wikipedia'dan copy paste yapan yazarın parantez içindeki rakamları bile silmemesi
gemi azıya almış yazar şeysi. biliriz ki wikipedia'da cümle sonlarında yer alan parantez içindeki rakamlar kaynakçaya ithafen yazılır.
(bkz: ulan bari kaynak göster)
(bkz: ulan bari kaynak göster)
devamını gör...
normal sözlük’e girince bildirim görmek
beni mutlu eden şeydir.
devamını gör...
yazarların en sevdiği çocuk kitabı
bana okumayı öğreten ve çocukluğumu hatırlatan kitap olduğu için (bir vefa borcu olarak) cin ali.
devamını gör...
yolda görsem selam vermem diyeceğimiz ünlüler
kerimcan durmaz ve danla sanırım..
devamını gör...
summer queen
bazı girdilerini okuduktan sonra aynı başlığa yazacak bir şey bulamadığım yazardır, düşüncelerimiz zaman zaman o kadar benzerlik gösterir. nedense çok sosyal bir insan havası veriyor bana, öyle mi bilmiyorum ama etrafı tarafından sevilen bir insan olduğuna inanıyorum. severek takip edilir kendisi.
devamını gör...
sözlük yazarlarının en sevdiği yazar ve alıntısı
yaşanılanlar ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı. (bkz: ihsan oktay anar)
devamını gör...
saplantı
psikolojide obsesif kompulsif bozukluk (okb) olarak geçer. insanın zihninden uzaklaştıramadığı, tekrar tekrar düşündüğü ya da yaptığı şeyleri temsil eder. ''geride bırakamıyorsan, tekrarlar'' sözü, saplantı ile paralel bir görüş bildirir.
daha spesifik bir örnek vermek gerekirse, ilişkilerde ''hep de beni buluyor böyleleri'' dendiğini duymuş ya da demişsinizdir. aslında onlar sizi bulmaz, siz onları bulursunuz. ilişkilerde size davranışları ve tavırları aynı ya da benzer olan kişileri seçersiniz ve aynı şekilde başa çıkmaya çalışırsınız. kafanızdaki düşünce ''bu sefer olacak''tır ama bir türlü olmaz. bu da farkında olmadan saplantı halini alır.
biraz daha bilgi vermek için edit: yukarıda açıkladığım ilişki üzerine örnek elbette saplantının tek konusu değildir. temizlik, şüphe duyma, simetri, sayı sayma veya dini takıntılar en bilinen saplantı türlerindendir. örneğin dini konuda bağlı olan biri, görevlerini yerine getirmediğini düşünüp bunu takıntı yaptığı taktirde kendisini tanrı'ya daha doğrusu kutsal gördüğü şeye küfür ederken bulabilir. tabii ki bu her vakada görülmeyeceği gibi ilerleyen vakalarda (hepsinde değil) görülür.
genelleyici olacak fakat ben takıntıların asla durup dururken oluştuğunu düşünmüyorum. altında travmatik olayların da yatabileceğini düşünüyorum. şahsımda ilerlememiş olsa da bir şeyi birkaç kez kontrol etme takıntısı var. ve bunun bende hangi olaydan sonra oluştuğunu biliyorum. bir arkadaşımın gelişigüzel sınav yerlerimizi söylemesinden ve sınav yerine gittiğimde aslında orasının benim sınıfım olmadığını öğrenmemden sonra oluştu. normalde kendi gözümle görmeden inanmayacak biri olsam da o an kontrol edememiştim ve kontrol edemememin cezası neredeyse sınava giremeyecek olmamdı. bundan sonra başka şeyleri kontrol ettiğimi bilsem de birkaç kez daha kontrol edip içimi rahatlatmaya başladım. evet birkaç kez kontrol etmem sinir bozucu olabilir fakat artı yönü de yok değil, tekrar tekrar düşünen ve kontrol eden insanlar daha az hata yapar. elbette ilerlediği taktirde davranış terapisi ve/veya ilaç tedavisi uygulanmalıdır.
daha spesifik bir örnek vermek gerekirse, ilişkilerde ''hep de beni buluyor böyleleri'' dendiğini duymuş ya da demişsinizdir. aslında onlar sizi bulmaz, siz onları bulursunuz. ilişkilerde size davranışları ve tavırları aynı ya da benzer olan kişileri seçersiniz ve aynı şekilde başa çıkmaya çalışırsınız. kafanızdaki düşünce ''bu sefer olacak''tır ama bir türlü olmaz. bu da farkında olmadan saplantı halini alır.
biraz daha bilgi vermek için edit: yukarıda açıkladığım ilişki üzerine örnek elbette saplantının tek konusu değildir. temizlik, şüphe duyma, simetri, sayı sayma veya dini takıntılar en bilinen saplantı türlerindendir. örneğin dini konuda bağlı olan biri, görevlerini yerine getirmediğini düşünüp bunu takıntı yaptığı taktirde kendisini tanrı'ya daha doğrusu kutsal gördüğü şeye küfür ederken bulabilir. tabii ki bu her vakada görülmeyeceği gibi ilerleyen vakalarda (hepsinde değil) görülür.
genelleyici olacak fakat ben takıntıların asla durup dururken oluştuğunu düşünmüyorum. altında travmatik olayların da yatabileceğini düşünüyorum. şahsımda ilerlememiş olsa da bir şeyi birkaç kez kontrol etme takıntısı var. ve bunun bende hangi olaydan sonra oluştuğunu biliyorum. bir arkadaşımın gelişigüzel sınav yerlerimizi söylemesinden ve sınav yerine gittiğimde aslında orasının benim sınıfım olmadığını öğrenmemden sonra oluştu. normalde kendi gözümle görmeden inanmayacak biri olsam da o an kontrol edememiştim ve kontrol edemememin cezası neredeyse sınava giremeyecek olmamdı. bundan sonra başka şeyleri kontrol ettiğimi bilsem de birkaç kez daha kontrol edip içimi rahatlatmaya başladım. evet birkaç kez kontrol etmem sinir bozucu olabilir fakat artı yönü de yok değil, tekrar tekrar düşünen ve kontrol eden insanlar daha az hata yapar. elbette ilerlediği taktirde davranış terapisi ve/veya ilaç tedavisi uygulanmalıdır.
devamını gör...
eski fotoğraflara bakarken hissedilenler
önceden beyazlarını saydığım kafada ve sakalda,artık siyah saç ve sakalları saymam geliyor aklıma.birde kömür sobasının telli borularında kurutulan merdaneli çamaşır makinesinde yıkanmış kirliler... güzel başlık...
devamını gör...
ilişki bittikten sonra alınan hediyelerin akıbeti
mesela playboy - manken aşklarının belli bir vadesi var. mankenden mankene değişir. kiminin aşkı üç ay sürer, kiminin aşkı beş ay, kiminin ki bir sene, en fazla süreceği de üç sene. aşklarının son kullanma tarihi bittiğinde playboy erkeği başka bir çiçeğe konmak için uçuşa geçer.
ardında bıraktığı kalbi yaralı manken de, geçim sıkıntısına düşünce playboy'un kendisine hediye ettiği jeep'i, satışa çıkarır. tabi paraya ihtiyaç olduğundan da ciddi miktarda fiyat indirimine giderler.
bunun haricinde üç yıllık sevgili kontenjanı dolan başka manken de geçim derdine düşünce kendisine hediye edilen lüks dairesini satışa çıkarır. bununla ilgili güzel bir söz var :
baskısız kız alma kaçar, avcıdan kaz alma uçar.
ardında bıraktığı kalbi yaralı manken de, geçim sıkıntısına düşünce playboy'un kendisine hediye ettiği jeep'i, satışa çıkarır. tabi paraya ihtiyaç olduğundan da ciddi miktarda fiyat indirimine giderler.
bunun haricinde üç yıllık sevgili kontenjanı dolan başka manken de geçim derdine düşünce kendisine hediye edilen lüks dairesini satışa çıkarır. bununla ilgili güzel bir söz var :
baskısız kız alma kaçar, avcıdan kaz alma uçar.
devamını gör...
kadınların efendi erkek sevmemesi
efendilik demek sünepe, sıkıcı, sissy erkek demek değildir. siz bunun ayrımını yapamıyorsunuz. efendilik aldatmamak, yalan söylememek değer vermek gibi şeylerdir ve buna serseri gördüğünüz biri de sahip olabilir. hem efendi hem serseri erkek olur mu demeyin oluyor. siz önce efendiliğin ne olduğunu öğrenin.
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
çay ve tea. hemen hemen bütün dillerde aynı şekilde telaffuz edilir ve aynı anlama gelir.
çayın anavatanı çin'dir. mandarin lehçesinde ç'a, amoy lehçesinde t'e olarak kullanılır.
çayın ipek yolu üzerinden ulaştığı ülkelerde çay vb. kelimeler kullanılırken, deniz yoluyla ulaştığı ülkelerde tea vb. kelimeler kullanılmıştır. hollanda doğu hindistan şirketi (the dutch east ındia company), çin'den avrupa’ya ilk çay ihracatını yapan şirket olarak biliniyordu. böylelikle avrupalılar bu bitkiyi daha çok tea ismiyle tanıdı. aşağıda ülkelere göre söylenişini görebilirsiniz.
afrikaans : tee
arnavutça : caj (telaffuz edilen chai)
arapça : chai veya şeytan
ermenice : te
azerice : caj (telaffuz edilen chai)
bask : çay
belarusça : harbatu
bengalce / bangla : cha
bulgarca : chai
katalanca : té
çince (kanton) : cha
çince (mandarin) : cha (ikinci ton / yükselen bir tonda "a" ile telaffuz edilir)
hırvatça : caj (telaffuz edilen chai)
çek : caj (telaffuz edilen cha-i)
danca : te
hollandaca : thee
ingilizce : tea
esperanto : teo
filipinli / tagalog : tsaa
fince : tee
fransızca : le thé (erkeksi)
galiçya : té
gürcüce : chai
almanca : der tee
yunanca : tsai
haiti kreol : té
ibranice : teh
hintçe : chai
macarca : çay (çoğul: tik ağacı)
irlandalı : tae
italyanca : te (telaffuz)
izlandaca : te
endonezya dili: teh
japonca : o-cha
korece : cha
letonca : teja (telaffuz edilen tay-ya)
lüksemburgca : téi
makedonca : chaj (telaffuz edilen chai)
malay dili : teh
malta dili : te
norveççe : te
farsça : chay (çoğu bölgede belirgin chai)
lehçe : herbata
portekizce : cha (brezilya aksanıyla telaffuz edilen shah)
romence : ceai
rusça : chai
sırp : caj (telaffuz edilen chai)
slovakça : caj (telaffuz edilen chai)
slovence : caj (telaffuz edilen chai)
somali : şaah
ispanyolca : el té (erkeksi; telaffuz edilen tay)
svahili : chai (telaffuz edilen cha-i)
isveççe : te
taiwanese : de
tamilce ( sri lanka ) : çay
tayland : chah (chah yen tay buzlu çay anlamına gelir)
tibet : cha veya ja
türkçe : çay
ukraynaca : chaj (telaffuz edilen chay)
urduca : chai
(kuzey) vietnam dili: che
(güney) vietnamlı : tra (bazen telaffuz edilen cha veya ja)
galce : te
yidiş : tey
zulu : itiye
kaynak
kaynak
çayın anavatanı çin'dir. mandarin lehçesinde ç'a, amoy lehçesinde t'e olarak kullanılır.
çayın ipek yolu üzerinden ulaştığı ülkelerde çay vb. kelimeler kullanılırken, deniz yoluyla ulaştığı ülkelerde tea vb. kelimeler kullanılmıştır. hollanda doğu hindistan şirketi (the dutch east ındia company), çin'den avrupa’ya ilk çay ihracatını yapan şirket olarak biliniyordu. böylelikle avrupalılar bu bitkiyi daha çok tea ismiyle tanıdı. aşağıda ülkelere göre söylenişini görebilirsiniz.
afrikaans : tee
arnavutça : caj (telaffuz edilen chai)
arapça : chai veya şeytan
ermenice : te
azerice : caj (telaffuz edilen chai)
bask : çay
belarusça : harbatu
bengalce / bangla : cha
bulgarca : chai
katalanca : té
çince (kanton) : cha
çince (mandarin) : cha (ikinci ton / yükselen bir tonda "a" ile telaffuz edilir)
hırvatça : caj (telaffuz edilen chai)
çek : caj (telaffuz edilen cha-i)
danca : te
hollandaca : thee
ingilizce : tea
esperanto : teo
filipinli / tagalog : tsaa
fince : tee
fransızca : le thé (erkeksi)
galiçya : té
gürcüce : chai
almanca : der tee
yunanca : tsai
haiti kreol : té
ibranice : teh
hintçe : chai
macarca : çay (çoğul: tik ağacı)
irlandalı : tae
italyanca : te (telaffuz)
izlandaca : te
endonezya dili: teh
japonca : o-cha
korece : cha
letonca : teja (telaffuz edilen tay-ya)
lüksemburgca : téi
makedonca : chaj (telaffuz edilen chai)
malay dili : teh
malta dili : te
norveççe : te
farsça : chay (çoğu bölgede belirgin chai)
lehçe : herbata
portekizce : cha (brezilya aksanıyla telaffuz edilen shah)
romence : ceai
rusça : chai
sırp : caj (telaffuz edilen chai)
slovakça : caj (telaffuz edilen chai)
slovence : caj (telaffuz edilen chai)
somali : şaah
ispanyolca : el té (erkeksi; telaffuz edilen tay)
svahili : chai (telaffuz edilen cha-i)
isveççe : te
taiwanese : de
tamilce ( sri lanka ) : çay
tayland : chah (chah yen tay buzlu çay anlamına gelir)
tibet : cha veya ja
türkçe : çay
ukraynaca : chaj (telaffuz edilen chay)
urduca : chai
(kuzey) vietnam dili: che
(güney) vietnamlı : tra (bazen telaffuz edilen cha veya ja)
galce : te
yidiş : tey
zulu : itiye
kaynak
kaynak
devamını gör...
z kuşağının normal sözlük'e girişinin yasaklanması gerekliliği
keşke z kuşağı kadar zeki olsaydı, z kuşağına burun kıvıranlar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlık rütbeleri
gerçekleri yansıttığı düşünülmemesi gerekir. gardiyan nedir hacım?
devamını gör...
oymyakon
dünyanın en soğuk noktası.fotoğraflarına bakmak bile üşütür.sıcaklığın - 71 dereceye kadar düştüğü görülmektedir.ortalama sıcaklık - 47 derecedir.600 kişilik nüfüs, böyle bir köy için az sayılmamalıdır. coğrafyada "orta kuşak karalarının iç kesimleri" bilgisinin bire bir karşılığıdır.araçlar sürekli çalışır haldedir.dillere pelesenk olan sibirya soğuğu tam olarak buradadır!
devamını gör...
müge anlı ile tatlı sert
bir atv programı.
bugün çok tuhaf bir olay var ekranda. evli bir adam ve karısı (nagihan ya da nagehan) gelmiş. bir de 2. kadın (nursel) var. sözde nursel'e para kaptırmışlar, nursel bunun kimliğini kullanmış falan filan... işin o kısmını geçiyorum, çok cankulağıyla dinlemedim de zaten. beni hayretler içinde bırakan kısmına geliyorum işin. daha doğrusu hayretler içinde kalmak demeyeyim, sonuçta artık bir şeye şaşırmıyoruz da işin "yuh!" dediğim kısmına geliyorum diyeyim.
adamın ifadesi şu: "nursel arabada üzerime atladı, beni kirletti."
soruyor müge: "sen ne yaptın, kaçmadın mı?"
cevap: "dışarıda yağmur vardı, çıkmadım arabadan, kirletti beni..."
nursel de "ben evli olduğunu bilmiyordum. boşandım dedi. bana imam nikâhı kıydı. evimin geçimini o sağlıyordu." falan diyor.
tüm bunlara rağmen karısı, tipik bir kendini kandırma ihtiyacı içerisinde "benim kocam yapmaz. kadın onu kandırdı. benim kocam çok saftır bla bla bla..."
güneş tutulmasını sorun anlatayım, ay tutulmasını sorun anlatayım ama akıl tutulmasına diyecek tek kelimem yok.
imdat yaaa, vallahi billahi imdaaaat!
bugün çok tuhaf bir olay var ekranda. evli bir adam ve karısı (nagihan ya da nagehan) gelmiş. bir de 2. kadın (nursel) var. sözde nursel'e para kaptırmışlar, nursel bunun kimliğini kullanmış falan filan... işin o kısmını geçiyorum, çok cankulağıyla dinlemedim de zaten. beni hayretler içinde bırakan kısmına geliyorum işin. daha doğrusu hayretler içinde kalmak demeyeyim, sonuçta artık bir şeye şaşırmıyoruz da işin "yuh!" dediğim kısmına geliyorum diyeyim.
adamın ifadesi şu: "nursel arabada üzerime atladı, beni kirletti."
soruyor müge: "sen ne yaptın, kaçmadın mı?"
cevap: "dışarıda yağmur vardı, çıkmadım arabadan, kirletti beni..."
nursel de "ben evli olduğunu bilmiyordum. boşandım dedi. bana imam nikâhı kıydı. evimin geçimini o sağlıyordu." falan diyor.
tüm bunlara rağmen karısı, tipik bir kendini kandırma ihtiyacı içerisinde "benim kocam yapmaz. kadın onu kandırdı. benim kocam çok saftır bla bla bla..."
güneş tutulmasını sorun anlatayım, ay tutulmasını sorun anlatayım ama akıl tutulmasına diyecek tek kelimem yok.
imdat yaaa, vallahi billahi imdaaaat!
devamını gör...
bir zamanlar anadolu'da
"bir zamanlar anadolu'da dersin. ücra bir yerde görev yaparken, işte böyle böyle bir gece yaşamıştık dersin. anlatırsın yani ne bileyim, masal gibi. "
2011 yapimi nbc filmidir. film bittikten sonra repliklerini çok düşündüm, çok güzel bir filmdi.
balon diyecek insanin filmden anlamadigi kanısına varabilirsiniz hatta.
çok düşündüren repliklerden birisi de şüphesiz "
ya doktor, bir insan bi başkasını cezalandırmak için hakkaten kendini öldürebilir mi doktor? olabilir mi böyle bir şey ya
devamını gör...
nato kafa nato mermer
bir olay üzerine konuşulurken; algılama kapasitesi minimumda olan kişiler için, naparsan yap olmayacak manasında kullanılan bir deyiş. öz hakiki türkçe değil ama çok güzel yerleşmiş dilimize. genelde öğretmenler ve ebeveynler tarafından öğrenci kişisi çocuğu üzmek niyetiyle kullanılır, yapmayın yazıktır.
devamını gör...
n'apim tabiatım böyle
yüksek ses dinlemeye değecek teoman şarkısı.
"kapıları kaparım
ardıma bakarım
hayatım böyledir
bir yol ararım...
n'apim tabiatım böyle
vura vura dip oldum
ona buna dert oldum
yana yana söndüm
çelindi gönlüm
yaşamadan öldüm."
"kapıları kaparım
ardıma bakarım
hayatım böyledir
bir yol ararım...
n'apim tabiatım böyle
vura vura dip oldum
ona buna dert oldum
yana yana söndüm
çelindi gönlüm
yaşamadan öldüm."
devamını gör...
bir kadını kırmadan ona şişman olduğunu söylemek
yas yas yas gley yas gley cürübbübbbüüü
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük, günaydın diğerleri, günaydın kübiş.

bak şu yavrucağa, saatlerdir "kübiş ne zaman arayacak, onun sesini ne zaman duyacağım babacım?" diye ağlıyor inan, zaten yüzünden de belli üzüntüsü.
insan böyle ufacık bir kızı nasıl üzer anlamıyorum?
inan kendim için bişi istemiyorumjsjsjjsjsjs, dur dur kendi lafıma kendim inanmadım. hahahah
neyse, gelin buketinin bir bildiği vardır, mesaj kutularındaki nergisler gülümsetir ve günaydın!*

bak şu yavrucağa, saatlerdir "kübiş ne zaman arayacak, onun sesini ne zaman duyacağım babacım?" diye ağlıyor inan, zaten yüzünden de belli üzüntüsü.
insan böyle ufacık bir kızı nasıl üzer anlamıyorum?
inan kendim için bişi istemiyorumjsjsjjsjsjs, dur dur kendi lafıma kendim inanmadım. hahahah
neyse, gelin buketinin bir bildiği vardır, mesaj kutularındaki nergisler gülümsetir ve günaydın!*
devamını gör...