zaman tüneli
venezuela
işgal yok. ırak gibi değil bu sefer ki işleri.
başkanı al yerine yenisini koy. niye olabiliyor? ne halk, ne asker, ne polis direnişi yok.
madara'yı savunan yok. anla yani...
başkanı al yerine yenisini koy. niye olabiliyor? ne halk, ne asker, ne polis direnişi yok.
madara'yı savunan yok. anla yani...
devamını gör...
yazarların aşıkken nasıl biri olduğu sorusu
aşık olduğumda sahip olduğum ruh halini çok seviyorum. stabil/sıkıcı bir insan değilim. tüm duygularımı uçta yaşıyorum. bu yüzden bana inanılmaz bir umut, neşe ve dehşet bir kelebek hissi veriyor. yani her şeyi, her an yapabilecek kadar deli bir ruh haline bürünüyorum. başka bir ülkeye taşınma kararını 10 dakika içinde alabilirim. - keza geçmişte yaptım. yani doğruluğu muamma hususlar üstüne konuşmuyorum.
aşk dünyanın en güzel deliliğidir. size içinde yaşadığınız sistemi aşırı farklı gösterir ve bence yara almış ruhun- zihnin en hızlı ve kesin tedavisidir. dünyanın en ağır duygusal çöküşünde olun, hislerinizin karşılıklı olduğu biri hayatınıza girdiğinde anında iyileşirsiniz.
duyguların gücü saptanamaz. hafife almayın dolayısıyla.
aşk dünyanın en güzel deliliğidir. size içinde yaşadığınız sistemi aşırı farklı gösterir ve bence yara almış ruhun- zihnin en hızlı ve kesin tedavisidir. dünyanın en ağır duygusal çöküşünde olun, hislerinizin karşılıklı olduğu biri hayatınıza girdiğinde anında iyileşirsiniz.
duyguların gücü saptanamaz. hafife almayın dolayısıyla.
devamını gör...
abd'nin nicolas maduro'yu yakalaması
amaç demokrasi ve insan hakları filan değil. venezuela'nın halkı, emin olun amerika'nın umurunda bile değildir. maksat petrolün çin'e satılması. suudi arabistan petrolü çin'e satsın bakalım ne oluyor?
amerika, çin'i sıkıştırmaya çalışıyor. ona giden petrolü durdurmaya çalışıyor. sırada iran var. iran-çin arasındaki petrol antlaşması amerika'yı rahatsız ediyor.
öte yandan amerika, ukrayna ve rusya arasındaki savaşı bitirmeye çalışıyor. bunun sebebi de rusya'nın yaptırıma uğraması karşısında çin'e ucuz petrol satması. savaş biterse, rusya'ya uygulanan yaptırımlar kalkacak ve çin'e ucuz petrol satışı son bulacak.
bu operasyon gösteriyor ki, artık iki kutuplu bir dünya var. çin ise venezuela'ya yeterince destek vermeyerek bu raundu kaybetmiştir.
bakalım çin, iran'ın arkasında durabilecek mi?
amerika, çin'i sıkıştırmaya çalışıyor. ona giden petrolü durdurmaya çalışıyor. sırada iran var. iran-çin arasındaki petrol antlaşması amerika'yı rahatsız ediyor.
öte yandan amerika, ukrayna ve rusya arasındaki savaşı bitirmeye çalışıyor. bunun sebebi de rusya'nın yaptırıma uğraması karşısında çin'e ucuz petrol satması. savaş biterse, rusya'ya uygulanan yaptırımlar kalkacak ve çin'e ucuz petrol satışı son bulacak.
bu operasyon gösteriyor ki, artık iki kutuplu bir dünya var. çin ise venezuela'ya yeterince destek vermeyerek bu raundu kaybetmiştir.
bakalım çin, iran'ın arkasında durabilecek mi?
devamını gör...
abd'nin nicolas maduro'yu yakalaması
maduro=madara
devamını gör...
nicolas maduro
halkını sömüren kendini lider zanneden yavşaklardan biri daha gayrı meşru yollar ile darbe yapılarak indirildi. abd denen terör devleti sırf yer altı kaynaklarına çökmek için yaptı bu müdahaleyi. şerefsiz pezevenkler.
devamını gör...
en çok hoşa giden doğa olayı
devamını gör...
nicolas maduro
offf şimdi halk açlıktan geberirken emperyalizmle savaşıyordu diyip ulus/millet doktrini olunca mevzu faşist diyen ama maduro benzerini yapınca (proleterya/sınıf) kafamızı açacaklar yanarım yanarım ona yanarım.
sosyalizmin sonu açlıktır bir türlü öğrenemediler.
sosyalizmin sonu açlıktır bir türlü öğrenemediler.
devamını gör...
venezuela
diktatör maduro'nun devasa posterinin indirilmesine halkın verdiği tepki: video
venezuela, yeni soğuk savaş hatta belki de 3. dünya savaşı'nda doğu tarafının kara kutularından biri olabilir. maduro öttükçe çok fazla pislik ortaya saçılacaktır. işin ucu venezuela'dan beyaz peynir ithal edenlere de varabilir.
venezuela, yeni soğuk savaş hatta belki de 3. dünya savaşı'nda doğu tarafının kara kutularından biri olabilir. maduro öttükçe çok fazla pislik ortaya saçılacaktır. işin ucu venezuela'dan beyaz peynir ithal edenlere de varabilir.
devamını gör...
hasan sabbah
döneminin muhtemelen en zeki insanlarından biridir.
gelgelelim, nizamülmük’le evvelden tanışıklığı, birlikte aynı hocadan ders görmüşlüğü vs konular efsaneden ibarettir. kronolojik olarak zaten pek mümkün gözükmüyor, aralarında 30 küsur yaş var.
keza, genel kabulün aksine, nizamülmülk suikastinin saray içi entrikalar (bkz: tac’ül mülk) neticesinde gerçekleşmiş olup haricilere ihale edilmiş olması da daha kuvvetli bir ihtimal gibi gözüküyor.
işleyişi gereği gizliliğe dayanan yapısı nedeniyle hasan sabbah’a ve haricilere dönük bu tür efsanelerin yayılması çok da şaşırtıcı değil.
hasan sabbah’tan sonra devasa bir coğrafyada korku unsuru haline gelmiş, imparatorlukların ve halifeliğin siyasi dengelerini değiştirmiş bir yapıyı tasarlamak herkesin harcı olmasa gerek.
konuya biraz dışarıdan bakmakta olan ve kudüs hakimiyet mücadelesinde haşhaşilerle alt düzey ilişki kuran haçlılar için resmi tanışıklık ise kudüs kralı montferratlı conrad suikastidir. suikasti haşhaşilerin gerçekleştirdiği konusunda ciddi bir ihtilaf olmasa da işin arkasında kimin olduğuna dair kral richard’dan, daha önce 2 ayrı haşhaşi suikast girişimine maruz kalmış selahaddin eyyübi’ye kadar bir sürü spekülasyon var. ölmeden ele geçirilen suikastçiler richard’ı işaret etse de, üst düzeydeki bir anlaşmaya vakıf olmaları pek mümkün olmadığından her olasılık mümkün.
kısacası, ramiz dayı’dan 1000 yıl kadar önce gücün gizden geldiğini tatbik ederek göstermiş hasan sabbah.
ancak her gücün bir zaafı olduğunu da, devasa ordusuyla uzaklardan gelen, dolayısıyla yakınına suikastçi yerleştirilemeyen hulagü han, (ilk etapta teslim olmayı kabul edenler hariç) alayını alamut kalesiyle birlikte havaya uçurup geride kalanlara acımasızca kıyarak göstermiş ve böylelikle haşhaşilik tarihe karışmıştır.
alamut kuşatmasında kütüphane de yakıldığı için haşhaşiliğe ve inanç sistematiğine dair birincil kaynaklar günümüze ulaşmamış. genel anlatı daha çok haşhaşiliğe dair karşıt görüşle yazılan kaynaklardan derleme.
gelgelelim, nizamülmük’le evvelden tanışıklığı, birlikte aynı hocadan ders görmüşlüğü vs konular efsaneden ibarettir. kronolojik olarak zaten pek mümkün gözükmüyor, aralarında 30 küsur yaş var.
keza, genel kabulün aksine, nizamülmülk suikastinin saray içi entrikalar (bkz: tac’ül mülk) neticesinde gerçekleşmiş olup haricilere ihale edilmiş olması da daha kuvvetli bir ihtimal gibi gözüküyor.
işleyişi gereği gizliliğe dayanan yapısı nedeniyle hasan sabbah’a ve haricilere dönük bu tür efsanelerin yayılması çok da şaşırtıcı değil.
hasan sabbah’tan sonra devasa bir coğrafyada korku unsuru haline gelmiş, imparatorlukların ve halifeliğin siyasi dengelerini değiştirmiş bir yapıyı tasarlamak herkesin harcı olmasa gerek.
konuya biraz dışarıdan bakmakta olan ve kudüs hakimiyet mücadelesinde haşhaşilerle alt düzey ilişki kuran haçlılar için resmi tanışıklık ise kudüs kralı montferratlı conrad suikastidir. suikasti haşhaşilerin gerçekleştirdiği konusunda ciddi bir ihtilaf olmasa da işin arkasında kimin olduğuna dair kral richard’dan, daha önce 2 ayrı haşhaşi suikast girişimine maruz kalmış selahaddin eyyübi’ye kadar bir sürü spekülasyon var. ölmeden ele geçirilen suikastçiler richard’ı işaret etse de, üst düzeydeki bir anlaşmaya vakıf olmaları pek mümkün olmadığından her olasılık mümkün.
kısacası, ramiz dayı’dan 1000 yıl kadar önce gücün gizden geldiğini tatbik ederek göstermiş hasan sabbah.
ancak her gücün bir zaafı olduğunu da, devasa ordusuyla uzaklardan gelen, dolayısıyla yakınına suikastçi yerleştirilemeyen hulagü han, (ilk etapta teslim olmayı kabul edenler hariç) alayını alamut kalesiyle birlikte havaya uçurup geride kalanlara acımasızca kıyarak göstermiş ve böylelikle haşhaşilik tarihe karışmıştır.
alamut kuşatmasında kütüphane de yakıldığı için haşhaşiliğe ve inanç sistematiğine dair birincil kaynaklar günümüze ulaşmamış. genel anlatı daha çok haşhaşiliğe dair karşıt görüşle yazılan kaynaklardan derleme.
devamını gör...
ağlanılan en ilginç yer
acil kapısının önünde nöbetteyken oturup ağlamıştım.
devamını gör...
ağlanılan en ilginç yer
aşık olduğum kızın abi dediği eski eltisine aşık olduğumu farkettiğim anda, yan masadaki baldızım bana göz kırparken.
devamını gör...
sevişilen en ilginç yer
o zamanki sevgilimin anne ve babasının yatak odasında. sanırım fantezi dünyası bu şekildeydi. zamanla freud’a hak vermek..
devamını gör...
ahmet hamdi çamlı
"topraklarını ve kaynaklarını savunan venezuela'nın yanındayız..!" şeklinde bir paylaşım yapmış.
maduro bundan sonraki hayatının bir kısmını ya da tamamını bir abd hapishanesinde geçirecek yalnız. "yanıındayız" derken iyi düşünsün insanlar. günün birinde belki gerçekten de "yanında" olurlar.
bence bütün akp'liler ve mhp'liler maduro'nun yanında olmalı tabi. sözde değil özde...
maduro bundan sonraki hayatının bir kısmını ya da tamamını bir abd hapishanesinde geçirecek yalnız. "yanıındayız" derken iyi düşünsün insanlar. günün birinde belki gerçekten de "yanında" olurlar.
bence bütün akp'liler ve mhp'liler maduro'nun yanında olmalı tabi. sözde değil özde...
devamını gör...
yazarların aşıkken nasıl biri olduğu sorusu
devamını gör...
yazarların aşıkken nasıl biri olduğu sorusu
devamını gör...
yazarların aşıkken nasıl biri olduğu sorusu
aslında gerçek anlamda bilmiyorum... bildiğim kadarına aşk mı demek gerekir hayal mi, onu da bilmiyorum.
ben aşkı sessiz ve uzaktan yaşayan ya da yaşadığını zanneden biriyim. çünkü kendimi böyle güvende hissediyorum nedense. çünkü böyle sevmek kolay ve hiçbir sorumluluk yüklemiyor. çünkü böyle sevmek beğenilmeyi, sevilmeyi hak edecek bir insan olmadığın düşünceleriyle seni yormuyor.
aşkın gerektirdigi ilgi ve iletişimi de zorunlu hale getirmiyor. kimse sana, üç gün boyunca neredeydin, beni paşa keyfin isteyince mi özlüyorsun, aklına getiriyorsun? diye hesap da sormuyor..
bugün ne yaptın? sorusunun cevabı olarak hiçbir şey... demenin utancı da yok orada.
uzaktan aşk benim gibi korkaklar ve tutuk insanlar için güzel ve güvenli bir liman. belki gerçek değil bu aşkta hiçbir şey. belki hepsi unutulmaya mahkum hayaller...
derste işlemiş oldukları konuyu anlatması için tahtaya kaldırılacak şanslı kişi olmamak için içinden tanrıya yalvaran o çocuklar hala yaşıyorsa, artık hayattır onlar için atışındaki isabetin şaşmamasından korkulan öğretmen..
tahtaya doğru yürürken adımlarındaki tedirginlikle yorulan ve omuzları düşen bir çocuk gibi aciz hisseder kendini insan.
adı söylenir söylenmez alaycı gülüşmeleriyle utancına utanç ekleyen arkadaşları da çıkmaz kafasının içinden.. ne yapsa da kurtulamaz onlardan..
ve bulanık kafasının içinde kendisini bu utanç tablosundan kurtarabilecek hiçbir şey bulunmadığını kendine itiraf ederek dönmek ister bir an önce ait olduğu yere.
aşk gerçeğiyle yüzleşmek ve birini gerçekten sevebilmek. çok büyük cesaret.
üftâdesin ol sâye-i hûbân sana düşmez.
sen ona aşıksın ama o güzelin gölgesine bile layık değilsin.
hüseyin fâzıl bey'in şiirinden bir dize.
ben aşkı sessiz ve uzaktan yaşayan ya da yaşadığını zanneden biriyim. çünkü kendimi böyle güvende hissediyorum nedense. çünkü böyle sevmek kolay ve hiçbir sorumluluk yüklemiyor. çünkü böyle sevmek beğenilmeyi, sevilmeyi hak edecek bir insan olmadığın düşünceleriyle seni yormuyor.
aşkın gerektirdigi ilgi ve iletişimi de zorunlu hale getirmiyor. kimse sana, üç gün boyunca neredeydin, beni paşa keyfin isteyince mi özlüyorsun, aklına getiriyorsun? diye hesap da sormuyor..
bugün ne yaptın? sorusunun cevabı olarak hiçbir şey... demenin utancı da yok orada.
uzaktan aşk benim gibi korkaklar ve tutuk insanlar için güzel ve güvenli bir liman. belki gerçek değil bu aşkta hiçbir şey. belki hepsi unutulmaya mahkum hayaller...
derste işlemiş oldukları konuyu anlatması için tahtaya kaldırılacak şanslı kişi olmamak için içinden tanrıya yalvaran o çocuklar hala yaşıyorsa, artık hayattır onlar için atışındaki isabetin şaşmamasından korkulan öğretmen..
tahtaya doğru yürürken adımlarındaki tedirginlikle yorulan ve omuzları düşen bir çocuk gibi aciz hisseder kendini insan.
adı söylenir söylenmez alaycı gülüşmeleriyle utancına utanç ekleyen arkadaşları da çıkmaz kafasının içinden.. ne yapsa da kurtulamaz onlardan..
ve bulanık kafasının içinde kendisini bu utanç tablosundan kurtarabilecek hiçbir şey bulunmadığını kendine itiraf ederek dönmek ister bir an önce ait olduğu yere.
aşk gerçeğiyle yüzleşmek ve birini gerçekten sevebilmek. çok büyük cesaret.
üftâdesin ol sâye-i hûbân sana düşmez.
sen ona aşıksın ama o güzelin gölgesine bile layık değilsin.
hüseyin fâzıl bey'in şiirinden bir dize.
devamını gör...
sevişilen en ilginç yer
defacto deneme kabini.
çok azgındık, yer de yoktu. sabah erken saatlerde girdik mağazaya nefes nefese seviştik. biri farkettiyse de bir şey demedi işimizi görüp olay mahallinden uzaklaştık.
kaya oyuğu.
geliboluda fenere çıkarken aşağıdan böle bi oyukluk var tam yukarı çıkmaya yakın kayaların orda. lise zamanları haliyle bulduğun fırsatı değerlendiriyorsun.
kiralık ev.
her ne kadar bunda ne var gibi dursa da emlakçı anahtarı verip "gidin bakın" demişti. gidip baktık bizde.
çok azgındık, yer de yoktu. sabah erken saatlerde girdik mağazaya nefes nefese seviştik. biri farkettiyse de bir şey demedi işimizi görüp olay mahallinden uzaklaştık.
kaya oyuğu.
geliboluda fenere çıkarken aşağıdan böle bi oyukluk var tam yukarı çıkmaya yakın kayaların orda. lise zamanları haliyle bulduğun fırsatı değerlendiriyorsun.
kiralık ev.
her ne kadar bunda ne var gibi dursa da emlakçı anahtarı verip "gidin bakın" demişti. gidip baktık bizde.
devamını gör...
ortada sıçan
eğlenceli çocuk oyunlarından biridir. yerli squid game çekilse bu oyun kesinlikle oynanmalıdır.
iki kişi iki uç noktaya geçer ve ortada olanları topla vurmaya çalışıyorlar, ortadakiler elene elene son oyuncuya kadar düşer ve oyun daha heyecanlı olur.
ortada olmayı çok severdim ve toptan iyi kaçardım ama her zaman bi falsom olurdu, dümdüz şekilde karnıma doğru atılan toptan hiç kaçamazdım ve vurulurdum, kal gelirdi.
ne tuhaf ama komik anılar.
iki kişi iki uç noktaya geçer ve ortada olanları topla vurmaya çalışıyorlar, ortadakiler elene elene son oyuncuya kadar düşer ve oyun daha heyecanlı olur.
ortada olmayı çok severdim ve toptan iyi kaçardım ama her zaman bi falsom olurdu, dümdüz şekilde karnıma doğru atılan toptan hiç kaçamazdım ve vurulurdum, kal gelirdi.
ne tuhaf ama komik anılar.
devamını gör...
yks senesi tuşlu telefona geçen insan
makul bir kişidir bence. benim zamanımda akıllı telefon o kadar da ulaşılabilir bir şey olmadığından doğal olarak tuşlu telefon öğrencisiydim. radyo dinleyerek mat, geo çözdüm. yalan olmasın geo’yu pek çözemedim. kafam basmadı. ygs’de 1 (bir) geometri yaptığım için birtakım kimseler tarafından zorbalandım.
ilk akıllı telefonumu lisansın ikinci senesinde almıştık. samsung grand neo’ydu. sağ cebime bi’ koyuyordum pantolonun dengesi şaşıyordu. *
ilk akıllı telefonumu lisansın ikinci senesinde almıştık. samsung grand neo’ydu. sağ cebime bi’ koyuyordum pantolonun dengesi şaşıyordu. *
devamını gör...

