luna nera
senaryosuna pek ısınamamış olmam sebebiyle yarıda bırakmak zorunda kaldığım ve ismi italyanca kara ay anlamına gelen; cadıları, kasabalı insanların onlara karşı düşmanlığını ve elbette ki netflix dizisi olmasının getirdiği doğal sonuç olarak muhtelif ilişkileri temelde konu edinmiş olan dizidir. fakat giriş müziği o denli etkileyicidir ki aylarca bıkmadan tekrar tekrar dinledim bu sanat eserini.
diziyi tavsiye edemesem de giriş müziğini dinlemenizi ısrarla tavsiye etmekteyim;
diziyi tavsiye edemesem de giriş müziğini dinlemenizi ısrarla tavsiye etmekteyim;
devamını gör...
yazarların yedikleri yiyecek olmayan şeyler
gençliğim.
devamını gör...
murphy kanunları
imkansız olanı elediğinde olasılıksız olsa da elinde kalan gerçek olmalıdır." sir arthur conan doyle.
christopher nolan'a göre murphy kanunları olur'u olan her durumun, ihtimaller dahilinde gerçekleşmesinin kaçınılmaz olduğu üzerinedir. bir şey olacaksa olur çünkü yasalar buna izin verir, murphy'nin yasaları değil, evrenin kendi yasalarıdır buna izin veren. kuantum düzeyinde evren belirsizlikten ibaret gibi görünse de fiziğin alt parçacıklarının dahi etrafında döndüğü bir güç alanı vardır. yani haliyle de kaotik, belirsiz hareket etmesi gereken, bazı hal ve durumlarda da öyle hareket eden parçacıkların düzenli olması varlığın oluşabilmesi için gereklidir. kurallar vardır. evrenin dışında ne olduğunu bilmiyor, evrenin biçimini ifade etmede yetersiz kalıyor ve daha nice algımız dışında kalan olayı anlatırken bocalıyoruz. buna rağmen olmuştur. "dünya olduğu gibi olan her şeydir." bu durumda da evrenin içerisinde gerçekleşen ekstrem herhangi bir durum yoktur. sadece olayların sıklık derecesi, oluş sayıları ve süreleri vardır, böylelikle sınırlı aklımız için belirleyici çizelge oluşturabilir, doğaüstü tanımını yapıştırabiliriz. oysa, az önce yazdığım gibi doğada doğaüstü herhangi bir olay gerçekleşmez, bununla birlikte bir olayın bir diğerine göre üstünlüğü yoktur, hepsi sadece insan algısının cılızlığının getirisi tanımlardır. murphy yasaları/kanunları da bir şekilde bunları alaya alır, "neden ben?" sorusuna "çünkü öyle." diyebilmenin bir yoludur. genel-geçerdir böylelikle, haliyle de insanı merkezden alarak diğerlerinin arasına bırakır. benzerlerine "ya sen de mi?" sorusunu yönelten insan sonunda anlayabilirse "sadece bana olmuyormuş." diyebilme gücünü, aşağılık kibrinin ötesinde bulabilir, umarım da bulur.
mucize diye tanımlanabilecek olasılıklarla evren bir şekilde patladı, hiçlikten varolan bu yapı kaderinde çizilen muhtemelen yaşına göre bizim bulunduğumuz noktada oldukça genç. biz evrenin 13,4 milyar yıllık kısmında yaşıyor, onu bu emekleme çağında görüyor hatta nasıl oluştuğuna dair bırakılan izlerle optik bir görüntü oluşturabiliyoruz. entropi. evrenin içindeki her şey, sonunda evrenin kendisine de olacağı gibi dönüşmeye/yıkılmaya mahkumdur, bundan kaçısın tek bir yolu bile yoktur, tüm galaksiler birbirinden uzaklaşıp evrenin kendisi de genişleme sürecinin sonuna geldiğinde soğumaya ardından da enerjisini yitiren sayısız yıldızın da çökmesiyle beraber oluşan karadelikler ısınmaya ve sonunda da kendini kapatmaya mahkumdur. gnostiklerin evren hapishane inancı eğer manevi tanımından ayrılıp fiziki forma bürünebilseydi, tam anlamıyla bu olurdu. durum böyleyken murphy yasasındaki "her şey kötüye gider." maddesi insanın yok olmaktan korkan, eylemsizliğe teşvik eden algısıyla birleşip kendini gerçekleştirebilirdi.
bizler öleceğini bilerek hayatta kalmayı sürdüren canlılarız, doğanın ne olduğuna dair bir bakışımız onu açıklamaya yönelik algıtlarımız var. ölümden korkuyoruz, en canlı gibi bizler de hayatta kalma içgüdüsüne denizdeki tek hücreli canlı gibi sahibiz. buna karşılık yine de devam ediyor, türü ya da kabileyi gelecekte var edebilme umuduyla çoğalmayı ya da insanın devamlılığı için gereken hareketi gerçekleştiriyoruz. o halde buradan çıkarabileceğimiz tek şey, tüm kötü ihtimallere rağmen yaşamak hala umut verici. o zaman diyebiliriz; ilk canlı/canlıların kazandığı içgüdüye sahipsek aynı şekilde onu oluşturan ortam kendi şablonuyla hareket ettiyse yine ortamı var eden ihtimaller zincirindeki kodu içimizde barındırıyoruz. bu yüzden "her şey kötüye gider." yasası makul geliyor, bu yüzden olanaklılığını gözden çıkarmıyoruz. buna rağmen biliyoruz; her şey kötüye gider gitmesine ama buna rağmen yaşam var. buradayız. çok da kötü gözükmüyor öyle değil mi?
christopher nolan'a göre murphy kanunları olur'u olan her durumun, ihtimaller dahilinde gerçekleşmesinin kaçınılmaz olduğu üzerinedir. bir şey olacaksa olur çünkü yasalar buna izin verir, murphy'nin yasaları değil, evrenin kendi yasalarıdır buna izin veren. kuantum düzeyinde evren belirsizlikten ibaret gibi görünse de fiziğin alt parçacıklarının dahi etrafında döndüğü bir güç alanı vardır. yani haliyle de kaotik, belirsiz hareket etmesi gereken, bazı hal ve durumlarda da öyle hareket eden parçacıkların düzenli olması varlığın oluşabilmesi için gereklidir. kurallar vardır. evrenin dışında ne olduğunu bilmiyor, evrenin biçimini ifade etmede yetersiz kalıyor ve daha nice algımız dışında kalan olayı anlatırken bocalıyoruz. buna rağmen olmuştur. "dünya olduğu gibi olan her şeydir." bu durumda da evrenin içerisinde gerçekleşen ekstrem herhangi bir durum yoktur. sadece olayların sıklık derecesi, oluş sayıları ve süreleri vardır, böylelikle sınırlı aklımız için belirleyici çizelge oluşturabilir, doğaüstü tanımını yapıştırabiliriz. oysa, az önce yazdığım gibi doğada doğaüstü herhangi bir olay gerçekleşmez, bununla birlikte bir olayın bir diğerine göre üstünlüğü yoktur, hepsi sadece insan algısının cılızlığının getirisi tanımlardır. murphy yasaları/kanunları da bir şekilde bunları alaya alır, "neden ben?" sorusuna "çünkü öyle." diyebilmenin bir yoludur. genel-geçerdir böylelikle, haliyle de insanı merkezden alarak diğerlerinin arasına bırakır. benzerlerine "ya sen de mi?" sorusunu yönelten insan sonunda anlayabilirse "sadece bana olmuyormuş." diyebilme gücünü, aşağılık kibrinin ötesinde bulabilir, umarım da bulur.
mucize diye tanımlanabilecek olasılıklarla evren bir şekilde patladı, hiçlikten varolan bu yapı kaderinde çizilen muhtemelen yaşına göre bizim bulunduğumuz noktada oldukça genç. biz evrenin 13,4 milyar yıllık kısmında yaşıyor, onu bu emekleme çağında görüyor hatta nasıl oluştuğuna dair bırakılan izlerle optik bir görüntü oluşturabiliyoruz. entropi. evrenin içindeki her şey, sonunda evrenin kendisine de olacağı gibi dönüşmeye/yıkılmaya mahkumdur, bundan kaçısın tek bir yolu bile yoktur, tüm galaksiler birbirinden uzaklaşıp evrenin kendisi de genişleme sürecinin sonuna geldiğinde soğumaya ardından da enerjisini yitiren sayısız yıldızın da çökmesiyle beraber oluşan karadelikler ısınmaya ve sonunda da kendini kapatmaya mahkumdur. gnostiklerin evren hapishane inancı eğer manevi tanımından ayrılıp fiziki forma bürünebilseydi, tam anlamıyla bu olurdu. durum böyleyken murphy yasasındaki "her şey kötüye gider." maddesi insanın yok olmaktan korkan, eylemsizliğe teşvik eden algısıyla birleşip kendini gerçekleştirebilirdi.
bizler öleceğini bilerek hayatta kalmayı sürdüren canlılarız, doğanın ne olduğuna dair bir bakışımız onu açıklamaya yönelik algıtlarımız var. ölümden korkuyoruz, en canlı gibi bizler de hayatta kalma içgüdüsüne denizdeki tek hücreli canlı gibi sahibiz. buna karşılık yine de devam ediyor, türü ya da kabileyi gelecekte var edebilme umuduyla çoğalmayı ya da insanın devamlılığı için gereken hareketi gerçekleştiriyoruz. o halde buradan çıkarabileceğimiz tek şey, tüm kötü ihtimallere rağmen yaşamak hala umut verici. o zaman diyebiliriz; ilk canlı/canlıların kazandığı içgüdüye sahipsek aynı şekilde onu oluşturan ortam kendi şablonuyla hareket ettiyse yine ortamı var eden ihtimaller zincirindeki kodu içimizde barındırıyoruz. bu yüzden "her şey kötüye gider." yasası makul geliyor, bu yüzden olanaklılığını gözden çıkarmıyoruz. buna rağmen biliyoruz; her şey kötüye gider gitmesine ama buna rağmen yaşam var. buradayız. çok da kötü gözükmüyor öyle değil mi?
devamını gör...
bir insanın kaybetmemesi gereken şey
vicdan
akıl ve ruh sağlığı
ağlama duygusu
gülümseme
akıl ve ruh sağlığı
ağlama duygusu
gülümseme
devamını gör...
sibirya
sıcaklığın -65 derecelere düştüğü, dünyanın en soğuk bölgelerindendir.
devamını gör...
heykel
belediyelerin beceremediği sanat dalıdır.
mersin'deki boksör sinan şamil sam’ın heykeli

inegöl’deki çatal saplanmış köfte heykeli

görsel kaynağı 1, görsel kaynağı 2, benzerleri
mersin'deki boksör sinan şamil sam’ın heykeli

inegöl’deki çatal saplanmış köfte heykeli

görsel kaynağı 1, görsel kaynağı 2, benzerleri
devamını gör...
sezen aksu
öncelikle türk müziğinin, sanatının kraliçesi. neredeyse herkesin sevdiği en az bir şarkısını ezbere bildiği mükemmel insan.
1954 yılında denizli'de dünyaya geldi. ilköğretimini orada tamamlayıp ailesiyle izmir'e taşındı. sonrasında birçok şarkısına ilham olacak bu şehri ölesiye doyasıya yaşadı özümsedi. sonrasında bir yıl kadar ziraat fakültesi denemesi oldu. kendi benliğini ve potansiyelini kısıtlanmış hissedecek ki üniversiteyi terk etti. okulunu bırakıp 1974 yılında istanbul'a geldi.
ilk çıkış ismi olan sezen selen mahlası ile bir kaset çıkardı. çok tutmayınca bu sefer mahlas da değişti. o zamanki eşi olan ali engin aksu'nun soyadını alan fatma sezen artık bugün de bildiğimiz haliyle sezen aksu adını aldı. 75 ve 76 yıllarında çıkardığı 45'likler ile türkiyenin kalbinde taht kurdu. sonrasında 80'lerde 6, 90'larda 6, 2000'li yıllarda 6 albüm yaptı.
2010'larda ise 3 albümü bitirdi. 2020 aralık itibarı ile de demo2'nin şarkılarını belli bir aralıklarla yayınlamaya devam ediyor. yani 2010-2020 arası 4 albüm çıkardı denebilir.
velhasılkelam bir derya deniz olan bu sanatçı türkiye'nin belleğini, sanat anlayışını, hatta dünyada pop'u bile etkiledi. yunan, ermeni kökenli besteciler ile çalıştı. 2002 yılında türkiye şarkıları konseri ile herkese aynı tonda hitap etmenin önemini, kardeşiliği, eşitliği, insan haklarını savundu. sivas madımak yangınlarını lanetlemek adına 1994 yılında dua adlı şarkıyı yaptı.
müziğin yanında insan olmaya, doğaya, eşitliğe, dünyaya, çevreye de bol bol katkısı oldu. kendi arkasında belki de türkiye'nin en sağlam hayran kitlesini oluşturdu.
1954 yılında denizli'de dünyaya geldi. ilköğretimini orada tamamlayıp ailesiyle izmir'e taşındı. sonrasında birçok şarkısına ilham olacak bu şehri ölesiye doyasıya yaşadı özümsedi. sonrasında bir yıl kadar ziraat fakültesi denemesi oldu. kendi benliğini ve potansiyelini kısıtlanmış hissedecek ki üniversiteyi terk etti. okulunu bırakıp 1974 yılında istanbul'a geldi.
ilk çıkış ismi olan sezen selen mahlası ile bir kaset çıkardı. çok tutmayınca bu sefer mahlas da değişti. o zamanki eşi olan ali engin aksu'nun soyadını alan fatma sezen artık bugün de bildiğimiz haliyle sezen aksu adını aldı. 75 ve 76 yıllarında çıkardığı 45'likler ile türkiyenin kalbinde taht kurdu. sonrasında 80'lerde 6, 90'larda 6, 2000'li yıllarda 6 albüm yaptı.
2010'larda ise 3 albümü bitirdi. 2020 aralık itibarı ile de demo2'nin şarkılarını belli bir aralıklarla yayınlamaya devam ediyor. yani 2010-2020 arası 4 albüm çıkardı denebilir.
velhasılkelam bir derya deniz olan bu sanatçı türkiye'nin belleğini, sanat anlayışını, hatta dünyada pop'u bile etkiledi. yunan, ermeni kökenli besteciler ile çalıştı. 2002 yılında türkiye şarkıları konseri ile herkese aynı tonda hitap etmenin önemini, kardeşiliği, eşitliği, insan haklarını savundu. sivas madımak yangınlarını lanetlemek adına 1994 yılında dua adlı şarkıyı yaptı.
müziğin yanında insan olmaya, doğaya, eşitliğe, dünyaya, çevreye de bol bol katkısı oldu. kendi arkasında belki de türkiye'nin en sağlam hayran kitlesini oluşturdu.
devamını gör...
deep discoverer
uzaktan kumandalı bir denizaltı aracıdır. abd ticaret bakanlığı kapsamında faaliyet gösteren ulusal okyanus ve atmosfer idaresine bağlı araştırma ekiplerinden birine bağlı olup deniz altı çalışmalarında kullanılmaktadır.
okyanusun derinliklerindeki araştırmalarda kullanıldığı için yüksek basınca dayanıklı olmak zorundadır. öyle ki okyanusun bazı derinliklerinde basınç değeri açık hava basıncının 1000 katına kadar çıkabilmektedir. işin ilginç yanı ise okyanusun bu inanılmaz basınç değerine sahip derinliklerinde yaşamını sürdüren çok sayıda deniz canlısı türünün bulunmasıdır.
okyanusun derinliklerindeki araştırmalarda kullanıldığı için yüksek basınca dayanıklı olmak zorundadır. öyle ki okyanusun bazı derinliklerinde basınç değeri açık hava basıncının 1000 katına kadar çıkabilmektedir. işin ilginç yanı ise okyanusun bu inanılmaz basınç değerine sahip derinliklerinde yaşamını sürdüren çok sayıda deniz canlısı türünün bulunmasıdır.
devamını gör...
internetten hastalık araştırmak
yapılmamasının gerekliliğini akıllara kazımak için üstüne şarkı bile yapılmış şeydir.
devamını gör...
türkiye'de kimsenin eleştiriyi hazmedememesi
insanlar kendilerini mükemmel sanarlar ,sürekli övülmek isterler çünkü egoları onu ister .eleştiriye tahammülü olmayan kimseler bilmezler ki eleştiri olmadan doğruya ulaşılmaz .
devamını gör...
flörte başlarken yapılan hatalar
flörte başlamak.
devamını gör...
sizleri karı koca ilan ediyorum diyen nikah memuruna trip atan feminist
sen bana nasıl karı dersin diyerek trip atan feministtir. evlenip evinin hanımı çocuklarının anası olacak olması, onu bu içler acısı durumdan kurtarmaya yetmeyecektir.
devamını gör...
sen serdar ortaç’sın seni mahkemeye verir miyiz evlat
herkese eşit olunmalı. sanatçı diye bir ayrıcalık mı olur...
devamını gör...
geceye az bilinen bir şarkı bırak
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım
(bkz: attila ilhan)
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım
(bkz: attila ilhan)
devamını gör...
dünya
12742 km çapındaki bir çöp kutusu.
devamını gör...
yayın önerisi
''metal kafa'' programına hoşgeldiniz. 70'ler 80'ler hair/glam metal, hardrock, heavy metal şarkıları yayınlayacağız. ayrıca kendi grubumdan bestelerimizle de yayına renk verirken , çalan şarkılara dair küçük bilgiler, çalan gruplara/sanatçılara dair bilgiler vereceğiz. sunuma ortak olmak isteyenleri beklerim...
devamını gör...
karen horney
16 eylül 1885 doğumlu, alman kökenli psikanalist.
freud ve jung okumalarım sonrası okuduğum için derinlemesine algılayabildim, ayrıca çok severim.
psikolojinin bütüncül boyutlarına derinlemesine çıkarımları var.
onun yöntem ve analizlerini okumak benim için her zaman çok keyifliydi.
ufuk açan bu değerli bilim kadınına saygıyla...
freud ve jung okumalarım sonrası okuduğum için derinlemesine algılayabildim, ayrıca çok severim.
psikolojinin bütüncül boyutlarına derinlemesine çıkarımları var.
onun yöntem ve analizlerini okumak benim için her zaman çok keyifliydi.
ufuk açan bu değerli bilim kadınına saygıyla...
devamını gör...
bayramı buruk geçen yazarlar
annemden ayrı ilk bayramımm. şuracıkta ama gidemiyor insan..
sabah kahvaltı hazırlıyorken görüntülü konuşuyorduk, dayanamadım ağladım. allah sesini nefesini eksik etmesin canım anam.
sabah kahvaltı hazırlıyorken görüntülü konuşuyorduk, dayanamadım ağladım. allah sesini nefesini eksik etmesin canım anam.
devamını gör...
6 ay önce girilen tanıma saat 02.20'de beğeni atan yazar
tanım: rastgele butonunun çalışıyor olduğunu gösteren başlık.
devamını gör...