kirpi yavrusunu pamuğum diye severmiş
ana yüreği işte efendim.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
moğollar denince aklıma geldi, eyluling 38 yaşındaymış.
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
"kadere bak kadere kimler kimlerle beraber."
devamını gör...
doğum lekesi gibi bir gülümseme
barış bıçakçı'nın eylül 2021'de iletişim yayınları tarafından yayımlanan kitabı.
kitap 14 kısa öyküden oluşuyor ve 100 sayfa. dili sade, akıcı, öyküler günlük hayattan, çoğunlukla yazarın kahramanlarının yaşadığı durumları ve hunlar karşısında hissettiklerini anlattığı,zaman zaman da büyülü gerçekçilik akımına selam caktığı tarzda. yazarın (bkz: veciz sözler)kitabını sevenlerin bu kitabı da begenceklerini düşünüyorum.
kitabın ilk 7 öyküsü kadınlar hakkında ve öykülerdeki kahramanlar kadın. bu öykülerde kadınların yaşlanma ve yalnızlık, geçmişe özlem ile ilgili deneyimleri, beklentileri, düşüncelerine yer verilen öyküler yer alıyor. örneğin eşi ölen annesini tatile getiren ve birgün annesi gibi yalnız ve boşlukta kalacağından korkan mehtap'ın anlatıldığı üzerindeki boşluk, hayatı bir butunluk olarak algılamaya çalışırken çok erken yaşlarda hayatın belirli anlardan akılda kalanlar olduğunu farkeden ceren'in anlatıldığı yüz yirmilik keçeli kalem takımı öyküleri gibi.
diğer 7 öyküde ise erkek kahramanlardan bahsediliyor ve o öykülerde de yine erkeklerin yaşlılık ve geçmiş ile imtihanlarindan, yanlış anlarken oluşan yanlış anlaşılmalarından ve kadınlarla kurmaya çalıştıkları ilişki biçimlerinden bahsediliyor. örneğin; sevgilisinin günlüğünü gizlice okuyan adamın günlükte kendisi ile ilgili hiç bir şeye rastlamadiginda yaşadığı hayalkırıklığı ve kızgınlık karışımı duygular, eski sevgilisinin yazdığı öyküde kendisini gören ve geçmişle hesabının bitmesi için yine eski sevgilisine ihtiyaç duyan bir adamın anlatıldığı gülünç geçmiş öyküsü gibi.
kitabın, genellikle orta yaş ve üstünde olan kahramanlarının çoğunlukla ölüm ya da ayrılık sonrası yaşadıkları boşluk duygusu ve bu duygu ile basedebilme hallerinden bahsedildiğini söyleyebiliriz. yine de bunu yaparken ağlak bir dil kullanmaması, karakterlerin gereksiz bir romantizm içine girmemesi iyi basarılmış.
her bir öykünün beni başka bir anımla buluşturduğu ve ya bugünlerde çevremde yaşadığım bazı olaylarla ilgili bakış açımı değiştirdiği için beğendiğimi söyleyebilirim.
en çok beğendiğim öyküleri ise sonsuz ikindi ve yüz yirmilik keçeli kalem takımı oldu.
bir alıntı ile tanımı bitirelim.
"o zamanlar gençtik. gençlik, "unutulmaz şeyler yaşıyorum" inancı ve iddiasıydı bir bakıma."
kitap 14 kısa öyküden oluşuyor ve 100 sayfa. dili sade, akıcı, öyküler günlük hayattan, çoğunlukla yazarın kahramanlarının yaşadığı durumları ve hunlar karşısında hissettiklerini anlattığı,zaman zaman da büyülü gerçekçilik akımına selam caktığı tarzda. yazarın (bkz: veciz sözler)kitabını sevenlerin bu kitabı da begenceklerini düşünüyorum.
kitabın ilk 7 öyküsü kadınlar hakkında ve öykülerdeki kahramanlar kadın. bu öykülerde kadınların yaşlanma ve yalnızlık, geçmişe özlem ile ilgili deneyimleri, beklentileri, düşüncelerine yer verilen öyküler yer alıyor. örneğin eşi ölen annesini tatile getiren ve birgün annesi gibi yalnız ve boşlukta kalacağından korkan mehtap'ın anlatıldığı üzerindeki boşluk, hayatı bir butunluk olarak algılamaya çalışırken çok erken yaşlarda hayatın belirli anlardan akılda kalanlar olduğunu farkeden ceren'in anlatıldığı yüz yirmilik keçeli kalem takımı öyküleri gibi.
diğer 7 öyküde ise erkek kahramanlardan bahsediliyor ve o öykülerde de yine erkeklerin yaşlılık ve geçmiş ile imtihanlarindan, yanlış anlarken oluşan yanlış anlaşılmalarından ve kadınlarla kurmaya çalıştıkları ilişki biçimlerinden bahsediliyor. örneğin; sevgilisinin günlüğünü gizlice okuyan adamın günlükte kendisi ile ilgili hiç bir şeye rastlamadiginda yaşadığı hayalkırıklığı ve kızgınlık karışımı duygular, eski sevgilisinin yazdığı öyküde kendisini gören ve geçmişle hesabının bitmesi için yine eski sevgilisine ihtiyaç duyan bir adamın anlatıldığı gülünç geçmiş öyküsü gibi.
kitabın, genellikle orta yaş ve üstünde olan kahramanlarının çoğunlukla ölüm ya da ayrılık sonrası yaşadıkları boşluk duygusu ve bu duygu ile basedebilme hallerinden bahsedildiğini söyleyebiliriz. yine de bunu yaparken ağlak bir dil kullanmaması, karakterlerin gereksiz bir romantizm içine girmemesi iyi basarılmış.
her bir öykünün beni başka bir anımla buluşturduğu ve ya bugünlerde çevremde yaşadığım bazı olaylarla ilgili bakış açımı değiştirdiği için beğendiğimi söyleyebilirim.
en çok beğendiğim öyküleri ise sonsuz ikindi ve yüz yirmilik keçeli kalem takımı oldu.
bir alıntı ile tanımı bitirelim.
"o zamanlar gençtik. gençlik, "unutulmaz şeyler yaşıyorum" inancı ve iddiasıydı bir bakıma."
devamını gör...
erkeğin ağlaması
erkeklerin de duyguları var bu yüzden de erkekler ağlayabilir bu çok normaldir. genelde hep küçük çocukları ağlarken susturmak için söylenen 'erkek adam ağlar mı' tarzı sözler erkekleri olumsuz yönde etkiliyor bence. yani size küçüklükten bunu aşılıyorlar. sanki sizin duygularınız yok ağlayamazmışsınız gibi. hâlbuki çok yanlış ama işte sırf bu algıdan dolayı erkeklerin bir kısmı için ağlamak o kadar da kolay değil. belki de kendilerini güçlü görmeyi sevdiklerinden ve ağlamayı da bir güçsüzlük olarak gördüklerindendir. oysaki tam tersi ağlayabilmek, duygularını gösterebilmek cesaret ister. üzücü bir yandan ama işte sırf bu yüzden eğer sevdiğiniz erkek sizin yanınızda ağlıyorsa size güven duyuyordur diye bir cümle vardır hatta. ne olursa olsun duyguların kadını, erkeği olmaz bu yüzden de ağlayan birisine yapılacak en güzel şey onun yanında olmak onun ağladığı omuz olmaktır.
devamını gör...
barış akarsu
ne ağlamıştım ölümünden sonra, yıllar yıllar sonra da. ölümünü içime hiçbir zaman sindiremediğim şarkıcı, rockcı, müzisyen ama en önemlisi yüreği güzel pırıl pırıl bi insan.
içinin temizliği yüzüne vuranlardandı. insanın baktıkça bakası gelirdi. gülen gözleri, başka bi karizması vardı..
sesine, müzik yeteneğine zaten diyecek bi şey yok benim nezdimde. mükemmel bi ses, yorumladığı her şarkı bambaşka bi havaya bürünüp yeniden doğuyo âdeta.
yaptığı iyilikler, dernekler için verdiği konserler, yardımlar zaten biliniyodu yaşarken. ama öldükten sonra bilinmeyen bir sürü nice güzellikleri, iyilikleri de çıktı ortaya. yüreği tertemiz, içi sıcacık neşeli bi insan. dokunduğu her şeyi güzelleştirebilen biriydi, çok belli. kelimeler bile yetersiz bendeki hissettirdiklerini, izlenimlerimi tarif etmek için. koca bi kayıp bu dünya için.
şu dünyada bizzat tanımadığım hâlde en sevdiğim, ölümü en çok koyan insan. hep öyle kalıcak.
beni bu dünyada karşılıksız iyiliğin varlığına inandıran insan, her şeyin anahtarının sevgi olduğuna inanan insan ; sevgin bu dünyada eminim ki ebedî kalıcak.
bir röportajı
içinin temizliği yüzüne vuranlardandı. insanın baktıkça bakası gelirdi. gülen gözleri, başka bi karizması vardı..
sesine, müzik yeteneğine zaten diyecek bi şey yok benim nezdimde. mükemmel bi ses, yorumladığı her şarkı bambaşka bi havaya bürünüp yeniden doğuyo âdeta.
yaptığı iyilikler, dernekler için verdiği konserler, yardımlar zaten biliniyodu yaşarken. ama öldükten sonra bilinmeyen bir sürü nice güzellikleri, iyilikleri de çıktı ortaya. yüreği tertemiz, içi sıcacık neşeli bi insan. dokunduğu her şeyi güzelleştirebilen biriydi, çok belli. kelimeler bile yetersiz bendeki hissettirdiklerini, izlenimlerimi tarif etmek için. koca bi kayıp bu dünya için.
şu dünyada bizzat tanımadığım hâlde en sevdiğim, ölümü en çok koyan insan. hep öyle kalıcak.
beni bu dünyada karşılıksız iyiliğin varlığına inandıran insan, her şeyin anahtarının sevgi olduğuna inanan insan ; sevgin bu dünyada eminim ki ebedî kalıcak.
bir röportajı
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
bizim tayfayla denize gidince onlar denize giriyor ben çantaların başında nöbet tutuyorum. çünkü abi olmak fedakarlık isteyen bir iştir.
devamını gör...
sünnet parasıyla alınan atari
küçükken sünnet olmaya ikna eden en büyük sebeptir. takılan altınlardan ya da paradan bir miktarıyla sünnet çocuğuna atari alınırdı. eee tabii eskiden playstation yoktu. tüplü televizyonun anten girişine bağlayarak oyunlar oynardık. televizyon ısındı diye de ebevyenler elimizden alırdı zorla, hatta saklarlardı. en çok oynanan oyunlar ise super mario, soccer diye bir futbol oyunu(iki kişi oynayabilirdik), ördek vurmaca falan. ördekleri de atarinin tabancası vardı ekrana nişan alarak vururduk. ne güzel günlermiş be. şimdi playstation 5'iniz de olsa o tadı alamazsınız.
devamını gör...
düşün ki kedin bunu okuyor
neden bu kadar cool ve narsist bir kedisin?
ben mi senin sahibinim yoksa sen mi beni sahiplendin hala anlamış değilim.
abi biraz daha alçak gönüllü olur musun lütfen?
anladım aslan da senin soyundan ama az biraz mütevazi ol lütfen üzüm bey.
ben mi senin sahibinim yoksa sen mi beni sahiplendin hala anlamış değilim.
abi biraz daha alçak gönüllü olur musun lütfen?
anladım aslan da senin soyundan ama az biraz mütevazi ol lütfen üzüm bey.
devamını gör...
geceye bir şarkı sözü bırak
bugün her yanımda izler
dökülen saçımda rüzgâr
yorgunum ben (yorgunum ben)
dökülen saçımda rüzgâr
yorgunum ben (yorgunum ben)
devamını gör...
akira
akira hem mangasıyla hem de animesiyle çağ açmış bir yapıt. bilim kurgu dünyasında çok büyük eserlere esin kaynaklığı yapmış bulunmakta. japonya toplumunu ve siyasetini eleştirirken geniş evrensel mesajları da bizlere iletmeyi ihmal etmiyor. yakın tarihe baktığımızda japonya ve türkiye'nin birbirine çoğu konularda çok benzediğini görüyorsunuz. özelde japonya genelde insanları ve insanlık kavramını eleştiren ve bu konu üstünde bizlere yeni bakış açıları kazandıran akira animesini türkiye halkının izleyip anlamaya çalışıp kendilerine ders çıkartmaları ve örnek almaları gerektiğini düşünüyorum. anlaşılması güç bir animedir ayrıca manga çizimleri de harikadır.
(bkz: katsuhiro otomo)
alakalı videolar
(bkz: katsuhiro otomo)
alakalı videolar
devamını gör...
drift eşliğinde evlilik teklif etmek
saçma sapan bir eylemdir.
acaba kabul edilmiş midir bu teklif çok merak ediyorum. ben teklif edilen kişinin yerinde olsam kesinlikle kabul etmezdim, başkalarının canını tehlikeye atan insandan hayır gelmez çünkü.
acaba kabul edilmiş midir bu teklif çok merak ediyorum. ben teklif edilen kişinin yerinde olsam kesinlikle kabul etmezdim, başkalarının canını tehlikeye atan insandan hayır gelmez çünkü.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
yayını aksatmadan dinlemeye devam ederek, maksimum iki hafta içerisinde verem olup sanatoryumdan bildirmeye devam edeceğimi düşündüğüm yayın...
devamını gör...
yeni hayat (orhan pamuk)
çok sevdiğim çok beğendiğim orhan pamuk romanıdır.
kitap iddialı bir cümleyle başlar.
bir kitap okudum bütün hayatım değişti.
yeni hayat kitabı çok yoğun ve ağır bir kitaptır.
okuyucuya kendini teslim etmekten son derece uzak bir yazı ele almış orhan pamuk.
maalesef bazı okuyucuları (klasik normal roman) okumayı seven insanları aşırı derecede sıkan bir kitaptır. özellikle kitaptaki otobüs yolculukları insanı sıkıntıdan mahveder.
ama ben kitabı çok beğendim sebebi ise çok fazla gönderme olması ve bunların ustalıkla ele alınmış olmasından kaynaklanıyor.
--! spoiler !--
kitaptaki otobüs yolculuklarının kişinin olgunlaşmasını ve hakikate ulaşmasını tahayyül etmesi çok hoştur. kitaptaki karakterimiz kendi iç yolculuğuna çıkar. peki bu abi kitapta neden yolculuğa çıkıyor? sevgilisi canana kavuşmak için. canan bize neyi çağrıştılmalı. allahı çağrıştırmalıdır. zaten kitaptaki bahsedilen kitap kutsal kitaplardan biridir.
--! spoiler !--
kitapta çok fazla hoşuma giden göndermeler var kaza , kader , ışıklar , otobüs yolculukları , kutsal kitaplar ve artarak çoğalır.
fuzuli ne diyor: canan yoksa can gerekmez diyor. bu söz kitaba çok uygun bir söz.
bir alıntı ekleyeyim ve yazımı bitireyim. --- alıntı ---
benim hayatın kendisi sanarak mutlulukla karşıladığım , aşkla sevdiğim rastlantı bir başkasının kurgusuymuş yalnızca.
--- alıntı ---
kitap iddialı bir cümleyle başlar.
bir kitap okudum bütün hayatım değişti.
yeni hayat kitabı çok yoğun ve ağır bir kitaptır.
okuyucuya kendini teslim etmekten son derece uzak bir yazı ele almış orhan pamuk.
maalesef bazı okuyucuları (klasik normal roman) okumayı seven insanları aşırı derecede sıkan bir kitaptır. özellikle kitaptaki otobüs yolculukları insanı sıkıntıdan mahveder.
ama ben kitabı çok beğendim sebebi ise çok fazla gönderme olması ve bunların ustalıkla ele alınmış olmasından kaynaklanıyor.
--! spoiler !--
kitaptaki otobüs yolculuklarının kişinin olgunlaşmasını ve hakikate ulaşmasını tahayyül etmesi çok hoştur. kitaptaki karakterimiz kendi iç yolculuğuna çıkar. peki bu abi kitapta neden yolculuğa çıkıyor? sevgilisi canana kavuşmak için. canan bize neyi çağrıştılmalı. allahı çağrıştırmalıdır. zaten kitaptaki bahsedilen kitap kutsal kitaplardan biridir.
--! spoiler !--
kitapta çok fazla hoşuma giden göndermeler var kaza , kader , ışıklar , otobüs yolculukları , kutsal kitaplar ve artarak çoğalır.
fuzuli ne diyor: canan yoksa can gerekmez diyor. bu söz kitaba çok uygun bir söz.
bir alıntı ekleyeyim ve yazımı bitireyim. --- alıntı ---
benim hayatın kendisi sanarak mutlulukla karşıladığım , aşkla sevdiğim rastlantı bir başkasının kurgusuymuş yalnızca.
--- alıntı ---
devamını gör...
gaziantep muskası
antep fıstığının o yoğun tadını doya doya alabileceğiniz bir lezzet. zaman zaman internette sipariş ediyorum ve kahve ile efsane gidiyor.
devamını gör...
pame radyo yayını
pazar gecesini güzelleştiren yayın. yine büyük bir keyifle dinliyorum. böyle giderse yunanistan'a yerleşicem, az kaldı. bize yunan müziğini sevdiren marikaki'ye teşekkür ve sevgilerle. *
devamını gör...
güne anlamlı bir atasözü bırak
ucuz atta çabukluk arama, kişniyorsa sana yeter.
fareye aslan nedir demişler, kediyi göstermiş.
gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.
fareye aslan nedir demişler, kediyi göstermiş.
gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.
devamını gör...

