zaman tüneli
sabah kalkıyorsun yıl 1980 olmuş
içinde vitamin olarak bulunduğum portakalı babamın yemesini bekliyor olurdum.
devamını gör...
en sevdiğin kişinin en sevdiği olmamak
iyi yönden bakarsak bizim de sevgimizi gözden geçirmemize sebep olacaktır. hayatta her insanın bir yeri vardır. kimisi çok yakınındadır ama sen uzaktakini daha çok düşünürsün çünkü kalbin mesafe tanımaz. dönem dönem birilerine daha çok içinde ve aklında yer veririsin. ben insanın en çok sevdiği gibi bir kalıba inanmam. kan bağın olan insanları seversin. bir anne çocuğunu sever. bir kız babasını sever. bu sevgi kalıcıdır ama zaman zaman derecesi aradaki ilişkiye göre değişir. bu hayatta kime en sevdiğimiz diyorsak onda bir hayal kırıklığı mutlaka yaşıyoruz. herkesi sevelim ama herkesi konumuna, yakınlığına göre değerlendirelim. kimseyi kimsenin önüne koyup üste çıkarmayalım. her ilişkinin sevgisi kendine özgüdür. bir arkadaş, bir yakın akraba, bir eş ya da askerlik arkadaşının sevgisi birbirinden farklıdır. bence aşırı sevgiyi kendinden uzaklaştırmış bir insan bu konuda dengeyi rahatlıkla sağlar. ortalama bir sevgi ve bağlılık çok daha sağlıklıdır.
devamını gör...
bayan öğretmenden çok temiz sakso
espri ile terbiyesizlik arasındaki o hayvan gibi kalın çizgiyi aşmamalı insan. yani en azından ben böyle düşünüyorum.
devamını gör...
bayan öğretmenden çok temiz sakso
bunu okuyan mod kör oldu.
devamını gör...
kırık ayna
" onunla sevinir, üzülür,
ölür ve dirilirim. "
1926/ 2013 yılları arasında yaşayan türk şair, yazar ve çevirmen sedat umran imzalı 64 sayfalık eser; eşya şairi olarak da anılan şairin bu kitabını 2000 yılında yayımladığı bilinmektedir.
kitabın alt başlığı ise aşk şiirleri olarak belirtilmiştir.
sedat umran'dan okuduğum ilk kitap bu oldu, şiiri o kadar özgün ve etkiliydi ki, diğer kitaplarını da okuma gereği duymaya başladım.
kitabımızda aşk şiirleri yer alıyor olsa da şair aşkı yalnızca büyüleyici bir duygu olarak yansıtmıyor, kırık ayna misâli, kırıklığını da, aşkın yokluğunda yaşanılan duyguları da derinden hissettiriyor.
âşık olduğu insanı hayatının ve vâroluşunun merkezine koyduğunu düşündürüyor, ki bu benim için etkileyiciydi, zaten aşk da böyle bir şeydir, âşık olduğun insanı kendinden bile daha çok sevmek, onu tanıdıktan sonra vâroluşunun eskisi gibi olamaması değil midir aşk denilen?
âşık olduğu insanı yüceltme isteği duyduğunu hissettiren şiirlerdi bazıları,
onun gülüşüyle dünyanın aydınlanması, onun varlığıyla yaşamının anlam kazanması, onu her şeyden daha ileriye koymak, bazı şiirlerin hissettirdiği duygulardan ve işlediği temalardandı denilebilir.
daha sonraki şiirlerde ise şair keskin bir dönüş yapıyor, aşk yerini yalnızlığa, anılar ise yerini boşluğa bırakıyor, varlıklar ise yokluğa dönüşüyor.
