alan sokal ve jean brichmont un ortaklaşa yazmış olduğu bir kitaptır. zamanında akademide oldukça ses getiren sokal aldatmacısının arkasında yer alan motivasyonları anlatmaktadır. kitabın her bölümünde çeşitli postmodern düşünürlerin bilimi nasıl istismar ettikleri akademik kurallara uygun bir biçimde açıklanmıştır. postmodern düşünürleri takip edip okuyanlar için bu kitap zengin bir bakış açısı kazandıracaktır. burada ise kitapta yer alan en çarpıcı alıntılardan birini paylaşacağım.

(bkz: luce irigaray)

--- alıntı ---

" e=mc2 cinsiyet ayırteden bir eşitlik midir? ışık hızına, bizim için yaşamsal önemi olan başka hızlara göre öncelik tanınmakta... bu eşitliğin cinsiyet ayrımına işaret eden özelliği , en hızlı gidene öncelik tanınmasıdır."

--- alıntı ---

edit: kitabın pdf' ini rahatlıkla bulabilirsiniz ve bu alıntı gibi pek çok alıntıya erişebilirsiniz.
devamını gör...

işveren çıkarına çalışan işçi sendikalarına verilen isim.

ismini duyar duymaz yandaş olduklarını anlasak da "bunlar neden sarı" diye de kendimize soruyoruz elbette. diğerleri 'kızıl' sendika olduğundan mı sarılar? yoksa binaları sarıydı da oradan mı çıktı?

yirminci yüzyılın başlarında fransa'da sarılar hareketi isimli bir hareketin faaliyet alanı olarak ilk kez ortaya çıkmış kuruluşlardır sarı sendikalar. sarılar, sınıf mücadelesini aslında bir 'mücadele' olarak görmeyip uzlaşmacı, diyalogcu yöntemleri savunur. bu sendikalar, onu kuran güçlere ve sonraki sahiplenici veya yürütücülerine bakıldığında milliyetçi gruplar tarafından idare edilmiştir ve edilmektedir diyebiliriz. dolayısıyla 1900'lerin fransa'sında da günümüz dünyasında da işçi hareketlerini ve özellikle en büyük kozu olan grev hakkını baltalamak için tetikçilikten ibaret faaliyetleriyle işçi değil patron, yurttaş değil devlet çıkarlarını gözetmişlerdir. daha sendikal hakların kazanımını doğru dürüst tadamamış işçi sınıfının ortasına konan bu 'hain' kurumlar o dönemde patron/devlet eliyle yönlendirilmemiş (ki buna inanmak güç) olsa dahi buna oldukça uygun bir anlayışta olduklarından işveren güdümünde yıllardan beri varlıkları devam eder. hareketin ilk yıllarında da mali ve fikri açıdan işverenlerle arasında bulunan organik bağ da sosyalist düşünceye karşı oluşturulduklarını anlamamızı sağlıyor. sendikal faaliyetin amacı ile bağdaşmayan grev kırıcılık, patron sözcülüğü gibi sevdalarından dolayı her dönemde onursuzluklarıyla anılacaklar.

genel olarak 'sarı' tabiri, hareketin adından geliyor denilse de bunu gerçekten binalarının renginin sarı olması veya kızıl'la bir karşılaştırma sonucunda daha uzlaşmacı ve apolitik bir renk olmasından ötürü böyle isimlendirildiklerini söyleyen kaynaklar da mevcut. sarılar'ın işçi sınıfının sosyalizmle özdeşleştirilmesini reddetmesi, sınıf mücadelesinde kullanılan araçlarda işverenden yana tavır alması sebebiyle kızıl ile yapılan kıyasın da pek yanlış olduğunu söyleyemeyiz.
devamını gör...

herkese memleketinin suyu güzel gelir. memleketinden uzak başka bir memlekete gittiği zaman insan, orada içtiği suyun tadını farklı algılar. oradaki suyun farklılığı, insana kendi memleketinin suyunu arattırır. su, her yerde aynı su ama tadı her yerde aynı değildir.
devamını gör...

bizans ateşi, roma ateşi, grejuva ateşi, yunan ateşi, vahşi ateş, sıvı ateş gibi kavramlarla da anılan rum ateşi kızgın kömür, kükürt ve zift karışımından oluşan bir silahtır. sonradan içine zift, reçine, kükürt, nafta, kireç ve güherçile gibi maddeler de eklenerek zenginleştirilmiş içeriğinin özelliği içine su kattıkça alevinin artmasıdır.

su üzerinde sönmeyen bu ateş özellikle deniz savaşlarında kullanılmış ve birliklere büyük zarar vermişti. deniz ateşi olarak anılan bu silah, farklı devletlerce farklı zamanlarda kullanılmıştı. 7. yüzyılın 2. yarısına tekabül eden bir zaman diliminde heliopolisli callinicus adlı bir mimara ve kimyacıya atfedilen bu icattan ayrı olarak ateşli silahlar geçmişte de kullanılmıştı.

ıv. konstantin zamanından bizans'a gelen bu mimarın bizans'a bu sıvı ateş formülünü öğrettiği ve orijinal formülün dikkatle korunarak günümüzde bilinmeyen bir sır olduğu düşünülür. reçine, asfalt, kükürt, nafta, ince sönmemiş kireç gibi olası bileşenlerden bahsedilir. theofanis (theophanes the confessor) kaynaklarına göre 672 yılında icat edilmiştir ve kallinikos (callinicus)'a atfedilir.

kaynakta olay şu şekilde geçmektedir:

''at that time kallinikos, an artificer from heliopolis, fled to the romans. he had devised a sea fire which ignited the arab ships and burned them with all hands. thus it was that the romans returned with victory and discovered the sea fire''



''o sırada heliopolis'ten bir zanaatkar olan kallinikos, romalılara kaçtı. elinde tüm arap gemilerini yakan bir deniz ateşi vardı. (tasarlamıştı) böylece romalılar zaferlerle döndüler ve deniz ateşini keşfettiler.''


fakat bu kaynakların doğruluğu ve tarihi sıralaması tartışmaya açıktır. tarihten daha önceye kayıtlı başka yazılarda bu tür silahlar kullanan gemilerden bahsedilir, kallinikos'un var olan bir silahın farklı bir tasarımını getirdiği veyahut bu aletin tek bir kişinin eseri olmadığı gibi söylenceler de bulunur. farklı tarihçiler için olayın kaynağı kallinikos iken bazı tarihçilere göre bu tamamen yanlıştır.

gelelim rum ateşine. bizans'ın sasaniler ile yaptığı uzun savaşlar sonucu yıprandığı ve müslüman fetihlere dayanamadığı bir dönemde bu olaylar gerçekleşti. constantinople (istanbul)'un da içinde olduğu bu dönemlerde deniz ateşinin kullanılması bizanslılara çok yardımcı olmuştu.

uzun bir süre imparatorlardan, varislerine bir sır olarak saklanan bu formül yaklaşık 7 yüzyıl boyunca sadece bizanslılar tarafından kullanılmıştı. tarihi kayıtlarda düşmanların korkudan titrediği, yanarak ölmektense denize atlayarak boğulmayı tercih ettikleri yazıyordu. bizans tarihinde rum ateşi'nin önemi yadsınamayacak kadar büyüktü. su ile daha da alevlenen ve söndürülemeyen bu ateş zamanla kara silahlarında da kullanılmaya başlanmıştı. el bombaları şeklinde kullanılan ve farklı devletleri, savaşları etkileyen silahlar bir süre sonra sebebi bilinmeyen bir şekilde kullanılmadı. dördüncü haçlı seferleri’nden (13. yüzyıl) sonra tarihi kayıtlarda izlerine rastlanmadı.

kaynakça ve daha fazlası: gorgondergisi.com, historyextra, wikipedia, newscientist.com
devamını gör...

türkiye'de otomatikmen yaşadığınız şey.

edit : başlığı yanlış okumuşum:d siyasetle ilgilenmek sanmistim

tabi burada imkanı olmayan sey.

başımızda böyle cumhurbaşkanı olursa olacağı bu
devamını gör...

safiye'nin kocası faik.
devamını gör...

senaryosunu sinemanın çirkin kralı yılmaz güney, yönetmenliğini ise büyük yönetmen şerif gören yapmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
film yılmaz güney’in siyasi olmayan, tamamen maceraya ve polisiyeye dayalı, biraz amerikan macera filmleri özentisi olan gangster filmlerinden biridir. güzel ve izlenebilir bir film olmasına rağmen izlemeye başlamadan önce büyük bir beklenti içinde olmamanızı öneririm.

başrollerde yılmaz güney, fikret hakan, orhan günşiray, hayati hamzaoğlu, bilal inci gibi oyuncular bulunurken türk sinemasında karakter oyuncusu olarak boy gösteren birçok kötü adamı da görmek mümkündür.

filmde iki yakın arkadaş robin hood benzeri bir hikayenin kahramanıdırlar ancak mafya ile başları derde girer. sonrası zaten ateş ve barut, kan ter ve gözyaşı. eğlenceli bir film olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

film aynı zamanda yılmaz erdoğan’ın yazıp yönettiği vizontele’de babasına sürekli o işin ne olduğunu soran veli’nin arabayla dolaşarak yaptığı anonstan da hatırlanabilir. lale sinemasında gösterilen o film 2001 yılında gösterime giren vizontele’den tam otuz sene önce yayınlanmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hatırladınız mı? baba akü yok.
devamını gör...

ben de istemdışı gelişen bir olay, özellikle nickine aşina olduğum birisi değilse muhakkak bunu yaparım. inciğine cıncığına en çok oy alan entrysinden tut da en fazla favlanan tanımına kadar bakıyorum.

şimdiden söylüyorum, sonra pis sabık namahremime girdi yaygarası olmasın. bildirim gönderen ona göre göndersin.
devamını gör...

istanbulun hastasıyım,
yazın da burdayım
kışın da burdayım
benheponistanbul
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rozet boyutları küçültülüp, profile birden fazla rozet ekleme özelliği de gelebilir mi acaba ?
sözlük halkına açık sergi yapmak istiyorum. menümü x lira farkla büyütmek yerine cocuk menusu istiyorum hem de yanında oyuncaklı.

t: kafa store rozetleri hakkında öneridir. profil kısmının daha estetik duracağını düşünüyorum. hem böylelikle kapak fotoğrafının da yarısını kaplamamış olur.
devamını gör...

herkes seni hayal kırıklığına uğratabilir.
devamını gör...

bizim sorumluluğumuzda olmadığı için kaybedenler düşünsün.
devamını gör...

allam tek derdim bu olsun. amin. süphanallah.
devamını gör...

''hissetmek ne renktir acaba?''
-fernando pessoa.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eren bülbül'ü unutmak mümkün mü? tarih böyle kahramanları yazacaktır. allah rahmet eylesin eren, iyi ki varsın.

film, trabzon maçka'da teröristlerle kahraman mehmetçiğin çatışması sırasında hayatını kaybeden eren bülbül ve onu korumaya çalışırken şehit olan astsubay kıdemli başçavuş ferhat gedik'in hayat hikayesini konu ediyor.

vizyon tarihi 1 ocak 2022. şimdiden yerimi ayırdım, duygular zirve, gözyaşları sel olacak.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

devamını gör...

klibinde oynadığım, gökçe kuran'ın müthiş muazzam parçası.

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim