nasıl olduğunu bilmiyorum ama bulunduğum ortamdaki tüm çakmaklar benim cebime giriyor. katiyen bir kasıt yok. çakmakları almak gibi bir düşünceye ise hiç sahip değilim. ama o kadar inatçılar ki, bir şekilde eve geldiğimde hiç tanımadığım çakmakların benimle birlikte eve geldiklerini fark ediyorum.

gerekli önlemleri almama rağmen sorun devam ediyor. bulunduğum ortamda önceden uyarısını yapıyorum. bu çakmakların bana karşı zaafı var, o yüzden çakmaklarınızı koruyun diyorum çevremdekilere. herkes gülüyor tabi. ama günün sonunda o çakmakların hepsi bizim eve geliyor. çakmaklı köyün kavalcısı gibi bir şey oldum sanırım. yani ne yaparsam yapayım, nasıl önlem alırsam alayım çakmaklar bir yolunu bulup, akın akın bizim eve doğru geliyorlar.

hatta geçen gün tanıdığım iki çakmak dahi benim cebime girmiş. meğer eşimin çakmaklarıymış. tanıdık olanlar da bana bunu yaparsa, ben daha ne edeyim? varın siz söyleyin...
devamını gör...

tüylerimi diken diken etmiş olan uzun soluklu bir bilimkurgu filmidir. gönül rahatlığıyla "kesinlikle izlemelisiniz" diyebileceğim bir şaheserdir.
devamını gör...

sarah jaffe'ye ait 2010 tarihli suburban nature albümünde yer alan şarkıdır. sakin bir melodisi olduğu için dinlerken o anki ruh haline bağlı olarak insana hüzün,huzur veya aynı anda ikisini de hissettirebilir.

3.05'teki mükemmel keman girişi ile içinizde bir şeylerin değiştiğini hissedebilirsiniz.
devamını gör...

elimizde bir tam sayı olsun. eğer sadece toplama, çıkarma, çarpma, bölme ve üs alma işlemlerini kullanarak sayının rakamlarından, kendisini elde edebiliyorsak bu sayı friedman sayısıdır.

aşağıdaki eşitliklerde ^ işareti üssü manasındadır

25 = (5^2 ) ,
121 = (11^2 ) ,
126 = (6.21).

en ilginç friedman sayıları 123456789 ve 987654321 sayılarıdır;

987654321 = [8.(97+6/2)^5 +1] / 3^4

123456789 = [(86+2.7)^5 – 91] / 3^4

kaynak
devamını gör...

şampuan reklamındaki saçlar,yıkayıp çıkınca asla öyle olmayacak herkes çok iyi biliyor.
devamını gör...

insanı üzülmekten daha çok yoran durumdur.
devamını gör...

matbaanın yaygın olarak kullanılmaya başlanmasından tam 276 yıl sonra nihayet osmanlı'da istikrarlı olarak kullanılmasını başlatan kişidir.
devamını gör...

"biiir sen kaaldın geriiide" dediği an kendimi o, "biiir sen" olarak hissetmemi sağlayan bir ahmet kaya şarkısı.
boş t: 1987 yılındaki çıkmış olan albüme adını veren parça.
aynı albümde meşhur "hani benim gençliğim" ve "yaşamadın sen" de mevcuttur. büyük sıkıntı.
devamını gör...

birini anlatsam diğer 366432170'inin hatırı kalır.
devamını gör...

kedi katletme gibi kurbanlar esasta satanizmde yoktur. yani tamamen canilikten doğan birşey. satanist sitelerinde satanizm ile ilgili kurallara baktığınızda hayvanlara değer verir.
devamını gör...

buradaki bütün yazarlardan ve ailelerinden uzak dursun. öyle bir illet ki bu, dağ gibi adamlar eridi gitti bu savaşta..

edit: 03/04/2021

dün itibariyle babama bağırsak kanseri teşhisi konuldu. buradaki yazar arkadaşlardan babam için dua bekliyorum. allah kimseye bu durumu yaşatmasın.
devamını gör...

selamlar, nasılsınız? hepinizin iyi olmasını temenni ediyorum.
bu akşam, saat 22:00'da, düş kurma zamanı isminde bir radyo yayını ile sizlere bol bol shoegaze, dream pop, noise pop gibi tarzları icra eden müzik gruplarını kısaca tanıtacak ve sonra çalacağım.

nedir bu shoegaze? nasıl bir tarz diye soracak olur iseniz, seksenlerin sonunda birleşik krallık'ta ortaya çıkmış, doksanların ortasına kadar yükselebilmiş ama ne yazık ki britpop ve grunge yükseldikçe, ölü bir tarz olma yoluna gitmiş, karmakarışık gitar tonları ve mırıldanırcasına hülyalı seslere sahip vokal tınılarıyla bezenmiş, rüyasal bir müzik tarzı.

saat 22:00'da yayına sizleri bekliyorum, sağlıcakla kalın ve lütfen yemeklerinizde tuzu azaltın.
devamını gör...

(bkz: ölü ilan edilmek) durumunun örneklerinden biri. şöyle ki, william, 70 yaşındaki ingiliz bir ev sahibiydi. sene 1660. bir köye gitmek niyetiyle evinden ayrıldı. yürüyerek gidecekti. ama beklenen zamanda eve dönmeyince, karısı aramaya birilerini gönderdi. öyle-öyle aramalar falan yapıldı. william'a ait eşyalar bulundu. şapkası, gömleği gibi şeyler bulundu. şapkası keskin bir aletle kesilmişti, gömleği falan kanla kaplıydı, ama cesedi ortalıkta yoktu. hizmetçisi john perry, william'ın öldürüldüğünü bildiğini ama suçsuz olduğunu söyledi. diğer 2 kişi de biz suçsuzuz dediler. ama john, bu 2 kişinin, william'ın cesedini bir değnekle attıklarını iddia etti ve bu konuda ısrar etti. göleti incelediler ama ceset bulunamadı.

fakat john daha sonra diğer 2 kişiye katıldı ve suçsuz olduğunu söyledi. daha önce ruhsal bozukluğu sebebiyle bu 2 kişiyi suçlamış olduğunu söyledi. ama hem john hem de diğer 2 kişi suçlu bulundu ve asılarak idam edildiler. bu arada bu "2 kişi" dediğim şahıslar, sanırsam john'un annesi ve erkek kardeşi. bu üç kişi idam edilirken de, hem erkek kardeşi hem john suçsuz olduklarını tekrar belirttiler. fakat annelerinin bir "cadı" olduğundan şüphelenildi ve oğullarına itiraf etmelerini engelleyen bir büyü yaptığı iddia edildi böylelikle önce anneleri idam edildi.

1661 senesinde william, ölü ilan edildi. oysa ölmemişti. evet. 3 kişi gerçekten suçsuzdu. 1662 senesinde william geri döndü.

kaçırıldığını, yaralandığını, atlarla götürüldüğünü, bir türk gemisine bindirildiğini ve osmanlı'ya köle olarak satıldığını, kendisini berberi korsanlarının kaçırdığını iddia etti. ve yaklaşık bir buçuk yıl sonra kaptanın öldüğünü ve daha sonra bir limana gittiğini ve bir portekiz gemisiyle geri döndüğünü söyledi. yani adam maceracı oluvermiş. napıp ne etmiş, ölmemiş.

fakat bu iddialar bazılarını şüphelendirdi. yani en nihayetinde adam 70 yaşında. kim napsın 70 yaşındaki bir adamı.

bu olay çok ünlendi. fakat olan, o 3 hizmetçiye oldu....
devamını gör...

hakkında pek bilgim yoktu bu podcast'e kadar. kendi tavsiyesi üzerine videoyu durdurup hakkında google araması yaptım. sonra da videoya devam etmedim zaten. sözlük için podcast fikri güzel olsa da başlangıç için biraz değişik bir seçim olmuş. ne diyelim hayırlı olsun. en azından emek verdiğin için bir teşekkürü hak ediyorsun yoldaş.

bir yanlış anlaşılma olursa da 2029 gibi falan ironi yaptım derim. *
devamını gör...

kahvemi yaptım, ellerimi ovuşturdum ve fonda temaya uygun olarak an eisai ena asteri çalıyor.-yine ne güzel söylüyor iki gözümün çiçeği- şimdi yazmaya başlayabilirim.

istanbul sabiha gökçen havalimanındanathen-eleftherios venizelos havalimanına bir buçuk saat süren bir uçuşta ulaşıyorsunuz. şehir merkezine inmek için; mavi renkli hat olan metro ile syntagma yada monastiraki meydanlarına inebilir yada taksi ile yaklaşık 30 euro bir ücret karşılığında ulaşabilirsiniz. muhtemelen kalacağınız yerler buralara yakın olacaktır.

ben dafni bölgesinde kaldığım için o civardan başlayarak anlatacağım atinayı. kaldığım pansiyondan 500 metre kadar yürüyerek kırmızı renkli dafni metro istasyonuna gidiyor ve ardından 3 4 durak olmalı yanlış hatırlamıyorsam syntagma meydanına iniyordum ama önce dafninin metro istasyonunun çevresini anlatayım biraz büyük bir alanın çevreleyen kafeler,büfeler ve seyyar satıcılar bulunuyor. metro istasyonunun sol tarafında bulunan siyah konseptli kafenin peynirli kurabiyeleri çok güzel söylemeden edemeyeceğim. açık havada oturabileceğiniz bol miktarda bankta bulunuyor çevrede ancak bu civarda görülecek olanların pek bir tarihinde ve özelinde manası olmadığı için hızlı geçiyorum. syntagma meydanın bembeyaz tasarlanmış metro istasyonundan hızlıca merdivenleri tırmandığınızda önünüzde kocaman bir alan ve alanın sağ tarafında parlamento binası karşılıyor sizi. parlamento binası, önünde 10 tane sütun bulunan krem ve beyaz renklerin ağırlıkta olduğu bir yapı. parlamento binasının önünde olan boş meydanda bol miktarda evsiz insan, müzik yapan gençler, turist olduğunuzu 500 metreden koklayarak hisseden satıcılar ve dilenciler bol miktarda bulunuyor aman diyeyim dikkatli olun.

hemen karşısında bulunan binaların arasında insanların yoğunlukla yürüdüğü caddeyi göreceksiniz.ermou caddesi syntagma ve monastiraki meydanlarını bağlayan tarihi bir cadde. cadde üzerinde göreceğiniz kafelerin çoğu türkiyede göreceklerinizden pek farklı değil aslında ancak ara sokakları talan etmeniz halinde ouzo içebileceğiniz sevimli barlar ile karşılaşmanız çok olası. arnavut kaldırımlı ermou sokaklarında gezerken her köşede tarihi bir yapı görmeniz pek mümkün. caddenin sağında solunda bulunan evler genellikle 2 katlı ve alçak yapılar. caddede yürümeye devam ettiğinizde sonlarına doğru sizi the byzantine church of panaghia kapnikarea kilisesi karşılayacak. -itiraf etmeliyim, yapıldığı dönemde itibar ve tasarruf ilişkisi henüz kurulmamış olduğundan dehşete düştüm. nasıl yani?- 11. yüzyıldan kalma, meryem anaya adanmış bu ihtişamsız kilisenin üzerinde bulunan yaprak ve kalp desenleri karakteristik yapısını yansıtıyor dönemin. kiliseyi çevreleyen taşlardan örülü alçak duvarların üzerinde her daim sigara içen gençleri görmek mümkün. -yok yok duvarlarına kalp içinde isimlerini yazmıyorlar-

caddede bol miktarda müzik yapan gençleri görünce artık sonunun geldiğini anlıyorsunuz yoksa bir an hiç bitmeyecek gibi geliyor o cadde. monastiraki meydanına geldiğinizde ise kendinizi istanbul/ümraniye meydanda gibi hissediyorsunuz bir ferahlık geliyor. efendim suriyelisi nargilesini içiyor, bangladeşliler bi tövbe estağfirullah kokan yemekler pişiriyor, inanmazsınız iş makinesi izlerken çekirdek çitleyen yunan bir teyze ile tanıştım azıcık sohbet ettik az kala oğluna alıyordu beni ucuz kurtuldum. neyse garip detaylar vermeyi bırakmam gerekiyor acilen. meydanı çevreleyen binaların altlarında bol miktarda balık restoranı bulunuyor, benim deneyimlediklerim gayet lezzetliydi.

meydanda biraz oturup güneşin çökmesini bekliyorsunuz. siz bekleyin yani ben o güneşin alnında acropolise tırmanmaya çalıştım yazık günah siz etmeyin öyle şeyler. oturduğunuz herhangi bir kafede son derece lezzetlifrappeler içebilirsiniz o sırada hem biraz dinlenmek içinde çok uygun biryer.

-yazarın burada beli tutuldu, bi sigara molası verdi geri gelecek, yani inş-
bu girdiden sona kafa sözlük yazarlarından şu başlığa destek vermelerini rica ediyorum*
(bkz: moderasyon supportgirle maaş bağlasın kampanyası)

artık acropolise çıkmaya hazırım! ara sokaklardan acropolise uzanan yolu çıkarken muhtelif hediyelik eşya satan dükkanları görmek mümkün buralardan helenistik dönem detaylı taçlar,elbiseler ve sandaletler almak mümkün. bir dahaki gidişimde kombinimi tamamlamaya ant içtim. yukarı doğru tırmanış zor olacak o sebep ile mümkün mertebe rahat kıyafetler giymeye özen göstermeli ziyaretçiler. yaklaşık 1 2 km süren tırmanışın sonunda acropolis tüm ihtişamı ile sizi karşılıyor olacak. harika bir atina manzarası izleyecek olacaksınız bu sebeple bir miktar tıkınmalık nevaleyide yanınıza almanızda da fayda var.

daha çok fazla anlatılacak şey var ama tükendim. o sebep ile arada gelip bu başlığın altında anlatmaya devam edeceğim.
okuyan herkese şimdiden teşekkür eder, esenlikler dilerim.
devamını gör...

aynı zamanda ceylan anlamına da gelen bir isimdir. kürtçe “hezal” isminden türkçeye geçmiştir.
devamını gör...

alışılmış yalnızlığa bir başkasının müdahale etmesiyle yaşanabilecek pişmanlıkların artmasından endişe duyulması.
devamını gör...

herkeste olamayacak rozettir. çok istiyorsanız karma puan kasabilirsiniz.

yalnız 100 karma puanla kaçırdığım bir rozet var. biraz beğeni atarsanız daha iyisini almayı düşünüyorum. el ele omuz omuza herkesi rozet sahibi yapalım sıradan.
devamını gör...

enerjisizlik ,bitkinlik, yılgınlık, tahammülsüzlük,yorgunluk. ve tüm bunlara rağmen yapılacak bir dünya iş. depresif insanlara bir depresyondakilere iki kere selam olsun .
devamını gör...

oralarda da yaşam sürüp gidiyordur burada olduğu gibi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim