bazı yazarlarımızın fikirlerine anlam verememekle beraber şunu söylemek isterim ki yerçekiminin olmadığını söyleyen,bebeklere yapılan aşıların işe yaramaz olduğunu söyleyen makaleler ve bilimsel yazılarda var.o zaman ne yapıyormuşuz her gördüğümüz duyduğumuz çalışmayı ciddiye almıyormuşuz.kaldı ki bir insan çok yemek yaptığı için yada ağır bir işte çalıştığı için kimliksel farklılaşmaya bürünmez aksine siz kadın şunu yapar erkek bunu yapar diye kesin yargılarla çerçevelediğiniz için yaptıkları size garip gelir.yani şunu demek istiyorum ki "kadınsılaşma" yada "erkeksileşme" diye bir şey yoktur. çünkü her insanın kendi doğruları ve kendi (bkz: nomal)leri vardır ve bu sizin normal sınırlarınız içinde kalmak zorunda değil yani demek istediğim bir kadın pekala sizin "kadınsı" bulduğunuz ojesini sürüp yine sizin "erkeksi" bulduğunuz dozeri kullanabilir.bu tamamen insanın öz benliğiyle alakalıdır ve ahlaksız bir durum yoktur. bana kalırsa iki tarafında işten kaçmak için uydurduğu bahanelerdir efendim.bunun yerine sizinle aynı temel görüşte biriyle bir hayat geçirmeniz daha kolay olacaktır.umarım derdimi anlatabilmişimdir.iyi geceler dilerim.
devamını gör...


“ çölü güzelleştiren şey, bir yerinde bir kuyunun gizlenmiş olmasıdır.”


küçük prens
devamını gör...

günün anlam ve önemine binayen dünya tarihine de etkisi olan ve değer katan türk kadınlarından da bahsetmek gerekir.


remziye hisar
ilk kadın kimyagerdir türkiye’de. sorbonne üniversitesinde eğitim almıştır.


jülide gülizar
türk televizyonlarında ki ilk canlı yayını gerçekleştiren kişi. trt de 30 yıl çalıştıktan sonra da kitaplar yazıp dersler vererek tecrübelerini yeni nesil aktarmayı amaçlamıştır.


dilhan eryurt
nasa da görev alan ilk bilim kadınımız. kendisi ayrıca 1969 yılında apollo başarı ödülünü almıştır. güneş ve yıldızların evrimi ile ilgili pek çok önemli araştırmaları ile dünyada çok önemli bir yerde.


burcu özsoy
iklim değişiklikleri ile alakalı olarak antarktika’daki kadın araştırmacımız. istanbul teknik üniversitesi denizcilik fakültesi nde öğretim görevlisi.


halet çambel
özellikle hitit dilinin çözülmesine çok büyük katkıları olan önemli bir arkeolog. arkeoloji alanında yapmış olduğu araştırmalarla gerçekten dünya çapında saygı gören bir bilim insanıydı. bunun yanı sıra eskrim dalında olimpiyat oyunlarına katılan ilk türk kadın sporcumuzdur.


safiye ali
ülkemizde ilk tıp doktoru ve ilk tıp eğitimi veren kadındır. özellikle anne ve çocuk sağlığı üzerinde yapmış olduğu çalışmalarla anılmakta ayrıca istanbul’da muayenehanesi olan ilk kadın doktor.


jale inan
türkiye’nin ilk kadın arkeologudur. side ve perge de yapmış olduğu kazılarla side müzesi’nin kurulmasına sebep olmuştur.


ve son olarakta berna sözen
günümüzün önemli bilim insanlarından. akdeniz üniversitesi tıp fakültesi nde görev almakta ayrıca cambridge üniversitesi’nde 17 kişilik bir ekibin embriyo çalışmalarının baş araştırmacısı ve ekipteki tek türk kadını.


ülkemizdeki bu kadar şeye rağmen gerçekten güçlü ve gerçekten öncü olan pek çok kadın var. dilerim ki gün geçtikçe sayıları daha çok artar ve insanla daha çok şey katarlar, zira ihtiyacımız var.

bunlar okuduğum bir makaleden aklıma gelen isimler. sizin aklınıza gelen isimler varsa ekleyebilirsiniz. *
devamını gör...

türk şiirinin en çoşkun kalemi olan nesimi'nin çağları aşan şiiri.

bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam

kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim
sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam

kimse gümân ü zann ile olmadı hakk ile biliş
hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam

sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim
cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam

hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât
bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam

genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş
gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam

arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün
kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam

gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim
dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam

cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim
gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam

encüm ile felek benim vahy ile melek benim
çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam

zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim
sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam

zât ileyim sıfât ile kadr ileyim berât ile
gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam

şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim
rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam

tîr benim kemân benim pîr benim civân benim
devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam

yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim
cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam

nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim
gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam

gerçi bugün nesîmîyim hâşîmîyim kureyşîyim
bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam.
devamını gör...

durumumuz yoktu.
devamını gör...

ortaokuldayken öncel isimli arkadaş vardı. okul bitimi eve geldiğimde de radyo açık olurdu. iki ya da üç kere her geldiğim saatte radyoda ümit besen'in nikah masası çalardı. şarkıda geçen at artık imzanı git bir an önce kısmını, öncel'in ismini devamlı bellediğim için at artık imzanı ihtiyar öncel diye algılardım.
devamını gör...

ruh hastası rollerini mükemmel oynayan one flew over the cuckoo's nest, the shining gibi filmlerde devasa bir oyunculuk gösteren hollywood'un en iyi aktörlerinden ve hayranı olduğum güzide isim. allah uzun ömür versin.
devamını gör...

“benim bu saatte burada ne işim var?”
adlı çalışmamdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
temmuz 2021 / ege / gün ağarırken
devamını gör...

yat zıbar dedim, yitzhar ne dedi:)
devamını gör...

bütün tuşlara basıp oyunu geçmeye çalışmak.
devamını gör...


talassofobi, okyanus veya deniz gibi derin su kütlelerine karşı sürekli ve yoğun bir korku içeren özel bir fobi türüdür. peki bu fobiyi su fobisinden (akuafobiden) farklı kılan nedir?

su fobisi suyun kendisinden korkmakken, talassofobi, engin, karanlık, derin ve tehlikeli görünen su kütlelerine odaklanır. insanlar, yüzeyinin altında gizlenenlerden korktuklarından dolayı sudan aşırı derecede korkmazlar.

talassofobi kelimesi yunanca thalassa ("deniz") ve phobos ("korku") kelimelerinden türetilmiştir.


aynı zamanda benim de sahip olduğum bir fobidir. denizler beni yeterince korkuturken bir de karanlık, derin, korkunç su kütleleri görmek kalbimi yerinden çıkartacak etkiye sahip. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kaynak
devamını gör...

sağlık bakanı fahrettin koca, "evlilik öncesinde tüm çiftlere ve yeni doğan bebeklere sma taraması yapılması programını hayata geçiriyoruz. evlilik öncesinde sma taraması zorunlu hale getirilmektedir" dedi.
buradan
devamını gör...

#1588266 sözlüğümüzün yazarlarının, üzerine öykü skillerini stilleyerek bahsettiği, edebi kaygılarla bezenmiş ve zaman algısının göreliliğinden kaynaklanan gerginlik. böyle gerginliğe can kurban. tatlı şey, nasıl da yazmış. sait misin faik misin, alemdağ'da bir yılan mısın, mahalle kahvesine gerginlik götüren lüzumsuz adam mısın? abalar da kafalar da yanık.
devamını gör...

kimse seçemediği bir özelliği yüzünden özür dileyemez. hele ki bu türk olmaksa sözü bile edilemez kanımca. özür dilenecek birileri varsa onlar gençler, özür dileyecek birileri varsa onlar da atalarının cahilliğini sürdüren yobazlardır. dolayısıyla türklükten de türk olmaktan da türkçe konuşmaktan da türkiye'de olmaktan da türk gibi yaşamaktan da yüksünmemek gerekir, tabii bunun için öncelikle bağnaz ve yobaz kafaları terk edip atatürk'ün de dilediği gibi çağdaş ve hoşgörülü olmak gerekir.
devamını gör...

sözlük isminin değişmesiyle birlikte yakında sözlük arayüzünün de değişeceği düşün'cesiyle hakim olmaya başlayan o gece, işte bu gecedir normdaşlarım*

bir gecede sözlüğümüzün adı kafadan normale dönmüştü.

daha kafayken, ne kafa olduğu dahi tartışmalıyken şimdi bir de ne normal tartışmalarıyla karşı karşıya kalacaktı.
o tarihi* gece, işte bu geceydi. her şey normaldi. çok normal.*

ama öyle böyle değil çok normal.
devamını gör...

kimsenin...cisimler şiirini ne zaman hatırlasam suratımda anlamsız bir gülümsemeye sebebiyet veren şair. hangi şair söylemişti şimdi hatırlamıyorum; "kederimin üstünde duran kan kızıl yakut taç", işte böyle bir şey bu şiir. ada vapuru, midem deli gibi bulanıyor ama çok renk vermeden yanımdaki arkadaşımla konuşmaya devam ediyorum. aniden durdu bir şiir vardı dedi, tek kişilik bandosuyum terkedişin neydi onun devamı? bütün dikkatimi o kadar verdim ki şiiri hatırlamaya ne midemin bulantısını hatırladım ne başka bir şey. küçük iskender öyle çok bilmezdim ama sonradan düşününce o arkadaşımın beni nasıl bildiğini fark ediyorum. beni ne kadar iyi biliyormuş aslında. o zaman anlamamıştım bunun dikkatimi başka bir şeye vermem için yapılan bir şey olduğunu durup on dakika şiiri hatırlamaya çalışmıştım. şimdi o kıymetli dostum başka bir ülkede belki ayda yılda bir duyuyorum sesini ama bazen ufacık bir anı buruk bir mutluluğa dönüşüyor tıpkı kederin üstünde duran kan kızıl yakut bir taç gibi. ne zaman hatırlasam istanbulu, küçük iskenderi ve gecenin huzursuz eden sessizliğini, biliyorum; " kimi yalnızlıklar boşunadır" ve bazı dostluklar daima hatırlanır.

şöyle buyuruyor kimsenin...cisimler şiirinde küçük iskender:


sıfırın içine giren bir cadıyım ben
anlaşılmaz olan yalnızca,
sonranın ilk bilançosu
tek kişilik bandosuyum terkedişin!
sabır.
ve sabır bir coğrafya hocası gibi
terliklerini giymekte mat saadettin!

kışkırtan soylu ölümün
gitgide sıklaşan soluk alış verişlerinde
gizlenen
dünsüz bir sen

kimsenin sözünü edemediği
yılan!
serüvenin çocuk yokeden güzelliği
yakalamış seni o sokakta, bıçak çekmiş, üzerine yürümüş
titrek ateşler arasından,
kimi babaların infilak etmiştir ya oğulları
kimi yalnızlıklar boşunadır
kimi aşklar bitmesi için yaşanır

sen bunları hiç önemseme
git gülümse başkalarına
beni burkulmuş bırak
beni ısırılmış
beni emilmiş
beni intiharlardan çokca korkulan ideolojilerde bırak
biliyorsun
istanbul'un koynuna ancak şarapla girilir
benim koynuma titrek ateşler arasından,
üzerine yürünmüş
alkol kileri oğlanlardan bana ninniler getir
bana eş zamanlı kırılganlıklar, kırmızı alınganlıklar
cumhuriyet sonrası sepyalar getir
konuşan eşyalar getir bana
koku alan cisimler, takla atan hacimler
normali hiç anlatma bana
uzak dursun sistemin kalıcı terimleri

ben zamanın en tuhaf geometrik şekli olarak
bütün otellerinde sevişerek bu sonrasız kentin
bütün aynalarında tükürdüm kendi yüzüme
yüzümü ayna üzerinde boyadım
ki ben gittikten sonra kalsın orada
sahte suretim,
bu suskunlugun ortayerinde başlayan şarkılar gibi
hani o çok sevildiği halde, dinlenirken hep ağlanılan
nedensiz,
ben olanların en fuzuli yanıtı olarak
verildim bütün sorulara,
önemsemediniz


yani
bir ayrılık sonrası suçlamaları
iade edilen buz tutmuş armağanlar
iade edilen öpüşmeler, sevişmeler
çok özlediğin birinin ölümünü duymak gibi aniden

çekip giden bir sevgili
çekip giden bir düş
çekip giden bir sıfır

iççekişler, dışçekişler içinden
sana uzatılan uslu bir gül peşinden
koşarak giden sen
kimsenin sözünü edemediği
yılan!
serüvenin çocuk yokeden güzelliği
yakalamışken seni o sokakta, hafif dokunulmuş
biraz okşanmış
titrek ateşler arasından, koşarak giden sen
kimsenin sözünü edemediği
yılan!
serüvenin çocuk yokeden güzelliği
yakalamışken seni o sokaktai, hafif dokunulmuş
biraz okşanmış
titrek ateşler arasından, koşarak giden sen
kims...

devamını gör...

boş beleş değil de aşırı dolu tipler de olabilirler bakınız burası çokomelli.
madalya alacak bir tanımım yok. 12 saat işte çalışıyorum. sözlükte belli bir saat bulunmak durumundayım. evde valide hanımla, artı sözlüm beyle de gün içinde ilgilenmek durumundayım. evde baktığım muhabbet kuşum; onun uçması, kafese itelemesi, sokak kedileri ve köpkeleriyle ilgilenmesi derken uykusuz günler geçirdiğim oluyor. gelip şurada görevimi yapınca ya rabbi şükür diyorum. az evvel düğüm salonu adında bir film bitirdim vakit kıstırıp. ben de isterim dizi film kategorisi yapıştırıp başlığını açayım. modun birinden rica edeyim bana madalya versin. uzun uzadıya filmdeki mantık hatalarını gözler önüne sereyim falan. ama vaktim yok...
devamını gör...

son günlerde birçok firmanın da uyguladığı kod 29 mağduru işçilerin haberini görmüşsünüzdür. bu haberlerden sadece birisini paylaşıyorum. migros gibi büyük bir kurumun bunu yapmasıysa beni hayli şaşırttı. seküler, beyaz yakalı, sosyal demokratım. alış verişlerimde her zaman seküler kesimi tercih ederim. alış verişimin yüzde 99'unu migros tan yapıyorum. bu işçilere destek olalım. ister migrosu boykot edelim, ister şehirlerimizde migros önünde protesto yapalım, ister hashtag açalım. aktroll falan değilim, hayatım hükümet protestolarında geçti. maksadım migros'u karalamak, hedef göstermek vb değil. migros u bırakıp bim'den alalım gibi dahice(!) fikirler üretmeyeceğim. buna sessiz kalmak, suça ortak olmak istemiyorum. işini kaybeden insanlar bu dönemde resmen açlığa mahkum ediliyor. emekçilerin çocuklarını, ailelerini düşünüp çözüm bulalım. hele ki kod 29 denilen etiketle işten atılmak en ağırı. işçi tazminat da alamıyor, işsizlik maaşı da... öyle yandaş medyada söylendiği gibi işsiz herkese bol keseden sosyal yardım veriliyor, işsizler miami ye tatile gidiyor masalına inanan varsa başlığı da beni de engellesin.

adam gibi 2 kelam yazalım dedik... hemen bıdı bıdı...
migrostan alış verişi bir sosyoekonomik gösterge olarak değil, seküler olmaları sebebiyle tercih ettiğimi yazdım. (30 yıl önce zenginler migrostan alırdı... şimdi fiyatları çoğu marketten ucuz. hava basmıyorum burda...)
kod 29 tarihi, kökeni... değil şu anda yarattığı mağduriyetten bahsettim. gözümün önündeki olay yani.
mahkeme, hukuk fikri de süpermiş. karar hemen yarın çıkar zaten. avukat da zaten dava başı 10 tl.

buradan
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"...dünya büyük çok küçük ellerim
seni tutmaya bile yetmiyor
kan revan şu çocuk kalbim
koca hüzünlere kafa tutuyor..."
fatma turgut - ilkbaharda kıyamet
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim