cüzdanda fotoğraf taşımak
eşimi tanıdığım andan beri hep cüzdanımda taşıyorum fotoğrafını.
devamını gör...
öğretmeninden dayak yiyen nesil
benimdir o.. hemde oyle boyle değil.
hem boyle cetvel ile ellere vurma falan değil, direk kafaya vurma direk kulakları cekme.
kulaklarımın büyük olmasını sanırım ilk okul hocama borcluyum.kendisini hatırladıgım ilk aklıma gelen anılardandır yediğim dayaklar.
üstteki yazarlarında dediği gibi, “eti senin kemiğin bizim” nesliyimdir.(hatta biizimkiler kemiklerimi de verirdi)
hem boyle cetvel ile ellere vurma falan değil, direk kafaya vurma direk kulakları cekme.
kulaklarımın büyük olmasını sanırım ilk okul hocama borcluyum.kendisini hatırladıgım ilk aklıma gelen anılardandır yediğim dayaklar.
üstteki yazarlarında dediği gibi, “eti senin kemiğin bizim” nesliyimdir.(hatta biizimkiler kemiklerimi de verirdi)
devamını gör...
küçük sevgilim
mor ve ötesi'nin büyük düşler albümünde yer alan şarkı. bu şarkı ne zaman çalsa sevgimi hak etmeyen insanlar için üzüldüm ve göz yaşı döktüm..
devamını gör...
gitmek mi zor kalmak mı sorunsalı
insanı ikilemde bırakan sorunsaldır. kişiye, duruma göre farklılık gösterse de genel anlamda gitmek vazgeçenin, kalmak da vazgeçilenin gerçekleştiği eylemdir. bu yüzden bence kalmak, yani vazgeçilen olmak daha zordur. çünkü fark edersiniz ki siz ne kadar umut etmiş, ne kadar çabalamış olursanız olun karşıdaki kişi için bu hiçbir anlam ifade etmemiştir.
o gider, siz de arkasından bakar durursunuz.
o gider, siz de arkasından bakar durursunuz.
devamını gör...
gidenin arkasından su dökmek
türk'lere özgü bir harekettir.
devamını gör...
beyaz zambaklar ülkesinde
türkiye'de , atatürk'ün emri doğrultusunda askeri okulların müfredatına eklenmiş grigori petrov kitabı. çoğu rus yazarın kitaplarında daha çok açlık ,sefalet ve karakterin kendi iç dünyası ile mücadelesini görüyoruz . petrov bunun biraz dışına çıkmayı başararak , verilmesi gereken en önemli mücadelenin cehalet ile savaşmak olduğunu oldukça açıklayıcı bir şekilde kaleme almış. elnur osmanov'un çevirisi orta düzeyde bir çeviri olmasına rağmen tercih etmenizi öneririm. şahsi olarak, kitabın her cümlesine katılmasam bile , güzel çıkarımların bulunduğunu düşünmekteyim.
--- alıntı ---
sizden ricam, öğrencilere üniversitelerin birer diploma imal eden fabrikalar olmayıp, etrafa ışık saçan canlı mumlar imal eden fabrikalar, ülkenin zihnen ve manen kalkınmasını sağlayan merkez istasyonlar olduğunu anlatmanızdır.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
sizden ricam, öğrencilere üniversitelerin birer diploma imal eden fabrikalar olmayıp, etrafa ışık saçan canlı mumlar imal eden fabrikalar, ülkenin zihnen ve manen kalkınmasını sağlayan merkez istasyonlar olduğunu anlatmanızdır.
--- alıntı ---
devamını gör...
bilim bir gün tanrının varlığını somut olarak ispatlarsa olabilecek şeyler
olmayanı kanıtlamak olanı kanıtlamaktan daha mı zor ki bilim kesin tanrı yoktur diyemiyor. birisi hangi din doğru yol bilelim demiş. arkadaşım, dört kitabın manası "la ilahe illallah" gerisine eyvallah.
devamını gör...
normal sözlük'ün reklamsız olması
şimdilik öyle olandır. tutulmaya ve duyulmaya başladığında reklam da alacaktır. he bu kötü mü? gözümüzü kanatmadıkları sürece bence değil emeklerinin de bir bedeli olmuş olur.
devamını gör...
huzursuzluk yaratan olaylar
yaklaşık 20 yıldır türk siyasetinde olan her olay huzursuzluk yaratıyor.
devamını gör...
audiotest
ilk nickaltını girmediğim için kendime gıcık olduğum yazar.
agora meyhanesi radyo yayınını yaparken gerek başlık altına yazıldığı gerekse özel olarak bizimle değerli görüşlerini paylaştığı için kendisinden çok güç almıştık. bilgi dolu ve çok güzel tanımları var gerçekten. var olsun.*
agora meyhanesi radyo yayınını yaparken gerek başlık altına yazıldığı gerekse özel olarak bizimle değerli görüşlerini paylaştığı için kendisinden çok güç almıştık. bilgi dolu ve çok güzel tanımları var gerçekten. var olsun.*
devamını gör...
hukuk derslerine çalışmak
hukuk derslerine çalışmak değil de hukuk derslerine çalıştığını sanmak...
devamını gör...
bizi resmen soyanlara yine oy vereceğim yine destekleyeceğim
"niye diğerlerine şans vermiyorsun?" sorusuna "ben o konuda feminist değilim" şeklinde cevap veren kişinin kurduğu cümle.
bunu hak edecek ne yaptık ya rabbim!
bunu hak edecek ne yaptık ya rabbim!
devamını gör...
clang çağrışım
kelimelerin anlamından çok ses uyumuna, ahengine ve kafiyesine göre olan çağrışımlara verilen isimdir.
fikir ucuşması olarak da isimlendirilebilen bu durumda konularla alakasız konulardan konulara atlama görülebilmektedir.
bir düşünce içerik bozukluğudur.
fikir ucuşması olarak da isimlendirilebilen bu durumda konularla alakasız konulardan konulara atlama görülebilmektedir.
bir düşünce içerik bozukluğudur.
devamını gör...
güne bir şiir bırak
sevgilim sabahın erkenini seviyor,
ben geceyi ve esmerliğini onun,
o dorukları seviyor, korkuyor bundan
ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı,
ona bir yeşil gülümsüyor,
ben, hayatı delice sevdiysem nasıl,
diyorum, seni de öyle.
o kendi boşluğunda oyalanan günlerde
canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor,
ben göğe bakıyorum geceden,
kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim
diyorum, yanında,
o sabahları eğilip öpüyor denizi.
çıplağın çıplağımda, rüzgarın dağımda olsun,
esmerliğin gecemde, öyle kal.
“bulutlara bak, gidiyorlar, hızla” diyorsun,
yağmur bir yalıyor yüzümü,
bir duruyor. sabahları eğilip yüzüme
öpüşün geçiyor bir, bir duruyor aklım.
su ve rüzgar, dağ ve doruk, sonsuz hepsi,
oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür, ölüm geliyor aklıma bir
bir, çıplağın çıplağımda.
rüzgarın dağımda olsun esmerliğin gecemde
öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda
aşk şiiri-birhan keskin
ben geceyi ve esmerliğini onun,
o dorukları seviyor, korkuyor bundan
ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı,
ona bir yeşil gülümsüyor,
ben, hayatı delice sevdiysem nasıl,
diyorum, seni de öyle.
o kendi boşluğunda oyalanan günlerde
canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor,
ben göğe bakıyorum geceden,
kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim
diyorum, yanında,
o sabahları eğilip öpüyor denizi.
çıplağın çıplağımda, rüzgarın dağımda olsun,
esmerliğin gecemde, öyle kal.
“bulutlara bak, gidiyorlar, hızla” diyorsun,
yağmur bir yalıyor yüzümü,
bir duruyor. sabahları eğilip yüzüme
öpüşün geçiyor bir, bir duruyor aklım.
su ve rüzgar, dağ ve doruk, sonsuz hepsi,
oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür, ölüm geliyor aklıma bir
bir, çıplağın çıplağımda.
rüzgarın dağımda olsun esmerliğin gecemde
öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda
aşk şiiri-birhan keskin
devamını gör...
1 ocak 2021 cumhurbaşkanı açıklamaları
cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'nın ayasofya camii’nde cuma namazının ardından açıklamalarda bulunması hadisesi.
sayın cumhurbaşkanının açıklamaları şu şekilde ;
--- alıntı ---
yaptığımız görüşmeler neticesinde 3 milyon aşı geldi, serisi devam edecek. hedefimiz çin'den 50 milyon almanya'dan bir o kadar daha gelmesi söz konusu. vatandaşlarımızın bir takvim çerçevesi içinde aşıya karşı olan tutarlılığı ve vaka sayılarını inşallah bir temenni olarak söylüyorum, azaltacaktır.
almanya'yla yaptığımız görüşmelerde ortak üretim söz konusu. buradan olumlu gelişmeler var. rusya'yla yaptığımız çalışmalar da var ayrıca türkiye'nin kendi bünyesinde yaptığı çalışmalar var.
yasakları keyfimiz için değil vatandaşımızın sağlığı için istiyoruz.
biontech'le tübitak başkanımız görüşmeleri yapıyorlar, bu görüşmeler neticesinde takvim belli olacak ve adımlar atılacak.
(fikri sağlar)bu zat artık bu çağda yaşamıyor, çok gerilerde kaldı. ne yazık ki chp zihniyetinin faşizan anlayışının geçmişte olduğu gibi bugüne yansımasıdır. bu faşist anlayış hala sürdürüyor. başörtülü kızlarımız üniversitelerin kapılarından çevrildi yıllarca. insanın giyimine kuşamına göre değerlendirmeye kalkacak olursak bunu fikir özgürlüğü olarak anlatmak mümkün değildir. bunları sorduğun zaman inanç özgürlüğünden bahsediyor. nasıl bir inanç özgürlüğü bu? bırakın bu işleri... 40'lı 50'li yıllardaki chp'nin olduğunu, hala insanların yaşam tarzlarına müdahale etmesini istemiyoruz.
bay kemal yanına iki tane başörtüsü alıp milleti aldatma sürecini de bıraksın. yanına 20 tane başörtülü koysan, senin ne olduğunu gayet iyi biliyorlar. burada hakim, savcı, polis, her kurumunda bunları görecekler. başörtülü olan polis, savcı olamaz... böyle bir şey var mı? hangi kuruma hangi şartlarla gelinir bu bellidir. bunlar çok şeyler görecekler daha. oy almak için başörtülü birkaç kişiyi yanlarında adete vitrin mankeni gibi koymak kimseyi aldatmıyor, geçti o işler. parlamentoda nice başörtülü bayanlarımız var. bay fikri, buralara kadar gelindi, sen çağın dışında kaldın. tabii bay kemal bir şey söyleyemiyor.
(süleyman girgin) bay kemal niçin bunu cevapsız bıraktı? bunların sorunları var, taciz tecavüz, hırsızlık var. chp'nin nereden nereye geldiği açık. en güzel dersi 2023'te milletim sandıkta bunlara verecekler.
(sözcü'nün ayasofya haberi) ben sözcü gazetesi okumuyorum, kimse de buna lüzumsuz yere para verip almasın. ayasofya 2020 yılının taçlı yıldızıdır.
--- alıntı ---
kaynak
sayın cumhurbaşkanının açıklamaları şu şekilde ;
--- alıntı ---
yaptığımız görüşmeler neticesinde 3 milyon aşı geldi, serisi devam edecek. hedefimiz çin'den 50 milyon almanya'dan bir o kadar daha gelmesi söz konusu. vatandaşlarımızın bir takvim çerçevesi içinde aşıya karşı olan tutarlılığı ve vaka sayılarını inşallah bir temenni olarak söylüyorum, azaltacaktır.
almanya'yla yaptığımız görüşmelerde ortak üretim söz konusu. buradan olumlu gelişmeler var. rusya'yla yaptığımız çalışmalar da var ayrıca türkiye'nin kendi bünyesinde yaptığı çalışmalar var.
yasakları keyfimiz için değil vatandaşımızın sağlığı için istiyoruz.
biontech'le tübitak başkanımız görüşmeleri yapıyorlar, bu görüşmeler neticesinde takvim belli olacak ve adımlar atılacak.
(fikri sağlar)bu zat artık bu çağda yaşamıyor, çok gerilerde kaldı. ne yazık ki chp zihniyetinin faşizan anlayışının geçmişte olduğu gibi bugüne yansımasıdır. bu faşist anlayış hala sürdürüyor. başörtülü kızlarımız üniversitelerin kapılarından çevrildi yıllarca. insanın giyimine kuşamına göre değerlendirmeye kalkacak olursak bunu fikir özgürlüğü olarak anlatmak mümkün değildir. bunları sorduğun zaman inanç özgürlüğünden bahsediyor. nasıl bir inanç özgürlüğü bu? bırakın bu işleri... 40'lı 50'li yıllardaki chp'nin olduğunu, hala insanların yaşam tarzlarına müdahale etmesini istemiyoruz.
bay kemal yanına iki tane başörtüsü alıp milleti aldatma sürecini de bıraksın. yanına 20 tane başörtülü koysan, senin ne olduğunu gayet iyi biliyorlar. burada hakim, savcı, polis, her kurumunda bunları görecekler. başörtülü olan polis, savcı olamaz... böyle bir şey var mı? hangi kuruma hangi şartlarla gelinir bu bellidir. bunlar çok şeyler görecekler daha. oy almak için başörtülü birkaç kişiyi yanlarında adete vitrin mankeni gibi koymak kimseyi aldatmıyor, geçti o işler. parlamentoda nice başörtülü bayanlarımız var. bay fikri, buralara kadar gelindi, sen çağın dışında kaldın. tabii bay kemal bir şey söyleyemiyor.
(süleyman girgin) bay kemal niçin bunu cevapsız bıraktı? bunların sorunları var, taciz tecavüz, hırsızlık var. chp'nin nereden nereye geldiği açık. en güzel dersi 2023'te milletim sandıkta bunlara verecekler.
(sözcü'nün ayasofya haberi) ben sözcü gazetesi okumuyorum, kimse de buna lüzumsuz yere para verip almasın. ayasofya 2020 yılının taçlı yıldızıdır.
--- alıntı ---
kaynak
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
prag yeni adı ile çekya
buradan
buradan
devamını gör...
şu an hissettiğiniz burukluğun sebebi
yalnızlığın yüzüme vurduğu karanlık ve sessizlik.
devamını gör...
akşam yıldızı
(bkz: iskender pala)’nın ocak 2020’de yayımlanan romanı.
bir göbeklitepe romanı…
sevgili yazarımız iskender pala, çok şık ve muhteşem bir hayal gücü ile bizi bugünden alıp taa on iki bin yıl öncesine götürüyor bu kitapla.
on iki bin yıl önce yaşamış insandan, günümüz modern dünyasına evrilişimizi, o günden bugüne süregelen anlam arayışımızı, belki de ilk insanın var oluşunu hikayeleştirerek anlatıyor bu kitapla iskender pala…
yazarın bir çok kitabını okudum.
okuduğum kitaplar arasından da kurgusu en zayıf olan kitap budur bence. ama bunu bir kusur olarak yazmadığımı belirtmeliyim. çünkü kendisinin de kitapta belirttiği üzere o dönemlere ait bilgimiz oldukça sınırlı. bu yüzden bunu kusur olarak değil, tanım olarak algılamanızı rica edeceğim.
kitapla ilgili söylemek istediğim bir çok şey var aslında…
öncelikle kitabı çok beğendim. diğer okuduğum bütün kitapları gibi...
( (bkz:babil de ölüm istanbul’da aşk) hariç. kitapta geçen eski türkçe’ yi çözmek için kitapla birlikte iki kitap daha okudum sayılır, çok yorucu idi…)
kitap özetle göbeklitepe efsanelerinden hareketle ve iç içe geçirilen müthiş kurgu ile avcı-toplayıcılıktan ilk yerleşik düzene geçişi, ilk çiftçiliği, ilk savaşları, ilk ibadeti anlatıyor diyebilirim. üstelik güzel ve ilkel bir aşk hikayesi ekseninde…
sarıca ve çira…
doğduktan sonra lanetli diye kabile tarafından öldürülmesi istenen bir bebek...
bebeğine bağlı bir anne...
ortaya çıkan kasırga, ateş topları…
felaketten sağ salim kurtulan sarıca, çira ve bebek…
sarıca'nın çira ve bebekle beraber bir oba kurabilme hayalleri…
başka kabilelerin olaya dahil olmasıyla başlayan kovalamaca ile birlikte gelişen olaylar…
çok çok sevdiğim bir kitaptır.
hoş, her ne kadar yazdığı kurgular ile tarihi saptırdığı bazı kesimler tarafından iddia edilse de kendisi bas bas bağırıyor kardeşim kurgudur diye, daha ne desin adam…
eski askerdir. askerliği bırakıp bence kalemi eline almakla da çok iyi etmiştir.
iskender pala ne yazsa okurum arkadaş…
tüm kitapları gibi tavsiyemdir..
bir göbeklitepe romanı…
sevgili yazarımız iskender pala, çok şık ve muhteşem bir hayal gücü ile bizi bugünden alıp taa on iki bin yıl öncesine götürüyor bu kitapla.
on iki bin yıl önce yaşamış insandan, günümüz modern dünyasına evrilişimizi, o günden bugüne süregelen anlam arayışımızı, belki de ilk insanın var oluşunu hikayeleştirerek anlatıyor bu kitapla iskender pala…
yazarın bir çok kitabını okudum.
okuduğum kitaplar arasından da kurgusu en zayıf olan kitap budur bence. ama bunu bir kusur olarak yazmadığımı belirtmeliyim. çünkü kendisinin de kitapta belirttiği üzere o dönemlere ait bilgimiz oldukça sınırlı. bu yüzden bunu kusur olarak değil, tanım olarak algılamanızı rica edeceğim.
kitapla ilgili söylemek istediğim bir çok şey var aslında…
öncelikle kitabı çok beğendim. diğer okuduğum bütün kitapları gibi...
( (bkz:babil de ölüm istanbul’da aşk) hariç. kitapta geçen eski türkçe’ yi çözmek için kitapla birlikte iki kitap daha okudum sayılır, çok yorucu idi…)
kitap özetle göbeklitepe efsanelerinden hareketle ve iç içe geçirilen müthiş kurgu ile avcı-toplayıcılıktan ilk yerleşik düzene geçişi, ilk çiftçiliği, ilk savaşları, ilk ibadeti anlatıyor diyebilirim. üstelik güzel ve ilkel bir aşk hikayesi ekseninde…
sarıca ve çira…
doğduktan sonra lanetli diye kabile tarafından öldürülmesi istenen bir bebek...
bebeğine bağlı bir anne...
ortaya çıkan kasırga, ateş topları…
felaketten sağ salim kurtulan sarıca, çira ve bebek…
sarıca'nın çira ve bebekle beraber bir oba kurabilme hayalleri…
başka kabilelerin olaya dahil olmasıyla başlayan kovalamaca ile birlikte gelişen olaylar…
çok çok sevdiğim bir kitaptır.
hoş, her ne kadar yazdığı kurgular ile tarihi saptırdığı bazı kesimler tarafından iddia edilse de kendisi bas bas bağırıyor kardeşim kurgudur diye, daha ne desin adam…
eski askerdir. askerliği bırakıp bence kalemi eline almakla da çok iyi etmiştir.
iskender pala ne yazsa okurum arkadaş…
tüm kitapları gibi tavsiyemdir..
devamını gör...
bira sevmeyen insan
sadece siyah ve beyaz renginin olduğuna inana bir insana gökkuşağını anlatamam.
vücudunun yüzde 75'i bira olanlar derneğinin üyesi...
vücudunun yüzde 75'i bira olanlar derneğinin üyesi...
devamını gör...
