zaman tüneli
kadın yazarlardan erkek yazarlara sorular
9. soru endüstri mühendisi.
kalan sorular beni aşıyor.
kalan sorular beni aşıyor.
devamını gör...
haldun dormen
allah rahmet eylesin.
t: türk tiyatrosunun duayen ismi.
t: türk tiyatrosunun duayen ismi.
devamını gör...
sigmund freud
benim için en ilginç yanı kokainle olan ilişkisi... sigmund freud, hayatının büyük bir bölümünde düzenli olarak kokain kullandı.
19. yüzyılın sonlarında kokain yasak değildi ve freud bunu: depresyon, yorgunluk, hatta sindirim sorunları için mucizevi bir ilaç olarak savundu.
hatta kokain üzerine bilimsel makaleler yazdı ve arkadaşlarına da önerdi. daha sonra maddenin bağımlılık ve zararları ortaya çıkınca bu görüşlerinden sessizce geri adım attı.
19. yüzyılın sonlarında kokain yasak değildi ve freud bunu: depresyon, yorgunluk, hatta sindirim sorunları için mucizevi bir ilaç olarak savundu.
hatta kokain üzerine bilimsel makaleler yazdı ve arkadaşlarına da önerdi. daha sonra maddenin bağımlılık ve zararları ortaya çıkınca bu görüşlerinden sessizce geri adım attı.
devamını gör...
erdoğan'ın en fakir dünya lideri olması
meloniciğimin kazandığı her kuruş anasının ak sütü gibi helaldir
devamını gör...
marla singer
pejmürde bir katolik fahişe
tüm eser boyunca erkeklerin kan, ter ve sperm kokulu savaşında, ters koyulmuş bir dilek sigarası gibi ortada duran kadın karakter. kana bulanmış savaş meydanında bacaklarını ayırıp oturan bir bez bebek.
tüm eser boyunca erkeklerin kan, ter ve sperm kokulu savaşında, ters koyulmuş bir dilek sigarası gibi ortada duran kadın karakter. kana bulanmış savaş meydanında bacaklarını ayırıp oturan bir bez bebek.
devamını gör...
en nefret edilen koku
benim gibi k-9 köpeği ayarında bir burnunuz varsa her şeyin kokusu size itici gelebiliyor ama spesifik bir şey söylersem lavanta kokusu derdim. o kadar kötü bir koku ki.. baş ağrısından başka bir şey yapmıyor. bir de bu kokunun parfümünü falan yapıyorlar. şu an bunu yazarken bile kokuyu duyumsadım gibi.
devamını gör...
cem yılmaz tarkan düeti
cem yılmaz'ın, kısa boylu bilinen ve kendisinden bir yaş büyük tarkan'ın yanında daha kısa kalıp, babası gibi görünmesi de karmaya dahil..
devamını gör...
başka ülkede tatil
yeşil pasaport, türkiye'deki pahalılık ve kekolar sebebiyle türkler için daha sık yaşanmaya başlayan durum.
hatta biraz parası olan gidip vizesiyle bile gezip geliyor. aynı paraya akpkk işgalindeki türk kıyılarında ailecek 1 hafta deniz tatilini zor yaparlardı belki.
hatta biraz parası olan gidip vizesiyle bile gezip geliyor. aynı paraya akpkk işgalindeki türk kıyılarında ailecek 1 hafta deniz tatilini zor yaparlardı belki.
devamını gör...
mardin'de türk bayrağına saldırılması
bizdeki bayrak sevgisi, batı ülkelerindeki gibi değildir yalnız.
onlar bayraklarını donlarına desen yaparlar, biz kanımızı akıtır üstüne sereriz.
bu ülkede bayrağın anlamı hassas konudur, dokunan yanar.
onlar bayraklarını donlarına desen yaparlar, biz kanımızı akıtır üstüne sereriz.
bu ülkede bayrağın anlamı hassas konudur, dokunan yanar.
devamını gör...
mardin'de türk bayrağına saldırılması
avradığını s.ktiğimin çocuğunu linç etmişler. çenesini falan kırsalardı da yemek de yiyemeseydi. karakolda da iyice döverler bu piçi. rezalet olaydır. bunu ben dövsem iyice ezerdim her yerini ki ölmüyorsa bile ot gibi yaşasın bundan sonra.
devamını gör...
sadettin saran’ın bjk’li çocuğun suratına imza atması
bu uyuşturucu bağımlısı labunya, köpek gezdirilir gibi okul okul dolaştırılırken bu ülkenin valisi , kaymakamı, milli eğitim müdürü, öğretmenleri, velileri ,okul aile birlikleri ne iş yapıyor? bi tanesi çıkıp suratına tüküremiyor mu yaptığı bu pislik hareket yüzünden.
devamını gör...
kediler ve komünizm
kediler ve komünizm üzerine kısa (ama tüylerle kaplı) bir denemedir...
kedilerle komünizm arasında ilk bakışta bir bağ yokmuş gibi görünür. biri koltukta uyur, diğeri tarih kitaplarında. ama biraz dikkatli bakınca insan şunu fark eder: kediler, teoride komünist, pratikte ise aşırı bireyci canlılardır.
komünizmin temel ilkesi nedir..?
özel mülkiyet yoktur, her şey herkesindir.
kediler bu fikri şöyle yorumlar:
“evdeki her şey ortak… ama özellikle benim.”
koltuk senin olabilir, ama kedi üstüne yatıyorsa artık kolektif mülkiyet söz konusudur. mama kabı “ortak üretim aracıdır” fakat yalnızca kedinin erişimine açıktır. sen sadece lojistik destek sağlarsın.
komünizm eşitliği savunur. kediler de evdeki herkesin eşit olduğuna inanır.
ama bazıları daha eşittir.
mesela kedi...*
sabah alarm çaldığında sen işe gidersin. kedi ne yapar? uyur... çünkü emek kutsaldır ama başkalarının emeği daha da kutsaldır. sen çalışırsın, mama gelir. kedi bu sistemi sorgulamaz, buna doğal düzen der.
kedilerde sınıfsız toplum ideali de vardır. evde:
patron yok
ast yok
sadece kedi ve kedi olmayanlar vardır
bu ayrım ideolojik değil, biyolojiktir.
bir de paylaşım meselesi…
komünizm der ki: “paylaşmak erdemdir”
kedi der ki: “paylaşırım. ama önce ben, sonra yine ben...”
senin yemeğinle ilgilenmez gibi yapar. bu tamamen taktiktir. çünkü komünizmde de devrim hemen olmaz; uygun an beklenir. sen bir an gözünü ayırırsın, kedi sofraya el koyar. sessiz. planlı. lenin gurur duyardı.
en ilginci de şudur:
kediler lider sevmez..!
onlara “gel” dersen gelmezler.
ama gelmek isterlerse, senin çağırmana gerek kalmaz.
bu yönüyle kediler, “otoriter komünizm” değil, daha çok anarşist-komünisttir. devlet yoktur. kurallar yoktur. sadece patiler vardır.
sonuç olarak şunu söyleyebiliriz:
kediler komünizmi savunmaz.
kediler komünizmi yaşar.
ama yalnızca kendileri için...
sen mi?
sen devrimi finanse eden, kapı açan, mama taşıyan halksın.
ve kedi, pencere kenarında uyurken sana şunu fısıldar gibi bakar:
“yoldaş… ışığı kapatır mısın?”
kedilerle komünizm arasında ilk bakışta bir bağ yokmuş gibi görünür. biri koltukta uyur, diğeri tarih kitaplarında. ama biraz dikkatli bakınca insan şunu fark eder: kediler, teoride komünist, pratikte ise aşırı bireyci canlılardır.
komünizmin temel ilkesi nedir..?
özel mülkiyet yoktur, her şey herkesindir.
kediler bu fikri şöyle yorumlar:
“evdeki her şey ortak… ama özellikle benim.”
koltuk senin olabilir, ama kedi üstüne yatıyorsa artık kolektif mülkiyet söz konusudur. mama kabı “ortak üretim aracıdır” fakat yalnızca kedinin erişimine açıktır. sen sadece lojistik destek sağlarsın.
komünizm eşitliği savunur. kediler de evdeki herkesin eşit olduğuna inanır.
ama bazıları daha eşittir.
mesela kedi...*
sabah alarm çaldığında sen işe gidersin. kedi ne yapar? uyur... çünkü emek kutsaldır ama başkalarının emeği daha da kutsaldır. sen çalışırsın, mama gelir. kedi bu sistemi sorgulamaz, buna doğal düzen der.
kedilerde sınıfsız toplum ideali de vardır. evde:
patron yok
ast yok
sadece kedi ve kedi olmayanlar vardır
bu ayrım ideolojik değil, biyolojiktir.
bir de paylaşım meselesi…
komünizm der ki: “paylaşmak erdemdir”
kedi der ki: “paylaşırım. ama önce ben, sonra yine ben...”
senin yemeğinle ilgilenmez gibi yapar. bu tamamen taktiktir. çünkü komünizmde de devrim hemen olmaz; uygun an beklenir. sen bir an gözünü ayırırsın, kedi sofraya el koyar. sessiz. planlı. lenin gurur duyardı.
en ilginci de şudur:
kediler lider sevmez..!
onlara “gel” dersen gelmezler.
ama gelmek isterlerse, senin çağırmana gerek kalmaz.
bu yönüyle kediler, “otoriter komünizm” değil, daha çok anarşist-komünisttir. devlet yoktur. kurallar yoktur. sadece patiler vardır.
sonuç olarak şunu söyleyebiliriz:
kediler komünizmi savunmaz.
kediler komünizmi yaşar.
ama yalnızca kendileri için...
sen mi?
sen devrimi finanse eden, kapı açan, mama taşıyan halksın.
ve kedi, pencere kenarında uyurken sana şunu fısıldar gibi bakar:
“yoldaş… ışığı kapatır mısın?”
devamını gör...
sigmund freud
özür dilemek, sizin haksız olduğunuz manasına gelmez. karşınızdaki insana verdiğiniz değerin, egonuzdan yüksek olduğunu gösterir." diyendir.
devamını gör...
jack sparrow
bir the lonely island şarkısı. nakaratını, şarkıya göre, izlediği filmlerin birazcuk fazlaca etkisinde kalan michael bolton şarkının kalanıyla ekstra alakasız şekilde yazıp, söylemiştir.*
devamını gör...
sigmund freud
en baba kitabı olan totem und tabu genellikle freud seti olarak satılan setlerde es geçiliyor. çok üzülüyorum.
devamını gör...
sigmund freud
kim ne derse desin, ayak fetişi konusunda haksızdır.
devamını gör...
haldun dormen
hakikaten bu büyüğümüzün yoldaşı olsa olsa ışık olur. zira adam yürüyen beyaz türk idi. öyle ferhan şensoy gibi hafif külhani, hafif küfürbaz mekteb-i sultani fırlaması değil bildiği meşhur (bkz: şapka ertekin) gibi beyaz türktü. zaten cumhuriyetin erken döneminde seküler ve batıya açık olabilmeyi bilmiş bir ailenin oğlu olduğu gibi bir de mardin ailesine damat olması, (bkz: betül mardin)gibi variyetli ve akıllı bir iş kadınıyla evlenmesi, ona tasasız bir hayat ve her açıdan tek meşgalesi olan tiyatroyla ilgilenme lüksünü verdi.
tabi haldun dormen bende hep hafiften bir kıllanma hissi uyandırmıştır. monşerlikse o bizde de var ama işte hannibal filminde dendiği gibi, böyle bir zarafet, ince zevkler, çay partileri. zaten dilinin kemiği olmayan rahmetli ünlülerimizden (bkz: kuzey vargın), salih güney'i bıçaklama hikayesini anlatırken, ''haldun abisi tiyatroda onu kanatları altına almıştı, o da abisini pış pışlıyordu'' diyerek şüphelerimi daha da arttırmıştı. avam kesimin kendisini ''dadı'' dizisinde tanıması da ilginçtir. zira dormen'in hayatı boyunca tüm himmeti ve emeği tiyatro üzerine oldu. 90 yaşındayken kendi yazdığı ve kürtçe'ye çevrilen bir oyununun birkaç provasını yönetmek için davet edildiği diyarbakır'da görmüştüm. zıpkın gibi ayaktaydı. uzun ve tasasız yaşadı.
tabi haldun dormen bende hep hafiften bir kıllanma hissi uyandırmıştır. monşerlikse o bizde de var ama işte hannibal filminde dendiği gibi, böyle bir zarafet, ince zevkler, çay partileri. zaten dilinin kemiği olmayan rahmetli ünlülerimizden (bkz: kuzey vargın), salih güney'i bıçaklama hikayesini anlatırken, ''haldun abisi tiyatroda onu kanatları altına almıştı, o da abisini pış pışlıyordu'' diyerek şüphelerimi daha da arttırmıştı. avam kesimin kendisini ''dadı'' dizisinde tanıması da ilginçtir. zira dormen'in hayatı boyunca tüm himmeti ve emeği tiyatro üzerine oldu. 90 yaşındayken kendi yazdığı ve kürtçe'ye çevrilen bir oyununun birkaç provasını yönetmek için davet edildiği diyarbakır'da görmüştüm. zıpkın gibi ayaktaydı. uzun ve tasasız yaşadı.
devamını gör...
haldun dormen
ne kadar tiyatro duayeni bilinse de, türk sinemasına spesifik ve değerli katkılarda bulunmuştur. dormen tiyatrosu ile de birçok oyuncu yetiştirmiş ve ekol yaratmıştır. müzikalleri türkiye’ye sevdiren adamdır. ırma de louce’ye bakınmanızı tavsiye ederim.
allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın.
allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın.
devamını gör...
sigmund freud
psikoloji öğrencilerinin 1. sınıfta eleştirdiği, 4. sınıfta hak verdiği kişi. *
devamını gör...
