en tatlı sabahlar ne ile başlar sorunsalı
gece çekilmiş güzel bir uykuyla başlar. uyku alındı mı hele mis..
devamını gör...
domates sevmeyen insanlar
özellikle türkiye'de sıklıkla yadırganan bir insan grubu. kendi içlerinde de alt gruplara ayrılırlar, örneğin pişmiş domates sevmeyenler, çiğ domates sevmeyenler, kabuklu domates sevmeyenler, vs. gibi
ben ise pişmiş sevmeyenler alt grubundan dahilimdir efenim
ben ise pişmiş sevmeyenler alt grubundan dahilimdir efenim
devamını gör...
aşık olmakla sevmek arasındaki fark
ben aşığım.
o seviyor.
farkımız ne biliyor musun?
- benim ona koşasım geliyor / o bana usul, sakin adımlarla yaklaşıyor.
- ben kendi zamanlarımı onunkine uygun olacak şekilde yönetirken / o benim zamanımdan çaldığı için suçlu hissediyor.
- bencilim. ayrılırsak kor ateşlerde yanarım, gitmesin diye gururumu çiğneyip bir takım sözlü savaşlar verdim / canımız acıyacak ama bekle diyemem, sana haksızlık olur diyecek kadar mantığını dinleyebiliyor.
- ben her konuya çözüm odaklı yaklaştım. yolunda gitmeyen şeylerin yanısıra hayatımızda güzel olan bir duygu kalsın istedim. / o kasırgalarımda boğulmanı istemiyorum, seni kendimden sakınacak kadar çok… evet o kelimeyi söylemedi. sözümün eri biri olarak ilişkide bana düşen sorumluluğu yerine getirebileceğim vakit, gönül rahatlığıyla seviyorum diyeceğim dedi ve ayrıldık.
- - - - - -
senin işin gücün, zamanların, hayatın yoluna girer de, beni böyle yıkıp gidebildin ya, hemde kibar bir uslüpla, severken ayrılabildin ya benden, şimdi ben bu acıyı yaşayıp, atlattığımda, sen ilmek ilmek işleyeceğim duvarlarımdan içeri atlayabilecek misin bakalım? çok kırgınım. en az senin kaderinden nefret ettiğin kadar.
hoşça kal, örtmen.
o seviyor.
farkımız ne biliyor musun?
- benim ona koşasım geliyor / o bana usul, sakin adımlarla yaklaşıyor.
- ben kendi zamanlarımı onunkine uygun olacak şekilde yönetirken / o benim zamanımdan çaldığı için suçlu hissediyor.
- bencilim. ayrılırsak kor ateşlerde yanarım, gitmesin diye gururumu çiğneyip bir takım sözlü savaşlar verdim / canımız acıyacak ama bekle diyemem, sana haksızlık olur diyecek kadar mantığını dinleyebiliyor.
- ben her konuya çözüm odaklı yaklaştım. yolunda gitmeyen şeylerin yanısıra hayatımızda güzel olan bir duygu kalsın istedim. / o kasırgalarımda boğulmanı istemiyorum, seni kendimden sakınacak kadar çok… evet o kelimeyi söylemedi. sözümün eri biri olarak ilişkide bana düşen sorumluluğu yerine getirebileceğim vakit, gönül rahatlığıyla seviyorum diyeceğim dedi ve ayrıldık.
- - - - - -
senin işin gücün, zamanların, hayatın yoluna girer de, beni böyle yıkıp gidebildin ya, hemde kibar bir uslüpla, severken ayrılabildin ya benden, şimdi ben bu acıyı yaşayıp, atlattığımda, sen ilmek ilmek işleyeceğim duvarlarımdan içeri atlayabilecek misin bakalım? çok kırgınım. en az senin kaderinden nefret ettiğin kadar.
hoşça kal, örtmen.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
şimdi "az önce gitti" desem olmuyor, sıcaklığı baki. beraber ölelim dediğiniz bir insan "tamam ama yarın" diyorsa gitmemiş oluyordur di mi?
çok sıcak, sıcaklığı da baki.
hımm, demişim zaten bunu.
o iki çocuk beni anlıyor mu acaba? anladılar mı? daha önceki hiçbir şeye benzemediğini bunun? bunun diyorum çünkü komplike bişi bu, dallarına ayıramam, ben sen o diyemem, tümleşik bişi, kaos gibi ama daha hoş kokulusu.
böyle bi tuhaf, böyle bi bizlik.
neyse, yarın müsait olursak ölcez biz.
reenkarnasyon çok güzel sen de gelsene?
çok sıcak, sıcaklığı da baki.
hımm, demişim zaten bunu.
o iki çocuk beni anlıyor mu acaba? anladılar mı? daha önceki hiçbir şeye benzemediğini bunun? bunun diyorum çünkü komplike bişi bu, dallarına ayıramam, ben sen o diyemem, tümleşik bişi, kaos gibi ama daha hoş kokulusu.
böyle bi tuhaf, böyle bi bizlik.
neyse, yarın müsait olursak ölcez biz.
reenkarnasyon çok güzel sen de gelsene?
devamını gör...
makro fotoğrafçılık
makro fotoğrafçılık günlük hayatımızda rastladığımız, dikkatimizi bile çekmeyen veya görmeye pek alışık olmadığımız detayların yanı sıra çiçek, böcek veya diğer canlıların 1:1 veya daha büyüterek kadraj içine alarak fotoğraf üretilmesine verilen isimdir. genel olarak doğa fotoğrafçılığı içinde yer aldığı düşünülür ama doğadaki canlılar dışında da fotoğraflındığı için ( örneğin su damlası, duman vb) ayrı bir fotoğraf dalı olarak değerlendirilmelidir. makro fotoğrafı diğer fotoğraflar gibi çarpıcı yapan detaylar kompozisyon, renk uyumu ve tabii ki tekniktir. öncelikle teknik ekipmanda prime lensler veya zoom lensler makro için uygundur. bunun yanında close-up filtreler, uzatma tüpleri, halkalar, körükler, objektifi ters bağlama aparatları ( en yaygın olanı 18-55 mm lensi ters bağlamaktır) kullanılsa da hiçbir zaman bir prime lens ile elde edilen görüntü kalitesi elde edilmez. buna ek olarak ring ve twin flaşlar, yüksek iso da düşük gren oluşturan orta düzey bir makina, monopod ve tripodlar ile uzaktan tetikleyicilerin yanı sıra doğada olumsuz hava şartlarında makinayı koruyacak ekipmanda yanınızda bulundurulmalıdır. genelde diyafram olarak 9-11 tercih edilen çekim tarzında odak uzaklığını iyi ayarlamak, eğer canlı çekiyorsak canlının davranış biçimine bağlı olarak 1/250sn , 1/400 sn altına enstantane hızını düşürmemek (kabaca ıso ya yüklenerek elde edersiniz) başarılı kareler elde etmenizi sağlar.
yeni başlayanlar için model durduğu için güzel kareler elde edebileceği bir fotoğraf dalıdır.
not: unutmazsam yakında bir çektiğim kareyide örnek olarak buraya eklerim.
yeni başlayanlar için model durduğu için güzel kareler elde edebileceği bir fotoğraf dalıdır.
not: unutmazsam yakında bir çektiğim kareyide örnek olarak buraya eklerim.
devamını gör...
the dictionary of obscure sorrows
john koenig’in hepimizin hissettiği ancak tanımlamakta zorluk çektiği duygu, durum, düşünce, his, arzu, korku ve anlarını tanımlayan çalışmalarını paylaştığı websitesi ve youtube kanalının ismidir. dilimize çevirisi ‘tanımlaması güç hüzünler sözlüğü’ şeklindedir. özellikle kanaldaki içerikleri çok ilham verici buluyorum. incelemek isteyenler için de sitenin ve kanalın linkini bırakıyorum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının tanışmak istedikleri normal sözlük yazarları
hepinizi tanımak isterdim, garip insanlarsınız.
devamını gör...
barok müziği
üst başlık: (bkz: merdivenaltı_müzisyen ile ufak tefek müzikoloji)
johann sebastian bach, mozart, vivaldi, george frideric handel gibi bestecilerin öne çıktığı dönemin müziğidir. fugue türünün zirvesidir. zengin bir polifonisi vardır. ufak ansambllardan orkestrasallaşmaya doğru gidilen yoldur. basso continuo yaygındır. günümüz enstrümanlarının yavaş yavaş şekillerinin çıkması bu döneme denk gelr. daha önce duyulan, ismi bilinmeyen ve "klasik müzik" diye geçen çok fazla eser aslında bu dönemden gelmiştir.
johann sebastian bach, mozart, vivaldi, george frideric handel gibi bestecilerin öne çıktığı dönemin müziğidir. fugue türünün zirvesidir. zengin bir polifonisi vardır. ufak ansambllardan orkestrasallaşmaya doğru gidilen yoldur. basso continuo yaygındır. günümüz enstrümanlarının yavaş yavaş şekillerinin çıkması bu döneme denk gelr. daha önce duyulan, ismi bilinmeyen ve "klasik müzik" diye geçen çok fazla eser aslında bu dönemden gelmiştir.
devamını gör...
konuşurken en çok kullanılan kelime
bi şey diycem,bilmiyom,öyle,cidden,zaten,ya,gerçekten.
devamını gör...
un helvası
güzel yapıldıysa ve sıcaksa arşa çıkaran lezzet.
devamını gör...
sözlük yazarlarının sözlük hesaplarının şifresi
evlilik tarihimizle eşiminin ve benim ismimizin harflerinden oluşan şifre.
not: yeni evliyken böyle sacmaliklar yapıp sonra alıştığınız için birakamadiginiz şifreler oluyor. evet.
not: yeni evliyken böyle sacmaliklar yapıp sonra alıştığınız için birakamadiginiz şifreler oluyor. evet.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
mutfakta sigara içmeyin demedim mi?
çabuk balkona!
çabuk balkona!
devamını gör...
kalınlığı göz korkutan organ
parmak. özellikle intörn doktorların analdan rektal tuşe denemeleri hastaları korkutuyor. parmakları zarif olan arkadaşlar hastayı kazanırken , iri elleri olan arkadaşlar hastaya zulüm oluyor.
(bkz: rektal tuşe)
(bkz: vajinal tuşe)
edit : parmak organ değil uzuvdur diyen olabilir. el bir duyu organıdır der noktayı koyarım. hah.
(bkz: rektal tuşe)
(bkz: vajinal tuşe)
edit : parmak organ değil uzuvdur diyen olabilir. el bir duyu organıdır der noktayı koyarım. hah.
devamını gör...
konuşma
ilk okuduğum günden bu yana beni acayip cezbeden bir şiir. her okuyuşumda biçim olarak bir çok şiirde bulamadığım lezzeti verdiğini itiraf etmeliyim lakin bu kadar güzel hissin arasında merakımı uyandıran bu anlamsızlık bütünü zannımca bir anlamı ifade ediyor olmalı diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. tabi bu giz dolu mısraların hakikatini elbet şairi bilebilir fakat nedense şiir üstüne değil şiirin bende uyandırdıkları üstüne bir kaç kelam etme isteği uyandığından bu girdiyi oluşturuyorum.
şimdi öncelikle dikkatimi celbeden şiirin en başındaki “aman,” kısmı. burda en hafif tabirinden bir umursamazlık hissediyorum. bir de manası bence iki noktayı işaret eden bi’ “zenci”miz var. bir kere “zenci” olmasının birinci gerekliliği; kendisinin toplumun çoğunluğundan belki de hepsinden farklı olmasıdır. bu farklılıktan yahut farklılıklardan ötürü de bu zenci ya toplum tarafından dışlanmış üçüncü bir kişiye işaret eden bir “zenci”, bu yüzden de “aman,” diyen kişimiz ilgili intihar eylemini gereksiz yahut saçma bulmaktadır. ikinci ihtimal ise dışlandığını hisseden aslında bizzat kendisi olan “zenci” mizdir.
öyleyse buraya kadar ki kısımda olan “aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci” mısrası bence içinde iki anlam barındırıyor olabilir. kuvvetle muhtemel ilk seçeneğim; dışlandığını hisseden zencimizin “ulan bıktım beni yalnızlığa mecbur bırakmanızdan” mottosundan hareketle kendisini asmasının aslında kimse tarafından da umursanmayacağını bilmesine ironi yoluyla bir serzenişte bulunmasıdır.
“üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten”
ilk bakışta bakılınca ne alaka dedirten bir mısra olabilir. ama ilk dörtlüğün bütünü, amacına ulaşamayan bir eylemi anlatmaktadır. yani ortada ölmek isteyen biri var, bunun için de bir girişimde bulunuyor ama isteyerek yahut istemeyerek bunu beceremiyor.
herkesin uyuduğu bir saat düşünün. kendini asan bir adam, asmak için kümesin üstüne denk gelen bir odada yahut evlerden uzak bir kümesin içinde bu eylemi gerçekleştiriyor olsun. bu iki mısra da bu beceriksizliğe bir atıftır zannımca.
“ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci.
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten...”
ilk başta dediğim, gibi iki ihtimal var hala. ilk ihtimal “kendini asmayı beceremeyen o adamın yerinde olsam utanırdım. hem ölmek istiyorsun, hem de bunun gerekliliklerini yerine getirmekten acizsin” anlamı taşıyor olabilir. ya da kuvvetle muhtemel ihtimalim olarak; “beni farklı gördükleri o kadar fazla şeyim var ki, bunlardan biri de belki bugün yapmak istediğim şeyi başarmama engel oldu” sitemi olabilir.
gelelim ikinci dörtlüğümüze. ikinci dörtlükte mısraları atlayarak birleştirince bence asıl hikaye o zaman ortaya çıkıyor...
“iyi nişan alırdı, kendini asan zenci.
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci..”
ilk mısrada ihtimaller dahilinde olan zencimiz çok iyi kararlar alamazdı diyebilirim. o kadar ki; eş tercihi yahut evlilik kararı diyelim kötü bir karar aldığından sonuç olarak bitmiş bir ilişkisi belki de ilişkileri var. hatta “boşanmada birinci” derken ilişkilerden değil, ilişkinin bitiş hızından bile bahsedebiliriz. hatta “iyi nişan alabilen” zencimizin intihar yolu olarak kendini ipe çekmek istemesi de ilk kıtadaki “dersini bilmeyen öğrenci” ye bir atıftır zannımca.
ikinci bir ihtimal olarak ilk kıtadaki şişmanlıkla, “bira içmez, ağlardı babası değirmenci” mısrası arasında bir bağ bulunduğunu düşünüyorum. yani şişmanlığı ağırlık olarak değil de, insan arzuları, istekleri olarak düşünürsek; aslında elinde olan imkanların sınırlarını kestirebilen, ama arzularının bu imkanların çok üstünde olduğunun farkında olan ve bu farkındalıktan dolayı acı çeken bir zencimiz olduğu sonucuna varıyorum.
yani özetle; sahip olduğu/sahip olduğunu zannettiği farklılıklardan ötürü çoğunluk tarafından dışlanarak yalnızlığa mahkum edilmiş bir insanın; aslında ölmek istemediği halde (ki çünkü gerçekten isteseydi bunu gerçekten becerebileceği yetkinlikte tercihleri seçerdi) farkına varılması isteği üzre çareyi ölümde arayıp; -burda kurtuluş değildir ölüm, girdiği ruh halinin çoğunluk tarafından farkedilmeyeceğini bile bile farkedilmesini istemektir- bulamamasını, bunun da kendisinde uyandırdığı sıkıntıyla artan/dışavuran şiddet duygusunu haketmediğini düşündüğü birilerine/şeylere yansıtmaktan da korktuğunu düşünüyorum.
çünkü;
çooook canı sıkılıyor,
kuş vurabilir isterse...
şimdi öncelikle dikkatimi celbeden şiirin en başındaki “aman,” kısmı. burda en hafif tabirinden bir umursamazlık hissediyorum. bir de manası bence iki noktayı işaret eden bi’ “zenci”miz var. bir kere “zenci” olmasının birinci gerekliliği; kendisinin toplumun çoğunluğundan belki de hepsinden farklı olmasıdır. bu farklılıktan yahut farklılıklardan ötürü de bu zenci ya toplum tarafından dışlanmış üçüncü bir kişiye işaret eden bir “zenci”, bu yüzden de “aman,” diyen kişimiz ilgili intihar eylemini gereksiz yahut saçma bulmaktadır. ikinci ihtimal ise dışlandığını hisseden aslında bizzat kendisi olan “zenci” mizdir.
öyleyse buraya kadar ki kısımda olan “aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci” mısrası bence içinde iki anlam barındırıyor olabilir. kuvvetle muhtemel ilk seçeneğim; dışlandığını hisseden zencimizin “ulan bıktım beni yalnızlığa mecbur bırakmanızdan” mottosundan hareketle kendisini asmasının aslında kimse tarafından da umursanmayacağını bilmesine ironi yoluyla bir serzenişte bulunmasıdır.
“üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten”
ilk bakışta bakılınca ne alaka dedirten bir mısra olabilir. ama ilk dörtlüğün bütünü, amacına ulaşamayan bir eylemi anlatmaktadır. yani ortada ölmek isteyen biri var, bunun için de bir girişimde bulunuyor ama isteyerek yahut istemeyerek bunu beceremiyor.
herkesin uyuduğu bir saat düşünün. kendini asan bir adam, asmak için kümesin üstüne denk gelen bir odada yahut evlerden uzak bir kümesin içinde bu eylemi gerçekleştiriyor olsun. bu iki mısra da bu beceriksizliğe bir atıftır zannımca.
“ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci.
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten...”
ilk başta dediğim, gibi iki ihtimal var hala. ilk ihtimal “kendini asmayı beceremeyen o adamın yerinde olsam utanırdım. hem ölmek istiyorsun, hem de bunun gerekliliklerini yerine getirmekten acizsin” anlamı taşıyor olabilir. ya da kuvvetle muhtemel ihtimalim olarak; “beni farklı gördükleri o kadar fazla şeyim var ki, bunlardan biri de belki bugün yapmak istediğim şeyi başarmama engel oldu” sitemi olabilir.
gelelim ikinci dörtlüğümüze. ikinci dörtlükte mısraları atlayarak birleştirince bence asıl hikaye o zaman ortaya çıkıyor...
“iyi nişan alırdı, kendini asan zenci.
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci..”
ilk mısrada ihtimaller dahilinde olan zencimiz çok iyi kararlar alamazdı diyebilirim. o kadar ki; eş tercihi yahut evlilik kararı diyelim kötü bir karar aldığından sonuç olarak bitmiş bir ilişkisi belki de ilişkileri var. hatta “boşanmada birinci” derken ilişkilerden değil, ilişkinin bitiş hızından bile bahsedebiliriz. hatta “iyi nişan alabilen” zencimizin intihar yolu olarak kendini ipe çekmek istemesi de ilk kıtadaki “dersini bilmeyen öğrenci” ye bir atıftır zannımca.
ikinci bir ihtimal olarak ilk kıtadaki şişmanlıkla, “bira içmez, ağlardı babası değirmenci” mısrası arasında bir bağ bulunduğunu düşünüyorum. yani şişmanlığı ağırlık olarak değil de, insan arzuları, istekleri olarak düşünürsek; aslında elinde olan imkanların sınırlarını kestirebilen, ama arzularının bu imkanların çok üstünde olduğunun farkında olan ve bu farkındalıktan dolayı acı çeken bir zencimiz olduğu sonucuna varıyorum.
yani özetle; sahip olduğu/sahip olduğunu zannettiği farklılıklardan ötürü çoğunluk tarafından dışlanarak yalnızlığa mahkum edilmiş bir insanın; aslında ölmek istemediği halde (ki çünkü gerçekten isteseydi bunu gerçekten becerebileceği yetkinlikte tercihleri seçerdi) farkına varılması isteği üzre çareyi ölümde arayıp; -burda kurtuluş değildir ölüm, girdiği ruh halinin çoğunluk tarafından farkedilmeyeceğini bile bile farkedilmesini istemektir- bulamamasını, bunun da kendisinde uyandırdığı sıkıntıyla artan/dışavuran şiddet duygusunu haketmediğini düşündüğü birilerine/şeylere yansıtmaktan da korktuğunu düşünüyorum.
çünkü;
çooook canı sıkılıyor,
kuş vurabilir isterse...
devamını gör...
bal yerine reçel yapan arı (yazar)
nick seçimi konusunda gülümseten yazar ancak nickinini tanımlamaktan çok söylemek istediğim başka şeyler var.
ben henüz sözlüğe yeni üye olmuşken, nickaltı başlığımı açan, yazdıklarımı değer verip okuyan, yazma konusunda motive eden inanılmaz tatlı ve enerji dolu bir insan. öyle sıcak biri ki onunla konuşurken kendinizi eski bir dostunuzla sohbet ediyor gibi hissediyorsunuz. hep buralarda olmasını diliyorum.*
ben henüz sözlüğe yeni üye olmuşken, nickaltı başlığımı açan, yazdıklarımı değer verip okuyan, yazma konusunda motive eden inanılmaz tatlı ve enerji dolu bir insan. öyle sıcak biri ki onunla konuşurken kendinizi eski bir dostunuzla sohbet ediyor gibi hissediyorsunuz. hep buralarda olmasını diliyorum.*
devamını gör...
kedisi olan yazarlar birliği
finn peek-a-boo bildiğin tekir değildir. asistanımdır kendisi. çalışan bir kedidir. kedi cafelerde düzenlediği atölyelerde kedi eğitimi ve bakımı hakkında uygulamalı eğitim verir. yavru köpek derslerinde köpeklere kedilerin aslında sevimli ve eğlenceli hayvanlar olduğunu öğretir. reaktif köpeklere korkularını yenmeleri için yardım eder.
kardeşi kırmaların hası jim düdü ile ev arkadaşıdır. dünyadaki tüm hayvanlar dostudur. dağ, tepe, orman demez yaşam yolculuğumun her adımında bana katılır. trekking favori aktivitesidir.
cins kedilere taş çıkartır. sokakta bulunmuştur. veterinerde sahiplenmeyi bekleyen kediler arasında cazgırlığıyla dikkat çekmiştir. sloganı #satınalmasahiplen olan kedidir.
kardeşi kırmaların hası jim düdü ile ev arkadaşıdır. dünyadaki tüm hayvanlar dostudur. dağ, tepe, orman demez yaşam yolculuğumun her adımında bana katılır. trekking favori aktivitesidir.
cins kedilere taş çıkartır. sokakta bulunmuştur. veterinerde sahiplenmeyi bekleyen kediler arasında cazgırlığıyla dikkat çekmiştir. sloganı #satınalmasahiplen olan kedidir.
devamını gör...
sadece türkiye'de karşılaşılabileceği düşünülen şeyler
bir kavga başlangıcı olarak bakışmak.
devamını gör...
normal sözlük'teki kaliteli yazarların sözlüğü bırakması
ben 11 sene forumda yöneticiydim. ilk 3 sene gerçekten de çok hareketli geçti. gidenler, gelenler, forumu sabote edenler vesaire. burası da kurulalı daha 1 sene olmadı. bu tip hareketler olmaya devam edecektir. ama bir kaç sene içinde yazar kadrosu şekillenip, düzenli bir hal alacaktır. benim bu konuda şüphem yok.
dolayısıyla takılmıyorum bu tarz olaylara.
dolayısıyla takılmıyorum bu tarz olaylara.
devamını gör...
ölümün en iyi tanımı
" dünya bir han konan göçer "
can kafeste durmaz uçar
dünya bir han konan göçer
ay dolanır yıllar geçer
dostlar beni hatırlasın
can cesetten ayrılacak
tütmez baca yanmaz ocak
selam olsun kucak kucak
dostlar beni hatırlasın
dostlar beni hatırlasın - âşık veysel
can kafeste durmaz uçar
dünya bir han konan göçer
ay dolanır yıllar geçer
dostlar beni hatırlasın
can cesetten ayrılacak
tütmez baca yanmaz ocak
selam olsun kucak kucak
dostlar beni hatırlasın
dostlar beni hatırlasın - âşık veysel
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük
yin3 bir cumartesi sabahı ve haftanın tüm yorgunluğu burda burda birikmiş olur.
yapmak istediğim tek şey uyumak ancak çalışmalıyım *
yin3 bir cumartesi sabahı ve haftanın tüm yorgunluğu burda burda birikmiş olur.
yapmak istediğim tek şey uyumak ancak çalışmalıyım *
devamını gör...