sahip olamadığı mesleği küçümsemek
kişinin sahip olamadığı ya da her ne hikmetse sahip olma hakkına sahip olsa da tercih etmediği mesleği küçümsemesi, aşağılaması sorunudur. ülkede en çok öğretmenlerle ilgili olanı meşhurdur. bu kişilerin çoğu da öğretmenleri görünce hürmet edip sonra da arkalarından konuşur. ikiyüzlülüğe gerek yoktur. herkes uzmanlık alanıyla ilgilenmeli, cahilce eleştiri yapmamalıdır.
devamını gör...
yusuf yusuf
yakup peygamber'in, yusuf peygamberi kaybetmekten korkması ve sürekli düşünüp, onu kimseye emanet edememesi, akabinde erkek kardeşlerinin onu kıskanmaya başlaması ve tabii hz. yakup'un korkusunun gerçek olması olayına konu olan korku ve endişe hali..
kıssayı çoğumuz biliriz. o yüzden uzatmayacağım: hani abileri yusuf'u kuyuya atmıştı da yusuf önce köle, sonra mısır'a sultan olmuştu... ancak onu bulamayan hz. yakup, endişeden ne uyku uyuyabilmiş ne de yemek yiyebilmişti
.
işte kıssada anlatılan, yakup as.'ın yusuf as.'ı kaybetmeden önce ve kaybettikten sonra yaşadığı kaygı, korku ve endişe hali, dilimize yusuf yusuf etmek olarak yansımış ve bugüne kadar kullanılagelmiştir.
halk arasında böyle endişe eden birine yusuf yusuf etme, allah'a teslim ol ve ona güven gibi telkinlerde bulunulur.
nitekim yüksek endişe halinde yapılması gereken tek şey gerçekten de, endişeyi yola koyup alınacak önlemi alıp gerisini yaratıcıya bırakmaktır. ötesi; günümüz dünyasında, paranoya ve şizofreniye varabilen, sancılı psikolojik bulgulara yol açmaktadır.
bir alt bilgi olarak hz. yakup'un bu kaygı hali, daha sonra üzüntüye dönmüş ve gözyaşlarına dayanamayan gözleri kör olmuştur.
yani anlayacağınız bu kadar endişe etmek sadece psikolojimizle bile tüm vücudumuzu bertaraf edebiliyorken, neden boşlayamıyoruz?..
ya bu hal, taa ezelden, insan olma kodlarımıza işlemişse?
kim bilir?..
kıssayı çoğumuz biliriz. o yüzden uzatmayacağım: hani abileri yusuf'u kuyuya atmıştı da yusuf önce köle, sonra mısır'a sultan olmuştu... ancak onu bulamayan hz. yakup, endişeden ne uyku uyuyabilmiş ne de yemek yiyebilmişti
.
işte kıssada anlatılan, yakup as.'ın yusuf as.'ı kaybetmeden önce ve kaybettikten sonra yaşadığı kaygı, korku ve endişe hali, dilimize yusuf yusuf etmek olarak yansımış ve bugüne kadar kullanılagelmiştir.
halk arasında böyle endişe eden birine yusuf yusuf etme, allah'a teslim ol ve ona güven gibi telkinlerde bulunulur.
nitekim yüksek endişe halinde yapılması gereken tek şey gerçekten de, endişeyi yola koyup alınacak önlemi alıp gerisini yaratıcıya bırakmaktır. ötesi; günümüz dünyasında, paranoya ve şizofreniye varabilen, sancılı psikolojik bulgulara yol açmaktadır.
bir alt bilgi olarak hz. yakup'un bu kaygı hali, daha sonra üzüntüye dönmüş ve gözyaşlarına dayanamayan gözleri kör olmuştur.
yani anlayacağınız bu kadar endişe etmek sadece psikolojimizle bile tüm vücudumuzu bertaraf edebiliyorken, neden boşlayamıyoruz?..
ya bu hal, taa ezelden, insan olma kodlarımıza işlemişse?
kim bilir?..
devamını gör...
rakı kokulu şarkılar
müzeyyen senar şarkılarıdır.
devamını gör...
nem
yaz sıcaklarını daha da çekilmez kılan hadisedir.
aşırı terlemeye sebep olur.
aşırı terlemeye sebep olur.
devamını gör...
yazarların takipçilerine söylemek istedikleri
iyiki varsınız.
sayıca fazla olmanız bana sorumluluk duygusu veriyor ve bir türlü uzun izinler alamıyorum. yazmamı istediğiniz duygusuna varıyorum. bildirimler de bunu gösteriyor. ama 1 kişi de olsanız 1000 kişi de olsanız ben aynı gayretle yazmaya devam edeceğim.
hadi bir bardak çay alın ve en sevdiĝiniz kitaba dokunun, radyodan bir şarkı seçin. kendinizi sevin ve hayata gülümseyin.
sizi seviyoring...
sayıca fazla olmanız bana sorumluluk duygusu veriyor ve bir türlü uzun izinler alamıyorum. yazmamı istediğiniz duygusuna varıyorum. bildirimler de bunu gösteriyor. ama 1 kişi de olsanız 1000 kişi de olsanız ben aynı gayretle yazmaya devam edeceğim.
hadi bir bardak çay alın ve en sevdiĝiniz kitaba dokunun, radyodan bir şarkı seçin. kendinizi sevin ve hayata gülümseyin.
sizi seviyoring...
devamını gör...
faberge yumurtaları
rusya doğumlu ünlü mücevher tasarımcısı peter carl fabergé tarafından tasarlanan ve 1885-1917 tarihleri arasında üretilen mücevher bezeli yumurtalardır. çarlık rusyasında iktidarda olan romanov ailesine paskalya yumurtası olarak her sene verilmiştir.
1885'te rus çarı iii. alexander eşine hediye etmek üzere, üzeri mücevherlerle bezenmiş bir yumurta sipariş eder. 1894 yılında iii. alexander ölüp yerine son rus çarı olacak olan oğlu ii. nicholas geçincede gelenek sürer, her sene çara en az bir tane yumurta verilir, bu gelenek sadece rus-japon savaşının olduğu 1904 ve 1905 yıllarında bozulur ve bu iki sene paskalya yumurtası çara verilmez, son çar,
verilen yumurtaları annesi ve eşine hediye eder.

yumurtalar o kadar beğenilirki tasarımcısı peter carl fabergé'nin ününe ün katar. bu yumurtalar içerisinde en meşhuru 1913 te yapılan the winter egg dir ; 2002 de katar emirine 9,6 milyon usdye satılmıştır. üzerinde yaklaşık 3.000 tane değerli mücevher olan yumurtanın kabuğunun üzerine buz kristalleri oyulmuş, içine ise baharı temsil eden çiçek buketi konulmuştur:

büyük ekim devriminin olduğu 1917 yılında fabergé iki yumurta üzerinde çalışıyordur ama devrim olup, çar tutuklanınca bu yumurtalar teslim edilemez, fabergé'nin tasarımevi devrimciler tarafından ele geçirilir ve kendisi 1920'de öldüğü isviçre'ye kaçar.
fabergé bu yumurtalardan zengin müşteriler için ayrıca 12 tane daha tasarlamış, ama hiçbiri çarlara yaptığı kadar ünlenmemiştir. 50 yumurtadan 5 tanesinin imha edildiği bilinmekte olup, iki tanesinin nerede olduğu hiç bilinmemektedir, anlayacağınız bu yumurtalardan 43 tanesi hayatta kalmış.
james bond 007 filmlerinden biri olan 1983 yapımı octopussy'de roger moore abimiz bu yumurtalar için açık arttırmaya bile girmiştir:
1885'te rus çarı iii. alexander eşine hediye etmek üzere, üzeri mücevherlerle bezenmiş bir yumurta sipariş eder. 1894 yılında iii. alexander ölüp yerine son rus çarı olacak olan oğlu ii. nicholas geçincede gelenek sürer, her sene çara en az bir tane yumurta verilir, bu gelenek sadece rus-japon savaşının olduğu 1904 ve 1905 yıllarında bozulur ve bu iki sene paskalya yumurtası çara verilmez, son çar,
verilen yumurtaları annesi ve eşine hediye eder.

yumurtalar o kadar beğenilirki tasarımcısı peter carl fabergé'nin ününe ün katar. bu yumurtalar içerisinde en meşhuru 1913 te yapılan the winter egg dir ; 2002 de katar emirine 9,6 milyon usdye satılmıştır. üzerinde yaklaşık 3.000 tane değerli mücevher olan yumurtanın kabuğunun üzerine buz kristalleri oyulmuş, içine ise baharı temsil eden çiçek buketi konulmuştur:

büyük ekim devriminin olduğu 1917 yılında fabergé iki yumurta üzerinde çalışıyordur ama devrim olup, çar tutuklanınca bu yumurtalar teslim edilemez, fabergé'nin tasarımevi devrimciler tarafından ele geçirilir ve kendisi 1920'de öldüğü isviçre'ye kaçar.
fabergé bu yumurtalardan zengin müşteriler için ayrıca 12 tane daha tasarlamış, ama hiçbiri çarlara yaptığı kadar ünlenmemiştir. 50 yumurtadan 5 tanesinin imha edildiği bilinmekte olup, iki tanesinin nerede olduğu hiç bilinmemektedir, anlayacağınız bu yumurtalardan 43 tanesi hayatta kalmış.
james bond 007 filmlerinden biri olan 1983 yapımı octopussy'de roger moore abimiz bu yumurtalar için açık arttırmaya bile girmiştir:
devamını gör...
ilkokuldan akılda kalanlar
ağlayarak ödev yapmak.
devamını gör...
ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler
yumurta, süt, şeker, un karıştırıp kek yapmak ilk kimin aklına geldi merak ediyorum. hadi buldun, e bu kabarmıyor deyip kabartma tozunu kim buldu?
devamını gör...
kendini evleneceği insana saklayan insan
benimdir. zinaya yaklaşmaktan iyidir. sevgili de edinmem. hiç evlenmezsem bakir ölürüm.
devamını gör...
didem madak
tehlikeli sayılmam artık
kalbimi kalın bir kitabın arasında kuruttum
dizlerinin sahibi.
kalbimi kalın bir kitabın arasında kuruttum
dizlerinin sahibi.
devamını gör...
mesaja dönmeyen insan
hep gömülmüş ama belki haklı sebepleri olan insandır. tabii attığınız mesajın içeriği ve nasıl hitap ettiğiniz de önemlidir. yazdığınız mesajın üslubunu beğenmeyip cevap vermemeyi tercih etmiş olabilir.
devamını gör...
en güzel teoman şarkısı
en sevdiği renk mor olan kadın
en sevdiği kelime “asi”
en sevdiği oyun incitmek beni
hıncı çocukluktan kalma yara izi
...
uçurtmalar..
en sevdiği kelime “asi”
en sevdiği oyun incitmek beni
hıncı çocukluktan kalma yara izi
...
uçurtmalar..
devamını gör...
diyanetin baldızdan sonra hala ve teyzeye onay vermesi
çemberin birinci derece akrabalara doğru daralmakta olduğunu gösteren iğrenç ötesi haber.
devamını gör...
kendime saygım var davranışları
ağız şapırdatmamak
ağız şapırdatarak yemek yiyenlerin ne kendisine ne başkasına saygı duyduğuna inanmıyorum
insan neden böyle bir şey yapar anlamış da değilim
ağız şapırdatarak yemek yiyenlerin ne kendisine ne başkasına saygı duyduğuna inanmıyorum
insan neden böyle bir şey yapar anlamış da değilim
devamını gör...
diyetin ilk günü
annem en güzel yemekleri yapmıştır.
devamını gör...
bir insanla ilişkiyi kesmek için yeterli sebepler
her şeyi karşı taraftan bekleyenleri almayayım.ne özelliğin var ki hep ben arayacağım.
her sözün altında farklı anlam aramak da büyük eksi ve sabrımı taşırıyor.
herkes senin gibi düşünecek ve yaşayacak da değil.saygı duyman gerekli.
benim ne hatam varmış diyen yaklaşma.
kimse kimsenin kaprisini,kahrını çekmez.
ne diye idare edeyim seni.beni yormaktan başka bir şey yapmıyorsun.
kim olursan ol uzağımda ol.
her sözün altında farklı anlam aramak da büyük eksi ve sabrımı taşırıyor.
herkes senin gibi düşünecek ve yaşayacak da değil.saygı duyman gerekli.
benim ne hatam varmış diyen yaklaşma.
kimse kimsenin kaprisini,kahrını çekmez.
ne diye idare edeyim seni.beni yormaktan başka bir şey yapmıyorsun.
kim olursan ol uzağımda ol.
devamını gör...
ağlayacak kimsesi olmayan insan
bir insan.
başlık beni niye bu kadar sarstı ki şimdi?
ben oldum olası yalnız ağlarım. özellikle yalnız kalınca ağlarım. biriktirir biriktirir yalnızken ağlarım. birisinin yanında -en yakınlar dahil- ağlamamak için kırk takla atarım.
ve şimdi başlıkla fark ettim ki ağlamak için birisine ihtiyaç duyuyormuş insanlar.
benim ki mazoşistlik gibi hissettim. kendimi yıpratmak, acımı kendimle yaşamak, kendime duvar örmemi sağlıyormuş gibi hissettim.
mesela bugün kötü bir gün geçirdim. bitişi nirvana. şu an içime akıtıyorum göz yaşlarımı. odama gidip yatağa yatmayı bekliyorum ağlamak için.
yoruyorum sanırım kendimi böyle.
başlık beni niye bu kadar sarstı ki şimdi?
ben oldum olası yalnız ağlarım. özellikle yalnız kalınca ağlarım. biriktirir biriktirir yalnızken ağlarım. birisinin yanında -en yakınlar dahil- ağlamamak için kırk takla atarım.
ve şimdi başlıkla fark ettim ki ağlamak için birisine ihtiyaç duyuyormuş insanlar.
benim ki mazoşistlik gibi hissettim. kendimi yıpratmak, acımı kendimle yaşamak, kendime duvar örmemi sağlıyormuş gibi hissettim.
mesela bugün kötü bir gün geçirdim. bitişi nirvana. şu an içime akıtıyorum göz yaşlarımı. odama gidip yatağa yatmayı bekliyorum ağlamak için.
yoruyorum sanırım kendimi böyle.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bu yaşta hala aile evinde olmak ve 3 saattir hala süren bir kavgaya kulak tıkamak, üstelik bunu daha kahvaltı bile yapmamışken çekmek zorunda kalmak kadar berbat bir şey daha olamaz...
bu evde nefes almaktan nefret ediyorum, b'nim sesini duymaktan nefret ediyorum, bu ayrı mesele... ama bir de onun yüzünden çıkan kavgaları sabahın köründe dinlemek zorunda kalmak... hatta uykudan o şekilde uyanmak.
istanbul'da kar var. belki birazdan çıkarım. kitabımı alır, bir vapura biner akşama kadar turlarım. onlarında da 'işim var' ya da 'bir arkadaşımla buluşacağım' derim. halbuki aylak aylak dolaşacağım. ama yine de bu cehennemvari evden iyidir.
hepsinden nefret ediyorum.
bu evde nefes almaktan nefret ediyorum, b'nim sesini duymaktan nefret ediyorum, bu ayrı mesele... ama bir de onun yüzünden çıkan kavgaları sabahın köründe dinlemek zorunda kalmak... hatta uykudan o şekilde uyanmak.
istanbul'da kar var. belki birazdan çıkarım. kitabımı alır, bir vapura biner akşama kadar turlarım. onlarında da 'işim var' ya da 'bir arkadaşımla buluşacağım' derim. halbuki aylak aylak dolaşacağım. ama yine de bu cehennemvari evden iyidir.
hepsinden nefret ediyorum.
devamını gör...
bu başlıkta kendimizi kandırıyoruz
her şey yolunda
devamını gör...
