sonra herkes kendi dünyasına daldı
geçti geçmez dediğimiz zaman. kuşları unuttuk.

(bkz: ilhan berk)
(bkz: kuşlar)
devamını gör...

evde 3 kişi gidiyor zaten.
birde benden para kazanmasın.
inat ettim fanı olmayacağım.
en yaşlı özelliğim starbucks'a kızmam.
o karton kutudaki çaya, o kuyruğa dizdirmeye o para reva mı?
devamını gör...

bir süre önce keşfettiğim 'kanada'ya göç' kanalına bir göz atmanızı öneririm.
sevimli bir çiftin türkiye'den kanada'ya göçerken, yaşadığı zorlu süreci ve sonrasında gelişen güzel anları paylaştıkları samimi bir kanal.
devamını gör...

"bir fırtına tuttu bizi, deryaya kardı
o bizim kavuşmalarımız a yarim
mahşere kaldı."
devamını gör...

gerçek yüzünü gördüğümden beri insanlıkla ilişkimi tamamen askeri ateşe düzeyine indirdiğim yazar.

olmayan, mesnetsiz, beyhude bir kalkışmanın içinde öylece durup beni de yanına çekmeye çalışıyor.*

dm'ler demek, hımmm.
ya hiç alakası yok belki ama aklıma geldi, bu fotoğraflarını sileyim mi artık? hafızada yer kalmadı da?

gıcık bu ya, valla çok gıcık.
programda görürsün sen, eski sevgili nasıl gömülür?

ve aleykümselaaaaam, ilettim şimdi kendisine!
devamını gör...

bir başlığa girip entryler arasında aşağı doğru gidince başlık kayboluyor. ve ben eğer dalgınsam bunun hangi başlık olduğunu unutabiliyorum. yazılımcı arkadaşlardan ricam başlığın üst tarafta sabitlenmesidir. şimdiden teşekkürler...
devamını gör...

margarita.. içinde ki lime ve portakal likörü.. kadehin dudakla olan her temasında gelen tuz.. tekila olmazsa olmazı elbette..
devamını gör...

kadınların çaresizlik yüzünden sabrettiğini görmek istemeyen tiplerdir. 15 yaşında ne bir eğitimi ne de bir mesleği olmadan evlendirilmiş, hemen çocuk sahibi olmuş bir kadın düşünün. babasının evine gitse "gelinlikle girdin kefenle çıkarsın" diye tepki alacak. koca evinde kalsa dayak, hakaret, küçük görme. çocukları hatırına mecburen sabrediyor haliyle ama görmek istemeyenler tabiki buna sadakat diyor.
devamını gör...

bir kısmını gördük zaten. kalanları görmememizin bir sebebi olmalı. gözümüzde canlandırmamalıyız.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

6 sene kadar babaannemle beraber yaşadık ve her sabah erkenden saat 8 gibi mutfakta tencere sesleri yapardı. uyanırdınız geri uyurdunuz. günün başka zamanları da pek bir şey yapmazdı.
eskiden tarlaya bahçeye erken gitmek zorunda olan kadınlar alışmış oluyorlar zannımca. bir de erkenden yatıyorlar onun da sebebi olabilir. 10'da yatarsan tabii 8 de uyanırsın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"... yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamdan,
bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
seni, anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini..."

ahmed arif
devamını gör...

13 şubat 1917’de rusya’nın başkenti petrograd’da açlık çeken insanların özellikle de kadınların öncülüğünde “barış ve ekmek” diye başlayan ayaklanma, kısa zamanda ülke geneline yayılmıştır efem... 300 yıllık rus çarlığı, başkentte yoğunlaşan kitle eylemleriyle birkaç gün içerisinde yıkıldı.

şubat devriminden sonra kerenski başkanlığında bolşeviklerin katılmadığı geçici bir hükümet kuruldu. ancak geçici hükümetin kendini iktidar yapan kitlelerle giderek bağını koparması ve düzeni sağlama adına onların karşısınnda yer almasıyla, bolşeviklerin önderliğinde ekim ayındaki ayaklanma ile paris komününden sonra ilk kez bir sosyalist iktidar kuruldu.

ekim devriminden hemen sonra bir dizi ekonomik, sosyal ve idari düzenlemeler getirildi. toprak mülkiyeti kaldırıldı. özel çiftlikler devletleştirildi işçiler 8 saatlik iş gününe kavuştu. ancak savaş sürecinin ülkeyi oldukça yıpratması nedeniyle 1919 başlarında ürünlere devletçe el konulmaya başlandı (savaş komünizmi). lenin’in ölümünden sonra (1924) stalin iktidara geldi. özellikle troçki’nin yurt dışına sürülmesiyle başlayan süreç, gelecek 10 yılda, idam, hapis ve toplama kamplarıyla donatılmış parti içi, kanlı bir iç hesapla başlangıcı oldu. hiçbir devrim kendi evlatlarını bu ölçüde yememişti.

1927-1937 arasındaki on yıl, politik baskının yanında dev boyutlu sosyal ve ekonomik atılımların gerçekleştirildiği bir dönemdir. bu dönemde üç temel kalkınma girişımı görülür; çiftliklerin kolektifleştirilmesi, hızlı sanayileşme ve eğitimde devrim. gelişmiş kapitalist ülkeler 1929 dünya ekonomik bunalımıyla boğuşurken sovyetler birliği bu üç alanda şaşırtıcı bir gelişme sağladı.. 1920’lerin açlık ve yoksulluk altındaki bu köylü ülkesi, 20 yıl içinde abd’den sonra dünyanın ikinci büyük sanayi ülkesi haline gelerek abd ile kıran kırana soğuk savaş'a girdi.
kaynak:tr.wikipedia.org/wiki/Ekim_...
devamını gör...

kuantum mekaniğinin ortaya çıkışıyla birlikte, dönemin ünlü fizikçileri arasında kopenhag yorumu ve epr paradoksu gibi gruplaşmaların görülmesi sonucunda john bell tarafından ileri sürülen ve kuantum kuramına alternatif bir açıklama getirip getirmeyeceği ilerleyen zamanlarda görülen eşitsizlik.

uzun bir entry olacak. meraklılarının sıkılmadan okuyacağını umuyorum.

kısaca ön bilgi vereyim önce.

kopenhag yorumu özetle, bir kuantum parçacığının şu ya da bu durumda değil, aynı anda tüm durumlarda olduğunu söyler. gözlem yaptığımızda tüm durumlardan sadece birini seçmeye zorlanır ve biz de sadece o durumu gözleyebiliriz.

epr paradoksu, kuantum dolanıklık konusuna bir çeşit başkaldırıdır. parçacıkların birbirinden ayrı oldukları halde birinde yapılan bir ölçümün, diğerindeki durumu anında etkilemesi olayı, einstein'a göre ışıktan hızlı haberleşmek anlamına geliyordu ki bu mümkün değildi. tabii burada dolanık bir parçacık üzerinde bir ölçüm gerçekleştirip sonuçları gözlemleme konusu, kopenhag yorumunun
bahsettiği konuyla da ilgiliydi. bu nedenle epr paradoksu, özünde kopenhag yorumu'na da karşıydı.

epr paradoksuna göre, parçacıkların birbirleriyle ışıktan hızlı "haberleşmesi" söz konusu olamayacağına göre, aslında parçacıkların durumları en başından belli olmalıydı. yani şöyle; dolanık parçacıklardan birinin mesela spinini +1/2 olarak ölçtüğümüzde, diğer parçacık buna bağlı olarak -1/2 olmuyordu. bu parçacıklardan biri sistemin daha en başında +1/2 spine, diğeri de yine aynı şekilde -1/2 spine ayarlanmıştı. yani durumları başından belirlenmişti. biz bu bilgiyi başında bilmediğimize göre sistemde bilinmeyen gizli değişkenler olmalıydı. eğer sistemin durumunu en başta ölçebilseydik, bu değişkenleri de bilir ve sistemin ilerdeki durumuna ilişkin bilgiyi de en başından edinmiş olurduk.

tam bu noktada john bell ortaya çıktı ve bunun doğru olup olmadığını tüm fizik camiasına gösteren bazı formülleri açıkladı.

***

gelelim esas meseleye...

2 arkadaş olsun ve bunlar birkuantum sisteminin durumu hakkında ölçümler yapsınlar.

sistemde 2 parçacığımız var. bunlar çizgisel ve açısal momentumları korunumlu olan, durumları, epr paradoksu ve gizli değişken teorisinin öngördüğü şekilde en baştan belirli olan parçacıklar olsun. parçacıkların ikisi de farklı yönlere doğru saçılmış olsun. birinci arkadaşımız, parçacık 1'in, ikinci arkadaşımız da parçacık 2'nin kuantum durumlarını ölçsün. parçacık 1'in spini +z ekseni yönünde, parçacık 2'nin spini de -z ekseni yönünde ölçülebilir. aynı şekilde ilki +x diğeri -x yönünde ölçülebilir.

bell eşitsizliği "3. bir ölçüm daha yapalım" der. o da mesela z ve x eksenleri arasında bir yerde, bir q doğrultusunda olsun. yine +q ile -q olacak şekilde...

şimdi; parçacığımızın durumu sistemin en başında belirleniyor diye bir ön koşulumuz vardı. yani gizli değişkenlerin varlığını doğru kabul etmiştik. o zaman bu 3 ölçüm için parçacıkların ikisi de hangi doğrultuda hangi spine sahip olacaklarını biliyorlar demektir. bu durumda karşımıza bir parçacık için toplam 8 ihtimal çıkabilir. şöyle:

1. ihtimal: +x, +z, +q
2. ihtimal: +x, +z, -q
3. ihtimal: +x, -z, -q
...

tüm bu olasılıkları tek tek yazmaya gerek yok, anladınız siz.

istatistikte bir a olayının olasılığını p(a) şeklinde gösteririz. *

buradaki olay için 3 ihtimal düşünelim:
1. parçacığın +z, ikinci parçacığın +x olarak ölçülmesi ilk kombinasyonumuz olsun.
1. parçacığın +z, ikinci parçacığın +q olarak ölçülmesi ikinci kombinasyonumuz olsun.
1. parçacığın +q, ikinci parçacığın +x olarak ölçülmesi üçüncü kombinasyonumuz olsun.

bu olasılıkları p(+z, +x), p(+z, +q) ve p(+q, +x) olarak gösterelim.

bell der ki;
eğer tüm ihtimalleri * alıp ilk kombinasyonumuzla çarparsak, matematiksel olarak bu sayı, yine tüm ihtimallerin diğer 2 kombinasyonun toplam sayısıyla çarpımına eşit ya da ondan küçük olması gerekir.

panik yok. şöyle:
8 * p(+z, +x) <= 8 * [ p(+z, +q) + p(+q, +x) ]

burada 8'ler birbirini götürür ve geriye

p(+z, +x) <= p(+z, +q) + p(+q, +x)

formülü kalır ki işte bell eşitsizliği budur. bu eşitlik, gizli değişkenlerin olduğu teoriler için doğru olmak zorundadır. fakat...

kuantum mekaniği bu ilkeyi ihlal eder. eğer gizli değişken teorisi doğru olsaydı, ilk parçacığın +z yönlü spine sahip olarak ölçülmesi halinde, ikincinin +q olarak ölçülme ihtimali ile -q olarak ölçülme ihtimali yarı yarıya olurdu ama kuantum mekaniğinde böyle olmaz. olasılık, q ekseninin x ekseni ile yaptığı açının sinüs dalgasına göre farklılık gösterir. bu değerler bell eşitsizliğinde yerine koyulursa
matematiksel olarak yanlış bir sonuç ortaya çıkar (beş ikiden küçüktür gibi). bu durum deneylerle de defalarca kanıtlanmıştır.
devamını gör...

benimdir.

doğru kelime mi bilmiyorum ama yastıklardan kendi haremimi kurdum denebilir. bir yastık kafamın altına, bir yastık sarılmak için, bir yastık da sırtıma.
devamını gör...

ama bu deniz derya bir tema. düşün düşün hangisini seçebileceğim bakalım. 2 saat sonra salı olacak, inş seçebilirim.
devamını gör...

biz hep afet varmış gibi yaşıyoruz, yaşayacağız. hep kiracı göçebe! ev al alabiliyorsan! araba al ya egea alabiliyorsan! bu ülke, ülke demiyeyim bu ruh hastası yönetim bize insan gibi yaşamayı hayal haline getirdi! günü yaşadığınıza şükredin dedi, kimsenin hayatı boyunca başımı sokacam dediği bir yer yok, bunu yaratmaya imkan hiç yok! kan kusarak ölün! selam ve dua ile..
devamını gör...

hepimizin cumhuriyet bayramı kutlu olsun. ülkemizin nice 98 yılları olsun.
ulu önder atatürk'e sevgi ve özlemle.
devamını gör...

çok güzel yazan aynı zamanda çok da kibar olan ve artılarını esirgemeyen yazar arkadaşımızdır kendileri.

takipteyiz efendim.
devamını gör...

ben telefon rehberinden silemiyorum isimlerini. listede isimlerini her gördüğümde "hani kazara elim çarpsa ve arasam, seslerini hala hatırlayabiliyor olma düşüncesi" tuhaf, buruk bir mutluluk veriyor bana.
devamını gör...

slogan şu olsun..
onsuz yaşarsın... ama onunla bir başka yaşarsın..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim