entelektüel
kökeni latincedir. latince intellegere anlamak, intellectus anlayış kelimesi intellectualis yani anlayışa sahip olan kişi demektir.entelektüel kelimesi orta çağda fransızca ve ingilizce'de kullanılmakla birlikte kelime asıl olarak 19. yüzyılda popüler hale gelmiştir.
entelektüel iki anlama gelir.
1- idrak etme, anlama, sorgulama ve akıl ile kavramayla ilgili olan anlamına gelir. çocukların entelektüel aktivitelere katılması onların zihinsel gelişimi için önemlidir.
2-kişinin belli bir konuda çok gelişmiş bir idrak ve anlama yeteneğine işaret eder. kelimenin bu anlamda kullanımında entelektüel olarak kabul edilen kişi o konuda derin anlayışa sahip, eleştirel bir düşünceyle konulara yaklaşan, araştıran ve o konuda söz sahibi kişidir. modern çağ entelektüelleri arasında noam chomsky, umberto eco, germaine greer, andy clark,allan gibbard , julia kristeva vb.
türkiye'de ise entelektüel kelimesi içi boşaltılmış kavramlardan biridir. elinizi sallasanız entellektüele çarpar. bizim entelektüellerin o konuda derin bir anlayışa, kavrayışa ihtiyacı yoktur çünkü o zaten her şeyi anlamıştır. entelin dantelli olması gerektiğinin farkındadır.
entelektüelin ihtiyacı olan her şey elinin altındadır.
fular, eşarp, gözlük, pipo gibi aksesuarlardan en az birine sahip olmak. pis cahilleri aşağılamak, cehalet mutluluktur tarzında eleştirilerde bulunmak.
her fırsatta zekası ve entelektüelliği nedeniyle yalnızlığa ve mutsuzluğa mahkum hayatından şikayet etmek. asla başarısızlığın, yalnızlığın ve mutsuzluğunun gerçek sebeplerinden bahsetmemek.
entelektüelin kutsal kitapları listesinden üç beş tanesini anlamadan bile olsa hasbelkader okumuş olmak.
bizim entelektüeller anlama, kavrama, sorgulama bölümlerini atladıklarından, okumak cehaleti almaz lafını anlamamışlardır. türk entelektüelinin cahille ve cehaletle olan ilişkisinin adı ironidir.
türkiye'de kitabı yayımlanmış herkes ( bu kitap temel fıkraları ya da fal bakmanın sırları hakkında olsa bile , hatta baskı parasını kendi ödemiş olsa bile ) entellektüeldir.
ottan boktan bir sayfa bile olsa köşe yazısı yazanlar, tartışma programlarına konuk çıkan tüm yorumcular entellektüeldir.
hatta bildiğin üniversite mezunu olmanın dışında bir özelliği olmayan herkes entelektüeldir. kısacası denizde kum bizde entellektüel bolluğu vardır. an itibariyle dünyanın en çok entellektüele sahip ülkesiyiz.
entelektüel iki anlama gelir.
1- idrak etme, anlama, sorgulama ve akıl ile kavramayla ilgili olan anlamına gelir. çocukların entelektüel aktivitelere katılması onların zihinsel gelişimi için önemlidir.
2-kişinin belli bir konuda çok gelişmiş bir idrak ve anlama yeteneğine işaret eder. kelimenin bu anlamda kullanımında entelektüel olarak kabul edilen kişi o konuda derin anlayışa sahip, eleştirel bir düşünceyle konulara yaklaşan, araştıran ve o konuda söz sahibi kişidir. modern çağ entelektüelleri arasında noam chomsky, umberto eco, germaine greer, andy clark,allan gibbard , julia kristeva vb.
türkiye'de ise entelektüel kelimesi içi boşaltılmış kavramlardan biridir. elinizi sallasanız entellektüele çarpar. bizim entelektüellerin o konuda derin bir anlayışa, kavrayışa ihtiyacı yoktur çünkü o zaten her şeyi anlamıştır. entelin dantelli olması gerektiğinin farkındadır.
entelektüelin ihtiyacı olan her şey elinin altındadır.
fular, eşarp, gözlük, pipo gibi aksesuarlardan en az birine sahip olmak. pis cahilleri aşağılamak, cehalet mutluluktur tarzında eleştirilerde bulunmak.
her fırsatta zekası ve entelektüelliği nedeniyle yalnızlığa ve mutsuzluğa mahkum hayatından şikayet etmek. asla başarısızlığın, yalnızlığın ve mutsuzluğunun gerçek sebeplerinden bahsetmemek.
entelektüelin kutsal kitapları listesinden üç beş tanesini anlamadan bile olsa hasbelkader okumuş olmak.
bizim entelektüeller anlama, kavrama, sorgulama bölümlerini atladıklarından, okumak cehaleti almaz lafını anlamamışlardır. türk entelektüelinin cahille ve cehaletle olan ilişkisinin adı ironidir.
türkiye'de kitabı yayımlanmış herkes ( bu kitap temel fıkraları ya da fal bakmanın sırları hakkında olsa bile , hatta baskı parasını kendi ödemiş olsa bile ) entellektüeldir.
ottan boktan bir sayfa bile olsa köşe yazısı yazanlar, tartışma programlarına konuk çıkan tüm yorumcular entellektüeldir.
hatta bildiğin üniversite mezunu olmanın dışında bir özelliği olmayan herkes entelektüeldir. kısacası denizde kum bizde entellektüel bolluğu vardır. an itibariyle dünyanın en çok entellektüele sahip ülkesiyiz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
albert einstein 13 yaşındayken hep bir ışık hüzmesinin üstünde gezmek istemiştir. ben de bunu istediğimden dolayı nickimi böyle yaptım. beynimdeki tek manzara ışık demetinde gezen bir doğa’dır.
edit: tek tek okuyorum baya zevkliymiş
edit: tek tek okuyorum baya zevkliymiş
devamını gör...
ölü dil
belirli bir dönemde kullanılırken, kullanan toplumun diğer bir dili de kullanmaya başlamasıyla ve sonradan kullanılmaya başlanan dilin daha geçerli hale gelmesiyle, önce ki dilin işlevini yitirmesi ve konuşulmamaya başlanması sonucu körelip unutulmuş dillerdir.
grekçe, akadca, frigce, göktürkçe, hititce, fenikece, urartuca, sümerce yaşamları sona ermiş dillerden sadece bir kaçıdır. allah rahmet eylesin.
günümüzde can çekişen ve yok olmaya yüz tutmuş bazı diller de vardır, son demlerini yaşayan bu diller; lazca, zazaca, hemşince, abhazca ve çerkezcedir. allah şifa versin.
grekçe, akadca, frigce, göktürkçe, hititce, fenikece, urartuca, sümerce yaşamları sona ermiş dillerden sadece bir kaçıdır. allah rahmet eylesin.
günümüzde can çekişen ve yok olmaya yüz tutmuş bazı diller de vardır, son demlerini yaşayan bu diller; lazca, zazaca, hemşince, abhazca ve çerkezcedir. allah şifa versin.
devamını gör...
bir öğrencinin gece 12'de öğretmenine soru sorması
böyle saygısız, sevgisiz öğretmenler lütfen puanınız yetiyor diye öğretmen olmayın. insanlarla iletişim gerektirmeyen alanlara yönelin. gününüzün her anını öğrencilerle, sorularla kaplamanıza gerek yok ama sana soru soran bir öğrenciye böyle cevap veremezsiniz. en fazla sabaha saklar sabah cevap verirsin. ya da yumuşak bir dille * sınıf grubundan falan "sorularınızı daha müsait saatlerde atarsanız sevinirim." tadında bir mesajla halledebilirsin. zaten bitik olan eğitim sistemimizin dibini sıyırmayınız lütfen.
devamını gör...
aziz nesin şiirleri
en güzellerinden biri budur bence.
sevgi durağı
sözverdiğimiz yerde buluştuk
sözverdiğimiz zamanda değil.
ben yirmi yıl erken gelip bekledim
sen geldin yirmi yıl geç
ben seni beklemekten yaşlıyım
sense beklettiğin için genç.
sevgi durağı
sözverdiğimiz yerde buluştuk
sözverdiğimiz zamanda değil.
ben yirmi yıl erken gelip bekledim
sen geldin yirmi yıl geç
ben seni beklemekten yaşlıyım
sense beklettiğin için genç.
devamını gör...
24 şubat 2022 yarasa yüzünden korona olmam rezaleti
evet tarafından.
başlıkta bahsedilen yarasa seneca’dır arkadaşlar. bu k*dın hiçbir şey yapmasa bile illaki bir şey yapmıştır.
bildiğiniz üzere kendisiyle aynı şehrin farklı ilçelerinde yaşıyoruz. o anasının nikahı dolaylarında ben de ebesinin hörekesi civarında oturuyoruz.
yarasa ile buluşarak korona oldum sanıyorsanız yanılıyorsunuz.kendisi dün korona olduğunu bilmeden kaş aldırmaya gitmiş kendi ilçesinden bir kuaföre.
ben de bugün o kuaför hanımla tesadüfen, bir buçuk iki saat kadar kıç kadar masada oturup sohbet ettim.
yahu aklım almıyor. kadınla alakam yok alakam. bu yarasa kişisi elini bile sürmeden beni korona yaptı, covirginliğimi aldı.
kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, bundan sonra bana selam bile vermemesini rica ediyorum.
not: olayın ortaya çıkması , yarasa seneca’nın kovid olduğunu öğrendiği an temaslı olduğu herkese haber vermesi üzerine ortaya çıktı.
edit : bundan sana ne ise git kendi açtığın kadın ayağı yalama başlıklarında takıl birader.
başlıkta bahsedilen yarasa seneca’dır arkadaşlar. bu k*dın hiçbir şey yapmasa bile illaki bir şey yapmıştır.
bildiğiniz üzere kendisiyle aynı şehrin farklı ilçelerinde yaşıyoruz. o anasının nikahı dolaylarında ben de ebesinin hörekesi civarında oturuyoruz.
yarasa ile buluşarak korona oldum sanıyorsanız yanılıyorsunuz.kendisi dün korona olduğunu bilmeden kaş aldırmaya gitmiş kendi ilçesinden bir kuaföre.
ben de bugün o kuaför hanımla tesadüfen, bir buçuk iki saat kadar kıç kadar masada oturup sohbet ettim.
yahu aklım almıyor. kadınla alakam yok alakam. bu yarasa kişisi elini bile sürmeden beni korona yaptı, covirginliğimi aldı.
kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, bundan sonra bana selam bile vermemesini rica ediyorum.
not: olayın ortaya çıkması , yarasa seneca’nın kovid olduğunu öğrendiği an temaslı olduğu herkese haber vermesi üzerine ortaya çıktı.
edit : bundan sana ne ise git kendi açtığın kadın ayağı yalama başlıklarında takıl birader.
devamını gör...
cemal süreya
boyuna göre zayıf
kumral dalgalı saçları olan
geniş alına sahip
iri kahverengi gözleriyle insanların odak noktası olabilen
kar beyaz dişlere sahip oval yüzlü bir adamdı cemal süreya
hatta nüfus cüzdanındaki adı cemalettin seber'di
ama o cemal süreyya olarak yazmak istemişti
üvercinka adını verdiği sevgilisiyle girdiği iddiada kaybeder bir tane y harfini
o günden sonra bir daha hiç ama hiç kullanmaz o diğer y harfini
işte borcuna bu kadar sadık güvenilir bir insandı süreya
erzincan doğumlu bir muhacirdi aslında
sürgün edilmişti ilerleyen yaşlarında
kitaplarından birisine verdiği ad gibi
uçurumda açan bir çiçekti cemal süreya
şairlik fikrine daha bebekken kapılır
annesin anlattığı hikayelere bayılır
kar tanesini yani annesini küçük yaşta kaybeder
"küçük kalbimdeki kuş ölmüştü" der
ilkokulda dergi çıkarır tüm yazıları eliyle yazarmış
dergiyi sadece ona hayran kızlar takip edermiş
sayıları da sevmezmiş süreya
saatin kaç olduğunu 5. sınıfta öğrenmişti daha
ama o yazmayı çok severdi
herkesin kompozisyon ödevini de yapardı
yazmak kadar okumayı da çok severdi
daha ilkokulda suç ve cezayı defalarca okudu
karamazov kardeşleri de beş kere okumuştu
şiir bi yana sporu da çok severdi
fenerbahçe fanatiğiydi
ama metin oktay'a da saygı duyardı
hep futbol oynardı arkadaşlarıyla
edebiyatçılar takımı ve tiyatrocular takımı
gol kralı hiç değişmezdi
hep orhan kemal olurdu
ortaokulda koşu yarışmasını kazandı
ilk dolma kalemini eline aldı
şiir dört bir yanına işlemeye başlamıştı
küçük kalbindeki kuş ölünce üvey anneye mahkum oldu
kardeşleri de o da sürekli dayak yer dururdu
hatta üvey annesi süreya'yı zehirlemeye bile çalıştı
yemeğine cam kırıkları bile attı
bir oğlu bir kızı vardı
oğlu memo emrah namı diğer kadıköylü kürt memo
ve kendisiyle yıldızları hiç barışmayan kızı ayça
oğlu memo'dan çok çeker
üşümesin diye papirüs dergilerini bile yakar
evdeki en değerli kitapları sahaflara satar memo
ama o ses etmez
fakat ölümüne yakın memo'dan dayak yer
parasız olduğu vakitler karaladığı şiirleri kızı ayçaya verir
bunları sakla ileride para eder der
ayça şiirlerin ne kadar saçma olduğunu söyler
kızının nikahında bulunamaz
çünkü habersiz nikahın olduğundan
izmir'e sık sık giderdi süreya
arkadaşlarına hep bir hanımla buluşması olduğunu söylerdi
her buluşmadan döndüğünde dalgın suskun ve üzüntülü olurdu
arkadaşları sorardı nereden böyle diye
süreya kızı ayça'nın yanından olduğunu söylerdi
kadıköy sahilinde yürürdü hep
önünü hep iliklerdi
neden mi
her an karşıdan fazıl hüsnü dağlarca gelebilir diye
hatta dağlarca onunla konuşmayınca
bugün ağam sudan soğuk bakıyor derdi
şairi şairden başkasının tanımadığına üzülürdü hep
bir gün duraktaki bir adamın yanına yaklaşır
adam pazar postası okuyordur
hem de onun şiirinin bulunduğu sayfayı
adama nasılsınız efendim ben cemal süreya diye yaklaşır
adam
memnun oldum ben de nuri pakdil der

*
kumral dalgalı saçları olan
geniş alına sahip
iri kahverengi gözleriyle insanların odak noktası olabilen
kar beyaz dişlere sahip oval yüzlü bir adamdı cemal süreya
hatta nüfus cüzdanındaki adı cemalettin seber'di
ama o cemal süreyya olarak yazmak istemişti
üvercinka adını verdiği sevgilisiyle girdiği iddiada kaybeder bir tane y harfini
o günden sonra bir daha hiç ama hiç kullanmaz o diğer y harfini
işte borcuna bu kadar sadık güvenilir bir insandı süreya
erzincan doğumlu bir muhacirdi aslında
sürgün edilmişti ilerleyen yaşlarında
kitaplarından birisine verdiği ad gibi
uçurumda açan bir çiçekti cemal süreya
şairlik fikrine daha bebekken kapılır
annesin anlattığı hikayelere bayılır
kar tanesini yani annesini küçük yaşta kaybeder
"küçük kalbimdeki kuş ölmüştü" der
ilkokulda dergi çıkarır tüm yazıları eliyle yazarmış
dergiyi sadece ona hayran kızlar takip edermiş
sayıları da sevmezmiş süreya
saatin kaç olduğunu 5. sınıfta öğrenmişti daha
ama o yazmayı çok severdi
herkesin kompozisyon ödevini de yapardı
yazmak kadar okumayı da çok severdi
daha ilkokulda suç ve cezayı defalarca okudu
karamazov kardeşleri de beş kere okumuştu
şiir bi yana sporu da çok severdi
fenerbahçe fanatiğiydi
ama metin oktay'a da saygı duyardı
hep futbol oynardı arkadaşlarıyla
edebiyatçılar takımı ve tiyatrocular takımı
gol kralı hiç değişmezdi
hep orhan kemal olurdu
ortaokulda koşu yarışmasını kazandı
ilk dolma kalemini eline aldı
şiir dört bir yanına işlemeye başlamıştı
küçük kalbindeki kuş ölünce üvey anneye mahkum oldu
kardeşleri de o da sürekli dayak yer dururdu
hatta üvey annesi süreya'yı zehirlemeye bile çalıştı
yemeğine cam kırıkları bile attı
bir oğlu bir kızı vardı
oğlu memo emrah namı diğer kadıköylü kürt memo
ve kendisiyle yıldızları hiç barışmayan kızı ayça
oğlu memo'dan çok çeker
üşümesin diye papirüs dergilerini bile yakar
evdeki en değerli kitapları sahaflara satar memo
ama o ses etmez
fakat ölümüne yakın memo'dan dayak yer
parasız olduğu vakitler karaladığı şiirleri kızı ayçaya verir
bunları sakla ileride para eder der
ayça şiirlerin ne kadar saçma olduğunu söyler
kızının nikahında bulunamaz
çünkü habersiz nikahın olduğundan
izmir'e sık sık giderdi süreya
arkadaşlarına hep bir hanımla buluşması olduğunu söylerdi
her buluşmadan döndüğünde dalgın suskun ve üzüntülü olurdu
arkadaşları sorardı nereden böyle diye
süreya kızı ayça'nın yanından olduğunu söylerdi
kadıköy sahilinde yürürdü hep
önünü hep iliklerdi
neden mi
her an karşıdan fazıl hüsnü dağlarca gelebilir diye
hatta dağlarca onunla konuşmayınca
bugün ağam sudan soğuk bakıyor derdi
şairi şairden başkasının tanımadığına üzülürdü hep
bir gün duraktaki bir adamın yanına yaklaşır
adam pazar postası okuyordur
hem de onun şiirinin bulunduğu sayfayı
adama nasılsınız efendim ben cemal süreya diye yaklaşır
adam
memnun oldum ben de nuri pakdil der

*
devamını gör...
uzun boylu kadın
sadakatsiz'de aspiratöre üsten bakan cansu dere.
devamını gör...
ahmet erhan
şair, yazar, öğretmen ve futbolcu olan ahmet erhan 8 şubat 1954'te ankara'da doğdu ve 4 ağustos 2013'te aramızdan ayrıldı. bir süre adana demirspor’da sol açıkta fatih terim ile birlikte top koşturdu. bir maçta kaval kemiğine aldığı darbeyle ciddi bir sakatlık geçirince futbolu bırakmak zorunda kaldı. ömrünün sonuna kadar çok sevdiği şiirlerine adadı kendini. gerisinde yadigâr olarak şu çok sevdiğim dizeleri bıraktı:
"bugün oturdum ölümü düşündüm
kirli, acı bir su gibi yürüdü içimde
dokunduğum, gördüğüm her şeye sindi
ürperdim, korktum ve biraz şaşırdım
bugün oturdum ölümü düşündüm
yağmur altında ya da karanlıkta
bir başıma kalmış gibi.
sevgilim böylesine alımlıyken
güz kuşlarının güneye doğru akıp gideceği yol
iyice belirmişken gökyüzünde
onarırken, sararken hayat
çocukların incinmiş gülüşlerini
artık her park yeri bir apartman inşaatı
her sokak bir otomobil nehriyse de.
bugün oturdum ölümü düşündüm
soğuk camlara dayayarak yüzümü
kuşağımın acısını, kefenlenen gençliğimizi
yaşayan ya da artık yaşamayan dostları
bugün oturdum ölümü düşündüm
örterek yüreğime kara bir tülü.
bugün oturdum ölümü düşündüm
kapkara bir gece penceremi dalarken
öleceğini bile bile karşı koymanın onurunu
yiğitliğin, özverinin, sevginin
arkadaşlarımın yüreklerinden çıkan özsuyunu.
bugün oturdum ölümü düşündüm
bir darağacında ya da yolda yürürken
bugün oturdum ölümü düşündüm
yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken."
"bugün oturdum ölümü düşündüm
kirli, acı bir su gibi yürüdü içimde
dokunduğum, gördüğüm her şeye sindi
ürperdim, korktum ve biraz şaşırdım
bugün oturdum ölümü düşündüm
yağmur altında ya da karanlıkta
bir başıma kalmış gibi.
sevgilim böylesine alımlıyken
güz kuşlarının güneye doğru akıp gideceği yol
iyice belirmişken gökyüzünde
onarırken, sararken hayat
çocukların incinmiş gülüşlerini
artık her park yeri bir apartman inşaatı
her sokak bir otomobil nehriyse de.
bugün oturdum ölümü düşündüm
soğuk camlara dayayarak yüzümü
kuşağımın acısını, kefenlenen gençliğimizi
yaşayan ya da artık yaşamayan dostları
bugün oturdum ölümü düşündüm
örterek yüreğime kara bir tülü.
bugün oturdum ölümü düşündüm
kapkara bir gece penceremi dalarken
öleceğini bile bile karşı koymanın onurunu
yiğitliğin, özverinin, sevginin
arkadaşlarımın yüreklerinden çıkan özsuyunu.
bugün oturdum ölümü düşündüm
bir darağacında ya da yolda yürürken
bugün oturdum ölümü düşündüm
yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken."
devamını gör...
dizilerde unutulmayan ölüm sahneleri
arka sokaklar- suat
hala o çocukların acısı gözümün önünde
hala o çocukların acısı gözümün önünde
devamını gör...
peliindy
şakacı bir yazar, içten sıcak ve de samimi.
devamını gör...
otuzları hiç etmek
#1710224 tam da öyle.
ek olarak çocuk yetiştirme, her şeye yetişme kaygısıyla koştura koştura geçiyor, çok hızlı geçiyor. insanın durup düşünmeye fırsatı olmuyor. 30'ların sonlarına doğru belki hızdan yorulup, belki deneyimlerden süzüp, belki geldiğin yaşı birden kavramanın verdiği aydınlanma ile insan kendine hooop! dur biraz, nefeslen diyor.
tarla metaforu da çok doğru. boyuna ekiyorsun o yaşlarda, hasat vakti ancak geliyor. iyi ki de geliyor. sonrası artan biçimde keyfini çıkara çıkara, sindirerek, an'ı fark ederek geçmeye başlıyor.
ek olarak çocuk yetiştirme, her şeye yetişme kaygısıyla koştura koştura geçiyor, çok hızlı geçiyor. insanın durup düşünmeye fırsatı olmuyor. 30'ların sonlarına doğru belki hızdan yorulup, belki deneyimlerden süzüp, belki geldiğin yaşı birden kavramanın verdiği aydınlanma ile insan kendine hooop! dur biraz, nefeslen diyor.
tarla metaforu da çok doğru. boyuna ekiyorsun o yaşlarda, hasat vakti ancak geliyor. iyi ki de geliyor. sonrası artan biçimde keyfini çıkara çıkara, sindirerek, an'ı fark ederek geçmeye başlıyor.
devamını gör...
işte gidiyorum
18 milyon yıl önce, öğrenci yurdunda kaldığım dönemler yurt odasını lokal bir bilgisayar tamircisine çevirmişim, her yer kablo, her yer data, her yer 5 volt elektrik dolu. o zamanlar dahi data kutsalım. gençler bilmez, mp3 arşivi diye bir şey var, -dı. elime geçen her bilgisayarın harddiskinden müzikleri toplayıp kendi bilgisayarıma alıyorum. spotify haftalık keşif yerine hardcore shuffle’a tapıyorum. ne şarkılar gelip geçiyor böyle*.
dönemin linux neferi olan şahsım bilgisayarında clementine diye bir müzik çalma uygulaması var. arama kutusuna ilkay akkaya - gidemem dinlemek istediğim için “gid” yazıyorum. çalıyorum şarkıyı. sonra unutuyorum arama kutusunu silmeyi, devam ediyor gitmeli şarkılar. bir, iki, üç derken bu şarkı geliyor. allahım nasıl güzel bir şarkı. nasıl basit ve güzel bir şarkı.
böyle şarkılar var, sözlerine bakıyorsun dümdüz sözler, ne metafor var ne betimleme var ne başka bir şey. düz, net, bam, güm. barış pirhasan yazmış sözlerini. şairinin başka şiirini bilmem, bilsem sever miyim onu da bilmem. ama kazım koyuncu’nun sesinde bir büyü var hocam. adam lazca söylese bile* kendini dinletip hüzünlendiyor, çok acayip.
bak mesela;
gerdiğin tel, kalbimde kırılmadı
gönülkuşu, şarkıdan yorulmadı
bana kimse sen gibi sarılmadı
ışığımız sönmeden, gidiyorum
dümdüz sözler. ama kazım söyleyince bi acayip bişi oluyor. anlamıyorum.
dönemin linux neferi olan şahsım bilgisayarında clementine diye bir müzik çalma uygulaması var. arama kutusuna ilkay akkaya - gidemem dinlemek istediğim için “gid” yazıyorum. çalıyorum şarkıyı. sonra unutuyorum arama kutusunu silmeyi, devam ediyor gitmeli şarkılar. bir, iki, üç derken bu şarkı geliyor. allahım nasıl güzel bir şarkı. nasıl basit ve güzel bir şarkı.
böyle şarkılar var, sözlerine bakıyorsun dümdüz sözler, ne metafor var ne betimleme var ne başka bir şey. düz, net, bam, güm. barış pirhasan yazmış sözlerini. şairinin başka şiirini bilmem, bilsem sever miyim onu da bilmem. ama kazım koyuncu’nun sesinde bir büyü var hocam. adam lazca söylese bile* kendini dinletip hüzünlendiyor, çok acayip.
bak mesela;
gerdiğin tel, kalbimde kırılmadı
gönülkuşu, şarkıdan yorulmadı
bana kimse sen gibi sarılmadı
ışığımız sönmeden, gidiyorum
dümdüz sözler. ama kazım söyleyince bi acayip bişi oluyor. anlamıyorum.
devamını gör...
oportünist
davranış ve kararlarını belirli ahlak kurallarına ve düşünce sistemine göre değil, zamanın gereğine uyarak, şahsi çıkarlarına en uygun davranan kişi 'dir.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
kağıdım yok.
devamını gör...
sevgiliyi seks yapamayacak kadar sevmek
yaaa aşk ,sevgi,sex hepsi kombinasyon falan tamam ama ben sekssiz de aşık olabilir sevebilirim. sadece kaliteli vakit geçirsem, sadece onu izlesem ya da sarılsam bana yeterli olabilecek şeyler bunlar. sevdiğim kişi yanımda daha ne isterim ki? galiba çok oldschoolum. damn!
devamını gör...
bakkala bile pijamayla gidemeyen insan
ben.
pijamam ile salona bile girmem.
pijamam kirlenir.
yatağa girilen, uyunan bir şeyin, mümkün mertebe steril olmasında fayda var.
6-7 saat, savunmasız bir şekilde uyuyorum ben onunla.
bakkal yolundaki tüm mikropları yatağıma sokamam.
evet nerden bildiniz, ben bir başağım.
pijamam ile salona bile girmem.
pijamam kirlenir.
yatağa girilen, uyunan bir şeyin, mümkün mertebe steril olmasında fayda var.
6-7 saat, savunmasız bir şekilde uyuyorum ben onunla.
bakkal yolundaki tüm mikropları yatağıma sokamam.
evet nerden bildiniz, ben bir başağım.
devamını gör...
zıvanadan çıkmak
zıvana, eskiden sigaranın ağza gelen kısmına konulan kağıttan yapılmış bir borudur. ayrıca çok parçalı eşyalarda, parçaların birbirine geçmesini sağlayan girinti ve çıkıntılara da zıvana denir.
zıvanaların olması gerektiği yerden ayrılması tabi ki de, beklenen amaca hizmet etmeyecektir. işte bu yüzden eskiden olaylar karşısında "çok öfkelenmek, delirmek" manasında "zıvanadan çıkmak" tabiri kullanılmıştır.
zıvanaların olması gerektiği yerden ayrılması tabi ki de, beklenen amaca hizmet etmeyecektir. işte bu yüzden eskiden olaylar karşısında "çok öfkelenmek, delirmek" manasında "zıvanadan çıkmak" tabiri kullanılmıştır.
devamını gör...

