pandemonium
pandemonium aslında bir demokrasi arayışının simgesi. netice itibarıyla sen koskoca ışık getireni krallığından sürmüşsün, onun yoldaşlarına da kapıyı göstermişsin. dediğim dedik, öttürdüğüm düdük kafası ile hareket edilince işler sarpa sarıyor. bir nevi bu diktatörce tutum karşısında uhrevi dünya kendi isyankarlarını ortaya çıkarıyor. netice de bu adamlara yeni bir mekân lazım. orada örgütlenecekler, orada karar alacaklar. cennet diktasına karşı mücadele ateşini orada yakacaklar. o yüzden de sembolik anlamda değerli bir yapıt ortaya koymak lazım. hatta bu öyle bir mimari olmalı ki, cennetin köşkleri ile sarayları ile boy ölçüşmeli. hah işte onun içinde ustaların ustası, cennetin mimarisinin duayeni, lucifer'in kankası mulciber işe koyuluyor. pandemonium mulciber'ın ustalık dönemi ürünü tabi bu inşaat öyle ha deyince yapılmıyor. lucifer'in tüm yoldaşları mevzuya omuz veriyor dünya 6 günde kurulduysa bizde başkenti kısa sürede kurarız deyip, mevzuyu neticelendiriyorlar.
olaya milton abi açısından bakarsak, meleklerin ve iblislerin kendi kaderini tayin hakkını savunduğunu görürüz. pandemonium devrimci bir tutumun ürünüdür. zaten john martin'in tablosu da devrimin kıvılcımının çakıldığı anı betimliyor. kuvvetle muhtemel o esnada başkent sokakları, ''gün doğdu hep uyandık alevlerle sınandık, bağımsızlık uğruna da pandemonium'da toplandık!'' tarzı bir marş ile inliyordu. gerçekten muazzam bir tablo. duyguyu veriyor cidden. netice olarak baktığınızda milton'un cehennemi, tüm cehennemlerden daha özel bir fikre ev sahipliği yapıyor ve daha büyük bir emeğin ürünü. uhrevi dünyanın tüm iblisleri birleşin! cennet'te yaptığınız kölelikten başka kaybedeceğiniz neyiniz var? netice de milton abiye göre akıl kendi mekanlarını yaratıyor. eh öyle cennete böyle cehennem demiş ve giderini yapmış. şapka çıkaralım. düğmelerimizi ilikleyelim. ama meleklerin ve iblislerin iç işlerine lütfen karışmayalım. özgür irade söylencesi denen bir şey var malum!
olaya milton abi açısından bakarsak, meleklerin ve iblislerin kendi kaderini tayin hakkını savunduğunu görürüz. pandemonium devrimci bir tutumun ürünüdür. zaten john martin'in tablosu da devrimin kıvılcımının çakıldığı anı betimliyor. kuvvetle muhtemel o esnada başkent sokakları, ''gün doğdu hep uyandık alevlerle sınandık, bağımsızlık uğruna da pandemonium'da toplandık!'' tarzı bir marş ile inliyordu. gerçekten muazzam bir tablo. duyguyu veriyor cidden. netice olarak baktığınızda milton'un cehennemi, tüm cehennemlerden daha özel bir fikre ev sahipliği yapıyor ve daha büyük bir emeğin ürünü. uhrevi dünyanın tüm iblisleri birleşin! cennet'te yaptığınız kölelikten başka kaybedeceğiniz neyiniz var? netice de milton abiye göre akıl kendi mekanlarını yaratıyor. eh öyle cennete böyle cehennem demiş ve giderini yapmış. şapka çıkaralım. düğmelerimizi ilikleyelim. ama meleklerin ve iblislerin iç işlerine lütfen karışmayalım. özgür irade söylencesi denen bir şey var malum!
devamını gör...
lev nikolayeviç tolstoy
--- alıntı ---
"gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir."
--- alıntı ---
sözünün sahibi insan. rus olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde... belki de gelmiş geçmiş en iyi roman olan anna karenina'nın kaşifidir (bkz: kaşif)
kendisi gözümde gerçek denilen algoritmayı çözebilen nadir kişilerdendir. zekası büyüleyicidir. bir dostoyevski tutkunu olarak söyleyeyim: belki dostoyevski'den bile zekiydi. tabii bana kalsa dostoyevski daha güzel yazıyor, o ayrı... hayatı çözmüştür kendince tolstoy. hem acı verici olduğunun farkındaydı da hep. optimistliğinin altında yatan neden sosyeteye mensup olmasıdır diyecekler olacaktır, lakin haksızdırlar. tolstoy'un hayatı her ne kadar dostoyevski'ninki kadar olmasa da, bir trajedidir. shakespeare'in o güzide trajedileri gibi.
"gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir."
--- alıntı ---
sözünün sahibi insan. rus olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde... belki de gelmiş geçmiş en iyi roman olan anna karenina'nın kaşifidir (bkz: kaşif)
kendisi gözümde gerçek denilen algoritmayı çözebilen nadir kişilerdendir. zekası büyüleyicidir. bir dostoyevski tutkunu olarak söyleyeyim: belki dostoyevski'den bile zekiydi. tabii bana kalsa dostoyevski daha güzel yazıyor, o ayrı... hayatı çözmüştür kendince tolstoy. hem acı verici olduğunun farkındaydı da hep. optimistliğinin altında yatan neden sosyeteye mensup olmasıdır diyecekler olacaktır, lakin haksızdırlar. tolstoy'un hayatı her ne kadar dostoyevski'ninki kadar olmasa da, bir trajedidir. shakespeare'in o güzide trajedileri gibi.
devamını gör...
mansur yavaş'ın yks ücretlerini karşılayacağını açıklaması
efendim sosyal bir devlette olması gereken zaten halkının eşitliğini gözetmektir. bunu bir başkan yaparsa mutlu oluruz ama bütün başkanlar birlik içinde el atarsa eşit oluruz. yine de yüreğimize çiçekler açtıran bir harekettir.
devamını gör...
türklerin arapça allah yerine türkçe tanrı demesinin eleştirilmesi
yabancılar sanki tanrıya türkçe tanrı diyorlarmış gibi bir algının içinde olmalarından kaynaklanıyor. diline hakim olan her ülke tanrıya kendi dili ile hitap eder, almanca gott, ingilizce god, arapça allah, ibranice rab, farsça mevla gibi. bizim ülkemizdeki müslüman nüfusun yoğunluğu nedeniyle arapçaya hakim olmasalar da günah işleyeceklerini sanmasıyla "allah" diye tanrıya hitap ederler. allah deyince sevap, tanrı deyince günah işleyeceklerini sanmaları da ayrı bir konudur ki rab ve mevla deyince tanrı kelimesi kadar rahatsız olmuyorlardır.
devamını gör...
koca adam olup hala yapılan şeyler
tüp çokokrem emmek.
devamını gör...
kitap alıntıları
14 yaşımdayken karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldığımda beni zindana attılar ve orada tam 6 ay bedava ekmek verdiler. hayatın adaleti budur.
victor hugo
böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu.
dostoyevski
kimin nasıl bir anısı haline geleceğimizi hiç birimiz bilemeyiz.
turgut uyar
victor hugo
böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu.
dostoyevski
kimin nasıl bir anısı haline geleceğimizi hiç birimiz bilemeyiz.
turgut uyar
devamını gör...
ne ekmek ne de su
papatya albümünden teoman şarkısı. teocuğumun acemiliğine denk gelmiş olsa gerek hiç teoman şarkısı gibi durmayan sözleri var. daha çok ümit sayın şarkısı gibi. yakışmadı.
edit: pek sevgili yazarımız mois uyardı. sözleri barlas erinç'e aitmiş. bikaç yerde teoman & barlas olarak geçse de teoman bi iki virgül attı muhtemelen. araştırmadan yazdığım için haksız, teo tarzı değil dediğim için haklıymışım. hayat böyledir işte.
edit: pek sevgili yazarımız mois uyardı. sözleri barlas erinç'e aitmiş. bikaç yerde teoman & barlas olarak geçse de teoman bi iki virgül attı muhtemelen. araştırmadan yazdığım için haksız, teo tarzı değil dediğim için haklıymışım. hayat böyledir işte.
devamını gör...
kafa sözlük - en kafa sözlük! ©2021
sayfanın sağ altında yazan yazı.
devamını gör...
sözlük yazarlarının favori türk yazarları
cemal süreya
orhan veli kanık
birbirlerine çok zıt karakterler biliyorum ama cemal süreya ile karamsarlıklara sürüklenirken orhan veli ile yaşama umutla tutunmak öyle güzelki...
orhan veli kanık
birbirlerine çok zıt karakterler biliyorum ama cemal süreya ile karamsarlıklara sürüklenirken orhan veli ile yaşama umutla tutunmak öyle güzelki...
devamını gör...
gözlük
çeşitli mercek türleriyle göze gelen ışığı kırıp sahibi olan kimsenin görüşünü düzgünleştiren şeydir. alternatif bir tanım olarak "başta herkeste görüp sahibi olmak için gözlerimi bozmaya çalıştığım, bunun saçma olduğunu anlayıp gözlerimi olabildiğince koruduğumda ise sahibi olduğum alet(?)" de denebilir. en azından okuyarak bozduğum için teselli etmeye çalışıyorum kendimi.
devamını gör...
hiç bilinen türk ressam olmaması
sadece resim müzesi'ni ve pera müzesi'ni gezmiş olsanız bile doğru olmadığını bilirsiniz.
(bkz: osman hamdi bey)
(bkz: ibrahim çallı)
(bkz: hoca ali rıza)
(bkz: şeker ahmet paşa)
(bkz: mihri müşfik hanım)
gibi gibi.
(bkz: osman hamdi bey)
(bkz: ibrahim çallı)
(bkz: hoca ali rıza)
(bkz: şeker ahmet paşa)
(bkz: mihri müşfik hanım)
gibi gibi.
devamını gör...
çift olarak birbiriyle uyumlu olabilecek meslek grupları
tıp-hukuk
devamını gör...
kalbinizi en çok kıran cümle
"buna takılabileceğini düşünmemiştim"
devamını gör...
kadınların tartışmalarda mantıklı argümanlar sunmaması
meriç diyen birini ciddiye alamıyorum, o yüzden bu başlığım okurken anlamaya çalışmadım. kadınlar sizin onları sürekli ayrıştırmanızdan, sınıflandırmanızdan sıkılmış olabilir mi acaba. ben ne kadınlar tanıyorum, karşılarında iki çift laf edemezsiniz.
devamını gör...
karl marx’tan damat adayına mektup
karl marx'ın kızı ile sıkı fıkı ilişki içerisinde olan paul lafargue'a yazdığı mektubu. mektubunda lafargue'ıın tembelliğinden yakınıp kızı ile arasındaki ilişkiye mesafe koymasını, ciddi olmadığı takdirde kızı laura'dan uzak durmasını tembihliyor.
--- alıntı ---
azizim lafargue,
aşağıdaki tespitlerimi iletmeme izin vereceğinizi umuyorum.
1. eğer kızımla ilişkilerinizi sürdürmek istiyorsanız, ona ‘kur yapma’ tarzınızdan vazgeçmeniz gerek. gayet iyi biliyorsunuz ki henüz verilmiş bir evlenme sözü yok ve hiçbir şey belli değil. laura usulüne uygun şekilde nişanlınız olsaydı da, bu işin uzun vadeli olduğunu unutmamanız gerekirdi. fazla samimiyetin yol açacağı davranışlar da burada uygunsuz kaçıyor. çünkü bu durumda iki sevgilinin birbirlerine güçlü arzular duydukları halde aynı yerde oldukça uzun süre birbirlerine yaklaşmadan yaşamaları gerekiyor.
2. yalnızca bir haftalık bir jeolojik dönem içinde bile tavırlarınızdaki değişikliği dehşet içinde izledim. fikrimce gerçek aşk, ihtiyat, tevazu ve hatta aşığın maşuğa karşı çekingenliği içinde ifade edilir. asla ihtiras içinde kendini kapıp koyuvermekle ve zamansız samimiyet gösterileriyle değil. siz bu karmakarışık mizacınızı sergilediğinizde, kızımla davranışlarınız arasına aklımı koymak da bana düşüyor. eğer ona olan sevginizi londra boylamıyla uyarlı bir biçimde göstermekten acizseniz, tavsiyem onu uzaktan sevmenizdir. bunun üzerinde daha fazla durmayacağım.
3. laura’yla olan ilişkilerinizi belirginleştirmeden önce ekonomik durumunuza ilişkin ciddi bilgiye ihtiyacım var. kızım işleriniz hakkında bilgi sahibi olduğumu zannediyor. oysa yanılıyor. bu sorunu şimdiye kadar ortaya atmadım çünkü kanımca bu girişimin sizden gelmesi gerekirdi. biliyorsunuz ki elimde avucumda ne varsa hepsini devrimci mücadeleye harcadım. buna pişman değilim. tersine, eğer hayata yeniden başlayacak olsaydım yine aynı şekilde hareket ederdim. yalnız, evlenmezdim. gücüm yettiğince kızımı, annesine hayatı zehir eden zorluklardan kurtarmak istiyorum. benim dolaysız etkim olmasa (bu benim açımdan zayıflıktır) ve sizle dostluğum kızımın seçimlerini etkilemese, bu iş hiçbir zaman bugünkü halini almazdı. o nedenle ağır bir kişisel sorumluluk taşıyorum. şu anki durumunuza gelince, bunun peşine düşmemiş olsam da, elime geçen bilgiler pek tatmin edici değil. fakat bunu bir kenara bırakıyorum. genel durumunuza gelince, henüz öğrenci olduğunuzu, fransa’daki kariyerinizin liege olayı nedeniyle yarı yarıya çökmüş olduğunu, ingiltere’ye intibak edebilmeniz için en gerekli araç olan dilin sizde çok eksik bir unsur olduğunu ve en iyi halde bile başarı ihtimallerinizin (?) ne kadar şüpheli olduğunu biliyorum.
gözlemlerimden çıkardığım sonuca göre, işlere heyecanla başlamanıza ve iyi niyetinize rağmen, çalışkan bir mizaca sahip değilsiniz (not: lafargue daha sonra tembellik hakkı’nı yazdı). bu şartlar dahilinde kızımla birlikte hayat gemisine binebilmeniz için size dışarıdan destek gerekecek.
ailenize gelince, hiçbir şey bilmiyorum. bir miktar zenginliğe sahip olduklarını farz etsek bile, bu onların sizin için fedakarlığa katlanmaya pek hevesli olduklarını kanıtlamaz. dahası onların sizin bu evlilik projenizi nasıl karşıladıklarını bile bilmiyorum.
tekrar ediyorum, bütün bu noktalar hakkında bana olumlu açıklamalar gerekiyor. zaten hayata gerçekçi şekilde bakan siz de kızımın geleceğine idealist bir bakış açısıyla bakmamı beklemezsiniz. şiiri ortadan kaldırmayı düşünecek derecede müspet bir insan olan sizin, kızımın zararına olacak şekilde şairane davranışlarda bulunmamanız gerekir.
4. bu mektuptan doğabilecek bütün yanlış anlamaları önlemek için size şunu bildiririm ki, hemen şimdi evliliği akdetme iktidarına sahip olsaydınız bile bu yine de olmazdı. kızım reddederdi. ben de şahsen bu işe itiraz ederdim. evlenmeyi düşünmeden önce olgun bir adam olmanız ve hem sizin hem de kızım için uzun bir tecrübe dönemi gerekiyor.
5. bu mektup ikimizin arasında sır olarak kalırsa çok memnun olurum.
cevabınızı bekliyorum.
en iyi dileklerimle,
karl marx
--- alıntı ---
alıntı: etilen sosyete
--- alıntı ---
azizim lafargue,
aşağıdaki tespitlerimi iletmeme izin vereceğinizi umuyorum.
1. eğer kızımla ilişkilerinizi sürdürmek istiyorsanız, ona ‘kur yapma’ tarzınızdan vazgeçmeniz gerek. gayet iyi biliyorsunuz ki henüz verilmiş bir evlenme sözü yok ve hiçbir şey belli değil. laura usulüne uygun şekilde nişanlınız olsaydı da, bu işin uzun vadeli olduğunu unutmamanız gerekirdi. fazla samimiyetin yol açacağı davranışlar da burada uygunsuz kaçıyor. çünkü bu durumda iki sevgilinin birbirlerine güçlü arzular duydukları halde aynı yerde oldukça uzun süre birbirlerine yaklaşmadan yaşamaları gerekiyor.
2. yalnızca bir haftalık bir jeolojik dönem içinde bile tavırlarınızdaki değişikliği dehşet içinde izledim. fikrimce gerçek aşk, ihtiyat, tevazu ve hatta aşığın maşuğa karşı çekingenliği içinde ifade edilir. asla ihtiras içinde kendini kapıp koyuvermekle ve zamansız samimiyet gösterileriyle değil. siz bu karmakarışık mizacınızı sergilediğinizde, kızımla davranışlarınız arasına aklımı koymak da bana düşüyor. eğer ona olan sevginizi londra boylamıyla uyarlı bir biçimde göstermekten acizseniz, tavsiyem onu uzaktan sevmenizdir. bunun üzerinde daha fazla durmayacağım.
3. laura’yla olan ilişkilerinizi belirginleştirmeden önce ekonomik durumunuza ilişkin ciddi bilgiye ihtiyacım var. kızım işleriniz hakkında bilgi sahibi olduğumu zannediyor. oysa yanılıyor. bu sorunu şimdiye kadar ortaya atmadım çünkü kanımca bu girişimin sizden gelmesi gerekirdi. biliyorsunuz ki elimde avucumda ne varsa hepsini devrimci mücadeleye harcadım. buna pişman değilim. tersine, eğer hayata yeniden başlayacak olsaydım yine aynı şekilde hareket ederdim. yalnız, evlenmezdim. gücüm yettiğince kızımı, annesine hayatı zehir eden zorluklardan kurtarmak istiyorum. benim dolaysız etkim olmasa (bu benim açımdan zayıflıktır) ve sizle dostluğum kızımın seçimlerini etkilemese, bu iş hiçbir zaman bugünkü halini almazdı. o nedenle ağır bir kişisel sorumluluk taşıyorum. şu anki durumunuza gelince, bunun peşine düşmemiş olsam da, elime geçen bilgiler pek tatmin edici değil. fakat bunu bir kenara bırakıyorum. genel durumunuza gelince, henüz öğrenci olduğunuzu, fransa’daki kariyerinizin liege olayı nedeniyle yarı yarıya çökmüş olduğunu, ingiltere’ye intibak edebilmeniz için en gerekli araç olan dilin sizde çok eksik bir unsur olduğunu ve en iyi halde bile başarı ihtimallerinizin (?) ne kadar şüpheli olduğunu biliyorum.
gözlemlerimden çıkardığım sonuca göre, işlere heyecanla başlamanıza ve iyi niyetinize rağmen, çalışkan bir mizaca sahip değilsiniz (not: lafargue daha sonra tembellik hakkı’nı yazdı). bu şartlar dahilinde kızımla birlikte hayat gemisine binebilmeniz için size dışarıdan destek gerekecek.
ailenize gelince, hiçbir şey bilmiyorum. bir miktar zenginliğe sahip olduklarını farz etsek bile, bu onların sizin için fedakarlığa katlanmaya pek hevesli olduklarını kanıtlamaz. dahası onların sizin bu evlilik projenizi nasıl karşıladıklarını bile bilmiyorum.
tekrar ediyorum, bütün bu noktalar hakkında bana olumlu açıklamalar gerekiyor. zaten hayata gerçekçi şekilde bakan siz de kızımın geleceğine idealist bir bakış açısıyla bakmamı beklemezsiniz. şiiri ortadan kaldırmayı düşünecek derecede müspet bir insan olan sizin, kızımın zararına olacak şekilde şairane davranışlarda bulunmamanız gerekir.
4. bu mektuptan doğabilecek bütün yanlış anlamaları önlemek için size şunu bildiririm ki, hemen şimdi evliliği akdetme iktidarına sahip olsaydınız bile bu yine de olmazdı. kızım reddederdi. ben de şahsen bu işe itiraz ederdim. evlenmeyi düşünmeden önce olgun bir adam olmanız ve hem sizin hem de kızım için uzun bir tecrübe dönemi gerekiyor.
5. bu mektup ikimizin arasında sır olarak kalırsa çok memnun olurum.
cevabınızı bekliyorum.
en iyi dileklerimle,
karl marx
--- alıntı ---
alıntı: etilen sosyete
devamını gör...
kendilerine tebliğciler diyen grubun alkol içenleri uyarması
kimse kusura bakmasın da istedikleri kadar kibar olsunlar bu bir yaşam tarzına müdahaledir. kimse camiye girip bira tüketiniz diyemez. kimse kiliseye girip şarap içmek günahtır da diyemez. kimse başörtüsüne de karışamaz. bir salin artık insanlari.
devamını gör...
eyyorlamam bu kadar
devamını gör...
seri tanım silme özgürlüğü
antidemokratik uygulamadır.
devamını gör...

