geçen kış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sen ki buraların admini
bir şarkı istiyormuşsun aylardan beri
duyduk sevgili yoldaş kırmışlar kalbini
çare bizde, takip et bizi!

şimdi reklamlar: brothers düğüm salonu radyo yayını 12 mayıs çarşamba saat 21:00'de.
devamını gör...

banane banane bende mor mahlas istiyorum diye mızıkçılık yapmak istediğim mod. kendisiyle henüz iletişime geçmedim buna rağmen de tırsmıyor değilim. bari ödünç verse de hevesimizi alsak olmaz mı? hı söylesene? olmaz mı?
devamını gör...

başlığın değiştirilmesini öneriyorum. yangın değil az çok vicdanı olan biri için katliamdır, cumhuriyet tarihinin en büyük yaralarından biridir. ve ne üzücüdür ki devlet bu katliama göz yummuş ve unutturmaya çalışmıştır. unutmuyoruz unutmayacağız.
devamını gör...

gerek nickaltı meseleleri, gerek başlık sahibine (bkz: dövecek gibi tanım girmek) hususu, gerekse madalya, karma puan, takipleşme, mesajlaşma muhabbetlerinden birbirimizle ne kadar çok uğraşıyoruz farkında mısınız? ortamız pek yok. ya birilerini yücelere çıkarıyor ya da hemen uçurulmasına sebep oluyoruz. en kötüsü de kendi halinde yazan pek çok yazarı bir köşede unutuyoruz. hepimiz aynı gemideyiz. haydi biraz derinlere açılalım. bırakalım şu işleri.
devamını gör...

şu ülkede 92 yıl yaşa, sonra gel bu şekilde canından ol.
devamını gör...

avukat/hukuk.
devamını gör...

ingiltere - güneş batmayan imparatorluk.
devamını gör...

her şey bir yere kadar gidiyor malesef. karantşnanın ilk günler hep daha çok okudul daha çok izledik. kabak tadı verdi artık. pandemiden önce daha rahat okuyordum şimdi içimden hiçbir şey yapmak gelmiyor.
devamını gör...

üst edit: evet bitkiler de yaşıyor ancak acıyı hayvanlar gibi anlamlandırdıklarına dair bir kanıt yok. bitki tüketmek hayvan tüketmekten hem doğa hem de insan için daha zararsızdır. birçok bitkinin hayvanlar tarafından yenmesi için ilgi çekici tat ve kokuda meyveleri bulunur. bir inek ise duygusal, sosyal hayata sahip ve annelik duygusu olan bir canlıdır.

vegan olmak sadece hayvanlara ve doğaya fayda sağlayan bir yaşam biçimi değildir. genellikle bahsedilmeyen faydalı taraflarına değineceğim önce.


genellikle tüketilen hayvansal gıdalar ve etler endüstriyel üretim sonucu tabağımıza gelir. hasta, hormon bozukluğu yaşayan, antibiyotikle beslenen, gdo'lu yemlerle beslenen bir canlının ürünlerini ve kendisini yiyerek sağlıklı olmak pek mümkün görünmüyor.

kanser, kalp rahatsızlıkları, obezite, hormon problemleri tabii ki bitkisel beslenmenin ürünü değil. son yıllarda artış gösteren bu hastalıklar hayvansal beslenmenin sonucu. üstelik hep belli tiplerde kanser artış gösteriyor. bunun herkes farkında fakat her nedense dillendirilmiyor. hayvancılık sektörü sonucu oluşan hastalıklar ilaç sektörünün de büyümesinde etkili çünkü. ne kadar hayvan, o kadar hastalık. salgın hastalıkların büyük bir kısmı hayvancılık sektöründen ortaya çıkıp yayılıyor.

hep doğanın düzeninden, kurallarından bahsedilir. bu güzel doğaya bakıldığında insan bağırsağının otçul canlılarla benzeştiği, etçillerin bağırsağının çok daha kısa olduğu gayet açıktır. ikinci nokta ise etçil canlıların avlanması, "ama onlar et yiyor, doğanın kuralı bu" denmesidir. doğada hiçbir hayvan bu avlanmayı planlı, organize gerçekleştirmez. insan gibi düşünemezler. insanlar beslenme planlarını değiştirebilir, düzenleyebilir.

tavuklar yumurta vermeleri için hareket kabiliyetlerini engelleyen tekli kafeslerde tutulurlar. sürekli olarak ışığa ve karanlığa maruz bırakılarak bütün sistemleri alt üst olur ve yumurta vermek mecburiyetinde hissederler. ışıktan dolayı sürekli sabah-akşam olduğunu zannederler. serbest gezen tavuklar ise tekli kafeslerde değil resmen birbiri üstünde yaşarlar. birbirlerine saldırıp, kanibalizm olayının yaşanmaması için gagaları kesilir ya da kızgın demirle dağlanır. bu yaşam tarzı sonucunda stres hormonu salgılanır ve yumurta da bundan nasibini alır. uzmanlar vücut sağlığıyla ilgili hep "ne yerseniz osunuz" der ya, hayvanlar da öyledir.

doğada başka bir canlının kendi bebeği için ürettiği sütü içen tek canlı insandır. bunu hayatının her evresinde yapar üstelik. araştırmalar gösteriyor ki aşırı süt tüketimi kemik erimesine, kırıkların daha geç iyileşmesine sebep oluyor.

bitkisel protein tercih edildiğinde antioksidan, lif de alınırken hayvansal proteinde bunlar yok denecek kadar azdır. bu noktada merak duyan, mercimek ve kırmızı etin besin değerlerini karşılaştırabilir.

doğa için vegan olup yağmur ormanlarının veganların yediği soya için tahrip edildiği savına geleyim, soyanın %70'ten fazlası hayvan yemi için üretilir. yine hayvanları beslemek için o ormanlar tahrip edilir yani. net yüzdelik dilim verisine ulaşınca tanımı güncelleyeceğim. veganlar için üretilen soya ise %10'un altındadır.

fast food zincirine yiyecek olarak katılan birçok canlı dişiyse, artık süt veremeyecek hatta muhtemelen ayakta duramayacak durumdadır. erkek ise henüz birkaç haftalıktır, süt veremeyeceği için beklemeye gerek görülmez. bir ay bile olmadan iyice beslenen hayvan kesilir.

et olmazsa, süt içmezsem ölürüm gibi bir algı var. endüstrinin parlattığı bir düşünce bu. bir de veganlığın pahalı olduğu ileri sürülüyor. yok öyle bir şey. türkiye'de yetişmeyen bitki yok. zaten yemeklerimizin çoğu vegan. televizyonda uzmanların et yiyin dedikten sonra, sucuk markası sponsorluğu olduğunu az görmedik.

doğanın işleyişine aykırı olduğunu ileri sürenlerden hayvanların evcilleştirilmesinin ve hayvan sütü içmenin insan yaşamına ne zaman katıldığını araştırabilir.

vahşi doğadaki canlılar gibi i beslendiğimiz iddiasında bulunanlar var. sanırım avlanma söz konusu. bu konuya değindim yukarıda.

can bağışlamakla ilgisi yok bu durumun. hayvanın canını almak doğal da bağışlamak mı anormal? konu bu değil zaten.

yenilmesi için üretilen hayvanların saldığı metan gazı hava kirliliğinde en önemli etkenlerden biridir. hayvanların yemesi için üretilen bitkiler ise yine ciddi bir tarım kirliliğine neden olur.

sıraladıklarımın vegan olmak için yeterince mantıklı nedenler olduğunu düşünüyorum.

ayrıca her gün makarna yiyen bir vegan tabii ki her insanda olacağı gibi sağlığını koruyamaz. bunun vegan olmakla değil, dengeli ve doğru beslenmeyle ilgisi var.

ayrıca, (bkz: karbon ayakizi), (bkz: suat erus), (bkz: murat kınıkoğlu), (bkz: oğuz kınıkoğlu).
devamını gör...

ışınım üreten nebula.

bu bulutsuların kütlesi, güneş kütlesinin 10.000 katına kadar çıkabilir. yoğunlukları ise oldukça küçüktür. hidrojen ağırlıklı yapılarının, yakınlardaki genç ve enerjik yıldızlardan gelen ışık nedeniyle uğradığı fiziksel değişimlerden dolayı kırmızı görünürler.

kartal bulutsusu:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kız çocuğu.
çok fazla hayal kuran biri değilim, evliliğe de sıcak bakan biri değilim.
ama bir kızım olursaaa allahım yerim onu, saçlarını tararım, neler neler yapmayız ki birlikte.
bekle beni canımmm kızıım.*
devamını gör...

en ünlüsü sayılmaz belki ama yeşil yol filminde, bay jingles vardı. hepimizin yüzünü güldüren bir fareydi. en son fare sirkine gidecekti ama sonunu bilmiyoruz.
devamını gör...

ne bakıyon lan kurabiye var simit var diye karşılık verilesi bakıştır.
devamını gör...

türksat
devamını gör...

'edep aklın suretidir' demiş alim. e sureti bozuk olanın da bu haya duygusunu kavrayabileceğini kolay beklemiyorum.

herkese nasip olmayan kavrayış-duygudur.
devamını gör...

kelimelerin gücüne inanan bir insan olarak, sözlük kültürünü yerle yeksan eden bir durumdur.
devamını gör...

gagauz türklerinin yaşadığı gagauzya özerk bölgesinin, moldova'dan bağımsızlığı için gerçekleştirilen bağımsızlık referandumudur. 160 bin türk'ün yaşadığı bu küçük ülkede referanduma katılım oranı %70 olurken %99 oranında da bağımsızlık lehine evet oyu çıktı. moldova'nın tanımadığı bu referandumdan sonra mihail formuzal başta olmak üzere bir çok gagauz politikacı moldova devlet mahkemelerinde yargılanmıştır.

referandum rusya destekliydi. yani halka sorulan soru gagauzya'nın bağımsızlığından çok ''ab ve batı bloğu mu yoksa rusya mı'' idi. zaten bu yüzden türkiye bırakın referandumu desteklemeyi, kişinev büyükelçiliğimiz gözlemci bile göndermedi.

not: her ne kadar gagauzlar ''türklüğünü korumayı başarabilmiş boy'' olarak bilinse de bu çok yanlış bir bilgidir. özellikle 90 sonrası nesil kendisini rus olarak bilir, rusça konuşur, rusya hayranıdır. tabii bu da bir anda olmuş bir şey değil. rusya'nın oradaki insan kaynağına yaptığı yatırımın nüvesi.
devamını gör...

ağzının tadını bilen kızdır. sıkıldım artık orijinallik barındırmayan trollerden.
buradan
devamını gör...

paralel evrenlerin basit bir mantığı vardır.

öncelikle bilmemiz gereken şeyler var.

- sonsuz şişme

- sicim teorisi

- hızlanarak genişleme olarak açıklanabilecek karanlık enerji

tüm bunlar çoklu evreni oluşturur. basitçe şöyle anlatabiliriz.

büyük patlama araştırılırken evrenin genişleme oranı hesaplanıyor. bu oran hesaplanırken evrenin başlangıç ortamında yerçekiminin tersine işlemiş olacağı bilgisine ulaşılıyor. yer itimi nesneleri birbirine çekmek yerine hepsini itiyor ve genişlemeye neden oluyor. bunun çok uzun zaman içinde gerçekleşeceğini düşünebilirsiniz ama durum tam tersi. gözümüzü açıp kapattığımız o sürenin milyarda birinin milyarda birinin tiriminiminimin süresinden bahsediyoruz. bu kısacık an içinde uzay genişledi, soğudu ve gezegenler ortaya çıktı. buna şişme teorisi diyoruz.

şişme teorisinde bahsettiğim şişme denilen bu durum sürekli yeni gezegenler ortaya çıkarıyor. dünya'yı oluşturan büyük patlama benzersiz değil ve teoriye göre sürekli yaşanıyor. bu da yeni gezegenlerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

kuantum mekaniği teorisinde ise mikroskobik incelemeler yapılır. uzayda mikro faaliyetlerin ürettiği enerji incelenir ve bu enerji epey geniş bir alanı kaplar.

sicim teorisinde ise evrene en ufak ölçekte bakıyoruz. 9 uzay boyutu denilen bir mevzu var, bu noktada artık en ufak ölçekte araştırma yapılır ve fazladan uzay boyutlarını görme şansı doğar. sicim teorisinin içinde bi de sicim denilen enerji iplikleri var. bu iplikler uzay'ın her noktasında mevcut ve titreşim şekilleri farklı olduğu için hepsi farklı özelliklere sahip. evrenin tüm temel özelliklerini bu iplikler belirliyor. bu ipliklerin hepsi, tek başına farklı evrenler demek. hepsi farklı bir evreni temsil ediyor. sonsuz sayıda oldukları için bizim yaşadığımız gezegene benzer özelliklerde olanlar mutlaka var.

bu mantıkla bakarsak gezegenimize benzeyen çok çok fazla farklı gezegen var ve bu da her gezegende bir ben daha yaşıyor demek. hepsinde farklı bir yaşam tarzım, ailem, zeka düzeyim, eğitim düzeyim ve gelişmişlik seviyesi olduğu için çok farklı meslekler yapıyorum.

ancak ben en çok eniştemi aslanlara yedirdiğim diktatör olduğum evreni seviyorum. düşünsene ülkenin başkanıyım. acayip şeyler yapıyorumdur orada. ah keşkeler..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim