zaman tüneli
günaydın sözlük
ee, günaydınnnn!
07:42’de ofise giriş yaptık..
hemen bir sade türk kahvesi, üzerine de hafta başından beri “beni kullan” diye bağıran makyaj malzemelerimi kapıp, güzelliğime güzellik katmam ile mesainin 12. dakikasında cevap bekleyen taleplerimin tümünü sonuçlandırmamın huzuru içinde güne başladım.
ay size günaydın demeyi de özlemişim!
yine makine olacağımız bir gün, e olsun kafamız dağılır yoğunluktan.
sinsi iş arkadaşlarınızın sizden uzak olduğu bir gün diliyorum.
özlem tekin fonda, şu an “ben üzülmem sen ağla.” diyor, haklı bacım.
öpüldünüzzzz!
07:42’de ofise giriş yaptık..
hemen bir sade türk kahvesi, üzerine de hafta başından beri “beni kullan” diye bağıran makyaj malzemelerimi kapıp, güzelliğime güzellik katmam ile mesainin 12. dakikasında cevap bekleyen taleplerimin tümünü sonuçlandırmamın huzuru içinde güne başladım.
ay size günaydın demeyi de özlemişim!
yine makine olacağımız bir gün, e olsun kafamız dağılır yoğunluktan.
sinsi iş arkadaşlarınızın sizden uzak olduğu bir gün diliyorum.
özlem tekin fonda, şu an “ben üzülmem sen ağla.” diyor, haklı bacım.
öpüldünüzzzz!
devamını gör...
yeni osmanlıcılık
bu akımı benimseyen ve osmanlı'yı canlandıracağını zannedenler aşağıdaki tabloyu daha da ağır şekilde hayata geçirmek istiyor. insanlık tarihinin en büyük soykırımını gerçekleştirmeyi planlarken bir yandan da bu soykırımın yaşanmaması için yapılanlara da soykırım iftirası atıyorlar.

suçun önlenmesi: #3637585
italyanlar zamanında roma'yı canlandıracaklarına inanıyorlardı. almanlar da cermenlerin görkemli imparatorluğunu yeniden hayata geçirmeye çalıştılar. ikisinin de nasıl sonuçlandığını biliyoruz. şimdi de türkler osmanlı'yı ruslar da büyük rus çarlığını canlandırmaya çalışıyorlar. "eyy ruh, geldiysen masayı üç kere tıklat!!" *
faşist rejimlerin ortak özelliklerinden biri, geçmişte yaşanmış ya da yaşanmamış hayali bir altın dönemi vurgulamaları ve o dönemi tekrar uygulamaya koymayı amaçlamalarıdır. geçmiş ilham verici olabilir elbette, burada sıkıntı yok. ancak her şey yaşanmıştır ve bitmiştir, geçmiş geçmişte kalmıştır. tarih tekerrür etmez, tarihten dersler çıkartılır.
*** *** *** ***
toplumlar yaşamsever oldukları oranda gelişir, uygarlaşır ve insanlaşır.
ölümseverler, geçmişte yaşar. ölümsever kişi şiddeti sever, yaşamı, yaşam enerjisini, sevgiyi yok etmeyi sever. şiddet onun için koşulların gereği olarak başvurduğu geçici bir eylem değildir -bir yaşam biçimidir: sözel şiddet, duygusal şiddet, fiziksel şiddet, cinsel şiddet…
onlar maçlara bile “ölmeye, ölmeye, ölmeye geldik” diye giderler, sevdikleri uğruna yaşamayı değil ölmeyi/öldürmeyi göze alırlar, paraya ulaşacak güçleri yoksa öte âlemde iyi yaşamak adına bu hayatta kötü yaşamaya boyun eğerler, öte âlemde yaşayacakları haz uğruna kendilerini bu hayattaki hazlardan mahrum ederler. hayatı hiyerarşik bir düzende algıladıkları için otoriteye biat ederler. zaten boyunları da otorite karşısında kıldan incedir.
ölümseverler düzenli, saplantılı ve bilgiçtir. her şeyin en doğrusunu onlar bilir. onların en yüce değerleri, verilen buyruklara boyun eğmek/eğdirmek, içinde yer aldıkları kurumun/örgütün düzenli bir biçimde işlemesini sağlamaktır.
***
her türlü dogma, ölü düşüncelerden oluşur. sorgulanmadan kabul edilen hatta sorgulanması tabu ya da günah olan inançlar da dogmadır, oysa yeni düşünce canlıdır, yaratıcıdır. yeni olandan korkan ölümsever kişi, canlı düşünceden korkar, ölü düşünceler doğrultusunda varlığını sürdürmeye çalışır.
ölümseverler hiç durmadan hayatı denetleme, sabitleme yani kesinlik peşinde koşar. ne var ki yaşam hiçbir zaman kesin, önceden belirlenebilen, denetlenebilen bir şey değildir. denetlenebilir kılmak için yaşamı ölüme dönüştürmek gerekir. gerçekten de yaşamda kesin olan tek şey ölümdür.
ölümseverlik
(bkz: faşizm/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: faşizmin estetiği/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)

suçun önlenmesi: #3637585
italyanlar zamanında roma'yı canlandıracaklarına inanıyorlardı. almanlar da cermenlerin görkemli imparatorluğunu yeniden hayata geçirmeye çalıştılar. ikisinin de nasıl sonuçlandığını biliyoruz. şimdi de türkler osmanlı'yı ruslar da büyük rus çarlığını canlandırmaya çalışıyorlar. "eyy ruh, geldiysen masayı üç kere tıklat!!" *
faşist rejimlerin ortak özelliklerinden biri, geçmişte yaşanmış ya da yaşanmamış hayali bir altın dönemi vurgulamaları ve o dönemi tekrar uygulamaya koymayı amaçlamalarıdır. geçmiş ilham verici olabilir elbette, burada sıkıntı yok. ancak her şey yaşanmıştır ve bitmiştir, geçmiş geçmişte kalmıştır. tarih tekerrür etmez, tarihten dersler çıkartılır.
*** *** *** ***
toplumlar yaşamsever oldukları oranda gelişir, uygarlaşır ve insanlaşır.
ölümseverler, geçmişte yaşar. ölümsever kişi şiddeti sever, yaşamı, yaşam enerjisini, sevgiyi yok etmeyi sever. şiddet onun için koşulların gereği olarak başvurduğu geçici bir eylem değildir -bir yaşam biçimidir: sözel şiddet, duygusal şiddet, fiziksel şiddet, cinsel şiddet…
onlar maçlara bile “ölmeye, ölmeye, ölmeye geldik” diye giderler, sevdikleri uğruna yaşamayı değil ölmeyi/öldürmeyi göze alırlar, paraya ulaşacak güçleri yoksa öte âlemde iyi yaşamak adına bu hayatta kötü yaşamaya boyun eğerler, öte âlemde yaşayacakları haz uğruna kendilerini bu hayattaki hazlardan mahrum ederler. hayatı hiyerarşik bir düzende algıladıkları için otoriteye biat ederler. zaten boyunları da otorite karşısında kıldan incedir.
ölümseverler düzenli, saplantılı ve bilgiçtir. her şeyin en doğrusunu onlar bilir. onların en yüce değerleri, verilen buyruklara boyun eğmek/eğdirmek, içinde yer aldıkları kurumun/örgütün düzenli bir biçimde işlemesini sağlamaktır.
***
her türlü dogma, ölü düşüncelerden oluşur. sorgulanmadan kabul edilen hatta sorgulanması tabu ya da günah olan inançlar da dogmadır, oysa yeni düşünce canlıdır, yaratıcıdır. yeni olandan korkan ölümsever kişi, canlı düşünceden korkar, ölü düşünceler doğrultusunda varlığını sürdürmeye çalışır.
ölümseverler hiç durmadan hayatı denetleme, sabitleme yani kesinlik peşinde koşar. ne var ki yaşam hiçbir zaman kesin, önceden belirlenebilen, denetlenebilen bir şey değildir. denetlenebilir kılmak için yaşamı ölüme dönüştürmek gerekir. gerçekten de yaşamda kesin olan tek şey ölümdür.
ölümseverlik
(bkz: faşizm/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: faşizmin estetiği/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
devamını gör...
günaydın sözlük
herkese günaydın.
istanbul’da trafik yine kilit üstüne kilit.
motosiklet ile bile çekilemez oldu artık.
istanbul’da trafik yine kilit üstüne kilit.
motosiklet ile bile çekilemez oldu artık.
devamını gör...
yankı (kısa film)
senaryosu fatih tombak, aiym myrzabekova ve melih çelikkaya tarafından yazılan, fatih tombak tarafından yönetilen kısa film; kısa bir zaman önce yayınlanmıştır.

sevdiği bir insanı kaybeden bir gencin yaşadıkları, isyan edişi, sesinin yankısında yitip gidişi ve mezarlıkta geçirdiği dönüşüm konu ediniliyor.
yirmili yaşlarını sürdürmekte olduğu görülen genç kendini mezarlıkta sigara içerken buluyor, derin bir acının içinde ve isyanın eşiğinde olduğu görülüyor.
sevdiği birini ölüme teslim edince tanrıyla arası açılmış ve tanrıya kırgın, kızgın, öfkeli, bu ölümün zamansız gerçekleşmesine isyan ediyor, ettiği duaların hiçbir işe yaramadığını ve onu ölmekten koruyamadığını düşünüyor.
sonrasında ise insan kılığına girmiş olduğu bilgisi verilen şeytan ile mücadele ediyor, şeytan onu alt etmeye, aklını çelmeye çalışıyor, hangisinin kazanacağını ise ilerleyen sahnelerde görüyoruz.
ölüm üzerine değil de birinin ölümünü kabulleniş üzerine düşündüren bir kısa filmdi, eğer birini kazandığımızda, onu tanıdığımızda, onunla mutlu olduğumuz zamanlarda isyan etmiyorsak onu kaybettiğimizde de isyan etmemeliydik belki de, neden verdin demiyorsak, neden aldın da demeye hakkımız yoktu, kim bilir?
konu açısından fazla derinlikleri olan bir kısa film değilse de, hiç düşündürmeyen bir film de değildi benim açımdan.
bazen yitirirsin, en beklemediğin anda yitirirsin hem de, avaz avaz bağırsan da sesinin yankısını sen duyarsın,
çığlığının yankısına bir cevap ararsın, bulamazsın, adı yalnızlık, adı çaresizlik, adı ölüm, adı kimsesizlik olur, isyan, çığlık olur.
göğsünü ikiye bölen hissin adını sen koy..

sevdiği bir insanı kaybeden bir gencin yaşadıkları, isyan edişi, sesinin yankısında yitip gidişi ve mezarlıkta geçirdiği dönüşüm konu ediniliyor.
yirmili yaşlarını sürdürmekte olduğu görülen genç kendini mezarlıkta sigara içerken buluyor, derin bir acının içinde ve isyanın eşiğinde olduğu görülüyor.
sevdiği birini ölüme teslim edince tanrıyla arası açılmış ve tanrıya kırgın, kızgın, öfkeli, bu ölümün zamansız gerçekleşmesine isyan ediyor, ettiği duaların hiçbir işe yaramadığını ve onu ölmekten koruyamadığını düşünüyor.
sonrasında ise insan kılığına girmiş olduğu bilgisi verilen şeytan ile mücadele ediyor, şeytan onu alt etmeye, aklını çelmeye çalışıyor, hangisinin kazanacağını ise ilerleyen sahnelerde görüyoruz.
ölüm üzerine değil de birinin ölümünü kabulleniş üzerine düşündüren bir kısa filmdi, eğer birini kazandığımızda, onu tanıdığımızda, onunla mutlu olduğumuz zamanlarda isyan etmiyorsak onu kaybettiğimizde de isyan etmemeliydik belki de, neden verdin demiyorsak, neden aldın da demeye hakkımız yoktu, kim bilir?
konu açısından fazla derinlikleri olan bir kısa film değilse de, hiç düşündürmeyen bir film de değildi benim açımdan.
bazen yitirirsin, en beklemediğin anda yitirirsin hem de, avaz avaz bağırsan da sesinin yankısını sen duyarsın,
çığlığının yankısına bir cevap ararsın, bulamazsın, adı yalnızlık, adı çaresizlik, adı ölüm, adı kimsesizlik olur, isyan, çığlık olur.
göğsünü ikiye bölen hissin adını sen koy..
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın paralel evrenlerde hep mutlu olan dostlarım...
devamını gör...
günaydın sözlük
her yer kapkaranlık, günaydın demişsiniz ama.
devamını gör...
günaydın sözlük
kuzey dağlarının ayaz akıncıları sefere kalkmış diyorlar,
bu akşam öncüleri gelir, devrisi günlerde ordugahı kurarlar ovalara.
düğünümüz var yılbaşında, gelinlik giyecek kırlar, beyazabürüncek.
günaydın sözlük!
her yenilik bir umut,
dünya kulvarında yuvarlanır devrile devrile, daha iyyiye evrile evrile...
bu akşam öncüleri gelir, devrisi günlerde ordugahı kurarlar ovalara.
düğünümüz var yılbaşında, gelinlik giyecek kırlar, beyazabürüncek.
günaydın sözlük!
her yenilik bir umut,
dünya kulvarında yuvarlanır devrile devrile, daha iyyiye evrile evrile...
devamını gör...
sevgiliye sarılıp uyumak
olabilir, olmaya da bilir yani, çok takılmamak lazım.
devamını gör...
çocuklu kadınla evlenmek
bence son derece ezikçedir. elalelim çocuğuna mı bakacaksın dedirtir. hadi evlilik düşündün bir de çocuklu kadın nedir. bekar adamın bunu yapması betalığın da ötesinde bir şey.
devamını gör...
evlilik
birbirinin eksik yanlarını tamamlamak, bir nevi voltranı oluşturmaktır. dangalaklık değildir, enayi eylemi hiç değildir.
devamını gör...
evlilik
iyi ki yapmamışım dediğimdir. tam bir dangalaklık afedersiniz ama. sisteme köle sistem onaylı cinsellik demek evlilik. tam bir enayi eylemi.
devamını gör...
bein sports
devamını gör...
25 aralık 2025 55 bin mahkumun affedilmesi
içerisini boşaltıyolar ki yenilerine yer açılsın
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
where're you tonight?
wild flower in star-lit heaven
still enchanted in flight
obsessions lament to freedom
a timeless word, the meaning's changed
but ı'm still burning in your flames
ıncessant, lustral masquerade
unengaged, dim-lit love didn't taste the same
and ı wonder if you ever wonder the same
and ı still wonder
devamını gör...
sevgiliye sarılıp uyumak
dedim olabilir:
alıntı:
bunu ilk defa anlatıyorum.
zamanı simdiymiş.
biz bunu bi cocukla yaptık.
22 yasındaydım. paris te okuyordum. yaklasık 1-1 bucuk senedir kimse yoktu hayatımda.
iki haftalıgına onu montpellier de ziyarete gittim.
ikimizde cok yalnızdık.
bi sıcaklıga hasrettik.
beni koynuna yatırıyordu, sonra sacımı severek uyutuyordu. opmuyordu. sırnasmıyordu. dokunmaya calısmıyordu. sadece sacımı seviyordu. sımsıkı sarıp mışıl mışıl uyutuyordu.
simdi dusununce cokca romantikmis aslında
alıntı:
bunu ilk defa anlatıyorum.
zamanı simdiymiş.
biz bunu bi cocukla yaptık.
22 yasındaydım. paris te okuyordum. yaklasık 1-1 bucuk senedir kimse yoktu hayatımda.
iki haftalıgına onu montpellier de ziyarete gittim.
ikimizde cok yalnızdık.
bi sıcaklıga hasrettik.
beni koynuna yatırıyordu, sonra sacımı severek uyutuyordu. opmuyordu. sırnasmıyordu. dokunmaya calısmıyordu. sadece sacımı seviyordu. sımsıkı sarıp mışıl mışıl uyutuyordu.
simdi dusununce cokca romantikmis aslında
devamını gör...
gece
bu gece bitmiyor
inatçı sanırım ama bende inatçıyım...
ben bitiririm.
inatçı sanırım ama bende inatçıyım...
ben bitiririm.
devamını gör...
gece
gece,
odanın en sadık eşyasıydı..
gitmedi..
ben gitsem bile..
içimde bir boşluk büyüdü,
adı konmamış bir intihar ihtimali gibi..
duvarlar beni izledi,
ben kendimden gözlerimi kaçırdım..
geceydi..
odanın en sadık eşyasıydı..
gitmedi..
ben gitsem bile..
içimde bir boşluk büyüdü,
adı konmamış bir intihar ihtimali gibi..
duvarlar beni izledi,
ben kendimden gözlerimi kaçırdım..
geceydi..
devamını gör...
norah lange
23 october 1905 - 5 august 1972 arasında yaşamış arjantinli yazar. (bkz: salondaki kişiler) isimli bir romanı mevcut.
devamını gör...

