yaşamın bir rüya olması
bana kalırsa rüya değil kabus olmalı. bu kabustan uyanmayı isterdim.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
anitsayac.com/
bu listede hiçbir kadının isminin yazmadığı günlere gelmek ümidiyle..
8 mart dünya emekçi kadınlar günümüz kutlu olsun.*
bu listede hiçbir kadının isminin yazmadığı günlere gelmek ümidiyle..
8 mart dünya emekçi kadınlar günümüz kutlu olsun.*
devamını gör...
moda sahili
gün batımı'nın en güzel izlenilen yeridir.
devamını gör...
mindhunter
amerikan yapımı suç drama türünde internet dizisi diyebiliriz. başlarda biraz yavaş ilerlediği doğru fakat konusu ve gidişatı bakımından bakıldığında severek izlediğim bir dizidir. edmund kemper, charles manson sahneleri muhteşemdi bana göre. gerçek hayatta var olan karakterleri konu alması diziyi keyifli kılmış. buna ek olarak dizi de kurulan suçlu psikolojisini analiz etmeye çalışan ekibin de gerçek hayattan alınması güzel bir tercih, izleyin derim.
devamını gör...
gece on ikiden sonra zamanın hızla akması
güzel bir insanla konuşuyorsanız maalesef gerçek olan olaydır.
hoşunuza giden bir eylem yaparken gerçekten zaman hızlı geçiyor ve üzülüyor insan.
psikolojide adı ne bu olayın sözlüğün psikoloji okuyan tayfası açıklayın lan.
hoşunuza giden bir eylem yaparken gerçekten zaman hızlı geçiyor ve üzülüyor insan.
psikolojide adı ne bu olayın sözlüğün psikoloji okuyan tayfası açıklayın lan.
devamını gör...
erasmus
tam zamanında -korona gelmeden bir yıl önce- erasmus yapmış biri olarak imkanı olan herkese tavsiye ettiğim, olmayanlara da bir yolunu bulup gidebiliyorlarsa zorlamalarını önerdiğim öğrenci değişim programı. mesela benim erasmus için aldığım borcun bir kısmı hala ödenecek duruyor, mezun olunca ödeyeceğim.
ilk 3 hafta zorlu geçmişti benim için, alışmak, insanlarla kaynaşmak zaman alıyor. çok da dışa dönük bir insan olmayan benim için daha da zordu. ingilizce konuşma yeteneklerime de pek güvenmiyordum başlarda, ama biraz kabuğunuzdan sıyrılınca çok rahat ilerliyor.
son günlerine yaklaştıkça fazladan biraz daha kalmak adına her türlü yola başvurmak da erasmus sevdasına dahil bence.
çok kısa sürede bir sürü farklı milletten, kültürden insanlarla tanışıyor, fazlaca da gezme fırsatı yakalıyorsunuz. haliyle vizyonunuz ve hayata bakış açınız oldukça değişiyor.
dünyada ilk 100de bulunan iyi bir teknik okulda erasmus yapmama ve aldığım 6 dersin 5 ini iyi notla geçmeme rağmen eğlenmeye, dinlenmeye bol bol vaktimin kaldığı, kesinlikle türkiye'deki kadar stresli bir ders/ödev/sınav sistemi olmayan bir ortamdı. biraz bütçe ayırabilirseniz birkaç kez ülke dışı gezilerde de bulunabilirsiniz rahatça.
hayatınızın hem en zor hem de en güzel günleri olacak muhtemelen. kıymetini bilin.
erasmus yapacaklara bir kaç küçük tavsiyede bulunacak olursam da;
-eğer ingilizce dışında yeni bir dil öğrenme gibi bi arzunuz varsa yerel halkın ingilizceyi yaygın olarak bildiği ve kullandığı bir ülke tercih etmeyin. böylece yerel dili öğrenmek zorunda kalacaksınız. diğer türlü insan kendini dil öğrenmeye veremiyor. (ben verememiştim en azından)
-önceliğinizi iyi belirleyin:
a) iyi bir üniversiteye gideyim, ilerde referans olarak kullanabileyim, hem de kaliteli bir eğitim alayım diyorsanız iyi bir üniversite seçin, ama diğer erasmus yapan arkadaşlarınıza oranla bir tık fazla ders çalışmanız gerekebilir. bunun bilincinde olun.
b) ben ders çalışmak istemiyorum diyorsanız da tercihinizi görece ucuz, daha düşük eğitim standardı olan ülkelerden yana kulllanın. böylece hem bol bol vaktiniz hem de bol bol paranız olur. eğer boş yapmak için iyi bir üniversiteye giderseniz geçmeniz gereken toplam kredi sayısını tamamlamakta zorlanabilir, hibenizin %20sini alamayabilir hatta üzerine geri ödeme yapmak durumunda kalabilirsiniz.
-gideceğiniz ülkeyi/şehri iyi araştırın. ikliminden, insanlarından bi haber gitmeyin . böylece sizi neyin beklediğini bilir ve hayal kırıklığına uğramazsınız.
- kalacak yer ayarlama işlerini kesinlikle son ana bırakmayın, genelde okulların anlaşmalı olduğu yerler oluyor. onu kullanın. kendiniz de bulabilirsiniz elbet, ama çok daha zorlu bir süreç olur.
benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. hollanda/delft özelinde sorusu olan olursa cevaplayabilirim
ilk 3 hafta zorlu geçmişti benim için, alışmak, insanlarla kaynaşmak zaman alıyor. çok da dışa dönük bir insan olmayan benim için daha da zordu. ingilizce konuşma yeteneklerime de pek güvenmiyordum başlarda, ama biraz kabuğunuzdan sıyrılınca çok rahat ilerliyor.
son günlerine yaklaştıkça fazladan biraz daha kalmak adına her türlü yola başvurmak da erasmus sevdasına dahil bence.
çok kısa sürede bir sürü farklı milletten, kültürden insanlarla tanışıyor, fazlaca da gezme fırsatı yakalıyorsunuz. haliyle vizyonunuz ve hayata bakış açınız oldukça değişiyor.
dünyada ilk 100de bulunan iyi bir teknik okulda erasmus yapmama ve aldığım 6 dersin 5 ini iyi notla geçmeme rağmen eğlenmeye, dinlenmeye bol bol vaktimin kaldığı, kesinlikle türkiye'deki kadar stresli bir ders/ödev/sınav sistemi olmayan bir ortamdı. biraz bütçe ayırabilirseniz birkaç kez ülke dışı gezilerde de bulunabilirsiniz rahatça.
hayatınızın hem en zor hem de en güzel günleri olacak muhtemelen. kıymetini bilin.
erasmus yapacaklara bir kaç küçük tavsiyede bulunacak olursam da;
-eğer ingilizce dışında yeni bir dil öğrenme gibi bi arzunuz varsa yerel halkın ingilizceyi yaygın olarak bildiği ve kullandığı bir ülke tercih etmeyin. böylece yerel dili öğrenmek zorunda kalacaksınız. diğer türlü insan kendini dil öğrenmeye veremiyor. (ben verememiştim en azından)
-önceliğinizi iyi belirleyin:
a) iyi bir üniversiteye gideyim, ilerde referans olarak kullanabileyim, hem de kaliteli bir eğitim alayım diyorsanız iyi bir üniversite seçin, ama diğer erasmus yapan arkadaşlarınıza oranla bir tık fazla ders çalışmanız gerekebilir. bunun bilincinde olun.
b) ben ders çalışmak istemiyorum diyorsanız da tercihinizi görece ucuz, daha düşük eğitim standardı olan ülkelerden yana kulllanın. böylece hem bol bol vaktiniz hem de bol bol paranız olur. eğer boş yapmak için iyi bir üniversiteye giderseniz geçmeniz gereken toplam kredi sayısını tamamlamakta zorlanabilir, hibenizin %20sini alamayabilir hatta üzerine geri ödeme yapmak durumunda kalabilirsiniz.
-gideceğiniz ülkeyi/şehri iyi araştırın. ikliminden, insanlarından bi haber gitmeyin . böylece sizi neyin beklediğini bilir ve hayal kırıklığına uğramazsınız.
- kalacak yer ayarlama işlerini kesinlikle son ana bırakmayın, genelde okulların anlaşmalı olduğu yerler oluyor. onu kullanın. kendiniz de bulabilirsiniz elbet, ama çok daha zorlu bir süreç olur.
benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. hollanda/delft özelinde sorusu olan olursa cevaplayabilirim
devamını gör...
bim sözlük olsa alınabilecek nickler
scarlett..
devamını gör...
durumumuz yoktu sevisemedik
allah'tan durumu yokmuş sevişememiş birde durumu olup sevisseymiş vay sözlüğün haline, tanımları sevişme tadında zevk veren , değerli yazar , seviliyor ve takip ediliyor.
devamını gör...
mutlu olamamak
iyi bir olay olsa bile mutlu olamayıp tepki veremeyen insanlarda görülür. diğer bir seçenek olarak aslında mutlu olup hissetmiyor da olabilir.
devamını gör...
türkiye’yi anlatan söz
adaletsizlikler ülkesi.
devamını gör...
az gelişmiş ülkelerde tartışılan konular
devletin kasasında olması gerekirken buhar olup uçan 128 milyar doların nerede olduğu.
devamını gör...
teselli kılığına girmiş boş laflar
(bkz: bak yeğenim biz neler yaşadık kendimizi attık mı sorusu) geçen cümlelerdir.
tanım: teselli kılığına girmiş boş lafları paylaştığımız başlıktır.
tanım: teselli kılığına girmiş boş lafları paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...
çavdar tarlasında çocuklar
kitabı okumayı şimdi bitirdim.
öncelikle bu kitabın öyle sıradan edebiyat kitapları gibi uzun betimlemeler ve psikolojik analizler içermeyeceğini başından beri biliyordum. çünkü kitapta salinger'in yarattığı karakterlerinin kendi dili yani daha doğrusu kendini ifade etme biçimi var. tutup bütün karakterleri tekdüze bir diyalog içerisinde bulamazsınız.
sonunun olmaması beni biraz düşünmeye itti. kendimi salinger'in yerine koydum hemen. kendi ifadesiyle biraz otobiyografik bir eser olduğunu ve çocukluğunun aşağı yukarı böyle geçtiğini biliyordum. bence kendisi de sonunu göremiyordu kitabı yazdığı tarihte. o yüzden hep bahsettiği ''sahtekarlar'' gibi okuyucuyu etkileyecek bir son yazmak yerine kendisi gibi davrandı ve samimi bir itirafla sonlandırdı kitabı. ''sakın kimseye bir şey anlatmayın. herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.''
2. dünya savaşı sırasında yaşadıkları, çarpışmalar, ölümler,kaos ortamı hatta savaş sonrası hastaneye yatıp psikolojik tedavi alması gibi olaylara rağmen 16 yaşındaki o hoyrat yanını yansıtması bana muazzam geldi. ki o dönem ki olaylarla alakalı kızına: ''ne kadar yaşarsan yaşa, yanan etin kokusunu burnundan hiçbir zaman tam olarak sökemiyorsun.'' demiş olmasına rağmen.
genel olarak zevk alarak okuduğum bir kitaptı. altını çizdiğim yer sayısı baya fazla onuda belirtmek isterim. belki de holden karakteriyle aramda çok benzerlikler olduğunu düşündüğüm için bu kadar sevdim. neyse okuyun.
öncelikle bu kitabın öyle sıradan edebiyat kitapları gibi uzun betimlemeler ve psikolojik analizler içermeyeceğini başından beri biliyordum. çünkü kitapta salinger'in yarattığı karakterlerinin kendi dili yani daha doğrusu kendini ifade etme biçimi var. tutup bütün karakterleri tekdüze bir diyalog içerisinde bulamazsınız.
sonunun olmaması beni biraz düşünmeye itti. kendimi salinger'in yerine koydum hemen. kendi ifadesiyle biraz otobiyografik bir eser olduğunu ve çocukluğunun aşağı yukarı böyle geçtiğini biliyordum. bence kendisi de sonunu göremiyordu kitabı yazdığı tarihte. o yüzden hep bahsettiği ''sahtekarlar'' gibi okuyucuyu etkileyecek bir son yazmak yerine kendisi gibi davrandı ve samimi bir itirafla sonlandırdı kitabı. ''sakın kimseye bir şey anlatmayın. herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.''
2. dünya savaşı sırasında yaşadıkları, çarpışmalar, ölümler,kaos ortamı hatta savaş sonrası hastaneye yatıp psikolojik tedavi alması gibi olaylara rağmen 16 yaşındaki o hoyrat yanını yansıtması bana muazzam geldi. ki o dönem ki olaylarla alakalı kızına: ''ne kadar yaşarsan yaşa, yanan etin kokusunu burnundan hiçbir zaman tam olarak sökemiyorsun.'' demiş olmasına rağmen.
genel olarak zevk alarak okuduğum bir kitaptı. altını çizdiğim yer sayısı baya fazla onuda belirtmek isterim. belki de holden karakteriyle aramda çok benzerlikler olduğunu düşündüğüm için bu kadar sevdim. neyse okuyun.
devamını gör...
golf vs algida
selection serisi ile algidanın her türlü alacağını düşünüyorum. ama golf'te keçi sütlü dondurmaları ile diğer taraftan göz kırpmıyor değil hani.
devamını gör...
ezgi mola'nın saygı duymayı it gibi öğreneceksiniz demesi
saygı duymayı bilmeyenler için "it gibi öğrenecekler" yakıştırması yaparak itlere saygısızlık etmiştir. kendisini kınıyorum.
devamını gör...
sözlüğün en sevilen yazarı
ben duygusal insanım seçim yapamam. unuttuğum mutlaka vardır...
(bkz: beyzuq)
(bkz: illiyetileziylet)
(bkz: köylü yazardan ironiler)
(bkz: _mor)
(bkz: uranüs)
(bkz: bekirçavuş)
(bkz: rimbaud)
(bkz: bhara)
(bkz: tjueen)
(bkz: summer queen)
(bkz: amaterasu)
(bkz: evernevergreen)
(bkz: yut-lung)
(bkz: alice in absurdland)
(bkz: eowynfromrohan)
(bkz: bergenin yan çarı)
(bkz: pegasus_1996)
(bkz: honki ponki çok sıkıcı)
(bkz: edoka)
(bkz: merdumgiriz_)
(bkz: ice)
(bkz: bal yerine reçel yapan arı)
(bkz: elma kurdu)
(bkz: beyzuq)
(bkz: illiyetileziylet)
(bkz: köylü yazardan ironiler)
(bkz: _mor)
(bkz: uranüs)
(bkz: bekirçavuş)
(bkz: rimbaud)
(bkz: bhara)
(bkz: tjueen)
(bkz: summer queen)
(bkz: amaterasu)
(bkz: evernevergreen)
(bkz: yut-lung)
(bkz: alice in absurdland)
(bkz: eowynfromrohan)
(bkz: bergenin yan çarı)
(bkz: pegasus_1996)
(bkz: honki ponki çok sıkıcı)
(bkz: edoka)
(bkz: merdumgiriz_)
(bkz: ice)
(bkz: bal yerine reçel yapan arı)
(bkz: elma kurdu)
devamını gör...
gece saat 2'de verilen kararlar
bir ted mosby atasözüder ki " gece saat 2 olduğunda sadece uyu çünkü gece saat 2 den sonra verdiğin kararlar, yanlış kararlardır"
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
everest dağı nepal'de bulunur. nepal, bayrağı dikdörtgen olmayan tek ülkedir.
tanım: duyunca şaşırdığımız ama genel kültürümüzü artırabilecek olan bilgilerdir.
tanım: duyunca şaşırdığımız ama genel kültürümüzü artırabilecek olan bilgilerdir.
devamını gör...
düğün yapmak istemeyen gelin
düğün yapmak isteyenin erkek tarafının ebeveynleri dahil aile büyükleri olduğundan haberi olmayan, bu süreçleri hiç yaşamamış ve sağlıklı şekilde de gözlemlememiş masum arkadaşlarımızın doluşmuş olduğu başlıktır. gelin düğün istemese ne. aileler yıllardır etrafa dağıttıkları altını nikahta toplayamayacaklarından korkup isteyecekler o düğünü emin olun siz. yahu bu ülkede takı merasiminde kamerayla yakın çekim yapılıp kim ne taktıysa aynen iade etmezsen ayıp diyorlar.
devamını gör...

