inanılmaz bir ana ve ilkokul etkinliği. hususi bunun için eve patates alındığını hatırlıyorum. papatesleri ikiye keser ortalarına istenilen şekil oyulur ve sulu boyaya batırılır sonra oradan kaldırılıp beyaz kağıda baskı yapılaraktan sanat icra edilir. sonra kullanılan patatesler 90 derecelik fırına... şaka şaka mundar olur patatesler.* sabahsı resmi okula götürür, sonra tekrar eve getirir ve bir tarafa sallarsınız.
devamını gör...

farklı yönlerden de gelişebilecek duygusallık.

veriler içerisinde yüzüyorum, dünyanın gelir eşitsizliği derdi böyle bir günde şahsımı gerdi. şu güzel günde, şu kendisinden, 2021'den kurtuluyoruz diye sevinç nidaları atmam gereken günde ben oturmuş gelir eşitsizliği incelemeye çalışıyorum.

ah be suzy.. iyi çocuktun ama fena bir kusurun vardı, kusurun ek dal yapmandı. gerçi başka şansın da yoktu. eğer geri dönüp söyleyebilseydim söylerdim:
'army' derdim, 'her stres ve illet kariyer planları ile başlar.'
devamını gör...

üniversite yıllarımda aklıma geldikçe güldüğüm fıkradır.
bir gün bir adam trafik kazası geçiriyor ve kolunu kaybediyor. hayatım kaydı ben bu halde ne yaparım diye kara kara düşünüyor ve en sonunda intihar etmeye karar veriyor. bildiği bir inşaata doğru yürürken yolda iki kolu da olmayan bir adam görüyor. ama afam nasıl mutlu bir sağa zıplıyor bir sola.. en sonunda dayanamayıp adamın yanına gidiyor. " kardeşim ben bir kolumu kaybettim intihar etmeyi düşündüm, sen neden bu kadar mutlusun" demiş.
adam da " ne mutlusu kardeşim popom kaşınıyor" demiş.
devamını gör...

bunca yıllık meriç'im böyle hediye almadım.*

eğitim şart*
devamını gör...

2021 itibarıyla hala daha en iyi türk bilim kurgu filmi. vizyona girdiği 2004'ten bu yana onlarca bilimsel buluşa şahit olduk, bir kara deliğin fotoğrafını dahi gördük; görsel efekt imkanları resmen çağ atladı, gerçekçilikten de öte bir boyuta ulaştı ama hala daha iyisini yapamadık. gerek komedi dili, gerek verdiği mesajları, gerek dilimize yerleştirmeyi başardığı lügatla harika bir eser gora.

"uzaylı da olsa insan insandır."

her şeyden önce harika bir tahayyül. olası dünya dışı yaşam formlarının insanları keşfetmesi ve köleleştirmesi gibi aslında klişe bir konu üzerine gördüğüm en sıra dışı fikir yürütme. düşünsenize, bütün bunlar 14 temmuz 1789'da aksaray'da komutan kubar'ın* robotuna tecavüz eden türk köylüsü yüzünden.

"dünyalılardan tiskiniyorum."

böyle bir klişeyi komikle bağdaştıran ve izlenebilir kılan esas şey karakterlerin müthiş şekilde başarılı yaratılması bana kalırsa. şark kurnazı esnaf arif ışık, sinemaya küsmüş bilim kurgu yazarı bob marley faruk, dünyalılara özenen uzaylı genç kız ceku, kör havacı pilot garavel, gezegenin başına geçmeye hevesli genç komutan logar ve onun ekürisi, koskoca erşan kuneri ve daha niceleri. ve bir de robot 216.

"speaking english? i live in english. it's not only language to me. it's totally best way of expressing my own. you know, sometimes i'm dreaming of a world, all people understand each other perfect. yes, i have a dream. imagine all the people dancing and touching each other, communicate in a joyful harmony. (çırağa döner) oğlum çay söyle, bakma sığır gibi. (müşterilere döner) tea? ("no thanks" cevabını alır, tekrar çırağa) sen söyle, s*kt*r et."

çocukluğumda show tv deli gibi yayınlardı. hemen hemen her bayramda mesela ya da yayın akışlarına koyacak bir şey bulamadıkları her gün. ilk izlediğimden beri vurulmuştum resmen. istisnasız her çıktığında izlerdim. o zaman internet, dvd falan öyle bildiğim teknolojiler değil. gördüğüm en ileri teknoloji vcd'ye taktığım cd'lerle oynadığım çakma atari oyunları. hayrete düşerdim haliyle. bizden çok daha uzaklarda bir yerlerde yaşam olabileceği, bir şekilde oralara seyahat edebileceğimiz ve hatta onlarla iletişim kurabileceğimizin düşüncesi bile çok garip gelirdi. herhalde bugün bilim kurguya ve ondan etkilenerek uzaya olan merakımın herhalde en büyük sebebidir.

tamam da niye oradasın?

bugün cem yılmaz hala daha bilim kurguya meraklı tek senaristimiz ve yönetmenimiz gibi görünüyor. en son karakomik filmler'de mesela böyle bir deneme görmüştük iyi kötü. öyle saçmasapan büyülü tılsımlı fantastik işlerden bahsetmiyorum elbette, türleri karıştırmamak gerek. her neyse. halbuki, uzayla ilgili bir şey anlatmak amacı dahi gütmeyen böyle bir film bile ne kadar ufkunu açabiliyor insanın, kendi örneğimden yola çıkarak özellikle çocukların.

ufo gören masum köylü, koçum benim!

sinema insanların hayal gücünü genişletebilmek, onlara yeni şeyler gösterebilmek, vizyonlarını genişletebilmek adına en etkili araçlardan biri. bizse hala daha "çocuklar etkileniyor" bahanesiyle aptal saptal sansürler uyguluyor, kısıtlıyoruz bir şeyler yaratmaya çalışan insanları. aslında kendilerini özgür hissetseler, gerekli maddi desteği alarak gelir kaygısı yerine mesaj kaygısı gütseler, dertlerini anlatabilseler belki nice şeyler anlatacaklar daha.

"bir de diyorlar ki 'uzayda hayat yok', al."

dedim ya, çocuktum. hiç de etkilenmedim öyle. "aa anne bak filmde küfretti ben de edicem eheh" diye gezinmedim de ortalıkta gerizekalı gibi. aksine, gora'ya çok ama çok şey borçluyum. hem mizah, hem de bakış açısı konusunda çok şey kazandırmıştır bana. çocuğunuz bildiğin uzaya çıkılan bir filmi izlerken o kadar şeyi atlayıp küfüre dikkatini veriyorsa, resmen gerizekalıdır. filmin bir suçu yok. çok şey yapmayın yani.

"hadi bakim!"

devamını gör...

böyle vıcık vıcık, sünepe, yolda görsen selam vermeyeceğin tabir-i de caizdir yavşak tipler mi yoksa yazılan tanımlar üzerinden yazara hak ettiği değeri veren tipler mi?
hangisi?

evet ilkinin adı bahsettiğimiz üzere yavşak oluyor. başlığın kastettiği de kuvvetle muhtemel bu yavşaklardır.
devamını gör...

tam tersi bir açıklamayı bakan beyden bekliyorum.
devamını gör...

engelle
başlıklarını engelle
1.#99532
devamını gör...

1918-1919 yılları arasında bin kişi kapasiteli olarak inşa edilen, sonrasında düzenlenerek otel olarak hizmet veren cezaevi.
bayrampaşa cezaevi yapıldıktan sonra kapatılmış ancak 1980 yılında istanbul'da bulunan cezaevlerindeki yoğunluk nedeniyle tekrar açılmıştır. 1986'ya kadar askeri cezaevi olarak işlev görmüş, sonrasında bazı bürokratik sebeplerle kullanılmamıştır.
necip fazıl kısakürek, nazım hikmet ran, orhan kemal, kemal tahir, can yücel, aziz nesin ve vedat türkali gibi edebiyatçılar bu cezaevinde kalmış, eserlerinin bir kısmını burada yazmışlardır.
cezaevinin ön yüzü osmanlı dönemindeki zindanlar şeklindedir. mimarisi ise ı. ulusal mimarlık dönemi'nin özelliklerini taşır.
bahçesinden bizans sarayı’nın kalıntıları, osmanlı ve hellenistik döneme ait eserler, ile 7. ve 10. yüzyıla ait freskler, mozaik döşemeler, hamam kalıntıları ve sarnıçlar ortaya çıkarılmıştır.
1990 yılında bu yapı kültür ve turizm bakanlığı'na devredilmiş, sonrasında otel olarak işletilmek üzere 49 yıllığına sultanahmet turizm a.ş'ye verilmiş. 1994'te four seasons hotels bu yapıyı düzenleyerek otel olarak hizmete sunmuştur.
bina aynı zamanda 1978'de geceyarısı ekspresi filmine set olmuştur.
eski hali:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yeni hali:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kaynak:sultanahmet cezaevi
devamını gör...

geleneksel halk tiyatrosunda hakim bir unsur olan , herhangi bir ön hazırlık ve yazılı metne dayanmayan, spontane bir eylemdir.
devamını gör...

nickime ilham kaynağı da olan, muhteşem mi muhteşem, türk romanı denilince ilk akla gelen romandır huzur. geçmişi geleceği, bugunu sadece yirmidört saatin içine işleyip yazmış büyük üstad. bu romanı okuduktan sonra müzik zevkiniz de gelişecektir mutlaka. okumayanlar varsa çok geç olmadan mutlaka tanışmalısınız mümtaz ve nuran ile.
devamını gör...

sabah uyandıktan sonra kafa sözlük'e girecek olan yazarlara acıyorum, sabah uyandıktan sonra kafa sözlük'e girecekler, "ne darbesi" "ne bayramı" diyecekler ve gerçeği öğrendikten sonra bu şanlı anı kaçırdıkları için üzülecekler, garibanlar.
devamını gör...

bebeğin ağlamasına bile dayanamayan insanların olduğu bir yerde yaşıyoruz çünkü. ha bebeklikten çıkınca da iş bitmiyor, çocukken ''erkekler ağlamaz'' cinsiyet rolü veriliyor hemen. ağır otur da molla desinler gibi bir havası var çoğu kişinin.

sonra, güçsüzlük olarak görülüyor ve insanlar savunmasız hissediyor. oysa ağlamak, gülmek kadar doğaldır. insan mutluluktan da ağlayabilir, yere düşüp bacağını kanattığında da ağlayabilir hatta ruhu acıdığında da ağlar. eğer insan ağlayabiliyorsa sevinmelidir çünkü kimi zaman acı insanın benliğine öyle nüfus eder ki, o acıdan ağlamaya fırsat kalmaz.
devamını gör...

büyük yalanlardan birisidir.
yalan sıralamasında ilk sıralarda yerini alır bence.
devamını gör...

çoğu düşüncesini kendi düşüncelerime benzettiğim ve sinir olduğum konularda konuşurken içimin yağlarını eriten şahane youtuber. ayrıca bu sözlüğü keşfetmemi sağladığı için kendisine teşekkür ediyorum.
devamını gör...

bir martin mcdonagh oyunudur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bir yazar olarak dehasına hayran olduğum martin mcdonagh’ın yazdığı yastık adam oyununu izlemiş ve çok beğenmiştim. kayıp el de en az yastık adam kadar etkileyici bir öykü. yazar olarak three billboards outside ebbing missouri ve in bruges’i de yazmıştır martin mcdonagh.

filmde yirmi yedi yıl önce birileri tarafından eli kesilen carmichael’in o eli arama hikayesi anlatılıyor. carmichael’in batının hızlı kovboyu ve hayattan vazgeçmiş adam görüntüsü ve tavırları gerçekten etkileyiciydi.

martin mcdonagh’ın bütün hikayelerinde olduğu gibi kayıp el’de de bir dehşet duygusuna kapılmadan edemiyor izleyenler. küçük yaşta elleri kesilen bir adamın o eli aramak için girdiği kapkaranlık hikaye.

oyundaki diğer oyuncular da muhteşemdi ama adını hatırlamıyorum fakat toby isimli torbacıyı canlandıran oyuncuyu ayakta ve dakikalarca alkışladığımı hatırlıyorum. çünkü muhteşem bir performanstı. toby afro-amerikalı bir ot satıcısı idi oyunda ve onu canlandıran beyaz bir adamdı ancak ben en ufak bir şüphe duymadan onun siyahi bir adam olduğuna inandım.

oyun çıkışında her üzerimde derin bir martin mcdonagh etkisi hissettim. geçmişten gelen vahşetin ruhuma yaptığı derin işkencelerle.
devamını gör...

insan sever bir kere - ezginin günlüğü
devamını gör...

ayağım yorganın dışında kalmış. sızladı. uyandım. alarmı gibi bişey sistemin.

(bkz: şimdi ben uyandım neden uyandım sorunsalı)
devamını gör...

dayanamadım dayanamadııım, göbek üstüne göbek atıyorum:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2007-2008 sezonunda beşiktaş'ta oynamış porto riko'lu iki numara. takımda bir sezon oynamasına rağmen kendisinin bende yer etmesinin bazı sebepleri var. takıma ilk katıldığı andan itibaren atletik yapısı ve delici oyun anlayışı ile cidden umut vaad ediyordu. adam komplike bir basketbolcu görünümü veriyordu ve her geçen hafta ha oldu ha olacak derken bir efes pilsen maçı oynadı ki, dillere destan... resmen efes'in üzerinden silindir gibi geçti. efes'i tabiri caizse madara etti. o gün preston shumpert'da apodaca'ya ayak uydurmuştu ve muazzam bir oyun finali oldu.

tabi biz adamın bütün meziyetlerini bu maçta görünce, biraz da çılgın bir oyuncu olması sebebiyle * hah işte aradığımızı bulduk diyerek mest olmuştuk. godot gelmişti. daha ne olsundu? fakat ne oldu ise o maçtan sonra oldu. meğer adam tek sıkımlık kurşununu bu maçta atmış. sonrası bizim için çile bülbülüm çile. bekliyoruz ki, godot geri dönsün. inatla dönmüyor. biz de inatla umudumuzu kaybetmiyoruz zira o sene takım kimyası çok iyiydi ve normal sezonu da lider bitirdik. yani bir nebze tolere edilebilecek bir durum vardı ortada. play off'larda efes maçı gibi bir iki maç oynasa yetecek bize, şampiyon oluruz diye kendimizi kandırıyoruz. ergin ataman, bu adamdan illaki verim alacak falan fişman ama adam da inatla çember dövüyor. neyse efendim bu yine geri geldi. geldi ama öyle bir maçta geri geldi ki sormayın gitsin. tüm takımın tel tel döküldüğü türk telekom maçında kontak açtı ama iş içten geçti. o maçı kıl payı kaybettik ve şampiyonluk umutlarına el salladık. arkasında da apodaca'ya el salladık. harika geçen bir sezonu bu çılgın dövmeli adamı bekleyerek geçirip, tüm hayallerimizin suya düşmesi halen kalbimde yaradır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim