zaman tüneli

eğitim sisteminin leşliği yüzündendir.
öğretmenlerin bilmediği şeyi çocuklar nasıl bilsin ki?

işim gereği öğretmenlerle ve milli eğitimle ara ara işlerimiz oluyor.
öğretmenlerden dilekçeler geliyor.
her şeyi farklı yerlere yazanlar mı ararsınız, whatsapptan mesajlaşır gibi yazanlar mı ararsınız her şey var.
bu gözler "isticem" yazan öğretmen gördü ya.
he bir de "yapılması hususunu rica ederim"ciler var, onları ıslak odunla dövmek lazım.
lan sen düz insansın, resmi kuruma emir vermek de neymiş?
devamını gör...

çiğ tanesi sanmak ne cüret,gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.


münacaat şiirini dinlerken sabah sabah gayemin ötesine geçerek bir başka hakikati yukarıdaki dizelerinde açıklayan şair.
devamını gör...

herkesin kendi yolunu, kitabını, peygamberini dosdoğru görmesi bin yıllardır var. insanoğlunun hiç değişmemesi çok ilginç
devamını gör...

yeni bir dil öğrenmek
devamını gör...

kpss maratonu.
devamını gör...

bir onur ünlü filmidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filmin senaryosunu da yönetmen onur ünlü yazmıştır. filmin başrollerinde benim çok beğendiğim bir oyuncu olan serkan keskin, saldıray abi'den beri baştacımız olan settar tanrıöğen ve hazar ergüçlü oynamıştır.

her film sahip olduğu ismi bu kadar çok hak etmez ama onur ünlü sanırım ne yaptığının o kadar farkında ki filme böyle bir isim vermiş.

filmde bir şekilde çalıştığı şirketten bir tatil koparan bir adamın öyküsü anlatılıyor. aşık olduğu bir hemşire var bu arkadaşın ama neden var, anlamadım.

tatile gittiği yerde karşılaştığı bir başka adamla arkadaş oluyor ama bu adamın tekinsiz de bir yanı var. sonunda da işler sarpa sarıp çözülür gibi oluyor. bomboş.

çok anlatmaya gerek yok aslında. dijital platformlar boş kalmasın diye yapılmış gibi bir film. bu tür filmler artmaya başladı, belli ki daha da artacak.

iyi film izlemeye hasret kalacağımız bir döneme doğru doludizgin ilerliyoruz. bomboş filmler izlemeye devam.
devamını gör...

kavga kaçınılmazsa kahraman olmaya çalışmayın. hele bıçağı tutmaya çalışmak gibi bir aptallık da yapmayın. mümkün olduğunca tekme atmaya çalışın, ben olsam öyle yapardım.
devamını gör...

tek kelime ile açıklanabilen şeyler var başlığın cevabı tek kelime gerektiyorsa olabilir. eskiden olsa silinirdi diye biliyorum ama yeni kurallar ne haberim yok. tanımları bilmem ama bazı başlıklara haksızlık yapıldığını biliyorum.

güzel sabahlar sözlük.
devamını gör...

aga bunlar nasıl düşünceler. kendimize göz yapabildiğimiz zaman oturup tanrı eleştirelim lütfen.
devamını gör...

lombak’tan sonra uykusuz’da baya takıldı. hala imzalı ciltlerini özenle saklarım.

bel çantalı, camel şortlu iyi bir insan.
devamını gör...

olması gerekendir. hayvanlar sizi mutlu eder, insanlar ise üzer.
devamını gör...

ışletmelerin sırf öğrenciye düşünerek değil öğrencileri çekmek için de çıkardıklarını düşündüğüm menü, bazı işletmeler ürünlerin içindeki malzemenin gramajını düşürerek normal menüyü öğrenci menüye çeviriyorlar aslında oransal olarak aynı miktar yemiş ve ona göre ödeme yapmış oluyorsunuz ama psikolojik olarak sanki daha az ödemiş gibi oluyorsunuz , tabii bütün işletmeleri kastetmiyorum çünkü bazen az sayıda da olsa gerçekten öğrenciyi düşündüklerini düşündüğüm işletmeler vardı ben öğrenciyken
devamını gör...

en iyi zırh kurşunun menzilinin dışında durmaktır
devamını gör...

evet gidilmeli maalesef, maalesef diyorum çünkü herkesin dershaneye ya da en azından kalifiye dershanelere gidecek maddi gücü yok bu da bir fırsat eşitsizliğine yol açıyor bazı öğrencilerin özel ders ve dershane imkanı'na sahip olduğu bir ortamda dershaneye gidememek ve özel ders alamamak bir dezavantaj oluşturuyor ve rekabette ve fırsat eşitliğinde arkada kalmış oluyorsunuz, bu nedenle imkanı olan herkesin en azından bu imkana sahip olanlarla aralarındaki rekabet şansın arttırmak için dershaneye gitmeleri gerekiyor
devamını gör...

nasıl bir okulda eğitim aldığınız, maddi olanaklarınız, sizin çalışma tarzınız ve hedefleriniz bu konuda etkili.
ben çok erken yaşlarda dershaneye gitmeye başladım. eğitim anlamında bir faydasını görmedim. etüt olanaklarından neredeyse hiç faydalanmadım. çalışmayı sevmediğimden sorulacak sorularım filan hiç olmadı. istediğim bölüm de dershaneye gitmeden de rahatça kazanabileceğim bir bölümdü. dolayısıyla benim için gereksizdi. onun yerine dil eğitimi alsaymışım daha iyiymiş erken yaşta.

şimdi kuzenim hazırlanıyor üniversite sınavına. o da özünde disiplinli bir çocuk. kendi kendine kütüphaneye gidip saatlerce çalışıyor. eksiklerini internetten gideriyor. hiç olmadı ufak özel dersler alıyor içinden çıkamadığı konularda. o yüzden onun için de gereksiz.

ama iyi bir okulda okumuyorsanız, yani temel eğitimi okuldan alamıyorsanız, üzerine inşa etmeye çalışmak sizi zorlayabilir, vakit kaybettirebilir. öyle bir durumda dershane fena fikir değil.
devamını gör...

en güzeli kendinden başka kimseyi sevmemek. arkadaşların ve ailen hariç gerisi gereksiz gelip geçici.
devamını gör...

şu an yağmurun sesini ve bilgisayarımın vız vız sesini duyuyorum. önceden baktığım yanımda yaşayan tekir kedimin ruhu galiba bu gece yanıma uğradı onu anmamı istiyor, şaman inanışına göre, hiç bir ruh ölmezmiş her insanın koruyucu bir ruhu bulunduğuna inanılır, bu kedi, köpek, kurt, ayı, kuş ve ya ölen insanların ruhu gibi. şamanizm inanışına yüzde yüz inanmasam dahi, merak ediyorum. şamanlar doğaya uyumlu insanlardı, saygım sonsuz...

yazlık tatil köyü gibi bir yerde yaşarken tekir kedim özgür doğasına uygun şartlarda yaşıyordu, hem evde hem de sokaktaydı, bazen eve uzun süre gelmez kaybolurdu, ancak geri döneceğini biliyorduk, onu hiç bir zaman kısırlaştırmadım, bazen dişi kediler ile gelip onlara da yem vermemi isterdi, normalde kedileri kapıya sokmaz ve ne zaman görsem ağzı burnu yara bere içinde olurdu. evin sokağını sahiplenmişti ve kuş uçurtmuyordu, bir ara her gün kapıya tıpkı insan gibi kapıya vuruyordu ağzında kuş ile karşımıza çıkıp kafasını kaldırıp bak kuşu yine yakaladım der bakışı atıp evin halkına kendisini sevdirirdi, o bir avcıydı, ağaçların üstünde saklanır giriş kapısından kim geçerse sırtına atlardı, dış kapının giriş kapısından insanlar girmeye korkardı eve dışarıdan gelen insanları sokmaz korkuturdu, beni de ara ara hep korkutmayı başarırdı, saklanırdı bir yerlerde bir anda önüme atlardı, ancak bana saldırmazdı. beni her gün bir köpek gibi durağa kadar takip edip evine geri dönerdi, mutfakta her gün ona haşladığımız tavuğu kafasını kaldırıp bir asker gibi hazır bir şekilde bekliyordu, yemek masasına çıkamazdı evin kurallarına uymak zorundaydı, aşırı agresif, eğlenceli, avcı bir kediydi. insan olsaydı ona çok zeki bir yaratıksın derdim. zamanla mahalle tıpkı ona benzeyen kediler ile doldu. şimdi bu sıkıcı satırlarımı bırakıp asıl şerefsizliği anlatayım.

