zaman tüneli
dükkanı açık kalmak
cinsiyetçi bir söylem.
erkeklerin pantolon fermuari açık kalınca söylenir. sanki ticarethane bizim şeyimiz.
erkeklerin pantolon fermuari açık kalınca söylenir. sanki ticarethane bizim şeyimiz.
devamını gör...
yazarların tahammül edemedikleri şeyler
sırf seni takip etmek için hesap açan kullanıcının da çok afedersin allah belasını versin ya.
ben sinsiliğe tahammül edemiyorum.
ben sinsiliğe tahammül edemiyorum.
devamını gör...
oksidatif fotofosforilasyon
oksidatif fosforilasyon, hücresel solunumun son aşaması olup, mitokondrinin iç zarında gerçekleşen ve hücre için en verimli atp (adenozin trifosfat) üretim sürecidir. bu süreç, enerji taşıyan moleküller olan nadh ve fadh₂'nin elektronlarını elektron taşıma zinciri (etz) üzerinden transfer ederek başlar. elektronların bu zincir üzerinden taşınması sırasında açığa çıkan enerji, atp üretimi için kullanılır.
oksidatif fosforilasyonun temel aşamaları nelerdir?
1. elektron taşıma zinciri (etz)
elektron taşıma zinciri, mitokondrinin iç zarında bulunan ve ardışık olarak dizilmiş dört büyük protein kompleksi (kompleks ı-ıv) ve iki hareketli taşıyıcı molekülden (koenzim q ve sitokrom c) oluşur. süreç şu şekilde işler:
nadh ve fadh₂, glikoliz, sitrik asit döngüsü ((gbkz: krebs döngüsü)) ve beta-oksidasyon gibi metabolik yollardan elde edilen elektronları etz'ye aktarır.
nadh'den gelen elektronlar doğrudan kompleks ı'e, fadh₂'den gelen elektronlar ise kompleks ıı'ye aktarılır.
elektronlar, kompleksten kompleks'e aktarılırken, bu geçişler sırasında enerji açığa çıkar. bu enerji, protonların (h⁺) mitokondri matriksinden iç zar ile dış zar arasındaki boşluğa pompalanmasında kullanılır.
böylece, mitokondri iç zarında bir proton gradyanı (elektrokimyasal potansiyel farkı) oluşur. bu gradyan, "proton motive kuvveti" olarak adlandırılır.
elektronlar, etz boyunca ilerledikten sonra en son kompleks ıv'te oksijen molekülüne aktarılır. oksijen, protonlarla birleşerek su (h₂o) oluşturur. bu nedenle oksijen, oksidatif fosforilasyonda son elektron alıcısıdır ve sürecin devamlılığı için gereklidir.
2. kemiosmoz ve atp sentezi
protonların zarlar arası boşlukta birikmesiyle, protonların mitokondri matrisine geri dönme eğilimi oluşur. ancak protonlar, zar boyunca serbestçe geçemezler.
protonlar, sadece atp sentaz enzimi aracılığıyla mitokondri matrisine geri dönebilir.
protonlar atp sentazdan geçerken, enzimin dönmesine ve mekanik enerjinin kimyasal enerjiye dönüşmesine neden olurlar. bu süreç sırasında, adp (adenozin difosfat) ile inorganik fosfat (pi) birleşerek atp üretilir.
bu mekanizma, kemiosmoz olarak adlandırılır.
oksidatif fosforilasyonun önemi nedir?
atp verimi: bir glukoz molekülünün tam oksidasyonu sonucunda yaklaşık 36-38 atp elde edilir ve bunun 34'ü oksidatif fosforilasyon sürecinden sağlanır.
su üretimi: elektronların oksijene aktarılmasıyla su üretilir, bu da hücredeki metabolik suyun kaynağıdır.
ısı üretimi: bazı durumlarda, protonların atp üretimi olmadan sızması ısı açığa çıkararak vücut sıcaklığının korunmasına katkı sağlar.
prosesin kritik unsurları nelerdir?
1. oksijen: son elektron alıcısı olarak hayati öneme sahiptir. oksijen yoksa etz durur ve atp üretimi kesintiye uğrar.
2. mitokondri zarının sağlamlığı: proton gradyanının korunması için zarın bütünlüğü önemlidir.
3. elektron taşıyıcıları: koenzim q ve sitokrom c gibi taşıyıcılar, elektronların zincirde taşınmasında görev yapar.
4. atp sentaz: proton akışını enerjiye çevirerek atp sentezini gerçekleştirir.
oksidatif fosforilasyonun bozulması nasıl gerçekleşir?
hipoksi (oksijen eksikliği): elektronların oksijene aktarımı durur, atp üretimi kesilir.
mitokondri zarının hasarı: proton gradyanı bozulursa atp sentezi durur.
zehirlenmeler: siyanür, karbon monoksit gibi maddeler etz'yi inhibe ederek atp üretimini engeller.
sonuç olarak oksidatif fosforilasyon, hücresel enerji üretiminin en temel ve verimli yoludur. bu süreç hem organizmanın yaşamını sürdürebilmesi hem de hücresel işlevlerin devamı için kritik öneme sahiptir.
oksidatif fosforilasyonun temel aşamaları nelerdir?
1. elektron taşıma zinciri (etz)
elektron taşıma zinciri, mitokondrinin iç zarında bulunan ve ardışık olarak dizilmiş dört büyük protein kompleksi (kompleks ı-ıv) ve iki hareketli taşıyıcı molekülden (koenzim q ve sitokrom c) oluşur. süreç şu şekilde işler:
nadh ve fadh₂, glikoliz, sitrik asit döngüsü ((gbkz: krebs döngüsü)) ve beta-oksidasyon gibi metabolik yollardan elde edilen elektronları etz'ye aktarır.
nadh'den gelen elektronlar doğrudan kompleks ı'e, fadh₂'den gelen elektronlar ise kompleks ıı'ye aktarılır.
elektronlar, kompleksten kompleks'e aktarılırken, bu geçişler sırasında enerji açığa çıkar. bu enerji, protonların (h⁺) mitokondri matriksinden iç zar ile dış zar arasındaki boşluğa pompalanmasında kullanılır.
böylece, mitokondri iç zarında bir proton gradyanı (elektrokimyasal potansiyel farkı) oluşur. bu gradyan, "proton motive kuvveti" olarak adlandırılır.
elektronlar, etz boyunca ilerledikten sonra en son kompleks ıv'te oksijen molekülüne aktarılır. oksijen, protonlarla birleşerek su (h₂o) oluşturur. bu nedenle oksijen, oksidatif fosforilasyonda son elektron alıcısıdır ve sürecin devamlılığı için gereklidir.
2. kemiosmoz ve atp sentezi
protonların zarlar arası boşlukta birikmesiyle, protonların mitokondri matrisine geri dönme eğilimi oluşur. ancak protonlar, zar boyunca serbestçe geçemezler.
protonlar, sadece atp sentaz enzimi aracılığıyla mitokondri matrisine geri dönebilir.
protonlar atp sentazdan geçerken, enzimin dönmesine ve mekanik enerjinin kimyasal enerjiye dönüşmesine neden olurlar. bu süreç sırasında, adp (adenozin difosfat) ile inorganik fosfat (pi) birleşerek atp üretilir.
bu mekanizma, kemiosmoz olarak adlandırılır.
oksidatif fosforilasyonun önemi nedir?
atp verimi: bir glukoz molekülünün tam oksidasyonu sonucunda yaklaşık 36-38 atp elde edilir ve bunun 34'ü oksidatif fosforilasyon sürecinden sağlanır.
su üretimi: elektronların oksijene aktarılmasıyla su üretilir, bu da hücredeki metabolik suyun kaynağıdır.
ısı üretimi: bazı durumlarda, protonların atp üretimi olmadan sızması ısı açığa çıkararak vücut sıcaklığının korunmasına katkı sağlar.
prosesin kritik unsurları nelerdir?
1. oksijen: son elektron alıcısı olarak hayati öneme sahiptir. oksijen yoksa etz durur ve atp üretimi kesintiye uğrar.
2. mitokondri zarının sağlamlığı: proton gradyanının korunması için zarın bütünlüğü önemlidir.
3. elektron taşıyıcıları: koenzim q ve sitokrom c gibi taşıyıcılar, elektronların zincirde taşınmasında görev yapar.
4. atp sentaz: proton akışını enerjiye çevirerek atp sentezini gerçekleştirir.
oksidatif fosforilasyonun bozulması nasıl gerçekleşir?
hipoksi (oksijen eksikliği): elektronların oksijene aktarımı durur, atp üretimi kesilir.
mitokondri zarının hasarı: proton gradyanı bozulursa atp sentezi durur.
zehirlenmeler: siyanür, karbon monoksit gibi maddeler etz'yi inhibe ederek atp üretimini engeller.
sonuç olarak oksidatif fosforilasyon, hücresel enerji üretiminin en temel ve verimli yoludur. bu süreç hem organizmanın yaşamını sürdürebilmesi hem de hücresel işlevlerin devamı için kritik öneme sahiptir.
devamını gör...
yazarların tahammül edemedikleri şeyler
#3445129
beni farkettiler, siz kacin.
beni farkettiler, siz kacin.
devamını gör...
skrm (yazar)
sözlüğe girdim bir sürü like... beğendin mi küfür mü ettin anlamadım..
devamını gör...
yazarların tahammül edemedikleri şeyler
bir kullanıcının sırf beni takip etmek için sözlükte hesap açması.
devamını gör...
üçüncü şahsın şiiri (kısa film)
büyük şair attila ilhan'ın en bilinen şiirlerinden olan üçüncü şahsın şiiri adındaki şiirden feyz alınarak çekilmiş 9 dakikalık kısa film;
nisa sezgin tarafından yönetilmiştir.

ahmet haydar saruhan
ılgın seyhan
burak hilal gibi oyuncular yer almıştır.
kısa filmi irdelemeden önce aynı isimdeki şiirden yeniden biraz konuşmak gerekiyor,
üçüncü şahıs denilen kişi eğer üçüncü tekil şahıs ise o - ama üçüncü çoğul şahıs ise onlar olacaktır.
şair bence onlardan bahsediyor.
sevdiği kadının artık başka biriyle çift olması, onların onlar haline gelip kendisini dış kapının dış mandalı etmeleri şiirde fazlasıyla hissediliyor.
güldü mü cenazeye benzerdi,
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım,
hayırsızın biriydi fikrimce dizeleri bile şairin vazgeçilen tarafta olmasının yaşattığı acıyı gözler önüne seriyor.
şimdi ise kısa filme geçmekte fayda var.
kısa filmde bazı repliklerin şiirden alınmış dizeler olduğunu görünce şaşırdım, çünkü beklemiyordum ve iyi düşünülmüş bir ayrıntıydı.
genç bir kız olan ferda ve sevgilisinin arasına üçüncü bir şahsın girmesi sonucu delikanlının acı çekmesini, başka bir aşkın başlaması için diğer aşkın bitimini konu ediniyor.
olağanüstü bir kısa film değildi, görsel açıdan iyiydi, oyunculuklar geliştirilebilir seviyede, kısmen umut verici.
şiirde de kısa filmde de aynı duygu hissediliyor, aşkların sonsuz olamayacağı ve araya giren üçüncü şahısların her şeyi her zaman mahvedeceği gerçeği...
nisa sezgin tarafından yönetilmiştir.

ahmet haydar saruhan
ılgın seyhan
burak hilal gibi oyuncular yer almıştır.
kısa filmi irdelemeden önce aynı isimdeki şiirden yeniden biraz konuşmak gerekiyor,
üçüncü şahıs denilen kişi eğer üçüncü tekil şahıs ise o - ama üçüncü çoğul şahıs ise onlar olacaktır.
şair bence onlardan bahsediyor.
sevdiği kadının artık başka biriyle çift olması, onların onlar haline gelip kendisini dış kapının dış mandalı etmeleri şiirde fazlasıyla hissediliyor.
güldü mü cenazeye benzerdi,
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım,
hayırsızın biriydi fikrimce dizeleri bile şairin vazgeçilen tarafta olmasının yaşattığı acıyı gözler önüne seriyor.
şimdi ise kısa filme geçmekte fayda var.
kısa filmde bazı repliklerin şiirden alınmış dizeler olduğunu görünce şaşırdım, çünkü beklemiyordum ve iyi düşünülmüş bir ayrıntıydı.
genç bir kız olan ferda ve sevgilisinin arasına üçüncü bir şahsın girmesi sonucu delikanlının acı çekmesini, başka bir aşkın başlaması için diğer aşkın bitimini konu ediniyor.
olağanüstü bir kısa film değildi, görsel açıdan iyiydi, oyunculuklar geliştirilebilir seviyede, kısmen umut verici.
şiirde de kısa filmde de aynı duygu hissediliyor, aşkların sonsuz olamayacağı ve araya giren üçüncü şahısların her şeyi her zaman mahvedeceği gerçeği...
devamını gör...
alaniaris (yazar)
donanımsal şoklar yaşadığına kanaat getirdim. insan bazı yazarlarla mahlası yanyana gelsin bile istemez ya ne yazık ki kendisinin gelmiş. oraya gel buraya gel diye çağrılar yapar, çevrene dikkat etmezsen sonra gelirler donanımsal donmalar yaşatırlar adama dfjfj
devamını gör...
mansur yavaş
ben anlamıyorum neden muhalefet ( güya muhalefet) başka başka partiler kurup oyları bölüyor, ve de mansur başkanı kötülüyor?!...
bu adamları " birileri" cımbızla mı seçip politik olarak parlatıyo?!...
toptan, hepsi birden "bop" un bir parçası mı?...
işin teee başında reyiz " ben bop ' un eşbaşkanıyım" demişti. şimdi ki görüntüye bak ; amerikan başkanı" düttüret filistin halkını biz oraya turistik tesisler yapacaaz, çok güzel olacak - it' ll be beautifull " diyo, da israil işgal üzerine işgal yapıyo, amerikan güdümlü ışid ' li yeni suriye başkanı kendi ülkesinde etnik temizlik yapıyo, akp terörist falan demeyip o adamla resim veriyo...
akp o resimle" biz hala bop ' un arkasındayız!" mesajı mı veriyo?!... kime veriyo bu mesajı, abd ' ye mi, israil ' e mi?!...
bütün bunlar" bop" mu?!...
bütün bunların arasında mansur başkan" parmağa batan kıymık" mı ?!...
reyiz zamanında" emir komuta zincirim emretsin, gerekirse papaz elbisesi giyer görevimi ifa ederim!" demedi mi?!...
kim o " emir komuta "?!...
bush ' un dışişleri bakanı condolezza rice, " bop gereği önümüzdeki 50 yılda 21 ülkenin sınırları değişecek!" demedi mi?!...( dikkat et; " birçok ülkenin " diyebilirdi, rakam veriyo kadın, 21 ülke, diyo!!...bundan daha net bir mesaj verilebilir mi!)
böyle bir plan varsa, adam işini şansa bırakır mı?, sadece iktidarı diil muhalefeti de bu plan gereğince dizayn etmez mi?!...
sonuçta biz türkler tarihimizde ilk kez " kukla" mı olacaaz?!...ya da zaten olduk mu?!...
bu soruları benden başka kimse kendine sormuyor mu?!...
bu adamları " birileri" cımbızla mı seçip politik olarak parlatıyo?!...
toptan, hepsi birden "bop" un bir parçası mı?...
işin teee başında reyiz " ben bop ' un eşbaşkanıyım" demişti. şimdi ki görüntüye bak ; amerikan başkanı" düttüret filistin halkını biz oraya turistik tesisler yapacaaz, çok güzel olacak - it' ll be beautifull " diyo, da israil işgal üzerine işgal yapıyo, amerikan güdümlü ışid ' li yeni suriye başkanı kendi ülkesinde etnik temizlik yapıyo, akp terörist falan demeyip o adamla resim veriyo...
akp o resimle" biz hala bop ' un arkasındayız!" mesajı mı veriyo?!... kime veriyo bu mesajı, abd ' ye mi, israil ' e mi?!...
bütün bunlar" bop" mu?!...
bütün bunların arasında mansur başkan" parmağa batan kıymık" mı ?!...
reyiz zamanında" emir komuta zincirim emretsin, gerekirse papaz elbisesi giyer görevimi ifa ederim!" demedi mi?!...
kim o " emir komuta "?!...
bush ' un dışişleri bakanı condolezza rice, " bop gereği önümüzdeki 50 yılda 21 ülkenin sınırları değişecek!" demedi mi?!...( dikkat et; " birçok ülkenin " diyebilirdi, rakam veriyo kadın, 21 ülke, diyo!!...bundan daha net bir mesaj verilebilir mi!)
böyle bir plan varsa, adam işini şansa bırakır mı?, sadece iktidarı diil muhalefeti de bu plan gereğince dizayn etmez mi?!...
sonuçta biz türkler tarihimizde ilk kez " kukla" mı olacaaz?!...ya da zaten olduk mu?!...
bu soruları benden başka kimse kendine sormuyor mu?!...
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
pide
sadece ramazanda lezzetli olduğu bir mittir. 365 gün belli marketlerde pide satılıyor ve bu son gündemden sonra 365 gündür pide yediğimi fark ettim.
devamını gör...
sheambushedme (yazar)
yeni 1 yazar adayı. ok.
devamını gör...
13 mart 2025 rangers fenerbahçe maçı
şimdiden başarılar. tabii ki izleyeceğiz.
devamını gör...
dedikodu
aslında insanların birbirini tanıma ve sosyal bağ kurma yoludur ama genelde kötü niyetle şekillenir. başkalarının hayatına dair anlattığın "küçük hikayeler", bazen fazlasıyla büyür ve birdenbire herkesin ilgisini çeker. gerçek mi, değil mi, kimseye pek de önemli gelmez.
devamını gör...
kişisel gelişim
gelmisim 52 yasima,
bitirdigim okullari, bildigim dilleri, kariyerimi yazsam okurken siz yorulursunuz. allaha sukur, maddi durumumda ona bagli olarak tatmin edecek duzeyde.
butun bunlara ragmen, hicbir ihtiyacim yokken trading olayina taktim kafayi. kendime 2-3 sene egitim suresi tanidim. butun bos vakitlerimde buldugum butun kaynaklardan egitiyorum kendimi.
yani diyecegim, insan kendini devamli gelistirmeli. dinlenirken bile kendine birseyler katmali. herkes iyi bir hayat, zengin olmak falan istiyor ama bunu hakedecek kadar ben kendimden birseyler veriyor muyum, kendime birseyler katiyor muyum diye dusunen cok az.
bitirdigim okullari, bildigim dilleri, kariyerimi yazsam okurken siz yorulursunuz. allaha sukur, maddi durumumda ona bagli olarak tatmin edecek duzeyde.
butun bunlara ragmen, hicbir ihtiyacim yokken trading olayina taktim kafayi. kendime 2-3 sene egitim suresi tanidim. butun bos vakitlerimde buldugum butun kaynaklardan egitiyorum kendimi.
yani diyecegim, insan kendini devamli gelistirmeli. dinlenirken bile kendine birseyler katmali. herkes iyi bir hayat, zengin olmak falan istiyor ama bunu hakedecek kadar ben kendimden birseyler veriyor muyum, kendime birseyler katiyor muyum diye dusunen cok az.
devamını gör...
sosyoloji
toplumların yapısını, işleyişini ve birey ile toplum arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. toplumsal normlar, değerler, kurumlar ve yapılar; bireylerin davranışlarını ve toplumsal olayları şekillendirir. marx’ın sınıf çatışması, durkheim’ın toplumsal bağlar ve weber’in rasyonelleşme kavramları, sosyolojinin temel taşlarındandır. sosyoloji, sosyal problemleri anlamakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal değişim ve dönüşümü de inceler. insanlar arasındaki ilişkiler, gücün nasıl dağıldığı ve toplumun geleceği hakkında soru işaretleri bırakır. kısacası, toplumu anlamak ve onu dönüştürmek için sosyoloji olmazsa olmaz bir araçtır.
devamını gör...
epistemoloji
bilginin doğasını, kaynaklarını ve sınırlarını sorgulayan felsefe dalıdır. “neyi biliyoruz?”, “nasıl biliyoruz?”, “bilginin doğruluğunu nasıl test ederiz?” gibi soruların peşinden gider. hume’un deneycilik anlayışından descartes’ın şüpheci yaklaşımına kadar her düşünür, bilginin temellerini sorgulamış, insan zihninin sınırlarını keşfetmeye çalışmıştır. epistemoloji, aslında dünyayı anlamanın nasıl mümkün olduğunu arayan bir yolculuktur; her adımda daha çok bilinmezlik ve derinlik ortaya çıkar. fakat en sonunda, bilginin mutlak olup olmadığını sorgulayan bir boşluk bırakır.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlüüük
muazzam bi güne uyandım, ne zaman biri içine sıçacak diye merak içinde kahvemi yudumluyor ve anda kalmaya uğraşıyorum.
anda kalmanın en etkili yolu hoparlör. daha iyi bir hoparlörüm olsaydı asla andan kopmazdım gibi geliyor.
bi kadın arkadaşım var, buralara fotoğrafını atmıştım. kuş halkalama istasyonuna gitmiş, çit mit kurmuşlar, keşke yanında olsaydım. sevdiğim insanlarla aynı sapaklarda ayak izleri, ekmek kırıntıları falan görünce çok mutlu oluyorum.
gölgelerle alakalı en dillere pelesenk şarkı enjoy the ride ve sabahlara öğlenlere daha uygun. ama ben karanlıkların kadınıyım*. o yüzden diyorum ki:
our room is filled with bore, again
so your eyes gave me the blues
back then, the river filled with sand
my body's flesh and gore, make me insecure
günaydın tekrar, günaydıııın!
muazzam bi güne uyandım, ne zaman biri içine sıçacak diye merak içinde kahvemi yudumluyor ve anda kalmaya uğraşıyorum.
anda kalmanın en etkili yolu hoparlör. daha iyi bir hoparlörüm olsaydı asla andan kopmazdım gibi geliyor.
bi kadın arkadaşım var, buralara fotoğrafını atmıştım. kuş halkalama istasyonuna gitmiş, çit mit kurmuşlar, keşke yanında olsaydım. sevdiğim insanlarla aynı sapaklarda ayak izleri, ekmek kırıntıları falan görünce çok mutlu oluyorum.
gölgelerle alakalı en dillere pelesenk şarkı enjoy the ride ve sabahlara öğlenlere daha uygun. ama ben karanlıkların kadınıyım*. o yüzden diyorum ki:
our room is filled with bore, again
so your eyes gave me the blues
back then, the river filled with sand
my body's flesh and gore, make me insecure
günaydın tekrar, günaydıııın!
devamını gör...
felsefe
insanın varoluşunu, bilgiyi ve evreni sorgulama çabasıdır. kimi zaman kafanızı duvara vurmak gibi gelir, çünkü her cevaba daha fazla soru ekler. ama işte o an, insanın düşünme biçimi değişir, dünyaya bakış açısı evrilir. hume ve locke’un emperizmini, kant’ın kategorik imperatifini kafanızda döndürürken, bir yanda da platon’un mağara alegorisi size göz kırpar. felsefe, bir yanda kafa karıştırıcı, diğer yanda insanı derinlemesine anlamaya iten bir serüvendir. hangi yoldan giderseniz gidin, nihayetinde hep aynı soruya gelir: "ben kimim?"
devamını gör...
