zaman tüneli
aşkım
dilerim ki size aşkım kelimesini sevdirecek insanlarla karşılaşırsınız hayatınızda
devamını gör...
en son alınan iltifat
“çok hanımefendisin”
devamını gör...
sevgiliniz karşı cins ünlüye ilgi duysa tepkiniz ne olurdu
"benim ünüm neyine yetmedi be götüm?!" derdim.
aslan olmak zor, anlayamazsınız.
aslan olmak zor, anlayamazsınız.
devamını gör...
kurşunlu
kurşunlu camii.
kale mah. neşet ertaş sk. no:2 06250 altındağ/ankara
ankara altındağda osmanlı döneminden kalma bir cami.
bir tarafı ulucanlar caddesi, diğer tarafı anafartalar caddesi olan köşebaşında. eski altındağ belediyesinin yanındaydı, belediye şimdi yıkıldı park yapıldı.
gittin mi dersen önünden binlerce defa geçtim ama bir kez dahi gitmedim.
az ilerisinde hacettepeye doğru, yolun tam ortasında ekseriyetle çocuğu olmayanların ziyaret ettiği tezveren sultan ana'nın türbesi vardır.
orası da hacetepe mi hacettepe mi çok tartışılır.
kale mah. neşet ertaş sk. no:2 06250 altındağ/ankara
ankara altındağda osmanlı döneminden kalma bir cami.
bir tarafı ulucanlar caddesi, diğer tarafı anafartalar caddesi olan köşebaşında. eski altındağ belediyesinin yanındaydı, belediye şimdi yıkıldı park yapıldı.
gittin mi dersen önünden binlerce defa geçtim ama bir kez dahi gitmedim.
az ilerisinde hacettepeye doğru, yolun tam ortasında ekseriyetle çocuğu olmayanların ziyaret ettiği tezveren sultan ana'nın türbesi vardır.
orası da hacetepe mi hacettepe mi çok tartışılır.
devamını gör...
ertelenmiş düş kurgusu
" sen buna kader mi diyorsun? "
1902/ 1967 yılları arasında yaşayan amerikalı yazar ve şair langston hughes imzalı 95 sayfalık eser; şiir türünde yer almakta iken dilimize ergin koparan tarafından çevrilmiş ve türkçe baskısı ilk olarak 1990 yılında yapılmıştır.
şairi birkaç ay önce okuduğum alabama'da şafak adlı eseriyle tanımıştım, nitekim bu kitap da okuduğum ikinci kitabı oldu.
alabama'da şafak kitabındaki şiirleriyle benzer yapıda olan şiirleri yer alıyor, yalnızca bu kitabındaki şiirleri daha hüzünlü buldum, kitabın adında da vurgulandığı gibi, belki de düşlerine ve hayallerine uzak olduğunu düşündüğü, düşündürdüğü, hissettirdiği içindir hüzünlü bulma nedenim.
langston hughes bir siyâhi ve o dönemin şartları göz önüne alındığında yaşam standartlarının asgâri düzeyde olduğu, bazı haklardan yoksun olduğu söylenebilir, kitaptaki şiirlerde de renginden ötürü dışlanmış hissediyor olduğunu hissettiriyor.
düşlerinin ertelenmiş olduğunu, hayal kurmasının bile yasak olabileceğini hatırlatıyor, herkes gibi mutlu bir yaşama sahip olmak istediğini düşündürüyor bazı şiirlerinde, bazı şeylerden yoksun olduğunu dile getiriyor, "biliyor musun, bu yaşa geldim, doğru dürüst bir radyom olmadı" diyor bir şiirinde, bir radyoya bile sahip olmaması insanı üzüyor.
vâroluşuna değer verilmemesine üzüldüğünü hissettiriyor.
kişisel duygularını yansıttığı şiirleri de yer alıyor, " nasıl unutursun beni,
ben senken? " diye soruyor bir şiirinde, oldukça etkileyici bir dizeydi bence.
hayata dair bazı adaletsizliklerin şairin kendine özgü üslubuyla yansıtıldığı, dokunaklı şiirlerdi.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

isteyemem
beyaz çocukların olmak istediklerini.
biliyorum hiçbir zaman
başkan olamayacağım.
ne çalışması?
çalışmam gerekmez benim.
hiçbir şey yapmam gerekmez
yemek, içmek, kara kalmak
ve ölmekten başka...
umurumda değil alabama
memleketim bile olsa.
neden benim olsun ki o düşler?
sen buna kader mi diyorsun?
soğukkanlıyım ve caz severim.
bundandır sağ kalabilmem.
belgim şu,
yaşayarak öğrendiğim:
sev ve karşılığında
sevil.
ahbap, bak sözüm sana
doğmak zordur
ölmek de bayağı,
öyleyse bir sevgi bulmaya bak kendine ikisinin arasında.
yarın belki
bin yıl ötede.
nasıl unutursun beni?
ama unutuyorsun işte!
yukarıya götüreceğini söylemiştin,
beni kendinle birlikte.
nasıl unutursun beni
ben, aslında senken?
kördüm belki
göremedim ve bilemedim
giderken veda ettiğini..
biliyor musun,
bu yaşa geldim
doğru dürüst bir radyom olmadı.
bach’ı tanımak isterdim.
ertelenmiş bir düşün kurgusu.
dostum, duyuyor musun?
bilmeliydim bunu çoktan
böyle olur zaten her zaman..
1902/ 1967 yılları arasında yaşayan amerikalı yazar ve şair langston hughes imzalı 95 sayfalık eser; şiir türünde yer almakta iken dilimize ergin koparan tarafından çevrilmiş ve türkçe baskısı ilk olarak 1990 yılında yapılmıştır.
şairi birkaç ay önce okuduğum alabama'da şafak adlı eseriyle tanımıştım, nitekim bu kitap da okuduğum ikinci kitabı oldu.
alabama'da şafak kitabındaki şiirleriyle benzer yapıda olan şiirleri yer alıyor, yalnızca bu kitabındaki şiirleri daha hüzünlü buldum, kitabın adında da vurgulandığı gibi, belki de düşlerine ve hayallerine uzak olduğunu düşündüğü, düşündürdüğü, hissettirdiği içindir hüzünlü bulma nedenim.
langston hughes bir siyâhi ve o dönemin şartları göz önüne alındığında yaşam standartlarının asgâri düzeyde olduğu, bazı haklardan yoksun olduğu söylenebilir, kitaptaki şiirlerde de renginden ötürü dışlanmış hissediyor olduğunu hissettiriyor.
düşlerinin ertelenmiş olduğunu, hayal kurmasının bile yasak olabileceğini hatırlatıyor, herkes gibi mutlu bir yaşama sahip olmak istediğini düşündürüyor bazı şiirlerinde, bazı şeylerden yoksun olduğunu dile getiriyor, "biliyor musun, bu yaşa geldim, doğru dürüst bir radyom olmadı" diyor bir şiirinde, bir radyoya bile sahip olmaması insanı üzüyor.
vâroluşuna değer verilmemesine üzüldüğünü hissettiriyor.
kişisel duygularını yansıttığı şiirleri de yer alıyor, " nasıl unutursun beni,
ben senken? " diye soruyor bir şiirinde, oldukça etkileyici bir dizeydi bence.
hayata dair bazı adaletsizliklerin şairin kendine özgü üslubuyla yansıtıldığı, dokunaklı şiirlerdi.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

isteyemem
beyaz çocukların olmak istediklerini.
biliyorum hiçbir zaman
başkan olamayacağım.
ne çalışması?
çalışmam gerekmez benim.
hiçbir şey yapmam gerekmez
yemek, içmek, kara kalmak
ve ölmekten başka...
umurumda değil alabama
memleketim bile olsa.
neden benim olsun ki o düşler?
sen buna kader mi diyorsun?
soğukkanlıyım ve caz severim.
bundandır sağ kalabilmem.
belgim şu,
yaşayarak öğrendiğim:
sev ve karşılığında
sevil.
ahbap, bak sözüm sana
doğmak zordur
ölmek de bayağı,
öyleyse bir sevgi bulmaya bak kendine ikisinin arasında.
yarın belki
bin yıl ötede.
nasıl unutursun beni?
ama unutuyorsun işte!
yukarıya götüreceğini söylemiştin,
beni kendinle birlikte.
nasıl unutursun beni
ben, aslında senken?
kördüm belki
göremedim ve bilemedim
giderken veda ettiğini..
biliyor musun,
bu yaşa geldim
doğru dürüst bir radyom olmadı.
bach’ı tanımak isterdim.
ertelenmiş bir düşün kurgusu.
dostum, duyuyor musun?
bilmeliydim bunu çoktan
böyle olur zaten her zaman..
devamını gör...
sevgiliniz karşı cins ünlüye ilgi duysa tepkiniz ne olurdu
su sıra oguzhan koc ile ciddi dusunuyorum.
sevgilim yok.
bence kimsede problem yaratmaz. ihih.
sevgilim yok.
bence kimsede problem yaratmaz. ihih.
devamını gör...
soru cevap oyunu
arkadaşlar her çevrimiçi oluşumda oyuna davet etmeniz beni geriyor, ben sizi davet ederim müsait bir zamanda siz bi durun ya*
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
emmilerin emmisidir. bugün sokakta kalsam, arayacağım ilk kişi olur.
devamını gör...
sevgiliniz karşı cins ünlüye ilgi duysa tepkiniz ne olurdu
yahu partneriniz veya bir başkası, karşı cinsten birisine, ilgisini açıkça ve dürüstçe deklare etmiş; göstermiş tarif etmiş.. o kişi ünlü olsa ne yazar, olmasa ne.. ünlü değil, bir çoban olsa ne değişir. hatta karşı cins bile olmasa sizin için ne anlam taşır.? o sizmisiniz değil misiniz; sizi ilgilendirecek olan bu.. siz var mısınız onun düşleminde artık: yok.! e daha neyin hesabını, tartışmasını yapacaksınız.. yapsanız neyi değiştirir.?
düşünmeniz gereken şey şu olmalı: diyelim bunu söyleyen o değil de, siz olsaydınız, onun ne yapmasını ister idiyseniz. işte şimdi siz de tam olarak onu, yani doğru bulduğunuz şeyi yapacaksınız.. top sizde kısaca.. (bu durumun eğrisi doğrusu yok. olmaz da aranmaz da. seçim ve karar durumu var sadece. kişiliğiniz, kültürünüz ne ise, neyi yapmanızın doğru olduğunu düşünüyorsanız, onu yapacak, öyle davranacaksınız.
bırakın dünya ne diyorsa desin. yeter ki, siz kendinizce doğru davrandığınızdan emin olun. gerisi sizin sorununuz değil..)
düşünmeniz gereken şey şu olmalı: diyelim bunu söyleyen o değil de, siz olsaydınız, onun ne yapmasını ister idiyseniz. işte şimdi siz de tam olarak onu, yani doğru bulduğunuz şeyi yapacaksınız.. top sizde kısaca.. (bu durumun eğrisi doğrusu yok. olmaz da aranmaz da. seçim ve karar durumu var sadece. kişiliğiniz, kültürünüz ne ise, neyi yapmanızın doğru olduğunu düşünüyorsanız, onu yapacak, öyle davranacaksınız.
bırakın dünya ne diyorsa desin. yeter ki, siz kendinizce doğru davrandığınızdan emin olun. gerisi sizin sorununuz değil..)
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
kurt ile kuzuyu birlikte yayabilecek tek yazar.
devamını gör...
nickin bir tatlı olsaydı ne olurdu sorusu
höşmerim
devamını gör...
kimsenin şaşırmayacağı bir tespit bırak
bir tespit mi bırakabiliyoruz yalnızca, ben birden çok tespit yapacağım keyfimde kahyası da hemfikir.
-bazı insanlar hiçbir şeyden rahatsız olmuyorlar.
-çoğu insan artık başkalarıyla sohbet dahi etmek istemiyor.
-birçok kişi tartışmadan uzak, kendi halinde yaşamak istiyor.
-cehalet arttıkça özgüven de paralel olarak artıyor.
-insanlar fırsat buldukça bir başkasına ekonomik, sosyal, kültürel üstünlüklerinden bahsediyor.
-değişeceğini söyleyen hiçkimse değişmiyor.
-haklıyken bile, hayat gailesinden dolayı itiraz etmeye mecalimiz kalmıyor,
-itimat kalmadı insanlar arasında.
-yapaylık ve riyakârlık hatsafhada.
-gerçeklik algısı tamamen değişti ve değişiyor.
-kim güçlüyse o daha haklı.
-tok açın halinden anlamıyor,
-kendisi tok iken, komşusunun açlığını düşünen kalmamış.
-ortalık kendi bacağından asılı koyun dolu, kimse de dönüp bakmıyor.
-kimisi etkileşim için statükoya ayak uyduruyor. kitlenin beğenisi için nabza göre yorum yapıyor.
acaba ben de mi öyleyim diye sorgulamadan da edemiyor insan.
insanız, çiğ süt emmişiz, fütursuzuz, umursamazız, başkasının ekmeğini çalarken utanmayız, ahlaksızız, benciliz.
tanımımı bilinçli olarak genellemelerle doldurdum (bazı, çoğu, herkes , birçok, hiç kimse gibi) çünkü bende bir insanım ve başkalarının adına konuşmak bende de huy.
-bazı insanlar hiçbir şeyden rahatsız olmuyorlar.
-çoğu insan artık başkalarıyla sohbet dahi etmek istemiyor.
-birçok kişi tartışmadan uzak, kendi halinde yaşamak istiyor.
-cehalet arttıkça özgüven de paralel olarak artıyor.
-insanlar fırsat buldukça bir başkasına ekonomik, sosyal, kültürel üstünlüklerinden bahsediyor.
-değişeceğini söyleyen hiçkimse değişmiyor.
-haklıyken bile, hayat gailesinden dolayı itiraz etmeye mecalimiz kalmıyor,
-itimat kalmadı insanlar arasında.
-yapaylık ve riyakârlık hatsafhada.
-gerçeklik algısı tamamen değişti ve değişiyor.
-kim güçlüyse o daha haklı.
-tok açın halinden anlamıyor,
-kendisi tok iken, komşusunun açlığını düşünen kalmamış.
-ortalık kendi bacağından asılı koyun dolu, kimse de dönüp bakmıyor.
-kimisi etkileşim için statükoya ayak uyduruyor. kitlenin beğenisi için nabza göre yorum yapıyor.
acaba ben de mi öyleyim diye sorgulamadan da edemiyor insan.
insanız, çiğ süt emmişiz, fütursuzuz, umursamazız, başkasının ekmeğini çalarken utanmayız, ahlaksızız, benciliz.
tanımımı bilinçli olarak genellemelerle doldurdum (bazı, çoğu, herkes , birçok, hiç kimse gibi) çünkü bende bir insanım ve başkalarının adına konuşmak bende de huy.
devamını gör...
birliktelik
böyle sözcükleri ayrıca aratıp google'da çıkan diğer sorular kısmına bakmayı seviyorum. bu da şaşırtmadı. *
magazinel kullanımı bol sözcük.
magazinel kullanımı bol sözcük.
devamını gör...
ödemiş
bozgundan sonra geri çekilen yunan ordusunun yangınından kurtulması, ödemiş papazı'nın müftüye, şehri yakmak üzere yerleştirilen gaz tenekelerinin yerlerini söylemesi ile olmuştur. gece yarısı halk bu tenekeleri gizlice alıp emin yerlere koymuştur.
tren kalkmadan önce yakmak üzere en sona kalan askerler, turkler geliyor! diye halktan birinin bağırması üzerine panikle trene binmisti...
tren kalkmadan önce yakmak üzere en sona kalan askerler, turkler geliyor! diye halktan birinin bağırması üzerine panikle trene binmisti...
devamını gör...
en son alınan iltifat
uzun zamandır iltifat almadım... en son aldığım iltifatı da unuttum.
bu arada üniversitenin ilk yıllarında çok iltifat alırdım. şu son zamanlarda düşünüyorum da hepsi gerçek ve içten gelen iltifatlar değilmiş... ciddi anlamda, samimi aldığınız iltifatları duyduğunuz zaman anlıyorsunuz bunu.
bu arada üniversitenin ilk yıllarında çok iltifat alırdım. şu son zamanlarda düşünüyorum da hepsi gerçek ve içten gelen iltifatlar değilmiş... ciddi anlamda, samimi aldığınız iltifatları duyduğunuz zaman anlıyorsunuz bunu.
devamını gör...
kurşunlu
düşük olduğu benzine 'kurşunsuz' denilse de kurşunlu olduğu su götürmez bir gerçek olan şeydir.
devamını gör...
birliktelik
yan yana olmak neydi?
aynı cümlede durmak, aynı sessizliği bölüşmek.
bazen direksiyonda bir el,
ötekinde camın buğusuna çizilen küçük bir gelecek.
aynı cümlede durmak, aynı sessizliği bölüşmek.
bazen direksiyonda bir el,
ötekinde camın buğusuna çizilen küçük bir gelecek.
devamını gör...
nickin bir tatlı olsaydı ne olurdu sorusu
dilber dudağı.
devamını gör...
seçimler
2020 yılıydı.
trump tekrar secilecek tahminleri vardı.
benimki time square e gitmisti. bir zenci gelmis yanına. yasasın turkiye, yasasın aaturk, yasasın biden demiş.
birkac gun sonra biden secildi.
sonra biraz zaman gecti. yine trump reis;)
reis boyle bizde;)
trump tekrar secilecek tahminleri vardı.
benimki time square e gitmisti. bir zenci gelmis yanına. yasasın turkiye, yasasın aaturk, yasasın biden demiş.
birkac gun sonra biden secildi.
sonra biraz zaman gecti. yine trump reis;)
reis boyle bizde;)
devamını gör...
