sevda kuşun kanadında open.spotify.com/track/5jIU...
devamını gör...

keskin ve psikopat bakışlı yırtıcı bir kuş. bu kuşun tek şansı, avına sinsice yaklaşıp saldırması. başka hayvanların avını da çalar. mesela tilkinin avladığı bir tavşanı, kanatlarının olması ve uçabilmesi avantajı sayesinde tilkinin ağzından kapıp götürür.
devamını gör...

kafa sözlük sevişme kulübü olarak yerimizi alıyoruz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küçük yaşlardayken kedi saldırısına uğramam sonucu ortaya çıkan korkudur. bu konuda haksız olan taraf benim. çünkü kedi reisi fena kızdırmıştım. o da dersimi vermek için sen misin benimle uğraşan şimdi yedim seni ulan. kaçma ulan kaçmaaa. bu bana yapılır mı be dercesine peşime verdi.
işte o günden beri korkarım şu hayvancıklardan. özellikle yolda yürürken arabalardan ve çöp konteynerının yanından geçmemeye çalışırım. nereden çıkacakları belli olmuyor sonuçta.*
ayrıca kediden korktuğunuzu duyan kişilerin şöyle tepki vermesi muhtemeldir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

giacomo papi’nin radikal şıklarını sayımı isimli kitabında geçen bir kavramdır. ama gramsci’nin kuramlaştırdığı gibi ekonomik aygıtları da elinde bulunduran egemen sınıfın bireyleri kendi dünya görüşüne uygun doğrultuda yönlendirmesi anlamında kullanılan bir kavram değildir kültürel hegemonya bu kitapta. çok daha farklı bir şey anlatır.

burda kavramın sahip olduğu anlam ona entelektüel olduğu için bir grup insan tarafından dövülerek öldürülen giovanni prospero yorumu ile aktarılır bize. yazara göre kültürel hegemonya kelimeler, akıl ve diyalog yoluyla ahmaklığın önüne geçmektir.

bu kavram prospero’ya göre bir siyasi görüşün diğeri üzerinde kurmaya çalıştığı üstünlüğü ifade etmez. aslında anlatmaya çalıştığı şey aklın aptallık karşısındaki üstünlüğüdür.

bilgi insanları uygar bir kalıba sokmak için gerekli olan şeydir ve bunun içinde akıl ve mantığa ihtiyaç duyarız. ama günümüzde bilgi gücünü ve işlevini kaybettiği için artık akla ve mantığa da ihtiyaç duymuyoruz.

ve kültürel hegemonyanın bitişini müjdeleyen her türlü olayı saygıyla karşılayarak yeni bir çağa hoş geldin diyoruz. selamlar olsun sana aptalın egemenliği.
devamını gör...

(bkz: sheldon cooper).
devamını gör...

son zamanlarda sıkça görmeye başladığım ikinci atatürk, üçüncü o, bu, şu cümlelerine istinaden;
atatürk bizim için tektir ve yeri sonsuza dek rezervedir.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

söz ve müziği doğan duru 'ya aittir. ilk solo albümü epoch'in -tabii ki bence- mükemmel şarkısı.

bazen olmaz işte.. *)

edit: ı wish you all the best.
devamını gör...

ohannes börgııır *

arkadaş, dünden beri iki kelam yazasım gelmiyor. istemsizce bir gıybetin, kavganın, husumetin ortasına düşmüşüm gibi hissediyorum. sözlük henüz bebe. ozianasi olarak ve ana gözüyle gerçekten bu çerçeveden baktığımda, bu bebeyi büyütürken sancılı süreçlerden geçecek herkes. yeri gelecek üstüne kusacak, yeri gelecek altına mıçacak, diş çıkarma dönemleri olacak, dönemsel büyüme atakları olacak v.s. herkes bir dönüp kendine baksın. hatalar olur, yanlış anlaşılmalar olur. olur da olur yani. ulu orta dallanıp, budaklandırmanın en çok da bebe sözlüğümüze zararı olur. ilk günden dış mihrakları sevindirmeyelim. hadi çiçeklerim, sarılıp öpelim birbirimizi.

(bkz: çok da şey yapmamak lazım)
(bkz: bunlar hep nazardan nazardan)
(bkz: güzel günler göreceğiz çiçekli günler)
devamını gör...

fakirlerin boğaz manzaralı gecekondularda yaşıyor olma şartı. bir de taksiye biniyorlar.
devamını gör...

-sen kiminle mesajlaşıyorsun denildi.
-kuzguncuktaki vişne yazısını gören kuzenim ya bir gün gidelim mi kuzguncuğa diye ısrar etti. kimse sözlük olduğunu anlamadı.
devamını gör...

türkiye'de bilinçli bir genç olmak.
devamını gör...

tarık akan'ın 80 döneminde hapse girişi ve orada yaşadıklarını anlatan kitap. hani kısa bir kitaptır ama insana öyle bir ders verir ki kitap bitince "?!" olursunuz.
100 küsur sayfadır kitap.
devamını gör...

halk müziğinin ölçüsüz olan formuna denir. uzun havalar, anadolu'nun değişik bölgelerinde bozlak, türkmani, maya, hoyrat, divan, ağıt gibi adlarla anılır. bunlar genellikle karacaoğlan, emrah, ruhsati, sümmani ve daha birçok bilinen halk ozanlarının deyişleri üzerine yakılmıştır.
devamını gör...

dünya sizin görüş, düşünce ve inançlarınız kısacası sizin etrafınızda dönmüyor. ezemediğiniz, hakaret edemediğiniz, kendinize benzetemediğiniz her birey ve düşünce karşısında aman efendim biz aşağılandık savroları saçıyorsunuz etrafa.

yok efendim hastalıkmış tedavi edilmeliymiş, yok efendim gençlere örnek oluyormuş vsvs siz bu eşcinselliği ne sanıyorsunuz acaba?

çıkın şu ufacık, bencil dünyanızdan artık. sizden sempati, sevgi, ilgi alaka bekleyen yok. ben eminim ki sizi gözleri bile görmüyor. ciddiye bile almıyorlar. hoş alınacak yanınızda yok zaten ama ben yine de bir sinirlendim.

savunulmaya, haklarında güzellemeler yazılmaya ihtiyaçlarıda yok evet. kendi hayatlarını kendi istedikleri gibi yaşıyorlar. çok afedersiniz size giren çıkan mı var???
ama size ne ama bize ne?
burnunuzu her şeye sokmadan, insanların hayatlarına müdahale edemeden yaşayamaz mısınız siz? hoş balık baştan kokar ne görürseniz onu yapıyorsunuz sizde. gökten inmedi başımızdakilerde birileri oy verdi seçti.
aynı kabadayılık aynı başkalarının hayatlarına saldırma konusunda özgüven aynı saygısız tavırlar. neyse sakinim zaten şu başlığa bile bir tane eşcinsel, biseksüel arkadaşımız yazmamış. kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz. komiğiz gerçekten!
devamını gör...

yasakların bitmesiyle akşam yürüyüşünde çekilen karedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

özellikle su israfının ayyuka çıktığı dönemde kullanılması gereken bir yöntemdir. geri kalmışlıkla alakası yoktur. duşta kalma sürenizi de kısaltarak zaman kazandırır. ayrıca "su kesildi", "su soğudu" gibi ani problemlere iyi bir çözümdür. köpüklü kalmamak için yanınızda bulundurun.
devamını gör...

hasan izzettin dinamo'nun milli mücadele yıllarını detayları ile aktardığı 8 ciltlik (5 cilt olarak yeniden basılmıştır) romanı. 1918 kasımının cumayı cumartesiye bağlayan gecesinde enver paşanın kaçışı ile başlıyor roman. her şeyin gerçek olduğu bir kurgu tezatlığı okurken insanın hem geçmişe detaylı bir yolculuk yapmasını sağlıyor hem de günümüzde içi boşaltılmış olan pek çok kavramın o yıllarda bir şeyler ifade etmesinin altında eziyor. tarihin gerçek figürleri öyle güzel resmediliyor ki hasan izzattin dinamo tarafından, onlarca karakter ve isim bulunsa bile sanki gerçekten her yüzü görmüş herkes ile tanışmışım gibi kafam karışmamış yabancılık çekmemiştim okurken. dinamo bana bizanslı vakanüvis leo the deacon'u anımsatıyor bu eserden ötürü çünkü deacon kendi gözlemleri üzerinden tarihi aktarmaya gayret etmiş, içinde bulunmadığı bir savaşı pek yansıtmamıştı tarihi yazarken. hasan izzettin dinamo deacon gibi tarihi tamamen kendi gözlemleri ve analizleri ile hikayeleştirip oldukça akıcı bir dil ile aktarıyor. tarihi figürlerin bakış açısından olayları aktarırken mümkün mertebe sebep-sonuç ilişkisi kurup ruh hallerini tasvir ediyor ve bu durum gerçeğe en yakın olanı okuyucuya sunmasına olanak sağlıyor. mustafa kemal atatürk'ün hayatına dair ve savaş yıllarında yaptığı zekice, kararlı ve yerinde hamlelerini; yaşadığı zorlukları, yapılan fedakarlıkları daha detaylı ve gerçekçi bir biçimde okuma olanağına da sahip oluyor okuyucu aynı zamanda. kıymeti bilinmemiş, göz ardı edilmiş muhteşem bir eser. devamında hasan izzettin dinamo kutsal barış adında 7 ciltlik (4 cilt olarak yeniden basılmıştır) bir eser daha yazıp yayımlıyor aynı zamanda. "bu sağır ve dilsiz insan kalabalığından hangi yaşatan umuda yönelebilirdi?" sorusunun cevabı niteliğinde okunması gereken bir eser.




hele softalığa, gericiliğe karşı ateş püskürüyorlardı. gericilerin, her türlü ilerlemenin ve gelişmenin önünü kestiğini ve eski düzeni, istibdadın her biçimini desteklediklerini yakından biliyorlardı. yarın da ilk safta karşılarına çıkacak en azılı düşmanların bu gericilik ve gericiler olacağını da seziyorlardı. s.379

dayan­mak, dayanmak, bütün memleketin üzerine yürüyen karanlık felaket dalgalarına karşı dayanmak gerek. her şeyi yitirmedik daha! her şey yitmedi. s.26

enver paşa: "sizin için orduda daima vazife mevcuttur.fakat sofya ataşemiliterliğinde kalmanız daha mühimdir."
mustafa kemal: "vatanın müdafaasına ait fiili vazifelerden daha mühim ve ulu vazife olamaz.arkadaşlarım ateş hatlarında bulunurken ben sofya'da ataşemiliterlik yapamam! "
s.488

vahidettin, bu çok önemli öneriden çok hoşlanmıştı. onun istediği de bundan başkası değildi. osmanlı tahtını rakipsiz olarak , tıpkı dedeleri, fatih, yavuz,kanuni gibi yönetmek biricik düşüncesi, idealiydi. ne var ki henüz güçsüzdü. ortamsızdı, örgütsüzdü. talat'la enver'in üzerine bindikleri ittihat ve terakki ejderhası, onu bir lokmada yutabilirdi. enver'i başkumandan vekilliğinden kaldırıp atmak , bütün ordunun dizginini eline almak, çok şanlı bir davaydı. yalnız bunun kurmay başkanlığına mustafa kemal'i getirmek de aynı tehlike ile baş başa kalmak, burun buruna gelmekten başka neydi ki? mustafa kemal, askerlik bilgisi ve görüşüyle, yüksek zekâsı ve seçkin kişiliğiyle onun silik varlığını ezecek, meydandan silecek ve yerine o geçecekti. bu tehlikeyi düşünüp durmasa mustafa kemal onun için çok sağlam payanda direklerin den biri sayılırdı. s.111

enver paşa,onu (atatürk) gölgelemek için çanakkale'nin en kötü savaş bölgesine vermişse de o,burada çanakkale destanının altın sayfalarını yaratmış,hiç olmazsa istanbul'u kurtarmıştı.şimdiyse yalnız bir şehri değil,koca bir türkiye'yi kurtaracaktı. s.374


devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim