zaman tüneli
lagavulin
bugün bir abimin al evde içersin demesiyle verdiği yıllardır özlediğim viski. 1 duble içtim ne sinir kaldı ne stres.
devamını gör...
yves saint laurent
çok güzel zenci forvet ismi olur bundan. fransız asıllı guyanalı.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
neyi bu kadar eğlenceli?
nesi bu kadar keyifli?
yaşamın ne olduğunu sanıyorsun?
nasıl unutabilirsin?....
nesi bu kadar keyifli?
yaşamın ne olduğunu sanıyorsun?
nasıl unutabilirsin?....
devamını gör...
avkathanım
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
şu başlık önüme çıka çıka illa söyleteceksiniz yani ..
devamını gör...
ğ kullanmayı bilmeyen kitle
devamını gör...
batı'nın doğu'ya üstünlüğünün sebebi
saçmalıklar:
a) araplar bale yapsa uçardı
b) iranlılar içki içmiyo o yüzden yağmur yağmıyor.
c) batı sömürdü petrollerini yiyo
d) ortadoğulular şempanzeymiş (bu düpedüz ırkçılık)
e) rönesans heykel resim (roma niye çöktü?)
hz muhammed: insanlar başkasını görmez anlatmaz heryerde kendini görür ağzını açtığında kendini anlatır.
bu iş biraz kaynak meselesi; suudi arabistanın lityumu olsaydı; elon musk teslayı arabistanda kurardı. kuveyt'in kömürü ve demiri olsaydı mercedes ve ford kuveyt malı olurdu. bugünde amerikayla rusya niye geri, isveçliler niye tekerlek yapamıyor onu konuşurduk.
ayyaş aptal ve boş insanların toplaştığı başlık.
a) araplar bale yapsa uçardı
b) iranlılar içki içmiyo o yüzden yağmur yağmıyor.
c) batı sömürdü petrollerini yiyo
d) ortadoğulular şempanzeymiş (bu düpedüz ırkçılık)
e) rönesans heykel resim (roma niye çöktü?)
hz muhammed: insanlar başkasını görmez anlatmaz heryerde kendini görür ağzını açtığında kendini anlatır.
bu iş biraz kaynak meselesi; suudi arabistanın lityumu olsaydı; elon musk teslayı arabistanda kurardı. kuveyt'in kömürü ve demiri olsaydı mercedes ve ford kuveyt malı olurdu. bugünde amerikayla rusya niye geri, isveçliler niye tekerlek yapamıyor onu konuşurduk.
ayyaş aptal ve boş insanların toplaştığı başlık.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
..
devamını gör...
ihlara vadisinde kelebek kovalayan gocuk (yazar)
en son ankara metrosunda ki ölen maskot köpeğe üzülenlere kızmış.
rusya ukrayna savaşı var demiş, ona üzülün demiş.
utanmadan duyarcısınız demiş.
#3843582
bu adamı sapıkça fikirlerine rağmen anlamaya çalıştım.
ne adalet anlayışı var,
ne vicdan var.
kaybetmeye ve yalnız yaşamaya mahkum bir insan.
belki pekekeli arkadaşları olabilir bilemem.
inan sana saygı duymaya çalıştım ama yok olmuyor.
rusya ukrayna savaşı var demiş, ona üzülün demiş.
utanmadan duyarcısınız demiş.
#3843582
bu adamı sapıkça fikirlerine rağmen anlamaya çalıştım.
ne adalet anlayışı var,
ne vicdan var.
kaybetmeye ve yalnız yaşamaya mahkum bir insan.
belki pekekeli arkadaşları olabilir bilemem.
inan sana saygı duymaya çalıştım ama yok olmuyor.
devamını gör...
railway
buradan
yıllarca aws'in o "uçak kokpiti kılıklı" dashboard'larında, "ben sadece bir tane script çalıştıracaktım neden 15 sayfa döküman okuyorum?" diye ağlayan developer'ların gözyaşlarını silen, bulut bilişimin son dönemdeki en delikanlı platformu.
olayı şöyle özetleyeyim; aws veya azure kullanmak, sanayide şanzıman indirmeye benzer. her yer yağ pas içindedir, elinde ingiliz anahtarıyla "iam role" sıkıştırır, "vpc peering" diye conta yakarsın. heroku ise o mahallenin zengin ama biraz yaşlanmış, hantallaşmış ve her şeye fahiş fiyat çeken esnafıdır. railway ise bu mahalleye yeni açılan, her şeyi otomatiğe bağlamış, "abi sen kodu getir gerisini dert etme" diyen o cin gibi çocuktur.
mesela elinde gıcır gıcır bir .net 9.0 api, yanına can yoldaşı bir redis ve arka planda amele gibi veri tokatlayan bir worker üçlüsü var diyelim. normalde bunları ayağa kaldırmak için dockerfile içinde "aspnet:9.0" mıydı, "sdk:9.0" mıydı diye debelenir, portları birbirine bağlayacağım diye akraba olursun. railway'de ise olay tam olarak şu kadar zahmetsiz:
nixpacks denilen büyü: railway reposuna bakıyor, "haaa sen .net 9.0 yazmışsın, yanına da biraz redis atmışsın, dur ben sana mis gibi paket yapayım" diyor. .csproj dosyasını koklayıp anlıyor resmen, sana "dockerfile yaz" diye eziyet etmiyor.
mikroservis meselesi: gittin 'new service' dedin, redis'i tek tıkla fırlattın içeri. sana anında bir 'internal url' veriyor. .net api'ni ve worker'ını da bağladığın an, bunlar sanki aynı odadaki kankalarmış gibi haberleşmeye başlıyor.
private networking: api'den gelen ağır işi redis'e fırlatıyorsun, worker oradan kapıp işliyor. sen bu sırada "acaba redis'e dışarıdan sızarlar mı?" diye uykundan olmuyorsun; çünkü mutfakta (worker ve redis) ne döndüğünü kimse görmüyor, sadece api'nin kapısı dış dünyaya açık.
sağlık kontrolü (health check): .net 9.0 uygulaman ayağa kalkarken railway ensesinde bekliyor. "bu çocuk düzgünce nefes alıyor mu?" diye bakıyor. eğer uygulama ayağa kalkamazsa veya bir noktada şişip kalırsa (crash), railway durumu çakıp trafiği kesiyor veya servisi yeniden başlatıyor. "müşteriye 500 hatası yedirmeyelim" diye canla başla çalışıyor.
deployment plan (kesintisiz geçiş): yeni bir kod mu attın? railway eski sürümü hemen "şak" diye kapatmıyor. önce yeni .net 9.0 sürümünü yan tarafta usulca ayağa kaldırıyor, health check'ten "ok" alınca trafiği sessizce yeniye kaydırıyor. yani kullanıcı ruhu bile duymadan sen sürüm atlamış oluyorsun.
ephemeral environments: yani "geçici ortamlar". bir pull request mi açtın? çat diye o pr'a özel geçici bir link fırlatıyor sana. "bak bakalım kodun canlıda nasıl duruyor" diyor. merge edince de o ortamı imha edip "israfa gerek yok" diyor. tam bir çevreci, tam bir tasarrufçu.
kullandığın kadar öde: "instance açık kaldı, gece ben uyurken paramı yedi" derdi yok. işlemci ve ram ne kadar terlediyse o kadar fatura kesiyorlar.
özetle; mikroservis mimarisi kuracağım diye devops ameleliğine soyunmak istemeyen, "monorepo desteği olsun, tüm servislerim tek bir projede çiçek gibi dursun, ben sadece koduma odaklanayım" diyen her yazılımcının uğraması gereken durak. heroku'nun cenaze namazını kıldıran, devops dünyasının en yakışıklı çözümüdür.
fiyatlandırma sayfasındaki o barın hareket edişi, insanda "acaba daha ne kadar servis eklesem de sistem patlamasa" hissi uyandırır. bağımlılık yapar, dikkatli kullanın.
yıllarca aws'in o "uçak kokpiti kılıklı" dashboard'larında, "ben sadece bir tane script çalıştıracaktım neden 15 sayfa döküman okuyorum?" diye ağlayan developer'ların gözyaşlarını silen, bulut bilişimin son dönemdeki en delikanlı platformu.
olayı şöyle özetleyeyim; aws veya azure kullanmak, sanayide şanzıman indirmeye benzer. her yer yağ pas içindedir, elinde ingiliz anahtarıyla "iam role" sıkıştırır, "vpc peering" diye conta yakarsın. heroku ise o mahallenin zengin ama biraz yaşlanmış, hantallaşmış ve her şeye fahiş fiyat çeken esnafıdır. railway ise bu mahalleye yeni açılan, her şeyi otomatiğe bağlamış, "abi sen kodu getir gerisini dert etme" diyen o cin gibi çocuktur.
mesela elinde gıcır gıcır bir .net 9.0 api, yanına can yoldaşı bir redis ve arka planda amele gibi veri tokatlayan bir worker üçlüsü var diyelim. normalde bunları ayağa kaldırmak için dockerfile içinde "aspnet:9.0" mıydı, "sdk:9.0" mıydı diye debelenir, portları birbirine bağlayacağım diye akraba olursun. railway'de ise olay tam olarak şu kadar zahmetsiz:
nixpacks denilen büyü: railway reposuna bakıyor, "haaa sen .net 9.0 yazmışsın, yanına da biraz redis atmışsın, dur ben sana mis gibi paket yapayım" diyor. .csproj dosyasını koklayıp anlıyor resmen, sana "dockerfile yaz" diye eziyet etmiyor.
mikroservis meselesi: gittin 'new service' dedin, redis'i tek tıkla fırlattın içeri. sana anında bir 'internal url' veriyor. .net api'ni ve worker'ını da bağladığın an, bunlar sanki aynı odadaki kankalarmış gibi haberleşmeye başlıyor.
private networking: api'den gelen ağır işi redis'e fırlatıyorsun, worker oradan kapıp işliyor. sen bu sırada "acaba redis'e dışarıdan sızarlar mı?" diye uykundan olmuyorsun; çünkü mutfakta (worker ve redis) ne döndüğünü kimse görmüyor, sadece api'nin kapısı dış dünyaya açık.
sağlık kontrolü (health check): .net 9.0 uygulaman ayağa kalkarken railway ensesinde bekliyor. "bu çocuk düzgünce nefes alıyor mu?" diye bakıyor. eğer uygulama ayağa kalkamazsa veya bir noktada şişip kalırsa (crash), railway durumu çakıp trafiği kesiyor veya servisi yeniden başlatıyor. "müşteriye 500 hatası yedirmeyelim" diye canla başla çalışıyor.
deployment plan (kesintisiz geçiş): yeni bir kod mu attın? railway eski sürümü hemen "şak" diye kapatmıyor. önce yeni .net 9.0 sürümünü yan tarafta usulca ayağa kaldırıyor, health check'ten "ok" alınca trafiği sessizce yeniye kaydırıyor. yani kullanıcı ruhu bile duymadan sen sürüm atlamış oluyorsun.
ephemeral environments: yani "geçici ortamlar". bir pull request mi açtın? çat diye o pr'a özel geçici bir link fırlatıyor sana. "bak bakalım kodun canlıda nasıl duruyor" diyor. merge edince de o ortamı imha edip "israfa gerek yok" diyor. tam bir çevreci, tam bir tasarrufçu.
kullandığın kadar öde: "instance açık kaldı, gece ben uyurken paramı yedi" derdi yok. işlemci ve ram ne kadar terlediyse o kadar fatura kesiyorlar.
özetle; mikroservis mimarisi kuracağım diye devops ameleliğine soyunmak istemeyen, "monorepo desteği olsun, tüm servislerim tek bir projede çiçek gibi dursun, ben sadece koduma odaklanayım" diyen her yazılımcının uğraması gereken durak. heroku'nun cenaze namazını kıldıran, devops dünyasının en yakışıklı çözümüdür.
fiyatlandırma sayfasındaki o barın hareket edişi, insanda "acaba daha ne kadar servis eklesem de sistem patlamasa" hissi uyandırır. bağımlılık yapar, dikkatli kullanın.
devamını gör...
ipucu
aranan şeye ulaşmayı sağlayabilecek olan bilgi, belirti, iz.
devamını gör...
heated rivalry
2025 yapımı 6 bölümlük bir romantik spor dizisi. ikinci sezon 2027'de çıkacakmış. zamaaannn ileriii aksııın. *
öncelikle ana konu gayler olduğu için izlemeden önce çok önyargı ile doluydum. seks hikayesi mi yazıyorsun sen feridun abi diyerek her gördüğümüz gönderiyi aşağı kaydırdık. görmemek için çok mücadele ettik ama kadınlar arasında çok popüler. neden öyle olduğunu da izleyince ağladım. dizide insanı ağlatan bir aşk var da ondan. kardeşim ben niye durup dururken hıçkırarak gözyaşımı koluma siliyorum, sümüklerim niye akıyor? benim mi allahım bu ağlayan yüz? *
şuraya bir parantez açalım. dizide hokey oyuncuları ön planda olsa da ne kadar tüm erkeklerin vücutları tüm kadınların ağızlarını sulandırsa da bu iki erkek idealize edilmemiş iki erkek olsa da yine de etkileyici bir hikaye olurdu. çünkü aşk, love is love. hepimiz ağlamadık mı o tombik adamın filminde? söylesin vicdansızlar!
(bkz: the whale)
izlemeyi en sevdiğim şey iki insanın birbirine aşık olma süreçleridir. o ilk kabullenmeler, inkarlar, her türlü uyumun insanı derinden etkilemesi, o aşktan gelen göz dolmaları ve gözyaşları akmasın diye verilen çabalar,... cinsiyetlerden bağımsız bunlar her zaman etkileyici. bir de homofobikler yüzünden eşcinsellerin çektiği zorluklar düşünüldüğünde çok daha etkileyici bir dizi çıkmış ortaya. bu insanların ailelerine bile açılmakta bu kadar zorlanırken sırf bir insanı sevdikleri için katlanmak zorunda kaldıkları işkenceler insanı elbette ağlatıyor.
ve o oyunculuklar, aman aman. şu an bu dizinin popüler olmasının en büyük etkenlerinden biri de iki başrolün harika bir iş çıkarması. burada kendi oyuncularımıza biraz giydirmek istiyorum. çoğu hep eril işlerde karşımıza çıkıyor. bırakın bir erkeğe aşkla bakan bir erkeği canlandırmayı hanımcı bir erkeği bile oynamaktan kaçıyor çoğu. hep bir takım elbise, hep bir silah. açıkçası böyle bir rolü de oynayacak yetenekte çok az oyuncumuz olduğunu düşünüyorum.
aşk çok güzel bir şey. izleyin.
öncelikle ana konu gayler olduğu için izlemeden önce çok önyargı ile doluydum. seks hikayesi mi yazıyorsun sen feridun abi diyerek her gördüğümüz gönderiyi aşağı kaydırdık. görmemek için çok mücadele ettik ama kadınlar arasında çok popüler. neden öyle olduğunu da izleyince ağladım. dizide insanı ağlatan bir aşk var da ondan. kardeşim ben niye durup dururken hıçkırarak gözyaşımı koluma siliyorum, sümüklerim niye akıyor? benim mi allahım bu ağlayan yüz? *
şuraya bir parantez açalım. dizide hokey oyuncuları ön planda olsa da ne kadar tüm erkeklerin vücutları tüm kadınların ağızlarını sulandırsa da bu iki erkek idealize edilmemiş iki erkek olsa da yine de etkileyici bir hikaye olurdu. çünkü aşk, love is love. hepimiz ağlamadık mı o tombik adamın filminde? söylesin vicdansızlar!
(bkz: the whale)
izlemeyi en sevdiğim şey iki insanın birbirine aşık olma süreçleridir. o ilk kabullenmeler, inkarlar, her türlü uyumun insanı derinden etkilemesi, o aşktan gelen göz dolmaları ve gözyaşları akmasın diye verilen çabalar,... cinsiyetlerden bağımsız bunlar her zaman etkileyici. bir de homofobikler yüzünden eşcinsellerin çektiği zorluklar düşünüldüğünde çok daha etkileyici bir dizi çıkmış ortaya. bu insanların ailelerine bile açılmakta bu kadar zorlanırken sırf bir insanı sevdikleri için katlanmak zorunda kaldıkları işkenceler insanı elbette ağlatıyor.
ve o oyunculuklar, aman aman. şu an bu dizinin popüler olmasının en büyük etkenlerinden biri de iki başrolün harika bir iş çıkarması. burada kendi oyuncularımıza biraz giydirmek istiyorum. çoğu hep eril işlerde karşımıza çıkıyor. bırakın bir erkeğe aşkla bakan bir erkeği canlandırmayı hanımcı bir erkeği bile oynamaktan kaçıyor çoğu. hep bir takım elbise, hep bir silah. açıkçası böyle bir rolü de oynayacak yetenekte çok az oyuncumuz olduğunu düşünüyorum.
aşk çok güzel bir şey. izleyin.
devamını gör...
cennet
bence herkesin birbirini sevdigi, iyi gecindigi, kotuluk olmayan bir yer.
herkes saglıklı.
herkes bolluk icinde.
ve sonsuz cukulata var;)
herkes saglıklı.
herkes bolluk icinde.
ve sonsuz cukulata var;)
devamını gör...
bu ülkede açlık olsaydı boyuna göre kilo fazlası olmazdı
bu ülkede halkın yeterli ve doğru seçmen bilinci olsaydı, şu an sen, o kürsüde bile olmazdın. çünkü senin de zekana oranla çok ciddi yaş fazlan var zavallı.. dememiş mi kimse..
devamını gör...
10 ocak 2026 galatasaray fenerbahçe maçı
2025 süper kupa finali karşılaşması.
atatürk olimpiyat stadyumunda oynanacaktır.
atatürk olimpiyat stadyumunda oynanacaktır.
devamını gör...
6 ocak 2026 fenerbahçe samsunspor maçı
rahat bir oyunla kazandığımız maç. musaba'nın performansı çok iyiydi. kerem önceki maçlara daha iyi bir performans gösterdi. asensio, ederson, skriniar bunları söylemeye gerek bile yok. jhon duran bu maçta as forvet olabileceğinin sinyallerini verdi ama bunda transfer haberlerinin de etkisi var diye tahmin ediyorum. cumartesi galatasaray ile final oynayacağız. sezon ortasında takımın kazanacağı bir kupa çok önemli kazanımların habercisi olacaktır. inşallah finalde kazanan taraf oluruz.
devamını gör...
asla yapmam denileni yaptığın an
asla yapmam dediğim yanlış ve absürt şeyleri kendim yaparken, bunlar bana gayet normal ve sıradan geliyor; bu yüzden yüzüm bile kızarmıyor.;)
devamını gör...


