31 aralik 2020 berlin filarmoni orkestrası kadar büyülememistir.* pablo sainz villegas ile gitar ve filarmoninin mükemmel uyumu vardı berlin'de.
devamını gör...

almanya'nın dresden şehrinin 13 şubat ile 15 şubat 1945 arasında ingiliz kraliyet hava kuvvetleri ve amerikan hava kuvvetleri tarafından bombalanması olayı olup, ikinci dünya savaşı'nın en tartışmalı olaylardan biridir. almanya’ nın iyice teslim bayrağını çektiği bir anda yapılması ve sonuçları nedeniyle bugün bile gerekliliği tartışılmaktadır.

ingiltere tarafından savaşın başlarında alman şehirlerinin bombalanması gündüz gözüyle yapılıyordu, böylece daha önce seçilen askeri ve stratejik hedefler görülerek bombalanıyordu, ancak gündüz yapılan bu bombardımanlar saldırıya katılan uçaklar için çok tehlikeliydi, çünkü gündüz uçaksavar bataryalarına çok kolay hedef oluyorlardı.

bombardıman filosunda bu saldırılar artık öyle bir hal almıştı ki personelin neredeyse yarısına yakını gündüz saldırılırından geri dönemez hale gelmişti. bunun üzerine gece bombardımanına geçildi ancak bu seferde seçilen hedeflerin isabetli vurulma yüzdesi epey düştü, bazen seçilen hedeflerin ıskalanması kilometreler ile ölçülmeye başlandı.

her şey adı daha sonradan “bombacı” harris’ e ("bomber" harris) çıkacak olan ingiliz hava mareşali arthur harris’ in bombardıman kuvvetleri komutanı olması ile değişmeye başladı. harris’ e ayrıca icraatleri nedeniyle "cani" harris, ve "kasap” harris’ te denir.

önceden sadece askeri ve stratejik değerleri olan fabrika, yol, köprü, demiryolu vs.. gibi yerler hedef alınırken 1942 yılı ile birlikte ingiliz hükümeti tarafından alan bombardımanlarına da gidilmeye başlandı. alan bombardımanı bir bölgede önceden seçilmiş belli hedefleri değil, bölgenin tamamının bombalanmasını gerektiren bir bombardıman türüdür. ingilizler bu strateji ile doğrudan sivilleri hedef almıştır. böylece sivil halk bombardıman sonucunda evlerinden olacak fabrikalarda çalışan halkın morali dolayısı ile fabrikaların üretim gücü düşecekti. ingiliz hava kuvvetleri alman şehirleri yok olursa savaşı kazanırız diyordu.

ingilizlerin elinde ikinci dünya savaşının en iyi ağır bombardıman uçaklarından biri kabul edilen lancester uçakları vardı. bununla birlikte abd’ ninde elinde olan b-17 flying fortress de avrupa’ ya yollayınca müttefiklerin havadaki üstünlüğü kaçınılmaz oldu.

24.07.1943 tarihinde bir hafta boyunca almanya’ nın hamburg kenti müttefiklerce vuruldu, atılan fosfor bombalarından dolayı kentte yangın çıktı, yerleşimin yüzde 60 i yandı, kesin sayı bilinmemekle birlikte tahmini 40.000 kişi öldü.

devam eden müttefik bombardımanları sırasında ruhr bölgesi bombalanırken görüntüler ingiliz başbakanı winston churchill’ e izletildiğinde churchill’ in "bu yaptığımız etik mi" diye ağladığı da rivayet edilir. hava üstünlüğünü iyice ele geçiren müttefikler karlsruhe, bremen ve stuttgart kentlerini de acımasızca vurdular.

normandiya çıkartması 06.06.1944 de yapılınca müttefikler artık batıdanda almanya’ yı sıkıştırmaya başlayıp, havada da üstünlüklerini pekiştirdiler. harris her ne kadar bombacı, katil ve kasap lakaplıda olsa teknolojinin gelişimini çok iyi takip eden bir komutandı ve zaten çok iyi olan lancester uçaklarının hedef vurma sistemlerinin o zamana göre mükemmelleştirilmesini de sağlayarak iyice ölümcül hale getirtmiştir.

1944 yılı kışına gelindiğinde batıda savaş kilitlenmiş ve müttefiklerin ilerlemeside durmuştur. doğuda ise sscb’ nin ilerlemesi aralıksız devam etmektedir. bu esnada yalta konferansı şubat 1945 de toplanmış, burada stalin, müttefiki olan roosevelt ve churchill’ e kendilerini almanlara karşı yalnız bıraktıklarını söylemiştir. bu toplantıda ayrıca siz batıda ne yapıyorsunuz, olduğunuz yerde duruyorsunuz deyince müttefikler savaşı bir an önce bitirmek adına o zamana kadar vurulmamış olan alman şehirlerininde alan bombardımanı yoluyla bombalanmasına karar vermişlerdir. toplantıda alınan karara göre almanların doğuda olan şehirlerinin bombalanmasına ağırlık verilecekti. böylece sscb’ nin işi kolaylaşacaktı. almanlar doğuda bellli şehirleri doğu cephesine sevkiyat için kullanıyordu.

bunun ışığında dresden’in bombalanmasına karar verildi. 13.02.45 lancester filosu fransa-belçika üzerinden almanya ya uçtu, almanlarda artık radar kullanmaya başlamışlardı ama ingilizler radara karşı bir hile bulmuşlardı. buna göre bombardıman uçaklarından radar dalgalarını yansıtan alimünyum folyolar yağmur gibi yağdırılıyor bu şekilde alman radarları tamamen felç oluyordu. uçak yerine görebildikleri tek şey yoğun bir buluttu.

bu sırada hedef olarak seçilen dresden kenti karnaval kutluyordu, şehrin yüzyıllar öncesine dayanan bir tarihi mevcuttu, saksonyanın başkenti olan şehire "elbenin floransası" ya da "mücevher kutusu" deniyordu, tarihi bir kültür merkeziydi. tüm bunlardan dolayı dresden halkı bombalanacaklarına hiçbir zaman inanmamış çoğu da bu bombardımanda gafil avlanmıştır.

savaş ekonomisi için ise kent büyük bir sanayi ve ulaşım merkeziydi. birçok fabrika, naziler için mühimmat, uçak parçaları ve makineli tüfek üretiyordu. birlikler, tanklar ve toplar dresden üzerinden 250 km uzaktaki doğu cephesine demiryolu ve karayollarıyla taşınıyordu. doğudan kaçan yüz binlerce alman mülteci de kentteydi. alman hava savunması genelde olduğu gibi bu bölgede de zayıftı.

müttefikler saldırı için doğrudan şehrin merkezini ana hedef olarak seçmişlerdir. saldırıya katılan ilk dalga lancester uçakları bombalarını 15 dakika gibi bir sürede hedef seçilen şehir merkezine boşalttılar. bombardıman iki aşama idi, öncelikle atılan bombalar ile evlerin çatılarının uçması sağlandı, daha sonra yangın çıkartan fosfor bombaları atıldı. amaç açılan deliklerden giren bu tip bombalar ile yangın çıkmasının sağlanmasıydı. solunumu güçleştiren fosfor gazı ayrıca insanların havasızlıktan boğulmalarınada sebep olacaktı.

dresden’ in dar sokakları ve ahşap evleri oluşacak yangını besleyecek en önemli etmendi. buna rüzgarlı havada eklenince ateş fırtınası ile yangın iyice kontrolden çıktı ve kendi kendini besler hale geldi. oluşan girdaplardan dolayı halk yanan binalara doğru çekilmiş, bombalardan kaçmak için bodrum katlarına sığınanlar sıcak havadan ve oksijensizlikten boğularak ölmüşlerdir. sıcaklık o kadar fazlaymış ki insanlar asfaltta koşarken ayakkabıların tabanları erir hale gelmiştir. çıkan yangın neticesinde sıcaklığın 900 dereceye ulaştığı söylenir. ilk dalganın sona ermesi ile saldırıya bilinçli olarak ara verilmiştir, böylece insanların ve itfaiyenin oluşan yangına müdahele etmesini yani bir araya toplanmaları istenmiştir.

ikinci dalga için bu sefer ilk dalganın iki katı kadar daha fazla lancester bombardıman uçağı dresdeni bombalamaya devam etmiştir. gece süren saldırılardan sonra gün doğarken bu sefer abd b-17 leri bombardımana başlamış, sanayi alanları ve havaalanını vurmuşlardır. saldırı o derece başarılıdıydı ki saldırıya katılan toplam 800 küsür uçaktan sadece 6 tanesi almanlar tarafından düşürülebilmiştir. dresden halkı ise kaderlerine razı olmuş, bu kadar acz içinde kalan nazi yöneticilerini hedef almaya başlayınca dresden nazi parti başkanı çareyi kaçmakta bulmuştur.

alman propaganda bakanı joseph goebbels oluşan durumu kendi lehine çevirmeye çalışmış, her zamanki çakallığı ile haberleri manipüle etmeye başlamıştır, tarafsız isveç ve isviçre gazetelerine haber sızdırılmış ve 250.000 ölü olduğunu yazdırtılmıştır.

bombardımanın abd de de etkisi ise çok sert olmuş, gazetecilerden biri “terör bombardımanı” sözünü sansürden geçirip gazetesine bastırınca abd kamuoyu ayaklanmış, ingiltere parlamentosunda churchill’ e durum hakkında sorular sorulmuştur. abd olaydan dolayı ingiltereyi suçlamıştır.

gerçek ölü sayısı ise savaştan sonra dresden kentinde kurulan bir komisyon tarafından en fazla 25.000 diye açıklanmıştır. ( bizim çakal goebbles rakamın sonuna 0 ekleyerek 250.000 demişti.)

bundan sonra alman savunması iyice çözüldüğü için bu derece büyük çaplı şehir bomabalamasına gerek kalmamış savaş sonuna kadar. almanya artık hem batıda hem de doğudan iyice sıkıştırılmaya başlanmıştır.

savaş sonunda dresden bombardımanı ihalesi bombacı harris’ e kaldığı için herkes ondan kaçar olmuş, tüm suç kendisine yüklenmiştir. o da verilen emirleri yerine getirdiğini söylemiştir.
devamını gör...

tam anlamıyla martin eden hayatı yaşıyorum. yazdıklarım adresini bulmuyor, bulsa da amacıyla alakası olmayacak şekilde algılanıyor. sorunun kaynağını da bilmediğim için can sıkıcı bir durum.

kelimeler kifayetsiz sözlük. sende ne var ne yok.
devamını gör...

sistem tüketmek üzerine kurulu. insanların hayallerini, umutlarını, güçlü yanlarını, güçsüz yanlarını, sevdiklerini, sevmediklerini hepsini tüketmek ve büyük patronların kazançlarına hizmet edecek şekile sokmak üzerine bir sistem var. bugün beden olumlayanlar dün güzel beden kriterlerini belirleyenler değil miydi? güzel beden olgusu için kaç dünya büyüklüğünde ürün sattılar ve bu sistemin çarkı olanlar ne kadar para kazandılar? sistem gene sömürecek bir olgu bulmuştur.
devamını gör...

devamını gör...

artık bunları aşsak mı? insanların özgürlüğünü kısıtlamaya çalışmasak mı? herkes ilgilendiği konunun başlığına tanım girse, ilgilenmediği başlığı da görmezden gelip kaldığı yerden devam etse hiçbir sorun olmayacak ama bizde her şeye bir müdahale sorunu var. mesela spor başlığı olmasın, cinsiyetçi başlıklar olmasın, troll başlık olmasın, x kampanyası vs. bıdı bıdı.

sözlük burası sözlük, binlerce farklı düşüncenin bir araya geldiği platform. saygı çerçevesinde herkes istediğini paylaşabilir, bu kimseyi de zerre ilgilendirmez. bazıları kendi görüşüne ve fikrini ters/aykırı diye bir çok konudan memnun olmuyor diye, başkasının özgürlük anlayışını kısıtlayamaz. şimdi diyecekler ki onlarda bizim özgürlüğümüzü kısıtlıyor vs. burası kimsenin tekelinde değil, burası herkese açık bir platform ve dediğim gibi binlerce farklı düşünceye sahip insana ev sahipliği yapıyor.

her bir yazar ile fikir anlayışında uyumlu olacaksınız diye bir şey yok, zaten olamaz da bu imkansızdır. bundan dolayı bir zahmet başkalarının fikirlerini engellemeye/kısıtlamaya çalışmak yerine ilgilendiğiniz başlıklara tanım gireceksiniz, çok zor bir şey değil.

edit: benim kahvehane kültürüm yok ve hayatımda hiç gitmedim, kahveneye gidenler nasıl da biliyor.
devamını gör...

sahilde yürüyüş yapıp hava almak varken.hem beyine oksijen gidiyor bunlar hep havasızlıktan.
devamını gör...

firavun akhenaton ile arasında bir türkü ilişki kuramadığım antiparkinson ilacı. çoğu zaman ekstrapiramidal yan etki oluşturan antipsikotiklerin bu etkilerini aza indirmek için reçete edilir.
devamını gör...

128 milyar dolarlı madonna.
128 milyar dolar ve kayra.
128 milyar dolar ve mecnun.
128 milyar dolar kulübü.
128 milyar dolar çiftliği.
128 milyar dolar ve ceza.
128 milyar doların tanrısı.
128 milyar dolar neyle yaşar.
devamını gör...

nem nedeniyle bozulabilecek maddelerin nemini alan sodyum ve silisyum bileşiği.

1919'da walter patrick tarafından icat edilen silika jel, tanecikli bir yapıya sahiptir. kuruyken mavi, turuncu ya da beyaz olabilen bu madde, ıslandığında pembe görünür. zehirli değildir ve yüksek enerjili reaksiyonlara girme ihtimali yoktur. bu nedenle besinler, deri eşyalar gibi malzemeler ile rahatlıkla kullanılır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dosta güven düşmana korku verir.
devamını gör...

harika olmuş bir dergidir. yazacağım belli başlı konulari şimdiden hazırlamaya başlıyorum.
devamını gör...

recep ivedik bilmem kaç , bu film-veya serisi bir insanın kendine olan sayğısına hakarettir. izleyip beğenen insanın her türlü vatandaşlık görevleri yasaklanmalı oy falan kullanmamalı.. derhal bir doktora görünüp, doktor bey filmde bir adam tüküruyor farklı iğrenç hareketler yapıyor ve ben bunu komik buluyorum diye görünmesi lazım.. beyni incelenmeli.. gördünüz mü koşarak uzaklaşın
devamını gör...

sağdaki kavanoz size de büyük geliyorsa yöntem işe yaramaktadır.

hacim nedir, önemi nedir, etiket okumadan alışveriş yapmanın zararları nelerdir bilmeyen bir topluluk için güzel yöntemlerdendir.

okumamanın zararı büyüktür. okuyun evladım. okuyun.


okuyun demişmiydim?
devamını gör...

o işlere bakmayan birim.
devamını gör...

söz ve müziği kayahan'a ait olan, düzenlemesi de yine kayahan ve iskender paydaş tarafından yapılan, nilüfer'in seslendirdiği ve bir zamanlar dinlemeye doyamadığım şarkı.

devamını gör...

kardeşimdir.her işine başkası koşar.yerinden kalkıp su içmeye bile üşenir,sizden ister.tek başına ayakta duramaz. benden uzak olsun.
devamını gör...

bu gülüşü nerede görsem tanırım. *
kızlara diye niyet edip ne kadar erkek varsa etkileyen bahtsız iblis.*
devamını gör...

hava almakla sonuçlanacak eylemdir. yemezler.
devamını gör...

bugün sabah evden ,10 dakika geç çıkayım nasılsa kapanma olduğu için trafik olmaz dedim ; ama yinede her zamankinden sadece 4 dakika evet dört dakika geç çıktım.
trafik normal günlerden daha yoğundu.
22 yıldır her gün kullandığım yolda trafikte ilk kez biriyle yol için tartıştım.
kapanma ? kime neye göre kapanma?
dün muaf olacak çalışanlar işyerlerinden aldıkları muafiyet belgesi sabah geçersiz oluyor, e-devlet üzerinden yeniden alın deniyor, ama e-devlet en almak imkansız , içişleri bakanlığı'nın sitesi eror veriyor.
üstelik bunları isteyen devlet görevini yerine getiremiyor . şimdi siz düşünün akıllı telefonu kullanamayan insanlar varken, e-devletten izin belgelerini nasıl alacak?
ekonomi beceriksiz, dış ilişkiler beceriksiz, iç işleri beceriksiz, adalet beceriksiz, sanayi ve ticaret beceriksiz yahu allah aşkına siz yasaklardan, diyanet işleri , ve beton dan başka ( halkın parasını peşkeş çekmek dahil) neyi beceriyor sunuz.
edit. 3 mayıs'a kadar uzatmış lar, ama yine olmayacak, çünkü muaf olan %70 zaman yetmez.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim