sen bana nasıl karı dersin diyerek trip atan feministtir. evlenip evinin hanımı çocuklarının anası olacak olması, onu bu içler acısı durumdan kurtarmaya yetmeyecektir.
devamını gör...

"yolculuk, yolculuk.." dedim o kadar.
al işte ne oldu? hiçbir şey.
çok uykusuz ve yorgunum. ki bu daha başlangıç. ben galiba evimi özledim. evde olmak vardı şimdi..*
devamını gör...

kardeş bunu yeğenin mi yazdı *.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kesinlikle manevi bir hediyedir . kadınlar bazıları en azından ufak detaylara bayılıyorlar . pahalı bir hediyedense onu özel hissettiren onun farkında olduğunuzu belirten bir hediye en iyisidir (bence).
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

devamını gör...

bugün başıma bir şey geldi daha doğrusu kardeşimin başına geldi.

sınıfta güldüğü için* öğretmeni ona sınıfta kızarak, sen kızsın böyle gülemezsin ağırlığını koyman gerekir, diye bir cümle kurmuş.

eve geldiğimde hüngür hüngür ağlayarak buldum. ve dilim döndüğünce de anlatmaya çalıştım. kadınların çoğunun psikolojik şiddete uğradığını ve gülmenin ayıp olmadığını eğer dersi bölecek şekilde olursa da onun hatası olduğunu da dile getirdim.

bir kız çocuğu ilk defa karşı karşıya geldiği bu durumda kendini sorgulayıp nerede hata yaptığını düşünüyor.

bu senin hatan değil toplum baskısı sende bir sorun yok demek ne kadar ağır bir cümle anlatabildim mi bilmiyorum.
edit; 12 yaşında ve sanki karışımda kendim varmış gibi hissettim. kadınlar olarak bunları yaşadığımızı anlatmak gerçekten yürek burkucu.
devamını gör...

çok zorlu bir çocukluk geçirmiş olan beethoven despot bir baba tarafından daha küçük yaşta piyano çalmaya yönlendirildi. katı kurallarla eğitildiği için zaman zaman müziğe karşıda öfkeliydi. bu yetiştirilme ona belkide deha olmasının yanında bir sürü hastalıkda getirdi.genelde katı bir ifadesi olan beethoven'a bir de bu yönden bakılınırsa müziği dışında hüznünüde duyabileceğimizi düşünüyorum.
devamını gör...

okuduğum, deist arkadaşımızın serzenişlerini haklı bulduğum dua. paylaşmak istedim.

bir deist'in kandil duası
sayın allah'ım, af kapılarının sonuna kadar açıldığı, mağfiretin adeta pike yaptığı, (hangi takvimin ayına göre olduğuna ilişkin kafamız azıcık karışık olsa da) günahların affedildiği bu mübarek gecede beni affetmesen de olur.

ciddiyim...

zira biliyorum ki bu gece çok yoğun olacaksın, kapında kuyruk oluşacak. yılın diğer ayları ve/veya günlerinde/gecelerinde istisnasız her boku yiyen ve yediklerinden aslında pek de pişman olmayan, ellerinde imkan olduğu sürece yine yine yine yiyecek olan kulların kapına gelip af dileyecekler senden.

onları affet sayın allah'ım.

onları affetmezsen eğer, işleri çok yaş; senin affın, rahmetin devreye girmez de nizam teraziye kalırsa yani işleri, sıçtılar valla.

sayın allah'ım;
şikayet ediyormuşum gibi düşünmeni istemem ama neler yapmadılar ki?

mesela;
15 yaşındaki çocuğu vurup öldürdüler; çocuk toprağa gömüldükten iki gün sonra on binlercesi bir olup çocuğun annesine yuh çektiler. valla...

soma'da 301 madenciyi katlettiler; sonra gidip yüreği yangın yerine dönmüş madenci yakınlarını dövdüler, sillelediler, tekmelediler, tehdit ettiler...

ermenek'te 18 madenciyi katlettiler; "sorumlu biziz" diyemediler, tek bir düğmelerinden bile vazgeçmediler.

sülalece uğraştıklarında bile sabahtan geceye dek sıfırlayamadıkları kadar çok para çaldılar; "gemi değil, gemicik" deyip milletle dalga geçtiler.

"insanca yaşamak istiyoruz" diyen taşeron işçiyi "nankörlük yapma!" diye azarladılar; tüyü bitmemiş yetimden dişi kalmamış nineye varana kadar, milyonlarca insanın hakkını "milletin a..na koyacağız" (küfür bana ait değil sayın allah'ım) diyen iş adamına peşkeş çektiler.

sabahtan akşama kadar imanı gevreye gevreye çalışan asgari ücretli işçinin bir aylık ücretinin açlıktan biraz fazla olmasının iş vereni zorlayacağını, bunun vatana ihanet sayılacağını söylediler; bahsettikleri iş verenlere ikinci katın balkonundan havuzun görünmeyeceği villalar sipariş ettiler.

her cuma twitter'dan bir ayet çakıp sana inananları keklediler; özel görüşmelerinde ise bakara-makara diye kitabınla dalga geçtiler.

can derdiyle kaçıp camiye, senin evine sığınan insanlara "camide bira içtiler" diye iftira attılar; o caminin, "ben bir din görevlisiyim, yalan konuşamam, bira içtiklerini görmedim" diyen müezzinini sürgün ettiler.

kendi kitlelerinden bir kadının linç edildiğini, bebeğinin tekmelendiğini, kadının üstüne çiş yapıldığını söylediler, toplumu birbirine düşman etmeye çalıştılar; yalan konuştukları ayan beyan ortaya çıktığında ise bir "yalan konuştuk, kusurumuza bakmayın" bile demediler, pişkinliğe devam ettiler.

milyar dolarlık sarayda yaşamayı itibar saydılar; bunu yaparken de kendilerine "maneviyatçı", bizlere ise "materyalist" dediler ve bundan daha fenası, o kadar ısrar etmemize rağmen, bunu diyebilmek için ne içtiklerini bize söylemediler.

kendi çocuklarını askere yollamayıp, garibanların çocuklarını cepheye sürüp şehit ettirdiler, bunu da matah bir şey gibi o şehitlerin alilerine arsızca yutturmaya kalktılar.

seçim yapıldı, milletin iradesini, hukuku, adaleti, ahlakı, vicdanı iğfal ettiler.

her iftar sofrasını iftira sofrasına çevirdiler, insanlara hakaret ettiler, kullarının arasına nifak soktular.

insanlar bu korona denilen hastalıktan kırılırken, herkese maske mesafe dediler, uymayana ceza kestiler ama kendileri kalabalık salonlarda maske mesafe olmadan lebaleb toplantılar yaptılar, göbek attılar, hastalığı yaydılar.

evet, bu gece kapına gelecek olanlar, bütün bu saydıklarımı ve çok daha fazlasını yaptılar ve/veya bütün bunları yapanları alkışladılar, el üstünde tuttular sayın allah'ım.

ihbar etmiş gibi olmayayım, şüphesiz sen bunların hepsini biliyorsun sayın allah'ım ama daha neler, hangi günahlarını sayayım...

lütfen affet onları, yoksa çok yanacaklar. affet, ama bir de ıslah et onları, lütfen, n'olur...

ıslah et ki bir daha yapmasınlar. lütfen sayın allah'ım...

bana gelince...
benimkiler ekseri şahsi meseleler sayın allah'ım; tütünün dumanı, kadının dudağı, üzümün suyu gibi şeyler yani...

affetmesen de olur; gelir, takdir ettiğin kadar paşa paşa yanar, cezamızı çekeriz evelallah...

kendim için yormak, uğraştırmak istemem seni. sözlerime burada son verirken berat gecenizi en kalbi duygularımla tebrik ediyor, saygılarımı sunuyorum sayın allah'ım...

-gariban kulun osman-
devamını gör...

“birimiz hepimiz,hepimiz birimiz için!” anlamına gelen latince deyiştir.
devamını gör...

allah başka dert vermesin dedirten bir sorunsal daha.

çoğu arkadaşımın bu hatayı yaptığını fark ettim. aydınlatmak istedim.

özellikle zarf fiillerden sonra kullanılmaması gerekir.
devamını gör...

başlığa baktım islam'a tek bir saldırı bile yok. yazarlar sorular sormuş. sorulara cevap yok ama bol bol laf ebeliği var. belli, canınız epey sıkılmış zira sizin de bir cevabınız yok. benden size tavsiye, sadece sözlüktekileri değil ülkedeki tüm inanmayanları komple engelleyin. kendiniz çalın, kendiniz oynayın. artık recm cezası mı getirirsiniz, günah diye ayasofya'daki görselleri mi kazırsınız, tüm kadınları tesettüre mi sokarsınız... dış güçlerin piyonları olan ateistlerin eleştirilerini dinlemek yerine kendi kendinize eminim ülkeyi daha iyi bir yere çevirirsiniz.

hadi kolay gelsin. *
devamını gör...

(bkz: iran)
bu ülkede böbrek satışı yasaldır. bir böbrek fiyatı 4000 $ civarındadır.
devamını gör...

heavy metalin babası olan efsane grup.uzun bir ayrılıktan sonra tekrar birleşip 2013'te yine sağlam bir albüme imza attılar.
devamını gör...

maske.
devamını gör...

endüstri öncesi toplumu yeniden canlandırmayı savunan anarşist bir ekoldür. bu ekolün temel eleştiri noktası, insanların ilerleme ve teknolojik gelişmeler ile doğal yaşama yabancılaşmasıdır. bunun en büyük sebebi olarak endüstri görülür. hatta bazı yeşil anarşistler, tamamen doğal yaşama dönüşü yani göçebe avcı-toplayıcı hayat tarzını savunur.

yeşil anarşizmin odak noktası insanın doğa üzerindeki egemenliğine bir tepkidir. özellikle ikinci dünya savaşı sonrası ortaya çıkan fabrika çiftçiliği ve endüstriyel hayvan deneylerinin artışı hayvan hakları konusunda da bir farkındalık oluşturmuştur. yeşil anarşizm de işte bu noktada insanın bu egemenliğine son vermesi gerektiğini savunur.
devamını gör...

mensubu olan herhangi bir bireyin yalan makinesine kısa devre yaptırmasının garanti olduğu tv kanalı.
devamını gör...

bunlardan biri gogol’dur. geçirdiği buhranlar sonucunda “ölü canlar” kitabının bir kısmını kül etmiştir. okuyan bilir. yarım bir romandır o.
devamını gör...

artık yollarımız ayrılıyor değerli kardeşim. kızıl öfke benjamin'in baskıcı yönetiminin bir parçası haline gelmen, polit büroya katılmış olman, ciğerimizi dağlamıştır ve bizde ciğer bırakmamıştır. oysa bizi türkülerle ne de güzel kandırmıştın. türküleri yaktın, dolayısı ile biz yazar tabakası ile arandaki gemileri de yakmış oldun. bundan sonra senin mahlasın senpolitbaskıcıbizmutsuz olsun. zira duruma en uygun mahlas bu. *

görevinde başarılar dilerim değerli kardeşim.
devamını gör...

anketlerde olmasa sözlüğü eğlenceli ve keyifli kılan çok fazla şey kalmaz gibi. ne kadar da açmışız bilgiye, hayretler içerisinde kalıyorum. hiç mi sıkılmıyorsunuz hiç mi kafa dağıtıp, gereksiz- boş işler yapmak istemiyorsunuz anlamıyorum ki! sonuç olarak anketler candır, gerisi heyecan.(swh)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim