the byzantine church of panaghia kapnikarea
yunancası; παναγίας καπνικαρέας (panagias kapnikareas). bizans imparatorluğunun 11. yüzyılda yaptırdığı kilisedir. kilise atina'da monastiraki ve syntagma meydanlarını bağlayan ermou caddesi üzerinde bulunur. ahh, o taş duvarları.
devamını gör...
kadın filozof olmaması
kadın filozof yoktur diye bir yargıya varılamaz. sadece isimlerini erkeklerinki kadar duymadığımız için yok sanıyoruz. tarihi süreçte, sözleri değer görmez diye erkek mahlası kullanan kadın şair ve yazarlar olduğu gibi filozoflar da vardır.
devamını gör...
içimde ölen biri
/bana bir şeyler anlat, bir şeyler oku ya da. kaybettiklerimden değil ama, silinip gidenlerden değil. bambaşka, bilmediğim, sularında hiç yüzmediğim kelimelerden olsun bunlar. içimde ölen, seninle cenazesini kaldırdığımız birini canlandırsın. kabuslar bitsin mesela, rüyalarıma gelme artık. gerçek değil ya onlar, yakıyor biraz. bir dokunsan donacağım ama daha vakit var. bütün vakitler bizim. dünya susmuş bekliyor. izmir soğuk, içimde bir his…/
can gox’un bir şarkısını dinliyordum. sonra sırasıyla çalmaya başladı şarkılar. (bkz: ahmet kaya)’nın klasiklerinden. can gox’un yorumuyla…
open.spotify.com/track/2oR7...
bana bir şeyler anlat
canım çok sıkılıyor
bana birşeyler anlat anlat
içim içimden geçiyor
yanımdasın susuyorsun
susuyor konuşmuyorsun
bakıyor görmüyorsun
dokunsan donacağım
içimde intihar korkusu var
bir gülsen ağlayacağım
bir gülsen kendimi bulacağım
depremler oluyor beynimde
dışarıda siren sesi var
her yanımda susmuş insanlar susmuş
içimde ölen biri var
hadi birşeyler söyle
çocuk gözlerim dolsun
içinden git diyorsun
duyuyorum gülüm
gideceğim, son olsun
yanımdasın susuyorsun
susuyor konuşmuyorsun
bakıyor görmüyorsun
dokunsan donacağım
içimde intihar korkusu var
bir gülsen ağlayacağım
bir gülsen kendimi bulacağım
içimde soluyorsun
iki can var içimde
korkular salıyorsun üstüme korkular
her an başka biçimde
depremler oluyor beynimde
dışarıda siren sesi var
her yanımda susmuş insanlar susmuş
içimde ölen biri var
can gox’un bir şarkısını dinliyordum. sonra sırasıyla çalmaya başladı şarkılar. (bkz: ahmet kaya)’nın klasiklerinden. can gox’un yorumuyla…
open.spotify.com/track/2oR7...
bana bir şeyler anlat
canım çok sıkılıyor
bana birşeyler anlat anlat
içim içimden geçiyor
yanımdasın susuyorsun
susuyor konuşmuyorsun
bakıyor görmüyorsun
dokunsan donacağım
içimde intihar korkusu var
bir gülsen ağlayacağım
bir gülsen kendimi bulacağım
depremler oluyor beynimde
dışarıda siren sesi var
her yanımda susmuş insanlar susmuş
içimde ölen biri var
hadi birşeyler söyle
çocuk gözlerim dolsun
içinden git diyorsun
duyuyorum gülüm
gideceğim, son olsun
yanımdasın susuyorsun
susuyor konuşmuyorsun
bakıyor görmüyorsun
dokunsan donacağım
içimde intihar korkusu var
bir gülsen ağlayacağım
bir gülsen kendimi bulacağım
içimde soluyorsun
iki can var içimde
korkular salıyorsun üstüme korkular
her an başka biçimde
depremler oluyor beynimde
dışarıda siren sesi var
her yanımda susmuş insanlar susmuş
içimde ölen biri var
devamını gör...
tcg istanbul
bugün itibarıyla suya indirilen i sınıfı fırkateyn*. ilk milli fırkateynimiz olma özelliğini taşımakla birlikte %75 yerlilik oranına sahip imiş. 2023'te deniz kuvvetleri komutanlığı'na teslim edileceği söylenmiş. proje kapsamında kendisinin ardından da tcg izmir, tcg izmit ve tcg içel'i görecekmişiz.
daha fazla bilgi için kendisi hakkında üstünkörü bulduğum bir iki kaynağı ekliyorum:
trt haber
defenceturk.net
millisavunma.com
e, bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterirmiş.
daha fazla bilgi için kendisi hakkında üstünkörü bulduğum bir iki kaynağı ekliyorum:
trt haber
defenceturk.net
millisavunma.com
e, bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterirmiş.
devamını gör...
geceye yaşamak için bir sebep bırak
daha kuzey ışıklarını izlemeye bile gidemedim. onları görene kadar hayatta kalmam gerek. e tabii dünya yok olmazsa ben görene kadar.
devamını gör...
sözlükteki kan aranıyor duyuruları
devamını gör...
evde kot pantolonla oturmak
pandemi döneminde dışarıdan gelip de üst baş çıkarmamak da ne bileyim . rahatina düşkün olmayan insan eylemi deyip geçerim. ev demek eşofman demek pijama demek şort demek .
devamını gör...
her konuyu cinselliğe bağlayan tip
devamını gör...
liberalizm
vergilerden beli kırıldığı halde birilerinin komik bir şekilde eleştirdiği görüş. ütopik fikirleri satmaktan vazgeçmeyenlerin korkulu rüyası.
sosyalist devlet: 10 lira kazanıyorsan 7 lirasını bana vereceksin, eh sana eğitim veriyorum sağlık hizmeti veriyorum, köprü yapıyorum yol yapıyorum...
liberal devlet: 10 liranın sadece 3 lirasını versen yeter. temel bazı hizmetler için gerekiyor, gerisi ile ne istiyorsan yapabilirsin.
---
eşitsizlik denilen şey tarihin başlangıcından beri var. biz daha adil, fırsat eşitliğine dayalı bir sistem istiyoruz. temizlikçi ile mühendis aynı parayı kazanınca "eşitlik" olmuyor, haksızlık oluyor. çünkü kaynaklar kıt, her ikisine de refah yaşam sunamıyorsun. biri bali adasına tatile gidecek, diğer eşiyle pikniğe gidecek. gönül isterdi ki herkes her şeyi ücretsiz, istediği zaman yapabilsin. belki dünyanın enerji ihtiyacını kökten çözebilecek, işçilerin fabrikada çalışmasını gerektirmeyecek, başka gezegenlerde terraforming yapabilecek teknolojik gelişmeler yaşanabilir de kurtuluruz. ancak bu gelişmeler ancak liberal bir devlette meydana gelebilir. ki geliyor da...
sosyalist devlet: 10 lira kazanıyorsan 7 lirasını bana vereceksin, eh sana eğitim veriyorum sağlık hizmeti veriyorum, köprü yapıyorum yol yapıyorum...
liberal devlet: 10 liranın sadece 3 lirasını versen yeter. temel bazı hizmetler için gerekiyor, gerisi ile ne istiyorsan yapabilirsin.
---
eşitsizlik denilen şey tarihin başlangıcından beri var. biz daha adil, fırsat eşitliğine dayalı bir sistem istiyoruz. temizlikçi ile mühendis aynı parayı kazanınca "eşitlik" olmuyor, haksızlık oluyor. çünkü kaynaklar kıt, her ikisine de refah yaşam sunamıyorsun. biri bali adasına tatile gidecek, diğer eşiyle pikniğe gidecek. gönül isterdi ki herkes her şeyi ücretsiz, istediği zaman yapabilsin. belki dünyanın enerji ihtiyacını kökten çözebilecek, işçilerin fabrikada çalışmasını gerektirmeyecek, başka gezegenlerde terraforming yapabilecek teknolojik gelişmeler yaşanabilir de kurtuluruz. ancak bu gelişmeler ancak liberal bir devlette meydana gelebilir. ki geliyor da...
devamını gör...
the godfather
the godfather...
mario puzo'nun aynı adlı romanından uyarlanan, francis ford coppola yönetmenliğinde çekilen, ilki 1972 yılında vizyona giren üçlemedir. dünya sinema tarihinde bir külttür. serinin ilk filmi imdb listesine göre dünyanın en iyi ikinci filmidir. serinin ikinci filmi ise yine imdb listesinde dördüncü sırada kendine yer bulmuştur. serinin üçüncü filmi ne yazık ki bekleneni karşılayamamıştır. ilk iki filme göre oldukça aşağıda kalmıştır.
"en iyi ikinci film buysa birincisi ne ola ki?" diye sorarsanız sizi şu başlığa alayım: the shawshank redemption
ufak bir de bilgilendirme yapmayı kendime görev bilirim. the shawshank redemption *filminin yönetmeni frank darabont filmin imdb listesinde zirvede yer almasına ilişkin şu sözleri sarf etmiştir; "bu benim için gerçek dışı bir şey. esaretin bedeli gerçekten de baba'dan daha mı iyi? buna inanmak hakikaten biraz güç."
filmimiz sinema tarihinin akışını değiştiren efsane bir filmdir. kimi sahneleri gerçek olaylardan esinlenilerek çekilmiştir. çok ince nüanslar bulunmaktadır. sizi incelikle ve ustalıkla içine çekip olaylara dahil eder.
filmde zamanının yıldızı marlon brando, bu filmle devleşen al pacino, serinin ikinci filminde ortalığın tozunu attıran robert de niro ve birçok harika oyuncu yer almakta. baştan aşağı yıldızlar geçidi.
hele ki senelerdir insanların dinlemekten bıkmadığı, korna sesi, zil sesi olarak kullandığı o şahane müzikleri çok başka güzeldir. bu şaheserlerin bestesi nino rota'ya aittir. şu eser eşliğinde tanımıma spoilerda devam ediyorum.
film henüz ilk sahnesiyle zamanından günümüze gelen adaletsizlik kavramına parmak basar ve izleyicide merak uyandırır. ilk sahnede eski bir dost don corleone'den adalet istemekte. film daha ilk sahneden babanın gücünün ne denli kuvvetli olduğunu kendisinden adalet isteyen bir adamla izleyiciye aktarıyor.
i believe in america.
filmin tamamında harika replikler bulunmakta ama biri var ki çok başka. ayrıca bu replik "amerikan film enstitüsü" tarafından sinema tarihinin en etkili ikinci repliği seçilmiştir. evet, doğru tahmin,
ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım.
ve o teklif yapılıyor. şüphesiz filmin en muazzam sahnesidir. sahnenin adı at kafası.
ek bilgi: bu sahnede aktörümüz john marley'e haber verilmemiş ve tepkisi tamamen gerçektir.
yönetmenimiz coppola filmi çekerken hep kısıtlanmış, istediklerini yeterince gerçekleştirememiş, beğendirememiş ta ki meşhur restoran sahnesine kadar. bu sahnede coppola eşsiz yeteneğini kanıtlamıştır ayrıca bu sahne yaşanmış bir olaydan esinlenilerek çekilmiştir.
filmde bizim için en dikkat çeken noktalardan biri uyuşturucu ticareti yapan sollozo'nun lakabının "türk" oluşu. kendisi gerçekten türk değildir. sollozo'nun o dönemde türkiye'de haşhaş tarlaları bulunmakta. buradaki haşhaşı alıp sicilya'daki atölyelerinde işleterek uyuşturucu işinin tepesine oturmuştur. kendisine türk denmesinin sebebi de budur.
ve portakal. filmde ne zaman bir portakal görülse bu, ya ailemizin ya da ailenin yakınlarından birinin başına bir felaket geleceğine delalet eder. yani portakal uğursuzluktur.
mario puzo'nun aynı adlı romanından uyarlanan, francis ford coppola yönetmenliğinde çekilen, ilki 1972 yılında vizyona giren üçlemedir. dünya sinema tarihinde bir külttür. serinin ilk filmi imdb listesine göre dünyanın en iyi ikinci filmidir. serinin ikinci filmi ise yine imdb listesinde dördüncü sırada kendine yer bulmuştur. serinin üçüncü filmi ne yazık ki bekleneni karşılayamamıştır. ilk iki filme göre oldukça aşağıda kalmıştır.
"en iyi ikinci film buysa birincisi ne ola ki?" diye sorarsanız sizi şu başlığa alayım: the shawshank redemption
ufak bir de bilgilendirme yapmayı kendime görev bilirim. the shawshank redemption *filminin yönetmeni frank darabont filmin imdb listesinde zirvede yer almasına ilişkin şu sözleri sarf etmiştir; "bu benim için gerçek dışı bir şey. esaretin bedeli gerçekten de baba'dan daha mı iyi? buna inanmak hakikaten biraz güç."
filmimiz sinema tarihinin akışını değiştiren efsane bir filmdir. kimi sahneleri gerçek olaylardan esinlenilerek çekilmiştir. çok ince nüanslar bulunmaktadır. sizi incelikle ve ustalıkla içine çekip olaylara dahil eder.
filmde zamanının yıldızı marlon brando, bu filmle devleşen al pacino, serinin ikinci filminde ortalığın tozunu attıran robert de niro ve birçok harika oyuncu yer almakta. baştan aşağı yıldızlar geçidi.
hele ki senelerdir insanların dinlemekten bıkmadığı, korna sesi, zil sesi olarak kullandığı o şahane müzikleri çok başka güzeldir. bu şaheserlerin bestesi nino rota'ya aittir. şu eser eşliğinde tanımıma spoilerda devam ediyorum.
film henüz ilk sahnesiyle zamanından günümüze gelen adaletsizlik kavramına parmak basar ve izleyicide merak uyandırır. ilk sahnede eski bir dost don corleone'den adalet istemekte. film daha ilk sahneden babanın gücünün ne denli kuvvetli olduğunu kendisinden adalet isteyen bir adamla izleyiciye aktarıyor.
i believe in america.
filmin tamamında harika replikler bulunmakta ama biri var ki çok başka. ayrıca bu replik "amerikan film enstitüsü" tarafından sinema tarihinin en etkili ikinci repliği seçilmiştir. evet, doğru tahmin,
ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım.
ve o teklif yapılıyor. şüphesiz filmin en muazzam sahnesidir. sahnenin adı at kafası.
ek bilgi: bu sahnede aktörümüz john marley'e haber verilmemiş ve tepkisi tamamen gerçektir.
yönetmenimiz coppola filmi çekerken hep kısıtlanmış, istediklerini yeterince gerçekleştirememiş, beğendirememiş ta ki meşhur restoran sahnesine kadar. bu sahnede coppola eşsiz yeteneğini kanıtlamıştır ayrıca bu sahne yaşanmış bir olaydan esinlenilerek çekilmiştir.
filmde bizim için en dikkat çeken noktalardan biri uyuşturucu ticareti yapan sollozo'nun lakabının "türk" oluşu. kendisi gerçekten türk değildir. sollozo'nun o dönemde türkiye'de haşhaş tarlaları bulunmakta. buradaki haşhaşı alıp sicilya'daki atölyelerinde işleterek uyuşturucu işinin tepesine oturmuştur. kendisine türk denmesinin sebebi de budur.
ve portakal. filmde ne zaman bir portakal görülse bu, ya ailemizin ya da ailenin yakınlarından birinin başına bir felaket geleceğine delalet eder. yani portakal uğursuzluktur.
devamını gör...
ivanmilinski
8 yıllık kadim dostum. çoğu şeyimiz beraber geçer. okumayı çok sever. onun kadar hızlı olamasam da bende okuma konusunda kovalıyorum arkasından. buralara da kendisi alıştırdi beni.
devamını gör...
kapalı alanda maskesini indirenler
gözlükleri buğulanıyor olabilir.
devamını gör...
lgs 2021 birincisi suriyeli safo
merak etmeyin avrupalı ülkeler kapar bunu. bize de plaj kenarında nargile içen barzosu kalır.
devamını gör...
kalemtıraş
çok değişik çeşitleri olan klasik bir kırtasiye ürünüdür.
benim en beğendiğim ise masaüstü için olan kalemtıraşlardı.
benim en beğendiğim ise masaüstü için olan kalemtıraşlardı.
devamını gör...
sözlükte çok tanım girilmemesi
haklı bir söylemdir. ben sanırım bu konuda kotamı doldurdum. ona rağmen giriyorum. hem tanım girmiyorlar hem artı oy vermiyorlar deyyuslar.
devamını gör...
the irishman
scorsese dedemin son filmidir.
çıktığı günden beri 3 kere izleyen birisi olarak çok ama çok sevdiğim bir filmdir.
üç efsane oyuncuyu izlemek paha biçilemez bir his büyük bir sevinç.
müzikler kurgu senaryo hepsi çok güzeldi.
--! spoiler !--
ayrıca son sahnede al pacinonun tek güvendiği insan tarafından arkası dönükken öldürülmesi içimi cız etmiştir.
--! spoiler !--
çıktığı günden beri 3 kere izleyen birisi olarak çok ama çok sevdiğim bir filmdir.
üç efsane oyuncuyu izlemek paha biçilemez bir his büyük bir sevinç.
müzikler kurgu senaryo hepsi çok güzeldi.
--! spoiler !--
ayrıca son sahnede al pacinonun tek güvendiği insan tarafından arkası dönükken öldürülmesi içimi cız etmiştir.
--! spoiler !--
devamını gör...
kenofobi
karanlık korkusudur.
devamını gör...
gerilla
gençlik yıllarında, mustafa kemal'in çokça ilgi duyduğu ve etkilendiği, kendine has savaş teknikleri olan oluşum.
devamını gör...


