haberim olmaksızın yaşamış olduğum durum. hayır bir de trip yiyoruz işimiz çıktı diye?

bak valla gider şikayet ederim seni malum kişiye! sonra mozaik pastanın çikiletası yerine akşama kadar bunu konuşursunuz. tehdit büyük, hodri meydan. *
devamını gör...

filmi beğenmeyen olabilir, overrated bir film olabilir, bu filme dayanan çok sabırlıda olabilir, ama seyreden ve beğenen zevksiz, üstelikte berbat demek ?

film yorumu yaparken sadece filme değil filmin yönetmeninin tarzına da bakmak lazım. yönetmen taika waititi genelde alışıla gelmiş tarzın dışında absürd filmler çeken ve bunları komedi dalında süsleyen bir yönetmen, dolayısı ile adamın tarzı bu.

sinema ile epey ilgiliyim, tanımlarıma bakarsanız mümkün olduğunca detaylı tanımlar yazmaya çalışıyorum ama hiçbir zaman filmi beğenmesem bile beğenene veya beğenmeyene bir şey demem, zevkler ve renkler tartışılmaz, bu işin doğasında vardır.

benim puanım bu filme 7 / 10. daha önce bu yönetmenim bir kaç filmini seyrettiğim için tarzına alışığım.

senaryo olarak değişik bir film, çekimlerde güzel, oyunculukta bana göre yeterli. ne benimle aynı düşünene entel derim, ne de beğenmeyene dantel:)))

iş bu tanım herhangi bir hedef gösterilmeden, genel bir yorum olarak girilmiştir. filmlerde yazdığı gibi gerçek karakterle alakası yoktur, olsa bile bu alaka tamamen tesadüfidir.
devamını gör...

tüm erkeklerin ilgi odağıdır. ne istese hemen yapılır.
devamını gör...

ırkçılık böyle bir şey işte. hatta bir ara bırakın mezarlığa alınmamayı, güney afrika cumhuriyeti'nde, apartheid zamanında beyazlar, çok para kazanacakları halde, alış veriş merkezlerine siyahları almıyorlarmış. sırf siyahlar etrafımızda dolanmasınlarda, paralarını istemeyiz diyorlarmış. bugün fırsatlarını bulsalar, aynısını yapacak adam çok orada.
devamını gör...

başlığı “macaristan halk cumhuriyeti” olarak açmamın nedeni o yıllarda macaristan’ın sscb destekli sosyalist bir devlet olması ve bu ismi kullanmasıdır. bu ayaklanma ise sscb karşıtı ilk ayaklanmalardan biridir.

23 ekim günü üniversite öğrencileri şair petöfi anıtının önünde toplanıyorlar. bu şair macarların ulusal şairidir. 1848 macar devriminin önderlerindendir ve yazdığı bir şiir o zamanlar ulusal şarkılarıdır. toplanan öğrenciler 16 maddelik bir talep metni okuyor. bu maddeleri buraya eklemeyeceğim. dileyen rahatlıkla bulabilir. maddelerden biri “sovyet birliklerinin macaristan’dan çıkarılması” . ulusal şarkılarını söylüyor ve yürüyüş yapıyorlar. işçi ve halktan da destek görülünce olaylar büyüyor.

hatta askerlerin bir kısmı da isyancılar tarafına geçiyor ve taleplerinden birini elde ederek eski başbakan ımre nagy’i tekrar başbakanlık koltuğuna oturtuyorlar. bu ımre nagy yaklaşık iki sene sonra idam edilecek. çok yıllar sonra ise itibarı iade edilecek. kendisi de sosyalist bu arada. zaten bu ayaklanma sosyalizm karşıtlığından ziyade stalinist yönetime karşı bir isyan.

sovyet askerleri şehri(şimdiki budapeşte) çevirmiş fakat bir karşılık vermiş değil o anlarda. hatta çekilmeye başladıkları bile söyleniyor. fakat nagy askerlerin tam çekilmediği gerekçesiyle varşova paktı’ndan çekildiğini açıklıyor ve diğer ülkelerden yardım talep ediyor. işte ne olduysa ondan sonra oluyor. başka ülkeler yardım etmediği gibi sovyet birlikleri takviye ediliyor ve şehir işgal ediliyor. binaların ön cepheleri bombalanıyor. şehir darmaduman ediliyor. görüntülerin olduğu bir videoyu entry sonuna ekleyeceğim.

çok kısa sürede isyan bastırılıyor. 10 kasımda ise bitiyor. tabii toparlanma süreci çok zaman alıyor. uzun süre olağanüstü hal ilan edilecek ve şehir dış dünyaya kapanacak.

3 bin civarı ölüm olmuş. belki bir o kadar yurt dışına kaçan olmuş. isyanın öncüleri idam edilmiş. time dergisi 1956 yılının adamı olarak macar halkını seçmiş. bu şaşırtıcı değil zaten. sonuçta adamlar sovyet karşıtı. bizim ülke de uzaktan çok desteklemiş macar halkını. destek derken manevi destek. o dönemin gazetelerine bakarsanız göreceksiniz bunu. nihayetinde türkiye’de bir nato ülkesi ve komünizm karşıtı. bu arada bu olaylarla ilgili türkiye’de çıkan eski gazetelere bakarken “futbolcu puskas çatışmalarda öldürüldü” haberiyle karşılaştım. aslında adam 2006 da öldü. macarların efsane futbolcusu. gazeteler o zaman da bol keseden atıyor tabii.

olayların iki sembolü var diyebiliriz. biri yıkılan stalin heykeli. diğeri ise o dönemki macaristan bayrağının ortasının delinip kullanılması. ortasındaki komünizm yıldızı kesilmiş olarak.
işte stalin, işte bayrak;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
komünizm yıkıldıktan sonra bu olaylar “macar devrimi” diye anılıyor.

etkileyici görüntüler içeren video
devamını gör...

up
devamını gör...

en sık söylenen yalanlardan biridir.
+bir ara mutlaka görüşelim.
(görüşmediler)
devamını gör...

eğer çaylaksanız hiçbir yazarın karma puanını doğrudan etkileyemezsiniz. çünkü kafa sözlük çaylakları öbürsüleştirme konusunda yeni güncellemeleriyle karşımızda...

karma puan sisteminin en temel amacı "yazar" olmanıza etki etmesidir.

peki bunu nasıl yapıyoruz ?

mesela çaylaksınız ve belli bir puan alana kadar çaylak kalmaya devam edeceksiniz evet, ne yapmak lazım ?
ya herkesin dikkatini çekecek şeyler yazmalısınız ya mizahınızı kullanmalısınız ya bilginizi aktarmalısınız ya... ya... ya... sonsuz bir döngü ve birçok seçeneği olabilir fakat çaylaksanız ve yazdıklarınız dünyayı 2 dakika içinde bambaşka bir yere dönüştürecek olsa bile kafa sözlükteki tüm yazarlar "çaylak tanımlarını" kapatmışsa yazdıklarınız bir hiçtir...

peki karma neydi ? karma böyle bir anlam mı taşıyordu sahi ?
devamını gör...

soğuk havada maske takıp dışarı çıkınca gözlük camlarının baca dumanı gibi olması. *
devamını gör...

değişen hiçbir şey olmamış. yine turistler gezecek biz bakıp kalacağız galiba. evet.
devamını gör...

demincek bizim burdan geçmiş olmaları muhtemel tiplerdir.

son ses müzikle evimin önünde hafif duraksayınca bir heyecan bastı dedim acep beyaz atlı prensim mi geldi? yoo beyaz şahinli bir birey gelmiş dedim allahım inş bana gelmemiştir. bakıp bakıp gittiler. ohh bugüne de şükür dinimiz amin. *
devamını gör...

(bkz: sen yenisin galiba)*
devamını gör...

kim ne derse desin önemlidir.

sadece tipten bahsetmiyorum. kıyafetler, duruş, mimikler de dahildir. oldukça güzel bir kız veya yakışıklı bir erkek olabilirsiniz lakin üzerinizdeki kıyafette, davranışlarınızdaki mantıkta sizi çirkinleştirebilir. karakter burada belli olur. dış görünüş iyiyse yani kıyafet düzgünse, kişi temiz* kokuyorsa illaki saygı duyulur.

*temiz kokmak ve güzel kokmak aynı şey değildir.
devamını gör...

kim lan bu demek istediğim başlıktır.
eğer bahsettiğiniz gibi birisiyse bana da sövsün özelden çok merak ettim.
devamını gör...

30 olmadan önce bu düşünce çok ürkütücü geliyor ama girince alışıyorsun çokta şey yapmamak lazım.
devamını gör...

kimi insanın hayatının bazı zaman dilimlerinde kendi kabuğuna çekilmesi, sadece içindekilerle sohbet etmeye çalışma eylemidir.
kimi insan içinse ikinci kişiler tarafından bu duruma bırakılmadan doğrudan yalnızlığa geçmesidir.
bazı kişiler için de yakınlarına zarar vermeden, az uzakta kendi kendine yaşamasıdır.
devamını gör...

önceleri tamamen farklı bir bozukluk olarak değerlendirilen asperger sendromu zaman içinde otizme benzerlikleri sebebiyle, otizm spektrum bozukluğunun bir türü olarak tanımlanmaya başlanmıştır. asperger sendromu temelde bireyin sahip olduğu sosyal etkileşim bozukluğu olarak değerlendirilebilir. çok benzer olan reaktif bağlanma bozukluğundan farklı olarak hayat boyu devam etmesi ve otizmde de görülen stereotip( tekrarlayayıcı) hareket ve sözlerin gözlenebilmesi, iletişim başlatma, sürdürme ve sonlandırma becerilerinde yaşıtlarını geriden takip etmesi söylenebilir. otizmli çocukların büyük çoğunluğunda görülen mental reterdasyon olmayabilir. ancak bu söylenenlerin tamamı yada bir kaçı gözlenebilir. bu sebeple kriterlerin hepsini karşılamıyor olması kişinin asperger sendromlu olmadığı anlamına gelmez.

sosyal iletişimlerinin kısıtlı olmasının sebeplerinden biri de ilgili oldukları belli başlı konularda , sohbetin gidişatı haricinde de sürekli bahsetmeleri hatta sadece hoşlandıkları konulardan konuşmaları olabilir. zihinlerini bir kıyafet dolabı şeklinde düşünürsek her kelimeyi bir kıyafet var sayalım, bu kıyafetlerin dağınık olduğunda çorapları kazakların arasında bulmak bizim için ne kadar zor olursa, asperlerli bir kişi içinde kendini ifade edebileceği kelimeleri seçmek her seferinde dağınık dolaptan bir şeyler bulmaya çalışmak gibidir. genellikle gün içinde karşılaşabilecekleri standart dialogları ezberler ve ezberden konuşurlar.

örnek :
(ezberlenmiş dialog)
x kişisi : merhaba y, nasılsın?
aspergerl kişi : merhaba x, iyiyim sen nasılsın ?

(ezberli dışında dialog)
x kişisi : selamın aleyküm y, nasıl hissediyorsun bugün?
asperger kişi : ???? merhaba,nasılsın? ben iyiyim , sen nasılsın ?

şeklinde ezberlediği dialogu sürdürmekte ısrarcı olabilir, tabi her asperli birey aynı şekilde tepki vermeyebilir ama genellikle kısıtlı dialog geliştirme beceri sebebiyle bu tür durumlar ile sık karşılaşılabilir.
devamını gör...

bazı eserlere kolaylıkla inceleme yapamazsınız çünkü hem siz sindirememişsinizdir hem de ne söyleseniz, hangi kelimeleri seçseniz eksik kalacaktır. işte en sevdiğim yazar sabahattin ali'nin kuyucaklı yusuf'u tam olarak böyle bir eser.

bu kitabı ancak ikinci kez okuduğumda hakkında inceleme yapma haddini kendimde bulabilirim. sadece şunu söylemeliyim, selahattin bey yaptığı ve yapmadıklarıyla, düşündükleri ve düşünmedikleriyle nedense kalbime dokundu. çok tanıdık geldi bana fakat bir o kadar da uzak. onu tanıyorum sanıyorken bir de baktım ki hayır, istesem de tam manasıyla tanıyamam. aynı hissi kitabın sonundaki olay anlatılırken yusuf için de hissettim.

kitap kısaca ailesi öldürülen yusuf'un bir kaymakam tarafından evlatlık alınmasını ve insanların tüm yüzsüzlüğü ve işine geldiği gibi davranmalarına rağmen yusuf'un değişmeyen tavrını konu alıyor.


hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyefendi! ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var...
devamını gör...

lila da dediğimiz, pembe ile mor arasındaki renk.
devamını gör...

kimsenin of çekmeden yaşamasını istiyorum. maddi zorluklar çeken öĝrencilere ve insanlara yardım etmek istiyorum. dinin kullanılmamasını istiyorum. ülkemizi salt erkeklerin yönetmesini istemiyorum. akrabalarına trilyon yediren siyasetçi istemiyorum. z kuşaĝı diye insan yerine bile konmayan milyonlarca gencin dinlenmesini istiyorum. herkes okusun istiyorum. üniversiteyi okuduktan sonra kapağı yurt dışına atıp ülkelerini unutsunlar istemiyorum. kadınlara ve çocuklara ve aĝaçlara deĝer verilsin istiyorum. kitaplar daha ucuz olsun istiyorum. suç işleyenlerin psikolojik tedavi almasını istiyorum. ve suç işlediği halde beraat eden katillerin sokağa salınıp ömründe görmediği gencecik bir kızı kalbinden bıçaklayıp öldürsün istemiyorum. yolsuzluk ve iltimas olmasın , mecliste takım elbiselilere selam vermek için el pençe divan durup küçüldükçe küçülen insanların biraz da , o meclisi temizleyen halka selam vermesini istiyorum. insanlar birbirlerini televizyonlarının büyüklüğüne göre sınıflandırmasın istiyorum. türk- kürt- sünni- şii- şafii- alevi- diye kutulara konan insanların birbirlerinden bir farklarının olmadığını bilsinler istiyorum. biz sadece insanız. kan grubumuz, adımız , soyadımız, milletimiz, ırkımız, dilimiz, dinimiz, sülalemiz, ten rengimiz, bunlar bizim seçebildiĝimiz şeyler değil. seçemediğimiz kavramlar üzerinden birbirimizi yaralamayalım, ayırmayalım, kayırmayalım, sevelim istiyorum. bedeni 22 ruhu ihtiyar bir genç olarak. naçizane fikrim...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim