bu tür cümleleri kuranların neden sosyal medyayı kullandıklarını merak ediyorum. bu platformların amacı bu kardeşim. sen de ayşe,fatma,mehmet ne yapıyor diye merak ettiğin için orada takılıyorsun. beğenmiyorsan sosyal medyada takılma.
devamını gör...

mustafa kemal atatürk'ün hâkimiyet-i milliye gazetesine verdiği 22 nisan 1921 tarihli demecinde de ifade ettiği üzere, kesinlikle ödün verilemeyecek tek olgunun millet egemenliği ve bağımsızlık olması sebebiyle, her geçen sene daha da artan bir coşkuyla kutlamaya devam edeceğimiz bayram.


"bence bir millette haysiyetin, gururun, namusun ve insanlığın oluşması ve devam etmesi, kesin olarak o milletin özgürlüğüne ve bağımsızlığına sahip olmasıyla mümkündür. ben kendi adıma, bu saydığım özelliklere çok önem veririm ve bu özelliklerin bende olduğunu iddia edebilmem için, milletimin de aynı özelliklere sahip olmasını gerekli görüyorum. ben, yaşayabilmek için, mutlaka, bağımsız bir milletin çocuğu kalmalıyım. bu nedenle millî bağımsızlık bence bir hayatî meseledir. millet ve ülkenin çıkarları gerektirdiğinde, insanlığı oluşturan milletlerden her biriyle medeniyet gereklerinden biri olan, dostluk ve politik ilişkilerini büyük bir incelikle kabul ederim. ancak benim milletimi tutsak etmek isteyen herhangi bir milletin de, bu amacından vaz geçene dek amansız düşmanıyım."

mustafa kemal atatürk, 22 nisan 1921, hâkimiyet-i milliye.

kaynak: “atatürk’ün söylev ve demeçleri” sf. 103. ankaenstitusu.com/wp-conten...
devamını gör...

her cümlesi öfke barındırıyor gibi gözükse de büyük bir hüzünle yazılmış mektup. üstelik hayatın bir oyunu gibi alıcısıyla hiç buluşmamış bir mektup. bir koşu yarışından çıkmış ve o yarışı ikincilikle bitirmiş gibi, köşede kalmış, birinciyi ve onunla ilgilenenleri o köşeden izlemiş gibi bir mektup.

ben bu kitabı bireyin gelişiminde aile faktörünün ne kadar önemli olduğuna kısaca değinerek incelemek istiyorum. daha sonrasında kendi duygularıma ve kitabı okurkenki düşüncelerime de yer vereceğim elbette, pek bir şey hissedemesem de.

çocuklar ebeveynlerinin ilgisine ve gösterdikleri sevgisine muhtaçtır. hissettirilmeyen sevgi, ebeveynin sırf sert duruşuna zeval gelmesin diye çocuğunun başını bile okşamaması sevgi değildir çocukların gözünde. şu an azalsa da eskiden türk aile babası modeli genelde budur. hatta bir büyüğümden şu sözü duyduğumu hatırlıyorum ''babam başımı okşamazdı ama gece gelip üzerimi örttüğünü gördüm, seviyordu beni. sadece göstermiyordu.'' peki çocuk yarı uykuluyken değil de mutluyken, oyun oynuyorken mesela, başı okşansaydı ne olurdu ki? o ebeveynine daha çok bağlanırdı belki, daha güvende hissederdi. seni seviyorum demek ve o şekilde hareket etmek neden bu kadar zordu?

franz kafka'nın babasıyla arasında bir güç gösterisi var. babası normal hayatında da otoriter bir kişilik. kendisi birçok zorluklardan geçtiği için çocuğunun karşılaştığı bir zorlukta ''bu ne ki?'' diyebilecek bir baba. bu yüzden çocuğunu yetersiz ve güçsüz gören biri. kafka ise her şeyin ölçütü olarak babasını gören, onun mükemmel gücü ve başarısı karşısında oldukça güçsüz, başarısız ve en önemlisi güvensiz hisseden bir çocuk. öyle ki bu yetersizliği ve güvensizliği hayatı boyunca devam etmiş bir birey.

kafka'nın babasına karşı kızgın ve üzgün olması, babasını ne kadar sevdiğinin bir göstergesiydi benim için. mektuptaki duygular geçse de babasına duyduğu hayranlık pek geçmedi bana. hiç yaşamadığım bir duyguyu bir mektubun geçirmesini beklemek haksızlık olurdu sanırım.

''beni çileden çıkaran şeyin seni etkilemesi gerekmez artık ya da tersi, senin için masumiyet olan benim için suç sayılabilir ya da tersi; sende sonuçsuz kalan şey beni mezara götürebilir.''
devamını gör...

(bkz: tüm yazarların profilinde kurucu yazması)

güzel ve yalnız ülkemizde iyi şeylerin de olabildiğinin işareti olan rejim değişikliği. yaşasın halklarin kardeşliği, yaşasın insanlık!
devamını gör...

t: medeniyet hayaliyle yanıp tutuşanların bir an önce pılını pırtını toplayıp kaçmak istedikleri doğa harikası ve hep birlikte nordic council'i oluşturan ülkeler.

nordik ülkeleri adlandırması yıllardır süregelen bir yanlış kullanım örneğidir. oysaki nordik bir sıfattır, dolayısıyla nordik ülkeler olmalıdır. fakat artık yerleştiği ve de pek bir önem arz etmediği için deşilmesine gerek yoktur.
devamını gör...

kendini güvende hissetme isteği
devamını gör...

????:????:

''asla şüphem yoktur ki, türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.'' -atatürk-

(*

"türük oguz begleri budun eşiding. üze tengri basmasar, asra yir telinmeser türük budun ilingin törüngin kim artatı udaç erti." -bilge kağan-
devamını gör...

tek doz uygulamadan aylar, hatta yıllar sonra bile toprakta kalabilen bir pestisit türü. bu tarım zehri, arıların merkezi sinir sistemine toksik etki yapıp ölümlerine sebebiyet vererek arı katili bir ilaç kimliği kazandı. trakya ve çukurova'da toplu arı ölümlerinin de olağan şüphelisi.
devamını gör...

(bkz: tom ve jerry)
(bkz: şirinler)
(bkz: marsupilami)

ayrıca:
(bkz: anime)
devamını gör...

kısır, altın günleri. her haltı en iyi kendilerinin bildiğini sanan kadınlar. biri bana kapalı değilim diye "allah seni ıslah etsin" dedikten sonra 2 buçuk saat boyunca o gün orada olmayan birinin dedikodusunu yapmıştı.
devamını gör...

almak istediğim kitapların pahalı olduğunu görünce ağlayarak söylediğim cümle.
devamını gör...

sanki bütün gün 1568 tane taşınma kolisi hazırlamamışım gibi... bana bu halimde bu enerjiyi ancak güzelciğim verebilirdi herhalde. aşırı bir şekilde seviyorum.
devamını gör...

çok doğal bir şeydir. en yakın arkadaşım diyebileceğim kişilerin yarısı erkek ve hiç sorun yaşamadık yıllardır. kişiler kendini bilirse çok da güzel olunur.
devamını gör...

abi bakıyorum çaylakken inci gibi döşemişler entryleri. böyle güzel güzel alıntılamışlar, ortadan nağme yapmışlar. sakin, dinlendirici bir hava var. bu tam entel olur diyorsun.

bu entrylere takriben yoldaşcığım galiba yazar yapıyor bunları. sonra nasıl bir kumpanya patlıyor bilmiyorum. bu dostoyevskiler gidiyor yerine topuklara sıkan ibrahim tatlıses geliyor.

-baba, naber, yalarım ehehehe gibi yazılar.

neler oluyor ya. her şey çok karışık.
devamını gör...

ıslam evrimle celisir, celismez olur mu? taban tabana zitliklar mevcut. bu insanin hangi turden evrildiginin cok cok otesinde...

ıslamda insan uc ogede tanimlanir, ruh, beden ve nefistir. ruh ve nefis birbiriyle baglantili tanimlamalardir, beden ise anotomik yapisina verilmis adlandirmadir. islam inancina gore, cenin anne karninda olusum icerisindeyken ruhu uflenir, kaderi yazilmaya baslar. ınsanin yaratilis evresi bu sekildedir.(hz adem haric). evrim teorisine gore de ruh kavrami yoktur, sadece bilinc vardir. bilinci ise "beyindeki norolojik faaliyetlerin butunu" olarak aciklarlar. yani bu iki inanc birbirlerinden bu noktada kesin kez ayrilirlar. bunun disinda islamda, insan yaratilanlarin en mukemmelidir, insana yuklenen anlam diger canlilardan onu ayirmakta. ınsan yaptigi her eylemin hesabini vermekle yukumludur ama hayvanlarda boyle bir durum soz konusu degildir. dunyanin merkezi insandir kisacasi... evrim teorisinde ise insan doganin merkezinde degil, dogal seleksiyon icerisinde sadece doganin bir parcasidir. diger canlilardan fiziksel ve algisal ayristirmalar disinda bir farkliligi yoktur. ıste bu iki maddelik farkliliklar, iki inanci birbirinden siyah ve beyaz gibi ayristirmaktadir. kesistikleri noktalar yokmu kesinlikle vardir. ornegin hayvanlarin yasamlarini surdurebilmeleri icin zamanla turlerinin degisim gecirdigini soylemek islama aykiri degildir. hatta cok bilinmez ama darwin'in evrim teorisindeki bir cok iddiasini 1000 yil oncesinde islam dusunurleri zaten teorilemislerdi...sozun ozu diyebiliriz ki;
-her iki inanc aslinda bir varsayimdir, henuz ispatlari tam manasiyla gerceklestirilemez.
-her iki inancin zitliklari da mevcuttur,
-her iki inancin onaylayabilecegi ortak goruslerde bulunmaktadir. ama islam inancini benimseye bir musluman evrim teorisini tam manasiyla kabul edemez, ederse musluman olmaz. bu bir gercektir.
devamını gör...

bir an önce üniversiteye yerleşip kendimi geliştirmek adına dersten başka şeylerle ilgilenmek istiyorum. 20 yaşıma giricem artık olsun lütfen... hayata geç kaldım resmen.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

victor hugo tarafından yazılmış olan tarihi romandır. türkçeye sefiller ismiyle çevrilmiştir.

1862 senesinde yayınlanmıştır ve roman yayınlandığından beri pek çok filme, müzikale ve tiyatro oyununa uyarlanmıştır.

genel olarak jean valjean isimli mahkumun hayatını konu almaktadır. yani jean valjean için kitabın baş karakteri diyebiliriz.

kısaltılmamış türkçe çevirilerinde yaklaşık 2000 sayfa olan romanın orijinal metni* 1900 sayfadır ve yazılmış en uzun romanlardan biridir.
devamını gör...

galiba bu benim. ya da 95 doğumlu ve sonrası bir çok genç de olabilir. internetin ve gündelik hayatın hızıyla beraber yarım kelimeler, yarım sevdalar, sığ düşünceler arasında boğulup gidiyor ve bilgimiz olmayan her konuda bir şeyler söyleme ihtiyacı duyuyoruz. twitter' ı kapatma sebebim de tam olarak buydu. anayasa, dış politika vs. veya hayatın başka konularında çok tecrübesiz ve bilgisiz olup ahkam kesiyor olduğumu farketmiştim. sanırım kademeli olarak buralarda bile görüş bildirmeyi bırakmalı ve daha çok dinlemeli ve okumalıyım. ya da benim gibi sığ kalıp bunun farkında olanlar olarak bir parti kurmalıyız.
devamını gör...

(bkz: bir tripoda)
(bkz: bir kameraya)
(bkz: yenileceksiniz)

demişti, yener mi bilmem, ama sinirlendirdiği ortada.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim