mahlasıma ilham olan gezegenin bulunduğu bilim kurgu dizisi. aynı zamanda izlediğim ilk yabancı dizidir doctor who. daha 3. sınıfa gidiyordum sanırım, abim izletmişti. blink bölümünü izledikten sonra rüyama ağlayan melek girmişti çok iyi hatırlıyorum. hala izlemeye devam ediyorum ve jodie whittaker'ın senarist yüzünden harcandığını düşünüyorum. evet, bence de bölümler eski tadı vermiyor. fakat bunun nedeni doktor değil, yoldaşların ve hikayenin ucuz olması. en sevmediğim clara bile bunların yanında iyi kalıyor. umarım bir an önce senarist gider ve 13. doktorun da gerçekten hatırlanası bölümleri olur.

kaptan jack harkness'ın gelişi elbette hatırlanacak çok büyük bir olay. ama demek istediğim jodie'nin dönemi ile ilgili tek hatırlayacağımız şeyin çok sevilen bir karakterin geri dönüşü olmasını istemiyorum. bence daha fazlasını hak ediyor.
devamını gör...

bir türlü kötü entry'sine denk gelemediğim bugün bu sefer ne yazdı diye merakıma ipotek koyan,bal porsuğundan çok sincabı hatırlatan, naif, dost canlısı yazar.
devamını gör...

dini terim olması hasebiyle; ancak, allah'ın rızası gözetilerek can verildiği zaman hak edilen sıfattır.
demokrasi ya da benzeri ideolojiler uğruna, töre-namus uğruna can verenler maalesef şehitlik tanımının dışında "niyazi" oluyorlar.

"kimin için(ne uğruna) öldüysen ödülünü ondan bekle" seyyid kutub
devamını gör...

tanımlanabilen şeylere şarkılar/şiirler yazılmaz arkadaşlar. insan beyni olguları anlayabildiği kadar anlatır. yalnızlığı anlatamayız çünkü yalnızlık farklı tanımlara sahiptir.

her yazar, şair, şarkıcı vs. yalnızlığa ayrı anlam yükler.
emre aydın; "bu kez pek bir afili yalnızlık, aldatan bir kadın kadar düşman." derken,

carl gustav jung "yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması demek değiıdir. insan, kendisinin önemsediği şeyıeri başkaıarına uıaştıramadığı ya da başkaıarının oıanaksız buıduğu bazı görüşıere sahip oıduğu zaman, kendisini yaınız hisseder." der. böylece tanımlamanın insana göre olduğunu ve asıl tanımın yapılamayacağını görüyoruz.

gibi.

edit: düzeltme.
devamını gör...

“senden daha kötüleri de var öyle düşün” cümlesidir.

şimdi ben, benden daha kötüleri olduğuna mı üzüleyim yoksa kötü olduğuma mı?
devamını gör...

bu benim doğrusu. hiç öyle deli gibi ilişki yaşamadım lisede. daha doğrusu lisede sadece flört aşamasında devam ettim. bu flörtlerin sayısı da bi elin parmaklarını geçmez 4 yılda. aralarından birine çok aşıktım o da zaten ilk seferinde aldattı beni ben affettim tekrar aşamasında da kullandı. mis gibi soğudum.
bu olaylar sonucunda sevgili yazarınız kimsenin onun düşündüğü gibi çıkmayacağını anladı :)
devamını gör...

tarihteki yerini 86 daki nükleer reaktör patlamasıyla almış nam ı diğer hayalet şehir.
tv serisini büyük bir heyecanla açıp ingiliz aksanıyla konuşan ukrayna lilari görünce yapacağınız işi s...m deyip aynı hızla geri kapattım. maalesef bir yapımda bu dil meselesine kafayı takıyorum. hele ki tarihi bir hadise anlatıyorsun, konsantre rusça duymak isterken neredeyse, oi mate! şeklinde koyu londra aksanı duyacağız..millet bu kısma takilmamis seriye tavan puan vermiş ama ben tahammül edemiyorum. beni baştan kaybediyor.
devamını gör...

kumanda.
devamını gör...

haklı şikayet. sekiz yüz tanım ödülü için tanımlarında nitelikten çok niceliğe önem veren pek çok yazar mevcut. yani kampanyanın tatlı niyeti suistimal edilmekte. bunu önlemek adına formata uymayan tanımlar daha bilinçli ve sık bir usülle şikayet edilmeli, moderatörler de şikayet edilen tanımlara daha yüksek bir ilgiyle müdahale etmeli. sözlüğün kalitesi, genel görünümü daha yeni yerine oturuyor, kaliteyi muhafaza etmek gerek.
devamını gör...

arabayla deniz kıyısına gider bir bira açardım.
devamını gör...

"türkiye'de deniz var abi kıymetini bilin."
"eee siz de lükse kaçıyorsunuz, ayağınızı yorganınıza göre uzatın."
"eee bizde de aynı fiyat, çarp 9, 10'la aynı fiyat bak."
devamını gör...

kendimden şikayetçiyim sözlük. evde dura dura değişik bir şey oldum. neyse. bu kadardı..
devamını gör...

küçük çocukların acımasızlığını önleyemediğimiz için, önlemek istemediğimiz için ve hatta cesaretlendirdiğimiz için hasta zihniyetli yetişkinlerle doldurmaya devam ediyoruz dünyayı. kosinski’nin “ boyalı kuş” kitabına adını veren küçük hikaye şöyle idi:

küçük çocuklar bir kuşu alıp farklı renklere boyayıp sürünün içine geri gönderdiklerinde sürü kuşu yabancı ve düşman görüp onu gagalayarak öldürürlermiş. farklı olana nefret bilgisinin çocuklarda bu kadar erken başlamasının nedeni belki de evrensel bir kötülük anlayışının genetik kodlarımıza işlenmiş olmasındandır. yabancı olan, farklı olan düşmandır bize göre. onlardan yeni şeyler öğrenebileceğimiz gerçeği çok da gerçekçi gelmez bize nedense.

ilkokul zamanlarımda bir arkadaşım, nedensiz ve zamansız bir cömertlikle bana kemik bir sapan hediye etmişti. ben de heyecanla eve gidip anneme gösterdim ama annem benim heyecanımı paylaşmak şöyle dursun, sinirlendi ve sapanı elimden aldı ve bir daha o sapanı göremedim. eğer o sapan bende kalsaydı belki kuş vurmayacaktım ama bilinçaltımda öldürme dürtüsü büyütecekti. beni saldırgan bir yetişkin olmaktan kurtardığı için anneme ne kadar teşekkür etsem azdır. herkes aynı bilinçle hareket etse, en azından dünyayı katlanılabilir bir yer haline getirebiliriz belki.

içimizdeki şiddet dürtüsünü çoğaltan bir diğer nokta da tüketim manyaklığımız. ihtiyaç duymasak da almaktan kendimizi alamadığımız onca saçma sapan nesne ve onlarla olan ilişkimizin sahiplik ilişkisinden aitlik ilişkisine evrilmesi. tüketme güdüsü öyle bir ele geçiriyor ki bizi sahip olmak için gözümüzü karartıp her şeyi yok edebilecek raddeye geliyoruz. ya benim olmalı bir şey, ya da var oluşuna bir son vermeliyim. saçmalık her yanımızı sarmışken direnebildiğimiz kadar direniyoruz yaşamın ahenkli işkencelerine.

velhasılı, bu kitap yukarıda anlattıklarımı ya da başka şeyleri hikaye ediyor. bence okumalısınız ya da siz bilirsiniz.
devamını gör...

sadece yandaş haber.
devamını gör...

hayatımıza girerek bizimle dost olan kedilerimizi sevinç içinde çağırırız pisipisi diyerek.
hayatın ızdırabından 3 sevinçli şekilde kaçış yolu vardır: müzik, kediler ve kafa sözlük’teki pisipisi gibi tanımlarını keyifle okuduğumuz yazarlar. özellikle kitaplar ile ilgili yazılarını favorilediğimiz kıymetli yazarımızın yazmadığı günlerde şu şarkıyı dinleriz.
devamını gör...

inanan herkesin mübarek regaip kandili kutlu olsun, inşallah hayırlara vesile olur.
devamını gör...

gabriel garcia marquez - kırmızı pazartesi. kitap 100 küsür sayfa fakat, olaylar çok hızlı gelişiyor, kim kimin neyi,anlamak zor olmuştu benim için. belki de doğru zamanda okumaya başlamamıştım. 2 yıl önce okumaya başlayıp, yarım bıraktığım bir kitaptı. bu yıl okumayı tekrar deneyebilirim belki.
devamını gör...

bütün ırak halkı puta, aya, güneşe, yıldıza taparken, ben bunların hepsini reddediyorum ve tek allaha inanıyorum diyen hz. ibrahim peygamber gibi, kaç kişinin müslüman olduğuna bakmadan müslümanım diyorum. isterse dünyada tek kalalım, hiç farketmez.
devamını gör...

ortak bir kararla düğünsüz derneksiz yaptık nikâhımızı. bir kaç yıl sonra da boncuk gözlü bir yavrumuz oldu. fotoğrafını hiç bir yerde paylaşmadık ki ikimiz de sosyal medya kullanmayı sevmiyoruz. kendimize de birbirimize de zaman ayırmayı biliriz. ne ev için ne eşya için ne de maddi manevi her hangi bir konu için üzmedik birbirimizi. sevgiyi paylaştığımız gibi yaşamın tüm yükünü de paylaşarak yaşlanmak bizim tercihimizdi. öyle de yapıyoruz. biz diyen çiftleri itici bulanlar olmuş. bunca bütünleşmişken biz değil de ne denir ki. yapmacık gösteriş budalası tipler evli bekar farketmeksizin zaten itici, yani evlenince katmerleniyorlar sadece.
devamını gör...

serotonin, duygu durum ve davranış üzerinde etkili olan kimyasal bir habercidir. yeterli miktarda salgılandığında kişinin davranışlarını ve ruh halini olumlu yönde etkiler. mutluluk hormonu olarak da adlandırılan serotonin tıp dilinde 5-hidroksitriptamin (5ht) olarak bilinir. bu hormonunun beyin tarafından yeterli miktarda üretilememesi depresyon ve anksiyete başta olmak üzere pek çok sağlık sorununa yol açabilir. serotonin eksikliğinin tedavisinde daha çok bu hormonun üretimini uyaran antidepresan ilaçlar reçete edilir.

vücudumuzun genel sağlığında özel bir yeri bulunan bu hormon, ruh halimizin yanı sıra sosyal davranışlarımız üzerinde de etkilidir. iştahımız, uykumuz, hafızamız, cinsel arzumuz; bu hormondan direkt olarak etkilenir.

kişinin mutluluğu, kaygı durumu ve huzuruna etki eden serotoninin psikolojik sorunlarla özellikle depresyonla ilişkisi bulunmaktadır. ancak depresyonun mu serotonin düşüklüğüne neden olduğu yoksa serotonin düşüklüğünün mü depresyona neden olduğu bilinmemektedir. bununla birlikte şizofreni, anksiyete bozukluğu, panik bozukluk ve obsesif kompulsif bozukluk gibi psikolojik hastalıklar ve migren, obezite gibi hastalıklar serotonin ile ilişkili bulunmaktadır.

erotonin düzeyi belirli yiyecekler ve yaşam tarzındaki değişikliklerle arttırılabilir. triptofan miktarı fazla olan besinlerden olan et, süt, yumurta, peynir, kuruyemiş tüketimi; b6 b9 ve b12 vitaminleri içeren muz, avokado, tam tahıllı yiyecekler, ay çekirdeği gibi besinler serotonin düzeyinin arttırılmasına yardımcı olur. bunların yanı sıra güneş ışığından yararlanarak d vitamini almak, gün içerisinde egzersiz yapmak da serotonin miktarını artırır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim