seni seviyorum demenin farklı şekilleri
sıkı giyin üşütme gibi koruyucu cümlelerdir.
devamını gör...
fenerbahçe taraftarı
dünyanın en çileli taraftar grubudur.
defalarca kaçan son hafta şampiyonlukları, kumpas davaları peşin sıra gelen başarısızlıklar.
beklentilerin altında kalan bir başkan.
yazıktır günahtır bu insanlara.
defalarca kaçan son hafta şampiyonlukları, kumpas davaları peşin sıra gelen başarısızlıklar.
beklentilerin altında kalan bir başkan.
yazıktır günahtır bu insanlara.
devamını gör...
turgut uyar şiirleri
"aşkım da değişebilir gerçeklerim de,
pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
yan gelmişim diz boyu sulara
hepinize iyi niyetle gülümsüyorum.
hiçbirinizle dövüşemem
siz ne derseniz deyin,
benim bir gizli bildiğim var.
sizin alınız al inandım,
sizin morunuz mor inandım,
ben tam dünyaya göre
ben tam kendime göre
ama sizin adınız ne?
benim dengemi bozmayınız. "
pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
yan gelmişim diz boyu sulara
hepinize iyi niyetle gülümsüyorum.
hiçbirinizle dövüşemem
siz ne derseniz deyin,
benim bir gizli bildiğim var.
sizin alınız al inandım,
sizin morunuz mor inandım,
ben tam dünyaya göre
ben tam kendime göre
ama sizin adınız ne?
benim dengemi bozmayınız. "
devamını gör...
kitap önerileri
elif şafak - aş.. şaka şaka
makro felsefe sevenler için ; thea alexander - ms 2150
makro felsefe sevenler için ; thea alexander - ms 2150
devamını gör...
insan iyi midir kötü müdür sorunsalı
yanlış hatırlamıyorsam batman filminde bir sahne vardı. "iyi olmak için, içinde mutlaka biraz kötülük olmalı, kötü olmak içinse, içinde hiç iyilik olmamalı." diyordu. başlık aklıma bunu getirdi.
devamını gör...
hazall
birazdan kafa iznine cikacak olan yazar-mod kisisi.* neyse meseleye geleyim bu aralar cok zor donemlerden geciyorum ve acikcasi hic iyi degilim sozluk.* biraz kendime gelmek umidiyle kabuguma cekilmem gerek. bu yuzden bir muddet kafa iznine cikacagim ama bunu hesabimi dondurmadan yapacagim. bilhassa bu sekilde yapiyorum ki, hareketim farkli sekilde algilanmasin, yanlis anlasilmalar olmasin diye... birazdan hesabimdan cikis yapacagim ve akabinde bir muddet aranilan hazall'a ulasilamayacak...ama sonrasinda tabii ki de buradayim cunku yoldaş canımız, sözlük yuvamız nihayetinde... o zamana kadar saglicakla kalin, geceleri yoldas'i* ve canim modlarimi yormayin gorusmek uzere...
devamını gör...
örnek vatandaş (yazar)
tanım gibi tanımlar yazarak sözlüğün niteliğini artıran yazar. sözlüğümüzün örnek yurttaşı gerçekten.
devamını gör...
eleştirilen insana dönüşmek
eleştiriyi yapan kişi yıkıcı değil yapıcı eleştiri yapıyorsa eleştirilen kişi için ne alâ.. ve dahi eleştirdiği konuda daha iyi olması gerekir, empati yapabilen biri olması gerekir. eğer bu şartlar dahilindeyse buyursun eleştirsin. şahsım her zaman eleştirilere açıktır.*
t: daha önce eleştirilmediği herhangi bir konu/ konular hakkında eleştirilerin odağı olan kişi.
t: daha önce eleştirilmediği herhangi bir konu/ konular hakkında eleştirilerin odağı olan kişi.
devamını gör...
feminist gece yürüyüşü’ne katılan çok sayıda kadının cumhurbaşkanına hakaretten gözaltına alınması
arjantin'de yaşanmış bir olaydır. arjantin tam bir muz cumhuriyetidir. fakat türkiye öyle mi? bizim ülkemizde yani türkiye'de kadına değer verilir. pis arjantin! biraz türkiye'yi örnek al!
devamını gör...
tiktok canlı yayınında kızını taciz eden sapık baba
ben de kız babasıyım. bu adama baba derseniz, babalığımdan utanırım.
devamını gör...
don't worry be happy
bobby mcferrin'in 1988 de çıkan simple pleasures albümünden bir şarkıdır. a cappella * tekniği ile söylenmiştir. şarkıda duyduğunuz tüm sesleri bobby mcferrin tek başına kendi çıkarmış ve hepsi üstüste stüdyoda kaydedilmiştir.
ilk çıktığı zaman türkiye' de herkes herşeye don't worry be happy der olmuştu.
ilk çıktığı zaman türkiye' de herkes herşeye don't worry be happy der olmuştu.
devamını gör...
filmi varken gidip sayfalarca roman okuyan tip
kitapta karakteri, mekanı, dokuyu kendin yaratırsın. her şey senin kafandadır. istediğin gibi hayal gücünün büyülü dünyasında oynatabilirsin kitabı. filmde ise başkalarının hayal gücünün seyircisi olursun. o yüzden her zaman kitabı tercih ederim
devamını gör...
fotoelektrik olay
öncelikle basit tanım ile başlamak gerekirse fotoelektrik olay ışığın (genellikle metal yoksa her atomda olabilir) metal bir yüzeyden elektron kopartması olayı.
ışık çarpıyor (bkz: güneş panelleri) elektron kopuyor ve elektrik oluşuyor. bu sadece düz mantık anlatımı.
einsten'ı herkes bilir. ve nobel ödülü sahibi olduğunu da. fakat herkes ''özel görelilik'' teoremiyle nobel sahibi olduğunu sanar. halbuki ''fotoelektrik etki'' ile nobel almıştır.
gelin biraz derinine inelim fotoelektrik olayının. her ışık (bundan sonra foton diye anılacak) bir frekansa dolasıyla enerjiye sahiptir. fotonlar bu enerjilerini bize renk olarak gösterirler.(biz öyle algılarız) aslında kızılötesi/mor ötesi vb tabirler buradan gelir. belli frekansın ötesi.
insan gözünün görebildiği renk skalasında kırmızı en düşük, mor en yüksek frekansa sahip renklerdir. ve bu fotonlar düştükleri yüzeylerdeki (basitçe anlatım) elektronlara çarparlar. bu elektron freni boşalmış fakat hızını hiç azaltmamış kamyon gibi atomun en dış ( örnek için geçerli. yoksa en dışı pas geçip iç katmandaki bir elektrona da denk gelebilir.) katmanındaki elektrona çarpar. momentum gereği bir saçılma (compton) oluşur. eğer fotonun enerjisi , elektronu çeken atom çekirdeğinin yani bağlanma enerjisinden büyük ise elektron bulunduğu katmandan fırlar. burada mühim olan şunun bilinmesidir. bir fotonun enerjisi ( frekansı ) ne kadar yüksek olursa olsun sadece bir elektron koparabilir. yani 1-1. peki nasıl daha fazla elektron koparabiliriz bu yüzeyden? şöyle ki efendim ; foton enerjisini arttırarak. ee hani bir elektron sadece bir foton ile kopuyordu? hemen izah edelim. aslında başta anlattıklarımız doğru fakat bu sistemler karşılıklı iki metal levha olduğu için fotonların düştüğü levhadan kopan elektronların karşı levhaya ulaşması gerekmekte. newton fiziğine göre hareket ancak enerjiyle mümkün. peki elektron bu enerjiyi nereden alacak. fotondan. foton çarpınca karşıya gitmeye mecali olmayan fotonlarımıza daha fazla enerji lazım. bu enerjiyi kırmızı ışık yerine daha yüksek enerjili mor ışığı tercih ederek sağlayabiliriz.
burada bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek istiyorum. yukarıdaki yazarlarımızdan birisi zahmet edip konuyu açıklamışlar. ellerine sağlık. fakat fotoelektrik olay sadece ''mor'' ışık için geçerli bir olay değildir. gelin formüllere bakalım
e(foton)=e(bağlanma)+e(elektron)(ev'elektrovolt) ''e=enerji''
formülde görüldüğü üzere fotonun enerjisi eşitmiş neye? elektronun kopma enerjisi +koptuktan sonra kazandığı enerjiye. burada sabit bir metal için yani sabit bir atom için e(bağlanma) değişmezdir. atıyorum x atomu için bu enerji 6 iken y atomu için bu enerji 4 olabilir. yani sayın yazarımızın dediği kırmızı renk fotonunun sökemediği elektronu mor söker değil. kırmızı renk fotonu başka ve daha düşük bağlanma enerjili bir atomun elektronunu sökebilir. yani kısaca her metalin elektronunu sökmek için belirli bir eşik değer var. her dalga boyunun (frekansın tersi)(1/frekans) bir enerjisi var. gücü yeterse söküyor yetmezse sökemiyor.
gelelim fotonun enerjisi (frekansı) artarsa ne oluyor? gene bir elektron söküyor. fakat artan enerjiyi elektrona kazandırıyor. yani hız kazandırıyor. karşılıklı duran levhalardan birinden kopan elektron diğer levhaya ulaşacak enerjiyi buluyor ve hoooop diğer levhaya çarpıyor. ne mi oluyor? elektrik akımı oluşmuş oluyor. güneş panellerindeki olay ise tamamen bundan ibaret.(tabi basitçe)
son olarak bu olayda fotonun dalga olarak değil tanecik olarak görüyoruz. eğer dalga özelliğinden faydalanarak bu etkiyi gerçekleştirseydi ; bir fotonun onlarca belkide yüzlere elektron kopartması gerekecekti. bunu şöyle düşünebiliriz. bir pompalı tüfekten çıkan saçmaların karşısındaki birçok hedefe isabet etmesi yerine. aynı silahın tek bir domdom kurşunu atması gibi. bir kurşun=bir hedef.
toparlayacak olursak: foton gelir elektrona çarpar , gücü yetiyorsa kopartır kopan elektron uçaaaar gider :)
kullanıldığı alanlar: sensörlü her şey! otomatik kapı ,fotoselli lambalar, güneş panelleri vb
minik bir örnek

bu yazı kendini güncelleyecektir.
edit1:
enerjinin küçük enerji paketleriyle yayılmasını (bkz: kuanta) ilk kez planck ortaya atmış. 1905 yılında einstein fotoelektrik olaylarını açıklarken planck'in kuanta fikrini kullanmış ve nobel ödülünü bu çalışmayla almış. yalnız einstein'ın fotoelektrik açıklamasına ilk karşı çıkanlardan biri planck imiş. böyle de ironik bir adam.
ışık çarpıyor (bkz: güneş panelleri) elektron kopuyor ve elektrik oluşuyor. bu sadece düz mantık anlatımı.
einsten'ı herkes bilir. ve nobel ödülü sahibi olduğunu da. fakat herkes ''özel görelilik'' teoremiyle nobel sahibi olduğunu sanar. halbuki ''fotoelektrik etki'' ile nobel almıştır.
gelin biraz derinine inelim fotoelektrik olayının. her ışık (bundan sonra foton diye anılacak) bir frekansa dolasıyla enerjiye sahiptir. fotonlar bu enerjilerini bize renk olarak gösterirler.(biz öyle algılarız) aslında kızılötesi/mor ötesi vb tabirler buradan gelir. belli frekansın ötesi.
insan gözünün görebildiği renk skalasında kırmızı en düşük, mor en yüksek frekansa sahip renklerdir. ve bu fotonlar düştükleri yüzeylerdeki (basitçe anlatım) elektronlara çarparlar. bu elektron freni boşalmış fakat hızını hiç azaltmamış kamyon gibi atomun en dış ( örnek için geçerli. yoksa en dışı pas geçip iç katmandaki bir elektrona da denk gelebilir.) katmanındaki elektrona çarpar. momentum gereği bir saçılma (compton) oluşur. eğer fotonun enerjisi , elektronu çeken atom çekirdeğinin yani bağlanma enerjisinden büyük ise elektron bulunduğu katmandan fırlar. burada mühim olan şunun bilinmesidir. bir fotonun enerjisi ( frekansı ) ne kadar yüksek olursa olsun sadece bir elektron koparabilir. yani 1-1. peki nasıl daha fazla elektron koparabiliriz bu yüzeyden? şöyle ki efendim ; foton enerjisini arttırarak. ee hani bir elektron sadece bir foton ile kopuyordu? hemen izah edelim. aslında başta anlattıklarımız doğru fakat bu sistemler karşılıklı iki metal levha olduğu için fotonların düştüğü levhadan kopan elektronların karşı levhaya ulaşması gerekmekte. newton fiziğine göre hareket ancak enerjiyle mümkün. peki elektron bu enerjiyi nereden alacak. fotondan. foton çarpınca karşıya gitmeye mecali olmayan fotonlarımıza daha fazla enerji lazım. bu enerjiyi kırmızı ışık yerine daha yüksek enerjili mor ışığı tercih ederek sağlayabiliriz.
burada bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek istiyorum. yukarıdaki yazarlarımızdan birisi zahmet edip konuyu açıklamışlar. ellerine sağlık. fakat fotoelektrik olay sadece ''mor'' ışık için geçerli bir olay değildir. gelin formüllere bakalım
e(foton)=e(bağlanma)+e(elektron)(ev'elektrovolt) ''e=enerji''
formülde görüldüğü üzere fotonun enerjisi eşitmiş neye? elektronun kopma enerjisi +koptuktan sonra kazandığı enerjiye. burada sabit bir metal için yani sabit bir atom için e(bağlanma) değişmezdir. atıyorum x atomu için bu enerji 6 iken y atomu için bu enerji 4 olabilir. yani sayın yazarımızın dediği kırmızı renk fotonunun sökemediği elektronu mor söker değil. kırmızı renk fotonu başka ve daha düşük bağlanma enerjili bir atomun elektronunu sökebilir. yani kısaca her metalin elektronunu sökmek için belirli bir eşik değer var. her dalga boyunun (frekansın tersi)(1/frekans) bir enerjisi var. gücü yeterse söküyor yetmezse sökemiyor.
gelelim fotonun enerjisi (frekansı) artarsa ne oluyor? gene bir elektron söküyor. fakat artan enerjiyi elektrona kazandırıyor. yani hız kazandırıyor. karşılıklı duran levhalardan birinden kopan elektron diğer levhaya ulaşacak enerjiyi buluyor ve hoooop diğer levhaya çarpıyor. ne mi oluyor? elektrik akımı oluşmuş oluyor. güneş panellerindeki olay ise tamamen bundan ibaret.(tabi basitçe)
son olarak bu olayda fotonun dalga olarak değil tanecik olarak görüyoruz. eğer dalga özelliğinden faydalanarak bu etkiyi gerçekleştirseydi ; bir fotonun onlarca belkide yüzlere elektron kopartması gerekecekti. bunu şöyle düşünebiliriz. bir pompalı tüfekten çıkan saçmaların karşısındaki birçok hedefe isabet etmesi yerine. aynı silahın tek bir domdom kurşunu atması gibi. bir kurşun=bir hedef.
toparlayacak olursak: foton gelir elektrona çarpar , gücü yetiyorsa kopartır kopan elektron uçaaaar gider :)
kullanıldığı alanlar: sensörlü her şey! otomatik kapı ,fotoselli lambalar, güneş panelleri vb
minik bir örnek

bu yazı kendini güncelleyecektir.
edit1:
enerjinin küçük enerji paketleriyle yayılmasını (bkz: kuanta) ilk kez planck ortaya atmış. 1905 yılında einstein fotoelektrik olaylarını açıklarken planck'in kuanta fikrini kullanmış ve nobel ödülünü bu çalışmayla almış. yalnız einstein'ın fotoelektrik açıklamasına ilk karşı çıkanlardan biri planck imiş. böyle de ironik bir adam.
devamını gör...
the truman show
jim carrey’nin kariyerinin dönüm noktası sayılan, platon'un mağara alegorisine atıfta bulunan hiç eskimeyecek filmdir.
etrafı oyuncularla çevrilen, ailesinin bile sahte olduğu, gökyüzünün, kumsalın, denizin, hepsinin dekorlardan ibaret olduğu ve bebekliğinde bir televizyon şirketi tarafından evlatlık edinilip böyle bir kurgunun içerisinde yani tv şovunun (truman show) ortasında kendisini bulan bir insan hayal edin. truman herkesin bebekliğinden beri onu tv'de izlediği ama kendisinin asla bundan haberi olmadığı bir birey.
birçok kişiye göre kusursuz bir hayatı var. fakat gökyüzü ve denizin sahte olması zaten başlı başına bir kusur değil midir? onu sevmeyen kadının seviyormuş gibi davranması, ailesinin aslında gerçek ailesi olmaması ve yaşadığı her şeyin tamamıyla kurgudan ibaret olması? truman en yakın arkadaşı sandığı kişiye bütün hayatının bir şeyler üzerine inşa ediliyor gibi hissedip hissetmediğini sorar. çünkü truman bunu fazlasıyla hissediyordur, bir anda reklamlara girer gibi konuşan eşindeki garipliği hissettiği gibi*.
bundan sonrası spoiler içerebilir, izlemeyenlerin okumaması önerilir: truman özgürlüğüne; dekordan ibaret olan denize açılarak kavuşur. çünkü deniz bittiğinde bir kapı aralanır gerçekliğe açılan.
--- alıntı ---
in case i don't see ya,
good afternoon,
good evening,
and good night!
--- alıntı ---
etrafı oyuncularla çevrilen, ailesinin bile sahte olduğu, gökyüzünün, kumsalın, denizin, hepsinin dekorlardan ibaret olduğu ve bebekliğinde bir televizyon şirketi tarafından evlatlık edinilip böyle bir kurgunun içerisinde yani tv şovunun (truman show) ortasında kendisini bulan bir insan hayal edin. truman herkesin bebekliğinden beri onu tv'de izlediği ama kendisinin asla bundan haberi olmadığı bir birey.
birçok kişiye göre kusursuz bir hayatı var. fakat gökyüzü ve denizin sahte olması zaten başlı başına bir kusur değil midir? onu sevmeyen kadının seviyormuş gibi davranması, ailesinin aslında gerçek ailesi olmaması ve yaşadığı her şeyin tamamıyla kurgudan ibaret olması? truman en yakın arkadaşı sandığı kişiye bütün hayatının bir şeyler üzerine inşa ediliyor gibi hissedip hissetmediğini sorar. çünkü truman bunu fazlasıyla hissediyordur, bir anda reklamlara girer gibi konuşan eşindeki garipliği hissettiği gibi*.
bundan sonrası spoiler içerebilir, izlemeyenlerin okumaması önerilir: truman özgürlüğüne; dekordan ibaret olan denize açılarak kavuşur. çünkü deniz bittiğinde bir kapı aralanır gerçekliğe açılan.
--- alıntı ---
in case i don't see ya,
good afternoon,
good evening,
and good night!
--- alıntı ---
devamını gör...
kitap kokusu
severim o kokuyu. farklı dünyaların kokusudur.
devamını gör...
elli liranın yeni yirmi tl olması
yirmi lira olsa yine iyi, beş lira şu an da.
devamını gör...
normal sözlük rezaleti
aklıma yahşi batı filmindeki köfte satma sahnesi geldi allah affetsin. birazdan birisi mısır koçanı fırlatır kavga çıkar.
devamını gör...
normalmisin
sözlüğe yeni katılan dostumun adıdır. kendisi çok sıkı arkadaşımdır. entelektüel bir insandır girdiği tanımları hoşlukla takip ediyorum sözlüğe çağırdığımda hemen geldi hoşgeldi.
devamını gör...

