her şey bu zaman evinde naçar geçer
bu müseddes şiiri üstat mustafa doğan dikmen her pazartesi akşamı saat 22.00'de trt nağme'de yayınlanan klasik türk müziği saati programında icra ederken kendisi için şöyle yorumladığını ifade etmiştir;
çaresiz zaman denilen bu sürede sürüp giden hayatta her şey geçer gider.
en geçmeyecek sanılan gönülden ve sevgiliden dahi vazgeçilir de, onlar da geçer gider.
sadece günübirlik çağırılır bir kapıdan, ve bu davetin bir devamı olmaz.
akşam olunca, yol üzerinde kimi hayattan bitkin kimi hayata küskün geçer
pek tabidir ki harman yeri, yani hasat zamanı buğdayın sapıyla tanesinin birbirinden ayırıldığı çalışma yeri var ya,
o da hep durduğu gibi durmaz, er geç dağılır. mevsimi gelince bağlar da bozulur.
hatta, bülbülde güle aşkını söylemek için nefes kalsa ve hala şakıyor olsa bile, yazık ki son bahar gelir ve gül bahçeleri solar.
bülbülün aşkı için şakıdığı güller var ya, onların da mevsimi geçer...
eserin güftesini ve güzel bir icrasını buraya bırakıyorum
her şey bu zamân evinde nâçâr geçer
en geçmeyecek gönül geçer yâr geçer
yalnız günübirlik çağırır bir kapıdan
akşam kimi bitkin kimi bîzâr geçer
harman yeri er geç dağılır bağ bozulur
bülbülde nefes kalsa da gülzâr geçer
güfte : cemal ethem yeşil
beste : suphi ziya özbekkan
usul : aksak
makam : uşşak
çaresiz zaman denilen bu sürede sürüp giden hayatta her şey geçer gider.
en geçmeyecek sanılan gönülden ve sevgiliden dahi vazgeçilir de, onlar da geçer gider.
sadece günübirlik çağırılır bir kapıdan, ve bu davetin bir devamı olmaz.
akşam olunca, yol üzerinde kimi hayattan bitkin kimi hayata küskün geçer
pek tabidir ki harman yeri, yani hasat zamanı buğdayın sapıyla tanesinin birbirinden ayırıldığı çalışma yeri var ya,
o da hep durduğu gibi durmaz, er geç dağılır. mevsimi gelince bağlar da bozulur.
hatta, bülbülde güle aşkını söylemek için nefes kalsa ve hala şakıyor olsa bile, yazık ki son bahar gelir ve gül bahçeleri solar.
bülbülün aşkı için şakıdığı güller var ya, onların da mevsimi geçer...
eserin güftesini ve güzel bir icrasını buraya bırakıyorum
her şey bu zamân evinde nâçâr geçer
en geçmeyecek gönül geçer yâr geçer
yalnız günübirlik çağırır bir kapıdan
akşam kimi bitkin kimi bîzâr geçer
harman yeri er geç dağılır bağ bozulur
bülbülde nefes kalsa da gülzâr geçer
güfte : cemal ethem yeşil
beste : suphi ziya özbekkan
usul : aksak
makam : uşşak
devamını gör...
avustralya denince akla gelen
ufak bir fırtına sonrası oluşabilecek su baskını suretiyle evde şöyle bir manzara ile karşı karşıya kalmak.

kaynak: buradan
kaynak: buradan
devamını gör...
misafir olduğun evde ev sahibinden erken uyanmak
misafirlik laneti gibi.
devamını gör...
mahlassızım
takip ettiğim, yazılarını merakla beklediğim yazarlardan birisidir kendisi. bazı tanımlarını bir kereden daha fazla beğenme imkanım olsaydı demişimdir çok kez. ufkumuzu açan yazıları için teşekkür ederim.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
canlar dostlar merhaba yine bir eski kafa yayını olacak ama kaçak yayın olacak ben giriyorum kaçak yayına saat 21:00'de beklerim herkesi.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
bu pandemi dönemine denk geldiği için başka bir hal aldı elbet.
benim içinse hislerimi ifade etmek ve duyurmaya çalışmaktır.
bu fırsat için müteşekkirim.
benim içinse hislerimi ifade etmek ve duyurmaya çalışmaktır.
bu fırsat için müteşekkirim.
devamını gör...
sınıfta çay dağıtan öğrenciler hakkında tutanak tutulması
geleceğin muhalifleri. helal olsun.
eskiden türkiye’de böyle şeyler hiç olmazdı. tiyatro oyuncuları bile iktidarla rahat rahat goy goy yapardı. herkes güler eğlenirdi. şimdi gelinen vaziyete bak.
elemanlar görüp komik * buldukları bir olayla mizah yapmışlar. bunu böyle düşündüğümüz zaman bir yere geleceğiz.
bu yaptıkları onların korkmaları. az kaldı. o gençler sizi sandığa gömecekler.
eskiden türkiye’de böyle şeyler hiç olmazdı. tiyatro oyuncuları bile iktidarla rahat rahat goy goy yapardı. herkes güler eğlenirdi. şimdi gelinen vaziyete bak.
elemanlar görüp komik * buldukları bir olayla mizah yapmışlar. bunu böyle düşündüğümüz zaman bir yere geleceğiz.
bu yaptıkları onların korkmaları. az kaldı. o gençler sizi sandığa gömecekler.
devamını gör...
supportgirl
sniper tarafından vurulan yazar.
son sözleri : herkese iyi akş...
edit: ölmemiş discord bildirimleriyle yaşatılıyor.
son sözleri : herkese iyi akş...
edit: ölmemiş discord bildirimleriyle yaşatılıyor.
devamını gör...
ayrılık acısı geçer mi sorunsalı
aklı başında hiçbir insanın altında tek kelime etmemesi gereken başlık.
yoksa gün gelir ya dediğinizin tam tersini yaşarsınız, ya da yaşatırlar.
tuzak sorunsal bu ya, pis!*
yoksa gün gelir ya dediğinizin tam tersini yaşarsınız, ya da yaşatırlar.
tuzak sorunsal bu ya, pis!*
devamını gör...
yazmaya zaman bulamamak
şu an hayatımın öyle bir noktasındayım ki belirli şeyler dışında hiçbir şeye zamanım yok. yazmak benim için birçok şeyi ifade eder. bilen bilir, bilmeyen de pek bir şey kaybetmiyor zaten. yazılarıma bakıldığında, yazarken genellikle biçimsel kaygı taşımadığım, daha çok içimdekileri dökme ihtiyacı sonucu bir şeyler yazdığım pekala anlaşılacaktır. lakin son zamanlarda içimi de dökemez oldum. kimi zamanlar gece yarısı uyanıp sigara yaktığımda ya da vakitsiz anlarda aklıma düşünceler üşüştüğünde kenara köşeye birkaç sayfalık yazılar yazsam da, içimdeki uzun uzun yazma isteği ve ihtiyacını iliklerime kadar hisseder oldum. yakın bir zamanda patlayacağım ve ne yalan söyleyeyim o günü sabırsızlıkla beklemekten başka hiçbir şey yapamıyorum.
devamını gör...
ped fiyatlarının yüksek olması
pedler lüks tüketim kategorisinde değerlendirildiğinden sürekli yapılan zamların yanı sıra bir de yüksek vergi alınıyor. aynı zamanda yeni zelanda'da da pedler ücretsiz yapıldı. türkiye'de ise hem lüks olarak değerlendiriliyor hem de kara poşetlerle gizlenmeye çalışılıyor.
bakın şimdi en ilginç (!) kısım geliyor: pedler bir nevi doğurkanlık göstergesidir. yani ikide bir kutsayıp durduğunuz annelik regl olduğumuz sürece var olur, pedlere erişemez ve onun yerini sağlığımızı tehlikeye atan maddelerle kapatmaya çalışırsak bu kutsal annelik kimliğini zedelemiş oluruz. yeni zelanda ve iskoçya her kadının pedlere erişimi olsun diye adil bir tavırla hareket etmiş, türkiye de bari kendi kurmacalarıyla yapsın bunu. sağlığımız tehlikeye girsin istemiyoruz fakat pedlere bu kadar para vermek de istemiyoruz, ayrıca mecburen yaşadığımız bir şey için devletin bizden lüksmüşçesine vergi almasını da kabul etmiyoruz.
bakın şimdi en ilginç (!) kısım geliyor: pedler bir nevi doğurkanlık göstergesidir. yani ikide bir kutsayıp durduğunuz annelik regl olduğumuz sürece var olur, pedlere erişemez ve onun yerini sağlığımızı tehlikeye atan maddelerle kapatmaya çalışırsak bu kutsal annelik kimliğini zedelemiş oluruz. yeni zelanda ve iskoçya her kadının pedlere erişimi olsun diye adil bir tavırla hareket etmiş, türkiye de bari kendi kurmacalarıyla yapsın bunu. sağlığımız tehlikeye girsin istemiyoruz fakat pedlere bu kadar para vermek de istemiyoruz, ayrıca mecburen yaşadığımız bir şey için devletin bizden lüksmüşçesine vergi almasını da kabul etmiyoruz.
devamını gör...
yazılacak kitabın ilk cümlesi
sizi bir hayal dünyasına götürüyorum, üstelik bedava!
devamını gör...
vücudunuzun sizi ele vermesi
yanınızda taşıdığınız ispiyoncunuzdur diyebiliriz kısaca.
devamını gör...
alacaklı olduğunuz sözlük yazarları
(bkz: yoldaş benjamin franklin)
discord'da bana şiir okuyacağını söylemişti, hatta söz vermişti. çok fena alacaklıyım, evine baskın falan mı yapsam acaba?*
discord'da bana şiir okuyacağını söylemişti, hatta söz vermişti. çok fena alacaklıyım, evine baskın falan mı yapsam acaba?*
devamını gör...
anneni mi çok seviyorsun babanı mı sorunsalı
eskiden tanıdığım bir babanın, her daim çocuklarına sorduğu soru.
artık o baba yaşamıyor.
belki de öleceği içine doğdu ve o yüzden bu soruyu sürekli sordu.
bir anne olarak, hiç bir zaman çocuklarım beni çok sevsin diye bir derdim olmadı.
çok mutlu olsunlar istedim sadece.
kendilerine yetsinler istedim, arkadaşları olsun istedim.
ben hayatlarından uzağa gidince, yalnız kalmasınlar istedim.
beni hayatlarının merkezi yapsınlar istemedim hiç.
beni önemsesinler, benim onları önemsediğim kadar, bu bana yeter.
çok sevmesinler, güzel sevsinler.
artık o baba yaşamıyor.
belki de öleceği içine doğdu ve o yüzden bu soruyu sürekli sordu.
bir anne olarak, hiç bir zaman çocuklarım beni çok sevsin diye bir derdim olmadı.
çok mutlu olsunlar istedim sadece.
kendilerine yetsinler istedim, arkadaşları olsun istedim.
ben hayatlarından uzağa gidince, yalnız kalmasınlar istedim.
beni hayatlarının merkezi yapsınlar istemedim hiç.
beni önemsesinler, benim onları önemsediğim kadar, bu bana yeter.
çok sevmesinler, güzel sevsinler.
devamını gör...
geceyarısı çocukları
salman rushdie’nin destansı romanı. dilimize, geceyarısı çocukları diye çevrilmiş ve basılmıştır. bazen belgesellerde hindistan’ın adeta bir aktar dükkânını andıran renkli kültürünü izleriz. roman, bu fantastik dünyayı masalsı bir anlatımla sunuyor bize.
15 ağustos 1947, geceyarısı saat on ikide, tam da hindistan'ın ingiliz sömürüsünden kurtulup bağımsızlığının ilan edildiği anda 1001 tane çocuk dünyaya gelir. romanımızın kahramanı salim sina bunlardan biridir. salim, basında ilgi odağı olur ve başbakan nehru tarafından kendisine mektup yazılır ve kutlanır. ancak bu tesadüf, kahramanımız için beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. zira kendisi gibi aynı saat doğmuş bin çocukla telepati kurmak ve tehlikeleri koku alma duyusuyla sezmek yetenekleri bahşedilmiştir kendisine. başbakanın da mektubunda belirttiği üzere salim’in kaderi hindistan’ın kaderi olacaktır. sömürge toplumlarının, sömürgeci sonrası ruh halini çarpıcı bir şekilde alt metinde işliyor yazar. bunu yaparken kendi iç dünyasından, hayatından yola çıkıyor. 700 sayfalık bu destanı, hem metis yayınları'ndan hem de can yayınları'ndan okuma şansına sahip oldum. can yayınları'nın çevirisi daha çok hoşuma gitti. geniş bir zamanda sindire sindire okumanızı tavsiye ediyorum.
“doğrunun ne buyurulmuşsa o olduğu bir ülkede gerçeğin varlığı sona eriyor bu yüzden de bize doğru olduğu söylenen şey dışında her şey mümkün kılınıyordu; hindistan'daki çocukluğumla pakistan'daki ergenliğim arasındaki fark buydu belki de - ilkinde sonsuz sayıda alternatif gerçeklikle kuşatılmışken, ikincisinde yine sonsuz sayıda sahtelik, gerçekdışılık ve yalan arasında serseri mayın gibi gezinip duruyordum.”
15 ağustos 1947, geceyarısı saat on ikide, tam da hindistan'ın ingiliz sömürüsünden kurtulup bağımsızlığının ilan edildiği anda 1001 tane çocuk dünyaya gelir. romanımızın kahramanı salim sina bunlardan biridir. salim, basında ilgi odağı olur ve başbakan nehru tarafından kendisine mektup yazılır ve kutlanır. ancak bu tesadüf, kahramanımız için beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. zira kendisi gibi aynı saat doğmuş bin çocukla telepati kurmak ve tehlikeleri koku alma duyusuyla sezmek yetenekleri bahşedilmiştir kendisine. başbakanın da mektubunda belirttiği üzere salim’in kaderi hindistan’ın kaderi olacaktır. sömürge toplumlarının, sömürgeci sonrası ruh halini çarpıcı bir şekilde alt metinde işliyor yazar. bunu yaparken kendi iç dünyasından, hayatından yola çıkıyor. 700 sayfalık bu destanı, hem metis yayınları'ndan hem de can yayınları'ndan okuma şansına sahip oldum. can yayınları'nın çevirisi daha çok hoşuma gitti. geniş bir zamanda sindire sindire okumanızı tavsiye ediyorum.
“doğrunun ne buyurulmuşsa o olduğu bir ülkede gerçeğin varlığı sona eriyor bu yüzden de bize doğru olduğu söylenen şey dışında her şey mümkün kılınıyordu; hindistan'daki çocukluğumla pakistan'daki ergenliğim arasındaki fark buydu belki de - ilkinde sonsuz sayıda alternatif gerçeklikle kuşatılmışken, ikincisinde yine sonsuz sayıda sahtelik, gerçekdışılık ve yalan arasında serseri mayın gibi gezinip duruyordum.”
devamını gör...
ülkemizde matematiğin sevilmeme nedeni
'matematik yapamayan üniversiteye giremeyecek' diyen saçma sapan yöneticiler oldukça sevilmeme ye devam edecektir. zorunlu olarak dayatılan bir şeyi sevmek zor hatta imkansız olur efendim.
devamını gör...
(tematik)
n'djamena
yazarların doğduğu sene gerçekleşmiş önemli olaylar
(bkz: magna carta)
devamını gör...
