kitap alıntıları
güç neydi? etrafına saldığın korku mu? etrafında uyandırdığın saygı mı?
aeden-akilah azra kohen.
aeden-akilah azra kohen.
devamını gör...
gereksiz yere pahalı olan şeyler
bisiklet.
devamını gör...
filenin sultanları'na din ile saldıran imam
kadinlar kadar basiniza taş duşsun dedigim imam. bir kere, samimi soyluyorum sadece bir kere, soyleyeceginiz lafin ucu erkeklere gitsin. kadinin tesetturu, kadinin ayakkabisi, kadinin makyaji, kadinin egitimi, kadinin parfumu... bitiremediniz elestire elestire bitiremediniz... ıcinizdeki sapiklara, coluga cocuga goz diken mahlukatlara da bir vaazinizda laf soyleseniz ya. "kisinin kendinden sorumlu oldugunu, her kosulda once kendi nefsine hakim olmasi gerektigini" bir kere dillendirin inandiginiz allah'in rizasi icin. su cumleyi bile bastiramadiginiz nefsinize kabullendirdiginiz an kadinin ne yaptiginin ne de giydiginin zerre kadar gozunuzde onemi kalmayacak. salin artik, kafayi siyirdiniz kadin diye...
devamını gör...
normal sözlük'te sürekli islam'ı kötüleyen başlık ve tanımlara müsaade etmek
birilerinin kırmızı çizgisine giriyor diye kimse bi konu hakkinda susmak zorunda degil.siz inancinizin eleştirilemez olduğunu düşündüğünüz için moderatorler kimseyi banlamak zorunda degil.saygı çerçevesi içinde herkes fikrini yazabilir.
devamını gör...
başkalarının fikirlerine saygı duymalıyız
örnek insan davranışıdır. düşüncelerimizi fikirlerimizi belirtirken nasıl saygı görmek istiyorsak, karşı tarafa da aynı şekilde saygı göstermek zorundayız. yargılamak yerine daha aktif olup neden sorusunu sorabilmeliyiz, anlamaya çalışmalıyız.
devamını gör...
mühürlü kaderim
nev'in sen gibi albümünde yer alan bir şarkısı.
böyle mi geçer bu rüya
çok mu sevdin kederleri
hangi günahın bedelisin
sen mühürlü kaderim
hep mi cefa gördüğün reva
yok mu sende hiç vefa
mühürlü kaderim ben gibi erir misin
gün olur bu rüyadan ben de geçerim
o gün sen de bitersin
eyvallah der o şarabı ben de içerim
o gün sen de bitersin
olmuyor ne yapsam olmuyor
çok mu gördün hevesleri
hasret senden yana
sevda senden yana
değişmedin kaderim
hep mi hüsran
bana hep mi veda
yok mu sende hiç deva
böyle mi geçer bu rüya
çok mu sevdin kederleri
hangi günahın bedelisin
sen mühürlü kaderim
hep mi cefa gördüğün reva
yok mu sende hiç vefa
mühürlü kaderim ben gibi erir misin
gün olur bu rüyadan ben de geçerim
o gün sen de bitersin
eyvallah der o şarabı ben de içerim
o gün sen de bitersin
olmuyor ne yapsam olmuyor
çok mu gördün hevesleri
hasret senden yana
sevda senden yana
değişmedin kaderim
hep mi hüsran
bana hep mi veda
yok mu sende hiç deva
devamını gör...
yalnızlık
çok güzel şiirler yaz, çok kitap oku, çok gül çok eğlen gözlerini kapattığında yalnızlık yine acıtır. yalnızlık kapanmayan iyleşmeyen yaradır. güzelle yalnızlığı, pohpohla kişisel gelişimin tepesine koy yine acıtır. yalnızlık acıtır. her ne yaparsan yap acıtır.
devamını gör...
soul
2020 pixar ve walt disney yapımı olup pete docter tarafından yönetilen harika bir dram, komedi animasyonudur. kişinin hayat amacını bulmasıyla ilgili hoş bir eser olarak pek çok kişiye ilham olabilecek bir yapım. yönetmenin önceki eserleri "yukarı bak, ters yüz " adlı animasyonları izleyenler sanırım buna da bayılacak. görselliği gerçekten harıka olup konusuyla da etkileyici.
devamını gör...
hialiens
bugüne kadar çok fazla keşkeleri olmayan bendenizin hayatta kullanacağım birkaç keşke varsa, bunlardan birini yazar hialiens 'ı " keşke daha erken tanıyıp, sohbet etme fırsatım olsaydı " şeklinde bir ifade içinde kullanırdım.
eğitimi, bilgisi, görgüsü, saygısı ile farklı olduğunu ilk sohbetinizde anlarsınız. örneklemeleri ve tavsiyeleri ile yeri geldiğinde sizin gibi düşünebilen iyi bir arkadaş olduğunu, yeri geldiğinde de gözünüzün yaşına bakmadan, hatanızı yüzünüze vurmaktan, "acı söylemekten" çekinmeyen bir dost olduğunu hissedersiniz.
umarım hayat karşımıza onun gibi pozitif enerjisi yüksek insanların çokça olduğu, uzun sürecek dostluklar çıkarsın. bilgileri, yorumları ve tavsiyeleri ile çok çok insanın ve tabi ki benim zihnimde kalıcı izler bıraksın.
hayat o'nun dünyasına da, karşısındakiler için sağlamaya çalıştığı mutlulukların çok çok ötesinde ikramlar sunsun.
fikri, dimağı, parmakları dert görmesin çokça ve sıkça yazsın.
eğitimi, bilgisi, görgüsü, saygısı ile farklı olduğunu ilk sohbetinizde anlarsınız. örneklemeleri ve tavsiyeleri ile yeri geldiğinde sizin gibi düşünebilen iyi bir arkadaş olduğunu, yeri geldiğinde de gözünüzün yaşına bakmadan, hatanızı yüzünüze vurmaktan, "acı söylemekten" çekinmeyen bir dost olduğunu hissedersiniz.
umarım hayat karşımıza onun gibi pozitif enerjisi yüksek insanların çokça olduğu, uzun sürecek dostluklar çıkarsın. bilgileri, yorumları ve tavsiyeleri ile çok çok insanın ve tabi ki benim zihnimde kalıcı izler bıraksın.
hayat o'nun dünyasına da, karşısındakiler için sağlamaya çalıştığı mutlulukların çok çok ötesinde ikramlar sunsun.
fikri, dimağı, parmakları dert görmesin çokça ve sıkça yazsın.
devamını gör...
yazarların yaptığı en büyük dalgınlık
üniversite öğrencisiyken bizim okulun hemen yanındaki bir kırtasiyede çalışıyordum. tabii o zamanlar sigara içen bir delikanlıydım. yine günlerden bir gün birinin sigarasını çarptım, tam yakacakken müşteri geldi ve ben de kulak arkasına atıp fotokopi çekmeye gittim. ben sigarayı orda unutmuşum. akabinde otobüse binip çankaya'ya gittim, banka işlemlerim için sıra bekledim, bir yerde yemek yedim filan ama herkes bana tuhaf tuhaf bakıyor. şimdi erkek olanlar bilir, eğer herkes, özellikle de kadınlar, sana bakıyorlarsa ya fark yaratacak kadar yakışıklısındır ya da burnunda sümük vardır. ilki olamayacağına göre benim elim sürekli burnuma gidiyor acaba benim fark edemediğim bir şey mi var diye. neyse. ben okula geri döndüm, dersime girdim hatta derse bile katıldım. tahtaya filan kalktım yani. bir allah'ın kulu da demiyor ki şu sigaranı şurdan al diye. neyse ders arası oldu, lavaboya gittim elimi yıkadım filan saçımı düzeltmek için aynaya bir baktım! aman allah'ım! o an;
yer yarıldı,
deniz küstü,
kainat sustu,
atlas vazgeçti,
insanlar öldü,
geberdi,
açlıktan kırıldı,
soğukta savaştı,
çekoslovakya dağıldı,
hun imparatorluğu bölündü,
çekoslovakya diyorum yahu çekoslovakya gitti ya!
sen kimsin be! kimsin lan sen! kimsin be!
neyse abartmayayım tabii. ''aa ne güzel sigara varmış. bir kahve alayım da içeyim bari'' diyip kulak arkamdan aldım ve olay mahallini hızlıca terk ettim. on saatten fazladır kulak ardı sigaramla bütün şehri dolaşmam, insanlarla kaynaşmam ve bir allah'ın kulunun da tek bir şey dahi söylememesi komiğime gitmişti. on saatlik dalgınlık mı olur demeyin, oluyor işte. o gün bugündür mütemadiyen kulak arkamı elimle kontrol ederim*.
kamu spotu: sigara sağlığa zararlıdır.
yer yarıldı,
deniz küstü,
kainat sustu,
atlas vazgeçti,
insanlar öldü,
geberdi,
açlıktan kırıldı,
soğukta savaştı,
çekoslovakya dağıldı,
hun imparatorluğu bölündü,
çekoslovakya diyorum yahu çekoslovakya gitti ya!
sen kimsin be! kimsin lan sen! kimsin be!
neyse abartmayayım tabii. ''aa ne güzel sigara varmış. bir kahve alayım da içeyim bari'' diyip kulak arkamdan aldım ve olay mahallini hızlıca terk ettim. on saatten fazladır kulak ardı sigaramla bütün şehri dolaşmam, insanlarla kaynaşmam ve bir allah'ın kulunun da tek bir şey dahi söylememesi komiğime gitmişti. on saatlik dalgınlık mı olur demeyin, oluyor işte. o gün bugündür mütemadiyen kulak arkamı elimle kontrol ederim*.
kamu spotu: sigara sağlığa zararlıdır.
devamını gör...
müslüman mıyız gençler
kim faşist, kimin elinde bira var, polis ne alaka, gençlerden ne istiyorsunuz alüminyum dediğim anlamsız başlık.
devamını gör...
yay burcu kadını
(bkz: hi my i run)
deli dolu, aynı zamanda anaç ve oturaklı. adalet duygusu yüksek ne istediğini bilen ve istediği şeyi elde de edebilen... bağımsızlık timsali, sıkıya gelemeyen her ortama uyum sağlayabilen kadınlardır.
deli dolu, aynı zamanda anaç ve oturaklı. adalet duygusu yüksek ne istediğini bilen ve istediği şeyi elde de edebilen... bağımsızlık timsali, sıkıya gelemeyen her ortama uyum sağlayabilen kadınlardır.
devamını gör...
edirne'de 8 köpek yavrusunun diri diri yakılarak öldürülmesi
böyleleriyle aynı havayı solumaktan nefret ediyorum.bu canilerin beter olmasını diliyorum...
devamını gör...
oksimoron
kısa bir anlatıyla açıklayalım.
karlı bir yaz günüydü; yaşlı bir genç, tahta taşın üzerine oturmuş, hala yaşamakta olan oğlunun mezarı başında, kahkalarla ağlıyordu.
karlı bir yaz günüydü; yaşlı bir genç, tahta taşın üzerine oturmuş, hala yaşamakta olan oğlunun mezarı başında, kahkalarla ağlıyordu.
devamını gör...
basmane
izmir'in konak ilçesinde bulunan ve nerde başlayıp nerde bittiği asırlardır bilinmeyen yüzü karanlık içi aydınlık semt.
yokuşu çıkıyorum, köşeyi mesken eylemiş tütüncü nevruz sesleniyor daha sola dönmeden.
"en iyi arkadaşım iyi akşamlar"
"sana da iyi akşamlar, en iyi arkadaşım"
diyorum, pat nihat bana bakıyor, gözleri janjanlı, bugün erken başlamış içmeye, "çay vereyim mi?" diyor basmane'nin en eski çay ocağının içinden, "içmicem, kaçayım" diyorum, onu da savuşturup yola devam edeceğim nihat'ın gizli bahçesinden çok aşırı platin sarısı bir ses bana sesleniyor ;
"doktor, benden 5 aylık hamileymişsin, öyle duydum? peşinden aynı sarılıkta 3 kahkaha patlıyor bahçenin ve sokağın içinde.
" aldırcam ben onu kız" diyorum "niye lan? diyor," sokağında nihat'ın dolaştığı bir basmane'ye çocuk getirmek istemiyorum "diyorum, nihat " canımı yaktın doktor, aşkolsun " diyor arkamdan, aşırı platin sarı saçlar gülüyor.
doktor diyorlar bana, eski lakap. alışığım.
bahçeye giriyorum, basmane'nin en güzel o***puları burada, yağmurdan kaçmışlar, işe çıkacakları zamanı bekliyorlar.
" bize iki oralet ver nihat, çocuğumun anası ile içelim" deyip karşısına oturuyorum en az 120 kiloluk, benden yaşlı ve içi dışı benden bin kat temiz en güzel o*ospumun.
"oralet nerden çıktı?" diyor, ali lidar aforizmaları ile sıkmak istemiyorum onu, "oralet iyidir" diyorum. ses etmiyor, başlıyor anlatmaya, çocuğu öyleymiş, dostu şöyleymiş...
sonra bana bakıyor, "senin neyin var lan?" diyor, "yok bişi, hep aynı, kudretten yanığım ben, bilmiyor musun?" diyorum, "yok yok, sende başka bir hal var bir haftadır, dikkat ediyorum" diyor, bana bakan anne gözleri ve anne ses tonu boğuyor beni, "böcek soktu" diyorum, "ne böceği ayol?" diyor, gülümsemeye çalışıp "kırmızı siyah bir böcek, uğur böceği" işte diyorum, anlamıyor, kaşları kalkıyor, "boşver, öldü zaten" diyorum. boşveriyor.
arka masadan pelin bir türkü mırıldanıyor, ben havadaki sessizlik bitsin diye "yar türkü söylüyor, dilleri serhoş" diyorum, "ay bayılırım kız o türküye, dur açayım" diyor, teline uzanıp açıyor, "aynur haşhaş" / serhoş.
ağır geliyor her şey, kaçmam gerekiyor ama aynur ve aşırı derecede platin sarı saçlı annem bırakmıyor beni, boğuluyorum.
sessizliğim o kadar ağır ki, o kadar olur.
anlıyor kader arkadaşım, anne sesi geri geliyor, aynur haşhaş az geri gidiyor.
"doktor, bir şeye ihtiyacın var mı, açık ol" diyor, aylar sonra biri bana açık ol deyip açık açık soruyor, "dimitri, beyaz" diyorum, gözleri içimden kara kadına, tek kelime etmeden kalkıp gidiyor masadan çantasını alıp, telefonu kalıyor, onu da yanına alsa kaçardım ki ben, boğuluyorum! puh!
geliyor, elinde granül siyah aşina poşet, içinde dimitri, beyaz, 150'lik.
bişi demek istiyorum, kelimeler yok, bulamıyorum her zaman bıraktığım yerde, anlıyor. elimi cebime atıyorum gayri ihtiyari, "geçenki kırmızılara say" diyor, itiraz edecek oluyorum, "bir şey deme" diyor, annem bana şarap alıyor, basmane'ye akşam iniyor.
iyi akşamlar deyip kalkıyorum, arkamdan aynur haşhaş "taşa değmesin ayağın, lale sümbül açsın bağın" diyor, uzaktaki ölü bir böcek geliyor aklıma, "öldü o, elveda dedim ona hem" diyorum, kapatıyorum mezarının/mın üstünü. türkü susuyor aniden, yol tekrar başlıyor.
basmane burası, ne gelen kalabiliyor ne de gitmek isteyen gidebiliyor.
yokuşu çıkıyorum, köşeyi mesken eylemiş tütüncü nevruz sesleniyor daha sola dönmeden.
"en iyi arkadaşım iyi akşamlar"
"sana da iyi akşamlar, en iyi arkadaşım"
diyorum, pat nihat bana bakıyor, gözleri janjanlı, bugün erken başlamış içmeye, "çay vereyim mi?" diyor basmane'nin en eski çay ocağının içinden, "içmicem, kaçayım" diyorum, onu da savuşturup yola devam edeceğim nihat'ın gizli bahçesinden çok aşırı platin sarısı bir ses bana sesleniyor ;
"doktor, benden 5 aylık hamileymişsin, öyle duydum? peşinden aynı sarılıkta 3 kahkaha patlıyor bahçenin ve sokağın içinde.
" aldırcam ben onu kız" diyorum "niye lan? diyor," sokağında nihat'ın dolaştığı bir basmane'ye çocuk getirmek istemiyorum "diyorum, nihat " canımı yaktın doktor, aşkolsun " diyor arkamdan, aşırı platin sarı saçlar gülüyor.
doktor diyorlar bana, eski lakap. alışığım.
bahçeye giriyorum, basmane'nin en güzel o***puları burada, yağmurdan kaçmışlar, işe çıkacakları zamanı bekliyorlar.
" bize iki oralet ver nihat, çocuğumun anası ile içelim" deyip karşısına oturuyorum en az 120 kiloluk, benden yaşlı ve içi dışı benden bin kat temiz en güzel o*ospumun.
"oralet nerden çıktı?" diyor, ali lidar aforizmaları ile sıkmak istemiyorum onu, "oralet iyidir" diyorum. ses etmiyor, başlıyor anlatmaya, çocuğu öyleymiş, dostu şöyleymiş...
sonra bana bakıyor, "senin neyin var lan?" diyor, "yok bişi, hep aynı, kudretten yanığım ben, bilmiyor musun?" diyorum, "yok yok, sende başka bir hal var bir haftadır, dikkat ediyorum" diyor, bana bakan anne gözleri ve anne ses tonu boğuyor beni, "böcek soktu" diyorum, "ne böceği ayol?" diyor, gülümsemeye çalışıp "kırmızı siyah bir böcek, uğur böceği" işte diyorum, anlamıyor, kaşları kalkıyor, "boşver, öldü zaten" diyorum. boşveriyor.
arka masadan pelin bir türkü mırıldanıyor, ben havadaki sessizlik bitsin diye "yar türkü söylüyor, dilleri serhoş" diyorum, "ay bayılırım kız o türküye, dur açayım" diyor, teline uzanıp açıyor, "aynur haşhaş" / serhoş.
ağır geliyor her şey, kaçmam gerekiyor ama aynur ve aşırı derecede platin sarı saçlı annem bırakmıyor beni, boğuluyorum.
sessizliğim o kadar ağır ki, o kadar olur.
anlıyor kader arkadaşım, anne sesi geri geliyor, aynur haşhaş az geri gidiyor.
"doktor, bir şeye ihtiyacın var mı, açık ol" diyor, aylar sonra biri bana açık ol deyip açık açık soruyor, "dimitri, beyaz" diyorum, gözleri içimden kara kadına, tek kelime etmeden kalkıp gidiyor masadan çantasını alıp, telefonu kalıyor, onu da yanına alsa kaçardım ki ben, boğuluyorum! puh!
geliyor, elinde granül siyah aşina poşet, içinde dimitri, beyaz, 150'lik.
bişi demek istiyorum, kelimeler yok, bulamıyorum her zaman bıraktığım yerde, anlıyor. elimi cebime atıyorum gayri ihtiyari, "geçenki kırmızılara say" diyor, itiraz edecek oluyorum, "bir şey deme" diyor, annem bana şarap alıyor, basmane'ye akşam iniyor.
iyi akşamlar deyip kalkıyorum, arkamdan aynur haşhaş "taşa değmesin ayağın, lale sümbül açsın bağın" diyor, uzaktaki ölü bir böcek geliyor aklıma, "öldü o, elveda dedim ona hem" diyorum, kapatıyorum mezarının/mın üstünü. türkü susuyor aniden, yol tekrar başlıyor.
basmane burası, ne gelen kalabiliyor ne de gitmek isteyen gidebiliyor.
devamını gör...
hızlı okuma tavsiyeleri
sessiz ve gözle okunduğunda daha hızlı oluyor. ama doğru telaffuz için sesli okumak şart.
bana göre çok okursanız zamanla hızlı da okursunuz.
bana göre çok okursanız zamanla hızlı da okursunuz.
devamını gör...
halk edebiyatı
-halkın oluşturduğu, halk içinde oluşan ürünlerdir.
-sözlü bir edebiyattır.
-dili sadedir. eserler halkın konuşma diliyle oluşturulur.
-hece ölçüsü, yarım uyak dörtlük kullanılır.
-şiirler genelde saz eşliğinde ve doğaçlama söylenir.
-aşıklar usta-çırak ilişkisi içerisinde yetişir.
-son dörtlükte şair adını söyler.tapşırma
-anonim, aşık ve tasavvuf olmak üzere üç kola ayrılır.
-karacaoğlan, kaygusuz abdal, yunus emre, aşık veysel önemli temsilcilerindendir.
bu eserimiz örnek olarak verilebilir.
uzun ince bir yoldayım
uzun ince bir yoldayım.
gidiyorum gündüz gece.
bilmiyorum ne haldeyim.
gidiyorum gündüz gece.
dünyaya geldiğim anda
yürüdüm aynı zamanda.
iki kapılı bir handa
gidiyorum gündüz gece.
uykuda dahi yürüyom.
kalmaya sebeb arıyom.
gidenleri hep görüyom.
gidiyorum gündüz gece.
kırkdokuz yıl bu yollarda.
ovada dağda çöllerde.
düşmüşüm gurbet ellerde.
gidiyorum gündüz gece.
şaşar veysel işbu hale.
gah ağlayan gahi güle
yetişmek için menzile
gidiyorum gündüz gece.
âşık veysel
-sözlü bir edebiyattır.
-dili sadedir. eserler halkın konuşma diliyle oluşturulur.
-hece ölçüsü, yarım uyak dörtlük kullanılır.
-şiirler genelde saz eşliğinde ve doğaçlama söylenir.
-aşıklar usta-çırak ilişkisi içerisinde yetişir.
-son dörtlükte şair adını söyler.tapşırma
-anonim, aşık ve tasavvuf olmak üzere üç kola ayrılır.
-karacaoğlan, kaygusuz abdal, yunus emre, aşık veysel önemli temsilcilerindendir.
bu eserimiz örnek olarak verilebilir.
uzun ince bir yoldayım
uzun ince bir yoldayım.
gidiyorum gündüz gece.
bilmiyorum ne haldeyim.
gidiyorum gündüz gece.
dünyaya geldiğim anda
yürüdüm aynı zamanda.
iki kapılı bir handa
gidiyorum gündüz gece.
uykuda dahi yürüyom.
kalmaya sebeb arıyom.
gidenleri hep görüyom.
gidiyorum gündüz gece.
kırkdokuz yıl bu yollarda.
ovada dağda çöllerde.
düşmüşüm gurbet ellerde.
gidiyorum gündüz gece.
şaşar veysel işbu hale.
gah ağlayan gahi güle
yetişmek için menzile
gidiyorum gündüz gece.
âşık veysel
devamını gör...
regl olmasından bahseden kadın
kadının doğurması kadar normal bir olaydır. 2021'e girdik ama hala bunu sorun eden konuşulmasının ahlaki olarak yanlış olduğunu söyleyen insanlar var.
(bkz: ortadoğu'da kadın olmak)
(bkz: ortadoğu'da kadın olmak)
devamını gör...
eski sevgilinin evlenmesi
evlenip çoluk çocuğa karıştı. mutluluklar dileriz.
devamını gör...
