tam adı henri françois joseph de régnier olan fransız sembolist şair. ilk başlarda parnasyen olsa bile daha sonra eserlerinde sembolizm izleri görülmüştür. régnier genç yaşta kısa bir süre siyasete ilgi duymuş daha sonra bu tutkusundan vazgeçmiştir, ilginç bir şekilde çağdaşı olan bir çok yazar ve şair gibi kendisi de hukuk mezunudur ve yolunu bu yönde çizmemeyi tercih etmiştir. kendi döneminde gölgede kalmış bir şair olsa bile türk edebiyatına katkısı tartışılmaz hatta öyle ki memet fuat'ın ahmet haşim isimli eserinde; ahmet haşim sembolist olma sebebini régnier okumuş olmasına bağlamıştır ki bu régnier'in şiirlerine düşkünlüğü nurullah ataç'ın da onu eleştirmesine neden olur.



kendisinin sembolist bir şair olduğunu söyler, sembolizm diye bir çığır bulunduğuna inanırdı. oysaki öyle bir şey yoktur. fransada bir zamanlar biribirlerine benzemez, ancak hepsi de şiirde yeni yollar deneyen şairlerin topuna birden symboliste’ler denilmiş. birleştikleri tek nokta, yerleşmiş, yayılmış, yerleşip yayıldıkları için de eskimiş, yıpranmış şiir konularını, kalıplarını aşmak, yeniyi bulmak hevesiydi. bu yenilik ihtiyacı, sevdası ahmed haşimde de göze çarpar; her yeniliği beğenmeğe, tutmağa hazırdı. ama yeni şiire baudelaire kapısından, verlaine, mallarmé; rimbaud kapısından değil, régnier gibi küçük sembolist’lerin kapısından girmişti. çabucak eskiyiveren, eski ile karışıp kaybolan bir yenilik...

henri de régnier’nin şiirini gençliğimizde hepimiz sevdik, gene de hoşlandığımız olur. ama o şiire gerçekten yaratıcı bir şairin eseridir denilemez. ahmed haşim onun ilk şiirlerini çok sevdiği halde en büyük erdemini (fazilet), asıl erdemini göremedi. régnier’de bir dil sevgisi, fransızca sevgisi vardır; tertemiz, ahenkli, milletin yüzyıllar boyunca kendini gösteren zevkine uygun bir dille yazmak ister. ahmed haşim bunu kavrasaydı kendi de öyle bir türkçe ile yazmağa çalışırdı. dili bizim dilimiz değildi. ne konuştuğumuz dil, ne de büyük şairlerimizin işledikleri dil.

- nurullah ataç, ahmet haşim


nurullah ataç'ın bu yazısındaki eleştiride eksik olan detay şu ki régnier'in eserlerinde stéphane mallarmé'nin izleri oldukça yoğundur aslında. sembolizm üzerine ilk önemli adımlarını lutèce dergisinde yayımladığı şiirleri ile genç yaşta atmıştır. 25 yaşında ise poèmes anciens et romanesques eseri ile belirli bir şöhret yakalamıştır. yalnızca şiir değil aynı zamanda roman (freud'dan etkilenmiş olduğu bilgisini eklemek gerekir) ve masal da yazmıştır fakat döneminde bir parça önem kazanmış olsa bile daha sonra neredeyse silinip gitmiş olduğu da bir gerçek.

sunar yazıcıoğlu çevirisi ile şarkı (chanson) şiiri:


mis kokan gölgeyi çiçeklerle süsledim,
geceyi pafümlendirdim,
baygın kokusuyla
bugün açan şu güllerin.

(j’ai fleuri l’ombre odorante
et j’ai parfumé la nuit
de la senteur expirante
de ces roses d’aujourd’hui.)

devam ediyor onlarda,
biraz, yaprak yaprak,
ateş halindeki gülleri toplarken
senin güzelliliğini görmüş olmak.

(en elles se continue,
pétale à pétale, un peu
du charme de t’avoir vue
les cueillir toutes en feu.)

bu ben miyim, eğer oysa onlar?
her şey değişiyor, boşuna çabalamak,
tanrısal olan bir andan
sonsuz bir zaman çıkarmak;

(est-ce moi, si ce sont elles ?
tout change et l’on cherche en vain
a faire une heure éternelle
d’un instant qui fut divin; )

ama onlar canlı oldukça
o kalan zamanın ardından,
hoş kokulu gölgesini solu,
güllerin, bugün koparılan.

(mais tant qu’elles sont vivantes
de ce qui reste de lui
respire l’ombre odorante
de ces roses d’aujourd’hui.)

ode et poésies, chanson


(bkz: la cité des eaux)
(bkz: aréthuse)
(bkz: la double maîtresse)
(bkz: le passé vivant)
(bkz: le trèfle noir)
(bkz: les bonheurs perdus)
(bkz: l'altana ou la vie vénitienne)
(bkz: le miracle du fil)
(bkz: monsieur d'armercœur)

ek olarak; bu adresten régnier'in çok göz önünde olmayan eserlerine ulaşılabilir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hera, dosdoğru yürüdü gargaran doruğuna, ida’nın en yüksek tepesiydi bu. bulutları devşiren zeus, onu gördü. görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını. ve hera, zeus’un dokuz eşinin birincisi oldu’ diye yazmış ünlü ozan homeros ilyada destanı’nda.

eski yunanlılar savaşlarda galip gelmek, kuraklıktan, hastalıktan kurtulmak, bereketli ürün almak, felaketlerden korunmak gibi sebeplerle tanrılara kurban vermeyi adet haline getirmişlerdi. gargaran tepesi de, eski yunan kültürüne göre tanrılarına kurbanlar sunmak üzere yapılmış bulunan sunağa sahipliği yapar.zeus'un hera'ya aşık olduğu yer olarak geçer mitorolojide.
devamını gör...

bir arkadaşım demişti biz türklerde araba ve ev hariç ikinci el kültür mantığı yok, uğraşma diye, olur mu hiç öyle bir şey demiştim.

öyleymiş.

az önce bir şarjlı diş fırçası aldım , - sıfır - 230 lira dedim letgo da filan ne kadardır.

adam yazmış 1 ay kullandım, 350 lira, 400 lira, 300 lira.

ya bi piyasaya bakın kullanılmış satıyorsun birde, normalde olması gereken ev ve araba işte altın dı vs pahalı ürünler hariç 1/3 fiyatına satılır bir ürün.

burada amaç senin işine yaramayan ürün elinden çıksın nakit girdisi sana sağlasın.

sende o nakit girdisi ile dilediğin birşeyi al.

ben alınan ürünü tamir etçem, temizlicem, onarımı bakımını yapıcam ee tabi 3'de bir fiyatına olmalı.

satarken de öyle. kitaplarda öyle.

ne yazıkki herkes olmasada çoğu kişi aldığım fiyata satayım derdinde.

çok zekisin sen. yapmayalım böyle.

1/3 e uyalım, bende bilmiyordum bende böyle öğrendim, anamdan doğar doğmaz ikinci el kuralları bilir şekilde gelmedim ya.
devamını gör...

o bir şey mi ben fatih’i sevmeyip istanbul’da yaşayan gördüm.
ayıptır dediğim başlıktır.
sonuna kadar katıldığım başlıktır.
ulan allahı sevmiyor dünyada yaşıyor yaşama kardeşim o zaman yaşama.
devamını gör...

sürekli "şöyle kadın", "şöyle erkek" tarzı troll başlıkları mumla arayacağım günler aklıma gelmezdi inanın. son bir haftadır artık siyaset, din vb. konularda da troll başlıklar açılıyor. haydi komik olsa gam yemeyeceğim amma, bırakın komikliği, espritüelliği; bu başlıklar bilakis diğer yazarları kışkırtmaktan başka hiçbir işe yaramıyor, ve de cidden hoş değil.

birkaç tane yalaka kankiniz dışında sizi kimse beğenmiyor, kimse gülmüyor, kimse bir şeylerine de takmıyor. üstüne bir de linç yiyorsunuz...

cidden, komik olmuyorsa zorlamayın dostlar. azıcık gururlu olup klavyenizin ömrünü başka alanlarda yazarak tüketin. dalga geçmek için söylemiyorum, inan sizi düşünerek böylesi daha iyi diyorum. eğer aşağıdaki beyefendi gibi olmak istemiyorsanız, sakin olup bana kulak vermelisiniz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vay arkadaş, bunca zamandır beklediğimize değen program sonunda başladı.

yürüyedur bengaripsengüzeldünyaumutlu!
devamını gör...

"gerçek şu ki, herkes seni incitecek. yapman gereken tek şey, acı çekmeye değer birini bulmak."
bob marley
devamını gör...

kardeşimle tarot kartları aldık, pratik olsun diye evde birbirimize soru sordurup kart açıyoruz. babam geldi yanımıza, kardeşim gel otur baba sana tarot bakıyım dedi tamam dedi babam.
kardeşim:
"evet baba sormak istediğin bir şey var mı?"
babam:
"var. bu tarot kartlarına kaç para verdiniz?"
devamını gör...

ne kadar çabalarsan çabala bazı şeyler olmazsa olmuyor,sağ olsun bunu öğretti.
devamını gör...

ülkemizde başlık sahibi yazarın da belirttiği üzere yaşayan kütüphane ismiyle toplum gönüllüleri vakfı projesi olarak üniversite öğrencileri tarafından hayata geçirilmektedir.

bir tanesinde projenin hayata geçirilmesi kısmında gönüllü görev alarak hayatımın en önemli faaliyetlerinden birini gerçekleştirmiştim. daha öğretici çok az deneyim yaşamışımdır.

üniversite çatısı altında 2 gün boyunca insan kitaplarımızla, öğrencileri yarım saatlik sohbetlerde buluşturup ön yargılarının kırılmasını amaçlamıştık. yani bir anlamda toplum tarafından mezhebi, cinsel kimliği, etnik kökeni, inancı sebebiyle ötekileştirilen - alevi, ermeni, kürt, lezbiyen, başörtülü, hristiyan, ateist... - insanlara mikrofon uzatıyor, ötekileştirmeye odun atan insanları da onların gerçekliğiyle buluşturarak zihinlerindeki duvarları yıkıyorduk. çok insan merakıyla katılıp ufkunu allahuekber dağlarına ulaştırarak oradan uzaklaşıyordu. çünkü toplumdaki ön yargılarımızın çoğu zihnimize yerleştirilmiş bir vaziyette, yıkmak da değişmek öğrenmek demek. insanlık ise doğru bildiğinden vazgeçme, değişme, gelişme konusunda pek hevesli değildir bildiğiniz üzere. ancak birebir o insanlarla konuşma imkanı bulduklarından çoktan değişimi, dönüşümü başlatmış oluyorlardı.

2 gün boyunca insanları gözlemlemek muazzam bir deneyimdi. kendim de ötekileştirilen bir kesimden geldiğim için böyle bir projede yer almak çok ayrı bir tatmin duygusu da yaratmıştı. hatırladıkça içinde bulunduğum için iyi ki dediğim projelerden biridir.

hala yapılıyor mu, yapılmasına izin verilir mi bilmiyorum. ancak hem gençlerin kendi düzenlemeleri, sorumluluk almaları hem de toplum için faydasının tartışılamaz boyutta olmasından dolayı keşke devam ettirilse dediğimdir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

düşününce aklıma ortaokuldaki hocamın söylediği geldi. bana " sen gökyüzündeki en parlak yıldızsın" demişti. en sevdiğim hocamdı.**
devamını gör...

(bkz: eppur si muove) albümünün kapağında ünlü gökbilimci ve filozof (bkz: galileo galilei)'ye yer veren senfonik metal grubudur.
yine aynı albüm içinde bu yüksek şahsiyete ithafen harika tınıları olan eppur si muove (yine de dönüyor) isimli bir parça bulunur.
grup 2011 yılında eskişehir 222'de efsane bir konser vermiştir.
devamını gör...

yayıncılara yerinde destek hizmeti vermeye başlamış, kaptan gibi kaptan.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çocuklarda sık karşılaşılan karanlıkta kalmaktan korkma durumudur. karanlıktan korkma genellikle karanlıkta tek başına kalmaktan korkma şeklinde gerçekleşir. çeşitli travmalar neticesinde ilerleyen yaşlarda da görülebilir. çocukluğumdan beri uyku problemi yaşayan bir insan olarak buna dönem dönem karanlıkta tek kalma korkusunun da eklenmesiyle neredeyse hastalığa evrilecek hale gelmişliği çok olmuştur. havanın kararmasıyla beraber vücudun strese girmeye başlar ve ona göre tepkiler verir. hayat kalitesini oldukça düşüren bir şey olmakla beraber tek başına aşılamazsa bir uzman yardımıyla aşılabilecek bir durumdur.
devamını gör...

kız kimsiniz, niye takibi bıraktınız diye düşünmüyor değilim. başkalarında bulup, bende bulamadığınız neydi he? beni beni bih... şaka şaka giden de gelen de sağolsun.
şiddet yanlısı değilim herkes bilir. sadece çok kızınca terliğin tersiyle ağıza vurmak suretiyle yapılan aktivitenin sapığıyım.

gittiğiniz yerde mutlu olun bana o da yeter beaaa.
böyle de iyi kalpli bir insanım işte. çok mütevazi olduğumu söylememe gerek yok sanırım. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim