kahvaltıyı güzelleştiren sofra elemanı
anne, sevilen eş, taze fırından çıkmış sıcak ekmek ve en önemlisi çay.
devamını gör...
psikolojik sorunların kökeni
kesinlikle sevgisizliktir. annenin karnında bile kabullenilmemiş, benimsenmemiş kişilerdeki yaralar çok bariz oluyor maalesef.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının gittiği en iyi konser
nisan 2018 lp ankara konseri.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının benzetildiği ünlüler
izzet altınmeşe. yakışıklı adam neyse ki.
devamını gör...
geceye bir şey bırak
şey
devamını gör...
nickaltı yazılan yazarın karma puanı artıyor mu sorunsalı
sevabı bile artıyormuş !
devamını gör...
zamanın çok hızlı geçmesi
zaman allı pullu bir kuşak. kuşanmadan parıltısına aldanıp akmak var, hızla giden bir araçtan ışıklı reklam panolarını izler gibi. zamanın içinde yeni bir zaman yaratmak var, başını o sudan hiç kaldırmadan, hep daha derine giderek.
zamanın sürati ölçüsüyle sabit değil.
zamanın sürati ölçüsüyle sabit değil.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
the lord of the portakals
uzun zamandır izlediğim en iyi 4 dakika 6 saniye bu videodur. troller limonsa uçurulanlar da limonata olsun diye de öneride bulunuyorum. keyfim kaçtıkça gelir izlerim bunu.
devamını gör...
cem karaca şarkılarındaki ölümcül cümleler
"yüzbin kere tövbe eder, gene şarap içeriz"
adam hepimizi çözmüş, biz hala, niye bu ülke düzelmiyor deyip duruyoruz.
adam hepimizi çözmüş, biz hala, niye bu ülke düzelmiyor deyip duruyoruz.
devamını gör...
simit sarayına girip simit sar ayı diyen tip
dayak yemesi kaçınılmaz olan ayıdır. önce kendine baksın.
devamını gör...
son feci mars
olduk olası kendimize ve etrafımızda olan bitene bir anlam bulmaya çalışmışız. merak ettikçe düşünmüş, düşündükçe hislenmiş, hislendikçe taşmışız. öyle ki içimizden türlü türlü parçalar kopar olmuş artık: bazen yazmışız, bazen de çizmişiz. kimimiz şarkılar söylemiş, kimimiz dans etmiş; kimimiz oynamış, kimimiz izlemiş... bu böyle sürmüş gitmiş.
günlerden bir gün, birimizin aklına göğe bakmak gelmiş, herhâlde sevinmek istemiş. ya da "bat dünya bat!" diye sitem etmiştir belki. orası meçhul.
artık her neyse, bütün bu meçhulatın içinde, bir şey görmüş yukarıda: kırmızı bir şey. adeta büyülenmiş. baktıkça bakmış, izledikçe izlemiş. gel zaman git zaman, vaktini onunla geçirir olmuş. en güzel dostu olmuş o. sanki yanındaymış çünkü, sanki "korkma, yalnız değilsin." dermiş gökyüzünden.
fakat bu keşfi pek de sır olarak kalmamış. diğerleri de keşfetmişler en sonunda; büyük, garip, kırmızı şeyi. ama kimse eski dostu gibi davranmamış. kimse anlamaya çalışmamış. herkes bakmış ama kimse görmemiş. o güzel kırmızısı kimsenin aklına güzel bir çiçeği ya da parlak bir elmayı getirmemiş mesela. kan görmüşler onda, savaş görmüşler: adına da mars demişler.
işte bugün, onca zaman ve onca insan sonra, bir mars daha varmış meğerse: son feci mars. içinden kopan türlü türlü parçayla keşfedilmeyi bekliyor ve alabildiğine parıldıyor. bize de iki seçenek bırakıyor: eski bir dost mu olacağız ona, yoksa "diğerleri" mi?
kim bilir, belki o da bize "korkma," der, "yalnız değilsin."
günlerden bir gün, birimizin aklına göğe bakmak gelmiş, herhâlde sevinmek istemiş. ya da "bat dünya bat!" diye sitem etmiştir belki. orası meçhul.
artık her neyse, bütün bu meçhulatın içinde, bir şey görmüş yukarıda: kırmızı bir şey. adeta büyülenmiş. baktıkça bakmış, izledikçe izlemiş. gel zaman git zaman, vaktini onunla geçirir olmuş. en güzel dostu olmuş o. sanki yanındaymış çünkü, sanki "korkma, yalnız değilsin." dermiş gökyüzünden.
fakat bu keşfi pek de sır olarak kalmamış. diğerleri de keşfetmişler en sonunda; büyük, garip, kırmızı şeyi. ama kimse eski dostu gibi davranmamış. kimse anlamaya çalışmamış. herkes bakmış ama kimse görmemiş. o güzel kırmızısı kimsenin aklına güzel bir çiçeği ya da parlak bir elmayı getirmemiş mesela. kan görmüşler onda, savaş görmüşler: adına da mars demişler.
işte bugün, onca zaman ve onca insan sonra, bir mars daha varmış meğerse: son feci mars. içinden kopan türlü türlü parçayla keşfedilmeyi bekliyor ve alabildiğine parıldıyor. bize de iki seçenek bırakıyor: eski bir dost mu olacağız ona, yoksa "diğerleri" mi?
kim bilir, belki o da bize "korkma," der, "yalnız değilsin."
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bazen kapağında 5. sınıf fotom ve altında bu günlüğü izinsiz okumayın yazılı günlüğümu üzerinden 10 sene geçmesine rağmen açar okur, şimdiki halimden de notlar alarak o küçük halime duygulanıp aglarim. sanki beraber oturmusuz ben okuyorum o küçük kiz beni dinliyor. hemen yanı basimda beni izliyor. her sayfada o küçük beni tekrar tekrar severim. yazdığım bazı cümlelerde gerçekten kocaman olmama rağmen hala çocuk gibi ağlarım. muhtemelen bir 10 sene sonra da o küçük benle birlikte oturup o günlüğü gözlerim dolu dolu okuyacagim. değişik bir terapi.
devamını gör...
gökyüzüne bakmak
benim ozellikle yaz aylarinda en sevdigim etkinliktir. kanada'da ozellikle kuzey eyaletlerinde atmosfer yeryuzune daha yakindir, buda yildizli gecelerde muhtesem bir gorsel solen sunar bize. evim de sehrin isiklarindan uzak bir alanda olmasindan oturu gokyuzunun guzelligi ekstra farkedilmekte. hatta bazi geceler milkway'i gozlemlemek bile mumkun. (asagidaki gorselden fazlasi var ama eksigi yok)
devamını gör...
nickaltı olmayan yazar
derdi bu olsun.
anında çözerim.
oturmaya mı geldik buraya, yazı veririm bi nick altı hemen. elime mi yapışacak.
çünkü, hümanist olmak ve yazar olmak bunu gerektirir.
anında çözerim.
oturmaya mı geldik buraya, yazı veririm bi nick altı hemen. elime mi yapışacak.
çünkü, hümanist olmak ve yazar olmak bunu gerektirir.
devamını gör...
eeg
beynin elektriksel etkinliklerini, iletken elektronlar yardımıyla milisaniyelik çözünürlükte ölçen tekniktir. kafa yüzeyine bağlanan her elektrot, bulunduğu yerin derinlerinde yer alan milyonlarca nöronun toplam etkinliğini yakalar. bu teknikle beyin kortekslerindeki etkinliklerin çok hızlı değişimleri gözlenir hale gelir.
her geçen nesil daha donanımlı tarayıcılar, daha açılımlı yöntemlerle insan beyni, insan beyniyle anlaşılmaya çalışılıyor. bunun üzerine emerson pugh’ ın şu sözünü hatırlıyorum: “beynimiz onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o kadar basit olurduk ki onu anlayamazdık. “
fakat şimdi astrofizikte olduğu gibi nörobilim sahasında da anlama adına verilen çabaların getireceği büyük değişimlerin ayak seslerini duyuyoruz.
her geçen nesil daha donanımlı tarayıcılar, daha açılımlı yöntemlerle insan beyni, insan beyniyle anlaşılmaya çalışılıyor. bunun üzerine emerson pugh’ ın şu sözünü hatırlıyorum: “beynimiz onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o kadar basit olurduk ki onu anlayamazdık. “
fakat şimdi astrofizikte olduğu gibi nörobilim sahasında da anlama adına verilen çabaların getireceği büyük değişimlerin ayak seslerini duyuyoruz.
devamını gör...
genu valgum
"x" bacak olarak da bilinen bir deformitedir.
inspeksiyonu:
diz kapakları karşıya bakacak ve dizlerin medialleri birbirine değecek şekilde ayakta durulur. bu durumda medial malleoller arasında 1-2 cm'den fazla açıklık oluşuyorsa genu valgum vardır.
bir tarafta diğerinden daha çok görüldüğünde de bacak kısalığına neden olmaktadır.
inspeksiyonu:
diz kapakları karşıya bakacak ve dizlerin medialleri birbirine değecek şekilde ayakta durulur. bu durumda medial malleoller arasında 1-2 cm'den fazla açıklık oluşuyorsa genu valgum vardır.
bir tarafta diğerinden daha çok görüldüğünde de bacak kısalığına neden olmaktadır.
devamını gör...


