zaman tüneli
üstünlük takvadadır
allah katında en üstün olanınız takvâda en ileride olanınızdır.” (hucurât suresi, 13)
beyazın siyaha üstünlüğü yoktur:
ey insanlar! dikkat ediniz; rabbiniz birdir, atanız da birdir. takva dışında arap'ın arap olmayana, arap olmayanın arap'a; beyazın siyaha, siyahın beyaza bir üstünlüğü yoktur. üstünlük ancak takvadadır. ” (hadisi şerif)
beyazın siyaha üstünlüğü yoktur:
ey insanlar! dikkat ediniz; rabbiniz birdir, atanız da birdir. takva dışında arap'ın arap olmayana, arap olmayanın arap'a; beyazın siyaha, siyahın beyaza bir üstünlüğü yoktur. üstünlük ancak takvadadır. ” (hadisi şerif)
devamını gör...
hangi kitabı okumalıyım sorusu
#3854890
bir soru...
benim cevabım 2 numara olurdu.
hemingway'in üslubunu seviyorum. marguez ise biraz sabır ister. insanlığımı yitirirkeni sevmedim.
dansa davet hakkında hiçbir fikrim yok.
edit: başlık başa kalmış, ilk entry silinmiş malesef. bu durumda benim entry çok anlamsız gözüküyor. beş kitap vardı içinden hangisini okusam deniyordu diye hatırlıyorum.
bir soru...
benim cevabım 2 numara olurdu.
hemingway'in üslubunu seviyorum. marguez ise biraz sabır ister. insanlığımı yitirirkeni sevmedim.
dansa davet hakkında hiçbir fikrim yok.
edit: başlık başa kalmış, ilk entry silinmiş malesef. bu durumda benim entry çok anlamsız gözüküyor. beş kitap vardı içinden hangisini okusam deniyordu diye hatırlıyorum.
devamını gör...
malum ırkın aşağı ırk olduğu gerçeği
ırkların aşağısı yukarısı yoktur, üstünlük takvadadır.
devamını gör...
malum ırkın aşağı ırk olduğu gerçeği
ıspatlayamam ama buradan atılmış bir yazarın geri gelip gerçek yüzünü ortaya koyduğu bir hesap olduğunu söyleyebilirim. üzerine basılmayacak bütün tuşlara basılıyor. bir çok tanımı sıkıntılı yazar uzun süredir sözlükte fink atıyor. sözlük yavaşladı diye özellikle mi çağırıyorsunuz bu tipleri.
sana göre yanlış olan başkasının doğrusu diye sana insanlık suçu işleme özgürlüğü doğmaz.
ırkçılık yaparken bir de normal bir şey yazıyormuş gibi duruyorlar. insanların derdi başından aşkın olmasa şu yazdıklarınla hapse bile girersin emin ol.
sana göre yanlış olan başkasının doğrusu diye sana insanlık suçu işleme özgürlüğü doğmaz.
ırkçılık yaparken bir de normal bir şey yazıyormuş gibi duruyorlar. insanların derdi başından aşkın olmasa şu yazdıklarınla hapse bile girersin emin ol.
devamını gör...
kuzen evliliği
sözlükteki adosyal abazanlar elleriyle vedalaşana kadar kadınların yaşaması yasaklanmalı.
devamını gör...
normal sözlük arkadaşlık veri tabanı
bana da yazın, ben de istiyorummmm. *
devamını gör...
sarah bernhardt
1844 yılında doğan ve hamlet'i canlandıran ilk kadın oyuncu olan fransız tiyatrocu, yazar, yönetmen.

portrait of sarah bernhardt
19. yüzyılın ikinci yarısında paris’te sahneye çıkan sarah bernhardt, modern anlamda “ünlü” kavramının henüz oluşmadığı bir dönemde, sahne sanatlarının en tanınan figürlerinden biri hâline gelmiştir. yaşadığı dönemde ona verilen "la divine sarah" (ilahi sarah) lakabı, yalnızca oyunculuk yeteneğine değil, yarattığı etkiye de işaret eder. bernhardt, tiyatro oyuncusunun toplum içindeki konumunu kökten dönüştüren isimlerden biridir.
ancak bu ün, bugünden bakıldığında sanıldığı kadar sorunsuz değildi. 19. yüzyıl fransası’nda oyunculuk, saygın bir meslek olarak kabul edilmiyordu. oyuncuların sabit bir sosyal sınıfa ait olmaması, turne hayatı, gece çalışmaları ve kamusal görünürlükleri, onları ahlâken “şüpheli” bir yere yerleştiriyordu. buna karşılık, hayat kadınlığı, paradoksal biçimde daha tanımlı ve dolayısıyla daha tolere edilebilir bir alan olarak görülüyordu. bu bağlamda sarah bernhardt, iki dünyanın da sınırlarında dolaşan bir figürdür.
tiyatro eğitimini aldığı, fransa'nın en itibarlı tiyatrosu comédie française'ın en dikkat çeken ismi olmuştur. ilerleyen yıllarda ise kendi tiyatrosunu kurup birçok öğrenci yetiştirmiştir.
bernhardt’ın etkisi tiyatroyla sınırlı kalmamıştır. fotoğrafın ve afiş sanatının yaygınlaşmasıyla birlikte, yüzü ve bedeni bir ikon hâline gelmiş, özellikle art nouveau afişleriyle tanınmış ve görsel sanatlarda da kalıcı bir iz bırakmıştır. turnelerle avrupa’yı, amerika’yı ve hatta güney amerika’yı dolaşarak sahneye çıkmış; bu yönüyle, tiyatro oyuncusunu yerel bir figür olmaktan çıkarıp uluslararası bir sanatçı konumuna taşıyan ilk isimlerden biri olmuştur. alexandre dumas, oscar wilde gibi önemli yazarlara ilham kaynağı olmuştur.
hayatının ilerleyen dönemlerinde bacağının kesilmesine rağmen sahneden kopmaması, çoğu zaman romantik bir “direnç” hikâyesi olarak anlatılır. oysa bu tutum, bernhardt’ın bedeni idealleştirmek yerine olduğu hâliyle sahnenin parçası kabul eden yaklaşımının doğal sonucudur. sahneyi bırakmak ya da vücudunu idealize etmek yerine, sahnenin sınırlarını yeniden tanımlamayı tercih etmiş ve vücudunu oyunun bir parçası haline getirmeyi bilmiştir. ölene kadar sahneye çıkmış ve 1923'te, sahnede ölmüştür.
sarah bernhardt’ı bugün hâlâ ilgi çekici kılan, yalnızca kazandığı ün ya da canlandırdığı roller değildir. tiyatro, opera, görsel sanatlar ve yazı arasında dolaşan üretimiyle, 19. yüzyılın katı sınıflandırmalarına tam olarak sığmayan bir insan olmasıdır. onu çekici ve kalıcı kılan; sahne ile hayat, kabul ile kuşku arasındaki dar alanda, uzun süre dengede kalabilmiş olmasıdır.
kendisi ile ilgili, kaynağı kesinleşmemiş hikayeler de anlatılır. örneğin; evinde bir tabut bulundurduğu ve bu tabutun içinde uyuduğu söylenir. tabutun sebebini soranlara da "prova yapıyorum" dediği anlatılır. doğruluğu ispatlanmamış başka bir söylentiye göre; sarah, yaşlandıktan sonra çok katlı bir apartmanın en üst katına yerleşir. etrafında bulunan insanlar bu durumun onun için zor olup olmayacağını sorduğunda ise şöyle cevap verir: "artık erkekleri nefes nefese bırakmamın başka yolu yok." bu anekdotlar da bize sarah'ın nüktedanlığı, hayata bakış açısı, öz farkındalığı ve hakkında ne konuşulacağını aslında onun yönettiği gibi ipuçları verir.

portrait of sarah bernhardt
19. yüzyılın ikinci yarısında paris’te sahneye çıkan sarah bernhardt, modern anlamda “ünlü” kavramının henüz oluşmadığı bir dönemde, sahne sanatlarının en tanınan figürlerinden biri hâline gelmiştir. yaşadığı dönemde ona verilen "la divine sarah" (ilahi sarah) lakabı, yalnızca oyunculuk yeteneğine değil, yarattığı etkiye de işaret eder. bernhardt, tiyatro oyuncusunun toplum içindeki konumunu kökten dönüştüren isimlerden biridir.
ancak bu ün, bugünden bakıldığında sanıldığı kadar sorunsuz değildi. 19. yüzyıl fransası’nda oyunculuk, saygın bir meslek olarak kabul edilmiyordu. oyuncuların sabit bir sosyal sınıfa ait olmaması, turne hayatı, gece çalışmaları ve kamusal görünürlükleri, onları ahlâken “şüpheli” bir yere yerleştiriyordu. buna karşılık, hayat kadınlığı, paradoksal biçimde daha tanımlı ve dolayısıyla daha tolere edilebilir bir alan olarak görülüyordu. bu bağlamda sarah bernhardt, iki dünyanın da sınırlarında dolaşan bir figürdür.
tiyatro eğitimini aldığı, fransa'nın en itibarlı tiyatrosu comédie française'ın en dikkat çeken ismi olmuştur. ilerleyen yıllarda ise kendi tiyatrosunu kurup birçok öğrenci yetiştirmiştir.
bernhardt’ın etkisi tiyatroyla sınırlı kalmamıştır. fotoğrafın ve afiş sanatının yaygınlaşmasıyla birlikte, yüzü ve bedeni bir ikon hâline gelmiş, özellikle art nouveau afişleriyle tanınmış ve görsel sanatlarda da kalıcı bir iz bırakmıştır. turnelerle avrupa’yı, amerika’yı ve hatta güney amerika’yı dolaşarak sahneye çıkmış; bu yönüyle, tiyatro oyuncusunu yerel bir figür olmaktan çıkarıp uluslararası bir sanatçı konumuna taşıyan ilk isimlerden biri olmuştur. alexandre dumas, oscar wilde gibi önemli yazarlara ilham kaynağı olmuştur.
hayatının ilerleyen dönemlerinde bacağının kesilmesine rağmen sahneden kopmaması, çoğu zaman romantik bir “direnç” hikâyesi olarak anlatılır. oysa bu tutum, bernhardt’ın bedeni idealleştirmek yerine olduğu hâliyle sahnenin parçası kabul eden yaklaşımının doğal sonucudur. sahneyi bırakmak ya da vücudunu idealize etmek yerine, sahnenin sınırlarını yeniden tanımlamayı tercih etmiş ve vücudunu oyunun bir parçası haline getirmeyi bilmiştir. ölene kadar sahneye çıkmış ve 1923'te, sahnede ölmüştür.
sarah bernhardt’ı bugün hâlâ ilgi çekici kılan, yalnızca kazandığı ün ya da canlandırdığı roller değildir. tiyatro, opera, görsel sanatlar ve yazı arasında dolaşan üretimiyle, 19. yüzyılın katı sınıflandırmalarına tam olarak sığmayan bir insan olmasıdır. onu çekici ve kalıcı kılan; sahne ile hayat, kabul ile kuşku arasındaki dar alanda, uzun süre dengede kalabilmiş olmasıdır.
kendisi ile ilgili, kaynağı kesinleşmemiş hikayeler de anlatılır. örneğin; evinde bir tabut bulundurduğu ve bu tabutun içinde uyuduğu söylenir. tabutun sebebini soranlara da "prova yapıyorum" dediği anlatılır. doğruluğu ispatlanmamış başka bir söylentiye göre; sarah, yaşlandıktan sonra çok katlı bir apartmanın en üst katına yerleşir. etrafında bulunan insanlar bu durumun onun için zor olup olmayacağını sorduğunda ise şöyle cevap verir: "artık erkekleri nefes nefese bırakmamın başka yolu yok." bu anekdotlar da bize sarah'ın nüktedanlığı, hayata bakış açısı, öz farkındalığı ve hakkında ne konuşulacağını aslında onun yönettiği gibi ipuçları verir.
devamını gör...
komunist prenses
biraz ironik bir konu olmuş, hehhe...
komünist prenses demek, altın tahtında oturup elinde kahve fincanıyla ‘herkes eşit olmalı!’ diye bağıran biri gibi bir şey yani hem lüks içinde yaşayıp hem de zenginliğe karşı mücadele etmek. bir yandan mücevherleri parıldıyor, diğer yandan ‘özel mülk yok olsun!’ diyor, resmen tek taş yüzükle devrim yapmak gibi bir durum. ironi buradan geliyor: elit yaşam ve sınıfsız toplum, aynı kişide buluşuyor, ve ortaya hem düşündürücü hem de gülümseten bir çelişki çıkıyor.
komünist prenses demek, altın tahtında oturup elinde kahve fincanıyla ‘herkes eşit olmalı!’ diye bağıran biri gibi bir şey yani hem lüks içinde yaşayıp hem de zenginliğe karşı mücadele etmek. bir yandan mücevherleri parıldıyor, diğer yandan ‘özel mülk yok olsun!’ diyor, resmen tek taş yüzükle devrim yapmak gibi bir durum. ironi buradan geliyor: elit yaşam ve sınıfsız toplum, aynı kişide buluşuyor, ve ortaya hem düşündürücü hem de gülümseten bir çelişki çıkıyor.
devamını gör...
kuzen evliliği
belli bir bölgeye ya da belli bir sosyo ekonomik/ kültürel gruba ittiriliyor ama öyle değil.
ankarasından adanasına, tarsusundan karadenizine herkeste gördüm.
sene 2025 hâlâ var. hem de kişiler de kendi istiyor.
o sebeple kabul edin geçin. siz sevmiyorsanız siz evlenmezsiniz.
ankarasından adanasına, tarsusundan karadenizine herkeste gördüm.
sene 2025 hâlâ var. hem de kişiler de kendi istiyor.
o sebeple kabul edin geçin. siz sevmiyorsanız siz evlenmezsiniz.
devamını gör...
kuzen evliliği
ne gariptir ki ülkenin en büyük 2 holdinginin temellerinde kuzen evlilikleri var.
hem vehbi koç hem sakıp sabancı teyzelerinin çocuklarıyla evlenmişlerdi. kimsenin de bu yüzden onlarla selamı sabahı kestiğini sanmıyorum. eşlerine aşık olup evlenmedikleri, ailelerinin yönlendirmesiyle yapılmış evlilikler olduğu da bir gerçek. acı bir anadolu gerçeği. hatta sakıp sabancı nın engelli çocuğunun akraba evliliği kaynaklı olduğunu kendisi de ifade etmişti.
kuzen evliliği modern çağda geri kalmışlıkla eşdeğer bir feodalist yaşam kültürü kabul edilse de anadolu da hala çok yaygın ve bu sayede kadına enjekte edilen biat kültürü yaşatılıyor.
hayatı boyunca dayakla yaşayan, kimliksiz , hor görülen, başı bastırılan kadınlar genel olarak bu geleneksel feodalist cehaletin kurbanı oluyorlar.
hem vehbi koç hem sakıp sabancı teyzelerinin çocuklarıyla evlenmişlerdi. kimsenin de bu yüzden onlarla selamı sabahı kestiğini sanmıyorum. eşlerine aşık olup evlenmedikleri, ailelerinin yönlendirmesiyle yapılmış evlilikler olduğu da bir gerçek. acı bir anadolu gerçeği. hatta sakıp sabancı nın engelli çocuğunun akraba evliliği kaynaklı olduğunu kendisi de ifade etmişti.
kuzen evliliği modern çağda geri kalmışlıkla eşdeğer bir feodalist yaşam kültürü kabul edilse de anadolu da hala çok yaygın ve bu sayede kadına enjekte edilen biat kültürü yaşatılıyor.
hayatı boyunca dayakla yaşayan, kimliksiz , hor görülen, başı bastırılan kadınlar genel olarak bu geleneksel feodalist cehaletin kurbanı oluyorlar.
devamını gör...
1995 dolar kuru
doların 43.ooo olduğu senedir. 2026 itibariyle 43.ooo.ooo liradır.
devamını gör...
juan crisostomo de arriga
ispanyanın bask bölgesinde 27 ocak 1806'da doğan klasik müzik dahisi büyük besteci. sadece 20 yıl yaşamış ve paris'te akciğer enfeksiyonu olduğu sanılan bir nedenle ölmüştür.
önemi; bir diğer genç yaşta (35 genç ise) ölen klasik müzik dahisi büyük besteci wolfgang amedeus motzart'ın 50. doğum gününde doğmuş olmasıdır. sanki on beş yıl sonra mozart'ın ruhu, juan de arriga'da tekrar bedenlenmiştir.
onun gibi erkenden ölmesi de ne biçim bir kader biçilmiş bir ruh bu diye düşündürür.
bir kaç bestesi bu siteden dinlenebiliyor
hiç armoni eğitimi almaksızın tüm armoni kalıplarına hakim olması ve bestelerinde kullanması eğiticileri hayli şaşırtmıştır. paris'te devam ettiği konservatuarın müdürü bu çocuğun bestelerini dinledikten sonra ona: ''sen müziğin ta kendisisin'' demiş.
önemi; bir diğer genç yaşta (35 genç ise) ölen klasik müzik dahisi büyük besteci wolfgang amedeus motzart'ın 50. doğum gününde doğmuş olmasıdır. sanki on beş yıl sonra mozart'ın ruhu, juan de arriga'da tekrar bedenlenmiştir.
onun gibi erkenden ölmesi de ne biçim bir kader biçilmiş bir ruh bu diye düşündürür.
bir kaç bestesi bu siteden dinlenebiliyor
hiç armoni eğitimi almaksızın tüm armoni kalıplarına hakim olması ve bestelerinde kullanması eğiticileri hayli şaşırtmıştır. paris'te devam ettiği konservatuarın müdürü bu çocuğun bestelerini dinledikten sonra ona: ''sen müziğin ta kendisisin'' demiş.
devamını gör...
komunist prenses
bana mı seslendiniz
devamını gör...
komunist prenses
ben:)
sair diyor ya sonuncusunu cok sevdim, ne kibarlık budalası, ne parada pulda gözü var. esit olsak der. hür olsak der. insan.
ama bi taraftan ayrıcalıklı olmak da istiyoruz. en prenses olmak istiyoruz. gorunur olmak istiyoruz.
20 yasında sislide bir mayısa katıldım arkadaslar ben. saclar fönlü. full makyaj. ayagımda topuklularla polisten kacıyorum.ihih.
insan ki celişkiler yumagı;)
sair diyor ya sonuncusunu cok sevdim, ne kibarlık budalası, ne parada pulda gözü var. esit olsak der. hür olsak der. insan.
ama bi taraftan ayrıcalıklı olmak da istiyoruz. en prenses olmak istiyoruz. gorunur olmak istiyoruz.
20 yasında sislide bir mayısa katıldım arkadaslar ben. saclar fönlü. full makyaj. ayagımda topuklularla polisten kacıyorum.ihih.
insan ki celişkiler yumagı;)
devamını gör...
kuzen evliliği
yeni bir düzenleme yapılmalı artık, evlilik yasağı 4. dereceyi de kapsamalı.
devamını gör...
kuzen evliliği
konuya dini perspektiften bakanlar için şu yorumu getireceğim: örneğin 20 yaşında erkekle 50 yaşında kadının evlenmesinin önünde dini herhangi bir engel var mı? muhtemelen yoktur. ya da bir doktorun hastasıyla, bir psikologun danışanıyla veya bir akademisyenin üniversitedeki öğrencisiyle evlenmesinin önünde de muhtemelen dini bir engel yoktur. ama yine de bunlar normal karşılanacak evlilikler değildir. kuzen evliliği de böyle bana göre.
devamını gör...
malum ırkın aşağı ırk olduğu gerçeği
sevim koş yine nefret suçu işliyorlar.
prim vermeyim bu hödüklere dedim de duramadım.
klavye fedaileri.
prim vermeyim bu hödüklere dedim de duramadım.
klavye fedaileri.
devamını gör...
suriye ordusunun rakka'yı ypg'den alması
iki saat önce arap kabileleri rakkayı ele geçirmiş.
devamını gör...
insanları nasıl kategorize edersiniz sorusu
kendinden olmayanı hor gören, aşağılayan düşük zekalıları ayrı bir kefeye koyarım.
onun dışında güzel ahlaklı, erdemli insanlar baş tacıdır.
bir de omurgasız, yancı tayfa var. sürünün alfasının himayesinde yaşayan.
sonrası sen , ben , bizim oğlan işte.
onun dışında güzel ahlaklı, erdemli insanlar baş tacıdır.
bir de omurgasız, yancı tayfa var. sürünün alfasının himayesinde yaşayan.
sonrası sen , ben , bizim oğlan işte.
devamını gör...
malum ırkın aşağı ırk olduğu gerçeği
devamını gör...