zihni derin
gün içinde defalarca içebildiğimiz, onsuz edemediğimiz, kültürümüze işleyen (bkz: çay)ı ısrarlı bir şekilde karadeniz'e yar eden egeli bir ziraatçidir.
1880 yılında muğla'da doğdu. 1904'te halkalı ziraat mekteb- alisinden mezun oldu.
zirai alanda öğretmenlikler ve idarecilikler yaptı.
1921 nisanında bakanlıklar temsilciliklerinin katıldığı bir komisyona, dönemin ziraat genel müdürü olarak, iktisat bakanlığı adına temsilci olarak katıldı. komisyonda rize ve çevresinin huzurlu bir yaşama kavuşabilmesi için öncelikle insanların geçimini sağlayacak iş ve çalışma imkanına kavuşturulması gerektiğini ileri sürdü. komisyon bu görüşü kabul etti ve zihni derin'in bölgede inceleme yapması kararlaştırıldı.
1923 yılında rize'ye geldi. eski adı garal dağı olan hazineye ait bir bölgede 15 dekarlık arazi fidanlık işine tahsis etti. bölgede yaptığı incelemelerde bazı meraklıların batum'dan dönüşlerinde getirdikleri ve diktikleri gayet iyi gelişmiş çay fidanlarıyla karşılaştı.
daha sonra, batum'a düzenlenen geziye katıldı, batum ve çevresinde ruslar tarafından kurulmuş olan çay bahçelerini, çay fabrikasını ve astropikal bitkiler araştırma istasyonu'nu inceleyerek gerekli bilgilerle rize'ye döndü.beraberinde çay tohumu, ve fidanları, narenciye ve bazı meyve çeşitleri, bambu rizomları ve bir rus bahçıvanı ile rize'ye geldi.
getirilen bitkiler ile bir fidanlık kurdurttu.
fidanlığı bir rus bahçıvanına emanet etti ve ankara'daki görevine geri döndü.
ancak gerek halkın gerek devletin konuya yeteri eğilmemesinden teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlandı.
zihni derin, kafasında tasarladığı gibi yürümeyen çay tarımı için bir kanun teklifi hazırlamak gerektiği kanaatine vardı.
hazırladığı kanun teklifini bakanlık kanalıyla meclis'e sundu.
bu tasarı, o dönemin rize mebuslarının desteğiyle 6 şubat 1924 tarih ve 407 sayıyla kanunlaştı ve "rize vilayeti ile borçka kazasında; fındık, portakal, limon, mandalina, çay yetiştirilmesi hakkındaki kanun" adıyla yürürlüğe girdi. kendisi de işini bitirmiş bir memur edası ile oradan diğer görev yerine geçti.
aradan geçen yıllar, rize hakkına onu unutturmamış bilakis daha da gönlünde yer etmesine sebep olmuştur.
çayı rize'ye yar etmeyi başarmış birisidir o rize haklının gözünde. rize halkı onu daha çok görmek ister başında ve 1950 seçimlerinde zihni derin'e milletvekili olmasını istediklerini iletirler. zihni derin kabul eder ama seçim propagandası yapmaz. haliyle de seçilemez. çay konusundaki ısrarı siyasi olmak konusundaki ısrarı arasındaki 180 derecelik açı, onun hayata bakışını da gösterir. idareci olmak gibi bir derdi olmadığını rizeliler'e onları kırmadan gösterir.
1065 yılında vefat eden zihni derin'e 1969 yılında tübitak hizmet ödülü vererek adını ölümsüzleştirir. ölümsüzleştirmede iyi olduğumuz kadar yaşarken de kıymet verenlerden olabilen bir millet olabilsek keşke.
en azından her çay içişte, bu kültürü zihni derin 'in kurguladığını hatırlamayalım, bu kültürün 100 sene öncesi olmadığını, inşa edilen bu kültürün aynı zamanda ciddi bir geçim kaynağı olduğunu unutmayalım.
1880 yılında muğla'da doğdu. 1904'te halkalı ziraat mekteb- alisinden mezun oldu.
zirai alanda öğretmenlikler ve idarecilikler yaptı.
1921 nisanında bakanlıklar temsilciliklerinin katıldığı bir komisyona, dönemin ziraat genel müdürü olarak, iktisat bakanlığı adına temsilci olarak katıldı. komisyonda rize ve çevresinin huzurlu bir yaşama kavuşabilmesi için öncelikle insanların geçimini sağlayacak iş ve çalışma imkanına kavuşturulması gerektiğini ileri sürdü. komisyon bu görüşü kabul etti ve zihni derin'in bölgede inceleme yapması kararlaştırıldı.
1923 yılında rize'ye geldi. eski adı garal dağı olan hazineye ait bir bölgede 15 dekarlık arazi fidanlık işine tahsis etti. bölgede yaptığı incelemelerde bazı meraklıların batum'dan dönüşlerinde getirdikleri ve diktikleri gayet iyi gelişmiş çay fidanlarıyla karşılaştı.
daha sonra, batum'a düzenlenen geziye katıldı, batum ve çevresinde ruslar tarafından kurulmuş olan çay bahçelerini, çay fabrikasını ve astropikal bitkiler araştırma istasyonu'nu inceleyerek gerekli bilgilerle rize'ye döndü.beraberinde çay tohumu, ve fidanları, narenciye ve bazı meyve çeşitleri, bambu rizomları ve bir rus bahçıvanı ile rize'ye geldi.
getirilen bitkiler ile bir fidanlık kurdurttu.
fidanlığı bir rus bahçıvanına emanet etti ve ankara'daki görevine geri döndü.
ancak gerek halkın gerek devletin konuya yeteri eğilmemesinden teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlandı.
zihni derin, kafasında tasarladığı gibi yürümeyen çay tarımı için bir kanun teklifi hazırlamak gerektiği kanaatine vardı.
hazırladığı kanun teklifini bakanlık kanalıyla meclis'e sundu.
bu tasarı, o dönemin rize mebuslarının desteğiyle 6 şubat 1924 tarih ve 407 sayıyla kanunlaştı ve "rize vilayeti ile borçka kazasında; fındık, portakal, limon, mandalina, çay yetiştirilmesi hakkındaki kanun" adıyla yürürlüğe girdi. kendisi de işini bitirmiş bir memur edası ile oradan diğer görev yerine geçti.
aradan geçen yıllar, rize hakkına onu unutturmamış bilakis daha da gönlünde yer etmesine sebep olmuştur.
çayı rize'ye yar etmeyi başarmış birisidir o rize haklının gözünde. rize halkı onu daha çok görmek ister başında ve 1950 seçimlerinde zihni derin'e milletvekili olmasını istediklerini iletirler. zihni derin kabul eder ama seçim propagandası yapmaz. haliyle de seçilemez. çay konusundaki ısrarı siyasi olmak konusundaki ısrarı arasındaki 180 derecelik açı, onun hayata bakışını da gösterir. idareci olmak gibi bir derdi olmadığını rizeliler'e onları kırmadan gösterir.
1065 yılında vefat eden zihni derin'e 1969 yılında tübitak hizmet ödülü vererek adını ölümsüzleştirir. ölümsüzleştirmede iyi olduğumuz kadar yaşarken de kıymet verenlerden olabilen bir millet olabilsek keşke.
en azından her çay içişte, bu kültürü zihni derin 'in kurguladığını hatırlamayalım, bu kültürün 100 sene öncesi olmadığını, inşa edilen bu kültürün aynı zamanda ciddi bir geçim kaynağı olduğunu unutmayalım.
devamını gör...
evi yanmayanlar keşke bizim de evimiz yansa diyecek
akp'li gündoğmuş belediye başkanının yaptığı açıklama. artık bu kadar da olmaz (ya da bu kadar olur mu desem) dedirten açıklamadır da. yahu milletten bu kadar uzak bu kadar küstah bu kadar pişkin olunur mu? orada bizim ciğerimiz yanıyor. kilometrelerce uzaktan bizler bile ne yapabiliriz o canlılar için o ağaçlarımız için diye düşünürken bunlar millete krediyle ev satma peşinde. yazıklar olsun. tarih ve mahkemeler sizleri affetmeyecek. hepiniz yargılanacaksınız.
devamını gör...
johnny got his gun
dalton trumbo tarafından yazılmış daha sonrada aynı yazar tarafından sinema filmi çekilmiş olan savaş karşıtı bir romandır.
johnny, 1. dünya savaşı sırasında sevdiği kızı geride bırakarak askere gider. cephede top ateşi altındayken kendini daha önce açılmış olan bir bomba çukuruna atarak bombalardan sakınmaya çalışır ancak o çukura düşen top mermisi neticesinde feci şekilde yaralanır. askerler arasında yaygın bir inanışa göre aynı yere iki defa bomba isabet etme olasılığı milyonda birdir.
patlamayla birlikte johnny’nin hayatı tam bir kâbusa dönüşür. vücudunun çok büyük bir bölümü zarar görmüş, yüzü parçalanmış, kulakları sağır, gözleri kör, çenesi, ağzı, dili yok olmuş, kolları ve bacakları kökünden kesilmiş bir şekilde yatağa mahkûm olmuştur.
doktorlar johnny’nin hiçbir şey hissedemeyen, hiçbir şeyi anlamayan bir et parçasından ibaret olduğunu düşünmektedir. başlarda rüyayla gerçeği bile ayırt edemeyecek hale gelen johnny, zaman geçtikçe iyi niyetli bir hemşirenin de yardımıyla nasıl bir durumda olduğunun farkına varır ve böyle yaşamaktansa ölmeyi ister. ancak bunu kimseye anlatamaz.
1971 yılında yazar dalton trumbo yönetmenliğinde filmi çekilir. trumbo çok iyi bir yazar ve film senaristi olmasına rağmen yönetmenlik tecrübesi olmadığı için açıkçası kitaptakı ambiyansı tam olarak filme yansıtamamıştır. daha usta bir yönetmen ile filmi çok daha iyi olabilirmiş. (trumbo roman holiday (1953) ve the brave one (1956) filmleri ile iki kere en iyi orjinal senaryo akademi ödülü sahibidir. ayrıca spartacus (1960) ve papillon (1973) gibi filmlerinde senaristidir.)
filmden bir sahne: "bu mors alfabesi" "k-i-l-l-m-e"
film, popüler kültürde en çok metallica' nın ...and justice for all albümünde one şarkısının klibi olarak gündeme gelmiştir.
johnny, 1. dünya savaşı sırasında sevdiği kızı geride bırakarak askere gider. cephede top ateşi altındayken kendini daha önce açılmış olan bir bomba çukuruna atarak bombalardan sakınmaya çalışır ancak o çukura düşen top mermisi neticesinde feci şekilde yaralanır. askerler arasında yaygın bir inanışa göre aynı yere iki defa bomba isabet etme olasılığı milyonda birdir.
patlamayla birlikte johnny’nin hayatı tam bir kâbusa dönüşür. vücudunun çok büyük bir bölümü zarar görmüş, yüzü parçalanmış, kulakları sağır, gözleri kör, çenesi, ağzı, dili yok olmuş, kolları ve bacakları kökünden kesilmiş bir şekilde yatağa mahkûm olmuştur.
doktorlar johnny’nin hiçbir şey hissedemeyen, hiçbir şeyi anlamayan bir et parçasından ibaret olduğunu düşünmektedir. başlarda rüyayla gerçeği bile ayırt edemeyecek hale gelen johnny, zaman geçtikçe iyi niyetli bir hemşirenin de yardımıyla nasıl bir durumda olduğunun farkına varır ve böyle yaşamaktansa ölmeyi ister. ancak bunu kimseye anlatamaz.
1971 yılında yazar dalton trumbo yönetmenliğinde filmi çekilir. trumbo çok iyi bir yazar ve film senaristi olmasına rağmen yönetmenlik tecrübesi olmadığı için açıkçası kitaptakı ambiyansı tam olarak filme yansıtamamıştır. daha usta bir yönetmen ile filmi çok daha iyi olabilirmiş. (trumbo roman holiday (1953) ve the brave one (1956) filmleri ile iki kere en iyi orjinal senaryo akademi ödülü sahibidir. ayrıca spartacus (1960) ve papillon (1973) gibi filmlerinde senaristidir.)
filmden bir sahne: "bu mors alfabesi" "k-i-l-l-m-e"
film, popüler kültürde en çok metallica' nın ...and justice for all albümünde one şarkısının klibi olarak gündeme gelmiştir.
devamını gör...
merve boluğur'un youtube kanalı açması
bence ''merve ile birlikte olamamak'' diye adını değiştirmesi lazım videosunun.
sayko ifadeler ile verdiği tavsiyelere uyan kızların ömür boyu sevgilisiz kalacağına eminim.
karşınızdakini ciddiye almayın hatta biraz kafa bulun nasıl bir tavsiyedir ?
sayko ifadeler ile verdiği tavsiyelere uyan kızların ömür boyu sevgilisiz kalacağına eminim.
karşınızdakini ciddiye almayın hatta biraz kafa bulun nasıl bir tavsiyedir ?
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
karsu - bırak beni böyle
devamını gör...
birini unutmanın en iyi yolu
görmeyin.sosyal medyadan bakmayın.hiçbir yerden hiçbir şekilde gözünüz görmesin.inanın en etkili yollardan biri.
devamını gör...
bir insanın kalitesiz olduğunu gösteren detaylar
ailesine nasıl davrandığından anlaşılır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
bu başlığın altında yazan tanımların kitaplar hakkında bilgi vermesini çok isterdim.
örneğin; bir yazar bu başlığa yazdığı kitap için hangi bölümüne geldiğini, kitabın ona verdiği hazzı veya rahatsızlığı, okunma zorluğu, nereden aldığı, indirimden mi almış hediye mi gelmiş bu tür bilgileri yazmasını isterdim.
bu bilgiler yazılmadığı takdirde sadece bir anket doldurulmuş olur. hım şu yazar şu kitabı okuyormuş der geçeriz.
örneğin; bir yazar bu başlığa yazdığı kitap için hangi bölümüne geldiğini, kitabın ona verdiği hazzı veya rahatsızlığı, okunma zorluğu, nereden aldığı, indirimden mi almış hediye mi gelmiş bu tür bilgileri yazmasını isterdim.
bu bilgiler yazılmadığı takdirde sadece bir anket doldurulmuş olur. hım şu yazar şu kitabı okuyormuş der geçeriz.
devamını gör...
acı yüreğimden beynime sızar
bütün şairler erkektir diyorlar ya gülüyorum. acının cinsiyeti olmaz.şiir arıyorsanız bir kadının gözyaşlarını okuyun.hepiniz lafa gelince darbeli matkap, icraata gelince yıldızlı tornavidasınız..
beynimden yüreğime sızan acı sözler....
beynimden yüreğime sızan acı sözler....
devamını gör...
bilim insanlarının şarkıcılar kadar değer görmemesi
popüler kültürün sonucudur. kim daha fazla göz önünde ise o insan belleğine o derece fazla kazınır ve kişinin görüşlerini etkiler.
bir de insan eğlenceye daha meyillidir. eğlence ile ilgili konular ve insanlar genel olarak toplumun daha fazla ilgisini çeker. bilime göre daha basit, daha az uğraş gerektiren konulardır.
bir de insan eğlenceye daha meyillidir. eğlence ile ilgili konular ve insanlar genel olarak toplumun daha fazla ilgisini çeker. bilime göre daha basit, daha az uğraş gerektiren konulardır.
devamını gör...
bitik
insanın kendini tükenmiş hissettiği anlarda kullanabileceği bir sıfattır. bazen ne yorgunum, ne tükendim, ne de dayanamıyorum gibi sözcükler durumu açıklamaya yetmez. çünkü o an tüm bu hisleri zaten içinizde yaşıyorsunuzdur, üstüne bir de hepsini açıklayacak haliniz yoktur. işte o anda bu sözcük yardımınıza yetişir. "bitik haldeyim" dersiniz ve kısacık bir cümleyle derdinizi anlatmış olursunuz.
aynı zamanda kimsenin kullanmak durumunda kalmamasını dilediğim sözcüktür.
aynı zamanda kimsenin kullanmak durumunda kalmamasını dilediğim sözcüktür.
devamını gör...
yarın seçim olsa yazarların oy verecekleri parti
akp nin karşısında en güçlü olan neyse.
devamını gör...
bakire kadınla evlenmek isteyen erkek
bekaret toplum normlarında; "masumiyeti" temsil eden bir olgudur. sorun toplum normlarının doğruluğu ve yanlışlığı ile ilgilidir. eğer toplum normları, masumiyeti sadece kadına özgü bir geçerlilik sayıyor ise; bu toplum adil bir toplum değildir. (yani kadın da bekaret arayan ölçü, erkekte de bekaret aramalıdır.)
bu arayışın topluma yansıması şu şekilde olmalıdır; bekarete önem veren erkek, bekaretini korumalıdır. eğer korumamış veya koruyamıyor ise; bekareti bir masumiyet göstergesi olarak görmemelidir.
tanımımızı da bırakalım;
eğer bakir bir erkek ise, adil bir beklenti halindedir.
eğer bakir değilse, kendinde olmayan hasleti başkasında aramak, adaletli bir yaklaşım değildir.
kur an bu konu da şöyle söyler;
" zina eden erkek, yalnızca zina eden (tövbe etmeyen, bunun haram olduğuna inanmayan. ) veya müşrik olan kadınla evlenebilir. zina eden kadın da, yalnızca zina eden, (tövbe etmeyen, bunun haram olduğuna inanmayan. ) veya müşrik olan erkek ile evlenebilir. bu müminlere haram kılınmıştır." (nisa suresi 3.ayet)
" kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara yakışır. temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler temiz kadınlara yakışır. onlar için bağışlanma ve cömertçe rızık vardır."(nur suresi 26.ayet.)
bu arayışın topluma yansıması şu şekilde olmalıdır; bekarete önem veren erkek, bekaretini korumalıdır. eğer korumamış veya koruyamıyor ise; bekareti bir masumiyet göstergesi olarak görmemelidir.
tanımımızı da bırakalım;
eğer bakir bir erkek ise, adil bir beklenti halindedir.
eğer bakir değilse, kendinde olmayan hasleti başkasında aramak, adaletli bir yaklaşım değildir.
kur an bu konu da şöyle söyler;
" zina eden erkek, yalnızca zina eden (tövbe etmeyen, bunun haram olduğuna inanmayan. ) veya müşrik olan kadınla evlenebilir. zina eden kadın da, yalnızca zina eden, (tövbe etmeyen, bunun haram olduğuna inanmayan. ) veya müşrik olan erkek ile evlenebilir. bu müminlere haram kılınmıştır." (nisa suresi 3.ayet)
" kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara yakışır. temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler temiz kadınlara yakışır. onlar için bağışlanma ve cömertçe rızık vardır."(nur suresi 26.ayet.)
devamını gör...
metastatik kalsifikasyon
hiperkalsemik kişilerde histolojik olarak normal dokulara kalsiyum çökmesine verilen isimdir.
neden olanlar durumlar arasında primer hiperparatiroidizm,kemiğin paget hastalığı,multiple myelom,sarkoidoz,nefrokalsinozis yer alır.
neden olanlar durumlar arasında primer hiperparatiroidizm,kemiğin paget hastalığı,multiple myelom,sarkoidoz,nefrokalsinozis yer alır.
devamını gör...
abla
bir buçuk yaşımdan beri ablayım.
hiç çocuk olmadan abla oldum.
köyde ablalık tam zamanlı oluyor.
annem bahçeye gidince ben evde yeni anne oluyordum.
bana sorumluluk kattı mecburen.
fazla anaç oldum.
3 evladım da bunun ekmeğini yedi.
iyi ki abla olmuşum diyorum.
duymaktan en hoşlandığım sözdür. samimi olanlardan bahsediyorum.
iç anadolu insanının ablaaa diyeninden değil.
hiç çocuk olmadan abla oldum.
köyde ablalık tam zamanlı oluyor.
annem bahçeye gidince ben evde yeni anne oluyordum.
bana sorumluluk kattı mecburen.
fazla anaç oldum.
3 evladım da bunun ekmeğini yedi.
iyi ki abla olmuşum diyorum.
duymaktan en hoşlandığım sözdür. samimi olanlardan bahsediyorum.
iç anadolu insanının ablaaa diyeninden değil.
devamını gör...
karamazov kardeşler
bir kitap için değerlendirme yazısı yazacak yeteneğim olsaydı, bu kitap için baya baya zaman ayırırdım. şu zamana kadar okuduğum kitaplar içinde tartışmasız edebiyatın zirvesidir.
dostoyevski çok büyük yazar bu tartışmasız. onun için bile karamazov kardeşler çok başka bir seviye.
bu kitap neden bu kadar özel? sorusuna tek bir cevap vermem gerekirse;
kitap baba karamazov, ve çocukları üzerine yazılmış bir roman. ama beni en çok etkileyen karakter kitabın son 50 sayfasında anca dahil olan bir avukattı. bu nasıl bir karakter derinliğidir? bunca ana karakterin, yan karakterin yanında ben kitabın son bölümünde azıcık konuk olan avukata aşık oldum ben . eyvallah dosto baba...
devamını gör...
benden bir halt olmaz farkındalığı
bugün yine hissettiğim ve kendime söylediğim şey. ne zaman vazgeçmenin kıyısına gelsem aynı şey oluyor ama kısa bir süre sonra geçiyor.
bir hedef varsa, hedefe giden yolda bir de tek başınaysa insan yoğun çabaları sonucunda her geldiği noktada aynı düşünceye kapılabiliyor sanırım fark etmeden. önemli olan bu farkındalığın altında ezilmemek, pes etmemek, daha da güçlenmek..
bir hedef varsa, hedefe giden yolda bir de tek başınaysa insan yoğun çabaları sonucunda her geldiği noktada aynı düşünceye kapılabiliyor sanırım fark etmeden. önemli olan bu farkındalığın altında ezilmemek, pes etmemek, daha da güçlenmek..
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sözlüğün energizer tavşanından* beklenmeyecek ağırlıkta bir şarkıyla içimizden geçtiği yayın...
devamını gör...
25 ocak 2021 covid 19 ayaklanmaları
türkiye de olmayacak olan ayaklanmadır. covid'e gelene kadar neler yaşandı bu ülkede kimse çıt çıkarmadı.
elin avrupalısı tabi özgürlüğüne düşkün adamlar. eline para veriyorsun evinde dur diyorsun onu bile dinletemiyorsun.
elin avrupalısı tabi özgürlüğüne düşkün adamlar. eline para veriyorsun evinde dur diyorsun onu bile dinletemiyorsun.
devamını gör...
