test kitabı almak için gittiğinizde pek de terapi olmayan eylemdir.
devamını gör...

+acılarım kaç gün sürecek portuga?
-40 gün.
+40 gün sonra geçecek mi?
-hayır alışacaksın...

josé mauro de vasconcelos
devamını gör...

değiştiremediklerimiz, düzeltemediklerimiz, ötelediklerimiz, görmezden geldiklerimiz ve bişey olmaz dediklerimiz yüzünden biz bunları konuşmak zorunda kalıyoruz. yapılacak tek şey insan olmak. sağlıklı bir kafayla, sağlam vicdanla, iyi bir kalple olmak insan olmak çok kolay. formül bu işte. bu kadar basit! ama bu maalesef tek kişilik. ben hiçbir katil yerine insan olamam. ben ölen kadınlarımız için onlara şefkat gösteremem, -mış gibi yapamam. sadece yeni canlarımız gitmesin diye çabalayabilirim. bunun için bir yola çıkabilirim. en azından farkında olabilirim. ve ben farkındayım.. her an ama her an insan olmak için emek verebilirim.!
devamını gör...

new york'lu bisikletli bir kurye olan wilee ve o'nun ölüm kalım meselesine dönüşen son teslimatının konu edinildiği,aksiyonu bol, amerikan yapımı bir film.( 2012)

başrol oyuncuları joseph gordon-levitt, michael shannon ve jamie chung'dır. yönetmen koltuğunda ise aynı zamanda senaryoya da katkıları olan david koepp oturmaktadır.

wilee new york'un çılgın, hızlı, kural tanımaz ama inanılmaz yetenekli bisikletli kuryelerinden bir tanesidir. son işinde kendisine teslim edilen zarf bu sefer onu ve arkadaşlarını hayli zorlayacak ve peşlerine kirli bir polisi takacaktır. wilee manhattan 'ın kaotik yollarındaki bu son görevini zamanında ve tek parça olarak tamamlayabilecek midir? imdb :6.5

filmde en çok sevdiğim şey wilee 'nin bisikletini frensiz kullanması idi. küçükken ben de bir süre o şekilde bisiklet kullanmış ve kaza yapmaktan hatta bir kadına çarpmaktan kurtulamamıştım.diğer taraftan olası tehlike anında karar mekanizmasının işleyişi çok iyi ifade edilmişti.gerçekten bu tip durumlarda saniyelik kararlar hayat kurtarır. ve bu hem hızlı düşünme hem de tecrübe gerektirir.

çok beklenti içine girilmeden seyredilirse oldukça hareketli, özellikle bisikletseverlerin çok hoşuna gidecek bir yapım.*

premium rush

*
devamını gör...

iktidar sevici birinin polisleri ve hükümeti masum göstermek için açtığı başlık.

çok güzel böyle belli edin kendinizi bizde rahat rahat engelleyelim.
devamını gör...

en azından bir kere sevildiğimi hissetseydim, değer görseydim yaşadıklarımı atlatmam bu kadar zor olmazdı. bunu sevgili özelinde almayın, arkadaşlarım tarafından da hiç hissetmedim bunu o yüzden 3 arkadaşım var sadece. mesela çok imreniyorum zor günlerinde arkadaşları/sevgilileri daima, her an yanında olan insanlara. ama bu yalnızlığa ve sevgiyi hissetmemeye de alıştım. "olur mu hiç? sevmişlerdir seni de." diyecek olanlar için; ne yaşadığımı ben biliyorum ve bunu hissetmeyen ben iken yorum yapmayın lütfen. çünkü insan dağ olamıyor çoğu zaman. tekrar hatırlatmanızı istemem..
devamını gör...

demir olsam çürürdüm, toprak oldum da dayandım. büyük usta yaşar kemal
devamını gör...

seveni de sevmeyeni de çoktur..
cinsel tercihi kendini ilgilendirir..
ve merhuma az saygı göstermek bu kadar zor olmamalı?!?!
homofobik bir başlık..
devamını gör...

sana gül bahçesi vadetmedim
devamını gör...

isa mesih'in takipçisi anlamına gelir. ilk hristiyanlar doğal olarak yahudiler arasındadı* ve yahudi olmayan* uluslardan biri isa mesihi takip ettiği zaman adlandırmak gerektiğinden bu söz kullandıldı onlar için ve antakya halkı için kullanıldı.
devamını gör...

-evlenilecek kadınlar
-eğlenilecek kadınlar
bu sınıflandırmaya en güzel örnektir. erkeğin kadını basite indirgeme çabasıdır bu sınıflandırma telaşı. çünkü erkek söz sahibi olan, zeki kadından haz etmez. çünkü erkegin zekası o kadına yaklaşmasındaki en büyük engeldir. kadını kolay elde edemeyeceğini çok iyi bilir. o yüzden ikiye ayırır kadını ve ona gore yaklaşır. eğer elde edemeyeceğini anlarsa onun için eğlenilecek, yani basit kadın etiketini yapıştırır hemen. erkek için evlenilecek kadın tanımı gözü açılmamış kadındır.

kadınlar siz de biraz aklınızı kullanın prim vermeyin bu tarz erkeklere

bir erkek olarak bunları yazmak istedim, teşekkürler
devamını gör...

sınırlı kaynakların israf edilmesi olayıdır. türkiye'nin en büyük sığır çiftliğinin kurulması gereken hakkâri gibi illerde bünyesinde uluslararası ilişkiler, biyomedikal mühendisliği gibi bölümler olan üniversite kurmak sığırlık değil de nedir? hakkâri dediğin il (ve onun gibi olan iller) bir numaralı ekonomik kaynağının hayvancılık olduğu illerdir. buraların ne uluslararasılığı var ki uluslararası ilişkiler bölümü kurarsın be adam! bir de bunların seçim meydanlarında vaat olarak söylenip insanların alkışladığını da gördük, duyduk.

ha, her ilde üniversite olmasının kısa vadede getirileri yok mudur? vardır tabii ki. pansiyondur, aparttır, yurttur derken değersiz olan arazi ya da arsa değerlenir ve insanların cebine sıcak para girer. on binlerce öğrencinin alışveriş yapması için yeni iş yerleri açılır, insanlar istihdam edilir. üniversite aslında otel gibi bacasız sanayidir, zaten o niyetle kuruldular. ancak, uzun vadede bu yüktür.
devamını gör...

15. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan bir iktisadi düşüncedir. zenginliğin kaynağını sahip olunan değerli madenlerden ölçmektedir. servet maden ile doğru orantılıdır. değerli madenler ülkeye 2 önemli yolla girer:
1) savaş sonrası ele geçen ganimet ile
2) dış ülkelerle yapılan ticaret ile, ihracatın ithalattan fazla olduğu zaman dış ticaret fazlasıyla

temel amaç dış ödemeler fazlası yaratarak ihracat artışını olabildiğince artırmaktır.

ekonomik faaliyetlerde herkesin çıkaranının aynı anda artmayacağını savunmuştur. milli devletin gücünü artırıp devletin gücünü artırmayı baz almışlardır. servet elde edilen altın ve gümüş ile doğrudan kaynaklıdır teorisini geliştirmişlerdir.
devamını gör...

yıllardır apolitik olduğumu zanneden ben başlık sayesinde ne olduğumu öğrendim: ikiyüzlü, tanımsız, mümkün olmayan bir adammışım. vay be helal olsun bana.
devamını gör...

thomas de quinceykitabıdır.

kitabı gördüğüm zaman hakkında bildiğim tek şey isminin çok etkileyici olduğuydu. ancak bu kadar hacimsiz bir kitabın, bu kadar sarsıcı olabileceği aklımın ucundan bile geçmedi.

kitabı okurken yazara haksızlık ettiğimi düşünmeye başlamıştım ama yazara haksızlık eden tek kişinin ben olmadığımı öğrendiğimde hem bir rahatlama hem de öfke hissettim içimde bir yerlerde.
herkesin baktığı gibi bakmayı sürdürürseniz dünyaya, sıradan bir insan olursunuz.

bundan kurtulmanın bir yolu dequincey’in güzel sanatların bir dalı olarak cinayet kitabını okumaktır. bir cinayete vahşice, ahlaksızca, canavarca hislerle yapılmış bir eylem gözüyle bakabilirsiniz. peki ya, sanatkar bir ruhla ince ince tasarlanmış, nakış gibi dokunmuş bir sanat eseri gözüyle bakmanız mümkün mü? güzel sanatların bir dalı olarak cinayet bunun mümkün olduğunu söylüyor.

bunun söyleyen dequincey olunca da dikkat etmeye değer bir yargı ortaya çıkıyor, zira borges bile dequincey’e o kadar şey borçlu ki, nabokov bile dequincey’le geç tanıştığı için o kadar pişman ki…bu kitabı okuyun belki görebileceğiniz alanın gözlerinizin boyutundan daha büyük olabileceğini fark edersiniz…
devamını gör...

küçük kızımın gittiği her yeri ondan önce gezer, zararı dokunacak bir şey varsa ortadan kaldırmaya çalışırdım. en güzel okullarda okusun diye elimden geleni yapardım. arkadaş çevresi ilk beş yıl çok önemli; çevresine hep iyi insanları alması için gözetirdim onu, böylece ilerde rüyalarına sınıfta korkup utandığı anlar girmezdi. prensesimin bilinçaltında, kalbinde arkadaş yarası olmazdı.

kütüphanesi olan ve insanların birbirine saygı duyduğu bir evde büyürdü. bağrışmalar olmazdı. böylece tavşanım bağırışlar duyunca tedirgin olmaz, korkuya kapılmazdı.
yanından ayrılmazdım, iş seyahati dahi olsa uzaklaşmazdım ondan. sevgiyi öğrenmesi için eğitirdim. kavgacı olmazdı, sigara içmezdi, kolunda yara izleri taşımazdı.

kızım bugün olduğu insan haline gelince ona olanı bileni anlatır, kocaman sarılırdım.

(bkz: gelmeyin üstüme fena dağıldım)
devamını gör...

zaten ilişki dediğin bir ipte oynayan iki cambazın gösterisi gibidir. ikisi de ustalıkla, dengeyi kurarak bunu başardıktan sonra stratejiden kimseye zarar gelmez. yok "ben dengeyi kuramıyorum" diyorsanız da hiç bulaşmayın.
devamını gör...

doğrusu profil fotoğrafıdır.
devamını gör...

ne arkadaşım arttı, ne yakınım. ne sevenim oldu, ne merak edenim. ne arayanım oldu, ne soranım. ismim bile unutuldu gitti.
onun için hiç tavsiye etmem dostlar...
devamını gör...

strugatski kardeşlerin göndermeler kumpanyası haline bürünmüş bilim kurgu kitabı. ilk tanımda da söylendiği gibi o gitti, bu geldi sığlığında değerlendirilebilecek bir kitap değildir. arkadaş; üniversiteye giriş sınavlarında sorulan a noktasından hareket eden araç b noktasından hareket araç sığlığı ile bu kitabı nasıl değerlendirebiliyorsunuz? cidden hayreti mucip. ortada çatışan düşünceler, içinde bulunulan ortamın insanların özlemlerine, hayallerine nasıl etki ettiği ve en önemlisi yabancılaşma kavramının dibine vurulduğu bir durum varken, bunları es geçip ben kitap okuyorum havası atmak için tespit taneleri dizmenin kıymet-i harbiyesi yok. karakterlerinin anlamak özlemi ile yanıp tutuştuğu bir kitabı anlamadan yorumlayanlara itibar etmemenizde fayda vardır. sovyet bilim kurgusuna alışmak belki biraz zor gelebilir. bunu anlarım. ama bir kere kaptırdınız mı da ardı arkası gelmez, bundan emin olunuz. *

bakın bu kitap 1965 yılında yazıldı. ve günümüz insanı hakkında o dönemlerden bugünü görerek, ciddi bir ileri görüşlülük örneği sergiliyor. iş yukarıda bahsettiğimiz düşünceleri dile getirenler ''yokuştaki salyangoz''lardır. siz ormanı, şehri, yolculuğu bir kenara bırakın ve debelenip duran bu salyangozlara odaklanın. emin olunuz bu kitabı okuduktan sonra salyangozların neden böyle konuştuğunu algılamanız daha kolay olacak * strugatski kardeşlerin en baba kitabıdır kanımca. salyangoz masallarını bir kenara bırakıp şiddetle okumanız önerilir. hepinize kabuk dolusu selamlar *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim