zaman tüneli

kesinlikle izlenmesi ve izletilmesi gereken bir belgeseldir.

çok derli toplu ve her şeyi açıklıkla anlatmışlar. özellikle yakın tarihe tam hakim olmayan genç kuşağın izlemesi gerekiyor. çok iyi bir belgesel olmanın yanında kurgu ve sinematografik açıdan da kötü değil. sol tv'yi gönülden kutluyorum.

not: akp çevresinden de belgeseli yasaklayıp daha çok meşhur etme hamlesini bekliyorum. hadin koçlar, haydi rtük, haydi akın :)))
devamını gör...

muhalifler yeterince organize olup bluesky'a yöneltemediler insanları.
elon musk'ın böyle bir şey yapacağı belliydi, çok barizdi.
devamını gör...

oyunda lag sorununa sebep olur. küfrettirir. can sıkıcıdır.
devamını gör...

abartı hareket.
devamını gör...

günümüz insanında var olan problemli bir zihniyet. her konuda hata yapmaya hakları olduğunu sanıyorlar. bunu normal ve doğal sanıyorlar. hatasız kul olmaz gibi tırt bir lafın doğduğu toprakların insanlarıyız neticede. yok efendim neymiş? hatalar insanlar içinmiş... nereden baksan boommboşşş, salak salak laflar.

bazı şeyler çoğunluğun imkansız diye konumlandırdığı "hatasızlık, kusursuzluk" üzere inşa edilir.

ne demek istiyorum? yani bir binayı düşün, bu binada amaaan temeli s... edelim, amaann deniz kumu kullanalım o kadar kusur kadı kızında da olur yavv... demek kabul edilebilir mi? edilemez. işte aslında diğer tüm konularda da yekpare bir tutarlılık vardır. bir zerresini bozarsan komple yıkılır. hatanın büyüğü veya küçüğü yoktur. hata hatadır. olmaması gereken bir şeydir. anlamı bu... "olsun da görmezden gelelim" değil yani anlamı.

ama sizler anlamayacak ve her haltı çok normal ve kabul edilebilir görmeye devam edeceksiniz elbette. hoşgörü adı altında vasatlığa giden bu yolculuğunuzda da maalesef hiçbir bok olmayacak. no prob.
devamını gör...

gözüme perde indi alüminyum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

boğaz köprüsü'nden dolayı, neredeyse günün her saati trafik vardır. eskiden parkın önündeki denize kanalizasyon akardı. önünden sürekli geçiyorum ama uzun zamandır gidip bakmadım. belki, düzeltmişlerdir.
devamını gör...

beşinci ve altıncı bölümleri de sol tv tarafından yapılmış olan; iktidar-sarı muhalefet-sermayedarlar arasındaki danışıklı dövüşü ifşa eden muhteşem bir belgeseldir ve konu olarak 27 nisan 2007 e-muhtırası, 367 krizi gibi yakın tarihin önemli konularını işler. ilgili linkler:
1)
medusa'nın salı, bir akp belgeseli'nin beşinci bölümü
2)
medusa'nın salı, bir akp belgeseli'nin altıncı bölümü
devamını gör...

selams tatlıms.
dükkanı açtım kimse yok.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: flashbang)
devamını gör...

ingiliz sömürgesi olduğumuz için olandır. imamoğlunun gelişini gören batı, onu önce rte gibi kendi tarafına çekmeye çalıştı. başaramayınca da bu operasyonlar başladı.
yakında akpliler başlar ingiliz mandasına girsek daha iyi olur demeye. bakın kktcyi çoktan işlediler.
bu sömürgeci tekeline karşı çıkan vatandaşlar olarak tabi ki imamoğlunun yanındayız.
devamını gör...

cs gibi oyunlarda atıldığında oyuncunun görüş hattının kırılmasına sebep olan bombadır.
devamını gör...

bir harf ile best seller olmayı kaçırmış kitap
devamını gör...

3 yaşındaki hastam bana yüzük taktı.

i said yes for the second taym !! *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beylerbeyi, adı ütünde beylerin beyi anlamına gelmekte olup aynı adla istanbul'un üsküdar ilçesine bağlı bir semtidir. beylerbeyi; aslında osmanlı imparatorluğu'nda bir eyaletin yönetiminden sorumlu olan kişidir ve bilindiği üzere osmanlı, temel olarak anadolu beylerbeyliği ile rumeli beylerbeyliği olarak iki temel eyalet sistemiyle yönetilirdi. aynı zamanda beylerbeyi sarayı da vardır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel 1657 tarihli bosna beylerbeyi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel istanbul'un boğaz kıyısındaki beylerbeyi semti
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel beylerbeyi sarayı
devamını gör...

birkaç yazar ile yaptığım iş. daha önceleri de birkaç yazar oldu karşılıklı beğenileştiğim.

hesabını verecez ya flört eder gibi davrandışlarımızın * :

bana, zor zamanalar yaşadığımı farkedip, sırf moral olsun diye beğeni/favori atan yazara ben geri dönüş yaparım. hatta karşılıklı olmasa da aklıma geldikçe beğeni atarım.
umarım yeteri kadar samimi bir açıklama yapabilmişimdir.
yarın öbür gün sevgili falan olursak, böyle karşılıklı beğeni atıştığımız yazarlar ile, hiç utanmadan, tesadüf işte diyebileceğiz, şansa bak, nerden nereye..
devamını gör...

ozgurluge karsi cikan ozgurlugu savasilmasi gereken bir durum olarak goren feminist.
kadinlarin adanmisligini ve fedakarligini asla tatmin olmayacak efendiye gonullu kolelik olarak tanimliyor.
doteyevski den alinti yapiyor: dunyada herkes herkese karsi sorumludur. derdin derdimdir.
ve sonra isa nin muritleri gibi soruyor:
-kimdir benim yakinim?
devamını gör...

okuduktan sonra sanki vorundan tutup ahçik meterlemiş gibi hissettiren, normal sözlük %51 kuralını rahatça suistimal edebileceğimiz, ermenilerin kuyum jargonuna hasta eden harika eser.

yani şimdi ben "yoldaş beyde biraz abuşluk var, tokar bile yapamaz" dersem atılacağımı düşünmüyorum. 3 gün ceza da almam. çünkü yoldaş'ın ne demek istediğimi anlaması için, kapalıçarşı esnafı ya da turizm acentesi sahibi olması lazım. oysa yoldaş bir yazılımcı. bu nedenle çok rahatım şu an. banlanırsam meterlerim herkesi. pörçlük yapmayın sayın insanlar.

her hakan günday kitabında olduğu gibi, çok zeki ama bunalımda olan bir karakter mevcut: kozan.
hikaye, tezgahtar kozan odaklı anlatılıp turizm sektöründe dönen dolapları okuyucuya çarpıcı biçimde aktarıyor.
sideli halıcılardan tutun, kapalıçarşı'ya, turizm acentelerine, rehberlere, mücevher satanlara, antalya'ya kadar sektörün buglarını ince dokunuşlarla veriyor. hakan günday bunu yazabilmek için antalya'da bir süre kuyumcularda çalışmış şeklinde bir dedikodu işittim, muhtemelen doğrudur. turizm sektöründe olan eski bir sevgilim de, kitaptaki dilin hala kullanıldığını, anlatılanların çoğunun doğru olduğunu söylemişti. buna da hem şaşırıp hem gülümsemiştim.

kozan klasik bir hakan günday karakteri...saint benoit ve bilkent uluslararası ilişkiler mezunu. viyana'daki türk büyükelçiliğinde çalışmaya başlıyor. sonra birden striptizci viv ablamıza aşık oluyor. arabada kokain partisi yaparken basılıp, türkiye'ye gönderiliyor ve turizm denen batağa düşüp topaz'a kadar yükseliyor.

iyi de neden delirdi bu adam? neden birden bu varoluşsal krize girip bir striptizciye aşık oluyor kozan? leaving las vegas mı lan bu? hakan günday'ın her kitabını zevkle okuyup tarzını bilen bir fanatiği olarak sitem ettiğim tek husus, kozan'ın daha derin işlenmemesi olmuştu. topazın diğer tezgahtarları olan gabor gibi, oço gibi yüzeysel geçilmiş ana karakterin yaşam öyküsü. onun dışında tespitler bomba, olaylar ufuk açıcı.

malafa okuyanlar daha az kazıklanır efenim, bunu kalpten söyleyebilirim. tramın nasıl zor kazanıldığını anlamak için kesinlikle okunmalı. ağır tespitler de mevcut kendilerinde. hangi birini yazacağımı şaşırdım lakin buyrunuz:


"devletinin kendisine verdiği olanakları en üst düzeyde kullanmış ve üniversite eğitimi doğrultusunda kariyer inşa eden batı avrupalı bir ahçiğin, vahşi ve cahil bir marta âşık olmasının nedeni, grace kelly gibi her şeye sahip bir aktrisin güneş tarikatı adındaki palyaço sürüsüne katılmasınınkiyle aynıdır: boşluk.

dışları dolu, içleri boş ahçikler, içleri dolu, dışları boş martları görünce sevgi doğururlar. bir tür hastalık. suçiçeği gibi. bekârlarsa işlerini, evlilerse, artık meter yapmadıkları yirmi yıllık kocalarını unutup, vahşi martın pansiyon odasındaki yağlı çarşafın üzerinde, bin bir gece boyunca dansözlük yaparlar.

harikalar diyarı akdeniz kasabalarındaki yaşlı alice’lerin güneşten su toplamış tenlerinde gezen eller er geç tram istemek için açılır. dilenen avuçlara ve güneşten ekşimiş bir tene sahip olan martlar, trama kavuşana kadar romeo, sonrasında shakespeare olurlar.

ahçiğin, sıradan bir çöp öğütücüsüne benzeyen aşk girdabına neler kaptıracağına onlar karar verir. ahçikler, ne kadar farklı olurlarsa olsunlar, bir kıyma makinesi süzgecinden çıkmış gibi aynı sona doğru dökülürler.

tezgâhtarların acıma duygusu ve ahçiklerin acınmaya ihtiyaçları yoktur. ilişki, boşlukların dolması ve dolulukların boşalması üzerine kuruludur. gözyaşları, menopoz terine karışır, ancak nadiren ahçik delirir. bu durumda ölümler gelir. intihar, cinayet ve kaza yoluyla.

mantıkları avrupa’da kalmış ahçikler, her şeyleriyle yanlarında olan tezgâhtarlara dükkân sermayesi verirler. borç, denir. hiçbir zaman ödenmez. turizmde, ahçikten zengin olmak bir rüya, gerçekleşmesi bir kâbustur.

ancak bu kâbusu sadece başkalarını ürküten bir korku filmine çevirenler de vardır. sultanahmet sakinleri. japonlarla evlenirler. milyon dolarlar. oteller, lokantalar, dükkânlar. japonca’yı ve gündelik sadakati öğrenirler.

sonuç olarak, turist ahçiği âşık edip tramını yemek, turizm savaşında esir almak anlamına gelir. esir düşen ahçiklerin çoğu cenevre sözleşmesi’nin imzalandığı kentte doğmuştur. ama bu da kimsenin umurunda değildir. çünkü aşk, akdeniz’in tuzlu suyunda gözlerini açamayan geçici körlere sunulmuş bir deliliktir.

takım elbiseli hastabakıcılara tezgâhtar denir.
"
devamını gör...

eskiden tayyip'in iyi bir üst akıl çevresi olduğunu düşünürdüm. toplumsal psikoloji ve siyasi iletişimi iyi götürürler ve sürüyü güderlerdi. galiba bu ekibin önemli bir kısmı sümüklünün* takımıymış. onların çoğu* etraftan çekilince ortam iyice geri zekalılara kaldı. cia zaten çok detayla uğraşmaz, tablonun bütününe bakar.

ulan şu yaptıkları hareketin imamoğlu'na olan desteği katlayarak patlatacağını görememek için ağır geri zekalı olmak lazım.
devamını gör...

sahili kadar sırt tarafları da ayrı bir güzel olan belde. mükemmel manzaralara sahip sokakları bulunur.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim