12:33’te küçükyalı’dan çıktım.
gideceğim yer çiftehavuzlar.
saat 13:25
varamadım daha ya, varamadım nasıl bir iş bu?
devamını gör...

`otostopçunun galaksi rehberi`nden esinle `sedat kapanoğlu` tarafından '99 yılında "kutsal bilgi kaynağı" `motto`suyla başlatılan 'katılımcı sözlük' temli proje.

öykündüğü esin kaynağına amatör ruhlu zamanlarında yaklaşılmışsa da içten içe yozlaşma ve çürüme -entropi dolayısıyla- platformun içini boşaltırken geriye bir posa bırakma noktasına getirmiştir.

otostopçunun galaksi rehberi olamadıysa bile özgün, yaratıcı ve her daim ilerlemeci kalma iddiasındaki kafalara gebe kalmayı başararak köklü yeniliğin doğumunda doğuran süje olabilmeyi başarmıştır.
devamını gör...

tatlı gülüş pek yaraşır, gözleri ömre bedel
ah ne güzel ne güzel seni sevmek,
ah ne güzel ne güzel

gözleri aşka gülen
devamını gör...

demek ki mükemmel geçmemiş.
devamını gör...

hayat çok zor..
güne mutlu başlamak çok zor.
her gün önüne çıkan onca engeli atlatıp modunu düşürmeye çalışanları görmezden gelip hep aynı umutla nefes almak çok zor.
sevdiğin insanların senden bir bir uzaklaştığını görmek ve izlemekten başka hiçbir çarenin olmadığını farketmek çok zor.
hayallerine giden yolda yere serilen dikenlerin arttığını görmek ve yinede durmayıp o dikenlere basarak o yolda ilerlemek çok zor.
insanların gözlerine bakıp anlaşılmayı beklemek ve kimsenin seni anlamadığını görmek çok zor, helede herkesi bu kadar iyi anlıyorken.
verdiğin onca değerin ve güvenin boşa gittiğini görmek, yaptığın o kadar fedakarlığın karşılığını koca bir nankörlükle almak çok zor.
kalbin paramparça olmuşken gülümsemeye çalışmak çok zor.
yüzlerce cümle yazabilirim buraya, beni seni onu anlatan yüzlerce cümle. ama benim demek istediğim hayat zor ve bu saydıklarıma rağmen hayatı mutlu bir şekilde yaşamaya çalışmak çok daha zor..
devamını gör...

dönence veya cemalım. ama dönence çok fazla iyi. ingilizce çıksa dünyayı sarsabilecek kalitede. cemalım da saykodelik rock'un çok iyi bir örneğidir.



devamını gör...

güzel ülkemde öyle çok problem var ki seç beğen al. ama cağnım memeleketimin en büyük problemi insanları sınıflandırarak bölmeye çalışan fırsatçılardır, oysa ki birlikte ne kadar güzeliz. ikinci olarak ise medyadan her duyduğuna inan insanımız, o öyle yapmışsa vardır bir bildiği safsatalarıyla düşünmek eylemini rafa kaldırmak suretiyle beynini off konuma getiren insanlarımızın bol olmasıdır.
devamını gör...

sizleri bir dönem çok sık gittiğim bir yere götüreyim. ben konuyu biraz farklı anlatayım çünkü konu bir kütüphaneden fazlasıdır. az bilgili bol görselli bir yazı olsun istedim. hadi başlayalım.

avusturya ulusal kütüphanesi viyana’nın merkezinde yeşillikler içerisinde müthiş bir tarihi yapıdır. hemen karşısında ulusal parlamento vardır. ama ne meclis yanında ne karşısında, gerisinde ötesinde tek bir polis veya güvenlik göremezsiniz. meclis halka açıktır. markete girer gibi girin, oturumları izleyin. ama halkın ilgisi meclise değil, ülke genelinde kütüphaneleredir.

biz konuya dönelim. bir görsel koyalım ve anlatalım. nedir farklı konular?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu tarihi binanın yapımı 1360’lardır. sizlere içeriyide göstereceğim ama dışarıda önemli bir nokta var orayı açalım. hani şu bizim ünlü “balkon konuşması” vardır ya. ha işte bu kütüphanenin giriş kapısı üzerinde bir balkon veya teras denilecek bir alan var. fotoğrafta görülüyor. bakalım kim burada halka “balkon konuşması” yapmış?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

adolf hitler bir avusturyalıdır. 1938 yılında viyana’ya gelir. bu alanda onu bekleyen onbinlerce insana seslenmek için o balkona çıkar ve şöyle der “ nasyonel sosyalist partisi adına ve almanya’nın führer’i olarak sizlere, avusturyayı ilhak ettiğimizi büyük bir mutlulukla duyuruyorum.” herif kendi ülkesini işgal ettiğini bu kütüphane balkonundan duyurdu. bu işgala karşı avrupa sessiz kaldı ve kısa bir süre sonra ikinci dünya savaşı başladı. bu meydana ne zaman geldiysem, hep o balkona bakmışımdır. balkon konuşması deyip geçmemek lazım.

içeri girelim mi?

bırakın kitapları şimdi. siz atmosfere bakın. barok mimari yapısıyla bana göre eşsiz bir yapıdır. açalım kapıyı girelim içeri.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kütüphanenin kitap sayısına resmi web sayfasından baktım. çünkü sayı durmadan artıyor. 7.5 milyon kitap varmış. ancak kitaplardan daha önemli kolleksiyonlar vardır. prens eugen’nin 15 bin kitaplık bir kolleksiyonu vardır ki, her biri bir tarihi eserdir. kim bu çoko prens demeyin. ikinci viyana kuşatmasında, osmanlıyı perişan eden genaraldir. o kadar büyük bir başarı sağlar ki osmanlıya karşı, kral bir şato hediye eder. bugün müze olarak gezilen saray ; belvedere sarayıdır. prens eugen’nin hayatı çok ilginçtir başlı başına bir yazı ister. yazarım herhalde, galiba, zannumca.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kütüphanenin müzik kolleksiyonlarında, ünlü bestekarların orjinal el yazması nota dökümleri vardır. yine kütüphanede sigmund freud, stefan zweig, franz kafka, hermann hesse, gustav klimt, ludwig wittgenstein gibi ünlülerin not defterleri, günlükleri gibi eserler kütüphanenin müze kısmında sergilenir.

kütüphane içerisinde belli akşamlar müzik dinletisi de yapılır. içeriyi gezenler piano ve keman sesleri içerisinde bu büyülü atmosferi tıka basa, doya doya, yumuş yumuş, nerdeyim ulen ben diye diye...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

benimle evlenir misin?
sanırım dünyada başka bir kütüphane yoktur ki, içinde düğün yapılsın. olur mu ulen öyle şey demeyin. oluyor. kütüphane içerisinde bir salon çok amaçlı olarak kullanılıyor. burada bir düğün yapmak veya bir toplantı yemeği, kutlama yapmak mümkün. sadece biraz tuzlu, biberli, isotlu. ama böyle bir yapı içerisinde “ankara oyun havaları” ile kolları iki yana açmak değişik bir deneyim olabilir. kütüphane ve müze saat 18:00 e kadar açıktır. düğün ve takı olayı ise saat 20:00’den itibaren başlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

efendim olurda yolunuz viyana’ya düşerse, bu kütüphaneyi görün. dedim ya olay bir kütüphaneden fazlasıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hiçbir zaman neden önemli olduğunu anlayamadığım, bu algıya uymak için çabalarken boğulduğumu hissettiğim şey.
bedenimizdeki kusurları saklamak, "bize yakışanı" giymek neden bu kadar önemli? ben sadece buyum, kusurlarımı saklamak değil sevdiğim renkteki bir bluzu giymek istiyorum belki de. nispeten daha gençken çok zorlandığım ve kendimi çok üzdüğüm bir konuydu, yaşlandıkça daha rahat bir insan olduğumu fark ettim. umarım herkes sadece kendisini sever ve bu algıları boşverir, hayat zaten yorucu kendinizi daha da çok yormayın.
devamını gör...

öz saygısı, vicdanı, merak duygusu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

soyguncular isimli eserden uyarlanan, 2001 yılında sinemalarda oynayan filmdir.
yönetmenliğini steven soderbergh yapmıştır.
başrollerinde george clooney, brad pitt, matt damon, andy garcia, julia roberts oynamıştır.
kadronun en hoş olduğu zamanlarının filmidir.

brad pitt, film boyunca sürekli bir şeyler yiyen ve gözleriyle özgüven dolu bakışlar atan ve oyun kurucu olmanın kitabını yazacak adamı oynamıştır.

george clooney, kendine has ağzı kapalı gülüşü ile hedefini belirledikten sonra ona yol almak için sakin kalmanın, ekip ruhuna inanmanın ve mazisi olmanın gel gitlerini yaşayan adamı oynamıştır.

julia roberts, sevdiği adam ile sevebileceği adam arasında kalan, hem hoş hem de meziyetli bir kadını oynamıştır.

andy garcia, kontrollü mantıklı ve maksimum düzeyde sakin bir patronu oynamıştır.

film bir soygun hikayesidir. filmi izlerken sakin olmanın, özgüvenli olmanın, kendinden emin olmanın neleri başarmaya muktedir olduğu görülebilir.

legal olmayan işleri bu ladar kolay hale getiren özgüven, legal olan işleri ne yapmaz diye düşündüm.

brad pitt, george clooney, andy garcia çok yakışıklı tamam, onlar özgüven sahibi olabilir, bu kolay. peki, julia roberts. o ilk bakışta çok hoş bir kadın gibi durmuyor ama çok hoş duruyor. o duruşa nasıl sahip olmuş. özgüvenli olmak dik durmak, karşıdaki insana senin her halini de ikna edebilirim hissini verebilmek nelere muktedir tam anlaşılabilecek bir film.
devamını gör...

adananın yumurtalık ilçesinde , tartıştığı yumurtalık hakimi sefa mutlu'yu öldürmüş , hapse girmiş ve hapisten kaçıp fransaya sığınmış kişidir kendisi . ek olarak sürekli karısını dövdüğü şiddet bağımlısı olduğu birçok kişi tarafından bilinir
çakma solcuların idolü korkak kral yılmaz güney.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
o da büyüyecek..
devamını gör...

bu ilkokul çocuğu tarzı başlık ve tanımları biz neden şikayet etmek zorunda kalıyoruz anlamıyorum.

küfür yasak denip, küfre anında çöken moderasyon , bu tür hakaretvari yaklaşımları neden görmüyor?

moderasyon ne is yapıyor?

az önce bir başlık vardı, o gitti, şimdi bu gelmiş.
hangi birini şikayet edelim anlamadım.

lütfen bu saçmalıklara gerekeni yapın, yoksa bunlar kafa sözlük tarihine geçen durumlar ...

bir diğer önemli nokta da,
atatürk'e, cumhuriyet'e bilerek veya bilmeyerek yapılan bu tür saldırılara bu sözlükte neden hiç kimse ses çıkarmıyor ?

fikirlerimizin uyduğunu düşündüğüm, hatta takip de ettiğim yazarlar var,
bu saçmalıklara neden sesinizi çıkarmıyorsunuz arkadaşlar,

buradaki kemalistler ve alkol arasındaki ilişkilendirmenin bir sorun olmadığını söylemeyin sakın bana...
devamını gör...

bakın bugün 3 kadın daha eklendi. ve biri yakılarak öldürüldü. diyeceklerim bu kadar!
devamını gör...

totosuna güvenen rahat kadındır. kıskanma sen de giy biz seni eleştirmeyeceğiz söz.
vulvayı vajina sanan arkadaş'a hitaben; vajinası tayttan belli oluyorsa ambulans çağır lütfen. vulvadan bahsediliyorsa eğer erkekler de bir zahmet etek giysin demek lazım ama bize ne. kime ne? bana ne? hatta hoştir emma benane.
devamını gör...

abimle aynı okulda okuduğumuz için okuldan sonra bitmesini hiç istemediğim o yolu beraber yürürdük. günün kritiğini yapardık ve hemen sonra ne oynayacağımızı kesinleştirirdik. eve vardığımızda ise tüm evi annemin muhteşem yemek kokuları sarardı. çok hoş bir kokuydu benim için. şimdiki gibi değil, bambaşka bir koku. hatırlattığı güzel anılar kalmış bir yerlerde. babam daha eve gelmemiş olurdu. favori çizgi filmlerimiz varsa izler, sonra çıkardık evden. ikimizin de telefon veya tableti olmadı uzun bir süre. akşama kadar oynardık dışarda. bir neşeliydim ki o soğuğa aldırmazdım bile. eve gelip akşam yemeğini yedikten sonra günün yorgunluğu ile hemencik uyurdum. tek derdim nazlı'nın nasıl yorulmadan o kadar uzun süre ip atlıyor oluşuydu.* hiçbir şey düşünmeden, herhangi bir stresim olmadan dalardım uykuya. çok özel günlerdi.
devamını gör...

özellikle cüneyt arkın'ın olağan üstü filmiyle tanıdığımız bir destan... en azından bizim yaş grubunun.
bu destanda kahraman da, konu da ''at'' üzerine kuruludur.
yabana atılmamalıdır, çünkü; dünya edebiyatında ''büyük eserler'' arasında yer alır.
anadolu, azerbaycan, balkanlar, kırım ve kafkas, türkmen, özbek, uygur, kazak, karakalpak ve tacik gibi toplumlarda değişik versiyonları bulunmakta.

her türk destanında olduğu gibi at; kahramanın yardımcısı, yoldaşı, ve gerektiğinde yol göstericisi konumundadır. ruşen'in atı muhteşemdir. bir deniz aygırı sudan çıkarak, at sürüsü içinde bir kısrağı aşmasından doğar aşgar. bu sebeple muhteşemdir.
aşgar bir sürü destanda, ”atadan bidevdir anadan kühlan” sözleriyle tasvir edilmiştir. burada ki bidev; su aygırı'dır.

en iyi at yetiştiricisi olan ruşen ali'nin babasından bolu beyi, elindeki ''en iyi atı'' ister. baba söz namustur diyerek, elindeki en iyi atı bolu beyine gönderir. ancak, at çok çelimsiz görünmektedir ve bolu beyi kendine hakaret edildiğini düşünerek ruşen alinin babasının gözüne mil çektirir. at sürüleri elinden alınır.
ruşen ali'nin adı bundan gayri ''köroğlu''dur. elinde kalan iki şey vardır: kör babası ve ''aşgar''
40 gün karanlıkta, bakılır beslenir aşgar. ancak ahırın toplu iğne kadar bir noktası gün ışığı almıştır. .
çamur içinde koşturulmuş olan atın toynağı hiç çamur olmamaktadır. bu atın ayaklarının koşarken yere değmediğine delalettir. o gün ışığı girmese atın kanatları da çıkacaktır. (bkz: pegasus)
böylelikle zalım bolu beyine karşı köroğlu savaşırken, aşgar en büyük yardımcısı ve destekçisi olacaktır.

''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

erkek hegomanyası yada ataerkil toplumun başında olan erkekler sizin gibi düşünenlerin ne gibi yararı oldu topluma ? önce buradan başlayalım. feminist bir grup içerisinde değilim fakat siz kendi düzeninizi,olumsuzluğunuzu dahi pozitifleştirecek bir yarar sağladınız mı ? sesinizi çıkardınız mı ? yukarıda elemanın biri ağlayıp askerlik zorunlu ehuğehue diye çırpınıyor,aynı tiplerde etrafta zaten. en basitinden destek vermiyorsanız bile eşitlikten ziyade adalet isteyen bir grubu önemsizleştirip ötekileştirmeye de hakkınız yok.
devamını gör...

bizim sözlükle gönül bağımız var, sözlük bizim bebeğimiz. o yüzden ismine cismine takılmadan yazmaya devam ediyoruz, sonuna kadar burdayız.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim