o kadar çok sevindim ki. çocuklarıyla çok mutlu yaşasın.
devamını gör...

bir yazar.
sayfalarca düşündüm, satırlarca yazdım babam hakkında. hiç şu yalınlıkta ifade etmedim, edemedim kendimi. #1225826

bir babamdan ummazdım bunu kör oldum anlatısı. sade. basit. tartışmasız. acı gibi. ne diyim.
devamını gör...

leyla ile mecnun'dan metonya kralı metin olmak isterdim. adam kral daha ne olsun.
devamını gör...

ellerinde valizleri düşmüştü yollara. terminali gördüğünde içinde kocaman bir boşluk hissetti. otobüsten kan ter içinde indi. kavurucu bir sıcak vardı ilçede. yürümeye başladı. yürüdükçe vücudunun uyuşmaya başladığını hissetti. sıcak havayı hiç sevmezdi. bu sıcak nereden çıkmıştı böyle. galiba baygınlık geçirecekti. karşıdan ona doğru gelen, siyah elbiseli, çok şık siyah bir şapkası olan bir kadın gördü. kadının bir elinde şemsiye bir elinde ise yelpaze vardı. elbisesi yerde sürünüyordu. yüzü bembeyazdı. teninin beyazlığı kara gözlerini iyice belirginleştiriyordu. kadına, pardon hükümet konağı nerede acaba biliyor musunuz diye sordu. kadının suratında hiçbir mimik olmadığını fark etti. robot gibi hareket ediyordu. kadının tarifine bire bir uyduğundan emin olmasına rağmen binayı bulamadı.

başka birine daha sormaya karar verdi. bu sefer karşısına genç bir adam çıktı. adam bu sıcakta üzerine ceket giymişti. adamı o şekilde görünce, eridi bitti. zorlanarak da olsa hükümet konağının yerini sorabildi. üzerindeki giysiler terden ıslanmıştı. durduramıyordu terini. genç adamın söylediğine göre şu an çıktığı yokuşun hemen başındaydı bina. yokuşu çıktığında binanın olmadığını gördü. artık korkmaya başlamıştı. burası neresiydi, bu sıcak nereden çıkmıştı? hemen yanı başındaki ağacın gölgesinde oturdu. o şekilde ne kadar vakit geçirdiğinin bile farkında değildi. bir süre sonra kaymakamlık binasının hemen karşısında durduğunu fark etti.

müftü ile görüşme ayarlamıştı. epey geç kalmıştı bu görüşmeye. tarihi ve bakımsız bir binaydı. etrafında pek yapılaşma yoktu. müftülük en üst kattaydı. merdivenleri çıkmaya başladı. yukarı çıktıkça iyice ısınıyordu vücudu. dermanı kalmamıştı hiç. müftünün odasına zor bela girmeyi başardı. müftü sen de kimsin dedi. çok sıcak diye cevap verdi yusuf. evet dedi müftü buralar birkaç gündür epey sıcak. alnındaki teri silerken, yeni atanan imam olduğunu söyledi.
-saatlerdir bekliyordum seni. nerde kaldın? al bakalım görevlendirme yazını. hayırlı uğurlu olsun honki ponki köyünde çalışacaksın.
-şaşkın bir şekilde zar zor teşekkür ederek odadan çıktı.

dışarı çıktığında havanın kararmaya başladığını gördü. sıcaklık biraz olsun azalmıştı. bir insan görünceye kadar yürüdü. gördüğü ilk kişiye honki ponki köyüne nasıl gideceğini sordu. zayıf kır saçlı adam bilmiyordu köyü. bilse zaten çok şaşıracaktı yusuf. tekrar terminale gitmeye karar verdi. zor da olsa buldu terminali. orada bıyıklı şişman bir adam yardımcı olmaya çalıştı, genç imama. imam duydukları karşısında şok olmuştu. taksi bile gitmiyordu bu yere. şişman adam bıyıkları ile oynarken, bir süre düşündü. sonra, sabah tekrar uğra bir şeyler yapmaya çalışacağım dedi. başka hiç kimse yoktu terminalde. nereye gideceğini hiç bilmiyordu.

tekrar yürümeye başladı. sessizlik ve karanlıktan başka bir şey yoktu ortalıkta. ne kadar süredir yürüdüğünün, nereye doğru gittiğinin hiç farkında değildi. birden önüne at arabaları çıktı. bu arabaların burada ne işi var diye düşünürken, birisinin nereye gitmek istiyorsun diye sorduğunu işitti. uzun kır saçlı, esmer tenli zayıf bir arabacıydı soruyu soran. honki ponki köyüne gitmek istiyorum dedi yusuf. atla hemen, yolumuz uzun.
-neden gitmek istiyorsun oraya?
-ben imamım, oraya görevlendirildim.
başka bir konuşma geçmedi aralarında. imam derin bir uykuya daldı. uyandığında hava aydınlanmıştı. köye varmışlardı. arabacı muhtarın evini tarif etti.

şiddetli bir rüzgar karşılamıştı imamı. terk edilmiş evlerin damlarını uçurmaya niyetliydi rüzgar. havaya kalkan tozdan ortalık görünmez olmuştu. yusuf bir köşeye sinerek öylece kaldı. rüzgar bittiğinde muhtarın evine doğru yürüdü. muhtarın evi olduğunu sandığı, evin kapısında durdu. kırmızıya boyalı kapı, biraz ittirseniz açılacak gibi duruyordu. kapıya yavaşça vurdu. kapı kendiliğinden aralandı. koşar adımlarla, bir adamın yaklaştığını gördü. yüzünde şaşkın bir ifade olan uzun sakallı adam, sen de kimsin nereden çıktın böyle diye sordu. ben imamım, bu köye tayinim çıktı diye cevap verdi yusuf. adam sarıldı imama ve kendinden epey küçük hocanın elinden öpmeye çalıştı. yusuf elini kaçırdı. artık seninle birlikte üç kişiyiz hocam dedi, mutlu bir şekilde. adam gülümsemesini durduramıyordu. imam beyninden vurulmuşa dönmüştü. terk edilmiş bir köyde iki kişiye mi imamlık yapacaktı. birden sıcak basmıştı, kendini kötü hisseden yusuf, olduğu yere yığıldı.

annesinin sesiyle uyanan yusuf, yastığının ıslanmış olduğunu fark etti. tüm bedeni ter içindeydi. gördüğü bu kabus yüzünden uzun bir süre kendine gelemedi.
devamını gör...

asimetri hastalığı
ortamda ters duran bir şey varsa, kişi o duruma tepki verir. girdiği ortamda mesela duvardaki resim ya da yerde duran terlik ters pozisyondaysa anında bunları düzeltmeye kalkar.
devamını gör...

05 almıştım .sonra o dersin hocası oldum.nasıl aldım bu puanı hala şaşarım kendime.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

anavatanın, çin olduğu yönünde de
anadolu olduğu yönünde de görüşler olan meyvedir.

uygur destanında fındık ağacından bahsedilmektedir.

eski çin kaynaklarında ‘ tanrının ihsan eylediği beş kutsal meyveden biri’ diye geçer.

evliya çelebi trabzon için ‘dağları taşlarında cümle ormanları fındıklıktır. ‘ der.

eski beri kıymetli görülen meyve, çikolata hayatımıza girdikten sonra daha da kıymetlenmiştir.

türkiye, dünya fındık üretimin yaklaşık yüzde yirmisini sağlamaktadır.

fındık yetiştirilen yerler için, her sene ağustos ayı, fındık zamanı olarak geçer.
fındık, çay gibi hemen satılabilecek bir ürün değildir.

toplandıktan sonra kurutulması, tanelerine ayrılması, sonra da tanelerinin iyice kurutulması gerekir.

iyice kurutulmayan fındık, nemli havası ile nam salmış karadeniz bölgesinde, çok çabuk çürüyebilir ve tüm ürün zayi olabilir.

eylül gibi satışa hazır hale gelen fındık, devletin açıkladığı fiyatla satışa sunulur.
eskiden bir çok ailenin bir yıllık geçim kaynağı olan fındık bu, zamanda ek gelir olarak görülmektedir.

