21 kasım 2020 sokak yasağının yanlış anlaşılması
devamını gör...
eski kafa radyo yayını
boşları erken toplayan garson'un seçtiği güzel şarkıları istekler doğrultusunda kafa sözlük radyo kulübü üyelerine hediye ettiği yayındır. yayıncımıza açık şekilde benim için çaldığını belirtmesine rağmen merdumkaptan'ın sahiplenmeye çalıştığı şarkı için çok teşekkür ederim.
devamını gör...
kullanılmayan eşyalar veri tabanı
kitaplığımdan bazı kitapları verebilirim. okumadığım bazı kitaplar var öylece dursunlar istemiyorum. isteyene gönderebilirim.
devamını gör...
yemeğin tadına bakmadan tuz döken insan
thomas edison ile görüşmeye gittiğinde asistan olarak kabul görmeyecek kişi.
edison, görüşmeye gelen asistan adaylarına çorba ısmarlarmış. eğer aday çorbanın tadına bile bakmadan tuz dökerse, onun ön yargılı biri olduğunu düşünerek onu işe almazmış edison. tabii buradan edison'un da ön yargılı biri olduğu sonucu çıkıyor bana göre ama neyse...
edison, görüşmeye gelen asistan adaylarına çorba ısmarlarmış. eğer aday çorbanın tadına bile bakmadan tuz dökerse, onun ön yargılı biri olduğunu düşünerek onu işe almazmış edison. tabii buradan edison'un da ön yargılı biri olduğu sonucu çıkıyor bana göre ama neyse...
devamını gör...
hafta sonu 16:00'da markete hücum eden tip
evet uzun haftalardır şaşıp şaşıp kalıp gözlemlediğim olay. oturduğum sokak ne ararsan var bir sokak sözlük. marketler gırla 10 tane kahvaltı market tarzı market, fırın balıkçı vs. diyeyim. hafta sonu 17:00'a kadar market alışverişi serbest malum, 16:00'a kadar hafif yoğun olan güzide sokağım 16:00 hatta 16:15'ten sonra bir çıldırıyor ki sanki bombardıman anonsu yapılmış! her yerde kuyruk a101'de sadece bir personel müşterileri teker teker içeri sokma görevine geçiyor. yani bu nedir sözlük, üşengeçlik mi? denyoluk mu? banane banane ben de corona olcam bendeee mi?? çobansız koyun sürüsü ülke yeminle!
devamını gör...
1 haziran'a kadar uzaktan eğitim kararı
1 haziran salı gününe kadar uzaktan eğitim kararı alındı. niye 1 haziran? niye haftanın ortası? hiç mi inisiyatif alamaz bir bakanlık?
devamını gör...
amarthiel
empati kurabilen bir yazar.
anlamlı bir yazışma sonunda bu kanaate vardım.
sözlüğe iyi gelecek yazar, dilerim sözlükte ona iyi gelir.
anlamlı bir yazışma sonunda bu kanaate vardım.
sözlüğe iyi gelecek yazar, dilerim sözlükte ona iyi gelir.
devamını gör...
yaralı adam tablosu
1819 doğumlu fransız ressam gustave courbet tarafından 1844' te yapılmış otoportre tablo.

gustave courbet 19. yüzyılda gerçekçilik akımını fransa'ya getiren sanatçıdır. en ünlü tablolarından biri olan yaralı adam ya da orijinal adıyla "the wounded man"in ilginç bir hikayesi vardır.
tabloda kendini bir ağaç altında yaralı halde otururken resmetmiştir.
sanat tarihçileri tablonun ne anlama geldiğini araştırırken tabloyu x-ray dedektörü ile incelemişler. ve tablonun aslında başka bir resmin üzerine yapıldığını ya da resmin sonradan düzeltildiğini keşfetmişler.
şöyle ki resim aslında gustave courbet ile sevgilisini ağaç altında otururken gösteriyormuş. ancak tablo bitmeden sevgilisi onu terk etmiş ve tablo yarım kalmış. bu olay onu derinden etkilemiş ve bunalıma sürüklemistir.
yıllar sonra 1854' te resmin üzerinde değişiklik yapmış ve sevgilisini resimden çıkarıp sevgilisinin olduğu sol tarafına tam da kalbinin üzerine onu simgeleyen bir yara çizmiş.

bu tarz tablolara pişmanlık eseri de denir. birçok ressam tablolarını sonradan değiştirmiş ya da tablonun üzerine yeni resimler çizmiştir. bunların bazıları teknik anlamda yapılan değişiklikler olurken bazıları da gustave courbet' te olduğu gibi acı veren pişmanlıklar sonucunda yapılmıştır.

gustave courbet 19. yüzyılda gerçekçilik akımını fransa'ya getiren sanatçıdır. en ünlü tablolarından biri olan yaralı adam ya da orijinal adıyla "the wounded man"in ilginç bir hikayesi vardır.
tabloda kendini bir ağaç altında yaralı halde otururken resmetmiştir.
sanat tarihçileri tablonun ne anlama geldiğini araştırırken tabloyu x-ray dedektörü ile incelemişler. ve tablonun aslında başka bir resmin üzerine yapıldığını ya da resmin sonradan düzeltildiğini keşfetmişler.
şöyle ki resim aslında gustave courbet ile sevgilisini ağaç altında otururken gösteriyormuş. ancak tablo bitmeden sevgilisi onu terk etmiş ve tablo yarım kalmış. bu olay onu derinden etkilemiş ve bunalıma sürüklemistir.
yıllar sonra 1854' te resmin üzerinde değişiklik yapmış ve sevgilisini resimden çıkarıp sevgilisinin olduğu sol tarafına tam da kalbinin üzerine onu simgeleyen bir yara çizmiş.

bu tarz tablolara pişmanlık eseri de denir. birçok ressam tablolarını sonradan değiştirmiş ya da tablonun üzerine yeni resimler çizmiştir. bunların bazıları teknik anlamda yapılan değişiklikler olurken bazıları da gustave courbet' te olduğu gibi acı veren pişmanlıklar sonucunda yapılmıştır.
devamını gör...
göz kuruluğu
şu anda muzdarip olduğum durum. uykusuzluktan da kaynaklanır.
devamını gör...
x partisini eleştireni y partili sanmak
toplumumuzda çok ciddi bir problem olduğunu düşündüğüm sanrıdır. olaya sadece parti bazında bakmak da doğru değil; herhangi bir konuda da insanlar sırf damgalanmamak adına haksızlık dahi olsa ses çıkaramıyorlar. öylece durup izliyorlar olan biteni. halbuki sosyal bilimlerde mutlak doğru diye bir kavram yoktur. yani benim doğru bildiğim aslında kesin doğru bilgi değil ve her an yanlışlanabilir ya da tam tersi benim yanlış bildiğim ansızın doğrulanabilir. insanların çoğu ne yazık ki bu bilinçten yoksunlar ve böylece karşısındakini kolaycana fişlemekten bir an bile geri durmuyorlar.
insanların bir diğer hezeyanı da herkesin illa bir fırkayı savunmak zorunda oluşudur. bir şeyi eleştirirsin ''ne yani x daha mı iyi? ona mı verelim? yani oyumuzu'' diyorlar. kimseye vermek zorunda değilsin. kimseye vermeden de bir fikir sahibi olabilirsin. bunu anlayamıyorlar.
aslında bu noksanlığın kaynağı her şeyde olduğu gibi yine yeniden aile faktörüdür. hangimiz çocukken ebeveynlerimize bir fikir sunduğumuzda ''kim verdi sana bu aklı? hep o x arkadaşın yüzünden değil mi?'' azarını işitmemiştir ki? aslında fark etmeden fişlenmeye daha ailede başlıyoruz. hem de kendi annelerimiz, babalarımız tarafındandan.
insanların bir diğer hezeyanı da herkesin illa bir fırkayı savunmak zorunda oluşudur. bir şeyi eleştirirsin ''ne yani x daha mı iyi? ona mı verelim? yani oyumuzu'' diyorlar. kimseye vermek zorunda değilsin. kimseye vermeden de bir fikir sahibi olabilirsin. bunu anlayamıyorlar.
aslında bu noksanlığın kaynağı her şeyde olduğu gibi yine yeniden aile faktörüdür. hangimiz çocukken ebeveynlerimize bir fikir sunduğumuzda ''kim verdi sana bu aklı? hep o x arkadaşın yüzünden değil mi?'' azarını işitmemiştir ki? aslında fark etmeden fişlenmeye daha ailede başlıyoruz. hem de kendi annelerimiz, babalarımız tarafındandan.
devamını gör...
pame radyo yayını
yunan mitolojisinin, karşı kıyı müziğindeki yansımalarına dair ilginç ayrıntıları keşfetmek isteyen benim gibi meraklıları için nefis bir şölene dönüşeceğine inandığım yayın. eylül'ün ilk haftasının üzerine usulca bir örtü çekerken dinleyebileceğimiz en huzur dolu masallarla rüyalara dalmamızsa kuvvetle muhtemeldir.*
ilk edit: efsanelerin en büyüğüyle, mikis theodorakis'e selam durarak açılışların en anlamlısını yapmıştır. ışıklar içinde uyu miki...
ilk edit: efsanelerin en büyüğüyle, mikis theodorakis'e selam durarak açılışların en anlamlısını yapmıştır. ışıklar içinde uyu miki...
devamını gör...
kullanıcı adın bir cevap olsaydı sorusu ne olurdu sorunsalı
kana kırmızı rengini veren madde nedir?
devamını gör...
güne bir müge anlı sözü bırak
"senin kocanın evi yok"
müge anlı
müge anlı
devamını gör...
kızlar askerlik yaparsa oluşacak anılar
ulan burda manikür pedikür esprileri yapılmış. siz her kızı manikür pedikür yaptıracak kadar şanslı mı sanıyonuz ya. hayatımda bi makyaj malzemesine 30 liradan fazla vermeyen ben askerlikte tırnağımın kırılmasını sorun edecek kadar zayıf düşünmüyorum kendimi. ama keşkeee öyle olsa keşkeee. bizden anca regl şakası çıkar.
"komutanım bugün ana vatan kan ağlıyor"
"komutanım bugün ana vatan kan ağlıyor"
devamını gör...
eski sevgilinin yeni sevgilisinin eski sevgilisiyle sevgili olmak
tüm tarafların kafasını karıştıracak bir hamle.
devamını gör...
taçsız kral
rahmetli metin oktay'ın lakabı ve aynı zamanda da izmir'den çıkıp istanbul'a gelen başarılı bir futbolcunun hikayesinin anlatıldığı ve kendisinin oynayıp kendi hayat hikayesinden kesitlerin anlatıldığı 1965 yapımı atıf yılmaz imzalı filmin adı.
senaryosunu diğer bir usta olan safa önal tarafından senaryosu kaleme alınan film, futbolun unutulmaz efsane isimlerinden metin oktay'ın kendi hayatını oynadığı bir biyografik yapım. diğer rollerde gönül yazar, ajda pekkan, erol taş gibi oyuncuların da yer aldığı film, efsane futbolcunun izmir'den galatasaray'da gol krallığına ve italya' ya uzanan yolculuğundan bir yeşilçam melodramı ortaya çıkarıyor.
senaryosunu diğer bir usta olan safa önal tarafından senaryosu kaleme alınan film, futbolun unutulmaz efsane isimlerinden metin oktay'ın kendi hayatını oynadığı bir biyografik yapım. diğer rollerde gönül yazar, ajda pekkan, erol taş gibi oyuncuların da yer aldığı film, efsane futbolcunun izmir'den galatasaray'da gol krallığına ve italya' ya uzanan yolculuğundan bir yeşilçam melodramı ortaya çıkarıyor.
devamını gör...
bilmemek değil öğrenmemek ayıp
hayat mottosu yerine koyduğum atasözüdür. genelde bilgileri araştırmamak değil de öğrenmek istememek ayıptır diye düşünülen sözdür. bundan dolayı da bilmediğini sormak ayıp değildir, aslında sormaman ayıptır.
devamını gör...
acer
''taze, yeni'' anlamına gelen sözcüktür. genellikle iç anadolu bölgesinde kullanılır.
aynı zamanda tayvan kökenli bir bilgisayar ve donanım üreticisi şirketin ismidir.
aynı zamanda tayvan kökenli bir bilgisayar ve donanım üreticisi şirketin ismidir.
devamını gör...


