ben değil ama bir dostum annesinin yüzüğünü ve evleneceği kıza anneciğinin yazdığı mektubu saklıyor.
kaç kere dedim verde okuyim belki evlencez ilerde diye de, nerede rus inandı var *
devamını gör...

etimolojik olarak italyanca sepia "mürekkep balığı" sözcüğünden alıntı kelimedir. italyanca sözcük ise eski yunanca aynı anlama gelen sēpía σηπία sözcüğünden alıntıdır.

sepya mürekkebi, greko-romen medeniyetinde yazı yazmak için yaygın olarak kullanılmıştır. 19. yüzyıla kadar sanatçılar tarafından yaygın olarak kullanılmıştır. bu renk, grisaille (bir resmin yalnızca gri, sepya veya koyu yeşil tonlarında resmedildiği, 14. yüzyılda geliştirilmiş bir boyama tekniği) tekniğinde de kullanılmıştır. 18. yüzyılın son çeyreğinde, dresdenli profesör jacob seydelmann sulu boya ve yağlı boyalarda kullanılmak üzere konsantre bir sepya formunu çıkarmak ve üretmek için bir işlem geliştirmiştir.

sepya tonlama, siyah beyaz baskıların görünümünü kahverengiye çeviren, fotoğrafçılıkta kullanılan kimyasal bir işlemdir. bu renk artık genellikle antika fotoğraflarla ilişkilendirilmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

fotoğraf grafik yazılım programlarının çoğu ve birçok dijital kamera, sepya tonlu baskıların görünümünü taklit etmek için bir sepya ton filtresi sunmaktadır.

ekleme: aynı zamanda sevgili yazarımız nikimyok'un verdiği bilgiye göre mürekkep balığına sepia officinalis denmektedir.


kaynak
devamını gör...

sarı lacivert sevdamız hasebiyle bu gecelik eşlik edemediğim ve çok şey kaçırdığıma emin olduğum, babuşuma ait yayın.
devamını gör...

carolina maria de jesus..
brezilya'nın sao paulo şehrinin varoşlarında üç çocuğu ile birlikte fakir ve sıradan bir hayat yaşayan bir kadın. zengin insanların yaşadığı mahallelerde çöplerden bulduğu değerli şeyleri satarak geçimini sağlar.

çöpten bulduğu yıpranmış iki adet defteri yıllarca günlük olarak kullanır. içini döker. tuttuğu günlük tesadüf eseri olarak bir gazeteci tarafından okunur. kitap haline getirilir. o kadar güzeldir ki 15 dile çevrilir.

yıllar önce okumuştum. iyi ki günlük tutmuş.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
resmin kaynağı



.
devamını gör...

birçok insanın maruz kaldığı ve belki fark etmeden başkasına uyguladığı şiddettir. duygusal şiddete maruz kalan insan kendini suçlayarak aslında istismar edildiğini fark edemez. ailemiz, sevgilimiz, arkadaşlarımız bize duygusal şiddet uyguluyor olabilir. hatta genelde en çok yakınlarımız tarafından uygulanır.

t: aşırı biçimde eleştirmek, tehdit etmek, aşağılamak, hakaret etmek, utandırmak, hiç iletişime geçmemek, duygusal olarak ihmal etmek, yalan söylemek, küçümsemek, görmezden gelmek şeklinde ortaya çıkıyor.

beyhan budak'ın açıklayıcı videosu:

devamını gör...

her yerin delisi ayrı demek ki.
devamını gör...

son kibritini çaktı, sonsuz uykuya hazırdı.
-ernest hemingway.
devamını gör...

ölmek için başka seçenek talep ederdim...
idam sehpası çok itici.
devamını gör...

heyecanını sonuna kadar hissedebileceğiniz güzel bir aksiyon filmi.
filmi beyin bilgisayarlı tomografi görünümüyle başlatması da benim dikkatimi çeken bölümlerinden biriydi ki olayın ana merkezinde bu görüntüleme yöntemi çok büyük rol oynuyor, bu da yönetmenin girişte hafiften bir mesaj vermek istemiş olabileceğini düşündürüyor.

filmin hikayesi benzin istasyonunda duran bir çiftin çocuğunun kaybolan eşyasını ararken babanın bir anlık çoçuğu unutması ve üzerine giden köpek yüzünden geri geri kaçan çoçuğun düşmesiyle başlıyor.
tabi insan filmin devamını izledikçe öylemi oldu böylemi oldu diye düşünüp duruyor çünkü çok fazla senaryo 1 veya 2 ile ilgili kesitleri hızlıca ardı ardına veriyor.

sam worthington'un oyunculuğu da beğenilecek düzeydeydi.
hem orta uzunlukta hem de hızlı akan bir olay örgüsüyle sıkılmadan izleyebileceğinizi düşünüyorum.
keyifli seyirler.
devamını gör...

19:30'da biz radyodayız. bu kez sesimin mars'tan geliyormuş gibi derinlerden ve boğuk duyulmayacağını umarak sizleri de bekliyorum, bekliyoruz.
devamını gör...

bir hayli zor olandir.

yaklasik 10 sene öncesinde 2 sene kadar süreyle amatör olarak istanbul'da futbol hakemligi yaptim.
o zamanlar üniversite ögrencisiydim tabi. paraya ihtiyacim vardi ve ek gelir olsun diye bu ise giristim. yazili sinavlari ve spor testlerini gectim. kendimi zihinsel olarak maca hazirladim. tabi bu sinavlarin disinda kimse elimize bayrak verip gelin bakalim bir maca cikaracagiz sizi, eksiklerinizi soyleyecegiz demedi.

neyse efendim ilk mac günü geldi catti. avcilar'da bir maca yardimci verilmistim. orta hakem de okul arkadasimdi, tecrübeliydi. mac basladi, daha 5 dakika gecmeden kirmizi takim tac kullandi, beyaz takimin oyuncusu ofsayttaydi. tactan ofsayt olmaz, bayragi kaldirmadim tabi. taraftarin biri "hocaaa senin ...." diyerek yüzüme öyle bir tükürdü ki, sanirsin lamanin otunu elinden almisiz. eleman bütün agiz salgisini üstüme kustu. ondan sonra zaten konsantrasyon kalmadi, mac sonunda orta hakem olan arkadas bana "senin bayraga macin 5. dksindan itibaren hic bakmadim" dedi.

bir tane saha vardi sanirim bakirköy tarafinda. toprakti. yine bir maca vermisler beni. kisin ortasindayiz, hava yagisli ve takimin biri grup lideriyken digeri sonuncusu. adamlari görün, sakalli makalli böyle hani "getir ordan pantolonumu sana harclik vereyim" diyecek baba tipinde, en yakin kahvehaneden ivedilikle toplanmis, izbandut gibi adamlar. mac basladi, ilk yari bittiginde 6-0'di. devre arasinda toprak sahadaki cizgiler yagmurdan flulasmis (kirecle cizmislerdi) bir sekildeydi. saha emektari bir abinin eline vermisler kireci, yagmurda büyük s seklinde ceza sahasini cizdi. polislerin alkol testinde alkollü birinin yürümesi gibi yürüyordu zaten dayi. neyse macin yaklasik 80. dakikasinda önümde adami devirdiler. yardimci hakem olarak hemen bayrahi bir hisimla salladim, faul verdim. bir baktim orta hakem penalti noktasini gösteriyor. meger adam ceza sahasindaymis. bizim sarhos dayinin cizdigi cizginin beyazligindan tutun, sekline kadar bir agiz dolusu küfür ettim tabi. mac 9-0 gibi bir sonucla bitmisti.

diger bir anim da ayda neredeyse 2 kere atadiklari bir stadyumun (stadyum degil de halisaha) kenarinda, tel örgülerin arkasinda alem yapan aksamci abilerimizdi. ne zaman maca gitsem, yogun bir sis altinda maci izlemeye calisirdim. sis dedigim de taraftar mesalesi degil bakin, o abilerin yaktigi mangalin dumani. saha kenarinda her pazar mangal yakarlarmis, e maclar da pazar günü zaten. spor yapalim, para kazanalim diye hakem olduk, kömür dumanindan zehirlenip hastaneye yatacak seviyeye geldik. bu abilerimiz cok iyiydi ama, her mactan sonra mangala cagirirlardi "hoca gel beraber parlatalim" derlerdi.

böyle yüzlerce ani topladim. yeri geldi jandarma esliginde ciktik sahadan, yeri geldi garip cisimler atanlar oldu. kafama kondom atani gördü bu gözler yahu, kondom. türkce soru bankasi kitabi atan bile vardi. gerci simdi türkiye'de hayat pahalilandigi icin bunlari atarlar miydi bilmiyorum.

bazen uzaktaki bir sahaya otobüs bulamazdim. yanimdan takim otobüsü gecince beni almak isterdi. tarafsizliga aykiri olur diye binmez, karda kista o yolu yürürdüm. hep adil olmaya calisirdim. hatalarimiz vardi tabi ama aksam yataga kafami koydugumda icim rahat uyurdum.

mac basina da 30-50 lira arasi bir meblag verirlerdi. bu parayi da 3 ay sonra yatirirlardi.

2 senelik tecrübemden sonra her maci hakem gözüyle izliyorum. frikikte baskalari topa bakarken ben top ayaktan ciktiginda öndeki adamin hangi vücut uzvunun önde olduguna bakiyorum. ofsayt mi degil mi diye.

sunu da söylemeliyim, türkiye'de maci izlemeye gelen taraftar eglenmek icin maci izlemeye gelmez. maca gelir, ana avraz sayar söver, rahatlar ve cicek gibi olup evine gider.
devamını gör...

aklımın ermediği hadise. koca firavunsun, koca ülkeyi yönetecek zekan var, sen git mal gibi ortadan ikiye yarıldığını gördüğün denize dal. halbuki bir durup düşünse belkide iman edip oracıkta mümin olacak. demek ki hırs insanı kör ediyor diye düşünüyorum. yazık etmiş kendine.
devamını gör...

öncelikle yoldaşa geçmiş olsun diyorum.
şimdi burası artık kafa sözlük değilse ne sözlük oldu yeni ismi nedir?
ona göre yarın takım elbise giyer girerim sözlüğe ilk günden işten kovulmayalım.
devamını gör...

büyükada

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yedek parça işlerine girmiş olan star trek ırkı. adamlar, kalp, ciğer, dalak artık allah ne verdi ise hepsinin yedeğini ellerinde bulunduruyorlar. es kaza başlarına bir şey gelirse de bu yan sanayi ürünlerini kullanıp yollarına devam ediyorlar. haklarında çeşitli tevatürler var. kimlerine göre soğuk savaş dönemine gönderme babında bu abiler rusları temsil ediyor. ancak baktığınız zaman klan tipi örgütlenme yapıları falan da biraz orta asya göndermesi gibi duruyor. moğollara gönderme de olabilir. bilemeyeceğim tabi. ben bu konularda fazla şüpheciyim. * baktığınız zaman uruk-hai'lerin tipleri ile klingonların tiplerinin az biraz benzediğini görürsünüz. bakın şuraya en sevimlilerinden birisi olan worf abimizin fotoğrafını koyayım;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

birader siz bu doğu halklarından ne istiyorsunuz? neden hep göndermeleri bu şekilde yapıyorsunuz? ayıptır yahu! yalnız şunu belirtmek isterim ki, bu mevzuda papaz pilavı yiyemeden masadan kalkmıştır. klingonlar sevilen bir ırktır. adanmış neferlerdir. ortada sağa sola koşturmalarına bakmayın, şereflerinden asla taviz vermezler. savaşmaktan ve savaşta ölmekten asla çekinmezler. onları korkaklıkla suçlarsanız, kendilerine en büyük hakareti yapmış sayılırsınız. böyle bir durumda anında gemileri yakıp, birbirlerine dalarlar. sözü söyleyen sizseniz size de dalarlar. bu konuda hiç şakaları yoktur.

böyle bir durumla karşı karşıya kalırsanız yapmanız gereken şey; onu esir almaya çalışmaktır zira ölüm onun için şereftir ve huzurla öte aleme geçiş yapacaktır. ama bir klingon'u esir alırsanız, adamın/kadının bittiğinin resmidir. çünkü kendi toplumundan dışlanır. millet suratına tükürür. kimse yüzüne bakmaz. garibimin o muazzam gururu incinir ve terk-i diyar eyler. kendini dağlara tepelere vurur. gider, orada ölümü bekler. ha tabi muhatabınıza saygı duymuşsanız öldürün gitsin, o utançla yaşatmayın. gaddar olmayın. tabi bunlar hayatta kaldığınız savıyla söylenen sözler. böyle bir düelloda %92.8 nalları siz dikeceğiniz için bu bilgiyi aklınızda tutmasanız da olur. *
devamını gör...

elinin altında olmasıdır, cepte olmasıdır, arsızlıktır, şımarıklıktır.
devamını gör...

yüksek ses. yüksek sesli her şeyden korkuyorumm. mesela inşaat sırasında çıkan sesler, arabaların çıkardığı sesler... kalbim küt küt atmaya başlıyor hemen.
devamını gör...

kafa sözlük moderasyonu'nun önderliğinde en azından bir tanesine çözüm olabileceğimiz okullardan birinin yardım çığlığıdır, üstte, akışta ve akılda tutmak farzdır.
devamını gör...

define adası. hey gidi hey bir günde bitirdiğimi hatırlarım. harry potter yokken jim hawkins vardı. ölü adamın sandığı üstünde onbeş adam yo ho ho ve bir şişe rom yo ho ho
devamını gör...

* elektriğe yüzde 50 ila yüzde 125 arası zam geldi.
* doğalgaza yüzde 25 zam geldi.
* otoyol ve köprülere zam geldi.
* köprülerden artık tek değil, çift yönden para alınacak.
* mazota 1 lira 29 kuruş, benzine 61 kuruş ve lpg’ye 78 kuruş zam geldi.
* vergi, harç ve cezalara %36 zam geldi.
* mtv oranına yüzde 25 zam geldi.
* emlak vergilerine zam geldi.
* zorunlu trafik sigortasına zam geldi.
ekleme: yeni zamlar geldi
* marmaray'a yüzde 36 zam geldi.

evet, akp ile 90'ları ve 2001'i mumla aradığımız, o günlerden bin kat daha ağır günleri yaşıyoruz.

(bkz: durmak yok yola devam)

not: satılmış, yandaş ve ahlaksız medya, pek tabii saray talimatı ile zamları haber yapmıyor. hiç biri zamlardan bahsetmiyor!!.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim