yeni bir güne değil, düne uyanmak.
devamını gör...

seven gider mi ?

seven herhalükarda sevgisini belli eder. şartlar ne olursa olsun sevdiği karşısında hep aynı kişi olarak kalır. bazen gitmeye mecbur kalır insan başka bir diyara gider. o zaman mesafeler girer araya lakin mesafeler sebep değildir ayrılığa... önemli olan sevdiğinin kalbinden gitmemek. çünkü bazen kalmak için gitmek gerekir. gerçek ayrılıklar sevdiğinin kalbinden gidince olur. sevgi biter, seven yabancılaşır. ve bazen seven gider. "sevmiştim, sevmişti oysa" dersin kendine lakin tek taraflida sevgi olmuyordu anlarsın o zaman onun için canını verecekken o sana zamanını bile vermediğinde anlayacaksın. nazım hikmet'in dediği gibi "her gelen sevmez, ve hiçbir seven gitmez"
sevende asla gidemez zaten ama kıymeti de bilinmez...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kişisel güzel bir ileti koyacağım koymasına, karmayada kıyarım sorun değil ama güzel bişey bulamadım yazacak.

edit: artık var.
devamını gör...

benim yengem aşı olduktan 1,5 ay sonra öldü. herhalde türkiye'de ilk aşı olanlardan. kadın aşı olduktan sonra bir süre halsiz, kırgın ve hasta gibiydi. sonra tam toparladı dedik fenalaştı hastaneye kaldırıldı ve 1 hafta sonra öldü. söyleyeceklerim bu kadar.

insanların kendi tercihi aşı olurlar ya da olmazlar. sanki aşı olanlar hastalanmıyor, ölmüyor gibi davranılması ilginç. her şeyi geçtim ölmüş abi insan ölmüş, bir ocak sömüş, bir nefes durmuş, bir çok yüreğe kor düşmüş... yazık gerçekten çok yazık... neyse...
devamını gör...

ilk torun için de kullanılan tabir.
diğerleri için hep bir minik kıskançlığa sebep verir çocukken. rahmetli babaannem, ablamı hep böyle severdi. bizler için de güzel güzel lakaplar vardı ama işte insan 'ilk göz ağrısı' ile yarışamıyor, bir sıfır geride başlamış olma hisssiyatından da kurtulamıyor.
devamını gör...

stroop etkisi algıda meydana gelen gecikmeyi ifade eder. örneğin mavi renkte yazılmış kırmızı yazısını anında okuyabilirken, bu yazının rengini algılayabilmek ve söylemek biraz daha uzun sürecektir. çünkü beynimize giden görsel sinyallerde yazının rengi ve yazının anlamı birbirine uymamaktadır. bu uyumsuzluk beynimizin karar vermesini yavaşlatır.
devamını gör...



akakiy akayiyeviç’in annesi takvimdeki isim önerilerini beğenmeyip çocuğuna eşinin adını koymuş. iyi, hoş, güzel fakat babasına bu isim nasıl koyuldu? sudoku sudokuyeviç… ne kadar saçmaysa akakiy akayiyeviç de bir o kadar saçma. hikayenin devam kısmında akakiy’in çevresindeki insanların iş çıkışında kalan enerjileri ile sosyalleştikleri, davetlere katıldıkları veya tiyatro gösterimlerine gittiklerini anlatıyorlar. akakiy ise işten çıkıp eve vardığında alelacele yemeğini yiyip, eve getirdiği işi yapmaya devam ediyor. bu onu asosyal biri yapar mı? olabilir fakat bu tercih edilmiş bir yalnızlık. adam bundan keyif alıyor ve yaşamını böyle sürdürüyor. kimseye de dalga geçmek düşmez.
nitekim akakiy’de kendimi gördüm. davet edildiğim yerlere gitme mecburiyetim yoksa, yalnızlığımı tercih ediyorum. halimden de gayet memnunum. kendimle geçirdiğim zamanlarımı seviyorum. durup, düşünmeye zamanım olmasını, koşturmadan yorulup halletmem gereken evrak işlerimi bitirdiğimde, birikmiş dizimden bir bölüm açıyorum… kafa sözlük dizi film kulübü ile izleyeceğim filme zamanımın kalmasını seviyorum. kitap okumak istiyorum boş vakitlerimde, sosyalleşmek değil. üç ayda bir arkadaşımla buluşsam, epey yeterlidir. neyse yalnız olan herkesin acınası bir halde olmadığına değindiğime göre, ismini sevdiğimin akakiy’ine dönelim.

tam da kendine bir amaç edinmişliğin mutluluğuna ermişken, tam da paltosuna sarılıp kısa bir an için partilemiş, keyiften dört köşe olmuşken ölümü ile afallattı beni. kısacık, bir anlık mutluluğu bile çok gören hayat, sen ne zalimsin.



kitabı bir kaç güne yayarak okudum. kıyamadım, bitsin istemedim. şimdi “sabahlığımı” giyip, kalemimi elime alma vakti.
devamını gör...

kimseyi kendiniz gibi temiz görmeyin kirli insan ziyadesiyle fazla dünyada. körü körüne de bağlanmayın kimseye, kendi ayaklarınızın üzerinde durup emmi dayı çekmeyin karaktersizlere.

güçlü olmaya çalışın, güçsüz olursanız sizi ezecek insanlar illa ki olur. yani demem o ki; mücadele edin pes etmeyin…
devamını gör...

bana uzun yol yolculuklarını anımsatan şarkıdır.
devamını gör...

ormancı eşi yazacak biriyle evlenmesem iyi olur.
devamını gör...

vicdan azabı çektirmek.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
what the... neler dönmüş burada ya? pfff bir eğlencemiz vardı, onu da aldınız elimizden. mutlu musunuz?

(bkz: online butonundan moderasyonu stalklamak)
devamını gör...

her şeyden vergi al da, kitaplardan alma yahu, alma! diyerek katılacağım başlıktır.
yazarlık gerçekten çok önemli ve çok, çok fazla emek isteyen bir meslektir. bunu kim inkar edebilir? onlar kendilerini bazen tamamen yaşadıkları bu dünyadan soyutlarlar yaratacağı yeni dünyaları tamamen anlayabilmek için, farklı dünyaların içlerine girerler gece yarıları mum ışıklarının yansımalarında. akıllarda kalabilecek yeni karakterler yaratmak için, normal bir insanın düşünebildiğinden çok ama çok fazla düşünmek gerekir. doğru kelimeyi doğru satıra yerleştirmek hiç de kolay bir şey değildir.
tamam ! tabii ki de bu güzel insanlar, bu yazarlar da para kazanacak, yayın evleri de para kazanacak fakat, stefan zweig'ın romanlarına bu kadar kolay ulaşabiliyorken, oğuz atay'ın tutunamayanlar romanını niye almakta zorlanıyoruz arkadaş? neden bir kitap bu kadar pahalı olabiliyor?
bırakın da çocuklar kitapların huzur verici kokularıyla büyüyebilsinler be. çevirebilsinler yapraklarını doya doya bu mükemmel sanat şaheserlerinin.
içinde fazlasıyla ders çalışma hevesi olan bir öğrenci test kitabı almakta zorlanıyor bu ülkede farkında mıyız?
dünyanın en güzel alışkanlıklarından birini sırf fiyatları yüzünden kazanamamak çok acı değil mi?
sokaklarda bile olmalı kitaplar; duraklara konulmalı okumalı diye gençler beş dakikalığına bile olsa.
kitap okuma oranının artması için çok çok güzel uygulamalar yapılmalı, belki de ilk iş olarak kitap fiyatlarının düzenlenmesinden başlanılmalı.
ama, nerede... ?
devamını gör...

kim ne derse desin osmanlı devleti'nin en cesur, en yiğit, en gözü kara patişahıdır.
döneminin oldukça ötesinde yaşamış, tüm meseleleri kararlılıkla çözmüştür.

şehzade iken bile sakin yaşamamış, kafkas’ta gürcülerle kapışarak, kuban bölgesinde hakimiyet kurmuşur. ki bunlar bir sancak beyi şehzadenin işleri değildir; kendi başına karar verdiği cenklerdir.

oğlu kanuni sultan süleyman'ın aksine gösterişten çok uzak bir hayat yaşamış, seferler de en ön saflarda savaşmış ve dahası padişah olmadan bile tüm imparatorlukta bir efsane haline gelmiştir.
osmanlı sultanları arasında kendisine lakap takılan ender padişahlardan biridir ki kendisine "yavuz " lakabı verilmiştir.
sert bir hükümdardır. sadrazamlarını katletmekle ün yapmıştır. bunun başlıca nedeni gereken emirleri yerine getirip uygulamaları gerçekleştirememek ama daha beteri icraatında başarısızlıkları gizleyip yalan söylemektir. vezirin yalan söylemesi yavuz sultan selim han’dan beri osmanlı ananesinde hiç affedilmez bir durumdur.

tahta geçtiğinde kardeşleri şehzade korkud ve ahmed’i katlederek adet haline gelmekte olan şehzadeler arası iç harbi bu yolla önlemiştir.

1514’te çaldıran’da şah ismail'i yenilgiye uğratmış, memleketin içinde dulkadiroğluları’yla uğraşarak, bugünkü maraş ve havalisi onun sayesinde kazanılmıştır. iki yılda imparatorluğa kattığı mısır'dan fırat havzasına uzanan arap dünyası o kadar renkliliğine ve potansiyel problemlerine rağmen dört asırlık bir sulh dönemine girmiştir. 1516’da mercidabık’la bugünkü suriye, ürdün, filistin ve lübnan ile ayrı bir parça olarak haleb'i iimparatorluk topraklarına katarak istanbul’a dönmeden mısır seferine devam etmiştir; ki mısır böyle cengi az görmüş, kocaman topları ve orduyu sina çölünden geçirerek rıdaniye zaferi, memluk sultanı tomanbay’ın beklemediği bir kuşatmayla gerçekleşmiştir. uyguladığı taktikle moğolları bile def eden memluklar’ı ilk defa yenmiştir. bu haliyle emrindeki orduyu büyük bir ustalıkla idare eden bir komutan, aynı zamanda askeri alanda büyük devrimler getiren bir yenilikçidir.

onun zamanında osmanlı imparatorluğu afrika ve ortadoğu’ya yerleşmiş, iran ülkesinin ve kafkasya’nın kapıları açılmıştır.

fatih’in gerçekleştiremediği rodos’un fethine giriştiği biliniyor. şirpençe denen zehirli çıbandan muzdariptir. sinirli karakteri icabı çıbana kendi müdahale etti ve ölümü çabuklaştı. elli yaşında ölmese, muhtemelen balkanlar’ın ötesine ve italya’ya da ayak atacaktı. devrinde osmanlı hazinesi fevkalade yükseldi. askeri harcamalar ise tam üst düzeydeydi. klasik çağın büyük mimarları ve becerikli memur kadroları, hepsi onun devrinde serpilmişti.

netice itibariyle;

osmanlı hanedanın içinde fatih’ten sonra onun kadar doğu’ya ve batı’ya hakim biri gelmemiştir denilebilir.
en önemlisi de tüm bunları, sekiz yıl süren padişahlık dönemi içinde yapmış olmasıdır...
devamını gör...

hayattan, kendimden, parasızlıktan, sevilmemekten, türkiyeden bıktım.
devamını gör...

siyah çaya göre pek tercih edilmese de alışınca içimi güzel geliyor. sağlık üzerinde olumlu etkisi araştırmalara bile konu olduğundan, en iyi şekilde bu faydadan yararlanmak için bizler de bu bitkisel besini afiyetle içiyoruz.
devamını gör...

büyük ama ne kadar büyük dediğim başlıktır. mesela 20li yaşların başlarında 5-6 yaş önemli bir fark değil bence. 30 yaşına gelindiğinde de 10 yaş çok mühim değil gibi. ama 25 yaşında bir kadının 50 yaşında bir beyle romantik bir ilişki yürütmesi bana biraz zor geliyor. kendisini yeni bulmuş, hayata yeni yeni atılmış bir birey, bu süreci çoktan atlatmış, düzenini oturmuş bir bireyle ne kadar ortak payda bulabilir bilmiyorum. ama belki de ben bunu yaşamadığım ve şahit de olmadığım için böyle düşünüyorumdur. ön yargılı yaklaşmak ve kimseyi yargılamak istemem.
devamını gör...

benim için kesinlikle waffle'dır. çok tatlı sevmiyorum ama bilemiyorum.. galiba bu konuda waffle'a ayrıcalık tanıyorum. fiyatının hiçbir önemi yoktur. "aaa olmuş mu o kadar" deyip alırım yine de.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim