sürekli aynı yüzleri görmek, maalesef herkesi tanıyıp tanınmakla sonuçlanır.
ve iğrençtir.
hiç de göründüğü gibi sıcak sevimli bir ortam yok.
devamını gör...

maalesef türkiye’de daha sık rastlanan fobi.* türkler olarak eleştirmeyi çok sevdiğimiz için insanları bunaltma yeteneğimiz baya gelişmiş.*
devamını gör...

gokkusagi olurdu..
rengarenk..
devamını gör...

bazen benim de aklıma takılan zımbırtı.

sosyal deney için oluşturulmuş dev bir deney simülasyonu gibi. dünyanın aynı anda bu kadar eğlenceli, boktan, ilginç ve rezil bir ortam olmasının başka bir açıklaması olamaz.
devamını gör...

'günde 14 saat çalışıyorum, ekonomi leş gibi' diyen genç: 'şurada araba çarpsın öleyim, niye öldüm demem' dedi. kuryelik yapan bir genç günde 14 saat çalıştığını ve başka bir hayatının olmadığını dile getirdi. ekonominin kötülüğünden bahseden gencin sokak röportajına daha sonra ise ekonomi öven kişiler dahil oldu ve tartışma çıktı... çalışmasak cebe para girmiyor, çalışırsak sosyal hayat kalmıyor diyen genç ekonominin leş gibi olduğunu dile getirdi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bugün aslında türkiye’de yaşayan herkesin genel sorunu ama kimse anlamak istemiyor. üstüne üstlük birşey desen de böyle kavga çıkıyor. gerçekten yazık ya ulan ülkede gazlı içeceklerden %35 ötv alınıyor. kola içmek lüks oldu ya, bir ülke daha ne kadar kötü olabilir diyorum yeni birşey çıkıyor. gerçekten yazık ya kamera olmasa o genci döverlerdi.

haber
devamını gör...

üniversitede flörtümle aynı sınıftaydık. çok zor bir dersin final sonuçları açıklandı. daha bakmadan kaldığımızı biliyordum zaten. sadece şaka olsun diye "75 aldım, geçmişiiiim" dedim. inandı. şaka yaptığımı söyleyince de "böyle şaka mı olur? biraz ciddi ol artık ya yeter" falan diye triplere girdi. resmen üzülmüş ben dersi geçtim diye şrfsz.
devamını gör...

sene 2015, sonbaharın en sıkıcı günlerinde, tüyap kitap fuarı başladı. ben de üniversiteme ilk başladığım dönemde olduğum için bu fuarı kaçırmamak adına izin alıp geldim ama cebimde 1 lira bile para yok, zaten aileme çok yük olduğum için isteyemiyorum. o zamanlar en yakın dostum ile bunu konuşuyoruz, "bende para var, kalk gidelim alalım" diyor, ertesi güne sözleşiyoruz.

ertesi gün oluyor, o güne kadar makyaj yaptığına denk gelmediğim dostum, öyle bir makyaj ile geliyor ki şaşırıp kalıyorum. "bir randevun mu var?" diye soruyorum, "yok, bugün şerefsizlik günüm." diye cevap veriyor. bi terslik var bu kızda diye düşünüyorum, ama hayırlısı diyerek geçiştiriyorum.

içeriye bi havayla giriyoruz, ben tir tir titrerken o yuvarlak çerçeveli güneş gözlüğünü rüyaymis stiliyle başının üstüne oturtuyor,
"en çok okumak istediğin seri?" diye soruyor, "ejderha dövmeli kız serisi ilk kiitabını okumuştum, gerisini çok merak ediyorum..." diye cevap veriyorum.
pegasus'un bulunduğu standa yaklaşıyor, bana bakıyor. böyle şeytan bi gülümseme yerleşiyor suratına, seti eline alıyor, bana doğru para ödemeden yaklaşıyor, sonra karşı standa gidip "özür dilerim, poşetim yırtıldı, bir poşet alabilir miyim sizden?" diye soruyor, karşıdan da bir poşet alıyor içine koymak için, bana uzatıyor.

şaşırıyorum, kalıyorum. "sıra sende..." diyor bana, hayır ben o zamana kadar hayatımın hiçbir döneminde hiçbir şey çalmamış temiz aile çocuğuyum ama bir anda başım dönüyor, en çok okumak istediğim kitaplar hemen önümde ve hepsini öylesine merak ediyorum ki...

"seyret abini..." diyorum, hayır o lafı diyen ben miydim daha önce diye düşünüyorum standa giderken, yanılmıyorsam ithaki'ye bakıyorum. kitap hırsızını görüyorum. "kitap hırsızını çalan kitap hırsızı olacağım eheuheue" diye düşünüyorum, bir anda çalıyorum ve sanki satın almış gibi bir de adamlara "şu kitap elinizde var mı, simon beckett serisi var mı abi" falan diye uzun uzun konuşmaya çalışıyorum. göz teması falan kuruyorum...

sonra çıkıyorum oradan, ben onu halledene kadar arkadaşım benim için grange'dan eco'ya kadar *ç*almış beni bekliyor ama korktuğum tek kısım ya dışarıya çıkarken öter ise??????

korkuyorum, çıkışa ilerler iken arkadaşıma bahsediyorum bundan, "boşuna mı makyaj yaptım ben, seyret ablanı.." diyor. polislerin yanına gidiyor, "arkadaşımla çok sıkıştık, acaba kitaplarımızı bir dakika tutar mısınız?" diye rica ediyor. yalandan tuvaletlere gidiyoruz, çıkıyoruz, polis tekrar elimize kitapları verirken, dostum "off üç kişi gelmemiz gerekir idi çok ağır oldu..." diyor, yüzünü buruşturuyor ve polis "otobüse kadar taşıyalım istersen ablacım..." diyor. "çok teşekkür ederim sizi yoracağız biraz ama..." diye cevap veriyor bizimkisi...

otobüse kadar polisin birisi taşıyor tüm çalıntı kitaplarımızı, sonrası mı? bir daha arkadaşımla alışverişe gitmiyorum.
devamını gör...

damat düşsün onda sıkıntı yokta damadın içlediği* paralar kadar taş düşerse sıkıntı.
devamını gör...

kyk yurtlarında yangın merdiveni sohbetleri dönerdi. çeşit çeşit insanla tanışır, tecrübeler dertler dinlerdim. cigara ve angara soğuğu ile acayip tatlı idi be..
devamını gör...

avustralya nüfusu güncel verilere göre 25 milyon kadardır. fakat buna karşın avustralya'da 50 milyon civarı kanguru yaşamaktadır.
devamını gör...

hem erkeklerinde hem dişilerinde bulunan gagalarının kenarlarındaki beyaz tüyler çiftleşmek için seçecekleri eş içinde oldukça önemli olan bu güzel kuş türü peru ve şili taraflarında bulunur. ‘bıyık’larına ithafen halk arasında dali kuşu olarak da bilinen inka sumrusunun sesi de kedi miyavlamasına benzetilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mutsuz değilim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tatlı tatlı öten kuş sesleriyle uyansam hiç fena olmazdı ancak bizim buralara kuşlar baharları uğruyor sadece, ne yazık. ne olursa olsun uyanır uyanmaz elime bir kitap alıp okuduğum zaman günüme harika başladığını hissediyorum, bugün olduğu gibi. bir de balığımın minnoş minnoş yüzdüğünü görmek beni rahatlatıyor. gece uslu durup hiç ses çıkartmadıysa özellikle. *
devamını gör...

mor telgraf çiçeği.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
suda köklenmeye çalışıyor.
devamını gör...

karşı cinsle konuşmak isteyenler veritabanı olarak düzeltilirse daha makbul olur. oğlum yemeyin bizi. kıllı tüylü hemcinsinle mesajlaşacaksın he mi hehehe.
devamını gör...

arabasına hastalıklı bir biçimde bağlanmış olan gurbetçi bayramın hikayesinin anlatıldığı film. gurbetçi vatandaşların birçoğunda mevcut olan kendini beğenmişliği,her istediğini elde edebileğini sanma güdüsünün beyaz perdeye aktarılmış halidir.filmde şöyle bir baktığımızda asıl bombanın filmin sonunda olduğunu görebiliriz.almanyadan gelen bayramla sürekli yolda atışan o hippi gencin bile bekleyeni vardır,fakat bizim bayram eli şeyinde kalakalmıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
köpişler büyüyor.
devamını gör...

ben mental olarak hala 2020'deyim, özür dilerim 2022.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim