veridis quo * şarkısıyla en ufak bir söz söylemeden, enstrümantal olarak beni çökertebilen, dünyanın en güzel elektronik müzik grubudur. her yaptıkları albüm bir klasik haline dönüşmektektedir. *
devamını gör...

kanamanın önlenmesi ve durdurulması için vücudun normal fizyolojik yanıtıdır.

her tür vasküler açılmanın tıkanmasına yol açmaktadır.

genel olarak konuşmak gerekirse, kanın akışkanlığının ve kan damarlarının sağlamlığının korunmasına yardımcı olmaktadır.
devamını gör...

cumhuriyet gazetesinin ikinci kuşak patronu, eski "aile boyu gazete sahip"lerinden. tıpkı erol simavi, ercüment karacan, dinç bilgin gibi yani... yunus nadi abalıoğlu'nun oğlu, doğan nadi'nin abisi, celal sahir erozan'ın damadı, metin toker'in ustası. gazete patronluğunun yanı sıra müzikle de ilgilenmiş olup, mozart hakkında türkçedeki ilk kitaplardan biri olan dostum mozart'ı kaleme almıştır.

1908'de babasının sürgün olduğu fethiye kayaköy'de doğar, galatasaray lisesi'nde okur. lozan üniversitesinde siyasal bilgiler okurken babasına haberler geçmeye başlar, böylece yazar olarak sektöre ısınır. babası yunus nadi'nin vefatına kadar geçen sürede bir dönem galatasaray lisesi'nde sosyoloji dersleri de verir.

1945'te babasının ve 1969'da da kardeşi doğan nadi'nin ardından da ölümüne kadar gazetenin imtiyaz sahibi ve başyazarı, ayrıca tek patronu olacaktır. nadir bey'in siyasi görüşleri 1940'lı ve 50'li yıllarda oldukça sağdadır, örneğin vedat türkali güven'de onun hakkında "babası gibi nazi yanlısı şeyler yazıyordu" der. keza 1951'de nazım hikmet'in türkiye'yi terk ederek sscb'ye iltica etmesinin ardından cumhuriyet'te "milletimiz doya doya yüzüne tükürsün diye nazım hikmet'in resmini bastık" yazılmıştı. 1950 yılında demokrat parti listesinden meclise giren nadir nadi, ilk dönemlerde açıkça demokrattır, ancak menderes hükümetinin basına yaptığı baskılarla muhalefete geçer. 1960'lardan itibaren de gazetesiyle beraber giderek sola yaklaşacaktır. gazetenin başındayken, kız kardeşleri ve enişteleriyle de sıkça çekişir. örneğin gazetesinin yazarı şadi alkılıç'ın tck 141-142'den ceza aldığı 1962'de ve ilhan selçuk'un tutuklandığı 12 mart döneminde damatlarla kızların "abimiz gazeteyi komünistlere teslim etti, bizi rezil etti" baskıları yüzünden başyazarlıktan istifa etmek zorunda kalır. ancak her iki krizde de gazetenin birçok yazarının kendisini izlemesiyle doğan tiraj kaybı ve ailenin annesi nazime nadi'nin arabuluculuğuyla nadir nadi yazarlarını alıp işe dönecektir. 12 eylül 1980 darbesinden sonra da darbecilerin atatürk propagandasıyla meşruiyet kurmalarını eleştiren "ben atatürkçü değilim" söylemi üzerine ceza dahi alır ancak cezası son dakikada mgk kararıyla bozulur. muhtemelen kenan evren hasta ve yaşlı olan yazarın hapiste ölmesinden korkmuş...

nadir nadi 20 ağustos 1991'de vefat eder. ölümünün ardından gazete birbirine girer. nadir nadi'nin eşi berin nadi'yle yeğeni emine uşaklıgil bir tür vekaletler savaşına girerler. emine uşaklıgil gazetenin liberal gyy'si hasan cemal'i, yengesiyse ulusal-solcu başyazar ilhan selçuk'u desteklemektedir. uşaklıgil kanadı ilk round'u alıp ilhan selçuk'u gazeteden istifaya zorlasa da, gazete çalışanlarının önemli bir kısmı ilhan selçuk'un peşinden istifa eder, okurlar da gazeteyi boykot eder. tiraj kaybının önü alınamayınca uşaklıgil hisselerini yengesine satmak zorunda kalır, hasan cemal hızla sabah gazetesine transfer olur ve cumhuriyet berin nadi başkanlığında kurulan vakfın yönetimine geçer... bugün de aynı ekipçe çıkarılan gazetenin patronluğunu sonraki dönemlerde ilhan selçuk, orhan erinç ve alev coşkun üstlendiler.

kaynak: türk edebiyatı isimler sözlüğü, ayrıca miyase ilknur'un ilhan abi başlıklı biyografisi.
devamını gör...

bu mesajı atan hanım ablamızın morali bozuk, canı sıkkın ve çikolata yemekten sıkılmış durumda olma ihtimali %80'dir. kendi egosunu ve varlığının değerli olduğunu hissettirecek karşı cins arayış eylemidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dünya üzerinde yıkılması imkansız tek duvar.
sahi bunun yıkılamaz olduğunu düşünmek ile de bir ön yargı oluşturuyorum.
imkansız değil de zor mu demeli?
belki de yıkmak gerekmiyordur. belki sadece parmak uclarına yükselip dünyaya o duvarın ardından bakmalı sadece.
devamını gör...

silah taşıma ruhsatı olanların acaba ruhsal halleri ne kadar kontrol ediliyor?
ruhsatı verirken normal görünen psikoloji zaman içerisinde bozulup tersine dönebilir. nasıl ki sürücü ehliyetinde gözlük ibaresi kontrol ediliyorsa,
bu durum da onun kadar hatta ondan da fazlaca uzman kişilerce yapılmalı.
ehliyet sahibinin geçen süre içerisinde gözünün bozulması kontrolü bekler ama silah ruhsatı verilen psikolojik durumu mutlak surette her sene kontrol edilmeli.
devamını gör...

herkes kendine dikkat etsin kimse emmniyette değil dediğim başlık. belki de son tanımım kapadım gözlerimi bekliyorum. geliyor mu giyotin..*
edit 1:hala uçmadım.
devamını gör...

magnum yemek
devamını gör...

bu rahatlıktan istiyorum virüs yokmuscasına partilemek istiyorum, bir yanım bosver diyor öbür yanım bok yeme otur.
devamını gör...

insanın hiçbir yere ait olmadığını hatırlatan başlıktır. öleceğiz ve buralar bizim değil
devamını gör...


gregor samsa bir sabah garip rüyalarından uyandığında,kendini yatağında devasa bir böceğe dönüşmüş olarak buldu
devamını gör...

nerede susacağını bilmek.
kendinle olan ilişkini sağlamlaştırmak.
hareket etmek.
aşırılıkları yontarak bir şekilde sistemde delilik birikmemesini sağlamak.
devamını gör...

ünlü ressam rafaello sanzio’nun “atina okulu” adlı eserinde tam ortada üstte hocası platon’a diss atarken resmedilmiştir ayrıca. hocasının aksine maviler içindedir ve bir eliyle maddi evreni işaret ederken diğer elinde kendi kitaplarından olan nikomakhos’a etik’i tutmaktadır.
devamını gör...

kendileri ile tanışmam liseye yeni başladığım döneme dayanır. facebook isimli sosyal medya sitesinde; ''müslüman-ateist tartışma platformu'' gibi grupların olduğu döneme denk gelen zamanlardır.- evet, bir zamanlar insanlar en azından tartışabilecek kadar tahammüle sahipti ama konumuz bu değil- o dönemde yeni yeni teoloji bilimine merak salan ben tartışıyor, okuyor ve anlamlandırmaya çalışıyordum. bu dönem tabi ki yardım isteyebileceğimiz yegane kaynaklarımız ise öğretmenlerimiz oluyor şüphesiz. özellikle kaynak tarama noktasında felsefe öğretmenimiz başta olmak üzere birçok öğretmenimi darladığım bir dönem.

yine aynı dönem dinden çıkacağım korkusuna kapılan çok düşünceli tarih öğretmenim aracı oldu. ilk başlarda harun yahya ismi ile yazdığı(!) protein mucizesi ve evrim aldatmacası kitaplarını getirdi bana.* ilk olarak evrim aldatmacası kitabı ile başladım okumaya; '' ne anlatıyor bu adam?'' diyerek. sonra referans aldığı kaynakları taramaya başladım çünkü; '' kimdi bu adam?''. yaklaşık 2 haftalık araştırmalarımın sonucunda evrim aldatmacası isimli kitabın tamamının ortaçağ kilise metinlerinden alıntı olduğunu gördüm. adamın, bilimsel* kitabının referansı ortaçağ kiliseleri! ''dünya düzdür'' diyen kurumlar yani. içime bir kurt düştü çünkü neden düşmesin? adamın bilimsel* temelli olduğu iddiasının en büyük anti tezi olacak nitelikte siyasi ve politik yaklaşımları dikkatimi çekmeye başladı.- tabi, bu olanları tarih öğretmenim ile konuşuyorum ve onu yine darlıyorum çünkü benimle dalga geçiyor olmalı herhalde yada zekamı küçümsüyor. içten içe bileniyorum adama- ardından kurduğu oluşumun karanlık tarafları içimi ürpertti ve böylece kendisi ile ''evrim aldatmacası'' kitabı üzerinden başlayan hikayem son buldu. ilerleyen zamanlarda çok muhterem tarih öğretmenimin kendilerine yönlendirmeleri bitmeyince bende şahsına münhasır kişiliğim; nanik yapmak sureti ile kaydını farklı bir okula aldırdı. -çünkü 14 yaşındaysanız nanik yapabiliyorsunuz.-

işte bir kedicik olma hikayesi bu şekilde başlamadan bitti.
devamını gör...

baklava.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ne zaman içim sıkışsa, nefes almak bana dar gelse hemen çıkarım pencereye. ellerimi pencerenin önündeki taşa koyar, başımı kaldırır göğe bakarım. çok severim gökyüzüne bakmayı. birbiri ardına uçan martıları izler, cıvıl cıvıl öten seslerini dinlerim. gökyüzünün uçsuz bucaksızlığına dalmışken birden uçuverir içimdeki sıkıntı, hüzün, özlem, acı, her ne ise.


“ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkan ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım”

turgut uyar - göğe bakma durağı
sayfa 27, yky.
devamını gör...

çevrenin zamanın ve mekanın gerçekçi değerlendirmesine dayanmayan sadece bireyin kendi arzu ve fantezileri ile belirlenen düşüncedir.
devamını gör...

ayol ben bana kurban olurum bana ne diğerlerinden. an itibariyle tepkim;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ayı nikli yazar üzerine alınmasın rica ediyorum. *
devamını gör...

havanın en soğuk olduğu zaman yanmayası gelir hep. devamında da kriz geçirdiğim bir durum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim