29 nisan 17 mayıs arası tam kapanma
elinde market poşetiyle şehir değiştirmeye çalışanları göreceğimiz süreçtir. herşey bir yana vah ensafın, dar gelirlinin, gelirsizin haline...
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
ön ayak olduğum turnuvada boyumun ölçüsünü almış oldum, uzun sürdü diyen arkadaşları anlamıyorum, bir arkadaş daha turnuva başında, bu turnuva aylar sürer demişti, 1 hafta olmadan maçlar bitti, tümünün 2 günde bitmesini beklemek hayal olurdu. lig yapmayın eşleştirin gitsin, yenilen elensin diyenler ise kelimeliğin mantığını tam anlamamışlar demektir. tavla değil bu oyun.
devamını gör...
bildirim gelince kimin beğendiğine bakmak
bir zorunluluk mudur bilinmez fakat hep yaptığım durumdur. tanımlarımı kim beğenmiş hangi tanımlarımı beğenmiş çoğunlukla bakarım.
devamını gör...
normal sözlük ocak devrimi
çaylaklığın getirilmesi pekala kabul edilebilir fakat bu sistemin ilk getirilmesinde sıkıntı var bana göre. hali hazırda yazar olan kişileri çaylak yapmak bana göre abes kaçmış. madem çaylaklık getirecektiniz belirttiğiniz tarihten sonra kayıt olanları çaylak yapsaydınız. zaten üst üste onlarca entry girebilirdim fakat faydalı olmazdı. mesele 10 entry doldurmak değil mesele yararlı olabilecek entry yazmak. başlık altında yazılanları okudum. düzgün bir şekilde karşı çıkan da olmamış. siz böyle her şeyi sorgulamadan desteklerseniz işiniz zor.
devamını gör...
erkekleri itici yapan detaylar
bacak arası namusçuluğu yapan tüm erkekler.
devamını gör...
28 mayıs 2013 taksim gezi parkı direnişi
kutlu olsun.
tabii ki de değildi mevzumuz 8 ağaç
farkındaydı bunun ethem'i vurup o geri kaçan çevik
arayıştı gezi yokluğunda adaletin
bunu yapmak için olmak gerek deli falan
tabii ki de değildi mevzumuz 8 ağaç
farkındaydı bunun ethem'i vurup o geri kaçan çevik
arayıştı gezi yokluğunda adaletin
bunu yapmak için olmak gerek deli falan
devamını gör...
saçma şarkı sözleri
belliydi zaten bu işin böyle olacağı
bazen konuşuyor bazen tutar susacağı
bir kız öğretmişti bana rusça
ben beklemiyordum şahsen tutacağını
mustafa sandal feat eypio - reset
bazen konuşuyor bazen tutar susacağı
bir kız öğretmişti bana rusça
ben beklemiyordum şahsen tutacağını
mustafa sandal feat eypio - reset
devamını gör...
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramımız kutlu olsun nice 23 nisanlara.
devamını gör...
normal people
sally rooney'nin aynı adlı romanından uyarlanan dizi. ortalamanın epey üstü bir iş nedense pek popüler olamamış.
hikaye, marianne sheridan ve connell waldron etrafında dönüyor. marianne mesafeli annesi ve erkek kardeşiyle yaşayan, varlıklı, zeki ama dışlanmış bir genç kız. annesi lorraine'in mariannelere temizliğe gittiği connell ise atletik ve popüler bir delikanlı. ikili lisedeyken tanışıyorlar, aşık oluyorlar, üniversite boyunca da birbirlerinden tam anlamıyla kopamayışlarını takip ediyoruz. bu süreçte ikisinin de hem iç dünyalarındakini dışarı yansıtmadaki acizlikleri hem de topluma ayak uydurma çabalarının yarattığı çatışma sebebiyle toksikliğe varan ilişkilerinin bir nevi çözülmesini izliyoruz.
oldukça sıradan gözüken bir hikayenin işlenişindeki özenle ne kadar duygusal ve özdeşleşilesi bir anlatıya dönüştüğünü keşfetmek isteyenleri kitabı okumaya ve/veya diziyi izlemeye davet ediyorum. bilhassa diziyi sevenlere romanını öneririm. öyle modern klasik olacak, aldığı ödülleri hak edecek ölçüde aşmış bir roman olmadığının altını çizmek lazım elbette. normal insanların toksik ilişkisini epey gerçekçi ve yalın bir dille aktardığından sürükleyiciliğiyle cezbedici bir roman diyebilirim. rooney'nin dilinin sadeliği ve dobralığı bazen öyle ağır ki sanırsınız böğrünüze öküz oturmuş. araya sıkıştırdığı politik görüşleri ve göndermeleri tam ayarında, karakterlerine söyletiyor ve düşündürüyor bunları fakat asla didaktik bir tarzda değil.
--- alıntı ---
“ıt was culture as class performance, literature fetishized for its ability to take educated people on false emotional journeys, so that they might afterward feel superior to the uneducated people whose emotional journeys they liked to read about.”
--- alıntı ---
hikaye, marianne sheridan ve connell waldron etrafında dönüyor. marianne mesafeli annesi ve erkek kardeşiyle yaşayan, varlıklı, zeki ama dışlanmış bir genç kız. annesi lorraine'in mariannelere temizliğe gittiği connell ise atletik ve popüler bir delikanlı. ikili lisedeyken tanışıyorlar, aşık oluyorlar, üniversite boyunca da birbirlerinden tam anlamıyla kopamayışlarını takip ediyoruz. bu süreçte ikisinin de hem iç dünyalarındakini dışarı yansıtmadaki acizlikleri hem de topluma ayak uydurma çabalarının yarattığı çatışma sebebiyle toksikliğe varan ilişkilerinin bir nevi çözülmesini izliyoruz.
oldukça sıradan gözüken bir hikayenin işlenişindeki özenle ne kadar duygusal ve özdeşleşilesi bir anlatıya dönüştüğünü keşfetmek isteyenleri kitabı okumaya ve/veya diziyi izlemeye davet ediyorum. bilhassa diziyi sevenlere romanını öneririm. öyle modern klasik olacak, aldığı ödülleri hak edecek ölçüde aşmış bir roman olmadığının altını çizmek lazım elbette. normal insanların toksik ilişkisini epey gerçekçi ve yalın bir dille aktardığından sürükleyiciliğiyle cezbedici bir roman diyebilirim. rooney'nin dilinin sadeliği ve dobralığı bazen öyle ağır ki sanırsınız böğrünüze öküz oturmuş. araya sıkıştırdığı politik görüşleri ve göndermeleri tam ayarında, karakterlerine söyletiyor ve düşündürüyor bunları fakat asla didaktik bir tarzda değil.
--- alıntı ---
“ıt was culture as class performance, literature fetishized for its ability to take educated people on false emotional journeys, so that they might afterward feel superior to the uneducated people whose emotional journeys they liked to read about.”
--- alıntı ---
devamını gör...
mualla'yı sandala atıp ruhumda hicranın'ı söyletme hikayesi
çok merak ettiğim ancak sanırım hiçbir zaman öğrenemeyeceğim orhan veli kanık fantazisi. şiire bakalım, şarkıyla dinleyelim:
kim söylemiş beni
süheylâ'ya vurulmuşum diye?
kim görmüş, ama kim,
eleni'yi öptüğümü
yüksekkaldırım'da, güpegündüz?
melâhat'i almışım da sonra
alemdar'a gitmişim, öyle mi?
onu sonra anlatırım fakat
kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
güya bir de galata'ya dadanmışız;
kafaları çekip çekip
orada alıyormuşuz soluğu;
geç bunları, anam babam, geç;
geç bunları bir kalem;
bilirim ben yaptığımı.
ya o, muallâ'yı sandala atıp,
ruhumda hicranın'ı söyletme hikâyesi?
yani şimdi bakıyorum, adları süheyla olmasa da biz de birilerine vurulduk, adları eleni olmasa da biz de bazı insanları öptük. işte yüksekkaldırımdı, galataydı geç bunları anam babam, geç bunları. hepsi bi şekilde okey fakat şu mualla olayına gerçekten bir açıklık getirmediği için orhan abi'yi ben burada gıyabında kınıyorum. itlik zırtlanlık goals diye bir listem olsa en tepeye yazarım bu olayı.
bu arada olayda mualla ablamıza söyletilen ruhumda hicranın şarkısı, sanıyorum ki dertliyim ruhuma hicranımı sardım isimli şu türk sanat müziği eseri:
bi gün sandal falan kiralarsanız aklınızda bulunsun.
kim söylemiş beni
süheylâ'ya vurulmuşum diye?
kim görmüş, ama kim,
eleni'yi öptüğümü
yüksekkaldırım'da, güpegündüz?
melâhat'i almışım da sonra
alemdar'a gitmişim, öyle mi?
onu sonra anlatırım fakat
kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
güya bir de galata'ya dadanmışız;
kafaları çekip çekip
orada alıyormuşuz soluğu;
geç bunları, anam babam, geç;
geç bunları bir kalem;
bilirim ben yaptığımı.
ya o, muallâ'yı sandala atıp,
ruhumda hicranın'ı söyletme hikâyesi?
yani şimdi bakıyorum, adları süheyla olmasa da biz de birilerine vurulduk, adları eleni olmasa da biz de bazı insanları öptük. işte yüksekkaldırımdı, galataydı geç bunları anam babam, geç bunları. hepsi bi şekilde okey fakat şu mualla olayına gerçekten bir açıklık getirmediği için orhan abi'yi ben burada gıyabında kınıyorum. itlik zırtlanlık goals diye bir listem olsa en tepeye yazarım bu olayı.
bu arada olayda mualla ablamıza söyletilen ruhumda hicranın şarkısı, sanıyorum ki dertliyim ruhuma hicranımı sardım isimli şu türk sanat müziği eseri:
bi gün sandal falan kiralarsanız aklınızda bulunsun.
devamını gör...
ilişkilerde toleransın neredeyse yok olması
evet kimsenin kimseye tahammülü kalmadı, gerçekten sevip ilişkideki sorunları çözmek diye bir şey vardı eskiden fakat ben artık rastlamıyorum, rastlayan şanslı arkadaşlar vardır tabii. yani bir flört furyası almış gidiyor zaten flörtüm nedir ya? ben mi dinozorlaştım iyice soruyorum kendime. herkesin 3 4 flörtü var çoktan seçmeli ders gibi birini seçiyor sevgili rütbesine yükseltiyor ve bu sirkülasyon ilişkilerde tolerans diye bir şey bırakmıyor anında ilişki fes ediliyor, tabii ki kimse anlaşamadığı kişiyle birlikte olacak değil ama kastettiğim insan insana benzemez deyimindeki şahsa nazır göz ardı edilebilecek özelliklere dahi katlanılamaması.
devamını gör...
vicdan
insanı insan yapan önemli bir olgu.vicdan masturbasyonu diye bir kavramda var,ona pek girmeyelim. (bkz: vicdan mastürbasyonu)
devamını gör...
tropic thunder
zaman geçirmelik ben stiller filmi. oyuncular için izlenebilecek bir film. eğlendiğimi söyleyebilirim bu film ile. film aksiyon komedi tarzında. normalde aksiyon filmi seven birisi değilimdir. * fakat bu filmde epey güldüm. zaten başından beri absürt bir şey izleyeceğinizi bildiğinizden kurguya da görüntüye de pek dikkat etme ihtiyacı duymuyorsunuz. ben stiller, robert downey jr., jack black nick nolte, matthew mcconaughey, tom cruise için izlediğimi söylemeliyim ayrıca bu filmi. bu isimler olmasaydı belki yüzüne bile bakmazdım filmin.
hollywood ile ilgili hoş tespitler vardı ve komedi bence güzel yedirilmişti her ne kadar mantık hataları ve kurgu zayıflığı görünebilse de.
konusu ise şöyle: bir grup film yıldızı, o güne kadar yapılmış en yüksek bütçeli savaş filmini çekmek için bir araya gelir. fakat bu savaş filmini çektikleri yerde gerçekten de bir savaş döner. aralarında bazıları o gerçek (gibi) mermilerin, mayınların pahalı bir iş yaptıklarından ötürü olduğunu düşünür ve sahiden de film çekiyoruz sanır. diğer taraftan da gerçekten bir savaş içerisinde olduğunu anlayan bir grup vardır. gerçekten de dünyanın en yoğun uyuşturucu ticaretinin yapıldığı bir yerdedirler. ve... kayıt!
speedman'in temiz kalpli jack'i oscar almalıydı. *
ayrıca g5 jeti için müşterisini satmayı düşünen rick peck için ne demeli...
"sen sonunda peynir olmayan bir hapishanede kaybolmuşsun."
"onun derisini jimnastik elbisesi gibi giymek istiyorum."
"ben senaryoyu okumam. senaryo beni okur."
"soğuk, zor dünya. boktan şeyler olur. biz de ağlarız arkasından -haberlerde-."
hollywood ile ilgili hoş tespitler vardı ve komedi bence güzel yedirilmişti her ne kadar mantık hataları ve kurgu zayıflığı görünebilse de.
konusu ise şöyle: bir grup film yıldızı, o güne kadar yapılmış en yüksek bütçeli savaş filmini çekmek için bir araya gelir. fakat bu savaş filmini çektikleri yerde gerçekten de bir savaş döner. aralarında bazıları o gerçek (gibi) mermilerin, mayınların pahalı bir iş yaptıklarından ötürü olduğunu düşünür ve sahiden de film çekiyoruz sanır. diğer taraftan da gerçekten bir savaş içerisinde olduğunu anlayan bir grup vardır. gerçekten de dünyanın en yoğun uyuşturucu ticaretinin yapıldığı bir yerdedirler. ve... kayıt!
speedman'in temiz kalpli jack'i oscar almalıydı. *
ayrıca g5 jeti için müşterisini satmayı düşünen rick peck için ne demeli...
"sen sonunda peynir olmayan bir hapishanede kaybolmuşsun."
"onun derisini jimnastik elbisesi gibi giymek istiyorum."
"ben senaryoyu okumam. senaryo beni okur."
"soğuk, zor dünya. boktan şeyler olur. biz de ağlarız arkasından -haberlerde-."
devamını gör...
yazarların en sevdiği içecek
çilekli milkshake.
devamını gör...
sevgilin yok mu sorusu
en nefret ettiğim soru.
he neden mi yok peki? çirkinim çünkü. bir kişi bile yüzüme bakmıyor, benimle sohbet etmek istemiyor. insan beni görünce acıyan gözlerle bakıyor resmen.
tek isteğim bir an önce bu dünyadan gitmek.
he neden mi yok peki? çirkinim çünkü. bir kişi bile yüzüme bakmıyor, benimle sohbet etmek istemiyor. insan beni görünce acıyan gözlerle bakıyor resmen.
tek isteğim bir an önce bu dünyadan gitmek.
devamını gör...
sülaledeki en başarılı kişi ve mesleği
kuzenim. hukuk profesörü oldu, tabii ki beyniyle beraber çoktaan yurtdışına göçtü, hollanda'da kendisi.
devamını gör...
sümeroloji
bazı kaynaklarda asuroloji olarak da geçmektedir.
çok eski zamanlarda yaşamış, hakkında fazla bilgi sahibi olunmayan, çivi yazısı kullanmış kavimler ve toplumlar hakkında arkeoloji, tarih, kültür ve dil gibi her türlü alanda incelemeler yapan bilim dalıdır.
bazı üniversitelerin dil tarih coğrafya fakülteleri içerisinde 4 yıllık eğitim veren bölümü mevcuttur. sümeroloji bölümü mezunlarına ve bu mesleği icra eden kişilere sümerolog denir.
sümerologlar üniversitelerde ki akademik kariyerin dışında arşivlerde, müzelerde, kütüphanelerde ve bazı tarihsel çalışmalar yapan özel kurumlarda iş imkanı bulabilirler.
çok eski zamanlarda yaşamış, hakkında fazla bilgi sahibi olunmayan, çivi yazısı kullanmış kavimler ve toplumlar hakkında arkeoloji, tarih, kültür ve dil gibi her türlü alanda incelemeler yapan bilim dalıdır.
bazı üniversitelerin dil tarih coğrafya fakülteleri içerisinde 4 yıllık eğitim veren bölümü mevcuttur. sümeroloji bölümü mezunlarına ve bu mesleği icra eden kişilere sümerolog denir.
sümerologlar üniversitelerde ki akademik kariyerin dışında arşivlerde, müzelerde, kütüphanelerde ve bazı tarihsel çalışmalar yapan özel kurumlarda iş imkanı bulabilirler.
devamını gör...
sadece türkiye'de karşılaşılabileceği düşünülen şeyler
gaz kaçağını çakmakla, elektriği parmakla kontrol etmek.
devamını gör...
sözlükçülerin kahvaltıları
devamını gör...

