sydney'de yaşayan dostumun yıllar önce beni çağırdığı,askerlik engeli yüzünden gitmediğim yer. zamanı geri alsak durur muydum acaba.özellikle ülkemizin bu halini görünce.
kanguruyla bütünleşse de çok yüksek koyun nüfusuna sahip ülke.
devamını gör...

puanlamalar, bir ölçüt, bir sınıflandırma sistemidir. her yerde olduğu gibi böyle sistemlerde de karşımıza çıkıyor. haftalık puan tablosu sadece dopamin eksikliği olanların motivasyon ihtiyacını karşılamak için tatmin edici bir hedeftir. ayrıca ucunda ödül de var, hedefe ulaşmak için hırs da devreye giriyor. yazarı tatmin etme amacı güdüyor, sürekli 1'nciliği kazanma hissi de geliyor. yazın geçin puanlamaya takılmayın, elinizden geldiğince eğlenmeye çalışın. *
devamını gör...

1912 yılında alman meteorolog alfred weneger tarafından ortaya konulmuştur.

alfred weneger bu teorisinde "kıtaların hareket halinde olduğunu, milyarlarca yıl önce pangea (tek kıta)'nın parçalanarak şimdiki kıtaları oluşturduğunu" söyler. buna kanıt olarak kıtaların birbirini tamamlar şekilde olmasını göstermiştir.
devamını gör...

marx'a göre kapitalist sistemde özgürlükten söz etmek mümkün değildir. bu sistem sömürü ve eşitsizliklere dayanmaktadır. üretim araçlarına sahip burjuva sınıfı işçi sınıfını her anlamda sömürmektedir. kol gücü değildir sadece sömürülen; aynı zamanda zihinlerini de sömürmektedir. işçiler kendi ürünlerine yabancılaşmaktadır. genel olarak insanlar doğaya, türdeşlerine ve hatta kendilerine yabancılaşmaktadırlar. bu yabancılaşma durumu marx için çok önemlidir. bir bakıma kişinin kendi benliğini yitirmesidir. varoluşları kendi çabalarına ve eylemlerine bağlı değildir. bu durumda da gerçek bir varoluştan ve özgürlükten söz etmek imkânsızlaşmaktadır. marx prensip olarak insanların akıllı varlıklar olduğunu ve özgür olabileceklerini kabul etmektedir. ancak bunun için bazı şartların olgunlaşması gereklidir. kapitalist sistemde insanlar özgürlük vaatleri altında aslında özgürlükten mahrum bırakılmışlardır. rousseau bütün insanların özgür doğduğunu fakat her yerde zincire vurulduklarını söylemişti. marx için bu zincir kapitalizm ve onun üretim ilişkileridir. tarihsel ve toplumsal bir bakış açısına sahip olan marx özgürlüğun ancak bu sistemin sona ermesiyle mümkün olabileceğini düşünmektedir. kapitalizmde sınıf çatışmaları, özel mülkiyet, eşitsiz ve adil olmayan gelir dağılımı, üretim araçları hegemonyası ve yabancılaşma vardır. marx burjuva ahlakına ve çarpık bireysellik anlayışına karşı çıkmaktadır. ona göre gerçek bireysellik de ancak ve ancak kolektif bir yapıda mümkün olacaktır. burjuva ahlakının özgürlük anlayışı bir illüzyondan ibâretttir. insanın kendini gerçekleştirmesi ve yeteneklerini ortaya koyabilmesi anlamındaki özgürlük marx'a göre komünal bir yapıda mümkün olabilecektir.
devamını gör...

ezel’ de converse ayakkabılar giyen, psikopat katil “temmuz “en çok yakışandır bence. şimdilerde çukur’ da “aliço” karakterini canlandırıyor.

rıza kocaoğlu.
devamını gör...

batı'da kızlar teklif ediyormuş.
devamını gör...

yapılmadan önce yüzlerce hatta binlerce kez düşünülmesi gereken eylem.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

oyladığım yazarları başka kimler oylamış takıntısından kurtulmamı sağlayan durum.
devamını gör...

ama etik değildir.
devamını gör...

gashadokuro, japonca'da ''aç iskelet'' anlamına gelmektedir. japon mitolojisindeki doğa üstü varlıklardan (bu doğa üstü varlıklara yōkai denmektedir. gashadokuro, yōkai'lerin yurei denen bir nevi hayalet alt sınıfına mensuptur) biri olan gashadokuro insanlardan kat ve kat büyük bir iskelet şeklinde görünür. açlıktan veya savaşlarda ölen, gömülmeyen insanların iskeletlerinden -ruhlarından- oluştuğu söylenir. (toplu gömülmüş askerlerden oluştuğu da söylenir.) yani sıkıntılı ruhlar, bedenleri; hak ettiği cenaze törenini alamadığında bu yaratığı oluştururlar. ōdokuro da denen bu yaratıkların gecenin geç saatlerinde dolaştıkları söylenir. bu yüzden de gezginlerin peşinde görülen bu yaratık birine yaklaştığı zaman, dişlerini takırdattığı için ince bir çınlama sesi duyulur. kemik yapıları gereği normal bir şekilde yürüyemezler, genelde bükülerek ve sürünerek yaklaşırlar.

fiziksel olarak gözleri olabilir veya olmayabilir. olursa ikisi de ayrı yönlere bakar. çok sinirlendiklerinde vücutlarının alev aldığı söylenir ve dillerinin insan kanı ile kaplı olduğuna inanılır. isminden bahsetmiştik. etimolojik olarak gash; gıcırdama, çatırdama, tıkırdama anlamlarına gelen ''gachi gachi'' kelimesinden gelmektedir. odokuro da dev iskelet demektir. bu kombinasyon ile gashadokuro kelimesi elde edilir.

tılsımların bu yaratığa karşı etkili olduğu düşünülse de ölmüşlerin ruhundan meydana geldiği için yenilmezlik-görünmezlik özellikleri olduğu düşünülür. yakaladığı gezginin kafasını ısırır ve kanını içer. gashadokuro, bastırılmış öfkesi serbest kalana kadar avlanır ve sonra kemikleri buruşarak çöker. bu yaratıklar toplu ölümlerin oldukları yerlerde görüldükleri için günümüzde, kıtlıkların ve savaşların yaşandığı geçmiş zamanlara göre daha az görüldüklerine inanılır. bir kin ve nefret ile doğan bu yaratıklar, bu güce dönüşen hisleri kaybolana kadar avlanırlar. var oluş biçimleri düşünüldüğünde yaratıkların aç hayaletlerden meydana gelmeleri de bunu zaten destekler.

biraz da tarihine bakalım: gashadokuro'ya ait ilk kayıtlar günümüzden 1000 yıl öncesine, 10. yüzyıla dayanır. güçlü bir samuray olan taira no masakado, akrabaları tarafından tuzağa düşürülür. bunun intikamını almak adına masakado onlara şiddetle cevap verir; evlerini yakar ve birini öldürür. yenilgiden utanan bir akraba, yanına birliklerini de alıp masakado'yu düelloya çağırır. masakado, daha az askeri olmasına rağmen bundan da galip ayrılır. olaydan sonra imparatorluk mahkemesine çıkan samuray bir şekilde affedildi ve cezası hafifletildi. fakat mağlup taraftan biri olan yoshikane, intikam almak için 937'de masakado ile tekrar savaştı. yaralanan masakado kaçmaya çalıştı ve 939 yılında ''tengyō no ran'' adında küçük bir isyan çıkardı. başına ödül konan samuray 940 yılında öldürüldü. ve başı, ödül için kyoto'daki başkente getirildi. masakado'nun kızı takiyasha hime, ünlü ve güçlü bir büyücüydü. babasına yapılan saygısızlığı kaldıramadı ve masakado'nun sonunu getiren savaşta ölenlerden ilk gashadokuro'yu yaratı ve onu kyoto'da serbest bıraktı. masakado'nun kafası shibasaki'ye (sonunda tokyo olacak bir balıkçı kenti) getirilene kadar şehri yerle bir etti. masakado'nun kafası orada bir nevi yarı-tanrılaştı. günümüzde de tokyo imparatorluk sarayı yakınlarında bir mezarı vardır.

bu olay ünlü ukiyo-e sanatının son temsilcilerinden utagawa kuniyoshi tarafından da resmedilmiştir. takiyasha the witch and the skeleton spectre, eserinde masakado'nun kızı prensen takiyasha büyü ile iskeleti çağırmaktadır. fakat bu eserin efsane ile alakası olup olmadığını tartışanlar da vardır. hikayelerin 20. yüzyılın ikinci yarısında çoğalmaya başladığını ve yeterince inandırıcı olmadığını söyleyerek bu anlatıların kesinlikle bir efsane olduğunu söyleyenler de bulunur.

kaynakça ve daha fazlası: yabai.com, mythus.fandom.com, yokai.fandom.com, vikipedi, wikipedia, wikipedia - takiyasha the witch and the skeleton spectre, yokai.com
devamını gör...

e ilber hocam biz bir gecede cahil kaldık sanıyorduk. o da mı yalan yani.
devamını gör...

okuyarak(!) üst üste beğenen ya da favorileyen beni üzmüştür.

geçenlerde favorilerde başıma gelmişti, bugün de beğenilerde. sevdiğim, takip ettiğim yazarların profiline girip okuyup beğenip ya da favorileyip çıkıyordum. her girdisini beğendiğim yazar da çok nadir zaten, beğenmeden geçtiklerim de oluyor. sonuçta seri gibi görünse de, her yazılanı da beğenmiyoruz. kime ne zararım vardı?*

bu arada uzun entry’leri okuyup beğenirken bu uyarı çıkmadı. sanırım uzun yazın diyorlar ya da çok fazla entry girmeyin, insanları üst üste beğenmeye itmeyin.*
devamını gör...

kağıt kalem, yok kardeşim tam telefonla konuşuyorsun not alacaksınız ama o her zaman çekmecede olan kağıt kalem yok oluyor.
devamını gör...

sevdiceğine söyleyebileceğin en naif, en içten kelime olabilir. kelime dediğime bakmayın içinden binlerce anlam çıkaran bir kelime. ne mutlu sevdiklerini senseyenlere.*
devamını gör...

"gnothi seauton"
"γνῶθι σεαυτόν"
"kendini tanı"
devamını gör...

empati kurun diyen değerli yazarlarımıza, öncelikle kendi ülkelerindeki vatandaşlarla "empati" kurmalarını tavsiye etmek istediğim başlık.

yüzlerce defa söyledim ve dilimde tüy bitti ama yine söylüyorum: bu ülkenin yeterince katili, sapığı, hırsızı varken bir de ithal ediyoruz yetmiyormuş gibi. o yüzden işe sokakta tek başına yürümek istediği zaman bile 4656565 kere düşünmek zorunda kalan kadınlarla empati kurarak başlayabilirsiniz mesela... sonra, 3000 liralık işte 500 liraya çalışan sığınmacılar ve kendine köle aradığı için bu ülkenin milyonlarca vatandaşı dururken sığınmacılara iş verenler yüzünden işsiz kalan vatandaşlarla, gençlerle empati kurun mesela... ya da bir eve 50 kişi doluşan sığınmacılar yüzünden fırlayan ev kiraları nedeniyle ne yapacağını şaşıran milyonlarca kiracı ile empati kurabilirsiniz mesela... mesela yani... mesela diyorum çünkü bu tatlı su hümanistlerinde empati kurma yeteneği olsa burunlarının dibindeki saçmalığı göremeyecek kadar kör olmazlardı zaten. kaldı ki daha bu, söz konusu güruhun içindeki şeriat meraklısı ve terörist popülasyonundan bahsetmedim bile. hayır, üç alırsın beş alırsın ama milyonlarca sığınmacıyı öylece alıyorsan amacın ülkedeki çoban açığını kapatmak falan değildir orası kesin.

bir de, ulan hadi bu ülkenin halkı umrunuzda değil bari gidip ülkelerinden buraya gelen o kadın sığınmacıların başına neler geldiğini araştırın hiç değilse. fuhuş sektörü için "kaynak" olarak görülüyor bu kadınlar bildiğiniz. işin içinde bizzat kendi ailelerindeki erkekler de var ayrıca. üstelik sayıca milyonlarca ve kayıtsız oldukları için başlarına gelenleri engelleyebilmeyi bırakın duymuyoruz bile. anca lütfedip ilgili stk raporlarını okursanız falan ama meslek elemanları bile okumaya tenezzül etmiyor o raporları (içeriden bildiriyorum).

bakın, bu ülkenin halkı patlama noktasına gelmiş durumda artık. zaten iç sorunlar canına yetiyor insanların. otobüs durağında saat soran insanlar bile hiçbir soru sormamama veya konuşma girişiminde bulunmamama rağmen oturup iki saat boyunca ülkedeki durumun ne kadar kötü olduğundan, yönetimin bir an önce değişmesi gerektiğinden bahsediyor içini dökercesine... boğazlarına kadar gelmiş insanların artık; dolmuşlar. her bindiğim belediye otobüsünde aynı memleket muhabbeti var alüminyum. ve güvenlikli sitelerinde oturan tuzu kuru birkaç burjuva hümanistinin dışında ülkenin çoğunluğu ne kadar büyük bir risk altında olduğumuzun farkında.

salağa anlatır gibi anlatmak gerekirse, ülke herkes için bir cehenneme dönmek üzere. buna ramak kaldı. bilmem anlatabiliyor muyum? (gerekli açıklamalar bile yapıldı aslına bakarsanız. anlayana tabii. hani taliban'la yakın bir islamiyet anlayışımız olduğu falan... ülke afganistan'a dönmek üzere. daha ne kadar açık anlatılabilir bilmiyorum.)

(bkz: tehlikenin farkında mısınız?)
devamını gör...

harper lee bülbülü öldürmek
devamını gör...

sözlük zamanının çoğunu kokpit>profilim>nickaltı yapıp yeni bir şey var mı diye kontrol etmekle geçirmekten dolayı doğru düzgün tanım giremez, başlık açamaz, özel mesaj yoluyla karşı cinse yürüyemez ve sonuç itibariyle sözlükten zevk alamaz.

kamu spotu:yazarlara nickaltı yazalım, onların sözlükten maksimum zevk almalarını sağlayalım.
devamını gör...

yaşadığı iğrenç bir ilişkide fena halde travmatize olup güzel olan birçok şeye inancını yitirmiş olabilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim