itici gelen hitap şekilleri
"ne diyem, mahmut mu diyem..?" repliğini hatırlatmıştır.
devamını gör...
durduk yere insanın aklına gelen replikler
“siz canhıraş bir şekilde kapımı çalmadan önce ben kendimi intihar ediyordum da, aslında kendimi de denmez, işte biraz da bu yüzden.”

buradan

buradan
devamını gör...
üzülmemiş gibi yapmak
'üzülmemiş gibi yaparken, bi'zaman sonra hakikaten üzülmemeye başlıyorsun.' mucizesi.
bu; duyguların kendine ötenazi yaptırma biçimi.
bu; duyguların kendine ötenazi yaptırma biçimi.
devamını gör...
lizbon
mimarisiyle, insanlarıyla güzel bir şehir.
havası çok değişkendir, dışarı çıkmak istersin havaya bakar oh ne güzel güneş var dersin yağmurluk giymeden çıkarsın daha kapıdan çıkmadan yağmur bastırır.
malum okyanusal iklim havası.
insanları çok mütevazidir, hoşgörülüdür, gösterişe önem vermezler, arabaların çoğu orta sınıf arabalardır, bizdeki gibi pahalı telefon kullanan yok denecek kadar azdır. kısaca medeni bir şehirdir.
havası çok değişkendir, dışarı çıkmak istersin havaya bakar oh ne güzel güneş var dersin yağmurluk giymeden çıkarsın daha kapıdan çıkmadan yağmur bastırır.
malum okyanusal iklim havası.
insanları çok mütevazidir, hoşgörülüdür, gösterişe önem vermezler, arabaların çoğu orta sınıf arabalardır, bizdeki gibi pahalı telefon kullanan yok denecek kadar azdır. kısaca medeni bir şehirdir.
devamını gör...
geceye bir hayat dersi bırak
malum sözlükte küfür argo yasak olduğundan dolayı 4s kuralı olarak özetleyebilirim. bu sözü ilk duyduğumda hadi oradan demiştim. gayet de komik gelmişti. yaşayarak gerçek olduğunu ayrıca hiç de komik olmadığını öğrendim. sevin, çok sevin sevmek çok güzel ama ne olursa olsun karşıdaki insana ne kadar sevdiğinizi belli etmeyin. yoksa ikinci s işlemeye başlar.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yetenekli olduğu konular
acımı, keyifsizliğimi samimi olmadıklarımdan gizlemek.
yoğunluğu ne olursa olsun.
yoğunluğu ne olursa olsun.
devamını gör...
sakura
japonların somei-yoshino diye de hitap ettiği, çiçek verişi ülkenin dört bir yanında festivaller eşliğinde kutlanan kiraz çiçeği ağacı.

kendisi yılın belirli bir döneminde açıyor ve malesef ki meyve vermiyor. meyve vermeden bu kadar güzelse, iyi ki meyve vermiyor diyorum ben de. *
en başta japonya'da, daha sonra ise uzak doğu'nun birçok kültüründe kutsal olarak görülüyor. öyle ki; evlenecekler, işe girecekler, ev alacak şanslılar işleri yaver gitsin diye (çoğu turistin de yaptığı üzere) bu ağacın çiçek vermesini, yani mart ayını bekliyor.
ağaç, uzak doğu insanına göre tam anlamıyla hayatın kendisi; yavaş yavaş güzelliklerini hazırlıyor, bir anda o güzelliği yaşatıveriyor ve bitiyor.
mükemmel bir tanımlama.

kendisi yılın belirli bir döneminde açıyor ve malesef ki meyve vermiyor. meyve vermeden bu kadar güzelse, iyi ki meyve vermiyor diyorum ben de. *
en başta japonya'da, daha sonra ise uzak doğu'nun birçok kültüründe kutsal olarak görülüyor. öyle ki; evlenecekler, işe girecekler, ev alacak şanslılar işleri yaver gitsin diye (çoğu turistin de yaptığı üzere) bu ağacın çiçek vermesini, yani mart ayını bekliyor.
ağaç, uzak doğu insanına göre tam anlamıyla hayatın kendisi; yavaş yavaş güzelliklerini hazırlıyor, bir anda o güzelliği yaşatıveriyor ve bitiyor.
mükemmel bir tanımlama.
devamını gör...
kitap tanıtmak istiyoruz diyerek insan dolandırmak
dolandırmak için kullanılmayan bir kitap kalmıştı, o da oldu.
"kitap tanıtmak istiyoruz" diyerek vatandaşlara ulaşan patix kitap isimli şirket, iddiaya göre mağdurlara istediklerinden daha fazla kitap bırakıyor, "2 hafta içinde iade edebilirsiniz" diyerek senet imzalatıyor. kitapları iade etmek isteyen vatandaşlar 2 hafta boyunca verilen telefona ulaşamıyor. ardından şirket, "14 gün geçtiği için iade kabul edilmez, borcunuzu ödeyin" diye mesajlar göndermeye başlıyor. son 6 ay içerisinde onlarca kişinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıktı.
patix kitap isimli kitap şirketinin elden satış yöntemiyle binlerce kişiyi dolandırdığı iddia ediliyor. buldukları telefon numaralarını arayıp "kitap setleri satıyoruz sizi ziyaret etmek istiyoruz" diyerek randevu alan kişiler, vatandaşların almak istediği kitap sayısından çok daha fazlasını bırakarak "2 hafta içerisinde bu kitaplardan beğendiğiniz olursa alırsınız, gerisini biz teslim alacağız" diyerek en az 1400 tl’lik senet imzalatıyor. vatandaşlar "kitapları geri alın" diye aramak istediklerinde ellerindeki telefon numarası yanıt vermiyor. dolandırıcılar iki hafta geçtikten sonra vatandaşlara borçları ödemeleri konusunda mesajlar atmaya başlıyor. iade etmek isteyenlere 14 gün geçtiği ve yasal iade süresi dolduğu için artık tüm kitapların parasını ödemek zorunda olduklarını söylüyor.
buradan
"kitap tanıtmak istiyoruz" diyerek vatandaşlara ulaşan patix kitap isimli şirket, iddiaya göre mağdurlara istediklerinden daha fazla kitap bırakıyor, "2 hafta içinde iade edebilirsiniz" diyerek senet imzalatıyor. kitapları iade etmek isteyen vatandaşlar 2 hafta boyunca verilen telefona ulaşamıyor. ardından şirket, "14 gün geçtiği için iade kabul edilmez, borcunuzu ödeyin" diye mesajlar göndermeye başlıyor. son 6 ay içerisinde onlarca kişinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıktı.
patix kitap isimli kitap şirketinin elden satış yöntemiyle binlerce kişiyi dolandırdığı iddia ediliyor. buldukları telefon numaralarını arayıp "kitap setleri satıyoruz sizi ziyaret etmek istiyoruz" diyerek randevu alan kişiler, vatandaşların almak istediği kitap sayısından çok daha fazlasını bırakarak "2 hafta içerisinde bu kitaplardan beğendiğiniz olursa alırsınız, gerisini biz teslim alacağız" diyerek en az 1400 tl’lik senet imzalatıyor. vatandaşlar "kitapları geri alın" diye aramak istediklerinde ellerindeki telefon numarası yanıt vermiyor. dolandırıcılar iki hafta geçtikten sonra vatandaşlara borçları ödemeleri konusunda mesajlar atmaya başlıyor. iade etmek isteyenlere 14 gün geçtiği ve yasal iade süresi dolduğu için artık tüm kitapların parasını ödemek zorunda olduklarını söylüyor.
buradan
devamını gör...
laplace'ın şeytanı teorisi
adam fawer'in olasılıksız isimli kitabında uzunca anlatılan teori.hatta kitabın ana karakteri,kendini yakalamak isteyen bilim adamlarınca laplace'ın şeytanı olarak nitelendiriliyordu.
devamını gör...
halam geldi
hiç kullanmadığım saçma sapan bir regl oldum deme şekli.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bu günün benim açımdan yeni bir başlangıç olmasını umuyorum.
başlangıç dediğime bakmayın, bana dışarıdan bakan biri için hiçbir değişiklik olmayacak büyük olasılıkla çünkü; asıl değişim savaşını kafamın içerisinde veriyorum.
#765274
daha önce yukarıdaki başlıkta sorunumu kısaca anlatmıştım. söz konusu entrynin azımsanmayacak derecede kişi tarafından okunduğunu göz önüne alırsak, benimle aynı sorunları paylaşan insanların sayısının göründüğünden daha da fazla olduğunu söyleyebiliriz belki de.
bugün itibariyle yıllardır geçirmekte olduğum anksiyete atakları, depresyon, panik atak ve paranoya gibi rahatsızlıklarımla mücadele etmek için yeni kararlar almış bulunmaktayım. bu konuda verdiğim en net karar, bahsettiğim psikiyatrik rahatsızlıkların bedenim ve beynim üzerinde kontrol sağlamasına olanak tanıyan zorlantı tipi davranış ve düşüncelerden ani ve kesin bir şekilde uzaklaşmak oldu. bunu okuyan pek çok insana mantıksız gelebilir; hastalıklı davranış ve düşünce biçimlerini öylece bırakabilsen zaten hasta olmazdın, şeklinde düşünebilirsiniz ama bu, verebilmek için tabiri caizse kendimi parçaladığım bir karar.
artık bu hastalıklı düşünce biçiminin beni yönetmesine izin vererek hayatımın kontrolünü bir hastalığa bırakmaktan vaz geçmiş bulunmaktayım. riskli mi, oldukça ama başka şansım yok. beynime yerleşen bir saplantı ne kadar kötü olursa olsun birinden kurtulduğumda yerini hemen diğeri alıyor. artık fiziksel anlamda nefes alamayacak duruma geldim. her allahın günü, göğsüme saplanan ağrılardan ve gördüğüm onca kabustan dolayı harap olmuş hâlde uyanmaktan bıktım. düşüncelerim o kadar depresif bir hâl aldı ki sadece ışık görmekten nefret ettiğim için günün çoğunu battaniyenin altında ve anksiyete atakları eşliğinde geçiriyorum. kısacası yoruldum. hayatımın en güzel yıllarındayım ve her saniyenin tadını çıkarmam gereken yerde kendimi her gün dibin de dibine vuracak şekilde bir bataklığa saplıyorum. bizzat kendi iradesizliğim yüzünden kendi kendime yapıyorum bunu.
işte tüm bu nedenlerden ötürü, yıllardır hiçbir ilacın (antidepresan, antipsikotik allah ne verdiyse kullandım, ilaç firmasında denek olsam bu kadar olmazdı.) geçirmediği bu düşünce ve davranış sorunlarından kendi çabamla uzaklaşmaya karar verdim. şundan eminim ki, bu bir deneme olmayacak; deneme yapma şansını çoktan kaybettim çünkü. hayatta hiç kimse bir sonraki günün sabahına sağ çıkıp çıkamayacağını bilemezken ben bütün verimli günlerimi korku, endişe ve paranoya içinde geçiriyorum. tam da bu nedenle buna burada dur demeye karar verdim. sadece kendim için de değil; çevremdeki ve benden bir şekilde etkilenen herkesin iyiliği için. benimki gibi rahatsızlıklarda, bir süre sonra tanıdığınız tanımadığınız herkese zarar verir hâle gelebiliyorsunuz. başınızı küçük ya da büyük bir derde sokmanız da ayrı bir risk tabii ki ve ben artık gerçekten "mikerler" dediğimiz evreye girmiş bulunmaktayım. bu nedenle artık hayatımın kalan yıllarını (veya ne kadar süre kaldıysa artık.) kendim için iyi bir şeyler yaparak, çevreme mümkün olduğunca yararlı bir insan olarak geçirmek istiyorum.
bana şans dile sözlük!
edit: ilerleme sürecini aklımda tutabilmek için buraya not almaya karar verdim. önce birer gün, daha sonra ise birer hafta arayla buraya, verdiğim kararla ilgili gelişmeleri yazacağım.
1. gün: bazı zorlantı tipi düşünceler tekrar etse de bunları davranışa dönüşmeden engellemeyi başardım. sadece birinde vaz geçmek üzereydim ki son anda kendimi durdurmayı başarabildim. korku ve endişe azalmakla birlikte hâlâ biraz mevcut ama en azından geleceğe dair umudum bir nebze artmış durumda ve ufak tefek gelecek planları yapmaya başladım. bayramdan sonra istanbul'a girmeyi düşünüyorum mesela. hem uzun bir yolculuk hem de o havayı tekrar solumak bana iyi gelecektir bence. (bunda ne var demeyin. aylardır evinden çıkmayan bir insan için ay'a giden astronot heyecanı demek bu.) bunların dışında iç sıkıntısı hâlâ devam etmekte ve muhtemelen her sabah olduğu gibi yarın sabah da anksiyete atağı ile uyanacağım ama vazgeçmek yok. gerekirse akıl hastanesine giderim ama o iğrenç takıntılara bir daha dönmeyeceğim.
ayrıca:
(bkz: her şey çok güzel olacak)
("yersen" demeden edemiyorum içimden ama hadi bakalım hayırlısı. swh)
bugünlük bu kadar efem. herkese iyi akşamlar dilerim.
2. gün: ne yazık ki bugün epeyce bir gerileme yaşadım. beklenmedik durumlar dolayısıyla anlamsız korku ve panik duyguları yeniden başladı ama elimden geldiğince direnmeye çalışıyorum. zaten önemli olan da bu. her zaman ve her koşulda ileri gitmek hayatta da mümkün değil ama önemli olan bir adım geri gidiyorsan, sonrasında iki adım ileri giderek açığını kapatabilmek. ilerleme bu şekilde sağlanır; bunu öğrendim. hayatınız her zaman sizin yaptığınız planlar çerçevesinde tıkır tıkır ilerlemiyor maalesef.
her neyse. o kadar kötü bir duruma düştüm ki şu son bir haftada; yaklaşan vize ve ödevleri bile unutmuşum.
ben takıntılardan kurtuldukça yerlerini yenileri alıyor. diğer insanları bilmiyorum ama benim beynimin çalışma prensibi bu sanki. tek bildiğim bunu değiştirmeyi başaramazsam hayatımın mahvolacağı.
hiçbir insan böyle bir zihinsel yıkımın sonunda sağlıklı kalamaz çünkü.
neyse sözlük, bugünün notunu da düştüm.
yarın daha iyi haberlerle gelmek umuduyla. iyi akşamlar.
3. gün: evet, dünün notunu bugün düşüyorum. unutkanlık feci seviyelere ulaştı. vizelere pek fazla çalışmadım falan; çok da umurunda değil galiba.
zaten anlayacak kafam da kalmadı. yemek yiyemiyorum. midem kabul etmiyor. ilaçlar yüzünden herhalde.
dün sabah, son bir haftadır süren döngü aynen devam etti. sabah anksiyete atağıyla uyandım. takıntılar yüzünden saçma sapan şeyler yaptım yine. akşama doğru düzeldi tabii ama ne fark eder ki? her akşam "düzelmiş gibi" oluyor zaten. sabah da kaldığım yerden devam ediyorum.
artık kendimi pek kontrol edebildiğim söylenemez. zihnim ve eylemlerim üzerindeki kontrolüm artık gerçekten çok zayıf ve kısıtlı.
geleceğe dair pek bir umudum da yok açıkçası. bir haftada, iyi hissetmenin nasıl bir şey olduğunu unuttum. sağlığımı tamamen değilse bile büyük ölçüde kaybettim. sağlıklı düşünemiyorum, kendimi kontrol edemiyorum ve bu, daha ne kadar böyle devam eder bilmiyorum. evde silah olmadığına şükrediyorum.(etmiyor da olabilirim tabii, bilemedim.)
her halükarda bitik durumdayım; bu çok net.
...
kaçıncı olduğunu bilmediğim gün:
bugün iyi haberlerle geldim sözlük.
son birkaç gündür kendimi kontrol edebilmek adına çok büyük bir mücadeleye giriştim ve çabalarım meyvesini vermeye başladı nihayet.
tam iki haftadır, bütün temel gereksinimlerimi ihmal ederek yaşıyordum. bitiktim, tükenmiştim ve ölecek gibiydim. gerçek anlamda...
ama sonra kendiliğinden bir şeyler oldu...
belki yaşama içgüdüm baskın geldi, bilmiyorum.
ve sonunda o kritik, s..erler eşiğini geçtim.
uzun yıllardır ilk defa, geçmiş veya gelecek yerine, içinde bulunduğum ana odaklanmaya, anı yaşamaya ve o andan keyif almaya başladım.
artık geleceğe daha umutlu bir şekilde bakabiliyorum. küçük ve kötü olasılıklara odaklanmak yerine büyük ve iyi olan olasılıklara odaklanıyorum.
takıntılarım ara ara yokluyor ama onları da kontrol altında tutmayı başarabiliyorum.
umarım her şey iyi bir şekilde devam eder.
...
"umarım her şey iyi bir şekilde devam eder."
diye bitirmişim son notumu ama tabii ki etmedi.
şimdi baktım da, buraya son notumu düşmemin üzerinden haftalar geçmiş. o arada geçen zamanda neler yaşadığımı ve hissettiğimi anlatan bir yazı da yazacağım bu başlığa bir ara. bu zaman dilimi, tamamen ayrı bir yazının konusu çünkü.
tartışmasız bir şekilde, hayatımın en berbat bir ayını geçirdim ve bunun tek sorumlusu benim; benim zihnim.
bugün itibariyle bu yazıya ufak bir ekleme yapabilecek kadar kafamı toparlayabildim ve böyle devam etmesi için elimden geleni yapacağım. buraya kesin ifadeler yazmayı tercih ediyorum zira en ufak bir şüphe kırıntısı dahi beni, başımı daha yeni yeni yüzeyine çıkarabildiğim o bataklığa tekrar saplıyor.
bunca kötü deneyimden sonra sadece şunu söyleyebilirim: ne yaparsanız yapın ama benim durumunda iseniz mutlaka profesyonel bir destek alın. eğer doktorunuz tavsiye ederse en ağır ilaçları bile kullanın fakat kesinlikle bu derece baş belası bir hastalık ile yalnız başınıza mücadele etmeye kalkmayın. bu hastalık yalnız baş edilebilecek türde bir şey değil; bundan emin olun.
...
evet sözlük, yine sayamadığım bir başka günden merhaba.
artık günleri ve haftaları sayacak gücüm kalmadı. tabii bunu diyorum ama aslında son birkaç gündür işler iyiye gidiyor. doktora gidip yeni ilaçlar aldım ve tabii ki b+ktan bedenim sağolsun, yine yan etkiler sebebiyle ilaçları bırakmak zorunda kaldım. yine de o tarihten bu yana gözle görülür bir iyileşme var.
dışarı çıkıyorum, insanlarla konuşuyorum, müzik dinliyorum ve tekrar sözlüğe dönmeye karar verdim bugün en sonunda.
bütün bunlar iyi sayılabilecek gelişmeler.
hâlâ aklımın bir köşesinde o, paranoyak ve takıntılı düşünceler dolaşmaya devam ediyor ama onları görmezden gelmeyi öğreniyorum yavaş yavaş. elbette bu, iyiye doğru gidiş süreci benim kontrolümde başlamadı tam olarak ama bir yerden sonra artık gerçekten silkinip ayağa kalkmam gerektiğini hissettim. zayıf düştükçe kontrolümü daha da kaybettiğimi fark ettim.
ve gerçekten bu şekilde olmuyor. şu an nispeten daha temiz bir zihinle bakınca, güçsüz düşüp pes ettiğim ve kendimi bıraktığım tüm o zaman dilimindeki halimi yakıştıramıyorum kendime açıkçası.
tabii bunlara rağmen, hâlâ oturmuş bir uyku düzenimin olmayışı ve arada bir yoklayan takıntılı davranışlar işleri zorlaştırsa da eskisi kadar yıpratmıyor beni artık. kendimi toparlamak için çaba sarf ettikçe beynimi daha fazla kontrol edebilmeye başladım.
doğal olarak, zaman zaman gerileme sürecine girmem son derece normal ve beklendik bir durum ancak; umarım bu günden başlayarak nispeten de olsa daha kontrollü bir yaşam tarzım olacak.
...
başlangıç dediğime bakmayın, bana dışarıdan bakan biri için hiçbir değişiklik olmayacak büyük olasılıkla çünkü; asıl değişim savaşını kafamın içerisinde veriyorum.
#765274
daha önce yukarıdaki başlıkta sorunumu kısaca anlatmıştım. söz konusu entrynin azımsanmayacak derecede kişi tarafından okunduğunu göz önüne alırsak, benimle aynı sorunları paylaşan insanların sayısının göründüğünden daha da fazla olduğunu söyleyebiliriz belki de.
bugün itibariyle yıllardır geçirmekte olduğum anksiyete atakları, depresyon, panik atak ve paranoya gibi rahatsızlıklarımla mücadele etmek için yeni kararlar almış bulunmaktayım. bu konuda verdiğim en net karar, bahsettiğim psikiyatrik rahatsızlıkların bedenim ve beynim üzerinde kontrol sağlamasına olanak tanıyan zorlantı tipi davranış ve düşüncelerden ani ve kesin bir şekilde uzaklaşmak oldu. bunu okuyan pek çok insana mantıksız gelebilir; hastalıklı davranış ve düşünce biçimlerini öylece bırakabilsen zaten hasta olmazdın, şeklinde düşünebilirsiniz ama bu, verebilmek için tabiri caizse kendimi parçaladığım bir karar.
artık bu hastalıklı düşünce biçiminin beni yönetmesine izin vererek hayatımın kontrolünü bir hastalığa bırakmaktan vaz geçmiş bulunmaktayım. riskli mi, oldukça ama başka şansım yok. beynime yerleşen bir saplantı ne kadar kötü olursa olsun birinden kurtulduğumda yerini hemen diğeri alıyor. artık fiziksel anlamda nefes alamayacak duruma geldim. her allahın günü, göğsüme saplanan ağrılardan ve gördüğüm onca kabustan dolayı harap olmuş hâlde uyanmaktan bıktım. düşüncelerim o kadar depresif bir hâl aldı ki sadece ışık görmekten nefret ettiğim için günün çoğunu battaniyenin altında ve anksiyete atakları eşliğinde geçiriyorum. kısacası yoruldum. hayatımın en güzel yıllarındayım ve her saniyenin tadını çıkarmam gereken yerde kendimi her gün dibin de dibine vuracak şekilde bir bataklığa saplıyorum. bizzat kendi iradesizliğim yüzünden kendi kendime yapıyorum bunu.
işte tüm bu nedenlerden ötürü, yıllardır hiçbir ilacın (antidepresan, antipsikotik allah ne verdiyse kullandım, ilaç firmasında denek olsam bu kadar olmazdı.) geçirmediği bu düşünce ve davranış sorunlarından kendi çabamla uzaklaşmaya karar verdim. şundan eminim ki, bu bir deneme olmayacak; deneme yapma şansını çoktan kaybettim çünkü. hayatta hiç kimse bir sonraki günün sabahına sağ çıkıp çıkamayacağını bilemezken ben bütün verimli günlerimi korku, endişe ve paranoya içinde geçiriyorum. tam da bu nedenle buna burada dur demeye karar verdim. sadece kendim için de değil; çevremdeki ve benden bir şekilde etkilenen herkesin iyiliği için. benimki gibi rahatsızlıklarda, bir süre sonra tanıdığınız tanımadığınız herkese zarar verir hâle gelebiliyorsunuz. başınızı küçük ya da büyük bir derde sokmanız da ayrı bir risk tabii ki ve ben artık gerçekten "mikerler" dediğimiz evreye girmiş bulunmaktayım. bu nedenle artık hayatımın kalan yıllarını (veya ne kadar süre kaldıysa artık.) kendim için iyi bir şeyler yaparak, çevreme mümkün olduğunca yararlı bir insan olarak geçirmek istiyorum.
bana şans dile sözlük!
edit: ilerleme sürecini aklımda tutabilmek için buraya not almaya karar verdim. önce birer gün, daha sonra ise birer hafta arayla buraya, verdiğim kararla ilgili gelişmeleri yazacağım.
1. gün: bazı zorlantı tipi düşünceler tekrar etse de bunları davranışa dönüşmeden engellemeyi başardım. sadece birinde vaz geçmek üzereydim ki son anda kendimi durdurmayı başarabildim. korku ve endişe azalmakla birlikte hâlâ biraz mevcut ama en azından geleceğe dair umudum bir nebze artmış durumda ve ufak tefek gelecek planları yapmaya başladım. bayramdan sonra istanbul'a girmeyi düşünüyorum mesela. hem uzun bir yolculuk hem de o havayı tekrar solumak bana iyi gelecektir bence. (bunda ne var demeyin. aylardır evinden çıkmayan bir insan için ay'a giden astronot heyecanı demek bu.) bunların dışında iç sıkıntısı hâlâ devam etmekte ve muhtemelen her sabah olduğu gibi yarın sabah da anksiyete atağı ile uyanacağım ama vazgeçmek yok. gerekirse akıl hastanesine giderim ama o iğrenç takıntılara bir daha dönmeyeceğim.
ayrıca:
(bkz: her şey çok güzel olacak)
("yersen" demeden edemiyorum içimden ama hadi bakalım hayırlısı. swh)
bugünlük bu kadar efem. herkese iyi akşamlar dilerim.
2. gün: ne yazık ki bugün epeyce bir gerileme yaşadım. beklenmedik durumlar dolayısıyla anlamsız korku ve panik duyguları yeniden başladı ama elimden geldiğince direnmeye çalışıyorum. zaten önemli olan da bu. her zaman ve her koşulda ileri gitmek hayatta da mümkün değil ama önemli olan bir adım geri gidiyorsan, sonrasında iki adım ileri giderek açığını kapatabilmek. ilerleme bu şekilde sağlanır; bunu öğrendim. hayatınız her zaman sizin yaptığınız planlar çerçevesinde tıkır tıkır ilerlemiyor maalesef.
her neyse. o kadar kötü bir duruma düştüm ki şu son bir haftada; yaklaşan vize ve ödevleri bile unutmuşum.
ben takıntılardan kurtuldukça yerlerini yenileri alıyor. diğer insanları bilmiyorum ama benim beynimin çalışma prensibi bu sanki. tek bildiğim bunu değiştirmeyi başaramazsam hayatımın mahvolacağı.
hiçbir insan böyle bir zihinsel yıkımın sonunda sağlıklı kalamaz çünkü.
neyse sözlük, bugünün notunu da düştüm.
yarın daha iyi haberlerle gelmek umuduyla. iyi akşamlar.
3. gün: evet, dünün notunu bugün düşüyorum. unutkanlık feci seviyelere ulaştı. vizelere pek fazla çalışmadım falan; çok da umurunda değil galiba.
zaten anlayacak kafam da kalmadı. yemek yiyemiyorum. midem kabul etmiyor. ilaçlar yüzünden herhalde.
dün sabah, son bir haftadır süren döngü aynen devam etti. sabah anksiyete atağıyla uyandım. takıntılar yüzünden saçma sapan şeyler yaptım yine. akşama doğru düzeldi tabii ama ne fark eder ki? her akşam "düzelmiş gibi" oluyor zaten. sabah da kaldığım yerden devam ediyorum.
artık kendimi pek kontrol edebildiğim söylenemez. zihnim ve eylemlerim üzerindeki kontrolüm artık gerçekten çok zayıf ve kısıtlı.
geleceğe dair pek bir umudum da yok açıkçası. bir haftada, iyi hissetmenin nasıl bir şey olduğunu unuttum. sağlığımı tamamen değilse bile büyük ölçüde kaybettim. sağlıklı düşünemiyorum, kendimi kontrol edemiyorum ve bu, daha ne kadar böyle devam eder bilmiyorum. evde silah olmadığına şükrediyorum.(etmiyor da olabilirim tabii, bilemedim.)
her halükarda bitik durumdayım; bu çok net.
...
kaçıncı olduğunu bilmediğim gün:
bugün iyi haberlerle geldim sözlük.
son birkaç gündür kendimi kontrol edebilmek adına çok büyük bir mücadeleye giriştim ve çabalarım meyvesini vermeye başladı nihayet.
tam iki haftadır, bütün temel gereksinimlerimi ihmal ederek yaşıyordum. bitiktim, tükenmiştim ve ölecek gibiydim. gerçek anlamda...
ama sonra kendiliğinden bir şeyler oldu...
belki yaşama içgüdüm baskın geldi, bilmiyorum.
ve sonunda o kritik, s..erler eşiğini geçtim.
uzun yıllardır ilk defa, geçmiş veya gelecek yerine, içinde bulunduğum ana odaklanmaya, anı yaşamaya ve o andan keyif almaya başladım.
artık geleceğe daha umutlu bir şekilde bakabiliyorum. küçük ve kötü olasılıklara odaklanmak yerine büyük ve iyi olan olasılıklara odaklanıyorum.
takıntılarım ara ara yokluyor ama onları da kontrol altında tutmayı başarabiliyorum.
umarım her şey iyi bir şekilde devam eder.
...
"umarım her şey iyi bir şekilde devam eder."
diye bitirmişim son notumu ama tabii ki etmedi.
şimdi baktım da, buraya son notumu düşmemin üzerinden haftalar geçmiş. o arada geçen zamanda neler yaşadığımı ve hissettiğimi anlatan bir yazı da yazacağım bu başlığa bir ara. bu zaman dilimi, tamamen ayrı bir yazının konusu çünkü.
tartışmasız bir şekilde, hayatımın en berbat bir ayını geçirdim ve bunun tek sorumlusu benim; benim zihnim.
bugün itibariyle bu yazıya ufak bir ekleme yapabilecek kadar kafamı toparlayabildim ve böyle devam etmesi için elimden geleni yapacağım. buraya kesin ifadeler yazmayı tercih ediyorum zira en ufak bir şüphe kırıntısı dahi beni, başımı daha yeni yeni yüzeyine çıkarabildiğim o bataklığa tekrar saplıyor.
bunca kötü deneyimden sonra sadece şunu söyleyebilirim: ne yaparsanız yapın ama benim durumunda iseniz mutlaka profesyonel bir destek alın. eğer doktorunuz tavsiye ederse en ağır ilaçları bile kullanın fakat kesinlikle bu derece baş belası bir hastalık ile yalnız başınıza mücadele etmeye kalkmayın. bu hastalık yalnız baş edilebilecek türde bir şey değil; bundan emin olun.
...
evet sözlük, yine sayamadığım bir başka günden merhaba.
artık günleri ve haftaları sayacak gücüm kalmadı. tabii bunu diyorum ama aslında son birkaç gündür işler iyiye gidiyor. doktora gidip yeni ilaçlar aldım ve tabii ki b+ktan bedenim sağolsun, yine yan etkiler sebebiyle ilaçları bırakmak zorunda kaldım. yine de o tarihten bu yana gözle görülür bir iyileşme var.
dışarı çıkıyorum, insanlarla konuşuyorum, müzik dinliyorum ve tekrar sözlüğe dönmeye karar verdim bugün en sonunda.
bütün bunlar iyi sayılabilecek gelişmeler.
hâlâ aklımın bir köşesinde o, paranoyak ve takıntılı düşünceler dolaşmaya devam ediyor ama onları görmezden gelmeyi öğreniyorum yavaş yavaş. elbette bu, iyiye doğru gidiş süreci benim kontrolümde başlamadı tam olarak ama bir yerden sonra artık gerçekten silkinip ayağa kalkmam gerektiğini hissettim. zayıf düştükçe kontrolümü daha da kaybettiğimi fark ettim.
ve gerçekten bu şekilde olmuyor. şu an nispeten daha temiz bir zihinle bakınca, güçsüz düşüp pes ettiğim ve kendimi bıraktığım tüm o zaman dilimindeki halimi yakıştıramıyorum kendime açıkçası.
tabii bunlara rağmen, hâlâ oturmuş bir uyku düzenimin olmayışı ve arada bir yoklayan takıntılı davranışlar işleri zorlaştırsa da eskisi kadar yıpratmıyor beni artık. kendimi toparlamak için çaba sarf ettikçe beynimi daha fazla kontrol edebilmeye başladım.
doğal olarak, zaman zaman gerileme sürecine girmem son derece normal ve beklendik bir durum ancak; umarım bu günden başlayarak nispeten de olsa daha kontrollü bir yaşam tarzım olacak.
...
devamını gör...
muhabbet kuşu öldü diye ağlayan erkek
muhtemelen yengeç burcu olmakla beraber,hayvansever olup kuşuna canı gönülden bağlanmış adam gibi adamdır. böylelerini üzmeyin hanımlar..
devamını gör...
kadın filmleri veri tabanı
devamını gör...
iko (yazar)
"şu mahlas rengini 1 saatliğine ben de kullanabilsem ne olur sanki?" dediğim kişi. ne olur ha, ne olur!?
devamını gör...
doping yaparken hamile kalan pesmerge
nickaltında kendisini linçlememi ısrarla isteyen garip yazar.
linç.
linç.
devamını gör...
doğru insan
"aşk, gerçek seni görene dek bendeki seni sevmektir.
sevgi, gerçek seni görüp ona aşık olmaktır."zamanla bu cümledekilerin dönüşümünü yaşadığınız insandır. bazen sadece bilirsiniz o olduğunu. ikisini de aynı kişiye besliyorsanız, aşkınız sönmediyse ya da sevginiz artarak aşka dönüşmüşse işte o zaman gerçekten doğru insanı bulmuşsunuz demek oluyor galiba.birini ilk görüşünüzde ilk etkilendiğinizde kısa zamanda oluşan ilginiz kendinizdeki onu sevmektir henüz tanımadan emin olamazsınız ama içinizde bir yerlerde bir şeyler olduğunu bilirsiniz.daha sonra zaman onu dönüştürme şansı verir tanırsınız daha çok tanımak istersiniz. ilgi ve merakınızı sevgiye dönüştürme şansıdır bu. doğru kişiyse eğer artık tüm egolardan arınmış olarak gerçek onu tanıyıp seviyorsanız, duygu yoğunluğu yerini şefkat dolu sevgiye bırakmıştır demektir. onunla olduğunuz her anın tadını çıkarma üzerine yaşarsınız yormadan, kırmadan, üzmeden ve kıyamadan. doğru insanın yanında huzurlu hissedersiniz,kendiniz olursunuz başka hiç kimsenin yanında olamadığınız kadar. ikiniz de birbirinizi olduğu gibi sever ve değiştirmeye kalkmazsınız çünkü birbirinize karşı dürüst ve gerçeksinizdir. ilk önce bendeki seni sevdim sonra seni tanıdım ve gerçek seni de sevdim daha da arttı sevgim işte o zaman anladım doğru insan olduğunu dersiniz ömrünüzün her gününü birlikte geçirmek istediğiniz ruh ikizinize.
(bkz: how ı met your mother)
sevgi, gerçek seni görüp ona aşık olmaktır."zamanla bu cümledekilerin dönüşümünü yaşadığınız insandır. bazen sadece bilirsiniz o olduğunu. ikisini de aynı kişiye besliyorsanız, aşkınız sönmediyse ya da sevginiz artarak aşka dönüşmüşse işte o zaman gerçekten doğru insanı bulmuşsunuz demek oluyor galiba.birini ilk görüşünüzde ilk etkilendiğinizde kısa zamanda oluşan ilginiz kendinizdeki onu sevmektir henüz tanımadan emin olamazsınız ama içinizde bir yerlerde bir şeyler olduğunu bilirsiniz.daha sonra zaman onu dönüştürme şansı verir tanırsınız daha çok tanımak istersiniz. ilgi ve merakınızı sevgiye dönüştürme şansıdır bu. doğru kişiyse eğer artık tüm egolardan arınmış olarak gerçek onu tanıyıp seviyorsanız, duygu yoğunluğu yerini şefkat dolu sevgiye bırakmıştır demektir. onunla olduğunuz her anın tadını çıkarma üzerine yaşarsınız yormadan, kırmadan, üzmeden ve kıyamadan. doğru insanın yanında huzurlu hissedersiniz,kendiniz olursunuz başka hiç kimsenin yanında olamadığınız kadar. ikiniz de birbirinizi olduğu gibi sever ve değiştirmeye kalkmazsınız çünkü birbirinize karşı dürüst ve gerçeksinizdir. ilk önce bendeki seni sevdim sonra seni tanıdım ve gerçek seni de sevdim daha da arttı sevgim işte o zaman anladım doğru insan olduğunu dersiniz ömrünüzün her gününü birlikte geçirmek istediğiniz ruh ikizinize.
(bkz: how ı met your mother)
devamını gör...
ba
birkan keskin'in şiir kitabı.
2005 yılında yayımlanan kitap aynı zamanda şaire 2006 altın portakal şiir ödülünü kazandırdı.
her şiir kitabında hissettiğim: yoruma haddim yok. ancak kitaptan beni en çok etkileyen iki şiiri iliştireyim ki fikir versin. ilki ağrı. canımın yanmasını eskiden beri dillendirmeye çalışan bana, sözcülük ettiği için.
o günden sonra kuracak güzel bir cümlem olmadı hiç
dünya için. rüyalarım tüller ve silahlardan bu yana sisli.
kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş,
limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.
uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti.
ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele,
iskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra,
içimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum.
bir siyah beyaz kare içinde, hepsi hepsi bir hatıra işte
bıraktın, unuttum, unutuldum.
seni kırdığım yerden beni de kırdılar,
ben hiçbir cümleyle ağlayamam artık seni.
ikincisi de biçimsel farklılığı ile dikkatimi çeken yüzüm: çölde bir şantiye, sarı. *
yüzüm: çölde bir şantiye, sarı.
:( durmuş, unutmuş kendini bende. kalakalmış
upuzun,
ipince bir sabır: suyunun yolunun uykusunun
uzağında
kör katman,
kör küme. bu çağda bu şehirde usulsüz
bir nota. si
yüzüm:
:( bulutlu şey, ağlamaklı akşam
soğuk iklim. içinde öfkelerinden habersiz
korkunç atlar gezdiren. sessiz
yıldızsız. biz onunla çöle gitmiştik.
çölü dinlemiştik. re
yüzüm:
:( dağlı leyla. kar kirpiği.
korkular tıngırtılar mutfağında tuzlu biber, een
2005 yılında yayımlanan kitap aynı zamanda şaire 2006 altın portakal şiir ödülünü kazandırdı.
her şiir kitabında hissettiğim: yoruma haddim yok. ancak kitaptan beni en çok etkileyen iki şiiri iliştireyim ki fikir versin. ilki ağrı. canımın yanmasını eskiden beri dillendirmeye çalışan bana, sözcülük ettiği için.
o günden sonra kuracak güzel bir cümlem olmadı hiç
dünya için. rüyalarım tüller ve silahlardan bu yana sisli.
kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş,
limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.
uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti.
ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele,
iskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra,
içimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum.
bir siyah beyaz kare içinde, hepsi hepsi bir hatıra işte
bıraktın, unuttum, unutuldum.
seni kırdığım yerden beni de kırdılar,
ben hiçbir cümleyle ağlayamam artık seni.
ikincisi de biçimsel farklılığı ile dikkatimi çeken yüzüm: çölde bir şantiye, sarı. *
yüzüm: çölde bir şantiye, sarı.
:( durmuş, unutmuş kendini bende. kalakalmış
upuzun,
ipince bir sabır: suyunun yolunun uykusunun
uzağında
kör katman,
kör küme. bu çağda bu şehirde usulsüz
bir nota. si
yüzüm:
:( bulutlu şey, ağlamaklı akşam
soğuk iklim. içinde öfkelerinden habersiz
korkunç atlar gezdiren. sessiz
yıldızsız. biz onunla çöle gitmiştik.
çölü dinlemiştik. re
yüzüm:
:( dağlı leyla. kar kirpiği.
korkular tıngırtılar mutfağında tuzlu biber, een
devamını gör...
anın fotoğrafı
allah için doğa fotoğrafı atmayın artık be.
ağaç görmekten içimiz şişti.
tema vakfında bu kadar ağaç kalmadı hafız. sütyen paylaşsa keşke kızlar sadece.
çöl oldu site çöl. ayıptır.
ağaç görmekten içimiz şişti.
tema vakfında bu kadar ağaç kalmadı hafız. sütyen paylaşsa keşke kızlar sadece.
çöl oldu site çöl. ayıptır.
devamını gör...
bu yazarı yakın zamanda çok fazla favorilediğiniz için favoriniz kaydedilmedi
sürekli karşıma çıkan kısıtlama.
sözlükteki okuma alışkanlığım bir şekilde denk geldiğim yazarın ilk yazısından başlayarak sırayla son yazısına kadar okunması şeklinde. bu şekilde hiç konuşmamış olduğum yazarlar hakkında bazen çok şey öğreniyorum. yazılarını okuduğum yazarı sanki yıllardır tanıyormuş hissiyatı oluşturuyor bende ve bu şekilde okumak hoşuma gidiyor. hatta bu şekilde okumayı sevdiğim için merak ettiğim fakat çok fazla tanımı olan yazarların tanımlarını okumayı sürekli ertelemek zorunda kalıyorum.
bazen bir kaç yazı okuyabilecek vaktim oluyor bazen ise saatlerce okuma yapıyorum. saatlerce okuma yaptığım zaman ise sürekli bu yasak ile karşılaşıyorum. şahsen karmaya veya beğenilere pek fazla önem vermiyorum ama belki saatlerce emek verilmiş ve #1224803 no'lu tanımda da belirtildiği gibi çeşitli sebepler ile favoriye kaydetmek istediğim tanımları okuyup geçmeye gönlüm el vermiyor. her ne kadar daha sonra kaldığım yerden devam etsemde bu kısıtlama ile karşılaştığımda sözlükte vakit geçirmeyi okuma hevesim kırıldığı için kısıtlama kalkana kadar bırakıyorum.
bu sitede bulunan çoğu kişinin amacının bir şeyler yazmak olduğu kadar bir şeyler okumakta olduğunu düşünüyorum. yönetimin yazar yapmaya ehil gördüğü insanları bu şekilde kısıtlanması bence doğru değil. yönetim eğer kötüye kullanım görüyorsa bu kişileri bireysel olarak cezalandırmalı. kısacası doğru bulmadığım kısıtlama.
sözlükteki okuma alışkanlığım bir şekilde denk geldiğim yazarın ilk yazısından başlayarak sırayla son yazısına kadar okunması şeklinde. bu şekilde hiç konuşmamış olduğum yazarlar hakkında bazen çok şey öğreniyorum. yazılarını okuduğum yazarı sanki yıllardır tanıyormuş hissiyatı oluşturuyor bende ve bu şekilde okumak hoşuma gidiyor. hatta bu şekilde okumayı sevdiğim için merak ettiğim fakat çok fazla tanımı olan yazarların tanımlarını okumayı sürekli ertelemek zorunda kalıyorum.bazen bir kaç yazı okuyabilecek vaktim oluyor bazen ise saatlerce okuma yapıyorum. saatlerce okuma yaptığım zaman ise sürekli bu yasak ile karşılaşıyorum. şahsen karmaya veya beğenilere pek fazla önem vermiyorum ama belki saatlerce emek verilmiş ve #1224803 no'lu tanımda da belirtildiği gibi çeşitli sebepler ile favoriye kaydetmek istediğim tanımları okuyup geçmeye gönlüm el vermiyor. her ne kadar daha sonra kaldığım yerden devam etsemde bu kısıtlama ile karşılaştığımda sözlükte vakit geçirmeyi okuma hevesim kırıldığı için kısıtlama kalkana kadar bırakıyorum.
bu sitede bulunan çoğu kişinin amacının bir şeyler yazmak olduğu kadar bir şeyler okumakta olduğunu düşünüyorum. yönetimin yazar yapmaya ehil gördüğü insanları bu şekilde kısıtlanması bence doğru değil. yönetim eğer kötüye kullanım görüyorsa bu kişileri bireysel olarak cezalandırmalı. kısacası doğru bulmadığım kısıtlama.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
"bu hikayeyi en başa sarsak
sonumuz değişir mi?
iyi geldi mi bize bunu yapmak
nasıl böyle güzel mi?
hay hay, hadi ayıralım yolları bay bay
nasıl unuturuz o günleri say say
şimdi tamam ama sonrasında hep vay, ki ne vay!"
istersen oku istemezsen okuma, evet kırıldım, anladım sen de kırıldın ve böyle kalalım. istemiyorum yeniden aynı sıkıntıları yaşamayı. aynı konular aynı konular ben de sen de insansın uzak duracağım senden.
önümüzde bir hayat var ve kader ise olur bir şeyler ve üzgünüm ki sevdik ve bunu kadere bıraktık, evvelden çabalayarak bırakırdık şimdi hiçbir şey yapmadan.
umarım hayatına güzel insanlarla karşılaşırsın hayatına bi girip bi çıkıp düzenini alt üst etmek istemiyorum senin de bir hayatın var. sigarayı bırak daha güzel bir hayatın olacaktır.
devamını gör...