zaman tüneli
ramazan pidesi
bugün onun için sıraya girdim. yaa pide, sen dünyanın en güzel hamurusun.
bir pide 60 lira olur mu yav. kahrolsun ekonomi.
bir pide 60 lira olur mu yav. kahrolsun ekonomi.
devamını gör...
narkoz etkisinde söylenen sözler
narkoz etkisinde bazıları kendini açar, bazıları filozof olur… ben mi..? ben sadece inlerim, biraz off çeker, oy anam derim o kadar.
demek ki narkoz bile “bu kadın zaten yeterince konuşuyor, sussun artık” diyor.
demek ki narkoz bile “bu kadın zaten yeterince konuşuyor, sussun artık” diyor.
devamını gör...
şampiyonlar ligi müziği
sevgili fenerliler hizmeti ayağınıza getirdim
artık siz de evde kendi şampiyonlar ligi müziğinizi yapabilirsiniz
alışkınsınız zaten kendiniz çalıp kendiniz oynamaya dkfkfj
buradan:
artık siz de evde kendi şampiyonlar ligi müziğinizi yapabilirsiniz
alışkınsınız zaten kendiniz çalıp kendiniz oynamaya dkfkfj
buradan:
devamını gör...
ona bir şarkı bırak
kendime bırakıyorum. bu gece buna içiyorum.
ey aşk!
ey aşk!
devamını gör...
vitor pereira
ya toppik kullanıyordu ve de saçını boyuyordu ya da herif 3 senede bildiğin çökmüş ya.
devamını gör...
into the night
2021'in sonlarında, standart bir haftalık tatilde keşfettiğim, belçika yapımı netflix dizisi.

öylesine netflix aboneliği almıştım, dedim bari bir şeyler izleyeyim. sıfır beklenti, sıfır reklam, tamamen tesadüfle bu diziye denk gelip izlemeye başlamıştım. müptelası olup çıktım ya bir gecede. şansıma da 2. sezon o sırada daha yeni gelmişti. ilk sezon zaten birkaç saat içinde aktı gitti derken, bir de 2. sezonu bitirerek bir gecede dizinin tamamını bitirmiştim. öyle bir sürükleyicilikten bahsediyorum. bitirdikten sonra çok garip bir boşluğa düşmüştüm yalan yok. çünkü 2. sezon inanılmaz bir yerde bitti. insanın ağzını açık bıraktı gerçekten. keşke devamı gelseydi dediğim nadir yabancı yapımlardandır into the night ama maalesef iptal edilmiş.
ortada muazzam bir sinematografi başarısı var. özellikle uçak içi sahneler, gecenin karanlığında geçen sahnelerin o ürpertici sessizliği, atmosferi falan aşırı iyi korunabilmiş. özellikle zaten dizinin uçak içi sahneleri ateş ediyor ateş. dikkat ediyorum, diziyi hep bu konuda topa tutmuşlar. neymiş efendim, gerçek uçaklarla zerre alakası yokmuş muş vs vs. ulan dangalak. bu dizi senin uçak fetişini azdırmak için mi çekildi sence? ortada görsel bir sanat var bir kere. saygı göstermeniz gereken yerde, habire bok atıp duruyorsunuz. neyse.


uçak kalkış iniş sahnelerinden tutun, kopitin eşsiz görselliğine kadar hemen hemen her şeye aşırı özen gösterilmiş. yani sinematografik tatminlik kesinlikle amacına ulaşmış. keza gece karanlığının verdiği o ıssızlığı muazzam bir şekilde yansıtabilmiş dizi.


dizinin konusuna gelirsek de, güneşte kozmik bir bozulma meydana geliyor. meydana gelen bu bozulma, güneşin manyetik yapısını tamamen bozarak tamamen elverişsiz hale getiriyor. böylelikle de güneş ışığı, yeryüzünde neye çarparsa çarpsın, çarptığı şeyi bir bir öldürüyor. buna insanlar da dahil. bunun farkına varan kıdemlı bir askeri personel olan terenzio karakteri, kendini tamamen güvenceye almak için havaalanından bir uçak kaçırıyor. kokpiti tamamen rehin alıp kokpittekilere ''sürekli batıya uçun'' emri veriyor. ilk başta tabi uçaktakiler ''noluyo laa'' deseler de, sonradan bu garip doğa olayını doğrulayıp terenzio ile iş birliği içerisine giriyorlar. sonra dizi tamamen ''hayatta kalma'' müceadelesine dönüyor. diziyi sürükleyici yapan şey de tam olarak bu. ne kadar muazzam bir konu. düşünsenize, güneş yüzünden ölmemek için uçağı sürekli karanlığa doğru uçuruyorsunuz. dizinin ismi de zaten bundan geliyor, ''karanlıklara doğru'' yaani, ''into the night''

sahneleri, oluşturulan bu eşsiz atmosferi övdük, biraz da dizinin kurgusunu övelim. dizinin kurgusu çok ama çok başarılı. zaten karakterler tek başına muazzam kaleme alınmışken, bir de bu karakterlere oldukça iyi bir kurguyla can vermek de bir tek into the night gibi bir diziye yakışırdı zaten. dizinin bölümlerinin başlarında, oluşturulan bu karakterlerin kişisel hayatlarından, bu doğa olayını yaşamadan önceki hayatlarından kesitler gösterilerek aşırı iyi bir kurgu başarısı yakalanmış. ve açıkça söyleyeyim, bu kurgu tekniğini şu ana kadar hiç bir dizide görmedim. evet bu tarz kesitleri hep görüyoruz dizilerde, ama istisnasız her bölüm başlarında değil. her bir bölümün hikayesi, her bir karakter üzerine yapılmış. can alıcı nokta da bu zaten.
senaryosu hakkında fazla bir şey söylemek istemiyorum. maalesef bu tarafta bayağı sıkıntılar var. zaman zaman aşırı inişli çıkışlı deneyimler yaşatabiliyor. dizide bir çok bilimsel mantık hataları mevcutken, bu hataları manipüle edebilecek adımlar da maalesef atılmamış dizide. bir de zaman zaman fizik kurallarını %500 çiğneyen, asla ve asla anlamlandırılamayan sahneler ve olaylar da mevcut. misal teröristin uçağın arkasından silahla atteş edip, uçağın sağ camını patlatması gibi bir örnek verebilirim.
dizinin müzikleri de oldukça başarılı. hatta bir yabancı diziye göre gereğinden fazla başarılı. açıkça söyleyeyim, yabancı dizilerin müzikalite konusunda yerin dibinde olduğunu çok çok uzun zaman önce farketmiştim. hatta konusu ne olursa olsun, en tırt türk tv dizinin bile müziklerinin belli bir kalitenin üzerinde olduığunu biliyorum. o sebeple müzikleri konusunda da son derece tatmin edebilen bir dizi into night. özellikle elektronik müziğe yoğunlaşılmış. derin 808'ler (sub basslar), egzantrik dance davulları, bu davulları destekleyen cılız hat'ler, aşırı iyi şekilde kullanılan synthesizer falan filan, yok yok gerçekten. ayrıca bu müziklere sahnelere oldukça güzel yedirebilmişler. karakter temalı müzikler zaten dizide mevcutta, bir de bölüme ve sadece o ana özel müzikler var ki, işte o en sevdiğim benim. hepsi de cuk diye oturmuşlar gerçekten. özellikle ilk sezonun sonunda,
uzunca bir mücadelenin ardından sığınak buldukları
sahnede çalan müzik;
gerçekten sahneyle uyumunu tarif edemem sizlere.
keşke devam etseydi. dizinin 2. sezonu 1. sezonun tadını birebir elbette veremiyor ama, yine de gelişen olaylar insanı merak ettirmeye yetiyor da artıyor bile. özellikle 2. sezon öyle bir yerde bitti ki, tadı damağımda kaldı resmen. ve maalesef yarım kalan bir hikayeye sahip into the night. birçok olay havada kaldı. her neyse yapacak bir şey yok artık.
gerek sinematografik olarak, gerek konu ve hikaye olarak, gerek de eşsiz kurgusu sebebiyle sonuna kadar izlenmeyi hakeden bir dizi into the night senaryodaki mantık hataları ve uçak içi sahnelerde bir dizi topa tutulan hatalar ve mantıksızlıklar bir kenara konmalı, ve gerçekten ''sinema'' gözüyle izlenmeli. gerçek zevki o zaman alırsınız.
bonus:

öylesine netflix aboneliği almıştım, dedim bari bir şeyler izleyeyim. sıfır beklenti, sıfır reklam, tamamen tesadüfle bu diziye denk gelip izlemeye başlamıştım. müptelası olup çıktım ya bir gecede. şansıma da 2. sezon o sırada daha yeni gelmişti. ilk sezon zaten birkaç saat içinde aktı gitti derken, bir de 2. sezonu bitirerek bir gecede dizinin tamamını bitirmiştim. öyle bir sürükleyicilikten bahsediyorum. bitirdikten sonra çok garip bir boşluğa düşmüştüm yalan yok. çünkü 2. sezon inanılmaz bir yerde bitti. insanın ağzını açık bıraktı gerçekten. keşke devamı gelseydi dediğim nadir yabancı yapımlardandır into the night ama maalesef iptal edilmiş.
ortada muazzam bir sinematografi başarısı var. özellikle uçak içi sahneler, gecenin karanlığında geçen sahnelerin o ürpertici sessizliği, atmosferi falan aşırı iyi korunabilmiş. özellikle zaten dizinin uçak içi sahneleri ateş ediyor ateş. dikkat ediyorum, diziyi hep bu konuda topa tutmuşlar. neymiş efendim, gerçek uçaklarla zerre alakası yokmuş muş vs vs. ulan dangalak. bu dizi senin uçak fetişini azdırmak için mi çekildi sence? ortada görsel bir sanat var bir kere. saygı göstermeniz gereken yerde, habire bok atıp duruyorsunuz. neyse.


uçak kalkış iniş sahnelerinden tutun, kopitin eşsiz görselliğine kadar hemen hemen her şeye aşırı özen gösterilmiş. yani sinematografik tatminlik kesinlikle amacına ulaşmış. keza gece karanlığının verdiği o ıssızlığı muazzam bir şekilde yansıtabilmiş dizi.


dizinin konusuna gelirsek de, güneşte kozmik bir bozulma meydana geliyor. meydana gelen bu bozulma, güneşin manyetik yapısını tamamen bozarak tamamen elverişsiz hale getiriyor. böylelikle de güneş ışığı, yeryüzünde neye çarparsa çarpsın, çarptığı şeyi bir bir öldürüyor. buna insanlar da dahil. bunun farkına varan kıdemlı bir askeri personel olan terenzio karakteri, kendini tamamen güvenceye almak için havaalanından bir uçak kaçırıyor. kokpiti tamamen rehin alıp kokpittekilere ''sürekli batıya uçun'' emri veriyor. ilk başta tabi uçaktakiler ''noluyo laa'' deseler de, sonradan bu garip doğa olayını doğrulayıp terenzio ile iş birliği içerisine giriyorlar. sonra dizi tamamen ''hayatta kalma'' müceadelesine dönüyor. diziyi sürükleyici yapan şey de tam olarak bu. ne kadar muazzam bir konu. düşünsenize, güneş yüzünden ölmemek için uçağı sürekli karanlığa doğru uçuruyorsunuz. dizinin ismi de zaten bundan geliyor, ''karanlıklara doğru'' yaani, ''into the night''

sahneleri, oluşturulan bu eşsiz atmosferi övdük, biraz da dizinin kurgusunu övelim. dizinin kurgusu çok ama çok başarılı. zaten karakterler tek başına muazzam kaleme alınmışken, bir de bu karakterlere oldukça iyi bir kurguyla can vermek de bir tek into the night gibi bir diziye yakışırdı zaten. dizinin bölümlerinin başlarında, oluşturulan bu karakterlerin kişisel hayatlarından, bu doğa olayını yaşamadan önceki hayatlarından kesitler gösterilerek aşırı iyi bir kurgu başarısı yakalanmış. ve açıkça söyleyeyim, bu kurgu tekniğini şu ana kadar hiç bir dizide görmedim. evet bu tarz kesitleri hep görüyoruz dizilerde, ama istisnasız her bölüm başlarında değil. her bir bölümün hikayesi, her bir karakter üzerine yapılmış. can alıcı nokta da bu zaten.
senaryosu hakkında fazla bir şey söylemek istemiyorum. maalesef bu tarafta bayağı sıkıntılar var. zaman zaman aşırı inişli çıkışlı deneyimler yaşatabiliyor. dizide bir çok bilimsel mantık hataları mevcutken, bu hataları manipüle edebilecek adımlar da maalesef atılmamış dizide. bir de zaman zaman fizik kurallarını %500 çiğneyen, asla ve asla anlamlandırılamayan sahneler ve olaylar da mevcut. misal teröristin uçağın arkasından silahla atteş edip, uçağın sağ camını patlatması gibi bir örnek verebilirim.
dizinin müzikleri de oldukça başarılı. hatta bir yabancı diziye göre gereğinden fazla başarılı. açıkça söyleyeyim, yabancı dizilerin müzikalite konusunda yerin dibinde olduğunu çok çok uzun zaman önce farketmiştim. hatta konusu ne olursa olsun, en tırt türk tv dizinin bile müziklerinin belli bir kalitenin üzerinde olduığunu biliyorum. o sebeple müzikleri konusunda da son derece tatmin edebilen bir dizi into night. özellikle elektronik müziğe yoğunlaşılmış. derin 808'ler (sub basslar), egzantrik dance davulları, bu davulları destekleyen cılız hat'ler, aşırı iyi şekilde kullanılan synthesizer falan filan, yok yok gerçekten. ayrıca bu müziklere sahnelere oldukça güzel yedirebilmişler. karakter temalı müzikler zaten dizide mevcutta, bir de bölüme ve sadece o ana özel müzikler var ki, işte o en sevdiğim benim. hepsi de cuk diye oturmuşlar gerçekten. özellikle ilk sezonun sonunda,
uzunca bir mücadelenin ardından sığınak buldukları
sahnede çalan müzik;
gerçekten sahneyle uyumunu tarif edemem sizlere.
keşke devam etseydi. dizinin 2. sezonu 1. sezonun tadını birebir elbette veremiyor ama, yine de gelişen olaylar insanı merak ettirmeye yetiyor da artıyor bile. özellikle 2. sezon öyle bir yerde bitti ki, tadı damağımda kaldı resmen. ve maalesef yarım kalan bir hikayeye sahip into the night. birçok olay havada kaldı. her neyse yapacak bir şey yok artık.
gerek sinematografik olarak, gerek konu ve hikaye olarak, gerek de eşsiz kurgusu sebebiyle sonuna kadar izlenmeyi hakeden bir dizi into the night senaryodaki mantık hataları ve uçak içi sahnelerde bir dizi topa tutulan hatalar ve mantıksızlıklar bir kenara konmalı, ve gerçekten ''sinema'' gözüyle izlenmeli. gerçek zevki o zaman alırsınız.
bonus:
devamını gör...
çalıştıkça borcun artması
çalışıyorsun, kazanıyorsun, borç yine büyüyor. emeğin değeri sana değil, faize gidiyor. sistemin tekerleği dönüyor, sen hep başa.. çok can sıkıcı bir durum ama günümüz şartları insanları maalesef bu duruma itiyor.
devamını gör...
vitor pereira
eski takımlarına karşı oynadığı 15 maçın 11'ini kazanmış 4'ünde berabere kalmış. şimdi socrates dergi'den öğrendim.
çok enteresan bir istatistik. tebrikler.
çok enteresan bir istatistik. tebrikler.
devamını gör...
ona bir şarkı bırak
her kimsen sen, bu versiyon daha testisli. bunu dinle.
devamını gör...
narkoz etkisinde söylenen sözler
ben konusuyordum. doktor yorma kendini demişti gülerek. olur demiştim. gerisini hatırlamıyorum. ama bülbül gibi şakıyordum sanki. ağzım yamula yamula. senede toplasan 300 kelime ağzımdan çıkar çıkmaz. ama narkoz işi tehlikeli.
devamını gör...
insan
şüphelenen hayvandır
devamını gör...
ona bir şarkı bırak
buyursunlar
#3881311
#3881311
devamını gör...
insan
insan insan dedikleri
insan nedir şimdi bildim
can, can deyü söylerlerdi
ben can nedir şimdi bildim
(bkz: insan insan)
insan nedir şimdi bildim
can, can deyü söylerlerdi
ben can nedir şimdi bildim
(bkz: insan insan)
devamını gör...
itperest
hiçbir kimse sabah sporu yapan bir bayana,köpeksevar kullandıgı için taciz etme ve hakaret etme hakkına sahip degildir.bu konunun,köpeksavar kullanan ve hayvanlarla hiçbir problemi olmayan insanlara gelecegi belliydi.hayvan hakları gruplarının da artık bir öz eleştri süreci başlatması gerekiyor.ancak bunu yapacaklarını sanmıyorum.o halde eleştirdikleri kişilerden bir farkları kalıyor mu?
devamını gör...
milli parklarların imara açılması
sermayetapar partisi ülkeyi satmadan gitmeyecek. sermayenin gözü munzur'da. gözleriniz patlaya inşaallah. yiyemeden şişesiniz şehit ve yetim malını.
devamını gör...
fenerbahçe büyüklüğü
bir dal maydonoz büyüklüğü kadardır fjfjf
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
19 şubat 2026 fenerbahçe nottingham forest maçı
#3892117
nasıl planlar kankam? tedescom, "böyük oyunu gördü mü" yeğenim?
#3892125
şu entry'de bile galatasaray'a giydirmişsin aklınca. o da yok gerçi de neyse, onu alacak kafa da pek yok buradan. o yüzden sıkıntı da yok.
galatasaray ismiyle böyle çıldırın, tepinin, ağlayarak günlüklerinize, ergence tweetlerinize yazın.
galatasaray yüzünden orul orul can verin. ölüm sebebiniz bile galatasaray olsun. inanılmaz ciddiyim bak.
o derece kompleks yapın bizi. siz böyle kompleks yapınca emin olun, siz 10 adım geriye, biz 20 adım ileriye gidiyoruz. o yüzden lütfen böyle devam edin. sizi böyle görmek de orgazm kadar keyifli emin olun. matrix zamanı prime monica bellucci ile sevişmişe eşdeğer orgazm hem de. şu anki hâli bile olur, kadın o derece su gibi. elizabeth hurley de olur.
neyse, konudan sapıyoruz. kante denen arkadaş için bir de utanmadan "şahsıma" gitmiştiniz siz di mi lan? abi, en büyük eğlence harbiden fenerbahçe ya.
bir de bunu torreira ile kıyaslıyorlar falan. tamam kariyer daha üstün ancak zaman maalesef acımasız. torreira'nin ölüsü kante'den üstündür şu anda. torreira olgunluk vaktinde en az 4-5 sene daha taş gibi oynar.
tarihin en kötü juventusu falan diyenleriniz oldu. nottingham kendi liginde küme düşmemeye oynuyor hacı onu n'apcez?
ama abi, orası premier lig şimdi. serie a ile kıyaslama yav!
ulan fener kafalı, evet bambaşka bir kafanız var. psikolojiye yakında "fenerbahçeli kişilik bozukluğu" diye geçeceksiniz artık. tıbba bile hastalık kazandıracaksınız, öyle büyüksünüz işte...
neyse, liverpool nerenin takımı? ingiltere! yani, premier lig! güncel puan durumuna bir bakalım.

kaynak için ; arsiv.mackolik.com/Puan-Dur...
burada ne varmış! liverpool bize yenilmiş ya la!

arsiv.mackolik.com/Takim/30...
bu da tarihin en kötü liverpool geyiğini de döndürdünüz sizler o zaman.
kabul edin, siz "loser" bir kimliğe ve kültüre sahipsiniz.
kendinize bakmaktan çok galatasaray'a bakıyorsunuz. ancak bunu yapmaya devam edin, biz de yakında psg ve bayern münhin benzeri domestic bir dominasyon kuracağız zaten az kaldı. bu seneyi de şampiyonlukla tamamlarsak, siz iyiden iyiye şirazeyi kaybedersiniz.
zaten sürekli 2. olup bizden daha maliyetli transferlerle şampiyonlar ligine kalmadan ekonomik olarak da çok ayakta kalamazsınız. kalırsınız ama her sene kante tarzı transferleri artık yapmazsınız.
yabancı hakem diyordunuz, alın size yabancı hakem. penaltı, kırmızı kart, var ve hakem jokerleri olmayınca gerçekler bu işte.
neyse sizler fenerbahçeli kişilik bozukluğundan, bizler ise avrupa fatihi şanlı "winner" kültüründen devam.
türk futbolu için utanç gecesidir.
nasıl planlar kankam? tedescom, "böyük oyunu gördü mü" yeğenim?
#3892125
şu entry'de bile galatasaray'a giydirmişsin aklınca. o da yok gerçi de neyse, onu alacak kafa da pek yok buradan. o yüzden sıkıntı da yok.
galatasaray ismiyle böyle çıldırın, tepinin, ağlayarak günlüklerinize, ergence tweetlerinize yazın.
galatasaray yüzünden orul orul can verin. ölüm sebebiniz bile galatasaray olsun. inanılmaz ciddiyim bak.
o derece kompleks yapın bizi. siz böyle kompleks yapınca emin olun, siz 10 adım geriye, biz 20 adım ileriye gidiyoruz. o yüzden lütfen böyle devam edin. sizi böyle görmek de orgazm kadar keyifli emin olun. matrix zamanı prime monica bellucci ile sevişmişe eşdeğer orgazm hem de. şu anki hâli bile olur, kadın o derece su gibi. elizabeth hurley de olur.
neyse, konudan sapıyoruz. kante denen arkadaş için bir de utanmadan "şahsıma" gitmiştiniz siz di mi lan? abi, en büyük eğlence harbiden fenerbahçe ya.
bir de bunu torreira ile kıyaslıyorlar falan. tamam kariyer daha üstün ancak zaman maalesef acımasız. torreira'nin ölüsü kante'den üstündür şu anda. torreira olgunluk vaktinde en az 4-5 sene daha taş gibi oynar.
tarihin en kötü juventusu falan diyenleriniz oldu. nottingham kendi liginde küme düşmemeye oynuyor hacı onu n'apcez?
ama abi, orası premier lig şimdi. serie a ile kıyaslama yav!
ulan fener kafalı, evet bambaşka bir kafanız var. psikolojiye yakında "fenerbahçeli kişilik bozukluğu" diye geçeceksiniz artık. tıbba bile hastalık kazandıracaksınız, öyle büyüksünüz işte...
neyse, liverpool nerenin takımı? ingiltere! yani, premier lig! güncel puan durumuna bir bakalım.

kaynak için ; arsiv.mackolik.com/Puan-Dur...
burada ne varmış! liverpool bize yenilmiş ya la!

arsiv.mackolik.com/Takim/30...
bu da tarihin en kötü liverpool geyiğini de döndürdünüz sizler o zaman.
kabul edin, siz "loser" bir kimliğe ve kültüre sahipsiniz.
kendinize bakmaktan çok galatasaray'a bakıyorsunuz. ancak bunu yapmaya devam edin, biz de yakında psg ve bayern münhin benzeri domestic bir dominasyon kuracağız zaten az kaldı. bu seneyi de şampiyonlukla tamamlarsak, siz iyiden iyiye şirazeyi kaybedersiniz.
zaten sürekli 2. olup bizden daha maliyetli transferlerle şampiyonlar ligine kalmadan ekonomik olarak da çok ayakta kalamazsınız. kalırsınız ama her sene kante tarzı transferleri artık yapmazsınız.
yabancı hakem diyordunuz, alın size yabancı hakem. penaltı, kırmızı kart, var ve hakem jokerleri olmayınca gerçekler bu işte.
neyse sizler fenerbahçeli kişilik bozukluğundan, bizler ise avrupa fatihi şanlı "winner" kültüründen devam.
türk futbolu için utanç gecesidir.
devamını gör...
fenerbahçe
tarihin en güçlü nottingham forest‘ına karşı yenilmişlerdir
devamını gör...
n'golo kante
dünya liderinin işini gücünü bırakıp müdahil olduğu futbolcu şeysi..
elinin değdiği hangi iş iyi oldu ki bu olsun?
elinin değdiği hangi iş iyi oldu ki bu olsun?
devamını gör...