aynı gün doğanlar
ne kadar muhteşem bir bilgi allah'ım yarabbim! şu sıralar tam da ihtiyacımız olan şey.
lütfen en sevdiğiniz renklerine yazınız. çok merak ediyorum.
lütfen en sevdiğiniz renklerine yazınız. çok merak ediyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
sanırım tek hikayesi olan fotoğrafım olabilir. ailecek çıkılan bir tekne turunda bir adaya gittik. bu ada aslında o kadar güzel ki. ama molik adanın ismini hatırlamıyor. neyse. burada bir terkedilmiş, yapımına devam edilememiş bir otel var. ve inanın otel bitseymiş muhteşem olabilirmiş. işte bu otelin muhtemel restoran kısmı burası. adada kimsecikler olmadığı için vahşi hayvanlar da var burada. ve bu fotoğrafta aslında ölü bir kuzu var. sağdan 4. pencerenin altında. o kadar üzülmüştüm ki. her canlının yavrusu o kadar güzel ki. ama maalesef o orada can vermiş. bu fotoğrafa baktığımda aklıma o geliyor.
devamını gör...
barreleye
transparan kafalı balık ya da bilimsel adıyla macropinna microstoma isimli bu balık 1939 yılında keşfedilmiş. hint, pasifik ve atlas okyanuslarının tropik-ılıman sularında, 600 ile 1000 metre arasında değişen derinliklerde yaşıyorlar. transparan olan kafa yapısı çok hassas olan bu balıklar genel olarak plankton, deniz anası ve diğer küçük balıkların kalıntıları ile besleniyorlar.
gözleri diğer balıklar gibi suratının yan taraflarında değil epey bir önde duruyor. bu yüzden sağ ve solundan ziyade tam olarak ilerisini ve yukarıyı görebildiği düşünülüyor.
gözleri diğer balıklar gibi suratının yan taraflarında değil epey bir önde duruyor. bu yüzden sağ ve solundan ziyade tam olarak ilerisini ve yukarıyı görebildiği düşünülüyor.
devamını gör...
moral bozukluğundan sözlüğe tanım yazamamak
ülkede olup biteni şu gündemi gördükçe canım sıkılıyor inanın sözlük. kim haklı kim haksız kim derin kim uçurum kim yandaş kim yoldaş kim dindar kim kindar belli değil. bizim halimiz ne olacak belli değil. rezillik diz boyu.
devamını gör...
durumumuz yoktu sevisemedik
100. takipçim kendileri.
bu konuda nasıl mutluyum nasıl kelimelerle anlatamam.*

geçenlerde bir iki gün ortalıkta yoktu. baktım yazar arkadaşlar toplanmış helvasını kavuruyor sevaptır deyip tencereyi bir iki de ben karıştırdım.

sonra çıka geldi. boşu boşuna kalori aldık bir şey değil. o gün bugündür seviyeli bir ilişkimiz vardı. bugün itibariyle dengeler bozuldu tedirginim. *
kendisi her konuya her olaya her başlığa tebelleş olup bir şekilde adıyla aynı doğrultuda olan bir duruma getirmeyi çok zeki bir şekilde başarıyor.



işte bazende bakıyorum vay be bu nasıl tanım valla helal olsun derken hooppp konu yine aynı yere geliyor. *

konuşurkende öyle neyi ne için söylediğini kestiremiyorsunuz. terslesen olmaz onaylasan olmaz 'hımmm öyle mi? vay anası' larla geçiştiresim geliyor. neyi neden niçin söylüyor konuşmanın akışı ve teması ne inanın anlaşılmıyor.*
arkadaşlar şaka bir yana pek kibar pek naif bir yazar kendileri. bkz. #236452 #369071 işte en büyük sapkınlığıda bu #345944 varın siz düşünün gerisini artık. canım yazar sen yazmaya devam et biz gizli gizli okuyup sırıtıp sonra da 'ne yazmış be bu tü sana' demeye devam edeceğiz.*

bence gizli hunnili benden söylemesi.*
bu konuda nasıl mutluyum nasıl kelimelerle anlatamam.*

geçenlerde bir iki gün ortalıkta yoktu. baktım yazar arkadaşlar toplanmış helvasını kavuruyor sevaptır deyip tencereyi bir iki de ben karıştırdım.

sonra çıka geldi. boşu boşuna kalori aldık bir şey değil. o gün bugündür seviyeli bir ilişkimiz vardı. bugün itibariyle dengeler bozuldu tedirginim. *
kendisi her konuya her olaya her başlığa tebelleş olup bir şekilde adıyla aynı doğrultuda olan bir duruma getirmeyi çok zeki bir şekilde başarıyor.



işte bazende bakıyorum vay be bu nasıl tanım valla helal olsun derken hooppp konu yine aynı yere geliyor. *

konuşurkende öyle neyi ne için söylediğini kestiremiyorsunuz. terslesen olmaz onaylasan olmaz 'hımmm öyle mi? vay anası' larla geçiştiresim geliyor. neyi neden niçin söylüyor konuşmanın akışı ve teması ne inanın anlaşılmıyor.*
arkadaşlar şaka bir yana pek kibar pek naif bir yazar kendileri. bkz. #236452 #369071 işte en büyük sapkınlığıda bu #345944 varın siz düşünün gerisini artık. canım yazar sen yazmaya devam et biz gizli gizli okuyup sırıtıp sonra da 'ne yazmış be bu tü sana' demeye devam edeceğiz.*

bence gizli hunnili benden söylemesi.*
devamını gör...
propaganda
başta kemal sunal olmak üzere bir çok tanınmış oyuncunun rol aldığı 1999 yapımı sinema filmi.
yönetmenliğini sinan çetin yapmıştır. aynı zamanda gülin tokat ile beraber senaryoya da katkı sağlamıştır.
yönetmenliğini sinan çetin yapmıştır. aynı zamanda gülin tokat ile beraber senaryoya da katkı sağlamıştır.
devamını gör...
sözlük yazarlarının bugün hissettikleri
güneşi örten bulutların aksine, ışıl ışıl hissediyorum.
devamını gör...
yöresel atasözleri
en kolay iş yemektur o da çeynemek ister.
çok zor bir coğrafyaya sahip olan memleketimin, tüm hayatın zor olduğunu anlatmaya çalıştığı bir çaykara atasözü.
çok zor bir coğrafyaya sahip olan memleketimin, tüm hayatın zor olduğunu anlatmaya çalıştığı bir çaykara atasözü.
devamını gör...
trendyol'un ormanlar için söndürme helikopteri kiralaması
reklam kokan harekettir, hiç bir mahsuru yoktur, aksine çok faydalıdır. diğer markalar da benzer sosyal sorumluluk reklamları yapsa keşkedir.
devamını gör...
yazarların engellediği ilk yazar
(bkz: lucifer)
bir ara herkes engelliyordu. hürriyet gazetesinden bile tam sayfa duyuranı vardı. youtube kafa sözlük röportajının yorum kısmında ‘atın o herifi’ yazılı hala.
noldu o iş ya. havaya sıka sıka engelliyordunuz. inşallaa engellemişlerdir. sısısıs
bir ara herkes engelliyordu. hürriyet gazetesinden bile tam sayfa duyuranı vardı. youtube kafa sözlük röportajının yorum kısmında ‘atın o herifi’ yazılı hala.
noldu o iş ya. havaya sıka sıka engelliyordunuz. inşallaa engellemişlerdir. sısısıs
devamını gör...
apartman boşluğunun yayından kaldırılması hakkında
#471485 allah'tan durumum vardı da okudum. deli deliyi her yerde tanır. ceketin düğmesi kırılmasa iliklerdim vallahi. böyle azmi takdir etmemek mümkün değil.
mevzuya dair yazacaklarımı zaten başka bir başlıkta yazmıştım lakin bu iş kanserli hücreye dönmeye başladı. ego rot balans ayarlarına bir baktırın. bir de ego fren balataları ya da akslarının değişmesi gerekebilir. bu şekilde güvenli sürüş yapamazsınız. bir yerlere toslayacaksınız aman diyeyim.
mevzuya dair yazacaklarımı zaten başka bir başlıkta yazmıştım lakin bu iş kanserli hücreye dönmeye başladı. ego rot balans ayarlarına bir baktırın. bir de ego fren balataları ya da akslarının değişmesi gerekebilir. bu şekilde güvenli sürüş yapamazsınız. bir yerlere toslayacaksınız aman diyeyim.
devamını gör...
fizik
geri dönebilseydim okumayı ve öğrenmeyi seçeceğim bilim dalı.
devamını gör...
aylık puan tablosu
beni neden almıyorsunuz içeri?*
devamını gör...
seçilmiş yalnızlık ve içine düşülmüş yalnızlık
seçilmiş yalnızlık, kişiyi olgunlaştırır, kendisini tanıma, dinleme, salt kendine ait olma isteği de diyebiliriz.
benim tercih edeceğim bir durumdur amma ve lakin beni yalnız bırakmıyorlar.*
içine düşülmüş yalnızlık ise kişiyi yer bitirir, yalnız bırakılmış/ kalmış insanlara yalnızlık güzellemesi yapmak onlarda küfür etme ya da ağzınızın ortasına bir tane çarpma isteği uyandırır.*
çünkü bunun nasıl berbat ve insanı kahreden bir duygu olduğunu sadece onlar bilirler. oğuz atay'a kulak verelim:
"ben, yalnızlığı istemekle suçlanıp yalnızlığa mahkum edildim. bu karara bütün gücümle muhalefet ediyorum. ben yalnızlığa dayanamıyorum, ben insanların arasında olmak istiyorum. insanların düşmanlara da ihtiyacı vardır. (dostlarının değerini bilmek için.) işte tek başıma yıkılmış durumdayım."
diliyorum kimse yalnızlığın boğucu kederiyle uğraşmak zorunda kalmaz.
benim tercih edeceğim bir durumdur amma ve lakin beni yalnız bırakmıyorlar.*
içine düşülmüş yalnızlık ise kişiyi yer bitirir, yalnız bırakılmış/ kalmış insanlara yalnızlık güzellemesi yapmak onlarda küfür etme ya da ağzınızın ortasına bir tane çarpma isteği uyandırır.*
çünkü bunun nasıl berbat ve insanı kahreden bir duygu olduğunu sadece onlar bilirler. oğuz atay'a kulak verelim:
"ben, yalnızlığı istemekle suçlanıp yalnızlığa mahkum edildim. bu karara bütün gücümle muhalefet ediyorum. ben yalnızlığa dayanamıyorum, ben insanların arasında olmak istiyorum. insanların düşmanlara da ihtiyacı vardır. (dostlarının değerini bilmek için.) işte tek başıma yıkılmış durumdayım."
diliyorum kimse yalnızlığın boğucu kederiyle uğraşmak zorunda kalmaz.
devamını gör...
yazarların isimlerinin anlamı
kadın, hatun.
devamını gör...
the platform
yönetmenliğini galder gaztelu-urrutia'nın yaptığı ispanyol gerilim-korku karışımı 2019 yapımı bir filmdir. olaylar; her katında iki kişinin bulunduğu ve çok katlı bir hapishanede yaşanmaktadır. mahkumlar çoğunlukla kendi istekleri doğrultusunda burada kalmak isteyenlerden oluşmaktadır. gelen mahkumlara sevdikleri yemekler sorularak menüye eklenir, yanlarında en sevdikleri bir eşyayı getirmelerine de izin verilir. bu hapishanede bir ay içinde rastgale bir şekilde hem mahkumlar hem de katlar değişmektedir. katların ortasında boşluk olup bu boşluktan günde bir kez yemekler gelir, ama yemekler en üst kattan başlayarak aşağıya doğru iner. tahmin edeceğimiz gibi üst kattakiler istedikleri kadar yemeklerden yiyebiliyorken, aşağıya doğru "arta kalan" yemekler inmektedir. herkes kendine kadar yese bir sorun olmayacaktır fakat insanoğlu bunu düşünebilmekte midir??
....
başrol oyuncumuz goreng (iván massagué), sigarayı bırakmak ve buradan çıkınca sahip olacağı "diploma"nın hevesiyle başvurur ve sistemin nasıl çalıştığı hakkında en ufak fikri yoktur. "aldırma gönül aldırma" moduyla girdiği bu hapishaneden yata yata çıkamayacağını da acı bir şekilde anlayacaktır. oyuncumuz yanına; cervates’in donkişot romanını almıştır. şu garipsediğimiz, ıssız bir adaya düştüğümüzde yanımıza alacağımız şeylere, artık daha ciddi bakmam gerektiğini düşünmekteyim bu filmi izledikten sonra. başrolümüz, ilk uyandığı gün, oda arkadaşından ve sonraki günler kendi de yaşayarak sistemin nasıl çalıştığını öğrenmeye başlar. platformda zaman geçirdikçe ufaktan yusuf yusuflarla bezenmiş “ben olmuşum donkişot” modunda hissettim kendisini.
beyin yakan filmlerden birisidir zannımca. haksızlıklar ya da sınıf ayrımı konusu işlendiği iletilse de herkesin farklı yorumlaar çıkaracağı bir film. filmle ilgili yorumları hem filmi izlemeden önce, hem de izledikten sonra tekrar okudum. öneririm. henüz ikinci kez izleme cesaretinde bulunamadığım filmdir.
....
başrol oyuncumuz goreng (iván massagué), sigarayı bırakmak ve buradan çıkınca sahip olacağı "diploma"nın hevesiyle başvurur ve sistemin nasıl çalıştığı hakkında en ufak fikri yoktur. "aldırma gönül aldırma" moduyla girdiği bu hapishaneden yata yata çıkamayacağını da acı bir şekilde anlayacaktır. oyuncumuz yanına; cervates’in donkişot romanını almıştır. şu garipsediğimiz, ıssız bir adaya düştüğümüzde yanımıza alacağımız şeylere, artık daha ciddi bakmam gerektiğini düşünmekteyim bu filmi izledikten sonra. başrolümüz, ilk uyandığı gün, oda arkadaşından ve sonraki günler kendi de yaşayarak sistemin nasıl çalıştığını öğrenmeye başlar. platformda zaman geçirdikçe ufaktan yusuf yusuflarla bezenmiş “ben olmuşum donkişot” modunda hissettim kendisini.
beyin yakan filmlerden birisidir zannımca. haksızlıklar ya da sınıf ayrımı konusu işlendiği iletilse de herkesin farklı yorumlaar çıkaracağı bir film. filmle ilgili yorumları hem filmi izlemeden önce, hem de izledikten sonra tekrar okudum. öneririm. henüz ikinci kez izleme cesaretinde bulunamadığım filmdir.
devamını gör...
back to the future
zaman yolculuğu ile ilgili ve türünün en güzel örneklerinden biri olan, hem bilim kurgu hem komedi olması bakımından çoğu bilim kurgu filmden farklı gördüğüm, orijinal ismi back to the future olan 1985 yapımı amerikan filmi.
yanlışlıkla anne babasının lisede okuduğu yıllara giden ve ortalığı hiç olmaması gereken şekilde karıştırıp, ardından da telafi etmeye çalışan bir genci konu alır.
yapımcısı, yönetmeni, başrolleri gibi bilgileri nasılsa her yerden bulabiliyoruz. o nedenle daha çok kişisel yorumumu yazacağım.
benim için, gerek bireysel gerek toplumsal bakımdan hayatımın en güzel ve mutlu yıllarını hatırlattığı için değerli bir filmdir. hani banyo günü olan, ertesi gün okula gidileceği için gıcık olunan ama bir yandan da masumiyeti nedeniyle çok özlenen pazar günleri vardı eskiden... sabahları, henüz sayıları şimdiki gibi tavan yapmamış olan 2-3 televizyon kanalından birinde çizgi film izlediğimiz, sevdiğimiz herkesin evde, bir arada olduğu o pazar günleri... işte bana öyle sıcaklık, özlem, güzel duygular dolu günleri anımsatır geleceğe dönüş. soba üzerindeki mandalina kabuğu kokusudur, henüz kendisi de küçük olan ablayla atari oynanan günlerin keyfidir geleceğe dönüş. bambaşka bir yeri var bende.
bilim kurgu filmler en sevdiğim türlerden biridir ama bunun tadını çoğu vermez bana. ister daha girift konuları işlemiş olsun, ister daha üst düzey görsel efektler kullansın...
en sevdiğim karakteri, hafif deli emmett brown'dır. bazen kendimi bunun kadın versiyonu gibi hissediyorum.
yanlışlıkla anne babasının lisede okuduğu yıllara giden ve ortalığı hiç olmaması gereken şekilde karıştırıp, ardından da telafi etmeye çalışan bir genci konu alır.
yapımcısı, yönetmeni, başrolleri gibi bilgileri nasılsa her yerden bulabiliyoruz. o nedenle daha çok kişisel yorumumu yazacağım.
benim için, gerek bireysel gerek toplumsal bakımdan hayatımın en güzel ve mutlu yıllarını hatırlattığı için değerli bir filmdir. hani banyo günü olan, ertesi gün okula gidileceği için gıcık olunan ama bir yandan da masumiyeti nedeniyle çok özlenen pazar günleri vardı eskiden... sabahları, henüz sayıları şimdiki gibi tavan yapmamış olan 2-3 televizyon kanalından birinde çizgi film izlediğimiz, sevdiğimiz herkesin evde, bir arada olduğu o pazar günleri... işte bana öyle sıcaklık, özlem, güzel duygular dolu günleri anımsatır geleceğe dönüş. soba üzerindeki mandalina kabuğu kokusudur, henüz kendisi de küçük olan ablayla atari oynanan günlerin keyfidir geleceğe dönüş. bambaşka bir yeri var bende.
bilim kurgu filmler en sevdiğim türlerden biridir ama bunun tadını çoğu vermez bana. ister daha girift konuları işlemiş olsun, ister daha üst düzey görsel efektler kullansın...
en sevdiğim karakteri, hafif deli emmett brown'dır. bazen kendimi bunun kadın versiyonu gibi hissediyorum.
devamını gör...
karşı cinste çekici gelen özellikler
şekilli kalça,ince bel.
devamını gör...
almanya'nın türkiye'den özel pasaportla gelenlerden geçerli mazeret istemesi
almanya'nın bizi kıskandığına dair en somut delil. bay kemal bilmez tabi.
devamını gör...
18 ocak 2021 kabine toplantısı
yasaklar için hala asosyal diye laf atan tipler var. avrupa'da yasaklar hala uzatılırken, ülkemizdeki kafe sevdalıları ve instagrama fotoğraf koyma meraklıları, yasaklardan ziyade kısıtlamaları savunanlara "asosyal" diyor.
niye ??. çünkü bu ipler evde sıkıldı. kafe kafe gezemiyor. insan sağlığı umurlarında değil. tek umurlarında olan kendi çıkarları ve keyifleri.
toplantıda oyları eriyen akp, pek tabii kısıtlamaları hafifletecektir, umarım yanılırım. zira turizm sezonu yaklaşırken, vakaları ilahi şekilde 1000 altına düşmüştü. şimdi de esnaflar isyan etmeye başlayınca, vakalar ilahi şekilde 10 bin altına düştü.
kısıtlamalar, aşılama süreci belli bir noktaya gelene kadar kalkmamalı. böyle bir arar alınırsa, bilin ki siyasi karardır, koltuk için alınmış karardır.
tanım: kararlardan çok cehape lafının geçeceği, akp propagandasına dönüşecek olan toplantıdır.
niye ??. çünkü bu ipler evde sıkıldı. kafe kafe gezemiyor. insan sağlığı umurlarında değil. tek umurlarında olan kendi çıkarları ve keyifleri.
toplantıda oyları eriyen akp, pek tabii kısıtlamaları hafifletecektir, umarım yanılırım. zira turizm sezonu yaklaşırken, vakaları ilahi şekilde 1000 altına düşmüştü. şimdi de esnaflar isyan etmeye başlayınca, vakalar ilahi şekilde 10 bin altına düştü.
kısıtlamalar, aşılama süreci belli bir noktaya gelene kadar kalkmamalı. böyle bir arar alınırsa, bilin ki siyasi karardır, koltuk için alınmış karardır.
tanım: kararlardan çok cehape lafının geçeceği, akp propagandasına dönüşecek olan toplantıdır.
devamını gör...