şairin aşkın bu iki keskin hâlini yansıtma biçimi bence çok iyiydi.
seçtiğim dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

o daha yazamadığım yepyeni bir şiirdi
ona ulaşmam için kendimi aşmam gerek üzüntümü karalayan renkli bir tebeşirdi.
gülüşü aydınlatırdı
varlığımın en kuytu köşelerini
bilemezdim hayal mi ya da gerçek?
sözcükler değiştirdi tüm içeriklerini
avizem ışığını bakışlarından aldı.
beni sana bağlayan
o tatlı gülüşündür
benim için yaşamak
bundan sonra hep dündür.
adresimi yitirdim,
sen oldun son durağım!
her ayrılışta senden bir şey götürüyorum.
gözlerin bazen volkan, bazen sıfır eksidir.
yaşarım aynı anda değişen dört mevsimi
bu kararsızlık yoksa yüreğinin sesi mi?
onun elini tutmak hem kolay
hem de çok zor.
sevmek ya da sevmemek,
her biri faciadır.
bir gün işitirsen öldüğümü
istemem yokluğum seni incitsin.
onunla sevinir, üzülür, ölür ve dirilirim.
senin olmadığın yerde
ah artık ben de yokum.
rehin bırakmadın giderken
bir gölgeni bile.
yıldırımların bende düşer
dehşeti bende kalır.
şaşar kalırım
bu gidişten sağ çıkmışlığıma...
ölür ve dirilirim. "
1926/ 2013 yılları arasında yaşayan türk şair, yazar ve çevirmen sedat umran imzalı 64 sayfalık eser; eşya şairi olarak da anılan şairin bu kitabını 2000 yılında yayımladığı bilinmektedir.
kitabın alt başlığı ise aşk şiirleri olarak belirtilmiştir.
sedat umran'dan okuduğum ilk kitap bu oldu, şiiri o kadar özgün ve etkiliydi ki, diğer kitaplarını da okuma gereği duymaya başladım.
kitabımızda aşk şiirleri yer alıyor olsa da şair aşkı yalnızca büyüleyici bir duygu olarak yansıtmıyor, kırık ayna misâli, kırıklığını da, aşkın yokluğunda yaşanılan duyguları da derinden hissettiriyor.
âşık olduğu insanı hayatının ve vâroluşunun merkezine koyduğunu düşündürüyor, ki bu benim için etkileyiciydi, zaten aşk da böyle bir şeydir, âşık olduğun insanı kendinden bile daha çok sevmek, onu tanıdıktan sonra vâroluşunun eskisi gibi olamaması değil midir aşk denilen?
âşık olduğu insanı yüceltme isteği duyduğunu hissettiren şiirlerdi bazıları,
onun gülüşüyle dünyanın aydınlanması, onun varlığıyla yaşamının anlam kazanması, onu her şeyden daha ileriye koymak, bazı şiirlerin hissettirdiği duygulardan ve işlediği temalardandı denilebilir.
daha sonraki şiirlerde ise şair keskin bir dönüş yapıyor, aşk yerini yalnızlığa, anılar ise yerini boşluğa bırakıyor, varlıklar ise yokluğa dönüşüyor.
şairin aşkın bu iki keskin hâlini yansıtma biçimi bence çok iyiydi.
seçtiğim dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

o daha yazamadığım yepyeni bir şiirdi
ona ulaşmam için kendimi aşmam gerek üzüntümü karalayan renkli bir tebeşirdi.
gülüşü aydınlatırdı
varlığımın en kuytu köşelerini
bilemezdim hayal mi ya da gerçek?
sözcükler değiştirdi tüm içeriklerini
avizem ışığını bakışlarından aldı.
beni sana bağlayan
o tatlı gülüşündür
benim için yaşamak
bundan sonra hep dündür.
adresimi yitirdim,
sen oldun son durağım!
her ayrılışta senden bir şey götürüyorum.
gözlerin bazen volkan, bazen sıfır eksidir.
yaşarım aynı anda değişen dört mevsimi
bu kararsızlık yoksa yüreğinin sesi mi?
onun elini tutmak hem kolay
hem de çok zor.
sevmek ya da sevmemek,
her biri faciadır.
bir gün işitirsen öldüğümü
istemem yokluğum seni incitsin.
onunla sevinir, üzülür, ölür ve dirilirim.
senin olmadığın yerde
ah artık ben de yokum.
rehin bırakmadın giderken
bir gölgeni bile.
yıldırımların bende düşer
dehşeti bende kalır.
şaşar kalırım
bu gidişten sağ çıkmışlığıma...
devamını gör...
sevgi mutluluk getirir mi sorunsalı
mutluluğu neyin getirip neyin götüreceği belli olmaz ama yaşamak istediğiniz hayatın ön koşulu mutluluk değildir. mutluluk, ya-şa-ya-bil-me-nin bir göstergesi değildir. akıl hastaları da mütemadiyen mutlu olurlar, seri katiller, mahkumlar, yalnız ve kibirli kişiler vs..
insanın iyi bir yaşam sürmesinin bilimsel ölçütleri ile düşünsel ölçütleri birbirlerini sürekli olarak karşılamazlar. ve. bir anda bir açığınızı yakalayan hezimet sizi çöküşe götürür. varlıklı, sağlıklı bir hayatın başarılar ile sevişen üyesiyken, ölüverirsiniz. (ya da ne bileyim katatonik bir kişliğe falan dönüşebilirisniz.)
mutluluk sorunu kavramsal bir sorundur. insanlar genel olarak, mutluluğun işlevi üzerine herhangi bir düşünceye sahip değildirler..
yaşamın amacı,
insan yaşamının gelebileceği nokta (amaç açısından),
insan ihtiyaçları ve varoluşun ilkeleri,
hala tartışılmaktadır.
bilimsel bir sonuç elde edilemezken, bir çok felsefi görüş mevcuttur..
insanın iyi bir yaşam sürmesinin bilimsel ölçütleri ile düşünsel ölçütleri birbirlerini sürekli olarak karşılamazlar. ve. bir anda bir açığınızı yakalayan hezimet sizi çöküşe götürür. varlıklı, sağlıklı bir hayatın başarılar ile sevişen üyesiyken, ölüverirsiniz. (ya da ne bileyim katatonik bir kişliğe falan dönüşebilirisniz.)
mutluluk sorunu kavramsal bir sorundur. insanlar genel olarak, mutluluğun işlevi üzerine herhangi bir düşünceye sahip değildirler..
yaşamın amacı,
insan yaşamının gelebileceği nokta (amaç açısından),
insan ihtiyaçları ve varoluşun ilkeleri,
hala tartışılmaktadır.
bilimsel bir sonuç elde edilemezken, bir çok felsefi görüş mevcuttur..
devamını gör...
erken yaşta evlenmek
yapılması gereken. bir yerden sonra gözünün üstünde kaşı var deyip eliyor ya da konfor alanına fazla alışıyorsunuz.
ya da geç evliliğin bir getirisi olarak kucağında köpek gezdiren bir kadin ve hippi tarzı hayat.
evlenecekseniz erken yaşta olması avantajdır. hiç öyle bir düşünceniz yoksa ona zaten bir şey diyemem.
ya da geç evliliğin bir getirisi olarak kucağında köpek gezdiren bir kadin ve hippi tarzı hayat.
evlenecekseniz erken yaşta olması avantajdır. hiç öyle bir düşünceniz yoksa ona zaten bir şey diyemem.
devamını gör...
öğretmen fetişizmi
lisedeki çok güzel bayan öğretmenlerimden dolayı bende olan fetişizm.
devamını gör...
bayan öğretmenden çok temiz sakso
off hem de bayan öğretmenden...
öğretmenlerimden birinin bana yapmasını çok isterdim.
öğretmenlerimden birinin bana yapmasını çok isterdim.
devamını gör...
evini temiz tut misafir gelir kendini temiz tut ölüm gelir
o yüzden düzenli olarak gusül abdesti alınmalıdır.
ben ateist olmama rağmen gusülsüz gezmiyorum.
ben ateist olmama rağmen gusülsüz gezmiyorum.
devamını gör...
yunus emre teke tek programına çıksaydı ne olurdu sorunsalı
1. ses kaydı: 60’larda ankara’da meşhur ruh çağırma seansları olurdu. kayıt gerçek.. içeriği kolpa olsun olmasın.
2. yunus emre ve benzeri figürler hiç de öyle naif falan insanlar değildi, bana göre.. yunus emre 1240-1320 arasında yaşamış, moğol istilasını iliklerine kadar hissetmiş, her türlü asayiş bozukluğuyla yüz yüze gelmiş. sadece o da değil, bu ve benzeri insanların çoğu ya kalenderi ya da babai meşrebine yakın ve hepsi defalarca harp ya da insan katliamı gören kişiler, türlü türlü beylik savaşlarına şahit olmuşlar.
valla bana bir ihtimal, sorulardan sıkıldığı anda topuzu sunucunun kafasına geçirebilirmiş gibi geliyor.
ben soru soracak olsam zaten açılış olarak,
“ete kemiğe büründüm, yunus diye göründüm” beyitinde ete kemiğe bürünen tam olarak kimdir? eğer benim anladığım gibi bir şey kast ediliyorsa bizim tanrı’mızın loki’den, baal’den ne farkı kalıyor?
diye sorardım, o da sanırım net cevap vermek istemezdi.
2. yunus emre ve benzeri figürler hiç de öyle naif falan insanlar değildi, bana göre.. yunus emre 1240-1320 arasında yaşamış, moğol istilasını iliklerine kadar hissetmiş, her türlü asayiş bozukluğuyla yüz yüze gelmiş. sadece o da değil, bu ve benzeri insanların çoğu ya kalenderi ya da babai meşrebine yakın ve hepsi defalarca harp ya da insan katliamı gören kişiler, türlü türlü beylik savaşlarına şahit olmuşlar.
valla bana bir ihtimal, sorulardan sıkıldığı anda topuzu sunucunun kafasına geçirebilirmiş gibi geliyor.
ben soru soracak olsam zaten açılış olarak,
“ete kemiğe büründüm, yunus diye göründüm” beyitinde ete kemiğe bürünen tam olarak kimdir? eğer benim anladığım gibi bir şey kast ediliyorsa bizim tanrı’mızın loki’den, baal’den ne farkı kalıyor?
diye sorardım, o da sanırım net cevap vermek istemezdi.
devamını gör...
sözlük yazarlarının favori arcade oyunları
(bkz: yazarların favori atari oyunları) — atari'nin aslında bir marka/firma olduğunu biliyorum ama tdk'nin sözlüğü de bu tür oyunlara genel bağlamda atari dendiğini onayladığına göre bence o başlık geçerli.
devamını gör...
türkiye bir insan olsaydı nasıl olurdu sorunsalı
(bkz: batuhan karadeniz)
birinci sınıf yetenek nasıl heba edilir, zirveyi hayal ettiren bir herif ikinci lig takımlarında nasıl sürünür, bir kariyerin içine nasıl edilir, yasa dışı kumar yüzünden nasıl kırmızı bültenle aranır hale gelir?
birinci sınıf yetenek nasıl heba edilir, zirveyi hayal ettiren bir herif ikinci lig takımlarında nasıl sürünür, bir kariyerin içine nasıl edilir, yasa dışı kumar yüzünden nasıl kırmızı bültenle aranır hale gelir?
devamını gör...
lennie (yazar)
#3885254 kupanın verdiği güven
devamını gör...
victor hugo'nun hayata dair sözleri
''aşk; birisinin ulaşılmaz değerde olduğu düşüncesi ile sersemin teki olduğu kararı arasında geçen süredir.''
demiş.
demiş.
devamını gör...
en sevdiğin kişinin en sevdiği olmamak
iyi bir şeydir. denge adına iyi bir şeydir. doğrudan insan ilişkilerinde bir faydası olduğunu söyleyemeyiz bu durumun ama dolaylı insan etkileşimlerinin nimeti gibidir. bir insanın en sevdiğiniz olması nomral bir durum değildir. bu durum aşırı bir durumdur. sosyal ihtiyaçların dengeli bir şekilde yaşandığı bir ütopyada, en sevdiğiniz ya da en sevmediğiniz insan figürlerine yer olmazdı. birinin sevdiği olamamak da aşırı ve anormal bir durumdur. insanlar, sürekli içine düştükleri anormal ve aşırı durumları aşmaya çalışarak, birbirleri için yapabilecekleri şeyleri planlamalıdır. tabi insanlığı alt etmeleri gerekecektir bunu başarabilmeleri için. (kolay iş! boş zamanlarda yapılabilir..)
devamını gör...
erken yaşta evlenmek
sayılar sadece değerlerden ibaret bize erken bazılarına geç
devamını gör...