bir gün yine böyle bu saatlerde gecenin bir yarısı sessiz ve çok sessiz bir gecede yaz aylarında, rüzgar sesi bile yok evdekiler uyuyor bir ben uyumuyorum ve resim çiziyordum, dolabımın altında da çizdiğim resimleri yere bırakmıştım. benim yaramaz tekirim de yanımda duruyor oda uyumuyordu. ölüm sessizliği içersin de bir anda pat diye bir ses duydum ve yerde duran çizimlerin üzerinde kocaman ters dönmüş bir böcek dolabın üstünden yere düşmüştü hamam böceği, kakalak, kara fatma siz ne diyorsanız artık onun böyle iri yarı besili büyümüş bir haşere. şu an yazarken garip hallere giriyorum içim kıyıldı, ıığğğ, böyle spastikler gibi yazı yazıyorum, şekilden şekle girdim. şerefsiz tekirim tam şerefsiz fıtı fıtı koşup böceği ön patileri ile yakalayıp katır kutur çatır çutur o kabuklarını karnını patlata patlata karşımda yemişti ölü sessizliği gecenin sessizliği de duyabildiğim tek ses yenen bir böcek sesiydi. kafasına kalemleri fırlattım üstüne bir sürü şey attım durmadı. şerefsiz dedim de sevdiğim için dedim yoksa onu çok özledim.
devamını gör...

ee çamaşırı yıkadıktan sonra üfleyerek mi kurutucaklar? tabi asacaklar
devamını gör...

ilk sayısında arkadaşları öldürülmüş ve kendisi de ölmekte olan baruter'in sırf yeni basılacak olan l-manyak sayısının boşta kalan 2 sayfası dolsun diye bodrum'da(başka bir yerde olabilir böyle tatile çıkmış oluyolardı yakınlardaki bir köydeki kızların muhafazakar babaları bunları tüfekle vuruyodu) karakalem portre yapan çizere yani memo'ya başından geçenleri anlatmasıyla ortaya çıkmış karikatür köşesi. uzakdoğu kareteci tiplemeleri olarak kendilerini çizdiği bir sayısı vardı ki efsaneydi. bunların ofisboyu bir elemanları mı ne vardı ilhan diye böyle mınakocu ilhaming'in kötü tünekocular ve kötü liderleri tang'e olan mücadelesi falan süperdi. baruter yani barutereng bunun ustasıydı falan sonra aslında onun kötülerin lideriyle aynı kişi olduğu ortaya çıkıyodu defalarca okuduğumu hatırlıyorum. bunun haricinde böyle uzayda geçen bilimkurgu niteliğinde fantastik osmanlı tiplemeleri olsun, ilk çağ tiplemeleri olsun, liseli tiplemeleri olsun hepsi efsaneydi. hele ki pamuk prenses parodisi olan bambuk baruter ve 7 l-manyak şehitlerinde kraliçe olarak oğuz aral çizilmişti aynaya soruyodu benden daha gudik var mı diye veya da 7 l manyak şehitleri biz tam yedi cüceyiz 14 taştaşlı bir deviz var mı bize g.....n diye şarkı söyledikleri kısım vardı gülmekten altıma edecek gibi olmuştum okurken.

lombak çıkınca lombak şehitleri diye değişmişti lombak şehitleri diye geçen ilk sayısında memcoş da vardı (muhtemelen o sayı l-manyak şehitleri diye çizilmişti) sonra bir daha olmadı çünkü memcoş lombağa gitmemişti.
devamını gör...

şu an için elimizdeki tek gerçek kutsal kitabın kuran olduğunu anlamaya başlamaları olayıdır aynı zamanda.

hatırlatalım, kutsal kuran piyasadaki sahte incillerin hatalarını düzeltir: islamidusunce.net/forum/ind...
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim