temizlik yapıyorum, kitaplarımın tozunu alıyorum, film izliyorum, yemek yapıyor ve yiyorum, kedilerimi seviyor ve ingilizcemi geliştirmeye çalışıyorum. şiir yazıyorum, eski yazdığım şeyleri okuyorum, düşünüyorum, uyuyorum, hiç takipçisi olmayan birini takip edip onu şoka girdiriyorum ahahahah... radyo dinliyorum, şarkı söylüyorum. araştırma yapacağım konular varsa onlarla ilgileniyorum. gardrobumu düzenliyorum. ama bütün bunlar kahrolası kafamı dağıtmaya yetmiyor... öteye geçmek lazım.
devamını gör...

daha fazla sızı hissetmemek için yapılan ve bana göre de doğrusu olan eylemdir. söylenecekler bırak yüreğinde kalsın, dışarı çıkartıp kirletmemeli...
devamını gör...

evet sayın yazarlar hepinizden pratik bir yemek tarifi bekliyorum. ben başlıyorum (bkz: çılbır) ile:

çılbır tarifi malzemeleri:
6 bardak su
3 yumurta
1 kaşık üzüm sirkesi
3 kaşık yoğurt
1 diş sarımsak
2 tatlı kaşığı tereyağ
pulbiber - kekik - tuz

1. suyu derin bir kaba ekleyin ve fokurdamaya başlar başlamaz altını kısın.

2. kaynayan suya sirke ekleyin ve kaşık yardımıyla bir girdap. oluşturarak içine yumurtaları kırın.

3. yumurtaların eşit bir şekilde pişmesi için ara ara karıştırarak beyazları yumurtanın etrafına toplayın.

4. yumurta sarıları sulu beyazlar tam pişmiş olmalıdır. 3-4 dakika pişirmeniz yeterli olacaktır.

5. yumurtaları servis tabağına alın.

6. bir kasede yoğurdu karıştırın ve sarımsakları rendeleyerek içine ekleyin.

7. küçük bir tavada tereyağını ekleyin ve içine nane ve pulbiberi ekleyin.

8. pişmiş olan poşe yumurtaların üzerine önce yoğurdu sonra da tereyağı ekleyin

9. işte hazır.

kaynak.
devamını gör...

albert einstein 1905 yılında yayımladığı genel görelilik kuramında, zamanın mutlak kesinlik belirtmediğini ortaya koymuştur. aynı zamanda albert einstein, uzay ve zamanın birbiriyle bağlantılı olduğundan ve kütle çekiminin zamanı değiştirebileceğinden de bahsetmiştir. kütle çekimi arttıkça zaman daha hızlı ilerleyecektir; aynı şekilde kütle çekimi azaldıkça zaman daha yavaş ilerleyecektir.

x ile y aynı gün ve aynı saatte doğan iki kardeş yani ikizdir. kardeşlerden y bir kara delik çevresinde uzay aracıyla yolculuk yapmaktadır (kara delik bilinen en yüksek kütle çekim kuvvetinin bulunduğu yerdir). x ise yolculuk yapmamaktadır. y’nin kara deliğin etrafında geçirdiği 7 saat, dünya’daki x için 50 saat gibi bir zamana denk gelecektir. basit bir hesap ile y’nin kara deliğin etrafında 7 yıl geçirdikten sonra dünya’ya tekrar dönüşünde kardeşi x için 50 yıl geçmiş olacaktır. yani x 50 sene, y ise 7 sene yaşlanmış olacaktır.
devamını gör...

herhangi bir şey için bir gayeye sahip olmak fakat onu gerçekleştirmek için çalışmamak. işler duruma dönüştürmemek.
devamını gör...

her gün biraz daha gecikiyorsun dün ölmüş olabilirdim.
devamını gör...

ömrün kalbin kadar güzel olsun. burada laf edenler karşısında beni her zaman bulacak. ben öyle uzun cümleler kuracak bir insan değilim artık. en kısa sürede yanına geleceğim. yeni yaşın kutlu olsun adam gibi adam!
devamını gör...

uzaylılara teşekkür etmek.
devamını gör...

sevdim bu versusu. üzerine düşüneceğim bu gece. bakıyım? terk edilmedim hiç, giden hep ben oldum o yüzden şimdilik kovulmak ağır basıyor. düşünüp ediyleyecem üşenmeden, evet.
devamını gör...

karıyı kızı geçip alternatif akımı seçmiş şimşeklerin lordu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

frank herbert-dune
devamını gör...

anlatış sekline göre değisendir. ne kitaplar okuduk da katile empati yaptık. ama bir kitap vardı bir ara sosyal medyada çok göz önüne gelmişti. "zümrüt apartmanı" bu kitapta bir bebeğe yapılan tecavüz anlatılıyor. öyle bir anlatılıyor ki neyin ne olduğu apaçık ortada. bu kitabı eleştirdiğimiz için kitabı basan yayıncılığın müdürü tarafından "karga beyinli" olmuştuk. hâlbuki müdürün söylediğine göre bu yazar türkiye'nin yetiştirdiği ender kalemlerdenmiş de biz anlayamamışız. eğri oturalım doğru konuşalım. tabii ki edebiyat iyiliği de kötülüğü de dile getirir fakat tiksindirmek vardır özendirmek vardır. bu ince çizgiyi kaçırırsanız biz de sizi -hele ki bu olayların üstüne- yerden yere vururuz. benim aklıma direkt bu kitap geldiği için bu şekilde eleştirdim. benim igrendiğim icin dile getiremediğim cümleleri siz onlarca insanın önüne sunamazsınız. insanın psikolojisi ile ilgili ilgilenmekten keyif alan bir insan olarak tamamen anlatılış sekline göre değişeceğine inanıyorum. o insanın psikolojini yazabilirsiniz ama bunu sapıklığa özendirerek yapmamalısınız.
devamını gör...

bilgi verici ve kaliteli tanımlar girerek sözlük kalitesini de yükselten çiçek gibi bir yazar. takip edilesi.
devamını gör...

terk etmedi sadece okundu bildirimini kapattı evet.
devamını gör...

ispanyol-amerikan edebiyatı'nın kelimelere ruh üfleyen şairi octavio paz tarafından kaleme alınmış şiir. asıl ismi olvido olan şiir, ülkü tamer tarafından dilimize unutuş olarak çevrilmiştir. karanlığa bir balçık gibi bulanmaktan gelmez bu şiirin özü, sıcak ve bir parça müstehcen bir unutuştur paz'ın dizelerinde geçen unutmak. cümleler eti dağlayan ateşten ziyade insanın teninin üzerinden akıp giden bir nefesin sıcaklığı gibidir. unutmakta bir büyü olduğunu düşünüyordu paz; yeniden doğmanın ve yenilenmenin bir parçasıydı unutmak ve bunu da dizelerine oldukça güzel yedirmiş.

ülkü tamer çevirisi ile:

cierra los ojos y a oscuras piérdete
bajo el follaje rojo de tus párpados.

(yum gözlerini, yitir kendini karanlıkta
gözkapaklarının kırmızı yaprakları altında.)

húndete en esas espirales
del sonido que zumba y cae
y suena allí, remoto,
hacia el sitio del tímpano,
como una catarata ensordecida.

(gömül vızıldayan sesin
düşen sesin halkalarına
ve uzaklarda yankılan
dilsiz bir çağlayan gibi,
davulların çalındığı yerde.)

hunde tu ser a oscuras,
anégate la piel,
y más, en tus entrañas;
que te deslumbre y ciegue
el hueso, lívida centella,
y entre simas y golfos de tiniebla
abra su azul penacho al fuego fatuo.

(bırak kendini karanlığa,
kendi etine gömül,
kendi yüreğine;
kemik, o mor şimşek,
kamaştırsın gözlerini, kör etsin,
mavi göğsünü göstersin akşam ışığı
körfezler ve gölgeli koyaklar arasında.)

en esa sombra líquida del sueño
moja tu desnudez;
abandona tu forma, espuma
que no sabe quien dejó en la orilla;
piérdete en ti, infinita,
en tu infinito ser,
ser que se pierde en otro mar:
olvídate y olvídame.

(o sıvı karanlığında uykunun
ıslat çıplaklığını;
kıyıya kimbilir kimin bıraktığı
gövdeni, o köpük dantelayı unut.
sonsuz kadın, yitir kendini
kendi benliğinin sonsuzluğunda,
bir başka denizle buluşan bir deniz gibi
unut kendini, beni unut.)

en ese olvido sin edad ni fondo,
labios, besos, amor, todo renace:
las estrellas son hijas de la noche.

(dudaklar, öpüşler, aşk, her şey yeniden doğar
o ölümsüz, o yalın unutuşta:
gecenin kızlarıdır yıldızlar.)
devamını gör...

rastgele olarak tekrarlanan bir hareketin, istenen ya da beklenen anlamlı sonucu elde edip etmeyeceği konusunu tartışan düşünce deneyi.

deneyde, bir klavyeye sonsuz defa rastgele basan bir maymun var. bu maymunun bu sonsuz ve anlamsız harf dizisi içerisinde william shakespeare'in meşhur "to be, or not to be, that is the question" * cümlesini yakalaması ihtimali ne kadar olurdu?

ingilizceden bahsettiğimiz için alfabedeki harf sayısı olarak 26'yı alacağız. klavyede sadece harflerin ve boşluk tuşunun olduğunu, başka herhangi bir tuşun bulunmadığını farz edelim. maymunun bu 26 harf ve 1 boşluktan, yani 27 tuştan, beklediğimiz cümlenin başındaki t hafine basma ihtimali 1/27'dir. olasılık hesaplarını matematik derslerinden hatırlayanlar olacaktır. 2 bağımsız olayın gerçekleşme olayını hesaplarken, bu olayların gerçekleşme ihtimalleri birbiriyle çarpılır. o halde ikinci kez tuşa bastığında, t'den sonra bu kez o harfine denk gelme ihtimali de 1/27 olduğundan, maymunun ilk iki tuşta "to" kelimesini yakalama ihtimali 1/27 * 1/27'dir. bunu bütün cümle için düşünürsek, 39 kez bu ihtimali birbiriyle çarpacağız demektir. yani (1/27)³⁹ ve bu son derece küçük bir ihtimal*. fakat bunu gerçekleştirmek için klavyeye 27³⁹ kez basması gerekiyor ki bu da aşırı derecede büyük bir sayı.

saniyede 1 harf yazan bir maymun olsaydı, bu maymunun 27³⁹ kadar saniyeye ihtiyacı olurdu bu işi başarabilmek için. bunun kaç yıla karşılık geldiğini hesaplamak isteyen varsa tutmayalım kendisini.

özetle teoride bu durum çok düşük olasılıkla da olsa mümkündür ama evrenin yaşından bile büyük bir zaman gerektirir.
devamını gör...

pazar alışverişi için akşam saatlerini beklemek.
devamını gör...

hastalık hastası tabirinin günümüzdeki karşılığı denebilir. siberkondria; internetin yaygınlaşması ile birlikte çıkan bir hastalık veya saplantı türüdür. internette hastalık arama hastalığı denebilir. bu hastalığa sahip olanlar en ufak bir sağlık sorunu için internetten arama yaparak kendilerine hastalık icat ederler, kendi şikayetlerine tanı koyup tedavi yöntemlerini araştırırlar. bunlar çoğu zaman çok önemsiz sayılabilecek şekilde örneğin parmağımın ucu ağrıyor tarzındadır. hemen google beye şikayetlerini yazar ve müjde kangren oldunuz, parmağınızın kesilmesi gerek sonucuna ulaşırlar. (google a başım ağrıyor yazın hemen beyin kanserisiniz tanısı cevaplar arasından çıkmaktadır). işin garibi bu kişiler, şikayetleri ile ilgili doktora gitseler bile doktora değil internette okuduklarına inanır ve bir türlü ikna olmazlar.
devamını gör...

muhtemel sorunum. bir o kadar insan içinde olmak isteyip bir o kadar da olamamak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim