üzülerek söylüyorum ki yeni keşfettiğim çok değerli ve tanımlarıyla gülümseten yazar arkadaşlarımızdan biri. takipteyiz, nice güzel tanımlara.

ayrıca benim gibi kendisi de yks sınavına girecekmiş bu sene, kolaylıklar dilerim kendisine.
devamını gör...

yok artık şaka gibi dediğim özellik. aga iyi gelmiş aklına.
(bkz: çoh iyi olmuş çoh da güzel olmuş)
bir üstteki yorumu çift tıklayarak beğendim.

sürekli tıkladığınızda beğeniyi alıp alıp veriyor. stres atmak için kullanılabilir.
devamını gör...

ingiliz film ve televizyon sanatları akademisinin kendi dilindeki konsantre hali. bu akademi oscara eşdeğer gösterilen bir ödül de vermekte her yıl.
devamını gör...

saçma bulduğum çıkarım.

anlamlandıramadığımız ya da irademiz dışında hareket eden çoğu şeyden korkarız.

mesela hayvanlar. irademiz dışında hareket ettikleri için bazılarından korkmuyor muyuz?

başlıktaki mantıkla inancı olan insanın hayvanlardan korkmaması lazım ama korkuyorlar ne hikmetse.
devamını gör...

çaylaklıktan çıkarak yazarlığa terfi etmiş arkadaşımız. aslında ben ona aslana kafa atan antilop rumuzunu uygun görmüştüm ama kendisi bu rumuzda karar kıldı. tanımları bol olsun.
devamını gör...

türkçe'de muhteşem demektir.

bu da ilk nickaltıdır.
devamını gör...

birgün köpek korkumu yener ve eve köpek almaya karar verirsem sahipleneceğim tek köpek türüdür. bir köpek bu kadar mı güzel,bu kadar mı sevimli olabilir. hele bunlara haydut maskesi takmıyorlar mı, aman allahım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

antik mısır kraliçesi. aslında abartıldığı kadar güzel değildir*. elbette bir insanın güzel olup olmadığına karar vermek kimsenin haddi değildir. fakat, herkesin deli divane olduğu, güllü sezar'ın onun için kendi imparatorluğunu dahi unuttuğu bir kadından bahsediyoruz. öyle olunca yorumlamak gerekiyor. ve burdan şunu anlıyoruz, her dönem, güzellik anlayışları değişir. yani güzellik denen kavram, asırlara, dönemlere, çağlara göre değişmektedir. ve tabi, halklara göre.... günümüzde dahi güzellik anlayışı her yerde aynı değildir. mesela günümüzde en ilkel bir kabilenin üyesi, kendi kabilesinden olan bir başka birini güzel bulabilir. ama bu kişi, diğer gelişmiş halklara göre güzellik tanımına uymayabilir. yani ben neden evde bunları düşünüyorum. işim gücüm yok mu lan benim.*

kleopatra denen çıyan, i. ptolemaios'un soyundandır. ben kleopatra'ya genelde " kadın tarzan " derim, hatta evrime inanmamın en büyük sebebi de bir nevi kendisi olmuştur. çünkü austrolopithecuslar, bazı görüşlere göre ağaçlarda yaşamış, daldan dala atlamışlardır. ki kleopatra denen homo sapiens türünden olan bir kadın da, adeta, daldan dala atlar gibi, erkekten erkeğe atlamıştır.

konudan sapmayalım. kleopatra çok aç gözlü bir kadındır. şöyle ki, kardeşi xiii. ptolemaios ile bile evlenmiştir. ptolemaios da ablası ve karısı olan kleopatra kadar aç gözlüdür. kleopatra bir kraliçe olarak rağbet görünce, ptolemaios kendisini(herhalde kıskanmış olacak ki) tahttan indirmeye çalışmıştır. tabi sizce sonra noldu? bizim bu güllü sezar, kleopatra'nın yardıma yetişmesin mi? ptolemaios şehirden kaçmaya mecbur oldu. kaçmaya çalışırken de, nil nehrinde boğuldu. böylelikle güllü sezar ile kleopatra zafer elde ettiler.

peki sizce, kleopatra bunun üzerine "ah sezar sezar, neden sezar'sın sen?" dedi mi? demedi. gitti diğer kardeşiyle evlendi. yani, xiv. ptolemaios ile.... ve sizce ben neden kleopatra'yı sevmem? çünkü taht uğruna kardeşiyle evlenmiş ama sezar ile sevgili kalmaya devam etmiştir. peki sizce sezar'ı neden sevmem? çünkü sezar bu kadar gurursuz bir adamdı. yani bu kadar kirli bir dünyada yaşadığımıza inanamıyorum. bazen kleopatra diye haykırıp ağlayarak kafamı duvarlara çarpıyorum. annem geçen beni deli sanıp psikoloğa bile götürdü. ben de kendimden korkmuyor değilim açıkçası. şunu da söylemek gerekir ki, xiv. ptolemaios sadece unvan olarak hükümdardı, tüm yönetim kleopatra'nın elindeydi. fakat, ptolemaios da öldü. tabi daha çocuk olan ptolemaios neden öldü? akonit ile zehirletildiği varsayılıyor. fakat konu belirsizliğini korumaktadır. ayrıca kleopatra çıyanı mı zehirlemiş onu bilmiyorum. ama ben bu çıyandan ne deseniz beklerim. fakat dediğim gibi zehirletildiği görüşü bir varsayımdır, neden öldüğü bilinmemektedir.

peki sizce kleopatra sonra boş durmuş mu? hayır. sezar da öldü tamam mı. yani sezar bile öldü. kleopatra'nın umrunda olmadı. gitti mark antony ile evlendi. sonra augustus mark antony'yi sıkıştırdı, bunlar düşman tabi. mark, kleopatra'nın intihar ettiğini sanıyor tabi, işte, kılıcını kendine sapladı. sonra kleopatra'nın hâlâ hayatta olduğunu öğrendi, arkadaşları onu kleopatra'nın saklandığı yere getirdiler ve mark, kleopatra'nın kollarında öldü.

ki, kleopatra'nın ölümüne gelirsek, kleopatra'nın da kendisini bir kobraya sokturarak intihar ettiği rivayet edilir. tabiri caiz ise, kadın ölürken bile, kobra ile bir şeyler yaşayarak ölmüş. yani ölürken bile icraat. böyle bir terbiyesizlik görülmedi.

ayrıca kleopatra'nın mezarı 2051 yldır hâlâ bulunamadı ama mısır'da olduğu düşünülüyor. hâlâ bir umut var arkadaşlar. o kişi siz olabilirsiniz.

araştırmalar sonucu kleopatra'nın gerçek yüzü şu şekilde modellenmiştir:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yani arkadaşlar demek ki, ya o dönem benim dediğim gibi güzellik anlayışı farklıydı, ya da sezar ile mark kerizleri kendi gözlerini bırakmış ve kalp gözleriyle görmeye başlamışlardı.... *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

robot muyum diye düşündüren olay
devamını gör...

eylemlerine hiç anlam veremediğim insan tipidir. arkadaşlarımla her buluşmaya çıktığımda, sanki hep beraber geneleve gidecekmişiz gibi davranıyorlar bildiğin. bunun erkek versiyonu ise sevgilisinin konuştuğu her erkeğe aslan kesilir. niye böyle davranıyorsunuz kardeşim? "madem güvenmeyecektin, ne diye sevgili oldun o zaman?" şeklinde kendilerine sordurturlar.
devamını gör...

yazarı khaled hosseini olan eseri edebiyat öğretmeni olan kuzenim vermişti okumam için. lisede tanıştığım bu kitap beni hüngür hüngür ağlattı diyebilirim size.

iki dost... emir ve hasan. birlikte büyümüş, birlikte düşüp kalkmış iki çocuk bunlar. fakat emir'in yaptıkları gerçekten affedilir şeyler değil. emir, hasan'ı kıskanan ve babasının sevgisine aç bir çocuktu. kısaca doyumsuzluk kelimesinin vücut bulmuş haliydi. ve bu yüzden de kıskançlıkları ile kendisine adeta tapan hasan için kötü izler, kötü anılar bıraktı. hasan, kitaptaki çaresizlikti. en çok ona ağladım, en çok ona üzüldüm. zaten ne kadar kötülük varsa onun başına geldi. küçücük bir çocuktu ve tacize uğradı. dostu bildiği çocuk bunu bilmesine görmesine rağmen yardım etmedi üstelik o da bir çamur attı. aklıma geldikçe hala üzülüyorum hasan için.

eğer kitabı almak istiyorsanız bir solukta bitireceğinize garanti verebilirim. onların hikayelerine her sayfada daha çok tanık olacak ve hissedeceksiniz. kitabı okuduktan sonra sinemaya uyarlanmış halini de izleyebilirsiniz. fakat kitap kadar sizde büyük bir etki bırakacağını sanmıyorum. film kötü değil ama kitabı okurken sanki daha duygu yüklü oluyorsunuz. bu yüzden ilk kitabını alın ve okuyun. daha sonra filmini izlersiniz.
devamını gör...

yabancı ismi cast away olan, başrolünü tom hanks ve helen hunt'un paylaştığı 2000 yapımı, ıssız bir adaya düşme ve mücadele temalı yalnızlık filmidir. fedex isimli bir şirkette çalışan chuck noland işi nedeniyle sık sık yurt dışı seyahatleri yapmaktadır. bu seyahatlerin birinde uçağı denize düşer ve bir adada 4 yıl boyunca yalnız kalır. geride ise bir adet sevdicek de bırakmıştır. robinson crusoe'un o döneme ait uyarlamasıdır. farklı olarak, cuma karakteri yerine başrolümüze bir adet voleybol topu eşlik eder. film daha çok bu iki karakter üzerinden devam ediyor. başta sıkıcı gibi görünmekle birlikte adamın wilson adı verdiği bu voleybol topu ile adada yaşamaya devam etmesi, onunla olan ilişkisi insanı filme bağlamaya başlıyor. çoğumuzun hayatta, bazen zor durumlarda, değer verdiğimiz eşyalar ya da hatıralar vb. vardır ya ben buna benzettim biraz. hatta bir ara internette bir sitede "wilson voleybol topu" ismiyle satışa çıktığını görünce 1-2 gün istemsiz gülmeme neden oldu bu durum. ne kadar doğru bilmiyorum filmdeki en iyi cansız nesne seçilmiş kendisi. tom hanks da bu rolü ile oscara aday olmuş ama kazanamamıştı zamanında. zaten filmi izlettiren de kendisinin oyunculuğudur. filmin sonunu ve sevdicek kısmını da sanırım tahmin ettiniz. 20 yıl gibi uzun zaman öncesine ait bu film, izlenmesi gereken filmlerden biridir zannımca.
edit: güney pasifik taraflarında yer alan bu adada filmin çekilebilmesi için dünya çevre örgütü’nün çevre koruma koşullarına uyulması şartı da kabul edilmiştir.
devamını gör...

şimdi bir sihirsiz nefes gibisin.
artık sen de herkes gibisin.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

buna rağmen izlenmesi saçmalığı
devamını gör...

dolandırmak için kullanılmayan bir kitap kalmıştı, o da oldu.

"kitap tanıtmak istiyoruz" diyerek vatandaşlara ulaşan patix kitap isimli şirket, iddiaya göre mağdurlara istediklerinden daha fazla kitap bırakıyor, "2 hafta içinde iade edebilirsiniz" diyerek senet imzalatıyor. kitapları iade etmek isteyen vatandaşlar 2 hafta boyunca verilen telefona ulaşamıyor. ardından şirket, "14 gün geçtiği için iade kabul edilmez, borcunuzu ödeyin" diye mesajlar göndermeye başlıyor. son 6 ay içerisinde onlarca kişinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıktı.

patix kitap isimli kitap şirketinin elden satış yöntemiyle binlerce kişiyi dolandırdığı iddia ediliyor. buldukları telefon numaralarını arayıp "kitap setleri satıyoruz sizi ziyaret etmek istiyoruz" diyerek randevu alan kişiler, vatandaşların almak istediği kitap sayısından çok daha fazlasını bırakarak "2 hafta içerisinde bu kitaplardan beğendiğiniz olursa alırsınız, gerisini biz teslim alacağız" diyerek en az 1400 tl’lik senet imzalatıyor. vatandaşlar "kitapları geri alın" diye aramak istediklerinde ellerindeki telefon numarası yanıt vermiyor. dolandırıcılar iki hafta geçtikten sonra vatandaşlara borçları ödemeleri konusunda mesajlar atmaya başlıyor. iade etmek isteyenlere 14 gün geçtiği ve yasal iade süresi dolduğu için artık tüm kitapların parasını ödemek zorunda olduklarını söylüyor.


buradan
devamını gör...

istanbul sözleşmesini okumamış kişi cümlesi. okusanız anlayacaksınız da işte. neyse...
devamını gör...

rezerve aldım bekliyorum.
bana göre süreç başlagıcı şöyle;
demokrat parti'den joe biden başkan seçildi.
üzerine albayrak istifa etti ve faizler artırıldı.
seçim sonrası şahsım yönünü batıya çevirdi ve ekonomi ve hukukta reform dönemi yapacağız dedi ki bunun söylenmesi bile yapılan hataları kabul etmek demektir. o yüzden çark çevrildi.olumlu güzellemeler yapılmakta,destek beklenmekte.
geçen hafta kendi kanallarında yayınladıkları kıymasız köfte tarifi verdikleri öneri ile açık açık ekonomiyi,düşülen durumu özetler nitelikte.
devamını gör...

tuzluyeşileriğinkamaştırdığıdiş beni kendine yakın hissediyorsan yazdığım filozoflarıda kendine yakın hissedeceksin.*
şuraya muhteşem üçlü bırakayım. birini daha yeni ekledim listeme.

friedrich nietzsche yeri ayrıdır. en yakın.
jean paul sartre
albert camus

yazmadıklarımdan özür diler. onlarıda başka bir grup olarak tekrar çıkartırım karşınıza. çünkü bu üçlü birbirine biraz yakın fikirler inşa etmiş. sartre ile camus her ne kadar bizi nasıl aynı gruba koyarsın diye tartışmalara başlasada ben öpüşün barışın yaklaşımıyla yanyana koyuyorum, ayırmıyorum ikisinide.
bu ekibin içinden sağ çıkmak biraz zor. önce kafayı yakarlar sonra palas pandıras hayata döndürürler. ben ne okudum ,ne gördüm ,ne hissettim tüü bana, hiçim, yokum, saçmayım, iğrencim,vasatım, varım yooo yokum.. işte ben bunlara yakınım dostlar.
devamını gör...

yeni yeni öğreniyorum
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim