aynı gün doğanlar
aynı gün ölenler kadar benzemez birbirine.
devamını gör...
normal sözlük'ün en yaşlı yazarı
ben 1946 akçaabat doğumluyum. ajda pekkan ile yaşıtım.
devamını gör...
boğaziçi rektör protestosuna katılan iki odtü'lü asistanın işinden atılması
odtü'de boğaziçi'ne destek veren asistanlar işten atıldı
chp ankara milletvekili levent gök, odtü’de iki öğrenci asistanının boğaziçi üniversitesi rektör protestosu eylemine katıldıktan sonra görevlerine son verilmesini tbmm gündemine taşıdı. gök, milli eğitim bakanı ziya selçuk’a "anayasal haklarını kullanarak barışçıl eylemlere katıldıkları için işlerine son verilen öğrenci asistanlarının görevlerine dönebilmeleri için hangi çalışmalar yürütülmektedir?” diye sordu.
buradan
ülkede bir çok sorun varken, bu sorunlar karşısında ses çıkaran bir avuç insana uygulanan bu baskı, ülkenin geldiği yer açısından oldukça önemli.
chp ankara milletvekili levent gök, odtü’de iki öğrenci asistanının boğaziçi üniversitesi rektör protestosu eylemine katıldıktan sonra görevlerine son verilmesini tbmm gündemine taşıdı. gök, milli eğitim bakanı ziya selçuk’a "anayasal haklarını kullanarak barışçıl eylemlere katıldıkları için işlerine son verilen öğrenci asistanlarının görevlerine dönebilmeleri için hangi çalışmalar yürütülmektedir?” diye sordu.
buradan
ülkede bir çok sorun varken, bu sorunlar karşısında ses çıkaran bir avuç insana uygulanan bu baskı, ülkenin geldiği yer açısından oldukça önemli.
devamını gör...
oytun erbaş'ın tuzlu ayran zararlı iddiası
offf. adam bangır bangır asperger sendromluyum diye bağırıyor, hâlâ bazı hareketlerinin altında derin anlamlar arıyoruz. bunları hakaret etmek için kullanıyoruz.
çoğu zaman psikolojik durumu kötü insanları idare ettim. kendini kontrol edebilse yapmayacağı hareketleri yapan çok fazla insana katlanmaya çalıştım. bu davranış benim karakterime bile uygun değil ama ne yapacağım? psikolojisi bozuk, kontrolü tamamen yitirmiş, psikiyatri servisinde tedavi görmesi gereken insanla mı tartışacağım? sağlıklı olduğumu iddia eden bir insan olarak böyle insanlara yardım etmem, yardım edemiyorsam hayatlarını zorlaştırmamam, en önemlisi onlar üzerinden ego tatmini yapmamam gerekiyor.
bu adam defalarca kez asperger sendromlu olduğunu söylemiş. asperger sendromu özellikle bir erkek için çok daha zorludur. belirtileri arasında ilgi alanı hakkında konuştuğu zaman tek taraflı iletişim vardır. yani kimseyi dinlemez, sadece kendisi konuşur. nedir bu adamın ilgi alanı? tıp. tus sınavında 7 kez derece yapmış. takmış çünkü onu kafaya. daha durduramazsın.
asperger sendromlular tepki çekmek için açıklamalar yapar. çok anormal değil. aleksitimi ve empati sorunları ile uğraşan insanların daha keskin, daha çarpıcı tepkilere ihtiyacı vardır. tüy gibi okşanmaktan anlamaz çoğu, balyoz ile vurmak gerekir. bunu ister. bi de troll tipler olma hali eklenince olan bu.
bunun haricinde söylediği şeye odaklanalım. ne diyor? tuzlu ayran otizme neden oluyor.
bir asperger sendromlu olarak söylediği şeye otizme neden oluyor diye destek vermem mümkün değil ancak evet tuzlu ayran otizmli bir insan için öyle pek iyi bir şey değil. daha önce tuzlu ayran içtiğim için yaşadığım sorunlar nedenli aynı gün acile kaldırıldım. bırakın bir otizmli neyin otizmi şiddetlendireceğini sizden daha iyi bilsin değil mi?
bunun yanında kokoreç otizmi hafifletir. bazı gıdalar otizmi şiddetlendirir. zaten çoğu otizmli çocukluk boyunca bunu içsel şekilde bilir, çoğu gıdayı tüketmez, tek tip beslenir.
arkadaşlar lütfen otizmi otizmlilerden daha iyi de bilmeyin. bi zahmet. herbokolog ilan ettiğiniz bu insanlardan daha çok şey biliyorsunuz. birkaç saniyelik video sonrası linç gösterileri düzenliyorsunuz.
sahiden şu adamı koruma içgüdüm beni yoruyor. bir şeyleri biliyor ama düşüncelerinin hızına yetişemediği için düzgün şekilde anlatamıyor. sonra olan bana oluyor. 5 dakikam gidiyor.
oytun 783839 bilgi geçiyorsa aklından bi otur soluklan hepsini söylemeye çalışma çiçeğim ya. valla yoruyon beni.
çoğu zaman psikolojik durumu kötü insanları idare ettim. kendini kontrol edebilse yapmayacağı hareketleri yapan çok fazla insana katlanmaya çalıştım. bu davranış benim karakterime bile uygun değil ama ne yapacağım? psikolojisi bozuk, kontrolü tamamen yitirmiş, psikiyatri servisinde tedavi görmesi gereken insanla mı tartışacağım? sağlıklı olduğumu iddia eden bir insan olarak böyle insanlara yardım etmem, yardım edemiyorsam hayatlarını zorlaştırmamam, en önemlisi onlar üzerinden ego tatmini yapmamam gerekiyor.
bu adam defalarca kez asperger sendromlu olduğunu söylemiş. asperger sendromu özellikle bir erkek için çok daha zorludur. belirtileri arasında ilgi alanı hakkında konuştuğu zaman tek taraflı iletişim vardır. yani kimseyi dinlemez, sadece kendisi konuşur. nedir bu adamın ilgi alanı? tıp. tus sınavında 7 kez derece yapmış. takmış çünkü onu kafaya. daha durduramazsın.
asperger sendromlular tepki çekmek için açıklamalar yapar. çok anormal değil. aleksitimi ve empati sorunları ile uğraşan insanların daha keskin, daha çarpıcı tepkilere ihtiyacı vardır. tüy gibi okşanmaktan anlamaz çoğu, balyoz ile vurmak gerekir. bunu ister. bi de troll tipler olma hali eklenince olan bu.
bunun haricinde söylediği şeye odaklanalım. ne diyor? tuzlu ayran otizme neden oluyor.
bir asperger sendromlu olarak söylediği şeye otizme neden oluyor diye destek vermem mümkün değil ancak evet tuzlu ayran otizmli bir insan için öyle pek iyi bir şey değil. daha önce tuzlu ayran içtiğim için yaşadığım sorunlar nedenli aynı gün acile kaldırıldım. bırakın bir otizmli neyin otizmi şiddetlendireceğini sizden daha iyi bilsin değil mi?
bunun yanında kokoreç otizmi hafifletir. bazı gıdalar otizmi şiddetlendirir. zaten çoğu otizmli çocukluk boyunca bunu içsel şekilde bilir, çoğu gıdayı tüketmez, tek tip beslenir.
arkadaşlar lütfen otizmi otizmlilerden daha iyi de bilmeyin. bi zahmet. herbokolog ilan ettiğiniz bu insanlardan daha çok şey biliyorsunuz. birkaç saniyelik video sonrası linç gösterileri düzenliyorsunuz.
sahiden şu adamı koruma içgüdüm beni yoruyor. bir şeyleri biliyor ama düşüncelerinin hızına yetişemediği için düzgün şekilde anlatamıyor. sonra olan bana oluyor. 5 dakikam gidiyor.
oytun 783839 bilgi geçiyorsa aklından bi otur soluklan hepsini söylemeye çalışma çiçeğim ya. valla yoruyon beni.
devamını gör...
normal sözlük’ün artık bitmiş olması
bitti demek haksızlık olur ama durum tespitleri yapmak gerekirse ;
1- ahbap/çavuş ilişkisi hak getire. kurucunun dilediği adam mod oluyor ki yapabilir ama bu liyakati fazlasıyla engeller.
2- sözlük müyüz, forum muyuz ya da kurallara bana mı işliyor bilmiyorum ama ben entry'e cevap verince düzeltmek zorunda kalırken, başka başlıklarda entry no verilerek cevap giriliyor ama dokunulmuyor.
3- 2'ye istinaden ; ciddi ciddi forumtr havası var sözlükte şu an.
4- herkes birbiriyle kanka, kankası "kaka" yazsa, diğer 10 kankası favori atıyor. orada kaliteli içerik ama iç dökülmüş daha samimi entryler hak ettiği değeri görmüyor, yani burada bol takipçili ve beğenilen bir yazar olmak için, yalamak öhöm pardon, boğazına bir şey kaçtı da...pekmez yalamanız gerek.
yazdıklarınız, fikirlerinizden daha çok nasıl "kanki" olduğunuz daha mühim. alınan alınsın. pekmez yalamak, yemek güzeldir hem. malum kış gelecek yakında, bol bol pekmez yemek, yalamak gerek.
5- kaliteli yazarların ufak ufak şımartılması gerektiğini düşünüyorum, mesela hediye kitap çeki ile veyahut başka türlü artık nasıl olur onu yönetim karar vermelidir.
6- aşırı forum içeren başlıklarla müsaade edilmemesi gerektiğini düşünüyorum ve buna inanılmaz müsaade var. küfür konusunda gösterilen "neonazi" tutum, burada tam tersi.
kafa sözlük bitmedi ama mayıs ayındaki havasını kesinlikle kaybetti bence, bitti demek haksızlık olur ama böyle giderse 2022'yi görür ama kalite yerlerde olur, 2023'de de inci gibi bir durumda takılır gider ya da biter.
eleştirim bu kadar, kırdıysam birilerini affola ama yalamayın, cidden. hobi olarak bile yapmayın. yapacaksanız, uluorta yapmayın bari. mahremiyete saygım var merak etmeyin.
1- ahbap/çavuş ilişkisi hak getire. kurucunun dilediği adam mod oluyor ki yapabilir ama bu liyakati fazlasıyla engeller.
2- sözlük müyüz, forum muyuz ya da kurallara bana mı işliyor bilmiyorum ama ben entry'e cevap verince düzeltmek zorunda kalırken, başka başlıklarda entry no verilerek cevap giriliyor ama dokunulmuyor.
3- 2'ye istinaden ; ciddi ciddi forumtr havası var sözlükte şu an.
4- herkes birbiriyle kanka, kankası "kaka" yazsa, diğer 10 kankası favori atıyor. orada kaliteli içerik ama iç dökülmüş daha samimi entryler hak ettiği değeri görmüyor, yani burada bol takipçili ve beğenilen bir yazar olmak için, yalamak öhöm pardon, boğazına bir şey kaçtı da...pekmez yalamanız gerek.
yazdıklarınız, fikirlerinizden daha çok nasıl "kanki" olduğunuz daha mühim. alınan alınsın. pekmez yalamak, yemek güzeldir hem. malum kış gelecek yakında, bol bol pekmez yemek, yalamak gerek.
5- kaliteli yazarların ufak ufak şımartılması gerektiğini düşünüyorum, mesela hediye kitap çeki ile veyahut başka türlü artık nasıl olur onu yönetim karar vermelidir.
6- aşırı forum içeren başlıklarla müsaade edilmemesi gerektiğini düşünüyorum ve buna inanılmaz müsaade var. küfür konusunda gösterilen "neonazi" tutum, burada tam tersi.
kafa sözlük bitmedi ama mayıs ayındaki havasını kesinlikle kaybetti bence, bitti demek haksızlık olur ama böyle giderse 2022'yi görür ama kalite yerlerde olur, 2023'de de inci gibi bir durumda takılır gider ya da biter.
eleştirim bu kadar, kırdıysam birilerini affola ama yalamayın, cidden. hobi olarak bile yapmayın. yapacaksanız, uluorta yapmayın bari. mahremiyete saygım var merak etmeyin.
devamını gör...
eskortluk yapan kızın tecavüze uğrayıp ağlamasının bir anlamı yok
tecavüz gibi konularda yorum yaparken, bu olayların en sevdiğimizin başına gelebileceğini düşünerek yorum yapmak gerekmektedir.
tecavüz mağdurunun seks işçiliğinden ne kadar para kazandığını düşünerek değil.
tecavüz mağdurunun seks işçiliğinden ne kadar para kazandığını düşünerek değil.
devamını gör...
kurt vonnegut’ın onurlu ölümü
yirmi beş yaşındayken neden olduğum ve hiçbir zaman pişmanlık duymadığım ölümdür.
kurt vonnegut benim edebiyat tanrılarımdan biridir. öldüğü sene de öyleydi. hakkında hiçbir zaman kötü bir şey düşünmedim. hala da ölümümün üzerinden geçen on beş sene boyunca onu büyük bir saygı ve sevgiyle anarım. hayatımın hiçbir anında da onun ölmesini istemedim. ve bu cümle büyük bir yalan. bana albert camus’den bulaşmış bir yalancılığın eseri. bir kere ölmesini istedim kurt vonnegut’ın. size tam tarihini de verebilirim. 17 mart 2007.
manhattan’daki dört katlı evinde konuşmaya başladığımızda asıl konumuz elbette ki mezbaha no:5 idi. en çok bu kitabıyla ilgili sorular sordum yazara. içtenlikle cevapladı beni her seferinde ama hep ufak bir alay ve ağzının kenarında bir pall mall sigara ile. konuşma her kesildiğinde bana da bir pall mall tutuyordu ama ben o zamanlar sadece lucky strike içiyor ve bunun çok havalı olduğunu düşünüyordum.
her seferinde uzattığı sigarayı reddettim ve konu bir süre sonra söz kedi beşiğine geldi. bu kitap hakkında konuşurken karşımda yirmi yaşında bir adam vardı sanki. o kadar heyecanlı, o kadar hüzünlüydü. akşam karanlığı çoktan çökmüş olduğu için ve bu sohbetin sabaha kadar sürmesini istediğim için titanın sirenleri ve otomatik piyano kitapları hakkında da konuşma istedim biraz ve bu konu da nerden baksanız birçok sigara ve birkaç saate mal oldu.
niyetimi belli etmek için sabah şampiyonların kahvaltısını yaparken bir yandan da bu kitaptan konuşmayı önerdiğimde hemen kabul etti. çok espirili bir genç adam olduğum için cevaben allah senden razı olsun bay rosewater dedim. zihnimdeyken komik olan espiri dışarı çıkınca anlamsız bir salaklığa döndü. yazar beni üst kattaki odada sohbete devam etmeye davet ettiğinde odaya girer girmez maymun evine hoş geldiniz diyerek salaklığımı bağışladığını gösterdi.
bu harika sohbet sabahın ilk ışıklarına kadar sürdü galapagos, mavi sakal ve kör nişancıdan da bahsettik. sonra sabah olduğunda söz verdiği üzere bana şampiyonların kahvaltısını hazırlamak üzere aşağı inmeyi önerdi yazar.
merdivenlerin başına geldiğimizde bu adamın akşam gördüğüm yirmi yaşındaki genç adam değil seksen beşine merdiven dayamış yaşlı adam olduğunu gördüm. içimde keskin bir acı hissettim. pall mall sigaralarının ona onurlu bir ölüm vaat edip tutmadığı için firmayı dava ettiği ve ilk dinlediğim an çok güldüğüm anısı geldi aklıma o anda.
yazar ölmek istiyordu ama intihar gibi onursuz bir yolla değil. merdivenin ilk basamağına adım attığında sanki yanlışlıkla olmuş gibi çarptım yazara ve aşağı doğru yuvarlanışını izledim. sonra da yardım etmek için koştum. iyi durumdaydı yazar. ufak bir pansumandan sonra kahvaltı için yorulmamasını rica ettim. ve evden ayrıldım.
bu “kaza”dan sonra 11 nisan 2007’de kafasına aldığı darbe yüzünden öldüğünü öğrendim. hem de o darbe birlikte sohbet ettiğimiz gecenin sabahında aldığı darbe idi. bu benim ilk cinayetimdi. yazarın eşi o günden sonra beni aradı. jill krementz yazarın ölmeden önce bana teşekkür ettiğini söyledi telefonda. bu olaydan aylar sonra bir kart geldi bana üzerinde yazarın el yazısı ile üç kelime vardı:
- so it goes.
kurt vonnegut benim edebiyat tanrılarımdan biridir. öldüğü sene de öyleydi. hakkında hiçbir zaman kötü bir şey düşünmedim. hala da ölümümün üzerinden geçen on beş sene boyunca onu büyük bir saygı ve sevgiyle anarım. hayatımın hiçbir anında da onun ölmesini istemedim. ve bu cümle büyük bir yalan. bana albert camus’den bulaşmış bir yalancılığın eseri. bir kere ölmesini istedim kurt vonnegut’ın. size tam tarihini de verebilirim. 17 mart 2007.
manhattan’daki dört katlı evinde konuşmaya başladığımızda asıl konumuz elbette ki mezbaha no:5 idi. en çok bu kitabıyla ilgili sorular sordum yazara. içtenlikle cevapladı beni her seferinde ama hep ufak bir alay ve ağzının kenarında bir pall mall sigara ile. konuşma her kesildiğinde bana da bir pall mall tutuyordu ama ben o zamanlar sadece lucky strike içiyor ve bunun çok havalı olduğunu düşünüyordum.
her seferinde uzattığı sigarayı reddettim ve konu bir süre sonra söz kedi beşiğine geldi. bu kitap hakkında konuşurken karşımda yirmi yaşında bir adam vardı sanki. o kadar heyecanlı, o kadar hüzünlüydü. akşam karanlığı çoktan çökmüş olduğu için ve bu sohbetin sabaha kadar sürmesini istediğim için titanın sirenleri ve otomatik piyano kitapları hakkında da konuşma istedim biraz ve bu konu da nerden baksanız birçok sigara ve birkaç saate mal oldu.
niyetimi belli etmek için sabah şampiyonların kahvaltısını yaparken bir yandan da bu kitaptan konuşmayı önerdiğimde hemen kabul etti. çok espirili bir genç adam olduğum için cevaben allah senden razı olsun bay rosewater dedim. zihnimdeyken komik olan espiri dışarı çıkınca anlamsız bir salaklığa döndü. yazar beni üst kattaki odada sohbete devam etmeye davet ettiğinde odaya girer girmez maymun evine hoş geldiniz diyerek salaklığımı bağışladığını gösterdi.
bu harika sohbet sabahın ilk ışıklarına kadar sürdü galapagos, mavi sakal ve kör nişancıdan da bahsettik. sonra sabah olduğunda söz verdiği üzere bana şampiyonların kahvaltısını hazırlamak üzere aşağı inmeyi önerdi yazar.
merdivenlerin başına geldiğimizde bu adamın akşam gördüğüm yirmi yaşındaki genç adam değil seksen beşine merdiven dayamış yaşlı adam olduğunu gördüm. içimde keskin bir acı hissettim. pall mall sigaralarının ona onurlu bir ölüm vaat edip tutmadığı için firmayı dava ettiği ve ilk dinlediğim an çok güldüğüm anısı geldi aklıma o anda.
yazar ölmek istiyordu ama intihar gibi onursuz bir yolla değil. merdivenin ilk basamağına adım attığında sanki yanlışlıkla olmuş gibi çarptım yazara ve aşağı doğru yuvarlanışını izledim. sonra da yardım etmek için koştum. iyi durumdaydı yazar. ufak bir pansumandan sonra kahvaltı için yorulmamasını rica ettim. ve evden ayrıldım.
bu “kaza”dan sonra 11 nisan 2007’de kafasına aldığı darbe yüzünden öldüğünü öğrendim. hem de o darbe birlikte sohbet ettiğimiz gecenin sabahında aldığı darbe idi. bu benim ilk cinayetimdi. yazarın eşi o günden sonra beni aradı. jill krementz yazarın ölmeden önce bana teşekkür ettiğini söyledi telefonda. bu olaydan aylar sonra bir kart geldi bana üzerinde yazarın el yazısı ile üç kelime vardı:
- so it goes.
devamını gör...
vişne
çok ekşimtrak bir şey çekti canım. dolabı açtım baktım ve vişne gördüm. tabağıma yerleştirdim ve yemeye başladım. tatlı desen değil ekşi desen yerine göre. mayhoş ve güzel. yedikçe yedim tabii ki üzerime düşürene kadar. her yer kırmızıya boyandı nasıl çıkacak şimdi bu diyerek birden karalara bağladım. aslında ne gerek vardı buna kendimi hırpalamam anlamsız. olan bir şeyin çaresi olsun yeter ki. uğraştım ve lekeyi bir şekilde çıkardım fakat az da olsa izi kaldı.
hayatı buna benzetiyorum. vişne kadar ekşi, vişne gibi hafif şekerli, vişne kadar acımasız. bir şekilde hayatımız vişne gibi dedim kendi kendime. bir olay yaşıyoruz ve müdahale ettiğimizde gecikebiliyoruz ama yaşarken o andan pişman olmuyoruz. yerken mutluydum.düşürdüm kontrolü kaybettim anlık mutsuz oldum. vişnenin izi kaldı aynı yaşantılarımız gibi ama hayat kaldığı yerden devam ediyor ve yaşıyoruz.
vişne gibi tatlı,ekşi,yeri geliyor lekeliyiz. kirazla kardeş olan vişne gibi diğer insanlarla aynı çatı altında kardeşiz. aynı dünyadayız ve birbirimize muhtacız. bize fırsatlar sunulduğunda yeşeriyoruz. önümüze engel konulduğu zaman bekliyoruz. kızdığımız zaman koyu kan gibi içimizi ortaya döküyoruz. kızdığımızda çok sıkıldığımızda patlıyoruz..
çok fazla vişne yemek tüketmek, uykusuzluk, ciltte kızarılık, boğazda tahrişe neden oluyormuş. bizde kendimizi hırpalayınca bir vişneyiz. dalında güzel,uzaktan göz alıcı yerine göre iyi çok fazla üzerimize gelindiği zaman kendini kanatan ve yok eden vişneler mi oluyoruz?
vişne yer miyiz?
vişne suyu içer miyiz?
biz vişne miyiz?
hayatı buna benzetiyorum. vişne kadar ekşi, vişne gibi hafif şekerli, vişne kadar acımasız. bir şekilde hayatımız vişne gibi dedim kendi kendime. bir olay yaşıyoruz ve müdahale ettiğimizde gecikebiliyoruz ama yaşarken o andan pişman olmuyoruz. yerken mutluydum.düşürdüm kontrolü kaybettim anlık mutsuz oldum. vişnenin izi kaldı aynı yaşantılarımız gibi ama hayat kaldığı yerden devam ediyor ve yaşıyoruz.
vişne gibi tatlı,ekşi,yeri geliyor lekeliyiz. kirazla kardeş olan vişne gibi diğer insanlarla aynı çatı altında kardeşiz. aynı dünyadayız ve birbirimize muhtacız. bize fırsatlar sunulduğunda yeşeriyoruz. önümüze engel konulduğu zaman bekliyoruz. kızdığımız zaman koyu kan gibi içimizi ortaya döküyoruz. kızdığımızda çok sıkıldığımızda patlıyoruz..
çok fazla vişne yemek tüketmek, uykusuzluk, ciltte kızarılık, boğazda tahrişe neden oluyormuş. bizde kendimizi hırpalayınca bir vişneyiz. dalında güzel,uzaktan göz alıcı yerine göre iyi çok fazla üzerimize gelindiği zaman kendini kanatan ve yok eden vişneler mi oluyoruz?
vişne yer miyiz?
vişne suyu içer miyiz?
biz vişne miyiz?
devamını gör...
abartılmış pohpohlanma ihtiyacı hasıl olan insan
bilgilendirme: tanımadığınız insandan gelen övgüler sahtedir. bilgilendirme bitmiştir.
devamını gör...
günü kendinden bir cümle ile sonlandır
bir mezarlıktır yüzüm.
sevdiklerimin gömüldüĝü.
sevdiklerimin gömüldüĝü.
devamını gör...
normal sözlük kulüpsüzler kulübü
okulda en popüler kendini gösteren çocukları istedikleri kulüblere adını yazarken, aralarında farkedilmeyenlere her sene kızılay ve yeşilay kulübünü verip farkındalık projeleri hazırlatan diğerlerinin eğlenmelerini izlemelerini sağlayan öğretmenlere isyann...
okulda ilk okumayı söken çalışkan çocuklara madalyalar verip zayıflara çürük elma veren öğretmenlere isyan...
bu çocuklar büyüyüp elbet kulüpsüzler kulübü kuracaktır. ne bekleyebilirsiniz ki. alayına isyan...
okulda ilk okumayı söken çalışkan çocuklara madalyalar verip zayıflara çürük elma veren öğretmenlere isyan...
bu çocuklar büyüyüp elbet kulüpsüzler kulübü kuracaktır. ne bekleyebilirsiniz ki. alayına isyan...
devamını gör...
emeklilik yaşı
45, 50 - üstünden verim beklemek manasız.
hem gençlere iş imkanı sağlamak hemde genç beyinleri, bedenleri kullanıp yararlanma açısından doğru olan emekliliği ileri yaşlara bırakmamaktır.
daha fazla nasıl sömürürüm zihniyeti ve daha fazla nasıl süründürür de kendime tabi ederim mantığıyla bu düzen böyle devam eder.
ölene kadar çalışır kafamızı geçim sıkıntısından kaldıramaz kim ne götürmüş fark edemeyiz. boğuştuğumuz hayat şartlarında bizi ferahlatan durum şükür olur. biz şükrederiz bize verilmeyenleri bizden çalanlar da karınlarını sıvazlaya sıvazlaya bizim emeklilik yaşımızın 60 65e çıkmasını 'tabi ya olması gerekende bu' diyerek gevrek gevrek gülerek onaylarlar.
not: bu sefer gülünecek bir şey yok.
saygılar...
hem gençlere iş imkanı sağlamak hemde genç beyinleri, bedenleri kullanıp yararlanma açısından doğru olan emekliliği ileri yaşlara bırakmamaktır.
daha fazla nasıl sömürürüm zihniyeti ve daha fazla nasıl süründürür de kendime tabi ederim mantığıyla bu düzen böyle devam eder.
ölene kadar çalışır kafamızı geçim sıkıntısından kaldıramaz kim ne götürmüş fark edemeyiz. boğuştuğumuz hayat şartlarında bizi ferahlatan durum şükür olur. biz şükrederiz bize verilmeyenleri bizden çalanlar da karınlarını sıvazlaya sıvazlaya bizim emeklilik yaşımızın 60 65e çıkmasını 'tabi ya olması gerekende bu' diyerek gevrek gevrek gülerek onaylarlar.
not: bu sefer gülünecek bir şey yok.
saygılar...
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
çok samimi bir yazar. yazdıklarını okurken mutlaka bir yerden espri patlatıyor çok hoşuma gidiyor. profil fotosu favorim<3
devamını gör...
somut olana inanırım anlayışı
kulağımın arkasını elleyerek var olduğunu hissedebilirim. aynı şekilde beynini de göremiyorsun argümanı var. onuda mr’la görebiliyoruz. kullanabiliyoruz. müthüş dimi? varsa; “ben burdayım sudoku. şu, bu gibi sebeplerden ötürüde dünyanın boka dönmesine göz yumdum, büyük yanlışlarım var ama…” vs dese okayim. illede hayır bu konuşan sen değilsin demem.
devamını gör...
normal sözlük yazarı olmak

böyle bir şey olabilir mi?
bu neslimiz tükeniyor mesajı mıdır?
biri beni düelloya davet ediyor. #1993985
iki kelaynak gel konuşalım diyor radyoda. bak bak bak.*
gördünüz işte normal sözlük yazarı olmak, kelaynak olmayı bile gerektirir. yeri gelir (bkz: sözlüğün düz yazarları)ndan biri olmayı, yeri gelir (bkz: yazacağı bir şey olmayan başlığa tanım giren yazar) olmayı gerektirir.
normal sözlük yazarı ona yüklenmiş olan misyonu layığıyla yerine getirmeye çalışan bir normaldir. hatta bütün yazarları aşırı normaldir. normallik zehirlenmesi yaşadığımız zamanlar olur.neden bu kadar normaliz diye sorguladığımız zamanlar. çoğu kez çok çıldırmadığı için üzülen yazarlar oldu. çünkü normal sözlük yazarı olmak bunu gerektirir.
normal sözlük yazarı, kimi zaman
(bkz: sözlüğün 40 yaş üzeri dayıları) ile dayı olduğunu, kimi zaman sözlüğün 18 yaş üstü teyze kaynaması ile teyze olduğunu öğrenir.
boş beleş yazarız, en ilgili olduğumuz alanda acayip kasarız. durumu fark edip, ben böyle bir şey yapmadım diyerek köşelere kaçarız. kuytu bir yerde ansızın yakalanıp, sinirleniriz.. sinirlenince terlik fırlatıp, cam çerçeve indiririz. çünkü normal sözlük yazarı olmak bunu gerektirir.
normal sözlük yaralı platonik enteller derneği ile fular takan,
(bkz: normal sözlük yanarken kaşını alan yazarlar) ile göbek atan aslında her biri normal olan bireyleriz.
bir de yazarız, hep yazarız öyle ki, yaza yaza zamları getiririz. önce kafayı gözü dağıtır, sonra normale döneriz. akışta kaybolmaya, başıboş bırakılmaya gelemeyiz.
bizler 'normal sözlük yazarları'
'artık nesliniz tükeniyor' mesajları alıyoruz sırf bu yüzden anormale geçmeyi planlıyoruz.
bir normal sözlük yazarı.
devamını gör...
erkek adam olamamak
adam dediğin zaten erkek olur. yani adam dediğimiz kişinin erkekliğinden şüphe etmeyiz.
ama erkek adam öyle mi? bir kere erkek sıfatına muhtaç. hiçbir adam erkek sıfatıyla erkekliğinin pekiştirilmesine ihtiyaç duymaz.
muhtaç olan erkeğe adam diyemeyiz.
adam olun lan!*
ama erkek adam öyle mi? bir kere erkek sıfatına muhtaç. hiçbir adam erkek sıfatıyla erkekliğinin pekiştirilmesine ihtiyaç duymaz.
muhtaç olan erkeğe adam diyemeyiz.
adam olun lan!*
devamını gör...
necip fazıl kısakürek
çok güzel şiirleri ve sözleri olan büyük bir şair. kendisini sevmeyen, beğenmeyen kişiler olabilir, saygı duyarım. ancak bunu daha güzel bir şekilde dile getirebilirsiniz diye düşünüyorum. son olarak şairimizin çok sevdiğim bir sözünü iliştiriyorum şuraya.
"çok sıkıldıysan hayattan, mezarlığa git. ölüler iyi bilir; yaşamak güzeldir."
"çok sıkıldıysan hayattan, mezarlığa git. ölüler iyi bilir; yaşamak güzeldir."
devamını gör...
aşırı öz güven vs eksik öz güven
aşırı öz güven her zaman winner insanların sahip olduğu şeydir.bugün birçok girişim ,insan öz güvenleri sayesinde parladı ,kendini hakkını kimseye peşkeş çektirmez özgüvenli insan ,dobradır ve kimseye eyvallahı yoktur.eksik öz güvenli insan kaybetmeye mahkum ,her yerde ezilecek ve her şeyi sineye çekecek tiptir,insanı sinir eder.ayrıca halk arasında mıymıntı olarak bilinen kimselerdir.yüksek öz güvenli insanlar da her yerde taşlanır çünkü bilgisi ağır basar ,diğer tarafın ise cehaleti .
devamını gör...
sevildiğini anlamanın yolları
insanın sevildiğini anlaması için ilk önce sevginin ne olduğunu bilmesi gerekir. daha önce görmüş, okumuş, hissetmiş olması gerekir.
ateşi ilk defa gören biri ne olduğunu anlamayacaktır.
ve muhtemelen yanacaktır.
ateşi ilk defa gören biri ne olduğunu anlamayacaktır.
ve muhtemelen yanacaktır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının boy ve kilo oranı
devamını gör...