zaman tüneli
kim milyoner olmak ister 5 milyonluk soru
çok zor bir soruymuş kesişim nerdeyse bütün illere değecek gibi.
devamını gör...
the killer
ideal vuruş anını yakalayayım derken hedefini ıskalayan bir kiralık katilin, bu hatası yüzünden kendisine öldürme emrini verenlerle savaşmasının hikayesi.
film o kadar kötü ki unuttum bile filmin detaylarını. yanlış anlaşılmasın , 3-4 gün önce seyrettim yani.
film, van persie' nin fenerbahçe kariyeri gibi. bütün maç sahada dolanır dururdu ama hoca bir türlü çıkarmazdı maçtan, van persie bu , atar elbet son dakika da olsa golünü ve çevirir maçı der dururduk biz de. ancak o kritik goller hiç gelmedi. yönetmen d. fincher olunca son dakikaya kadar bir gol bekledim durdum ama sonuç tamamen hüsrandı.
david fincher'in filmografinde kırık not olarak yer alacaktır.
film o kadar kötü ki unuttum bile filmin detaylarını. yanlış anlaşılmasın , 3-4 gün önce seyrettim yani.
film, van persie' nin fenerbahçe kariyeri gibi. bütün maç sahada dolanır dururdu ama hoca bir türlü çıkarmazdı maçtan, van persie bu , atar elbet son dakika da olsa golünü ve çevirir maçı der dururduk biz de. ancak o kritik goller hiç gelmedi. yönetmen d. fincher olunca son dakikaya kadar bir gol bekledim durdum ama sonuç tamamen hüsrandı.
david fincher'in filmografinde kırık not olarak yer alacaktır.
devamını gör...
kitap yazmak için geç kaldığını hissetmek
yazabilme yeteneğine sahipseniz ve daha 18'inde kitap yayınlatanları görenlerdenseniz bu size biraz geç kalmışlık hissi verebilir ama size tavsiyem o 19'inde kitap yayınlayan gencin kitabını okumanız kendinize yazık edip etmediğinizi onu okumadan anlamanız pek mümkün olmayabilir. bu genç 18'inde kitap çıkaran sizde olabilirsiniz bu arada o kitap artık sizin değildir 18'inde kitap çıkaran siz bambaşka biriydi ona göre siz başka birisiniz ona göre yazın. anlamayanlar olacaktır kusura bakmayın eğer karışık geldiyse ama insan yazarak var olur ve yazmanız gerekir hem de her saniye mümkünse.
devamını gör...
sıkılmak
türk milleti olarak "aman hayırlara gitsin "deriz.
devamını gör...
süper lig
fenerbahçe ve galatasaray'dan en az birinin 100 puan barajını geçeceğini düşünüyorum. makas öyle bir acildiki en az 10 takımın çöp olduğunu görebiliriz.
devamını gör...
borçluların söylediği yalanlar
inan bende tam seni arayacaktım. bu aralar sıkışıyım biraz daha idare et.
devamını gör...
sıkılmak
gündüz vardiyasından cuma günü üçte çıktım bugün saat onda gece vardiyasina dönüyoruz. bu süre zarfinda nahır gibi yatmaktan başka hiçbir şey yapmadım. film izliyorum olmuyor, kitap okuyorum o da olmuyor. hipodoroma gideyim sezonun son yarış günü dedim ali dayının tay güttüğü yer olmasından mütevellit vazgeçtim. şimdi saat bir an önce dokuz olsa da işe gitsem diye bekliyorum. meşgale olunca sıkılmıyor insan. öyle işte.
devamını gör...
like animals
kataklysm'in terör şarkısı.
sözleri de dursun şöyle.
ıt lives inside, the seed of life
ripped apart, silenced
broken and demolished
crippled emotions feed existence
ripped apart, silenced
broken and demolished
animals
just like animals
we live and die
we multiply
the thirst of blood keeps us alive
just like animals
we live to dominate, we need the urge to kill, we are the victims, we are the prey
you can't change who you are
your primitive ways will always prevail
the need to conquer, the need to be incomplete
rise above the waters, just to drown and suffer, just to feel alive
there's no escape from life, who we are is endless… until we die again
just like animals
we live and die
we multiply
the thirst of blood keeps us alive
just like animals
we live to dominate, we need the urge to kill, we are the victims, we are the prey
you can't kill who you are
you're an animal
sözleri de dursun şöyle.
ıt lives inside, the seed of life
ripped apart, silenced
broken and demolished
crippled emotions feed existence
ripped apart, silenced
broken and demolished
animals
just like animals
we live and die
we multiply
the thirst of blood keeps us alive
just like animals
we live to dominate, we need the urge to kill, we are the victims, we are the prey
you can't change who you are
your primitive ways will always prevail
the need to conquer, the need to be incomplete
rise above the waters, just to drown and suffer, just to feel alive
there's no escape from life, who we are is endless… until we die again
just like animals
we live and die
we multiply
the thirst of blood keeps us alive
just like animals
we live to dominate, we need the urge to kill, we are the victims, we are the prey
you can't kill who you are
you're an animal
devamını gör...
baba ile oğulun geçinemediği gerçeği
yok efendim;
(bkz: anne ile kızının geçinemediği gerçeği)
bırakın allah aşkına şu işleri.. çevrenizde ne görüyorsanız, genele yayıp duruyorsunuz.
erkek de kadın da, özellikle 40'lı yaşlardan sonra, kendileriyle yüzleşirler ve eğrisiyle doğrusuyla, yanlışıyla kendilerini masaya yatırırlar..
kabul ederler birçok şeyi!
bu noktada bazı erkek ebeveynler, kendi ''problemli'' yanlarını, erkek çocuklarının hal ve hareketlerinde gördüğü zaman, ani ve etkili reaksiyon gösterebilirler..
aynı şekilde kadın da, kendi ''problemli'' yanlarını kız çocuğunda gördüğünde, hemen müdahale eder.. saniyesinde rengi, şekli değişir..
40'lı yaşlarda bir erkeksiniz ve yeteri kadar çocuğunuz varken, o da ne?
bir kız çocuğunuz oluyor.
hobaa..!!
mucize gibi gelir insana.. çok seversiniz o çocuğu...
kıskandıracak derecede seversiniz hatta..
''ulan şunlara bak'' dedirtirsiniz..
çok gördüm, tanık oldum ben buna benzer senaryolarla...
mevzu aslında salt cinsiyet değil.
ana karakterler hangi yaşlarda?
yaşanmışlıklar ne alemde?
karakterler nasıl?
cinsiyet sadece bir ''rol'' aslında şöyle bir baktığınızda.
sana biçilen ya da senin kendine biçtiğin.
(bkz: anne ile kızının geçinemediği gerçeği)
bırakın allah aşkına şu işleri.. çevrenizde ne görüyorsanız, genele yayıp duruyorsunuz.
erkek de kadın da, özellikle 40'lı yaşlardan sonra, kendileriyle yüzleşirler ve eğrisiyle doğrusuyla, yanlışıyla kendilerini masaya yatırırlar..
kabul ederler birçok şeyi!
bu noktada bazı erkek ebeveynler, kendi ''problemli'' yanlarını, erkek çocuklarının hal ve hareketlerinde gördüğü zaman, ani ve etkili reaksiyon gösterebilirler..
aynı şekilde kadın da, kendi ''problemli'' yanlarını kız çocuğunda gördüğünde, hemen müdahale eder.. saniyesinde rengi, şekli değişir..
40'lı yaşlarda bir erkeksiniz ve yeteri kadar çocuğunuz varken, o da ne?
bir kız çocuğunuz oluyor.
hobaa..!!
mucize gibi gelir insana.. çok seversiniz o çocuğu...
kıskandıracak derecede seversiniz hatta..
''ulan şunlara bak'' dedirtirsiniz..
çok gördüm, tanık oldum ben buna benzer senaryolarla...
mevzu aslında salt cinsiyet değil.
ana karakterler hangi yaşlarda?
yaşanmışlıklar ne alemde?
karakterler nasıl?
cinsiyet sadece bir ''rol'' aslında şöyle bir baktığınızda.
sana biçilen ya da senin kendine biçtiğin.
devamını gör...
jacques bergier
superelevation ukdesi.
1912/1978 yılları arasında yaşamış fransız kimyacı, yazar, casus ve direnişçi olarak tanınır.
sihirbazların sabahı: fantastik gerçekçiliğe giriş kitabı ile popülerliği artmıştır.
bizimkinden üstün olan bir bilim, bize sihirbazlık gibi gelebilir.
1912/1978 yılları arasında yaşamış fransız kimyacı, yazar, casus ve direnişçi olarak tanınır.
sihirbazların sabahı: fantastik gerçekçiliğe giriş kitabı ile popülerliği artmıştır.
bizimkinden üstün olan bir bilim, bize sihirbazlık gibi gelebilir.
devamını gör...
neden sonuç yasası
superelevation ukdesi.
nedensellik olarak da bilinen; her şeyin bir sebebi ve sonucu olduğu anlamına gelen kavramdır.
fizik kuralları gereği de her şeyin bir nedeni olmak zorundadır.
bardak itme kuvveti ile yere düşer.
sebep sonucu doğurur.
"hayatta hep sebep sonuçtan önce gelmek zorundadır."
nedensellik olarak da bilinen; her şeyin bir sebebi ve sonucu olduğu anlamına gelen kavramdır.
fizik kuralları gereği de her şeyin bir nedeni olmak zorundadır.
bardak itme kuvveti ile yere düşer.
sebep sonucu doğurur.
"hayatta hep sebep sonuçtan önce gelmek zorundadır."
devamını gör...
doğada zayıflık gösteren avcı bile olsa av haline gelmesi
onun içindir ki insan hiçbir zaman zayıflığını göstermemeli zaaflarından bahsetmemeli ve zayıflıklarını kapatmak için elinden geleni yapmalıdır çünkü sureten insan gözükse de ortalıkta zihniyet olarak vahşi hayvandan farksız birçok kişi de olabilir
devamını gör...
maya angelou
1928/2014 yılları arasında yaşamış amerikalı şair/ yazar/ oyuncu/ dansçı.
otobiyografi türündeki eserleri ile tanınır.

hakikatı çıkarıp alamadım yalanın içinden
ya da anlayamadım düşlerim gerçek mi?
yalnız biri yanıltmadı beni tahminlerimden
bu koca dünyada, o da seninle ilgili.
yüzünün çizgilerine tek tek dokunmuştum,
tanımıştım aşkı, hazırdım bedeline.
büyüleyen sözlerle darmadağın olmuştum
aklım benim, çoktan yitmişti bile.
otobiyografi türündeki eserleri ile tanınır.

hakikatı çıkarıp alamadım yalanın içinden
ya da anlayamadım düşlerim gerçek mi?
yalnız biri yanıltmadı beni tahminlerimden
bu koca dünyada, o da seninle ilgili.
yüzünün çizgilerine tek tek dokunmuştum,
tanımıştım aşkı, hazırdım bedeline.
büyüleyen sözlerle darmadağın olmuştum
aklım benim, çoktan yitmişti bile.
devamını gör...
cinayet hikayeleri
gerçek hikayeleri dinlemeyi severim. çerez gibi tüketirim. hobilerimi yaparken veya yemek yerken arkada açıyorum hususi dinliyorum. birilerinin felaketini ya da acısını küçümsemiyorum aksine birçok bilgi öğreniyorum, hayret ediyorum.
devamını gör...
kırmızı ruj
2 sene önce bu başlığa yazmışım yok ben süremezmişim yok pembemsi renkler sürüyormuşum ay şöyleymiş böyleymiş tamam en doğal sensin ya..
şimdilerde günlük hayatta pek tercih etmiyorum ama havamdaysam sürdüğüm oluyor. müthiş bir renk. süren çoğu kadına da sonuna kadar yakışıyor. hem feminen gösteriyor hem de canlı.
sürün, sürdürün kızlar!
şimdilerde günlük hayatta pek tercih etmiyorum ama havamdaysam sürdüğüm oluyor. müthiş bir renk. süren çoğu kadına da sonuna kadar yakışıyor. hem feminen gösteriyor hem de canlı.
sürün, sürdürün kızlar!
devamını gör...
materyalizm
kısaca malına düşkün, paragöz insanları adlandırmak için kullanılan bir terim.
devamını gör...
calvary

2014 yapımı film.
yönetmen: john michael mcdonagh
oyuncular: brendan gleeson, chriso'dowd, kelly reilly, aidan gillen, dylan moran,ısaach de bankolé, m. emmet wals, marie-josée croze, domhnall gleeson, david wilmot, pat shortt, gary lydon, killian scott, orla o'rourke, owen sharpe, michael og lane, mark o'halloran, declan conlon, anabel sweeney
benim son yıllarda izlediğim iyi filmlerden biri calvary.
konusuna gelirsek; irlanda'nın küçük bir kasabasında yaşayan peder james lavelle derinlerde bir yerde inançsız , ailesi ile doğru iletişim kuramamış ama yine de dünyayı daha iyi bir yer haline getirmenin hayallerini kuran , iyi kalpli bir rahiptir. ancak kötü şeylerin iyi insanları bulması talihsizliğiyle karşılaşmasıyla hayatı alt üst olur. kendisini ziyaret eden ve yüzünü göremediği bir adam başından geçenleri ve bu yüzdende bir hafta içerisinde rahibi öldüreceğini v itiraf etmiştir. şimdi rahip james'in bir an önce diğer rahip arkadaşlarını bu konuda ikna etmek, gelecekteki katilinin kimliğini teşhis etmek ve bir anda çıkıp gelen “baba sorunsalı” denizinde yüzen kızıyla baş etmek zorundadır. dahası bunların hiçbirini becerememesi durumunda yüzleşmek zorunda kalacağı ölümü ve yapmaya başladığı hazırlıkları vardır. filmde özellikle peder james, kızı fiona ve dr.harte arasında geçen - film boyunca tüm diyaloglar- diyalogların uyarıcı doğası ve entelektüel derinliği, öte yandan inanç, cinsellik , insan doğası ve ölümün/ cinayetin toplumsal bozulmada kendine açtığı alanlar ve bu alanlarda bir şekilde yer tutmuş insanların yaşadığı yabancılaşma duygusu çok iyi bir kurgu ile verilmiş.
duygusal olarak bakınca peder james hemen fark edilen naif düşünce yapısı, kötü niyetten uzak tavırları ve samimiyeti ile son derece sempatik ve öne çıkan bir karater. brendan gleeson güçlü bir oyuncu olarak rolün hakkını tamamıyla vermiş. doktorumuz hakkında da birkaç kelam etmek gerek. “harte” yazılışı ve okunuşu ile kalp (sevgi) ve nefret gibi iki ayrı duygu durumunu çağrıştırıyor diyebiliriz. insanların hayatını kurtarmaya yemin etmiş bir doktorun, üstelik nefret zehri ile bulanmış kelimelerini film boyunca tüm karakterlere bir ok gibi batıran bir kalp cerrahının soyadının harte olması bence iyi düşünülmüş bir ayrıntı.
genel olarak birkaç sekansa iliştirilmiş gerilim öğeleri, müzik ve doğa unsurlarının dozunda kullanıldığı bir filmin, eğer irlanda’da geçiyorsa bana göre klişelerden kurtulması pek mümkün değildir ama calvary diyaloglarıyla bu uçuruma düşmekten kendini bir adımla kurtarıyor.
filmin müziklerini patrick cassidy yapmış. neden beni daha giriş sahnesinde olduğum yere çaktığını, sonradan anladım; kill the irishman, the front line, ashes and snow, csı , hannibal serisi gibi film ve dizilerin kompozörlüğünü de yapan cassidy ayakta alkışlanılası bir dahi. dinginlikle zihin açıklığını aynı anda veren müziği ile insana filmi, ayıraçlar koyar gibi geri sararak yeniden , yeniden izlettiriyor.
son olarak filmin sonuca bağlanan bir film olduğunu söylemek gerekir, havada kalan hiçbir unsur olmayacağını bilerek izleyin. filmden alıntı yapmak gerekirse; belki de filmin can alıcı noktası olan ve filmin tamamını son sahneye bağlayan meşhur baba- kız arasındaki telefon konuşmasında geçen o cümle bence sistem içinde sıkışıp kalan bireylerin yaşadığı kişisel azalmaları ve bu azalmanın neden dış dünya ile tamamlanamadığını açıklayabilir. –
“çünkü affedebilmenin küçümsendiğini düşünüyorum!” father james
devamını gör...
utandıran anlar
rtenin katil dediği sisi ve esadla aynı karede yeralması.
devamını gör...
sevmediğiniz insan tipi
her şeyi bildiğini sanan, karşısındaki insanı kullanmaya çalışan,kendisinde liderlik vasıfları olduğunu düşünen ama bu vasfın 1 gramı bile bulunmayan, her zaman el üstünde tutulmak istenen, kendince havaları olan tiplemelerdir
devamını gör...
