zaman tüneli
enerjiyi düşüren şeyler
enerjisi düşük bir insan olmak.
devamını gör...
fraktal geometrinin kaotik düzeni
doğada ki her şeyin kendisini tekrar etmesini açıklar. mesela her mevsimin dönüp dolaşıp yeniden gelmesi, veya bir ağacın, tohum bırakarak, kendi aslını taklit etmesi gibi.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
sözlüğümüzün nadide yazarı.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
daha 1 sene bile olmamış sözlüğe geleli. ben nedense daha eski, benden bile eski olabilecek bir yazar olduğunu düşünüyordum. enteresan.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
fıstık gibi gacıdır. hehehhe.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
bence iyi bir insan.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
gönlüne göre olsun yazarı *
devamını gör...
köyün küs itlerini bile barıştıran muhtar (yazar)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
değeceğini bilsem çok güzel entryler girerdim ama kendi entrymizi bile buraya getirsek hemen uyarı alıyoruz. o yüzden değmeyen yere mesai harcamıyorum pek. gerçi okunan biri de değilim ki sanmıyorum okunacağını da.
devamını gör...
dünyadaki son erkek olsan da sana bakmam diyen kız
herif neyse artık kadın direk xtiri çekmiş. hakkıdır tercih hakkını kullanmıştır size ne ki?
devamını gör...
soru cevap oyunu
#3851000
halen daha oynayamadığım oyun. dün bi denedim, o sırada istek geldi de bi tur oynadım ancak aynı sorun devam etmekte. androide özel bir sorun mu bilmiyorum ama çözüm için bi ses edin be yaa.
halen daha oynayamadığım oyun. dün bi denedim, o sırada istek geldi de bi tur oynadım ancak aynı sorun devam etmekte. androide özel bir sorun mu bilmiyorum ama çözüm için bi ses edin be yaa.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
#sirma için:
birkaç fotoğrafına denk geldim, çok hoş bir beyefendi. kendisini yakından tanımak isterim doğrusu. tanıyan birileri var mı acaba, tanıştırsın bizi sevaptır :)
birkaç fotoğrafına denk geldim, çok hoş bir beyefendi. kendisini yakından tanımak isterim doğrusu. tanıyan birileri var mı acaba, tanıştırsın bizi sevaptır :)
devamını gör...
arabaya taş koydum
demin yoldaş benjamin franklin'e alternatif nick önerileri başlığında önerdiğim arabaya daş koydum civanım ben bu yola baş koydum nickiyle birlikte bu süper eğlenceli türkümüzün başlığının henüz açılmamış olmasını esefle kınadım...
neyse ki artık bu başlık var. yani kendimi de kınadım aslında şimdiye kadar aklıma gelmediği için...
offffff... yine bilgi bulmakta zorlanıyorum şu anda bu türküyle alakalı. bu kaçıncı defa başıma geldi sayamadım. şöyle kültürel zenginliklerimiz konusunda biraz özenli olsak da güvenilir sitelerde bunlarla ilgili bilgilere ulaşabilsek...
şu www.musikiklavuzu.net/?/blo... siteye göre hüzzam makamında bir esermiş, bestekar ve güftekarı da anonimmiş.
"arabaya taş koydum, civanım" gibi; "arabaya taş koydum, hanımım" diye söylendiği de oluyormuş bunun, sevgili türkü dostlar*ı.
valla nefis bir eser.
neyse ki artık bu başlık var. yani kendimi de kınadım aslında şimdiye kadar aklıma gelmediği için...
offffff... yine bilgi bulmakta zorlanıyorum şu anda bu türküyle alakalı. bu kaçıncı defa başıma geldi sayamadım. şöyle kültürel zenginliklerimiz konusunda biraz özenli olsak da güvenilir sitelerde bunlarla ilgili bilgilere ulaşabilsek...
şu www.musikiklavuzu.net/?/blo... siteye göre hüzzam makamında bir esermiş, bestekar ve güftekarı da anonimmiş.
"arabaya taş koydum, civanım" gibi; "arabaya taş koydum, hanımım" diye söylendiği de oluyormuş bunun, sevgili türkü dostlar*ı.
valla nefis bir eser.
devamını gör...
the thing'deki ''şey'' çin halk cumhuriyeti olabilir mi sorusu
1982'de john carpenter'in çektiği the thing, türkçe adıyla ''şey'' filmi, vizyona girdiği dönemde çok ses getirmediyse de zaman içerisinde değişik platformlarda tekrar tekrar izlendi ve kült film statüsüne yükseldi. esasen the thing, psikolojik, politik, sosyolojik okumalara açık çok katmanlı bir sanat eseriydi. genel manada john carpenter, bilinmeyene olan korku üzerinden, antarktika'daki bir araştırma ekibini prototip olarak alarak, sosyal dokunun arasına nasıl fitne girdiğini, yapının nasıl parçalandığını bize gösterir. bu film mccarthy döneminde zirvesini yaşayan komünist paranoya, kimliğin taklit edilmesi ve düşmanın yapıyı içeriden ele geçirmesini alegorik olarak ele alır. aynı zamanda bu korkular, amerikan halkının da kadim paranoyalarıdır
ancak çekildiği dönemde henüz bir dünya devi olmayan fakat potansiyeli yüksek olarak görülen çin halk cumhuriyeti the thing filminde dünyayı ele geçirmek isteyen yabancı ve yabanıl organizmaların gerçek hayattaki karşılığı olabilir mi ? carpenter, ''şey'' üzerinden bize anlamadığımız ve anlamlandıramadığımız her unsurun tehlikeli olduğunu ya da öyle addettiğimizi gösteriyorsa, modern çağda ''şey'' kavramının içini en iyi dolduran korkutucu ve sessiz güç çin ve çinliler olabilir mi ?
benzerlikle bir bakalım. the thing insan vücuduna girer ve onun hücrelerini bire bir kopyalayarak tamamen aynı görünümü kazanır. çinli şirketler de batı dünyası, orta doğu ve diğer kıtalarda dost görünerek, yatırımlar yapmakta, krediler vermektedir. karşılığında madenlerin işletim hakkı gibi avantajlar elde etmektedir. çin sadece girdiği ülkelerin halkının örf ve adeti
çalışma yöntemlerini benimsemez. batı medeniyetinin ürettiği teknolojik ürünleri de bire bir kopyalar, hatta onları aslıyla boy ölçüşebilecek hale getirir. bunu yapacak yeterli finans kaynağı da vardır. keza çin, bilhassa kanada gibi sol liberalizmle yönetilen ülkelerde göçmenlik yoluyla ülke siyaseti ve ticaretine hükmedecek noktaya gelmiştir. bazı ülkeler çin ile vizeyi de kaldırmıştır. çinliler dünyaya yayılmaktadır. tıpkı the thing'teki gibi enfeksiyon yavaşça yayılır. keza çin yine tedarik yollarını ele geçirip, afrika'nın fakir ülkelerini kredi verme yöntemiyle ele geçirmeyi amaçlamaktadır. the thing'de organizmanın yayılışı, antarktika'da durmayacak ve dünyayı ele geçirecektir.
demek ki çin tehdidi, siber güvenlik, yapay zeka, deep fake, ekonomik nüfuz ve kültürel asimilasyon yöntemleriyle dünyanın yeni süper gücü olmayı hedeflerken bunu gizli bir agresyonla sürdürmektedir. acaba the thing'in sonunda görünürde olsa da bu yabancı istilacı organizmayı durduran karakterin beyaz anglo sakson bir karakter ( kurt russell) olması ile trump'ın ırki mensubiyetinin örtüşmesi bir tesadüf müdür ? bakalım beyaz adam bu sefer de bilinmeyen, sessiz güce karşı olan savaşını kazanabilecek mi ?
ancak çekildiği dönemde henüz bir dünya devi olmayan fakat potansiyeli yüksek olarak görülen çin halk cumhuriyeti the thing filminde dünyayı ele geçirmek isteyen yabancı ve yabanıl organizmaların gerçek hayattaki karşılığı olabilir mi ? carpenter, ''şey'' üzerinden bize anlamadığımız ve anlamlandıramadığımız her unsurun tehlikeli olduğunu ya da öyle addettiğimizi gösteriyorsa, modern çağda ''şey'' kavramının içini en iyi dolduran korkutucu ve sessiz güç çin ve çinliler olabilir mi ?
benzerlikle bir bakalım. the thing insan vücuduna girer ve onun hücrelerini bire bir kopyalayarak tamamen aynı görünümü kazanır. çinli şirketler de batı dünyası, orta doğu ve diğer kıtalarda dost görünerek, yatırımlar yapmakta, krediler vermektedir. karşılığında madenlerin işletim hakkı gibi avantajlar elde etmektedir. çin sadece girdiği ülkelerin halkının örf ve adeti
çalışma yöntemlerini benimsemez. batı medeniyetinin ürettiği teknolojik ürünleri de bire bir kopyalar, hatta onları aslıyla boy ölçüşebilecek hale getirir. bunu yapacak yeterli finans kaynağı da vardır. keza çin, bilhassa kanada gibi sol liberalizmle yönetilen ülkelerde göçmenlik yoluyla ülke siyaseti ve ticaretine hükmedecek noktaya gelmiştir. bazı ülkeler çin ile vizeyi de kaldırmıştır. çinliler dünyaya yayılmaktadır. tıpkı the thing'teki gibi enfeksiyon yavaşça yayılır. keza çin yine tedarik yollarını ele geçirip, afrika'nın fakir ülkelerini kredi verme yöntemiyle ele geçirmeyi amaçlamaktadır. the thing'de organizmanın yayılışı, antarktika'da durmayacak ve dünyayı ele geçirecektir.
demek ki çin tehdidi, siber güvenlik, yapay zeka, deep fake, ekonomik nüfuz ve kültürel asimilasyon yöntemleriyle dünyanın yeni süper gücü olmayı hedeflerken bunu gizli bir agresyonla sürdürmektedir. acaba the thing'in sonunda görünürde olsa da bu yabancı istilacı organizmayı durduran karakterin beyaz anglo sakson bir karakter ( kurt russell) olması ile trump'ın ırki mensubiyetinin örtüşmesi bir tesadüf müdür ? bakalım beyaz adam bu sefer de bilinmeyen, sessiz güce karşı olan savaşını kazanabilecek mi ?
devamını gör...
venom inc.
2015 yılında kurulan ingiliz heavy/speed metal grubu.
efsanevi venom grubunun klasik kadrosunda yer almış müzisyenler tarafından kurulmuştur. venom'ın 1987-1996 yılları arasında bas gitaristi tony dolan (demolition man), 1979-1999 yılları arasındaki gitaristi jeff dunn (mantas) ve 1979-1993 ile 1995-1999 yılları arasındaki davulcusu anthony bray (abaddon) grubun kurucu kadrosunda yer almıştır. bugün bu kadrodan geriye yalnızca demolition man kalmıştır.
kurucu kadroya bakıldığında, yaptıkları işleri de haliyle venom ile kıyaslamak icap ediyor.
venom, 80'lerin başından 90'ların ortalarına kadar ortaya koyduğu işlerle teknik mükemmeliyet ya da harika prodüksiyon gibi kaygılardan ziyade kaos, hız ve provokasyon gibi detayları ön planda tutarak, black metal kavramını yaratmış ve birçok black metal grubuna ilham olmuştur. albüm kayıtları bile bahsedilen kaygılardan uzak, ilkelce ve hatta kusurlu denebilecek bir düzeydedir. zira birçok kez de müzik eleştirmenleri ve dinleyici anketlerinde "en kötü grup" seçilmiştir. hoş, kronos'un da dünyanın en iyi ikinci grubu olmaktansa dünyanın en kötü grubu olmayı tercih ettiği bilinir. bunun çaresizlik karşısında geliştirilmiş bir söylem olup olmadığı ise belirsizdir.
gelelim venom inc.’e. grup, venom’ın ruhunu referans alsa da daha kontrollü, daha teknik ve daha modern bir sound ile, aynı zamanda daha yüksek prodüksiyon kalitesiyle işler ortaya koyuyor. bu yönüyle günümüz dinleyicisinin kulağına daha fazla hitap etse de, bu sound bana ve eski venom hayranlarına göre fazla düzenli ve bir miktar eğreti duruyor. duruş olarak da iki grup arasında belirgin bir fark var. venom inc., venom'ın aksine şeytani imgelerden beslenmek yerine daha olgun bir tutum sergiler ve provokasyondan çok atmosfer yaratmaya çalışır. bu ve benzer sebeplerle venom'ın yerini almaya çalışan veya rekabet etmeye çalışan bir gruptan ziyade, güncel ve gelişmiş bir devam grubu niteliğindedir.
2017 yılında ave ve 2022 yılında there's only black albümlerini yayımlamışlardır. ayrıca 2018 yılında, abaddon'ın gruptan ayrıldığı için bulunmadığı, demolition man ve mantas'ın yer aldığı kadro ile, izmir bornova sahne'de bir konser vermiştir.
efsanevi venom grubunun klasik kadrosunda yer almış müzisyenler tarafından kurulmuştur. venom'ın 1987-1996 yılları arasında bas gitaristi tony dolan (demolition man), 1979-1999 yılları arasındaki gitaristi jeff dunn (mantas) ve 1979-1993 ile 1995-1999 yılları arasındaki davulcusu anthony bray (abaddon) grubun kurucu kadrosunda yer almıştır. bugün bu kadrodan geriye yalnızca demolition man kalmıştır.
kurucu kadroya bakıldığında, yaptıkları işleri de haliyle venom ile kıyaslamak icap ediyor.
venom, 80'lerin başından 90'ların ortalarına kadar ortaya koyduğu işlerle teknik mükemmeliyet ya da harika prodüksiyon gibi kaygılardan ziyade kaos, hız ve provokasyon gibi detayları ön planda tutarak, black metal kavramını yaratmış ve birçok black metal grubuna ilham olmuştur. albüm kayıtları bile bahsedilen kaygılardan uzak, ilkelce ve hatta kusurlu denebilecek bir düzeydedir. zira birçok kez de müzik eleştirmenleri ve dinleyici anketlerinde "en kötü grup" seçilmiştir. hoş, kronos'un da dünyanın en iyi ikinci grubu olmaktansa dünyanın en kötü grubu olmayı tercih ettiği bilinir. bunun çaresizlik karşısında geliştirilmiş bir söylem olup olmadığı ise belirsizdir.
gelelim venom inc.’e. grup, venom’ın ruhunu referans alsa da daha kontrollü, daha teknik ve daha modern bir sound ile, aynı zamanda daha yüksek prodüksiyon kalitesiyle işler ortaya koyuyor. bu yönüyle günümüz dinleyicisinin kulağına daha fazla hitap etse de, bu sound bana ve eski venom hayranlarına göre fazla düzenli ve bir miktar eğreti duruyor. duruş olarak da iki grup arasında belirgin bir fark var. venom inc., venom'ın aksine şeytani imgelerden beslenmek yerine daha olgun bir tutum sergiler ve provokasyondan çok atmosfer yaratmaya çalışır. bu ve benzer sebeplerle venom'ın yerini almaya çalışan veya rekabet etmeye çalışan bir gruptan ziyade, güncel ve gelişmiş bir devam grubu niteliğindedir.
2017 yılında ave ve 2022 yılında there's only black albümlerini yayımlamışlardır. ayrıca 2018 yılında, abaddon'ın gruptan ayrıldığı için bulunmadığı, demolition man ve mantas'ın yer aldığı kadro ile, izmir bornova sahne'de bir konser vermiştir.
devamını gör...
vadideki zambak
öncelikle merhaba
kitap o kadar ağır bir dille ve betimlemeyle yazılmış ki ilk 40 sayfada falan neler okuduğumu hatırlamıyorum, hatta öyle ki felix'in cinsiyetini bile bilmiyordum. :)) tâ kii kitabın 50. sayfalarına gelene kadar.. benim için bu denli ağır bir kitabı (sindire sindire okumayı severim) 4 günde bitirdim.
demem o ki kitabın ilk 40-50 sayfasını aştıktan sonra devamını okumak için uykularınızı bırakabilirsiniz. ayrıca çok sevdiğim kitap kategorisine girmiş bulunmaktadır kendileri.
arkadaşlar şunu da belirtmeliyim ki bu kitabı bitirdikten sonra basit dilde yazılmış herhangi bir kitabı okumayın, ayağınız şak diye çukura düşer ya öyle oluyorsunuz, bu kitabı bitirdikten sonra yine bu ağırlığa yakın ama daha sade ve daha az betimlemeler kullanılmış bu kitap kadar ağır olmasada ağır kitaplar tercih etmelisiniz, diğer türlü her ne kadar güzel bir kitap olsa da ağırdan sadeye direkt geçtiğiniz için bir etki bırakmayabilir maalesef.
neyse başlayalım:
madame de mortsauf - henriette - blanche - kontes aynı kişi
lady dudley - arabelle aynı kişi karıştırmayın!!!
vadideki zambak kitabı incelememden önce şöyle bir kocaman spoiler yazısı koyayım:
~spoiler ~
kitap aslında felix'in sevgilisi natalie de manerville'ye yazdığı mektuptur.
|•kitap ailesi tarafından dışlanmış bir gencin (felix) hayatının çeyrek yaşına kadar neler yaşadığını anlatmış.
felix içine kapanık, zengin bir soylu ailesinden.. ve ne yazık ki ailesinin diğer kardeşlerine gösterdiği ilgiyi felix alamamış.
bir baloya gittiğinde yanına oturan kızın omzuna bir öpücük koymasıyla hülyalara dalar ve annesinin arkadaşının yanına kendini toparlaması için gönderilir. gittiği yerde de o kadını görünce (henriette) iyice bağımlı olur.
henriette evli ve iki çocuk annesidir, felixten 6-7 yaş büyüktür.
kitapta henriette' ye olan aşkını anlatırken henriette ise felix'e pas vermez ve sinir hastası eşiyle meşgul olarak günlerini geçirir.
zaman sonra felix başka bir yere gidince orda da lady dudley ile tanışır, dudley onu çok sevmesine rağmen felix'in aklı henriette'dir..
henriette'yi sevmesine rağmen dudley'den ayrılmaz ve bir nevi fikrince henriette'yi aldatır.
henriette'nin bu dönemlerde sıhhati bozulur, gittikçe zayıflar ve ölür.
kitabın son partında natalie manerville adındaki sevgilisi, felix'in hayatına aldığı kadınların kim olduğunu ve neler yaşadığını bir mektupta yazmasını ister. (aslında en kitabın en başından sonuna kadar kitap mektuptur.)
felix olanları apaçık yazınca natalie, felix'in bir kadını ölüme terk ettiğini ve onu sevdiği halde aldattığını (henriette), diğerinin de felix'i ölümüne seven bir kadın olduğunu ve onu da felix'in istemediğini (dudley) sert bir dille belirtmiştir.
ve natalie felix'in kendi hemcinslerine yaptıklarından dolayı asla onunla beraber olamayacağına dair mektup yazar ve kitap biter.
kitabı okuduktan sonra ilk sayfaya gidip, mektubu tekrar okuyun durumu tamamen anlayabilmek için.
felixten nefret ediyorum, tiksinme ihtimalinizi artıracak türden. elindekinin değerini bilmeyen ve ailesinde bulamadığı sevgiyi kendinden büyük ve evli bir kadınla doldurabileceğini düşünen, kendini delicesine seven kadını da olmayacağını bildiği bir aşk yüzünden istemeyen, aptal, bencil bir zavallı.
yine de kitap beni derinden etkileyen bir başyapıt oldu.
seni seviyorum balzac
sağlıcakla..
kitap o kadar ağır bir dille ve betimlemeyle yazılmış ki ilk 40 sayfada falan neler okuduğumu hatırlamıyorum, hatta öyle ki felix'in cinsiyetini bile bilmiyordum. :)) tâ kii kitabın 50. sayfalarına gelene kadar.. benim için bu denli ağır bir kitabı (sindire sindire okumayı severim) 4 günde bitirdim.
demem o ki kitabın ilk 40-50 sayfasını aştıktan sonra devamını okumak için uykularınızı bırakabilirsiniz. ayrıca çok sevdiğim kitap kategorisine girmiş bulunmaktadır kendileri.
arkadaşlar şunu da belirtmeliyim ki bu kitabı bitirdikten sonra basit dilde yazılmış herhangi bir kitabı okumayın, ayağınız şak diye çukura düşer ya öyle oluyorsunuz, bu kitabı bitirdikten sonra yine bu ağırlığa yakın ama daha sade ve daha az betimlemeler kullanılmış bu kitap kadar ağır olmasada ağır kitaplar tercih etmelisiniz, diğer türlü her ne kadar güzel bir kitap olsa da ağırdan sadeye direkt geçtiğiniz için bir etki bırakmayabilir maalesef.
neyse başlayalım:
madame de mortsauf - henriette - blanche - kontes aynı kişi
lady dudley - arabelle aynı kişi karıştırmayın!!!
vadideki zambak kitabı incelememden önce şöyle bir kocaman spoiler yazısı koyayım:
~spoiler ~
kitap aslında felix'in sevgilisi natalie de manerville'ye yazdığı mektuptur.
|•kitap ailesi tarafından dışlanmış bir gencin (felix) hayatının çeyrek yaşına kadar neler yaşadığını anlatmış.
felix içine kapanık, zengin bir soylu ailesinden.. ve ne yazık ki ailesinin diğer kardeşlerine gösterdiği ilgiyi felix alamamış.
bir baloya gittiğinde yanına oturan kızın omzuna bir öpücük koymasıyla hülyalara dalar ve annesinin arkadaşının yanına kendini toparlaması için gönderilir. gittiği yerde de o kadını görünce (henriette) iyice bağımlı olur.
henriette evli ve iki çocuk annesidir, felixten 6-7 yaş büyüktür.
kitapta henriette' ye olan aşkını anlatırken henriette ise felix'e pas vermez ve sinir hastası eşiyle meşgul olarak günlerini geçirir.
zaman sonra felix başka bir yere gidince orda da lady dudley ile tanışır, dudley onu çok sevmesine rağmen felix'in aklı henriette'dir..
henriette'yi sevmesine rağmen dudley'den ayrılmaz ve bir nevi fikrince henriette'yi aldatır.
henriette'nin bu dönemlerde sıhhati bozulur, gittikçe zayıflar ve ölür.
kitabın son partında natalie manerville adındaki sevgilisi, felix'in hayatına aldığı kadınların kim olduğunu ve neler yaşadığını bir mektupta yazmasını ister. (aslında en kitabın en başından sonuna kadar kitap mektuptur.)
felix olanları apaçık yazınca natalie, felix'in bir kadını ölüme terk ettiğini ve onu sevdiği halde aldattığını (henriette), diğerinin de felix'i ölümüne seven bir kadın olduğunu ve onu da felix'in istemediğini (dudley) sert bir dille belirtmiştir.
ve natalie felix'in kendi hemcinslerine yaptıklarından dolayı asla onunla beraber olamayacağına dair mektup yazar ve kitap biter.
kitabı okuduktan sonra ilk sayfaya gidip, mektubu tekrar okuyun durumu tamamen anlayabilmek için.
felixten nefret ediyorum, tiksinme ihtimalinizi artıracak türden. elindekinin değerini bilmeyen ve ailesinde bulamadığı sevgiyi kendinden büyük ve evli bir kadınla doldurabileceğini düşünen, kendini delicesine seven kadını da olmayacağını bildiği bir aşk yüzünden istemeyen, aptal, bencil bir zavallı.
yine de kitap beni derinden etkileyen bir başyapıt oldu.
seni seviyorum balzac
sağlıcakla..
devamını gör...
hepimizin ölecek olması gerçeği
hadi canım, mübalağa edilmiş.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
son zamanlarda ultra ekstra tahammülsüz biriyim, bunda kullandığım ilaçların da etkisi olduğunu düşünüyorum çünkü tahammülsüzlük/agresiflik konusunda daha önce hiç bu seviyeye geldiğimi hatırlamıyorum.
bunların dışında bir de bu konuyu birilerine anlatırken bile kendime tahammül edemiyorum, şu an olduğu gibi.
o yüzden anlatmıyorum hiçbir şeyi, anlatmaktansa yanlış anlaşılmak daha makul geliyor çünkü birilerine bir şeyler anlatıp birilerine bir şeyleri kanıtlama çabasından ve bunu yaparken de sakin kalmaya çalışmaktan çoook yoruldum.
birilerinin benden beklediği şeylerden ve hatta benim hakkımdaki tahminlerimden bile çok yoruldum, ben yokmuşum gibi davranın da diyemiyorum ayıp olmasın diye ama buradan sesleneyim bari.
beni hiç tanımamışsınız gibi davranarak benim hakkımda herhangi bir beklenti, tahmin, istek, samimiyet falan beklemeyiniz lütfen.
lütfen.
lütfennnnn.
ben de çok isterdim tahmin ettiğiniz kişi olabilmeyi ama elimizdeki mal bu yani napalım.
mesela şu an bunları buraya yazmaya bile tahammül edemiyorum çünkü bu sözlük ortamı artık sadece midemi bulandıran bir yer.
fakat kendi amaçlarım doğrultusunda kullanarak hiç değilse anlatamadığım şeyleri içimi dökmek amacıyla yazmayı hedefliyorum.
mide bulantımı azcık da olsa azaltıyor.
azaltmadığı noktada da silerim ve çetcibiti'ye koşarım.
bir iki pohpohlayıp, totomu kaldırıp gönderir sağ olsun.
öyle işte.
bir süre kendi yıkım dünyamda hayali karakterlerim bile olmadan tek başıma takılacağım.
kendi kendime konuşmak bile yorucu geliyor gerçi ama halledeceğim diye umuyorum.
halledeceğim diye umup halledemediğim 9405680 konudan sadece biri olmaya doğru da gidebilir.
bunların dışında bir de bu konuyu birilerine anlatırken bile kendime tahammül edemiyorum, şu an olduğu gibi.
o yüzden anlatmıyorum hiçbir şeyi, anlatmaktansa yanlış anlaşılmak daha makul geliyor çünkü birilerine bir şeyler anlatıp birilerine bir şeyleri kanıtlama çabasından ve bunu yaparken de sakin kalmaya çalışmaktan çoook yoruldum.
birilerinin benden beklediği şeylerden ve hatta benim hakkımdaki tahminlerimden bile çok yoruldum, ben yokmuşum gibi davranın da diyemiyorum ayıp olmasın diye ama buradan sesleneyim bari.
beni hiç tanımamışsınız gibi davranarak benim hakkımda herhangi bir beklenti, tahmin, istek, samimiyet falan beklemeyiniz lütfen.
lütfen.
lütfennnnn.
ben de çok isterdim tahmin ettiğiniz kişi olabilmeyi ama elimizdeki mal bu yani napalım.
mesela şu an bunları buraya yazmaya bile tahammül edemiyorum çünkü bu sözlük ortamı artık sadece midemi bulandıran bir yer.
fakat kendi amaçlarım doğrultusunda kullanarak hiç değilse anlatamadığım şeyleri içimi dökmek amacıyla yazmayı hedefliyorum.
mide bulantımı azcık da olsa azaltıyor.
azaltmadığı noktada da silerim ve çetcibiti'ye koşarım.
bir iki pohpohlayıp, totomu kaldırıp gönderir sağ olsun.
öyle işte.
bir süre kendi yıkım dünyamda hayali karakterlerim bile olmadan tek başıma takılacağım.
kendi kendime konuşmak bile yorucu geliyor gerçi ama halledeceğim diye umuyorum.
halledeceğim diye umup halledemediğim 9405680 konudan sadece biri olmaya doğru da gidebilir.
devamını gör...

