zaman tüneli
aşırı derecede asabi bir insan olmak
itiraf edeyim, özel hayatımda bunlardan biri de benim.
devamını gör...
coherence
gerçekliğin kırılması ve paralel evrenler konusunu muazzam işleyen, kafa yakıcı filmlerde top 5’imde olan harika film. insanı düşünmeye zorlayan filmleri seviyorum. düşük bütçeli ve neredeyse tek mekanda çekilmiş bir filme göre insanın üzerinde “nooluyo lan” hissiyatını çok güzel bırakıyor. bir de triangle filmi var aynı kulvardan. bende başa başlar. bu filmi sevdiyseniz ona da eminim bayılırsınız.
devamını gör...
bakanlık yapmanın aslında çok kolay olması
bilhassa ekonomi bakanlığı çok kolay geldi bana
2 haftaya kıvırırım gibime geliyor
ekonomi bakanıysan her şeye zam yap bitti gitti
sağlık bakanıysan her yere özel hastane aç, doktor dövdür bitti gitti
eğitim bakanıysan sistem dene, olmadı değiştirmek çok kolay bitti gitti
zaten bunların alt kurumları falan var sen ol diyosun oluyo
kıyak iş valla
2 haftaya kıvırırım gibime geliyor
ekonomi bakanıysan her şeye zam yap bitti gitti
sağlık bakanıysan her yere özel hastane aç, doktor dövdür bitti gitti
eğitim bakanıysan sistem dene, olmadı değiştirmek çok kolay bitti gitti
zaten bunların alt kurumları falan var sen ol diyosun oluyo
kıyak iş valla
devamını gör...
aşırı derecede asabi bir insan olmak
aptallıkla doğru orantılıdır.
devamını gör...
avamfiriblik
halkın hoşuna gidecek şekilde hareket etme.
mesela ittihad ve terakki aleyhindeki hucumlarin şiddetlendiğini görünce, hemen muhederat ı islamiyenin açık saçık gezmemeleri için emir çıkarır ve halkın gözüne girmek için gazetelerde yayinlatirdi.
çık sokağa sor kimse bilmez...
mesela ittihad ve terakki aleyhindeki hucumlarin şiddetlendiğini görünce, hemen muhederat ı islamiyenin açık saçık gezmemeleri için emir çıkarır ve halkın gözüne girmek için gazetelerde yayinlatirdi.
çık sokağa sor kimse bilmez...
devamını gör...
urfalı neandertallerin meydan kavgası
bu başlığı açtım ve urfalılar beni linçleyebilir ama bu platformda onlardan pek yok diye düşünüyorum. medeniyetin asla uğramayacağını oraya gidince gözümle görmüştüm. adamın kafasına kürekle vurmak nedir ya ???
devamını gör...
aşırı derecede asabi bir insan olmak
bunların bir diğer özelliği de kahkaha atarak gülmeleriymiş. çevremdeki aşırı derecede asabi adamlara bakıyorum da harbiden de ayı gibi kahkaha atıyorlar.
devamını gör...
seyahat edin sıhhat bulun
parayı verin seyahat bulun..
devamını gör...
kaliteli taklit abur cuburlar
master potato var pringles kadar olmasa da yokluğunda gideri var.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
hiçbir şeyi sabit bir fikirle desteklememek gerekiyor. dün karşı geldiğimiz bi durum bugün bize normal gelebilir. yaşadıklarımız, fikirlerimizin ve düşüncelerimizin şekillenmesinde çok büyük rol oynuyor.
devamını gör...
yurtiçi seyahat harcı
şehirler arası seyahat edenlerden alınması gereken harç
yok öyle bedavadan gezmek
sayın bakanım gör beni
(bkz: ben ekonomistim)
yok öyle bedavadan gezmek
sayın bakanım gör beni
(bkz: ben ekonomistim)
devamını gör...
seyahat edin sıhhat bulun
devamını gör...
reg park
1928 yorkshire doğumlu ingiliz body building şampiyonu. 1951, 1958 ve 1964'te üç kez mr. universe'ü kazanmıştır. arnold schwarzenneger'in rol modeli ve body building'e başlama sebebi sinemada reg park'ın rol aldığı bir amerikan filminden etkilenmesidir. henüz 15 yaşındayken reg park gibi vücut geliştirme şampiyonu olup abd'ye gideceğim ve orada sinemada bir yer edineceğim şeklinde kendisine hedef koymuştıur. daha sonra tanışmışlar, reg park, arnod'a hem mentörlük hem de manevi rehberlik yapmıştır. vücut yapısı olarak neredeyse birbirlerinin kopyasıdırlar. kısacası reg park, arnold'dan önceki arnold'dur.


devamını gör...
kafan güzelmiş canım güle güle kullan
sözlüğe foti.sini atıp da bir kaç hemcinsinden fazla like alınca nasıl çıkardım vurdum ama masaya havasına girenler için kullandığım tarife.
foti atılmasına karşı değilim bireysel karar saygı duyarım oyumu da cömertce basarım hatta...
ancak o sen değilsin ya yani güzelsin belki ama sözlük kadar güzelsin işte, yok eğer bu kafadaysan şansını insta da denesene hadi.
foti atılmasına karşı değilim bireysel karar saygı duyarım oyumu da cömertce basarım hatta...
ancak o sen değilsin ya yani güzelsin belki ama sözlük kadar güzelsin işte, yok eğer bu kafadaysan şansını insta da denesene hadi.
devamını gör...
ingiltere
bir zamanlar basit özgürlükler konusunda abd ile aynı düzeydeydi. 21. yy'da ayrı bir yola saptı.
şuradaki videoyu hazırlayan aktivistler, "kardeşim ben britanya'nın kitlesel deportları uygulamaya başlamasını istiyorum, yanlışsam bunu yana açıkla" etkinliği düzenliyorlar. birisi masaya oturuyor, masa karşısındaki platforma çıkanlar da mikrofonu kullanıp görüşlerini belirtiyor. tam olarak klasik anglo-sakson ifade özgürlüğü geleneğine uygun.
kımıl zararlısının teki gelip masayı deviriyor. etkinliği düzenleyenler bu kişiyi yakalayıp polisin gelmesini beklerken civardaki ibibikler bu kişilere saldırıyorlar. bayağı fiziksel saldırı. gelen polisler de esas saldırganları kollayarak mağdurları suçlu görüyor hatta en sonunda güç kullanarak gözaltı uygulaması yapıyorlar. harika bir geri zekalılık göstergesi.
vaaz veren dindar bir hristiyan da müslümanlar rencide olmasın diye ters kelepçeyle gözaltına alınıyor. müslümanlar istediği gibi nefret saçıp suç işleyebiliyor bu arada.
bu hamas destekçisi sjw de britanya'daki sözde bir polis baskısından ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasından bahsediyor. konuşmayı da iran medyasından press tv'ye yapıyor. asafsfd
sonra vay efendim elon musk ve donald trump ırkçı ve ingiltere'yi aşağılıyor. aynen ırkçılardır aynen.
şuradaki videoyu hazırlayan aktivistler, "kardeşim ben britanya'nın kitlesel deportları uygulamaya başlamasını istiyorum, yanlışsam bunu yana açıkla" etkinliği düzenliyorlar. birisi masaya oturuyor, masa karşısındaki platforma çıkanlar da mikrofonu kullanıp görüşlerini belirtiyor. tam olarak klasik anglo-sakson ifade özgürlüğü geleneğine uygun.
kımıl zararlısının teki gelip masayı deviriyor. etkinliği düzenleyenler bu kişiyi yakalayıp polisin gelmesini beklerken civardaki ibibikler bu kişilere saldırıyorlar. bayağı fiziksel saldırı. gelen polisler de esas saldırganları kollayarak mağdurları suçlu görüyor hatta en sonunda güç kullanarak gözaltı uygulaması yapıyorlar. harika bir geri zekalılık göstergesi.
vaaz veren dindar bir hristiyan da müslümanlar rencide olmasın diye ters kelepçeyle gözaltına alınıyor. müslümanlar istediği gibi nefret saçıp suç işleyebiliyor bu arada.
bu hamas destekçisi sjw de britanya'daki sözde bir polis baskısından ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasından bahsediyor. konuşmayı da iran medyasından press tv'ye yapıyor. asafsfd
sonra vay efendim elon musk ve donald trump ırkçı ve ingiltere'yi aşağılıyor. aynen ırkçılardır aynen.
devamını gör...
türk usulü pazar simülasyonu
pazar sabahı saat 11.30... gözümü açtığımda kendimi bir iç mimarlık dergisinden fırlamış gibi değil, daha çok pavyon baskınından sağ çıkmış gibi hissediyorum. yatağın içinde şöyle bir doğrulayım diyorum, hoop, bizim 5 kiloluk tüy torbası tarçın sağ bacağımın üzerine mülk kurmuş. kımıldasam "yavaş ol şampiyon, tapusu bende" der gibi yüzüme bakıyor. tarçın’daki bu özgüvenin yarısı bende olsa şu an holding yönetiyor olurdum, ama ben sadece kum temizleyip mama sponsoru olan bir garibanım.
zorlukla yataktan kazınıp koridora çıkıyorum, ilk durak, evimizin ergen kontenjanından oğluşumun odası. içerisi tam bir "biyolojik silah" laboratuvarı gibi kokuyor. kapıyı aralıyorum, beyefendi uyku tulumuna sarılmış koza evresinde. "oğlum kalk kahvaltı yapacağız," diyorum; gelen cevap: 'anneee, valorant’ta tam adamı vuracakken ping 500 oldu ya! karakter duvara kafa atıyor, senin yüzünden gümüş ligine düştüm!' ulan daha gözünü açmamışsın, sanki cephede vatan savunuyorsun. 'kalk,' diyorum, 'yoksa o modemi camdan aşağı fırlatırım, pingi o zaman görürsün. senin o karakterin duvara kafa atıyorsa, ben de şimdi senin odanın kapısına kafa atacağım!'"
salona geçiyorum, asıl manzara orada. bizim büyük kız masaya çökmüş, etrafı deneme sınavları, fosforlu kalemler ve yarısı yenmiş bir poğaça ile savaş alanına dönmüş. sosyal medyada elalem "pazar modu" diye ayak parmağı paylaşıyor, benimki ise "anne bu organik kimyanın allah belasını versin, bu karbonlar neden her yere bağlanıyor?" diye isyan çıkarıyor. gözaltları olmuş mor menekşe, kafada bir topuz var ki sanırsın anten, uzaydan sinyal alacak. "kızım azıcık ara ver, beynin jant kapattı" diyorum, o ise "anne ne arası, ayt mat limit bekliyor, türev bekliyor, ben bittim!" diye sızlanıyor.
mutfağa geçip ocağa cezveyi koyuyorum. işte o an... kahve kokusu gelince kendimi biraz insan gibi hissetmeye başlıyorum. "umut fakirin ekmeğidir" derler ama biz türk kadınları için umut, o ilk yudum kahvenin boğazdan geçtiği o kutsal andır. balkondaki saksılara bakıyorum, geçen hafta "sizi saraylarda yaşatacağım" diye aldığım çiçekler, şu an bana "bacım bizi buraya ölmeye mi getirdin?" der gibi boyun bükmüş. hemen birer maşrapa su döküp "hadi aslanlarım, pazar pazar baygınlık geçirmeyin, bakın ablanız içerde parabol çözüyor, siz de biraz dik durun," diye gaz veriyorum.
derken mutfakta asıl şenlik başlıyor. oğlum mutfağa girip "yumurta neden sucuklu değil, biz bu evin üvey evladı mıyız?" diye tribe giriyor. kızım elinde test kitabıyla gelip "şu çaydanlığı bana verin, ısı transferi çalışırken lazım olur," diye saçmalıyor. tarçın ise mutfak tezgahının altında "bir parça kaşar düşse de yolumu bulsam" diye pusuya yatmış. bir an durup bu curcunaya bakıyorum, dökülen kırıntılar, havada uçuşan ders notları ve "anne çay nerde?" nidaları...
içimden bir "la havle" çekiyorum ama bir yandan da sırıtıyorum. işte bizim hayatımız bu, ne bir eksik ne bir fazla. umut dediğin şey, kızımın o sınava girip kurtulması, oğlumun internet kablosuyla bağını kesip gerçek hayata dönmesi ve benim şu kahveden aldığım son huzurlu yudum. yarın pazartesi olması kimin umurunda..? elimizde çayımız, yanımızda bu deliler ordusu varken bize karada ölüm yok. şimdi çocuklara "yeter be, dökülün içeri sofrayı kurun, babanızı da uyandırın!" diye çemkirmeden önceki o son saniyemin tadını çıkarıyorum.
zorlukla yataktan kazınıp koridora çıkıyorum, ilk durak, evimizin ergen kontenjanından oğluşumun odası. içerisi tam bir "biyolojik silah" laboratuvarı gibi kokuyor. kapıyı aralıyorum, beyefendi uyku tulumuna sarılmış koza evresinde. "oğlum kalk kahvaltı yapacağız," diyorum; gelen cevap: 'anneee, valorant’ta tam adamı vuracakken ping 500 oldu ya! karakter duvara kafa atıyor, senin yüzünden gümüş ligine düştüm!' ulan daha gözünü açmamışsın, sanki cephede vatan savunuyorsun. 'kalk,' diyorum, 'yoksa o modemi camdan aşağı fırlatırım, pingi o zaman görürsün. senin o karakterin duvara kafa atıyorsa, ben de şimdi senin odanın kapısına kafa atacağım!'"
salona geçiyorum, asıl manzara orada. bizim büyük kız masaya çökmüş, etrafı deneme sınavları, fosforlu kalemler ve yarısı yenmiş bir poğaça ile savaş alanına dönmüş. sosyal medyada elalem "pazar modu" diye ayak parmağı paylaşıyor, benimki ise "anne bu organik kimyanın allah belasını versin, bu karbonlar neden her yere bağlanıyor?" diye isyan çıkarıyor. gözaltları olmuş mor menekşe, kafada bir topuz var ki sanırsın anten, uzaydan sinyal alacak. "kızım azıcık ara ver, beynin jant kapattı" diyorum, o ise "anne ne arası, ayt mat limit bekliyor, türev bekliyor, ben bittim!" diye sızlanıyor.
mutfağa geçip ocağa cezveyi koyuyorum. işte o an... kahve kokusu gelince kendimi biraz insan gibi hissetmeye başlıyorum. "umut fakirin ekmeğidir" derler ama biz türk kadınları için umut, o ilk yudum kahvenin boğazdan geçtiği o kutsal andır. balkondaki saksılara bakıyorum, geçen hafta "sizi saraylarda yaşatacağım" diye aldığım çiçekler, şu an bana "bacım bizi buraya ölmeye mi getirdin?" der gibi boyun bükmüş. hemen birer maşrapa su döküp "hadi aslanlarım, pazar pazar baygınlık geçirmeyin, bakın ablanız içerde parabol çözüyor, siz de biraz dik durun," diye gaz veriyorum.
derken mutfakta asıl şenlik başlıyor. oğlum mutfağa girip "yumurta neden sucuklu değil, biz bu evin üvey evladı mıyız?" diye tribe giriyor. kızım elinde test kitabıyla gelip "şu çaydanlığı bana verin, ısı transferi çalışırken lazım olur," diye saçmalıyor. tarçın ise mutfak tezgahının altında "bir parça kaşar düşse de yolumu bulsam" diye pusuya yatmış. bir an durup bu curcunaya bakıyorum, dökülen kırıntılar, havada uçuşan ders notları ve "anne çay nerde?" nidaları...
içimden bir "la havle" çekiyorum ama bir yandan da sırıtıyorum. işte bizim hayatımız bu, ne bir eksik ne bir fazla. umut dediğin şey, kızımın o sınava girip kurtulması, oğlumun internet kablosuyla bağını kesip gerçek hayata dönmesi ve benim şu kahveden aldığım son huzurlu yudum. yarın pazartesi olması kimin umurunda..? elimizde çayımız, yanımızda bu deliler ordusu varken bize karada ölüm yok. şimdi çocuklara "yeter be, dökülün içeri sofrayı kurun, babanızı da uyandırın!" diye çemkirmeden önceki o son saniyemin tadını çıkarıyorum.
devamını gör...
aşırı derecede asabi bir insan olmak
yanına yöresine yanaşmamak lazım, ateşi sizi de yakar.
devamını gör...
kaliteli taklit abur cuburlar
bimin biskrem benzeri ürünü. tazesine denk gelirseniz 1 paket bile yetmez.
devamını gör...
hristiyanismail hepinizi seviyor (yazar)
#3872304
bak sevgili kardeşim daha önce de dediğim gibi nickaltı konusunda söyleyecek hiçbir lafım yok tamamen onun tutarsızlığı hatta böyle iki defa dile getirmiş hem kendi nickinin altında hem de nick altı başlığında onu görünce özellikle "yaklaşık bir senedir yok diye kendini ne sanıyor bu" diye içimden geçirdim zaten bu kadar böyle söyleyip de işine gelmeyen bir şey olunca "nick altı başlıklarını görmüyorum değil" demesi de acayip tutarsız yani kendisini sevmemek için başka bir sebep bu da. bu konularda aynı kafadayız ama ben vefadan değil doğruluktan yana biriyim yani trevor konusunda bu konuşmaya bile o kadar değmeyecek bu kişinin bir suçu yok yani iki sene yoksun anlıyorum da durumu bilip biraz yazmanı rica ediyorum. sonuçta meja onu motive edip de bana fake hesap açtırmadı.
edit: galileo lafına koptum harbiden neredeyse onun torunuyum diyecek. gerçekten ne iş yapıyor da bu boktan dönemde işsiz kalmış erkeklere dil uzatıyo o konu hakkında da hiç fikrim yok.
bak sevgili kardeşim daha önce de dediğim gibi nickaltı konusunda söyleyecek hiçbir lafım yok tamamen onun tutarsızlığı hatta böyle iki defa dile getirmiş hem kendi nickinin altında hem de nick altı başlığında onu görünce özellikle "yaklaşık bir senedir yok diye kendini ne sanıyor bu" diye içimden geçirdim zaten bu kadar böyle söyleyip de işine gelmeyen bir şey olunca "nick altı başlıklarını görmüyorum değil" demesi de acayip tutarsız yani kendisini sevmemek için başka bir sebep bu da. bu konularda aynı kafadayız ama ben vefadan değil doğruluktan yana biriyim yani trevor konusunda bu konuşmaya bile o kadar değmeyecek bu kişinin bir suçu yok yani iki sene yoksun anlıyorum da durumu bilip biraz yazmanı rica ediyorum. sonuçta meja onu motive edip de bana fake hesap açtırmadı.
edit: galileo lafına koptum harbiden neredeyse onun torunuyum diyecek. gerçekten ne iş yapıyor da bu boktan dönemde işsiz kalmış erkeklere dil uzatıyo o konu hakkında da hiç fikrim yok.
devamını gör...
insana ağır gelen şeyler
çaresizlik. ne yapacağını bilememek, elin kolun bağlı hissetmek.
devamını gör...
