açardın,
yalnızlığımda
mavi ve yeşil,
açardın.
tavşan kanı, kınalı - berrak.
yenerdim acıları, kahpelikleri...

gitmek,
gözlerinde gitmek sürgüne.
yatmak,
gözlerinde yatmak zindanı
gözlerin hani?

"to be or not to be" değil.
"cogito ergo sum" hiç değil...
asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı,
durdurulmaz çığı
sonsuz akımı.

içmek,
gözlerinde içmek ayışığını.
varmak,
gözlerinde varmak can tılsımına.
gözlerin hani?

canımın gizlisinde bir can idin ki
kan değil sevdamız akardı geceye,
sıktıkça cellad,
kemendi...

duymak,
gözlerinde duymak üç - ağaçları
susmak,
gözlerinde susmak,
ustura gibi...
gözlerin hani?
devamını gör...

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
devamını gör...

ne zaman üzülsem, sinirlensem, stres yapsam yani kötü bir şey yaşasam başıma gelen rahatsızlık. midem adeta tepki gösteriyor bana. sırf midem bulanır korkusuyla kendimi oyalıyorum üzülmemek, stres yapmamak için.
devamını gör...

"hırsızlık yapmayın. çünkü devlet rekabetten hoşlanmaz."
v for vendetta
devamını gör...

nice yıllara larktwain_123_… her şey gönlünce olsun, iyilik seninle olsun.

kızıyorlar nickaltında doğum günü kutlamalarına ama çok da fifi der geçeriz no problem. sen canını sıkma. ukde doldurmaya ve akışı akıtmaya devam. *
devamını gör...

çikolatalı pasta ile tarafımı seçiyorum. ama ailecek bir doğum günü kutlaması ise kesin meyveli pasta gelir çünkü söz konusu annem yani emir büyük yerden.kendi doğum günü pastamı çikolatalı istediğim için tavır yapan ve benim meyveli pasta sevdiğimi bilmiyor musun diyende kendisidir. sonuç olarak beni doğurduğu için seçme hakkı o'na aittir.
herhangi kriz yaşamamak adına ortak fikir meyveli olsada benim kalbim hep çikolatadan yana..
devamını gör...

kafa sözlük sinema çalışmaları hız kesmemiş yenisi eklenmiş. *

bu ne hız efenim aninde beyaz perdeye dökülmüş olay. * izlemesi gayet keyifli bir yapım.

(bkz: kocaman alkış)
yapımların hız kesmemesini umarız.
devamını gör...

aristo’ya göre orta yolu bulup erdemli yaşayarak
hedonist epikür’e göre dünyevi şeylerin sefasını sürerek
schopenhauer’e göre beklentilerimizi düşük tutarak
nietzsche’ye göre tüm dogmalarımızı sorgulayıp yerine düşünerek bulduğumuz doğruları koyarak
platon’a göre iyi ideasına yaklaşarak
diyojen’e göre ihtiyaçlarımızdan fazlasına sahip olmayarak ulaştığımız hoşnut olma hissi.
devamını gör...

allah akıl fikir versin tanrısı , içinde bir tapınak kursa lar , çok iyi olacak; tamam inançlara saygılı olalım , kimse kimsenin inancını kötüleme sin , ama herşeye de tapilmaz , fare nin içtiği sütten içiyor, dünyanın en pis suyunda yıkanıyor ve aynı suyu içiyor eee inanç , bırak kardeşim hiç bir şeye inanma daha iyi.
devamını gör...

matrix'in sembolü haline gelen yeşil kayan kodları hepimiz biliriz.
bu kodlar aslında japonca suşi tarifiymiş.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tanım: birtakım bilgiler verilen başlık.
devamını gör...

num num num.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

“etki edici, sonuçlu, dokunaklı” anlamına gelen kelimedir.
devamını gör...

vakti zamanında mısırlıların, hititlilerin, lidyalıların, romalıların, bizanslıların, selçukluların, germiyan beyliğinin, osmanlının ve nihayet türkiye cumhuriyeti'nin sınırları içine girmiş ege kenti.

kelime anlamları: 1. oğul, torun; 2. aşık; 3. esir, köle, hürriyeti ve fikri olmayan olan uşak kelimesinin neden bu şehre konduğu tam olarak bilinmemekle birlikte bu konuda bazı rivayetler vardır.

şehrin güneyinde bulunan mende köyü büyük bir kasabadır ve adı menos'tur. oğuz türkleri buraya gelince ismini mende olarak değiştirmişlerdir. uşak o zamanlar boştur ve mende beyinin mandırasıdır. mandıraya oğullarını oturtan bey buraya her gidişinde ''ben uşak'a gidiyorum'' haberini bırakır ve bolca tekrarlanan bu deyim semt ismi olarak kabul görür.

bir başka öyküde de uşak yine mende beyinin mandırasıdır ve mende beyi buraya yedi kişilik yönetici bir grup oturtur. zamanla bu yedi kişinin yedisinin de bir dalda aşık insanlar olduğunu görür. kimi işine, kimi sanatına, kimi ruh yüksekliğine aşıktır. böylece ortada sekiz aşık vardır ve sekizinci de beyin kendisidir. mandıradaki yedi aşığın aşkına aşıktır. ve içlerinden en küçük olanına kendi kızını vermek istemektedir ama kızının gönlünü bilmediğinden buna çekinir. bu fikri kızına açar ve gelin görün ki kızının gönlü de aşıklardan birindedir: en küçük olanında. böylece aşık sayısı dokuza çıkar. mandırada dokuz gün süren bir düğün yapılır ve mende'den göç ederek buraya yerleşirler. dokuz aşığın yerleştiği bu yer kendine yakışan ismi böyle alır: uşşak (aşıklar)

uşak şehrinde bu ikinci efsaneyi doğrulayan bazı izler de vardır. içinde dokuz yatırlı bir kabristan bulunur. bu dokuz yatırın, uşak şehrinin kurucuları olduğuna dair halk ağzında hikayeler söylenir ve buraya aşıklar mezarlığı denmektedir.

eskiden beridir de kelimenin yazılışından ötürü şehir uşşak olarak okunurmuş. aşıklar anlamına gelirmiş. yani şehrin ilk ve kadim isminin uşşak olduğu söylenir. yani kelime anlamı olarak oğul ya da aşıklar anlamına gelen kelimelere dair efsaneler varsa da köle anlamına gelen kelimenin neden bu şehre ismini verdiğine dair hiçbir şey yoktur.
devamını gör...

bugünkü komedyenlerin kendilerini güncellemediği takdirde eskisi kadar izlenmemesine beğenilmemesine karşın yıllardır filmlerinin sadece belli bir kesim tarafından değil de bütün türkiye tarafından hala beğenilerek izlenmesine anlam veremediğim hala büyük bir keyifle izlemeye devam ettiğim ünlü aktör.
devamını gör...

şu kadınları bir salın abijim ya vallaha bıhtık, karma puan hediye edeceğim rozet alacağım çocuuuma bırakın evladım.
devamını gör...

göbeğine güvenen giysin. ya da canı isteyen giysin. 2021 yılına gelip, hala insanları giyimiyle yargılama olayını aşamamış olmak, bütün ümidimi alıp götürüyor. çok yolumuz var, çok.

ayrıca özenti lafını, lisede biz de çok kullanırdık. hala var mıymış ya, ergenliğime gittim. büyüyünce ne kadar saçmaladığımızı anlamıştık. darısı tüm gençlerin başına.
devamını gör...

ön deyiş: sigaranın tarihi aslında yazdıklarımın ötesine dayanmakta ancak ben bu yazımda sigara tarihinden ziyade ‘sigara pandemisi’nin(?) tarihi üzerinde durmaya çalışacağım. bu nedenle değineceğim noktalar bu sessiz sigara pandemisinin bir pandemi olma yolundaki önemli noktaları olacak, iyi okumalar diliyorum…

okuyucuya not: ‘pandemi’ terim anlamı gereğince daha önce insanoğlunun maruz kalmadığı, etkeninin bulaşıcı olduğu ve bu bulaşıcılıkla beraber bir tehlikeye sebebiyet veren hastalıkların yol açtığı, geniş kitlelerin etkilendiği durumları tanımlamak için kullanılır. durum böyleyken ‘sigara bağımlılığı’nın bir pandemi olarak nitelendirmenin doğru olmadığı yönünde eleştiriler vardır. ancak bulaşıcılığın yalnızca ‘fiziki’ anlamına sıkışmaması gerektiği ve davranış bilim açısından da ‘taklit, özenme’ gibi çeşitli durumların varlığı ile birlikte bir bulaşın da söz konusu olabileceği düşünüldüğünde ‘sigara bağımlılığı’nın geniş kitleleri etkilemekle kalmayıp aynı zamanda bu etkiyi bir çeşit ‘taklitçi bulaş’ yoluyla sağladığı düşülebilir. bu nedenle başlıkta ‘pandemi’ kelimesi tercih edilmiştir.

sigara 19. yüzyılın başlarında birleşik devletler’de ortaya çıkmadan önce tütün, puro ve pipo başta olmak üzere oldukça farklı şekillerde tüketilmekteydi. 12 nisan 1861’de patlak veren ve 9 nisan 1865’te son bulan amerikan iç savaşı sigaranın amerika birleşik devletleri’nde geniş bir tüketim çevresine yayılması hususunda önemli bir dönüm noktası oldu. 1864 yılında sigaralar üzerine yapılan federal vergi düzenlemeleri ile birlikte artık sigara amerika birleşik devletleri'nde tütün ürünlerinin en yaygın tüketileni olmuştu bile. tam da bu sıralarda popülist sağlık reformları yapılmaktaydı ve bu reformlar sigara karşıtı aktiviteleri de beraberlerinde getirdiler. zaman içerisinde oldukça farklı motivasyon kaynaklarına sahip olan sigara ile mücadele faaliyetleri 1880 ve 1920 yılları arasında çoğunlukla ahlaki ve hijyenik kaygılardan köken aldı. yani sizin anlayacağınız sigaraya karşı verilen mücadele henüz ilk aşamasındayken motivasyonunu sağlık konusundan ziyade etik ve hijyen konularından sağlamaktaydı. bu da henüz o yıllarda sigaranın insan sağlığı üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin tam olarak bilinemediğinin bir göstergesi olarak görülebilir. başta sağlık ile olan ilişkisi olmak üzere pek çok bilinmezlere gebe olan sigaralar üretilirken bu bilinmezliklerin sürdüğü 20. yüzyılın başlarında sigara üretiminde görece hafif tütünler kullanılmaya başlanmıştı. daha hafif tütünün kullanıldığı bu sigaralar tüketicinin tek seferde daha derinden soluk almasını mümkün hâle getiriyor ve nikotinin kan tarafından daha fazla emilmesine sebep oluyordu. tüm bunlar da sigaradan alınan hazzın artması ve bir adım ötesinde ‘sigara bağımlılığı’ anlamına geliyordu. tüm bunların yanı sıra savaşlar sigara için âdeta bir şans insanoğlu için ise her savaş gibi şansızlık olmaya devam ediyordu. amerikan iç savaş’ı sırasında geniş kitlelerce kullanılmaya başlanan sigara şimdi de ı. dünya savaş’ı sırasında askerleri rahatlattığı ve acılarını dindirdiği gerekçesiyle çeşitli çevrelerce övülmeye başlanmıştı. ancak bu durum elbette böyle sürmeyecekti, er ya da geç insan başta olmak üzere hemen tüm canlıların üzerinde birçok olumsuz etkisi olan sigaranın zararları ortaya çıkacak, bu zararlar dillendirilmeye başlanacak ve insanlar bu konuda uyarılacaktı. sonunda beklenen oldu ve 1940’lı yılların sonu ve 1950’li yılların başlarını kapsayan birkaç yıl içerisinde sigaranın insan sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkisi olabileceği yönünde yayınlar yapılmaya başlandı. bu yayınlarda sigaranın ilk kez net bir şekilde ilişkilendirildiği hastalık ise hepinizin tahmin edebileceği üzere akciğer kanseriydi. sigara ile mücadele olabildiğince etkin bir biçimde sürdürülmekteydi. özellikle sigaranın yaygın olarak kullanıldığı ülkelerde ,ki sigara küresel ölçekte bir salgın gibi hemen her kıtada nüfusu kayda değer hemen her ülkeye yayılmıştı, televizyon, radyo ve gazete gibi iletişim kanalları aracılığı ile insanlara sigaranın zararları anlatılmaya çalışılıyordu. ancak radyolarda, gazetelerde ve televizyonlarda aynı zamanda sigara reklamları da yapılmaktaydı. amerika birleşik devletler’i özelinde konuşacak olursak 1969 yılı öncesini yaşamış bir bireyseniz sokaklarda ve çeşitli iletişim kanallarında hem sigaranın övüldüğünü hem de yerildiğini görebilirdiniz. 1969’da ise sigara reklamları ile birlikte sigara yergilerini içeren reklamlar da yasaklanmıştı, yani sigaranın yaygınlaşımasına veya ortadan kalkmasına bu andan itibaren yalnızca bireyler karar verecekti çünkü onların tercihlerini etkileyecek herhangi bir dış etken artık yoktu.1972 yılında ise günümüzde sıklıkla kullanılmakta olan ‘pasif içici’ kavramının temelleri sigara içmenin çevredeki insanların sağlığını da olumsuz yönde etkileyebileceği yönündeki rapor ve yayınlar ile atılmış oldu. tüm bunların ardından yine beklenen bir şey oldu, 1973 yılında amerika birleşik devletlerinin arizona kenti başta olmak üzere avrupa ülkelerindeki çeşitli illerde sigara içilmesi kamu sağlığını tehlikeye attığı gerekçesi ile kamusal pek çok alanda açıkça yasaklandı. bu yasakların kapsamı zaman içerisinde genişledi ve 2000’li yılların başlarında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda insan dolaşımının fazla olduğu hemen her alanda sigara içilmesi yasaklandı. bu kararın ve benzeri kararların ne kadar yerinde kararlar olduğu kolaylıkla anlaşılabilir çünkü sigara 1992 yılında önce amerik birleşik devletleri çevre koruma ajansı ve ardından avrupa çevre ajansı tarafından a sınıfı kanserojen madde olarak sınıflandırmaya dâhil edilmişti. 2000’li yılların başlarından günümüze kadar sigaranın zararları hakkında yapılan bilimsel çalışmalar ve dolayısıyla bu çalışmaların sonuçlarını derleyen bilimsel yayınlar giderek artış gösterdi. bu yayınların yanı sıra sigaranın kullanımı konusunda dünyanın pek çok farklı yerinde çeşitli düzenlemeler yapıldı ve sigara tüketimi mümkün olduğu ölçüde bireylerin kendi iradeleri ile uyumlu bir şekilde azaltılmaya çalışıldı. dünya sağlık örgüt’ü raporlarına göre tütün ve tütün ürünlerinin insan sağlığı üzerindeki doğrudan veya dolaylı zararlarından ötürü her yıl dünya genelinde yaklaşık 7 milyon insan hayatını kaybediyor ve yine dünya sağlık örgüt’ü verilerine dayalı tahminlere göre tütün ürünlerinin kullanım alışkanlıklarının değişmemesi durumunda bu sayı 2030 yılı itibarı ile 8 milyon insanı bulabilir. belki sizler yaşamınız boyunca ağzınıza sigara sürmediniz, iyi ya bu saatten sonra sürmemenizi umuyorum. sigara bağımlısı iken bu bağımlılıktan kurtulmuşsanız ne kadar büyük bir zafer elde etmiş olduğunuzun farkına varın ve lütfen sigaradan uzak durmaya devam edin. sigara bağımlısı iseniz umarım bu bağımlılıktan en kısa sürede kurtulur ve sağlıklı bir yaşama kavuşursunuz.
kaynak ve ileri okuma 1
kaynak ve ileri okuma 2
kaynak ve ileri okuma 3
kaynak ve ileri okuma 4
kaynak ve ileri okuma 5
...
devamını gör...

akıldakinin aynı zamanda yanında olan olması ya da yanında hiç kimse olmaması ile çözülebilecek durum.
devamını gör...

kimse beni anlamıyor, kimse benimle ilgilenmiyor diye olur olmadık şeyler yapan;

bunu yaparken de kendi bencilliğinden dolayı başka insanların bu yüzden ne düşüneceğini, ne hissedeceğini zerre umursamayan kanser insan tipidir.

sözlükte gördüğümüz kadarıyla son zamanlarda sivilce misali artmaktadır.
devamını gör...

nasıl ya kim ele verdi bizi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim