impossible
ispanyol versiyonu bu kelimenin yazıldığı şekliyle okunan, "imkansız" manasına gelen sözcük.
devamını gör...
pratik bilgiler
yumurta haşlarken suyuna biraz tuz atarsanız kabuklarının daha kolay soyulduğunu görecekseniz.
devamını gör...
miras kavgası
aile bireylerini birbirine düşürebilen olay. bundan 10 yıl önce uzaktan bir akrabamızın vefatı sonrasında evinde toplandık ve mezarlığa gitmek için defin saatini bekliyoruz. o sırada ölen adamın torunları dedelerinin telefonunu alıp içinde 50 kontör olduğunu fark ettiler. bunun üzerine başkası adına utandığım bir kavgaya şahit oldum. adamın boşandığı eşi ve torunları arasında o 50 kontör için kavga çıktı. kadın diyor o kontörleri bana gönderin, torunları diyor hayır kendimize göndereceğiz. adam daha toprağa giremeden kemikleri sızlamıştır eminim.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
selam, midenizi kaldırmaya geldim.
arkadaşlar ben yeşil sinek, karınca ve arı yedim. evet itiraf ediyorum, yedim arkadaşlar.
önce karıncayla başlayayım ilk onun tadına baktım çünkü. şu lays'in yoğurtlu zımbırtısı yeni çıkmıştı, bildiniz mi? arkadaşlarla piknik yapıyorduk evin bahçesinde. sonra yoğurtlu cipsi hayatımda ilk defa denemiş bulundum ve tadı hımm garipti. garip bir koku da var. yok olacak gibi değil, tükürdüm ki yarı öğütülmüş karınca.. hala lays yoğurtlu yemiyorum.
arıyı da şöyle yedim, sıcacık bir nescafe ve ben okulun arka bahçesinde oturuyorduk. elimde yanan sigaraya epeyce dalmıştım. nescafeden bir yudum aldığımda dudaklarıma yumuşaklı sertli ilginç bir doku geldi. hımm. tükürdüm. arı imiş. zavallıcık kaynar nescafeye düşer düşmez ölmüş. sorun değil. nescafe hala içiyorum ancak her yudumdan evvel bardağa bakarım.
yeşil sineği de dinlenme tesisinde esnerken yemiştim, evet. ağzımı ayırmıştım evet. ağzıma girmiş. dilimde kanat dokusunu hissedip parmağımla aldım onu, minik bir yeşil sinek. sorun değil. arada park yürüyüşüne çıktıkça hala yiyorum.
arkadaşlar ben yeşil sinek, karınca ve arı yedim. evet itiraf ediyorum, yedim arkadaşlar.
önce karıncayla başlayayım ilk onun tadına baktım çünkü. şu lays'in yoğurtlu zımbırtısı yeni çıkmıştı, bildiniz mi? arkadaşlarla piknik yapıyorduk evin bahçesinde. sonra yoğurtlu cipsi hayatımda ilk defa denemiş bulundum ve tadı hımm garipti. garip bir koku da var. yok olacak gibi değil, tükürdüm ki yarı öğütülmüş karınca.. hala lays yoğurtlu yemiyorum.
arıyı da şöyle yedim, sıcacık bir nescafe ve ben okulun arka bahçesinde oturuyorduk. elimde yanan sigaraya epeyce dalmıştım. nescafeden bir yudum aldığımda dudaklarıma yumuşaklı sertli ilginç bir doku geldi. hımm. tükürdüm. arı imiş. zavallıcık kaynar nescafeye düşer düşmez ölmüş. sorun değil. nescafe hala içiyorum ancak her yudumdan evvel bardağa bakarım.
yeşil sineği de dinlenme tesisinde esnerken yemiştim, evet. ağzımı ayırmıştım evet. ağzıma girmiş. dilimde kanat dokusunu hissedip parmağımla aldım onu, minik bir yeşil sinek. sorun değil. arada park yürüyüşüne çıktıkça hala yiyorum.
devamını gör...
normal sözlük’te fikir özgürlüğü
her yerde olduğu kadardır.
dışarıya çıkın, herhangi bir topluluğun yanında fikirlerinizi söyleyin. neyi savunduğunuzdan bağımsız olarak çok büyük ihtimalle sonunda kavga çıkacaktır. sokak röportajlarını biliyorsunuz. orada fikren karşı karşıya gelen insanların yarım saat daha karşılıklı konuşmasına izin verseniz çoğu saç saça baş başa girer birbirine. bu toplum böyle.
burada da değişen bir şey yok. sokakta denk gelebileceğiniz insanlarız hepimiz. tıpkı onlar gibi bambaşka düşüncelere sahibiz. durum böyle olunca, aykırı fikirleri geçtim * ülkenin kurucu liderini bile savunsanız küfür duyabiliyorsunuz bazılarından.
ha bir de ceza yasaları var tabii ki! "fikrimi söylüyorum. kimseyi ilgilendirmez" diyenlerin uzaydan bir yerden geldiğini varsayıyorum. zira bizi belki bir noktadan sonra ilgilendirmese bile "yasaları her daim ilgilendiren fikirler" var. biraz dikkatli olmakta fayda var o yüzden. her şey her yerde söylenmeyeceği gibi herhangi bir şeyi söylemenin yolu yordamı var.
son olarak; arkadaşlarınızla, ailenizle, eşinizle dostunuzla siyaset tartışmayın. size bir abla nasihatı olsun bu. siyasiler bugün var, yarın yok. bazı dengeler bugün kurulur, yarın ortadan kalkar. insanları kırdığınız ve kırıldığınızla kalırsınız. bazı kayıpları yerine koymanın imkânı olmayabilir. bir görüşünüz, duruşunuz mutlaka olsun, vatandaşlık görevlerinizi düzgünce yapın ama bunu yaparken gerek fikri anlamda gerek eylemsel anlamda telafisi olmayan hareketlerde bulunmayın. sonunda pişman olan siz olursunuz.
dışarıya çıkın, herhangi bir topluluğun yanında fikirlerinizi söyleyin. neyi savunduğunuzdan bağımsız olarak çok büyük ihtimalle sonunda kavga çıkacaktır. sokak röportajlarını biliyorsunuz. orada fikren karşı karşıya gelen insanların yarım saat daha karşılıklı konuşmasına izin verseniz çoğu saç saça baş başa girer birbirine. bu toplum böyle.
burada da değişen bir şey yok. sokakta denk gelebileceğiniz insanlarız hepimiz. tıpkı onlar gibi bambaşka düşüncelere sahibiz. durum böyle olunca, aykırı fikirleri geçtim * ülkenin kurucu liderini bile savunsanız küfür duyabiliyorsunuz bazılarından.
ha bir de ceza yasaları var tabii ki! "fikrimi söylüyorum. kimseyi ilgilendirmez" diyenlerin uzaydan bir yerden geldiğini varsayıyorum. zira bizi belki bir noktadan sonra ilgilendirmese bile "yasaları her daim ilgilendiren fikirler" var. biraz dikkatli olmakta fayda var o yüzden. her şey her yerde söylenmeyeceği gibi herhangi bir şeyi söylemenin yolu yordamı var.
son olarak; arkadaşlarınızla, ailenizle, eşinizle dostunuzla siyaset tartışmayın. size bir abla nasihatı olsun bu. siyasiler bugün var, yarın yok. bazı dengeler bugün kurulur, yarın ortadan kalkar. insanları kırdığınız ve kırıldığınızla kalırsınız. bazı kayıpları yerine koymanın imkânı olmayabilir. bir görüşünüz, duruşunuz mutlaka olsun, vatandaşlık görevlerinizi düzgünce yapın ama bunu yaparken gerek fikri anlamda gerek eylemsel anlamda telafisi olmayan hareketlerde bulunmayın. sonunda pişman olan siz olursunuz.
devamını gör...
troller sözlük moderasyonunun fakeleridir
(bkz: don’t feed the troll)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilişki durumu
franz kafka’ya sormuşlar ne kadar yalnızsın diye, franz kafka kadar yalnızım demiş. o kadar işte.
devamını gör...
barış manço şarkılarında geçen etkileyici sözler
unutmak kolay demiştin, alışırsın demiştin
öyleyse sen unut beni, yeter ki benden isteme
gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni
unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni
öyleyse sen unut beni, yeter ki benden isteme
gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni
unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni
devamını gör...
28 şubat 1997 postmodern darbesi
ak partinin bugünlere gelmesinin önündeki bütün engellerin kalktığı sözde darbedir. ülkemizde darbeler ne yazık ki her zaman siyasal islamcıların önünü açarken, gelişimin ve düşünce özgürlüğünün önünü kesmiştir. böyledir. misal 1980 darbesini incelediğimiz zaman dikkatimizi çekmesi gereken fakat gözden kaçan çok önemli bir ayrıntı vardır; darbeyi asker yapmış, her yerde atatürk vurgusu yapılmış buna rağmen en çok zararı yine atatürkçülük düşüncesi görmüştür.
bugün her üniversitede zorunlu olarak aldığımız inkılap tarihi dersi, 1980 darbesinin ardından her üniversite bölümü için 4 yıl boyunca alınması zorunlu hale getirilmiştir. hayatın her alanında pompalanan atatürk vurgusu, dincilerden çok ''atatürk''e zarar vermiştir. ayrıca kemalizm'in doğuşu 1980 darbesinin ardından gerçekleşmiştir. (izm ile biten her ideolojinin içi boş olduğu için kemalizmin de gereğinden fazla abartıldığını ve kesinlikle atatürk sevmeyenleri tarafından bilerek tasarlanmış bir ideoloji olduğunu düşünüyorum, atatürk'e bir yerde zararı kemalizm savunucularının verdiğini görmemek için kör olmak gerekir.)
darbe olmayan fakat ne diyelim aman nasıl dile getirelimciler bir post-modern darbe kavramı kavramını atmışlardır ortaya. 28 şubat zihniyeti denilen ve her seferinde sözde mağdurlar tarafından dile getirilen, benim ise hala daha anlayamadığım bir zihniyet var. aslında yok öyle bir zihniyet. elbette 90'lı yılların son çevreğinde türkiye'de skandal gelişmeler yaşanmıştır. skandal yöneticiler, ekonomik sıkıntılar, siyasi iktidarsızlığın yarattığı kaos ortamı, hizbullahçılık, ard arda gelen korkunç cinayetler ülkenin gidişatını negatif yönde etkilemiştir. bir kontrol mekanizması ile müdahale gibi görünen 28 şubat pğuaestmıııdıırnnnn darbesi*, yapılmış olan her darbe gibi öncelikle yanlıştır, ve kesinlikle yapılma amacıyla uzaktan yakından alakası yoktur. türban ağlayıcılarının bitip tükenmeyen sığınağıdır, modern kavramını içinde taşımasına rağmen ülkedeki gerciliği başlatan post darbecik. türbana karşı değilim, türbanın siyasallaştırılmasına karşıyım.28 şubat mağdur edebiyatını bugün hala türk televizyonlarının müthiş siyasi programlarında günde en az 5 kere duyabilirsiniz. eğer 28 şubat bir darbe olarak sayılacak ise, türkiye cumhuriyet tarihinin laiklik anlayışına vurulmuş bir darbedir. siyasal islamın hunharca savunucusu olan bir ülkeye dönüşmemizin en önemli adımını, 28 şubat gelişmeleri atmıştır. yazılabilecek çok şey vardır fakat benim yüreğim tükendi arkadaşlar.
not: ''türkiye hiç bir zaman laik değildi'' diyecek olan sevgili yazargiller, laikliğe değil, laiklik anlayışı vurguma dikkat ediniz.
bugün her üniversitede zorunlu olarak aldığımız inkılap tarihi dersi, 1980 darbesinin ardından her üniversite bölümü için 4 yıl boyunca alınması zorunlu hale getirilmiştir. hayatın her alanında pompalanan atatürk vurgusu, dincilerden çok ''atatürk''e zarar vermiştir. ayrıca kemalizm'in doğuşu 1980 darbesinin ardından gerçekleşmiştir. (izm ile biten her ideolojinin içi boş olduğu için kemalizmin de gereğinden fazla abartıldığını ve kesinlikle atatürk sevmeyenleri tarafından bilerek tasarlanmış bir ideoloji olduğunu düşünüyorum, atatürk'e bir yerde zararı kemalizm savunucularının verdiğini görmemek için kör olmak gerekir.)
darbe olmayan fakat ne diyelim aman nasıl dile getirelimciler bir post-modern darbe kavramı kavramını atmışlardır ortaya. 28 şubat zihniyeti denilen ve her seferinde sözde mağdurlar tarafından dile getirilen, benim ise hala daha anlayamadığım bir zihniyet var. aslında yok öyle bir zihniyet. elbette 90'lı yılların son çevreğinde türkiye'de skandal gelişmeler yaşanmıştır. skandal yöneticiler, ekonomik sıkıntılar, siyasi iktidarsızlığın yarattığı kaos ortamı, hizbullahçılık, ard arda gelen korkunç cinayetler ülkenin gidişatını negatif yönde etkilemiştir. bir kontrol mekanizması ile müdahale gibi görünen 28 şubat pğuaestmıııdıırnnnn darbesi*, yapılmış olan her darbe gibi öncelikle yanlıştır, ve kesinlikle yapılma amacıyla uzaktan yakından alakası yoktur. türban ağlayıcılarının bitip tükenmeyen sığınağıdır, modern kavramını içinde taşımasına rağmen ülkedeki gerciliği başlatan post darbecik. türbana karşı değilim, türbanın siyasallaştırılmasına karşıyım.28 şubat mağdur edebiyatını bugün hala türk televizyonlarının müthiş siyasi programlarında günde en az 5 kere duyabilirsiniz. eğer 28 şubat bir darbe olarak sayılacak ise, türkiye cumhuriyet tarihinin laiklik anlayışına vurulmuş bir darbedir. siyasal islamın hunharca savunucusu olan bir ülkeye dönüşmemizin en önemli adımını, 28 şubat gelişmeleri atmıştır. yazılabilecek çok şey vardır fakat benim yüreğim tükendi arkadaşlar.
not: ''türkiye hiç bir zaman laik değildi'' diyecek olan sevgili yazargiller, laikliğe değil, laiklik anlayışı vurguma dikkat ediniz.
devamını gör...
nesli tükenmiş hayvanlar
mantolu hasan
bir zamanlar ülkemizde yaşamış olan anadoluya özgü leopar cinsinin yok olmasında şüphesiz büyük rolü olan hasan bele isimli kişidir. öldürdüğü parsların postları ile kasılarak boy boy fotoğraf çektirerek övünmüştür. öldürdüğü leoparların sayısı bilinmez.
kendisine söylenecek çok şey var. sadece ona değil o tarihlerde leoparları her daim avlanacak hayvanlar kategorisine alanlara da söylenecek şeyler var.
şimdiki gençlerimizin ülkelerinde leopar görememesinde emeği geçen mantolu hasan'ın fotoğraflarını huzurlarınıza bırakırım.

bir zamanlar ülkemizde yaşamış olan anadoluya özgü leopar cinsinin yok olmasında şüphesiz büyük rolü olan hasan bele isimli kişidir. öldürdüğü parsların postları ile kasılarak boy boy fotoğraf çektirerek övünmüştür. öldürdüğü leoparların sayısı bilinmez.
kendisine söylenecek çok şey var. sadece ona değil o tarihlerde leoparları her daim avlanacak hayvanlar kategorisine alanlara da söylenecek şeyler var.
şimdiki gençlerimizin ülkelerinde leopar görememesinde emeği geçen mantolu hasan'ın fotoğraflarını huzurlarınıza bırakırım.

devamını gör...
clubhouse kafa sesli odası
içerisi şampiyonlar ligi gibi pırlantacılar galericiler... az önce ekrem abi geldi.
devamını gör...
geceye bir replik bırak
"kar, öteden beri, yeni açmış badem çiçeklerinden daha güzel gelir bana. insanın içini, nefret ettiklerine karşı, tatlı intikam hisleriyle doldurur.
benim de bir zamanlar bir düşmanım vardı ki arkama sakladığım kar toplarını, her fırsatta yüzüne atar, o soğuktan morarmış dudaklarını ısırarak tir tir titrerken, sevinçten çıldırır gibi olurdum. benim de bir düşmanım vardı. sırtımdan içeri habersizce karları doldururken.. . bir zamanlar benim de kamuran adlı bir düşmanım, kamuran adlı bir düşmanım vardı... "

benim de bir zamanlar bir düşmanım vardı ki arkama sakladığım kar toplarını, her fırsatta yüzüne atar, o soğuktan morarmış dudaklarını ısırarak tir tir titrerken, sevinçten çıldırır gibi olurdum. benim de bir düşmanım vardı. sırtımdan içeri habersizce karları doldururken.. . bir zamanlar benim de kamuran adlı bir düşmanım, kamuran adlı bir düşmanım vardı... "

devamını gör...
kadınlar parasız erkeği sevmez
yanlış olan önerme. kadınlar da normal bir insani eğilim olarak nezakete, değer görmeye, kendini bilen, kendini geliştirebilen erkeklere doğru yönelir. siz aslında ya kötü karakterinizle, ya cehaletinizle ya da sığ düşünce yapınızla kadınları kaybedip sonra da en kolay olana başvurarak ''ühüü param yok diye beni sevmedi'' diye ağlıyorsunuz. çok üzgünüm ama paranız olmadığı için değil, insani birçok olması gereken özelliğe sahip olmadığınız için tercih edilmiyorsunuz. lütfen bu gerçekle yüzleşin, kendinizi acımayı bırakın, bahaneleri de defedin kendinizi gerçekleştirmeye odaklanın...
devamını gör...
neyden vazgeçemezsen onunla sınanırsın
herkes gidebilir herkes terkedebilir her sevgi bitebilir. bitmeyen yegane sevgi aile ve evlat sevgisidir. insanları severken veya bir hediye alırken karşılık beklemeden yapın bunu. gittiğinde, bittiğinde üzülmemeniz adına. insanlara ve neslere bağlanmak yerine hayatınızda olduğu an veya zaman dilimi için keyfini çıkartın. böylelikle her zaman güçlü ve hep hazırlıklı olursunuz. bir kitap mı okudunuz, bitecek ama bu yeni ve hiç bilmediğiniz bir kitap okuma fırsatı daha doğuracak size. sevgiliniz mi terketti, güle güle. daha çok seveceğiniz başka biri çıkacak elbet karşınıza. çok sevdiğiniz bir eşyayı mı kaybettiniz daha güzelini alırsınız bu sebeple. yukarıda bahsettiğim iki şey hariç her şeyin bir telafisi vardır hayatta.
devamını gör...
netflix hesabı
çok fazla leş içerik barındırmasına rağmen vazgeçemediğim dijital yayıncılık platformu.
bir de "true detective" gelirse değmeyin keyfime.
amazon prime video üyeliğim de var fakat arayüzü olsun, altyazı problemi olsun izlerken korsan sitelerden izliyormuşum hissi uyandırıyor.
bir de "true detective" gelirse değmeyin keyfime.
amazon prime video üyeliğim de var fakat arayüzü olsun, altyazı problemi olsun izlerken korsan sitelerden izliyormuşum hissi uyandırıyor.
devamını gör...
hamileler sokağa çıkmasın diyen yobaz
yobaz acaba ağaç kovuğundan mı cıktı?
ya da annesi onu neyzen tevfik'in de dediği gibi "doğurmayıp ...tı" mı?
ya da annesi onu neyzen tevfik'in de dediği gibi "doğurmayıp ...tı" mı?
devamını gör...
yoldaş'ın yetkisini kötüye kullanması
devamını gör...
kaliteli sandığınız kişinin tam bir mal çıkması
tum iliskilerimin ozeti
devamını gör...
olmasaydın olmazdık
bir keresinde bu söz için sözde bir gazete ''olmasaydın da olurduk'' şeklinde bir şeyler zırvalamıştı ve dünyanın en ünlü prezervatif markalarından biri olan okey firması da ''olsaydık, olmazdın'' yazarak cevap vermiştir.
tanım: ulu önder için söylenen bir söz.
tanım: ulu önder için söylenen bir söz.
devamını gör...
