baz
lewis asit baz tanımına göre elektron çifti veren maddelere denir.
devamını gör...
armysuzy
kalemine saglik denilesi; girdigi her tanimda yeni bir bilgi ekleyen, merakli sevgili yazar arkadasimiz*.
devamını gör...
sarı çiçeğe sorulabilecek alternatif sorular
gerçek sarışın mısın yoksa boya mı.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
yol şarkıları gecesi. dünyadan uzak bir yere giderken ne de güzel gider. yine efsane konsept ve eminim efsane şarkılar. demiştim heyecanla bekliyorum diye bak şimdi daha da heyecanlandım. bir an gelse keşke şu perşembe*.
devamını gör...
bir kadından alınan en güzel iltifat
sen kadın ruhundan anlayan,dört dörtlük bir erkeksin.
devamını gör...
suskunluğun anlattıkları
susmak bir tercih midir? bir vazgeçiş mi? yoksa yenilgi mi?
e. noelle neumann bu konu hakkında; kişi toplumdan farklı olan düşüncelerini dile getirmez ve çoğunlugun fikrini kabullenir. toplumda sessiz çoğunluk fazla olsada, düşüncelerini söyleyen ve dayatan kesim daha hakim duruma gelir der.
bu araştırma daha geniş bir bakış açısıyla yapılmış ve sonuçları itibariyle siyasi partilere yol göstermiştir. sessiz çoğunluğun sesiyiz gibi sloganlar bu kuramdan sonra kullanılmıştır.
ancak insanlar sadece siyasi düşüncelerini dile getirmek için değil, özel nedenlerden dolayı da susmayı tercih edebilirler. okuduğum bir kitapta (kitabı ve yazarı bulursam ekleyecegim) suskun insanları ikiye ayırır. “bazı insanlar susuyorsa gerçekleri bildikleri içindir. bazı insanlar susuyorsa gerçeği saklamak içindir.”
derin ve sessiz bir konu.
e. noelle neumann bu konu hakkında; kişi toplumdan farklı olan düşüncelerini dile getirmez ve çoğunlugun fikrini kabullenir. toplumda sessiz çoğunluk fazla olsada, düşüncelerini söyleyen ve dayatan kesim daha hakim duruma gelir der.
bu araştırma daha geniş bir bakış açısıyla yapılmış ve sonuçları itibariyle siyasi partilere yol göstermiştir. sessiz çoğunluğun sesiyiz gibi sloganlar bu kuramdan sonra kullanılmıştır.
ancak insanlar sadece siyasi düşüncelerini dile getirmek için değil, özel nedenlerden dolayı da susmayı tercih edebilirler. okuduğum bir kitapta (kitabı ve yazarı bulursam ekleyecegim) suskun insanları ikiye ayırır. “bazı insanlar susuyorsa gerçekleri bildikleri içindir. bazı insanlar susuyorsa gerçeği saklamak içindir.”
derin ve sessiz bir konu.
devamını gör...
mutlu olmayı beceremeyen insanların ortak özellikleri
mutluluğu isteklerinin gerçekleşmesi olarak görüp büyük bir yanılgıya düşmeleri.
devamını gör...
modlar uyurken sözlükte parti yapmak
yaşı küçük yazar daha parti başlamadan kapıda uyusa da, uykusuz kahve uyumaz diyeceğim başlıktır. (bkz: basıldık)
devamını gör...
ırmak arıcı'nın tartıştığı kişinin yüzüne tükürmesi
şimdi mağara esprisi yapmayın ama.
ırmak arıcı kim yahu?
ırmak arıcı kim yahu?
devamını gör...
şahsiyet
izlediğim en kaliteli yapımlardan biri. ayrıca şahsiyete benzer bir mini dizi arayanlara yine haluk bilginer'in başrol oynadığı masum'u öneririm.
devamını gör...
online 385 yazar ne yapıyor sorunsalı
tanım girebileceğim başlıklar arıyorum.
devamını gör...
şeytanın iksirleri
ben hoffman'ın ilk olarak ''küçük zaches namıdiğer zinnober'' adlı kitabını okumuştum. yazarın orada yarattığı fantastik gerçeklik çok hoşuma gitmişti. anlatım tekniğinin de tek kelimeyle mükemmel olduğunu söyleyebilirim. bu kitaptan sonra da ''şeytanın iksirlerini'' okudum. medardus üzerinden verdiği bilinçaltı çarpışması ziyadesiyle hoşuma gitti. elbette bir lovecraft hissiyatı yaratmıyor ama okuru yeterince tatmin ediyor. günahın günahı tetiklemesi, çaresiz çırpınışlar, insan fıtratının en karanlık yönlerinin ele alınış tarzı falan tam kıvamında. zaten şu kilise göndermelerine ve onun üzerinden yürüyen bu tarz yüzleştirmelere bayılırım. hoffman bunu öyle bir yapıyor ki, insanın içinin yağları eriyor resmen. yalnız bu kitapta biraz soğuk bir anlatım var. yani sanki hoffman bu kitabı duygularını bir kenara bırakıp, buz adam kıvamında yazmış ya da bende yarattığı his bu oldu bilemiyorum.
kitap, gotik/gerilim ögeleri taşısa da bence tam bir yargılama kitabı. aslında kitabın birçok yerinde ''suçlu ayağa kalk!'' diye bas bas bağırıyor yazar ama ayağa kalkan kim olur o kısmı muamma *. cidden okunası bir kitaptır. naçizane önerim; lovecraft tarzı bir anlatım beklentisi ile açmayın kitabın kapağını. yazık edersiniz güzelim kitaba. boş levha bakış açısı ile başlayın. kitap bitene kadar kendi özgünlüğü ile sizi doldurur zaten.
kitap, gotik/gerilim ögeleri taşısa da bence tam bir yargılama kitabı. aslında kitabın birçok yerinde ''suçlu ayağa kalk!'' diye bas bas bağırıyor yazar ama ayağa kalkan kim olur o kısmı muamma *. cidden okunası bir kitaptır. naçizane önerim; lovecraft tarzı bir anlatım beklentisi ile açmayın kitabın kapağını. yazık edersiniz güzelim kitaba. boş levha bakış açısı ile başlayın. kitap bitene kadar kendi özgünlüğü ile sizi doldurur zaten.
devamını gör...
üniversite mezunu olmayanlar yazar olarak alınmasın kampanyası
(bkz: memnun olmayan ortamı terk edebilir kimseyi zorla tutmuyorlar)
sınıflandırılmış insanlar daima insanları sınıflandırmaya çalışır. maruz kalınan psikolojinin etkisidir.
sınıflandırılmış insanlar daima insanları sınıflandırmaya çalışır. maruz kalınan psikolojinin etkisidir.
devamını gör...
damar yolu açayım derken sondaj yapan hemşire
herkesin başına gelebilecek bir mesleki sorun yaşayan hemşiredir.
bunu elbette insanlara anlatmak biraz sıkıntılı. damar yolu açarken çok alakasız sorunlarla karşılaşabiliyoruz. haliyle kolunuza bakıyorsunuz, gayet görünür ve kalın bir damarınız var hemen açılır tek hamlede diye düşünüyorsunuz ancak sandığınız gibi değil maalesef.
bazen, hiç görünmeyen yerlerden açılır damar yolu mesela. o noktada da sorarlar: "hemşiranım şuradaki görünüyor niye ordan açmıyorsunuz?" çünkü, damarın yönünü tayin edememiştir, damar incedir patlama riskini göze almak istememiştir, görünmeyeni tercih etmiştir.
aynı şekilde kabak gibi görünen damarlarda bazen kayma sorunu oluşur. bundan ötürü iğneyi maalesef hareket ettirmek zorunda kalırsınız damarı yakalamak için. sonuç olarak can yakarsınız biraz ancak tekrar delik açmamak için mecburen o damarı yakalamalısınız.
bazen damar iğneyi atar. nasıl ya? demeyin. oluyor. özellikle sigara kullanan ve damarları sertleşmiş bir hasta ise, intraketi atabiliyor damar. bu noktada canınız yanar. bizlerin üstüne düşense sorunsuz bir damar tespit edip o damara girmektir.
hiç bir hemşirenin beceriksizlik kaynaklı damar yolu açamayacağını yada hastanın kasıtlı olarak canını yakacağını düşünmüyorum. zaten el yeteneği olmayan birini devlette atanmış olsa dahi çalıştıramazlar. böyle birşey yok. bunun eğitimini defalarca alıyorsunuz. okulda, stajda, işe başladığınızda ne kadar bilirseniz bilin zebani gibi başınızda bekliyor yapıp yapamadığınızı kontrol ediyorlar. olması gereken bu. hemşire isen enjeksiyonu doğru yapacaksın, damarı bulacaksın.
benimde başıma geliyor. delik deşik edildiğimi biliyorum. yüksek ihtimal hemşire olmasam bende çok kızardım. ancak anlıyorum. gerçekten kimse istemez hastayı madur etmeyi.
sıvı tüketiminiz azalmıştır damarlarınız belirgin değildir, damar sertliği vardır, bazen intraket bile sorunlu olabilir. yada hemşire yanlış seçim yapıp uygun olmayan bir damara girmiştir. oluyor öyle.
uzun lafın kısası, herkesin başına gelir. ha çok sıkıntılı bir hemşire olduğunu düşünüyorsanız da sizin üstünüze düşen şikayette bulunmaktır. yanlış bulduğunuz uygulamaları şikayet etmekten hiç çekinmeyin. hatalıysa muhakkak ceza almalı, bu sorunları sürekli yaşatıyorsa da görevi bırakmalıdır.
bunu elbette insanlara anlatmak biraz sıkıntılı. damar yolu açarken çok alakasız sorunlarla karşılaşabiliyoruz. haliyle kolunuza bakıyorsunuz, gayet görünür ve kalın bir damarınız var hemen açılır tek hamlede diye düşünüyorsunuz ancak sandığınız gibi değil maalesef.
bazen, hiç görünmeyen yerlerden açılır damar yolu mesela. o noktada da sorarlar: "hemşiranım şuradaki görünüyor niye ordan açmıyorsunuz?" çünkü, damarın yönünü tayin edememiştir, damar incedir patlama riskini göze almak istememiştir, görünmeyeni tercih etmiştir.
aynı şekilde kabak gibi görünen damarlarda bazen kayma sorunu oluşur. bundan ötürü iğneyi maalesef hareket ettirmek zorunda kalırsınız damarı yakalamak için. sonuç olarak can yakarsınız biraz ancak tekrar delik açmamak için mecburen o damarı yakalamalısınız.
bazen damar iğneyi atar. nasıl ya? demeyin. oluyor. özellikle sigara kullanan ve damarları sertleşmiş bir hasta ise, intraketi atabiliyor damar. bu noktada canınız yanar. bizlerin üstüne düşense sorunsuz bir damar tespit edip o damara girmektir.
hiç bir hemşirenin beceriksizlik kaynaklı damar yolu açamayacağını yada hastanın kasıtlı olarak canını yakacağını düşünmüyorum. zaten el yeteneği olmayan birini devlette atanmış olsa dahi çalıştıramazlar. böyle birşey yok. bunun eğitimini defalarca alıyorsunuz. okulda, stajda, işe başladığınızda ne kadar bilirseniz bilin zebani gibi başınızda bekliyor yapıp yapamadığınızı kontrol ediyorlar. olması gereken bu. hemşire isen enjeksiyonu doğru yapacaksın, damarı bulacaksın.
benimde başıma geliyor. delik deşik edildiğimi biliyorum. yüksek ihtimal hemşire olmasam bende çok kızardım. ancak anlıyorum. gerçekten kimse istemez hastayı madur etmeyi.
sıvı tüketiminiz azalmıştır damarlarınız belirgin değildir, damar sertliği vardır, bazen intraket bile sorunlu olabilir. yada hemşire yanlış seçim yapıp uygun olmayan bir damara girmiştir. oluyor öyle.
uzun lafın kısası, herkesin başına gelir. ha çok sıkıntılı bir hemşire olduğunu düşünüyorsanız da sizin üstünüze düşen şikayette bulunmaktır. yanlış bulduğunuz uygulamaları şikayet etmekten hiç çekinmeyin. hatalıysa muhakkak ceza almalı, bu sorunları sürekli yaşatıyorsa da görevi bırakmalıdır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
boş zamanlarımda pencereden bacağımı uzatıyorum.
bana entel diyenlerin kafasına vururum bu topukla. kızım sana söylüyorum, domestic sen anla
edit: işbu foto kapak fotoğrafıma özenilerek trafiğe kapalı alanda denenmiştir ve zaman içerisinde kendini imha edebilitesi vardır.
edit2: al kırdın, kırdın! sildim gitti.
bana entel diyenlerin kafasına vururum bu topukla. kızım sana söylüyorum, domestic sen anla
edit: işbu foto kapak fotoğrafıma özenilerek trafiğe kapalı alanda denenmiştir ve zaman içerisinde kendini imha edebilitesi vardır.
edit2: al kırdın, kırdın! sildim gitti.
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
willoughby yasası
birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya çalışırsanız makine o anda çalışmaya başlayacaktır.
murphy 4 numaralı ölçüt
ne zaman bir işi yapmaya karar verirseniz, o anda yapmanız gereken bir başka iş çıkacaktır.
birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya çalışırsanız makine o anda çalışmaya başlayacaktır.
murphy 4 numaralı ölçüt
ne zaman bir işi yapmaya karar verirseniz, o anda yapmanız gereken bir başka iş çıkacaktır.
devamını gör...
tayfun pirselimoğlu
henüz başlığının açılmamış olmasına hem şaşırdığım hem şaşırmadığım 1959 trabzon doğumlu ressam, yazar, senarist, yönetmen. ilki 1988 yılında viyana'da açılmış toplam 15 sergiye katılmıştır. kendisi zaten viyana uygulamalı sanatlar akademisi'nde resim öğrenimi görmüştür.
çöl masalları, kayıp şahıslar albümü, şehrin kuleleri, berber, malihulya ve kadastrocu isminde 6 romanı; otel odaları ve çölün öbür tarafı isminde 2 öykü kitabı, harry lime'in en yeni hayatları ya da üçüncü adam'a övgü ve kerr adında 2 denemesi bulunmakta. sanatçının hiçbir kitabını okumadım* fakat okuyanların yorumlarına bakılacak olursa beklenenden iyi çıktığı yönünde geribildirimler var. tayfun pirselimoğlu, ön yargı sözcüğüne bakınız verilebilecek iyi bir örnek bence.
neyse yönetmenliği ile ilgili daha fazla fikir sahibiyim. kendisinin dayım (1999) ve silenzio é d'oro (2002) adında 2 kısa metrajlı; hiçbiryerde (2002)- rıza (2007), pus (2009)- saç (2010) ("vicdan ve ölüm üçlemesi bu filmler), ben o değilim (2013), yol kenarı (2017) ve kerr (2020) adında 7 uzun metrajlı filmi var. yönetmenin o karanlık ve sıkıcı bulunan tarzını, sıradan insanların sıkışmışlık hissini anlatan hikayelerini çok seviyorum. vicdan ve ölüm üçlemesinden en çok rıza sevilir ama ben nedense saç filmini çok sevmiştim. bazı sahneleri izlerken hissettiklerimi, yusuf atılgan'ın anayurt oteli isimli kitabını okurken kafamda yarattığım tuhaf dünyaya çok uygun bulduğumdandır belki de.
sinemada da edebiyatta olduğu gibi hak ettiği ilgiyi göremeyen sanatçı, kerr ile bu yıl 58. altın portakal film festivali'nde en iyi yönetmen ödülünün sahibi oldu. altın portakal'ın kalitesi elbette tartışılır ama ödül, umarım pirselimoğlu'nun değerinin daha iyi anlaşılmasına vesile olur.
çöl masalları, kayıp şahıslar albümü, şehrin kuleleri, berber, malihulya ve kadastrocu isminde 6 romanı; otel odaları ve çölün öbür tarafı isminde 2 öykü kitabı, harry lime'in en yeni hayatları ya da üçüncü adam'a övgü ve kerr adında 2 denemesi bulunmakta. sanatçının hiçbir kitabını okumadım* fakat okuyanların yorumlarına bakılacak olursa beklenenden iyi çıktığı yönünde geribildirimler var. tayfun pirselimoğlu, ön yargı sözcüğüne bakınız verilebilecek iyi bir örnek bence.
neyse yönetmenliği ile ilgili daha fazla fikir sahibiyim. kendisinin dayım (1999) ve silenzio é d'oro (2002) adında 2 kısa metrajlı; hiçbiryerde (2002)- rıza (2007), pus (2009)- saç (2010) ("vicdan ve ölüm üçlemesi bu filmler), ben o değilim (2013), yol kenarı (2017) ve kerr (2020) adında 7 uzun metrajlı filmi var. yönetmenin o karanlık ve sıkıcı bulunan tarzını, sıradan insanların sıkışmışlık hissini anlatan hikayelerini çok seviyorum. vicdan ve ölüm üçlemesinden en çok rıza sevilir ama ben nedense saç filmini çok sevmiştim. bazı sahneleri izlerken hissettiklerimi, yusuf atılgan'ın anayurt oteli isimli kitabını okurken kafamda yarattığım tuhaf dünyaya çok uygun bulduğumdandır belki de.
sinemada da edebiyatta olduğu gibi hak ettiği ilgiyi göremeyen sanatçı, kerr ile bu yıl 58. altın portakal film festivali'nde en iyi yönetmen ödülünün sahibi oldu. altın portakal'ın kalitesi elbette tartışılır ama ödül, umarım pirselimoğlu'nun değerinin daha iyi anlaşılmasına vesile olur.
devamını gör...


