iyi olmadığı halde iyiyim diyen insan
kötü olsam ne fark eder diyen insandır.*
devamını gör...
beyazıt öztürk
ugsyo* , o zamanki adı bu şekilde olan fakülte öğrencisiydi.
radyoculuğa başladığı yıllarda yanında tito isimli bir arkadaşı ile yapıyordu bu işi, çocuğun adını da hatırlamıyorum açıkçası. sonrasında da hayat ona yürüdü, o da hayata. tv, şov vs.vs.vs. ünlü olmak garip bir olay.
blue* bar'a çok takılırdı.*
akıllı ol beyaz!
radyoculuğa başladığı yıllarda yanında tito isimli bir arkadaşı ile yapıyordu bu işi, çocuğun adını da hatırlamıyorum açıkçası. sonrasında da hayat ona yürüdü, o da hayata. tv, şov vs.vs.vs. ünlü olmak garip bir olay.
blue* bar'a çok takılırdı.*
akıllı ol beyaz!
devamını gör...
değeri bilinmeyen anlar
rutinlerimiz. bir sebepten dolayı rutinlerimiz aksadığında anlıyoruz değerlerini. çünkü onlar hayatımızın bir parçası.
devamını gör...
seni seviyorum diyememek
sevgili yazar, (bkz: ozgur1ey) ukdesi....
paradoks meselesi sanırım sekter edilmemeli.*
seni seviyorum dememek için direnç göstermiyorsanız eğer sıkıntı yok.
ama fakat lakin geceye bırakılan acı ama gerçek bir bilgiden yola çıkarak sevdiğiniz birinin olmadığını anlıyoruz.
sevmek istiyorsunuz sanırım, malum kontrollü açılma başladı, baharı geçirdik, yaza evriliyoruz, duygular şelale, istemez miyiz sevdiğimiz insanla püsküresso içmeyi?
siz, bu dış etkenlere çok aldırış etmeyin, içinizden geleceği zaman farkında bile olmadığınız bir anda diyebileceksiniz, eminim.
mesela, tam yüzünüze doğru püsküren kahve köpükleri arasında, dudaklarınızdan dökülecek olan seni seviyorum cümlesi çok yerinde ve dolu dolu olmaz mı ve elbette hesapsız...
astral seyahatlerde buluşmaktan yorulmadınız mı?
paradoksagider buradan
paradoks meselesi sanırım sekter edilmemeli.*
seni seviyorum dememek için direnç göstermiyorsanız eğer sıkıntı yok.
ama fakat lakin geceye bırakılan acı ama gerçek bir bilgiden yola çıkarak sevdiğiniz birinin olmadığını anlıyoruz.
sevmek istiyorsunuz sanırım, malum kontrollü açılma başladı, baharı geçirdik, yaza evriliyoruz, duygular şelale, istemez miyiz sevdiğimiz insanla püsküresso içmeyi?
siz, bu dış etkenlere çok aldırış etmeyin, içinizden geleceği zaman farkında bile olmadığınız bir anda diyebileceksiniz, eminim.
mesela, tam yüzünüze doğru püsküren kahve köpükleri arasında, dudaklarınızdan dökülecek olan seni seviyorum cümlesi çok yerinde ve dolu dolu olmaz mı ve elbette hesapsız...
astral seyahatlerde buluşmaktan yorulmadınız mı?
paradoksagider buradan
devamını gör...
makyajını sil tecavüzden kurtul
kırmızın rujun hafifletici sebep olması geldi birden aklıma.çokta söylenecek söz yok ya neyse.
devamını gör...
hayatta her şeyin değiştiği an
aniden gelen ve tam olarak beyninin ortasını delip geçen şimşek gibidir. neye uğradığını şaşırırsın. iyi midir kötü mü bir süre anlayamazsın. düşünemezsin. farkettiğinde neler olup bittiğini. her şey çoktan değişmiştir. hayatın değişmiştir. sen değişmişsindir. ve her şey iyi olmuştur. bunu gördüğünde yüzünde oluşan tebessümün tarifi yoktur.
devamını gör...
öykü
sizlere biraz öyküden ve öykünün kriterlerinden, ne olduğundan, ne olmadığından bahsetmek istiyorum. (bilgi birikimim dahilinde)
öykü: gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan bir düzyazı türüdür.
hikaye ile karıştırılmamalıdır. altını çizerek söylüyorum: hikaye, bir olayın sözlü veya yazılı olarak anlatılmasıdır.
her şeyin bir hikayesi olabilir fakat her şeyin bir öyküsü yoktur. herhangi bir senaryo, film, roman, deneme, şiir vb. bir hikayeye sahiptir. yani çok daha genel, olayın anlatımıdır. öykü ise hikayeyi de içeren daha geniş bir edebi türdür.
ingilizcede böyle bir ayrım var mesela. her şeyin bir "story"si vardır ama her şeyin bir "short story"si yoktur... short story türkçedeki "öykü"nün izdüşümü elbette.
öykü kısadır. fakat bu kısalık mevzusu fazlasıyla kafa karıştırıcı olabilmekte.
" öykü< novella< roman" gibi bir ayrım var mesela. fakat bu ayrımı biraz daha inceleyince olayın aslında ne kadar anlamsızlaşabileceği gözüküyor. şöyle söyleyeyim:
öykü eksiltme sanatına göre giden bir edebi türdür ve eğer kesin bir ayrım yapacak olursak poe'nun belirttiği üzere ve stephen king'in de değindiği üzere, "etkide birlik" söz konusudur. (bkz: etkide birlik) (tek etki kuramı olarak da geçiyor literatürde.)
eğer romandan eksiltirseniz öykü, öyküden eksiltirseniz şiir ortaya çıkar. ama soralım: kime göre neye göre? değişir bu efendim. mesela flash fiction denen bir tür de var. hemingway'in ortaya attığı söylenen 6 kelimelik roman örneğin... roman. ama roman mı sizce bu? belki. sonuç olarak yazdığı yazı şu:
"for sale:
baby shoes. never worn."
o halde bir düşünelim. bu "roman" düşündükçe kendisini açıyor mu okuyucuya? hayallere sürüklüyor mu bizi? amatör bir "yazar" olan bana sorarsanız,-ki yazar demeye utandığım oluyor kendime- evet.
işler burada karışıyor. çünkü öykü denen düzyazı türüne de baktığımızda, bu da açılabilir. her şey açılabilir. çünkü söz konusu insan zihnidir. o yüzden bu uzunluk mevzusunu pek kurcalamamakta fayda var. 300 sayfalık bir öykü((gbkz: shawshank redemption)) de olur, 100 sayfalık bir roman da olur. 30 sayfalık bir şiir de, 6 kelimelik bir roman da. oluyor böyle şeyler. belli bir kalıba sokmaya çalışıyoruz. elbette bunun yanlış olduğu kanaatindeyim. önemli olan anlama odaklanmak.
kriterlerden de bahsetmiş oldum böylece. ilgilenenler için açıklayıcı olmuştur umarım.
öykü: gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan bir düzyazı türüdür.
hikaye ile karıştırılmamalıdır. altını çizerek söylüyorum: hikaye, bir olayın sözlü veya yazılı olarak anlatılmasıdır.
her şeyin bir hikayesi olabilir fakat her şeyin bir öyküsü yoktur. herhangi bir senaryo, film, roman, deneme, şiir vb. bir hikayeye sahiptir. yani çok daha genel, olayın anlatımıdır. öykü ise hikayeyi de içeren daha geniş bir edebi türdür.
ingilizcede böyle bir ayrım var mesela. her şeyin bir "story"si vardır ama her şeyin bir "short story"si yoktur... short story türkçedeki "öykü"nün izdüşümü elbette.
öykü kısadır. fakat bu kısalık mevzusu fazlasıyla kafa karıştırıcı olabilmekte.
" öykü< novella< roman" gibi bir ayrım var mesela. fakat bu ayrımı biraz daha inceleyince olayın aslında ne kadar anlamsızlaşabileceği gözüküyor. şöyle söyleyeyim:
öykü eksiltme sanatına göre giden bir edebi türdür ve eğer kesin bir ayrım yapacak olursak poe'nun belirttiği üzere ve stephen king'in de değindiği üzere, "etkide birlik" söz konusudur. (bkz: etkide birlik) (tek etki kuramı olarak da geçiyor literatürde.)
eğer romandan eksiltirseniz öykü, öyküden eksiltirseniz şiir ortaya çıkar. ama soralım: kime göre neye göre? değişir bu efendim. mesela flash fiction denen bir tür de var. hemingway'in ortaya attığı söylenen 6 kelimelik roman örneğin... roman. ama roman mı sizce bu? belki. sonuç olarak yazdığı yazı şu:
"for sale:
baby shoes. never worn."
o halde bir düşünelim. bu "roman" düşündükçe kendisini açıyor mu okuyucuya? hayallere sürüklüyor mu bizi? amatör bir "yazar" olan bana sorarsanız,-ki yazar demeye utandığım oluyor kendime- evet.
işler burada karışıyor. çünkü öykü denen düzyazı türüne de baktığımızda, bu da açılabilir. her şey açılabilir. çünkü söz konusu insan zihnidir. o yüzden bu uzunluk mevzusunu pek kurcalamamakta fayda var. 300 sayfalık bir öykü((gbkz: shawshank redemption)) de olur, 100 sayfalık bir roman da olur. 30 sayfalık bir şiir de, 6 kelimelik bir roman da. oluyor böyle şeyler. belli bir kalıba sokmaya çalışıyoruz. elbette bunun yanlış olduğu kanaatindeyim. önemli olan anlama odaklanmak.
kriterlerden de bahsetmiş oldum böylece. ilgilenenler için açıklayıcı olmuştur umarım.
devamını gör...
sobalı evde büyümek
sobanın başından kalkınca yün hırka giyilir pencereye doğru gidilirken; sokağa çıkmak gibi bir şey. dönüşte hırka çıkarılır; pencereye ikinci gidişinde üşütürsün yoksa. sinir içinde bir ileri bir geri dolaşmak güçleşir bu yüzden.
tehlikeli oyunlar, oğuz atay.
tehlikeli oyunlar, oğuz atay.
devamını gör...
yazarların sevdiği albüm kapakları

a question of balance / kansas + bütün albüm kapakları

rage against the machine

therion / les fleurs du mal

yenilerden de bad bonez / michael seyer. bu kapak son iki yıldır falan ruh durumumun dışavurumu olabilir.

bir de son olarak bu kapağı da koymazsam olmaz. çünkü fotoğraf bana çok hüzünlü geliyor. yol kenarına düşen oyuncak ayı, süratle giden araba. o kadar tanıdık ki... gideceğimiz yere ulaşma telaşı yüzünden içimizde yitip gidenleri, hedefe ulaşmak adına yolda kaybettiklerimizi hatırlatıyor.
devamını gör...
lord of the portakals miğfer dibi
yine çok iyi iş çıkarmış mellisho, tebrikler.
yakında altın portakal alır.
sözlüğün ilk yazarları olarak elf olma ayrıcalığını vermiş sağolsun.
yakında altın portakal alır.
sözlüğün ilk yazarları olarak elf olma ayrıcalığını vermiş sağolsun.
devamını gör...
chionophile
yunanca iki kelimenin birleşmesiyle oluşmuştur.
chion: kar
phile: sever, sevgilisi, için hevesli (bir şeye yakınlık belirtmek için kullanılır).
chionophile'ın iki anlamı vardır. ilki: soğuk hava koşullarında gelişebilen hayvan ve bitkiler. örneğin, kutup ayısı, ikinci anlamı ise, karlı ve soğuk havadan hoşlanan kişi.
edit: yazım yanlışı.
chion: kar
phile: sever, sevgilisi, için hevesli (bir şeye yakınlık belirtmek için kullanılır).
chionophile'ın iki anlamı vardır. ilki: soğuk hava koşullarında gelişebilen hayvan ve bitkiler. örneğin, kutup ayısı, ikinci anlamı ise, karlı ve soğuk havadan hoşlanan kişi.
edit: yazım yanlışı.
devamını gör...
yahu ben bu tanımları ne zaman beğenmişim
arada görüyorum öyle. bi' bakıyorum bir ton yazı beğenmişim. yanlışlıkla çift mi tıklıyorum anlamıyorum ki? hep oluyor.
devamını gör...
toplu taşımada inmek istediğini tuhaf şekilde dile getirenler
"dur" düğmesine basmak.
devamını gör...
kerevet
onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine denir ya oradaki kereveti hep merak etmişimdir öğrendim.üzerine şilte serilerek yatmaya veya oturmaya yarayan, duvara bitişik, ayakları olan, tahtadan sedir demekmiş
devamını gör...
öldürmeyip süründüren şeyler
fakirlik kesinlikle. nereden mi biliyorum?
devamını gör...
tek cümlelik korku hikayesi
karne aldım ve eve gidiyorum, babam smackdown izleyip dövüş hareketleri öğreniyor.
devamını gör...
robnaja
kibar ve sohbeti akıcı, eğitimci bir kafa sözlük yazarı. henüz çok az giri girmiş olmasına rağmen yazdıkları dolu dolu ve okura çok şeyler katıyor. biraz daha sık yazdığında ise kafa sözlük’ün kültür seviyesini geometrik olarak katlayacaktır.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
kumanda nerede? kumanda nerde diyorum.
devamını gör...
ömer bin abdülaziz
“hayatım boyunca sabahtan akşama oruç tutsam, akşamdan sabaha namaz kılsam, bir mazluma taraf olmasam, vallahi yakamı kurtaramam.” sözünün sahibi ve hz. ömer’in torunu ümmü asım’ın oğlu.
devamını gör...
