cülus bahşişi
osmanlı imparatorluğu'nda her taht değişikliği olayından sonra yeni padişahın, kapıkulu askerlerine bir miktar ödeme yapması geleneği. yıldırım bayezid tarafından başlatılmış, fatih sultan mehmed tarafından kanunlaştırılmış, yavuz sultan selim tarafından miktarı kararlaştırılmıştır.
osmanlı'nın siyaseten duraklama ve gerileme zamanlarında sefere çıkamayan, çıksa da kaybeden; dolayısıyla savaş ganimetlerinden mahrum kalan yeniçeri ocağı'nın kafasına estiğinde kazan kaldırmasının ekonomik sebebidir.
osmanlı'nın siyaseten duraklama ve gerileme zamanlarında sefere çıkamayan, çıksa da kaybeden; dolayısıyla savaş ganimetlerinden mahrum kalan yeniçeri ocağı'nın kafasına estiğinde kazan kaldırmasının ekonomik sebebidir.
devamını gör...
kardeşin bankası olmak
abla olmanın yazılı olmayan kuralıdır.
devamını gör...
dartvader
sözlüğe başladığım ilk günlerden tanıdığım, efendi,yazılarından da ne kadar olgun bir insan olduğu anlaşılabilen nadide bir yazardır.
yazılarını okurken, içtenliğini de gayet açık görebiliyorum. okumaktan keyif aldığım yazarlardan biridir. hepsini okumak isterdim ama maalesef programlama dilinden anlamadığımdan, o konularla ilgili olanları es geçiyorum*.
yazarlığınız daim olsun sayın yazar.
yazılarını okurken, içtenliğini de gayet açık görebiliyorum. okumaktan keyif aldığım yazarlardan biridir. hepsini okumak isterdim ama maalesef programlama dilinden anlamadığımdan, o konularla ilgili olanları es geçiyorum*.
yazarlığınız daim olsun sayın yazar.
devamını gör...
12 eylül 2021 yoldaş'ın yeni ismi unutması
kafa kağıdı çıkartılana kadar bebek diyelim bari. isimsiz kaldı yavrum ya.
devamını gör...
birine haddinden fazla değer vermek
sonuçlarının kötü olduğunu bildiğim halde sürekli yaparım.
devamını gör...
moderatörün dayakla tehdit etmesi
mevzu bahis kızıl nelson ise sonuna dek moderatör haklıdır. ne yaptında "ayran" hanımefendiyi çileden çıkardın ey kızıl nelson?
devamını gör...
varyasyon
canlıların yaşadıkları bölgede yaşam şanslarını artırmak için geçirdikleri adaptasyonlar sonucunda aynı türün kendi içerisinde farklılaşması anlamına gelir. örneğin bir kutup ayısı vardır bir de kastamonu ayısı.
t. çeşitliliktir.
t. çeşitliliktir.
devamını gör...
insanı yüreklendiren bir şey
ölü olmadığımı bilmek. kalp durmadıysa umut var demektir.
devamını gör...
iyi bir romanda olması gerekenler
sürükleyicilik, akıcılık, merak, özgünlük, üzerinde düşünülmüşlük, emek ve çaba.
devamını gör...
aşk
3 harfe sığmayan bir hayat hikayesi.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
üzüm kelimesi eski türkçede "üz" yani "koparmak" anlamına gelir. bu nedenle birine "beni çok üzdün" dediğinizde aslında "dalımdan kopardın" gibi mecazi bir anlatım kullanmış olursunuz.
devamını gör...
gülkedisi
tanımlarını çok beğendiğim, keyifle okuduğum yazar arkadaşımızdır.
takipteyiz efendim.
nickaltını açmak da bana nasip olmuştur.
takipteyiz efendim.
nickaltını açmak da bana nasip olmuştur.
devamını gör...
bir dinozorun gezileri
kitap kapağında,elinde sigarasıyla mîna urgan ‘anlatacak çok şey var, oturun şöyle’ , der gibi bakar size.gerçekten de,uzun ömründe görüp geçirdikleri paylaşacakları dağlar denizler kadardır.
bir dinozorun anıları’nı çok seneler önce okumuştum ama dinozorun gezileri taze, bu kitabı biraz anlatmak istedim.
önce mîna urgan:
(1915-2000)
amerikan kız koleji mezunu, fransız filolojisini bitiriyor, yetmiyor ingiliz filolojisinde de doktora yapıyor. kitabında kendisini ‘öğretmen ‘ olarak tanımlıyor, profesörlük ünvanını almış olsa da.üç dile de hakim olduğu için onu bir çevirmen olarak da görüyoruz.
dolu dolu geçirdiği seksen beş yıllık yaşamı,siyasi görüşü her ne olursa olsun hemen herkesin dikkatini çekecek denli ilginç dönemeçlerle dolu.her satırını merakla okuyacağınız kitapların yazarı aynı zamanda.
gelelim dinozorun gezilerine:
‘’çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl marifet.’
sözleriyle, dünyada acı çeken milyonlar varken kendi acılarını,üzüntülerini anlamsız bulur, penceresinden keyifle yağmuru izlerken, sokakta evsizleri düşünüp keyfinden de vazgeçer. küçük mutluluklar bir dost sohbetidir, yalnız kalıp bir köşede kitap okumaktır, yorgun ayakları denize daldırmaktır.
deniz sevgisi daha küçük bir çocukken içine işlemiş, hiç yanından ayırmadığı sigarası yüzünden belki de yüzücü olma ihtimalini de elinden kaçırmıştır :).
birinci bölüm hayatı ile ilgili kısa anekdotlar içerirken, ikinci bölüm ‘deniz tutkusu’ dur.
bodrum’un yıllar yıllar önce keşfedilmemiş hali onu büyüler, eskisini özlemle anarken yenisinden hoşnutsuzluğunu dile getirir. bir çok dükkan kapanırken yerine ‘modern’ leri açılmış, tatil köyleri insanları eğlendirmekle görevli birer hapishane haline gelmiştir.kitapta çoğu kez katı betimlemelere rastlamamız mîna urgan’ın sadelikten hoşlanan, zengin insan ve onun yaşayışını ayıplayan dünya görüşüyle ilgilidir.
ege ve akdeniz’in el değmemiş dantel dantel kıyılarında ‘mavi yolculuk’ adı verilen, dönemin şair ve yazarlarıyla birlikte yapmış olduğu tekne gezilerini anlatır.bu geziler kitabın önemli bir bölümünü oluşturur.
‘’oysa ilk mavi yolcular, sabahattin eyüboğlu’nun özenle seçtiği, çoğu genç aydınlardı. sadece gezmek tozmak için değil, ege ve akdeniz uygarlıklarının kalıntıları konusunda bilgi edinmek ve bu arada o güzel kıyıları kendi gözleriyle görmek için katılınırdı bu gezilere. teknemiz yüzen bir seminere dönüşürdü kimi zaman. gerekli kitapları okuyup araştırmalarda bulunan yetkili biri, gideceğimiz yerler üstüne bir konuşma yapar; o antik kentin tapınakları, anıtları filân konusunda ön bilgi verirdi. sonra herhangi bir vasıtaya, genellikle bir kamyona doluşup oralara giderdik.’’ diyerek sonradan amaçtan uzaklaşıp her türlü deniz gezisine verilmeye başlanan bu adın aslını bize anlatır.
özellikle genç yaşta gitmeye başlamış olduğu anadolu’nun çeşitli şehirlerinden de bahseder. o yıllarda bu tür yolculuklar hele hele ‘kız başına’ insanlara çok farklı gelmektedir oysa.
daha sonra avrupa ülkeleri,amerika,meksika ve rusya seyahatleri gelir:buradaki insanların yaşayışları hakkında bilgileri de burada gezilecek mekanların nereler olduğunu da bulabiliriz.
bu kitap, bir solukta okunacak kadar sürükleyici, ‘bir dinozor’ un gözüyle bakmak isterseniz ülkemiz ve dünya şehirlerine,vakit kaybetmeden başlayın derim.
bir dinozorun anıları’nı çok seneler önce okumuştum ama dinozorun gezileri taze, bu kitabı biraz anlatmak istedim.
önce mîna urgan:
(1915-2000)
amerikan kız koleji mezunu, fransız filolojisini bitiriyor, yetmiyor ingiliz filolojisinde de doktora yapıyor. kitabında kendisini ‘öğretmen ‘ olarak tanımlıyor, profesörlük ünvanını almış olsa da.üç dile de hakim olduğu için onu bir çevirmen olarak da görüyoruz.
dolu dolu geçirdiği seksen beş yıllık yaşamı,siyasi görüşü her ne olursa olsun hemen herkesin dikkatini çekecek denli ilginç dönemeçlerle dolu.her satırını merakla okuyacağınız kitapların yazarı aynı zamanda.
gelelim dinozorun gezilerine:
‘’çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl marifet.’
sözleriyle, dünyada acı çeken milyonlar varken kendi acılarını,üzüntülerini anlamsız bulur, penceresinden keyifle yağmuru izlerken, sokakta evsizleri düşünüp keyfinden de vazgeçer. küçük mutluluklar bir dost sohbetidir, yalnız kalıp bir köşede kitap okumaktır, yorgun ayakları denize daldırmaktır.
deniz sevgisi daha küçük bir çocukken içine işlemiş, hiç yanından ayırmadığı sigarası yüzünden belki de yüzücü olma ihtimalini de elinden kaçırmıştır :).
birinci bölüm hayatı ile ilgili kısa anekdotlar içerirken, ikinci bölüm ‘deniz tutkusu’ dur.
bodrum’un yıllar yıllar önce keşfedilmemiş hali onu büyüler, eskisini özlemle anarken yenisinden hoşnutsuzluğunu dile getirir. bir çok dükkan kapanırken yerine ‘modern’ leri açılmış, tatil köyleri insanları eğlendirmekle görevli birer hapishane haline gelmiştir.kitapta çoğu kez katı betimlemelere rastlamamız mîna urgan’ın sadelikten hoşlanan, zengin insan ve onun yaşayışını ayıplayan dünya görüşüyle ilgilidir.
ege ve akdeniz’in el değmemiş dantel dantel kıyılarında ‘mavi yolculuk’ adı verilen, dönemin şair ve yazarlarıyla birlikte yapmış olduğu tekne gezilerini anlatır.bu geziler kitabın önemli bir bölümünü oluşturur.
‘’oysa ilk mavi yolcular, sabahattin eyüboğlu’nun özenle seçtiği, çoğu genç aydınlardı. sadece gezmek tozmak için değil, ege ve akdeniz uygarlıklarının kalıntıları konusunda bilgi edinmek ve bu arada o güzel kıyıları kendi gözleriyle görmek için katılınırdı bu gezilere. teknemiz yüzen bir seminere dönüşürdü kimi zaman. gerekli kitapları okuyup araştırmalarda bulunan yetkili biri, gideceğimiz yerler üstüne bir konuşma yapar; o antik kentin tapınakları, anıtları filân konusunda ön bilgi verirdi. sonra herhangi bir vasıtaya, genellikle bir kamyona doluşup oralara giderdik.’’ diyerek sonradan amaçtan uzaklaşıp her türlü deniz gezisine verilmeye başlanan bu adın aslını bize anlatır.
özellikle genç yaşta gitmeye başlamış olduğu anadolu’nun çeşitli şehirlerinden de bahseder. o yıllarda bu tür yolculuklar hele hele ‘kız başına’ insanlara çok farklı gelmektedir oysa.
daha sonra avrupa ülkeleri,amerika,meksika ve rusya seyahatleri gelir:buradaki insanların yaşayışları hakkında bilgileri de burada gezilecek mekanların nereler olduğunu da bulabiliriz.
bu kitap, bir solukta okunacak kadar sürükleyici, ‘bir dinozor’ un gözüyle bakmak isterseniz ülkemiz ve dünya şehirlerine,vakit kaybetmeden başlayın derim.
devamını gör...
hannibal
kuzuların sessizliği filminin devamı ve ridley scott’un aynı isimli hanibal romanından uyarlanmış 2001 yapımı psikolojik gerilim filmi.
izlediğimde uzunca bir süre et ve türevlerini yiyememiştim.
izlediğimde uzunca bir süre et ve türevlerini yiyememiştim.
devamını gör...
durduk yere insanı mutlu eden şeyler
"sen seversin diye düşündüm" düşüncesiyle hediye edilen maneviyat yüklü şeyler.
devamını gör...
hızlı konuşan insan
hızlı düşünüyordur. ama ağızın kafadaki o hıza yetişmesinin imkanı yok. o yüzden sık sık duraklar, ne söyleceğini unutabilir. ben heyecanlı, mutlu olduğum zamanlar öyle oluyorum. içimdeki enerji içime sığmıyor ve taşacak yer arıyordur. anlatacağım da bir şey varsa cuk.
devamını gör...
sizin anınızı kendi anısıymış gibi anlatan arkadaş
"aa ne tesadüf aynısını geçen ben de yaşamıştım, hatta sana da anlattım" şeklinde cevap verilmesi gereken arkadaştır.
devamını gör...



