kıvırcık saç
çocukken sahip olduğum şirin saçlar.sonrası paso dalgalı.
devamını gör...
24 eylül 2021 ali babacan'ın muhalefet vitesini yükseltmesi
vitesi arş-ı alaya çıkarsa dahi samimi bulmuyorum söylemlerini.
devamını gör...
sözlüğü gündüz vakti gece modunda kullanan tip
gece modunda gözlerim her daim daha rahat ettiği için aralarında bulunduğum tiplerdir. astigmatımdan dolayı olduğunu düşünüyorum. beyaza alerjim var.
devamını gör...
heinrich heine
nietzsche'nin bile ilgisini çekmiş 'en yüce lirik şair' olarak anılan alman şair. heine, gençlik yıllarında yazdığı aşk şiirlerinden tutun hayatının son demlerinde yazdığı sınıf ayrımı karşıtı eserlerine kadar ustaca bir iş çıkarmıştır. kelimelerle öyle incelikli oynar ki bazı zamanlar akıl sağlığınız ile oynadığını dahi düşünebilirsiniz. hein'ın şiirleri daima hayatından bir parçayı sembolize etmiştir. aşk şiirleri üniversite yıllarında duyduğu karşılıksız aşk sayesinde kağıda dökülürken, sınıf ayrımına karşı tepki gösterdiği eserleri onun almanya'da yaşayan bir yahudi olmasının izlerini taşır.kitapları sansüre uğrayıp, yakıldığı zaman bugün kitapları yakanların yarın insanları da yakabileceğini söyleyerek sanıyorum ki almanya için nokta atışı bir tahminde bulunmuştur.
romanzero
tragödien, nebst einem lyrischen ıntermezzo
deutschland. ein wintermärchen
der doktor faust
gedichte
--- alıntı ---
das glück ist eine leichte dirne,
und weilt nicht gern am selben ort;
sie streicht das haar dir von der stirne
und küßt dich rasch und flattert fort.
frau unglück hat im gegentheile
dich liebefest an’s herz gedrückt;
sie sagt, sie habe keine eile,
setzt sich zu dir an’s bett und strickt.
--- alıntı ---
romanzero
tragödien, nebst einem lyrischen ıntermezzo
deutschland. ein wintermärchen
der doktor faust
gedichte
--- alıntı ---
das glück ist eine leichte dirne,
und weilt nicht gern am selben ort;
sie streicht das haar dir von der stirne
und küßt dich rasch und flattert fort.
frau unglück hat im gegentheile
dich liebefest an’s herz gedrückt;
sie sagt, sie habe keine eile,
setzt sich zu dir an’s bett und strickt.
--- alıntı ---
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bir nevi yaz(a)mamanın yaz(a)mamaya etkisini yaz(a)mayarak itiraf etmeye yarayan dijital defter, fasilite.
bak yine yaz(a)madım.
bak yine yaz(a)madım.
devamını gör...
yabancı kültürlerden sevilen atasözleri
t. bizim kültürümüzde de bulunan, sevdiğimiz atasözleri...a falta de pan, buenas son tortas
(bkz: ispanyolca)
türkçesi : ekmeğin olmadığı yerde kek güzeldir...
meali:
koyunun bulunmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler.
(bkz: ispanyolca)
türkçesi : ekmeğin olmadığı yerde kek güzeldir...
meali:
koyunun bulunmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler.
devamını gör...
netflix içerik önerisi
our planet kesinlikle herkesin izlemesi gereken bir belgesel olmuş. sadece doğal güzellikler değil, istemeden yada isteyerek çevreye verdiğimiz zararı da konu alması bakımından ufuk açıcı olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
kendine bir not bırak
istiyorum ki bana gelen kimse mutsuz dönmesin. yüreğime giren umutsuz kalmasın. karanlığımı gören ışık yok diye yoldan dönmesin. acımı bilen beni ordan vurmasın. samimiyetimi gören değerli olduğunu anlasın. sessizliğimi zayıflık sanmasın. zaten bir kere sırtımı dönersem gitmişimdir.
devamını gör...
neden felsefe yayını yok sorunsalı
7. yüzyılda bile felsefenin ilk defa ortaya çıkıyor oluşunun sebebi milet’in kozmopolit bir yapıya sahip olmasına rağmen halkın büyük bir açık görüşlülüğe sahip olması değil mi zaten? ayrıca o dönem halkın refah seviyesi ortalamanın üstünde olup hepsi temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumdaydı. ve tüm bunların ardından en önemli faktör insanoğlunun düşünmeye ve diğerlerini düşünmeye davet edişindeki büyük hevesiydi. genelleme yapmak gibi olmasın lakin bahsetmiş olduğum şeylerin kaç tanesi günümüzde mevcut?
devamını gör...
melisho (yazar)
mahlası bana melisa ismini anımsatıyor. severim kendisini.
edit : yok melisa değilmiş arkadaşlar :((
edit : yok melisa değilmiş arkadaşlar :((
devamını gör...
dokuzuncu hariciye koğuşu
peyami safa'nın kaleme aldığı " insan ruhunun derinliklerine hitap eden" aşkı ızdırabı ve çaresizliği anlatan psikolojik bir romandır.
yalana her şey isyan etmelidir. eşya bile;
damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır.
--9. hariciye koğuşu--
kısaca özeti buyrun;
romanın kahramanı 15 yaşında ismi tam olarak verilmeyen bir erkek çocuktur. 7 yaşından beri ayağındaki kemik sorunundan dolayı yaşamının büyük bir kısmını hastane koridorunda geçirir. daha sonraları ayağının kesileceği haberini alır .iyileşmesi biraz zor ama rahatlık içerisinde yaşaması gerekmektedir ancak fakir bir ailede yaşayan çocuk için bu biraz zordur.
uzaktan akrabaları olan paşa erenköy'e çağırarak onun yanına alır. paşa'nın bir de kızı vardır nüzhet adında. nüzhete aşık olmuştur. nüzhet kendisinden 4 yaş büyüktür. nüzhet de ona karşı boş değildir aynı zamanda. tabii nüzhet'i isteyen biri daha vardır ki o da 35 yaşındaki doktor ragıp bey. annesi nüzhet'i doktor ragıp bey vermek isterken paşa bunu istememektedir. bir gün ailenin kendisi hakkında konuşmalarına şahit olur çocuk bundan çok etkilenerek üzülür ve orayı terk etme kararı alarak oradan ayrılmayı düşünür tam ayrılacağı gün annesi oraya gelmektedir. o yüzden eve gidemez .bacağının tam iyileşeceği yolda giderken daha da kötüleşir ameliyat olması gerekir. ameliyat için dokuzuncu hariciye koğuşu na yatırılır. doktorlar çok çaba sarf ederler ve bacak kesilmekten kurtulur. nihayetinde bacak biraz kısalsada tamamen iyileşmiştir. tam dokuzuncu hariciye koğuşu ndan çıkacağı gün doktor ragıp bey ve nüzhetin evlendiği haberini alır .
tabii yapacak bir şey yoktur...
bu arada kitaptaki kahraman ve nüzhet'in orasının açılmasının sebebi nüzhet'in yalan söylemesi dir.
nüzhet bana yalan söyledi...
dünyadaki hiçbir nüzhet yalan söylememelidir.
yalana her şey isyan etmelidir. eşya bile;
damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır.
--9. hariciye koğuşu--
kısaca özeti buyrun;
romanın kahramanı 15 yaşında ismi tam olarak verilmeyen bir erkek çocuktur. 7 yaşından beri ayağındaki kemik sorunundan dolayı yaşamının büyük bir kısmını hastane koridorunda geçirir. daha sonraları ayağının kesileceği haberini alır .iyileşmesi biraz zor ama rahatlık içerisinde yaşaması gerekmektedir ancak fakir bir ailede yaşayan çocuk için bu biraz zordur.
uzaktan akrabaları olan paşa erenköy'e çağırarak onun yanına alır. paşa'nın bir de kızı vardır nüzhet adında. nüzhete aşık olmuştur. nüzhet kendisinden 4 yaş büyüktür. nüzhet de ona karşı boş değildir aynı zamanda. tabii nüzhet'i isteyen biri daha vardır ki o da 35 yaşındaki doktor ragıp bey. annesi nüzhet'i doktor ragıp bey vermek isterken paşa bunu istememektedir. bir gün ailenin kendisi hakkında konuşmalarına şahit olur çocuk bundan çok etkilenerek üzülür ve orayı terk etme kararı alarak oradan ayrılmayı düşünür tam ayrılacağı gün annesi oraya gelmektedir. o yüzden eve gidemez .bacağının tam iyileşeceği yolda giderken daha da kötüleşir ameliyat olması gerekir. ameliyat için dokuzuncu hariciye koğuşu na yatırılır. doktorlar çok çaba sarf ederler ve bacak kesilmekten kurtulur. nihayetinde bacak biraz kısalsada tamamen iyileşmiştir. tam dokuzuncu hariciye koğuşu ndan çıkacağı gün doktor ragıp bey ve nüzhetin evlendiği haberini alır .
tabii yapacak bir şey yoktur...
bu arada kitaptaki kahraman ve nüzhet'in orasının açılmasının sebebi nüzhet'in yalan söylemesi dir.
nüzhet bana yalan söyledi...
dünyadaki hiçbir nüzhet yalan söylememelidir.
devamını gör...
normal sözlük karma toplama başlığı
favlayın beğenin.
devamını gör...
ezberci eğitim sistemi
eğitimci değilim, belki söyleyeceklerim yanlıştır lakin bu sistemin içinde okumuş hemen her öğrencinin gördüğü bazı çarpıklıklar vardır.
lise zamanlarını unutamıyorum mesela. üniversite sınavına girmeye iki ay gibi bir süre kalmıştı ve ben limit - türev - integral konularında daha kalem bile oynatamıyordum. okuldaki hocalar, yıllardır bu konuları aynı kafayla verdiklerinden üniversitede öğrendiklerini de unutmuştu, kafamın içine girmeyen bu üç baba konu hakkında bana yardımcı olamıyordu. en sonunda çıldırıp şehrimdeki üniversitede okuyan bir matematik öğrencisinden özel ders almaya karar verdim. o da bana üniversitelerde okutulan ders kitaplarından (bkz: thomas' calculus) matematik dersi vermeye başladı.
sonuç: üniversite sınavında limit - türev - integralden 8 soru çıktı, hepsi doğru.
çünkü o ablam, özel derslerde "x in derecesini başa indirip dereceyi 1 azaltırsın" gibi bir matematik dersi vermemişti. limit nereden, türev nereden gelir; integralde neyi amaçlarız; bu üç konunun teoremlerinin ispatları nedir gibi sorularıma cevap vermiş, üstüne üstlük üniversitede okuyan öğrencilerin çalıştıkları sorular üzerinden de hatalarımı tespit edip bunların üstüne gitmemi sağlamıştı.
yanlış anlaşılmasın, özel ders alın demiyorum. fakat okulda üç ay boyunca anlatılan konuyu anlamayan bir öğrenci henüz öğretmen olmamış birinden bir ayda teorem ispatlarına kadar bu konuyu nasıl öğrenir, bunu tartışmak istiyorum. bugün mühendislik öğrencisiyim ve daha lisede öğrendiğim o teorem ispatları sayesinde bugün daha rahatım. bir şeyin arkasını, gerçeğini öğrenmeden rahat edemiyorum. ezberci sistem ise bunu bana vermiyor.
üniversite kitaplarını çok seviyorum, çünkü yıllar boyu lanet okuduğum fizik ve matematiği olağanüstü şekilde sevdirerek anlatıyorlar. hele insanı araştırmaya teşvik etmesi yok mu o kitapların? ah ah...
evet, eğitimde bir şeylerin farklılaşması gerekiyor ama neyin farklılaşması lazım, bunu bilemiyorum. belki de üniversite kitapları tarzında bir anlatım, lise ve ortaokullardaki öğrencileri daha çok rahatlatır , kim bilir?
lise zamanlarını unutamıyorum mesela. üniversite sınavına girmeye iki ay gibi bir süre kalmıştı ve ben limit - türev - integral konularında daha kalem bile oynatamıyordum. okuldaki hocalar, yıllardır bu konuları aynı kafayla verdiklerinden üniversitede öğrendiklerini de unutmuştu, kafamın içine girmeyen bu üç baba konu hakkında bana yardımcı olamıyordu. en sonunda çıldırıp şehrimdeki üniversitede okuyan bir matematik öğrencisinden özel ders almaya karar verdim. o da bana üniversitelerde okutulan ders kitaplarından (bkz: thomas' calculus) matematik dersi vermeye başladı.
sonuç: üniversite sınavında limit - türev - integralden 8 soru çıktı, hepsi doğru.
çünkü o ablam, özel derslerde "x in derecesini başa indirip dereceyi 1 azaltırsın" gibi bir matematik dersi vermemişti. limit nereden, türev nereden gelir; integralde neyi amaçlarız; bu üç konunun teoremlerinin ispatları nedir gibi sorularıma cevap vermiş, üstüne üstlük üniversitede okuyan öğrencilerin çalıştıkları sorular üzerinden de hatalarımı tespit edip bunların üstüne gitmemi sağlamıştı.
yanlış anlaşılmasın, özel ders alın demiyorum. fakat okulda üç ay boyunca anlatılan konuyu anlamayan bir öğrenci henüz öğretmen olmamış birinden bir ayda teorem ispatlarına kadar bu konuyu nasıl öğrenir, bunu tartışmak istiyorum. bugün mühendislik öğrencisiyim ve daha lisede öğrendiğim o teorem ispatları sayesinde bugün daha rahatım. bir şeyin arkasını, gerçeğini öğrenmeden rahat edemiyorum. ezberci sistem ise bunu bana vermiyor.
üniversite kitaplarını çok seviyorum, çünkü yıllar boyu lanet okuduğum fizik ve matematiği olağanüstü şekilde sevdirerek anlatıyorlar. hele insanı araştırmaya teşvik etmesi yok mu o kitapların? ah ah...
evet, eğitimde bir şeylerin farklılaşması gerekiyor ama neyin farklılaşması lazım, bunu bilemiyorum. belki de üniversite kitapları tarzında bir anlatım, lise ve ortaokullardaki öğrencileri daha çok rahatlatır , kim bilir?
devamını gör...
kahve
serüveninde türkler kilometre taşıdır. kahve istanbul'a önce yemen'den gelmiş. saray'da içilirmiş. sonra köşklere, yalılara girmiş. zamanla halk katmanlarına yayılmış ve istanbul'da yüzlerce kahvehane açılmış.
kahvenin hatırı sayılır bir içecek olması da onun önemini hatırlatıyor bize. yemen'den geliş hikayesi, keyif vermesi, içimi için farklı özellikte bardaklar üretilmesi, sıcak közde bakır cezvede usulüne uygun pişirilmesi, az, orta, çok kavrulmuş çekirdekleri, sade, az şekerli, orta, şekerli damak lezzeti seçenekleriyle köklü bir kültür. normalde kahve, aynı kakao gibi ağaçta yetişen ve yuvarlak meyvelere sahip bir bitkidir. kahvenin ağacı yapraklarını hiçbir zaman dökmeyen, her zaman parlak ve yeşil görünüme sahiptir. ağaçta bulunan her meyvemsi yapının içinde derin çizgiye sahip iki tohum mevcuttur. bu tohumların her biri kahve taneleridir. her ne kadar dünya literatürüne türk kahvesi olarak girdiyse de iklim yapısının uygun olmayışından ötürü türkiye'de kahve yetiştirilememektedir.
kahve, bir tutku, alışkanlık, dostluk, sohbet, keyif duyguları yaşatır. kahveler, sunumu ve içimiyle kokulandı, çeşitlendi. tatlı, çikolata, lokum, pasta, kekler kahve ile buluştu.
kahvenin hatırı sayılır bir içecek olması da onun önemini hatırlatıyor bize. yemen'den geliş hikayesi, keyif vermesi, içimi için farklı özellikte bardaklar üretilmesi, sıcak közde bakır cezvede usulüne uygun pişirilmesi, az, orta, çok kavrulmuş çekirdekleri, sade, az şekerli, orta, şekerli damak lezzeti seçenekleriyle köklü bir kültür. normalde kahve, aynı kakao gibi ağaçta yetişen ve yuvarlak meyvelere sahip bir bitkidir. kahvenin ağacı yapraklarını hiçbir zaman dökmeyen, her zaman parlak ve yeşil görünüme sahiptir. ağaçta bulunan her meyvemsi yapının içinde derin çizgiye sahip iki tohum mevcuttur. bu tohumların her biri kahve taneleridir. her ne kadar dünya literatürüne türk kahvesi olarak girdiyse de iklim yapısının uygun olmayışından ötürü türkiye'de kahve yetiştirilememektedir.
kahve, bir tutku, alışkanlık, dostluk, sohbet, keyif duyguları yaşatır. kahveler, sunumu ve içimiyle kokulandı, çeşitlendi. tatlı, çikolata, lokum, pasta, kekler kahve ile buluştu.
devamını gör...
göze çay sürmek
arpacık çıktığında tavsiye edilen tedavi yöntemi. ne kadar işe yarıyor bilmiyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
yazmayı öğrettim ellerime
ve kokusundan uzak durmayı aşkın
yürüdüm
karınca boyu
bir avuç gölge
bırakmadı peşimi
yanan bir şehir gibi
büyüdüm
ateşler içinde
ardımda etçil adamlar
sırıtkan
çirkin
yanıltmadılar beni
gül gibi kırmızı güneşlerden geçtim sonra
yeşil bir masalın aynasında
küçüldü tanrılarım
toz yutan ağzı korkunun yansırken sulara
açıldı kapıları zamanın
...
ve kokusundan uzak durmayı aşkın
yürüdüm
karınca boyu
bir avuç gölge
bırakmadı peşimi
yanan bir şehir gibi
büyüdüm
ateşler içinde
ardımda etçil adamlar
sırıtkan
çirkin
yanıltmadılar beni
gül gibi kırmızı güneşlerden geçtim sonra
yeşil bir masalın aynasında
küçüldü tanrılarım
toz yutan ağzı korkunun yansırken sulara
açıldı kapıları zamanın
...
devamını gör...
günün ünlüsü olamayan yazar
benim efendim. ben hiç olamam böyle şeyler. flash belleği bile üç defada doğru takıyorum. okeye beş kişi gitsek masaya kimler oturacak diye yerden taş çektiğimizde en ufak sayıyı hep ben çekiyorum. elimden bişey düşse yuvarlanıp en olmadık yere gidiyor. bir şehirde ilk defa birinin başına kötü bir şey gelecekse ilk benim başıma geliyor. ayağımı sık sık komidinin köşesine vururum. belki de o bana vurur, bilemiyorum. piyango çıkma ihtimali milyonda bir olsa ve ben milyon tane piyango alsam çekiliş iptal edilir. öyle işte efendim. çok uzattım biliyorum ama içimdekileri yazmasam rahat uyuyamam. gerçi zaten uyuyamıyorum. lanet olası federaller.
devamını gör...
portmanteau
birden fazla kelimenin çeşitli yollarla birleştirilmesiyle yeni bir anlama gelen sözcük türetme yöntemidir. kelimenin türkçe karşılığı olmadığı için bu yazıda ve başlıkta bunu kullandım. bizdeki bileşik kelimelerle karıştırılmamalı. bileşik kelimeler kelimelerin tamamı kullanılarak türetilir sadece bazı durumlarda ses düşmesi ya da ses türemesi gerçekleştiği için yazım farklılaşabilir. portmanteauda ise kelimelerin içinden bir bölüm alınıp ses olarak her iki kelimeyi de çağrıştıran yeni bir sözcük oluşturulur.
terimlerde sıkça karşımıza çıkar. genelde tamlama şeklinde olan bir kelime gurubunda kelimelerin başının ve sonunun, her ikisinin de sonunun ya da her bir kelimenin başlangıç hecelerinin alınıp birleştirilmesi yoluyla türetilebilir. bazı durumlarda kelimelerden biri olduğu gibi kalıp diğer kelimenin bir parçasıyla da türetme yapılabilir.
ingilizce örnekleri:
brunch: breakfast-lunch
bollywood: bombay-hollywood
modem: modulator-demodulator
podcast: ipod-broadcast
screenshot: screen-snapshot
genome: gene-chromosome
motorcycle: motorized-bicycle
cosplay: costume-roleplay
sitcom: situational - comedy
cyborg: cybernetic-organism
bu yöntemle ne mükemmel türkçe kelimeler türetilebilir. ama bu işi yapması gereken kurum içi boşaltılmış bir arpalık olunca, edebiyatçılar da yeni kelime bulup kullanma cesaretinden yoksun olunca türkçede çok önceden yerleşmiş birkaç sözcük dışında pek örneğine rastlanmaz (kahvaltı, cumartesi, pazartesi gibi). bu eksiklerden dolayı halk, farkında olmadan kendi diline uygun kelime türetme işini kendisi yapıyor. "motokurye" buna bir örnek. birçok yerde ayrı yazılıyor ama karakteristik bir portmonteau örneği olduğu için birleşik yazılması daha doğrudur. tdk'nın zahmet olmazsa türkçe sözlüğe eklemesini bekliyoruz.
terimlerde sıkça karşımıza çıkar. genelde tamlama şeklinde olan bir kelime gurubunda kelimelerin başının ve sonunun, her ikisinin de sonunun ya da her bir kelimenin başlangıç hecelerinin alınıp birleştirilmesi yoluyla türetilebilir. bazı durumlarda kelimelerden biri olduğu gibi kalıp diğer kelimenin bir parçasıyla da türetme yapılabilir.
ingilizce örnekleri:
brunch: breakfast-lunch
bollywood: bombay-hollywood
modem: modulator-demodulator
podcast: ipod-broadcast
screenshot: screen-snapshot
genome: gene-chromosome
motorcycle: motorized-bicycle
cosplay: costume-roleplay
sitcom: situational - comedy
cyborg: cybernetic-organism
bu yöntemle ne mükemmel türkçe kelimeler türetilebilir. ama bu işi yapması gereken kurum içi boşaltılmış bir arpalık olunca, edebiyatçılar da yeni kelime bulup kullanma cesaretinden yoksun olunca türkçede çok önceden yerleşmiş birkaç sözcük dışında pek örneğine rastlanmaz (kahvaltı, cumartesi, pazartesi gibi). bu eksiklerden dolayı halk, farkında olmadan kendi diline uygun kelime türetme işini kendisi yapıyor. "motokurye" buna bir örnek. birçok yerde ayrı yazılıyor ama karakteristik bir portmonteau örneği olduğu için birleşik yazılması daha doğrudur. tdk'nın zahmet olmazsa türkçe sözlüğe eklemesini bekliyoruz.
devamını gör...
aşk
siz hiç sevdiğinize koşarken cama çarptınız mı?
devamını gör...