zaman tüneli

internet çağında artık kalmamıştır.
devamını gör...

ilkokulu seksenli yıllarda yaşamış olan nesildir.
devamını gör...

pişmiş kelle, fırt, leman ve l-manyak'ta çizerlik yapmış duayen karikatürist. toros ile hamile ve muhlis bey ve yavlum mithat'ın çizeriydi.
devamını gör...

nasıl özlüyorum o yılları.
galiba geçmişin en güzel günleriydi
devamını gör...

l-manyak şehitleri ile genel olarak tanıdığımız çizer, l-manyağın ve lombağın tuzu biberi olan insan. dergide olmazsa olmaz mast-der köşesini yazıp o köşenin imzası altında aşık memo'yu çizerdi. askerde olmasına rağmen köşesine devam ettirmesi dikkatimi çekmişti bunun haricinde askerde porno bakarken yakalanma durumları da olmuştu ve şaka maka 18 ay askerlik yapmıştı yani özlettirmişti kendini. fermuardergisi çıkınca lombak'tan ayrılmış ama sessiz sedasız geri dönmüştü sonra.
devamını gör...

küçüklüğünde sevilmemiştir... sıkıntıları vardır net
ailevi, sosyal, psikolojik, sosyal...
ve asla sevildiğine de inanmazlar.
kimsenin onu koşulsuz şartsız, çıkarsız gercekten kabul ettiğine inanmazlar... böyle birini bulduklarını zaman da sürekli bir açık ararlar.
çünkü bilmezler ... yabancılar
devamını gör...

ben daha çok beni sevişini seviyorum.
bir balım diyor... bir kelime bir insana bu kadar mı yakışır.
devamını gör...

yaz çocuğu olarak kışa hayranım
devamını gör...

10/10 tespit
matmazel denilince ilk akla gelinen oluyor.
devamını gör...


oscar wilde şöyle yazmış: "hepimiz çukurdayız ama aramızdan bazıları yıldızlara bakıyor."
ben burnu havada biri gibi görünme ve kafamı kırma uğruna yıldızlara baktım.
beni moliere gibi geceleyin gömsünler isterdiö.
yıldızlar için.



otopsim, fournier'den okuduğum ilk kitap. dolayısıyla tarzına hakim değilim. ancak anladığım kadarıyla otobiyografik kurgular söz konusu. çünkü otopsim'de bol bol başka kitaplarından söz ediyor.

kitabın kahramanımıza, yani fournier'nin kadavrasına aslında antikahraman demek bence yanlış olmaz. ancak öyle yeraltı edebiyatı tabir ettiğimiz türde karşımıza çıkan, ağzı bozuk, kendini kaybetmiş ve bulamamış bir anti kahraman değil. daha çok sevimsiz, uyumsuz bir karakter. bir hayli benmerkezci hatta insan bu işi narsizme vardırıyor mu acaba diye düşünmeden edemiyor.

"bu gün kadavra dağıtımı var." diye başlıyor kitap. ve ilk sayfada öğreniyoruz kendisinin de o kadavralardan biri olduğunu. genç bir kız öğrenci bedeninin otopsisini gerçekleştirirken, fournier de yaşamının ve zihninin otopsisini gerçekleştiriyor. açık yüreklilikle de bizlerle paylaşıyor. ben okurken, sıklıkla empati kurmayı denerim. kahramanla benzer yanlarımı yakalar, ayrı yanlarımızı incelerim. eh, sizde de böyle bir alışkanlık varsa, kitap ister istemez sizi de kendi yaşamınızın ve zihninizin otopsisini yapmaya davet ediyor.

kara mizah her zaman sevdiğim bir şey oldu. şarkıyı değiştireceğim ve "acıdan geçmeyen gülümsemeler biraz eksiktir" diyeceğim, ayh kendi içimi şişirme pahasına inanıyorum da buna. ve fournier de bu işi çok iyi yapıyor, acının tatlı tebessümü hehehe hepimizin galbinde.
devamını gör...

fazlası yok eksiği çok...
devamını gör...

uzun bir açıklamayı hak etmeyecek ölçüde doğru bir bilgidir.
devamını gör...

fatih solmaz'ın l-manyak'ta falan fotoromanları amacıyla kullandığı fake ismi.
devamını gör...

külliyen yalan...
duygularınızı çalmışlar sizin.
devamını gör...

hbr, leman, l-manyak ve lombak penguen gibi dergilerde köşe yazarlığı yapmış, genelde gani müjde ile tükenmez kalem grubu altında çalışmış dizi yazarı. (bkz: ruhsar) (bkz: hayat bilgisi) (bkz: kahpe bizans) (bkz: kaygısızlar)

bahadır baruterin lombak ve tavşanlar karikatür köşelerinin esprilerini o bulurdu bahadır baruter onu ve kendisini çeşitli ikililere ** uyarlardı.

tapir diye bir fotoroman dergisi çıkarmıştı ancak 2 sayıdan fazla sürmemişti çok başarısızdı. lombak ve l-manyak'ta arada kemal kenan veya alican kırmızı isimleriyle yazardı.
devamını gör...

bir diğer versiyonuysa herkesin kendini elit, kültür seviyesi yüksek, entelektüel, modern vs zannetmesi. tamam yine zannet de kime göre neye göre? bazı konuşmaların arasında "bizim gibi insanlar" gibi laflar işitiyorum. biz kimiz lan? sanki bana osmanlı hanedanı. "biz elit sosyete kesimm..." minvalinde konuşma yaparken lafını yarıda kesip tavuk dürümden bir ısırık alıyorsun falan gibi bir şey.

eskiden böyle değildi azizim. şaka falan değil gerçekten eskiden böyle değildi. sağda solda yeri gelir geyiğine kendimizi yerden yere vururduk. lafı açanın karşısındaki de gülüp kendini gömerdi. kasıntılık yok, ego yok, imaj oluşturayım çabası yok falan gül gibi geçinip giderdik. herkes böyleydi demiyorum tabi de böyle insanlar daha çoktu o net. sanırım yaşla ve şu anki dünyanın dayatmalarıyla ilgili biraz da bu değişim. herkesin derdi mükemmel imajı çizmek olmuş. şimdi birine bir şey söylüyorsun aaa niçinn öyle diyorsun kendine berkecann? falan diyor. bu özellikle 2010 sonrası peyda olan berkecan annesi kılıklı sözde genç tipleri hiç sevmedim. püh sizin tarzınızı stilinizi s...m. neyse konu başkaydı içimizi döktük kaşla göz arasında.
devamını gör...

lombak dergisi ilk çıktığı sıralarda fatih solmaz l-manyak'tan geçiş yapamadığı için kullandığı fake kimliğiydi. böyle uzun saçlı kurnaz piç görünümlü bir karikatür tiplemesi olarak alican kırmızı diye itirafım var diye pislik itiraflarını anlattığı ve bahtsız bedevi diye şanssız talihsiz olaylarını anlattığı köşeleri vardı ayrıca maille de kendi yaşadıklarımızı gönderip beğendiklerini yayınlardı.

diğer fake kimliği için (bkz: kemal kenan)
devamını gör...

lamba düğmesi uzakta diye ışığı kapatmak için çorap kıyafet sigara paketi hatta yastık atarım çarpıp da kapansın diye
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel bunda uyurken kıyamayıp gizlice minderi koymuştum yere. uyuyor sonuçta rahat yerde uyusun yani.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel bunda annemler vardı ve hava sıcaktı diye yerle idare etti.


eve yakın tarlaya giderken çoktandır bana eşlik ediyor hoş sadece oraya da değil ben yürüyerek nereye gidersem ve özellikle şu tipe bürünmesi çok tatlı, çok masum geliyor. çoğu çektiğim anı karelerinde uyku hali var.
varlığı çevremdeki çoğu insandan daha mutluluk verici ve gülümsetici.
bir ara bahçe kenarına ektiğim maydanozun bakımıyla ilgilenirken o kenardan aniden atladı önüme ve ödümü kopardı. aniden kalkınca kafamı ağacın dalına vurmuştum. elimle kafamı ovuştururken bile gülmüştüm."bir daha seni görmemişken böyle işlere girişirsen bozuşuruz. aklı alınan sen olursun ona göre." dedim güleç tavırla. ayrıca evcil sokak kedisi olsa da komut'a alıştırdım onu sanırım. bazen haddinden fazla anlıyor ve bu beni tedirgin etmiyor değil. (gel, git, otur, yürü, pati (atmak) yok, geçme, koş, ye, neredesin (deyince koşup geliyor.), ona kızınca miyavlamasını ses ayarını kısıyor ve suçlu gibi başını eğiyor veya yüzüme değil yanlara bakıyor, dur vs.) hep değil ama genellikle yapıyor bunları. kediler köpeğe bu kadar benzeyebilir mi bilmiyorum. bir de o beni bulduğunda 1 aylık gibiydi ondan böyle olabilir mi?
devamını gör...

söz konusu bile değildir. yaratan bizzat diyor ki, ben kimseye kaldıramayacağından daha fazlasını ( yük - sorumluluk vs.) vermem. bu da demek oluyor ki senden istenen şey sadece senin potansiyelin kadardır daha fazlası değil ki bi çok durumda çok çok az şey bile mevla katında makbüldür çünkü yine kendi ifadesiyle, rahmetim gazabımı kaplamıştır, buyuruyor.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim