van kedisi
anayurdu van gölü çevre bölgeleri olan kedi türü. yapay yolla üretilemeyen, safkan bir türdür. başı ve kuyruğundaki sarımsı lekeler dışında bembeyaz, ipeğimsi dokuda tüylü bir kedi. sudan korkmayan tek kedi türüdür ayrıca.
devamını gör...
bir ömür nasıl yaşanır
anlayana cok guzel nasihatler veren, adindan da anlasilacagi uzere bir omrun nasil dopdolu gecirilecegi konusunda oldukca yol gostereci olabilecek bir kitap. ılber oltayli' nin ne kadar donanimli bir insan oldugundan bahsetmeye luzum yok. ozellikle genclerin siddetle okumasini tavsiye ederim...
devamını gör...
sözlüğün ücra bir köy okulunda ölümsüzleşmesi
çok ama çok güzel olmuş.
devamını gör...
kısaltılan ders adları
dino: dinamik,
muko: mukavemet,
termo: termodinamik,
makel: makine elemanları,
ticit: türkiye cumhuriyeti inkilap tarihi.
muko: mukavemet,
termo: termodinamik,
makel: makine elemanları,
ticit: türkiye cumhuriyeti inkilap tarihi.
devamını gör...
normal sözlük moderasyonu
orantısız troll ya da kaostan nemalanan art niyetli yazarların, lanetlediği, empati kurmadan, muhakeme yapmadan, desteksiz salladıkları oluşum.
sayın bekir pakdemirli'nin "küçükbaş hayvan varlığına bakıyorum, tüm sığır varlığında avrupa birliğinde birinci sıradayız. " beyanı gibi
evet bence de birinci sıradayız. birisi "meeee meee" diyor.koro halinde "meeeeeeee"liyoruz. bir araştıralım, işin aslını öğrenelim.
muhteşem yüzyıl izleyip kanuni'n çıktığı yere zorlayan müptezeller gibi olmayalım.
sözlüğün yazılı ve yazısız kuralları vardır.
twitter ya da facebook'ta yazar gibi entry yazılmaz.
yetkililer verilmiş salayiheti sırf birine gıcıklık olsun diye kullanamazlar. yürek ister o yürek.o işler öyle olmuyor abicim.
rusya var işin içinde hey!
silinen entry'ler hakkında subjektif bakmak yerine nesnel bakarsak konuya şahsi algılamazsak inanıyorum başarabiliriz.
başıma gelmiş bir olayı anlatayım;
başlık :kadınların sürekli sınıflandırılması
entry'm :kim o terbiyesiz ?
şimdi ne kadar g*te g*t diyemezsek de,
moderatörler bu entry'yi silmelerinde haklılar.
ortada bir yanlış anlaşılma ya da hata olduğuna eminseniz anlayışlılardır ne kadar portakal suyu kafa yapsada soru(n)larınızı dile getirip çözebilirsiniz. yeter ki kapılarını çaldığınız vakit elinizde portakal olsun.
moderatörler bir nevi memur hocam kim ister entry silip, düzeltmek, mesaj atıp iletişim kurmak, tek tek anlatmak...
formata uyan yazar ve yazı olursa aklı başında olan her moderetör, "oh bugün de az çalıştık " diye sevinir. saygılar.
sayın bekir pakdemirli'nin "küçükbaş hayvan varlığına bakıyorum, tüm sığır varlığında avrupa birliğinde birinci sıradayız. " beyanı gibi
evet bence de birinci sıradayız. birisi "meeee meee" diyor.koro halinde "meeeeeeee"liyoruz. bir araştıralım, işin aslını öğrenelim.
muhteşem yüzyıl izleyip kanuni'n çıktığı yere zorlayan müptezeller gibi olmayalım.
sözlüğün yazılı ve yazısız kuralları vardır.
twitter ya da facebook'ta yazar gibi entry yazılmaz.
yetkililer verilmiş salayiheti sırf birine gıcıklık olsun diye kullanamazlar. yürek ister o yürek.o işler öyle olmuyor abicim.
rusya var işin içinde hey!
silinen entry'ler hakkında subjektif bakmak yerine nesnel bakarsak konuya şahsi algılamazsak inanıyorum başarabiliriz.
başıma gelmiş bir olayı anlatayım;
başlık :kadınların sürekli sınıflandırılması
entry'm :kim o terbiyesiz ?
şimdi ne kadar g*te g*t diyemezsek de,
moderatörler bu entry'yi silmelerinde haklılar.
ortada bir yanlış anlaşılma ya da hata olduğuna eminseniz anlayışlılardır ne kadar portakal suyu kafa yapsada soru(n)larınızı dile getirip çözebilirsiniz. yeter ki kapılarını çaldığınız vakit elinizde portakal olsun.
moderatörler bir nevi memur hocam kim ister entry silip, düzeltmek, mesaj atıp iletişim kurmak, tek tek anlatmak...
formata uyan yazar ve yazı olursa aklı başında olan her moderetör, "oh bugün de az çalıştık " diye sevinir. saygılar.
devamını gör...
anonim moderatör istemiyoruz
devamını gör...
soğuk duş etkisi yaratan anlar
ensenizden aşağıya akan o ufacık sinir, tüm vücuda yayılan o sıcaklık. kapıyı çektikten sonra anahtarı evde unuttuğunuzu veya kasa sırası size geldiğinde cüzdanı evde bıraktığınızı fark ettiğiniz o an gibi irade dışı anların yanında, çoğunlukla sizin yediğiniz ya da başkasının yediği nanenin farkına varıldığı o kısacık anlar.
en tehlikeli olanları da sonunuzu kendi iradenizle hazırladığınız anlardır. küçükken bu hissi yaşamak için dolabınızdaki abur cuburları annenizden habersiz bitirip fark edilmesini beklemek yeterli gelebilir, fakat büyüdükten sonra abur cuburla yetinmeyeceğiniz için dolapta ne tuttuğunuza dikkat etmekte fayda var.*
(bkz: gizliden gizliye zevk alınan ufak sapkınlıklar)
en tehlikeli olanları da sonunuzu kendi iradenizle hazırladığınız anlardır. küçükken bu hissi yaşamak için dolabınızdaki abur cuburları annenizden habersiz bitirip fark edilmesini beklemek yeterli gelebilir, fakat büyüdükten sonra abur cuburla yetinmeyeceğiniz için dolapta ne tuttuğunuza dikkat etmekte fayda var.*
(bkz: gizliden gizliye zevk alınan ufak sapkınlıklar)
devamını gör...
bir yılda tam 262 kadının öldürülmüş olması
türkiye çatısı altında gerçekleşen ve rakam duyulunca şaşkınlık oluşturan hede. kadınlar olarak her gün "yeter!" diye bağırmaktayız.
sevgiden, aşktan, güvenden geçtik artık. öldürmesinler istiyoruz. öldürmeyen sevgi istiyoruz. lütfen yaşama hakkımıza saygı duyun.
sevgiden, aşktan, güvenden geçtik artık. öldürmesinler istiyoruz. öldürmeyen sevgi istiyoruz. lütfen yaşama hakkımıza saygı duyun.
devamını gör...
vergi alınmayan şey
gülme vergisi.
devamını gör...
gün ortasında arzu
bir behçet çelik kitabıdır.
behçet çelik on sekiz öyküden oluşan bu müthiş öykü kitabı ile 2008 yılında sait faik hikaye armağanını kazanmış ve kazanırken de sonuna kadar hak etmiş.
yazar kitabı üç bölüme ayırmış. ama bölümlere isim ya da numara vermektense üç bölümü de ayrı ayrı dizelerle ayırmış birbirinden ki bu ustalara zarif bir selam olmuş bence.
ilk bölümde oktay rifat’ın “ gün batmasa her kente dönebilir” sözüyle yola çıkıyoruz. derdini anlatamayan sessiz insanların arasında dolaşırken gün ortasında arzu duyduğumuz şeyleri düşünüyoruz. bir yandan da iyi olacak, iyi diyoruz kendimizi sağaltmak için. bir kafede eski bir arkadaşımızla yediğimiz ama bize iyi hissettirmeyen yoğurtlu makaranadan sonra güzel bir ortam arayışına giriyoruz. emir kusturica filmlerinden fırlamış bir abladan dinlediğimiz tutmayan fal bize hayatın bundan ibaret olmadığını hatırlatıyor. sabaha kadar arayıştayız, kuşluk vakti karanlığında bulma umuduyla aradığımızı.
ikinci bölümde bizi “ benim sözlerim eskidi/ onunki de eskidi/ zaten kelimeler sonludur “ diyen edip cansever karşılıyor bizi. ıslak muşambanın o rahatsız edici serinliği kolumuza dokunduğunda kendimizi mutlu bir kedi bakıcısına sırnaşan bir kedinin huysuzluğu ile sarmalıyoruz. sonra yoldan geçen güzel kokulu kızlar hep bir ağızdan yaz bitti diyorlar. olağan bir cumartesinin olağanüstü sıcağında mantıklı bulmuyoruz bu sözü. hayatlarımızın aldığı haller aklımızdan geçerken güzel kızlardan birinin kokusuyla müstesna eylül’ün gelişini hayal ediyoruz.
üçüncü bölümde turgut uyar beklemekte bizi “ yarın pazar/ yarınki pazarların sessizliği “ sözüyle. hakim amca beni sormuş cümlesi çalınıyor kulağımıza tam da eylüle girmişken bir postal ezikliği ile. eylül intikam peşinde biliyoruz, tam 31 yıldır. kukumav kuşu gibi düşünmeye de niyetli değiliz ne olursa olsun. anlattığımız hikayeden bir iş devşirsek bize yeter. zaten şunu şurasında ne kaldı dolunayda doğum günü kutlamaya.
behçet çelik on sekiz öyküden oluşan bu müthiş öykü kitabı ile 2008 yılında sait faik hikaye armağanını kazanmış ve kazanırken de sonuna kadar hak etmiş.
yazar kitabı üç bölüme ayırmış. ama bölümlere isim ya da numara vermektense üç bölümü de ayrı ayrı dizelerle ayırmış birbirinden ki bu ustalara zarif bir selam olmuş bence.
ilk bölümde oktay rifat’ın “ gün batmasa her kente dönebilir” sözüyle yola çıkıyoruz. derdini anlatamayan sessiz insanların arasında dolaşırken gün ortasında arzu duyduğumuz şeyleri düşünüyoruz. bir yandan da iyi olacak, iyi diyoruz kendimizi sağaltmak için. bir kafede eski bir arkadaşımızla yediğimiz ama bize iyi hissettirmeyen yoğurtlu makaranadan sonra güzel bir ortam arayışına giriyoruz. emir kusturica filmlerinden fırlamış bir abladan dinlediğimiz tutmayan fal bize hayatın bundan ibaret olmadığını hatırlatıyor. sabaha kadar arayıştayız, kuşluk vakti karanlığında bulma umuduyla aradığımızı.
ikinci bölümde bizi “ benim sözlerim eskidi/ onunki de eskidi/ zaten kelimeler sonludur “ diyen edip cansever karşılıyor bizi. ıslak muşambanın o rahatsız edici serinliği kolumuza dokunduğunda kendimizi mutlu bir kedi bakıcısına sırnaşan bir kedinin huysuzluğu ile sarmalıyoruz. sonra yoldan geçen güzel kokulu kızlar hep bir ağızdan yaz bitti diyorlar. olağan bir cumartesinin olağanüstü sıcağında mantıklı bulmuyoruz bu sözü. hayatlarımızın aldığı haller aklımızdan geçerken güzel kızlardan birinin kokusuyla müstesna eylül’ün gelişini hayal ediyoruz.
üçüncü bölümde turgut uyar beklemekte bizi “ yarın pazar/ yarınki pazarların sessizliği “ sözüyle. hakim amca beni sormuş cümlesi çalınıyor kulağımıza tam da eylüle girmişken bir postal ezikliği ile. eylül intikam peşinde biliyoruz, tam 31 yıldır. kukumav kuşu gibi düşünmeye de niyetli değiliz ne olursa olsun. anlattığımız hikayeden bir iş devşirsek bize yeter. zaten şunu şurasında ne kaldı dolunayda doğum günü kutlamaya.
devamını gör...
john frusciante
ilk defa bir mecrada hakkında bir şeyleri ilk yazacak olmanın gururuyla başlığa girip hüsrana uğradığım sanatçı, müzisyen, idol, yaşam tarzı.
tam adı john anthony frusciante olmakla birlikte queens, new york 1970 doğumludur. 18 yaşında girdiği red hot chili peppers'ın ikinci gitaristi olup blood sugar sex magik'ten stadium arcadium'a kadar bütün albümlerde gitarist, back vokal, söz yazarı olarak yer almıştır. 2009 yılında solo kariyerine yoğunlaşmak isteyerek gruptan ayrılmıştır bu sebeple 2012 yılında istanbul'da gerçekleşen ilk ve tek rhcp konserinde bulunamamıştır. ve 2019 aralık ayında gruba tekrar döndüğü haberini salıp, bana 2020 atina konserine bilet aldırtmıştır. ancak pandemi yüzünden bütün konserlerin iptaliyle onu canlı görme fırsatı ellerimin arasından kayıp gitmiştir.
bu adam için dünyanın en iyi gitaristi diyebilirim. bu yorum ultrasubjektiftir elbette gocunmuyorum. kendisi bir dehadır. bunu yazmamın sebebi aklınızda canlanan ritchie blackmore, zakk wylde, slash kişilikleri gibi sololardaki hızı veya yetkinliğinden ziyade içe işleyen tınıları ve ruha seslenişidir.
solo kariyerine hem vokal hem gitar ile başlamış olup synthesizer ekleyerek zamanla elektronik müziğe evriltmiştir. son çıkardığı ep maya bunu kanıtlar niteliktedir. billur gibi sesi vardır. hayranları özellikle uzun saçlı olduğu dönem jesus benzetmesi yapar. kendisinin gözler önünde olmak gibi bir derdi yoktur o nedenle de hayranlarıyla olan ilişkisi tek yönlüdür.
yakında isminin dövmesini yaptıracağım be adam. çok şey kattın bana ne yazsam boş artık dilimde tüy bitti seni tanıtmaktan, övmekten.
avusturalyalı bir amatör rock grubuna isim olmuş parçasıyla noktalayalım şimdilik. ara ara editlerim:
driving to eat a carvel cake
somewhere you know isn't where you think.
tam adı john anthony frusciante olmakla birlikte queens, new york 1970 doğumludur. 18 yaşında girdiği red hot chili peppers'ın ikinci gitaristi olup blood sugar sex magik'ten stadium arcadium'a kadar bütün albümlerde gitarist, back vokal, söz yazarı olarak yer almıştır. 2009 yılında solo kariyerine yoğunlaşmak isteyerek gruptan ayrılmıştır bu sebeple 2012 yılında istanbul'da gerçekleşen ilk ve tek rhcp konserinde bulunamamıştır. ve 2019 aralık ayında gruba tekrar döndüğü haberini salıp, bana 2020 atina konserine bilet aldırtmıştır. ancak pandemi yüzünden bütün konserlerin iptaliyle onu canlı görme fırsatı ellerimin arasından kayıp gitmiştir.
bu adam için dünyanın en iyi gitaristi diyebilirim. bu yorum ultrasubjektiftir elbette gocunmuyorum. kendisi bir dehadır. bunu yazmamın sebebi aklınızda canlanan ritchie blackmore, zakk wylde, slash kişilikleri gibi sololardaki hızı veya yetkinliğinden ziyade içe işleyen tınıları ve ruha seslenişidir.
solo kariyerine hem vokal hem gitar ile başlamış olup synthesizer ekleyerek zamanla elektronik müziğe evriltmiştir. son çıkardığı ep maya bunu kanıtlar niteliktedir. billur gibi sesi vardır. hayranları özellikle uzun saçlı olduğu dönem jesus benzetmesi yapar. kendisinin gözler önünde olmak gibi bir derdi yoktur o nedenle de hayranlarıyla olan ilişkisi tek yönlüdür.
yakında isminin dövmesini yaptıracağım be adam. çok şey kattın bana ne yazsam boş artık dilimde tüy bitti seni tanıtmaktan, övmekten.
avusturalyalı bir amatör rock grubuna isim olmuş parçasıyla noktalayalım şimdilik. ara ara editlerim:
driving to eat a carvel cake
somewhere you know isn't where you think.
devamını gör...
yks 2021 sonuçlarının açıklanması
öylesine girdiğim ve 10k yap
dur dur, ekşi'ye yazıyorduk bunu.
dur dur, ekşi'ye yazıyorduk bunu.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın benim minnoş sözlükçüğüm..
bugün çok sevgi pıtırcığı uyandım ben. evet sevin beni. sevgi yumağına dönüşeceğiniz bir gün diliyorum size. kahve ısmarlayanınız, iltifat edeniniz, yüzünüzü güldüreniniz çok olsun*
hayırlı işleeerr, herkese çok kolay gelsin.
bugün çok sevgi pıtırcığı uyandım ben. evet sevin beni. sevgi yumağına dönüşeceğiniz bir gün diliyorum size. kahve ısmarlayanınız, iltifat edeniniz, yüzünüzü güldüreniniz çok olsun*
hayırlı işleeerr, herkese çok kolay gelsin.
devamını gör...
tarih bölümünde okumak
kitaptır, makaledir bu tür şeyleri okumaktan hoşlanmıyorsanız gelmeyin. onun haricinde eğlencelidir. vize zamanı sorumlu tutulan pdflerden çoğu zaman bunalabilirsiniz, ama pes etmezseniz sonuç gayet olumlu olacaktır. bir de ögretim üyesi kaliteliyse dersler de baya akar gider, kendinizi anlatılan dönemde, savaşta hayal ederken bulursunuz.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
“gün olur, alır başımı giderim,
denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
şu ada senin, bu ada benim,
yelkovan kuşlarının peşi sıra.
dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
çiçekler gürültüyle açar;
gürültüyle çıkar duman topraktan.
hele martılar, hele martılar,
her bir tüylerinde ayrı telaş!…
gün olur, başıma kadar mavi;
gün olur başıma kadar güneş;
gün olur, deli gibi…”
> orhan veli kanık - gün olur. <
denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
şu ada senin, bu ada benim,
yelkovan kuşlarının peşi sıra.
dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
çiçekler gürültüyle açar;
gürültüyle çıkar duman topraktan.
hele martılar, hele martılar,
her bir tüylerinde ayrı telaş!…
gün olur, başıma kadar mavi;
gün olur başıma kadar güneş;
gün olur, deli gibi…”
> orhan veli kanık - gün olur. <
devamını gör...
agora meyhanesi
meydan meyhanesi manasına gelir. onu bu kadar meşhur eden 1959 yılında tıp öğrencisi onur isimli bir gencin karşılıksız aşka düşüp izmir'in meyhaneler meydanı olan agora semtinde yazdığı mektup olmuştur.
devamını gör...
hayattaki en yüce değer
psikolojik olarak da
fizyolojik olarak da ölümdür.
her açıdan
yaşadığımız günlerin kıymetini arttırır,
yaşanacak günlerin amacı olduğuna inandırır.
fizyolojik olarak da ölümdür.
her açıdan
yaşadığımız günlerin kıymetini arttırır,
yaşanacak günlerin amacı olduğuna inandırır.
devamını gör...
diyete başlamadan önceki son gün
asla son olmayan son gündür.
devamını gör...
sürekli mutsuz olan insan
çevresini de mutsuz etme potansiyeli olan insandır. çevresine negatiflik yayar.
devamını gör...
