bir insanın zeki olduğunu gösteren detaylar
şüphesiz ki mizah seviyesi ve şeklidir. hiç şaşmaz.
devamını gör...
yoldaş'ın sesi
daha önce duyduğum için tanıdığım sestir.
hoş bir sesi olduğunu düşünüyorum bu ses tonuyla gece sıcak sohbet yayınları yapabilir.
hoş bir sesi olduğunu düşünüyorum bu ses tonuyla gece sıcak sohbet yayınları yapabilir.
devamını gör...
tüketim psikolojisi
tüketim psikolojisini anlayabilmek için tüketim davranışına bakmak gerekir.
tüketim çılgınlığının yani aşırı tüketim davranışının sebebi bireylerin bencilliği ya da bitmek bilmeyen tüketim isteği değildir. bireyleri incelerken buna dikkat etmek gerekir.
''fazla tüketildiği için mi fazla üretiliyor yoksa fazla üretildiği için mi fazla tüketiliyor,'' hala bir tartışma konusudur lakin kapitalizm denen, bireyin iç dünyasını bilen bir canavar olduğu da su götürmez bir gerçektir. zaten birçok propaganda ustası ve ürünlerini pazarlamak isteyenler freud'dan, bireyin iç dünyasını anlayabilmek için yararlanmış, onun kitaplarını okumuştur.
sigmund freud'un ''bilinç dışı'' kavramı burada da karşımıza çıkar. freud, unutmaların, dil sürçmelerinin, kazaların ve rüyaların tesadüf olmadığını dile getirir. bunlar içimizdeki arzu, nefret gibi duyguların ortaya çıkmasına olanak sağlar. tüketim de öyledir. ''diğer insanların gözündeki ben''i değiştirmek ister tüketici. reklamlar da buna oynar zaten.
reklamlar öyle bir oyun oynar ki, asla sınırını bilmez. ürünü pazarlamak için cinsiyetçilik yapar. kadını bir dondurma reklamına ya da araba reklamına koyuverir. arabanın özelliklerini sıralayan bir reklamdan ziyade kadınların olduğu bir araba reklamındaki arabanın satılması daha kolaydır. çünkü tüketme davranışı hislerle olur ve bilinçdışına hitap eder. bilinç dışına hitap eden ürünün alınması daha kolaydır. gerçi sadece kadınlar değil, bir bisküviyi neden kolları kaslı ve yarı çıplak bir erkek yapar ki mesela? bisküvi yapımı ile kaslı vücut birbiriyle tamamı ile alakasızdır.
tüketimi bir ''anlam'' aracı olarak gören de vardır. mesela hafta sonu ikea gezmek bir anlam mıdır?
fight club (film)'da da bahsedildiği gibi, eşyaya sahip oluyoruz derken onun bize sahip olması hayatın anlamı olabilir mi?
bir de şey var mesela ''ölmeden önce görülecek 10 yer'' ya da ''ölmeden önce yapılacak 10 şey'' listeleri. 10 yer değil 1000 yer de görsen hayatın anlamına ulaşamazsın oysa. hayatın anlamı, insan ilişkilerinde gizlidir bir bakıma.
tüketim çılgınlığının yani aşırı tüketim davranışının sebebi bireylerin bencilliği ya da bitmek bilmeyen tüketim isteği değildir. bireyleri incelerken buna dikkat etmek gerekir.
''fazla tüketildiği için mi fazla üretiliyor yoksa fazla üretildiği için mi fazla tüketiliyor,'' hala bir tartışma konusudur lakin kapitalizm denen, bireyin iç dünyasını bilen bir canavar olduğu da su götürmez bir gerçektir. zaten birçok propaganda ustası ve ürünlerini pazarlamak isteyenler freud'dan, bireyin iç dünyasını anlayabilmek için yararlanmış, onun kitaplarını okumuştur.
sigmund freud'un ''bilinç dışı'' kavramı burada da karşımıza çıkar. freud, unutmaların, dil sürçmelerinin, kazaların ve rüyaların tesadüf olmadığını dile getirir. bunlar içimizdeki arzu, nefret gibi duyguların ortaya çıkmasına olanak sağlar. tüketim de öyledir. ''diğer insanların gözündeki ben''i değiştirmek ister tüketici. reklamlar da buna oynar zaten.
reklamlar öyle bir oyun oynar ki, asla sınırını bilmez. ürünü pazarlamak için cinsiyetçilik yapar. kadını bir dondurma reklamına ya da araba reklamına koyuverir. arabanın özelliklerini sıralayan bir reklamdan ziyade kadınların olduğu bir araba reklamındaki arabanın satılması daha kolaydır. çünkü tüketme davranışı hislerle olur ve bilinçdışına hitap eder. bilinç dışına hitap eden ürünün alınması daha kolaydır. gerçi sadece kadınlar değil, bir bisküviyi neden kolları kaslı ve yarı çıplak bir erkek yapar ki mesela? bisküvi yapımı ile kaslı vücut birbiriyle tamamı ile alakasızdır.
tüketimi bir ''anlam'' aracı olarak gören de vardır. mesela hafta sonu ikea gezmek bir anlam mıdır?
fight club (film)'da da bahsedildiği gibi, eşyaya sahip oluyoruz derken onun bize sahip olması hayatın anlamı olabilir mi?
bir de şey var mesela ''ölmeden önce görülecek 10 yer'' ya da ''ölmeden önce yapılacak 10 şey'' listeleri. 10 yer değil 1000 yer de görsen hayatın anlamına ulaşamazsın oysa. hayatın anlamı, insan ilişkilerinde gizlidir bir bakıma.
devamını gör...
kendimizi hafiflemiş hissetmemizi sağlayan şeyler
alınan sorumluluğun yerine getirildiğin an.
devamını gör...
genç bir şaire mektuplar
noel yaklaşıyor, bir selam yollamadan edemedim size. yalnızlı'ğınıza her zamankinden güç katlanacağınız bayram günlerinde
sizinle olacak selamım. ama yalnızlığınızın büyüklüğünü de duyumsarsanız buna sevinin; çünkü diye sorun kendinize, büyüklüğü içermeyen bir yalnızlık neye yarar? topu topu tek bir
yalnızlık vardır, o da büyüktür, kolay katlanılacak gibi değildir. dolayısıyla, herkesin yaşamında öyle saatler vardır ki, insan yalnızlığı verip ne denli yavan ve ucuz olursa olsun bir beraberliği almak ister karşlığında; iyi kötü ilk rastlayacağı kişiyle, en
sıradan bir kişiyle sözde birazcık bir anlaşma uğruna yalnızlığı elden çıkarmak ister...
*
rainer maria rilke'nin bir şaire yazdığı mektuplardan oluşan kitap.
yukarıdaki mektubu da romada iken yazmıştır.
mektup gönderenimiz çok olsun.
devamını gör...
sevilen kızın ateist olduğunu öğrenmek
beraber mi yanacaz banane alüminyum dedirtir.
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
değerli hunidaşlarım, son günlerde yazarlarımızın kulübümüze gösterdiği teveccüh vesilesi ile ziyadesi ile memnunuz. ancak bu yoğunluk beraberinde bir takım aksaklıkların oluşmasına yol açtı. özellikle zihinsel iletişim trafiğinde zaman zaman kesintiler yaşanıyor. rica ediyoruz çok elzem olmadıkça, zihinsel iletişim kanallarını keyfi olarak kullanmayınız. geçen gün zihin kanallarında kebap mı daha millidir? lahmacun mu daha millidir tartışması yapan arkadaşlar, gözümüz üzerinizde haberiniz olsun.
tabi üye sayımız arttıkça huni ihtiyacı da ziyadesiyle arttı. bu arada başımıza birde huni hırsızı türedi.0330'un hunisini bile çalmış. yapma güzel arkadaşım! gerek yok böyle işlere. biz sizi ekibe aldık zaten. hunili şiirlerini okumayı heyecanla bekliyoruz. bu sebeple aldığınız huniyi bir an önce iade ederseniz çok memnun oluruz. 0330'un hunisinde yedi kere çay demlemeye kalkmışsın ondan da haberimiz olmadı sanma.
zaten herkese yetecek kadar hunimiz var. çünkü yeni hunilerimiz bu akşam itibarıyla elimize ulaşmış bulunuyor. tanesini 1 karma puan karşılığında satışa çıkarmaya karar verdik. peki neden böyle bir yol izliyoruz? esasen bu karma puanlar kulüp hesabında birikecek ve daha sonra sizlere yol, su ve elektrik olarak geri dönecek. kafa store'dan almak istediğiniz ve alamadığınız ürünler olduğunda, hunidaşlar kasasından, dilediğiniz kadar karma puanı çekip, istediğiniz alışverişi yapabileceksiniz. anlayacağınız kafa store'u patlatıyoruz. ileri marş marş!
huni satan abimizden şimdilik bu hunileri aldık devamı gelecek. hizmette sınır tanımıyoruz.

bu arada huni yerine kafasına gider pompası takan arkadaşlar rica ediyoruz bunu yapmayın. kulübümüze ve davamıza yakışmayan hareketler bunlar. bu son huni alımı ile birlikte artık böyle şeylere ihtiyacınız kalmayacak. lütfen bu konuda daha hassas olunuz. 1 karma puana huni kafanda kampanyasından yararlanmanız kulübün ve sizin akıbetiniz açısından isabetli olacaktır.
ayrıca bir kaç hunidaşımızla ilgili buraya not düşmem lazım. kaşkolnikov dostumuzun, kaşkolları ıslak kalmadığı için ciddi sıkıntılar yaşadığını duyduk. bu yüzden kendisine yardım etmek için tükürük ve ıslak huni timi kurmaya karar verdik. zira görevi mühim ve savsaklanacak bir görev değil. ayrıca neptüne gittiğinde mitosfer'i de gördüğü söyleniyor. biz kendisini aya gönderdik, neptün'de ne arıyor bu arkadaş? o durumun açıklanması lazım. hala aya huni takma hedefimiz devam ederken, bu neptün olayı ziyadesiyle canımızı sıktı haberiniz olsun. hunilerinizi lütfen kafanıza göre kullanmayın. çıldırma eşiğini aşacaksınız haberimiz olsun arkadaşlar! acil müdahale etmemiz gereken durumlar olabilir. mahlassızım da henüz hunipaşa'yı kurmadı. basın 4. kuvvettir. olmuyor böyle, acilen yayın hayatına başlaması lazım o derginin. dava mühim, dava meşakkatli, her huniliye ihtiyacımız var.
kafadan deniz'e ise hizmetleri sonrasında çok seveceği bir hediye aldık.

bu arada süngerbob çorabı giyen yiğit'in hunisi maşallah motor takmış. öyle bir şevkle çalışıyor ve dava için kendisini paralıyor ki, ona yedek bir huni hediye etmeyi uygun gördük. evernevergreen'de hunili tanımlar işinde bayağı mesafe kat etti. kendisine buradan teşekkür ediyoruz. kuzguncuktaki vişne ise vişne rezervlerimizi tabiri caizse patlattı. o da bir alkışı hak ediyor. nizanim ise sürekli boş fotoğraf gönderiyor. görmemizi istediği bir şey var ama göremiyoruz. başka bir boyuta mı evrildi ne etti, anlamak mümkün değil! bu arada adını sayamadığım diğer arkadaşlar içinde ayrıca görevlendirmeler yapılacak ama öncelikle başlarındaki gider pompalarını çıkarmaları şart.
bythemali kariyerine garson olarak devam etme kararı aldı. o şekilde daha mutluymuş. tüm hunileri erken toplayacağım diye yola düştü. hayırlısı bakalım. bindik bir alamete gidiyoz kıyamete! amaaaneyyyy!
son olarak herkes bu figürleri ezberlesin. ilk mitingimizde palas pandıras götürülürken, bu hareketlere çok ihtiyacınız olacak.
dibine not: ponçik savar arkadaşımız belki üstümüzden bir tır geçer'in üyeliği onaylanmıştır. ponçiklerin topuklarına topuklarına sıksın. hunisine zeval gelmesin.
tabi üye sayımız arttıkça huni ihtiyacı da ziyadesiyle arttı. bu arada başımıza birde huni hırsızı türedi.0330'un hunisini bile çalmış. yapma güzel arkadaşım! gerek yok böyle işlere. biz sizi ekibe aldık zaten. hunili şiirlerini okumayı heyecanla bekliyoruz. bu sebeple aldığınız huniyi bir an önce iade ederseniz çok memnun oluruz. 0330'un hunisinde yedi kere çay demlemeye kalkmışsın ondan da haberimiz olmadı sanma.
zaten herkese yetecek kadar hunimiz var. çünkü yeni hunilerimiz bu akşam itibarıyla elimize ulaşmış bulunuyor. tanesini 1 karma puan karşılığında satışa çıkarmaya karar verdik. peki neden böyle bir yol izliyoruz? esasen bu karma puanlar kulüp hesabında birikecek ve daha sonra sizlere yol, su ve elektrik olarak geri dönecek. kafa store'dan almak istediğiniz ve alamadığınız ürünler olduğunda, hunidaşlar kasasından, dilediğiniz kadar karma puanı çekip, istediğiniz alışverişi yapabileceksiniz. anlayacağınız kafa store'u patlatıyoruz. ileri marş marş!
huni satan abimizden şimdilik bu hunileri aldık devamı gelecek. hizmette sınır tanımıyoruz.

bu arada huni yerine kafasına gider pompası takan arkadaşlar rica ediyoruz bunu yapmayın. kulübümüze ve davamıza yakışmayan hareketler bunlar. bu son huni alımı ile birlikte artık böyle şeylere ihtiyacınız kalmayacak. lütfen bu konuda daha hassas olunuz. 1 karma puana huni kafanda kampanyasından yararlanmanız kulübün ve sizin akıbetiniz açısından isabetli olacaktır.
ayrıca bir kaç hunidaşımızla ilgili buraya not düşmem lazım. kaşkolnikov dostumuzun, kaşkolları ıslak kalmadığı için ciddi sıkıntılar yaşadığını duyduk. bu yüzden kendisine yardım etmek için tükürük ve ıslak huni timi kurmaya karar verdik. zira görevi mühim ve savsaklanacak bir görev değil. ayrıca neptüne gittiğinde mitosfer'i de gördüğü söyleniyor. biz kendisini aya gönderdik, neptün'de ne arıyor bu arkadaş? o durumun açıklanması lazım. hala aya huni takma hedefimiz devam ederken, bu neptün olayı ziyadesiyle canımızı sıktı haberiniz olsun. hunilerinizi lütfen kafanıza göre kullanmayın. çıldırma eşiğini aşacaksınız haberimiz olsun arkadaşlar! acil müdahale etmemiz gereken durumlar olabilir. mahlassızım da henüz hunipaşa'yı kurmadı. basın 4. kuvvettir. olmuyor böyle, acilen yayın hayatına başlaması lazım o derginin. dava mühim, dava meşakkatli, her huniliye ihtiyacımız var.
kafadan deniz'e ise hizmetleri sonrasında çok seveceği bir hediye aldık.

bu arada süngerbob çorabı giyen yiğit'in hunisi maşallah motor takmış. öyle bir şevkle çalışıyor ve dava için kendisini paralıyor ki, ona yedek bir huni hediye etmeyi uygun gördük. evernevergreen'de hunili tanımlar işinde bayağı mesafe kat etti. kendisine buradan teşekkür ediyoruz. kuzguncuktaki vişne ise vişne rezervlerimizi tabiri caizse patlattı. o da bir alkışı hak ediyor. nizanim ise sürekli boş fotoğraf gönderiyor. görmemizi istediği bir şey var ama göremiyoruz. başka bir boyuta mı evrildi ne etti, anlamak mümkün değil! bu arada adını sayamadığım diğer arkadaşlar içinde ayrıca görevlendirmeler yapılacak ama öncelikle başlarındaki gider pompalarını çıkarmaları şart.
bythemali kariyerine garson olarak devam etme kararı aldı. o şekilde daha mutluymuş. tüm hunileri erken toplayacağım diye yola düştü. hayırlısı bakalım. bindik bir alamete gidiyoz kıyamete! amaaaneyyyy!
son olarak herkes bu figürleri ezberlesin. ilk mitingimizde palas pandıras götürülürken, bu hareketlere çok ihtiyacınız olacak.
dibine not: ponçik savar arkadaşımız belki üstümüzden bir tır geçer'in üyeliği onaylanmıştır. ponçiklerin topuklarına topuklarına sıksın. hunisine zeval gelmesin.
devamını gör...
mizah seviyesi yükseltilebilir mi sorunsalı
gergin bir milletin, kasıntı çocukları ile yaşıyoruz.
insanların fotoğraflarına bakabilirsin, sürekli bir kaş havada, sürekli bir ciddiyet, sürekli bir gerginlik.
sanırım proporsiyon bozulmasın diye her zaman dik durmaya çalışıyorlar, eee sopa yutmadıklarına göre sırtı dik tutmak için çok gergin olmaları gerekiyor.
senlennnn aynı kaderi paylaşıyorum sevgili lahmacuncunun kurumu. yıllardır espri yaparım, yıllardır offfff püfffff tepkilerine maruz kalırım.
bazen cidden manasız ve alakasız komikliklerime kahkaha atan insanlar oluyor, işte bu çok dikkatli davranılması gereken insan tipidir. mutlaka bir çıkarı vardır, köprüyü geçene kadar ayı'ya güzelim diyen, riyakar insan tipidir. uzak dur.
neyse ülkenin mizah seviyesi yükselemez, insanlar tebessümden aciz, sürekli ağlıyorlar.
gençlerde para yok, aşk yok, merhamet yok, gelecek kaygısı sorunu ile günün tadını çıkarmaya mecalleri yok.
bütün bu sıkıntılı hayata, ülkeye rağmen hayata dair küçük ayrıntılar yakalayarak gülmeye çalışan biz, yani ben, sen ve sanırım bir kaç kişi daha var, işte bizler bu hayatı yaşanılır kılıyoruz. en azından kendimiz için yaşanılır kılıyoruz, devrimci miyiz neyizzzz....
mutsuz insanlara gülümsemeyi aşılayamayız, ne diyordu cem adrian, ve mizah... şimdi görmeyen birine gökkuşağını anlatmak kadar zor ve imkansız....
insanların fotoğraflarına bakabilirsin, sürekli bir kaş havada, sürekli bir ciddiyet, sürekli bir gerginlik.
sanırım proporsiyon bozulmasın diye her zaman dik durmaya çalışıyorlar, eee sopa yutmadıklarına göre sırtı dik tutmak için çok gergin olmaları gerekiyor.
senlennnn aynı kaderi paylaşıyorum sevgili lahmacuncunun kurumu. yıllardır espri yaparım, yıllardır offfff püfffff tepkilerine maruz kalırım.
bazen cidden manasız ve alakasız komikliklerime kahkaha atan insanlar oluyor, işte bu çok dikkatli davranılması gereken insan tipidir. mutlaka bir çıkarı vardır, köprüyü geçene kadar ayı'ya güzelim diyen, riyakar insan tipidir. uzak dur.
neyse ülkenin mizah seviyesi yükselemez, insanlar tebessümden aciz, sürekli ağlıyorlar.
gençlerde para yok, aşk yok, merhamet yok, gelecek kaygısı sorunu ile günün tadını çıkarmaya mecalleri yok.
bütün bu sıkıntılı hayata, ülkeye rağmen hayata dair küçük ayrıntılar yakalayarak gülmeye çalışan biz, yani ben, sen ve sanırım bir kaç kişi daha var, işte bizler bu hayatı yaşanılır kılıyoruz. en azından kendimiz için yaşanılır kılıyoruz, devrimci miyiz neyizzzz....
mutsuz insanlara gülümsemeyi aşılayamayız, ne diyordu cem adrian, ve mizah... şimdi görmeyen birine gökkuşağını anlatmak kadar zor ve imkansız....
devamını gör...
o ölünce asla üzülmem dediğiniz kişiler
hepimizin tez zamanda hakkın rahmetine kavuşması için dua ettiği ancak hiçbirimizin adını açıkça yazmaya cesaret edemediği zat-ı muhteremdir.
devamını gör...
6 kelimelik hikayeler
ömrümün başına yaktığım kınayı kalbimden karmışım.
devamını gör...
35 yaşında koca koca bireylerin saklambaç oynaması sorunsalı
hani hanii nerde keşkee???küçükken en yetenekli olduğum oyundu. çamlak çömlek patlatmaktan tut ,, hızlı koşarak ebe sobe yapmaya.. şimdi de olsa oynasak keşke. *
devamını gör...
ahkam kesmek
bir işin kendine has düşünce ve tutuma göre yürütülmesini istemek.
devamını gör...
elinde kalan marulları yeşilırmak nehri'ne döken çiftçi
marulu venezuela'dan alıyor olabiliriz kusura bakmayın artık. üreten satmıyor, tüketen vatandaş pahalı diye marulu alıp salata bile yapamıyor. ama pardon patates soğan dağıttılar marulu napacaz dimi? hem soğanı yumruklayıp kırma opsiyonu sinirlere birebir.
devamını gör...
gaye su akyol
gündem ve yahut türkiye’de son 10 yılda popülerleşmiş henüz isimlendiremediğim, belirli bir müzik tarzıyla ilişkilendiremediğim kendilerine “alternatif” denilen birbirine benzer bir çok müzisyen’den biri. ara ara isimleri çok duyulur olduğunda belki gerçekten iyidir diye dinlemeye başlıyorum. hissettiğim ya da bulduğum şey hep “aynı” oluyor. müzik çoğu zaman bireysel bir zevk olduğundan “kötü” demek yerine bana hitap etmiyor diyebilirim. müzikalite olarak ortalama olmasının yanı sıra içinde bulunduğu “aynı” lar topluluğundan onu ayıracak, farklı kılacak ya da pohpohlanacak her hangi bir güzellik bulamıyorum müziğinde.
müzik dışında değerlendirecek olursak bazı ideolojilerin aktivizm satar niteliğinde içinin boşaltılması güruhundandır kendileri. savunduğu fikrin niteliklerini, tarihini öğrenme, yorumlama ve eyleme dökme açısından bir çoklarının düştüğü hataya düşüyor çoğu zaman. o bir çokları yüzünden de ideolojilerin temel niteliklerini gerizekalı’ya anlatır gibi yeniden anlatmak zorunda kalıyoruz herkese.
benim aklıma adını duyduğumda ilk gelen aldığı tepkilere karşın “sınıf kini” kelimesini kullanması. bu kelimeyi kullanan istisnasız herkesin bir sınıfa tabii olduğuna inandığı ve bu sınıfın üst sınıf olduğu gerçeği, karşı durdukları her şeyin “onlar” oldukları iki yüzlülüğü ve satış politikasını suratınıza çarpıyor. burjuvazinin üst kademesinde olmanın gizli tatminkarlığı bazen yetersiz olmayı “coğrafya kaderdir” e bağlayabiliyor.
bu kimilerinin diline pelesenk olan ama ‘canım sizinki de sınıf kini’ söylevi, sömürme ve sömürülme üzerine duyulan kindir ve sizi ve tavrınızı beğenmeyen insanlara karşı kullanılan içi boş bir laf sokma argümanına dönüşmesi de yine kavramın içini boşaltan bir cehaletten kaynaklıdır.
müzik dışında değerlendirecek olursak bazı ideolojilerin aktivizm satar niteliğinde içinin boşaltılması güruhundandır kendileri. savunduğu fikrin niteliklerini, tarihini öğrenme, yorumlama ve eyleme dökme açısından bir çoklarının düştüğü hataya düşüyor çoğu zaman. o bir çokları yüzünden de ideolojilerin temel niteliklerini gerizekalı’ya anlatır gibi yeniden anlatmak zorunda kalıyoruz herkese.
benim aklıma adını duyduğumda ilk gelen aldığı tepkilere karşın “sınıf kini” kelimesini kullanması. bu kelimeyi kullanan istisnasız herkesin bir sınıfa tabii olduğuna inandığı ve bu sınıfın üst sınıf olduğu gerçeği, karşı durdukları her şeyin “onlar” oldukları iki yüzlülüğü ve satış politikasını suratınıza çarpıyor. burjuvazinin üst kademesinde olmanın gizli tatminkarlığı bazen yetersiz olmayı “coğrafya kaderdir” e bağlayabiliyor.
bu kimilerinin diline pelesenk olan ama ‘canım sizinki de sınıf kini’ söylevi, sömürme ve sömürülme üzerine duyulan kindir ve sizi ve tavrınızı beğenmeyen insanlara karşı kullanılan içi boş bir laf sokma argümanına dönüşmesi de yine kavramın içini boşaltan bir cehaletten kaynaklıdır.
devamını gör...
saçma şarkı sözleri
tavukları pişirmişem
hacıyı da çarşıya göndermişem.
hacıyı da çarşıya göndermişem.
devamını gör...
frederic chopin
üsteki entry'deki linkle alakalı kısma itibar etmeyin pek. çünkü bıraktığı linkteki "spring waltz" adlı eser, chopin'e ait değildir. toplumdaki büyük yanılgılardan birisidir bu. sosyal medya insanları işte böyle yanlış bilgilerle donatıyor.
linkte mevcut olan eserin asıl ismi mariage d'amour, fransız besteci "paul de senneville" tarafından bestelendi. videonun açıklama kısmına baktığınızda neyin ne olduğunu söylüyor zaten.
yani kısacası chopin bu eseri bestelemedi diyor... ve özür diliyor açıklamayı yazan kişi vs.
burada bir chopinist (chopin çalan piyanist) olarak uzun uzadıya chopin'i anlatmak isterdim. hatta en sevdiğim ve en az bilinen eserlerini de paylaşmak isterdim. bazıları biliniyor örneğin: noktürnler gibi. fakat baladlar bilinmez pek örneğin. hatta chopin'in yazdıkları içinde en beğendiği "balad no. 1"dir. benimse balad no. 4.
liszt ile tanışıklığı vardır sonra. hatta liszt'in sevgilisiyle de bir ilişkisi vardı diye okumuştum bir yerde ama emin değilim. safsata da olabilir.
bir romantik dönem sanatçısı olan chopin hakkında şunları bilmenizde fayda var: chopin'in bütün besteleri piyano içerir. genelde solo piyanodur bunlar, ayrıca iki piyano konçertosu ve birkaç oda müziğinin yanında lehçe şarkılar bestelemiştir.
büyük bir romantiktir. hatta dostoyevski ile aynı zamanda, mekanda yaşasalardı çok büyük dost olurlar diye düşünürüm.
edit: bu entry'nin amacı üstteki entry'i kınamak, aşağılamak ve bizzat yazanı da aşağılamak değildir. haddime değil. itibar etmeyin derken, söylediğinin yanlış olduğu kastettim ki dediğim de doğruydu. lakin birisinin yanlışını belirtmek ve diğer insanların bu yanlıştan muzdarip olmamasını sağlamak erdemli bir davranıştır. diğer yandan, bu gerçeklere rağmen, kaba bir üslup olarak anılabileceğini varsayaraktan, başta dediğimi düzeltme yoluna gittim ve yumuşattım.
linkte mevcut olan eserin asıl ismi mariage d'amour, fransız besteci "paul de senneville" tarafından bestelendi. videonun açıklama kısmına baktığınızda neyin ne olduğunu söylüyor zaten.
yani kısacası chopin bu eseri bestelemedi diyor... ve özür diliyor açıklamayı yazan kişi vs.
burada bir chopinist (chopin çalan piyanist) olarak uzun uzadıya chopin'i anlatmak isterdim. hatta en sevdiğim ve en az bilinen eserlerini de paylaşmak isterdim. bazıları biliniyor örneğin: noktürnler gibi. fakat baladlar bilinmez pek örneğin. hatta chopin'in yazdıkları içinde en beğendiği "balad no. 1"dir. benimse balad no. 4.
liszt ile tanışıklığı vardır sonra. hatta liszt'in sevgilisiyle de bir ilişkisi vardı diye okumuştum bir yerde ama emin değilim. safsata da olabilir.
bir romantik dönem sanatçısı olan chopin hakkında şunları bilmenizde fayda var: chopin'in bütün besteleri piyano içerir. genelde solo piyanodur bunlar, ayrıca iki piyano konçertosu ve birkaç oda müziğinin yanında lehçe şarkılar bestelemiştir.
büyük bir romantiktir. hatta dostoyevski ile aynı zamanda, mekanda yaşasalardı çok büyük dost olurlar diye düşünürüm.
edit: bu entry'nin amacı üstteki entry'i kınamak, aşağılamak ve bizzat yazanı da aşağılamak değildir. haddime değil. itibar etmeyin derken, söylediğinin yanlış olduğu kastettim ki dediğim de doğruydu. lakin birisinin yanlışını belirtmek ve diğer insanların bu yanlıştan muzdarip olmamasını sağlamak erdemli bir davranıştır. diğer yandan, bu gerçeklere rağmen, kaba bir üslup olarak anılabileceğini varsayaraktan, başta dediğimi düzeltme yoluna gittim ve yumuşattım.
devamını gör...
ilk bakışta sevilmeyen insan
ön yargılı yaklaştığımız insandır.
birinin hakkında ilk bakışta veya yeni tanıyınca yorum yapmak bir fikre sahip olmak son derece gereksizdir.
zaten tanıdıkça karar veririz.
birinin hakkında ilk bakışta veya yeni tanıyınca yorum yapmak bir fikre sahip olmak son derece gereksizdir.
zaten tanıdıkça karar veririz.
devamını gör...



