pieter bruegel the elder
flaman rönenans ressamı. "the elder" * türkçeye baba olarak çevrilmiş lakabının sebebi aynı isimle yine ressam bir oğlu olması (bkz: pieter brueghel the younger).
genre painting denen bir konu üzerinde yoğunlaşmış resim türünün öncülerindendir. konusu ise köylüler ve manzaradır.
rönesans döneminin köy hayatını resmeden ilk ressamı olmuştur. köylü düğünlerini, karnavallarını deneyimleyebilmek için zaman zaman köylü kılığına girer gelin ve damadın akrabasıymış gibi davranırmış. onun eserlerine kadar resimlerde köylülere yer verilse bile onları aşağılayacak ya da komik duruma düşürecek şekilde yer verilmişti, bruegel ise köylüleri oldukları gibi resmetti.
ayrıntılı ve gerçekçi resimleri belçika tarihçileri için önemli bir kaynak olmuştur. 16. yy günlük yaşantısına ışık tutan önemli bir belge niteliğindedir hepsi.
ilk eserleri bir sürü küçük figürün olduğu bir sahneyi uzaktan resmetmiş şekilde olsa da son eserlerinde büyük bir ya da birkaç figür içermekte. bunun sebebinin zamanla daha çok ayrıntıyı öğrendiği için her birini göstermek istemesi olduğunu düşünüyorum.
the blue cloak tablosu ile ilgili tek tabloda 112 atasözü: pieter bruegel bu başlığa bakmanızı da öneririm.
küçük bir bilgi: bruegel ismi aslında brueghel'dir. pieter'ın oğulları bu h harfini atmadan kariyerlerine devam etmiştir. oğullarının ikisi de başarılı ressamlar olmuştur. the younger babasının işlerini kopyalayarak ticari anlamda başarı elde etmiştir. diğer oğlu jan brueghel the elder ise daha yaratıcı davranmıştır ve flaman barok stiline geçişte önemli bir ressam olmuştur. peter paul rubens gibi isimlerle çalışmıştır.
otoportre
children's games
hunters in the snow
the peasant and birdnester
genre painting denen bir konu üzerinde yoğunlaşmış resim türünün öncülerindendir. konusu ise köylüler ve manzaradır.
rönesans döneminin köy hayatını resmeden ilk ressamı olmuştur. köylü düğünlerini, karnavallarını deneyimleyebilmek için zaman zaman köylü kılığına girer gelin ve damadın akrabasıymış gibi davranırmış. onun eserlerine kadar resimlerde köylülere yer verilse bile onları aşağılayacak ya da komik duruma düşürecek şekilde yer verilmişti, bruegel ise köylüleri oldukları gibi resmetti.
ayrıntılı ve gerçekçi resimleri belçika tarihçileri için önemli bir kaynak olmuştur. 16. yy günlük yaşantısına ışık tutan önemli bir belge niteliğindedir hepsi.
ilk eserleri bir sürü küçük figürün olduğu bir sahneyi uzaktan resmetmiş şekilde olsa da son eserlerinde büyük bir ya da birkaç figür içermekte. bunun sebebinin zamanla daha çok ayrıntıyı öğrendiği için her birini göstermek istemesi olduğunu düşünüyorum.
the blue cloak tablosu ile ilgili tek tabloda 112 atasözü: pieter bruegel bu başlığa bakmanızı da öneririm.
küçük bir bilgi: bruegel ismi aslında brueghel'dir. pieter'ın oğulları bu h harfini atmadan kariyerlerine devam etmiştir. oğullarının ikisi de başarılı ressamlar olmuştur. the younger babasının işlerini kopyalayarak ticari anlamda başarı elde etmiştir. diğer oğlu jan brueghel the elder ise daha yaratıcı davranmıştır ve flaman barok stiline geçişte önemli bir ressam olmuştur. peter paul rubens gibi isimlerle çalışmıştır.
otoportre
children's games
hunters in the snow
the peasant and birdnester
devamını gör...
hiçbir şeyden zevk alamamak
boşluk hissinin yansımasıdır. olur öyle arada. içine dönüp kendinle kalmaya devam etmelisin.illa bir şey yapacaksın diye bir şey yok. tek başına bir bankta oturup sadece doğayı izle o bile iyi geliyor.
devamını gör...
renkli göz
kardeşim kahverengi renk değil mi? niye dışlıyorsunuz bizi! ben de isterdim ela ela olayım ama değil işte.
yine de olsun yani görüyorum çok şükür diyip bitiriyorum.
yine de olsun yani görüyorum çok şükür diyip bitiriyorum.
devamını gör...
hayatından insan çıkartmak için nedenler
benim için: sürekli negatif olması.
ruhu emer bunlar. hayat enerjini bitirir. gereksiz insanlardır.
ruhu emer bunlar. hayat enerjini bitirir. gereksiz insanlardır.
devamını gör...
konuşacak hiç kimsesi olmayan insan
yavaş yavaş azalıyor etrafımdaki insanlar ama beni korkutan insanların hayatımdan eksilmesi değil. yaşanan bu durumu hiç umursamıyor olmam. *
t: zor bir durum.
t: zor bir durum.
devamını gör...
1. geleneksel normal sözlük el güzeli yarışması
devamını gör...
crash (1996)
david cronenberg'in cannes film festivalinde tartışmalara sebep olan 1996 yapım filmi.
bilimkurgu yazarı j. g. ballard aynı isimdeki romanından uyarlanmıştır. bu cüretkar filmi anlatabilmek epey zor. konusu, bir trafik kazası ile hayatları tutku açısından bambaşka bir yere evirilen bir çift. ya da cinsel hayatları. bu çift yeni tanıştıkları insanlarla beraber metal, ölümcül tehlike, kazalar aracılığı ile cinsel tatmine ulaşmanın, o yıkıcı arzunun peşine düşüyor.
patolojik bir film de denebilir sanki. seks ve araba bu filmde gerçek bir simge halinde. özellikle dikkat çeken şey, başkalarıyla "normal" ilişkilere girdiklerinde birbirlerine özellikle şu soruyu soruyorlar: "boşaldın mı?" daha ifadesiz bir şekilde yaşadıklarını söyleyebilirim o anları.* ama ölümcül, tehlikeli, çarpıcı olan bu kazalar ve arabalar ile cinsel arzuyu yaşadıklarında çok da cüretkar ve yoğun yaşadıklarını fark edebiliyoruz. filmde, bu çarpışmaların normal hayattaki "kadının baştan çıkarmasına" denk gelebildiğini de söylemek yanlış olmaz. (kadını sürekli bu konuma yerleştirmek benim de hiç hoşuma gitmiyor ama tüm imgeselliğimiz böyle çalışıyor maalesef..) aynı kadının o müthiş baştan çıkarıcılığı, tahrik edileceği gibi, bu çarpışmalar* da normal düzenin, trafik kurallarının yanında insanı uçuran bir etkiye sahip oluyor. büyük hazza sebep olan bu şey aynı zamanda yok edici de. baştan çıkaranın yıkıcılığı başka bir deyişle. değişik. romanda teknolojiye yapılmış bir eleştiri de olabilir belki, okumadığım için bilemiyorum.
filmin büyük bir derinliği olduğunu düşünmesem de konusu ve cüretkar sahneleri ile kolayca hafızada yer edecek bir film bence.
bilimkurgu yazarı j. g. ballard aynı isimdeki romanından uyarlanmıştır. bu cüretkar filmi anlatabilmek epey zor. konusu, bir trafik kazası ile hayatları tutku açısından bambaşka bir yere evirilen bir çift. ya da cinsel hayatları. bu çift yeni tanıştıkları insanlarla beraber metal, ölümcül tehlike, kazalar aracılığı ile cinsel tatmine ulaşmanın, o yıkıcı arzunun peşine düşüyor.
patolojik bir film de denebilir sanki. seks ve araba bu filmde gerçek bir simge halinde. özellikle dikkat çeken şey, başkalarıyla "normal" ilişkilere girdiklerinde birbirlerine özellikle şu soruyu soruyorlar: "boşaldın mı?" daha ifadesiz bir şekilde yaşadıklarını söyleyebilirim o anları.* ama ölümcül, tehlikeli, çarpıcı olan bu kazalar ve arabalar ile cinsel arzuyu yaşadıklarında çok da cüretkar ve yoğun yaşadıklarını fark edebiliyoruz. filmde, bu çarpışmaların normal hayattaki "kadının baştan çıkarmasına" denk gelebildiğini de söylemek yanlış olmaz. (kadını sürekli bu konuma yerleştirmek benim de hiç hoşuma gitmiyor ama tüm imgeselliğimiz böyle çalışıyor maalesef..) aynı kadının o müthiş baştan çıkarıcılığı, tahrik edileceği gibi, bu çarpışmalar* da normal düzenin, trafik kurallarının yanında insanı uçuran bir etkiye sahip oluyor. büyük hazza sebep olan bu şey aynı zamanda yok edici de. baştan çıkaranın yıkıcılığı başka bir deyişle. değişik. romanda teknolojiye yapılmış bir eleştiri de olabilir belki, okumadığım için bilemiyorum.
filmin büyük bir derinliği olduğunu düşünmesem de konusu ve cüretkar sahneleri ile kolayca hafızada yer edecek bir film bence.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
göğün bulutlara çizdiği karikatür herkes tarafından farklı dilde okunuyor.
ay bazen yarım bazen yarımdan da yarım olsa bile maviliği hep aynı.
aşkı, duvarda yarattığım kuşla göçe mecbur bırakırken,
satırlara dökülen yıldız tozlarıyla geri kazanabilir miyim?
ay bazen yarım bazen yarımdan da yarım olsa bile maviliği hep aynı.
aşkı, duvarda yarattığım kuşla göçe mecbur bırakırken,
satırlara dökülen yıldız tozlarıyla geri kazanabilir miyim?
devamını gör...
yazarların en dindar özelliği
allah kahretsin, allah cezanı/belanı versin, allahım beni neyle sınıyorsun gibi içinde allah geçen cümleler kuruyorum.
başka da yok.
başka da yok.
devamını gör...
harry potter serisinden favori replikler
-“sana sözsüz büyülere çalıştığımızı söylediğimi hatırlıyor musun, potter?”
-"evet," dedi harry kaskatı kesilmiş bir sesle.
-"evet, efendim."
-"bana 'efendim' demenize gerek yok, profesör."
-"evet," dedi harry kaskatı kesilmiş bir sesle.
-"evet, efendim."
-"bana 'efendim' demenize gerek yok, profesör."
devamını gör...
ankara vs izmir
-izmir'in havası temizdir; ankara'nın ise her daim kirli.
-izmir'de gelişmiş, modern görünüm vardır; ankara'da ise betonlara gömülmüş köy görünümü vardır.
-izmir'in insanları kibardır, anlayışlıdır, güler yüzlüdür; ankara'nın ise kaba ve sinirlidir.
-izmir'de denize karşı günbatımını izleyebilirsiniz; ankara'da ise yerleşim düzeni yüzünden tam anlamıyla izlemek zordur.
-izmir'den ayrılırken ağlarsınız; ankara'dan ayrılırken içinizi huzur kaplar.
-izmir turistiktir, eğlencelidir; ankara bürokratiktir, sıkıcıdır.
-izmir'de trafik kuralına uyarsanız bir şey olmaz; ankara'da dayak yiyebilirsiniz.
-izmir'de gelişmiş, modern görünüm vardır; ankara'da ise betonlara gömülmüş köy görünümü vardır.
-izmir'in insanları kibardır, anlayışlıdır, güler yüzlüdür; ankara'nın ise kaba ve sinirlidir.
-izmir'de denize karşı günbatımını izleyebilirsiniz; ankara'da ise yerleşim düzeni yüzünden tam anlamıyla izlemek zordur.
-izmir'den ayrılırken ağlarsınız; ankara'dan ayrılırken içinizi huzur kaplar.
-izmir turistiktir, eğlencelidir; ankara bürokratiktir, sıkıcıdır.
-izmir'de trafik kuralına uyarsanız bir şey olmaz; ankara'da dayak yiyebilirsiniz.
devamını gör...
kedi besleyen erkek
kedi beslemenin erkeği kadını mı vardır?
devamını gör...
her kötü geceden sonra
bir baran güzel öykü kitabıdır.
bu zamana kadar okuduğum en iyi öykü kitabı diyemem elbette ama okuduğum öykü kitapları arasında beni en çok etkileyenlerden biri olduğu kesin. bazı öykülerde gözlerimin dolmasına engel olamadım. ya yaşlandığım için çok sulu göz birine dönüşmeye başladım ya da yazar gerçekten çok etkileyici bir anlatımla aktarmış yaralarını.
ben zaten kitabın ithaf sayfasına bu kitabı okurken başıma gelecekleri anlamıştım. daha ilk öyküye başlamadan içimde bir acı baş gösterdi ama daha önce de bu acıyı duyduğum için önemsemedim başta. bu sahte aldırmazlıkla kitaba başladığımda aslında kartondan bir kahramanlık yapmaya çalıştığımı anladım. unutmadan yazayım baran güzel kitabımın ithaf cümlesi olarak “ babamın ciğerlerine” yazmış.
dokuz farklı öyküde dokuz farklı dünyaya girip çıkıyoruz kitabı okurken ama ciğerlerinden hırıltılar çıkaran ve eski ihtişamını, görkemini kaybetmiş bir babanın sesi, kokusu ve gölgesi peşimizi bir türlü bırakmıyor.
her kötü geceden sonra aynı özgürlük duygusunun sahte ferahlığını yaşarken korkunç döngümüze kapılacağımız anın tedirginliğini hissediyoruz domates, salatalık ektiğimiz taze bir mezarın başında.
bu zamana kadar okuduğum en iyi öykü kitabı diyemem elbette ama okuduğum öykü kitapları arasında beni en çok etkileyenlerden biri olduğu kesin. bazı öykülerde gözlerimin dolmasına engel olamadım. ya yaşlandığım için çok sulu göz birine dönüşmeye başladım ya da yazar gerçekten çok etkileyici bir anlatımla aktarmış yaralarını.
ben zaten kitabın ithaf sayfasına bu kitabı okurken başıma gelecekleri anlamıştım. daha ilk öyküye başlamadan içimde bir acı baş gösterdi ama daha önce de bu acıyı duyduğum için önemsemedim başta. bu sahte aldırmazlıkla kitaba başladığımda aslında kartondan bir kahramanlık yapmaya çalıştığımı anladım. unutmadan yazayım baran güzel kitabımın ithaf cümlesi olarak “ babamın ciğerlerine” yazmış.
dokuz farklı öyküde dokuz farklı dünyaya girip çıkıyoruz kitabı okurken ama ciğerlerinden hırıltılar çıkaran ve eski ihtişamını, görkemini kaybetmiş bir babanın sesi, kokusu ve gölgesi peşimizi bir türlü bırakmıyor.
her kötü geceden sonra aynı özgürlük duygusunun sahte ferahlığını yaşarken korkunç döngümüze kapılacağımız anın tedirginliğini hissediyoruz domates, salatalık ektiğimiz taze bir mezarın başında.
devamını gör...
12 angry men
tek bir oda içerisinde bu kadar kült nasıl bir film çekilmiş dedirten türkçe adıyla 12 öfkeli adam filmi, sidney lumet yönetmenliğinde çekilmiş siyah beyaz film. şiddetle tavsiye edilir.
devamını gör...
erdal kalın poe
bizim oralı yazar.
daha geçen hafta eğlendi benimle, en cicisinden.
seviyorum ve sevmeye devam edeceğim.
erdalımcım, derin derin nefes al, içinden sayabildiğin kadar say ve olanı biteni allah'a havale et.
belki de küçücük bir yanlış anlaşılma olmuştur, ki genelde öyle olur.
bence gitme
sen gidersen kim bize şiir dinletisi sunacak, alıştık sana.
dinlen bir kaç gün, sonra en az bir şiirle çıka gel.
daha geçen hafta eğlendi benimle, en cicisinden.
seviyorum ve sevmeye devam edeceğim.
erdalımcım, derin derin nefes al, içinden sayabildiğin kadar say ve olanı biteni allah'a havale et.
belki de küçücük bir yanlış anlaşılma olmuştur, ki genelde öyle olur.
bence gitme
sen gidersen kim bize şiir dinletisi sunacak, alıştık sana.
dinlen bir kaç gün, sonra en az bir şiirle çıka gel.
devamını gör...
annenin en iyi olduğu konu
arkadaşlarım hakkındaki fikirleri, her zaman en iyi olduğu konudur, ne kadar ilk başlarda itiraz etsem de anneler bu konuda hep haklıdır.
devamını gör...
en sevilen ahmet kaya şarkısı
"bir menekşe kokusunda seni aramak var ya.."*
benim için kesinlikle budur.*
benim için kesinlikle budur.*
devamını gör...
gençlerin hobi sahibi olmayışı
otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğu olmak ne benim suçumdur, ne de diğer genç sayılan arkadaşlarımın.
19 yaşında olup hem ninja warrior'a katılan, hem çalışan, hem de okuyan gence benzemediğimiz için özür dileriz.
19 yaşında olup hem ninja warrior'a katılan, hem çalışan, hem de okuyan gence benzemediğimiz için özür dileriz.
devamını gör...

