bilet
tdk'ya göre; "para ile alınan ve konser, sinema, tiyatro vb. eğlence yerlerine girme, ulaşım araçlarına binme veya bir talih oyununa katılma imkânını veren belge."
"tópos mou, nasıl olur?
cehennemin biletlerini çoktan almamış mıydık biz? o ilk duvarı yıkıp yanına geldiğimde, hani rüzgar denizden ediyordu o gece? zakkum konularının ne kadar baygın ve ağır olduğunu, üstümüze yapışıp kaldığını hatırlamıyor musun? yerlerde hasırlar vardı, evin yanında hayıtlar?
hiçbir şey hatırlamıyor musun? ilk sen öpmüştün beni be kadın? ben sana bakıyordum, içerisi karanlıktı, ay ışığının vücudumuza dokunmasına saatler vardı ve üstümüz iyot ve zakkum kokuyordu?
o bilet hâlâ cebimde benim, üstelik iki kişilik..
hiç mi hatırlamıyorsun?
"tópos mou, nasıl olur?
cehennemin biletlerini çoktan almamış mıydık biz? o ilk duvarı yıkıp yanına geldiğimde, hani rüzgar denizden ediyordu o gece? zakkum konularının ne kadar baygın ve ağır olduğunu, üstümüze yapışıp kaldığını hatırlamıyor musun? yerlerde hasırlar vardı, evin yanında hayıtlar?
hiçbir şey hatırlamıyor musun? ilk sen öpmüştün beni be kadın? ben sana bakıyordum, içerisi karanlıktı, ay ışığının vücudumuza dokunmasına saatler vardı ve üstümüz iyot ve zakkum kokuyordu?
o bilet hâlâ cebimde benim, üstelik iki kişilik..
hiç mi hatırlamıyorsun?
devamını gör...
iğrendiren kokular
cehalet kokusu.
kan kokusu.
savaş kokusu.
kanalizasyon kokusu
ütülmüş kelle kokusu!
küflü peynir kokusu.
kan kokusu.
savaş kokusu.
kanalizasyon kokusu
ütülmüş kelle kokusu!
küflü peynir kokusu.
devamını gör...
iç enerji
bir sistem içindeki parçacıkların sahip olduğu her türlü hareketten kaynaklanan potansiyel ve kinetik enerjilerin toplamı. bu enerjinin kendisi doğrudan ölçülemez. ancak 2 farklı sistemin 2 farklı durumda ortaya çıkardığı iç enerji değişimi ölçülebilir.
bulunduğu ortamdan ısı alan sistemlerde iç enerji artar. ısı kaybı yaşayan sistemlerde ise iç enerji azalır.
bulunduğu ortamdan ısı alan sistemlerde iç enerji artar. ısı kaybı yaşayan sistemlerde ise iç enerji azalır.
devamını gör...
burçlarla ilgili az bilinenler
ben de iyi bir insanım gerçekten. *
burç: ikizler
yükselen: ikizler
burç: ikizler
yükselen: ikizler
devamını gör...
25 kasım kadına yönelik şiddetle mücadele günü
kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü, 1999 yılında kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla bm genel kurulu kararı ile ilan edilen gündür.
bm genel kurulu 1999 yılında 25 kasım gününü kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü olarak ilan etti. --- alıntı ---
sosyal medyada, topluluklar içinde şiddeti kınayan bireyler; tenha da bizzat şiddeti uygulayanlar oluyor çoğu kez. şiddet sadece dövmek değildi. sözlü ve davranışsal olarak da şiddet uygulanmakta. umarım herkes bir şekilde farkındalık kazanır.
bm genel kurulu 1999 yılında 25 kasım gününü kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü olarak ilan etti. --- alıntı ---
sosyal medyada, topluluklar içinde şiddeti kınayan bireyler; tenha da bizzat şiddeti uygulayanlar oluyor çoğu kez. şiddet sadece dövmek değildi. sözlü ve davranışsal olarak da şiddet uygulanmakta. umarım herkes bir şekilde farkındalık kazanır.
devamını gör...
uzay araştırmaları
astronomi ve uzay bilimleri bölümlerinde okutulan derslerden biri.
ilk tanımda katıldığım bazı noktalar var. dünyada gücü ve zenginliği elinde bulunduran kesim gerçekten gözü başka gezegenlere dikmiş durumda. aslında dünyayı yaşanmaz duruma getirenler de bu tipler ve gidebilirlerse eğer, gittikleri yeri de aynı duruma getireceklerinden emin olabilirsiniz. zira bu kesim daha fazla güç ve daha fazla para uğruna savaşlara, silah üretimine, oy için cehalete ve aklınıza gelebilecek birçok olumsuz duruma göz yumuyor. göz yumdukları canavar büyüyüp güçlendikçe kendilerini de yutacak, bunun farkındalar. yine de huylu huyundan vazgeçmiyor.
öte yandan, uzay araştırmaları faydasız bir oyalanma ve oyalamadan ibaret değil. bugün dünya üzerinde kullandığımız teknolojinin büyük bir kısmı, uzay çalışmaları esnasında icat edilip geliştirildi. tabii burada "uzay araştırmaları olmasa da bir şekilde bunlar yine geliştirilebilirdi" diye bir itirazınız olabilir haklı olarak ama öyle olmamış işte.
"mesela ne geliştirildi?" sorusu gelebilir akıllara. kısaca bakalım. peşin olarak şunu da söyleyeyim; bunlardan bazılarının temeli daha eski olsa da geliştirilip insanlığa sunulmaları uzay araştırmaları neticesinde gerçekleşti.
1- ısıya, ateşe dayanıklı malzemeler
bu malzemeler her na kadar uzaydaki güneş ışınları ve radyasyona karşı dayanıklı uzay giysileri için üretildiyse de, itfaiye ekipmanlarında ve benzer birçok meslekte kullanılıyor.
2- göz ameliyatı olarak bildiğimiz lasik teknolojisi
astronotların gözlerinin uzayda nasıl etkilendiğini araştırırken ortaya çıkardıkları bir teknoloji. ben de oldum bu ameliyatı ve iyi ki de olmuşum.
3- elimizden düşmeyen kameralı telefonlar
evet, akıllı telefonlar nasa'nın uzay araştırmalarında kullanılabilecek kadar küçük kameralar geliştirmeye çalışan jet propulsion laboratory birimi tarafından geliştirildi.
4- cat scan denen tıbbi teknoloji
bilgisayarlı tomografi olarak da bildiğimiz teknolojinin temelinde, uzay araştırmaları için görüntü elde etme teknikleriyle ilgili çalışmalar yatıyor.
5- spor ayakkabıları
bunun da temelinde uzay araştırmaları var.
6- su arıtma sistemi
astronotların temiz su içebilmesi için geliştirildi.
7- yalıtım malzemeleri
yine uzaydaki radyasyonu engellemek amacıyla geliştirildiler.
8- gps ve haberleşme sistemleri
bunlar uydular ile sağlanıyor ve doğrudan uzay araştırmalarını temel alarak ortaya çıktılar.
9- led
televizyonlardan ampullere kadar kullanıyoruz ve yine temeli uzay aratırmaları.
güneş panelleri, kablosuz kulaklıklar, dondurulmuş hazır gıda, yapay organlar, laptop ve elimizin altında olup hemen hemen her gün kullandığımız daha birçok alet... bunların hepsinin temelinde yatan şey uzayda kullanıma uygun alet ve malzeme geliştirme çalışmaları.
sadece teknoloji değil, tıp alanında da bazı gelişmeler, uluslararası uzay istasyonu'ndaki deneylerden ve yine astronotların sağlığını korumak için yapılan çalışmalardan kazanıldı. organ naklinde sıra beklemeyi gelecek yıllarda tarihe karıştırması beklenen yapay organlar, sesle kontrol edilebilen tekerlekli sandalyeler, yapay kalp pompası, insülin pompası, programlanabilen kalp pilleri vesaire...
bunlar ve burada ismini saymadığım daha birçok teknoloji ve tedavi yöntemi, uzayda işleri kolaylaştırmak için çabalayan şirketlerin çalışmalarından bize miras kaldı.
elbette ben de isterdim mars'ı dünyalaştırmaya çalışmaları yerine dünya'yı eski hâline getirmek için uğraşmalarını. fakat çok uzun vadeli düşünürsek; eğer o tarihlerde insanlık hâlâ var olursa eğer, bir gün güneş o kadar genişleyecek ki dünya yaşanabilir bir gezegen olmaktan çıkacak. dolayısıyla her ne kadar insanlığın önünde bunun için çok uzun bir zaman olsa da, mars'a gitmek, orada yerleşmek, orayı dünya gibi yaşanabilir bir gezegen durumuna getirmek de pek kısa sürecek bir iş değil ve buna şimdiden başlamak akıllıca. o yüzden mars programları var olmalı. hatalı olan tek şey, nasılsa bir gün dünyadan gidilecek diyerek burayı hor kullanmaya devam etmek ve ne yazık ki bunu dünya ülkelerinin çok büyük bir kısmı yapıyor. bazıları savaşlar ve nükleer silahlarla, bazıları ormanlık arazileri yerleşime açarak...
ilk tanımda katıldığım bazı noktalar var. dünyada gücü ve zenginliği elinde bulunduran kesim gerçekten gözü başka gezegenlere dikmiş durumda. aslında dünyayı yaşanmaz duruma getirenler de bu tipler ve gidebilirlerse eğer, gittikleri yeri de aynı duruma getireceklerinden emin olabilirsiniz. zira bu kesim daha fazla güç ve daha fazla para uğruna savaşlara, silah üretimine, oy için cehalete ve aklınıza gelebilecek birçok olumsuz duruma göz yumuyor. göz yumdukları canavar büyüyüp güçlendikçe kendilerini de yutacak, bunun farkındalar. yine de huylu huyundan vazgeçmiyor.
öte yandan, uzay araştırmaları faydasız bir oyalanma ve oyalamadan ibaret değil. bugün dünya üzerinde kullandığımız teknolojinin büyük bir kısmı, uzay çalışmaları esnasında icat edilip geliştirildi. tabii burada "uzay araştırmaları olmasa da bir şekilde bunlar yine geliştirilebilirdi" diye bir itirazınız olabilir haklı olarak ama öyle olmamış işte.
"mesela ne geliştirildi?" sorusu gelebilir akıllara. kısaca bakalım. peşin olarak şunu da söyleyeyim; bunlardan bazılarının temeli daha eski olsa da geliştirilip insanlığa sunulmaları uzay araştırmaları neticesinde gerçekleşti.
1- ısıya, ateşe dayanıklı malzemeler
bu malzemeler her na kadar uzaydaki güneş ışınları ve radyasyona karşı dayanıklı uzay giysileri için üretildiyse de, itfaiye ekipmanlarında ve benzer birçok meslekte kullanılıyor.
2- göz ameliyatı olarak bildiğimiz lasik teknolojisi
astronotların gözlerinin uzayda nasıl etkilendiğini araştırırken ortaya çıkardıkları bir teknoloji. ben de oldum bu ameliyatı ve iyi ki de olmuşum.
3- elimizden düşmeyen kameralı telefonlar
evet, akıllı telefonlar nasa'nın uzay araştırmalarında kullanılabilecek kadar küçük kameralar geliştirmeye çalışan jet propulsion laboratory birimi tarafından geliştirildi.
4- cat scan denen tıbbi teknoloji
bilgisayarlı tomografi olarak da bildiğimiz teknolojinin temelinde, uzay araştırmaları için görüntü elde etme teknikleriyle ilgili çalışmalar yatıyor.
5- spor ayakkabıları
bunun da temelinde uzay araştırmaları var.
6- su arıtma sistemi
astronotların temiz su içebilmesi için geliştirildi.
7- yalıtım malzemeleri
yine uzaydaki radyasyonu engellemek amacıyla geliştirildiler.
8- gps ve haberleşme sistemleri
bunlar uydular ile sağlanıyor ve doğrudan uzay araştırmalarını temel alarak ortaya çıktılar.
9- led
televizyonlardan ampullere kadar kullanıyoruz ve yine temeli uzay aratırmaları.
güneş panelleri, kablosuz kulaklıklar, dondurulmuş hazır gıda, yapay organlar, laptop ve elimizin altında olup hemen hemen her gün kullandığımız daha birçok alet... bunların hepsinin temelinde yatan şey uzayda kullanıma uygun alet ve malzeme geliştirme çalışmaları.
sadece teknoloji değil, tıp alanında da bazı gelişmeler, uluslararası uzay istasyonu'ndaki deneylerden ve yine astronotların sağlığını korumak için yapılan çalışmalardan kazanıldı. organ naklinde sıra beklemeyi gelecek yıllarda tarihe karıştırması beklenen yapay organlar, sesle kontrol edilebilen tekerlekli sandalyeler, yapay kalp pompası, insülin pompası, programlanabilen kalp pilleri vesaire...
bunlar ve burada ismini saymadığım daha birçok teknoloji ve tedavi yöntemi, uzayda işleri kolaylaştırmak için çabalayan şirketlerin çalışmalarından bize miras kaldı.
elbette ben de isterdim mars'ı dünyalaştırmaya çalışmaları yerine dünya'yı eski hâline getirmek için uğraşmalarını. fakat çok uzun vadeli düşünürsek; eğer o tarihlerde insanlık hâlâ var olursa eğer, bir gün güneş o kadar genişleyecek ki dünya yaşanabilir bir gezegen olmaktan çıkacak. dolayısıyla her ne kadar insanlığın önünde bunun için çok uzun bir zaman olsa da, mars'a gitmek, orada yerleşmek, orayı dünya gibi yaşanabilir bir gezegen durumuna getirmek de pek kısa sürecek bir iş değil ve buna şimdiden başlamak akıllıca. o yüzden mars programları var olmalı. hatalı olan tek şey, nasılsa bir gün dünyadan gidilecek diyerek burayı hor kullanmaya devam etmek ve ne yazık ki bunu dünya ülkelerinin çok büyük bir kısmı yapıyor. bazıları savaşlar ve nükleer silahlarla, bazıları ormanlık arazileri yerleşime açarak...
devamını gör...
anlat istanbul
istanbul'da masalları anlatan beş yönetmenli filmdir.
filmin senaryosunu ümit ünal yazmıştır, yönetmen koltuğunda ise ümit ünal, yücel yolcu, ömür atay, selim demirdelen, kudret sabancı oturmaktadır. film müziklerini ise gökhan kırdar üstlenmiştir. gerçekten müzikleri çok beğendim. gökhan kırdar iyi iş çıkarmış.
filmin mantığı aslında ilginç ve güzel. film 5 bildiğimiz hikayeyi kendince anlatıyor, her hikayeyi farklı bir yönetmen çekiyor. bu bana garip ve güzel geldi.
hikayeler ise şöyle
fareli köyün kavalcısı (ümit ünal)
pamuk prenses (kudret sabancı)
külkedisi (selim demirdelen)
uyuyan güzel (yücel yolcu)
kırmızı başlıklı kız (ömür atay)
filmi güzel kılan detaylardan birisi, farklı hikayeleri, farklı yönetmenlerle bir bütün içinde ele alıyor. bütünlüğün dışına çıkılmaması ve aynı motivasyonda hareket edilmesi filmi güzel kılıyor, aldığınız keyif ve merakınız eksilmiyor, sadece hikayeye odaklanıyorsunuz.
bazı hikayeleri çok sevdim, bazılarını sevmedim. uyuyan güzel ve kırmızı başlıklı hikayesi benim hoşuma gitmedi. uyuyan güzel hikayesinde bazı diyaloglar çok hoşuma gitti, onun dışında zorlanarak izledim.
son olarak filmin kadrosu çok kalabalık ve başarılı oyunculardan oluşuyor. bugün bu kadroyu hiçbir şekilde bir araya toplayamazsınız. tavsiye ederim, keyif alarak izlenebilecek bir türk filmi.
filmin senaryosunu ümit ünal yazmıştır, yönetmen koltuğunda ise ümit ünal, yücel yolcu, ömür atay, selim demirdelen, kudret sabancı oturmaktadır. film müziklerini ise gökhan kırdar üstlenmiştir. gerçekten müzikleri çok beğendim. gökhan kırdar iyi iş çıkarmış.
filmin mantığı aslında ilginç ve güzel. film 5 bildiğimiz hikayeyi kendince anlatıyor, her hikayeyi farklı bir yönetmen çekiyor. bu bana garip ve güzel geldi.
hikayeler ise şöyle
fareli köyün kavalcısı (ümit ünal)
pamuk prenses (kudret sabancı)
külkedisi (selim demirdelen)
uyuyan güzel (yücel yolcu)
kırmızı başlıklı kız (ömür atay)
filmi güzel kılan detaylardan birisi, farklı hikayeleri, farklı yönetmenlerle bir bütün içinde ele alıyor. bütünlüğün dışına çıkılmaması ve aynı motivasyonda hareket edilmesi filmi güzel kılıyor, aldığınız keyif ve merakınız eksilmiyor, sadece hikayeye odaklanıyorsunuz.
bazı hikayeleri çok sevdim, bazılarını sevmedim. uyuyan güzel ve kırmızı başlıklı hikayesi benim hoşuma gitmedi. uyuyan güzel hikayesinde bazı diyaloglar çok hoşuma gitti, onun dışında zorlanarak izledim.
son olarak filmin kadrosu çok kalabalık ve başarılı oyunculardan oluşuyor. bugün bu kadroyu hiçbir şekilde bir araya toplayamazsınız. tavsiye ederim, keyif alarak izlenebilecek bir türk filmi.
devamını gör...
ölü gibi uyumak
asla yapamadığımdır. böylelerine artık resmen imreniyorum. bende istiyorum banene bendee..
devamını gör...
yazarların kendilerini 10 yıl sonra nerede gördükleri sorunsalı
güzel bir üniversiteden mezun olmuş bir şekilde. tabii ondan sonra işsiz kalacak mıyım, buraları şimdilik düşünmemeliyim.
devamını gör...
sözlükte kadın zannedilmek
sözlükte kadın olunca sanıldığı gibi herkes size yazmıyor. hatta kimse yazmıyor. ilginç.
devamını gör...
istisnasız herkesin sevdiği şey
patatestir heralde sevmeyen görmedim.
devamını gör...
testis ağrısı
kardeşim ağrı yarıştırmayın. regl oldun mu hiç. olmadın. o zaman neden acı yarıştırıyorsun.
ağrıyor ulan işte.
t: kötü bir ağrıdır.
ağrıyor ulan işte.
t: kötü bir ağrıdır.
devamını gör...
kürt milliyetçiliği
önce, şuraya bir kavram bırakayım; etnosentrizm.
size tavsiyem burayla sınırlı kalmayıp entosentirik yaklaşımın ne olduğunu detaylıca araştırmanız. anlamını öncelikle kendi içinde tartışabilirsiniz belki böylece. bir konuda fikir oluşturabilmek, onu gövdelendirebilmek sonra da onu sunup savunabilmek için ham bilgi ön şartı gerekiyor malumunuz. haklılığına birazdan değineceğim ama şunu söylemeden de konuya giremeyeceğim yüksek müsaadenizle; yazılan az sayıda entryi okudum ve "tanım, tanım devamı, örnek, alıntı ya da bkz" bulmak için aralarında hayli uğraşmam gerekti. kürt milliyetçiliği nedir sorusunu konuşmak, sebeplerini araştırmak, bu konuda fikir beyan etmek yerine elinizden geleni ardınıza koymamış, etrafından dönmek için kırk takla atmışsınız. tebrik ediyorum gerçekten. bu da bir başarı... aa az önce bir ön koşulun gerekliliğinden bahsetmiştim değil mi? pardon, benim hatam. yorgunluk, bıkkınlık işte!
kürt kimmiş, kökeni neymiş, uzaydan mı gelmiş, kimin dölüymüş mevzularını bir kenara bırakabilecek sükûnette olanlarınızın ancak buraya kadar okumuş olduğunu bildiğimden konuya gönül rahatlığı ile girebilirim artık. kürt milliyetçiliği de diğer tüm milliyetçilikler gibi faşizan bir tutuma teşnedir. bu zaten tartışmaya açık bile değil. ancak azınlık milliyetçiliklerinin bana göre eleştiriye açık bir yönü var; empati yoksunluğu! bunu dümdüz, analitik bir yerden konuştuğumda kabak gibi görüyorum, sabaha kadar da üzerinde tartışırım gerekirse. hatta görüyor ve artırıyorum; sosyolojik/kültürel/cinsel/fiziksel/ekonomik koşulları sebebiyle ayrımcılığa maruz kalan insanların da en az etnik köken ötekileştirmesi mağdurları kadar empatiden uzak olabildiklerini gözlemlemek mümkün. en büyük yaraları, en harlı yangınları tam da burada olan bu insanların, bu tutumun tam karşısında olmak yerine pençesine düşüp kontrollerini yitirmelerini duygularınızdan arınarak değerlendirdiğinizde bu ne perhiz bu ne lahana turşusu bir yere varıyorsunuz. vardınız mı? heh tamam, kalmayın orada!
çelişkiyi, saçmalığı görmek, bunu tespit etmek; anlamaya engel değil. hele sadece sınırın bu yanında doğdu diye öbür yanındaki insandan nefret eden çoğunluğun buna hiç hakkı yok! sistematik bir tecavüze, her türlü hak ihlaline, hem fizyolojik hem psikolojik bağı olan en yakın çevresiyle birlikte kendisine yönelen tüm ayrımcılıklara karşılık olarak ait olduğu topluluğu merkeze alan bir bakış açısı geliştirmek anlaşılabilecek hatta anlaşılması gereken bir şey. kürtler vardır. ve evet kürt milliyetçiliği de vardır. empati kuramıyor olmalarıyla empati kurması gereken de kürt olmayanlardır. niceliksel bakımdan senden, benden az olduğu halde, azınlık olarak hissetmeyecekleri sistemi tesis etmekle yükümlüyüz, beceremiyorsak, sonuçlarına katlanmak da diyetimizdir... becerdiğimiz gün yeniden konuşalım. ağzımdan salyalar saçarak pis faşist diye bağırmazsam kesin biletimi!
size tavsiyem burayla sınırlı kalmayıp entosentirik yaklaşımın ne olduğunu detaylıca araştırmanız. anlamını öncelikle kendi içinde tartışabilirsiniz belki böylece. bir konuda fikir oluşturabilmek, onu gövdelendirebilmek sonra da onu sunup savunabilmek için ham bilgi ön şartı gerekiyor malumunuz. haklılığına birazdan değineceğim ama şunu söylemeden de konuya giremeyeceğim yüksek müsaadenizle; yazılan az sayıda entryi okudum ve "tanım, tanım devamı, örnek, alıntı ya da bkz" bulmak için aralarında hayli uğraşmam gerekti. kürt milliyetçiliği nedir sorusunu konuşmak, sebeplerini araştırmak, bu konuda fikir beyan etmek yerine elinizden geleni ardınıza koymamış, etrafından dönmek için kırk takla atmışsınız. tebrik ediyorum gerçekten. bu da bir başarı... aa az önce bir ön koşulun gerekliliğinden bahsetmiştim değil mi? pardon, benim hatam. yorgunluk, bıkkınlık işte!
kürt kimmiş, kökeni neymiş, uzaydan mı gelmiş, kimin dölüymüş mevzularını bir kenara bırakabilecek sükûnette olanlarınızın ancak buraya kadar okumuş olduğunu bildiğimden konuya gönül rahatlığı ile girebilirim artık. kürt milliyetçiliği de diğer tüm milliyetçilikler gibi faşizan bir tutuma teşnedir. bu zaten tartışmaya açık bile değil. ancak azınlık milliyetçiliklerinin bana göre eleştiriye açık bir yönü var; empati yoksunluğu! bunu dümdüz, analitik bir yerden konuştuğumda kabak gibi görüyorum, sabaha kadar da üzerinde tartışırım gerekirse. hatta görüyor ve artırıyorum; sosyolojik/kültürel/cinsel/fiziksel/ekonomik koşulları sebebiyle ayrımcılığa maruz kalan insanların da en az etnik köken ötekileştirmesi mağdurları kadar empatiden uzak olabildiklerini gözlemlemek mümkün. en büyük yaraları, en harlı yangınları tam da burada olan bu insanların, bu tutumun tam karşısında olmak yerine pençesine düşüp kontrollerini yitirmelerini duygularınızdan arınarak değerlendirdiğinizde bu ne perhiz bu ne lahana turşusu bir yere varıyorsunuz. vardınız mı? heh tamam, kalmayın orada!
çelişkiyi, saçmalığı görmek, bunu tespit etmek; anlamaya engel değil. hele sadece sınırın bu yanında doğdu diye öbür yanındaki insandan nefret eden çoğunluğun buna hiç hakkı yok! sistematik bir tecavüze, her türlü hak ihlaline, hem fizyolojik hem psikolojik bağı olan en yakın çevresiyle birlikte kendisine yönelen tüm ayrımcılıklara karşılık olarak ait olduğu topluluğu merkeze alan bir bakış açısı geliştirmek anlaşılabilecek hatta anlaşılması gereken bir şey. kürtler vardır. ve evet kürt milliyetçiliği de vardır. empati kuramıyor olmalarıyla empati kurması gereken de kürt olmayanlardır. niceliksel bakımdan senden, benden az olduğu halde, azınlık olarak hissetmeyecekleri sistemi tesis etmekle yükümlüyüz, beceremiyorsak, sonuçlarına katlanmak da diyetimizdir... becerdiğimiz gün yeniden konuşalım. ağzımdan salyalar saçarak pis faşist diye bağırmazsam kesin biletimi!
devamını gör...
hayattan çıkarılmış en önemli ders
insan mutluluğa yaklaştığı an ölüyordu.
devamını gör...
one last goodbye
somehow, i knew
you could never, never stay.
ahhh be. her cümlesi ayrı acı veren şarkıdır.
you could never, never stay.
ahhh be. her cümlesi ayrı acı veren şarkıdır.
devamını gör...
çok bilgili olmaktan dolayı dışlanmak
bilgili olup dışlanmak gibi bir şey ancak cahil bir ortamdaysan söz konusudur onun dışında bilgilerini insanların gözüne göstere göstere anlatıyorsan dışlanırsın. çünkü her şeyi bildiğini belli etmek zorunda değilsin bazı şeyler insanın kendisinde kalmalı
devamını gör...
futboldan anlayan kadın
ofsayt: şimdi bir mağazaya arkadaşınızla gitmişsiniz. arkadaşınız kasaya yakın siz bir kıyafet gördünüz aynı anda başka bir kadın da o kıyafeti gördü. siz kadından önce kaptınız ve kıyafeti kasadaki arkadaşınıza atarak satın aldınız. işte bu haksızlık işte bu ofsayt.
ofsayt bilmeyen sevgiliye, ofsayt anlatma yolları.*
ofsayt bilmeyen sevgiliye, ofsayt anlatma yolları.*
devamını gör...



