hayırlı, uğurlu olsun. sesi güzel o kadar yazarımız var ki umarım hak eden birinci olur.
devamını gör...

patlıcan musakka - karnıyarık
devamını gör...

--- alıntı ---

atın su içtiği yerden su iç.
at kötü su içmez.
kedinin yattığı yerde uyu,
kurdun yediği elmayı ye.
yoksa ayvayı yersin…
horozlarla beraber uyu ve uyan ki amacına ulaşabilesin.
daha sık gökyüzüne bak, daha az ayaklara, böylece düşüncelerin daha net ve hafif olsun.
konuşmak yerine, daha çok sessiz kal;
böylelikle ruhun sakinliğe ve huzura ersin…

--- alıntı ---



tanım: kızılderili öğretilerini paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

dün dağlarda dolaştım evde yoktum *

güneş cebimde bir bulut peydahladı.
taş, kördür diye yazdım. ölüm, geleceksiz. şeylerin yalnız adı var.
ve: "ad evdir." (kim söyledi bunu?)
dün dağlarda dolaştım, evde yoktum.
bir uçurum bize bakmıştı, uçurumun konuştuğu usumda. buydu bizim kendinde sonsuz olanı duyduğumuz.
nesneler ki zamanda vardır. terziler çıracısı hermüsül heramise'nin pöstekisi her bahar ayaklanırdı. yağmur yağmamazlık edemez. taş, düşmemezlik.

ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur. otların canı sıkılmaz. kurşunkalem kendini ağaç sanır. ufuk, hüthüt kuşu. seni bilmem, bir söylene dönüşmek içindir dünya. onun için başka bir son yok. bir söylene dönüşmek, bir söylen olmak! sonsuzluk dediğimiz budur.

nerden başlasam yine oraya geliyorum.
ben gidiyorum.
ölüme, o büyük tümceye çalışacağım.

"bu kitabın elyazılarıyla yayımlanmasını istememin nedeni görsellik
değildir (görselliğin büyüsünü yadsımıyorum elbet, o nasıl yadsınır ki); bunun çok ötesinde bir şey: yazmak eylemi sırasında pek çok dize (şiir uçlan) asıl metnin dışına taşmıştır, atılmıştır. bunları işte göstermektir. okuyanları (okurları diyemiyorum, onları kendimle örtüşmeye götürmeye hakkım yok) bundan yoksun etmek istemedim.
ote yandan, gene okuyanlar elyazısında ikinci, üçüncü bir şiirin oluşumunu da bulgulayacaklardır. belki, son olarak da, yazmak denen cehennemin serüvenini izleyecekler, o labirente inme olanağını bulacaklardır. hepsi bu."
ilhan berk *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"dertsiz gönüllere kramp
işte benim donald trump"
cümlesiyle ölümüne kapışabilecek zeki müren şarkısı.
devamını gör...

beslenme çantamdaki kokusunu hiçbir zaman unutamadığım yiyecektir. hani benim çocukluğum anne. hani benim saflığım temizliğim
devamını gör...

eğitim bir haktır. herkesin istediği eğitimi alma ve istediği konuda öğrenme hakkı vardır.
tek bir sınavla hele de asıl uzmanlık almak istediğiniz alanla ilgisiz sorulardan oluşan bir sınavla geleceği belirlemek yanlıştır.
paralı ve parasız üniversiteler arasındaki puan farkları haksızlıktır, ayrımcılıktır.
sınavda alınan puana göre mesleğin belirlenmesi kişilerin kendilerine uygun olmayan meslekleri yapmak zorunda kalmalarına, uzun vadede başarısızlığa ve mutsuzluğa neden olur.
bırakın herkes istediği üniversiteye kayıt yaptırabilsin ve üniversite eğitiminin gerekliliklerini yerine getiren ve başarılı olan mezunlar o mesleği yapabilsin.
üniversiteler ücretsiz olmalı, ücretsiz yapılması ekonomik açıdan mümkün değilse her öğrencinin üniversite eğitimi için kredi çekebileceği bir sistem oluşturulmalı ve bu kredi mezuniyetin ardından çalışmaya başladıktan sonra uygun taksitlerle ödenebilmelidir.

bugün kanada dahil pek çok ülkede üniversite sınavı yoktur. pek çok ülkede eğitim sistemine bağlı olarak lisenin veya kolejin ardından seçtiğiniz derslerle uyumlu olarak istediğiniz üniversiteye başvuruda bulunursunuz. seçtiğiniz bölüm lisede aldığınız derslerle uyumlu değilse bu dersleri tamamlar ve öyle başvurursunuz. norveç, finlandiya, almanya gibi ülkelerde üniversite aynı zamanda ücretsizdir.
üniversiteye girmek demek üniversiteyi bitirmek anlamına gelmez. çalışırsınız ve tüm dersleri başarıyla geçerseniz üniversite mezunu olursunuz.
edit : ekleme - (bkz: #743451">#743451) cevap verelim
7 yıldır kanada'da yaşıyorum.ayrıca bir süre avrupa'da yaşadım. facebook toparlaması değil.
kanada için ücretler 100 bin dolar civarı değil , hatta master ücreti bile o seviyede değil. programlara ve süreye göre değişmekle birlikte yıllık 4000- 15000 dolar civarı ortalama rakam ise 6500-7500 dolar civarında. bu miktar için kredi alınıyor ve kredi daha sonra ödeniyor. mezuniyet sonrası iş bulamazsanız ve ödeyemezsiniz iflas ilan ederek borçlarınızı sildirebiliyorsunuz. bu banka kredi notunuza 4 yıl olumsuz etkide bulunuyor ve ardından siliniyor.
bunun dışında okul boyunca 28 saate kadar çalışmak isterseniz iş bulma konusunda yardım ediliyor ve ayrıca ayda 1000-1500 dolar arasında sosyal destek alabiliyorsunuz. bu sosyal destek işsizlik maaşı, yaşlı desteği, çocuk desteği gibi sosyal fondan karşılanıyor.
tıp için aşağıda bahsedilen 96.000 bin kanada vatandaşı olmayan kişinin ödemesi gereken miktar.
spor bursuyla okumak daha çok abd için geçerli bir durum. kanada'da tıp okumak için lisede ilgili dersleri başarıyla geçmiş olmak ve genel not ortalamasının yüksekliği gerekir.
genel not ortalamanız tutmazsa farklı seçenekler vardır. pek çok bölümde diplomasız olarak üniversiteye katılıp, gerekli ders kredisini toplayarak ardındandan diplomalı bölüme katılabilirsiniz. genelde toplan 30 ders kredisi toplandığında sorunsuz şekilde o bölüme girmek için gerekli dersleri lisede almış bile olsanız bölümde okumaya hak kazanırsınız. diğer seçenek ise 30 ders kredisi toplamak istemezseniz ve lise başarı ortalamanız düşükse almadığınız dersler için sadece bu derslerin sınavına girerek geçmeniz gerekir.
norveç'te kamu üniversiteleri tamamen ücretsizdir sadece özel üniversiteler ücretlidir. bunun için devlet kredisi bile alınmaz. norveç'te uluslarası öğrenciler genelde ücretli eğitim görmekle birlikte sadece 50-100 dolar arasında sömestir kayıt ücretiyle gidebilecekleri üniversitelerde mevcut. finlandiya ve almanya'da kendi ülkelerinin vatandaşlarına ücretsiz olmakla birlikte avrupa birliği üyesi diğer ülkelerin vatandaşları için ücretsiz ve ücretli seçenekler varken türkiye gibi ab üyesi olmayan ülkelerin öğrencileri için yıllık ücretler söz konusu.
sınav yok ancak yukarıda belirttiğim gibi gerekli dersleri geçmiş olma şartı var. örneğin tıp okumak istiyorsanız matematik , gazetecilik okumak istiyorsanız dil dersleri almış olmanız ve geçmiş olmanız gerek. lisede bölümler arası dersler almak ve bölüm değiştirmek yine mümkün. bizdeki gibi daha çocuk yaşta edebiyat ya da fen seçtin diye o alanda takılıp kalmak zorunda değilsin.
devamını gör...

"kanka ben bir kasa bira içerim" deyip, üçüncü birada kusup, "abi çok yedik" diyen insanlarla aynıdır. çok fazla iletişimde kalınmaması gereken insanlardır.
devamını gör...

gittiği yağmurla gelmiş, yazın son demlerini de beraberinde getirmiş, yılın en güzel zamanlarını müjdeleyen aydır.

tabi şu şarkının sonundaki gibi bir sesle sabah sabah yerimden sıçratması da ilginç olmuştur, ama seviyoruz orası başka... *
devamını gör...

hematohidrosis, halk arasında kan ağlama hastalığı olarak bilinir ve nadir görülen bir hastalıktır. korku, aşırı stres ve duygusal durumlarda ortaya çıkabilen bir durumdur ve bu durumlarda vücudumuz olaylara farklı tepkiler verebilir. örneğin kılcal damarlarımız çatlayabilir ve bu olduğu zaman vücut sıvılarımızın dışarı çıktığı yerlerden, vücut suyu ile birlikte kan da akar. akan bu kan göz sıvımızın aktığı yerden dışarı çıkarsa eğer, hasta kan ağlamış gibi görünür.

kişiler çok fazla duygusal yoğunluk yaşadığında, aşırı stresli olduğunda kılcal damarların gerginliği artar ve sonrasında çatlamalar meydana gelir.

yapılan bir araştırmaya göre, hematohidrosis'in kadın doğurganlığıyla ilişkili olduğunu öne sürülüyor. araştırmaya göre incelenen 125 sağlıklı birey içerisinde regl gören kadınların %18’i, erkeklerin %8’i ve hamile kadınların %7’sinin göz yaşlarında kan tespit edilmiştir. fakat menopoz sonrası kadınların ise hiçbirinin göz yaşında kan bulgusuna rastlanılmadığı belirtiliyor.

araştırmacılar bu sonuçlar doğrultusunda hematohidrosis’in doğurgan kadınların hormonlar tarafından tetiklendiği konusunda fikre sahiptir. ancak, toplumun geri kalanında bu duruma enfeksiyon veya yaralanma gibi durumların neden olabileceği düşünülüyor.

bacterial conjunctivitis olarak bilinen ve göreceli olarak iyi huylu denilebilecek göz enfeksiyonu da kanlı göz yaşına sebep olabilen diğer bir faktör.

hematohidrosis teşhisi, trombosit sayımı, agregasyon teşhisi, pıhtılaşma profili ve deri biyopsisi ile koyulabilmektedir.

hematohidrosis, bazen tedavi gerektiren ciddi bir durum olabilirken bazen de kendi kendine atlatılabilen bir hastalık olabilir. her ihtimale karşı temelde bulunan organik nedenleri saptamak için hastaneye başvurulması gerekir. çünkü, bu hastalık zararsız ve geçici olabilmesine karşın tümör gibi ciddi bir hastalık kadar tehlikeli de olabilmektedir.
devamını gör...

alo erzincan, erzincan orda mısın? napıyorlar orda, mum söndü mü oynuyorlar yoksa?
devamını gör...

yalnız duyar kelimesini kullanmayalım duymak isteyip duyamayanlar insanlar da var.
devamını gör...

gerçekle düş birbirine karışıyor; yalanın nerede bittiğini anlayamıyoruz. tutunacak bir dalımız kalmıyor. tutunamıyoruz.
- tutunamayanlar/ oğuz atay
devamını gör...

levent yüksel;zalim.
devamını gör...

1859-1935 yılları arasında yaşamış, amerikan empresyonist ressam.
eserlerinde şehrin günlük hayatından kareleri broadway and 42nd street (1902), notre dame cathedral, paris (1888),
kırsal ve deniz manzaralarını the south ledges, appledore (1913), coast scene, isles of shoals (1901),
ve çok çok güzel çizilmiş çiçekleri görüyoruz. the water garden (1909),room of flowers (1894)
resimleri bana claude monet'yi hatırlatmakla beraber renklerin pastel tonları, çizdiği çiçeklerin ve manzaraların güzelliği baktıkça insana huzur veriyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel summer evening, paris (1889)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel poppies on the ısles of shoals (1890)

tüm eserlerini incelemek isterseniz buradan
devamını gör...

gerçek yüzünü gördüğümden beri insanlıkla ilişkimi tamamen askeri ateşe düzeyine indirdiğim yazar.

olmayan, mesnetsiz, beyhude bir kalkışmanın içinde öylece durup beni de yanına çekmeye çalışıyor.*

dm'ler demek, hımmm.
ya hiç alakası yok belki ama aklıma geldi, bu fotoğraflarını sileyim mi artık? hafızada yer kalmadı da?

gıcık bu ya, valla çok gıcık.
programda görürsün sen, eski sevgili nasıl gömülür?

ve aleykümselaaaaam, ilettim şimdi kendisine!
devamını gör...

dünyanın en eski mesleklerinden biridir. sadece nikahla yapılan seks normal kabul edildiği bir toplumda ayıplanır. oysa seks evlilikten daha doğaldır. saçma sapan toplumsal ve ahlaki kurallar aracılığıyla yargılanır.

köle midir değil midir? köle deyince aklınıza gelen tanıma göre değişir. demokrasi ile gelişen uydurma özgürlük çağındaki halk kendinden önceki alt tabakanın, kölelerin, isim değiştirmiş halidir. alt-orta kısımdaki insanlar yaşamak için patronları için çalışmak zorundadır. eskiye göre tek farkı seçim yapabilmesidir. kendisini yöneteni seçer, genetiğiyle oynanmış yemeklerden isteğini seçer, yaşayacağı yeri seçer vb.

çalışma zorunluluğu olan alt tabaka insanlarından sürekli seks işçisi çıkmıştır, düzen devam ettikçe de çıkacaktır. çoğunluğunun hoşlanarak yapmadığı bu meslek de avukat, bankacı, garson, kasiyer vb. köleler tarafından ötekileştirip yargılanmaya devam edecektir.

durumu normal karşılayanlar çağdaş birey olmak için yapmaz. zaten çağdaş, modern insan dediğin alışverişte takas yerine kredi kartı kullanandır.
devamını gör...

türk sinema tarihinin en iyi filmlerinden biridir zannımca.
ihsan yüce, senaryoyu yazarken osman şahin’in fareler isimli öyküsünden esinlenmiştir. ancak arzu film toplantılarında yapılan görüşmeler neticesinde filmin komedi tarzında çekilmesine karar verilmiş ve fareler isimli öykü, ihsan yüce tarafından yeniden yorumlanmıştır.

meşhur umumi tuvalet sahnesi, sırrı elitaş’ın ihsan abiye anlattığı bir fıkra ile osman şahin’in anlattığı bir hikayeden çıkmıştır. orijinal halinde ağa; “ulan er pokunun üzerine kancık poku olur?” diye sormaktadır.

gerek kibar feyzo gerekse ihsan yüce’nin diğer filmleri ile ilgili renkli anektodları okumak için gül gibi zabıta dururken kızını çöpçüye veren adam kitabını okuyabilirsiniz.
devamını gör...

bozuk batarya
çöp bulamadığım için çantama tıktığım fişler*
devamını gör...

çok eski caglarda elazig'ın harıngit çayı kıyısında bir köy varmış. köyün ağası oğlunu yakın köylerden istediği bir kızla nisanlamis. kararlaştırılan günde davullar zurnalar çalmış gelinn alayi gelini alıp hörsenk çayı kıyısında gelmis. düz alanda düğün yapılacakmış. tam düğün alayı eğlenceye başlayacağı sırada ay tutulmuş.ortalik zifiri karanlığa bürünmüş. biricik oğlunun düğününde kararan geceden korkan pembe hatun ve ağa çok üzülmüş. pembe hatun genclerin pesine takip konağa geri dönmüş. ne kadar çıra varsa ince ince kiydirmis. her birinin eline birer çıra vermiş. çira mesafeleri ortaligi aydınlığa bogmus. hörsenk cayi geçerken suyun hızından kızlar oğlanlar dönüyor cirakarin alevleri yanip sönüyormus. düğün alanından bakıp bu güzel görüntüyü görenler el çırparak eşlik etmişler bir de türkü yakmislar.

çayda çıra yanıyor
yanıp yanıp sönüyor
usul yürü yavaş bas
engeller uyanıyor
çayda çıra yüz çıra
yanıyor sıra sıra
yyarim keklik ben avcı
gezerim ardı sıra.

kaynak: sara gürbüz ozeren
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim