parabellum
ismini renatus'nun de re militari- samet özgüler tarafından dilimize roma savaş sanatı olarak çevrilmiştir- eserinde geçen si vis pacem para bellum deyişinden alan tabanca. para bellum kabaca savaşa hazırlan olarak çevrilebilir. tam olarak karşılamasa bile si vis pacem para bellum'un çevirisi barış istiyorsan savaşa hazırlan olarak yapılıyor. daha az yaygın olan başka bir kullanımı: barış isteyen savaşa kendini hazırlasın.
devamını gör...
yazarların kendilerini teselli etmek için kullandığı cümleler
daha en kötü ne olabilir ki veya elbet bir gün senin de yüzün gülecek diye kendimi teselli ederim bir de aynaya karşı (bkz: dobarla bıragma gendini).
devamını gör...
9 ağustos dünya kitapseverler günü
ne zaman kutlanmaya başlandığı ve nerden geldiği bilinmiyor. insanların sevdiği kitapları keyifle okuduğu bir gün olarak kabul görmüş. ülkemizde kitap okumak yeterli bir seviyede olmasa da okurların günleri kutlu olsun efenim.
devamını gör...
kadınların aklının fikrinin sekste olması
devamını gör...
bir insanın kaybetmemesi gereken şey
kendine olan inancı,o kaybolduğu zaman hayalet gibi yaşamaya başlarsınız.
devamını gör...
direkt yerine direk yazan insan
belki de 'direk' kelimesini kasteden kişidir.
devamını gör...
kedi osuruğu
bizim kedinin uykusunda bacaklarını ayırıp "boort" diye çıkarttığı gürültüye bir yandan şaşkınlıkla gülerken,bir yandan da vay be o kadar yazılıp çizildi,hiç koku yok,hayvanların günahını alıyorlarmış meğerse diye düşünmüştüm. artık bizimki bunu sezdi mi ne yaptıysa gurur meselesi yapıp, kedilerin bu namının hakkını vermek için bolca ciğer yediği bir günün akşamını seçti. on kişinin toplanıp konuştuğu odaya burnu ve kuyruğu havada,bir kral edasıyla giren kahramanımızı kucağına alıp seven bir kız " aaa fıss diye bir şey yaptı, gaz çıkarttı ehehe " diye gülerken , bizim kediyle göz göze geldiğimde bakışlarından " birazdan gaz çıkartmak deyiminin ne kadar yetersiz kaldığını anlayacaklar." ifadesini anlamam ile odayı bir anda kasıp kavuran o tarifsiz radyoaktif atık kokusunu almamız bir oldu. inanın odanın ortasına el bombası atılsa o salon o kadar çabuk boşalmazdı. bu olaydan sonra beyefendi türünün ününü ve ihtişamını devam ettirmenin verdiği gururla ortalıkta dolanırken, bende " seslisi güldürür,sessizi öldürür " deyiminin ne kadar doğru olduğunu anladım.
devamını gör...
iş hayatının ilk kuralı
ilk günden taviz vermeyeceğini göstermektir. herkes bu çok safmış diye işleri bir yükler üstüne, ne olduğunu anlamazsın.
devamını gör...
0850 ile başlayan tacizci numaralar
iki gündür arıyorlar.
-ben,eda internet alt yapısından arıyorum,
(nasıl yani?)
-anlayamadım,nerden arıyorsunuz?
-türknetten arıyorum internet hızınız hakkında bilgi almak istiyorum.
-ben iptal ettim bir ay önce
-peki teşekkürler..
iyi güzel de bu numara türknet numarası değil muhtemelen.
iki gün sonra tekrar:
- ben eda, türk telekom’un zamlarını bildirmek için aradım ... hanım.
(küfür eden bir insan değilim ama istemsizce şimdiye kadar bütün duyduklarım kafamda trompet çalıyor)
sesim sertleşti,karşımdaki adımla hitap ediyor bir de.
sizi şikayet edeceğim, deyip kapattım.
karşı taraftaki böyle bir şikayetin nasıl olsa bir işe yaramayacağını biliyor ve yarın kimbilir kimlerin canını yakmak üzere harekete geçecek.
* 0850 533 03 99 bu numara
-ben,eda internet alt yapısından arıyorum,
(nasıl yani?)
-anlayamadım,nerden arıyorsunuz?
-türknetten arıyorum internet hızınız hakkında bilgi almak istiyorum.
-ben iptal ettim bir ay önce
-peki teşekkürler..
iyi güzel de bu numara türknet numarası değil muhtemelen.
iki gün sonra tekrar:
- ben eda, türk telekom’un zamlarını bildirmek için aradım ... hanım.
(küfür eden bir insan değilim ama istemsizce şimdiye kadar bütün duyduklarım kafamda trompet çalıyor)
sesim sertleşti,karşımdaki adımla hitap ediyor bir de.
sizi şikayet edeceğim, deyip kapattım.
karşı taraftaki böyle bir şikayetin nasıl olsa bir işe yaramayacağını biliyor ve yarın kimbilir kimlerin canını yakmak üzere harekete geçecek.
* 0850 533 03 99 bu numara
devamını gör...
tek başına
kudret kurtcebe'nin 1999 yılında çıkardığı "şizofren" adlı albümünde yer alan şarkının adıdır. parçanın söz ve müziği ağabeyi karikatürist nuri kurtcebe'ye aittir.
şöyle;
kramp versiyonunu da pek severim (hatta favorim budur)
erkin baba'da seslendirdi bu şarkıyı
şöyle;
kramp versiyonunu da pek severim (hatta favorim budur)
erkin baba'da seslendirdi bu şarkıyı
devamını gör...
klişe teselli cümleleri
unutursun, hiç kafana takma.
devamını gör...
yurtiçi kargo
bilinen en rezalet kargo firması olabilir.
aras'da var tabi ki, ama yurt içi başka bir boyut.
kargoyu sektire sektire getirseler yüzümde mimik oynamaz, şaşırmam.
aras'da var tabi ki, ama yurt içi başka bir boyut.
kargoyu sektire sektire getirseler yüzümde mimik oynamaz, şaşırmam.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
tuhaf bir insanım...
tüm tuhaflığım bir abide gibi. böyle kaskatı, keskin, dikenli tel gibi... kimsenin yaklaşması mümkün değil.
mutlu olmak yerine, insanların mutsuzluğunu toplayıp kendime pay çıkarıyorum. bu durum şundan kaynaklı olabilir mi diye düşünüyorum hep.
bahsedilen şu; birinin mutsuzluğunu, derdini öğrendiğin zaman; yarasını keşfettiğin zaman; ortak bir payda bulduğun zaman derdini hafifletirsin. derdini hafifletirken kendine yük etmiyor musun aslında? kimin umurunda ki? tükenip tükenip bir hiç olmak istiyorum.
mutlulukları paylaşmak karşısında ne hissediyorum peki? bu noktada hissizim. güzel gibi, sıkıcı gibi. biri mutlu; ama mevzubahis biri sen değilsin. dinliyorsun, gülüyorsun, öyle miydi diyorsun. gerçekten öyle mi?
olmuyorsa zorlama. olmuyorsa zorlama. olmuyorsa zorlama. bu zamana kadar hep bir şeyleri zorladım. bundan sonra zorlamayacağım. mutlu olmaya zorlamayacağım. mutsuz olmaya da zorlamayacağım. sevmek için de zorlamayacağım.
burada duraksıyorum. sevmeye, daha doğrusu sevilmeye ihtiyacımız olduğu muhakkak. çiçeklenmek mümkün. en çok gözlerimin gülmesini seviyorum. nasıl mı oluyor? sevince... sonuçta sevildiğimi, en önemlisi "ne kadar" sevildiğimi hiçbir zaman bilemedim. sadece güzel sevdim. bunu hep bildim.
işte bundan sonra kendimi, sevmek için de zorlamayacağım. beklentisiz bir hayat sundum kendime. belki biraz bencilce. böyle olması gerekiyor.
he şu da var: açık bir kapı hep var. yeter ki elinde bir kalem, bir taş, bir tebeşir veyahut parmağınla çizebildiğin hayali bir çizgi olsun. o kapı her türlü çizilir ve her türlü açık bırakılır.
yine bir gün çok saçmaladım. daldan dala atlamalı bi karalama defteri oldu. karalama defterinin özelliği de o değil mi canım... allaa allaa. *
tüm tuhaflığım bir abide gibi. böyle kaskatı, keskin, dikenli tel gibi... kimsenin yaklaşması mümkün değil.
mutlu olmak yerine, insanların mutsuzluğunu toplayıp kendime pay çıkarıyorum. bu durum şundan kaynaklı olabilir mi diye düşünüyorum hep.
bahsedilen şu; birinin mutsuzluğunu, derdini öğrendiğin zaman; yarasını keşfettiğin zaman; ortak bir payda bulduğun zaman derdini hafifletirsin. derdini hafifletirken kendine yük etmiyor musun aslında? kimin umurunda ki? tükenip tükenip bir hiç olmak istiyorum.
mutlulukları paylaşmak karşısında ne hissediyorum peki? bu noktada hissizim. güzel gibi, sıkıcı gibi. biri mutlu; ama mevzubahis biri sen değilsin. dinliyorsun, gülüyorsun, öyle miydi diyorsun. gerçekten öyle mi?
olmuyorsa zorlama. olmuyorsa zorlama. olmuyorsa zorlama. bu zamana kadar hep bir şeyleri zorladım. bundan sonra zorlamayacağım. mutlu olmaya zorlamayacağım. mutsuz olmaya da zorlamayacağım. sevmek için de zorlamayacağım.
burada duraksıyorum. sevmeye, daha doğrusu sevilmeye ihtiyacımız olduğu muhakkak. çiçeklenmek mümkün. en çok gözlerimin gülmesini seviyorum. nasıl mı oluyor? sevince... sonuçta sevildiğimi, en önemlisi "ne kadar" sevildiğimi hiçbir zaman bilemedim. sadece güzel sevdim. bunu hep bildim.
işte bundan sonra kendimi, sevmek için de zorlamayacağım. beklentisiz bir hayat sundum kendime. belki biraz bencilce. böyle olması gerekiyor.
he şu da var: açık bir kapı hep var. yeter ki elinde bir kalem, bir taş, bir tebeşir veyahut parmağınla çizebildiğin hayali bir çizgi olsun. o kapı her türlü çizilir ve her türlü açık bırakılır.
yine bir gün çok saçmaladım. daldan dala atlamalı bi karalama defteri oldu. karalama defterinin özelliği de o değil mi canım... allaa allaa. *
devamını gör...
edebiyat dedikoduları
edip cansever, turgut uyar'ın eşi tomris uyar'a çok aşıkmış. tomris'in her doğum gününde (15 mart) bıkmadan yeni bir şiir yazıp yayımlarmış. bir gün de tomris ile baş başa oturdukları bir rakı masasında cansever, peçeteye: "tomris rakıyı çok severdi, bense onu…” yazmış.
devamını gör...
köpeksiz sokaklar istiyoruz
katılıyorum ben de keşke sokaklarda hiç köpek olmasa. keşke hiç bir köpek soğukta sokaklarda kalmak zorunda olmasa, açlıktan ve bakımsızlıktan ölmese. haydi o zaman el ele verelim sokaklarımızı köpeklerden temizleyelim. her yazar bir köpek sahiplense bu iş tamamdır. ya da evde bakamam diyorsanız sokakta bakıma muhtaç köpekleri toplayıp imkansızlıklar içinde onları tedavi edip, onlara yuva olan dernekler var. bu gruplara 5, 10 demeden destek olabilir ya da bir köpeğin aylık ihtiyaçlarını üstlenebilirsiniz. bu gruplardan birkaçı; silivricanları, encander, kurtaranev, puppycity canlarıntutkusu, sohayko...
devamını gör...
phineas gage vakası
“amerika’daki levye vakası” olarak da anılır. 1848 yılında phineas gage isminde bir amerikalı demir yolu inşaatı uzmanı, bir kaza geçirir. barutu taşa işlerken demir çubuk kullanmaktadır, barutun patlaması ile demir çubuk sol yanağından girer ve kafatasının sağından çıkar. gage hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkıp yürür. tedavisi tamamlandıktan sonra artık kendisi eskisi gibi değildir, kişiliği tamamen değişmiştir. eskiden bilindiği gibi kibar ve düşünceli bir insan olmanın çok uzağındadır. demir çubuğun beynin ön bölgesine hasar vermesi yüzünden artık kaba, sürekli kavga çıkartan ve dürtüsel hareket eden bir insan olmuştur. gage artık planlama, stratejik düşünme, ve kendini kontrol etme gibi davranışlardan yoksun kalmıştır. dr. harlow, gage ile çalışmıştır ve yaptığı çalışmalar beynin ön kısmının hangi yetilere sahip olduğunu öne sermiştir. gage'in kazası, bize beyindeki karmaşık psikolojik süreçlerin oluşumu ile ilgili çok şey öğretmiştir.
devamını gör...
kadınların mutsuzken saçını kesmesi
of sıktı artık yok mutsuz kadınların saçı kısa olur yok şu yok bu alakası yok kardeşim kısa saç seviyoruz bu kadar basit, ne meraklısınız her şeye anlam yüklemeye.
devamını gör...
bekçilerin kendilerine bekçi denmesini istememesi
saray muhafızları diyelim adamlar kendilerini gladyatör falan sanıyo cidden ülkede sıyırmayan insan kalmadı.
devamını gör...
mıknatıslı kitap ayracı
darth vader'lı olanına sahip olduğum eşyadır. kitap ayracı olarak kullanmaya alternatif olarak not kağıdı sabitleme amacıyla metal bir bölgeye yerleştirerek kullanılabilir; buzdolabına alışveriş listesi sabitlemek için mesela. daha işlevsel olacaktır.
devamını gör...
