bundan sonraki dönemlerde arada bir görünüp, arada bir kaybolacak yazar.
sevenleri bir şekilde ulaşır da, sevmeyenleri yokluğunda buraları sahipsiz sanarsa, o kötü..
devamını gör...

google’ın hazırladığı bir doodle ile kutladığı gündür. pek beğenmesem de emeğe saygı duyarım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ingilizce kökenli bir deyimdir. buzları eritmek anlamına gelmektedir. küsmüş veya ön yargılı olduğumuz kişi ile kurulacak olan iletişim halinde arada oluşan buzları eritme durumuna örnek verilebilir.
devamını gör...

soluk alma esnasında genişleyen akciğerin eski haline dönme isteği.
devamını gör...

soyut olmayan, duyu organlarımız ile algılayabildiğimiz, elle tutulur gözle görülür kavramların tamamıdır.
kısaca var olan her şeydir.
devamını gör...

işsiz kalmanın en kötü yanı kendini değersiz, yetersiz hissetmektir. insan itiraf edemese de içten içe acaba ben problemli miyim, ben salak mıyım, dışardan acaba anormal mi gözüküyorum diye sorarmış. bir diğer kötü yanı da etraftaki insanların sana söylediği acı sözlermiş. bunları geçen gün abim sohbetimiz sırasında itiraf etti. bir mühendisin neredeyse iki yıllık işsizliği biteli daha çok az zaman oldu.

genç yaşta bir insanı bu kadar üzen sırtına taşıması bu kadar zor bir yükü bu ülke gençlerinin çoğuna yüklüyor ne yazık ki!

daha öğrenci olduğum için işsizlik ne demek yaşamadım. ​ama abimden ne kadar acı bir olay olduğunu gördüm.
çevredeki insanların eee sen de mühendislik yapmasan da olur marketlerde kasiyer aranıyor laflarına bile maruz kalmak bırakın onu kırmayı beni bile kırdı. kimse anlamak empati yapmakla uğraşmıyor onun yerine hor görmek küçümsemek sen de evde yatmaya alıştın galiba rahatlık seviyosun gibi laflara maruz kalmak, ben olsaydım ne yapardım bilmiyorum. son zamanlarda o kadar psikolojisi bozulmuştu ki bir kelime etsek bağırmaya başlıyordu sürekli kavga ediyoduk. şimdi işe başlayalı 3 hafta oldu. pamuk gibi oldu jscbdbxbcxxn...
allah kimseyi bu duruma düşürmesin. bizde türklerde bir atasözü var ya hani "düşene bir tekme de sen vur" işte bu söz bizim milletimizin karakterini yansıtıyor. biz güce tapıyoruz, makam mevki sahibi veya çok para kazanan birini görünce ahlakı kültürü umurumuzda değil saygıda kusur etmeyiz. ama düşen gördüm mü empati nedir bilmeyiz dur kıçına bir de ben vurayım diye sıraya gireriz.

velasımı kelam işsiz kalmak insanın hayatta sınanabileceği en zor sınavlardan birisidir. hele hele ülkemizde siyasetçi çocuklarının inanılmaz zeki olup onlarca gemiciklere onlarca sirkete 20'li yaşlarında ultra girişimci parlak zihinleri ile sahip olduğu yerde ben salak mıyım yetersiz miyim ben problemli miyim sorularını sordurur insana!!!
devamını gör...

şu domuzlara bi huzur verin be..
devamını gör...

narsistlerin hayat ışığınızı söndürmelerine asla izin vermeyin!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazılımcı çalışıyor ya.
devamını gör...

sizlere saygı duymak zorunda değiliz.
saygı hak edilen,kazanılan bir şeydir.
çürümüş beyinlerinizi alıp gitmeniz sizsiz bir dünyada yaşayabilmek dileğiyle.
devamını gör...

patates kafa
çürük soğan
patlıcan burun
biraz tuz, biraz karabiber, aldığı kadar un. pardon yanlış geldik.
t: küfürsüz ortamda küfür etkisi yaratabilecek terimler.
devamını gör...

eskrima, kali ya da arnis olarak bilinen, köken olarak filipinlere dayanmakta olan "savaş sanatı", günümüzde dünyanın çoğu noktasında erişilebilir bir öğreti olarak boy göstermektedir. ispanyolca "fencing" anlamına gelen, "esgrima" kelimesinden türemiştir. eskrim ile benzerliklerin görülmesi de işten değil haliyle.

eskrima, kılıç, sopa ve bıçak gibi silahların efektif ve agresif kullanımını barındırır. hamlelerin birçoğu saldırı odakla olmakla beraber, defansif anlamda elle tutulur bir gardı yoktur. hand to hand combat (çıplak el dövüş) ikinci tercihtir ve silaha erişim sağlanamadığı zamanlar dışında pek görülmez.

tarihine gelecek olursak, öncelikle filipinlerin şu anki durumuna kadar değinmemiz gerekir. filipinler, ekonomik anlamda sıkıntı çeken ve gelişmiş devletlerin baskısını hisseden bir ülkedir. günde üç öğün yemek yemenin çoğu yerinde lüks sayıldığı ülkede suç oranı da oldukça yüksektir.

yine eskrimanın aktif olarak uygulandığı 16. yüzyıl dönemlerinde gerçekleşmiş olan sömürge döneminde filipinlerde yoğun ispanyol baskıları yaşanmıştır. ispanyollar eskrima stilini bu dönemde öğrenmiş ve devamında ilginçtir ki tehlikeli olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştır.

ispanyolların filipinlilerin kültürünü yok etmek için kitaplarını yakması ve anadilleri olan "baybadin"i yasaklaması sonrasında kültürlerini yaşatmak için türlü yollar bulmuşlardır. bunlarda eskrimanın da payı bulunmaktadır. kali/eskrima içerisindeki hareketlerini yerli dans figürlerinin arasına katmış ve "baybadin" dilinde iğne işçilikleriyle dillerinin devamını sağlamışlardır.

işte bu baybadin dilini işlemiş oldukları şeylerden biri de, eskrima-kali uygulamalarında kullanmakta oldukları el/bilek korumalıklarıdır. kalinin dansla birleştirilmiş bu yeni uygulaması, ispanyolların dikkatini çekmiş ve o korumalıkların adı olan "arnes" şeklinde adlandırılmıştır. zamanla bu kelime evrilerek "arnis" olmuştur.

günümüzde türkiye'de de efektif uygulamalarına rastlanılabilen savaş sanatı, özel askeri birliklerde verilen seminerler ve kişisel dersler ile, modern çağın savaş unsurları arasında yerini kanıtlamayı başarmıştır.

trivia
--------
eskrima sopası, tek ya da çift olarak kullanılmakla birlikte tam olarak sabit bir boyu yoktur, ideal uzunluğu kullanıcının omuz genişliği kadardır. bu da, stil içerisindeki özelleştirilebilirlik ve esneklikle ilgili ufak bir not olarak bulunsun.
devamını gör...

30 öğrenci hafızalarından dünya haritalarını çıkardı ve sonuçlar dijital olarak birleştirildi.****

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: bu fotoğraf kimlik için, ölüm belgesi için değil.)

lübnan’lı nadin lakabi’bin yönettiği sinema filmidir. yayına 2018 senesinde girmiş olup izleyen çoğu insanı etkilemiş filmdir. film konusu fakirliğin çocuklar üzerinde etkisini, çocuk işçilerin çığlıkları, mülteci olarak yaşayan çocukların ailelerinde yaşadıkları olayları, açlığı, sefaleti ve çocuk yaşta evlendirilmeleri yer almaktadır. filmi izlediğim zaman vicdanımı rahatsız eden durumlardan öte gözlerimizi yumduğumuz acılara başkalarının yaşaması ve tüm hayatının acılarla kaplamış olmasının hüznü vardı içimde. kız kardeşini evlendirirler diye kardeşinin kanlı iç çamaşırını yıkayan bir çocuğun korkusunu nasıl içten hissedemez ki insan ya da çok küçük yaşta evlendirip hamile kalıp ölen sahar’ın sessiz çığlığını kim anlayabilir? açlığın yoksulluğun ve büyütülme tarzının çocuklara etkisini ve gelecek nesillerine yansıtılıyor olması ne acı. her şeyin güzelleştiği bir dünyayı göremeyecek olmamız ne acı.
devamını gör...

kendimizi ve hayatımızı bir yerlerde paylaşmak zorunda değiliz. belki de özgüvensizlikten değildir de kendini pazarlamaktan hoşlanmıyordur ;)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

elim ayağım tutuyor, yatalak değilim, aklım yerinde, başımı sokacak bir yerim var.
devamını gör...

'taktik maktik yok bam bam bam'
bir iktisat mezunu olarak bu başlığa bunu girdiğim için kendimden utanıyorum.
devamını gör...

nasıl bir distopik ülkeye geldik ya
bu ülkede yaşayacağıma isveç’in köyünde elma veren ağaç olaydım
devamını gör...

‘’kaçmak, yalnız kaçmak için yaşıyordum. yalnız ya da yanımda birisiyle, ama ne pahasına olursa olsun..’’

aynı isimli, başrollerini steve mcqueen ve dustin hoffman’ın paylaştığı 1973 yapımı filmin senaryosu işte bu kitaptan uyarlanmıştır.

fransa’da, şeytan adası olarak da bilinen cayene’de suçsuz yere müebbet mahkum olan yazarımız henri charriere’in, yaklaşık 20 yıl boyunca defahatle kaçma girişiminde bulunmasından mütevellit başından geçen olayları kaleme alarak 68’de yayımladığı ve ismini de yazarımızın hapisteki lakabı olan ve fransızca’da kelebek anlamına gelen ‘papillon’ dan alan harika bir roman ‘kelebek’.

filmi hemen hemen her kitap uyarlamasında olduğu gibi kitaba göre oldukça eksik olmasına rağmen harika bir filmdir. keza kitap ise filminin kat kat üstünde muhteşem bir başyapıttır nazarımda. bundan dolayı filmi eğer izlenecekse -ki kült bir yapım olduğunu düşünmeme rağmen muhakkak izlemeyenleriniz vardır- , kitabı okuduktan sonra izlenmesi tavsiyemdir...

sürükleyici, heyecan dolu, yer yer üzülüp, yer yer gülümsediğiniz bir eser kelebek. keza, okuduğunuz olayların yazarın bizzat başından geçtiğini göz önünde bulundurduğunuzda, söylediklerimin az bile olduğunu düşüneceğinizden eminim.

bu harika kaçış romanı, şiddetle tavsiyemdir. hala kitaplığına almamış olanların dikkatine sunuyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim