şikayetini doktora tuhaf şekilde anlatmak
evet.doktora gittiniz ve şikayetinizi sordu.karsidaki doktor olunca okumuş yazmış insan sonucta, sizde ona alengirli birşeyler söylemek istiyorsunuz ya da anadolu insanı derdini doğal bir şekilde izah ediyor.birkac örnek vereyim.
dr -şikayetiniz nedir?
hasta-böğrümü köpek geviyor gibi oluyor.(yan ağrısı)
dr-sikayetiniz nedir?
hasta -töhmeledim. (düşmüş)
ya iste böyle tıpta bunlar yazmaz.
dr -şikayetiniz nedir?
hasta-böğrümü köpek geviyor gibi oluyor.(yan ağrısı)
dr-sikayetiniz nedir?
hasta -töhmeledim. (düşmüş)
ya iste böyle tıpta bunlar yazmaz.
devamını gör...
türklerin ırkçı olmadığı gerçeği
ermeni dölü, rum tohumu, hamsi kafalı, bilmiyorsam arap olayım...
hiç sanmıyorum efendim.
hiç sanmıyorum efendim.
devamını gör...
oğuz atay
"normal bir insan olmaya zorladılar, bana boş yere vakit kaybettirdiler. olmayınca da, anormal dediler." hislerime tercüman olan sözlerin sahibi.
devamını gör...
ölmesi gereken türk gelenekleri
kesinlikle cenaze evine yapılan akın.
her zaman korkunç bulmuşumdur.
insanlar acısını mı yaşasın yoksa günde bin defa "dostlar sağ olsun" mu desin? karnınızı mı doyursun?
azalarak değil,hemen bitmeli.
her zaman korkunç bulmuşumdur.
insanlar acısını mı yaşasın yoksa günde bin defa "dostlar sağ olsun" mu desin? karnınızı mı doyursun?
azalarak değil,hemen bitmeli.
devamını gör...
acem bahçesi
iran'ın yüksek duvarlarla çevrili, ortası havuzlu, güllerle donatılmış ünlü bahçelerine türkler tarafından verilen isim. halk öykülerinde, divan edebiyatında yer alan yaygın motiflerdendir.
devamını gör...
günün şiiri
kime sordumsa seni doğru cevap vermediler
kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler.
künyeni almak için, partiye ettim telefon
bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler.
neyzen tevfik
kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler.
künyeni almak için, partiye ettim telefon
bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler.
neyzen tevfik
devamını gör...
unutulmayan aşk-ı memnu replikleri
+fakir mi oluyoruz ?
-daha neler..
-daha neler..
devamını gör...
normal sözlük yönetimine açık çağrı
caz yapmayalım. başlık açalım, tanım yapalım denilesi başlık.
devamını gör...
seksten daha fazla zevk veren aktivite
küçük tuvaletin geldiğinde birkaç saat tutup sonrada tüm gücün ve kuvvetinle salıvermektir.
not: önemle duyrulur ki bu işi tek başınıza yapmayın zevkten bayılma ihtimaliniz vardır.
not: önemle duyrulur ki bu işi tek başınıza yapmayın zevkten bayılma ihtimaliniz vardır.
devamını gör...
atatürk'e küfreden çocuk
cumhurbaşkanına sövmenin yanlış oldugunu söyleyip başka bir cumhurbaşkanına sövmeyi ancak bunun gibi bir çocuk yapabilir zaten. gerçekten bu çocukta sorun olduğunu düşünmüyorum. kim bilir hangi ortamda kimlerle yetişti, beyni ne tür yalan yanlış bilgilerle doldurulurdu da şu an aslını kabul etmek istemiyor. yazık yani şu çocuğa yapılana. şimdi gel de kutuplaşmıyoruz de. gerçekten kundaktaki çocuğumuza kadar kutuplaşıyoruz. 7 sinden 77 mize kadar kutuplaşıyoruz. üstelik vefasızlık ve ortak değere saygısızlık çevresinde yapılıyor bu. üzgünüm.
devamını gör...
hürriyet ve istiklal benim karakterimdir
insanı bambaşka şehirlere savuran bir garip attila ilhan şiiri. bir şiirin içine kaç düşünce kaç duygu yer edebilir şaşırıyor insan. çocuk cesetleri doğuran dünyanın her karışında biri oluveriyorum okudukça. budapeşte'de tankları dinliyorum. sürgündeki namık kemal, çervenkof tarafından asılmış bulgar gazeteci, gece yarısı kurşuna dizilen o yaşlı sosyalist sendikacı oluyorum. yine de attila ilhan yapmış yapacağını, bunca kederin orta yerinde o tanıdık aşk ve bekleyiş yerinde duruyor.
o meşhur yalnızlığımdan çıkıp gideceğim diye başlayan dize bu şiire aittir aynı zamanda. muhtemelen kederle yazmadı attila ilhan ama ne zaman denk gelsem boğazımı yakan bir dizesi var; bir gece sabaha karşı, dehşetini birden kaybedecek gelmeyişin. aslında bir korku hali değil midir bu? ölen birinin kederini artık o kadar derin hissetmediğimizde boğazımıza eski bir düşman gibi çöken o suçluluk duygusu gibi. ben sana mecburum şiir derlemesinin belki de en güzel şiiri çünkü başka hangi şiir tutup yakasından insanı sere serpe, çekiştirip durmuştur dünyanın bambaşka şehirlerine? şiirin son dizeleri ise başka bir hikaye, öyle güzel ki sonuna geldiğim için sevindiğim tek şiirdir muhtemelen.
gece garlarında bekledim
tren
tren
rıhtımlara döküldüm saçıldım
gelmedin
en gizli rüzgarları dinliyorum
bir yerde benden konuşuluyor
biliyorum
hırsızlama konuşuluyor geceyarısı
kayıp cigaraların korkak aydınlığında
cesetlere oturulmuş
konuşuluyor
belki mütareke'de tutsak istanbul'da
belki barselon'da savaş sonrası
kimbilir belki de
ağır bir kar kalabalığına durmuş
alman sosyal demokratlarının viii'inci mitinginde
konuşuluyor
batı belin'de
biliyorum
en gizli rüzgarları dinliyorum
paris'teki "tiryaki köpek" kahvesi'nde
chesterfield cıgaralarının düşmanı soğuk gözlü bir kadın
ellerimden tutan bir kadın her on beş dakikada bir
bütün yahudiler gibi yahudi
yurdundan uğramışlar gibi yabancı bütün
benden konuşuyor
38 senesinde
biliyorum
nihavent bir şarkı bekliyorum
izmir'in işgal edildiği gün
ıslıksız dudaklarımdan alıp götürdüğün
hangi sırılsıklam marşandiz katarıyla kim bilir
hangi ingiliz devriyesinden kaçırarak
kuvayi milliye çetelerine götürdüğün
o nihavent şarkıyı bekliyorum
biraz şuh
biraz mahzun
biraz çıplak
benden konuşuyor o şarkı
biliyorum
acı bir tütün gibi yakıyor genzimi
senden uzak olmak
akşamları dağılan sonbahar bulutları götürüyor
bedevi sonbahar bulutları alıp götürüyor
iki yorgun yaprak diye gözlerimi
karanlığı karşılamak
sulanmış toprak bir avluda
pembe ve mor
ve bir genç kız yüzü kadar dinlendirici
gecesafalarıyla beraber
karanlığı sensiz karşılamak
açık deniz uğultuları
çocuk şiirleri ve mapusane türküleriyle
dolduruyor içimi
yıldızların parıltılı ağırlığı altında
kerpiç duvarlar çatlarken
yalnız olmak
sensiz olmak
tadına bir kavak gibi tekbaşına varıp gökyüzünün
tekbaşına dokunmak kelebek kanatlarına
beni senden alıp dağıtıyor
senden alıp başkalarına dağıtıyor beni
büsbütün
işte bak
siyasi polisin kapısında buluyorlar
badajoz'da buluyorlar beni
ispanya'da
damarlarım açılmış
gözlerim birbirinden uzak
kendimi hep milano'da hesaplıyorum
ıslak duvarlarında bütün
bütün yorgun duvarlarında milano'nun
uykularıma giren bir afiş
balta ve mızrak
en gizli kulaklarımda italyanca bir türkü var
- ... mia bambina dolce mia bambina
yenik badajoz'da birkaç kere ölü sonbahar
en kullanılmadık bulut gölgelerinin altına
ümitlerini düğümleyip eğilmiş
toledo'lu milisler
kızgın namlularını rüzgara tutup
yine benden konuşuyorlar
yakın ve fevkalade iyimser
bir yağmur halinde giriyorum
uykularına
işte bak
eflatun bir karanlık çektiler üstüme
kilitlediler
dişlerim ayrılmıyor birbirinden
dilsiz bir gestapo hücresindeyim
on beş dakika sonra yirmi dört saat dolacak
ben erna baumgartner değil miyim
heidelberg üniversite'nden
sesi daima bir parça dumanlı
dudakları daima bir parça ıslak
iki demir çocuk hitlerci gençler birliği'nden
ele vermediler mi beni
(hem birisi konrad
kardeşim gibi sevdiğim
hani boksör schmeling'e hayran
otomobil markalarına meraklı)
şimdi o müthiş dakikayı yaşıyorum aklımdan
üniversitenin büyük kapısına yağmur yağıyor
onlar meydanda toplanmış heine'yi yakıyorlar
ben trençkotumu unutmuşum
otobüs durağına koşuyorum
işte bak
budapeşte'de durgun soğumuş gözlerimle unutulmuşum
en uzak içlerime bir rüzgar dağılıyor
bu bir bakıma kahrolmuşluğum
bir bakıma boydan boya kırılmış şarkılar
budapeşte radyosu susmuş
fabrikaların isli duvarlarında petöfi'nin mısraları
sımsıcak
ufacık kan gülüşmeleri duyuluyor
yenik bir sessizliğin arkasından
tankların o küstah öksürükleri
en uzak içlerime tunanın aydınlığı vurmuş
bir bulvarda yanyana mitralyöze gidiyorlar
fakülteli kızlar
savrularak
bir ihtiyar sosyalist sendikacı
sorgusu biter bitmez geceleyin kurşuna diziliyor
gülümsemesi açık bir yara gibi acı
utandırıcı
hürriyet gibi göznüde pırıl pırıl
hala çatlamış gözlükleri
bir gece sabaha karşı
en kilitli kapılarım açılacak
yalnızlığımdan çıkıp gideceğim
ne sensiz kalırsam korkusu
ne kitaplarda okuyup altını çizdiklerim
ne alkol tutabilecek beni
ne ölüm telaşı
bir gece sabaha karşı
kırık bir kuş çırpıntısı yaprakların üstünde
en küçük su
dört bir taraflara yelkenler halinde açılmış
en büyük sedalar
bir değil ben artık birkaç kişiyim
bir vakit paris'te jean jaures'in kürsüsünde
bir vakit makina başında kuvayı milliye telgrafçısı
madird'de bir akşam üstü arriba frente popular
bir akşam üstü sofya'da çervenkof tarafından asılmış
sosyal demokrat bulgar gazetecisi
bir değil ben artık birkaç kişiyim
belki juarez'im meksika'da güneşin tuzunu yalıyorum
belki de namık kemal osmanlı sürgününde
habib burgiba diye bir limanda yakalanıyorum
bükreş'te matbaamı dağıtıyor demir muhafızlar
kalküta'da kongre partisi sekreteriyim
hürriyet sokağında isimsiz bir mezar
bir gece sabaha karşı
dehşetini birden kaybedecek gelmeyişin
ıslığımın tadında bir değişme
iç tartışmalarımda büsbütün başka bir tutum
büsbütün başka kıvılcımlar
ve en padişah korkulara direnebilen
yepyeni bir mustafa kemal davranışı
o meşhur yalnızlığımdan çıkıp gideceğim diye başlayan dize bu şiire aittir aynı zamanda. muhtemelen kederle yazmadı attila ilhan ama ne zaman denk gelsem boğazımı yakan bir dizesi var; bir gece sabaha karşı, dehşetini birden kaybedecek gelmeyişin. aslında bir korku hali değil midir bu? ölen birinin kederini artık o kadar derin hissetmediğimizde boğazımıza eski bir düşman gibi çöken o suçluluk duygusu gibi. ben sana mecburum şiir derlemesinin belki de en güzel şiiri çünkü başka hangi şiir tutup yakasından insanı sere serpe, çekiştirip durmuştur dünyanın bambaşka şehirlerine? şiirin son dizeleri ise başka bir hikaye, öyle güzel ki sonuna geldiğim için sevindiğim tek şiirdir muhtemelen.
gece garlarında bekledim
tren
tren
rıhtımlara döküldüm saçıldım
gelmedin
en gizli rüzgarları dinliyorum
bir yerde benden konuşuluyor
biliyorum
hırsızlama konuşuluyor geceyarısı
kayıp cigaraların korkak aydınlığında
cesetlere oturulmuş
konuşuluyor
belki mütareke'de tutsak istanbul'da
belki barselon'da savaş sonrası
kimbilir belki de
ağır bir kar kalabalığına durmuş
alman sosyal demokratlarının viii'inci mitinginde
konuşuluyor
batı belin'de
biliyorum
en gizli rüzgarları dinliyorum
paris'teki "tiryaki köpek" kahvesi'nde
chesterfield cıgaralarının düşmanı soğuk gözlü bir kadın
ellerimden tutan bir kadın her on beş dakikada bir
bütün yahudiler gibi yahudi
yurdundan uğramışlar gibi yabancı bütün
benden konuşuyor
38 senesinde
biliyorum
nihavent bir şarkı bekliyorum
izmir'in işgal edildiği gün
ıslıksız dudaklarımdan alıp götürdüğün
hangi sırılsıklam marşandiz katarıyla kim bilir
hangi ingiliz devriyesinden kaçırarak
kuvayi milliye çetelerine götürdüğün
o nihavent şarkıyı bekliyorum
biraz şuh
biraz mahzun
biraz çıplak
benden konuşuyor o şarkı
biliyorum
acı bir tütün gibi yakıyor genzimi
senden uzak olmak
akşamları dağılan sonbahar bulutları götürüyor
bedevi sonbahar bulutları alıp götürüyor
iki yorgun yaprak diye gözlerimi
karanlığı karşılamak
sulanmış toprak bir avluda
pembe ve mor
ve bir genç kız yüzü kadar dinlendirici
gecesafalarıyla beraber
karanlığı sensiz karşılamak
açık deniz uğultuları
çocuk şiirleri ve mapusane türküleriyle
dolduruyor içimi
yıldızların parıltılı ağırlığı altında
kerpiç duvarlar çatlarken
yalnız olmak
sensiz olmak
tadına bir kavak gibi tekbaşına varıp gökyüzünün
tekbaşına dokunmak kelebek kanatlarına
beni senden alıp dağıtıyor
senden alıp başkalarına dağıtıyor beni
büsbütün
işte bak
siyasi polisin kapısında buluyorlar
badajoz'da buluyorlar beni
ispanya'da
damarlarım açılmış
gözlerim birbirinden uzak
kendimi hep milano'da hesaplıyorum
ıslak duvarlarında bütün
bütün yorgun duvarlarında milano'nun
uykularıma giren bir afiş
balta ve mızrak
en gizli kulaklarımda italyanca bir türkü var
- ... mia bambina dolce mia bambina
yenik badajoz'da birkaç kere ölü sonbahar
en kullanılmadık bulut gölgelerinin altına
ümitlerini düğümleyip eğilmiş
toledo'lu milisler
kızgın namlularını rüzgara tutup
yine benden konuşuyorlar
yakın ve fevkalade iyimser
bir yağmur halinde giriyorum
uykularına
işte bak
eflatun bir karanlık çektiler üstüme
kilitlediler
dişlerim ayrılmıyor birbirinden
dilsiz bir gestapo hücresindeyim
on beş dakika sonra yirmi dört saat dolacak
ben erna baumgartner değil miyim
heidelberg üniversite'nden
sesi daima bir parça dumanlı
dudakları daima bir parça ıslak
iki demir çocuk hitlerci gençler birliği'nden
ele vermediler mi beni
(hem birisi konrad
kardeşim gibi sevdiğim
hani boksör schmeling'e hayran
otomobil markalarına meraklı)
şimdi o müthiş dakikayı yaşıyorum aklımdan
üniversitenin büyük kapısına yağmur yağıyor
onlar meydanda toplanmış heine'yi yakıyorlar
ben trençkotumu unutmuşum
otobüs durağına koşuyorum
işte bak
budapeşte'de durgun soğumuş gözlerimle unutulmuşum
en uzak içlerime bir rüzgar dağılıyor
bu bir bakıma kahrolmuşluğum
bir bakıma boydan boya kırılmış şarkılar
budapeşte radyosu susmuş
fabrikaların isli duvarlarında petöfi'nin mısraları
sımsıcak
ufacık kan gülüşmeleri duyuluyor
yenik bir sessizliğin arkasından
tankların o küstah öksürükleri
en uzak içlerime tunanın aydınlığı vurmuş
bir bulvarda yanyana mitralyöze gidiyorlar
fakülteli kızlar
savrularak
bir ihtiyar sosyalist sendikacı
sorgusu biter bitmez geceleyin kurşuna diziliyor
gülümsemesi açık bir yara gibi acı
utandırıcı
hürriyet gibi göznüde pırıl pırıl
hala çatlamış gözlükleri
bir gece sabaha karşı
en kilitli kapılarım açılacak
yalnızlığımdan çıkıp gideceğim
ne sensiz kalırsam korkusu
ne kitaplarda okuyup altını çizdiklerim
ne alkol tutabilecek beni
ne ölüm telaşı
bir gece sabaha karşı
kırık bir kuş çırpıntısı yaprakların üstünde
en küçük su
dört bir taraflara yelkenler halinde açılmış
en büyük sedalar
bir değil ben artık birkaç kişiyim
bir vakit paris'te jean jaures'in kürsüsünde
bir vakit makina başında kuvayı milliye telgrafçısı
madird'de bir akşam üstü arriba frente popular
bir akşam üstü sofya'da çervenkof tarafından asılmış
sosyal demokrat bulgar gazetecisi
bir değil ben artık birkaç kişiyim
belki juarez'im meksika'da güneşin tuzunu yalıyorum
belki de namık kemal osmanlı sürgününde
habib burgiba diye bir limanda yakalanıyorum
bükreş'te matbaamı dağıtıyor demir muhafızlar
kalküta'da kongre partisi sekreteriyim
hürriyet sokağında isimsiz bir mezar
bir gece sabaha karşı
dehşetini birden kaybedecek gelmeyişin
ıslığımın tadında bir değişme
iç tartışmalarımda büsbütün başka bir tutum
büsbütün başka kıvılcımlar
ve en padişah korkulara direnebilen
yepyeni bir mustafa kemal davranışı
devamını gör...
çaylak yazarların yakasından düşülsün kampanyası
çaylak yazarları sindirmeye çalışan eziklere ne kadar sinir olunduğunu gösteren başlık. cinlisophie yürüyedur ilk imza benden.
devamını gör...
günün sözü
sabır, insanoğlunun tek kalesidir. *
ahmet hamdi tanpınar - saatleri ayarlama enstitüsü
ahmet hamdi tanpınar - saatleri ayarlama enstitüsü
devamını gör...
akış bölümünde yakın zamanda tanım girilmemiş başlıkların görülmesi
efendim zaman zaman dikkatimi çeken hadise. sol tarafta bir başlık beliriyor ve bilmem kaç tane tanım yapılmış gözüküyor. kim neden bu kadar tanım yapmış diye bakıyorum. o da ne? o gün, o saat ilgili başlığa tanım girilmemiş. madem öyle bu başlık buraya neden geldi? ne işler çeviriyorsunuz? *
örnek: rafadan tayfa başlığı. en son tanım 09.01.2021'de yapılmış. o zaman aşağıdaki görseldeki durumun mantığı nedir?

ekleme: başlık daha önce varmış diye buraya geldik. bu başlığın da sola gelmesi yasak sanırım. nereye düştük biz? nasıl bir tarikatsınız siz böyle? *
örnek: rafadan tayfa başlığı. en son tanım 09.01.2021'de yapılmış. o zaman aşağıdaki görseldeki durumun mantığı nedir?

ekleme: başlık daha önce varmış diye buraya geldik. bu başlığın da sola gelmesi yasak sanırım. nereye düştük biz? nasıl bir tarikatsınız siz böyle? *
devamını gör...
başkomutan
devletin bütün kuvvetlerine değil, silahlı bütün ( kara , deniz , hava ) kuvvetlerine emir verebilecek bir unvandır. ayrıca üniforması olmayan anayasal bir rütbedir. sadece bir fiil savaş durumda aktif şekilde kullanılır. ( atamızın kurtuluş mücadelesinde tüm yetkilerini kullanması gibi ) . günümüzde kağıt üzerindedir çünkü ordunun kontrolü genel kurmay başkanlığındadır.
ayrıca (bkz: mareşal)
ayrıca (bkz: mareşal)
devamını gör...
burhan altıntop replikleri
ben de üniversite ohudum..
ben de nişantaşı çocuğuyum..
beni niye aranıza almıyoonuzzz..
ben de nişantaşı çocuğuyum..
beni niye aranıza almıyoonuzzz..
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
ayrılık ne biliyor musun?
ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
devamını gör...
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
devamını gör...