listesinde olduğu için polislerden gizlenmek durumunda kalır ve bu ceviz ağacına çıkar. ağacın tepesindeyken sevdiceği gelip her şeyden habersiz ceviz ağacının altında beklemeye baslar. polislerden dolayı aşağıya seslenemez ve çaresizce çıkarır kalemi kağıdı ceviz ağacının tepesinde bu şiiri yazar; “ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında. ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında.

edit: imla
devamını gör...

hava karardıktan bir saat sonrasından havanın aydınlanmasına bir saat kalana kadar ki zaman dilimi hukuk dilinde gecedir.
devamını gör...

ayarı iyi yapılırsa sağlık için tıkır tıkır işleyen saattir.
devamını gör...

"çocukluğumdan beri başkaları gibi olmadım. dünyayı diğerlerinin gördüğü gibi görmedim. tutkularımı ve kederimi, onlarla ortak bir kaynaktan almadım. yüreğim uyanmadı başkalarının sevinç duyduğu seslerde. ve sevdiğim her şeyi, yalnız sevdim."

amerikalı şair, yazar, editör ve edebiyat eleştirmenidir kendisi. romantizm akımının önde gelenlerinden olduğu için benim de çok sevdiklerimdendir.
devamını gör...

böyle bir olaya tanık olsam ne yaparım en ufak fikrim yok. çünkü daha önce defalarca tanık oldum, her birinde farklı bir aksiyon aldım fakat hangisi doğruydu bilmiyorum.

eşinin saçlarından tutup diğer eliyle kafasına vuran bir adama arkadan yaklaşıp kollarını tuttum, beni ittirdi ve yere fırlattı. olay çözüldüğünde polis merkezinde polis bana "böyle şeylere karışma, dönüp sana da saldırsaydı ne yapacaktın? karışma" dedi.

başka bir olayda komşumun evinden çığlıklar yükseliyordu, polisi aradım, geldi. aşağıdaydım, polise daireyi tarif ettim. polis girdi adamla kadını kolundan tuttu arabaya bindirdi. arabaya giderken kadın bana bakıp "sen mi aradın polisi .....çocuğu, görürsün sen" gibi bir cümle kurdu. ertesi gün evlerine geri göndermiş polisler bunları. orada geçici süre kalıyordum, kaldığım süre boyunca da mümkün olduğunca çıkmadım evden, korktum.

başka bir olayda bir parkta sevgilisini saçlarından tutup yerlerde sürükleyen birine denk geldim, uzaktaydım biraz, bağırdım. gençti saldırgan. bana doğru döndü, 4-5 adım attı, elinde parlayan bıçağı gördüm. yoluma devam ettim az ilerde polisi aradım ve izlemeye koyuldum kuytu bi yerden. çocukla kız yan yana gittiler polis gelmeden. kız ne bağırdı ne kaçmaya çalıştı. saçlarını düzeltiyordu. polis de geldi, arabayla parkın etrafında tur attı gitti.

başka bir olayda bir kitapçıda karısının kafasına kitapla vuran bir adamı durdurmaya çalıştım, çalışanlar geldi "karışma sen biz polisi aradık" dediler uzaklaştırdılar beni. adam da kadının kafasına vurmaya devam etti, çalışanlar da uzaktan adama bağırdılar, başka hiçbir şey yapmadılar.

üniversiteye ilk başladığım yıllarda yurtta kalıyordum, yurt da epey kötü bir yerdeydi: uyuşturucu, cinayet, hırsızlık alayı vardı. ismi duyulmuş bir semtti zaten. devasa bir park vardı. orada iki çocuğun bir kıza saldırdığını gördüm, kız birinin sevgilisiydi sanırım. korktum yaklaşamadım, çünkü berbat bir mahalleydi ve saldırganların tipleri de biraz tuhaftı. polisi aradım, 23 dakika sonra geldi polis siren çala çala. saldırganlar saldırmayı bırakıp birisi kızın kolunu tuttu, diğeri de başka bir şeyle ilgileniyormuş gibi yaptı. polis parkın etrafında arabayla bir tur atıp gitti.

başka bir olayda çarşının orta yerinde karısını arabadan tartaklayarak çekip yere fırlatıp tekmeleyen bir adam görmüştüm. işlek bir yerdeydi. çevredekiler bağırıyordu, kimse müdahil olmadı ama. 30'larının başlarında bir adam atıldı saldırganın üstüne, saldırgan savuşturdu onu, sonra çektiği bıçağı sapladı adama. karnını tutan adam yere yığıldı, 10dk sonra polis geldi ambulans geldi herkesi topladı gitti.

mahallede apartmanın önünde karısına saldıran 30'larında bir adamı tüm mahalleli camdan izledi. ötedeki apartmanda 4. katta oturan bir adam elinde kürekle indi 5-10 dk sonra. saldırgana vurdu bi' tane. sonra kadın girdi araya, kocasına siper oldu, eve götürdü.

sevgilisine saldıran bir liseli/üniversiteli gördüm, kuytu bir yerdi. çocuğa bağırdım, küfürler savurdu bana. gittim üstüne, bana döndü saldırmaya kalktı. kız kolundan tuttu çocuğu yapma diye. çok canım sıkkındı zaten o gün. çocuğa laf attım bilerek, saldırmaya çalışsın istedim, saldırdı da. sonra savuşturdum, dövdüm. dinlene dinlene dövdüm, ciddiyim. yarım saat civarı. çocuğun gözünü hırs bürümüştü, yerlerde yuvarlanıyor ama küfür etmekten ağzından köpükler saçmaktan geri durmuyordu. çocuk yere yuvarlandıkça kız, çocuğun üstüne atıldı kaşına gözüne baktı. çocuk kızı kenara itip bana saldırmaya devam etti her seferinde. çocuğun kalkacak dermanı kalmayana kadar dövdüm. kaşını gözünü patlamadım, en fazla kolunda bacağında morluklar olmuştur. yoruldu zaten dayak yemekten. en son "bu kıza ya da başka birine saldırdığını görürsem bir daha böyle bırakmam, dahasını yaparım" dedim*. kız da beni itmeye, uzaklaştırmaya falan çalıştı. kızı da tuttum kolundan evine götürdüm, dedim ben teslim etmeyeyim ailene sokağın başında bekliyorum, sen kendin git. gitti sonra.

bu ve bunun gibi bir sürü şey daha... bizzat aile içinde de küçüklüğümden beri çok fazla şiddete tanık oldum. fakat halâ nasıl aksiyon alınır kestiremiyorum. söyleyeceğim tek bir şey var: böyle bir şeyi deneyimlemedikten sonra buraya "ben olsam şöyle yapardım böyle yapardım" demek inanın çok kolay oluyor. bu yüzden olaya müdahil olana da olmayana da kızamıyorum ben.*

çözüm ne inanın bilmiyorum.

ekleme: yaşadığım olaylarda saldırıya uğrayan kadınları asla suçlamıyorum yanlış anlaşılmasın. polisi de suçlayamıyorum. babam emekli polis memuru, yılların polisi. yaşadığı bin türlü olay var buna benzeyen. söylediği tek bir şey var: bu tür şiddet olaylarının %99'unda kabak polisin başına patlıyor. şiddete uğrayanların büyük çoğunluğu* karakolda polise saldırıyormuş, "neden geldiniz, işinize baksanıza siz" diye... anlamak çok güç gerçekten...

ekleme: bu tür olaylar sadece türkiye'de yaşanıyor zannediyorsanız yanılıyorsunuz. bu, insanlığın ortak sorunu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


eurostat’ın rakamlarına göre, kadına şiddetin her alanda yaygın olarak görüldüğü fransa’da 2019 yılı başından bu yana en az 130 kadın eski eşi ya da sevgilisi tarafından öldürüldü. bu rakam 2017 yılında 123 kadın iken, geçtiğimiz sene ise 108 olarak kayıtlara geçti.

fransa'da her yıl yaklaşık 200 bin kadının şiddet mağduru olduğu ifade ediliyor.

almanya’’da “kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü” kapsamında yayımlanan rakamlar da ülkede kadına şiddetin büyük bir sorun olduğunu ortaya koydu.

ülkede 2018 yılında tecavüz, taciz ve zorla fuhuş mağduru 114 binden fazla kadın olduğu belirtilirken, yine geçen sene üç günde bir kadının yani 122 kadının öldürüldüğü duyuruldu.

italya’da ise italyan araştırma enstitüsü tarafından yayınlanan rakamlarda kadın cinayetlerinin artış gösterdiği belirtildi. son beş yılda 538 bin kadının eşleri tarafından fiziksel veya cinsel istismar gördüğünü duyuran enstitü, geçen sene 142 kadının öldürüldüğünü açıkladı.

bu arada romanya ise milyon kişi başına düşen kadın cinayeti sayısında 4.3‘lük oranla avrupa’nın en yüksek seviyesine sahip. buna göre, romanya’yı 4.2 ile macaristan, 3.6 ile ise cinsiyet eşitliği bakımından örnek gösterilen finlandiya takip ediyor.


devamını gör...

jüriyi dolandıracak dolandırıcıyı dolandıran dolandırıcılar şeklinde tekerleme yapılabilecek hededir.
devamını gör...

bunu okuyorsanız büyük ihtimalle bir intj'sın. yalnız değilsin, birbirimizi bulup aptal kalabalıktan kurtulmamız gerek
devamını gör...

annem evde kitap okunmasini da istiflenmesini de sevmeyen bir kadın (esasında kitap sevmiyor) olduğu için evdeki tüm kitaplar koliler içinde garajda istiflenmiş duruyordu. ihtiyacımız oldukça almak için garaja inip yerine önceki kitabı bırakmak sureti ile eve yeni kitap sokabiliyorduk.
neyse ki geçen yaz patlayan su deposu sayesinde ıslanan koliler kendilerini koyvermiş kitaplar şu içinde yüzer hale gelmiş. bu duruma sevinen anneme gün doğmuş bunlar işe yaramaz kafasiyla çöpe attırmış. bu kadarla kalsa yine iyi... öğrendim ki canim annem evdeki üç ciltlik kubbealtı lügatini da 'kimin işine yarar bu?' deyip atmış.
bari iskenderiye hamamlarinda yaktırsaydın dedim öylece duruyor karşımda, halife ömer gibi kadin evlerden ocaklardan ırak.
devamını gör...

no one can interfere with everyone’s lives olarak çevirilince küresel ölçekli bir hayat mottosu olabilecek söz öbeği.
devamını gör...

--- alıntı ---

bazı yeni ateistlerin bu yanlış algıdan hareketle "inanmak istemiyorum, bilmek istiyorum" gibi sloganlarla dini eleştirdiğine rastlarız. oysa bilginin kendisi de bir inanç türüdür, bilgi doğru olma özelliğine sahip gerekçelenmiş bir inançtır. dünyanın yuvarlak olduğunu biliyorum, ama dünyanın yuvarlak olduğuna inanmıyorum demek saçmadır, bir şeye inanmadan onu bilemezsiniz.

dahi ve dindar ısaac newton, enis doko

--- alıntı ---
bunu okuduktan sonra üzerine çok düşündüğüm konu. şahsi fikrim de bu yöndedir . bilgi doğru olma özelliğine sahip bir inançtır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çokça yaşadığım durum. ardından paradoksa girip anlatamadığımı anlatmaya çalışıp kendimi asla anlatamam. öyle de gariptir.
devamını gör...

uzun zamandır hiç bitmeyen bir "bugünün" içine hapsolduğumuz için yaşamış olduğumuz ruh hali.
devamını gör...

takip eden 14 arkadaşa ayriyeten teşekkürlerimi sunuyorum.
çok sağolun.
devamını gör...

benim efendim o dem vurucu. çünkü benim kedim sokakta yapamaz.
neden? çünkü o bir pers prensi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

gözünü hırs bürümüş şekilci insan ırkı onu yapay olarak çiftleştirmiş, istedikleri görünüme kavuşana dek.

ondan sonra genetik bazı özellikler meydana gelmiş;

burunları küçük olduğundan rahat nefes alamama,

yine aynı sebepten göz sıvısının burun yoluyla değil de direkt göz aracılığıyla dışarı atılması* ve göz çevresinde lekeler oluşması, (düzenli silinmesi gerekiyor o göz çevresinin),

küçük bir çene( yavrum, parçalarlar vallahi bizim pamuk prensi sokakta),

topaklanan tüyler( düzenli taranma ihtiyacı).

evet, barbara palvin olmanın bedeli bu saydıklarım.
buradan

tabi ben bunları ne zaman öğreniyorum?
kedimi sahiplendikten sonra*.
meğer bu arkadaşlar doğal yollardan meydana gelmiyormuş.
meğer allah'ın yarattığı* iran kedisi bu değilmiş.
öyle de olması gerekir, doğada mücadele edemeyecek bakıma muhtaç bir kediyi neden yaratsın değil mi?


eski bir çizim. hiç günümüz iran kedilerine benzemiyor.
buradan

bu da westminster'da düzenlenmiş bir yarışmadan(1899). gördüğünüz gibi barbara palvin'le alakası bile yok.
buradan
ve bu da 1902 yılından. böyle kedi mi olur? kedi diye aslan yarıştırmışlar. korkarım ben bu kediyi beslemeye vallahi. gece suratımı parçalar falan...
buradan

görüleceği üzere işler çok değişmiş. ah şu ingilizler!

sonuç olarak geldiğim noktada kedi şöyle beslenir, böyle beslenmez, cins kedi beslemeyin sokak kedisi besleyin, satın almayın sahiplenin falan diyemeyeceğim. artık orası size kalmış.
daha fazlası için buradan ve buradan.
tanım editi: adı üstünde evcil olan hayvanı evde beslemek mümkün olduğundan mantıklı bir dem vurmaktır.
devamını gör...

genelde kendi söylediği kelimeye ters bir tavır büründüğü zamana denk gelir. sen uyardığında ise "ben öyle bir şey demedim!" der. neyse ki son 20 yılda video olayı gelişti de kanıtlayabiliyorsun.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim