zaman tüneli

yaa çok teşekkür ederim. o tamamen senin kalbinin güzelliği.
güzel görmek istediğin için güzel görüyorsun.
aynaya bakıp kendini yansıtıyorsun... benlik değil yani senin güzelliğin o gibi...
devamını gör...

(bkz: şenol güneş) neyinize yetmiyor. açın youtube'da basın toplantılarını izleyin, ufkunuz açılsın.*
devamını gör...

tek bir şey var aklimda.bir cümle.provasiz olarak aklimda piril piril ışıldadı birden.

'kant , boşuna almanya'dan cikmadi.'

felsefeyle uğrasmak icin derinlik gerekir,perspektif gerekir, türkler pragmatik insanlardir.türklerden de cikan iyi felsefeciler var elbette ama çağlar boyu unutulmayacak, bir sistem olusturmayi basarmis ve meslektaslarina örnek olmus bir felsefeci,bnim hatirladigim kadariyla cikmamis .orijinal olmak farkli birsey.kant,nietzsche,husserl,heidegger,kierkegaard,hobbes,makyavelli vd. orijinaldi.fark bu.
devamını gör...

yavrum alabilen alsın alamayan daha farklı fikirlere yönelsin.
ne çok laf ettiniz..
devamını gör...

gereksiz bir ekşın. her itiraza cevap vermeye kalkarsan iş yapamazsın. devamke.
devamını gör...

aşkım, sevgilim, bir tanem, gözümün nuru bana aldı da hiç çıkarmıyorum. yenisi alınana kadar boynumda duracak *

edit: iade edildi.
devamını gör...

sadece bir potansiyeldir. kullanmazsan çöptür.

ne demişler ; zeka yoktur , hayatı skilmiş insan vardır.
devamını gör...

önceleri heves ettiğim, gerçekleştirdiğim bir durumdu da artık kimseye iki metre bile yaklaşmak istemiyorum. eldekileri de zamanla kaybettim. bakiciiız duruma göre.
devamını gör...

bu başlığın ardından gelen tanım psikolojide 'reaksiyon formasyon' olarak geçer.
id savunma mekanizmasıdır.
söyleyenein söylenen konuyla ilgili içsel karmaşaları olduğuna işaret eder.
devamını gör...

kitap fiyatlarına yapılan zamlardan sonra normal sözlük'e tepkim :

"sana geldim. gelmeyecektim. yolda gelmemem için elli tane sebep saydım ama sebepleri saydıkça fark ettim ne kadar çok gelmek istediğimi."
devamını gör...

dünya görüşünden bagimsiz olarak edebi yeteneğine her zaman hayranlik duydugum pragmatist şair.

kumar bagimliligi,chp'ye yaptigi milletvekilligi basvurusu, fransada gecirdiği ve çoğu muhafazakarin bilmediği hayat,bu hayati yasarken alafranga hatunlarla kirdigi findiklar vs. hepsi bir kenara, genelde lafi tam gediğine koyar ve yazdigi siirler cok güzeldir.kendi kendini harcayan dehalara bir örnektir bnim icin.

ne demişti...'sen yayını ger , okunu at.hedefe varmazsa ok utansın!'
devamını gör...

yeni kitap alamaz olduk artık
devamını gör...

yoğurt çorbası ve makarna
devamını gör...

çıkmama değil çıkamama desek daha doğru olur gibi.
okuma alışkanlıkları yok,
insanlar temel ihtiyaçlarının derdine düşmüş,
değişikliğe ve yeniliğe ilgileri sıfır,
meraklı ve araştırmacı değiller,
eğitim sorgulatmadan çok sınırlandırıyor,
öğretmenler (hepsi değil tabi ki) boynuza kulağı geçirtecek yeterlilikte olamıyor.
günümüzde eğitimin kalitesinin düşük olduğunu bile diyemem bana göre direkt; kalitesiz, sıkıcı, ezberci, aptal ve unutkan yapıyor gibi. yoksa her haltın ayrıntısına kadar hatırlayan beynim neden derslere gelince hiç okula gitmemiş gibi hissettiriyor? (üniversitenin ilk yılında çok şey unutmuştum. böyle bir saçmalık nasıl olabilir? sayısal bölümden eşit ağırlık bölümü seçtim diye değil bence. ve bu aralar sınava çalışan kuzenlerim geliyor yanıma; "şu soruya(mat/geo) bakar mısın?" diyor. birkaçına baktım diğer birkaçında basit şeyleri hiç öğrenmemişim gibi bilemedim yani. çoğu derste çok iyiydim. aptal gibi hissetmiştim gözlerim dolmuştu. "bilmiyorum bunları, biliyor musun hatırlamıyorum bile diyemiyorum. çok kötü hissediyorum. ben okula gitmedim mi?" diye en son hüngür hüngür ağlamıştım. yanıma 4-5 kez gelmişlerdi. bir daha gelmediler. önlerinde ağlamaya meraklı değildim ama ne yapayım çok müşkül bir durumdaydım. :'()
liseye dönüp felsefe derslerini nasıl geçirdiğimizi özet geçeyim belki bu biraz anlaşılırlığı sağlar;
hatırlıyorum 9' da ben tüm farklı dersler için heyecan ve mutluluk içindeydim. felsefede bu derslerden biriydi. terimsel kelimeler, doğru düzgün telaffuz edemediğimiz filozof isimleri vs. kadın öğretmen ders kitabından işliyordu ve bu kadar. bizi düşünmeye itmiyor, paradoks soruları sormuyor veya yer alsa da geçiyordu. ama hatırlıyorum ki sınavda "aynı derede iki kez yıkanamazsın." sözünü açıklamamızı istemişti. benim için çocuk oyuncağıydı ama bazılarının 30 puanını almıştı.
lise 3'te yine kadın öğretmenimiz (başkası) konuları bize anlattırdı. ve bana o zaman "allah'ın varlığının kanıtları" adlı bir konu gelmişti. din felsefesinde herkes bir şeyler araştırmıştı yani performans ödevi olarak. öğretmen arada soru sorup bilgini ölçüyordu ya da soruyla zekânı ölçüp cevaplayıp cevaplamayacağini anlamaya çalışıyordu. eksik yerlerde kendi tamamlıyordu. ve o kadar kişi içinde öğretmeni saymazsak konuyu 2 kişi işliyorduk. bence bunun sebebi de o sınıflara kadar kitap okuma alışkanlıklarınin olmamasındandı. anlama ve açıklama hızları çok vasattı. kolay bir ders değil ama bu kadar da abartı bir zorluğu yoktu bence. ki dersin en başı cevaplardan çok sorularla ilgilendiğini belli etmişti.
bu dersin hakkı oku geç değil ve o yıllarda hiçbir öğretmen bize hiç kitap önerisi bile yapmadı. atıyorum performans ödevleri veriliyor ya mesela "sanat felsefesinde iyinin, güzelin ve doğrunun açıklamalarını yaparken şu kitabı alabilirsiniz. içinde birçok filozofun birbirinden farklı ya da benzer tanımları var."
ve o filozoflar bunları kendine göre tanımlamış mesela. ama bize niye sormuyor "size göre iyi nedir?" gibi. ilk bize sorsun mesela, beynimizin algılamadan düşünmeye yaradığını da kavrayabilelim, merak edelim vs. ama yok. anca hegel şöyle demiş, sokrates böyle, aristo vs.
bilmiyorum ama bu derslerde öğretmenlerin öğrencileri derse çok kattığını da düşünmüyorum. ilgi uyandırmiyorlar, sıkıcı hâle getiriyorlar. aslında çok zevkliydi de zevksiz geçti çoğu zaman. ne az kişi ne çok kişi, ortası bana denk gelmedi.
burada bununla bir grup açılmış olsaydı pek alanım olmasa da katılırdım sadece dinlesem veya okusam bile yeterdi. bilenlerden bir şeyler kapmak bile harika olurdu. ve bu araştırmaya iterdi. bir nevi hobim hâline gelirdi.
ve ben doğrudan hiçbir felsefe kitabı okumadım. dersler gibi sıkıcı olduğunu düşündüm.
onun dışında kitap içine aroma tarzı ya da yoğun aroma gibi katılmış kitapları okudum. bunlar çok zevkliydi mesela. ama çevremde bunlar için insan yoktu. sürekli okumaktan ziyade beyin fırtınası olayını seviyordum ben..:/
devamını gör...

anasını bile severim.

stalk yaparak favori seks pozisyonunu bile öğrenirim, oha demeyin millet namussuz kefere olmuş seks hayatını twit mwit atıyor.

stalk yapıp milletin beğenilerine bakarak kızların favori grubunu öğrenir olduk* dolu kadehi dik tut bu aralar çok iyi diyorlar.
devamını gör...

meşhur bir film.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

belli bir yaştan sonra eskisi kadar kolay yapılamayan aktivite.
devamını gör...

yürümeye bayılırım. hatta öyle uzun ve saatlerce yürürüm ki benimle beraber yürüyen insanlar yarı yolda ayrılırlar. bu yüzden benimle bir yere gitmek istemezler çünkü toplu taşımaya binmek yerine saatlerce yürütürüm. yürüyünce dinçleşiyorum, bedenim açılıyor, beynime oksijen gittiğini hissediyorum. onun da bir felsefesi var.
devamını gör...

eskiden tanıdığın ve hayatının bir dönemini geçirdiğin insanların zaman içindeki değişimlerini merak ettiğimiz için de yaptığımız gözlem faaliyeti olarak stalk yaparım.

(bkz: stalker)
devamını gör...

bir anlığına onun da sizin gibi etten kemikten olduğunu düşünün !o zaman ne acizlik ne korku ne de tutukluk kaliyor.onun da duygulari vardir.vardir.bir ihtimal.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim