kahve dünyası
kahve sevenlerin uğrak yeri.kapısının önünde kahve kokusunu almaya başlarsın. ne güzel koku..
devamını gör...
kahve ve çikolata ikilisi
her kahve her çikolata ile gitmez. mesela içilen şekerli kahveyse, yanında mutlaka onu dengeleyecek kakao oranı fazla bitter çikolata yenmeli. bu sayede hem kahvenin hem çikolatanın tadını almak olası.
devamını gör...
kağıt ev
erdal beşikcioğlu'nun ve nur fettahoğlu'nun başrollerinde oynadığı star tv dizisidir.
ilk bölümü olmasına rağmen çok uzun süre ekranlarda kalacağını düşünmüyorum. tipik bir erdal beşikcioglu dizi klasiği diyebiliriz. adı efsane dizisinde olduğu gibi ilk bölümler başarıyı yakalayıp sonradan birden bitti. keza yakin zamanda da çocukluk dizisinde de aynisi oldu.
kagit ev dizisine gelecek olursam yine karısını aldatan bir koca var. evlilikleri mutlu gibi görünse de aslında biten bir evlilik var. en azından koca da bitmiş.
karisini aldatan kart zampara koca,metresiyle bir gece geçiriyorlar. metres de her dizi de olduğu gibi hiç de gözünüzün tutamayacağı, sinsi bir tip (azra).
her şeyi başlatan ise sorunlu ve psikolojisi baya bozuk da bir evlat var. adı cemre.
babasının,annesini aldattığından şüphe ediyor. (telefon konuşmalarına şahit oluyor)
dizinin asıl konusu da burada başlıyor zaten. babasının, annesini aldattığını düşündüğü kadın ise evlerinde çalışan hizmetlinin kızı (ınci) . şüphe etmesinin nedeni babasının kiza yakin tavırları, aralarında muhabbet etmeleri ve kıza yardım etmesi.
ama halbuki babasının,annesini aldattığı kız o değil. psikopat evlat cemre ise "sen bunu anneme nasil yaparsın?" deyip inci'nin kafasını duvara çarpıyor ve en sonunda kızı itekleyerek kafasını yere çarpıyor.
daha da kötüsü anne (nur fettahoğlu) ve baba (erdal b) yerde öylece yatan kıza yardim etmektense bir depoya koyuyorlar. sirf kendi kızları hapse atılmasın, yargilanmasin diye olayın üstünü örtbas ediyorlar. daha da kötüsü var yerde yatan kızın babasıyla ilişkisi yok. yani b*k yoluna gitti inci. ayrica cemre'nin abisinin sevgilisi de ınci. anlayacaginiz durumlar karmakarışık.
masumiyet dizisi ile sadakatsiz dizisinin karışımı gibi bir şey olmuş. tutar mi ? maksimum 10 bölüm.
ilk bölümü olmasına rağmen çok uzun süre ekranlarda kalacağını düşünmüyorum. tipik bir erdal beşikcioglu dizi klasiği diyebiliriz. adı efsane dizisinde olduğu gibi ilk bölümler başarıyı yakalayıp sonradan birden bitti. keza yakin zamanda da çocukluk dizisinde de aynisi oldu.
kagit ev dizisine gelecek olursam yine karısını aldatan bir koca var. evlilikleri mutlu gibi görünse de aslında biten bir evlilik var. en azından koca da bitmiş.
karisini aldatan kart zampara koca,metresiyle bir gece geçiriyorlar. metres de her dizi de olduğu gibi hiç de gözünüzün tutamayacağı, sinsi bir tip (azra).
her şeyi başlatan ise sorunlu ve psikolojisi baya bozuk da bir evlat var. adı cemre.
babasının,annesini aldattığından şüphe ediyor. (telefon konuşmalarına şahit oluyor)
dizinin asıl konusu da burada başlıyor zaten. babasının, annesini aldattığını düşündüğü kadın ise evlerinde çalışan hizmetlinin kızı (ınci) . şüphe etmesinin nedeni babasının kiza yakin tavırları, aralarında muhabbet etmeleri ve kıza yardım etmesi.
ama halbuki babasının,annesini aldattığı kız o değil. psikopat evlat cemre ise "sen bunu anneme nasil yaparsın?" deyip inci'nin kafasını duvara çarpıyor ve en sonunda kızı itekleyerek kafasını yere çarpıyor.
daha da kötüsü anne (nur fettahoğlu) ve baba (erdal b) yerde öylece yatan kıza yardim etmektense bir depoya koyuyorlar. sirf kendi kızları hapse atılmasın, yargilanmasin diye olayın üstünü örtbas ediyorlar. daha da kötüsü var yerde yatan kızın babasıyla ilişkisi yok. yani b*k yoluna gitti inci. ayrica cemre'nin abisinin sevgilisi de ınci. anlayacaginiz durumlar karmakarışık.
masumiyet dizisi ile sadakatsiz dizisinin karışımı gibi bir şey olmuş. tutar mi ? maksimum 10 bölüm.
devamını gör...
system of a down'un tarihteki en iyi müzik grubu olması
yalnız bu ifade bana biraz abartılı gibi geldi
devamını gör...
domestic hıyar

sonunda buldum... artık buradan idare edelim malum pandemi var. selamlar hürmetler...
istanbul'u satın aldım bu gece
bebek benim, kanlıca, kuzguncuk benim
boğaziçi benim, adalar benim... şunu da ilave edelim kuzguncuk hissedilmeden yaşanılacak yer değildir! diyen buket uzuner'in sözlerine itina ile katılan yazarımızdır.
devamını gör...
klişeleşmiş yesilçam replikleri
bende de 5 as var.
devamını gör...
bir kadının en tehlikeli olduğu an
çocuğunun tehdit altında olduğu andır. dünyayı yakar, gözü hiç bir şeyi görmez, gücü her şeye yeter.
devamını gör...
bir yazar sizi takip etmeye başladı
gizemli bir bildirim. biraz da ürkütücü açıkçası. kim bilir kim beni takip ediyor. ya sonuna kadar giden bir manyaksa, ya gece odaya girip boğazımı keserse...allah belanı vermesin bünyamin.
devamını gör...
almanca hocalarının sinirli olması
aslında sinirli değiller almanca insanı sinirli gösteren bir dildir.
(bkz: alternatif tıp gibi tanım girmek)
(bkz: alternatif tıp gibi tanım girmek)
devamını gör...
normal sözlük’ün çok sıkıcı olması sorunsalı
seviyesizlik arayan ekşi sözlüğe gitsin.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
düşünüyorum düşünüyorum öyleyse düşünürüm. *
devamını gör...
sözlükteki herkes sözlükten uçurulsun kampanyası
arkadaşlar selamun aleyküm. şunlar uçurulsun, bunlar uçurulsun, şunlar blowjob yapsın, şurdakiler oryantal, burdakiler de headbang yapsın gibi kampanyalardan gına geldiği için yepisyeni bir kampanyaynan karşınızdayım. evet, burdan yönetime sesleniyorum; herkesi uçurun sözlükteki.
patron çıldırdı. franklin bizi uçur. ben uçmak istiyorum.
patron çıldırdı. franklin bizi uçur. ben uçmak istiyorum.
devamını gör...
en sevdiğin yazarların seni takip etmediğini öğrenmek
bazen içten içe hüzünlendiren durum. özelden yazıp gaffur gibi " yoksa beni beğenmiyor musun?" demek istiyorum bazen.
devamını gör...
çalışma hayatının ilk kuralı
olabildiğince az kendini göster ve yaptığın işi göze soka soka yap. ayrıca kimseyle fazla samimiyete girmeyin. faydasını değil zararını görürsünüz.
devamını gör...
başlıklarını engelle butonu
adı çok önemli değil, aklıma gelen ilk haliyle formüle ettim. benim sözlük yönetiminden muradım sol framede açılmış başlıkları kaldırma seçeneğinin gelmesidir.
tanımlarını engelleyeyim mi sorusuna evet şıkkını işaretlediğimizde başlıklarını da engelleyeyim diye sormasını istiyorum ben.
(bkz: yazılımcımızdan ne istiyoruz)
tanımlarını engelleyeyim mi sorusuna evet şıkkını işaretlediğimizde başlıklarını da engelleyeyim diye sormasını istiyorum ben.
(bkz: yazılımcımızdan ne istiyoruz)
devamını gör...
çocuğunu kurstan kursa sürükleyen anne
abartılmadığı takdirde doğru olanı yapan annedir. erken yaşlarda çocuğunun neye ilgisinin olduğunun farkına vararak çocuğunun o yönde kendisini geliştirmesi için onu doğru yönlendirebilir.
devamını gör...
intihar etmek
tam bir cinnet hali. bunu dillendiren, dikkat çekmek için bile olsa konuşan kişilere dikkat edilmeli kesinlikle. bunun iyi bir yönü yok, havalı bir duygu değil. bazı gençler bunu bir oyun zannediyor ama "o an" a kadar bilemezsiniz nasıl bir duygu olduğunu.
askere gitmeden önce ve askerde olmak üzere 2 girişimim oldu, girişime girişim desem daha doğru olur galiba. 16-17 yaşlarındayken hakikaten hiç iyi değildim hiç. ergenlik bir taraftan, babam bir taraftan bana geldiler çok fena. bu yüzden bu düşünce aklıma geldiği an rahatlıyordum mesela. o zamanlarda girdi zaten ilk defa aklıma. annemin kullandığı uyku hapları vardı. küçük bir şişede 30-40 tane pembe hap. ne zaman dolaba gitsem elimi atasım geldi. ama o zamanlarda bunu yapacak toto yok bende. aklımın bir köşesinde hep dururken askere gittim.
asıl girişimim de burda oldu. zaten kafa olarak pek iyi değilken askerdeki ortamda iyice depresif biri oldum çıktım. arkadaşlarım vardı ama çarşıya falan hep yalnız çıktım hep. askerlik yaptığım yerin 10-15 metre ilerisinde ağaçlık bir alanda 2 saat öylece oturup dönerdim. bir iki defa yalnız çıkmadım sadece. görev yerimdeki yüzbaşı, sivil memurlar ve diğer askerlerin yanında hiçbir zaman "onlardan" olamadım. kavga ettim, yüzüm kan içindeyken güldüler tam karşımda bana. birileri küfür etti, gecenin bir yarısı "sen hiçsin" dendi. böyle böyle birikti hepsi. bu düşünce o günlerde alevlendi işte. gittikçe artınca psikoloji okuyan birine anlattım. biraz rahatladım ama daha sonra benim durumumu komutanlara anlattığını öğrendim. bu yüzden gata'ya psikolojik muayeneye gittim. konuşamadım ama. döndüm geldim. göz hapsindeyim yalnız, farkındayım...bir gün dolapları karıştırdım. xanax buldum 20 tane. kafam attı. diğer dolaplara baktım tek tek gündüz vakti. yaklaşık 100 tane hap aldım yanıma. geceyi bekledim. içtima oldu görev yerime gittim. yanımda haplar ve su var. uykumun gelmesini bekledim...saat gece 2 civarı uykum iyice gelince önce hapları çıkardım tek tek. suyu açtım. karar verildi, mutluluk hakim bünyeye. elime aldım önce xanaxları. öylece baktım birkaç sn...yapamadım çünkü annem geliyor aklıma. bunu o gün yapmamamın tek nedeni annem tek nedeni. hapları büyük çöp var ona attım koğuşa gittim. gözlerim dolu ama.
burda bitmiyor. aradan geçen birkaç gün sonra sivil memurun odasında uyudum. gece vakti sesler var katta. diğer sivil memurun odasının kilidini kırıyorlar benim adımı seslenip. çıksam kızacaklar. ama orda olmadığımı anlayınca benim olduğum odaya geldiler. kilidi kırmalarından önce ben açtım kapıyı. biraz ayar yedim ama bu düşüncemin birçok kişiyi korkuttuğunu öğrenmiş oldum.
askerlik bu yüzden benden çok şey alıp götürdü. insanlıktan çıkarıldım bazen. bu düşüncem sanki suçmuş gibi daha sonra görev yerim değiştirildi. hülasa bu düşünce aklınızdan çıkmıyorsa ailenizi düşünün. yapmayın.
askere gitmeden önce ve askerde olmak üzere 2 girişimim oldu, girişime girişim desem daha doğru olur galiba. 16-17 yaşlarındayken hakikaten hiç iyi değildim hiç. ergenlik bir taraftan, babam bir taraftan bana geldiler çok fena. bu yüzden bu düşünce aklıma geldiği an rahatlıyordum mesela. o zamanlarda girdi zaten ilk defa aklıma. annemin kullandığı uyku hapları vardı. küçük bir şişede 30-40 tane pembe hap. ne zaman dolaba gitsem elimi atasım geldi. ama o zamanlarda bunu yapacak toto yok bende. aklımın bir köşesinde hep dururken askere gittim.
asıl girişimim de burda oldu. zaten kafa olarak pek iyi değilken askerdeki ortamda iyice depresif biri oldum çıktım. arkadaşlarım vardı ama çarşıya falan hep yalnız çıktım hep. askerlik yaptığım yerin 10-15 metre ilerisinde ağaçlık bir alanda 2 saat öylece oturup dönerdim. bir iki defa yalnız çıkmadım sadece. görev yerimdeki yüzbaşı, sivil memurlar ve diğer askerlerin yanında hiçbir zaman "onlardan" olamadım. kavga ettim, yüzüm kan içindeyken güldüler tam karşımda bana. birileri küfür etti, gecenin bir yarısı "sen hiçsin" dendi. böyle böyle birikti hepsi. bu düşünce o günlerde alevlendi işte. gittikçe artınca psikoloji okuyan birine anlattım. biraz rahatladım ama daha sonra benim durumumu komutanlara anlattığını öğrendim. bu yüzden gata'ya psikolojik muayeneye gittim. konuşamadım ama. döndüm geldim. göz hapsindeyim yalnız, farkındayım...bir gün dolapları karıştırdım. xanax buldum 20 tane. kafam attı. diğer dolaplara baktım tek tek gündüz vakti. yaklaşık 100 tane hap aldım yanıma. geceyi bekledim. içtima oldu görev yerime gittim. yanımda haplar ve su var. uykumun gelmesini bekledim...saat gece 2 civarı uykum iyice gelince önce hapları çıkardım tek tek. suyu açtım. karar verildi, mutluluk hakim bünyeye. elime aldım önce xanaxları. öylece baktım birkaç sn...yapamadım çünkü annem geliyor aklıma. bunu o gün yapmamamın tek nedeni annem tek nedeni. hapları büyük çöp var ona attım koğuşa gittim. gözlerim dolu ama.
burda bitmiyor. aradan geçen birkaç gün sonra sivil memurun odasında uyudum. gece vakti sesler var katta. diğer sivil memurun odasının kilidini kırıyorlar benim adımı seslenip. çıksam kızacaklar. ama orda olmadığımı anlayınca benim olduğum odaya geldiler. kilidi kırmalarından önce ben açtım kapıyı. biraz ayar yedim ama bu düşüncemin birçok kişiyi korkuttuğunu öğrenmiş oldum.
askerlik bu yüzden benden çok şey alıp götürdü. insanlıktan çıkarıldım bazen. bu düşüncem sanki suçmuş gibi daha sonra görev yerim değiştirildi. hülasa bu düşünce aklınızdan çıkmıyorsa ailenizi düşünün. yapmayın.
devamını gör...
sümeroloji
bazı kaynaklarda asuroloji olarak da geçmektedir.
çok eski zamanlarda yaşamış, hakkında fazla bilgi sahibi olunmayan, çivi yazısı kullanmış kavimler ve toplumlar hakkında arkeoloji, tarih, kültür ve dil gibi her türlü alanda incelemeler yapan bilim dalıdır.
bazı üniversitelerin dil tarih coğrafya fakülteleri içerisinde 4 yıllık eğitim veren bölümü mevcuttur. sümeroloji bölümü mezunlarına ve bu mesleği icra eden kişilere sümerolog denir.
sümerologlar üniversitelerde ki akademik kariyerin dışında arşivlerde, müzelerde, kütüphanelerde ve bazı tarihsel çalışmalar yapan özel kurumlarda iş imkanı bulabilirler.
çok eski zamanlarda yaşamış, hakkında fazla bilgi sahibi olunmayan, çivi yazısı kullanmış kavimler ve toplumlar hakkında arkeoloji, tarih, kültür ve dil gibi her türlü alanda incelemeler yapan bilim dalıdır.
bazı üniversitelerin dil tarih coğrafya fakülteleri içerisinde 4 yıllık eğitim veren bölümü mevcuttur. sümeroloji bölümü mezunlarına ve bu mesleği icra eden kişilere sümerolog denir.
sümerologlar üniversitelerde ki akademik kariyerin dışında arşivlerde, müzelerde, kütüphanelerde ve bazı tarihsel çalışmalar yapan özel kurumlarda iş imkanı bulabilirler.
devamını gör...
duyulunca mutlu eden sözler
para lazım mı?
devamını gör...
teşhir ürün almak
daha önce mobilya satan bir yerde çalışıyordum (mobilya dediğim anaokulu mobilyaları vs.). teşhir ürünü olarak koyduğumuz ürünler gayet sağlamdı, teşhir olarak koyulmasının amacı ise üretime geçmemizdi. dükkanımız da dürüst yönetici ve çalışanlara sahip olduğu için hiç şikayet olmadı.
yani mobilya gibi ürünlerde çoğunlukla risk teşkil etmeyen eylemdir.
ama elektronik ürünler için aynı şeyi söyleyemem. yine de satıcıya bağlıdır.
yani mobilya gibi ürünlerde çoğunlukla risk teşkil etmeyen eylemdir.
ama elektronik ürünler için aynı şeyi söyleyemem. yine de satıcıya bağlıdır.
devamını gör...