gençliğe hitabenin sansürlenmesi
(bkz: yarası olan gocunur)
bu kadar da, aleni yaptıklarınıza dikkat çekmezsiniz ya. sağ olun hatırlattığınız için.
bu kadar da, aleni yaptıklarınıza dikkat çekmezsiniz ya. sağ olun hatırlattığınız için.
devamını gör...
tanju özcan
faşist değil, vatanperver olduğunu düşünüyorum.
bolu gibi küçük sayılabilecek bir ilin kaynaklarının mülteciler tarafından sorumsuzca kullanılmasına 'dur' demiştir.
burada yaşamanın bedelini yüzyıllardır ödüyoruz, ödeyeceğiz de. madem dönmemekte ısrar ediyorlar, onlar da ödeyecek.
5 milyon kişiye bakmak zorunda değiliz. onların hayatlarını güvence altına aldık, yedirdik, içirdik.
şimdi gitme zamanı. sınırsızca çoğalma stratejileriyle beraber pılısını pırtısını alıp gitmeleri gerekiyor.
ille de kalacaklarsa, burası imarethane değil, aş evi değil, yardım kuruluşu değil. bedelini ödeyecekler.
manevi zararlarının bedeli ise zaten ödeyebileceklerinden çok daha fazla.
tanju özcan sonuna kadar haklı. allah yolunu açık etsin.
bayramda ailesini ziyaret eden kalsın orada.
bolu gibi küçük sayılabilecek bir ilin kaynaklarının mülteciler tarafından sorumsuzca kullanılmasına 'dur' demiştir.
burada yaşamanın bedelini yüzyıllardır ödüyoruz, ödeyeceğiz de. madem dönmemekte ısrar ediyorlar, onlar da ödeyecek.
5 milyon kişiye bakmak zorunda değiliz. onların hayatlarını güvence altına aldık, yedirdik, içirdik.
şimdi gitme zamanı. sınırsızca çoğalma stratejileriyle beraber pılısını pırtısını alıp gitmeleri gerekiyor.
ille de kalacaklarsa, burası imarethane değil, aş evi değil, yardım kuruluşu değil. bedelini ödeyecekler.
manevi zararlarının bedeli ise zaten ödeyebileceklerinden çok daha fazla.
tanju özcan sonuna kadar haklı. allah yolunu açık etsin.
bayramda ailesini ziyaret eden kalsın orada.
devamını gör...
musicbuddy
biraz eskilere gidelim.
devamını gör...
1 mayıs 2021 normal sözlük mobil görünümünün güncellenmesi
sözlüğe girince şok oldum. yanlış yere mi geldim? beni bırakıp gittiniz mi? diye söylenecektim ki güncelleme geldiğini anladım. bence çok güzel olmuş. arada böyle yenilikler iyi oluyor. ellerine sağlık iko!
devamını gör...
evde beslemek istenilen yabani hayvanlar
kirpi: çok sakin ve uysal hayvanlar. sokakta falan görünce araba çarpmasın diye tutup bahçe içine koyuyorum.
baykuş: gözleri çok güzel.
iguana: hem çok duygusal hayvanlar hem de kıl tüy derdi yok.
ördek: sahiplerine inanılmaz bağlı.
kaz :bekçi köpeklerinden bile daha iyiler.
su samuru: tam oyuncu...
baykuş: gözleri çok güzel.
iguana: hem çok duygusal hayvanlar hem de kıl tüy derdi yok.
ördek: sahiplerine inanılmaz bağlı.
kaz :bekçi köpeklerinden bile daha iyiler.
su samuru: tam oyuncu...
devamını gör...
r harfini çıkaramayan insanlar
korelilerdir. kore alfabesinde r harfi yokmuş.
devamını gör...
günümüzü güzelleştiren incelikler
annemlerle beraber bir düğüne gittim. aslında gitmem gerekti diyelim. orada gördüğüm çok tatlı bir detay, incelik vardı: damadın erkek kardeşinin sevgilisi de gelmişti düğüne. ikisi de tıp okuyor bu yıl bitirdiler. çok tatlı insanlardı. abla da ayrı bir güzeldi şimdi maşallah diyelim*. abla zümrüt yeşili bir elbise giymişti. abi ise siyah bir takım elbise giymişti ama kravatı sevgilisinin elbisinin rengiyle aynıydı. zümrüt yeşiliydi. o kadar yakışıyorlardı ki hep onları izledim. çok da güzel dans ediyorlardı. günümü güzelleştirdi resmen. darısı onların başına diyorum*.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
#444587 şurada bahsedilen önerinin yeniden altını çizmek gerek. zira ben sözlükte kaybolmaya başladım. çoğu zaman yolumu bulamıyorum. o başlık senin bu tanım benim gezerken, harap ve bitap düşüyorum. yan tarafta akan gürül gürül bir dünya var. aksın zaten onunla ilgili herhangi bir sorunumuz yok. geyik başlıklar boynuzlarını daha da sivriltsin, millet eğlensin buna da bir şey demiyoruz. amma velâkin gelin görün ki, o başlıklar yüzünden köstebek oldum iğne ile kuyu kazıp, arkeolojik eser bulur gibi tanım ve başlık buluyorum. istediğim tarz bir tanım/başlık bulunca heyecandan evraka evraka diye bağırıyorum. bunu yaparken harcadığım enerji sonrasında, yazıları okurken gözlerim düşmeye başlıyor. sızıp kalıyorum.
işte bu sıkıntıya bir çözüm bulmak lazım. sözlükte cidden okunası ve okumayı atladığımız yığınla yazı var. ben bu yazılara sayısal loto çekilişi sonrası, ikramiye kazanmış talihli mutluluğunda ulaşmak istemiyorum. dediğim gibi gerekli kazı çalışmaları da ziyadesiyle yorucu oluyor.
artı bazı başlıklar var ki, onlarda da ciddi bir akış var. misal sözlük yazarlarının şiirleri başlığı ya da karalama defteri vesaire. inanılmaz şiirler var mesela, hele bir yazarımızın yazdığı şiirler var ki es geçilmemesi gerek. ama o kalabalığın içerisinde atlıyoruz bunları ve cidden hakkını veremiyoruz, içinde emek ve güzellik barındıran şeylerin. hal böyle olunca şu vitrin önerisini de okuyunca öneri çok mantıklı geldi. geliştirilmeye de açık...
yönetim bu konuda bir adım atarsa çok iyi olur. sağ olsunlar her şeye kulp takma mütehassısı olan bizlerin taleplerini ellerinden geldiğince yerine getirmeye çalışıyorlar. yönetim derken yoldaşı kast etmiyorum elbette. o bir diktatör. o bir kitle imha silahı. onunla hesabımız mahşerde bile kapanmaz (!)
bu son kısım havalı oldu sanki. oldu oldu. son günlerdeki yoldaşa sallama şenliklerine ben de katılayım dedim. sözlükte itibarı arttırıyor vesselam.
alttaki mesaja el cevap: ben dün senin manas destanını okudum. direkt diploma verdiler bana. o derece. ermolettin şahit.
işte bu sıkıntıya bir çözüm bulmak lazım. sözlükte cidden okunası ve okumayı atladığımız yığınla yazı var. ben bu yazılara sayısal loto çekilişi sonrası, ikramiye kazanmış talihli mutluluğunda ulaşmak istemiyorum. dediğim gibi gerekli kazı çalışmaları da ziyadesiyle yorucu oluyor.
artı bazı başlıklar var ki, onlarda da ciddi bir akış var. misal sözlük yazarlarının şiirleri başlığı ya da karalama defteri vesaire. inanılmaz şiirler var mesela, hele bir yazarımızın yazdığı şiirler var ki es geçilmemesi gerek. ama o kalabalığın içerisinde atlıyoruz bunları ve cidden hakkını veremiyoruz, içinde emek ve güzellik barındıran şeylerin. hal böyle olunca şu vitrin önerisini de okuyunca öneri çok mantıklı geldi. geliştirilmeye de açık...
yönetim bu konuda bir adım atarsa çok iyi olur. sağ olsunlar her şeye kulp takma mütehassısı olan bizlerin taleplerini ellerinden geldiğince yerine getirmeye çalışıyorlar. yönetim derken yoldaşı kast etmiyorum elbette. o bir diktatör. o bir kitle imha silahı. onunla hesabımız mahşerde bile kapanmaz (!)
bu son kısım havalı oldu sanki. oldu oldu. son günlerdeki yoldaşa sallama şenliklerine ben de katılayım dedim. sözlükte itibarı arttırıyor vesselam.
alttaki mesaja el cevap: ben dün senin manas destanını okudum. direkt diploma verdiler bana. o derece. ermolettin şahit.
devamını gör...
yakın arkadaşla sevgili olmak
tanıdıkla çıkmak, yenilgiyi kabul etmektir yapmayın böyle şeyler.. .
devamını gör...
185 boyunda zeki kültürlü yakışıklı espri patlatabilen namaz kılan erkek
3 santim + namazla kaçırdığım skala, ah be namaz kılmak boy uzatır mı acaba ? eğer öyleyse bir taşla iki kuş. hehehehe.
devamını gör...
mortaks: yazının dört mevsimi
aşkın üç rengi
bölüm 1
bir varmış bir yokmuş. zamanın birinde gökten üç elmanın düşmediği, muradına eremeyen sahte aşklarla dolu bir dünyada gerçek aşkı arayan, hikayemizin kahramanı olan, bir prens varmış. hadi, gelin bakalım neler gelmiş prensimizin başına.
bu dünya öyle bir dünyaymış ki, herkes güvensiz ve mutsuzmuş. maskeli yüzlerin istekleri bencil ve bireysel, sevinçleri ise sahteymiş. ama nefret, en keskin en yoğun haliyle var olmaya devam ediyormuş. prensimiz de sahte sevgi sözcükleri ile dolu bu dünyada gerçek aşkı yaşamak istiyormuş ve bu isteğinin verdiği şevkle arayışlarını sürdürüyormuş.
günlerden bir gün karşısına ona hissettiklerini yansıtabilecek ayna yürekli bir prenses çıkmış. birbirlerine baktıkları zaman sanki aynaya bakıyormuş gibi hissetmişler. öyle ki ikisi de cemal süreya'nın da dediği gibi: "elden düşme sevdalar değil benim istediğim. ya yüreğinin sahibi olmalıyım ya da hiçbir şeyin." diye düşünümüşler. ama birbirlerinin bu hislerinden ve düşüncelerinden habersizlermiş. yürekleri ne kadar uyumlu görünse de ağızdan, yürek kapısını çalan o sözler çıkmadıkça, o ilk adım atılmadıkça bu aşk dolu serüven başlayamıyormuş. nasıl tanıştıklarının bir önemi yokmuş. çünkü onlar için önemli olan yollarının kesişmiş olması, birbirlerini bulmuş olmalarıymış.
kısa sürede arkadaş olmuşlar. iyi anlaşıyorlarmış, şakalaşıyorlarmış, aralarında bir şeyler varmış ama onlar dostluk zannediyorlarmış. zaman geçtikçe daha da yakınlaşmışlar. birbirlerini koruyup kollamaya başlamışlar. içlerinde bir his varmış ama ikisi de susuyorlarmış. günden güne arkadaşlıkları farklı bir şekile bürünmeye başlamış. karşılıklı olarak hissettikleri duygular, diğer arkadaşlarına hissettiklerine benzemiyormuş. öyle ki bu duygular ağızlarını adeta mühürlüyormuş ve birbirlerine açılmalarına mani oluyormuş.
zaman iplikleri kader makarasına dolanmaya devam ediyorken ömürleri azalıyormuş fakat hissettikleri duygular çoğalıyormuş. buna rağmen kendilerinden bile saklıyorlarmış yüreklerinde yatan gizli gerçeği. onlar kirlenmiş dünyanın beyaz kalpli çocuklarıydı ve elbette onlara zarar vermek isteyenler çıkacaktı. bu iyi ve saf duyguları anlayamayan kıskanç ve yüzlerinde gülen maskeleri olan kötü insanlar, bu iki güzel yüreğe sahip sevdalıları ayırmaya çalışmışlar fakat onların kötülük akan kalplerinden gelen kıskançlık ile sarf ettikleri bu çabalar hep boşa çıkmış ve tüm bu olanlar birbirlerine açılamayan sevdalıların daha da kenetlenmesine neden olmuş.
kader makarasına sarılacak olan ipler azalırken, daha önce bu kadar yoğun bir duygu yaşamamış olduklarından olsa gerek bu hislerinin aşk olduğunu anlamaya başlamışlardı. sürekli arayışı içinde oldukları o duyguyu artık bulmuşlardı. buna rağmen korkuyorlardı, söyleyemiyorlardı.uzun süren bu sessizliğin ardından gecenin karanlık perdelerini yırtarak doğan güneş ile beraber prensimiz artık bu bilinmezliğe dayanamamış ve prensese gidip duygularını açmaya karar vermiş. güneş ışığını kendine yoldaş alarak prensesin kapısına gitmiş. kaybetme riskini göze alarak prenses için atan kalbi elinde, ya şimdi ya da hiçbir zaman diyerek, her şeyi anlatmış. prenses onun bu cesaretinden etkilenmiş olsa gerek o da duygularını açmış. bu konuşmadan ikisi de mutlu ayrılmışlar.
bu dostluğun aslında çoktan aşka evrilmiş olduğunu fark etmeleri uzun sürmemiş.
zaten onları her gören de çok yakıştıklarını söylemiyor muydu? hakları da vardı, çok yakışıyorlardı. fakat onlar birbirlerini bu kadar severken yazgılarına melekler bile üzülüyordu, kaderi değiştirmek istercesine tanrıya yalvarıyorlardı.
edit: merhaba artık bu başlık altında hikayeler yazmaya başlıyorum. bölümlere ayrılmış bu kısa hikayeleri her hafta paylaşmayı düşünüyorum. şimdilik ilk hikayenin ilk bölümü sizlerle umarım beğenmişsinizdir. bu arada bu hikaye @rurouni kenshin ile birlikte yazılmıştır. ikinci bölümde görüşmek üzere*.
bölüm 1
bir varmış bir yokmuş. zamanın birinde gökten üç elmanın düşmediği, muradına eremeyen sahte aşklarla dolu bir dünyada gerçek aşkı arayan, hikayemizin kahramanı olan, bir prens varmış. hadi, gelin bakalım neler gelmiş prensimizin başına.
bu dünya öyle bir dünyaymış ki, herkes güvensiz ve mutsuzmuş. maskeli yüzlerin istekleri bencil ve bireysel, sevinçleri ise sahteymiş. ama nefret, en keskin en yoğun haliyle var olmaya devam ediyormuş. prensimiz de sahte sevgi sözcükleri ile dolu bu dünyada gerçek aşkı yaşamak istiyormuş ve bu isteğinin verdiği şevkle arayışlarını sürdürüyormuş.
günlerden bir gün karşısına ona hissettiklerini yansıtabilecek ayna yürekli bir prenses çıkmış. birbirlerine baktıkları zaman sanki aynaya bakıyormuş gibi hissetmişler. öyle ki ikisi de cemal süreya'nın da dediği gibi: "elden düşme sevdalar değil benim istediğim. ya yüreğinin sahibi olmalıyım ya da hiçbir şeyin." diye düşünümüşler. ama birbirlerinin bu hislerinden ve düşüncelerinden habersizlermiş. yürekleri ne kadar uyumlu görünse de ağızdan, yürek kapısını çalan o sözler çıkmadıkça, o ilk adım atılmadıkça bu aşk dolu serüven başlayamıyormuş. nasıl tanıştıklarının bir önemi yokmuş. çünkü onlar için önemli olan yollarının kesişmiş olması, birbirlerini bulmuş olmalarıymış.
kısa sürede arkadaş olmuşlar. iyi anlaşıyorlarmış, şakalaşıyorlarmış, aralarında bir şeyler varmış ama onlar dostluk zannediyorlarmış. zaman geçtikçe daha da yakınlaşmışlar. birbirlerini koruyup kollamaya başlamışlar. içlerinde bir his varmış ama ikisi de susuyorlarmış. günden güne arkadaşlıkları farklı bir şekile bürünmeye başlamış. karşılıklı olarak hissettikleri duygular, diğer arkadaşlarına hissettiklerine benzemiyormuş. öyle ki bu duygular ağızlarını adeta mühürlüyormuş ve birbirlerine açılmalarına mani oluyormuş.
zaman iplikleri kader makarasına dolanmaya devam ediyorken ömürleri azalıyormuş fakat hissettikleri duygular çoğalıyormuş. buna rağmen kendilerinden bile saklıyorlarmış yüreklerinde yatan gizli gerçeği. onlar kirlenmiş dünyanın beyaz kalpli çocuklarıydı ve elbette onlara zarar vermek isteyenler çıkacaktı. bu iyi ve saf duyguları anlayamayan kıskanç ve yüzlerinde gülen maskeleri olan kötü insanlar, bu iki güzel yüreğe sahip sevdalıları ayırmaya çalışmışlar fakat onların kötülük akan kalplerinden gelen kıskançlık ile sarf ettikleri bu çabalar hep boşa çıkmış ve tüm bu olanlar birbirlerine açılamayan sevdalıların daha da kenetlenmesine neden olmuş.
kader makarasına sarılacak olan ipler azalırken, daha önce bu kadar yoğun bir duygu yaşamamış olduklarından olsa gerek bu hislerinin aşk olduğunu anlamaya başlamışlardı. sürekli arayışı içinde oldukları o duyguyu artık bulmuşlardı. buna rağmen korkuyorlardı, söyleyemiyorlardı.uzun süren bu sessizliğin ardından gecenin karanlık perdelerini yırtarak doğan güneş ile beraber prensimiz artık bu bilinmezliğe dayanamamış ve prensese gidip duygularını açmaya karar vermiş. güneş ışığını kendine yoldaş alarak prensesin kapısına gitmiş. kaybetme riskini göze alarak prenses için atan kalbi elinde, ya şimdi ya da hiçbir zaman diyerek, her şeyi anlatmış. prenses onun bu cesaretinden etkilenmiş olsa gerek o da duygularını açmış. bu konuşmadan ikisi de mutlu ayrılmışlar.
bu dostluğun aslında çoktan aşka evrilmiş olduğunu fark etmeleri uzun sürmemiş.
zaten onları her gören de çok yakıştıklarını söylemiyor muydu? hakları da vardı, çok yakışıyorlardı. fakat onlar birbirlerini bu kadar severken yazgılarına melekler bile üzülüyordu, kaderi değiştirmek istercesine tanrıya yalvarıyorlardı.
edit: merhaba artık bu başlık altında hikayeler yazmaya başlıyorum. bölümlere ayrılmış bu kısa hikayeleri her hafta paylaşmayı düşünüyorum. şimdilik ilk hikayenin ilk bölümü sizlerle umarım beğenmişsinizdir. bu arada bu hikaye @rurouni kenshin ile birlikte yazılmıştır. ikinci bölümde görüşmek üzere*.
devamını gör...
5 vakit namaz kılmak
inananın gününün bereketlendiren, günlük bir ibadettir.
devamını gör...
teoman şarkılarından bir kuple
"inan çok çalıştım bu kalpsiz dünyayı sevebilmek için."
devamını gör...
mutluluğu azaltan şeyler
akraba
devamını gör...
arabesk
şener şen'in "allahım kör et beni" adlı şarkı performansıyla hatırladığım bir değişik filmdir. çocukluk kafasıyla nasıl çekmişler bu filmi diye diye merakla izlemiştim. daha sonraları defalarca kez izlediğimde de "nası oynayıveemişlee gaari" * diyerek izlediğim, halen nasıl bir ruh haliyle çekilmiş olduğuna anlam veremediğim ilginç güzellikteki bir filmdir.
devamını gör...
gelecekteki sevgiliye not
göreceğim bir boş kafes
ceset kalmış çıkmış nefes
nerde o can nerde o ses
gelsen de bir gelmesen de
| osman yüksel serdengeçti
ceset kalmış çıkmış nefes
nerde o can nerde o ses
gelsen de bir gelmesen de
| osman yüksel serdengeçti
devamını gör...
nescafe üçü bir arada
bunu içenin kendine saygısı yoktur.
devamını gör...
giyinmeyi bilmeyenler
kimsenin sizin zevkinize hitap etmek zorunda olmadığı gibi, insanların kendilerini iyi hissettiği şekilde giyinmesine görüntü kirliliği demeniz hoş değil. öyleyse ben de bu tanım için düşünce kirliliği diyeyim, olmuyor değil mi? insanları rahat bırakın artık cidden ya. beğenmek zorunda hiç değilsiniz elbette ama insanların zevklerine, tercihlerine karışmayın. "modanızı kendiniz yaratın" denmiş bir de dalga geçer gibi. belki de istediklerini giymek kendi modalarıdır.
devamını gör...

