günde üç beş hurma ile karnını doyuran peygamberin asla doymak bilmeyen ümmetinin icraatidir.
devamını gör...

kitap yazdığını ve yazdıklarının eleştiriye açık olduğunu savunan ama maria azıcık eleştirdi diye utanmasa padişah fermenıyla şikayette bulunacak olan kendine güvensiz olduğunu düşündüğüm yazardır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
zokayı yutmuştum ben bir zaman
ah dilim yaralı
konuşamam.

birhan keskin
fethiye, 2021 kasımında bir gündü, iso 400, ss 1/10, f 5.6.
devamını gör...

2020 yılı ispanya yapımı film. 16. yy avrupasına bakış tutan film, zor bir hikayeyi başarılı bir şekilde yansıtıyor. film hakkında spoiler vermeyeceğim, verenide sevmem zaten.

tarihin en karanlık dönemlerinden biri de engizisyon mahkemeleridir. kadınları cadı olarak suçlayarak, binlerce kişiyi infaz etmişlerdir. cadı derken şu saçma hollywood filmleri akla gelmesin, sadece müzik dinleyip dans ettiği gerekçesiyle cadı ilan edilip yakılarak öldürülen kadınlar var.

aslında kadın olmak, tarihin her devrinde zormuş dedirten bir film.

yönetmen pablo agüero zor bir işin hakkını vermiş. güzel filmdir öneririm.
devamını gör...

olayları olmadan hissedebilme yeteneği.

az veya çok her insanda bulunduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

mücadele ediyorum..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1984 yılında ilk şiirini yayımlayan ve edebiyat dünyasına giriş yapan önemli bir şairdir. en sevdiğim şiiri:

sabahın karşısında konuşmak ne zor!
incecik kül gibi kalıyorsun,
dağ susmaya giden yolu biliyor
sen bilmiyorsun.
taş yarılıyor bir çiçek için yol veriyor
kısacık konuşuyor çiçek: ”dünya” diyor.
“gördüm benimle tamamlanıyor”.
yeryüzü karşısında konuşmak ne zor!
yamaçtan aşağı bak, uçurumu gör!
– görsene kekeme!
içindeki zayıf kan, dayanıksız dil,
olmamış hal
gümüş bir zirvede eriyor.
devamını gör...

yaaa evet bizde şuan türkiye de ne eksik diyorduk eşcinsel milletvekiliymiş eksik olan oda olur sıkıntı biz millet olarak bunada okeyiz bence
devamını gör...

insanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermedigi için.
ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.

william shakespeare
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

büyük bir heyecan ve sabırla kargo bekliyorum günlerdir. ulaşamadı bir türlü. keşke biri çıkıp dese ki
"monde koş kargon geldi."

edit: hâlâ gelmedi. çıldıracağım sözlük.
devamını gör...

1905 viyana doğumlu nörolog, psikiyatr. dünya genelinde birçok dile çevrilmiş yaklaşık 12 milyon sattığı söylenen insanın anlam arayışı kitabıyla bilinir. varoluşsal terapinin en önemli ismi olan frankl, insancıl psikolojiye de ilham olmuştur.

ünlü kitabında bahsettiği hastalarına ve kendisine acılarla nasıl yaşadıklarına dair sorduğu sorular ışığında geliştirdiği logoterapi (anlam yoluyla terapi) metoduyla milyonlarca insanın hayata bakışını değiştirmiştir.

frankl'a göre logoterapi yöntemi ,
* kendini bir işe adamak : insanın yaptığı işi anlamlı bularak ve çeşitli faydalar öngörerek yol üzerinde ne kadar acı, sıkıntı, engel görse de sonuca ulaşma amacına umutla tutunmasıdır.
* fedakarca sevmek : her türlü anlamın temelinde bulunan duygu sevmektir. herkesin anlamları farklıdır ancak hepsinin temeli sevgidir (bencillikten uzak bir sevgi). kiminin bir insana duyduğu sevgi, kiminin işine duyduğu sevgi vb hislerin
yaşama gayesini beslediği sonucuna ulaşmıştır.

tabii hayat akışında hiçbir şey toz pembe olmadığından * ve bu bahsedilen iki maddenin de uygulanamadığı çöküş zamanları da olağandır ve hepimizde biraz mevcuttur. peki işte o zaman ne yapmalı? sorusuna da işte aşağıdaki madde ışık olacaktır.

* acılara cesurca katlanmak : yaşamak için hala bir neden bulabilen insanlar her türlü acının üstesinden gelebilecektir. acıları olsa dahi kabullenişle, amacına yönelik kendinden fedakarlık ederek hayata devam etmek gibi. örneğin frankl, çok sevdiği eşi nazi kampında öldükten sonra bir çöküş yaşamıştır. dayanılmaz acılar yaşarken o dönem evvelinde aldığı notların ve geliştirdiği yöntemin insanlığa faydalı olacağına inanmasıyla hayata tutunmuş olması gibi.

" yaşamak için bir nedeni olan herkes, her sıkıntının üstesinden gelebilir. " nietzsche
devamını gör...

nabız kontrol eden başlık.
devamını gör...

bunu nasıl yazmadınız ya? karı gördüm kaydım, kaymaz olaydım.
devamını gör...

benimdir. çünkü kendimi seviyorum. saçımdaki beyazları, yüzümdeki lekeleri, burnumu her şeyi seviyorum. insanların kendisini sevmeyi öğrenmesi çok zaman alıyor. bunu başarabilince kapı girişine bile kocaman portrenizi koymak istiyorsunuz .
ekleme: hani şu aranıyordur, ateşli bir gece istiyordur cart curt tarzı tanım girenler var ya ; sizin ben kafanızı duvarlara sürte sürte kıvılcım çıkarayım, olmayan beyninize kadar yansın. canına yandığımın özgüvenine bak sen. görsün beğensin diye fotoğraf bırakıyoruz sanmış. yerim ya hayal dünyanı.
devamını gör...

en son buraya yazdığım zaman iyiydim tekrar savaşmaya başladım demiştim sanırım. kabus gibi bir 4 gün daha geçirdim. yalan söylerken insanları kandırırken herkes bana inanıyordu. 1.5 aydır iyileşiyorum ve dürüst olmaya başladım bu sefer ailem dahil kimse inanmıyor. trajikomik. sol gözümde yine bir şiddetli kanama oldu ve yine ameliyat etmeyi istemiyor gittiğim hastane. dedim ne yapmayalım? hastaneyi değiştirme zamanım geldi dedim. ne lazım? para. ee o da yok. annemin yanına gittim. geçmişi unuttuk. tamam hastalıktan dolayı böyle olmuş sıkıntı yok denildikçe geçmişe döndüler. vurdukça vurdular. en sonunda bende döndüm geçmişe aile savaşı çıktı. zaten derdim yok ya hiç bir sorunum yok birde bu çıktı ortaya. neyse dün benimle aynı yaşta 2 çocuk sahibi ata kardeşim vefat etti. annem ağlıyor. bak anne dedim al işte hayat bu kadar saçma. sabah vardı şimdi yok. boşverin artık benim hastalığımı geçmişimi herşeyimi. ben sizi affettim. sizde beni affedin. ameliyat için gereken desteği vereceklerini söylediler. bir insan giderken bile dünyaya insanlara bir şekilde etki ederek gider. rahmetli iyi adamdı. severdim. hatası ile günahı ile sevabı ile erken yaşta gitti misafir olduğumuz dünyadan. ben 4 defa ölümün kıyısından döndüm. sadece daha fazla yaşamak istiyorum. henüz çok erken gitmek için. yorgunum kusurlarım var hatalarım var ama zamanım henüz gelmedi. yine savaşacağım. benim huyum bu. mücadele etmek benim hobim. o yüzden geçmişi bırakın biraz anı yaşayın. bu arada birisi var *) )10 sene sonra ilk defa bir kadın ile konuşurken sesim titriyor. ne yapacağımı ne diyeceğimi bilemiyorum bazen. o eski çocuksu hal ve hareketlerimi çok özlemişim. olur mu olmaz mı bilemem ama bana bu hisleri tekrar yaşattığı için teşekkür ederim ona.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir fransız tatlısıdır. adından da anlaşılacağı üzere krebin tatlı haline getirilmesidir.

krebin doğuş ülkesi britanya olmasına rağmen, krebi bambaşka boyuta taşıyan fransızlar olmuştur.

hikayesi de bir o kadar ilginçtir. rivayete göre galler prensi , yanında suzette adlı genç bir kadınla , henüz 15 yaşında aşçı olarak görev yapan henri charpentier’in çalıştığı restorana gelir. aşçı, prensin şerefine değişik bir tatlı yapmak ister. portakal kabuğu rendesi,portakal suyu, tereyağı ve pudra şekerini kaynatmış( bazı tariflerde portakal zest de eklenir) . şurup kıvamına gelene kadar 10/15 dk pişirmiş.şuruba daha önceden pişirdiği krebi eklemiş ve önce ikiye sonra dörde katlamış ve iyice krebi çektirmiş. sonra üstüne portakal likörü dökerek ,prensin önüne getirmiş. sonra krebi ateşleyince janjanlı bir tatlı ortaya çıkıvermiş. prens etkilenmiş tabi; jest olsun diye de bu tatlıya yanındaki genç kadının ismini vermiş. crepe suzette’nin en bilinir ortaya çıkış hikayesi budur.

yapımı basit olmasına rağmen 1900’lü yılların ilk çeyreğinde genelde lüks restoranlarda servis edilen bu tatlı, ülkemizde sık rastlanmasa da evde rahatlıkla yapılabilecek basitliktedir.
devamını gör...

"korkulu geceleri sayar gibi
birden bire bir yıldız kayar gibi
ellerim kurtulacak ellerinden,
bir kuru dal ağaçtan kopar gibi."

vakit tamam!

vedayagider
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tutuş önemli arkadaşlar nasıl başlarsanız öyle gider. küçük bir bölgede 36 nota var seslere düzgün basmak çok önemli. çünkü kulak o sesi alır. yay çekmek keza öyle tavsiyem bi kaç ay sadece yay çekin. 3-4 senedir hiç bir eğitim almadan keman çalıyorum tamamen istek ve sabır işi ayrıca makam olarak hicaz şarkılar ile uğraşın. birde ucuz öğrenci kemanı ile başlayın bir süre sonra sinirden vurup kırma ihtimaliniz var çünkü dünyanın en zor enstrümanı..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim