bilinçaltındaki üstünlük kurma duygusundan kaynaklanır. ben bu kadını daha kolay korurum, daha kolay doyururum iç güdüsü vardır altında, diye düşünmekteyim. hatta evrimsel bir kökeninin olduğunu bile düşünüyorum. çünkü kadınların çoğunun küçük olmasının bir anlamı olmalı.
devamını gör...

sen , dünyanın en güzel ayşegül'ünü bırak ondan sonra git sıla ile ol.

(bkz: poyraz karayel)
devamını gör...

karakter sınırına takılan başlık.*
mesajlaşma devam etsin diye gece gelen mesaja sabah cevap vermek olacaktı, oldu.

yıkıklığın resmidir.*
kimseyi bu kadar önemsememek lazım tabi.
minik heyecanlar ama bunların sonu hiç hoş değil, malum.

bu aralar hep hayırlı forumlar temalı başlıklar açıyorum. haydi hayırlısı.
devamını gör...

italya'nın güney ucunda bulunan, italya'ya bağlı olan, başkenti ve yönetim merkezi cagliari olan, turkuvaz denize sahip akdeniz'in ikinci büyük adası. korsika ile tunus arasında yer alır.

tarihte, italya ve ispanya arasında paylaşım konusunda anlaşmazlık yaşanmış. ada halkı, kendilerini italyan olarak kabul etmez, kendileri için sarda ismini kullanırlar. konuştukları lisanlar arasında italyanca, ispanyolca ve bir de yerel lisanlarını konuşurlar. bayrakları haç işaretinden oluşmuş olup dört kenarında da dört tane siyahi korsan kafası figürü bulunur. bu figürler, endülüs etkisinden ortaya çıkmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dünyada ortalama ömrün en uzun olduğu yerlere blue zone, yani mavi bölge ismi verilmiş. sardinya adası da, işte bu bölgelerden biri. bu adada, ortalama ömür 100 yaşına varıyor. işlenmemiş gıdalardan oluşan, bitki ve hububat kökenli beslenme hakim. et tüketimi yaygın değil. hatta bu yüzden 1980'li yıllara kadar et tüketiminin düşük olmasından dolayı da köylerde buzdolabı kullanılmamış.

ilginç bir nokta ise adada balık kültürü oluşmaması. motorlu taşıta sahip olmayan yerli halkın dağ köylerinden denize ulaşması için 25 km. kadar mesafe kat etmeleri gerektiğinden, o süre içerisinde tuttukları balıkların dönüş esnasında bozulma durumu oluyor. daha çok çay, kahve, su ve polifenol açısından zengin bir ev şarabı tüketme alışkanlıkları var.
devamını gör...

"el alem ne der?" diye düşünüp buna uygun yaşayarak.
"acaba ben ne istiyorum" diye düşünmek yerine hayatta ilk sıraya hep kendimizden başkalarının isteklerini koyarak.
güven/sevgi dengesini tutturamayıp aşırıya kaçarak.
son olarak mutsuz olunan bir işte ve sevilmeyen çalışma arkadaşlarıyla çalışarak.
ps: hayır canım perişan falan değilim. **
devamını gör...

''istediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır.''

bülbül adalettir. hakkının yenmemesi gereken masumlardır. ırkçılığa, nefrete, ötekileştirmeye uğrayan herkestir. saksağan ise kitapta zarar veren kişileri simgeler. fakat bu kişilere rağmen bülbülü öldürürseniz ve doğru ile yanlış'ın savaşında ''doğru''yu yok ederseniz, işte bu günahtır.

harper lee tarafından 1960’da yazılmış fakat 1930'lu yılları anlatan çok değerli bir eserdir. dünyadaki ötekileştirilmiş, ön yargıya maruz kalmış insanların kitabıdır. olaylar 9 yaşındaki bir çocuğun bakış açısıyla anlatıldığından samimi ve tatlı bir üslupla yazılıyor fakat yaşanılanlar pek de öyle değil. başta komşusunun evinden çekinen, korkan çocukların yaz tatili anıları anlatılsa da sonrasında hayatın gerçek yüzüyle, o zamanlardaki ırkçı hareketlerle karşılaşıyoruz, fakat 9 yaşındaki scout'un avukat babası atticus bu ırkçılıkla savaşıyor çünkü o zamanlar beyaz adamın dünyasıyla siyah adamın dünyası mahkemede karşılaştığında, galip gelen dünya her zaman beyaz adamınki oluyor. atticus bu haksızlığı biliyor ve çevresindeki insanların ona ne şekilde bakacağını önemsemeden haklı olduğunu bildiği siyah adamın hakkını savunmaya çalışıyor.

tam da bu noktada alttaki alıntıyı paylaşmak uygun olacaktır.

-sen zencileri mi savunuyorsun, atticus?
-elbette savunuyorum. zenci deme, scout. bu kabalıktır.
-okulda herkes öyle diyor.
-bundan böyle o herkesten bir kişi eksilecek.


kitap bana henüz başlamadan kaybettiğimi bilsem bile başlamam gerektiğini bir kez daha gösterdi. çünkü "daha başlamadan yüz yıl önce kaybetmiş olmamız demek kazanmaya çalışmayacağımız anlamına gelmez."
devamını gör...

otozomal dominant kalıtılan konvuksiyon,mental retardasyon,yüzde anjiofibroma triadı ile karakterize rahatsızlıktır.
hamartin protein kodlayan tsc-1 geni ile tuberin genini kodlayan tsc-2 mutasyonuna bağlı gelişir.
hastalığın majör kriterleri arasında;
subependimal dev hücreli astrositom
hipomelanotik maküller
kardiyak rabdomiyom
renal anjiyomiyolipom

shagreen plakları bulunmaktadır.

yüzdeki klasik adenoma sebaceum görüntüsünü ekliyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

felsefe mezunu, katolik, fransa cumhurbaşkanı...
ilginç olarak paul ricoeur'un asistlanlığını yapmıştı. la memoire, l’histoire, l’oubli*adlı kitabın hazırlanmasında yardımcı da olmuş. ikilinin bir adet fotoğrafı bile var. kendisi klasik bir sosyal demoktattan ziyade bir 'üçüncü yol'cu gibidir. özellikle fransa'da tavan yapan muhafazakar nasyonal siyasetin içinde bi denge oluşturma çabasında. pek başarılı olduğu söylenemez. artık avrupa'da da liberallere karşı sesler yükselmeye başladı. özellikle azınlıkarın sesinin duyulduğu ülkeler için liberal demokrasi daha çok antipatiye sebebiyet veriyo. kendisi gençliğinde pek çok sosyalist hareketin içinde bulunmasına rağmen hiçbi zaman kendini sosyalist olarak tanımlamamış. daha sonra manuel valls ile muhafazakar kanatta da beraber olmuş ve kendi partisinde liberal anlayışı benimsemiş.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

son zamanlarda çok fazla yaşadığım durum.

eskiden bu durum için kenarda köşede bir miktar para saklardım. şimdi elime para geçtikçe kitaba yatırdığım için böyle durumlarda resmen kalakalıyorum. yine aynı durumdayım. evet, dün elimdeki bütün parayı 4 kitaba harcadım. kitaplar neden bu kadar pahalı ulan!*
devamını gör...

bunun stratosfere kadar yolu var. yılmak yok yola devam sinek kardeş. helal olsun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: sen gemi mustafa sandal)
devamını gör...

"bir ben miyim perişan gecenin karanlığında
yosun tuttu gözlerim yalnızlar rıhtımında"
devamını gör...

âdet olduğu üzere, alışıldığı gibi, her zaman olduğu gibi. örnek cümle:

"büyük salonda bizimkiler var ve bermutat, evlerinde imiş gibi yaşıyorlar." peyami safa, bir tereddüdün romanı.
devamını gör...

2020 yılında yayına başlayan, yardımsever, eğlenceli ve bilgili bir topluluk sitesidir. içerisinde kulüpleri, kütüphanesi, radyosu bulunur.
bir yandan aile sıcaklığı sunarken bir yandan muziplikleriyle içinizi gıcırdatması ile meşhurdur.
efendiler, normal sözlük anlatılmaz yaşanır.

discord topluluğu için : discord.gg/Wf6NxaqTBm
instagram : instagram.com/normalsozluk
twitter : twitter.com/normalsozluk
devamını gör...

babamla birlikte dükkanda çalışırken yanımıza bir adam geldi ve çakmak sordu. ben de dükkanda varolan tek bir çakmağı aramaya koyuldum. zaten göt kadar dükkan bulurum diye düşündüm. dakikalarca aradım ama bulamadım. kusura bakmayın dedim adama, bulamadım. peki teşekkürler dedi ve gitti. sonra babam da bana seslenip , kafamın içine kazıdığım o muhteşem* hayat dersini verdi:

'lan olum bu kadar yorulma, sanane adamın sigarasından, bok yemek isteyen kaşığını yanında taşıyacak, başkasında aramayacak.'
devamını gör...

kendisini. mümkün ise sinirini, hırçınlığını, hayata küsmüşlüğünü, coşkusuz hallerini, gülmeyen suratını, paylaşmadığı duygularını dışarıda bırakarak öylece eve gelmesinden daha mutlu edecek bir şey yoktu galiba.
devamını gör...

2018'de balkanlarda geçirdiğimiz haftanın dördüncü gününde adriyatik kıyılarında gezerken uğradığımız karadağ şehri. turumuzun bu etabı, adriyatik kıyısındaki koylarda sanki marmaris'in henüz yanmamış ağaçlarıyla bezeli koylarını kat edercesine geçmişti.

şehr-i kotor'un tarihi suriçini gezerken, türkiye'deki ve nice kalede görmediğim kadar güzel korunmuş bir yerle karşılaştık. rehberimiz,
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu kaledeki konutların şehrin büyüklerine ait olduğunu, eşrafın bu evleri korumasının ve yılın belli dönemlerini burada geçirmesinin zorunlu olduğunu söylemişti. daracık sokaklarda kediler de bizdeki gibi miskin miskin yatıyordu. ayrıca kalenin kapısında da şehrin ustaşa'dan kurtuluş tarihi, yugoslav arması ve josip broz tito'nun "başkasınınkini istemeyiz, bizim olanı vermeyiz" cümlesi halen korunmuş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel (dar sokaklar, apartman binalar).

şehrin içinde pek çok kilise var ki, bazısı katolik bazısı da ortodoks cemaatlerinin. katedralin kapısında da şehrin koruyucu azizi sayesinde nasıl osmanlı kuşatmasından kurtulduğu dövme kapıya rölyef olarak işlenmiş. ayrıntıları hatırlamıyorum ama ilginç bir hikayeydi bu. hem ilginç olması hem de osmanlı torunlarının dedelerinin bu limanlardan haraç almakla yetinip fethe tenezzül etmemesi ya da becerememesine ne kadar bozulacağı fikri aklımda kalmış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kiliselerden detaylar:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

daha sonra girişteki meydanda oturup moskovica denilen bir tatlı yedik. meydandaki kafelerin karşısında da saat kulesi ve dibindeki kazık (milleti oturttukları kazık işte) vardı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel (cadde detayları)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel (kazık koni)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


buradan sonraki durağımız, adriyatik'te demirli lüks yat ve katamaranlara otobüs penceresinden baka baka, arada dayton antlaşması'nda bosna hersek'e de kıyı verilmesi talebiyle verilen bölgeden geçerek ulaşacağımız; hırvatistan'ın en büyük destinasyonu dubrovnik.
devamını gör...

"big bang'i ne tetikledi ?" " big bang'den önce ne vardı ? "
uzay ve zaman sonsuza doğru bükülüyordu. (bkz: singularity)

bilmediğin bir konuya açıklık getirmek için hakkında hiçbir şey bilmediğin varlıkları cevap olarak sunmak biraz anlamsız gibi. tıpkı bilimsel konular hakkında konuşurken, hiçbir kaynak göstermeden kendi anlamsız yorumlayış tarzını sunmaya benziyor.

link

lawrence krauss - hiç yoktan bir evren kitabı yine bu konular için güzel bir okuma önerisi olur diye düşünüyorum.
devamını gör...

yahu ne alaka ne alaka. bunun türbanıyla alakası yok tamamen kişinin özündeki ego ile alakalı bu. alakasız konuları birbirine bağlayarak nefret kusmayınız rica ederim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim