“kırık cam misali hatalarım, acıtır. seni böyle mi kaybettim?” sözü ile en çok etkilendiğim şarkısı ‘sensiz ben’.

‘sezen aksu - vazgeçtim’ şarkısını da mükemmel cover’lamış müzik grubu.

dinlemek istersen buradan
devamını gör...

balıkesir gar.

fransızlar tarafından 1912 yılında yapılmıştır. yan tarafında arapça ve latin harfleriyle balikessir yazar. çok güzel bir binadır. 2017 yılında restore edilmiş ve halen kullanılmaya devam etmektedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün tanıştık kendisiyle çok sevdim çok sıcakkanlı biri.* iyi ki gelmiş bu sözlüğe hiç gitmez yazmaya devam eder umarım. edebiyat sever biri de galiba en sevdiğim.
devamını gör...

günümüzün sorunlarından bir tanesi. gerçi yıllar önce de coğrafya gözetmeksizin vardı ve var olacak !
papaların kendilerini yaradan adayıp bakir bir hayat idame ettiklerinden yeğenlerini bir yere getirme uğraşlarına verilen isim. ah papa ah. sormayacak mı yaradan kul hakkını? swh
ülkemizde özel sektör ve kamuda bir şekilde tanık ya da muhattap olduğumuz adam kayırmacılık.
böyle gelmiş böyle gidecek korkarım vallah
adam genel müdür şirkete alım olacak vasıfsız yeğenini alıyor. bir de yetmez gibi sıfır deneyimli birini o birimde yetkili yapıyor.
kamu tarafına girersek çıkamayız. her dönemde ayyuka çıkan skandal liyakatsiz atamalar.
devamını gör...

(bkz: prim çocuklar)
devamını gör...

şüphesiz allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

nebe 33.*
devamını gör...

benden bir hatıra.
devamını gör...

(bkz: istanbul'dan hissedilmeyendir)
devamını gör...

belkide yalnızlık,
kendi eşsiz evrenimizin birtanecik kabalığıdır.

kimbilir...
devamını gör...

bu sene son sezonu olduğunu duyurmuş, emekliye ayrılacak f1 efsanesidir..
f1'e renk katan, en farklı karakterde yarış pilotlarından biriydi.. resmen kendine özgüydü, onun gibisi yoktu.. soğuk kanlılığı ve umursamaz tavırları, garip tepkileriyle "ice man" lakabının hakkını kesinlikle veriyordu.. şampiyonluğu ve bir çok başarısına rağmen hırsı pek yoktu, başarıları umursamıyordu, öylesine sürüyordu.. ama bu karakteri ve davranışlarının kendisini itici veya kötü biri yapmıyordu, tam tersi büyük bir hayran kitlesi toplamış, bir çok f1 sever tarafından ilgiyle takip edilmiş sevilmişti..
her zaman hırs yapmanın, disiplinli olmanın, başarılı olmaya çalışmanın, çok çalışmanın yaşamdan, yaşamaktan zevk almayı, yaşamanın tadını çıkarmayı engellediğini düşünüyorum.. adeta bir robot gibi, ruhsuz, tutkularından yoksun, tek derdi "şu virajı 0.01 saniye daha hızlı nasıl dönebiliriz" olan, her günü planlı yaşayan ve yarışlarda da bu planlarını uygulayarak f1 izleyicilerine ruhsuz, doğallıktan uzak, rekabetin olmadığı zevksiz yarışların izletildiği f1 dünyasında kendinden ödün vermeden, içinden geldiği gibi yaşayan, canı ne isterse onu yapan, canı ne isterse onu söyleyen, canı nasıl davranmak istiyorsa öyle davranan birisiydi.. insana insan olduğunu hatırlatan, yarın yaşayıp yaşamayacağımızın belli olmadığı, bu sebeple dünya dertlerini bir kenara bırakıp hayatta ne istiyorsak onu yapmamızı, tutkularımızın peşinden gitmemiz gerektiğini bize kendi yaşamı ile gösteren birisiydi..
insanlar belki de bu yüzden kendisinden daha başarılı bir çok pilot var iken kendisini seviyordu, sempati duyuyordu.. insanların yapmak isteyip de yapamadığı, olmak isteyip de olamadığı kişiydi kimi raikkonen.. buz adam her zaman hatırlanacak, asla unutulmayacak.. sauber'de hissesi varmış duyduğuma göre.. umarım motorsporlarından uzaklaşmaz, gerek arka planda, gerekse direksiyon başında kendisini tekrar görürüz..

son olarak:
kimi raikkonen brezilya'da kayboluyor
monaco'da yarış dışı kalınca yatına gidiyor yatının adı da "one more toy" *
kimi raikkonen çölde yürüyor
enstantaneler özet
bir başka güzel enstantaneler
en sevdiğim:
kimi raikkonen lastik ısıtmıyor
devamını gör...

"insanların size karşı olmaları diye bir şey yoktur, onlar kendilerinden yanadır hepsi bu." sözünü hatırlatan soru başlığı.

insanları " iyi" ve" kötü" olarak ayırt etmeyi bırakalı çok oluyor. gençlikte size verecekleri fayda zarar oranına göre iyi ya da kötü diye ayırtetmek zorunda kalıyorsunuz. bir çeşit savunma iç güdüsü sanırım. dünyevi imkanlarınız artmaya, kendi ayaklarınız üstünde durmaya, kişilik olarak kendinizi gerçekleştirmeye başladıkça insanların size zarar vermesi ile ilgili korkularınız da azalmaya belki de kendinize güveniniz artmaya başlıyor. tabi ki bu noktaya gelene kadar bir çok insandan zarar görmeye, iyi sandığınız insanların aslında o kadar iyi olmadığını, hatta kötü olarak sınıflandırmanız gerekip hata ettiğinizi tecrübe etmeye başlıyorsunuz. tam tersi durum da bir o kadar çok oluyor. sizin kötü sandığınız, uzak durmaya uğraştığınız insanların aslında sadece sizin gibi kendi dertlerinden müzdarip olduğunu görüyorsunuz.
şahsen geriye dönüp baktığımda ne kadar çok kişiyi iyiler ve kötüler diye yanlış bölmelere yerleştridiğimi görüp üzüldüğüm çok olmuştur. daha da acınılası durum kaç kişinin kötüler bölmesinde yer aldığımı farketmem. şimdi geldiğim noktada hiç kimse benim için iyi ve ya kötü değil. herkes nefsine ne kadar yakın ne kadar uzak ve benden ne bekliyor ben onu ne kadar karşılarım onun muhasebesini yapıp karar vermeye çalışıyorum. birisi ile ilgili ilk izlenimim çoğu zaman beni yanıltmıyor. keşke hiç bulaşmasaydım, keşke hiç bu kadar taviz vermeseydim dediğim çok olmuştur. çoğu zaman yanlış kararlar verdiğim hissi peşimi bırakmıyor ama bu insanların kötü olduğunu göstermez. herşeye rağmen ;
“allah’ın rahmeti sebebiyledir ki sen onlara yumuşak davrandın. eğer kaba, katı kalpli olsaydın, çevrenden dağılır giderlerdi. öyleyse sen onları affet, onların bağışlanmalarını dile. iş konusunda onlara danış. karar verdin mi de allah’a dayan. çünkü allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.”al-i ımran suresi:159.
devamını gör...

duygularını muhteşem bir üslupla anlatan, karalama defterindeki yazılarıyla yüreğimi ısıtan, ufkumu açan değerli yazar, sağ olsun, var olsun, iyi ki var. *
devamını gör...

#1227527 şu tanımla tüm dikkatimi kendi üzerine çekmiş olan yazar.

ayakta alkışlıyorum kendisini. tabi o konuya burada değinmeyeceğim.

az önce tanımlarının bazılarını okudum. (ara ara denk geldiğimde akışta vs okuyordum ama bu tanım beni buraya sürükledi.) çok yerinde ve doğru tespitleri var. okunası, keyifli ve akıcı yazılar. çok aklı başında ve dikkat çekici bir yazar.

daha ne olsun?

keyifli sözlükler sayın yazar...
devamını gör...

duruma göre gayet de işe yarayabilen ingilizce.

devlet lisesi mezunuyum. kredili sistemin, yani süper lisenin ilk kurbanlarındanım. şu an alanımla ilgili ingilizce kaynakları ve makaleleri çoğunlukla gayet güzel okuyup anlayabiliyor, alt yazısız ingilizce filmleri izleyebiliyor, aradığım şarkıyı sözlerinden arayıp bulabiliyorum.

bir de özel lise mezunu arkadaşım vardı. tek kelime ingilizce bilmiyordu. dersleri genelde boş geçmiş çünkü.

bence ön yargı iyi bir şey değil.

edit: ünide eğitim türkçe idi.
devamını gör...

bir kaşkolnikov ukdesidir.

amerikalı oyuncu, yazar, yönetmen ve şarkıcıdır. tam adı melissa catherine joan hart’tır. 1976 yılında new york’ta doğan oyuncu her zaman on yedi yaşındadır. asla yaşı büyümeyecek ve asla dış görünüşü değişmeyecektir benim için. o her zaman genç cadı sabrina’dır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
melissa joan hart’ı başka hiçbir yerde izlemedim. sadece sabrina the teenage witch. bu dizi türkiye’de daha sonra acemi cadıismi ile yayınlanan dizinin orijinalidir.

sabrina zelda ve hilda isimlerindeki iki halası ile yaşayan genç bir cadıydı ve melissa joan hart bu dizide muhteşemdi. kendine oyunculuk kariyerinden shirley temple ve audrey hepburn’u örnek aldığını söyleyen melissa joan hart sabrina rolünde o kadar doğal ve sevimlidir ki insan izlerken doğal bir büyü altında hisseder kendini.

melissa joan hart ayrıca bir müzisyendir ama çok iyi bir müzisyen olduğunu söyleyemeyeceğim. this ıs what 'na na' means, sabrina, the teenage witch: the album ve peter and the wolf isimli albümler çıkaran oyuncu çok da başarılı olamamıştır.

velhasılı benim için melissa joan hart sabrina’dır ve her zaman öyle kalacaktır. hala olsa izlerdim bu diziyi ve eminim yine sabrina’ya hayran olurdum.
devamını gör...

pusuya yattım, beklemedeyim sözlük.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sence de marxist-feminizm teorisi çok doğru değil mi?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kapalıçarşı kılıççılar kapısının orada dönerci şahin usta var.oturma yeri bile olmayan küçücük bir dükkandır ama döneri enfestir.üstüne tanımam.kapısında her zaman kuyruk olur, saat 15:00 gibi de döneri biter.

edit: canım çok aşure çekince aklıma geldi ilave edeyim dedim.
hafız mustafa/eminönü; aşuresinde safran vardır, hem rengi çok güzeldir hem de tadı.dondurmaları da hiç fena değil.doyurucu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim