favori kahvaltılık
patates kızartması. ketçap ve mayonez de olacak. bu aralar favorimdir.
devamını gör...
bakarız demenin evet demek olmaması
babaların en çok kullandığı söz.
ve baba dilinde bakarız, hemen hemen evet anlamındadır. hiç yoktan bir ihtimal vardır.
ve baba dilinde bakarız, hemen hemen evet anlamındadır. hiç yoktan bir ihtimal vardır.
devamını gör...
aşkın için vazgeçeceğin en büyük şey ne olurdu sorunsalı
kendimden vazgeçerim..
bile bile.. yana yana..
bile bile.. yana yana..
devamını gör...
davulu delen jaguar
kapanmış bir siyasi partinin amblemidir. amblemdeki davul, dönemin iktidar partisi liderinin damadının baterist olmasına; jaguar ise bir iş insanının o damada hediye ettiği (ne maksatla hediye edildiği malum) jaguar marka arabaya yönelik bir göndermedir. delmesini ise herkes anlamıştır. *
1986 yılında gazeteci tayyar şafak gazeteden arkadaşlarıyla, konu komşusunu toplayıp gırgırına bir parti kurmuştur. muhteşem espri gücüyle, partinin amblemini belirlemiştir: davulu delen jaguar.
seçmene "sizden oy filan istemiyoruz, bizi dinleyin yeter" demiş ve sistemin yanlışlıklarını birer birer gözler önüne sermiştir.
hiçbir iddiası olmamasına rağmen 12 parti arasında 7. olmuştur.
“tepki olsun diye espri niyetine parti kurduk, biraz zorlasam başbakan olacaktım iyi mi?” - tayyar şafak.
yaşasaydın oyumu sana verirdim tayyar abi.
1986 yılında gazeteci tayyar şafak gazeteden arkadaşlarıyla, konu komşusunu toplayıp gırgırına bir parti kurmuştur. muhteşem espri gücüyle, partinin amblemini belirlemiştir: davulu delen jaguar.
seçmene "sizden oy filan istemiyoruz, bizi dinleyin yeter" demiş ve sistemin yanlışlıklarını birer birer gözler önüne sermiştir.
hiçbir iddiası olmamasına rağmen 12 parti arasında 7. olmuştur.
“tepki olsun diye espri niyetine parti kurduk, biraz zorlasam başbakan olacaktım iyi mi?” - tayyar şafak.
yaşasaydın oyumu sana verirdim tayyar abi.
devamını gör...
bir semtin medeniyet seviyesini belirten detaylar
hız kesici kasislerin az olması. kedilerin, köpeklerin yanından geçerken sizden korkmaması.
devamını gör...
kastamonu'da ceset yiyen ayının tekrar ortaya çıkması
çaresizlik anında en zararsız kötülüğü yapmış hayvandır, gidip hane halkına ya da evcil hayvanlarına saldırmamış. her geçen gün yaşam alanları daralan bu hayvanların ne yapması bekleniyor anlamıyorum. bütün doğa tahribatlarının yanında bireysel olarak da insanlık bu hayvanlara başka çare bırakmıyor malesef. ormanda bulduğunuz meyve ağacınındaki meyveleri tek bir meyve kalmayana kadar toplarsanız, mantar avına çıkıp bulduğunuz bölgedeki yenilebilir mantarları tek bir numune bırakmayacak şekilde toplarsanız, su kaynaklarını borulardan geçirip köyünüze kadar kapalı taşırsanız, köstebek, fare gibi kemirgenlere tarım zararlısı deyip soyunu ilaçla ve tuzakla kurutursanız, dini gerekçelerle yemediğiniz domuzu anlamsız bir şekilde sadece yok etmek için öldürürseniz bu hayvanlar ölmüş ninenizi de yer dedenizi de.
bir de mezarda mikro organizmalar, böcekler ve larvalar tam olarak haberdeki ayının yapmaya çalıştığını yapıyor, yani artık bu dünya ile ilişkisi sadece fiziki varlığından ibaret olan bedeni yiyorlar, çok korkunç bir durum değil yani. bu hayvanın fotoğrafını çekmek için haftalarca ormanda ateş bile yakmadan kamp yapan insanlar var çoğu zaman elleri boş dönüyorlar, insandan ölesiye korkan bu hayvanlar bu kadar çaresiz olmasa değil insanın yaşadığı yere, ayak bastığı yere bile yaklaşmaz.
bir de mezarda mikro organizmalar, böcekler ve larvalar tam olarak haberdeki ayının yapmaya çalıştığını yapıyor, yani artık bu dünya ile ilişkisi sadece fiziki varlığından ibaret olan bedeni yiyorlar, çok korkunç bir durum değil yani. bu hayvanın fotoğrafını çekmek için haftalarca ormanda ateş bile yakmadan kamp yapan insanlar var çoğu zaman elleri boş dönüyorlar, insandan ölesiye korkan bu hayvanlar bu kadar çaresiz olmasa değil insanın yaşadığı yere, ayak bastığı yere bile yaklaşmaz.
devamını gör...
356 online yazar olmasına rağmen akışın akmaması
ilgi çekici bir içerik olmadığından herhalde.
yarım saattir öyle avel gibi ekranı izliyorum, mesajlaştığım falan da yok.
ben bile tükendim, sessiz çığlıklar nasıl tükenmesin.
yarım saattir öyle avel gibi ekranı izliyorum, mesajlaştığım falan da yok.
ben bile tükendim, sessiz çığlıklar nasıl tükenmesin.
devamını gör...
doğa nasıl tepki veriyor
doğa üstü kapalı bir mesaj verir,cevap verir.
biz insanlar olarak dünyada en çok sorun yaratan varlıklarız.ancak bir şekilde doğa da tepkisini vermekte . çoğunu anlayamasak da bazen anlayıp da devam ettiğimiz de oluyor.
küresel ısınma, ozon tabakasına verdiğimiz zarardan dolayı dünyanın tepkisidir.
su savaşları /suyun yok oluşu, tasarruflu kullanmayıp çokça israf ettiğimiz suyun tepkisidir.
virüs ,cinayetler ,savaşlar,sistemin çöküşü ve daha bir çoğu doğanın bize gönderdiği habercilerdir.
doğanın kaldıracak gücü kalmadı, tükeniyor da...
kendisi bu durumdan çok da memnun değil.
" her şeyin çaresi vardır ancak ölümün çaresi yoktur doğa ölmeden hayat vermemiz gerekecek bu yüzden de belli fedakarlıklar yapmamız gerek"
aslında kendimiz için rahat olan bir şeyi sırf doğaya zarar verdiğinden dolayı kullanmamaya başlarsak bu bir fedakarlıktır.
doğanın da bu durum karşısında verdiği cevap net ve anlaşılır oluyor. "doğa sen ona bunu yaptın diye güzel bir ortam sunar" zaten biz de bunu istemiyor muyduk. doğa bizim bir parçamız ve onun yok oluşu demek bizim yok oluşumuz demek.
biz insanlar olarak dünyada en çok sorun yaratan varlıklarız.ancak bir şekilde doğa da tepkisini vermekte . çoğunu anlayamasak da bazen anlayıp da devam ettiğimiz de oluyor.
küresel ısınma, ozon tabakasına verdiğimiz zarardan dolayı dünyanın tepkisidir.
su savaşları /suyun yok oluşu, tasarruflu kullanmayıp çokça israf ettiğimiz suyun tepkisidir.
virüs ,cinayetler ,savaşlar,sistemin çöküşü ve daha bir çoğu doğanın bize gönderdiği habercilerdir.
doğanın kaldıracak gücü kalmadı, tükeniyor da...
kendisi bu durumdan çok da memnun değil.
" her şeyin çaresi vardır ancak ölümün çaresi yoktur doğa ölmeden hayat vermemiz gerekecek bu yüzden de belli fedakarlıklar yapmamız gerek"
aslında kendimiz için rahat olan bir şeyi sırf doğaya zarar verdiğinden dolayı kullanmamaya başlarsak bu bir fedakarlıktır.
doğanın da bu durum karşısında verdiği cevap net ve anlaşılır oluyor. "doğa sen ona bunu yaptın diye güzel bir ortam sunar" zaten biz de bunu istemiyor muyduk. doğa bizim bir parçamız ve onun yok oluşu demek bizim yok oluşumuz demek.
devamını gör...
yazarların whatsapp’tan attığı son mesaj
“sınav haftası yaklaşıyor ya kimseyle görüşemiyorum”
çok çalışıyormuş gibi bir de bunu yazmışım. evet canım, gün içerisinde hiçbir şey yapmamakla meşgulüm ben.
çok çalışıyormuş gibi bir de bunu yazmışım. evet canım, gün içerisinde hiçbir şey yapmamakla meşgulüm ben.
devamını gör...
başkasının yazdığı entry'yi silmek
(bkz: su çok güzel gelsene)
devamını gör...
sözlükte takipçi kasma taktikleri
kassan ne olacak? takip edenlerin 3'te 1'i bile oylamıyor. ne yapacaksın sadece sayıları?
gereksiz bir eylem.
gereksiz bir eylem.
devamını gör...
bir koyunun en güzel yeri
gözleridir, şaşırdım kimse dememiş. çok güzel gözleri vardır.
sırtıdır, yumşacıktır.
yavrusu da çok tatlıştır, koynuma alıp uyumak isterim.
sırtıdır, yumşacıktır.
yavrusu da çok tatlıştır, koynuma alıp uyumak isterim.
devamını gör...
bugün kendin için ne yaptın sorusu
bugün iş yerinde ilk kez kendi başıma yemek yedim.
sonra gidip kahvemi içtim.
kendi kendime yürüdüm. yalnızlığımla başbaşa kaldım.
birbirine yaranmaya çalışmak için soytarılık yapanlardan uzaktım. yarım saat de olsa kafamı dinledim.
bakalım bir daha ne zaman yalnız yemek yiyeceğim.
özlemişim masada tek oturmayı.
iyi ki yaptım.
sonra gidip kahvemi içtim.
kendi kendime yürüdüm. yalnızlığımla başbaşa kaldım.
birbirine yaranmaya çalışmak için soytarılık yapanlardan uzaktım. yarım saat de olsa kafamı dinledim.
bakalım bir daha ne zaman yalnız yemek yiyeceğim.
özlemişim masada tek oturmayı.
iyi ki yaptım.
devamını gör...
din istismarını önlemenin yolları
dini gerçekten öğrenerek.
devamını gör...
ekşi sözlük
yaşayan her şey gibi değişim ve dönüşüm içinde olan platform.
ekşi bozmadı aslında, ekşi dönüştü. biraz uzun olabilir ama iddiamın altını doldurmak istiyorum.
eskiden kısıtlı yazar kadrosu, yazar olmanın zor olduğu, tanım girmenin yazar olmak için yeterli olmadığı bir ortamdı. doğru kelime midir bilmiyorum ama internet aleminin görece 'elit' mekanıydı. tanımlar genelde uzun, bilgi içerikli, kimi zaman komik kimi zaman hüzünlü ama kaliteliydi. bu dönemler sözlük en çok ziyaret edilenler listesinde ilk 10'da değildi belki ilk 20 bile şüpheliydi.
tanımlar ve başlıklar arttıkça doğal bir akış oluştu. bir sanatçı, bir film, bir oyun hatta bir ürün aradığınızda bile arama motorlarında direkt olarak önünüze geldiği oluyordu. bu sözlüğün iç reklam değerini fena halde katladı ve bir yol ayrımına gelindi.
bu arada sırf yazar sayısı artsın diye alım yapıldığı tezine katılmıyorum. bence amaç ekşiyi 'elit' bir yer olmaktan çıkarıp tamamen memleketi yansıtan bir yere dönüştürmekti. nitekim öyle de oldu.
tanım dayatması bir yana dursun okuma yazma bilmeyen adamlar var şu anda. biliyorum bu biraz ağır oldu ama sonuçta 'yapa bilirim' diye yazan bir adam sadece temel okuma yazma biliyordur zaten. (-de -da ve soru eki ayıran bir avuç azınlık zaten)
mesela okumayı en sevdiğim başlıklardan biri "efsanevi cimrilik hikayeleri"dir. adam bunun altına gelip "benim bu" yazmış. bu adamın okuduğunu anladığına beni dünya üzerinde ikna edebilecek bir insan yok.
mesela "ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı", gece uyumadan önce okurum bazen, o kadar çok gülerim ki; gözümden yaş gelir uykum açılır. özellikle gece yarısını geçtikten sonraki entryler tavsiye edilir.
neyse toparlayayım: ekşi artık bir sözlük değil. kutsal bilgi kaynağı hiç değil. ekşi artık tam olarak bir memleket profili oluşturan forum/platform/portal. yaşayan her şey dönüşmeye mahkumdur ve biraz da tercihleri sonucu şu anki durumu yaşıyorlar. kimsenin de üzüldüğünü düşünmüyorum(özellikle yönetim kademesinden) aksine birkaç romantik yazar hariç herkesin keyfi yerinde gibi.
ekşi bozmadı aslında, ekşi dönüştü. biraz uzun olabilir ama iddiamın altını doldurmak istiyorum.
eskiden kısıtlı yazar kadrosu, yazar olmanın zor olduğu, tanım girmenin yazar olmak için yeterli olmadığı bir ortamdı. doğru kelime midir bilmiyorum ama internet aleminin görece 'elit' mekanıydı. tanımlar genelde uzun, bilgi içerikli, kimi zaman komik kimi zaman hüzünlü ama kaliteliydi. bu dönemler sözlük en çok ziyaret edilenler listesinde ilk 10'da değildi belki ilk 20 bile şüpheliydi.
tanımlar ve başlıklar arttıkça doğal bir akış oluştu. bir sanatçı, bir film, bir oyun hatta bir ürün aradığınızda bile arama motorlarında direkt olarak önünüze geldiği oluyordu. bu sözlüğün iç reklam değerini fena halde katladı ve bir yol ayrımına gelindi.
bu arada sırf yazar sayısı artsın diye alım yapıldığı tezine katılmıyorum. bence amaç ekşiyi 'elit' bir yer olmaktan çıkarıp tamamen memleketi yansıtan bir yere dönüştürmekti. nitekim öyle de oldu.
tanım dayatması bir yana dursun okuma yazma bilmeyen adamlar var şu anda. biliyorum bu biraz ağır oldu ama sonuçta 'yapa bilirim' diye yazan bir adam sadece temel okuma yazma biliyordur zaten. (-de -da ve soru eki ayıran bir avuç azınlık zaten)
mesela okumayı en sevdiğim başlıklardan biri "efsanevi cimrilik hikayeleri"dir. adam bunun altına gelip "benim bu" yazmış. bu adamın okuduğunu anladığına beni dünya üzerinde ikna edebilecek bir insan yok.
mesela "ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı", gece uyumadan önce okurum bazen, o kadar çok gülerim ki; gözümden yaş gelir uykum açılır. özellikle gece yarısını geçtikten sonraki entryler tavsiye edilir.
neyse toparlayayım: ekşi artık bir sözlük değil. kutsal bilgi kaynağı hiç değil. ekşi artık tam olarak bir memleket profili oluşturan forum/platform/portal. yaşayan her şey dönüşmeye mahkumdur ve biraz da tercihleri sonucu şu anki durumu yaşıyorlar. kimsenin de üzüldüğünü düşünmüyorum(özellikle yönetim kademesinden) aksine birkaç romantik yazar hariç herkesin keyfi yerinde gibi.
devamını gör...
cybele
frigya mitolojisi'nde yer tanrıça'sıdır.
devamını gör...
paranın huzur getireceğine inanan insan
eskiden ben de “para nedir ki beyim, sevgiyi satın alabilir mi?” diye leyla gibi gezerdim ortalıkta. doğrudur maneviyatı satın alamaz ama bu dünya maneviyat ile dönmüyor maalesef.
parayla çok da güzel huzur olur, saadet olur. anneannem para yok diye doktoruna gitmeyi aksatıyorsa, arkadaşım parasızlık yüzünden okulu bıraktıysa, ev sahibi kira ödenemiyor diye çıkın diyorsa, bilmem kaç kişi evine ekmek götüremiyor diye kendini astıysa/yaktıysa; asıl parayla huzur olur.
bir kutu süt dokuz lira, çocuğuna süt almak için kenarda para biriktiren anne mi huzurlu yani? maalesef içinde bulunduğumuz dönemde huzur parayla olur.
parayla çok da güzel huzur olur, saadet olur. anneannem para yok diye doktoruna gitmeyi aksatıyorsa, arkadaşım parasızlık yüzünden okulu bıraktıysa, ev sahibi kira ödenemiyor diye çıkın diyorsa, bilmem kaç kişi evine ekmek götüremiyor diye kendini astıysa/yaktıysa; asıl parayla huzur olur.
bir kutu süt dokuz lira, çocuğuna süt almak için kenarda para biriktiren anne mi huzurlu yani? maalesef içinde bulunduğumuz dönemde huzur parayla olur.
devamını gör...
çok pis dedikodu döndüğü düşünülen yerler
(bkz: öğretmenler odası) yani hatırlıyorum öğretmenler odasına girince bir sessizlik bir gerginlik oluşurdu hayır ne konuşuyorlar böyle de biz girince susuyorlar.
ikinci olarak, kız whatsapp grupları, bu kesin bilgidir.
her şey ama her şey konuşulur.
editasyon: arkadaşlar içeriden bilgi geldi öğretmenler odasında çok az dedikodu dönüyormuş.*
ikinci olarak, kız whatsapp grupları, bu kesin bilgidir.
her şey ama her şey konuşulur.
editasyon: arkadaşlar içeriden bilgi geldi öğretmenler odasında çok az dedikodu dönüyormuş.*
devamını gör...




