sonrasında yapmadığınız için pişmanlık duyduğunuz her andır. çünkü pişmanlık bir çok duygudan daha güçlüdür..
devamını gör...

çok basitçe insanı, insana, insanca ve insanla anlatan sanat dalıdır diye tanımlanır. hem oyuncuları hem de izleyicileri için bir hobiden , keyiften ziyade statü göstergesi olarak da bilinir. oysa ki, en klasiğinden en modernine yazılan tiyatro oyunlarının en temel dertlerinden biri de toplumdaki bu statü farkının insanları nasıl ayrıştırdığıdır.
devamını gör...

tanrıyı düşünüyorum bazen
öyle çok da değil ama
zamanını çalmak istemem
hem zaten o uzakta
ama sen yanımdasın
şimdi keder içindeyim
keder içindeyim ama seviyorum seni
daha nice saatler geçecek biliyorum
bir nehir gibi akıp sokaklar geçecek
hep yanımda olan ağaçlar
gökyüzü
ve dostlar geçecek
ama öyle şanslıyım ki
seni seviyorum
çok eskiden çocukken
çok eskiden, her neyse boş ver
basit bir tesadüftü zaten
gözlerinde kaybolmak gibi tıpkı
izin ver kaybolayım yine
seviyorum seni
seni seviyorum şükür ki.
(bkz: mario benedetti)
devamını gör...

vaktiyle bir hocam, osmanlı tarihinde kimselerin bilmediği çok gizli bir sırdan bahsetmişti: bir grup kendini bilmez kaplumbağanın çıkardığı sözüm ona ayaklanmadan ve akabinde ilan edilen "tospağa fermanı"ndan. halk arasında nesilden nesile süregelen bir efsane olmuş bu. ne zaman bir emekçi emeğinin karşılığını alamasa, ne zaman bir işçi zulüm görse; allahsız tospağa ve arkadaşlarının hikayesine sığınırmış.

bu kaplumbağaların liderleri, "allahsız tospağa", çok çalışkan bir kaplumbağaymış. gören, duyan, bilen herkes kendisine hayranmış. her zaman kendisinden önce başkalarını düşünür, onlar için didinirmiş. çok gezen, çok gören biri olduğu kadar; çok okuyan, çok bilen de biriymiş. etrafındaki herkesi akla gelebilecek her konuda eğitir, onlara akıllarının alamayacağı kadar çok şeyi öğretirmiş. çevresindekilere keyifli vakit geçirtmeyi de pek iyi becerirmiş. kâh güldürür, kâh düşündürürmüş.

derler ki, bu allahsız tospağa ve arkadaşları padişahımız efendimiz hazretlerine başkaldırmışlar. gel zaman git zaman, tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuşlar. tek tük bahseden tarihçiler de onları yüzyıllarca lanetle anmışlar. ta ki osman hamdi bey ve o meşhur kaplumbağa terbiyecisi'ne kadar...

o zamanlar pek de ilgimi çekmemişti açıkçası bu hikaye. her başarısız devrim gibi unutulup gitmişti en nihayetinde. ama bir gece, hiç beklemediğim bir anda, bir şey gördüm: #394813. o an, işte o an, beynimden vurulmuşa döndüm. meğerse bu nevi şahsına münhasır kaplumbağanın bir de torunu vardı: ateist kaplumbağa! dedesinin hikayesini bütün detaylarıyla, bütün bilinmeyenleriyle, göğsünü gere gere yedi cihana duyuruyordu! pek az kişinin vâkıf olduğu bu gizli gerçek, artık bir sır değildi. gerçekten o olabilir miydi?

hemen profilinde gezindim. okudukça okudum, bakındıkça bakındım. evet... evet anca o olabilirdi! tıpkı dedesi gibiydi. ne olursa olsun doğru bildiğini anlatıyor, gerçekleri haykırıyordu. hatta sırf bu tutkusu yüzünden kafa sözlük haber ajansı'nı bile kurmuştu! en az onun kadar çalışkan, en az onun kadar bilgili, en az onun kadar kültürlüydü. sözlüğün sakinlerine bir şeyler katabilmek için adeta yırtınıyordu. kâh güldürüyor, kâh düşündürüyordu...

bugün bu mükemmel kaplumbağayı ne kadar sahiplensek az. ne kadar okusak, ne kadar takip etsek, ne kadar övsek az. kurtarma operasyonlarımız [#520441], "bordagallarımız" ve marullarımız ona helal olsun!

ve yalan yazan tarih de utansın bir zahmet!
devamını gör...

yazmak isteyene kapı her zaman açık. ama bende eğlenceli kelimeler yok, ona göre dostlar.*
devamını gör...

(bkz: trol)
devamını gör...

canımı acıtan şarkılar yapan sanatçıdır.
eğer can yakan şarkılar sanatçı listesi olsa en tepelere koyardım kendisini.
devamını gör...

çocukları tuna, mete ve name doğduktan sonra; çocuklara ve çocukların yapabileceği aktivitelerin azlığını fark etmiş ve onlarla yaptığı etkinlikleri oyuncu anne adıyla açtığı kişisel facebook hesabında paylaşarak genellikle çocuklu aileler tarafından tanınmaya başlanan kadın yazarımız. o zamanlar nejat çarkacı ile evli olduğu için şermin çarkacı olarak bilindi. boşandıktan sonra kendi soyadı ile şermin yaşar olarak paylaşımlarına devam etti. kısa bir araştırma ile kendisinin şu an revaçta olan instamom sayfaların oluşmasında en çok etkisi olan kişi olduğunu görebilirsiniz. fakat maalesef abartmayı sevdiğimiz için çok temiz bir niyetle çıkılan bu yolda kendisini örnek alan* diğer instamomlar çocuklarını sermaye olarak görüp, yaptıkları reklamlarla çocuk üzerinden para kazanmaktadırlar**.
yazdığı başlarım şimdi anneliğe ve ev yapımı sihirli değnek kitapları ile çocuk sahibi olmaya ve çocuklara dair kendi deneyimlerini esprili bir dille anlatmıştır.
çıkardığı oyun takvimi 2016-her güne bir oyun adlı takvim ile çocuklarla oynanabilecek en az 365 tane oyunu tanıtmıştır. devam eden yıllarda da bu takvim yenilenerek çıkmış. pandemi döneminin başında da çocuklar evde aileleri ile vakitlerini daha kaliteli geçirebilsinler diye elma yayınevi ile beraber oyun takvimini ücretsiz olarak pdf şeklinde ((link: https://www.elmayayinevi.com/indir/oyuntakvimi.pdf::bir tık uzağınızda)) paylaştılar.
cingo, abartma tozu, dedemin bakkalı yazdığı çocuk kitaplarından benim favorim olanlar.
gelirken ekmek al, tarihi hoşça kal lokantası, göçüp gidenler koleksiyoncusu ve ismini yazmadığım diğer kitapları ise öykü severlerin hoşlanacağı düşündüğüm kitaplarıdır.
artık çocuklarıyla yaptıkları etkinlikleri değil de daha çok hayata dair güzel tespitler yazdığı instagram sayfası ise bir tık uzağınızda.
youtube'da kelimenin ardı adlı seride bir tık uzağınızda günlük hayatta kullandığımız bazı kelimelerin kökenlerini, etimolojik yapılarını yalın ve güzel bir dille anlatmıştır.
ayrıca; çok uzun süredir çok severek takip ettiğim bu güzel insan, bana insanın sevince ve sevilince ne kadar da güzelleştiğini, evlendikten sadece 3 ay sonra vefat eden eşi nedim arda beyefendi ile yaşadığı aşk ile göstermiştir. insanlara göstermek, okutmak, hayatın ne kadar kısa olduğuna dair kanıt olarak sunmak istediğim çok fazla paylaşımı var ama ben buraya 2 tanesini eklemek istiyorum, varan1 varan2. buraya kadar okuyan güzel insanlar; unutmayın, hayat kısa, kuşlar uçuyor.
devamını gör...

valla bende baya fazla olduğundan komple motor değişimi misali ruhum diyeceğim anketimsi sual.
devamını gör...

ted bandy söyle diyordu:
"fark ettim ki tüm ahlaki yargılar aslında değer yargıları, tüm değer yargıları da sübjektif. hiçbirinin doğru veya yanlış olduğu ispatlanamaz. hatta bir yerde amerikan başyargıcının amerikan anayasasının kolektif değer yargılarından başka bir şey olmadığını yazdığını okumuştum. başyargıcın fark edemediği bir şeyin farkına vardım. eğer bir değer yargısının rasyonelliği sıfırsa onu milyonlarla çarpmak daha rasyonel hale getirmiyor. o sebeple ki yasalara uymak için kimsenin bir sebebi yok. hele benim gibi zincirlerinden kurtulmuş güçlü ve cesur bir karakterin hiç yok. sonra fark ettim ki tamamen özgür olmak için tamamen sınır tanımayan biri olman lazım. özgürlüğümün karşısındaki en büyük engel işte bu başkaları tarafından üretilen ve bana dayatılan saçma değer yargıların uyma zorunluluğumdu. kendime sordum, kim bu başkaları. insan haklarına sahip başka insanlar mı? peki neden bir insan hayvanını öldürmek başka bir hayvanı öldürmekten daha yanlış olsun ki? ha insan ha domuz ha koyun... senin hayatın senin için, bir domuzun kendisi için olan hayatından daha fazlasını mı ifade ediyor? neden kendim alabileceğim daha fazla hazdan bir başkası için fedakarlık edeyim ki? niye böyle bir zorunlulukta bulunayım? bu bilim çağında tanrı ya da doğa bazı hazları ahlaklı veya iyi diye haftaladı bazılarını da ahlaksız veya kötü diye. gelelim özete güzel bayan. jambon yemekten alacağım haz ile şu an sana tecavüz edip öldürmekten alacağım haz arasında hiçbir fark yok. vicdanlı ve dürüst sorgulamam ve eğitimim beni bu sonuca vardırdı."

ted bundy burada sadece üretilmiş yasalara değil bütün etiklere de s**tiri çekti *


(bkz: niçin ahlaklı olmalıyım)
(bkz: ya teizm ya nihilizm)
devamını gör...

günün bitmesi geceyle bulabildiğimdir. nefes alabildiğimi hissettiğim andır.
devamını gör...

iyi giden şeyleri batırmakta ne kadar iyisin dediğimiz gece iyi gidebilecek bir yayının saçma bir clickbait duyuru ile batırılmasını izlediğimiz programdır.
(bkz: yeni isimle ilgili önemli açıklama radyoda)
ayıp oldu.
devamını gör...

ayakları dışarda, ayakkabısı delik (bu her düşündüğüm zaman içimi her defasında burkandır),üstü örtülü,yerde yüz üstü yatışı aklıma en net kazınan o çocuk yaşımda.
yaşatmak yerine öldürmek,bunu kaç yaşıma gelirsem geleyim benim aklım almayacak.
her türlü ayrışıma lanet olsun. din,dil,ırk,milliyet, cinsiyet,ten rengi, düşünce farklılığı,mezhep ve daha nicesinin hepsine.
son söz tüm derinliğiyle sezen'e kalsın yine. o'nun ardından,o'nun için.
ve belki de bir daha bu toprakların gökyüzünden hiç geç(e)meyecek tüm güvercinler için.

güvercin
devamını gör...

madde kullanıyordur.
devamını gör...

he-man ve casper.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birçok insanın tiksindiği canlılar.. bense seviyorum kerataları;
bazıları da benim gibi düşünüyorlar ki;şem ve pervane isimli bir hikayede romantize edilerek destanlaştırılmış.
küçücük boylarıyla, ''koskocaman'' bizlere rahatsızlık verebilen * bu zibidilerden, özellikle, gündüz kelebeklerine ise aşırı derecede merağım var. neyse efenim konumuz bu değil.
bazı böcekler; örneğin hamam böceği, ışıktan fellik fellik kaçarken, bazıları ışığın dibine dibine sokulurlar.
yaz günü , gece lambaları kapatıp, iki satır film izlemek en büyük keyiflerimizden biridir. bu süreçte, ''pat'' ekrana bir gece kelebeği yapışır, ''pat' biri daha biri daha.. ekrandaki böceklerden, filme konsantre olmak mümkün olmaz.
peki bu hayvanların derdi ne?
sevgili dostlar; dünya güneş var olduğu için vardır. şuradakütleçekimsel kızıla kaymayı anlatmıştık. #508100.
bahsi geçen yazının özeti, ışığın spektrumları olduğu ve foton bir yüzeye çarptığında, dalga boylarına göre ısı(enerji) açığa çıkarıldığını anlatmaktı.
görme işi ise, ışık enerjisinin, kimyasal enerjiye dönüşme işidir.
örneğin biz, bir cisimden çarpan ışığın gözümüze gelmesi ile elde edilen verinin beyine ulaştırılması ve beynin bu veriyi işlemesi ile görüyoruz.
böceklerde, spekturum olarak görüyorlar. yani şu şekilde;
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
işte bilgisayarlarımız, sokak lambaları, yanan mum ışığı ısıları böceklere bir şey ifade ediyor olmalı!
bitkilerin tozlaşma için böcekleri kendilerine çektiklerini biliyoruz. bunun için eşsiz güzellikteki çiçeklerini kullanıyorlar. bu çiçekler
uv ışığı ve diğer özel renkleri yansıtmak için benzersiz bir yapıdadır.
böceklerde bulunan kornealar, bazı renkleri geçirirken bazılarını yansıtır. böcek reseptörleri sayesinde renk kapasitesi farklılaştırarak, çeşitlendirebilir.
böylece böcek, uv ışığını bir çok canlıdan net görür.
bu renk yelpazesi her böcekte farklıdır. arıları ultraviyoleyi algılarken, bazı kelebek ve böceklerde kızılötesine kadar algılayabilir.

sivrisinekler konusunda herkesin şikayet ettiği şey, ''ulan geliyor vızıldıyor vızıldıyor; sok sende kurtul bende kurtulayım'' çaresizliği hepimizin malumu. aslında sivrisinek görmüyor. sizin yaydığınız ısıyı görüyor. nefesiniz veya vücudunuzdaki bazı hassas noktalar daha sıcak olduğundan, hayvancağız oraya yöneliyor. bunu bilmediğimizden bizde sivrisineği ''çin işkencesi uzmanı'' zannediyoruz.

şimdi size bir teoriden bahsedeceğim, bu teoriye göre; böcekler güneş ışığı ve ay ışığını yön bulma olarak kullanıyor. yapay ışık kaynakları ise, gerçek ışık kaynağı* ile arasındaki uzaklık ve ışığın gelme açısı değiştiği için böcek yön bulma yeteneğini kaybederek sokak lambaları etrafında kümeleniyor.
bundan sorumlu şey ise opsindir.
retinadaki fotoreseptör hücrelerde bulunan kromoforlar ile ışığa duyarlı hale getiren bir protein grubu opsin olarak ifade edilir. böcekleri kör etmek için opsinleri ortadan kaldırmalıyız!

tr.wikipedia.org/wiki/Opsin

bilimgenc.tubitak.gov.tr/ma...
academic.oup.com/icb/articl...
webcache.googleusercontent....
webcache.googleusercontent....
bilimfili.com/gozler-olmada...
devamını gör...

züğürt tesellisidir.

kişide bilir karşıdakinin ne halt olduğunu ama işte kondurmak istemez. ya iyidir ya kötü ortasi yoktur bu işin. neymiş ondaki iyiliği görmek içine özüne inmek gerekmiş.eee özü iyiyse zaten geldiği kaynak iyiyse iyi olmuyor mu bu insan? özünden uzaklaşınca ne giriyor devreye? gece gece kafayı yaktık yine.
devamını gör...

sol akışta mahlasını ve o altındaki gözüne çarpan çizgiyi görünce heyecanlanmamak elde değil. ben olumlu anlamda heyecanlanıyorum çünkü kim ne yazmış merak ediyorum, gerilme pek söz konusu olmuyor*.

bir ara benim karetta mahlası hep yakalıyordum akışta, uzun süredir yakalayamıyorum. yaşlandık sanırım.

t: yazarların, diğer yazarların belirttiği düşünce, görüş, dilek, yakınma vb. yazıları aktardığı defteri gibi bir şey.
devamını gör...

solenodon paradoxus ya da haiti yılandişi olarak da bilinen bir canlı. görünüş olarak dev bir fareyi andırıyor ve adını da aldığı hispaniolan adasında yaşıyor.

ağırlığı 600 ile 1000 gram arasında değişen bu canlının tükürüğü zehirlidir. kuyruk dahil uzunluğu 60 cm civarındadır. adaya sonradan getirilen kedi ve köpekler tarafından çok sayıda avlanması neslini tükenme tehlikesi ile karşı karşıya bırakmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim