300 kusur online gerçek mi sorunsalı
siteden çıkış yapanların uzunca bir süre daha online görünmesi nedeniyle ortaya çıktığını düşündüğüm durum.
daha doğrusu, "nasılsa yarın da gireceğim" diyerek, sitedeki kokpitten çıkış butonuna basmadan, doğrudan bilgisayar ya da telefonunuzdaki sekmeyi kapattığınızda, çok uzun bir süre daha online görünüyorsunuz. çıkış yaparak tamamen çıkıldığında durum nedir bilmiyorum.
daha doğrusu, "nasılsa yarın da gireceğim" diyerek, sitedeki kokpitten çıkış butonuna basmadan, doğrudan bilgisayar ya da telefonunuzdaki sekmeyi kapattığınızda, çok uzun bir süre daha online görünüyorsunuz. çıkış yaparak tamamen çıkıldığında durum nedir bilmiyorum.
devamını gör...
ben evlendiğimde 45 kiloydum
eğer ki annelere bütün dünyanın onları duyacağı bir mikrofon verilseydi söyleyecekleri cümle yemin ederim bu olurdu.
devamını gör...
#türkiyedinsizleşiyor
sözlüğe bir ali erbaş atanmalı.
ve bir de kürtaj dede.
ay çok pardon telefonunu çıkar diyen dayıyı unutmuşum. umarım alınmaz.
'türkiye'nin dini elden gidiyeahh' kokan başlık.
ve bir de kürtaj dede.
ay çok pardon telefonunu çıkar diyen dayıyı unutmuşum. umarım alınmaz.
'türkiye'nin dini elden gidiyeahh' kokan başlık.
devamını gör...
yolu yarılayan adam
tanımlarını çok beğendiğim ve takibe aldığım yazar arkadaşımızdır kendileri.
sağ olsunlar artılarını da hiç esirgemezler.
sağ olsunlar artılarını da hiç esirgemezler.
devamını gör...
ince belli bardak
cam bardak, 1850'li yıllarda avrupa'da başlayan sanayi devrimi sonrası gelişen cam sanayi ile ortaya çıktı. sapı, ayağı, kulpu olan avrupa formundaki çay bardaklarının bu yüzden maliyeti de fazla oluyordu. beykoz'da 1900'lü yıllarda kurulan cam fabrikasında ilk kez sapsız, ayaksız, kulpsuz cam bardak üretildi ve bugünkü ince belli çay bardağı biçimine yakın bir bardak üretilmiş oldu.
ince belli bardak, türkiye'de çay demleme ile birlikte en temel hassasiyeti oluşturuyor. en nihayetinde türkiye'de çay tavşankanı olmalı, demlemeli ve ince belli bardakta içilmelidir. bardaklar jumbo, azman, xxl gibi isimler yanında ajda diye de anılmıştır. bu ajda ismiyle ilgili söylentiler ve kafa karışıklığı mevcuttur. bir söylentiye göre ajda pekkan, paşabahçe firmasından ince bellinin daha büyüğünü üretmesini istemiş ve kendisi için beş koli bardak imal edilmiş. sonra misafirleri de bu bardağa ajda bardağı ismini layık görmüşler. diğer söylentiye göre de ajda bardak tabiri tamamen asılsızdır. paşabahçe ürettiği bu bardağa aida ismini verir ama bunu okuyan harf benzerliği, belki de görmek istediği şekilde "ajda" diye okur.
edit : hikayenin gerçeği #1095703 no'lu tanımda yazılıdır.
ince belli bardak, türkiye'de çay demleme ile birlikte en temel hassasiyeti oluşturuyor. en nihayetinde türkiye'de çay tavşankanı olmalı, demlemeli ve ince belli bardakta içilmelidir. bardaklar jumbo, azman, xxl gibi isimler yanında ajda diye de anılmıştır. bu ajda ismiyle ilgili söylentiler ve kafa karışıklığı mevcuttur. bir söylentiye göre ajda pekkan, paşabahçe firmasından ince bellinin daha büyüğünü üretmesini istemiş ve kendisi için beş koli bardak imal edilmiş. sonra misafirleri de bu bardağa ajda bardağı ismini layık görmüşler. diğer söylentiye göre de ajda bardak tabiri tamamen asılsızdır. paşabahçe ürettiği bu bardağa aida ismini verir ama bunu okuyan harf benzerliği, belki de görmek istediği şekilde "ajda" diye okur.
edit : hikayenin gerçeği #1095703 no'lu tanımda yazılıdır.
devamını gör...
i am melting lannn melting
hobaaa ya da değil, kimse kim, ne mesele yaptınız arkadaş ya? allah başka dert vermesin başka şey demiyorum.
ben severek okuyorum. hobaa ise de severek okuyorum, değilse de severek okuyorum. hobaa ise de umrumda değil, değilse de umrumda değil. yeter be.
ben severek okuyorum. hobaa ise de severek okuyorum, değilse de severek okuyorum. hobaa ise de umrumda değil, değilse de umrumda değil. yeter be.
devamını gör...
kankacılar sözlükten uçurulsun
- uçuyoruz kanka.
+hayat kısa kankalar uçuyor kanka.
-bedelini ödeyeceksin kanka.
bedel ödeyen kankalar...
dogukan ile kanka olma fikri çık aklımdan.
+hayat kısa kankalar uçuyor kanka.
-bedelini ödeyeceksin kanka.
bedel ödeyen kankalar...
dogukan ile kanka olma fikri çık aklımdan.
devamını gör...
ağız lehçe ve şive ayrımı
ağız, lehçe ve şive ayrımı
aslında çoğumuz ağızı şive olarak biliriz ama bu yanlıştır.
aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerinin konuşma diline “ağız” denir. karadeniz ağzı, konya ağzı gibi...
bir dilin izlenebilen tarihi dönemlerine ayrılmış koluna “şive” denilir. dilin şiveleri, ulusu oluşturan insanların zaman içinde farklı coğrafyalara dağılmasıyla ortaya çıkmıştır. türkçenin pek çok şivesi vardır: azerbaycan türkçesi, türkmen türkçesi, kazak türkçesi...
bir dilin tarihsel, bölgesel, siyasal sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan koluna “lehçe” denir. örneğin çuvaş ve yakut lehçeleri.
kaynak: türk dili ve edebiyatı dersi kitabıdır, bilgiler bana ait değildir. ve edebiyat dersinden öğrendiğim bazı bilgileri ekstra olarak kendim ekledim.
aslında çoğumuz ağızı şive olarak biliriz ama bu yanlıştır.
aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerinin konuşma diline “ağız” denir. karadeniz ağzı, konya ağzı gibi...
bir dilin izlenebilen tarihi dönemlerine ayrılmış koluna “şive” denilir. dilin şiveleri, ulusu oluşturan insanların zaman içinde farklı coğrafyalara dağılmasıyla ortaya çıkmıştır. türkçenin pek çok şivesi vardır: azerbaycan türkçesi, türkmen türkçesi, kazak türkçesi...
bir dilin tarihsel, bölgesel, siyasal sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan koluna “lehçe” denir. örneğin çuvaş ve yakut lehçeleri.
kaynak: türk dili ve edebiyatı dersi kitabıdır, bilgiler bana ait değildir. ve edebiyat dersinden öğrendiğim bazı bilgileri ekstra olarak kendim ekledim.
devamını gör...
kayınvalide
canım benim. bugün bir yıl oldu seni toprağa vereli. ömrünün son 3 yılında sadece o güzel gözlerinle konuştun bizimle. bedenin pes etti ama kalbin etmedi. ruhun ise hiç etmeyecek. sen hep bizimle olacaksın. seni tanıyan herkesle birlikte.
sene 2008 sanırım. ya da 2009 emin değilim. bir sevgilim var. inişli, çıkışlı, bir türlü kopamadığımız, bitiremediğimiz bir ilişki. ailesi yurt dışında yaşıyor. aslında tanıyorlar beni. bir iki kez bir araya gelmişiz. bir kez yaz tatilinde yazlığa gitmişim, bir kez dışarda yemek yenmiş. ama çok uzun uzadıya vakit geçirememişiz. babasına hemen kanım kaynamış. o da beni sevmiş, esaslı kız demiş benim için. canım benim. ama anne pek renk vermeyen bir tip. güler yüzlü, güzel, çok güzel bir kadın. altın rengi saçları var, yemyeşil güzel gözleri. yaşı hayli var ama neredeyse kırışmamış kadın. genetiği güzel diye geçiriyorum içimden. yunanistan doğumlu. sahi çok güzel olmayan göçmen var mı? çocuğumuz olursa işallah babaanneye çeker diye düşündüğümü hatırlıyorum. ah toyluk...
aile yine türkiye'ye gelecek. tabi evde bir telaş. evde dediğime bakmayın, bende bir telaş. adamın umrunda değil. daha tam birlikte yaşamıyoruz, eşyalarımın bir kısmı orada. ufak ufak toparlamaya çalışıyorum. ne yapıyorsun diyor. e toplayayım bunları, koyarız bir çantaya, göz önünde olmasın diyorum, ne münasebet diyor. yahu daha tam tanımıyorlar bile beni, istersen geldiklerinde hoşgeldiniiizz diye kapıyı ben açayım diyorum, hangi kapıyı, havaalanına karşılamaya gideceğiz birlikte diyor.
- aa öyle mi? düşünemedim ben hiç onu.
- düşünme zaten sen bunları, senin düşünecek başka şeylerin yok mu?
buraya bir ekleme yapmam lazım, ben bu adamla sonradan evlendim. birlikte toplamda 13 yıl geçirdik. ben bugün terapistinin "aklınızda, duygularınızda hiç korkmadan gezinebiliyorsunuz miko hanım, sizi bu konuda tebrik ve takdir etmek istiyorum, bu yolculukta size eşlik etmek benim için de son derece öğretici bir süreç oluyor" dediği bir insansam bunu bu adama borçluyum. o kadar çok zamanım ve alanım oldu ki, önce nasıl düşüneceğimi düşünmeyle işe başlamam gerektiğini öğrenebildim. müteşekkirim.
gün geliyor çatıyor, havaalanına gidiyor, karşılıyoruz aileyi. ön koltuğa oturması için arka kapıya yöneliyorum, saçmalama bakışı atıyor, kocasıyla gülüşüyor arka koltuğa otururken. trafikli bir yolculuktan sonra eve varıyoruz. o zamanlar bildiğim en havalı yemek perde pilavı. yanına pişirdiğim bonfile, bir yeşil, bir yoğurtlu salata ve zeytinyağlı taze fasulyeyle güzel bir masa kuruyorum onlar soyunup dökünüp, yol yorgunluklarını üzerlerinden atmak için dinlenirlerken. gurur dolu gözlerle süzüyor masayı müstakbel kayınvalidem. hata arar gözlerle değil. çok seviniyorum. yemek yeniyor, çaylar içiliyor. iltifatın bini bir para. çok seviniyorum. çok mutluyum. güzel bir akşamüstü akşama bağlanırken ben fiziken kendimi kötü hissetmeye başlıyorum. yoruldun sen kızım hadi odaya geç, dinlen diyor kayınvalidem. odaya geçiyorum. ben stres olduğumda ya da üzüldüğümde hasta olurum. fiks. hiç şaşmaz. yapma bunu, yapma bunu diye diye kendime, telkinin işe yaracağını sanarken uyuyakalıyorum. gözümü açtığımda herkes başımda. ateşim çıkmış. yaz günü. üzerimdeki elbiseyi kim ne zaman çıkardı, bana o atleti şortu kim giydirdi, rezillik diye düşündüğümü hatırlıyorum. hastaneye götürelim konuşmaları yapıyorlar sirkeli bez kompresi yaparken kayınvalidem. ateşim 40'a yakın. gözümü açamıyorum. gidiyoruz hastaneye. serum bağlıyorlar. ateşim düşüyor, gözüm açılıyor. annemi aramaları gerektiğini söylüyor kayınvalidem. gerek yok telaşlanmasın diyorum gecenin bir vakti. serum bitiyor, çıkıyoruz hastaneden eve geliyoruz. ateşim 38 civarı. bir iniyor, bir çıkıyor. tüm kemiklerim kırılmış sanki. ilaçlarımı alıyorum, yatıyorum. kayınvalidem sabaha kadar başımda bekliyor. tabiri caizse değil tam olarak sabaha kadar sevgilimle annesi yatağımın başucunda beni bekliyorlar. arada uyuyorum, uyanıyorum ama gecenin büyük kısmında sohbet ediyoruz. elma sirkesi kokusu eşliğinde. ah canım meryem annem. çok özledim seninle sohbet etmeyi.
evlenmeye karar verdikten sonra biz, bir gün sohbet ediyoruz kahvaltı sonrası kayınvalidemle. iyi düşündün mü kızım diyor. benim oğlum zor. hep öyleydi. sen de biliyorsun. seni de çok zorladı. evlenince hiçbir şey değişmeyecek biliyorsun değil mi? iyi düşündün mü? düşündüm anne diyorum. biliyorum, muhtemelen ayrılacağız. muhtemelen artık bir noktada devam edemeyeceğim. düşündüm ve göze aldım. senin için rahat değilse söyle ama bana. sence evlenmemeli miyiz? benim oğlum bir gün biriyle evlenecekse allah biliyor ya o kişi hem sen ol hem sen olma istiyorum kızım diyor bana. hele baba olacaksa... yanlış anlama beni, üzülme de bu sözlerime, ama bunlar gerçekler. benim oğlum seni üzecek. ben sana kıyamıyorum. senin çok mutlu olmanı istiyorum.
üzdü anne. ama çok mutlu da oldum. pişman değilim. asla. sen merak etme.
huzur içinde uyu. iyi ki tanımışım seni. iyi ki sen, senin gibi biriymişsin.
sene 2008 sanırım. ya da 2009 emin değilim. bir sevgilim var. inişli, çıkışlı, bir türlü kopamadığımız, bitiremediğimiz bir ilişki. ailesi yurt dışında yaşıyor. aslında tanıyorlar beni. bir iki kez bir araya gelmişiz. bir kez yaz tatilinde yazlığa gitmişim, bir kez dışarda yemek yenmiş. ama çok uzun uzadıya vakit geçirememişiz. babasına hemen kanım kaynamış. o da beni sevmiş, esaslı kız demiş benim için. canım benim. ama anne pek renk vermeyen bir tip. güler yüzlü, güzel, çok güzel bir kadın. altın rengi saçları var, yemyeşil güzel gözleri. yaşı hayli var ama neredeyse kırışmamış kadın. genetiği güzel diye geçiriyorum içimden. yunanistan doğumlu. sahi çok güzel olmayan göçmen var mı? çocuğumuz olursa işallah babaanneye çeker diye düşündüğümü hatırlıyorum. ah toyluk...
aile yine türkiye'ye gelecek. tabi evde bir telaş. evde dediğime bakmayın, bende bir telaş. adamın umrunda değil. daha tam birlikte yaşamıyoruz, eşyalarımın bir kısmı orada. ufak ufak toparlamaya çalışıyorum. ne yapıyorsun diyor. e toplayayım bunları, koyarız bir çantaya, göz önünde olmasın diyorum, ne münasebet diyor. yahu daha tam tanımıyorlar bile beni, istersen geldiklerinde hoşgeldiniiizz diye kapıyı ben açayım diyorum, hangi kapıyı, havaalanına karşılamaya gideceğiz birlikte diyor.
- aa öyle mi? düşünemedim ben hiç onu.
- düşünme zaten sen bunları, senin düşünecek başka şeylerin yok mu?
buraya bir ekleme yapmam lazım, ben bu adamla sonradan evlendim. birlikte toplamda 13 yıl geçirdik. ben bugün terapistinin "aklınızda, duygularınızda hiç korkmadan gezinebiliyorsunuz miko hanım, sizi bu konuda tebrik ve takdir etmek istiyorum, bu yolculukta size eşlik etmek benim için de son derece öğretici bir süreç oluyor" dediği bir insansam bunu bu adama borçluyum. o kadar çok zamanım ve alanım oldu ki, önce nasıl düşüneceğimi düşünmeyle işe başlamam gerektiğini öğrenebildim. müteşekkirim.
gün geliyor çatıyor, havaalanına gidiyor, karşılıyoruz aileyi. ön koltuğa oturması için arka kapıya yöneliyorum, saçmalama bakışı atıyor, kocasıyla gülüşüyor arka koltuğa otururken. trafikli bir yolculuktan sonra eve varıyoruz. o zamanlar bildiğim en havalı yemek perde pilavı. yanına pişirdiğim bonfile, bir yeşil, bir yoğurtlu salata ve zeytinyağlı taze fasulyeyle güzel bir masa kuruyorum onlar soyunup dökünüp, yol yorgunluklarını üzerlerinden atmak için dinlenirlerken. gurur dolu gözlerle süzüyor masayı müstakbel kayınvalidem. hata arar gözlerle değil. çok seviniyorum. yemek yeniyor, çaylar içiliyor. iltifatın bini bir para. çok seviniyorum. çok mutluyum. güzel bir akşamüstü akşama bağlanırken ben fiziken kendimi kötü hissetmeye başlıyorum. yoruldun sen kızım hadi odaya geç, dinlen diyor kayınvalidem. odaya geçiyorum. ben stres olduğumda ya da üzüldüğümde hasta olurum. fiks. hiç şaşmaz. yapma bunu, yapma bunu diye diye kendime, telkinin işe yaracağını sanarken uyuyakalıyorum. gözümü açtığımda herkes başımda. ateşim çıkmış. yaz günü. üzerimdeki elbiseyi kim ne zaman çıkardı, bana o atleti şortu kim giydirdi, rezillik diye düşündüğümü hatırlıyorum. hastaneye götürelim konuşmaları yapıyorlar sirkeli bez kompresi yaparken kayınvalidem. ateşim 40'a yakın. gözümü açamıyorum. gidiyoruz hastaneye. serum bağlıyorlar. ateşim düşüyor, gözüm açılıyor. annemi aramaları gerektiğini söylüyor kayınvalidem. gerek yok telaşlanmasın diyorum gecenin bir vakti. serum bitiyor, çıkıyoruz hastaneden eve geliyoruz. ateşim 38 civarı. bir iniyor, bir çıkıyor. tüm kemiklerim kırılmış sanki. ilaçlarımı alıyorum, yatıyorum. kayınvalidem sabaha kadar başımda bekliyor. tabiri caizse değil tam olarak sabaha kadar sevgilimle annesi yatağımın başucunda beni bekliyorlar. arada uyuyorum, uyanıyorum ama gecenin büyük kısmında sohbet ediyoruz. elma sirkesi kokusu eşliğinde. ah canım meryem annem. çok özledim seninle sohbet etmeyi.
evlenmeye karar verdikten sonra biz, bir gün sohbet ediyoruz kahvaltı sonrası kayınvalidemle. iyi düşündün mü kızım diyor. benim oğlum zor. hep öyleydi. sen de biliyorsun. seni de çok zorladı. evlenince hiçbir şey değişmeyecek biliyorsun değil mi? iyi düşündün mü? düşündüm anne diyorum. biliyorum, muhtemelen ayrılacağız. muhtemelen artık bir noktada devam edemeyeceğim. düşündüm ve göze aldım. senin için rahat değilse söyle ama bana. sence evlenmemeli miyiz? benim oğlum bir gün biriyle evlenecekse allah biliyor ya o kişi hem sen ol hem sen olma istiyorum kızım diyor bana. hele baba olacaksa... yanlış anlama beni, üzülme de bu sözlerime, ama bunlar gerçekler. benim oğlum seni üzecek. ben sana kıyamıyorum. senin çok mutlu olmanı istiyorum.
üzdü anne. ama çok mutlu da oldum. pişman değilim. asla. sen merak etme.
huzur içinde uyu. iyi ki tanımışım seni. iyi ki sen, senin gibi biriymişsin.
devamını gör...
bu da böyle bir anımdır
bir anısını anlatıp anlatıp, sonrasında ne yaptığını açıklayan düşünceli insan cümlesi.
devamını gör...
22 ekim 2021 sözlük mağazası indirim kampanyası
geçen de olmayan çocuğum bana baba benim neden yeşil mahlasım yok dedi. karma puanlari meyhanede yiyorum şuan. destek olmaya geldim.
devamını gör...
cinsel ilişki olmadan ilişki yürür mü sorunsalı
takıldıgım bütün kızları silkeleyeyim ama evleneceğim kız bakire olsuncular toplanmış yine başlığa.
tek partneri sağ eli olan çocuklar cinselliği övüyor.
tek partneri sağ eli olan çocuklar cinselliği övüyor.
devamını gör...
fikrimiz sorulmadan yorum yapmamamız gereken şeyler
evlimisin sorusu yeterince iticiyken hemen ardından gelen neden boşandınız sorusu . onuda yeterli bulmayan aklıevvel birinin çocuğun varmı diye konuya devam etmesi gibi konular ve insancıkları.
devamını gör...
atforvendetta
dinlediğimiz playlist ile müzik zevkinin mükemmel olduğunu öğrendiğimiz yazar arkadaşımız.
not: başka arkadaşların şarkıları da varmış çalan listede, herkesin yüreğine sağlık.
not: başka arkadaşların şarkıları da varmış çalan listede, herkesin yüreğine sağlık.
devamını gör...
çocuk sahibi olmak
her ne yaparsanız yapın, artık hayatınızın eskisinden daha farklı olmasını garanti eden durum. eğer çocuk sahibi olmayı istiyorsanız, şansınız varsa uzun zamandır tanıdığınız ve yaşam tarzını bildiğiniz bir çiftin çocuk sahibi olduktan sonraki değişimini gözlemleyin ve öyle karar verin derim. hayatta her kararın geri dönüşü mümkündür, evliliğin bile, fakat çocuk sahibi olmanın geri dönüşü yok.
devamını gör...
sevgi karın doyurmaz
sevgi karın doyurmaz ama ruhunu doyurur. yarın bir gün karnının iyice doyduğu zamanlarda, ruhunun açlığı bastıracak onu doyurmaya çalışacaksın. karın doyurmak ruhu doyurmaktan daha kolaydır. gerçek sevgi dediğimiz şey, yemek kadar kolay bulunan bir şey değil, sizi gerçekten seven birisi varsa kıymetini bilin. para dediğin şey çalışarak illaki birşekilde kazanılır. bugün olmazsa yarın olur. o yüzden sevgi önemli sözlük.
devamını gör...
normal sözlük seni seviyorum mesajı etkinliği
(bkz: burayı yıkarım)
devamını gör...
nickaltı savaşları
benim nickaltımda nedense olmuyor öyle şeyler. biri troll dedi sadece.
devamını gör...
lilium (yazar)
şu sözlükte okumaktan ve sohbet etmekten en keyif aldığım yazarlardan biridir.
nicklaltı kalabalıktır ama bazı arkadaşlar lilium’un profil fotoğraflarından hareketle yüzeysel zihin hareketleri elverdiği ölçüde kendisine erişilemeyen ciğer muamelesi yapıyorlar.
sohbetlerimiz sonunda anladım ki bazı insanlarda bir haksızlığa uğramışlık duygusu uyandırıyor zat-ı şahaneleri.
bir grup yazar arkadaş sadece profil fotoğrafına odaklanarak yorum yaparken lilium’u okuyanlar ve onunla sohbet edenler daha gerçekçi yaklaşabiliyor kendisine.
yüzeyselliğin yüzeyinde göllenme denemeleri yapmaktansa suyun nasıl çürüdüğünü anlatışını dinlemenizi tavsiye ederim.
kendisi şiir seslendirirken s ve t harflerine fonetik bir darbe yaparak bu sesleri alfabenin zincilerinden kurtarmış ve sabah uyanmak için ideal bir kafein oranı içeren şiirler seslendirmiş.
lilium ile ilgili söyleyeceğim son şey hakkında yapılan onca yorumdan sonra sadece şunlar olabilir:
lilium’un neresine, hangi özelliğine bakarsınız güzel tarafı odur. iyi ki varsın bayan haksız rekabet.
nicklaltı kalabalıktır ama bazı arkadaşlar lilium’un profil fotoğraflarından hareketle yüzeysel zihin hareketleri elverdiği ölçüde kendisine erişilemeyen ciğer muamelesi yapıyorlar.
sohbetlerimiz sonunda anladım ki bazı insanlarda bir haksızlığa uğramışlık duygusu uyandırıyor zat-ı şahaneleri.
bir grup yazar arkadaş sadece profil fotoğrafına odaklanarak yorum yaparken lilium’u okuyanlar ve onunla sohbet edenler daha gerçekçi yaklaşabiliyor kendisine.
yüzeyselliğin yüzeyinde göllenme denemeleri yapmaktansa suyun nasıl çürüdüğünü anlatışını dinlemenizi tavsiye ederim.
kendisi şiir seslendirirken s ve t harflerine fonetik bir darbe yaparak bu sesleri alfabenin zincilerinden kurtarmış ve sabah uyanmak için ideal bir kafein oranı içeren şiirler seslendirmiş.
lilium ile ilgili söyleyeceğim son şey hakkında yapılan onca yorumdan sonra sadece şunlar olabilir:
lilium’un neresine, hangi özelliğine bakarsınız güzel tarafı odur. iyi ki varsın bayan haksız rekabet.
devamını gör...
ballı süt
ufak yaşlarda başlayıp 30'uma gelsemde vazgeçemediğim güzel mi güzel alışkanlık. ama ılık süte yapmak gerekiyor yoksa bal özelliğini kaybediyormuş tamamen şeker yerine geçiyormuş. uzmanlar öyle söylüyor.
devamını gör...