güney doğu anadolu projesine destek veren çocuklar da olabilirler.
devamını gör...

çok ünlü kişi

başlık başa kalmasın, türkiye çöl olmasın...
devamını gör...

küçükken vardı o. bir gün uyanacağım ve balovari kıyafetlerimle portakal suyu içeceğim bir kahvaltıya ineceğim. aşk-ı memnu'dan öğrenmiştim onu da. sonra hayatın gerçekleri vurdu işte. diplomalı işsiz olmayayım, karnım doysun da o yeter valla.
devamını gör...

" ağaçlar arasında bir ağaç, hayvanlar arasında bir kedi olsaydım dünyanın hiç bir anlamı olmazdı, daha doğrusu bu sorunun bir anlamı olmazdı. çünkü bu dünyanın bir parçası, giderek kendisi olurdum. sahip olduğum bu akıl, işte beni evrenin karşıtı yapan bu"
devamını gör...

senin annen bir melekti yavrum.
devamını gör...

artist:fikret otyam
eser adı:otyam'ın fırçasından
yapım yılı: 1982
teknik :tuval üzerine yağlıboya

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

amaan görsün sanki ne olacak ya 3 günlük dünyada insanlar neden sürekli birbirini yargılıyor ki? böyle başlıkları görünce bi kutuya sıkışmış gibi hissediyorum ya ben. her hareketimiz neden sorgulanır ki ölmeyecek miyiz oğlum hepimiz bırakın da insanlar nasıl istiyorlarsa öyle yaşasınlar nasıl hissediyorlarsa öyle yapsınlar. biz kendimize bakalım.
devamını gör...

bir yıldızın etrafını saran ve ondan gelen enerjinin büyük bir kısmını ya da tamamını depolamaya/kullanmaya yarayan teorik yapı. günümüz teknolojik koşulları ile yapılması pek mümkün değil.

güneş, oldukça yüksek miktarda enerji üreten bir yıldız. elimizdeki en iyi nükleer reaktörün yaklaşık 100 kentilyon katı kadar fazla enerji üretiyor. biz bu enerjinin çok büyük bir kısmını kullanamıyoruz. eğer güneş enerjisinin, dünyaya ulaşan kısmının tamamını depolama şansımız olsaydı, bize ve bizden sonra gelecek kuşakların tamamına yetecek kadar bol miktarda temiz enerjimiz olurdu.

***

hedefi yüksek tutalım ve güneş'in bize bakan yüzünden değil, küresel olarak uzaya yaydığı tüm enerjiden faydalanmayı amaçlayalım. küresel bir yapıdan bahsettiğimiz için, bunun etrafını saran bir şeylere ihtiyacımız olacak.

bunun gibi olursa, asteroit, meteorit gibi birçok cismin çarpmasına karşı dayanıksız olur ama şu tür bir yapı işimizi görür.

tabii ki bunu yapmak pek de kolay bir iş değil. öncelikle sorunumuz, malzeme. resimdeki her bir noktanın bir uydu şeklinde ayrı ayrı parçalar olarak tasarlanabileceğini düşünelim. bunların her biri 1 kilometrekarelik yüzey alanına sahip olsa, yaklaşık 30 katrilyon tanesine ihtiyacımız olacak. bu kadar miktardaki malzemenin -en hafifinden seçilse bile- kaç tona karşılık geleceğini oturup hesaplayabilirsiniz ama sonucu kaç bulursanız bulun, dünya üzerinde bu kadar çok malzeme bulma şansımız yok.

diyelim ki malzememiz var. bunları bir araya getirmek ve güneş etrafına konumlandırmak için de yüksek miktarda enerjiye ihtiyacımız olacak. oysa dünya üzerinde bulunan tüm fosil yakıtları ve hatta uranyumu kullanırsak, ancak everest dağı kadarlık bir kütleyi uzaya gönderebiliriz.

tabii ki güneş'e en yakın gezegen olan merkür'e gidip tüm parçaları orada üretip olayı halletmek gibi hayaller kurulabilir. ancak bu iş de tabi ki kendi zorluklarına sahip olacağından pek de kullanışlı bir yöntem olmayacak. en azından şu an için...

çok ileri bir çağda belki de tüm bunlara daha basit çözümler bulunur ve insanlık da tip 2 uygarlık olma yolunda ilerleyebilir, kim bilir...

edit: bu arada "dünya üzerindeki enerji kaynakları yeterli değil" dedim ama bu şu anki insanlığın dyson küresi yapmaya kalkışması için geçerli olan bir kısıtlama. eğer kardashev ölçeği'ndeki tip 1 gibi bir uygarlıksanız orada farklı oluyor durum.
devamını gör...

yine evi temizleyeceğim saatte dinleyeceğim müko yayın. allam n’olursun anonslar yüksek mi yüksek çıksın. bir yandan su akarken bir yandan omen tonrom nasıl güzel şarkı ismi, ne güzel şarkı, ellerimi yıkadıktan sonra tekrar açarım bunu ben ehe diyebileyim. inanın ki lüks bir şey istemiyorum.

iyi yayınlaaaaaaar. *
devamını gör...

(bkz: baş ağrısı nedenleri)
her ağrıdığında beynimde tümör olduğunu düşündüren aramamdır.
devamını gör...

arapça bir söz öbeğidir. anlamı tam olarak 'ben hakkım" diye çevrilebilir. hakk ise doğru, gerçek anlamlarına gelse de daha çok islam dininin tanrısı allah'ın isimlerinden biridir. bu da çeviriyi 'ben allah'ım' şekline sokmaktadır.
'ben allah'ım' ne demek oluyor?
islam inancına göre insan, eşref-i mahlûkat olarak yaratılmıştır. anlamı da 'yatatılmışların en şereflisi'dir. bu şu anlama geliyor. allah, yarattığı her şeyde kendinden bir parça eklemiştir. insana da kendi ruhundan üflemiştir. bu ruh da yarattığı her şeyden insanı ayırmaktadır.
bir de bilmemiz gereken bir (bkz: insân-ı kâmil) terimi var. o da kemale, olgunluğa erişmiş insan olarak kabaca çevrilebilir ama bu bir tasavvuf terimidir. yani bu bağlamda olgunluğa erişmek de şu demek oluyor; bir insan çevresindeki her şeye bakarak onda allah'ın bir parçasını, tecellisini görürse o insan insân-ı kâmil'dir.
şimdi tümdengelim yaparsak; bir insan, çevresindeki her şeye bakarak allah'ın yansımasını görür ve eşref-i mahlûkat da allah'tan bir parça ruh aldığını bilerek ene'l-hakk derse bu insan kendisinin de allah'tan bir parça aldığını, ruhunun da allah'tan koparıldığını ifade ederek kendisinin de allah olduğunu söylemiş olur. şimdi tatlı su müslümanları olarak ifade ettiğimiz kişimsiler çıkıp da "allah'a şirk koşuyor" falan demesin. dediği şey 'allah benim' değil, 'ben allah'ım' olduğu için allah'ı bir bütün olarak alıp kendisinin de onun bir parçası olduğunu ifade etmiş oluyor.
biraz karışık oldu ama söylemek istediğimi ifade edebildiğimi sanıyorum, selamlar.
devamını gör...

chip tuning, aracın beyni olarak bilinen ecu’ya yapılan bir yazılım müdehalesidir. elektronik kontrol ünitesi denen ve kısaltması ecu olan konu hakkında bir yazı yazmıştım. #1079259

konuyu önce ikiye ayıralım. otomobil ve motor. motor bir makinadır. otomobil ise pazarlanan bir araç.

motorun performans değerini artırmak için yapılır. bir bilgisayar ile ecu’nun soket girişinden bağlanılır ve üretici firmanın, o motor için girdiği değerler değiştirilir. performans için tork limit ayarları, subaplar, hava yakıt dengesi, emisyon salınım değerleri gibi bir çok noktaya yeni değerler verilir. yıllar önce kullandığım bir araca bu işlemi yaptırmıştım. yaklaşık bir yıldır kullandığım araca ise geçtiğimiz günlerde yazılım yüklemesi yaptırdım. avrupa’da bu işlem sıkça yapılır. ülkemizde de bu işi hakkıyla yapan servisler vardır (lisanslı ürünler kullanan). yetkili servislerde bu uygulamayı yapıyor. ancak 3 katı fiyatına. birkaç yerden fiyat almıştım. ankara’da yaşayanlar için çayyolunda bir servis önerebilirim. ben orada yaptırdım. çünküüüüüü bana yakındı.

sıkça sorulan sorulara gelelim;
işlemin motora zarar verdiği doğru değildir. siz bir değil, on yazılım yükleyin motorun üreteceği değer, zaten kendisiyle sınırlıdır. yani motora, yapamayacağı bir şeyi zaten yaptıramazsınız.

örnek ile açıklayalım;
üretici firma 1600 cm3 hacminde turbo beslemeli dizel bir motor üretir. bu motor yaklışık 150 hp ve 320 nm tork değerine sahip olabilir. üretici firma, bu motoru hangi modele, hangi vergi dilimine (vergi sistemi avrupa’da başkadır. motor hacmi üzerinden değil, motorun hp değeri üzerinden yapılır), ve hangi müşteri alıcısına hitap edecegini belirlemek için bir pazar araştırması yapar. işte motor ile otomobil arasında ki fark budur. ve bu aracı 120hp güç ile piyasaya sürer. olay tamamen marketing meselesidir.

her motorun performansı aynı değildir. bu işlemi düşünüyorsanız, öncelikle konu hakkında bilgi alın. 10-15 hp değerinde yükselmeyi, aracı kullanırken hissetmezsiniz. yaptırmayın! 25hp üzeri ve tork değişiminde ciddi bir yükselme ise size performansı yaşatır. bazı servisler 60-70 hp ve 100 nm tork artımından bahsederler. ciddiye bile almayın. yok böyle bir olay. örnek olarak 2.0 litre dizel motor 190hp, işlem sonrası 228hp. gerçek değerdir.

son olarak yakıt tüketimine gelelim. işlemi uygulayan servisler, yakıt tüketiminde yüzde 15-20 tasarruf olacağını söyler ancak bu bilgi doğru değildir. sanırım bunların yüzdelik hesaplarından haberi yok. zaten bu değerde bir yakıt tasarrufu oluyorsa koşa koşa gidin yapın. ben işlem için 900 tl ödedim. basit bir hesaplama ile 5 depo yakıtla verdiğiniz para, 6. depoda kârdasınız. 7. depoda meyhaneye gideriz. yok böyle bir durum tabiki. olumlu yönde kazanım vardır ancak aman aman değildir.

sözlerimizi almanların otomobiller için söylediği bir söz ile bitirelim.

rahatına düşkün olan mercedes
hava atmak isteyen bmw
akıllı adam* audi kullanır.
devamını gör...

1. akraba
2. özgüvensizlik
3. işsizlik
.... ilki, son ikisini; son ikisi de, birbirini tetikler. bu bir kısır döngüdür.
devamını gör...

(bkz: madde 22 (kitap))

joseph heller'dan şahane bir roman. antimilitarist, eğlenceli ve düşündürücü bir eser. kitaba ismini veren madde 22 mevzusu şöyledir: yossarian isimli karakterimiz bir savaş pilotudur, uçuş görevlerinin bitip evine döneceği günü iple çekmektedir. ancak problem şudur ki genç pilot ne zaman gerekli uçuş sayısını tamamlamaya yaklaşsa sayı artmaktadır. ayrıca kilit bir madde 22 vardır. eğer bir kişi deliyse savaşmak zorunda değildir, ancak deli olduğunu kabul ettirmek için başvuru yapması gerekmektedir. ama yine madde 22'ye göre bir kişi deli olduğunun farkındaysa deli değildir. kısacası bu madde kendi kuyruğunu yiyen bir yılan gibidir. yossarian ne zaman eve dönmeye yaklaşsa karşısında anlamsız bürokrasi ve madde 22 olacaktır.
devamını gör...

büyüğe saygıyı bilmeyen, küçüğüne merhamet etmeyen nesiller yetişiyor ve nedense hep aynı klişe kullanılıyor yok kişiliğe zarar verir yok psikolojisi bozulur. ne yani hepimiz delirdik mi? annemin tek bakışı ile bütün evin elini öperdim beee ne oldu kişiliğim mi zedelendi.. yapmayın allah aşkına. sevgiyi, saygıyı, merhameti unutturmayalım. el öpün öptürün.
devamını gör...

bazen şarkıların hüzünlü olmasına gerek bile kalmıyor.kafam dağılsın diye açıp yastığı ıslatırcasına ağlamıştım*

mustafa ceceli-rüyalara sor
devamını gör...

birilerinin insanlara hakaret etmeyi normal sandığı yerler.

herkes gibi benim de sevdiğim ve hiç hoşlanmadığım yazarlar var. hiçbir zaman hoşlanmadığım kişilerin nickaltına gidip saçma sapan sataşmalar ya da hakaret içerikli tanımlar yazmadım, yazmam da. takip ettiğim ya da sevdiğim yazarların çoğuna da * tanım girmedim çünkü bir tanesine güzel sözler yazıp bir diğerini unuttuğumda belki hafif de olsa incinir, gücenirler diye düşündüm hep. kendimi beğenmişlikten ya da benzer sebeplerden dolayı değil nickaltlarından uzak duruşum.

fakat görüyorum ki insanların ayarı yok. bazılarınız, gerçek hayatta tanısanız asla o kişi için kullanmayacağınız kelimeleri burada rahatlıkla sarf edebiliyorsunuz. bazen güzel şeyler yazmayı yalakalık olarak adlandırıyorsunuz ya, aslında o yazılanlar insanları biraz bile olsa tanımaktan, az da olsa onlarla sohbet etmiş olmaktan kaynaklanıyor bazı durumlarda. sataşmada bulunanlar ise genellikle sizi hiç tanımayanların arasından çıkıyor.

yapmayın. ortam sanal ama yazarlar reel. saçma sapan konular için insanları kırdığınıza ya da kızdırdığınıza değmez. burada yazdıklarıyla kimseyi yargılayamazsınız çünkü herkes her zaman gerçek duygularını ve kişiliğini buraya yansıtmıyor. ilgilendiğiniz konuları okuyup ilgilenmediklerinizden uzak durmayı öğrenmeniz gerekir. bunu öğrenemiyor oluşunuzun bedelini başkalarına ödetmeyin.
devamını gör...

böyle uyumaya devam edersen , sen uykudayken bu ülkede başına nahoş olaylar gelebilir, örneğin: trafoya kedi girebilir, başındaki hükümeti" her istediklerini yaptığı" halde kandırılmış olabilir, ayakkabı kutularin da , çikolata kutularında , rüşvetler gidip gelebilir, şam'da namaz kılmak isterken ,bakmışsın bataklığın ortasında kalmış olabilirsin, 128 milyar dolar gibi ufacık bir paranın buharlaşma ihtimali olabilir.
kısacası uyuyarak güzel günler gelmez , gözün açık o güzel günlerin gelmesi için mücadele etmen lazım, yorulmadan ,bıkmadan ,diğer uyuyanları uyandırmak için uğraşmak lazım.
uyuma, uyumayın, uyutmayin .
devamını gör...

aralıklı oruç şeklinde diyet programı da uygulayabilecek olan insandır.

büyük düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
devamını gör...

ne güzel olur,birde muhakkak bir tarafı biraz yanar,biri der yanık yerini yeme ,bıçakla temizle,ben derim ben öle yanmış yicem ellemeyin,bi süre söylenirler sonra onlar söylenirken ben çoktan migdeğe indirmiş olurdum.ekmeğin üstüne güzel bir tereyağ+peynir ve zeytin üçlemesi tam anlamıyla mükellef bir kahvaltı olur benim için.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim