akala
çukurova ve ege bölgesinde eskiden yetiştirilmiş olan uzun lifli amerikan pamuğu. çukurova'da yerini ondan daha kaliteli lifli deltapin, ege bölgesinde ise yerini üstün kalitede olan koker ve bundan üretilen nazilli 66/100 cinsi almıştır.
devamını gör...
camiden arabama giderken iş istiyorlar
diyarbakır valisi tarafından söylenen tuhaf ve mesnetsiz söylem.
lütuf edip dinlemiş bir de oradaki insanları, allah razı olsun!
lütuf edip dinlemiş bir de oradaki insanları, allah razı olsun!
devamını gör...
altındağ'da suriyelilerin 2 genci bıçaklaması
genç kardeşlerimizden birisinin hayatını kaybettiği diğer kardeşimizin de durumunun ağır olduğunu az önce okudum.
söyleyecek söz bulamıyorum. mülteci güzellemesi yapacak olanlara çok pis söverim şimdiden söyleyeyim.
lanet olsun bu insansıları bu topraklara sokanlara!
söyleyecek söz bulamıyorum. mülteci güzellemesi yapacak olanlara çok pis söverim şimdiden söyleyeyim.
lanet olsun bu insansıları bu topraklara sokanlara!
devamını gör...
himym'ın aşırı abartılması
normal sitcom dizi , aşırı overrated. gereksiz overrated hatta.
devamını gör...
aşırı kazıklı maria başlığına maruz kalmak
her yeri kazıklı görmemle sonuçlanan travma sonrası katıldığım başlıktır.
kısaca bir bakıverdim de kazıklı maria başlığı altında aynı çaylak arkadaşlar on yüz beş bin milyon tane tanım yazıyor. nedir bu yav? yeter yani. dayanamadım artık.
(bkz: kazıklı maria sendromu)
kısaca bir bakıverdim de kazıklı maria başlığı altında aynı çaylak arkadaşlar on yüz beş bin milyon tane tanım yazıyor. nedir bu yav? yeter yani. dayanamadım artık.
(bkz: kazıklı maria sendromu)
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
bir tanesi bile başkalarının yanında sizi parlatabilir. ahtapotlar çok acıkınca kollarından bir tanesini yermiş. sonra yemek bulunca filan o kol yeniden çıkarmış. süper bir bilgi hep anlatırım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının kahve tercihleri
sormadan, yormadan getirilip önüme bırakılan her türlü kahve *
nescafe hariç.
nescafe hariç.
devamını gör...
13 ocak 2021 whatsapp grup sohbetlerinin google’da görünmesi
hoş olmayan durum.
aslında bu iş "ne yapsınlar benim şuyumu buyumu" olayından öte bir şey. tabi ki arkadaşıma yazacağım "dün niye gelmedin işe?" sorusunu ya da arkadaşımın cevabını merak eden yok ama mesele izinsiz kullanım.
yani şimdi "vücut herkeste var, ne yapsınlar benim vücudumu?" diyebilirsiniz ama birilerinin, mesela siz çıplak uyurken gelip sizin haberiniz olmadan vücudunuzu izlemesini de istemezsiniz sanırım. olay tam olarak budur.
aslında bu iş "ne yapsınlar benim şuyumu buyumu" olayından öte bir şey. tabi ki arkadaşıma yazacağım "dün niye gelmedin işe?" sorusunu ya da arkadaşımın cevabını merak eden yok ama mesele izinsiz kullanım.
yani şimdi "vücut herkeste var, ne yapsınlar benim vücudumu?" diyebilirsiniz ama birilerinin, mesela siz çıplak uyurken gelip sizin haberiniz olmadan vücudunuzu izlemesini de istemezsiniz sanırım. olay tam olarak budur.
devamını gör...
özdemir erdoğan'ın zeki müren'le ilgili açıklamaları
kişinin içinde biriktirdiği nefretin,bünyesinde var olan cehaletin ve doğuştan gelen yetersizliğin dışa vurumu olduğu belli olan bir açıklamadır.ilgili kişinin insanların yönelimleri ile en ufak bir bilgisi dahi yoktur.eşcinsellik başka bir arkadaşın belirttiği gibi sonradan ulan dur her kuşu hallettik bi bu kaldı diyip hoop oldum diye olabileceği birşey değil.
zeki müren bu ülkeye gelmiş nadir yeteneklerden biridir.öyle bi sesin bir daha olabileceğini bile sanmıyorum.kaldı ki zeki müren kendi yaşantısında ben eşcinselim diye de hiçbir zaman ilan etmedi.arkasından konuştular falan,ama o hiçbir zaman kabu etmedi.ölmüş ve kendini savunamayacak insanların arkasından atıp tutacağınıza biraz şerefli olmayı deneseniz hiçde fena olmaz.
ha son birşey,o i**e demeye getirdiğiniz zeki müren tüm mal varlığını mehmetçiğe bağışladı,sahip olduğunuz zihniyet gibi bu ülkenin iliğiini damarını sömürmedi.serçe parmağı dahi etmezsiniz onun.
zeki müren bu ülkeye gelmiş nadir yeteneklerden biridir.öyle bi sesin bir daha olabileceğini bile sanmıyorum.kaldı ki zeki müren kendi yaşantısında ben eşcinselim diye de hiçbir zaman ilan etmedi.arkasından konuştular falan,ama o hiçbir zaman kabu etmedi.ölmüş ve kendini savunamayacak insanların arkasından atıp tutacağınıza biraz şerefli olmayı deneseniz hiçde fena olmaz.
ha son birşey,o i**e demeye getirdiğiniz zeki müren tüm mal varlığını mehmetçiğe bağışladı,sahip olduğunuz zihniyet gibi bu ülkenin iliğiini damarını sömürmedi.serçe parmağı dahi etmezsiniz onun.
devamını gör...
sanat sanat için midir sanat toplum için midir sorunsalı
sanat yaratıcılığın hayal gücünün ifade edilmesidir.bu yaratıcılık insana özgü olup,birey olmamızı tamamlamamıza yardım etmektedir.benim düşüncem birey içindir.içimizdeki haykırışın,iç burukluluğunun,coşkunun bizim elimizden başka yoğuruluşu başka halidir.bizi uyarır, çıkış yollarını aratır ve rahatlatır.yaşasın sanat..
devamını gör...
gazapizm
kendisine " yiyorsa bu şarkıdan sonra önümüzü de kes" diye asaletli çingene şarkısıyla diss atan norm ekibinden ançee ve berk ile kavgalı olan izmirli rapçidir. ançe ve berk youtube'a şarkıyı yükler yüklemez gazapizm tarafından önleri kesilip kavga etmişler ve birkaç kez de karakolluk olmuşlardır. gazapizm denildiği zaman aklıma hep bu olay gelir. şarkıyı da fazla argo olduğu link olarak koyuyorum buraya. buradan
devamını gör...
testere’yi oynayabilecek türk oyuncu
ezel’ de converse ayakkabılar giyen, psikopat katil “temmuz “en çok yakışandır bence. şimdilerde çukur’ da “aliço” karakterini canlandırıyor.
rıza kocaoğlu.
rıza kocaoğlu.
devamını gör...
sadece aptallar 8 saat uyur
bana 4 saat uyku yeter diyeni duydum ve anlam veremedim demek ki kişiden kişiye değişiyor bu durum.7-8 saat uyumayınca olmuyor bende.şimdi 4 saatlik uyuyan kişi beni baskı altında nasıl tutabilir?ben az uyku uyuduğumda şapşallaşıyorum çok sinirli oluyorum biri bana bunu açıklasın onda olan şey bende niye yok?sinirlendim uyku saatim geldi galiba.
devamını gör...
diyanet'in 100 milyon liraya saray yaptırması
sonra biz bunları eleştirdiğimizde onlara göre dinden çıkmış oluyoruz. ya kardeşim bu kadarı da yuh yani 100 milyon nedir. insanların ekonomik sıkıntılarla boğuştuğu bu günlerde bunları yapmakta pek uygun değil ve ayrıca fakirlerin daha çabuk cennette gideceği diyanet tarafından söyleniyorken neden onlar bunları yapıyor acaba onlar cennette gitmek istemiyorlar mı?
devamını gör...
bilgisayar alırken dikkat edilecek hususlar
bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim. şu an karar verme aşamasındayım ve 10.000- 25.000 tl arasında bir bütçem var. önerilerinizi bekliyorum.
devamını gör...
tam kapanma günlükleri
miko dün yazıp 7. gün dediğine göre bugün 8.gün
miko'yu sanırım bir aydan biraz daha fazla süredir takip ediyorum, cenk'in yazılarıyla tanışmamsa biraz daha uzun bir zaman önce gerçekleşti. ikisinin de yazılarını çok beğeniyorum. her fırsatta kendilerine de söylediğim için şaşırmıyorlardır artık bunu duyduklarına *. aslında burada neden miko'nun yazısından hemen sonra yazdığımı anlatmaya çalışıyorum. borç bilmek değil benimki. kendilerini anlatış biçimleriyle beni yazmaya teşvik ettiklerini haber vermek için söylüyorum bunları.
evet bu ufak girizgahtan sonra şimdi başlayabilirim. son dönemlerde ağırlıklı olarak iyi hissediyorum kendimi. kapanma bana vurmadı sanırım. hatta belki iyi bile gelmiş olabilir. son zamanlarda çalışmak ve günümü planlamak konusunda epey güçlük çekiyordum. şimdi sabahları kalkıyorum bazen bir bazen iki saat kitap okuyorum. müzik dinleyerek kahvaltımı yapıyorum ve çalışmaya başlıyorum. bunun dışında sıklıkla sözlükteyim, sohbet ettiğim güzel insanlar var ve çılgın gibi radyo dinliyorum.
kitap okumak benim için zaten çok keyifliydi ama son birkaç aydır bu etkinlikten başka bir lezzet alıyorum ve daha anlamlı buluyorum. benim için kitap okumanın anlamı değişti. pandeminin ilk zamanlarında yani geçen sene nisan gibi istanbul'da psikolojik danışmanların, psikologların -aslında pek çok ruh sağlığı çalışanının desem daha doğru olur- gönüllü olarak desteklediği kordep kuruldu. kordep'in hazırlık aşamasında youtube üzerinden yapılan canlı yayınlardan birinde bir psikiyatrist ifade etti birazdan anlatacaklarımı ama kim olduğunu hatırlamıyorum, paylaşmayı isterdim.
stresi masanın üzerine konan bir yüke benzetti. insanlar sıklıkla stres veren bir yaşam olayıyla karşılaştıklarında -aslında okurun bunu düşünürken özgür olmasını isterim ama bir yandan somutlaştırmam gerekiyor diye düşünüyorum bu yüzden bir sınav veya sunum olarak düşünülebilir- yükü taşıyacak masanın ayaklarını kırar dedi. mesela sınava çalışması gerektiği için basketbol oynamayı, kitap okumayı bırakır gibi gibi. evet masanın ayakları ile ifade edilen bizim güçlü yanlarımız, hayattan zevk almamızı sağlayan yanlarımız çok saygıdeğer ferasetli okurlarım *.
şimdi ben bütün bunları niye anlatıyorum? hazırlanmam gereken önemli bir sınav var. doktora öğrencisiyim ve ders dönemi sonunda yazılı ve sözlü biçimlerde gün boyu süren bir sınava giriyoruz. gerek eğitim hayatında gerek iş hayatınızda yaşantılarınız nedeniyle stresli olduğunuz zamanlarda eğer böyle bir şeye hazırlık yapmanız gerekiyorsa bir de çalışamadığınız için güçlük yaşarsınız. düşene bir de o vurur yani. ben de böyle bir durumdaydım. kitap okumanın anlamı da tam bu noktada değişti sanırım.gelecek için beni kaygılandıran ne varsa onların giderek azalmasını sağladı. azaldıkça da yaşamda yapmak istediklerime daha fazla yer açıldı.
ben elbette kitap okumaya zaman bulabildiğim için şanslıyım. işin siyasi boyutunu burada ele alamayacak kadar fazla yazdım. bu nedenle şimdilik incınmişsinızdır diyerek burada duruyorum*.
son bak bu son ve gerçekten önemli. acaba stresli durumlar, önceki baş etme girişimlerimiz hep masanın ayağını kırmak suretiyle gerçekleştiği için mi bize korkunç geliyor? yine bir ayağı kırmak zorunda mı hissediyoruz kendimizi?
miko'yu sanırım bir aydan biraz daha fazla süredir takip ediyorum, cenk'in yazılarıyla tanışmamsa biraz daha uzun bir zaman önce gerçekleşti. ikisinin de yazılarını çok beğeniyorum. her fırsatta kendilerine de söylediğim için şaşırmıyorlardır artık bunu duyduklarına *. aslında burada neden miko'nun yazısından hemen sonra yazdığımı anlatmaya çalışıyorum. borç bilmek değil benimki. kendilerini anlatış biçimleriyle beni yazmaya teşvik ettiklerini haber vermek için söylüyorum bunları.
evet bu ufak girizgahtan sonra şimdi başlayabilirim. son dönemlerde ağırlıklı olarak iyi hissediyorum kendimi. kapanma bana vurmadı sanırım. hatta belki iyi bile gelmiş olabilir. son zamanlarda çalışmak ve günümü planlamak konusunda epey güçlük çekiyordum. şimdi sabahları kalkıyorum bazen bir bazen iki saat kitap okuyorum. müzik dinleyerek kahvaltımı yapıyorum ve çalışmaya başlıyorum. bunun dışında sıklıkla sözlükteyim, sohbet ettiğim güzel insanlar var ve çılgın gibi radyo dinliyorum.
kitap okumak benim için zaten çok keyifliydi ama son birkaç aydır bu etkinlikten başka bir lezzet alıyorum ve daha anlamlı buluyorum. benim için kitap okumanın anlamı değişti. pandeminin ilk zamanlarında yani geçen sene nisan gibi istanbul'da psikolojik danışmanların, psikologların -aslında pek çok ruh sağlığı çalışanının desem daha doğru olur- gönüllü olarak desteklediği kordep kuruldu. kordep'in hazırlık aşamasında youtube üzerinden yapılan canlı yayınlardan birinde bir psikiyatrist ifade etti birazdan anlatacaklarımı ama kim olduğunu hatırlamıyorum, paylaşmayı isterdim.
stresi masanın üzerine konan bir yüke benzetti. insanlar sıklıkla stres veren bir yaşam olayıyla karşılaştıklarında -aslında okurun bunu düşünürken özgür olmasını isterim ama bir yandan somutlaştırmam gerekiyor diye düşünüyorum bu yüzden bir sınav veya sunum olarak düşünülebilir- yükü taşıyacak masanın ayaklarını kırar dedi. mesela sınava çalışması gerektiği için basketbol oynamayı, kitap okumayı bırakır gibi gibi. evet masanın ayakları ile ifade edilen bizim güçlü yanlarımız, hayattan zevk almamızı sağlayan yanlarımız çok saygıdeğer ferasetli okurlarım *.
şimdi ben bütün bunları niye anlatıyorum? hazırlanmam gereken önemli bir sınav var. doktora öğrencisiyim ve ders dönemi sonunda yazılı ve sözlü biçimlerde gün boyu süren bir sınava giriyoruz. gerek eğitim hayatında gerek iş hayatınızda yaşantılarınız nedeniyle stresli olduğunuz zamanlarda eğer böyle bir şeye hazırlık yapmanız gerekiyorsa bir de çalışamadığınız için güçlük yaşarsınız. düşene bir de o vurur yani. ben de böyle bir durumdaydım. kitap okumanın anlamı da tam bu noktada değişti sanırım.gelecek için beni kaygılandıran ne varsa onların giderek azalmasını sağladı. azaldıkça da yaşamda yapmak istediklerime daha fazla yer açıldı.
ben elbette kitap okumaya zaman bulabildiğim için şanslıyım. işin siyasi boyutunu burada ele alamayacak kadar fazla yazdım. bu nedenle şimdilik incınmişsinızdır diyerek burada duruyorum*.
son bak bu son ve gerçekten önemli. acaba stresli durumlar, önceki baş etme girişimlerimiz hep masanın ayağını kırmak suretiyle gerçekleştiği için mi bize korkunç geliyor? yine bir ayağı kırmak zorunda mı hissediyoruz kendimizi?
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
tüm hayatını halkı için harcamış ve doğru yolu göstermek için çabalamış yüce insan.
devamını gör...
vişneizm
şu kızı da üzdünüz ya.
allah sizi bildiği gibi yapsın.
aklı ergen gönlü züğürt yazarlar
keşke sizi dünya gözü ile görsem,
ağız burun girsem.
tabi duruşum ve laflarımla.
yoksa hiç işim olmaz çoluk çocuk dövme ile.
eciş bücüş nick alınca eciş bücüş olmanız şart değil, isterseniz 18 yaş üstü de hareket edebilirsiniz, tabi 18 yaş üstü iseniz.
anne gibi hissetmeye başladım.
sizin uyku saatiniz geçmedi mi?
allah sizi bildiği gibi yapsın.
aklı ergen gönlü züğürt yazarlar
keşke sizi dünya gözü ile görsem,
ağız burun girsem.
tabi duruşum ve laflarımla.
yoksa hiç işim olmaz çoluk çocuk dövme ile.
eciş bücüş nick alınca eciş bücüş olmanız şart değil, isterseniz 18 yaş üstü de hareket edebilirsiniz, tabi 18 yaş üstü iseniz.
anne gibi hissetmeye başladım.
sizin uyku saatiniz geçmedi mi?
devamını gör...
hayat kalitesini düşüren şeyler
net parasızlık derim paran yoksa ne huzur kalır ne kalite ne de başka bir şey
devamını gör...
