'' sultan süleyman'a kalmadı dünya"cümlesindeki süleyman'dır.

bazı insanlar bu cümlenin kanuni sultan süleyman'a atfedildiğini düşünmektedir ancak yanlıştır.
devamını gör...

tutamayanlardanım, nerde kiminle olduğum farketmez oturup ağlarım.
devamını gör...

kendini yönetirsen dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin.
eflatun
devamını gör...

saatler 22.00'a gelmek üzere, oynuyor muyuz bu gece *
devamını gör...

“kadın insandır, erkek insanoğlu.” demiş büyük usta neşet ertaş. çok da doğru söylemiş. kadın yoksa erkek de var olamaz. yani kadınsız dünya erkeğin olamayacağı bir dünyadır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aziz nesin ve rıfat ılgaz ile beraber çıkardığı marko paşa dergisi de ünlüdür. 1940'lı yıllarda bir baş makalede yabancı sermaye nasıl girer? başlığını gören sabahattin ali, dergisinde şu satırları yazmış :

" anlatalım... evvela hello johny, my darling, yes, okey girer. arkadan amerikan zırhlıları girer, bahriyeliler girer. daha arkadan danışman kurul, denetleme kurulu girer. ondan sonra, gerekirse borç verilebileceğine dair haberler girer. bu arada bazı yazarlar deliğe girer, bazı yazarlar türkiye'yi amerika'nın sınırı olarak gösterirler. ve sonunda ucu dünyanın merkezinde bulunan asıl kazık girer ki her kıvranışta biraz daha girer. "
devamını gör...

ali kaptan değilseniz erkekler elbette ev işi yapacak. evdeki iş yükü paylaşılacak ve çiftler yardımlaşarak hayatı paylaşacak, bu kadar basit bir şey aslında hele ki 2 taraf da çalışıyorsa evin tüm işini bir tarafa yığmak dağ ayılığından başka bir şey değildir kimse kusura bakmasın. kadınların da evde tam zamanlı bir işçi gibi çalıştıklarını unutmayalım lütfen, hiç kimsenin hayatı kolay değil. bu arada üstteki tanım biraz beyin yaktı, bebeğin bezinin değiştirilmesiyle sanayide arabanın yağının değiştirilmesinin uzaktan yakından alakası yoktur. bebek senin bebeğindir ve bezini değiştirmek için eşinin yoğun olmasına gerek yoktur. çocuğa bakmak sadece kadının görevi değil aynı zamanda erkeğin de görevidir. "herkes yerini bilecek" derken anlamamız gereken şey sanıyorum ki kadının yeri bebek bezi değiştirmek, ev temizlemek vs. yapmayalım lütfen. eşiniz sizin köleniz değil, her 2 cinsiyet için de geçerli.

----- ekleme; ev işi yapmak sizi kadınsılaştırmaz. hatta isterseniz makyaj yapıp feminen kıyafetler giyip o şekilde ev işi yapın yine de kadınsılaşmazsınız. kadınlıktan bu kadar korkmanıza gerek yok
tahmin ettiğiniz gibi bulaşıcı bir şey değil yani.
devamını gör...

çok mutlu oldum,gülümseten reklamlarıyla birlikte,hayırlı olsun hepimize,emeği olan herkese teşekkürler.
devamını gör...

hiçbir şeyin hiçbir yaşta değişmediğini kanıtlayan, idrak edilmesini sağlayan sorunsal.

aynı çocukken kenarda izlenen o mahalle maçından, "sen de oynar mısın?" gibi bir teklif gelmesi gibi.
devamını gör...

bir saattir kulağımda kulaklık, çalmayan şarkıyı dinliyorum.
devamını gör...

namı diğer bilyalı kaykay. kafa sözlük yazarlarının ilk bisikletleri başlığını görünce aklıma düşüverdi. zira bizim ilk kullandığımız tekerlekli vasıta odur. bisikletle falan hava atmaya çalışan ukala başka mahalle çocuklarını tornetlerle yokuş aşağı sıkıştırır, düşen eden olursa yerden kaldırır, üzerindeki tozu alır sonra sırıtır ve geçmiş olsun derdik. kızdığımız şey bisiklet değildi. onunla hava atılmasıydı. o dönemlerde bisiklet denilen nane biraz lükse kaçıyordu. ha deyince alınacak bir şey değildi. hele tek çocuk değilseniz ailenizin şartlarını da düşünmek mecburiyetindeydiniz.

hal böyle olunca bizde ağabeylerimizden öğrendiğimiz metodu takip ettik ve tabiri caizse bilyalı kaykaylar çetesi olduk. şunun gibi bir şey;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bakın bu bakışlar öyle alelade bakışlar değil. bu çocuklar da en az bir kaç bisikletliyi yere indirmediyse bende hiç bir şey bilmiyorum. gözlerindeki muzırlık dikkatinizi çekmiştir. yapımı çok pahalıya gelmezdi ama emek isterdi. bilyaları * temin için dil dökmek gerekirdi. tahta işi kolaydı ama marangozdan almak daha afili ve sağlam oluyordu. bizim arkadaşlardan birinin babası marangoz olduğu için tahtalarımız bayağı bir kalite olmuştu. nizamına göre kesilip bize teslim edilmişti. tabi karşılığında biraz getir götür işi yapmıştık ama 3/4 tekerli ilk vasıtanız için bu bedel hiç bir şey sayılır. sonrasında ise dingiller güzelce tutturulur ve çiviler marifeti ile sağlamlaştırılırdı.

bizim çocukluk zamanlarımızın en keyifli oyun aletlerinden birisiydi. hatta yeri gelir mahalledeki ağabeyler bile ''ver bakalım bir tur ineyim şununla aşağıya'' diye sizin elinizden torneti alır ve kahkahalar atarak yokuş başına varırlardı. şunun gibi bir şey;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ha bisikletli çocuklara ne mi oldu? onlar da geldiler tornetlere bindiler, böylece düşmekten ve tozlarının alınmasından kurtuldular. fakat işin sonunda kazanan yine bisiklet ve kapitalistler oldu. tornetler ise ''eski dostlar'' şarkısı eşliğinde kömürlüklere, depolara kaldırılıp yok oldular. pek çok güzel şey gibi...
devamını gör...

eşitlik.
devamını gör...

eski roma imparatoru. ayrıca adıyaman kahta’da bulunan tarihi cendere köprüsü’nün de diğer adıdır.
devamını gör...

hem albümü hem de şarkısı efsanedir. şarkıdan bahsedeceğim. yukarıda rock tribe isimli yazarında belirttiği gibi metal müziğin istiklal marşıdır.

aslında şarkının adının birebir çevirisi kuklaların "efendisi" dir. burada master = efendi = uyuşturucu, puppets = kuklalar = uyuşturucu kullananlar demek.

şarkı uyuşturuculara bir gönderme yapar. şarkı sözleri boyunca "efendi" sizi ve hayatınızı kontrol eder.
the master of puppets is pulling your strings, twisting your mind and smashing your dreams derken "kuklaların efendisi iplerinizi çekiyor, zihninizi büküyor ve hayallerinizi paramparça ediyor" demek istiyor. kamu spotu : siz siz olun uyuşturucudan uzak durun.

bu şarkı , metallica'nın konserlerinde mutlaka çalınır. en zevkli yeri ise seyircinin master, master diye bağırdığı bölüm ve 03:50 den sonra oooooo yapılan bölümlerdir. şarkının orjinalinde sonunda olan kahkaha da imza niteliğindedir.

acaba bunların konserine bir daha gitmek nasip olacak mı bize?

devamını gör...

bi susar mısınız? beni gerçekten bulmaca sanan var. eline kalem kapan çözmeye geliyor amma ve lakinki ne bulmaca, ne de robotum. ben de insanım ben de bla bla...
devamını gör...

alkol tüketirken yanında suyu bol tüketeceksin. aynı mantık türk kahvesinin yanında ikram edilen su için de geçerlidir. kahve de diüretik etkiye sahiptir. her şeyin başın su sevgili okurlar.
devamını gör...

günaydın sözlük...

ama öyle, evin küçük oğluymuşsunuz ve her sabah abiniz/ablanız tarafından, türlü mel'unluklarla dürtüle dürtüle uykunuzdan uyandırılıp zorla ekmek almaya yollanmışsınız da; sinirle evden çıkıp ayağınıza hırsla geçirdiğiniz annenizin terliklerine takılıp, merdivenin son basamağında tökezleyip düşmüş, ve bakkala kadar uzanan ömrünüzün o en uzun yolunu, içinize doğru sızan gözyaşları ve sızlayan dizinizin acısı ile yürümüşsünüz gibi bir günaydın değil elbet...

fırın dönüşü sıcak ekmeğin kulağını koparıp, o ekmeği kemire kemire, sallana sallana eve doğru yürümüşsünüz gibi bir günaydın...

sevgilisiyle mesajlaşan abilerinizi ablalarınızı 'babama söylerim' tehdidi ile ( söylemeyeceğinizi o da biliyordur elbet) yüklü bir bahşiş vermeye zorlayarak sabahki yuvarlanışın intikamını almışsınız gibi bir günaydın...

fırsatçı bir günaydın...
kindar bir günaydın...
küçük zaferlerle dolu bir günaydın...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
fotoğrafı çeken: erdal yazıcı/1989 istanbul
devamını gör...

her insanın zamanın bir anında, zaman ve mekan fark etmeksizin, bilinçli ya da bilinçsiz bir karar neticesinde, olumlu ya da olumsuz sonuçlarını dikkate almadan içine düştüğün gevşekliğin her yanı sardığı sakinlik anlarıdır.

bu anlarda insanın yüzünde anlamsız gibi görünen ama ziyadesiyle derin bir huzur ifadesi belirir. bu huzur da en nihayetinde insanı somut bir rehavetle sarıp sarmalar.

ben bazen kardeşimle tepegöz peşinde koştuğumuz dönemleri hatırlarım. elimizde fındık ağacından elde ettiğimiz ışkından kılıçlarla ağaçların arkasında oradan oraya zıplayarak kovaladığımız ve birkaç kez çok yaklaşsak da asla yakalayamadığımız tepegözün anısını hatırlamak beni derin bir rehavete sürükler.

ya da bir yarış arabası şeklinde tasarlanmamış ve çocukken hiç sahip olamadığım o yatağın anısı da içimde bir huzur dalgalandırır. o yatak bir başlangıcın hikayesinin dekorudur benim için. elmacık kemiklerimin iyice belirginleşmesini sağlar bu düşünce. düşündükçe bedenim gevşemeye başlar. çok soğuk bir günden sonra eve gelip sobanın arkasına kıvrılıp yatmış gibi hissederim kendimi.

daha birçok anı neden olabilir bu rehavet durumuna. hatırlamak, kendi kişisel nostaljik filmimizi çekmek gibidir zihnimizde. ister uzak ister yakın bir anı olsun, güzel anları hatırlamak insanı sıcak bir rehavet duygusunun kucağına atar. ve o kucak tepegözü yakalamanın verdiği haz kadar sahici araba yatağın rahatsız sıcaklığı kadar cezbedicidir.
devamını gör...

genelde haksız oldukları zaman sesini yükseltir bu tipler . veya bilgisiz oldukları için bir konu hakkında fikir beyan ederken üste çıkmak için ses tonunu yükseltirler . halbuki seni duymak isteyene bir fısıltı yeter . alıntı hangi kitaptaydı veya nerdendi hatırlayamadım hatırlayınca eklerim .
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim