bir an geliyor bir akşamüstü mesela yalnızca oturmak, kendini dinlemek istiyorsun. sanırım asıl yalnızlık bundan sonra başlıyor, yani bu bir alışkanlık halini alınca. çok uzatmadan başlığa uygun bir şarkıyla bitireyim
yalnızlık ömür boyu
devamını gör...

lebaleb kongrelerdeki maskesiz akplilerin resimleri internette paylaşılamasın diye getirilmiş yasaktır.
devamını gör...

istediğim şey çok basit huzur bulacağım beni bebeği gibi sevecek biri. ama olmuyor *
devamını gör...

sürekli söylenen kelimeler anlamını yitirir. ama sürekli hissetmek ve hissettirmek anlamını çoğaltır sevginin.
aşırılı seviyorum ve hiç çekinmem söylemekten ama aşırı söylemem.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hala başımızda olması acı ve hala başımızda olması ne yazık ki gerçek.
devamını gör...

sadece karşıyı görmenizi sağlar. yani etrafında olan bitenden haberdar olmayan/olmak istemeyen insanların yapacağı eylem.
devamını gör...

kadını kendince kontrol altında tutma, sınırlama, güvensizlik ve paranoyaklık hali gün geçtikçe şiddetlenecek olan erkektir.
telefon pek kullanmayan benim bir dönemimi böyle bir erkekle geçirmişliğim var. o telefon genelde yanımda olmadığından ona göre vaktinde açılmıyordu. bi kavgadan sonra tamam telefonu herkes gibi yanımda tutmaya alişamıyorum deyip telefon kullanmaktan vazgeçmişliğim vardı. gerçekten blöf yapmamıştım ama üç gün sonra geri adım atıp telefonu kavga konusu yapmayacağını söylemişti. evet yapmadı ama başka başka şeyler çıktı. sonuç olarak zararlardır, uzak durulması gerekir.
devamını gör...

çok güzel kadınlara kaka yapmanın gerçekten yakışmadığını düşünen yazar arkadaşın beyanıdır.
devamını gör...

herkes çevresindeki insanlardan bahsetmiş ama esas kötü olan insanın kendisinden umudunu kesecek noktaya gelmesidir.

bazen gerçekten bu noktaya geldiğim oluyor. sonra unutup veya üstünü kapatıp devam ediyorum "bir şekilde" ama...
eninde sonunda bir tarafımda patlayacakmış gibi geliyor hep.

tanım: kişinin bakış açısına bağlı olarak hayatı zehir edebilen ve hatta bitirebilen şeylerdir.
devamını gör...

kokuların toplanmasıdır. duyduğumuz bir koku bizde birçok anının canlanmasına sebep olur. hatta bizi yıllar öncesine bile götürebilir. gördüğümüz, duyduğumuz bir şeyi unutmamız daha kolayken kokusunu aldığımız bir şeyi unutmamız çok daha zordur. bunun pek çok sebebi vardır.

bilimsel olarak baktığımızda; görme ve işitme duyuları beyindeki ilgili alanlara gitmeden önce talamusa uğrar. koku duyusu ise bunlardan farklı olarak talamusa uğramadan koku korteksine gider. talamusta duraklamanın diğer duyular açısından nasıl bir işlev gördüğü tam olarak bilinmese de diğerlerinin oluşturduğu sinyallerin çok daha uzun yollar kat ettiğini söyleyebiliriz.

bununla beraber beyinde kokuları işleve koyan bölgenin hipokampüs ile yan yana olması, hipokampüsün de hafıza ile ilgili bir işlevi olması da neden olarak gösterilebilir.

evrimsel olarak bakıldığında da aslında yiyecek arayışı, eşeyli üremedeki feromon, iletişim ve tanıma gibi pek çok temel ihtiyaçta kokunun çok büyük bir yerinin olduğunu görürüz.

yapılan bir çalışmada yeni tanışan insanların karşıdaki ile tokalaştıktan veya herhangi bir temasından sonra farkında olmadan bir şekilde ellerini yüzlerine götürdüğü görülmüş. bu çalışma ile de aslında kokunun insanları, hayvanları, nesneleri vb tanımamızda önemli olduğunu görüyoruz. buradan

ayrıca her insanın kokusunun da aynı parmak izi gibi kendisine özgü olduğu söyleniyor. bir şekilde koku alamayan insanların hafızalarında da problem çıkıyor veya tam tersi hafıza ile ilgili hastalıklar ilerlediğinde beraberinde kokuları birbirinden ayırt edememe de görülüyor.
koku almamızı sağlayan 1000'den fazla alıcı olduğunu da göz önüne alırsak koku'nun önemi yadsınamaz bir duyu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

ilgililerine buradan
devamını gör...

süresizin gerçekten saçmalık, geri kalanının büyük ölçüde yetersiz olduğu uygulamadır.

bu konuda çok doluyum sözlük, düşüncelerimi en kısa şekilde özetlemeye çalışacağım, umarım kendimi iyi bir şekilde açıklayabilirim.
öncelikle zaman zaman kötüye kullanıldığını düşünüyorum, ancak bunun genele vurulduğunda çok az olduğuna da inanıyorum.
süresiz nafakaya zaten karşıyım, herhangi bir şekilde mantıklı olduğunu düşünmüyorum. en korkunç durumda bile evli kalınan süre artı karşıdaki kişiye verilen zarara uygun olarak gerekirse ek süre şeklinde ödenmeli bence.
insanların buna karşı olması kadar doğal bir şey yok. ama gelgelelim buna karşı olmakla kalmayıp, çocuklarına ödediği iki kuruş nafakaya bile karşı olan erkek dolu bu ülkede. ve ben artık bu durumdan bıktım. bu arada aynı şeyi biz babamla da yaşamıştık, ben küçükken ayrıldılar * ve adam bir kuruş bile vermek istemedi 3 çocuğuna. neyse ki mahkeme kararıyla annem bizim için nafaka alabildi, babam ödemediği için maaşına haciz konuldu. bu arada ödediği de yanlış hatırlamıyorsam 270 lira falandı. :) öyle inanılmaz rakamlar dönmüyor bu nafaka işinde. *

şimdi burada konuyu biraz toplumumuza döndürmek istiyorum. biz ataerkil bir toplumuz ve insanlarımızın büyük çoğunluğu inanılmaz cinsiyetçi düşüncelere sahip. evet, herkes böyle değil. evet, belki biz çevremizi daha iyi seçebiliyoruz ama bu yüzden böyle düşünen insanlar yok olmuyor.
bu cinsiyetçi düşüncelerden bu konuda en önemli olanları namusun kadınlara özgü görülmesi, sevişmenin kadının değerini düşürdüğüne inanılması, ev işlerinin tam anlamıyla kadın işi olması, kadının erkeğe itaat etmesi ve erkeklik gururunu kırmaması *, çocuk yapıldığında yine tüm yükün kadında olması *, ve kadının erkekten hiçbir şey beklememesi gerektiği.
bu durumda klasik bir evlilikte ne oluyor? kadın çalışıyorsa bile evin neredeyse tüm yükünü üstleniyor, kocasının akrabalarıyla uğraşıyor*, ismi bile değişiyor*, kendini kariyerine adayamıyor hatta bazen işi bırakmak zorunda kalıyor ya da direkt kocasının isteğiyle işini bırakıyor, çocuk olduysa kendini tamamen ona adıyor yoksa "ne biçim annesin" sen diye laf yiyor. tüm bunları yaptığını söyleyecek olsa da "e yapmasaydın" şeklinde karşılık alıyor.
ve boşanınca da tüm bu yaptıkları, tüm fedakarlıkları boşa gidiyor. üstüne artık "bakire" olmadığı için değeri düşmüş oluyor insanların gözünde. sarkıntılıklarla uğraşmak zorunda kalıyorlar, kendilerine yeni bir hayat kurmak isteseler çocukları olduğu için toplum tarafından "evlenme sen annesin" baskısına uğruyorlar, sevgilisi falan olursa zaten kıyamet kopuyor çoğunlukla. evlilik boyunca iş hayatına odaklanamadığı için de maddi olarak sıkıntı yaşıyor. işte toplum gerçeği bu, hatta daha fazlası. doğal olarak boşandıktan sonra kadın kendisini toparlayana kadar -ve tabii ki kadın hatalı değilse- nafaka ödenmesi çok doğal bir gereklilik.

erkekler istiyor ki ben karımdan hem çalışmasını isteyeyim hem de ev işlerini ona bırakayım arada bir salata yapıp ev süpürüp çok iş yapmış gibi dır dır edeyim, ya da karım hiç çalışmasın vereceğim iki kuruşa tamah etsin, maddi özgürlüğü olmasın benden de çok fazla para istemesin, ben kadınların cinsel hayatı olmasına karşı çıkayım, illa herkesin bakire olmasını bekleyeyim olmazsa dayak atayım aşağılayayım, sevişmeyi kadını küçük düşürücü bir olay gibi göreyim ve bu düşüncülerimi her yerde söyleyeyim, karımı aldatayım o karşı çıkmasın çünkü erkek adam için normal böyle şeyler, çocuklarımı yaptıktan sonra tüm bakımı annesine atayım hatta beğenmediğim yer olursa bin tane laf sayayım ama ben gece uykumdan hiç uyanmayayım, en fazla günde 1 saat çocukla oynayayım ağlarsa, bezi değişmesi gerekirse annesi yaptığı işi bırakıp koşup bebeğe bakmaya gelsin, bu arada karım çocuk doğurup onun bakımıyla ilgilense de manken gibi olsun, benimle ilgilenmeye devam etsin ve 3 çeşit yemeğimi önüme koysun, ev de pırıl pırıl olsun ve bunların sonucunda ben hiçbir bedel ödemeyeyim.

siz sürekli cinsiyetçilik yapar ve bu düşünceleri beslemeye devam ederseniz arada sırada olayın ucu böyle size dokunur işte. bana boşuna "her erkek böyle değil ya," lafıyla gelmeyin, evet her erkek böyle değil ama ne yazık ki bu ülkedeki çoğu erkek böyle.
devamını gör...

şiddete eğilimi olması ve okuduğunu, duyduğunu anlamaması...
devamını gör...

- okumayı sökmeme rağmen öğretmenin kırmızı kurdelamı vermemesi rezaleti
- kırmızı kurdela almış sözlük yazarları
- hoşlanılan çocuğun kırmızı kurdela alamaması sorunsalı
- kaç para ulen bi kırmızı kurdela
- kırmızı kurdelanın aslında hiç de havalı olmaması
- kırmızı kurdelanın bebek işi olması
- verin len kurdelamı ühüü
devamını gör...

altın renkli kravat ile harika bir kombinasyon oluşturuyordu bir dönem.
devamını gör...

yıllardır süregelen, dile pelesenk olmuş, kolay kolay da geçmeyecek o kadar saçma sapan, sorulması ayıp olan, saygısız ve boş sorular var ki. bir kere kimsenin hayatına özeline saygı yok. meraklı, sırf konuşmak için konuşan, dedikodu yapıp moral bozmak isteyenler ile birlikte aynı toplumda yaşıyoruz. dahası var mı?
devamını gör...

biraz yavan yaşamaktır. ruhunuzu kulağınız ile besleyin. hayat daha çekilebilir oluyor.
devamını gör...

orhan veli'nin, 'istanbul'u dinliyorum' şiirinde kullandığı kelime.


istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
bir yosma geçiyor kaldırımdan;
küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
bir şey düşüyor elinden yere;
bir gül olmalı;
istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
devamını gör...

iki tarafın da akıllı insanlar olduğu fikir tartışmaları karşıdakinin fikrini çürütmek için değil kendi düşünce yapısındaki eksiklikleri farketmek için yapılır. iki tarafın da akıllı insanlar olduğu anlık tartışmalar sorun yaratmak için değil sorunu çözmek için yapılır. ancak ülke insanımız genellikle akıllı insanlar olmadığı için kendisinin hatalı olduğunu anlayan taraf saldırganlaşır ve düşünceleriyle karşı tarafı bastıramadığı için sözlü veya fiziksel şiddetle karşı tarafı bastırmaya çalışır. işin kötü yanı gerçekten tartışabilen insan sayısı çok az. ne insanlar tanıdım türkiye’nin en elit üniversitelerinde okumuş bilgili bir insan ancak bazı fikirlerine o kadar bağnazlıkla bağlı ki eleştirildiği anda saldırganlaşıyor.
velhasıl kelam duygusal zeka (eq) ve fikir holiganı olmamakla ilgili bir durum tartışma kültürü ve bu ikisi de çoğu türk insanında yok.
devamını gör...

bir çeşit psikolojik manipülasyon ve taciz yöntemidir.

kaynak

bu duruma maruz kalan insanlar, karşılarındaki kişinin telkinleri ile kendilerini değersiz, önemsiz görmeye başlarlar.
devamını gör...

hayvan çiftliği ile beraber george orwell'in kült kitabıdır. yazarın geleceğe yönelik kurguladığı bir kabustur adeta. insanların kişiliklerinin, daha doğrusu 'birey'in yok edildiği, onun yerine alabildiğine baskıcı, totaliter bir rejim dahilinde, 'parti'ye bağlı robotlaşmış 'yoldaş'ların yaratıldığı bir dünyada geçmektedir. birçok yönüyle günümüze de uyarlanabilecek, tüm zamanların eseridir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim