ilk 60 bölümden sonra boka sarsa da; benim için türkiye'nin en iyi dönem dizisidir. kostümü, dekoru, şivesi, castı, oyunculuğu ile her şekilde mükemmel. bakmayın ilk 60 bölüm sonrası dediğime. bana göre her şekilde güzel, can bu dizi. ama bi yerden sonra baydı, sadece kadraja giren coğrafya için izletti kendini.

başrollerinde; (bkz: erdal özyağcılar), (bkz: şebnem sönmez), (bkz: filiz ahmet), (bkz: gülçin şantırcıoğlu), (bkz: tuna orhan), (bkz: ertan saban) gibi muhteşem, usta oyuncuların olduğu sıcacık dizi. soundtrackleri yeter ulan.
sıcak bakışlar
balkan rüzgarı aka jenerik
jarnana
mavrova
çıkayım gideyim
bozdoğan
devamını gör...

t: bir adet asaf halet çelebi şiiri.

son üç dize, facebook'ta büyüklü küçüklü yazıların revaçta olduğu dönemlerde ilgili yazılara sıkça alet edilmiştir.

"adımı unuttum
adı olmıyan yerlerde
ne in
ne cin
ne benî âdem

zamanlar içinde
kuşlar uçuyor
kervanlar geçiyor
bir iğne deliğinden

çarşılar kuruluyor
sarayları oyuncak
insanları karınca şehirler
zamanları gördün mü
bir iğne deliğinden

adımı unuttum
adı olmayan yerlerde
geçip gidenlere bakarak"
devamını gör...

"man, i know that it's hard to digest
but maybe your story ain't so different from the rest"

türkçe çevirisi de şöyle:
hazmetmenin zor olduğunu biliyorum
ama belki bu hikaye diğerlerinden çok da farklı değildir.

(bkz: new person same old mistakes)
(bkz: tame impala)
devamını gör...

david latimer'in 1960 yılında içine küçük boyutlu çiçekler koyarak, en son 1972 yılında sulayıp bir daha kapağını açmadığı 38 litrelik şişedir.

geçen bu süre boyunca ışık harici dış dünyaya kapalı olarak yaşayan bu bitkiler tüm yaşamsal gereksinimlerini geri dönüşüm yolu ile sağlayarak bir ekosistem oluşturmuş ve hayatta kalmıştır. şişe içerisindeki bitkiler fotosentez yolu ile oksijen ve gerekli olan nem ortamını oluşturarak biriken nemin de yağmur görevi görmesini sağlamıştır. çürüyen yapraklar ise hem fotosentez için gerekli karbondioksidi hem de gerekli besini oluşturmuştur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
arka bahçemiz;
devamını gör...

bizde de yapılması gereken uygulamadır.

"ezan sesi 80 desibeli geçmeyecek" şeklinde diyanetin kendine ait genelgesi olmasına rağmen ülkemizde uygulanmamaktadır. ideolojik sebeplerle zorla dinletilen bir gürültü haline getirilmiş, deist, ateist sayısında artışa katkı yapılmaktadır.

arkadaşımın evinde yaptığım ölçümde 95 db. görmüşlüğüm vardır. 85 db. üstü gürültü olarak tanımlanmaktadır.

kaynak
devamını gör...

asıl aşırı yakışıklı veya aşırı güzelsen, o zaman hiçsin... çünkü o zaman insanlar yalnızca dış görünüşün için seninle olmak istiyor. tıpkı bir süs eşyası gibi... karakterin önemli değil istersen pisliğin teki ol, güzelliğin üstünü örtebiliyor her şeyin. ve bana göre asıl berbat olan şey tam olarak budur.
yakışıklı değilsen bir hiç değilsin. yalnızca seni dış görünüşüne göre değil de iç dünyana göre yargılayacak birine ihtiyacın var. ve en güzel ilişkiler ancak bu şekilde var olabilir. kalbe dokunarak.
devamını gör...

yazarları desek daha doğru olur.
kendini sevmekle başlar her şey diyip şuraya bir hobaaa3434 ekliyorum.
bilgi içerikli tanımlar yazan ve bütün fenerbahçeli yazarlar diyip tribünlere oynadıktan sonra, daha da özele iniyorum:
(bkz: orsalesta anafor)
(bkz: bengaripsengüzeldünyaumutlu)
(bkz: hidano)
(bkz: bal yerine reçel yapan arı)
(bkz: merdumgiriz_)
(bkz: ozgur1ey)
(bkz: rimbaud)
(bkz: ice)
(bkz: köylü yazardan ironiler)
(bkz: sanagulbahcesivadetmedim) bu arkadaşı güzel qızlar eqlesin.*
(bkz: sir came a lot)
(bkz: ateist kaplumbağa)
(bkz: doping yaparken hamile kalan pesmerge)
(bkz: spawn)
(bkz: 4-3-3 oynatan aykut)
(bkz: wertheimer)
(bkz: hendrix)
(bkz: thedansözkiller)
(bkz: örnek vatandaş)
(bkz: oblomovreis)
kesin unuttuklarım oldu var ya çok fena.
editasyon: bazı önemli yazarlar eklendi.
devamını gör...

dilim döndüğünce der.
çok mütevazidir. ama o zihin o kadar doludur ki anlatacağı çok şey vardır. bir insan'a dokunabilmenin kelimeler de saklı olduğunu iyi bilir. zihin hazinesini doğru kullananlardandır.
nick tercihi ile yazdıkları arasındaki ilişkiyi kuramayanlardanım. lan bırak agresif bir yorumken, yazım tarzında geçişler nahiftir. bunu da gereksiz konuşanlara istinaden seçtiğini düşünüyorum. lan bırak o işin ehli benim... olmadı bak yine yazamadı ki..
yorumu, bilgisi, önsezileri kuvvetli yeni bir yazar daha kazanmanın mutluluğu içindeyim. bu bilgiliyi sömüreceğim şimdiden belirtmek isterim.
cık cık.. duymayayım sakın lan bırak beni..*

çiçekleri ezmeden yürüyorum ama camdan yaptığım bir hayale fil gibi giren illa oluyor. o zaman lan bırak demek hakkın hocam.
devamını gör...

"bilgi" kelimesini duyunca beynini kapatan şansımın yokluğunda diplomaların yabancı dillerin ve muhtelif bilgilerin havada uçtuğu yayın oluyordur.
devamını gör...

2. trailer'ı yayınlanmıştır an itibariyle.

devamını gör...

ülkemizde geniş bir hayran kitlesi olan yunanlı black metal grubu. 1987 yılında atina, yunanistan'da kuruldu. grup zaman içersinde çeşitli kadro değişikliklerine uğrasada sakis tolis ve themis tolis daimi elemanlarıdır.triarchy of the lost lovers albümüyle artan gotik ezgiler theogenia ile birlikte azalmaya başladı ve tekrar sertleşen müziklerinde bu sefer etnik öğeler öne çıktı. özellikle son yıllarda müziklerini sadece kendilerine has bir sounda dönüştürmeye başardıklarını görüyorum. öyle ki sadece enstürmantal parçalarla bile tanıyabilirsiniz. eski albümlerinde çeşitli şarkılarda deneysel olarak yunanca ve latince mısralar kullandılarsa da son albümlerde birden fazla yunanca şarkının yanı sıra tamamen latince, rusça, romence, fransızca ve hintçe parçalar bulunmakta. bence müzikleri açısından doruk noktasına ulaştıkları albüm 2013 yılında çıkardıkları katá ton daímona eaf̱toú'dur. grup geçen haftalarda yeni albümleri olan rituals'i piyasaya sürdü. youtube'da seasons of mist kanalından bütün albümü dinleyebilirsiniz. bence sound olarak katá ton daímona eaf̱toú ile karşılaştırıldığında çok orjinal sayılmaz, daha çok devamı niteliğinde gibi. umarım bu yeni albüm ile birlikte yeni konser takviminde türkiye'yi görebiliriz.
devamını gör...

yazarların gün içinde kendilerine geçtiği kıyakların yazıldığı başlık.

çay.

dün de çay.

yarın da kısmetse yine çay.
bu ara çaydan gidiyoruz.
canım sıkıldı.
devamını gör...

zile basmadık çocuk uyuyordur diye, eve gizlice girip kargoyu bırakıp,çocuğu aldık.
devamını gör...

quentin tarantino gibi kendine has stili olan bir ustanın çıtayı arşa çıkarttığı filmdir.
giriş sekansından son saniyesine kadar bir film ancak bu kadar özenle çalışılmış ve estetik olabilirdi.her sahne kendi başına ayrı bir olay.
tabii ki tarantino her filminde bolca çizgi roman ,anime ,uzak doğu dövüş sporları ve her zamanki gibi western kalıplarını kullanıyor.kısacası b film olmayan b film yapıyor.zaten adam kendi tarzının herkese hitap etmesini beklemiyor.öyle filmler yapıyor ki bir kesim hiç sevmezken bir kesim de hayranı oluyor filmlerinin.

filmde sevmediğim veya sıkıcı bulduğum hiç bir yer yoktu. vol 1'de özellikle o-ren ıshii ve bride'nin vs yaptığı sahne efsaneydi . tokyo'ya gelip gogo yubari ve crazy 88 ile dövüştüğü sahneler bir sinema şöleniydi. o-ren ıshii gibi bir karakterin hikayesinin de anime şeklinde anlatılması ayrıca güzel bir detaydı.
("that really was a hattori hanzo sword.'')

vol2'de daha çok bride'nin flashbacklerini ve bill ile yüzleşmesini izliyoruz.
elle driver'in budd'a parayı götürüp yılanın onu soktuktan sonra ölmesini beklerken black mamba yılanının özelliklerini okuduğu sahneler kan dondurucuydu ama bir o kadar estetikti. tiksindiğim tek sahne bride'ın driver'ın diğer gözünü çıkartıp ezdiği sahne olabilir.böyle yaparak driver'i öldürmekten beter ediyor ablamız.
en sonunda ise filmin adı olan eylemi gerçekleştiriyor bride fakat bu yaptığı şeyden dolayı mutlu olmuyor.sadece intikamını alıyor.

kill bill filmi gerek akla kazınan sahneleri, oyunculukları ve konusuyla bir efsane olmuştur. yıllar geçse de hiç bir sahnesini unutamazsınız.
özellikle ölüm sahnelerinin hepsi çok yaratıcıdır.(five point palm exploding heart technique)
soundtrackleri zaten bir tarantino filminden bekleyeceğiniz gibi efsanedir.
anlamadığım iki şey var; 1. si bride buck'ı öldürdükten sonra 12 saat boyunca otoparktaki arabasında kalıyor ama hiç kimse buck'ın öldüğünü fark etmiyor mu?
2. si b.b nasıl bir çocuksun ananla baban birbirini öldürmeye çalışıyor o kadar ses çıkıyor insan bi dışarı çıkmaz mı ?

ve son olarak...intikam hiçbir zaman düz bir çizgi değildir... bir ormandır... ve ormanda olduğu gibi yolunu kaybetmek kolaydır. kaybolmak geldiğin yolu unutmaktır...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sadece başlığın okunup, içeriğe bakılmadan tanım girilmesi üzerine mümkün olduğunu anladığım durumdur.

önceleri hayret ile karşılanmıştı şahsım tarafından bu durum, malum başlığı okuyorum ve ilk tanıma bakıyorum. açan arkadaş durumu açıklamış fakat alttaki tanımlara bakınca anlıyorsunuz ki okuma bilmeden sözlükte yazar olunabiliyormuş.

ne kadar bilirsen bil, karşındakinin anladığı kadarsın.

(bkz: insanların diğer insanları cahil sanması)

edit: okumadan yazıyoruz, dinlemeden konuşuyoruz.
devamını gör...

kış ışığı, ingmar bergman'ın oda üçlemesinin ikinci filmi. hayat, tanrı, din gibi konular üzerinde yuvalanan filmde, sınıf öğretmeni martha'nın uzun bir mektup okuma sahnesi var ki karanlıklaşan gözleri söylediklerinden daha çok şey anlatır durumda.


film süresince tanrı'nın sessizliği gösteriyor kendini. bazı sorunların içinden çıkamayan rahip, balıkçıyı ikna etmek durumunda olmasına rağmen bu güçten yoksun. neden intihar etmemesi gerektiğine bir açıklama getirmek isterken rahip kimliğinden sıyrılıp kendi fikirlerini açık ediyor. rahip, martha'yı ölen eşine benzemeye çalışmakla suçlarken martha'nın o kadını tanımadığını bile öğrenince okların yönü değişiveriyor.

ilk kayıtsızlığı, eylem ve fikir uyuşmazlığını nerede gördüm tereddütlüyüm. piyanoyu çalan görevlide mi, inanmadığı bir dinin törenine ısrarla katılan martha'da mı? martha bütün inançsızlığına rağmen duanın ardından kutsamaya koşan ilk kişi. bir sebepten rahibin yanında olması gerektiğine inanıyor ve rahibin yaşayacağı acıları önceden sezdiği fikrini oluşturuyor.

martha'yı hayatından çıkarma girişiminde rahibin sayıp döktüğü nedenlerin hemen ardından bunları bir hamlede süpürüp yerine gerçekleri koyuyor. ona böyle öğrettikleri için söyleyemedikleri ondan beklentileri nedeniyle olduğu rahip kimliği gibi.

son sahnede kilise görevlisi ile konuşmasında terlemiş şakaklarıyla görülen rahibin kendini isa yerine koyup koymadığını bilmek güç. yine de bilinen bir şey varsa, o da tanrı'nın suskunluğu.


devamını gör...

james'in riflerini lars gibi davulcudan başkası tamamlayamaz. efsane olmuş ikililer. herkes değişti onlar değişmedi grupta. yılları geçti sektörde. bir balon diyorsunuz insaf ya. yahu memlekette laf attığınız şeylerin yanindan yöresinden geçemiyor oluşunuz ne kadar komik ha. beğenmeyen vatandaşlar da sanki daha sağlam grupları var müzik duayenisiniz he heee. hee tamam hee. her konserde 50 bin kişiyi stada dolduran grup balon, başlık açıp laf atmak duayenlik. tam bir müzik ekolusün bro.
devamını gör...

yıllardır sakladığım bu fotoğraf. ben çekmedim tabi. ama her daim gülümsetir beni.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim