türkçeye "cesur yeni dünya" adıyla kazandırılmış aldous huxley romanı. şahane bir distopyadır.

bu evrende insanlar laboratuvar koşullarında üretilir. anne baba aile kavramları yoktur; annelik ya da çocuk doğurmak gibi kavramlar pornografiktir. insanlar bir nevi kast sistemi çerçevesinde toplumda var olurlar. hipnopedya denilen uykuda eğitim ile şartlandırılarak sisteme adaptasyonları sağlanır. birey olma düşüncesi yok edilmiştir; her sınıfa mensup insanlar (alfa, beta, epsilon vs) toplumun bütünlüğünü ve devamını sağlayan çarklardır sadece.
devamını gör...

boyle sacma basliklar acilirsa eger, ters tepki yapip, verdikleri kararin ne kadar yerinde oldugunu dusunebilirler.bu olasilik musluman olmalarindan daha yuksek...
devamını gör...

idiyopatik pulmoner fibrozis tedavisinde kullanılan bir ilaçtır.
büyüme faktörlerinin ve prokolajen ı ve ıı üretiminin aşağı regülasyonu yoluyla akciğer fibrozunu azaltarak etki gösterir.
devamını gör...

erkekler de kadınlar da cinsel obje değildir. iki cinsiyet de insandır yani ruhu olan varlıklardır. ruhu olan bir varlığın obje olması da mümkün değildir.
devamını gör...

orada mısın?
devamını gör...

ilkokuldan beri bırakadığım, beni bırakmayan bir karabasan. ilkokul kaçıncı sınıftı tam hatırlamıyorum ama nasıl bu belaya bulaştım hatırlıyorum. komşu kızı fenerbahçeliyim dedi, o zaman ben de fenerbahçeliyim dedim. demez olaydım mınaki. o gün bugün fenerbahçeliyim ben. burdakilerin çoğunun yaşından daha fazla benim fenerbahçe aşkım.

beni bu kadar çok üzen başka bir şey olmadı, ayrılıkları saymazsam. ama bu kadar sevindiren de olmadı, gönül işleri dışında. ne yaparsak yapalım, ne kadar küfür edersek edelim fenerbahçeli olmayı bırakamayız. bugün kederliyiz, sabaha yine her zamanki gibi büyük fenerbahçeliyiz. ama üzmeyin artık beni. ölmeden evvel bir şampiyonluk daha görmek istiyorum ben.
devamını gör...

gogol’un kısa öyküsüdür. burun öyküsündeki gibi hiciv ve sembolleştirme burada da görülür.

akakiy akakiyeviç, daha kaderi bebekliğinden belli olan bir devlet memurudur. dairedeki görevi yazıları temize geçmek olan akakiy, sakin, efendi ,saygılı biri olmakla birlikte, çalışma arkadaşlarının dalga geçmelerine sürekli maruz kalır. en çok dalga geçilen konu da artık ahı gitmiş vahı kalmış paltosudur. paltosunu terziye götürür ve ‘imkansız,tamir edilemez; yenisini almanız lazım’ cevabını alır. yıllık 400 ruble geliri olan bir memur için 80 rublelik bir palto almak hayal gibidir.

akakiy’in amaçsız, sıradan ve monoton hayatı için palto diktirme süreci bir nevi macera olmuştur. çünkü palto alma sürecinde rutinini değiştirmiş, yemeklerini kısmış, yatağa aç girmiş ama hep hayalinde yeni mantoya kavuşmak olduğu için mutlu uyumuştur. hayatında ilk defa bir ‘amacı’ vardır. aylar sonra yeni paltosuna baktığında aslında hayatında ilk defa olan ‘hedefinin’ sonucuna bakmaktadır; başardığı hedefine. öyle ki yürüyüşü de , duruşu da değişmiştir.

paltosunu bürodakiler gördüğünde ona karşı davranışları bile değişmiştir. nasreddin hoca’nın ‘ye kürküm ye’ hikayesinde olduğu gibi.

paltosunu çaldırdığında ise bunalıma girmiş; kimin kapısını çalsa aşağılanmış ve kovalanmıştır. yardım için gittiği görevlileri anlatırken, bürokrasinin saçma sapan ağını da mizahi dilden anlatmıştır.

akakiy, zaten eski paltosuyla bir şekilde alışmış,hayata devam ederken; yeni bir paltonun ona yaşattığı farklılığı tatmıştır bir kere. şimdi eskisi gibi olmasına imkan yoktur. ölür, hayaleti insanların paltosunu çalmaya başlar. burada burun hikayesindeki gibi yine halk dilinde yayılan efsanelerle bitirmiş. bana göre bu hayalet hikayesi de bir nevi insanların vicdanıdır. ona yardım etmemiş insanların yaşadığı vicdan azabıyla bazı hayaller görmesi ve bunun dilden dile yayılmasıdır.

öyküyü daha iyi anlamak için farklı yorumlar okudum ve çoğu yorum tutarsızdı. herkes öyküden farklı anlamlar çıkarmış. benim öyküden çıkardığım anlam yukarıdaki gibidir. severek okudum, her satırından zevk aldım.
devamını gör...

cheyenne yerlileri tarafından kutsal kabul edilen dünya tatlısı bir canlı türü. *

büyük ruhun yeryüzünün yaratılışında kaplumbağayı kullandığına inanırlar.

derler ki, toprak ana yaratılırken, ona ruhunu büyük ruh üflemiştir.

sonrasında ise büyük ruh elindeki bir parça çamuru, kaplumbağa'nın kabuğunun üzerine bırakmıştır.

kaplumbağa dünyanın yaratılışında bu ağır yükü sırtında taşımış, dağlara, ovalara, kısacası ''doğa ana''ya son şeklini vermiştir.

bu sebepledir ağır hareket edişimiz...

dünyanın yükünü sırtımızda taşımış olmanın verdiği mental yorgunluk, halen üzerimizdedir.
devamını gör...

foşik t.c ve foşik ordusu yüzünden kaza geçirdim demez inşallah.
devamını gör...

beni daha çok azdıracak durum*.
devamını gör...

isyan, hüzün, serzeniş vb. sebeplerle yüksek sesle bağırmak
devamını gör...

haikyu!!, haruichi furudate tarafından yazılıp ve çizilen şubat 2012’den temmuz 2020’ye kadar yayımlanan konu olarak liseli bir öğrenci olan shoyo hinata’nın voleybol takımındaki sürecini anlatmaktadır. manganın aynı zamanda anime uyarlaması da bulunmakta olup 2015-2016 yıllarında televizyonlardaki yerini almış ve almaya devam etmektedir. haikyu!! okuyacak olanlar eminim kuroko no basket’i de bir çıt hatırlayacaklardır, eğer daha önce okuyup izlemişlerse.

biraz manganın içeriğinden bahsedecek olursak, hinata ulusal şampiyonada başarıdan başarıya koşan bir takımın küçük dev lakaplı oyuncusundan etkilenerek voleybola başlıyor. aşırı iyi bir zıplama yeteneği var, yeni katıldığı karasuno lisesinde bu yeteneği yine aşırı yetenekli bir pasör olan tobio kageyama ile birleşince kendileri yenilmesi zor bir ikili haline geliyor. tabi manga boyunca onlardan daha yetenekli olan birçok oyuncu karşımıza çıkıyor. arkadaşlık, dostluk, mücadele, rekabet ortamında klasik gelişim süreci yaşanarak bizim elemanlarda daha iyiye doğru yöneliyorlar. özellikle bu manga boyunca ben kageyama’nın paslarına hayran olmuştum, hatta o dönem bizim voleybol takımları da coştuğu için turnuvalarda pasörlerimize çok dikkat ederdim. gerçi şimdi de takımlarımız uçuyor, inşallah uçmaya da devam ederler.

özetle, üst üste çok fazla spor üzerine manga okumadığınız ya da anime izlemediğiniz sürece haikyu!! böyle tek solukta başlanıp bağımlı gibi bitirilebilecek mangalardan birisi. kendinizi bir anda yaz kamplarında, ulusal turnuvalarda filan bulup, o ortamı yaşayabilirsiniz. okuyun, okutturun efendim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beyefendi'nin kendisi bu ülkenin kurucularına iki ayyaş deyip, hala o koltukta oturmasını biliyor ama?

arap sevicilik yapıp, atatürk'ün miras bıraktığı türkiye cumhuriyeti'nin dinamikleri ile oynamaya da bayılıyor.

burası kimsenin değil bizim ülkemiz, rahatsız olan varsa çeksin gitsin.
devamını gör...

şehrin* silüetini bozan, yakınından geçtiğimde gözümü korkutan uzun ve çirkin binalar.
teyzem bunlara "modern mezarlık" diyor. çok mantıklı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


milgram deneyi: itaat dersleri

1960’larda yale üniversitesi’nde bir psikolog olan stanley milgram, itaat üzerine korkutucu bir dizi deney gerçekleştirdi.

milgram, bir durumun bir kişinin bilincini nasıl etkisi altına alabileceğini gösterdi.

bulguları; yahudi soykırımı, my lai katliamı ve ruanda’daki soykırım gibi zamanımızın bazı büyük vahşetlerini açıklamak için kullanıldı.

milgram, erkek ve kadın deneklerini hukukçuları, itfaiyecileri ve inşaat işçilerini içine alacak şekilde hayatın tüm alanlarından seçti. hepsi, saati 4.50 dolara, öğrenme ve cezalandırma üzerine bir deneye katılmaya hazırdı. denekler, görüş alanı dışında olan ama yan odadan duyabilen bir “öğreniciye”, bir çağrışım sözcükleri listesini okuyan “öğretici” olarak davranmak üzere, beyaz önlüklü bir doktor tarafından yönlendirildiler. eğer öğrenici bir çağrışımı yanlış algılarsa, o zaman öğreticiden her bir yanlış cevabın arkasından öğreniciye voltajı arttırarak elektrik şoku vermesi istendi.

ilk şok, “hafif şok – 15 volt”, sonucusu “tehlike: ciddi şok – 450 volt” olarak etiketlendi.

elbette, gerçek deney, ne kadar cezalandırmayı üstlenebileceklerini görmek üzere öğreticiler üzerineydi.

bir oyuncu olan öğrenici, 180 voltta acıya dayanamayacağını feryatlarla iletiyordu, 300 voltta katılmayı reddediyordu, 330 voltta sessizlik vardı.

stanley milgram’ı şaşırtan şey ise deneklerin % 65’inin, öğrenicinin hafif bir kalp sorunu olduğu söylenmesine rağmen sonuna kadar gidip 450 volta basmalarıydı.

öğreticilerin pek çoğu ciddi şekilde rahatsız olmuştu –bolca terleyerek ve dudaklarını ısırarak– ama beyaz önlüklü deneycinin kışkırtmasıyla, ahlaki vicdanlarına rağmen devam ettiler.

milgram’ın bulgusu, 1960’ların akademi camiasını hem etik açıdan tartışmalı yöntemleri hem de ürkütücü sonuçlarıyla dehşete düşürdü. ama bu araştırma, sıradan insanların otoritenin varlığı ile insanlık dışı hareketler yapmak üzere harekete geçirilebileceğini açıkça gösterdi.

milgram aynı zamanda deneğin psikolojik olarak kurbandan uzakta olmasıyla, daha çok acıya neden olacak emirleri daha rahat uyguladıklarını keşfetti. öğreticilerden sadece soruları okuyan ama şokları yönetmeyenlerin % 90’ı deneyi tamamladı. ancak şokları yönetmek üzere öğreniciyle temas kuranların yalnızca % 30’u 450 volta kadar çıktı.
devamını gör...

başkalarına verdiği öğüdü kendisi tutmayan ve kendi verdiği öğüdün aksini yapan kişiler için kullanılan söz. "halka verir talkını kendi yutar salkımı" şeklinde de kullanılır.
devamını gör...

bana beddua edenlere karşı tavrım:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

göz yaşları bir nevi duyguların taşması dan kaynaklı vucudun kendini rahatlatma durumudur. ama ağlayamamak asla rahatlayamamaktır. içinde bir yerlerde seni hep kemiren bir dürtü - duygu olur. hani böyle salya sümük ağlasan sanki kendine geleceksin her şey düzelecekmiş gibi hissettirir. maalesef benim de içinde bulunduğum bir grup insan bundan muzdaripiz
devamını gör...

olması gerekendir aksi düşünülmesi anormaldir. bizim ülkede çöpü yere atmak normalmiş gibi bakıyorlar neymiş belediye görevlileri işsiz kalacakmış.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim