beypazarı elbette. mansur yavaş isminin ağırlığıyla, son düzlükte atağa kalkarak sarıkız'dan bir boy önce ipi göğüsler.
ithal markalarda perrier ve san pellegrino mücadelesinin sonucu foto finişe kalır.
devamını gör...

sözlükte beni şahsen tanıyan insanlar haricinde gerçek yüzümü gören ilk ve tek yazar. şimdilik. yayına da başladık, yakında çıkar kokusu. ama bu bir başarı yani. her sene anmasını yapacağım. tarihe not düşülsün diye de nickaltı giriyorum. yoksa "çok güzel tanımları olan eğlenceli bir yazar, ben okurken çok eğleniyorum" falan yazmasını biz de biliyoruz yani, oohoo...

dm'lerin ss'lerini aldım hıyarcım. dikkat et. gözüm üzerinde. "istediğimi alırım." hadi bakalım.

yenge; selam!
devamını gör...

sene bilmem kaç, babamla birlikte malatya oto sanayideyiz, günlerden pazar açık tamirci arıyoruz, sanayideki dükkanlardan birinden makina sesleri geliyor ama kapı pencere kapalı, babamla merak edip dükkana yaklaştık, babam cama vurdu, içerden bir adam çıktı buyur beyim dedi, biraz gergin görünüyordu, babamda ben müfettiş xxx deyince adamın hepten rengi attı, ne yapıyorsunuz burda diye daldı içeri babam bende peşinden, meğer adamlar merdivenaltı diye tabir ettiğimiz şekilde gofret imal ediyorlar, ruhsat muhsat hak getire tabi babamda müfettişim deyince adamın aklı içine kaçıyor, neyse sonra babamın milli eğitim müfettişi olduğunu anlayınca bi rahatladılar, bize içeriyi gezdirdi adam gofret makinalarını yakından inceledim, bir kutu hediye etti, bir kutuda babam satın aldı adamlardan, vel hasıl kelam, hayatımda yediğim en güzel gofretlerdi markası olmadığı için adını "mos gofret" koydum (malatya oto sanayi). mos gofretleri - kalitenin adı, sanayinin tadı.
devamını gör...

üniversite stajını kamu da yaptım.devlet memurlarını genel olarak bilirsiniz, asık suratlı çok iş yapılmadığı halde sinirli ve kendini bir şey zanneden tipler(hepsine demiyorum ama çoğunluğu bu tanıma uyuyor)beni de en gıcığından birinin yanına verdiler hiçbir şey yaptırmıyor,konuşmuyor arada çıkın dışarı hava al diyor, eyvallah..sonlara doğru yaklaşıldığında ben staj dosyamı gösterip onaylatmaya götürdüm kendisine. kadın ne yaptıysam onaylamıyor okumuyor bile yazdığımı olmamış düzelt diyor. düzeltiyorum bunu çıkar diyor herşeyi yarım ağızla söylüyor. en sonunda benimki de kafa neticede ne yapmamı istiyorsunuz bana yol gösterin lütfen deyince, bastı kalayı bağırdıkça bağırıyor çıkın gidin görmek istemiyorum sizi diyor. biz de 2 kişi ağlamaklı çıkıyoruz odasından tuvalete giriyoruz diğer stajer kız da hüngür hüngür ağlıyor ben onu teselli etmeye çalışıyorum sonra ne mi oluyor?
aynen şöyle;
-sesin dışardan duyuldu hayırdır.
+kahkaha atıyor.. ay stajerlere bir bağırdım nasıl korktular..
-hadi ya az değilsin sende..
(hep beraber gülüyorlar)
devamını gör...

bizimkiler dizisinde canımın içi repliği ile bir olan oyuncu.
devamını gör...

habersiz getirilen kahvedir, çaydır. annenin ''kızım bir şey ister misin, meyve doğrayayım istersen?'' sorusudur.
devamını gör...

portakalı, kavunu, karpuzu, hatta çiğdemi dahi kabuğu ile yiyip sonunda kabız olma durumudur. yapılmaması gerekir.
devamını gör...

#598453 en yakınımdaki kitabın 17. sayfasındaki 3.cümleyi yazmışım ama o kadar hiçbir şey bilmiyormusum ki ne bir kitap ismi söylemişim ne başka bir şey*. vay beeee, zaman ne çabuk geçiyor dostlar.
devamını gör...

tanım :formula 1 yarış araçlarının motor özellikleri

emniyet kemerlerimizi ve kaskımızı takmışsak formula 1 gezimiz başlıyor.

formula 1; tek kişilik, açık tekerlekli otomobil yarışlarının en yüksek düzeyini oluşturan yarışlar dizisidir.

isminin formula olmasının nedeni 2. dünya savaşından sonra motor üreticilerinin bir araya gelmesi ile aldıkları ortak kararlar ve uyulması zorunlu kuralları belirlemesi nedeniyledir.

formula 1 alınan ilk kararların adı olmasına karşın zaman içinde organizasyonun ismi olarak kalmıştır.

formula 1 in formülü yani takımların uymak zorunda oldukları kurallar her sene yeniden belirlenir. kuralların belirlenmesi oy çokluğu ile değil tüm takımların onaylaması ile olur.
yeni bir kural eklenecek ise tek bir muhalif oy olması bile o kuralın eklenmesine mani olur.

en son köklü değişiklikler 2014 yılında olmuştur. yapılan değişiklikler ile 6 silindirli ve 1600 cc motor kullanılması zorunlu hale gelmiştir

10 hatta 12 silindirli 3000 cc yi aşan hacimli araçlardan 1600 cc ye geçiş oldukça sıra dışı bir karardı. bu düşüş tek sene de olmamış olsa da formula 1 için alınmış ciddi riskli bir karardı. çünkü
1600 cc lik hibrid motorlu araçlar alıştığımız ve sevdiğimiz formula 1 araçlarından çok farklıydı. hem de bu fark o kadar belirgin ki, gözünüz kapalıyken bile anlayabilirsiniz. aşağı da 2013 yılı ve 2014 yılındaki formula 1 araçlarının çıkardıkları sesleri duyacaksınız.



2013 de azametle kükreyen o motor sesi gitmiş yerine yüksek sesle çalışan bir elektrik süpürgesi gelmiş gibi

biz büyüdük ve kirlendi dünya
nerede o eski f1 araçları
nostaljisi yerine şu soruyu sormak daha eğlenceli

iyi de nasıl oluyor?
geçtiğimiz yıllarda çoğu yarışta pist rekorları kırıldı.
1600 cc ile 340 km/h yaklaşan hızlara nasıl ulaşılıyor?

opel vectra 1.6 motorlu versiyonları mesela 100 hp güç üretiyor
f1 motoru nasıl 800 hatta 1000 hp gücü aynı hacimde üretiyor?
bu motorları bu kadar verimli yapan ne?

bu sorunun yanıtı birden çok birleşenli

ilk fark sıradan otomobillere göre formula 1 araçlarının verimlerindeki fark

sıradan otomobiller en iyi sürüş koşulların da yakıttan elde edilen gücün en fazla yüzde 30 unu tekrerleklere aktarabilirken formula 1 araçlarında bu oran yüzde 50 yi aşıyor.

arada yüzde 20 lik fark var diye düşünmeyin
50 30'dan yüzde 66 daha fazladır.

1600 cc ama verimlik açısından 2600 cc lik motordan alınabilecek güç elde ediliyor.

bu büyük bir fark.
tek fark bu değil tabi ki,

bu araçlar motor hacmi küçük olsa da çok fazla yakıt yakabiliyorlar.

standart bir 1.6 araba 100 km de 6-7 lt yakıt tüketirken
formula 1 aracları 100 km de 45-50 lt arası yakıt tüketir.

yani çok fazla yakıttan elde edilen güç çok verimli biçimde tekerlere iletildiği için f1 araçları bu kadar hızlı ve güçlüymüş.

burada iki sık bilinen yanlışı düzeltmek lazım.
formula 1 araçlarına yarış sırasında pit stoplarda yakıt takviyesi yapılmaz. bu motorun yüksek sıcaklığı ve olası riskler nedeniyle yasaktır. f1 araclarının deposu yarış öncesi doldurulur. ve mühürlenir. ek yakıt ya da katkı konulmaz.

formula 1 araçları jet yakıtı ya da ethanol gibi farklı yakıtlar kullanmaz. bizim normal araçlarda kullandığımız benzini kullanır.

f1 araclarının her yarış için 110 kg yakıt limiti vardır. birim lt değil kg. bunun nedeni hacmin ısıya göre değişmesi. her aracın yakıtı bir hacim ölçüsü olan litre yerine kg ile sınırlandırılmıştır. 110 kg benzin yaklaşık 157 lt eder. f1 yarışları genelde 305 km dir.

standart 1.6 araçlar 100 hp gucundeyken
f1 araçlarının nasıl onlardan 7- 10 kat kadar fazla güç üretiyor olduğu böylece
anlamış olduk.

çok yakıyor ve yaktığını tekere daha iyi iletebiliyor.

(son yıllarda hibrid motorlu f1 araclarının ortaya çıkması ile 160 hp de elektrik motorundan sürücünün istediğinde bir süre ilave edebileceği güç olduğunu da unutmayalım.)

peki bu nasıl olabiliyor?

formula 1 araçları nasıl aynı silindir hacmindeki motorlarla 7 kat fazla yakıtı yakabiliyor?

cevap yine çok katmanlı

1- ölü boşluklar neredeyse hiç yok.
formula bir araçları belirli ısı değerinde çalışmak üzere dizayn edilmiştir. motorları anahtarı çevirip çalıştıramazsınız. çünkü pistonlar hareket etmez. sadece pistonlar değil bir çok hareketli parça belirli bir ısı değerine ulaşıldığında metallerde oluşan genleşme sonrasında hareket edebilecek şekilde dizayn edilmiş. bunun için f1 araçlarının motoru yarış öncesi harici yöntemler ile ısıtılır. genleşme olduktan sonra motorun pistonlarının hareket edebileceği boşluk oluşur.

ölü hacim neredeyse yok diyordum ya! işte bu kadar yok :)

2-) f1 araclarının motor deviri çok yüksektir. dakika 18.000 devire kadar çıkan f1 araçları var. bizler araçlarımızı genelde 2500 3000 devirde kullanıyoruz

normal araçlardan 6 7 kat yakıtı aynı hacimde nasıl yakabildiğini bu sayede anladık.

1.6 lt hacmin neredeyse tamamını kullanıyor ve normal araçtan 5-6 kat daha fazla devir yapıyor.
bilale anlatır gibi anlatırsam hacim aynı ama f1 araçları pistonu 1.6 hacimle 5-6 defa inip kalkarak 8lt hacimde benzini yakarken
normal araçlar 1.6 lt nin 1480 lt ni kullanıp bir defa inip kalkıyor.
daha çok yakıt bu farklar sayesinde aynı hacimde yakılabilmiş oluyor.

peki bu nasıl sağlanıyor? nasıl bu kadar yüksek devire ulaşılabiliyor?

1- f1 araçlarının piston uzunluğu normal araçlara göre oldukça kısadır. inip çıkma mesafesi az olunca çok daha hızlı inip kalkabiliyorsun.
2- f1 araçlarının turbo besleme sistemleri normal araçlara göre oldukça gelişmiştir. hatta son yıllarda kullanılan turbo beslemede egoz gazlarının kinetik enerjisi dışında hibrit motorun güç ünitesinden alınan elektrik enerjisi de turbo fanın dönüşüne yardım etmektedir.
bu kadar fazla yakıtı bu kadar kısa süre de bu kadar yüksek verimde yakabilmek için ortama gelen oksijenin yeterli olması için çok sofistike turbo ünite ihtiyacı zaten tartışılmaz bir zorunluluk.

3- f1 araçları çok yüksek sıcaklık değerinde çalışır. çok yüksek derken hayal ettiğimizden çok daha yüksek. piston başlarında ısı 2700 dereceyi aşmaktadır. bu güneş yüzey sıcaklığının yarısına yakındır.

yani özetlersek f1 araçlarında yakıt özel dizayn edilmiş enjektörler ile genişliği fazla yüksekliği az neredeyse güneş kadar sıcak yanma odasına şahane biçimde havalandırılmış olarak püskürtürerek yakılır.
bu yüzden motor hem çok verimli, aynı zamanda çok hızlıdır.

madem f1 motorları bu kadar iyi neden normal araçlarımızda da bu motorları kullanmıyoruz?

çünkü çok pahalı
çünkü kullanılan malzeme 2700 derece sıcaklığa dayanabilmeli
her bir piston 4 fili havaya kaldıracak kadar güçlü olmalı
bu güç dakika da 18000 defa seni ittirdiği halde kırılmadan bükülmeden bu gücü diğer parçalara aktaracak kadar sağlam krank milin ve diğer aktarım organları olmalı.
tüm bunlar çok özel alaşımların ve çok birinci sınıf üretim tekniklerini gerekli kılıyor. bu yüzden oldukça maliyetli. bir f1 motoru 10 milyon dolardan fazla

tamam, fiat egea ya, polo'ya bu motordan koymayalım ama seri üretim olursa maliyetler düşer, bmv falan kullansın bu motoru

malesef o da pek mümkün değil. çünkü çok güçlü ve özel alaşımlar kullanılıyor olsa da bu motorların kullanım ömrü 5000 ile 10000 km arasında.

ve tüm bu sorunların yanında asıl büyük sorun bu araçlat çok ama çok fazla yakıyor.
tüp takarak falan bile kurtaramaz.
şöyle düşünelim
opel astranın deposu 56lt
f1 motoru 56 litre ile 100 km ancak gider.

her 100 km de bir depoyu fullemek, her 10000 km de bir motoru değiştirmek ve her motor değiştiğinde 10 milyon dolar vermek isteyen kimse olmayacağı için normal araçlara f1 motoru kullanmıyoruz

formula 1 aslında bir formül dedik. belirli kurallar çerçevesinde yapılan hız, dayanıklılık yarışı dedik ama neden bir formüle ihtiyaç duyulmuş?

"herkesin motoruna hiç kimse karışamaz."

"en hızlımız kim ise o kazanır?

neden denmiyor da; kanat açısı 30 derecenin üstüne çıkmayacak, yakıt deposu yerden şu kadar yüksekte olacak, pistonlarda sadece dökme demir ya da çelik kullanılacak, fren diski çapı şunu geçmeyecek vs gibi herşey belirli standartlar arasına sıkıştırılmış?

bu sorunun en güzel yanıtı
"kontrolsüz güç güç değildir."
ya da
"bu bir motor yarışı gladyatör dövüşü değil"

pilotların güvende olması
takımların ekonomik olarak bu işi sürdürülebilir biçimde devam ettirebilmesi için
yarış belirli çerçeve içinde yapılıyor.

en hızlı değil en iyi olan bulunmaya çalışılıyor.

araçlardan bahsettik birazda pilotlardan bahsedelim.

daracık bir kabinin içinde
yarı yatar vaziyette
kafasında 1 kg ayırdığın da bir kask ile
üzerinde 2 kat tulumla
yarış boyunca
yere doğru sürekli hissedilen 2-5 g arasında bir basınç altında ezilirken
her virajda sağa ya da sola 3-5 g hızında savrulma. her frende öne her gaza bastığında geriye doğru yapışma.
100 km den 0 a 2 sn de duruyor
0 dan 160 km'ye 4 sn de ulaşıyor.

korkunç bir basınç ile dayak söz konusu.
kafadaki kask bu dayak esnasında en çok zorlayan şeylerden biri. çünkü 1kg ağırlığında olsa da ağrılığı 5 kg dan fazla hissedildiği oluyor. bu yüzden f1 pilotları boyun kaslarını geliştirici egzersizleri yoğun olarak yaparlar. kafalarının kendisi ve kaskla birlikte 6, 5 kg olan ağırlığın virajlarda 30-40 kg olarak sağa ve sola doğru hareket etmeye çalışmasına engel olacak kas yapısı çok ama çok önemli
bunun için boyun etrafına ağırlık takımları takarak çalışıyorlar.

f1 pilotlarının çok iyi geliştirmeleri gereken bir diğer fiziksel özellik ise kardiyovasküler sistemleri
1.5 saatte yakın süreler boyunca hiç dinlenme imkanı olmadan 150-190 arası kalp atışı hızını tolerans göstermek oldukça zor.

bunun için bol bol koşu ve bisiklet antrenmanı yapıyorlar.

antrenman yaparken oldukça sistematik çalışmaları gerekiyor. çünkü f1 de her 1 kg fazlalık yarış için önemli
f1 pilotlarından bazıları bu duruma yakın zamanda isyan ettiler.

mark webber “beş yıldır yemek yemedim” diye tepki gösterdi.

ingiliz pilot jenson button ise “fitness antremanını seviyorum ama kilomu korumak için yapamayacağım şeyler var, karbonhidrat yiyemiyorum, kas yapamıyorum”

boyları 1.80 üzerinde olan f1 pilotlarının 72 kg ın üzerine çıkması hoş karşılanmıyor.

sauber-ferrari takımından nico hulkenberg kilo aldığı için sözleşmesi neredeyse fesh ediliyordu.

yani f1 pilotu olmak ozan tufan'ın yapabileceği bir iş değil. hem yarış anında hem yarış dışında yüksek adanmışlık istiyor

her takım 600 e yakın çalışanı ile her sene daha iyisi için mücadele ediyor.

hem birbirlerini ile hemde kendi çizdikleri çerçeve (formula) sınırları içinde kalıp sınırları aşmak için

centilmence ama rekabetci
devamını gör...

ulviye söylenen lafların bütünüdür diye düşünüyorum. benim favorim; ağızda dağılmayan ulvi.
devamını gör...

normalleşmenin ilk gününde vaka sayısı hızla artmaya devam etmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

t: bir thomas bernhard eseri. orijinal adı verstörung. yayın evi yapı kredi yayınları çevirmeni esen tezel.
anlatı iki bölümden oluşuyor: birincisi anlatıcımız ve doktor olan babasının karşılaştığı birtakım olaylardan ve hasta ziyaretlerinden, ikincisi ise muhtemelen insomniac bir prens'in* 100 sayfalık bir monoloğundan. ilk bölümü ben tamamen prens saurau'nun monoloğuna hazırlık olarak anladım, sanıyorum ki doğru anlamışım.
ilk bölümde doktorun ve anlatıcının yaptığı yer yer derinlikli fakat çoğunlukla yüzeysel olan çıkarımlar ve düşünceler, prens bölümünde arşa çıkar. bernhard'ın halka ve vasatlığa karşı olan öfkesi prensin monoloğunda bol bol yer bulur. aslında, her eseri gibi bunda da otobiyografik ögeler vardır, şeklinde yorumlamak lazım. bernhard'ın yazdıkları hayatından bağımsız olamaz.
üsluba gelecek olursak, klasik bernhard üslubu; uzun girift cümlelerden oluşan paragraflar(özellikle prens bölümü), sık sık tekrarlar...
işlenen konular da klasik bernhard konuları.* fakat ek olarak baba-oğul çatışmasını ilk defa bu kadar yoğun işlediğini gördüm.
daha önce ilk bölümden şurada #512100 alıntılar yapmıştım. asıl sarsıcı bölüm ikincisi:

"hakikat şu ki gitgide her şey olduğuma inanıyorum, çünkü gerçekte artık hiçbir şey değilim ve dolayısıyla insani olan, insan için mümkün olan her şeyi, insan için mümkün olan her şeyi,' dedi prens, 'utanç verici buluyorum. oyundan sonra bu durumu,' dedi prens, 'özellikle şimdiye kadar algı özürlüler şeklinde nitelediğim akrabalarımla ilişkili olarak bütünüyle idrak ettim."*

"teselliyi, buna gülebilirsiniz doktor, çoğu zaman sadece tesellisizlikte buluyorum. yalnız olduğumda insan içine çıkmak istiyorum, insan içine çıktığımda yalnız olmak istiyorum. ayrıca,' dedi, 'kendi kafamdan başka kafaları anlayamıyorum. esasında yoksulum."*
devamını gör...

#1190829

kitap = check!
çakmak = bir sürü check!
kalem = check!
sigara = check ( tütün daha bohem, bi daha sefere onu kullan)
makas = valla onu ben de bilmiyorum ama check!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gittikçe artan bir durum, zamanla insanın tahammül sınırı azalıyor ve belki alttan alman gereken insanlardan bile uzaklaşman gerekiyor.akraba ilişkilerinde kıyaslama ve kuşak farkı sorunları devreye giriyor.bağ olsa bile artık uğraşmak istemiyorsun ya da o bağ bile kişisel farklılıklarınızdan dolayı sizi yan yana getirmeye yetmiyor.
devamını gör...

evde bulamadığım her eşyam için annemin kullandığı cümle, ‘belki çöpe gitmiştir’. attım da demiyor eşyanın kendi özgür iradesinden bahsediyor.
devamını gör...

çok fazla hata vardır gece yapılan. küçük bir liste yapayım :

1) yakınında teknolojik cihaz bulundurmak.

2) çok fazla yemek yemek.

3) aşırı alkol tüketmek.

4) kahve, çay gibi fazlaca kafein içeren içecekleri içmek.

5) çok fazla düşünmek.


tanım: gece yapılan hataları paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

sizi toplayıp miting yapsam kaçınız oy verirsiniz? 53 kişisiniz biriniz verir herhalde.
devamını gör...

insanı insandan alâ yoranı yoktur.
devamını gör...

ortak espri anlayışı.
devamını gör...

mümkün değildir diye düşündüğüm durumdur.

haa bu ülkede her şey birilerine mümkün ama yine de mümkün değildir diye düşünüyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim