maşallah dediğimiz iki gün yazamıyor
tam da birkaç dakika önce en sevdiğim yazarın gittiğini fark etmemle benzer bir düşünce geçirdim içimden. sevdiğim dizinin son sezonunu seyrederken art arda o kadar bölüm seyretmişim ki son izlediğim bölümün final olduğunu bitince öğrenmişim gibi. boş boş duvara bakıyorum. çok duygusalım şu an.
devamını gör...
ayağın taşa değmesin
bir tür iyi dilek. 'canın yansa canım yanar' gibi bir anlamı var.
devamını gör...
öğrenci işleri
devamını gör...
miyop olmanın zorlukları
karşıdan gelen insanların doğrudan yüzüne bakıp tanıyamamakla beraber "göz göze geldik neden selam vermedin?" triplerine maruz kalmaktır. ya ben miyobum sana bakmışsam ama görememişsem ne var bunda??? ya da belki de görmüşümdür ama miyop bahanesine sığınmışımdır. bilemiyorum altan ama bu sanırım başka bir başlığın konusu.
devamını gör...
hobaaa3434
nisan puan tablosunda varımı yoğumu yatırdığım yazar. umarım bizi yanıltmaz.*
devamını gör...
madalyasız yazarların boş beleş tipler olması
garip garip evimde otururken yine bir şekil de yaftalanmışım. vah benim başıma gelenler. hoş haklılar da ne diyeyim. o kadar bilgi içerikli, ironisiz, komikli olmayan yazılar yazmam zor gibi çünkü. yazabilen arkadaşlara tebrikler. ilgi alanıma girenleri okuyorum gerisini sonra okurum diye hafızama tıklıyorum. siz yine sakin olun arkadaşlar. malum parayla kültürün, imanla zekanın kimde olduğu belli olmaz. çokça sevgiler o zaman.
devamını gör...
normal sözlük'ün kadın yazarları
çok iyi anladığımı belirtmek istiyorum. gün içinde artık sürekli kadınlara ilişkin can sıkıcı başlıklar görünce bu düşüncedeki yazarları ve başlıklarını engelledim. mesela bugün sözlükte oldukça çok vakit geçirmeme rağmen hiç böyle bir başlığa denk gelmedim. demek ki doğru kişileri engellemişim. bu yazarların özellikle psikolojik savaşa girdiğini düşünüyorum. laf anlatsak anlayacak insan öyle şeyler yazmaz zaten. bizim güzel beyinlerimiz bilimsel araştırmalar, sanatsal çalışmalar, faydalı işler için yorulacağına, neden bu gereksiz yazarlar yüzünden yorulsun ki. attığımız ileriye dönük her adım onlara gereken cevabı verecektir.
devamını gör...
finch
abi oturalım finch'i yazalım diye düşündük. sonuçta tom hanks baş rol. baya üstüne düşünülecek bir film ortaya koymuşlar bence. ana fikir, olay örgüsü, filmin can yakan diyalektiği falan baya baya garip ama bir o kadar da etkileyici...
konu şu bir güneş patlaması sonucu after kıyamet senaryosu mevcut ortalık darma duman. barınma, beslenme hayatı idame ettirme aşırı derecede zor koşullar altında devam etmekte. bir nevi günümüz türkiyesi :)
tom hanks abimiz zannımca bilim insanı ve asosyal bir kişiliğe sahip; toplumdan ve insan temelli herhangi bir yapılaşmadan uzak. ufak bir köpekle kendisi arasında insani bir bağ kurmuş ve kendi benlik arayışları içerisinde sahiplendiği köpek onun arınması için gerekli bütün materyalleri oluşturmuş. filmin devamında seyreden bütün olaylar insan eliyle var olan bir robotun insan kimliği, ahlakı ve benliği oluşturup oluşturamayacağı ile alakalı; bence... yahu hakkını asla yiyemem o nasıl bir oyunculuk 1940'lar türkiyesinden fırlayan bir veremli gibi kan kusmalar öksürmeler falan bütün oscarlar sana feda olsun.
filmi seyrederken yaklaşık 5-6 kere durdurup diyalogları inceledim. o kadar kaliteli anektodlar edindim ki ileriye dönük bireysel diyaloglarımda kullanabileceğim birden fazla fikir dahi mevcut. zaman zaman sıradan bilim kurgu eserlerine selam çaksa dahi tom hanks kalitesine yakışır bir film final projesi olduğunu düşünüyorum.
filme genel olarak puanım 6.5/10. izlenmeli ama izletilmesi elzem mi e orası meçhul?
konu şu bir güneş patlaması sonucu after kıyamet senaryosu mevcut ortalık darma duman. barınma, beslenme hayatı idame ettirme aşırı derecede zor koşullar altında devam etmekte. bir nevi günümüz türkiyesi :)
tom hanks abimiz zannımca bilim insanı ve asosyal bir kişiliğe sahip; toplumdan ve insan temelli herhangi bir yapılaşmadan uzak. ufak bir köpekle kendisi arasında insani bir bağ kurmuş ve kendi benlik arayışları içerisinde sahiplendiği köpek onun arınması için gerekli bütün materyalleri oluşturmuş. filmin devamında seyreden bütün olaylar insan eliyle var olan bir robotun insan kimliği, ahlakı ve benliği oluşturup oluşturamayacağı ile alakalı; bence... yahu hakkını asla yiyemem o nasıl bir oyunculuk 1940'lar türkiyesinden fırlayan bir veremli gibi kan kusmalar öksürmeler falan bütün oscarlar sana feda olsun.
filmi seyrederken yaklaşık 5-6 kere durdurup diyalogları inceledim. o kadar kaliteli anektodlar edindim ki ileriye dönük bireysel diyaloglarımda kullanabileceğim birden fazla fikir dahi mevcut. zaman zaman sıradan bilim kurgu eserlerine selam çaksa dahi tom hanks kalitesine yakışır bir film final projesi olduğunu düşünüyorum.
filme genel olarak puanım 6.5/10. izlenmeli ama izletilmesi elzem mi e orası meçhul?
devamını gör...
soğuk duş etkisi yaratan anlar
evin anahtarını evde unuttuğunu anladığın an.
devamını gör...
zar çoklu evren modeli
evren dediğimiz şeyin, sicim teorisiyle bağlantılı olarak çok boyutlu bir uzay içerisinde dalgalanan zar yapılı evrenlerden yalnızca biri olduğunu ileri süren teori.
basitçe anlatmaya çalışacağım. umarım altından kalkabilirim.
sicim teorisi üzerinde çalışan fizikçiler, bazı yapıların matematiksel olarak mümkün olduğunu buldular. örneğin 3 uzay boyutundan oluşan ve adına 3-zar dedikleri, 4 uzay boyutundan oluşan ve adına 4-zar dedikleri bazı yapıların matematiksel olarak olasılık dahilinde olduğunu gördüler (ki bu durum 9-zara kadar gider). kurama adını veren sicimler ise tek zar adıyla anılır.
gözünüzde, uzay içerisinde uzanan, uzunca (hatta sonsuz uzunlukta) bir ip ya da sonsuz uzunlukta biz örtü canlandırabilirsiniz. zamanı işin içerisine katmazsak, 3 uzay boyutlu bir evrende yaşadığımız için bunları birer nesne olarak gözümüzde canlandırmamız kolaydır. fakat boyutları sonsuz büyüklükte, 3 boyutlu bir zar canlandırın dersem, o zaman bu zarın tüm evrene karşılık gelmesi gerekir. zar evren olayı burada devreye girer.
sicim teorisi toplam 11 boyut öngörür. şu halde 11 boyutlu bir uzay içerisinde, çok sayıda çok boyutlu evren olabilir.
şimdi sadece gözünüzde rahat canlandırabilmeniz için bir temsili bir resim paylaşayım:

görselin kaynağı
burada 2 adet 3-zar görüyorsunuz. bunlar aslında birer paralel evren. bunlar gibi daha çok 3-zarı bir arada düşünebilirsiniz. ortaya 3-zarlardan oluşmuş bir çoklu evren modeli çıkar. tabi paralel evren dediysek, uzaydaki yönelimleri birbirine paralel olduğu için demiyoruz. bunlar böyle ekmek dilimi gibi yan yana, birbirine paralel olmayabilir. dağınık şekilde dağılabilirler. ayrıca ille de hepsi 3-zar olmak zorunda değil. bazıları 2-zar, bazıları 8-zar da olabilir mesela... üstelik hepsinin içerisinde galaksiler, yıldızlar gibi cisimler olmak zorunda değil. bazıları boş bile olabilir.
burada dikkat edilmesi gereken husus, bunların hepsinin tek bir kuramdan kaynaklandığı, bu nedenle de hepsinde aynı fizik kanunlarının geçerli olduğu gerçeği. söz konusu olan kuram da sicim teorisi olduğuna göre, bu evrenlerde bulunan her şey sicimlerden oluşuyor demektir.
***
peki bu evrenlerle iletişim kurabilir miyiz?
burada sicimlerin 2 tür olabileceğini bilmemiz gerekiyor: kapalı ya da açık sicimler. kapalı sicimler, halka gibidir ve bu sicimler zar evrenlerden ayrılıp ortalıkta, evrenler arasında dolaşabilir. ancak açık sicimlerin bir ucu mutlaka zar evrenlere bağlı olduğundan, bunlar bir yere ayrılamaz. evrendeki cisimleri de bunlar oluşturur.
şimdi burada yine bir bilgiye daha ihtiyacımız var. teorik parçacıklar olan ve kütle çekiminin taşıyıcı parçacıkları olarak kabul edilen gravitonlar, 2 açık sicimden oluşur. bunlar 2 yarım halka gibi birleşerek bir kapalı sicim oluştururlar. yani henüz gözlemleyemediğimiz gravitonlar, zarlardan ayrılarak serbestçe dolaşabilirler. bu da demek olur ki, bir zar evrende yaşayan bizler, bir başka zar evrenle iletişim kurmak istersek gravitonlardan yararlanabiliriz. yani diğer evrenlere geçiş yapabilmenin tek yolu kütle çekimidir.
tabii bu uçuk kaçık gibi görünen olayları, bahsi geçen durumda (zardan ayrılıp serbest dolaşabilme durumunda) evrende yaşanması muhtemel olan graviton kaynaklı kayıp enerji aracılığıyla büyük hadron çarpıştırıcısında bir şekilde ölçebilmek mümkün. ancak henüz buna ilişkin bir deney sonucu elde edilmiş değil. bir gün bu şekilde bir sonuç elde edilirse, içerisinde yaşadığımız uzayda, bizimkinden başka çok boyutlu evrenlerin de var olduğunu düşünmemiz için sağlam bir nedenimiz olacak demektir.
basitçe anlatmaya çalışacağım. umarım altından kalkabilirim.
sicim teorisi üzerinde çalışan fizikçiler, bazı yapıların matematiksel olarak mümkün olduğunu buldular. örneğin 3 uzay boyutundan oluşan ve adına 3-zar dedikleri, 4 uzay boyutundan oluşan ve adına 4-zar dedikleri bazı yapıların matematiksel olarak olasılık dahilinde olduğunu gördüler (ki bu durum 9-zara kadar gider). kurama adını veren sicimler ise tek zar adıyla anılır.
gözünüzde, uzay içerisinde uzanan, uzunca (hatta sonsuz uzunlukta) bir ip ya da sonsuz uzunlukta biz örtü canlandırabilirsiniz. zamanı işin içerisine katmazsak, 3 uzay boyutlu bir evrende yaşadığımız için bunları birer nesne olarak gözümüzde canlandırmamız kolaydır. fakat boyutları sonsuz büyüklükte, 3 boyutlu bir zar canlandırın dersem, o zaman bu zarın tüm evrene karşılık gelmesi gerekir. zar evren olayı burada devreye girer.
sicim teorisi toplam 11 boyut öngörür. şu halde 11 boyutlu bir uzay içerisinde, çok sayıda çok boyutlu evren olabilir.
şimdi sadece gözünüzde rahat canlandırabilmeniz için bir temsili bir resim paylaşayım:

görselin kaynağı
burada 2 adet 3-zar görüyorsunuz. bunlar aslında birer paralel evren. bunlar gibi daha çok 3-zarı bir arada düşünebilirsiniz. ortaya 3-zarlardan oluşmuş bir çoklu evren modeli çıkar. tabi paralel evren dediysek, uzaydaki yönelimleri birbirine paralel olduğu için demiyoruz. bunlar böyle ekmek dilimi gibi yan yana, birbirine paralel olmayabilir. dağınık şekilde dağılabilirler. ayrıca ille de hepsi 3-zar olmak zorunda değil. bazıları 2-zar, bazıları 8-zar da olabilir mesela... üstelik hepsinin içerisinde galaksiler, yıldızlar gibi cisimler olmak zorunda değil. bazıları boş bile olabilir.
burada dikkat edilmesi gereken husus, bunların hepsinin tek bir kuramdan kaynaklandığı, bu nedenle de hepsinde aynı fizik kanunlarının geçerli olduğu gerçeği. söz konusu olan kuram da sicim teorisi olduğuna göre, bu evrenlerde bulunan her şey sicimlerden oluşuyor demektir.
***
peki bu evrenlerle iletişim kurabilir miyiz?
burada sicimlerin 2 tür olabileceğini bilmemiz gerekiyor: kapalı ya da açık sicimler. kapalı sicimler, halka gibidir ve bu sicimler zar evrenlerden ayrılıp ortalıkta, evrenler arasında dolaşabilir. ancak açık sicimlerin bir ucu mutlaka zar evrenlere bağlı olduğundan, bunlar bir yere ayrılamaz. evrendeki cisimleri de bunlar oluşturur.
şimdi burada yine bir bilgiye daha ihtiyacımız var. teorik parçacıklar olan ve kütle çekiminin taşıyıcı parçacıkları olarak kabul edilen gravitonlar, 2 açık sicimden oluşur. bunlar 2 yarım halka gibi birleşerek bir kapalı sicim oluştururlar. yani henüz gözlemleyemediğimiz gravitonlar, zarlardan ayrılarak serbestçe dolaşabilirler. bu da demek olur ki, bir zar evrende yaşayan bizler, bir başka zar evrenle iletişim kurmak istersek gravitonlardan yararlanabiliriz. yani diğer evrenlere geçiş yapabilmenin tek yolu kütle çekimidir.
tabii bu uçuk kaçık gibi görünen olayları, bahsi geçen durumda (zardan ayrılıp serbest dolaşabilme durumunda) evrende yaşanması muhtemel olan graviton kaynaklı kayıp enerji aracılığıyla büyük hadron çarpıştırıcısında bir şekilde ölçebilmek mümkün. ancak henüz buna ilişkin bir deney sonucu elde edilmiş değil. bir gün bu şekilde bir sonuç elde edilirse, içerisinde yaşadığımız uzayda, bizimkinden başka çok boyutlu evrenlerin de var olduğunu düşünmemiz için sağlam bir nedenimiz olacak demektir.
devamını gör...
insanın gizlenecek bir şeyinin kalmaması
özgürleşmiş insandır sırlar genelde yakalanırım korkusu verir insana ama gizlenecek bir sırrı yoksa kimseden pek korkmaz.
devamını gör...
ukulele
başlangıç seviyesinde çalabildiğim enstrüman. müzikle alakası olmayan birinin youtube videoları izleyerek ( ben öyle yaptım) öğrenebileceğini düşünüyorum. en üstten alta doğru sırasıyla g(sol)-c(do)-e(mi)-a (la) teli var. en sık kullanılan ritim ısland strum ( ddu udu). bir iki haftaya kalmadan “somewhere over the rainbow “ çalmayı başardım.
ama ufacık tefecik diye de hafife almamak lazım. sol majör basıcam diye parmaklarım yamuldu sözlük. bunun daha bareli akorları var, arpeji var. bir işe başladık ama hadi hayırlısı.
ama ufacık tefecik diye de hafife almamak lazım. sol majör basıcam diye parmaklarım yamuldu sözlük. bunun daha bareli akorları var, arpeji var. bir işe başladık ama hadi hayırlısı.
devamını gör...
başlık değil saçmalık
kafiyeli başlık.
devamını gör...
google akademik
fazla kaptırmayın derim, sonra gözlerinizi bozarsınız. internet aleminin de en faydalı arama motoru. aranırken birçok muhteşem site de bulabilirsiniz. abartmamakla birlikte insanın hayatında olmalı bu yahu.
devamını gör...
normal sözlük'te tanımlarından nefret ettiğiniz yazarlar
nefret ettiğim bir insan yok. gerek de yok. nefret çok keskin bir duygudur. birilerini, tarzını, yazısını beğenmeyebiliriz. benim de elbette tarzını beğenmediklerim var. muhatap olmayız, ilgilenmeyiz, okumayız sorun kalmaz.
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
lavabonun tıkanması sonucu suyun birikmesi ve elini o suya daldırıp lavaboyu açmak zorunda kalmak.
devamını gör...
cuma gecelerini sap gibi oturarak geçirmek
sanki diğer geceler başka bir şey yaparmış gibi, dediğim başlıktır.
şahsım her gece aynı şeyi yapmaktadır, oturmaktadır, sap gibi.
şahsım her gece aynı şeyi yapmaktadır, oturmaktadır, sap gibi.
devamını gör...


