türkiye'de vegan olmak
mantıklı karar. çünkü et pahalı yumurta pahalı balık pahalı.
devamını gör...
eski sevgili acaba şu anda ne yapıyor düşüncesi
ıster mutlu olsunlar ister üzüntüden kahrolsunlar sokakta her gün karşılaştığımız kişilerden farkları kalmadığı için umrumda olmayan durum.
devamını gör...
minnet beklemeden yardım eden insan
yardım etmek, iyilikte bulunmak size iyi, mutlu hissettirir. daha ne minneti veya menfaati bekleyeceksiniz ki? milletin hayatın anlamını arayan simyacı gibi aradığı mutluluğu bu kadar kolay elde etmenizi sağlayan bir faaliyetten hem de.
devamını gör...
kazandığı parayı hak etmeyen meslek grupları
emlakçılar.. evet sizi sevmiyorum..
devamını gör...
netflix'ten dizi izlemenin looser'lık olması
her hafta belli bir kesim hakkında konuşan okan bayülgen abimiz bu hafta da netflix izleyicileri ile kafayı bozmuş dedirten haberdir.
bu adamın bence canı çok sıkılıyor. bir meşgale bulmamız lazım kendisine. işi olmayınca etrafa sallıyor rezil ediyor kendisini.
haber linki
bu adamın bence canı çok sıkılıyor. bir meşgale bulmamız lazım kendisine. işi olmayınca etrafa sallıyor rezil ediyor kendisini.
haber linki
devamını gör...
wylde
aktifliğine nazar değmek üzere olan yazar.
allah aşkına bir nazar boncuğu falan koyun bir şey yapın...
allah aşkına bir nazar boncuğu falan koyun bir şey yapın...
devamını gör...
starbucks'a gidip kerhane tatlısı var mı diye sormak
genelevitto tatlitto diyecektin.
devamını gör...
dinamo kiev
hafızam beni yanıltmıyorsa nazilerin kafayı iyiden iyiye kırdığı yıllardı. barbarossa harekatı işlevsel hale gelmiş, hitlerin psikopatları ukrayna kapılarına dayanmıştı. ortalık kan revan. hal böyle olunca dinamo kiev'li futbolcuların büyük bir bölümü cephenin yolunu tuttu. kimi bu direniş esnasında öldü, kimi esir düştü, kimi de kefeni kıl payı yırtıp geri döndü. anlayacağınız sovyetler tarihinin en başarılı takımlarından birisi olan dinamo kiev yok oldu gitti. kulüp kapandı. benim anlatacağım olaylara tanıklık etmem ise tamamen tesadüfi. elbette bizde yeteneğimiz üst düzeyde olsun, kiev'de top koşturalım isterdik ama konu futbol olunca tanrı vergi affına gitmiş ve bizi yeteneksizlik abidesi olarak kiev meydanına dikmiş, elimize de fırın küreğini tutuşturmuş. yani o dönemler yetenek tanımım fırına ekmek sürmekle sınırlı. hatta bazen ekmekleri geri çıkarırken sıkıntı bile yaşıyorum ancak konu bu değil. neyse bir gün çok sıkıldım ve fırının kapısına çıkıp bir sigara yaktım. bizim fırının sahibi kordik ise sigara düşmanı bir adam, henüz ilk nefesi ciğerlerime çekmiştim ki tepemde bitiverdi. at şu lanet şeyi diye bağırmaya başladı. tam panikle sigarayı söndürüyordum ki, gülerek yanımıza yaklaşan boylu poslu bir adam kurtarıcım oldu. kordik bana olan ilgisini kaybetmişti. şen bir kahkaha patlatarak fırına gelen adama sarıldı. sonradan öğrendim ki, bu adam dinamo kiev takımının efsane kalecisi nikolai trusevich'miş ve benim tarihe tanıklığım kendisinin benimle aynı fırında çalışmaya başlaması sayesinde gerçekleşti.
kordik, nikolai ile her gün ateşli şekilde bir şeyler konuşuyor ve onu dinamo kiev'i yeniden kurması konusunda ikna etmeye çalışıyordu. ben ise hamur yoğuruyor, fırına ekmek atıyor, fırından ekmek çekiyor ve sonrasında, evet takımı yeniden kurmalısınız diyerek çaktırmadan sigara içmeye kaçıyordum. bir kaç gün böyle geçtikten sonra nikolai baskılara dayanamadı ve takımı yeniden kurma konusunda öncülük etme kararı aldı. ancak eski kiev oyuncularının hepsine ulaşabilmek mümkün değildi. yukarıda da yazmış olduğum üzere bazıları ölmüş bazıları ise esir kamplarında hayatta kalmaya çalışıyordu. uzun uğraşlar sonunda nikolai 8 kişi toplamıştı. arkadaşları ile fırına gelmiş ve eksik üç kişiyi nereden bulacaklarını tartışıyorlardı. tabi ben durur muyum atladım hemen mevzuya, ben oynarım dedim. hepsi garip garip yüzüme baktı. kordik fırın küreği ile ağzıma vurmak ister gibi hareketler yapıyordu. olayı hemen üzerimden atmalıydım. ''peki takımın adı ne olacak?'' diye sordum. afallama sırası şimdi onlardaydı. onlar kem küm ederken, bu almanlar size dinamo kievi tekrar kurma imkanını vermezler biliyorsunuz değil mi? diye ekledim. nikolai doğru diyerek başıyla onayladı. işte o anda, tarihi elimde fırıncı küreği ile yazmaya başlamıştım. sonrasında kiev'de fırıncılar lakabı ile anılacak olan fc start kulübü, gizli dinamo kiev olarak, çalıştığım fırıncıda kurulmuş oldu. eksik üçlüyü ise lokomotiv takımından tamamladılar. ben ise üzerime düşen her görevi yapmaya ant içmiştim. birinci yedek ve top toplayıcı olarak ekibe dahil oldum.
yerel lige çok hızlı girdik. geleni geçeni dümdüz ediyorduk. macar ve romen garnizon takımlarını falan ezdik geçtik. bu maçlarda inanılmaz şekilde top topladığım için ziyadesiyle takdir edildim. yıldızım parlamaya başlamıştı. naziler fırıncıların yükselişinden rahatsızdı. haddimizi bildirmek niyetiyle bize maç teklifinde bulundular. vali, general, üstün insan eberhardt bizim çocuklarla maç yaparsanız size idman yapmanız için stat ayarlarım diyerek, gönlümüzü çaldı. tabi biz bu esnada bir kaç toplama işgalci takımı yendiğimiz için kulağımızın çekilmek istendiğinin farkındaydık. sonuç olarak adamlar karşımıza hava kuvvetlerinin yenilmez armadası flakelf'i çıkardılar. üstün alman teknolojisi olan bu takımı evire çevire 5-1 yendik ve ben o gün hiç yoksa 20-25 tane top toplayarak yine maçın yıldızı olmuştum. almanlar çok sinirlenmişlerdi. maçın sonucunun duyulmaması için hepimizi kulaklarımızdan tuttukları gibi evlerimize götürdüler. üç gün sonra ise sanki ilk kez oynanıyormuş gibi rövanş maçının duyurusunu yaptılar.
9 ağustos 1942 günü sahaya çıktık. tribünler alman askerleri ile doluydu. o, bu, değil de en çok zoruma giden şey hakemin ss subayı olduğunu görmek oldu. ama daha da fenası varmış. hakem yanımıza geldi ve seremonide bizden nazi selamı vermemizi istedi. işte bu ahval ve şerait içerisinde sovyet spor selamı vererek ''yaşa spor'' diye bağırdık. ben taç çizgisinin oradaydım ama sesim çok gürdür. bütün stat duymuştur diye düşünüyorum. adamlar maça bizimkileri döverek başladı. hakem ss subayı olunca, o gün saha da bizi rahat rahat dövdüler. ama üçün birini de aldılar zira ilk yarı 3-1 bizim lehimize bitti. hakem efendi soyunma odasına gelerek yenilmemiz gerektiğiniz yenilmezsek sonumuzun çalışma kampları olacağını söyledi ve ekledi; ''çalışmak özgürleştirir!'' bu haleti ruhiye içerisinde ikinci yarıya çıktık ve 35-40 top topladığım ikinci yarıyı da 5-3 önde tamamladık. ama asıl mevzu bu değil. asıl mevzu klimenko'nun yaptığı şeydi. nazileri tespih tanesi gibi ipe dizdi, alman kaleciyi de geçip, kale çizgisinden topu gerisin geriye vurdu. işte o an almanlara karşı asıl zafer kazanılmıştı. almanlar sözlerini tuttular, bazı oyuncular idam edildi. bazı oyuncular toplama kamplarına gönderildi, bazıları ise işkencelerden geçti.
onlar adına yapılan anıt; ''kazandığınız zafer unutulmayacak korkusuz kahramanlar.''

işte o muhteşem 11... ben de oradayım ama kendimi ifşa etmeyi düşünmüyorum. bulabiliyorsanız bulun.

tabi bu muazzam hikaye beyaz perdeye de ilham kaynağı oldu. escape to victory (zafere kaçış) ve ket felidö a pokolban (cehennemde iki devre) bu olaydan esinlenerek çekilmiştir. tabi her iki filme verdiğimiz katkıda yadsınamaz lakin konumuz bu değil.
hülasa; bu direniş dinamo kiev tarihine altın harflerle kazınmıştır.
tanım: dinamo kiev tarihine altın harflerle kazınan direniş *
kordik, nikolai ile her gün ateşli şekilde bir şeyler konuşuyor ve onu dinamo kiev'i yeniden kurması konusunda ikna etmeye çalışıyordu. ben ise hamur yoğuruyor, fırına ekmek atıyor, fırından ekmek çekiyor ve sonrasında, evet takımı yeniden kurmalısınız diyerek çaktırmadan sigara içmeye kaçıyordum. bir kaç gün böyle geçtikten sonra nikolai baskılara dayanamadı ve takımı yeniden kurma konusunda öncülük etme kararı aldı. ancak eski kiev oyuncularının hepsine ulaşabilmek mümkün değildi. yukarıda da yazmış olduğum üzere bazıları ölmüş bazıları ise esir kamplarında hayatta kalmaya çalışıyordu. uzun uğraşlar sonunda nikolai 8 kişi toplamıştı. arkadaşları ile fırına gelmiş ve eksik üç kişiyi nereden bulacaklarını tartışıyorlardı. tabi ben durur muyum atladım hemen mevzuya, ben oynarım dedim. hepsi garip garip yüzüme baktı. kordik fırın küreği ile ağzıma vurmak ister gibi hareketler yapıyordu. olayı hemen üzerimden atmalıydım. ''peki takımın adı ne olacak?'' diye sordum. afallama sırası şimdi onlardaydı. onlar kem küm ederken, bu almanlar size dinamo kievi tekrar kurma imkanını vermezler biliyorsunuz değil mi? diye ekledim. nikolai doğru diyerek başıyla onayladı. işte o anda, tarihi elimde fırıncı küreği ile yazmaya başlamıştım. sonrasında kiev'de fırıncılar lakabı ile anılacak olan fc start kulübü, gizli dinamo kiev olarak, çalıştığım fırıncıda kurulmuş oldu. eksik üçlüyü ise lokomotiv takımından tamamladılar. ben ise üzerime düşen her görevi yapmaya ant içmiştim. birinci yedek ve top toplayıcı olarak ekibe dahil oldum.
yerel lige çok hızlı girdik. geleni geçeni dümdüz ediyorduk. macar ve romen garnizon takımlarını falan ezdik geçtik. bu maçlarda inanılmaz şekilde top topladığım için ziyadesiyle takdir edildim. yıldızım parlamaya başlamıştı. naziler fırıncıların yükselişinden rahatsızdı. haddimizi bildirmek niyetiyle bize maç teklifinde bulundular. vali, general, üstün insan eberhardt bizim çocuklarla maç yaparsanız size idman yapmanız için stat ayarlarım diyerek, gönlümüzü çaldı. tabi biz bu esnada bir kaç toplama işgalci takımı yendiğimiz için kulağımızın çekilmek istendiğinin farkındaydık. sonuç olarak adamlar karşımıza hava kuvvetlerinin yenilmez armadası flakelf'i çıkardılar. üstün alman teknolojisi olan bu takımı evire çevire 5-1 yendik ve ben o gün hiç yoksa 20-25 tane top toplayarak yine maçın yıldızı olmuştum. almanlar çok sinirlenmişlerdi. maçın sonucunun duyulmaması için hepimizi kulaklarımızdan tuttukları gibi evlerimize götürdüler. üç gün sonra ise sanki ilk kez oynanıyormuş gibi rövanş maçının duyurusunu yaptılar.
9 ağustos 1942 günü sahaya çıktık. tribünler alman askerleri ile doluydu. o, bu, değil de en çok zoruma giden şey hakemin ss subayı olduğunu görmek oldu. ama daha da fenası varmış. hakem yanımıza geldi ve seremonide bizden nazi selamı vermemizi istedi. işte bu ahval ve şerait içerisinde sovyet spor selamı vererek ''yaşa spor'' diye bağırdık. ben taç çizgisinin oradaydım ama sesim çok gürdür. bütün stat duymuştur diye düşünüyorum. adamlar maça bizimkileri döverek başladı. hakem ss subayı olunca, o gün saha da bizi rahat rahat dövdüler. ama üçün birini de aldılar zira ilk yarı 3-1 bizim lehimize bitti. hakem efendi soyunma odasına gelerek yenilmemiz gerektiğiniz yenilmezsek sonumuzun çalışma kampları olacağını söyledi ve ekledi; ''çalışmak özgürleştirir!'' bu haleti ruhiye içerisinde ikinci yarıya çıktık ve 35-40 top topladığım ikinci yarıyı da 5-3 önde tamamladık. ama asıl mevzu bu değil. asıl mevzu klimenko'nun yaptığı şeydi. nazileri tespih tanesi gibi ipe dizdi, alman kaleciyi de geçip, kale çizgisinden topu gerisin geriye vurdu. işte o an almanlara karşı asıl zafer kazanılmıştı. almanlar sözlerini tuttular, bazı oyuncular idam edildi. bazı oyuncular toplama kamplarına gönderildi, bazıları ise işkencelerden geçti.
onlar adına yapılan anıt; ''kazandığınız zafer unutulmayacak korkusuz kahramanlar.''

işte o muhteşem 11... ben de oradayım ama kendimi ifşa etmeyi düşünmüyorum. bulabiliyorsanız bulun.

tabi bu muazzam hikaye beyaz perdeye de ilham kaynağı oldu. escape to victory (zafere kaçış) ve ket felidö a pokolban (cehennemde iki devre) bu olaydan esinlenerek çekilmiştir. tabi her iki filme verdiğimiz katkıda yadsınamaz lakin konumuz bu değil.
hülasa; bu direniş dinamo kiev tarihine altın harflerle kazınmıştır.
tanım: dinamo kiev tarihine altın harflerle kazınan direniş *
devamını gör...
27 mart 2021 normal sözlük'ün çökmesi
geçti bitti çok şükür.
kariyerim gitti geldi resmen.
kariyerim gitti geldi resmen.
devamını gör...
90'lı yıllara dair akılda kalanlar
akşam ezanından önce evde olmamızın tembihlenmesi. doksanlara dair aklımdan çıkmayan en önemli detaylardan biri bu.
o zamanlar şimdiki gibi medya ve iletişim yoğun değildi. daha çok söylenti ve duyum üzerinden haberdar olunurdu.
devamlı bi evham, yok çocuk kaçırılmış, yok kız kaçırılmış, yok adam yaralanmış, yok kavga çıkmış.
bu yüzden hava kararmadan evde olmamız için yapılırdı bu tembih.
(bkz: akşam ezanından önce evde olma gerekliliği)
o zamanlar şimdiki gibi medya ve iletişim yoğun değildi. daha çok söylenti ve duyum üzerinden haberdar olunurdu.
devamlı bi evham, yok çocuk kaçırılmış, yok kız kaçırılmış, yok adam yaralanmış, yok kavga çıkmış.
bu yüzden hava kararmadan evde olmamız için yapılırdı bu tembih.
(bkz: akşam ezanından önce evde olma gerekliliği)
devamını gör...
ben seni çok sevdim
ben seni çok sevdim
devamını gör...
dişçiye gitmeden önce diş fırçalamak
‘ dişçiye gitmeden diş fırçalayan kişi, eve gündelikçi abla çağırdığında o gelmeden bir tur evi temizleyen kişidir. ayıp olmaması taraftadır.’ şu ikisi arasındaki mantığı anlamadım ama diş fırçalamak için illa dişçiye gitmeye gerek yok. bu olması gereken zaten, ağzın kötü kokar, dişlerin sarıdır, yani ağzım zaten kötü kokuyor sarımsak yiyeyim gideyim mi diyorsun anlamadım. diş fırçalamak olağan bir durum değil yani, sürekli olması gereken zaten. gözlerin bozuk,doktora gidiyorsun ama görüyor taklidi mi yapıyorsun ? ne kadar saçma bir önerme. böyle insanlar genelde nasıl olsa biri topluyor diyip yere çöp atıyor.
devamını gör...
ev bakımı
badana yaparken dikkat edilmesi gerekenler;
- sadece iki duvar boyayacaksanız on litrelik boya almayın. fazlasıyla artıyor, ev alanı darsa gözünüze batar.
- tuval fırçası gözünüze kocaman görünse de onu almayın. mutlaka duvarda yuvarlanan fırçadan alın. denendi, onaylandı. insanın bilekleri sal beni gideyim diyor.
- ben sıçratmam, elim ayağım titremez, aniden telefonum/kapım çalmaz demeyin. unutmayın ki her an her şey olabilir. bu iş için uygun gördüğünüz gazeteleri, dergileri, reklamları sakince gereken yerlere döşeyin. bant bile kullanın parkelerin/mermerlerin duvarla birleştiği yer için.
- telefonu sessize alıp, müzik açın
- tamam şimdi her şey hazırsa, bir de çorba kasesi büyüklüğünde bir tabağınızı ve kepçenizi gözden çıkartın. tabağı ağzına kadar boya ile doldurmayın. unutmayın ki sakarlık ne menem bir şeydir. yanlışlıkla halınıza dökseniz canınızı acıtmayacak miktarda boya koyun tabağa.
- yanınızda mutlaka bez bulundurun, fırçanın asiliğinden sebebiyet koltuğa düşen beyaz boya tanelerini daha sonra çıkartırım diye düşünmeyin, kurursa çıkmayabilir. hemen orada elinizdeki fırçayı boya kutusuna koyun, ayak altınızda durmasın. koltuğu sildiyseniz sonraki noktaya geçiyorum. *
- müziksiz kılımı kıpırdatamam diyenlerden misiniz? sizi bilmem, ben öyleyim. şarkının kıpırtısına, ahengine, güzelliğine, ritmine kapılıpta eşlik etmeyin. inanın ki o fırça, hiç sıçratmazken sizin ağzınızı açtığınız saniyenin fırsatını kolluyor.
- son olarak fırçaları hemen yıkayın, kurursa çıkmaz.
- sadece iki duvar boyayacaksanız on litrelik boya almayın. fazlasıyla artıyor, ev alanı darsa gözünüze batar.
- tuval fırçası gözünüze kocaman görünse de onu almayın. mutlaka duvarda yuvarlanan fırçadan alın. denendi, onaylandı. insanın bilekleri sal beni gideyim diyor.
- ben sıçratmam, elim ayağım titremez, aniden telefonum/kapım çalmaz demeyin. unutmayın ki her an her şey olabilir. bu iş için uygun gördüğünüz gazeteleri, dergileri, reklamları sakince gereken yerlere döşeyin. bant bile kullanın parkelerin/mermerlerin duvarla birleştiği yer için.
- telefonu sessize alıp, müzik açın
- tamam şimdi her şey hazırsa, bir de çorba kasesi büyüklüğünde bir tabağınızı ve kepçenizi gözden çıkartın. tabağı ağzına kadar boya ile doldurmayın. unutmayın ki sakarlık ne menem bir şeydir. yanlışlıkla halınıza dökseniz canınızı acıtmayacak miktarda boya koyun tabağa.
- yanınızda mutlaka bez bulundurun, fırçanın asiliğinden sebebiyet koltuğa düşen beyaz boya tanelerini daha sonra çıkartırım diye düşünmeyin, kurursa çıkmayabilir. hemen orada elinizdeki fırçayı boya kutusuna koyun, ayak altınızda durmasın. koltuğu sildiyseniz sonraki noktaya geçiyorum. *
- müziksiz kılımı kıpırdatamam diyenlerden misiniz? sizi bilmem, ben öyleyim. şarkının kıpırtısına, ahengine, güzelliğine, ritmine kapılıpta eşlik etmeyin. inanın ki o fırça, hiç sıçratmazken sizin ağzınızı açtığınız saniyenin fırsatını kolluyor.
- son olarak fırçaları hemen yıkayın, kurursa çıkmaz.
devamını gör...
nasılsın sorusuna verilecek cevaplar
dünyada iki iyi varsa biri benim.
devamını gör...
yazarların google nick araştırma sonucu
araştırdım ve şok oldum. ilk başta sevinmiştim 3. sırada kafa sözlük yazar profilim çıkıyor diye. ama bilin bakalım ilk sırada ne var.

evet sanırım benim gibi sizin de aklınıza ilk bu resim gelmedi. bu garip karakter world of warcraft adlı bir oyundaki karaktermiş. ben de yeni öğrendim, sanırım gladyatörmüş. adı da mortaks. tabii nickimi bu karakterden almadım* ama bir üzülmedim değil dostlar. hayır en azından şöyle asil, güzel bir savaşçı olsaydı keşke. bu karakteri hiç beğenemedim maalesef*.

evet sanırım benim gibi sizin de aklınıza ilk bu resim gelmedi. bu garip karakter world of warcraft adlı bir oyundaki karaktermiş. ben de yeni öğrendim, sanırım gladyatörmüş. adı da mortaks. tabii nickimi bu karakterden almadım* ama bir üzülmedim değil dostlar. hayır en azından şöyle asil, güzel bir savaşçı olsaydı keşke. bu karakteri hiç beğenemedim maalesef*.
devamını gör...
sözlükteki kan aranıyor duyuruları
antalya akdeniz üniversitesi ab+ trombosit kana ihtiyaç vardır. 05464066417-05419199799
sevgili sözlük sakinleri, antalya bölgesinde ihtiyaç olan kan grubuysanız lütfen iletişime geçin. duyarlılığınız için teşekkür ederim.
sevgili sözlük sakinleri, antalya bölgesinde ihtiyaç olan kan grubuysanız lütfen iletişime geçin. duyarlılığınız için teşekkür ederim.
devamını gör...
evleneceğiniz kişide aradığınız 3 özellik
bensiz de hayatını ve olursa çocuğumuzun hayatını idare edebilmeli.
zeki, üretken ve neşeli olmalı, terbiyeli ve ahlaklı olmalı. çocuğumuzu eğiteceğiz sonuçta. bu yüzden donanımlı da olmalı.
hayvanlar onu sevmeli. hayvanların sevdiği insanlardan çoğu zaman zarar gelmez.
zeki, üretken ve neşeli olmalı, terbiyeli ve ahlaklı olmalı. çocuğumuzu eğiteceğiz sonuçta. bu yüzden donanımlı da olmalı.
hayvanlar onu sevmeli. hayvanların sevdiği insanlardan çoğu zaman zarar gelmez.
devamını gör...


