...kendime karşı oynamaya kalkıştığım andan itibaren, bilinçsizce meydan okumaya başlıyordum. siyah ve beyazdan oluşan her iki ben de yarışa girişmeden edemiyordu ve her ikisi de yenmek, kazanmak için kendine göre bir hırsa, bir sabırsızlığa kapılıyordu; siyah olan ben, beyaz olan benin yapacağı her hamleyi heyecanla bekliyordu. bir tanesi bir yanlış yapınca, öteki ben sevinçten havalara uçuyor ve aynı anda da kendi beceriksizliğine kızıyordu.

> satranç <
devamını gör...

karşılama yapmak isteyen hoşgeldiniz diyebilir. eğer ki yazar başka yerden ya da önceden tanıdığı biriyse mahlas altında güzel tanımlarda bulunabilir. mahlas altı yazmak içinse yazarın belli bir süre tanımlar yazması, kendini tanıtması, iyi kötü bir izlenim bırakması gerekir.
devamını gör...

tarihimiz, çok ilginç olaylara tanıklık etmiştir. osmanlı imparatorluğu'nun 12. padişahı olan sultan 3. murat han (ya da sultan murat veya 3. murat) da bunun en ilginç örneklerinden birisinin baş aktörüdür. oldukça başarılı bir kumandan, zeki bir savaş stratejisti ve son derece eğitimli bir kişiydi.

tarihin bu kesidinin ikinci aktörü ise maymunlar... ancak daha spesifik olarak, istanbul'da yaşayan maymunlar! özellikle yavuz sultan selim dönemindeki fetihler ve fethedilen bölgelerden getirilen mallar (ki bunlara canlılar da dahildir) sebebiyle istanbul'daki maymun popülasyonu dikkate değer miktarda bir artış göstermiştir. ancak bu hayvanlar öylesine, zevk olsun diye osmanlı topraklarında taşınan hayvanlardan ibaret olmamışlardır. çeşitli nitelikleri sebebiyle hem ev hayvanı olarak kullanılmışlar, hem de çok sıradışı amaçlara alet edilmişlerdir. bu amaçlardan birisi de, osmanlı donanması'nda görev almalarıdır!

16. yüzyılın akdeniz'deki en güçlü donanmasına sahip olan osmanlı imparatorluğu, söz konusu maymunları eğiterek özellikle donanma gemilerinde gözcü olarak kullanmışlardır. elbette ki osmanlı donanması'nda maymunların kullanılması kör bir tesadüf değildir. tam tersine, bu yakın kuzenlerimizin yüksek zekaları ve insanlarda olmayan bazı nitelikleri sebebiyle bu işlere harika birer aday olarak karşımıza çıkmaktadırlar. dursun gürlek tarafından kaleme alınan kültür dünyamızdan manzaralar isimli kitap içerisinde konu şu şekilde anlatılmaktadır:

bu hayvanlar, görme yeteneklerinin çok güçlü olması nedeniyle, eğitilerek böyle değerlendiriliyorlardı. maymunlar, çok uzak mesafelerden kalyonları fark ederler ve belli ses ve hareketlerle aşağıdakilere haber verirlerdi. eğitilmiş maymunlar azapkapı çarşısında satışa sunulurlardı. maymun dükkânları bugünkü unkapanı köprüsü’nün şişhane tarafının, haliç kıyısında bulunan sokullu mehmet paşa camii kenarındaydı.

ibrahim hakkı konyalı ise konuyla ilgili şunları yazıyor:

kuzey afrika tamamen türk sınırları içine alındıktan sonra istanbul’a çok sayıda maymun getirilmişti, üçüncü sultan murat devrinin refahlı ve zengin halk tabakaları arasında maymun bir süs ve oyuncak olmuştu.
maymunların zekası modern bilim sayesinde de yakından tanıdığımız bir gerçekliktir. insan haricinde doğada karşınıza çıkabilecek en zeki, dolayısıyla en fazla eğitilebilir hayvanlardan birisi de bu canlılardır. ne yazık ki kaynaklarda spesifik olarak hangi maymun türünün özellikle donanmada kullanıldığı belirtilmemiş; bu nedenle çok kesin bir analiz yapmak mümkün değil. ancak coğrafi gerekçeler ve çeşitli görsellerden elde edilen bilgiler çerçevesinde bu maymunların, insanların da dahil olduğu kuyruksuz maymunların en yakın kuzen grubu olan eski dünya maymunları arasından macaca cinsi makaklar olması çok olası gözükmektedir. bu canlıların yüksek zekası, fazlasıyla eğitilebilir oldukları gerçeği, hareketlerinin insansılığı dönemin kumandanlarının ve eğitmenlerinin dikkatini çekmiş olmalıdır. öyle ki, kemaleddin ebu abdullah ed-demirî tarafından kaleme alınan hayâtü’l-hayevan isimli kitapta hem terzilikte görev alan, hem de kuyumculukla uğraşan maymunlardan söz edilmektedir. aynı kaynağa göre yemen'deki maymunlar bakkallık ve kasaplık gibi işlerde bile çalıştırılmıştır.

tabii ki bu durum herkesin hoşuna gitmiyordu. bazı osmanlı vatandaşları ve güç sahipleri, maymunların insanlarla bu kadar iç içe olmasından hiç de hoşnut değildi. öyle ki, sultan muradın imamlığını yapan ve daha sonra rumeli kazaskeri olan manisalı molla abdulkerim efendi adeta "maymun düşmanı" seviyesine varacak kadar bir nefret besliyordu. maymunların oyun ve eğlenceye alet edildiğini düşünüyor, bunun müslüman halkı yoldan çıkardığına inanıyordu. bu nefreti öyle boyutlara ulaşmıştı ki, her maymun gördüğünde hayvanın asılmasını emrettiği, dolayısıyla adının "maymunkeş imam"a çıktığı rivayet edilmektedir. dursun gürlek, 1590-1591'li yıllara denk gelen olayları şöyle anlatıyor:

bilhassa hicri 999 yılında istanbul meydanlarındaki bütün büyük ağaçlar, sanki maymundan meyve vermiş ağaçlara benzemişti. iri maymunlar için özel idam sehpaları bile kurularak cesetleri halka teşhir ediliyordu. abdulkerim atına atlar, semt semt dolaşır, idam edilecek maymunların iplerini kendi eliyle çekerdi.
bu olaylar kimi zaman toplu katliam düzeyine de ulaşmıştır. son derece tutucu olan abdulkerim efendi, ayrıca maymunların fuhuş amacıyla ve kadınların kendilerini tatmin etmek amacıyla kullanılmasından da korkmakta; halkın bu sebeple de yoldan çıkacağını düşünerek maymunlara daha da fazla nefret beslemektedir. çeşitli kaynaklara göre bu olaylardan birisi şu şekilde yaşanmış ve abdulkerim efendi'ye "maymunkeş" lakabını kazandırmıştır:

tüm hikaye bu dini bütün mollanın fatih camii’nde verdiği bir cuma vaazıyla başlıyor, molla, ateşli bir konuşmayla 'kadınların bu maymunları fena işlerde kullandığını' anlatıyor. cuma çıkışı kızgın kalabalık önde bizim molla, azapkapı ve galata’daki maymun satıcılarını basıyor. tarihçiler o günü 'istanbul’da dalında maymun sallanmayan tek bir ağaç kalmadı.' diye anlatır. molla, yakalanan maymunları kendi elleriyle asıyor, iri maymunlar için ayrı idam sehpası hazırlıyor. istanbul’un maymunlarının hikayesi maalesef bu şekilde sona eriyor, yapılan katliama tanık olan halk o günden sonra mollaya 'maymunkeş' lakabını takıyor. tarihçiler, maymunkeş abdülkerim efendi’nin vefatında birçok hayvansever istanbullu’nun kutlamalar yaptığından bahseder.
murat bardakçı da bu tarihi verileri doğruluyor. reşad ekrem koçu tarafından kaleme alınan eserlerden yola çıkan bardakçı, 17. yüzyılda maymunların topluca katliyle ilgili koçu'nun şunları yazdığını belirtiyor:

yelken ve kürek devri gemiciliği zamanında direklerin tepesine tırmanarak korsan gözcülüğü yapan tálimli maymunlardan istifade edilirdi. istanbul'da tersane kapısı önünde ‘‘gemi maymunu’’ yatiştirip satan esnaf dükkánları vardı. bir gün üçüncü murad'ın hürmetini kazanmış olan váizlerden abdülkerim efendi 'kadınlar maymunları fuhuş aleti yaparlar' deyip başına binlerce kişiyi topladı, bu dükkánları bastı ve zavallı hayvanları idam ettirdi’.
sunay akın ise 23 mart 2007'de sabah gazetesi'ne yazdığı insanlar cehennemi başlıklı köşe yazısında şöyle anlatıyor:

istanbul'da yasaklanan hayvan yalnızca sokak köpeği olmamıştır. kuzey afrika'nın, imparatorluk sınırlarına katılmasından sonra kente getirilen ve zenginler arasında bir süs oyuncağına dönüşen maymunlar da yasaklardan paylarına düşeni fazlasıyla almışlardır. halk arasında yaygınlaşan maymun sevgisine düşman olan, ııı. murat'ın imamı ve sonradan rumeli kazaskeri görevine atanan molla abdülkerim efendi'dir. nefretinden dolayı 'maymunkeş imam' olarak anılan abdülkerim efendi zamanında, istanbul'da neredeyse dallarına bir maymun asılmayan ağaç kalmamıştır. iri yapılı maymunlar için özel idam sehpaları bile hazırlatan maymunkeş imam, atıyla istanbul'u gezmekte, zavallı hayvanların iplerini bizzat kendi elleriyle çekmekteydi. oysa, osmanlı donanmasının akdeniz'de kurduğu egemenlikte büyük payı vardır maymunların! özellikle ıı. beyazıt'tan sonra, maymunların uzağı görmedeki başarılarından faydanılmak amacıyla onları birer dürbün gibi kullanma yoluna gidilmiştir. gelibolu ve istanbul'daki tersanelerde özel bir eğitimden geçirilen maymunlar, görev yaptıkları gemilerin direklerinde gözlerini ufuktan ayırmaz ve bir gemi gördüklerinde aşağıya haber verirlerdi.

--- alıntı ---

evrimagaci.org/3-murat-zama...

--- alıntı ---
devamını gör...

pandeminin başladığı zamanda cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan öncülüğünde başlatılan kampanyadır. o zorlu dönemde zaten parası olmayan vatandaştan ,üst düzey yöneticilerin para istemesi vatandaşı korkutmuştur aynı zamanda şaşırtmıştır. (bkz: korkunç iban).
devamını gör...

insanlar birbirini sevdiğinde orada ne güzel kalır, ne çirkin. güzel olan sevmektir, kötü olan yargılamaktır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

profilinde paylaştığı incelikli sözü ile beni on ikiden vurmuştur.
"bir avuç toprak biraz da suyum ben, neyim ile övüneyim ki işte buyum ben'
nahif bir yazarla karşı karşıyayız. yazmalarınız daim olsun..
devamını gör...

ağlayamam ki devrilen yıllara
bırak kendini akıp giden zamana
önceleri belki bir masum kedi
beş yarim var şimdi birbirinden deli *
devamını gör...

sabaha karşı isimli albümleri ile bir dönemi yerle bir etmiş, kıymeti bilinmemiş grup. üçnoktabir-değişmem

--- alıntı ---

bitmeyen bir kavgayım
kusursuz bir hatayım
ben yıpranmış bir inancım
kendime bir cezayım
değişmem bundan sonra

--- alıntı ---
devamını gör...

bir insanın başka bir insanı mutlu etmesi için öncelikle kendisi mutlu olmalıdır. mutluluk bulaşıcıdır. muhtemelen kocası da onu mutlu etmiyordur.
devamını gör...

günaydınn herkeslere.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

derdimi anlatabilme yeteneği diyebilirim. ağzım laf yapar.
devamını gör...

almanca kelimedir. kişinin iyi bir şeyler yapmaya çalışıp, olay/durum çözmeye çalışırken her şeyi daha kötüye dönüştürmesidir.
-tam olarak kendimi gördüğüm bir kelime anlamıdır. bazen iyi niyetli davranıp bir şeyler yapmaya çalışıp sonrasında berbat edip kenara çekilmem.
devamını gör...

çöp mide kavramı alakası olmayan efsane bir lezzettir.

yanında turşu ve karabiber de olması halinde lezzetini katlar.
devamını gör...


kin altın, tsugi ise birleştirmek, yamamak demektir. yaşanan her şey değerlidir felsefesinden yola çıkarak kırılmış seramikleri altın ve gümüş ile birleştirerek, yaşanmışlığın özgün ve biricik izlerini taşıyan eserler ortaya çıkarmayi hedefler.
kintsugi, kırılmanın aslında bir bozulma ve yokluğa gidiş değil, yeni bir varoluş biçimi olduğuna işaret eden, umut dolu yaşam metaforları üreten bir sanattır.

çıkış noktası ise rivayete göre 15. yy. da japon komutan ashikaga yoshimasa’nın çok sevdiği çin yapımı çaydanlığın kırılması ile başlar. komutan çaydanlığın onarılmasını ister, ancak onarım sonrası çaydanlığın görünümünden hiç memnun olmaz. bunun üzerine, japon zanaatkarları göreve çağrılır. japon zanaatkarların çaydanlığın estetik bir şekilde onarılmasını sağlama çabaları, kintsugi tekniğinin geliştirilmesini sağlar. teknikle yapılan onarım sonunda ortaya çıkan eser, ashikaga yoshimasa’nın hayal kırıklığını memnuniyete dönüştürür.


500 yıllık bir geleneğe sahip olan bu teknik, kırılan objelere kaybettikleri fonksiyonlarını geri kazandırırlar.

o halde diyebiliriz ki belki bugün kırılmış, parçalanmış olabiliriz fakat yarın yeniden tomurcuklanabiliriz. kırıldığımız yerden daha gür çıkabiliriz. çünkü yaşam tekdüze değildir, o halde asıl değerli parçalarımız da bu noktalardadır.
hemingway'in de dediği gibi "dünya herkesi kırıyor ve sonra bazıları o kırık yerlerden daha güçlü çıkıyor.”
devamını gör...

gerbner'ın isim verdiği,
fazla tv izlenen bir evde yaşıyan bireyin az tv izleyen komşusuna göre dünyayı daha daha kötü görmesi anlamına gelen kavramdır.
şiddetle yoğrulmuş tv dünyasına aşırı biçimde maruz kalanlar,
dünyayı güvenli olmayan acımasız bir yer olarak algılamaktadır.
1980lerde ortaya atılan bu kavramın,
bu gün hayatımızın her alanını işgal eden internet sonrası hali,
bu günün insanın umutsuzluğunu da açıklayabilir.
devamını gör...

(bkz: nijerya)'nın kuzey kesiminde etkili olan şeriat yanlısı radikal dinci örgüt. ismini kız çocuklarının eğitimine karşı olmasından alan bu terör örgütü, nijerya'da yatılı okul basarak 344 çocuğu fidye için kaçırıp tropikal ormanlarda saklamasıyla ismini duyurmuştu.
devamını gör...

tuzlu suda doğup büyüyen tatlı su balıklarıdır. yani örihalin balıklardır. geniş bir aralıkta tuz oranına dayanabilirler. hem tatlı suda hem de tuzlu suda yaşayabilirler. nesil tükenmesi gibi bir sorunla karşı karşıya olan türler içinde olmasalar dahi listede tehdit altında sınıflandırmasındadırlar.

esrarengiz bir göç hikayeleri vardır. kilometrelerce yolu hiçbir besin almadan (tuzlu suda beslenemezler) geçirerek yumurtalarını meksika körfezine bırakan yılan balıklarının bıraktığı yumurtalardan çıkan lavralar, aynı şekilde hiçbir besin tüketmeden babalarının yaşadıkları bölgeye göç ederler.

ekonomik önemi bulunan bu balık türleri avlanır, ticareti yapılır balıklardandır. mutfak kültürlerinde de yer almışlardır. bir japon mutfağı ürünü olan suşi veya sushi yemeğinde unagi maki ismiyle servis edilir. bu yemek tatlı su yılan balığı dilimleri ile doldurulmuş suşi pirincinden oluşur.

bazen cinsel organı da sembolize eden balıklar çin kültüründe tensel aşk ile özdeşleşmiştir. kaypak kişiler için benzetilme olarak kullanıldığı yerlerde varken okyanus kültürlerinde düzenbazlık ve bereket sembolü olarak kullanılır. pek yılana rastlanmayan ülkelerde yılan sembolizmi yılan balığı üzerinden işlenir.
devamını gör...

hoşgelmiş yazarı.
tanıdın mı beni? evet tanınmaz haldeyim..
devamını gör...

bütün akreplerime selamlarımı iletecek olan program*.
başladığında istek parça ister entryimi editlerim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim