kömürlükte unutulan sönük top
çocukluğa dair iç burkan detaylardan... mahalle bakkalına götürülür ve şişirilip patlak olup olmadığı kontrol ettirilir. şişiyorsa keyfinize diyecek yoktur.
ne diyorduk idik? heh hoş gelmiş yeni yazar.
ne diyorduk idik? heh hoş gelmiş yeni yazar.
devamını gör...
delirmemek için yapılanlar
delirmektir. delirmemek için uğraşırsan zaten delirirsiniz. *ama delirdiğin zaman delirmemek gibi bir kaygın olmaz diyerek. desiderius erasmusun deliliğe övgü kitabından şu satırları yazarak tanımımı sonlandırıyorum.
delilik mutluluk demektir. deliliğe ne kadar yaklaşırsak o kadar mutlu oluruz ve deliliğin ta kendisi de kadınlardır.
desiderius erasmus/deliliğe övgü
delilik mutluluk demektir. deliliğe ne kadar yaklaşırsak o kadar mutlu oluruz ve deliliğin ta kendisi de kadınlardır.
desiderius erasmus/deliliğe övgü
devamını gör...
zeugma
gaziantep-şanlıurfa arasında kalıntıları bulunan tarihi, antik kent.
bu antik kentte çıkarılan mozaikler gaziantep’te bulunan zeugma müzesi’nde sergilenmektedir.
(bkz: gaziantep’te gidince görülmesi gereken yerler)
daha fazlası için; www.kulturportali.gov.tr/tu...
bu antik kentte çıkarılan mozaikler gaziantep’te bulunan zeugma müzesi’nde sergilenmektedir.
(bkz: gaziantep’te gidince görülmesi gereken yerler)
daha fazlası için; www.kulturportali.gov.tr/tu...
devamını gör...
soul
2020 yapımı mükemmel animasyon film. bence yılın en iyi bir kaç filminden biri. filmde kahramanımız joe gardner bir müzisyendir ve jazz aşığıdır. hayali ve yaşam amacı iyi bir jazz piyanisti olmaktır. ve bir gün tam bu istediği hayale ve yaşam amacına kavuşacakken new york sokaklarında bir kanalizasyon çukuruna düşer. ve sonrasında bizlere film 1 saat 40 dakika boyunca mükemmel bir varoluşçu felsefe dersi verir. animasyon deyip geçilecek bir film değil. varoluşçu felsefe ve varoluşçuluk insanlara nasıl anlatılabilir diye sorsanız, ya da nedir bu anlam dediğiniz şey, hayatın anlamı yaşamın amacı nedir diye sorsanız gelin hep beraber soul izleyelim oradan hareketle anlatayım derim sizlere.
jean paul sartre'ın varoluşçuluğu anlatırken söylediği "varoluş özden önce gelir" cümlesinin sinema yoluyla vücut bulmuş hali denilebilir. anlam bazen bir müzik sesinde, bazen yere düşen bir yaprakta, bazen bir insanı dinlemek ve anlamakta, bazen ailenle geçirdiğin güzel bir anda, bazen rüzgarın tenini okşamasında... yeter ki sen onu bulmak iste. peşinden koşmakla olmuyor. onu sen yaratıyorsun. iki şeyi çok iyi biliyoruz: birisidoğduk diğeri de öleceğiz. bu ikisinin arasında nasıl, ne için, hangi amaçlka y aşadığımız değil mi tek gerçek olan? bu da kendi özgür irademizle yapacağımız tercihler ve tercihlerimizin sorumluluğunu alarak olur.
soul bu konuları anlatan mükemmel bir animasyon film.
jean paul sartre'ın varoluşçuluğu anlatırken söylediği "varoluş özden önce gelir" cümlesinin sinema yoluyla vücut bulmuş hali denilebilir. anlam bazen bir müzik sesinde, bazen yere düşen bir yaprakta, bazen bir insanı dinlemek ve anlamakta, bazen ailenle geçirdiğin güzel bir anda, bazen rüzgarın tenini okşamasında... yeter ki sen onu bulmak iste. peşinden koşmakla olmuyor. onu sen yaratıyorsun. iki şeyi çok iyi biliyoruz: birisidoğduk diğeri de öleceğiz. bu ikisinin arasında nasıl, ne için, hangi amaçlka y aşadığımız değil mi tek gerçek olan? bu da kendi özgür irademizle yapacağımız tercihler ve tercihlerimizin sorumluluğunu alarak olur.
soul bu konuları anlatan mükemmel bir animasyon film.
devamını gör...
alport sendromu
tıp 4 kollajenin alfa3-4-5 zincir defekti ile karakterize bir hastalıktır.
hematüri,katarakt, sağırlık gibi sorunlara yol açar.
x'e bağlı geçen bir hastalıktır.bu hastalıkta bazal membranda elektron mikroskopik yöntemle basket filesi görünümü saptanır ve tipiktir.
hematüri,katarakt, sağırlık gibi sorunlara yol açar.
x'e bağlı geçen bir hastalıktır.bu hastalıkta bazal membranda elektron mikroskopik yöntemle basket filesi görünümü saptanır ve tipiktir.
devamını gör...
bağlaç olan te
peki te bunu biliyor mu?
devamını gör...
hasta kişilerin sağlıklı kişilerin hes kodunu kullanması
kimsede doğru düzgün para yok bu aşikar, ama geberseler de o dışarı çıkılacak b*k var gibi gezilecek, bunu başarmak için de her yol denenecek! cidden ibretlik insanlarla aynı havayı soluyoruz!
devamını gör...
makedonoglou
nickini bir türlü doğru okuyamadığım yazar.
bu yüzden akılda pek kalıcı tebrikler haha.
uzun zamandır takip ediyorum kendilerini, hemde beğenerek.
az öz yazıp fikir belirtiyor ve okuduğum başlığa yazabileceğim şekilde tanımlar giriyor. genelde gündem başlıklarında görüyorum ve tespitleri pek yerinde.
buralarda olun sayın yazar tabi ki okunuyorsunuz. sıkılmadan yazın, anlatın sıkça geliyor bakıyor kaçıyorum.
sevgilerimle...
bu yüzden akılda pek kalıcı tebrikler haha.
uzun zamandır takip ediyorum kendilerini, hemde beğenerek.
az öz yazıp fikir belirtiyor ve okuduğum başlığa yazabileceğim şekilde tanımlar giriyor. genelde gündem başlıklarında görüyorum ve tespitleri pek yerinde.
buralarda olun sayın yazar tabi ki okunuyorsunuz. sıkılmadan yazın, anlatın sıkça geliyor bakıyor kaçıyorum.
sevgilerimle...
devamını gör...
yabancılarla girilen komik diyaloglar
yaklaşık 2 sene önce bir yaz tatilinde otelin yabancı çalışanlarından biriyle kavga etmiştim havuzun ortasında*.ilginç bir hikaye geliyooorr.
yaklaşık 7-8 kişi bir grup olarak gitmiştik ve yüzme bilmeyenler de vardı aramızda o yüzden havuz makarnası ya da daha bilinen adıyla yüzme için kullanılan sosis köpüklerden götürmüştük yanımızda. otelin ekibinden bir kadın rica etti bizden, bir etkinlik yapmaları için gerekliymiş ve ödünç aldı birkaç tanesini. daha sonra etkinlik bitti, biz de o sırada denize gideceğimiz için yüzme bilmeyenlere lazımdı onlar, gidip işleri bittiyse eğer zaten bize ait olan şeyleri geri almak için rica ettim kendisinden. onca zaman ingilizce konuştuk zaten dediğim gibi yabancıydı kendisi. daha sonra bana onların kendisine ait olduğunu ve vermeyeceğini söyledi. öyle böyle derken biz kavga etmeye başladık çünkü bizim olan bir şeyi ödünç almak istedi, verdik ama bize geri vermiyor asla. etraftan insanlar sormaya merak etmeye başladılar birileri daha yardımcı olmaya çalıştı hatta dil farkından dolayı bir yanlış anlaşılma varsa diye ama olay aynen anlattığım gibiymiş, hemfikir olduk herkesle bu konuda. havuzun ortasında kavga ettiğimizi gören canım türk haklı ve özellikle hanımları bana türkçe bi şekilde destek vermeye başladılar. kendilerine açıkladım büyük bir sorun ya da yardım edebilcekleri bir şey olmadığını ama onlar yine de kadına bağırdılar, üstüne gittiler kızdılar falan. neyse ki en sonunda ben tekrardan görevliyle görüşüp aldım malzemelerimizi.
asla unutamıyorum bu olayı ya, resmen havuzun ortasında kavga etmek zorunda kaldım kadınla*.
yaklaşık 7-8 kişi bir grup olarak gitmiştik ve yüzme bilmeyenler de vardı aramızda o yüzden havuz makarnası ya da daha bilinen adıyla yüzme için kullanılan sosis köpüklerden götürmüştük yanımızda. otelin ekibinden bir kadın rica etti bizden, bir etkinlik yapmaları için gerekliymiş ve ödünç aldı birkaç tanesini. daha sonra etkinlik bitti, biz de o sırada denize gideceğimiz için yüzme bilmeyenlere lazımdı onlar, gidip işleri bittiyse eğer zaten bize ait olan şeyleri geri almak için rica ettim kendisinden. onca zaman ingilizce konuştuk zaten dediğim gibi yabancıydı kendisi. daha sonra bana onların kendisine ait olduğunu ve vermeyeceğini söyledi. öyle böyle derken biz kavga etmeye başladık çünkü bizim olan bir şeyi ödünç almak istedi, verdik ama bize geri vermiyor asla. etraftan insanlar sormaya merak etmeye başladılar birileri daha yardımcı olmaya çalıştı hatta dil farkından dolayı bir yanlış anlaşılma varsa diye ama olay aynen anlattığım gibiymiş, hemfikir olduk herkesle bu konuda. havuzun ortasında kavga ettiğimizi gören canım türk haklı ve özellikle hanımları bana türkçe bi şekilde destek vermeye başladılar. kendilerine açıkladım büyük bir sorun ya da yardım edebilcekleri bir şey olmadığını ama onlar yine de kadına bağırdılar, üstüne gittiler kızdılar falan. neyse ki en sonunda ben tekrardan görevliyle görüşüp aldım malzemelerimizi.
asla unutamıyorum bu olayı ya, resmen havuzun ortasında kavga etmek zorunda kaldım kadınla*.
devamını gör...
telefonla konuşurken yapılan saçmalıklar
defteri karalamak.
devamını gör...
bülbülü öldürmek
harper lee eseri.
edebiyat ve okuma kulübü ile beraber okuduğumuz kitaptır.
tom'un siyahi olmasından dolayı gördüğü muamele, haksız suçlamaya maruz kalması, ırkçılık ve insanların ne kadar adaletsiz, acımasız olduğunu anlatan güzel bir eser.
atticus en sevdiğim ve gıpta ettiğim karakter oldu. çocuklarıyla olan ilişkisi, doğru olanın peşinden gitmesi, sonuçları ne olursa olsun haksızlığa uğrayanın yanında olması ve baskılara rağmen yılmaması saygı duyulası.
tom robinson'un gördüğü muamele, yapmadığı bir suçun insanlar tarafından kesin yapmıştır diye düşünülmesi, biz insanların birbirimizi ne denli acımasızca ezebileceğimizi ve birbirimize önyargıyla yaklaştığımızı göstermiştir.
atticus'un tom robinson'u cesurca savunması beni kendine hayran bırakmıştır. şu an bulunduğunuz düzende de bazı şeyleri değiştirebilmek için atticus gibi olmamız gerekir aslında. elbette zordur, bedelleri çoktur atticus gibi olmanın.
ayrıca kitabı scout'un bakış açısından okuyarak bir çocuğun masum, kendine ait düşüncelerini görmüş oluruz.
ilk okumaya başladığımda sıkıcı gelse de daha sonra akıcı şekilde ilerlediğim bir kitap oldu.
boo radley karakteri de kitapta ilgimi çeken isimlerden oldu.
"sadece bir tür insan varsa, neden birbirleriyle anlaşamıyorlar? eğer hepsi aynıysa, neden birbirlerini küçümsemek için kendi yollarından çıkıyorlar? scout, sanırım bir şeyi anlamaya başlıyorum. sanırım boo radley'in bu kadar zaman neden evde kapalı kaldığını anlamaya başlıyorum. çünkü içeride kalmak istiyor."
ayrıca bülbülü öldürmek kitabının filmi ve tespih ağacının gölgesinde adlı ikinci bir kitabı var.
kitap birçok sorunu ele alması açısından olsun, bir çocuğun bakış açısını anlamak açısından olsun kesinlikle okunması gereken bir eser. kalemine sağlık harper lee.
birkaç alıntı
"-sen zencileri mi savunuyorsun, atticus?
-elbette savunuyorum. zenci deme scout. bu kabalıktır.
-okulda herkes öyle diyor.
-bundan böyle o herkesten bir kişi eksilecek."
"atticus, sıfatları çıkarırsan gerçekler kalır dedi."
"ama bazen bir adamın elindeki incil, babanın elindeki viski şişesinden daha tehlikeli olabilir."
"insanlar genelde neyi görmek istiyorlarsa onu görürler, neyi duymak istiyorlarsa onu duyarlar."
"başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır."
"gerçek olması doğru olduğu anlamına gelmez."
"küçük bir çocuğun gözünde yalan yoktur. çocuklar gördüklerinin ve hayal dünyalarının içinde yaşarlar ve onlar her şeyi yalansız görürler. bizler içimizdeki bütün kötülükleri onlara aşılamakla en büyük görevi üstleniyoruz."
edebiyat ve okuma kulübü ile beraber okuduğumuz kitaptır.
tom'un siyahi olmasından dolayı gördüğü muamele, haksız suçlamaya maruz kalması, ırkçılık ve insanların ne kadar adaletsiz, acımasız olduğunu anlatan güzel bir eser.
atticus en sevdiğim ve gıpta ettiğim karakter oldu. çocuklarıyla olan ilişkisi, doğru olanın peşinden gitmesi, sonuçları ne olursa olsun haksızlığa uğrayanın yanında olması ve baskılara rağmen yılmaması saygı duyulası.
tom robinson'un gördüğü muamele, yapmadığı bir suçun insanlar tarafından kesin yapmıştır diye düşünülmesi, biz insanların birbirimizi ne denli acımasızca ezebileceğimizi ve birbirimize önyargıyla yaklaştığımızı göstermiştir.
atticus'un tom robinson'u cesurca savunması beni kendine hayran bırakmıştır. şu an bulunduğunuz düzende de bazı şeyleri değiştirebilmek için atticus gibi olmamız gerekir aslında. elbette zordur, bedelleri çoktur atticus gibi olmanın.
ayrıca kitabı scout'un bakış açısından okuyarak bir çocuğun masum, kendine ait düşüncelerini görmüş oluruz.
ilk okumaya başladığımda sıkıcı gelse de daha sonra akıcı şekilde ilerlediğim bir kitap oldu.
boo radley karakteri de kitapta ilgimi çeken isimlerden oldu.
"sadece bir tür insan varsa, neden birbirleriyle anlaşamıyorlar? eğer hepsi aynıysa, neden birbirlerini küçümsemek için kendi yollarından çıkıyorlar? scout, sanırım bir şeyi anlamaya başlıyorum. sanırım boo radley'in bu kadar zaman neden evde kapalı kaldığını anlamaya başlıyorum. çünkü içeride kalmak istiyor."
ayrıca bülbülü öldürmek kitabının filmi ve tespih ağacının gölgesinde adlı ikinci bir kitabı var.
kitap birçok sorunu ele alması açısından olsun, bir çocuğun bakış açısını anlamak açısından olsun kesinlikle okunması gereken bir eser. kalemine sağlık harper lee.
birkaç alıntı
"-sen zencileri mi savunuyorsun, atticus?
-elbette savunuyorum. zenci deme scout. bu kabalıktır.
-okulda herkes öyle diyor.
-bundan böyle o herkesten bir kişi eksilecek."
"atticus, sıfatları çıkarırsan gerçekler kalır dedi."
"ama bazen bir adamın elindeki incil, babanın elindeki viski şişesinden daha tehlikeli olabilir."
"insanlar genelde neyi görmek istiyorlarsa onu görürler, neyi duymak istiyorlarsa onu duyarlar."
"başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır."
"gerçek olması doğru olduğu anlamına gelmez."
"küçük bir çocuğun gözünde yalan yoktur. çocuklar gördüklerinin ve hayal dünyalarının içinde yaşarlar ve onlar her şeyi yalansız görürler. bizler içimizdeki bütün kötülükleri onlara aşılamakla en büyük görevi üstleniyoruz."
devamını gör...
garanti olsun diye bütün dinlere inanan insan
devamını gör...
ibb'nin mobil ekmek satışının yasaklanması
bu gerçekten pislikte en üst level olmalı!?
istiyorlar ki millete bunlardan başkası yardım etmesin, millet de bunlardan başkasına yanaşmasın. ama bu ekonomiyle çok zor be kuzum. millet çoğu şeyi unuttu artık, karnının doyup doymadığına bakacak.
istiyorlar ki millete bunlardan başkası yardım etmesin, millet de bunlardan başkasına yanaşmasın. ama bu ekonomiyle çok zor be kuzum. millet çoğu şeyi unuttu artık, karnının doyup doymadığına bakacak.
devamını gör...
seri artı oy veren melek
seri artı oyu almak kötüdür.
sizin düşüncenizi önemsemez, çoğu zaman yazdığınızı bile okumaz ve size beğeni atar.
siz fark etmezsiniz ama bu olay sizde bir pavyonun köpeği durumu yaratır.
sonra bir bakmışsınız yazdıklarınız ve düşündükleriniz beğeni durumuna göre şekil değiştiriyor.
siz siz olmaktan çıkmışsınız.
kısaca bu yapay ödül mekanizmasını umursamayın.
sizin düşüncenizi önemsemez, çoğu zaman yazdığınızı bile okumaz ve size beğeni atar.
siz fark etmezsiniz ama bu olay sizde bir pavyonun köpeği durumu yaratır.
sonra bir bakmışsınız yazdıklarınız ve düşündükleriniz beğeni durumuna göre şekil değiştiriyor.
siz siz olmaktan çıkmışsınız.
kısaca bu yapay ödül mekanizmasını umursamayın.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
uçana dur deme,
trollün döndüğü nerde görülmüş?
anlayacak bir gün;
uçanı beklemek
meğer her gün ölümmüş
trollün döndüğü nerde görülmüş?
anlayacak bir gün;
uçanı beklemek
meğer her gün ölümmüş
devamını gör...
koku
daha önce duymuş muydun? hayır, hiç karşılaşmadım. böyle başlıyordu ilk karşılaşma.
kokusuz ve kokuya duyarlı, müthiş tutkulu. süskind üslubundan memnun kalmasam da kurduğu evreni hayli beğenip özenini hissettiğim bir yazar. koku öyle özenli ki, bu özen zaman zaman uzaklaştırdı beni. karakterler yeterince iyi ama işleme yetersiz kalıyor. sanki yün bir kazak örüyor, ipi bir yerde bitince hemen elinin altındaki mevcut farklı bir renkle devam ediyor, elbette ilk ipin aynısını alıncaya kadar. ilk ipe yeniden başladığında benim aklım ikincide kalıyor.
ancak yergilerime rağmen gerek konusuyla gerekse kısa bir konuşmayla karşılaştığım için çok memnun olduğum bir kitap. zaman zaman tam tadında bir okültizm kokusu alınıyor ki, bu dağılıma hayran kaldım. kitap için bir koku hastasının, koku hastası bir katilin romanı denilebilir ancak benim nazarımda tutkunun romanı olarak kalacak. koku ve tutku daha iyi nasıl birbirinde yer bulurdu bilmiyorum.
kokusuz ve kokuya duyarlı, müthiş tutkulu. süskind üslubundan memnun kalmasam da kurduğu evreni hayli beğenip özenini hissettiğim bir yazar. koku öyle özenli ki, bu özen zaman zaman uzaklaştırdı beni. karakterler yeterince iyi ama işleme yetersiz kalıyor. sanki yün bir kazak örüyor, ipi bir yerde bitince hemen elinin altındaki mevcut farklı bir renkle devam ediyor, elbette ilk ipin aynısını alıncaya kadar. ilk ipe yeniden başladığında benim aklım ikincide kalıyor.
ancak yergilerime rağmen gerek konusuyla gerekse kısa bir konuşmayla karşılaştığım için çok memnun olduğum bir kitap. zaman zaman tam tadında bir okültizm kokusu alınıyor ki, bu dağılıma hayran kaldım. kitap için bir koku hastasının, koku hastası bir katilin romanı denilebilir ancak benim nazarımda tutkunun romanı olarak kalacak. koku ve tutku daha iyi nasıl birbirinde yer bulurdu bilmiyorum.
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
...biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında 'cehennem hakkında ne bilebilirsen benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin.
franz kafka
franz kafka
devamını gör...
sözlük dergisi duyuruları
sevgili kafa sözlük yazarları,
sözlük dergi'sine gönderdiğiniz yazılar bugün itibari ile belirli aralıklar ile yayımlanacaktır.
bugün dergimizi teşriflendiren yazarlarımız:
güneş ve yucesoy. bir solukta okunacak güzel yazılarına buradaki öne çıkan yazılardan ulaşabilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
sözlük dergi'sine gönderdiğiniz yazılar bugün itibari ile belirli aralıklar ile yayımlanacaktır.
bugün dergimizi teşriflendiren yazarlarımız:
güneş ve yucesoy. bir solukta okunacak güzel yazılarına buradaki öne çıkan yazılardan ulaşabilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...
yaşar kemal
sait faik kendisi için türklerin en kürdü, kürtlerin en türkü der. zor bir hayatı vardı yaşar kemal’in babası gözünün önünde camide öldürüldü tüm gece babası başında ciğerim yanıyor diye ağladığını anlattırdı ki o gecenin sabahı kekeme olmuştur. istanbul’a ilk geldiği zaman parasızlıktan gülhane parkında bir bank üstünde bir hafta yatar ve yastığı o zaman yeni başladığı ince memed romanıdır. romanlarını asla daktilo ile yazmaz mutlaka kurşun kalemle yazardı. o kadar ki çekmecesinde yüzlerce kurşun kalemi olduğu bilinir. kendisinin zülfü livaneli ile ilginç bir ahbaplığı mevcuttu. o zaman ankara’da yatılı olarak lise okuyan zülfü livaneli ince memed türküsünün hiç söylenmeyen bir şeklini keşfeder. kalkar bunu yaşar kemal’e okumak için istanbul’a gider fakat yaşar kemal’i nerede bulacağını kestiremez. sonunda kitaplarının yayınevinde gider yaşar kemal’i sorar ve sonunda tanışırlar. yaşar kemal’e durumu anlatır yaşar kemal kendisini evine davet eder. evine gittiğinde yaşar kemal kendisini karşılar hatta zülfü livaneli için köfte yapar. yaşar kemal’in eşi thilda bu genç delikanlıya fazla yüz vermez fakat türküyü okumaya başlayınca bir anda dikkat kesilir ve o dostluk böyle başlar. buradan türküyü dinleyebilirsiniz.
iyi adamdı yaşar kemal bir nobel’i eksikti ama hiç öyle bir kaygısı olmadı. zor hayatın güzel izler bırakan adamı. ruhu şad olsun. evet.
iyi adamdı yaşar kemal bir nobel’i eksikti ama hiç öyle bir kaygısı olmadı. zor hayatın güzel izler bırakan adamı. ruhu şad olsun. evet.
devamını gör...
uzaktan arkadaş edinmek
farkında olmadan aynı tarihlerde aynı şehirde bulunmak suretiyle yakın zamanda görüşeceğim bir arkadaşım var bu şekilde. bir daha ne zaman görüşürüz bilmem ancak böyle şans bir daha denk gelmez gibi.
devamını gör...