taksim cumhuriyet anıtı
atatürk ve silah arkadaşlarının yer aldığı, milli mücadele ve türkiye'nin çağdaş yüzünü simgeleyen heykel, halkın maddi yardımlarıyla tunç ve betondan yapılarak 1928 yılında bugünkü yerine yerleştirilmiş.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bazı şeylerin iyi ki gerçekleşmediğine seviniyorum...
devamını gör...
işaret dili
duyma engelli bireylerin; birbirleri ile anlasabilmesi adina, birtakim el ve kol hareketleri ile olusturulan iletisim sekli.
fikrimce bir dil degil, cunku gramer veya cumle yapisi gibi ogeleri barindirmiyor. kisilerin kullanim tekrariyla gelisen yeni kelimeler ve durumlar olusuyor. ayrica milletten millete kultur farkiyla degisiklik gosterdigi icin evrensel degildir.
ukdeydim doldum.
fikrimce bir dil degil, cunku gramer veya cumle yapisi gibi ogeleri barindirmiyor. kisilerin kullanim tekrariyla gelisen yeni kelimeler ve durumlar olusuyor. ayrica milletten millete kultur farkiyla degisiklik gosterdigi icin evrensel degildir.
ukdeydim doldum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
inşaat mühendisiyim, müzisyenim, yarı zamanlı anarşist, çoğu zaman nefret ediyorum. lakin şu sıralar siz kıymetli arkadaşlarım için sözlüğümüzün gece bekçisiyim.
devamını gör...
medine müdafaası
medine müdafaa cephesi.
1. dünya savaşı'nın kapanan son cephesi'dir.
haziran 1916'da şerif hüseyin'in önderliğinde isyan eden bedevi araplar önce cidde, mekke, taif gibi yerleri alarak, medine'nin osmanlı'yla bağlantısı kesti. daha sonra kuşatma altıma aldıkları şehre topluca saldırı düzenlediler. fakat şehirdeki 11.000 osmanlı askeri ve fahrettin paşa 50.000 kişilik bedevi ordusunu püskürttü.
ancak kuşatma devam ediyordu ve türk ordusu'nun yiyecek, giyecek gibi konularda büyük sıkıntıları vardı. şehrin osmanlı'yla kara bağlantısı kesildiğinden ve osmanlı'nın hava kuvvetleri olmadığından dolayı ikmal bir türlü sağlanamadı ve fahrettin paşa'nın komutasındaki türk askerleri aç, susuz bir şekilde kendilerinden 5 kat daha güçlü bir orduya karşı, medine'yi 2 yıl 7 ay boyunca tutmayı başardı.
ömer fahrettin türkkan (fahrettin paşa) buradaki üst düzey başarısından ötürü, türk kaplanı, çöl kaplanı, medine kahramanı gibi lakaplar kazanmıştır.
medine savunması sürerken suriye-filistin cephesi'nin düşmesi, dolayısı ile olası bir yardımın gelmesinin imkansızlaşması, çok sayıda türk askeri'nin esir alınması, türk askerlerinin halk nezdinde hoş karşılanmaması gibi nedenler ile buradaki askerlerin morali iyice düşmüştü. fakat dini nedenler sayesinde fahrettin paşa onları hala diri tutabiliyordu.
üstelik bir süre sonra ordunun yiyecek tek lokma yemeği kalmamış ve artık çekirge yemeye başlamışlardı. bunun yanında mühimmatları da oldukça kısıtlıdır.
osmanlı'nın mondros'u imzalaması ve orduların terhisini kabul etmesi üzerine fahrettin paşa'dan medine'deki birliklerinin terhisi ve teslim olması istendi. fakat kendisi tüm bunları gerçekleştirmedi ve savunmaya devam etti.
aradan 3 ay geçtikten sonra ingiltere, osmanlı'ya nota vererek, eğer medine boşaltılmazsa osmanlı'ya tekrar savaş ilan edileceğini söyledi. bu sırada ingiliz generallerden de fahrettin paşa'ya teslim olması için mektuplar geliyordu.
tüm bunların üzerine vahdettin, fahrettin paşa'yla konuşarak onu ikna etti ve fahrettin paşa çaresizce birliklerini dağıtarak teslim oldu.
daha sonra fahrettin paşa 5 ağustos'ta ingilizler tarafından malta'ya sürüldü, idamına karar verildi. fakat tbmm'nin çabaları ile malta'dan kaçtı ve kurtuluş savaşı'nda güney cephesi'nde fransızlara karşı görev aldı.
soyadı kanunu ile birlikte "türkkan" soyadını ald
1. dünya savaşı'nın kapanan son cephesi'dir.
haziran 1916'da şerif hüseyin'in önderliğinde isyan eden bedevi araplar önce cidde, mekke, taif gibi yerleri alarak, medine'nin osmanlı'yla bağlantısı kesti. daha sonra kuşatma altıma aldıkları şehre topluca saldırı düzenlediler. fakat şehirdeki 11.000 osmanlı askeri ve fahrettin paşa 50.000 kişilik bedevi ordusunu püskürttü.
ancak kuşatma devam ediyordu ve türk ordusu'nun yiyecek, giyecek gibi konularda büyük sıkıntıları vardı. şehrin osmanlı'yla kara bağlantısı kesildiğinden ve osmanlı'nın hava kuvvetleri olmadığından dolayı ikmal bir türlü sağlanamadı ve fahrettin paşa'nın komutasındaki türk askerleri aç, susuz bir şekilde kendilerinden 5 kat daha güçlü bir orduya karşı, medine'yi 2 yıl 7 ay boyunca tutmayı başardı.
ömer fahrettin türkkan (fahrettin paşa) buradaki üst düzey başarısından ötürü, türk kaplanı, çöl kaplanı, medine kahramanı gibi lakaplar kazanmıştır.
medine savunması sürerken suriye-filistin cephesi'nin düşmesi, dolayısı ile olası bir yardımın gelmesinin imkansızlaşması, çok sayıda türk askeri'nin esir alınması, türk askerlerinin halk nezdinde hoş karşılanmaması gibi nedenler ile buradaki askerlerin morali iyice düşmüştü. fakat dini nedenler sayesinde fahrettin paşa onları hala diri tutabiliyordu.
üstelik bir süre sonra ordunun yiyecek tek lokma yemeği kalmamış ve artık çekirge yemeye başlamışlardı. bunun yanında mühimmatları da oldukça kısıtlıdır.
osmanlı'nın mondros'u imzalaması ve orduların terhisini kabul etmesi üzerine fahrettin paşa'dan medine'deki birliklerinin terhisi ve teslim olması istendi. fakat kendisi tüm bunları gerçekleştirmedi ve savunmaya devam etti.
aradan 3 ay geçtikten sonra ingiltere, osmanlı'ya nota vererek, eğer medine boşaltılmazsa osmanlı'ya tekrar savaş ilan edileceğini söyledi. bu sırada ingiliz generallerden de fahrettin paşa'ya teslim olması için mektuplar geliyordu.
tüm bunların üzerine vahdettin, fahrettin paşa'yla konuşarak onu ikna etti ve fahrettin paşa çaresizce birliklerini dağıtarak teslim oldu.
daha sonra fahrettin paşa 5 ağustos'ta ingilizler tarafından malta'ya sürüldü, idamına karar verildi. fakat tbmm'nin çabaları ile malta'dan kaçtı ve kurtuluş savaşı'nda güney cephesi'nde fransızlara karşı görev aldı.
soyadı kanunu ile birlikte "türkkan" soyadını ald
devamını gör...
ömür hanımla güz konuşmaları
beni anlatan dizeleri;
oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının
eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla
dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. öyle bir tüketmek
ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dal-
gınlığımdan her döndüğümde...bir ben ki tüm ilişkilerin
perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay ya-
kınlıklarına insanların. kim kimi ne kadar anlayabilir
ömür hanım?
oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının
eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla
dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. öyle bir tüketmek
ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dal-
gınlığımdan her döndüğümde...bir ben ki tüm ilişkilerin
perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay ya-
kınlıklarına insanların. kim kimi ne kadar anlayabilir
ömür hanım?
devamını gör...
feminist iticiliği
feminizmin ne olduğunu bilmeyen yazar beyanı. yine feminizmin ne olduğunu bilmeyen kadınlar tarafından bu hale getirilmiştir.
devamını gör...
gece karanlık koridorda yürürken oluşan korku
karanlık korkusu evrimseldir çünkü. aslında bilinmeyen korkusudur. etrafta ne olup bittiğini göremeyiz ve bu durum bizi gergin yapar.* hayal gücümüz boşluğu en kötü şeylerle doldurur. kaç yaşında insanım. hâlâ karanlık koridordan koşarak geçiyorum.*
devamını gör...
grand vitara
japonların lada nivası... laf aramızda markanın amblemini seat'la karıştırmıyor değilim. lakin vitarası güzel bi'seri... sadece; bozuldu mu yapmayım, aman motora dokunmayım, modifiye ile uğraşmayım, rahat bi sürüş yaşayım, diyenlerin tercihi. kendini hem off-road'da hissetmek hem de şehir içinde dikkat çekmeden gezebilmek için ideal. niva gibi parmakla gösterilmez, müsterih olursunuz...*
devamını gör...
ekşi sözlük
bak beyim. sana iki çift lafım var. koskoca adamsın. paran var, pulun var, her şeyin var. binlerce kişi çalışıyor emrinde. yakışır mı sana ekmekle oynamak? yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak ama nasıl yakışmaz? sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saadeti çok gören? anlamıyor musun beyim? bu çocuklar birbirini seviyor. ama ben boşuna konuşuyorum. sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum. sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi saim bey. sen mi büyüksün? hayır, ben büyüğüm. ben, yaşar usta. sen benim yanımda bir hiçsin anlıyor musun? bir hiç. gözümde pul kadar bile değerin yok. ama şunu iyi bil. ne oğluma ne de gelinime hiçbir şey yapamayacaksın. yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi. çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. bizler birbirimizi seviyoruz. biz bir aileyiz. biz güzel bir aileyiz. bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun? dokunma artık aileme. dokunma çocuklarıma, dokunma oğluma, dokunma gelinime. eğer onların kılına zarar gelirse ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben yaşar usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni. anlıyor musun? vururum ve dönüp arkama bakmam bile.
devamını gör...
normal sözlük'te yaşanan garip olaylar
sırf kendi görüşüyle veya dini inancıyla uyuşmuyor diye insanlara hakaret ve dm 'den güya sırf kendi çok biliyor ve bildikleri yüzde yüz doğruymuş gibi akıl vermeye kalkışanlar var. kendinize saklayın herkes sizin gibi düşünmek zorunda değil. zira bir fikir ayrılığına rağmen karşınızdakine saygı duyabildiğiniz kadar insansınız gözümde...
devamını gör...
gülümseten normal sözlük yazarları
ismimi görmediğim için @ras al ghul @ mutsuzlugumdan mutluyum @ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi @quinn @kuzey yemin ederim bilmiyordum @ hi my i run @romada roman okuyan roman gibi yazarların ismini yazmayacağım başlıktır .şaka bir yana ismini unuttuğum bir bu kadar daha insan vardır üzgünüm bu arada gülümsetenler çok oluyor hepiniz sağ olun.
devamını gör...
internetten eş bulma
bulan birini tanıyorum. birkaç ay içinde evlendi. sonra bir yıl geçmeden eşini türkiye'de bırakarak amerika'ya gitti ve bir daha da dönmedi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
geçen gün nevzat tarhan'ın bir videosunu izledim. beynimde şimşekler çaktı, "ahanda beni anlatıyor " dedim. takıntı ile ilgili konuşurken şöyle bir şeyler dedi: "takıntılı insanın beyninde bir yanı her şeyi mükemmel olarak yapmak isterken * diğer yanı ise o işi bir an önce bitirmek ister, bu ikisi arasında kalan insanın, kafası karışık*, hiçbir şey yapamaz hale gelir, sürekli erteler. bu durum, beyinde o kadar hızlı gerçekleşir ki farkına varmaz ama farkına varmak ve çözmek gerekir." beni anlattı resmen, ben bile yaşadığım durumu bu kadar güzel anlatamazdım. şimdi yapılması gereken ise o mükemmeliyetçi tarafı biraz törpülemek yani "mükemmel diye bir şey yok, elimden geleni yapmam yeterli" gibi bir düşünceyi yerleştirmek; aceleci tarafı da biraz sakinleştirmek, yani "sakin ol, elinden geleni yap, yeterli" gibi bir düşünceyi yerleştirmek. ha bu kadar kolay mı bu işler diyorsanız, işin en önemli kısmı bilinçsizce yapılan bu hareketlerin farkına varmak, yani bilince çıkarmak, en birincil safha, sonrasını çözmek için çok yöntem var* ama bu, benim baş edemeyeceğim kadar zor, tek başıma üstesinden gelemem, diyorsanız bu aşamada psikolojik* yardım alınması gerekiyormuş.
devamını gör...
sabah yapılan ilk iş
- mümkün olan her dakikayı değerlendirerek geri uyumak-
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
yeni giyilen tişörtün üstüne başta bulaşık suyu olmak üzere bilimum sıvı sıçraması. dünyanız zindan olur.
devamını gör...
kaliteli yazarların az takipçili olması
bu başlığı çok ya da orta seviye takipçili bir yazar açsaydı belki hak verebilirdim ama maalesef bu “kaliteli olduğum için az takipçim var tamam mı hıh” pick me başlığıdır. ayrıca sayılara takılmayın bu kadar. az takipçim var diye üzülmek de beğeni kasmak için yazdığınızı gösterir.
saygılar.
saygılar.
devamını gör...
sen abdülhamit'i savundun
izlemesi zevkli tartışmaların başında gelir.
devamını gör...

