yunanistan selanik
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türklerin göçebe olduğu zamanlara dayanıyor. kurutup saklanması ve taşınması bakımından hafif bir yük. yerleşik düzene geçilince de saray mönüsüne giriyor. sonra halka dağıtılan iftar yemekleriyle sokağa açılıyor ve tüm mutfaklarda kutlama tatlısı haline geliyor.
devamını gör...

sağlık bakanı dr. fahrettin koca'nın beyanıdır

türkiye'nin aşı sorunu bitmiştir. yaza güvenli girmiş olacağız. haziranda 20 yaş üstü herkes aşılanacak.

fahrettin koca

buradan
devamını gör...

low - lullaby
dinlemek isteyen olursa buradan
devamını gör...

bugun 2. aşımı oldum. ilk başta elim cok uyuşmuştu ama simdi kolum cok feci agriyor. diger kolumuda dezenfektani cok sıkarken kasarak agrittim. aksam yemek yerkende güldügüm icin bogazima kacirttim boguluyodum az kalsin. az oncede cekirdek citlerken dudagimi feci isirdim. cok agriyor. hic sevmedim bugunu..
devamını gör...

o duyduğumuz içinde sargı bezi unuttular, yanlış bacağı kestiler, yanlış taraftaki organa müdahale ettiler gibi olaylar malpraktis denir.

mesela; buradan
devamını gör...

bazen büyüyü bozuyor. olanı olduğu gibi kabul etmenin güzelliğinin, doğal, akışkan ve geçirgenliğinin önem arz ettiği bazenlerde. bunu başka zaman değerlendirmek üzere yerine kaldıralım. nedenine, nasılına bakıyoruz şimdi. ne demek istediğimi ben de bilmiyorum aslında. hadi biraz kafa patlat miko.

bakmamız gerek ilk şey elimizde ne olduğu. konunun bizdeki karşılığı. bizim bu konudaki genel kabulümüz: konuşmak lazımdır. dinlenmek de dinlendirir. kaç oldu elde; iki. yutkunmak sağlığa zararlı hem. ayrıca istese de beceremeyebilir insan kişisi; fıtrat. tamam üç. güzel.

ikinci adım; durumun bizden başka etkilenenleri: susmak haksızlık etmektir. birini aldatmak; ona yalan söylemek, kandırmak kadar ondan sakınmak, saklanmaktır da. gerçeğe ulaşma hakkını engellemek yani. anlamasına ya da anlamamasına giden yolu tıkamak. konuşmak muhtemel bir uzlaşı söz konusu ise bunun anahtarıdır da. ne zamandır bağcıyı dövmekle ilgileniyorsun? tamam, elde var iki. gayet de sağlamız.

o halde nerden çıktı bu büyü bozma hadisesi? hangi büyü? güzelleştiriyordu, iyi geliyordu, aksi durum saygısızlıktı, ayrıca kapılar omuzlanarak da kırılabilirdi ama incitirdi. ne gerek vardı? tam nereden, neyden ve ne zamandan alıyor aksi yönde aksiyon, motivasyonunu? korku? üşenmek? salmışlık? sanmıyorum. örtüşmüyor. elde var sıfır. başka ne kaldı? yabancılık? konuya, duruma, duyguya? evet bu olabilir. neden peki? iki kişi sesli düşünemez mi birlikte? tanıdıklaştırılamaz mı ve bu iyi de olmaz mı konuştuktan sonra? evet. pragmatizm. gidişat nasıl olacak bilemeyiz ama. tek başınayken düş kalk istediğin kadar ama iki kişilik flu alan? sevmem. huzursuz olurum. tamam! bu iş görür. evet korkularımın esiri değilim ama sevmediğim şeylerden kendi yararım için kaçınacak kadar bencilim çünkü. oh.
sıradaki.
devamını gör...

yazar william golding'in sineklerin tanrısı kitabında bu duygudan bahsedilmiştir.romanda medeniyet sayesinde insanların bastırılmış olan vahşilik duygusunun üstü örtülmüştür ancak en küçük bir medeniyetin olmadığı ortamlarda insan kendi vahşiliğini rahatça ortaya çıkarmaya başlar.yani bu durum eğitim verilmeyen insanın ham hâli olan
- bu çocukluktan başlıyor- masumluk duygusunun nasıl başka yerlere sapıp vahşi olmaya evrileceğini medeniyetin insanlık için nasıl büyük bir kurtarıcı olduğunu anlatmaya çalışıyor.

(bkz: lord of the flies (kitap))
(bkz: sineklerin tanrısı (kitap))
devamını gör...

aklıma direkt bu replik gelir..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dil düşünceyi geliştirir ya da kısırlaştırır. düşüncenin ise dili amaç ve hedef doğrultusunda yönetmesi beklenir. çevremde çok zaman duymuşumdur: ''biz, toplum olarak bu kadar değerlerimize yabancı değildik, kaba-saba insanlar değildik !'' derler. sebebini bir ölçüde dilde arıyorum. eskiden türlü incelikleri ifade eden kelime ve terkiplerimiz vardı. bu söz varlığımız, sosyal hayatımıza hâkim olan değerlerimizi târif edip adlandırırdı. ancak, günümüz konuşma diline dikkatimizi çevirdiğimizde, eskiden lügatimizde olmayan pek çok kaba söyleyişlerin, küfürlerin ve argo ifade tarzının, istisnâları olsa da toplum iletişiminin esasını teşkil ettiğini görüyoruz. zira, bir şeyin adını unuttuğumuzda onun beyan ettiği, tanımladığı bir güzelliği, bir inceliği, bir farkı da unutmuş oluyoruz. sonra da unutulanların boşluğunu vatansız sözler ve sövgüler; soylu düşüncelerimizin yerini ise tamamen süflî, diğerini önemsemeyen, ben merkezci, kırıcı, yıkıcı değerlendirmeler ve hükümler dolduruyor.
devamını gör...

kahvenin tadına aşık olan bir diğer kişi de 1555 yılında kahve çekirdeklerini hevesle istanbul’a taşıyan osmanlı’nın yemen valisiydi.
o zamanlarda sultan süleyman’ın yaşadığı topkapı sarayı, yeni bir hazırlama ve içme yöntemi geliştirip kahveyi benimsedi. çekirdekler ateşte kavrulur, ince öğütülür ve suda yavaşça pişirilirdi. kahve servis edilirken taneler içinde bırakılır, bu köpüklü içecek şeker ile tüketilebilirdi. bu lezzetli içecek saray mutfağının o kadar önemli bir parçası haline geldi ki buna özel bir unvan yaratıldı: kahvecibaşı

etkileyici lezzeti ve dayanılmaz demleme aroması sayesinde, kahve ve kahve merakı saraydan zenginlerin evlerine ve oradan sokaktaki vatandaşın mütevazı evlerine kadar taşındı. istanbul, kahve aşıkları ile doldu. yeşil kahve satın alınır, evde tavada pişirilir ve havan veya pistil içinde ince öğütülürdü. bu toz tanecikler cezve adında, özellikle kahve yapmak için tasarlanmış ve geleneksel olarak çinko, bakır, hatta gümüş veya altından yapılan küçük bir demlikte demlenirdi. günümüzde cezve paslanmaz çelik, alüminyum veya seramikten
yapılabiliyor ama türk kahvesi hala aynı şekilde yapılıyor. (bu arada, kahve içildikten sonra fincanın dibinde kalan kahve taneleri yüzyıllardır uygulanan türk kahve falının temelini oluşturur. kahve falı olarak bilinen bu uygulamada, fincanın dibinde kalan telve “okunur” ve içen kişinin geçmişi ve geleceği hakkında açıklamalar yapılır.)

dünyanın bilinen ilk kafesi bu zamanlarda istanbul’da açıldı, bu kuruluşlar genel halkı kahve ile tanıştırdı. kahvehane olarak bilinen bu kafeler faaliyete devam etti ve şehir kültürünün ayrılmaz birer parçası haline geldi. müşteriler bu işletmelere gelip kahve içer, sosyalleşir, müzik dinler, sanatçıları izler, satranç oynar ve güncel yerel ve dünya haberlerini öğrenirdi.

nitekim, kahve türkler için o kadar anlamlı hale geldi ki, türk yasalarına göre bir kadın eve yeterince kahve getiremeyen kocasını boşayabiliyordu. ölüm bizi ayırana kadar; yeterince kahvemiz olduğu sürece.
devamını gör...

milenyumun sonuna doğru gümbür gümbür esen ve milenyumun ilk yıllarında da biraz hız kaybetse de devam eden sitcom fırtınasının güzel örneklerinden biridir. her birini sonuna kadar hak ettiği tam on beş emmy ödülü kazanan dizinin hikayesi oyuncu, yazar ve yapımcı olan ve dizide ray barone karakterini canlandıran ray romano tarafından yazılmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
dizinin öyle görkemli bir hikayesi yoktur aslında ama anlatılan günlük hikayeler çok canlı ve çok gerçektir. bir spor yorumcusu olan ray barone çok iyi bir insan olan ama aşçılık konusunda tam bir felaket olan eşi debra ve üç çocuğuyla birlikte tam bir amerikan rüyası yaşamaktadır. ancak elbette bu rüyanın kabusa döndüğü anlar olacaktır.

gelin kaynana çatışmasının evrenselliğine bir kanıt olarak ray’in annesi marie sürekli gelinini eleştirir ve favori evladı ray için üzülüp sürekli her şeye karışır. aslında çok da baskın bir karakter olmayan ve sadece yemek yemeyi düşünen ray’in babası frank ise sadece buzdolapları ile ilgilidir.

asıl çatışma ise ray’in erkek kardeşi, polis memuru ve eşi tarafından terk edilmiş bir zavallı olan robert’ın sürekli ray’i kıskanması ile ortaya çıkar. çünkü her zaman en sevilen çocuk olan ve ailesi tarafından bu sevgi hiç saklanmayan ray, robert’ın sahip olmadığı her şeye sahiptir.

dizinin saha sonra türkiye’de tadımız kaçmasın adıyla bir yeniden çekimi yapıldı ve ray karakterini ragga oktay canlandırdı. güzel bir şey nasıl mahvedilir konulu bu çalışmanın bölümlerini internet üzerinden izleyebilirsiniz.
devamını gör...

az önce gerçekleşen olaydır.

ilk defa böyle bir olayla karşılaştığım için nasıl başlık açacağımı bilemedim.

ulan maç izlerken adam sahaya girdi kendini kale direğine bağladı, 6-7 dakika adamı çıkarmaya çalıştılar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vestibüler schwannoma olarak da bilinir.
nörofibromatozis 2 hastalarında sıklıkla bilateral görülür.
histolojisinde antoni a ve antoni b alanları saptanmaktadır.
tek taraflı işitme kaybı ve tinnitus başlangıç semptomlarıdır.
altın standart tanı godolinyumlu mr görüntülemesidir.
tedavi cerrahi ve radyoterapi şeklindedir.
devamını gör...

korku hikayeleri okumak.
devamını gör...

milletin cebine ellerini daldırmış yöneticilerin def olup gitmesidir.
devamını gör...

mürşit
mürşid-i kamil

“gölgeye aşık olursan, güneş çekip gittiğinde ortada kalırsın. “ demiş kendisi mesnevi’de
devamını gör...

an itibariyle yeni single çıkarmış sanatçıdır. buradan.
devamını gör...

aslında sadece adlarını duyurmalarına izin verilmemiş olabilir, bu çağda bile kadının başarı yakaladığını hissetmek bazılarına ağır gelmeye devam ediyor, bir de eskiyi düşünelim.
bir baska neden de filozofları filozof yapan şeyin zamanları olması. ve eski zamanda kadının yapacak çok işi, bakacak çok çocuğu ve hiçbir işe karışmadan sadece kapatması gereken bir çenesi vardı.
devamını gör...

"rica ederim", "ne demek", "ben teşekkür ederim" vs gibi karşılıklar bul(a)mayacak olan; havada kalmış festival filmi sahnelerinde olduğu gibi ortamı terk edecek, varlık ve yokluk eşitliğini kendisi sağlamış insandır.

(bkz: ne kadar ekmek o kadar köfte)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim