kafa filmler radyo yayını
esaretin bedeli'nde andy'nin mahkumlara dinlettiği klasik müzik çalıyor şuan. bu çok havalı dostum. biz mahkumlar unutulmaz bir an yaşıyoruz. teşekkürler coldboy.*
devamını gör...
insanın kahpesi
1940 kuşağı - acılı kuşak* veya fedailer mangası*- toplumcu şairlerinden hasan izzettin dinamo'nun kavga şiirleri isimli şiir derlemesinin oldukça güzel bir şiiri. onun talihsiz yaşamına biraz göz atmak yetecektir şüphesiz bu şiiri daha net kavrayabilmek için ama daha kötüsü dönüp insanlara bakmak da yeterli olacaktır. ne yazık, ne yazarlığının ne şairliğinin kıymeti pek bilinmiştir zaten. şiirlerinde nazım'ın, mayakovski'nin, shelley'nin ve hatta bazen vergilius maro'nun bile izlerine rastlamak mümkün. ben hasan izzettin dinamo'yu kurtuluş savaşı yıllarını büyük bir ustalıkla anlattığı ve toplamda 15 cilt olan( kutsal isyan 8, kutsal barış 7 ciltten oluşmaktadır ki günümüzde 5-4 olarak 9 cilt halinde de yeni baskısını bulmak mümkün) kutsal isyan ve kutsal barış ile tanıdım, sonrası çorap söküğü gibi geldi zaten bu yüzden şaşırıyorum sanırım kıymetinin bilinmemesine çünkü bu dili bilmesem onu okumak için şüphesiz öğrenirdim. türk edebiyatı'nın unutulmuş bahtsız şairi insanın kahpesi şiirinde şöyle buyuruyor:
insanın kahpesi,
ne arslana, ne kaplana benzer.
insanoğlunun kahpesi,
ilk bakışta sana bana benzer.
insanoğlunun kahpesi,
arslandan, kaplandan yırtıcı.
insanoğlunun kahpesi,
her yanda haklı, her işte haklı,
hem de gürültücü, patırtıcı.
onca sıfırdır
doğanın her güzel yarattığı,
ya da sanatçının her güzel dediği,
dana beynini beğenmez
insan beynidir yediği.
sabrımızı yer kıtır kıtır
çerez yerine.
cellattan bile daha kaygusuzdur
namuslu insanın üzüntülerine...
insanın kahpesi,
ne arslana, ne kaplana benzer.
insanoğlunun kahpesi,
ilk bakışta sana bana benzer.
insanoğlunun kahpesi,
arslandan, kaplandan yırtıcı.
insanoğlunun kahpesi,
her yanda haklı, her işte haklı,
hem de gürültücü, patırtıcı.
onca sıfırdır
doğanın her güzel yarattığı,
ya da sanatçının her güzel dediği,
dana beynini beğenmez
insan beynidir yediği.
sabrımızı yer kıtır kıtır
çerez yerine.
cellattan bile daha kaygusuzdur
namuslu insanın üzüntülerine...
devamını gör...
bir evi daha yaşanılır kılan detaylar
güzel, geniş bir balkonu ve büyük pencereleri olması. dört duvar arasında daralıyorum.
devamını gör...
çavdar tarlasında çocuklar
jerome david salinger'dan okuduğum ilk kitaptı. oldukça akıcı, kolayca okunacak türden. sanki amerikan filmini kitaba yansıtmışlar gibi hissettirdi bana. kitapta sık sık argo sözcüklere yer verilmiş ama benim için rahatsız edici değildi. genel olarak olay örgüsü tek bir karakter üzerinde olsa da çeşitli yan karakterler sayesinde sıkmadan okunuyor.
kitabın baş karakteri olan holden caulfield'ın okuldan atılması ve başına gelen türlü maceraları anlatıyor.
16 yaşındaki holden hayatın bazı gerçeklerini görmüş ve bunları sindirmeye çalışan bir karakter. o yaştaki herkes gibi kafası sorularla dolu. holden'ın içsel sorgulamalarını okuyorsunuz. hayatı anlamlandırmaya çalışan ve gerçek bir şeyler arayan birinin iç sesiyle konuşmasını okur gibi hissettiriyor.
okuyan birçok kişiye göre holden agresif, hiçbir şeyi beğenmeyen, zengin bir ailenin şımarık çocuğu gibi görülebilir.
bence holden; insanları çok iyi bir şekilde gözlemleyen ve bu sayede insanların sahtekârlığını da kolayca anlayabilen biri.
mesela insanların arabaları taparcasına sevmesine, güzel mesleği olan birini görünce övmelerine, sigara içerek havalı gözükmeye çalışanlara karşı çok sinirli bir karakter. diğer yandan, çocuklara ve kardeşine karşı çok kibar düşünceli. kardeşine plak alıp mutlu olması ancak daha sonra kırılınca üzülmesi, karşılaştığı rahibelere yardım için para vermek için ısrar etmesi holden'ın ne kadar duygusal bir karakter olduğunu gösteriyor. holden, bana biraz şeker portakalı, biraz küçük prens'i anımsattı.
kitabın daha farklı bir sonla biteceğini düşünmüştüm. sonunda holden'a neler oldu bilmiyorsunuz. sonunu çok beğenmesem de severek okuduğum bir kitap oldu.
kitabın baş karakteri olan holden caulfield'ın okuldan atılması ve başına gelen türlü maceraları anlatıyor.
16 yaşındaki holden hayatın bazı gerçeklerini görmüş ve bunları sindirmeye çalışan bir karakter. o yaştaki herkes gibi kafası sorularla dolu. holden'ın içsel sorgulamalarını okuyorsunuz. hayatı anlamlandırmaya çalışan ve gerçek bir şeyler arayan birinin iç sesiyle konuşmasını okur gibi hissettiriyor.
okuyan birçok kişiye göre holden agresif, hiçbir şeyi beğenmeyen, zengin bir ailenin şımarık çocuğu gibi görülebilir.
bence holden; insanları çok iyi bir şekilde gözlemleyen ve bu sayede insanların sahtekârlığını da kolayca anlayabilen biri.
mesela insanların arabaları taparcasına sevmesine, güzel mesleği olan birini görünce övmelerine, sigara içerek havalı gözükmeye çalışanlara karşı çok sinirli bir karakter. diğer yandan, çocuklara ve kardeşine karşı çok kibar düşünceli. kardeşine plak alıp mutlu olması ancak daha sonra kırılınca üzülmesi, karşılaştığı rahibelere yardım için para vermek için ısrar etmesi holden'ın ne kadar duygusal bir karakter olduğunu gösteriyor. holden, bana biraz şeker portakalı, biraz küçük prens'i anımsattı.
kitabın daha farklı bir sonla biteceğini düşünmüştüm. sonunda holden'a neler oldu bilmiyorsunuz. sonunu çok beğenmesem de severek okuduğum bir kitap oldu.
devamını gör...
kapıda yalnızlık
açma! kapıda yalnızlık.
böylesi haksızlık...
biz istemezsek ayrılık
evimizi bulamaz.
nakaratına sahip bir bengü şarkısıdır.
böylesi haksızlık...
biz istemezsek ayrılık
evimizi bulamaz.
nakaratına sahip bir bengü şarkısıdır.
devamını gör...
eksik öğrenme
ingilizce underfitting olarak geçer. makine öğrenmesi sırasında elde edilen modelin train için kullandığımız veriyi tam tanıyamaması durumudur. test verisinde vetahmin için verilen verilerde büyük hatalar ile tahminler yapmaktadır. bunun birinci sebebi yetersiz miktardaki bağımsız değişken olabilir. genelde bu sonuca ulaşılan modeller basit model olarak adlandırılabilir çünkü model, girdiler ile çıktılar arasındaki temel ilişkiyi öğrenemez.
devamını gör...
pazar banyosu
pazar gününü sevmeme nedenlerimdendi küçükken. kurbanlık koyun gibi sıramı beklerdim.
devamını gör...
la bu islam ne etti size
tek dostum içkim sigaramdı.onları da elimden almak istedi.direndim.okudum.evrimi ve freudu öğrendim.ben öğrendikçe o daha da sinirlendi.müritlerini üstüme saldı.saçımız uzun diye,metal dinliyoruz diye,içki içiyoruz diye dayak yedik,öldürüldük.ben geliştikçe o beni küçültmeye çalıştı.ben gelişmeye yöneliktim,mücadeleciydim.o ise pasifistti.direnenleri sevmezdi.doğu kültürüydü o.afgan bir çiftçinin topladığı haşhaş sütündeki moleküllerdi o.kitlelerin afyonuydu.ben afyonu almamak için direndim.hep çalıştım çabaladım. asla şükretmedim.ben böyle geliştikçe büyüdükçe,o daha da sinirlendi.
şimdi son kozlarımızı oynuyoruz.ben her geçen gün gelişiyorum.o ise başı bağlı, ağzı bağlı,afyonu bitmiş.sonunda mutlu olucam.özgür olucam.
şimdi son kozlarımızı oynuyoruz.ben her geçen gün gelişiyorum.o ise başı bağlı, ağzı bağlı,afyonu bitmiş.sonunda mutlu olucam.özgür olucam.
devamını gör...
kendine kendine konuşurken söylenen ilk söz
sözümü kesmeden dinle.
devamını gör...
jean paul sartre
henüz okumayı sökmeden, evlerindeki resimli kitapları bıkmadan ve usanmadan saatlerce karıştıran, yazarak üretmeye çok ufak yaşta başlayan, tüm dinleri ve metafizik gelenekleri yok sayan varoluşcu ateizmin savunucusu fransız düşünür ve yazar. yazım hayatıyla daha fazla bilgi edinmek isteyenler otobiyografi niteliği taşıyan "sözcükler" adlı eserini okuyabilirler.
devamını gör...
amelie
olağanüstü güzel soundtrack'i olan fransız yapımı romantik-komedi filmi. ayrıca dinlemeye değer muhteşem bir amelie soundtrack'i daha.
devamını gör...
haki
parka rengi olarak da bildiğimiz yeşil ile kahverengi arası gidip gelen renk.
devamını gör...
senin klavyenden çıkanı gözün görüyor mu
senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu'nun sözlükçesidir. anlaşılan görmüyor.
devamını gör...
little bighorn savaşı
a.b.d ordusunun kızılderililer karşısında aldığı ikinci büyük yenilgidir. montana'nın güney batısındaki little bighorn bölgesinde, 7. süvari alayının, general custer ile birlikte yok edildiği savaştır.
a.b.d ordusu, altın keşfedilen kızılderili topraklarını satmayı kabul etmeyen ve rezervasyonlara gelip teslim olmayan herkesi düşman kabul etmişti ama kızılderililer kendi ülkelerinde yaşadıkları için, niye teslim olalım ki dediler. a.b.d üç farklı orduyu kızılderilileri bulup yok etmesi için görevlendirdi.
25 haziran 1876 sabahı, general custer'ın crow (apsaroke) ve arikara izcileri oturan boğa'nın hunkpapa sioux kampını keşfettiler. general custer, yıllar önce 1868'de güneyli cheyenne ve arapaho'ların kampını şafak sökerken, insanlar uykudayken basıp, washita river katliamını yaptığı gibi, bu kampa da ertesi sabah saldırmaya karar verdi. ama aslında bu kızılderililer yalnız değildi, çünkü birçok kabile, dini törenleri güneş dansı için biraraya gelmişti. ama kızılderililer belli bir düzen ve mesafe ile kamp kurdukları için, izciler uzaktaki yada tepelerin ardındaki diğer kampları görmemişti.
general custer ertesi sabah, herkes uykudayken saldırmayı planlıyordu ama etrafı gözetlemeye çıkan bazı sioux gençleri a.b.d askerlerini gördü ve hızla kendi kamplarına doğru haber vermeye gittiler. custer artık ani, şok bir sabah baskını yapamayacağını anlayınca, ordusuyla üç koldan saldırıya geçti. kampın dışında yabani meyve, kök toplayan bazı kadınları, çocukları öldürdüler ve kampa girdiler ama oturan boğa ve savaşçılarıda karşılık vermeye başlamışlardı. birkaç savaşçı etraftaki kabilelere haber vermeye gönderildi, bazı kabilelerde silah seslerini duyup gelmişti zaten. oglala sioux'ların reisi çılgın at gelince savaşçıları belli bir düzen içinde askerlere saldırttı. custer kadın, çocuk birkaç yüz kişiyi öldürüp yine kahraman sayılacağını hayal etmişti ama etraftan hâla yüzlerce savaşçı atlarla yada koşarak geliyor, çevresindeki askerler teker teker vuruluyorlardı. sonunda general custer, iki erkek kardeşi, kızılderili izcileri ve birliğindeki tüm askerleri öldürüldü. kızılderililer 268 a.b.d askeri, 4 crow ve 2 arikara izciyi öldürmüşlerdi. diğer iki birliğin başındaki komutanlar hakim bir yere sığındılar, ve kayıplar verselerde tamamen yok olmaktan kurtuldular.
a.b.d ordusu, altın keşfedilen kızılderili topraklarını satmayı kabul etmeyen ve rezervasyonlara gelip teslim olmayan herkesi düşman kabul etmişti ama kızılderililer kendi ülkelerinde yaşadıkları için, niye teslim olalım ki dediler. a.b.d üç farklı orduyu kızılderilileri bulup yok etmesi için görevlendirdi.
25 haziran 1876 sabahı, general custer'ın crow (apsaroke) ve arikara izcileri oturan boğa'nın hunkpapa sioux kampını keşfettiler. general custer, yıllar önce 1868'de güneyli cheyenne ve arapaho'ların kampını şafak sökerken, insanlar uykudayken basıp, washita river katliamını yaptığı gibi, bu kampa da ertesi sabah saldırmaya karar verdi. ama aslında bu kızılderililer yalnız değildi, çünkü birçok kabile, dini törenleri güneş dansı için biraraya gelmişti. ama kızılderililer belli bir düzen ve mesafe ile kamp kurdukları için, izciler uzaktaki yada tepelerin ardındaki diğer kampları görmemişti.
general custer ertesi sabah, herkes uykudayken saldırmayı planlıyordu ama etrafı gözetlemeye çıkan bazı sioux gençleri a.b.d askerlerini gördü ve hızla kendi kamplarına doğru haber vermeye gittiler. custer artık ani, şok bir sabah baskını yapamayacağını anlayınca, ordusuyla üç koldan saldırıya geçti. kampın dışında yabani meyve, kök toplayan bazı kadınları, çocukları öldürdüler ve kampa girdiler ama oturan boğa ve savaşçılarıda karşılık vermeye başlamışlardı. birkaç savaşçı etraftaki kabilelere haber vermeye gönderildi, bazı kabilelerde silah seslerini duyup gelmişti zaten. oglala sioux'ların reisi çılgın at gelince savaşçıları belli bir düzen içinde askerlere saldırttı. custer kadın, çocuk birkaç yüz kişiyi öldürüp yine kahraman sayılacağını hayal etmişti ama etraftan hâla yüzlerce savaşçı atlarla yada koşarak geliyor, çevresindeki askerler teker teker vuruluyorlardı. sonunda general custer, iki erkek kardeşi, kızılderili izcileri ve birliğindeki tüm askerleri öldürüldü. kızılderililer 268 a.b.d askeri, 4 crow ve 2 arikara izciyi öldürmüşlerdi. diğer iki birliğin başındaki komutanlar hakim bir yere sığındılar, ve kayıplar verselerde tamamen yok olmaktan kurtuldular.
devamını gör...
etme
mevlana'nın muhteşem dizeleri. tuncel kurtiz'in seslendirmesiyle daha da anlamlanmış dizelerdir.
duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
o zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.isyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.
duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
o zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.isyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.
devamını gör...
dişçi tarafından taciz edilmek
kadın iki şırıngayı birleştirip öyle uzaktan anestezi yapmalı ve asla kontrol etmemeliydi, haklısınız. ileride diş hekimliği yaparsam bunları göz önünde bulundururum*.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
yok orada vişne , üsküdar'a bağlı kuzguncuk,
kandırmayın milleti, doğruları konuşun azucuk,
yazdan almak lazım aslında birer gocuk,
ellerinizden öper, var ben de bir kız bir de oğlan çocuk
kandırmayın milleti, doğruları konuşun azucuk,
yazdan almak lazım aslında birer gocuk,
ellerinizden öper, var ben de bir kız bir de oğlan çocuk
devamını gör...
fakirlik belirten detaylar
bi yerde okumuştum "buzdolabının yanında sini varsa fakirsiniz" yazıyordu. kesinlikle katılıyorum. benim evde var.
devamını gör...
kimsenin gitmediği filmlere gitmek
sarhoş atlar zamanı filmine gitmiştim. koca salonda hepi topu 10 kişiydik. tek sap bendim. sanırım tek izleyen de bendim.
devamını gör...
