virgin soil
dilimize ergin altay tarafından ham toprak adı altında kazandırılmış ivan sergeyeviç turgenyev eseri. sanıyorum nov olarak da bilinmekte. turgenyev'in geç dönem eserlerinden biri olduğu için turgenyev karakterlerin ruh hallerini oldukça güçlü bir biçimde aktarmış kanımca. yazarın dönemin rusyasına karşı tutumunu her karakterde bir parça okumak mümkün ki belki yanlış bir düşünce ama solomin düşünceleri ve davranışları ile bana kalırsa turgenyev'i - özellikle hayatının son dönemlerindeki düşüncelerini- en çok yansıtan karakterlerden biriydi. yine de nejdanov hikayenin en temiz yazılmış karakteri; zihnindeki kırılganlık, davranışları, iç karmaşası ve tutarsızlıkları ile beraber etten kemikten bir insan figürü var karşımızda. ne kadar lirik bir dil ile sunulmuş bir ana hikaye olsa da -ki bana kalırsa bu hep biraz gerçekliği öldürmüştür- nejdanov tamamen sert ve sivri bir gerçeklik ile tasvir edilmiş. yaşamından intiharına kadar kurgudan uzak, gerçek hayattan kopuk olmayan bir karakter sunuyor turgenyev. dönemin taşrasına huzursuz edici bir yolculuk, toplum ve geleneklere karşı baskın bir dil ile yapılmamış hiciv denemeleri, aşk ve devrim bu eserin genel bir özeti aslında. blok'un güzel bir şiiri ile sonlandırayım tanımı:
"rusya, yoksul rusya!
kül rengi köy evlerin senin
ve rüzgârın taşıyıp getirdiği türküler
gözyaşları gibidir ilk sevgimin"
"why, what is the matter, alexai dmitritch, hamlet of russia? has something happened, or are you just simply depressed, without any particular cause?"
"oh, stop! mephistopheles of russia!” nejdanov exclaimed irritably. “ı am not in the mood for fencing with blunt witticisms just now.”
“goodbye, my dear friend, goodbye! when this reaches you, ı shall be no more. don’t ask why or wherefore, and don’t grieve; be sure that ı am better off now. take up our immortal pushkin and read over the description of the death of lensky in ‘yevgenia onegin.’ do you remember? the windows are white-washed. the mistress has gone—that’s all. there is nothing more for me to say. were ı to say all ı wanted to, it would take up too much time. but ı could not leave this world without telling you, or you might have gone on thinking of me as living and ı should have put a stain upon our friendship. goodbye; live well.—your friend, a. n.”
enough of this! ıs there not something higher and better in this world? ın other words, put on your filthy coat and go among the people... oh, yes, ı am just going.
"rusya, yoksul rusya!
kül rengi köy evlerin senin
ve rüzgârın taşıyıp getirdiği türküler
gözyaşları gibidir ilk sevgimin"
"why, what is the matter, alexai dmitritch, hamlet of russia? has something happened, or are you just simply depressed, without any particular cause?"
"oh, stop! mephistopheles of russia!” nejdanov exclaimed irritably. “ı am not in the mood for fencing with blunt witticisms just now.”
“goodbye, my dear friend, goodbye! when this reaches you, ı shall be no more. don’t ask why or wherefore, and don’t grieve; be sure that ı am better off now. take up our immortal pushkin and read over the description of the death of lensky in ‘yevgenia onegin.’ do you remember? the windows are white-washed. the mistress has gone—that’s all. there is nothing more for me to say. were ı to say all ı wanted to, it would take up too much time. but ı could not leave this world without telling you, or you might have gone on thinking of me as living and ı should have put a stain upon our friendship. goodbye; live well.—your friend, a. n.”
enough of this! ıs there not something higher and better in this world? ın other words, put on your filthy coat and go among the people... oh, yes, ı am just going.
devamını gör...
bir cümle ile çocukluğunu tanımlamak
bambaşka bir alemde yaşıyordum.
devamını gör...
normal sözlük'teki kaliteli yazarların sözlüğü bırakması
herkes kafasına göre yazıp mezleke havasında kurtlarını döksün yeter. kaliteli kalitesiz ayrımına hiç girilmesin. öyle ki sözlükte bir kalite kontrol ekibinede rast gelmedim açıkcası. kimi kısır yapar kimi kısır döngüye girer kendi tercihi. ne edebiyat yapanı taşlarım ne goy goy yapanı. hepsinden yapılmalı * ama insanların hevesini kırmayın derim. adam alkışlama ve yerden yere vurma ölçüsünü kaçırmasak neredeyse harikayız. * sıfatlamalar, tanımlamalara inat yazın. sıkılıyorsanız bir hava alıp gelin.. (bkz: çıkın çıkın gelin) ister sokratı konuşun ister mahmut tunceri hepinize yetecek yer var. *..
felsefede yaparız ekibimizin içinde junior atakandan kant'a kadar geniş bir yelpaze var. ufak tefek trolleme çalışmalarıda yapıyoruz. toplanma aşamasında olduğumuz fiyonklu tsm grubu ile ağır metalci rock grubumuzda var*. herkes başka kafa kalite'yi bir çıkaralım aradan.
aramıza kimse girmesin
(bkz: kalan sağlar bizimdir)
felsefede yaparız ekibimizin içinde junior atakandan kant'a kadar geniş bir yelpaze var. ufak tefek trolleme çalışmalarıda yapıyoruz. toplanma aşamasında olduğumuz fiyonklu tsm grubu ile ağır metalci rock grubumuzda var*. herkes başka kafa kalite'yi bir çıkaralım aradan.
aramıza kimse girmesin
(bkz: kalan sağlar bizimdir)
devamını gör...
kuyucaklı yusuf
iki insanın birbiri ile karşılaşması kadere, tanıştıktan sonra yanyana kalmaları ise onların gayretine bağlıdır.
basit bir dille ne güzel anlatıyor sabahattin ali.
basit bir dille ne güzel anlatıyor sabahattin ali.
devamını gör...
yazarların whatsapp durumları
şeyhim kainata alışamadım
devamını gör...
fako
eruhlu muhdi ve birkonla beraber sönmez reyizin en büyük düşmanlarından biri.
(bkz: eruhlu muhdi)
(bkz: birkon)
(bkz: eruhlu muhdi)
(bkz: birkon)
devamını gör...
anne eli değmiş gibi sözlük
sabah uyandığımda farkettigim, menülerin anne eli değmiş dağınık oda gibi toplandığı, aniden gelen "anne, başıboşlar sekmesi nerde" diyerek seslenme isteği oluşmasına neden olan değişim.
devamını gör...
wild at heart
bir david lynch filmi 1990 yapımı bu sefer nicolas cage abimiz başrolde willem dafoe de var tadından yenilmez ki bu . lynch tarzı komedi olmamasına yol filmi olmasına rağmen resmen bir kara mizah şaheseridir gözümde. istenmeyen damat cage ve türlü türlü maceralar hele bir banka soygunu sahnesi var ki. kısaca konuya gelirsek baskıcı ebeveyn istenmeyen erkek arkadaş ve kacış ama sadece bu kadar değil ki aşk var beklemek var sinir bozan willem dafoe gülüşü var bu kadar yakışıklı bir adamı getirdikleri hali görünce istemsizce sinirleriniz bozulacak ama işte lynch sineması bunu ister. hele elvis'in love me tender'ının ama nicolas abimizin söylediği bir evlilik teklifi sahnesi vardır ki görülmeye değer bir şaheser olarak gösterilebilir. aşk şehvet rock'n roll istismar ne ararsanız vardır bu filmde nicolas abimizin yılan derisi ceketi ise film boyunca anlatılmak istenilen mesaja cevaptır aslında. willem dafoe oynanmaz kardeşim bu kadar güzel ulan ekrandan çıkarıp dövesimiz gelir seni o istismar sahnesinde. soygun sahnesinde oynayan köpekçik sen nesin be çoğu komedyenin yapamadığını yaptırıp kahkaha attırdın bana. ya cadı ayakkabıya sahip kaynana seni unutmadım. 6 yıl bekler mi aynı yerde sevdiğini insan izleyin görün derim.laura dern melek misin mubarek ayrıca.
devamını gör...
şimdi değil ise ne zaman düşüncesi
ertelemeye değecek kadar uzun bir ömrümüz yok. her an terk-i diyar edebiliriz. uğruna ter döktüğümüz günleri hiç göremeden hem de. en güzel denilen yaşlara varamadan mesela. işte bu yüzden her türlü şeye koşturmaya çalışıyorum. şimdiden sonrası yok çünkü. hiç gelmeyecek. son bu saniye. yapabildiklerim kadarı kâr kalacak yanıma. sonrası yok. neye güvenip erteleyeceğim? söylesenize bana da şimdi değilse ne zaman?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
ukulele çalmaya çalışmak. fransızca öğrenmeye çalışmak.
devamını gör...
otobüste giderken uyuyakalıp ineceği durağı kaçırmak
daha kötüsü uyanık olunduğu halde durak kaçırmaktır.
devamını gör...
internet kafe kültürü
birçok çocuğun gelişiminde olumlu/olumsuz çok fazla etkisi olan bir kültürdür.
günümüzde popülerliğin ve paranın, manevi dünyaya da mutlak hakimiyet kurmaya başlamasıyla görüldü ki paradan ve maddiyattan hiçbir şey kaçamaz. bundan, hayatın en kayıtsız dönemi olan ergenlik dönemleri dahi kaçamadı. o yüzden bugünün internet kafe gençliği, ancak bir e spor takımında oynamak hedefiyle birleşiyor. bireyselcilik her tarafı sarmış, millet daracık alanda sigara içerken bile birbirinin yüzüne bakmıyor. bizim zamanımızda bu böyle değildi, şahane bir yerdi.
ben internet kafeye 6. sınıfta başladım ve lise son sınıfa kadar bu ortamdan hiç kopmadım. okuldan çıkardık, çantaları fırlatır internet kafenin önünde toplanırdık. önce ben giderdim, bakardım iki kişi var, muhabbet bir başlardı, bir iki bir iki derken bir bakardık ki merdiven, kafenin önü arkadaşlarla dolmuş. müthiş bir ortam, bir enerji vardı.
bireyselliğin içinden geçmiştik adeta. küçük bir komün gibi davranıyorduk, parası olmayana döner ısmarlanırdı, herkesten bozuk toplanıp kola çekirdek alınırdı ama parası olmayanlar da bundan faydalanırdı. ortama sonradan gelebilecekler için her daim fazladan bir pet bardak alınırdı, bu bana miras kalmıştır; her daim fazladan biri gelecekmiş ve soframa oturacakmış gibi bir yaklaşımda bulunurum; müthiş bir kazanım bana göre.
bir tane mühendis, uluslararası ilişkiler, edebiyat ve ingilizce öğretmenliği okuyan abilerimiz vardı. gerek futbol, basketbol, gerek siyaset, gerek hayat hakkında müthiş konuşmalarla büyüyorduk; o günlerde size neler kazandırdıklarını fark etmeyeceğiniz ama size taş gibi bakış açıları kazandıran müthiş konuşmalardı bunlar. neye merhamet edilmeliydi, neye kızılmalıydı, hangi konularda kitlesel hareket edilmeliydi ve kitlesel tepki gösterilmeliydi öğreniyorduk. topluluk içinde nasıl davranılması gerektiğini, sınırlara saygı gösterilmesi gerektiğini öğreniyorduk, bugün baktığımda adeta hepsi birer altın değerinde.
ergenlik sürecinde özellikle hayatta yeni keşfettiğimiz duygularımızı, alışkanlıklarımızı da test etme imkanı buluyorduk. sevdiğimiz kıza karşı neler yapmalıydık, kuru bir mesajla değil gözlerimizdeki ışıltıyla soruyorduk. her şeyi ben bilirimci davranmıyorduk çünkü etrafımızda babalar vardı, bu adamlar sevmişti, sevilmişti, bergen dinlemeyi, gülden karaböcek dinlemeyi onlardan öğrenmiştik bir defa. haddimizi aşarsak kulaklarımızdan tutar geçmişimizi s..ip atarlardı. saygıyı öğrenmiştik, sevgiyi öğrenmiştik, abilik ve kardeşlik öğrenmiştik.
bu dönemlerde internet kafe ortamı ikinci ailesi gibi olmuş arkadaşlar çok iyi bilirler ki bu ortamların o samimiyeti, o güzellikleri bir daha asla geri gelmeyecek. hayatımızın belli bir dönemine imza atan internet kafelere saygı ve sevgilerimi sunmak istiyorum; hayatımın sonuna kadar unutmayacağım.
günümüzde popülerliğin ve paranın, manevi dünyaya da mutlak hakimiyet kurmaya başlamasıyla görüldü ki paradan ve maddiyattan hiçbir şey kaçamaz. bundan, hayatın en kayıtsız dönemi olan ergenlik dönemleri dahi kaçamadı. o yüzden bugünün internet kafe gençliği, ancak bir e spor takımında oynamak hedefiyle birleşiyor. bireyselcilik her tarafı sarmış, millet daracık alanda sigara içerken bile birbirinin yüzüne bakmıyor. bizim zamanımızda bu böyle değildi, şahane bir yerdi.
ben internet kafeye 6. sınıfta başladım ve lise son sınıfa kadar bu ortamdan hiç kopmadım. okuldan çıkardık, çantaları fırlatır internet kafenin önünde toplanırdık. önce ben giderdim, bakardım iki kişi var, muhabbet bir başlardı, bir iki bir iki derken bir bakardık ki merdiven, kafenin önü arkadaşlarla dolmuş. müthiş bir ortam, bir enerji vardı.
bireyselliğin içinden geçmiştik adeta. küçük bir komün gibi davranıyorduk, parası olmayana döner ısmarlanırdı, herkesten bozuk toplanıp kola çekirdek alınırdı ama parası olmayanlar da bundan faydalanırdı. ortama sonradan gelebilecekler için her daim fazladan bir pet bardak alınırdı, bu bana miras kalmıştır; her daim fazladan biri gelecekmiş ve soframa oturacakmış gibi bir yaklaşımda bulunurum; müthiş bir kazanım bana göre.
bir tane mühendis, uluslararası ilişkiler, edebiyat ve ingilizce öğretmenliği okuyan abilerimiz vardı. gerek futbol, basketbol, gerek siyaset, gerek hayat hakkında müthiş konuşmalarla büyüyorduk; o günlerde size neler kazandırdıklarını fark etmeyeceğiniz ama size taş gibi bakış açıları kazandıran müthiş konuşmalardı bunlar. neye merhamet edilmeliydi, neye kızılmalıydı, hangi konularda kitlesel hareket edilmeliydi ve kitlesel tepki gösterilmeliydi öğreniyorduk. topluluk içinde nasıl davranılması gerektiğini, sınırlara saygı gösterilmesi gerektiğini öğreniyorduk, bugün baktığımda adeta hepsi birer altın değerinde.
ergenlik sürecinde özellikle hayatta yeni keşfettiğimiz duygularımızı, alışkanlıklarımızı da test etme imkanı buluyorduk. sevdiğimiz kıza karşı neler yapmalıydık, kuru bir mesajla değil gözlerimizdeki ışıltıyla soruyorduk. her şeyi ben bilirimci davranmıyorduk çünkü etrafımızda babalar vardı, bu adamlar sevmişti, sevilmişti, bergen dinlemeyi, gülden karaböcek dinlemeyi onlardan öğrenmiştik bir defa. haddimizi aşarsak kulaklarımızdan tutar geçmişimizi s..ip atarlardı. saygıyı öğrenmiştik, sevgiyi öğrenmiştik, abilik ve kardeşlik öğrenmiştik.
bu dönemlerde internet kafe ortamı ikinci ailesi gibi olmuş arkadaşlar çok iyi bilirler ki bu ortamların o samimiyeti, o güzellikleri bir daha asla geri gelmeyecek. hayatımızın belli bir dönemine imza atan internet kafelere saygı ve sevgilerimi sunmak istiyorum; hayatımın sonuna kadar unutmayacağım.
devamını gör...
zaman
ileri akan, geriye dönüşü mümkün olmayan, dördüncü boyut olarak da adlandırılan, insancıkların temel ve en kıymetli birimidir.. adamına göre ilaçtır, sıkıntıdır, değerlendirilmesi gerekir, yaşlılıktır, geri dönülmezliktir, acıtır, pişmanlıktır, bulunmazdır, geri sayımdır..
devamını gör...
sokak ortasında öpüşen sevgililer
inanın bu durumu sorun olarak görmeyi çok isterdim. sizce de katbekat yapılan tecavüz ve şiddet olaylarından sonra bunu seve seve istemek normal değil mi? bir kadını, kucağında beş çocukla sefil bir hayat sürerken görmektense tenha bir sokağın köşesinde sevgilisinin kucağında tutkuyla öpülürken görmeyi tercih ederim.
devamını gör...
kendini geliştirmemiş kişi
yarım kilo kömüre oy verenlerdir.
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
5000. tanımımı atfetmek istediğim, patagonya'nın bağrından çıkıp gelmiş olan moderatörümüzdür.
halkın içinden halkla birliktedir tıpkı diğer moderatörlerimiz gibi.
saygı ve sevgilerimle.
halkın içinden halkla birliktedir tıpkı diğer moderatörlerimiz gibi.
saygı ve sevgilerimle.
devamını gör...
çocukken yapılan salaklıklar
yüzme bilmeden havuza atlamak.
devamını gör...
aşık olmak
" bazılarımız şiirlere, şarkılara, filmlere, kitaplara tutunuyor... sanırım artık insan, tutunamıyor insana." - oğuz atay
yaşadığımız yıllarda bir insana aşık olmak pek mümkün değil.
tanım: aşık olmak kendi bedeninde başkasını yaşatmaktır.
yaşadığımız yıllarda bir insana aşık olmak pek mümkün değil.
tanım: aşık olmak kendi bedeninde başkasını yaşatmaktır.
devamını gör...

