agora meyhanesi radyo yayını
herkese merhabalar sevgili yazarlar! agora meyhanesi’ne hoş geldiniz diyoruz!
fularlarımız, pipolarımız ve içeceklerimiz hazır mı? ortam loş ve fonda jazz müziğimiz de çalıyorsa tamamdır..*
agora meyhanesi’nde sözlüğün cool sinema uzmanı sevgili coldboy, medarı iftiharı değerli bilim insanı sevgili meja, romantik filozof bir cevher sevgili piyanist ve bendeniz lanet; insanoğlunun gelecek hedeflerinden ve güncel haberlerden bahsederek; sizlerle birlikte bunları psikanaliz, edebiyat, sinema, hukuk ve sanat gibi çeşitli alanlar ile entegre etmeyi planlıyoruz. ancak bunu yaparken sizleri uzmanlık gerektirecek bilgilerle sıkmak niyetinde değiliz. bir bakıma meyhane burası..
amacımız, hem geçmişi hem de geleceği birbirine bağlamak ve insanı objektif-subjektif verilerle ele almak olacak. sizlerle birlikte çok bomba konulara doğru yolculuğa çıkacak olmanın heyecanı ile tutuşuyoruz. ilk konumuz mars’ta insan kayması.. mars’ta insan mı kayması? o da ne demek dediğinizi duyar gibiyiz!
malumunuz, 10-15 yıl sonra insanoğlu ilk defa dünyadan başka bir gezegene ayak basmayı planlıyor. peki bu uzay yolculuğunun asıl sebebi neydi? insanın doyumsuzluğu, açgözlülüğü mü daha çok etkiliydi yoksa anlama isteği ve merak duygusu mu? değerli madenler çıkarılabilir, uzay turizmi ile birçok şirket kârlarına kâr katabilirdi.. peki, uzayda elde edilecek maddi kazançları bir kenara bırakırsak olayın bilimsel boyutları nasıl olacaktı? mars'a gönderilecek insanlar neye göre seçilecekti? yoksa, insanoğlu seçilmişlik ve sınıf ayrımı kavramlarını uzaya da mı taşıyacaktı? insan gerçekten "insan" olduğu için mi değerliydi? uzayda elde edeceğimiz hem maddi hem de bilimsel kazanımlar, etik davranmadığımız durumları telafi edecek kadar değerli olabilir miydi? neden mars'ı seçtik? uzayın insan vücuduna etkileri nasıl olacaktı?
tüm bu bağlamlarda, insan yaşamını konu alan filmlerden de bahsedeceğiz; konu ile ilgili şarkılar da dinleyeceğiz; yazılmış kitaplardan da konuşacağız.
üstelik bir sürprizimiz de var.! yine konu ile alakalı olarak sözlükte girilmiş başlıkları ve yazarların en çok beğenilen tanımlarını da sizlerle paylaşacağız.
heyecan tavan yaptı bizde, mars’a uçmasak bari.*
şimdiden keyifli bir akşam geçirmenizi diliyoruz. akşam 21:00’da kafa sözlük radyoda görüşmek üzere!
fularlarımız, pipolarımız ve içeceklerimiz hazır mı? ortam loş ve fonda jazz müziğimiz de çalıyorsa tamamdır..*
agora meyhanesi’nde sözlüğün cool sinema uzmanı sevgili coldboy, medarı iftiharı değerli bilim insanı sevgili meja, romantik filozof bir cevher sevgili piyanist ve bendeniz lanet; insanoğlunun gelecek hedeflerinden ve güncel haberlerden bahsederek; sizlerle birlikte bunları psikanaliz, edebiyat, sinema, hukuk ve sanat gibi çeşitli alanlar ile entegre etmeyi planlıyoruz. ancak bunu yaparken sizleri uzmanlık gerektirecek bilgilerle sıkmak niyetinde değiliz. bir bakıma meyhane burası..
amacımız, hem geçmişi hem de geleceği birbirine bağlamak ve insanı objektif-subjektif verilerle ele almak olacak. sizlerle birlikte çok bomba konulara doğru yolculuğa çıkacak olmanın heyecanı ile tutuşuyoruz. ilk konumuz mars’ta insan kayması.. mars’ta insan mı kayması? o da ne demek dediğinizi duyar gibiyiz!
malumunuz, 10-15 yıl sonra insanoğlu ilk defa dünyadan başka bir gezegene ayak basmayı planlıyor. peki bu uzay yolculuğunun asıl sebebi neydi? insanın doyumsuzluğu, açgözlülüğü mü daha çok etkiliydi yoksa anlama isteği ve merak duygusu mu? değerli madenler çıkarılabilir, uzay turizmi ile birçok şirket kârlarına kâr katabilirdi.. peki, uzayda elde edilecek maddi kazançları bir kenara bırakırsak olayın bilimsel boyutları nasıl olacaktı? mars'a gönderilecek insanlar neye göre seçilecekti? yoksa, insanoğlu seçilmişlik ve sınıf ayrımı kavramlarını uzaya da mı taşıyacaktı? insan gerçekten "insan" olduğu için mi değerliydi? uzayda elde edeceğimiz hem maddi hem de bilimsel kazanımlar, etik davranmadığımız durumları telafi edecek kadar değerli olabilir miydi? neden mars'ı seçtik? uzayın insan vücuduna etkileri nasıl olacaktı?
tüm bu bağlamlarda, insan yaşamını konu alan filmlerden de bahsedeceğiz; konu ile ilgili şarkılar da dinleyeceğiz; yazılmış kitaplardan da konuşacağız.
üstelik bir sürprizimiz de var.! yine konu ile alakalı olarak sözlükte girilmiş başlıkları ve yazarların en çok beğenilen tanımlarını da sizlerle paylaşacağız.
heyecan tavan yaptı bizde, mars’a uçmasak bari.*
şimdiden keyifli bir akşam geçirmenizi diliyoruz. akşam 21:00’da kafa sözlük radyoda görüşmek üzere!
devamını gör...
prezervatif hap ve spirale rağmen doğan bebek
isyan ateşini bağrında taşıyan bebedir. yani daha ne yapsındır?
öte yandan hayattaki tüm şansını doğarken kullanmıştır. bundan sonraki hayatı acıdan ve hastalıktan başka bir şey olmayabilir.
öte yandan hayattaki tüm şansını doğarken kullanmıştır. bundan sonraki hayatı acıdan ve hastalıktan başka bir şey olmayabilir.
devamını gör...
çikolata ile uyumlu meyveler
portakal. bitter çikolata ile mükemmel bir ikili.
devamını gör...
hesap silme seçeneği
bir takım kaygılarla bilinçli olarak getirilmeyen ancak getirilmesi zorunlu olan özelliktir.
seri tanım silmeyi engelleyen sivri zeka hamlesinin üzerine pek yakışan bir uygulama doğrusu.
seri tanım silmeyi engelleyen sivri zeka hamlesinin üzerine pek yakışan bir uygulama doğrusu.
devamını gör...
amniyosentez
genellikle 15-20. gebelik haftaları arasında yapılan 2. trimestr tarama testlerinde bir anormallik sonrası tanı amaçlı yapılır.
(bkz: ikinci trimestr tarama testleri)
mozaizm riski düşük olması tercih sebebidir.
dezavantajı ise işlem sonrası 7-10 gün süren kültür aşamasının uzunluğudur.
komplikasyon olarak çok nadir korioamnioit riski ve fetal kayıp görülebilmektedir.
(bkz: ikinci trimestr tarama testleri)
mozaizm riski düşük olması tercih sebebidir.
dezavantajı ise işlem sonrası 7-10 gün süren kültür aşamasının uzunluğudur.
komplikasyon olarak çok nadir korioamnioit riski ve fetal kayıp görülebilmektedir.
devamını gör...
yazarların yazar engelleme kriterleri
engellesen de başlığını görüyorsun adamın, pek bi faydası olmadığı için gerek duymadığım eylem.
devamını gör...
dersim isyanı
1. dersim değil tunceli.
2. dersim katliamı diye bir şey yoktur.
2. dersim katliamı diye bir şey yoktur.
devamını gör...
we could be the same
en iyi iki eurovision şarkımızdan genç olanıdır. diğeri için şebnem paker - dinle
devamını gör...
tarih
geçmişte yaşanan olayları, zaman-mekan belirterek, neden-sonuç ilişkisi içerisinde, belgelere dayanarak, nesnel olarak ele alan sosyal bilimdir.
ne kadar da kuru ve sıkıcı bir tanımlamadır bu! tarih sıkıcı mıdır?
tarih lunapark hız treni gibidir. parkuru en büyük heyecanları barındırır. ancak bazen öyle tarihçiler anlatır, öyle kitaplardan okunur ki, tren emekleme hızıyla gider. parkur ne kadar takla, yan yatma ile dolu olursa olsun, hız yoksa o trene kimse binmek istemez.
demek istediğim tarih değil ama bazen tarihçi sıkıcıdır.
genel tarihin konusu insan, onun eylemleri ve onu etkileyen doğa olaylarıdır. bu doğa olayları kısmı genellikle tarihçi tarafından ihmal edilir.
mesela orta asya türk tarihi anlatılırken kimse himalaya orojenizi'nin hala yükseliyor olmasından ve türk tarihini yazanın aslında bu yükseliş olduğundan bahsetmez. bu yükselişe neden olanın -bir ihtimal- yutakan körfezine düşüp tüm dinazor nesliyle birliktelik pek çok canlı türünü de yok eden meteor çarpması olduğunu söylemez. kuru kuru anlatılır, kurak asya'nın yaşam üzerine etkisi. lise de falan bu bile yapılmaz, doğrudan devlet isimleri kurucuları ve çin prenseslerin bu devletleri yıktığı anlatılır. bize hiçbir anlam ifade etmeyen çince isimler falan da girer devreye, sonra da derler ezberle...
bir de ne işe yarar allah aşkına tarih bilmek? bu da hiç öğretilmez. mustafa kemal'in şu sözü hep örnek verilir;
"geçmişini bilmeyen toplum geleceğine yön bla bla..."
evet doğru söylüyor ulu atatürk ama burada bireye bir fayda yok. toplumun tarih bilmesinin faydası bu. işte milli birliği sağlar, toplumu bir arada tutar, ortak kültüre hizmet eder... hepsi ama hepsi toplumsal fayda. ben tarih bileyim, ayrık bilmezse çöp oldu gitti benim bilgimin topluma faydası da.
tarih bilgisi bireye pratikte neredeyse hiçbir şey kazandırmaz. en azından doğrudan bir maddi gelir elde edilmez. kazanç potansiyeli bakımından sezar'ın donunun rengini bilmenin faydası, yatalak hastaya sürgü çekmeyi bilmenin faydasından azdır.
tarih bilgisi entelektüel bilgidir. o nedir yenilir içilir mi derseniz, o da insanla sığır arasındaki farktır.
sığır da yer içer ürer, insanda. bunları yapmak sığır için bize nispetle oldukça kolaydır. doğada otunun çayırının peşinde göç eder, besi hayvanı ise onu bile yapmaz her şey önüne gelir.
dediğim gibi insan için durum biraz daha zordur. tarım devriminden sonra karmaşık sosyal yapılar ortaya çıkarmıştır. sanayi devriminden sonra karmaşık sosyal yapılar içiçe geçip içinden çıkılmaz, başı sonu belli olmayan yapılara dönüşmüştür.
oldukça sığ bir bakış açısıyla, insan ekmek ve barınak ihtiyacını karşılamak ve karşıladığı ihtiyaçların devamlılığı sağlayacak güvenceler elde etmek için çalışır, didinir. ne kadar karmaşık sistemler içinde olursa olsun, ihtiyaçların bu ilk basamağı için yaptığı mücadele sığırdan o kadar da farklı değildir.
karnı tok sırtı pek olan insan fazlasını aramaya başlar. tarih işte bu noktada işine yarar. tek entelektüel bilgi tarih değildir elbette ama tüm bilginin içinde olandır. çünkü insan ile ilgili her şey tarihin konusu içerisindedir.
fizik bilgisi mi edineceksiniz? arşimet'i bilmeniz gerekir, newton'u bilmeniz gerekir, einstein'ı bilmeniz gerekir. bakacağız yer tarih. felsefe mi öğrenmek istiyorsunuz, felsefe tarihinden başlamak zorundasınız. veterinerlik ile de alakası var mı? elbette var. ekonomiyi anlamak için yine tarihi gelişimine bakmanız lazım ki bilin bakalım nereye bakacaksınız?
her şey ama her şey tarihle ilişkilidir. bu nedenle insan tarih öğrendiği zaman her şey ile ilgili kısmı de olsa bilgi sahibi oluyor.
he çok da umrunuzda değil mi sığırdan farklı olmak? tarih bilmeseniz de aç kalmazsınız ama besi sığırı gibi bir noktada gırtlaklanırsınız. bıçağın nereden geldiğini bile göremeden.
şöyle bir açıklama daha var, tarih bilgisi ortamlarda en kolay satılır bilgidir. şekliniz olur tarih bilirseniz. saygı kazanır, sözünüzü dinletirsiniz.
toplumsal faydası, daha doğrusu yokluğunda yaşanması muhtemel durum hakkında da iki kelam edeyim.
tarih bilgisinin toplumda popüler olması toplumu yükseltir, toplumla birlikte birey de yükselir. en azından dün başına gelenle bugün arasında bağ kurar, daha doğru politik tercihler yapar.
topsuz tüfeksiz, füzesiz ve biyolojik silahsız savaşın ilk ve en önemli cephesi de tarih bilgisidir.
bu sebeple okullarda saçma sapan tarih öğretilir. yetmez, bu dandik müfredatın da aslında yalan olduğunu, ki aslında yalan değil saçma sapandır sadece, söyleyen "derin tarihçiler" ile sağdan soldan vuran satılık kalemler ve kullanışlı aptallar sayesinde tarih bilinci yok edilir. akıl darmadağın edilince insanların beyin korteksi sandviç salamı inceliğine getirilir. böylelikle hisleri ile yön bulmaya çalışan insan yanlış yolları tek doğru yol kabul eder.
ağaların ve dolaylı olarak ingiliz çıkarlarının hizmetkârı sait'i hem islamcıların hem de etnik milliyetçi hareketin kendilerinden sanmasının da başka açıklaması yoktur.
bir diğer yöntem de tarih bilgisini ithal etmesini sağlamaktır. insana kim olduğunu söyleyen hafızasıdır. toplumun hafızası da tarihidir.
harici diske yüklenebilir olsa, hafızanızı başkasına, çıkar çatışması yaşamanız muhtemel ayrığa emanet eder misiniz? ne demek istediğimi anladığınızı varsaymak istiyorum.
okuduğunuz için teşekkür ederim.
ne kadar da kuru ve sıkıcı bir tanımlamadır bu! tarih sıkıcı mıdır?
tarih lunapark hız treni gibidir. parkuru en büyük heyecanları barındırır. ancak bazen öyle tarihçiler anlatır, öyle kitaplardan okunur ki, tren emekleme hızıyla gider. parkur ne kadar takla, yan yatma ile dolu olursa olsun, hız yoksa o trene kimse binmek istemez.
demek istediğim tarih değil ama bazen tarihçi sıkıcıdır.
genel tarihin konusu insan, onun eylemleri ve onu etkileyen doğa olaylarıdır. bu doğa olayları kısmı genellikle tarihçi tarafından ihmal edilir.
mesela orta asya türk tarihi anlatılırken kimse himalaya orojenizi'nin hala yükseliyor olmasından ve türk tarihini yazanın aslında bu yükseliş olduğundan bahsetmez. bu yükselişe neden olanın -bir ihtimal- yutakan körfezine düşüp tüm dinazor nesliyle birliktelik pek çok canlı türünü de yok eden meteor çarpması olduğunu söylemez. kuru kuru anlatılır, kurak asya'nın yaşam üzerine etkisi. lise de falan bu bile yapılmaz, doğrudan devlet isimleri kurucuları ve çin prenseslerin bu devletleri yıktığı anlatılır. bize hiçbir anlam ifade etmeyen çince isimler falan da girer devreye, sonra da derler ezberle...
bir de ne işe yarar allah aşkına tarih bilmek? bu da hiç öğretilmez. mustafa kemal'in şu sözü hep örnek verilir;
"geçmişini bilmeyen toplum geleceğine yön bla bla..."
evet doğru söylüyor ulu atatürk ama burada bireye bir fayda yok. toplumun tarih bilmesinin faydası bu. işte milli birliği sağlar, toplumu bir arada tutar, ortak kültüre hizmet eder... hepsi ama hepsi toplumsal fayda. ben tarih bileyim, ayrık bilmezse çöp oldu gitti benim bilgimin topluma faydası da.
tarih bilgisi bireye pratikte neredeyse hiçbir şey kazandırmaz. en azından doğrudan bir maddi gelir elde edilmez. kazanç potansiyeli bakımından sezar'ın donunun rengini bilmenin faydası, yatalak hastaya sürgü çekmeyi bilmenin faydasından azdır.
tarih bilgisi entelektüel bilgidir. o nedir yenilir içilir mi derseniz, o da insanla sığır arasındaki farktır.
sığır da yer içer ürer, insanda. bunları yapmak sığır için bize nispetle oldukça kolaydır. doğada otunun çayırının peşinde göç eder, besi hayvanı ise onu bile yapmaz her şey önüne gelir.
dediğim gibi insan için durum biraz daha zordur. tarım devriminden sonra karmaşık sosyal yapılar ortaya çıkarmıştır. sanayi devriminden sonra karmaşık sosyal yapılar içiçe geçip içinden çıkılmaz, başı sonu belli olmayan yapılara dönüşmüştür.
oldukça sığ bir bakış açısıyla, insan ekmek ve barınak ihtiyacını karşılamak ve karşıladığı ihtiyaçların devamlılığı sağlayacak güvenceler elde etmek için çalışır, didinir. ne kadar karmaşık sistemler içinde olursa olsun, ihtiyaçların bu ilk basamağı için yaptığı mücadele sığırdan o kadar da farklı değildir.
karnı tok sırtı pek olan insan fazlasını aramaya başlar. tarih işte bu noktada işine yarar. tek entelektüel bilgi tarih değildir elbette ama tüm bilginin içinde olandır. çünkü insan ile ilgili her şey tarihin konusu içerisindedir.
fizik bilgisi mi edineceksiniz? arşimet'i bilmeniz gerekir, newton'u bilmeniz gerekir, einstein'ı bilmeniz gerekir. bakacağız yer tarih. felsefe mi öğrenmek istiyorsunuz, felsefe tarihinden başlamak zorundasınız. veterinerlik ile de alakası var mı? elbette var. ekonomiyi anlamak için yine tarihi gelişimine bakmanız lazım ki bilin bakalım nereye bakacaksınız?
her şey ama her şey tarihle ilişkilidir. bu nedenle insan tarih öğrendiği zaman her şey ile ilgili kısmı de olsa bilgi sahibi oluyor.
he çok da umrunuzda değil mi sığırdan farklı olmak? tarih bilmeseniz de aç kalmazsınız ama besi sığırı gibi bir noktada gırtlaklanırsınız. bıçağın nereden geldiğini bile göremeden.
şöyle bir açıklama daha var, tarih bilgisi ortamlarda en kolay satılır bilgidir. şekliniz olur tarih bilirseniz. saygı kazanır, sözünüzü dinletirsiniz.
toplumsal faydası, daha doğrusu yokluğunda yaşanması muhtemel durum hakkında da iki kelam edeyim.
tarih bilgisinin toplumda popüler olması toplumu yükseltir, toplumla birlikte birey de yükselir. en azından dün başına gelenle bugün arasında bağ kurar, daha doğru politik tercihler yapar.
topsuz tüfeksiz, füzesiz ve biyolojik silahsız savaşın ilk ve en önemli cephesi de tarih bilgisidir.
bu sebeple okullarda saçma sapan tarih öğretilir. yetmez, bu dandik müfredatın da aslında yalan olduğunu, ki aslında yalan değil saçma sapandır sadece, söyleyen "derin tarihçiler" ile sağdan soldan vuran satılık kalemler ve kullanışlı aptallar sayesinde tarih bilinci yok edilir. akıl darmadağın edilince insanların beyin korteksi sandviç salamı inceliğine getirilir. böylelikle hisleri ile yön bulmaya çalışan insan yanlış yolları tek doğru yol kabul eder.
ağaların ve dolaylı olarak ingiliz çıkarlarının hizmetkârı sait'i hem islamcıların hem de etnik milliyetçi hareketin kendilerinden sanmasının da başka açıklaması yoktur.
bir diğer yöntem de tarih bilgisini ithal etmesini sağlamaktır. insana kim olduğunu söyleyen hafızasıdır. toplumun hafızası da tarihidir.
harici diske yüklenebilir olsa, hafızanızı başkasına, çıkar çatışması yaşamanız muhtemel ayrığa emanet eder misiniz? ne demek istediğimi anladığınızı varsaymak istiyorum.
okuduğunuz için teşekkür ederim.
devamını gör...
baskı altında hissedilen anlar
bilgisayarla uğraşırken birinin gelip yanında dikilmesi.
devamını gör...
an itibarıyla işsiz kalmam
haklı bir isyana sebep olan, türkiye'de artık şaşırtmayan ve sevgili yazarımızın hak etmediği bir olaydır.
göz göre göre insanlar fakirliğe, çaresizliğe mahkum ediliyor. ne yazık ki yazar arkadaşımızın durumunda olan milyonlar var. ve hatta ne yazık ki, bu durumda olmayı kendi durumlarında olmaya tercih edecek binlerce insan da var bu ülkede.
ve maalesef elden hiçbir şey gelmiyor. bugünler de geçsin daha iyi olur bir şeyler diyemiyoruz, her geçen günün bir öncekini aratacağını biliyoruz. korkunç bir yaşama mahkum edilmek isteniyoruz.
ama yine de, ne olursa olsun, umudu kaybetmemek gerek. bir şekilde hayatta kalmaya devam ediyorsak çıkış yolu aramak, umut etmeye çalışmak gerek.
umarım en kısa zamanda bu durumdaki herkes bir iş bulur mucizevi bir şekilde.
göz göre göre insanlar fakirliğe, çaresizliğe mahkum ediliyor. ne yazık ki yazar arkadaşımızın durumunda olan milyonlar var. ve hatta ne yazık ki, bu durumda olmayı kendi durumlarında olmaya tercih edecek binlerce insan da var bu ülkede.
ve maalesef elden hiçbir şey gelmiyor. bugünler de geçsin daha iyi olur bir şeyler diyemiyoruz, her geçen günün bir öncekini aratacağını biliyoruz. korkunç bir yaşama mahkum edilmek isteniyoruz.
ama yine de, ne olursa olsun, umudu kaybetmemek gerek. bir şekilde hayatta kalmaya devam ediyorsak çıkış yolu aramak, umut etmeye çalışmak gerek.
umarım en kısa zamanda bu durumdaki herkes bir iş bulur mucizevi bir şekilde.
devamını gör...
abluka
abluka (kuşatma), savaş halinde, bir yerin dışarıyla olan her türlü bağlantısını kesmek, ekonomik ve askeri yardımların giriş ve çıkışını engellemek.
ablukanın temel amacı kuşatılan bölgeyi savunmasız bırakarak teslim olmasını sağlamaktır. istanbul kuşatması, ı. ve ıı. viyana kuşatmaları buna örnek olarak verilebilir.
ablukanın temel amacı kuşatılan bölgeyi savunmasız bırakarak teslim olmasını sağlamaktır. istanbul kuşatması, ı. ve ıı. viyana kuşatmaları buna örnek olarak verilebilir.
devamını gör...
hobaaa3434
işte budur üstad dediğim konulara damgasını vuran yazardır.*
devamını gör...
normal sözlük beğeni şeması
yanlışlıkla beğendi beğenisi: çift tıklayarak beğenme özelliğinden dolayı sıkça başıma gelen durum.
devamını gör...
oğuz atay
sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi.
|korkuyu beklerken.
|korkuyu beklerken.
devamını gör...
pozitif olmak
bu dünya da zor be kurban olduğum!!!
devamını gör...
gıybet
bir kişinin arkasından konuşmak kadar basit bir açıklamadan ziyade hucurat suresinde de anlatıldığı gibi "ölü kardeşinin etini yemek" olarak belirtmenin daha uygun olacağı sözcük.
devamını gör...
stendhal sendromu
halk arasında "sanat zehirlenmesi" anlamına da gelen psikoloji alanında “hiperkültüremi” olarak bilinen bu rahatsızlık, farklı kültürlerdeki sanat eserlerin gezen insanlarda görülüyor. bu insanlar tek başlarına ziyaret eden, o yörenin dilini bilmeyen turistler oluyor genellikle.bu sendroma yakalanan insanlar, gezdikleri sırada sanat eserlerinin güzelliği, ihtişamı karşısında kalp hızları artıyor.baş dönmesi, yoğun şaşkınlık, baygınlık gibi durumları yaşıyorlar.
devamını gör...
tarım bakanı'nın vekillere 499 liralık kravat göndermesi
tarım bakanı bekir pakdemirli'nin , tbmm'de doğum günü gelen erkek vekillere, 499 lira değerinde kravat gönderdiği ortaya çıktı.
meclisteki hanım vekiller için bu uygulamanın fular olarak gerçekleştiği veya gerçekleşeceği söyleniyor.
çiftçinin neredeyse her şeyini kaybedip, hacizlerle boğuştuğu bir dönemde, sayın bakanın bu uygulaması, kişi vicdanında gerçekten ciddi yara açacak bir durum. buradan
meclisteki hanım vekiller için bu uygulamanın fular olarak gerçekleştiği veya gerçekleşeceği söyleniyor.
çiftçinin neredeyse her şeyini kaybedip, hacizlerle boğuştuğu bir dönemde, sayın bakanın bu uygulaması, kişi vicdanında gerçekten ciddi yara açacak bir durum. buradan
devamını gör...
hale etkisi
insanların fiziksel görünümlerinden yola çıkarak kişilik özelliklerini yorumlamaya veya bize iyi davranan birinin tamamen iyi bir insan olduğunu düşünmemize sebebiyet veren etkidir. ingilizcede halo effect olarak bilinmektedir.
örneğin, çekici ve bakımlı olduğunu düşündüğümüz bir bireyin kişilik özelliklerinin bakımsız ve gözümüze hoş gelmeyen başka bir bireyin kişilik özelliklerinden daha iyi olduğunu düşünmemiz tam da bu etkiden dolayı gerçekleşmektedir.
bu konuyla ilgili yapılan deneyler de bu düşünceleri kanıtlar nitelikte.
"kadınların beden ölçülerinin onlar hakkındaki izlenimleri nasıl etkilediğini araştıran bir çalışmada, deneklere bir kadın fotoğrafı gösterilir. fotoğrafla birlikte kadının hobileri ve yaşamı hakkında bilgiler verilir. ancak deneklerin yarısına orijinal fotoğraf gösterilirken diğer yarısına gösterilen fotoğrafta kadının 25 kg daha şişman görünmesi sağlanır. (elbisesinin içine pedler yerleştirilerek.) orijinal fotoğrafı gören deneklerin, kadın ile ilgili izlenimleri kadının şişman gösteren fotoğrafı gören deneklere göre daha çekici, daha başarılı ve kişilik özelliklerinin daha iyi olduğu yönünde olmuştur."
bu etki ön yargıların da hayatımızın büyük bir alanında var olduğunu göstermektedir. eminim ki pek çok insan birinin dış görünüşüne bakarak o kişiyle ilgili birçok yargıda bulunuyor.*
örneğin, çekici ve bakımlı olduğunu düşündüğümüz bir bireyin kişilik özelliklerinin bakımsız ve gözümüze hoş gelmeyen başka bir bireyin kişilik özelliklerinden daha iyi olduğunu düşünmemiz tam da bu etkiden dolayı gerçekleşmektedir.
bu konuyla ilgili yapılan deneyler de bu düşünceleri kanıtlar nitelikte.
"kadınların beden ölçülerinin onlar hakkındaki izlenimleri nasıl etkilediğini araştıran bir çalışmada, deneklere bir kadın fotoğrafı gösterilir. fotoğrafla birlikte kadının hobileri ve yaşamı hakkında bilgiler verilir. ancak deneklerin yarısına orijinal fotoğraf gösterilirken diğer yarısına gösterilen fotoğrafta kadının 25 kg daha şişman görünmesi sağlanır. (elbisesinin içine pedler yerleştirilerek.) orijinal fotoğrafı gören deneklerin, kadın ile ilgili izlenimleri kadının şişman gösteren fotoğrafı gören deneklere göre daha çekici, daha başarılı ve kişilik özelliklerinin daha iyi olduğu yönünde olmuştur."
bu etki ön yargıların da hayatımızın büyük bir alanında var olduğunu göstermektedir. eminim ki pek çok insan birinin dış görünüşüne bakarak o kişiyle ilgili birçok yargıda bulunuyor.*
devamını gör...