fındık psödomaki türünde bir bitkidir.
boyları 3 metre civarı, beş on tane daldan oluşan ocakların, sıra sıra dizildiği fındıklıklarda yetişir. her fındık zamanı sonrası, yaşlı dallar genç dalların ocakta rahatça büyümesi için kesilir, bu işleme seyrekleme adı verilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


fındık ocakları çapalanırsa ve gübrelenirse verim de ona göre artar.

yaşlıların fındıklıkta gördüğü her tane ile gözlerine nur indiren, aynı yaşlıların fındığa özen göstermeyen gençleri çeneleri ile canından bezdirmesine sebep meyvedir.

aslında, kafa dengi olunca, oyun masasında oyun oynar gibi sohbeti bol bir eyleme sebep olabilecek bir meyvedir. *

ezcümle; bir iki güne benim de maruz kalacağım ağustos ayının tatlı çilesidir.
devamını gör...

intihale takılıp durmak.
devamını gör...

belçikalı resimsel fotoğrafçı leonard misonne'un resimsel fotoğrafları:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tercüme, müzik ve kolaj yapmaya uğraşıyorum. tercüme sanat mı diye soracak canım yazar kardeşlerim, evet sanat.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yedigöller
devamını gör...

1994.
yaşımı hesaplamayın, biliyorum. *
devamını gör...

1947 yılında, new mexico'nun roswell adlı kasabasında yaşayan bir çiftin, garip şeyler gördüğünü yetkililere bildirmesi ile ortaya çıkan ve o günden beri dillere pelesenk olan, ufo'larla ilişkilendirilmiş olan olay.

çiftin ihbarından sonra bir kişi daha yetkilileri aradı ve garip bir şeyin parçalarını gördüğünü söyledi. yetkililer bölgeye gelerek enkazı topladı ve olay kapandı.

ancak insanlar bunun bir ufo kalıntısı olduğu, hatta içinden dünya dışından gelen 3 adet yaratığın çıktığı söylentisini yaymaya başlayınca hükümet bir açıklama yaptı ve enkazın bir meteoroloji balonuna ait olduğunu söyledi.

***

fakat dedikodular durmadı. rivayete göre 3 yaratıktan biri kaza anında ölmüş, diğeri ağır yaralı olduğundan biraz daha sonra ölmüş, bir tanesi de "sorguya alınmış"tı. sonra ne hikmetse basına sızan otopsi videoları türedi. bu arada yeri gelmişken söyleyeyim, videoların sahte olduğu daha sonra kanıtlandı.

***

1944'te bir itiraf geldi: o dönemler sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği olarak bildiğimiz rusya, nükleer denemeler yapıyordu ve amerika'da bunu izlemek için bir casus hava aracı tasarlamıştı. bu casus balon, casusluk peşinde koşarken düşmüştü ve enkaz ona aitti. ancak bu durum, cesetlerin varlığını açıklamıyordu.

cesetlerin, bir yakıt takviye uçağının patlamasıyla ölen uçuş personeline ait olduğu ve roswell vakasıyla birleştirilip servis edildiği söylendi.

tabii ki bu kadar çelişkili söylemler, insanların kafasını hepten bulandırdı ve ufo gerçeğini saklamak için uydurulduğu iddialarını pekiştirdi.

***

yıllar sonra tony braglia adlı bir araştırmacı çıktı ve esas itiraf kendisinden geldi. "uzaylı" diye basına servis edilen fotoğraf, zamanında (gbkz: mesa verde'de yaşamış bir kabilenin üyesi olan yerli bir çocuğun mumyalanmış cesediydi.)

hassas kişiler bakmasın

kaza alanında görülen gerçek cesetlerin de gerçek olmadığı, paraşüt test mankenleri olduğu 1997'de kapsamlı bir raporla açıklandı.

***

şahsi yorumum şu şekilde:

new mexico'ya 2 eyalet uzakta olan california eyaletinde 1933'ten beri faaliyet gösteren edwards air force base adlı bir yer var. burada çeşitli savaş teknolojileri geliştiriliyordu ki 51. bölge de, ulaşımı buradan daha zor olan, yani gözlerden daha ırak diye seçildi daha sonra. büyük ihtimalle savaş dönemleri olan bu yıllarda amerika yeni bir şeyler deniyordu ve bazı şeyler ters gidince bir kaza gerçekleşti. olay ulusal güvenlik ve gizli askeri projelerle ilgili olduğundan, bunun anlaşılmasındansa, "uzaylılar geldi" diye konuşulması işlerine geldi ve olayı "balondu şuydu buydu" diyerek kapatmaya çalıştılar. zira insanlar işin içine uzaylı mevzusu girdiğinde gerçekleri sorgulamayı bırakıyor ve o konunun peşinden gitmeyi tercih ediyor. böylece askeri projelerin peşini de bırakmış olacaklardı ve tam da düşünüldüğü gibi oldu.
devamını gör...

rendenin eskimiş olmasıyla, parmağı kaptırma ihtimalinin yüksek olduğu durum.
rende eskidiğinde daha çok kuvvet uygulamak zorunda kalırsınız ve bastırdıkça elinizi rendeleme ihtimaliniz daha da yükselir. çözüm ise yeni, kaliteli bir rende almaktır.
yeni rende çözüm olmadıysa sakar veya dikkatsiz olabilirsiniz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

20 eylül 1932 yılında "rockefeller center" binasının yapımı sırasında çekilen ve yüzyılın en ikonik fotoğraflarından biri olan bu fotoğraf yerden 260 metre yüksekte öğle yemeğini yiyen 11 işçiyi gösteriyor.
internette bazı isimler yazsa da aslında kimin çektiği tam olarak belli değilmiş.
devamını gör...

'darısı başımıza' yazarı.
'hee nereden belli bikerem hiç kıskanmadım' yazarı.

büyüyünce benimde olacak ünvanım vuracam kırbacı vuracam kırbacı.

vatana, millete, sözlük halkına ve tüm insanlığa hayırlı, uğurlu olsun demeye geldim çok eyleşmeden gideceğim.

canım yazar gönlünün güzelliğinin karşılığını hep bulasın emi.
seviliyorsun. *
devamını gör...

eski tanımlarının kıymetinin bilinmesini isteyen yazar söylemi. siz eski tanımlara oy verdikçe bize bildirim geliyor biz de o eski tanımları yâd etmiş oluyoruz.*
devamını gör...

tutanlara kolaylıklar dilerim. ve dışarda umarım erzurumlu bir dayıya sigara içerken yakalanmam. durduk yere başına bela almasın.
devamını gör...

peng shepherd'in kıyamet sonrası romanı, yaklaşık 448 sayfa. ephesus yayınları, dışı gıcır gıcır cilt kapaklı bir kitap.

konusu gölgelerini kaybeden insanların bir süre sonra hafızalarını da kaybedip özel güçler edinmesi. hindistan'da bir adamın gölgesini kaybetmesiyle başlıyor. birden fazla hikaye var hepsi birleşip bir yerde toplanıyor. bağlantıları zayıf, kurgu güzel sonuyla harcanmış heyecanınızı meşale gibi taşıyıp en yakın çöp konteynerina atan türden bir final. ayracı yüzünden seri kitap sanılması muhtemel. tek kitap, en azından sonu öyle diyor.


başından azıcık bahsedilen kadın kitabın tüm rolünü çalmış. hayal kırıklığı dolu bir sondu. kitabın ortalarında sıkıntıdan müzik açtıran kısımları geçip sona yaklaştığında heyecan yapalım derken göz çıkarmışlar. ters köşe tüm hikayeden kopuk, aşkı ve bilim kurguyu ayak altında bıraktı. fantastik zaten aralara serpiştirilmiş susam gibi, azıcık. ana ürün ne anlamadığınız, verdiği mesaj belirsiz; ayık kafayla yazılmamış son sayfaları da okumadan geçseniz kaybınız olmaz.


sonuç olarak dışı kadar güzel olmayan bir kitap. puanım 1.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: dış görünüşe göre yargılama)
devamını gör...

ünlü düşünür euripides'e göre bir kişinin düşüncelerini açıklayamaması köleliktir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim