belli etsem benle beraber mi üzülecekler? aksine mutlu olacak çok insan var cevremde.
devamını gör...

sonuna kadar haklıdır.

yalan söylemenin ve manipülasyonun nasıl yapılacağını, algı yönetimini, dinin nasıl kullanılacağını, torpilin ve kayırmanın nasıl yapılacağını kendisinden öğrenmiştir.

malum kişi negatif kutbun başöğretmenidir.

konu tartışmaya kapalıdır.
devamını gör...

birkaç sene önce bir tanesine denk geldiğim ve gülsem mi ağlasam mı bilemediğim çeşit.

"güneş pili var mı?" diye sordum, kalem pil getirip "bu mu?" diye sordu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
benim bu çiçeklerle başım dertte. hepsi beni çek beni çek diye bağırıyor.ben hepinize yetişemem ki sevdiceklerim.
bahar neşeleri bunlar...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sahiplenelim de 1 saat falan sürmüyor mu çaylaklık? ben fark edemem bile.
devamını gör...

efendilik demek sünepe, sıkıcı, sissy erkek demek değildir. siz bunun ayrımını yapamıyorsunuz. efendilik aldatmamak, yalan söylememek değer vermek gibi şeylerdir ve buna serseri gördüğünüz biri de sahip olabilir. hem efendi hem serseri erkek olur mu demeyin oluyor. siz önce efendiliğin ne olduğunu öğrenin.
devamını gör...

artık aranızdan tamamen ayrılma günü gelmiş olan yazar.

üst edit: şov ya da ilgi çekmek amaçlı bir yazı değildir. takip ettiğim/takip eden, iyi kötü muhabbetim olan insanlara tek tek mesaj atmaktansa buradan topluca duyurmak daha mantıklı geldi. "gitme kal" falan densin diye de yazmıyorum. kararımı verdim ve bunu değiştirebilecek bir şey yok. buraya yazarak sol frame'i oyaladığım için de affınıza sığınıyorum. sonuçta son sözlerim. idare ediverin artık.

öncelikle değerli varlıklarıyla yüzümü güldürmüş olan herkese teşekkür ederim. her zaman destekleriyle yanımda olan kadın veya erkek tüm yazarlara, nazımı en çok çeken domestic hıyar'a, sevgili yengem büfeci'ye, kısa süreliğine de olsa birlikte güzel zamanlar geçirdiğim ve benim için şu sözlükte çok farklı bir konuma gelmeyi başarmış olan lucifer'a, hiçbir zaman yardım isteklerimi geri çevirmemiş olan moderatör ekibine sevgiler. ismini tek tek sayamadığım tüm arkadaşlar; seviliyorsunuz.

son zamanlarda zaten sık sık eskisi kadar keyif almadığımı söylüyordum. girdiğim tanımlardan da anlamıştır takipte olanlar. artık boş konuşmaya, hatta saçmalamaya başlamıştım. bu şekilde devam etmektense hiç etmemek daha iyidir diye düşündüğümden veda etmeyi uygun buldum.

birkaç kişide discord adresim, 1 kişide telefon numaram var. ulaşmak isteyen her zaman ulaşabilir. kimseyle kavgalı ya da küs ayrılmadığım için arayıp soran olursa her zaman başımın üzerinde yeri var.

(bkz: hoçça ğalın ğidiyom ben)
devamını gör...

bu daha başlangıç, nice binlere.
devamını gör...

dahil olduğum oluşumdur.
beraber güzel okumalar, paylaşımlar ve kitap incelemeleri yapacağımıza hiç şüphem yok.*
devamını gör...

benim de bıkmadan dinlediğim şarkılardan biridir.

ritmi çok hoşuma gidiyor.
devamını gör...

sözlüklerde neredeyse sıradanlaşan bir şey bu. o kadar rahat konuşuyorlar ki, sanırsınız türkiye bir swinger cenneti. yok efendim gayet normal bir şeymiş, toplumsal normların baskısı, kaç bin yıllık kültürel baskılar falan fiş mekan. oğlum manyak mısınız siz? ben eşimi paylaşmıyorum diye, aldatmıyorum diye bilmem kaç bin yıllık kültürün esiri mi oluyorum? e seviyorum ulan. sevdiğim için aldatmıyor ve paylaşmıyor olabilir miyim?

hepiniz mi marjinalsiniz arkadaş. hepiniz mi anarşist ruhlusunuz anlamıyorum ki. hiç mi "normaliniz" yok hayatınızda? kucak kucağa mısınız mınaki hep.

edit: evli değilim te allam ya.
devamını gör...

oldukça çarpıcı bir guy de maupassant öyküsünün adı.

"bana gelince, artık ruhumu kapattım. artık kimseye, neye inandığımı, ne düşündüğümü ve neyi sevdiğimi söylemiyorum. bu korkunç yalnızlığa mahkûm olduğumun bilincinde, herhangi bir fikir ileri süremeden bakıyorum olaylara. fikirler, kavgalar, zevkler, inançlar, hiçbiri umurumda değil! kimseyle bir şey paylaşmadığımdan, her şeye de ilgimi kaybettim. fikirlerimi göstermeden, keşfedilmeden yaşıyorum. günlük konuşmalar için sıradan cümlelerim ve konuşma ıstırabına bile katlanmak istemediğimde "evet" diyen gülüşüm hazır.
beni anlıyorsun ya?"
devamını gör...

(bkz: işsizler ordusu)

(bkz: bu yakışıklı da kim)
(bkz: a benmişim)
devamını gör...

yahu bu nasıl bir güzelliktir. ellerinize beyninize sağlık efendim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

morihei ueshiba tarafından geliştirilen bir japon savaş sanatıdır.

"uyum" anlamındaki ai, "ruh" anlamındaki ki ve "ahlâk, yol" anlamındaki do kelimelerinden gelir. aikido sanatının icra edildiği alanlara (bkz: dojo), aikido ile uğraşanlara aikidoka, bu sanatı dojo'da aikidokalara öğreten üstatlara sensei, sensei'nin yardımcısı kıdemli aikidokalara ise senpai denilmektedir. aikido'yu geliştiren morihei ueshiba'ya ise o'sensesi denilmektedir. o'sensei yalnızca ueshiba için kullanılır ve isminin başına getirilir: o'sensei morihei ueshiba.

kökeni her savaş sanatı gibi budo felsefesine dayanmaktadır. eskiden japonya'da bir asker ve soylu sınıf olan samuraylar egemenmiş ve samurayların da yüzyıllar boyunca süren savaşçılık tecrübelerinden budo felsefesi doğmuş. daha sonra meiji restorasyonu ile samuraylar ve samuraylık tasfiye edilmiş* ama bu tasfiyeye rağmen budo felsefesi unutulmamış ve samuray kökenli ailelerden gelen sensei'ler felsefelerini yaşatmak için samurayların ölümcül tekniklerini törpüleyerek her biri kendi yollarını oluşturmuş. her bir sanattan bir yenisi türemiş. aikido da bunlardan biri.

aikido rakibinin gücünü manipüle ederek minimum zararla maksimum sonuç almayı hedefler. felsefesi itibariyle barışçıldır. hatta esprisine en etkili aikido tekniğinin kaçmak olduğu söylenir. sokakta işe yaramadığı her zaman söylenegelir. zaten amacı sokakta dövüşmek olanların adresi aikido kesinlikle değildir. ancak ben yine de sokakta işe yaramadığını pek düşünmüyorum. örneğin bir barda elinde bira şişesiyle ya da trafikte levyeyle üzerine yürüyen birine doğru teknik doğru zamanda uygulandığı takdirde kimse zarar görmeden etkili sonuçlar alınabilir. bunun için uzun yıllar çalışmak ve teknikleri refkleks hâline getirmek zorunludur. aikido kas kütlenizi gözle görülür bir şekilde arttırmaz ama vücudunuza inanılmaz bir esneklik ve çeviklik kazandırır.

aikido felsefesi itibariyle her iki tarafın kazanmasını hedefler. dolayısıyla kaybeden yoktur. kaybeden olmadığı için de musabık bir spor değildir. musabık olmadığı için de turnuvası yapılmamaktadır. yani bir gün "ben aikido türkiye şampiyonuyum" diyen birine denk gelirseniz bilin ki yalan söylemektedir. turnuva yerine türkiye'de "seminer", yurtdışında ise "demonstration" denilen toplantılar, gösteriler icra edilir. bir aikido seminerinden kesit:




aikido'nun dünyadaki merkezi, yani binevi fifa'sı, japonya'da bulunan bir vakıf olan aikikai foundation'dur.

aikido türkiye'de süper baba dizisi sayesinde herkesçe bilinir bir hâl almıştır:





devamını gör...

bayıldığım radyodur.

bilen bilir, lenin'in işaretiyle ayaklanan partizanlardan biriydim ben de... ah ekim devrimi.. ne günlerdi bee!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: as as bayrakları)
devamını gör...

(bkz: türk pop müziği) dinlemeyi pek sevmem ama oldukça hoşuma giden şarkıdır.
devamını gör...

yıllar önce narcos dizisiyle birlikte öğrenme aşkımın depreştiği ve duolingo ile başlayıp bir süre sonra aslında hiçbir şey öğrenemediğimi farkettiğim dünyanın en güzel dili. sonra bu iş böyle olmayacak deyip bir gramer kitabı edinip çok kısa sürede gramerini söktüm. çünkü şaşırtıcı derece ingilizceye çok benziyordu. ikisinin de hint-avrupa dili olması bir yana, ingilizcedeki devasa latin kökenli kelimeler sayesinde zibilyon tane ortak kelime olduğunu farkettim.

benim için büyülü bir öğrenme süreciydi, her detayından inanılmaz keyif alıyordum. sırf orjinalinden okuyabilmek için yüzyıllık yalnızlık romanına bile başlamamıştım. sonra hellotalk denen uygulamayı keşfettim. hayatımda bu kadar hoşlandığım bir uygulama daha olmamıştır. burada tanıştığım insanlarla pratik yaparak daha da ilerlettim. sonra latin amerika'ya gittim, karış karış gezdim. arjantin'de yaşadığım aksan şoku, ingilizce yapabileceğim halde her işimi, her diyaloğumu ispanyolca yapmam, gün geçtikçe daha çok öğrendiğimi, anladığımı farketmem gerçekten müthişti.

artık çok iyi seviyede ispanyolcam var fakat yüzyıllık yalnızlık'ı hala orijinalinden okuyamıyorum (çünkü zor anasını satayım). kelimeler ilk başladığım zamanlardaki gibi büyülü gelmiyor artık kulağıma. hani derler ya yolun kendisi bir yere varmaktan daha güzeldir. öyleymiş gerçekten. yine de seviyorum seni ispanyolca. eres lo más bonito.
devamını gör...

*bu ben. ne birini ararim ne biri ararsa açarım. açsam da mal gibi susarım. yüz yüze olmadığı için ne demem gerektigini bilemem.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim