ilişkilerden edinilen tecrübe
sevgisinden geberseniz de ''önce ben'' deyin. siz ne kadar kendinizi severseniz sevdiceğiniz de o kadar uzun süre size eşlik edecektir. tecrübeyle sabittir.
devamını gör...
hızlı hızlı yazarken yanlış yazmak
yemektir, ev işidir derken arada kendime de zaman ayırıp, bir iki bir şey yazayım deyip, kafamda hala yapılacak ütü, siteme yükleyeceğim ürün,ilgilenilecek akraba eş falan derken yaptığım durumdur. okul zamanlarımdan beri de kontrol etme alışkanlığım yok. yükledikten çok sonra kontrol ediyorum ki araya yapılacak salata, yıkılacak başka bir iş girmediyse. uyaranlara teşekkür ediyorum ve hemen düzeltiyorum. ayrıca yaptığım hata ile sizi de rahatsız ediyorsam ayrıca özür diliyorum. daha yazardım ama ısıtılacak yemek durumu var.
devamını gör...
kadınların erken olgunlaştığı iddiası
kadınlar erken olgunlaşmıyor, erkekler geç olgunlaşıyor.
devamını gör...
covid - 19 hastası için immün plazma kan aranıyor
lütfen birileri bu bilgileri ekşi sözlük'te paylaşsın.
orada kesin bulunur.
umarım iyileşir...
orada kesin bulunur.
umarım iyileşir...
devamını gör...
uyumamak için tavsiyeler
çocuk yapın. kesin çözüm; uyumuyor ve uyutmuyor.
devamını gör...
yabancı dizi izleyen tipler
farklı konu ve bakış açılarıyla, farklı kültürlerle gayet de güzel olan dizilerdir.*
devamını gör...
vegan olmak için mantıklı sebepler
bir diyetisyen olarak bu konu hakkında şunları söyleyebilirim:
ilk olarak veganlık daha sağlıklıdır demek için çok fazla araştırma yok. fakat tam tersi sağlıksız olduğunu söylemek için de yeterli araştırma yok.
protein konusunda çekinceniz olmasın. gayet bitkilerden de protein ihtiyacınızı tam olarak karşılayabilirsiniz. (ilk 1-2 ay bir diyetisyenden yardım almanızı öneririm.)
söz konusu yaratmış olduğumuz kirlilikler olduğunda bunda en çok payı olan şeylerden biri de çiftlik hayvanları...
ve tabii ki salgın hastalıklar insanların şimdiye kadar geçirdiği neredeyse tüm salgın hastalıklar hayvanlardan geçmiştir.
canan karatay'ın söylediği gibi 'veganların beyni çalışmaz. doğaya bakın et yiyen hayvanlar ne kadar zeki ot yiyenler aptal' sözü tam bir saçmalıktır. doğada bize en yakın beyin yapısına sahip hayvanlar orangutanlardır. ve büyük çoğunluğu yalnızca bitkisel kaynaklarla beslenir. (çok nadiren et tüketen guruplarla karşılaşılmış fakat bu gurupların insanları taklit ettiği düşünülüyor.)
ağır metal birikimi konusuna gelirsek:
basit lise biyoloji bilgisiyle bu konuyu yanıtlamak mümkün aslında. ağır metal birikimi
en az bitkiler (yalnızca su içinde bulunan metal)
orta düzeyde otcul canlılar(ot ile beslendikleri için otların içinde bulunan ağır metal +su ile aldıkları metal)
yüksek düzeyde : etçil canlılar( otcul canlı+su)
en yüksek düzeyde ise : hepçil canlılarda olur.
dolayısıyla vegan olmak ağır metal alımınızı en aza indirecektir.
gdo konusu :
bu da başka bir saçmalık bitkiler gdo'lu yemememiz gerekir...
her ülkenin gdo konusunda uyguladığı prosedürler vardır.
bir tohumun insan gıdası olarak işlenebilmesi için :
avrupa ülkelerinde %0,9
türkiye'de ise %0,8' inin gdo' lu olması lazım
peki bu sınırların üzerinde olan tohumlara ne oluyor?
hayvan gıdası... (gdo ürünler de bizlere söylendiği kadar zarar vermez . öyle ki gdo olmasaydı hepimiz aç kalırdık.)
seçim senin...
ilk olarak veganlık daha sağlıklıdır demek için çok fazla araştırma yok. fakat tam tersi sağlıksız olduğunu söylemek için de yeterli araştırma yok.
protein konusunda çekinceniz olmasın. gayet bitkilerden de protein ihtiyacınızı tam olarak karşılayabilirsiniz. (ilk 1-2 ay bir diyetisyenden yardım almanızı öneririm.)
söz konusu yaratmış olduğumuz kirlilikler olduğunda bunda en çok payı olan şeylerden biri de çiftlik hayvanları...
ve tabii ki salgın hastalıklar insanların şimdiye kadar geçirdiği neredeyse tüm salgın hastalıklar hayvanlardan geçmiştir.
canan karatay'ın söylediği gibi 'veganların beyni çalışmaz. doğaya bakın et yiyen hayvanlar ne kadar zeki ot yiyenler aptal' sözü tam bir saçmalıktır. doğada bize en yakın beyin yapısına sahip hayvanlar orangutanlardır. ve büyük çoğunluğu yalnızca bitkisel kaynaklarla beslenir. (çok nadiren et tüketen guruplarla karşılaşılmış fakat bu gurupların insanları taklit ettiği düşünülüyor.)
ağır metal birikimi konusuna gelirsek:
basit lise biyoloji bilgisiyle bu konuyu yanıtlamak mümkün aslında. ağır metal birikimi
en az bitkiler (yalnızca su içinde bulunan metal)
orta düzeyde otcul canlılar(ot ile beslendikleri için otların içinde bulunan ağır metal +su ile aldıkları metal)
yüksek düzeyde : etçil canlılar( otcul canlı+su)
en yüksek düzeyde ise : hepçil canlılarda olur.
dolayısıyla vegan olmak ağır metal alımınızı en aza indirecektir.
gdo konusu :
bu da başka bir saçmalık bitkiler gdo'lu yemememiz gerekir...
her ülkenin gdo konusunda uyguladığı prosedürler vardır.
bir tohumun insan gıdası olarak işlenebilmesi için :
avrupa ülkelerinde %0,9
türkiye'de ise %0,8' inin gdo' lu olması lazım
peki bu sınırların üzerinde olan tohumlara ne oluyor?
hayvan gıdası... (gdo ürünler de bizlere söylendiği kadar zarar vermez . öyle ki gdo olmasaydı hepimiz aç kalırdık.)
seçim senin...
devamını gör...
müdürüne karşı açtığı mobbing davasını kazanan banka çalışanı
emsal niteliğinde bir karar artık korkulmasın kötü ruhlu yöneticilerden.bazılarına ciddi psikolojik test uygulanması gerekiyor,bir çoğu'nun psikopatlık derecesi çok yüksek mevki'yi kaldıramayıp zıvanadan çıkanlar ona buna sataşanlardan bahsediyorum.bu insanlar çalışanlarını hasta ediyor.
bir banka da gişe memur'unun başında onu herkesin içinde azarlayıp başında bekleyen şefi vardı işlem sırası bana geldiğinde kız bana makbuzu uzatırken elleri titriyordu.o an ben bile sinir boşalması yaşadım ve kıza dönüp allah yardımcın olsun dedim kız buruk bir şekilde gülümserken adam şaşırmış bir şekilde psikopat bakışlarını fırlattı üstüme kavga çıkarıcaktım zor tuttum kendimi yani ben 5 dakikada bunları yaşadım o kız'ı düşünemiyorum.
bir banka da gişe memur'unun başında onu herkesin içinde azarlayıp başında bekleyen şefi vardı işlem sırası bana geldiğinde kız bana makbuzu uzatırken elleri titriyordu.o an ben bile sinir boşalması yaşadım ve kıza dönüp allah yardımcın olsun dedim kız buruk bir şekilde gülümserken adam şaşırmış bir şekilde psikopat bakışlarını fırlattı üstüme kavga çıkarıcaktım zor tuttum kendimi yani ben 5 dakikada bunları yaşadım o kız'ı düşünemiyorum.
devamını gör...
huysuz virjin
bu kadar hazır cevap anında espri üretebilen bir komedyen daha görmedim. ben mizah tarzına bayılırdım hakkaten. hala ara ara açar izlerim. allah rahmet etsin.
kıymetlimisss.
kıymetlimisss.
devamını gör...
ozan güven
devamını gör...
sihir dükkanı
beyin cerrahı james r. doty tarafından yazılan, beynin gizemlerini ve kalbin sırlarını keşfetme arayışını anlatan kitap.
öncelikle dediğim gibi kitap bir doktor tarafından yazılıyor ve başından geçen olayları konu alıyor. ''sihir dükkanı'' ismini duyduğumda bunun somut olmayacağını düşünmüştüm fakat yanılmışım. yazarımız 8. sınıftayken bir sihir dükkanına giriyor ve orada ruth adlı bir kadınla karşılaşıyor. ruth ona beynini ve kalbini keşfetme konusunda bir kapı açıyor, kalbine ve beynine açılan bir kapı.. bazı yöntemler öğretiyor. bu yöntemlerden sonra yazarımızın başından geçen olayları ve doktor olma, kalbini ve beynini keşfetme yolundaki yaşadığı olayları görüyoruz.
kitap şunun vurgusunu yapıyor; her şeyin, her sorunun cevabı kalbimizin derinliklerinde fakat görebilmemizi engelleyen bir sisin içindeyiz çoğu zaman. bu cevaplara ulaşabilmek için de kalbimizi açmamız gerekiyor.
son olarak, bu kitaptan metafor alarak bangtan sonyeondan adlı müzik grubu magic shop adlı bir şarkı yapıyor. şarkının sözleri ve kitabın uyumu bu dünyadaki kalp ısıtan nadir şeylerden olabilir.
''kendimden nefret ettiğim günlerde,
sonsuzluğa yok olmak istediğim günlerde
bir kapı yapalım kalbine açılan*''
*(yazarın kalbini açması ve kendini sevmesi gerektiğini fark ettiği kısma atıfta bulunuyor).
öncelikle dediğim gibi kitap bir doktor tarafından yazılıyor ve başından geçen olayları konu alıyor. ''sihir dükkanı'' ismini duyduğumda bunun somut olmayacağını düşünmüştüm fakat yanılmışım. yazarımız 8. sınıftayken bir sihir dükkanına giriyor ve orada ruth adlı bir kadınla karşılaşıyor. ruth ona beynini ve kalbini keşfetme konusunda bir kapı açıyor, kalbine ve beynine açılan bir kapı.. bazı yöntemler öğretiyor. bu yöntemlerden sonra yazarımızın başından geçen olayları ve doktor olma, kalbini ve beynini keşfetme yolundaki yaşadığı olayları görüyoruz.
kitap şunun vurgusunu yapıyor; her şeyin, her sorunun cevabı kalbimizin derinliklerinde fakat görebilmemizi engelleyen bir sisin içindeyiz çoğu zaman. bu cevaplara ulaşabilmek için de kalbimizi açmamız gerekiyor.
son olarak, bu kitaptan metafor alarak bangtan sonyeondan adlı müzik grubu magic shop adlı bir şarkı yapıyor. şarkının sözleri ve kitabın uyumu bu dünyadaki kalp ısıtan nadir şeylerden olabilir.
''kendimden nefret ettiğim günlerde,
sonsuzluğa yok olmak istediğim günlerde
bir kapı yapalım kalbine açılan*''
*(yazarın kalbini açması ve kendini sevmesi gerektiğini fark ettiği kısma atıfta bulunuyor).
devamını gör...
mahlassızım
ortak moderatör işine girdik biz bu yazar arkadaşla, aramızda anlaştık hazall'ın dörtte üçü ona ait, gerisi benim.
şaka maka da benim pay iyice azaldı bu ara? biraz da bana bıraksan mı acaba?*
şaka maka da benim pay iyice azaldı bu ara? biraz da bana bıraksan mı acaba?*
devamını gör...
bilim bir gün tanrının varlığını somut olarak ispatlarsa olabilecek şeyler
bilim daha somut ve denklemsel gerçeklere açıklık getirebildiği için imkansız diyemesem de bana bir tık hayali gelen bir konu. tabii eğer olabilecek sonuçlar hakkında fikir yürütmem gerekirse, dünyaya kaos hakim olur gibime geliyor. o ana kadar inanmayan kimse bilimin tek sözüyle mutlak gücün varlığına hem fikir olamaz diye düşünüyorum.
devamını gör...
adalet ve kalkınma partisi
yakında tarihin çöplüğündeki yerini alacak. ve ileride türkiye'nin başına gelmiş en büyük felaket olarak tanımlanacak. ülkeye verdiği zarar maddi ve manevi açıdan hesaplanamayacak boyutta. bu kadar hukuk ve kanun tanımaz bir parti dünya tarihinde yoktur.
devamını gör...
başkaldıran insan
(bkz: başkaldıran insan)
camusun okuması oldukça zor bir denemesidir. bu denemede camus başkaldırı dürtüsünün insanın doğasında var olduğunu, dünyanın anlamsızlığına başkaldırma ile belirli tarihsel koşullarda toplumu değiştirme amacıyla başkaldırıyı ayrı ayrı ele alır. kitap beş bölümden oluşur. birinci bölümde başkaldıran insanı tanımlar. " kimdir başkaldıran insan ? hayır diyen biri. ama yadsırsa da vazgeçmez; evet diyen bir insandır da , hem de daha ilk deviniminde. tüm yaşamı boyunca buyruk almış bir köle, birdenbire, yeni bir buyruğu kabul edilmez bulur. bu "hayır" ın içeriği nedir?
örneğin, "fazla uzadı bu iş" , buraya kadar evet, buradan ilerisine hayır", " çok ileri gidiyorsunuz" ya da " geçemeyeceğiniz bir sınır vardır" anlamlarına gelir. kısacası, bir sınırın varlığını kesinler bu hayır. başkaldırmışın ötekinin " fazlaya kaçtığı", hakkını bir başka hakkın kendisine karşı çıktığı, kendisini sınırladığı bir çizginin ötesine taşırdığı duygusunda da aynı sınır düşüncesini buluruz. böylece, başkaldırı edimi hem katlanılamaz bulunan bir haksızlığın kesinlikle yadsınmasına, hem de bulanık bir hak inancına, daha doğrusu başkaldırmışın"... yapmaya hakkı olduğu" izlenimine dayanır. herhangi bir biçimde , herhangi bir yerde bizim de haklı olduğumuz duygusu uyanmadıkça başkaldırı olmaz. işte bunun için başkaldıran köle aynı zamanda hem evet, hem de hayır der. sınırla birlikte, bu sınırın berisinde var sandığı ve korumak istediği şeyleri de kesinler. kendisinde de ".... çabasına değen", sakınılması gereken bir şey bulunduğunu kanıtlar inatla. bir bakıma, kendisini ezen düzene karşı, kabul edebileceğinden fazla ezilmeme hakkını çıkarır.
her başkaldırıda, haksıza karşı bir tiksintiyle birlikte, insanın kendi benliğinin herhangi bir yanına tam ve birdenbire bir katılış vardır. böylece, kendiliğinden bir değer yargısı sokar araya, ne denli nedensiz olursa olsun, tehlikeler içinde sürdürür onu. bu noktaya kadar umutsuzluk içindeydi, koşulunu haksız da bulsa kabulleniyor hiç değilse susuyordu. susmak, hiçbir şeyi yargılamıyor, hiçbir şey istemiyor sanılmasına yol açmak, kimi durumlarda da gerçekten hiçbir şey istememektir. umutsuzluksa, tıpkı saçmalık gibi, genel olarak her şeyi yargılar ve ister, özel olarak hiçbir şeyi. sessizlik iyi belirtir bunu. ama konuştuğu dakikadan sonra, hayır derken bile ister ve yargılar. başkaldıran insan, sözcüğün kökensel anlamıyla, yüz geri döner. efendinin kamçısı altında yürüyordu. işte karşı koymaktadır. yeğ tutulmayanının karşısına yeğ tutulanı çıkarmaktadır. her değer başkaldırıyı getirmez, ama her başkaldırı yönelimi bir değeri çağırır sessizce." sy 23-24
kitabın ikinci bölümünde doğa üstü başkaldırıya değinilir. " doğaötesi başkaldırı insanın kendi koşulunun ve bütün evrenin karşısına dikilmesidir. insanın ve evrenin ereklerini yadsıdığı için doğaötesidir. köle durumu içinde kendisine verilen koşula karşı çıkar, doğaötesi başkaldıransa, insan olarak kendisine verilen koşula. ayaklanmış köle benliğinde efendisinin kendisine davranışını yadsıyan bir şey bulunduğunu kesinler; doğaötesi başkaldıransa, evrence yoksun bırakıldığını bildirir. her ikisi için de yalnızca basit bir yadsıma söz konusu değildir. her ikisinde de bir değer yargısı buluruz, başkaldıran kişi işte bu değer yargısı adına yadsır durumunu benimsemeyi." insanlar herkeste herkesçe benimsenen, ortak bir değere dayanamıyorlarsa, insan için insan anlaşılmaz kalıyor demektir. ayaklanmış insan bu değerin açıkça benimsenmesini ister, çünkü sezer ya da bilir ki, bu ilke olmazsa, yeryüzünde karışıklık ve cinayet egemen olacaktır. başkaldırı edimi bir açıklık ve birlik savı olarak belirir onda. sy 37
- yaşamımızı bekleyişten bekleyişe tüketiyor ve hepimiz acı içinde ölüyoruz. sy 44
- iyiliğin ödüllendirilmediğini daha şimdiden, yeterince gördüğümüze göre, kötülüğün cezalandırılacağını nasıl söyleyebiliriz? sy 47
- sade'ın tanrı konusundaki en azından insanı ezen ve yok sayan bir tanrı düşüncesidir. sade'a göre dinler tarihinde öldürmenin bir tanrı ayrıcalığı olduğu yeterince görülür. insan ne diye erdemli olacaktır öyleyse? tutsağın ilk davranışı en uç sonuca atlamaktır. tanrı insanı öldürüyor ve yoksuyorsa, insanında benzerlerini yoksamasını, öldürmesini hiçbir şey yasaklayamaz. sy 54
- çağdaş yoksayıcılığın tarihi bu " her şeye izin vardır"la gerçekten başlar. romantik başkaldırı bu denli ileri gitmiyordu. her şeye izin olmadığını ama kendilerinin pervasız olduklarını, yasaklanmışı da yaptıklarını söylemekle yetiniyorlardı. oysa karamazovlarla öfke mantığı başkaldırıyı kendi kendisiyle karşı karşıya getirecek, onu umutsuz bir çelişki içine atacaktır. temel ayrım şuradadır : romantikler iyilik yapmaya da izinli görürler kendilerini, oysa ivan tutarlılığını yitirmemek için kötülük yapmaya çalışacaktır. iyi olma serbestliğini tanımayacaktır kendine. yalnız umutsuzluk ve yadsıma değildir yoksayıcılık, umudu kesme ve yadsıma istemidir her şeyden önce. öyle vahşicesine arılıktan yana çıkan, bir çocuğun acısı karşısında titreyen, geyiğin aslanın yanında uyuduğunu , kurbanın katili kucakladığını" gözleriyle görmek" isteyen adam, tanrının tutarlılığını yadsıyıp da kendi öz kuralını bulmaya çalışmaya başladıktan sonra, öldürmenin yasallığını benimser. öldürücü bir tanrıya başkaldırır ivan; ama başkaldırısını usa vurur vurmaz, bundan öldürme yasasını çıkarır. her şeye izin varsa babasını öldürebilir, hiç değilse öldürülmesine göz yumabilir. ölüm mahkumu koşulumuz üzerinde uzun bir düşünce, cinayetin doğrulanmasıyla sonuçlanır ancak. ivan hem idam cezasından nefret eder ( bir adamı anlatırken kızgınlıkla " başı düştü tanrının iyiliği adına" der) hem de cinayeti ilke olarak benimser. katile bütün hoşgörüler cellada hiçbir şey. içinde sade'ın rahatça yaşadığı bir çelişki ivan karamazovu boğar. gerçekten de ölümsüzlük var olsa bile, onu yadsıdığını söylemiş olmakla birlikte, sanki hiç yokmuş gibi düşünür görünür. kötülüğe ve ölüme karşı çıkmak için, ölümsüzlük gibi erdemin de var olmadığını söylemek ve babasının öldürülmesine ses çıkarmamak yolunu seçer. bile bile benimser bu ikiliği: ya erdemli ve mantık dışı ya da mantıklı ve cani olmak. öteki beni, şeytan, ivanın kulağına :" erdemli bir eylemi gerçekleştirmek istiyorsun; ama erdeme inanmıyorsun, seni sinirlendiren, kafanı karıştıran bu işte." diye fısıldarken haklıdır. sy 77-78
- insanlığa köle olmak tanrıya kulluk etmekten daha iyi bir şey değildir. öte yandan kardeşlikte komünistlerin hafta sonu görüşünden başka bir şey değildir. hafta içinde kardeşler köle olur. sy 84
- hristiyanlık dünyaya bir yön verdiği için yoksayıcılıkla savaştığını sanır, oysa yaşama düşsel bir anlam vererek gerçek anlamının bulunmasını önlediği oran da kendisi de yoksayıcıdır. sy 90
kitabın üçüncü bölümünde tarihsel başkaldırı çeşitli başlıklarda incelenir ayrıca uzunca bir marx ve komünizm eleştirisi de vardır. kral öldürücüler, tanrı öldürücüler, bireysel yıldırıcılık bölümün alt başlıklarından bir kaçıdır.
- insanın katil olunca ölmeye razı olması, bir katilin kurbanı olmamak içindir. sy 144
- goering, duruşmada, führer'e bağlılığını yadsıyor ve bu lanetli dünyada hala onur diye bir şey bulunduğunu söylüyordu. onur bazı bazı cinayetle birleşen bir boyun eğişteydi. askerlik yasası emre uymamayı ölümle cezalandırır, onuru da köleliktir. herkes asker olunca, asıl cinayet, emir öldürmeyi gerektirdiği zaman öldürmemektir. sy 219
- proleterler iktidarı askerlere ya da aydınlara, yani kendilerini köleleştirmekten geri durmayacak olan, geleceğin askerlerine vermek için dövüştüler ve öldüler. yine de bu savaş onurları oldu onların, umutlarını ve umutsuzluklarını paylaşmayı seçmiş herkesçe tanınan onurları oldu. ama bu onur eski ve yeni efendiler soyuna karşı kazanıldı. sy 257
- yalancı devrim aldatmacasının şimdi bir tanımı vardır. imparatorluğu fethetmek için her türlü özgürlük öldürülmelidir, bir gün imparatorluk özgür olacaktır. birliğin yolu tümlükten geçer o zaman. sy 274
kitabın son iki bölümünde ise başkaldırı ve sanat, başkaldırı ve öldürme , ölçü ve ölçüsüzlük üzerinden başkaldırıyı derinlemesine ele alır yazar. kitap insanlığın siyasal ve sanatsal serüveninde "başkaldırma" dürtüsüne derin bir bakış açısı getiriyor.
devamını gör...
türkiye'de kitap okunmamasının nedenleri
naçizane,
alışkanlık, cehalet, gelir, vakit.
sıralaması değişebilir.
alışkanlık: kitap okunmayan, kitaplığı olmayan bir evde yetişmek. ülkedeki çoğu ev bu durumdadır. bu yetişimden gelen bir bireyin kitaplara ilgi duyması zordur. bilmez. evde görmez. kendiliğinden kitap okuması için, içinde merak ve bilgi isteği olması gerekiyor.
cehalet: cahil kimse, kitap okumayı sevmez ve gereksiz bir aktivite olarak tanımlar. parası olsa dahi kitaba para vermez. edebiyata, bilgiye ilgi duymayan insan, kanun gibi zengin de olsa, kitap almaz, okumaz. lüzumsuzdur onun için. çocuğuna aşılamaz.
gelir: ülkede her şey gibi kitaplar da pahalı. "bir sigara şu kadar..." demeye gerek yok, o insanın müptelalığı, ona elbet para bulacak. adam akıllı popüler bilim kitapları, romanlar pahalı. bugün 20-30 lirayla günlük yemek yapan insanlar mevcut, asgari maaşı ve geçim mücadelesini düşününce, herkesin imkanı olmuyor elbet.
vakit: insanların ortalama 10 - 14 saat çalıştığı bir özel sektör var, ki çoğu insan özel sektörde çalışıyor. sabah fecr vakti kalkıp işe gidiyor, eve döndüğünde yine karanlık çökmüş oluyor, takat kalmaz gözlerde iki sayfa okuyacak.
***
elbette illa okumak isteyen, okuma aşkı olan insan çözüm bulur tüm şeylere. ve buna rağmen okunduğımız için bu haldeydiz. bizlerin ne olursa olsun her şeyden feragat edip okuyan, okumak isteyen nesiller yetiştirmesi elzem. başka türlü kurtuluş yolumuz yok.
alışkanlık, cehalet, gelir, vakit.
sıralaması değişebilir.
alışkanlık: kitap okunmayan, kitaplığı olmayan bir evde yetişmek. ülkedeki çoğu ev bu durumdadır. bu yetişimden gelen bir bireyin kitaplara ilgi duyması zordur. bilmez. evde görmez. kendiliğinden kitap okuması için, içinde merak ve bilgi isteği olması gerekiyor.
cehalet: cahil kimse, kitap okumayı sevmez ve gereksiz bir aktivite olarak tanımlar. parası olsa dahi kitaba para vermez. edebiyata, bilgiye ilgi duymayan insan, kanun gibi zengin de olsa, kitap almaz, okumaz. lüzumsuzdur onun için. çocuğuna aşılamaz.
gelir: ülkede her şey gibi kitaplar da pahalı. "bir sigara şu kadar..." demeye gerek yok, o insanın müptelalığı, ona elbet para bulacak. adam akıllı popüler bilim kitapları, romanlar pahalı. bugün 20-30 lirayla günlük yemek yapan insanlar mevcut, asgari maaşı ve geçim mücadelesini düşününce, herkesin imkanı olmuyor elbet.
vakit: insanların ortalama 10 - 14 saat çalıştığı bir özel sektör var, ki çoğu insan özel sektörde çalışıyor. sabah fecr vakti kalkıp işe gidiyor, eve döndüğünde yine karanlık çökmüş oluyor, takat kalmaz gözlerde iki sayfa okuyacak.
***
elbette illa okumak isteyen, okuma aşkı olan insan çözüm bulur tüm şeylere. ve buna rağmen okunduğımız için bu haldeydiz. bizlerin ne olursa olsun her şeyden feragat edip okuyan, okumak isteyen nesiller yetiştirmesi elzem. başka türlü kurtuluş yolumuz yok.
devamını gör...
yazarların olmak istediği hayvan
martıdır. üstünde masmavi uçsuz bucaksız bir gökyüzü, altında masmavi derya deniz. işte özgürlük.
devamını gör...
hint kırmızısı
hindistan'da dinsel törenlerde allık olarak kullanılan kırmızımsı tonda, aşı boyalı kilin toz haline getirilmiş biçimi.
devamını gör...

