büyük önderimiz. nerden başlasam bilmiyorum ki. sayende bir kadın olarak varım bu topraklarda. sayende eşit şartlarda eğitim gördüm, iş buldum,çalıştım, ürettim. sen olmasan belki birinin bilmem kaçıncı karısı olup, dünyadan habersiz, eğitim görmekten alıkonulmuş olarak yaşamını idame ettirecektim. sayende seçebiliyorum, seçilebiliyorum. bana bu hakkı verdin. hayatını nasıl bir davaya adadıysan, senden sonra milyonlarca insanın yoluna ışık oldun ve hala oluyorsun. hayatını bencillikten uzak; mutlu, özgür,aydın bir toplum oluşturmak için feda ettin. sana teşekkürü ancak senin yolundan giderek gösterebilirim. insan hiç görmediği birini özler mi? özlüyorum işte.

mezarına gidemedim ; çünkü hala öldüğünü kabul edemedim. ama doğduğun yeri gördüm. hayalimde hala o evin merdivenlerinde neşe dolu koşuşunla görüyorum seni. hep sağlıklı, hep mutlu, hep akıllı, hep sevgi dolu halinle.

bu beden ölene kadar yokluğunun özlemi hep içimde olacak. sevgi ve minnetle.
devamını gör...

pardon bir bekar mısınız?
devamını gör...

toplumun iki yüzlülüğünü , sorunlara sırt çevirip görmezden gelerek yaşayan dilsiz ve sağır kokuşmuş toplumun insanlarını kısacık da olsa bize gösteren okurun gözüne sokan eserin adı.
devamını gör...

düşünerek daha derine batıp boğulmakla sonuçlanacak eylem.
devamını gör...

olmuyorum zaten. yapılması gerekeni yapmışımdır sadece .pişmanlık için çok kısa hayat.
devamını gör...

metro turizm.
devamını gör...

günaydın sözlük, günaydın diğerleri, günaydın artık bir haber ver lütfen hayatım.

sıcak, çay, kedi, mama bla bla bla

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayatta ‘dursun zaman’ı entellere kaptıramam. bu benim şarkım. tapusu bende. * 6 dakikalık başka dünyaya gidip geliyorum.
devamını gör...

özellikle üst katta, müstakil evde yaşıyormuşçasına, sabahın erken saati, gecenin geç saati demeden gürültü edilmesi.

madem hayvan gibi yaşamaya bu kadar meraklısınız, ev değil ahır kiralayın kendinize!

(bkz: apartman gürültü yönetmeliği)
devamını gör...

yan yana gelince zaman yolculuğuna çıkıldığı, hey gidi hey ne günlerdi be söylemlerinin havada uçuştuğu ortamların, en kaliteli sohbetlerin, sıcak samimi kahkahaların insanıdır çocukluk arkadaşı. yapılan yaramazlıklar, komik anılar konuşulmaya başlanıldı mı keşke daha fazla mı biriktirseydik demek gelir insanın içinden..
bitmeyen çocukluk yapılsaydı keşke yanında da arkadaşların bonus.
devamını gör...

"yara bandı."
tesadüfen kitabımın arasında bulduğum bir zamandan sonra kullanmaya başladım.
oldukça da anlamlı hissettiriyor. özellikle sıkıntılı bir zamanımda kitabın arasından çıktığında beni baya bir etkilemiş, eskisi gibi güçlenmem gerektiğini hatırlatmıştı. o zamandan beridir bazen bırakıyorum. yaralarımı hep kendim sarıp devam ettiğimi, bu sefer de öyle yapacağımı hatırlatıyor bana...
devamını gör...

müslüman ağırlıklı milletin olması, ülkeyi resmi olarak müslüman ülkesi yapmaz. türkiye'de büyük bir çoğunluk islam dinine inansa da, din özgürlüğü olan bir ülkedir türkiye. isteyen istediğine inanır. tabi toplum baskısı denen bir illet de var, o çok ayrı bir mevzu.
devamını gör...

behzat ç.
devamını gör...

joseph haydn 31 mart 1732 - 31 mayıs 1809 yılları arasında yaşamış avusturya'lı bir klasik müzik bestecisi, müzisyendi. mozart, beethovan gibi isimleri etkilemiş olan haydn; 800 üzerinde besteye, yüzü aşkın senfoniye imza atarak klasik müzik tarihinin en üretken sanatçılarından biri olmuştu. zengin macar esterházy ailesi için esterházy kalesinde baş müzisyenlik yaparak kariyerinin büyük çoğunluğunu geçirdi. burada izole bir şekilde müzikler yapması onu diğer bestecilerden ve müzik akımlarından ayrı kıldı, kendine özgün eserler üretti. kariyerinin bu noktasına gelene kadar da çocukluktan itibaren müziğe yatkınlığı olduğu düşünülerek eğitim verilen haydn'ın müziği geniş çaplı bir etki yaratmıştı. paris, londra gibi büyük şehirlerde de konserler veren sanatçı mozart ile arkadaştı ve beethovan'a dersler verirdi. arkadaşı mozart ile bazen viyana'da birlikte çalarlardı. daha sonra zaten ünlü olduğu londra'ya gitti ve senfonilerine devam etti. yıllar 1795'i gösterdiğinde viyana'ya geri döndü fakat 1800'lere doğru yaşlılığı ve sağlık durumu onu yıpratmaya başladı. artık beste yapamaz hale gelmişti. her ne kadar beste yapamayacak durumda olsa da müzik, zihninde durmuyordu. biyografisini yazan dies, 1806 yılında şunları yazmıştı:


"ı must have something to do—usually musical ideas are pursuing me, to the point of torture, ı cannot escape them, they stand like walls before me. ıf it's an allegro that pursues me, my pulse keeps beating faster, ı can get no sleep. ıf it's an adagio, then ı notice my pulse beating slowly. my imagination plays on me as if ı were a clavier."[q] haydn smiled, the blood rushed to his face, and he said "ı am really just a living clavier."



''yapacak bir şeyim olmalı, genellikle müzik fikirleri beni işkence noktasına kadar takip ediyor. onlardan kaçamıyorum, karşımda bir duvar gibi duruyorlar. eğer beni takip eden tempo hızlı ise nabzım daha hızlı atıyor; uyuyamıyorum. eğer tempo yavaş ise nabzım yavaş atıyor. hayal gücüm benimle bir klavyeymişim (müzik tuşları) gibi oynuyor.

haydn gülümsedi, yüzü kızarmıştı ve şöyle söyledi: ben sadece gerçekten yaşayan bir klavyeyim.''


26 mayıs 1809 yılında haydn, emperor's hymn'ı zevk içinde üç kez çaldı ve yere yığıldı. öleceği yere taşınan sanatçı 31 mayıs 1809'da, saat 12.40, 77 yaşında hayatını kaybetti.
devamını gör...

recep
tayyip
erdoğan.
devamını gör...

almanın bile insanın içini kıpır kıpır ettiği mesaj. detaylı hazırlanmazsınız. yazsa efil efil bir elbise, dolgu topuklu ayakkabı; kışsa balıkçı yaka kazak, deri ceket ve topuklu bir çizme... hemen şöyle bir rimel, biraz yanağa renk... saçlar iyiyse zaten iyisin. aç müziği, bas gaza, suratında içten bir gülüşle o anın keyfini çıkar... ay yazarken bile ne kadar içine işliyor insanın...
devamını gör...

'95 yapımı barış manço şarkısı ve albümü. doksanlar türk popunun kızıl düğünü gibi bi klibi var, hemen herkes orada. kerim tekin, gökhan semiz, ajlan büyükburç ve barış manço klipte görülebilen merhumlardır. geri kalanı da sonrasında piyasada pek tutunamamıştır. bir laneti var, çözülebilmiş değil.

devamını gör...

lizeta kalimeri ve sokratis malamas düetidir. italyan ressam bernardino luini’nin rönesans döneminde oldukça popüler olan tablosu prenses salome ve vaftiz yuhanna’nın hikayesindeki salome, bu şarkıda anlatılıyor.

sanırım ilk 2017 yılında dinlemiştim. yılını biliyorum çünkü lise sona gidiyordum ve hoşlandığım çocuk ne dinlediğimi sorduğunda onunla bu şarkıyı paylaşacağım için sevinmiştim biraz. dinlemiş midir bilmiyorum ama bu şarkının beni o zamanlara götürmesinin nedenlerinden biri de bu sanırım. herhangi bir neden olmasa bile, tek kelime yunanca bilmiyorsanız dahi, acıyı insana öyle bir işliyor ki, müzik evrenseldir lafının kanıtı nitelikle resmen.
her ne kadar şu hayatta en sevdiğim ve benimsediğim şarkılardan biri de olsa ve acıklı şeyler dinlemek çok hoşuma gitse de , bu şarkıyı dinlemek çok ağır geliyor bazen.
devamını gör...

hadi bakalım geceyi neşelendirmeye.*
devamını gör...

mezar taşında ''bundan sonraki yıllardan da hiçbir şey beklemiyorum, görüş ve önerilerim yok.'' yazan nobel edebiyat ödüllü yazar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim