zaman tüneli
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
sağcı erkeklerin eş cinsel olmaya yatkın olması
(bkz: tesettür ederim rümeysa'cım)
devamını gör...
23 şubat 2026 fenerbahçe kasımpaşa maçı
nottingham maçındaki rezaletin üzerine hızır gibi yetişen maç. o yorgunlukla ve moralsizlikle çıkılacak en güzel maç kasımpaşa maçı olabilirdi. yorulmadan, birkaç farklı galibiyetle taraftarın gazını almak için biçilmiş kaftan bu maç.
sakatım ayaklarına yaran şikşik de bu maçta oynamaz, bakın oynamadı işte olur. nasılsa risksiz maç.
ilk yarım saatte 3-0 falan olur muhtemelen. iddiacılar ona göre oynanacak varyasyonları düşünebilir.
sakatım ayaklarına yaran şikşik de bu maçta oynamaz, bakın oynamadı işte olur. nasılsa risksiz maç.
ilk yarım saatte 3-0 falan olur muhtemelen. iddiacılar ona göre oynanacak varyasyonları düşünebilir.
devamını gör...
sağcı erkeklerin eş cinsel olmaya yatkın olması
''trol başlıkçılıkta kalitesizliğin adı''.
başlık sahibi adına utandım.
başlık sahibi adına utandım.
devamını gör...
sağcı erkeklerin eş cinsel olmaya yatkın olması
internet unutmaz ahali. toplaşın, size yaşanmış bir olay anlatacağım.
yesilgazete.org/alperen-oca...
alperen ocakları, lgbt'leri tehdit ediyor.
önce çağla akalın'dan cevap geliyor ;
yesilgazete.org/trans-sanat...
esas falso, anonim birisinden geliyor.
eşcinsel yazar yiğit karaahmet, "valla alperenler bizim sabrımızı sınamasın. bu zaman kadar yattığımız ülkücülerin listesini açıklarsak insan içine çıkamazlar"

www.odatv.com/guncel/yigit-...
sonra bu "errrkeklik" abidesi ve testeron makinesi ağalarımız, geri vitese 300 km hızında alıyor.
www.odatv.com/siyaset/escin...
bu da böyle bir mevzudur. anlayan anladı mesajı.
yesilgazete.org/alperen-oca...
alperen ocakları, lgbt'leri tehdit ediyor.
önce çağla akalın'dan cevap geliyor ;
yesilgazete.org/trans-sanat...
esas falso, anonim birisinden geliyor.
eşcinsel yazar yiğit karaahmet, "valla alperenler bizim sabrımızı sınamasın. bu zaman kadar yattığımız ülkücülerin listesini açıklarsak insan içine çıkamazlar"

www.odatv.com/guncel/yigit-...
sonra bu "errrkeklik" abidesi ve testeron makinesi ağalarımız, geri vitese 300 km hızında alıyor.
www.odatv.com/siyaset/escin...
bu da böyle bir mevzudur. anlayan anladı mesajı.
devamını gör...
sağcı erkeklerin eş cinsel olmaya yatkın olması
bunların bir tripleri vardır sert adamız biz diye..
ama tabii arada mert de olurlar.
ama tabii arada mert de olurlar.
devamını gör...
kızılcık şerbeti nursema
artık tiksindiğim karakter. umut ile evliyken rüzgar'ı yedekledi. ilhami'yi firaz ile aldattı. firaz ile evliyken asil'i yedekledi. şimdi de ilhami'yi asil ile aldatacak.
devamını gör...
ezhel vs barış manço
biri öldü, diğeri ölse üzülmem
devamını gör...
geceye bir türk sanat müziği şarkısı bırak
faruk bey harika yorumlamış.
devamını gör...
geceye bir türk sanat müziği şarkısı bırak
devamını gör...
perfin
mektuplarda, posta kartlarında, zarflarda, resmi belge veya evraklarda, posta pullarında sahteciliği önlemek için kullanılan delikli damga. isteğe göre şekiller, baş harfler, metinler delikler halinde kağıttan yapılmış efemera nesnelere basılabiliyor.
bu yöntem, filateli alanında yaygın olarak kullanılmıştır.
bu yöntem, filateli alanında yaygın olarak kullanılmıştır.
devamını gör...
geceye bir türk sanat müziği şarkısı bırak
devamını gör...
chilly scenes of winter
bir joan micklin silver filmi.
1979 yılında head over heels adıyla vizyona giren fakat orijinaline sadık kalınmayıp mutlu sona zorlanmasına sonrasında film ekibi tarafından itiraz edilmiş, neticede orijinal adıyla 1982'de tekrar kurgulanıp vizyona girmiştir. bana kalırsa charles'ın hayatın devam ettiğine dair bir aydınlanma yaşamasıyla sonuçlandığı için aslında bu hâliyle de mutlu sonla bitmiş. hem kavuşmak eziyet olurdu; en başta ikisine sonra izleyiciye.
bazı filmlerde karakterleri incelemekten filmin hikâyesine odaklanamıyorum. kimi zaman bu karakterleri çok şey vadettiği için; kimi zaman ise hiçbir şey vadetmediği hâlde yalnızca kendime yakın hissettiğim için inceliyorum. düşünüyorum da bu filmde her ikisi de var, bununla beraber yormayan bir film.
doğru bir ifade olur mu bilmiyorum fakat kusurlu kelimesini kullanmak durumundayım filmdeki ilişkiler için. anne oğul, romantik ilişki veya arkadaşlık ilişkileri; bütün olarak kusurlu. kusursuz olan bir şey yok zaten diyecek oluyoruz ama temeli yanlış olanına kusurlu denir, gerisi kusurlarıyla beraber normal olandır.
ne zaman kusurlu ilişkilerin ele alındığı bir yapım izlesem muhakkak ilişkiyi yaşayan taraflardan biri olarak buluyorum kendimi. yakın hissetmek değil bahsettiğim; karakteri izlerken, tüm güzel taraflarıyla ve ondan da belirgin olan kusurlarıyla bütün olarak kendimi görüyorum. bu, burada kalsın.
kusurlu ilişki diye bahsettiğim şey aslında tarafların psikolojik sorunları sebebiyle ortaya çıkan katlanılmaz toksikliği kastediyorum. burada romantik tarafta ilişki yaşamaya uygun olmayan bir kadın ile ilişki yaşamaya uygun olmayan bir erkeği izliyoruz.
her şey yolunda giderken, hiçbir şeyin yolunda olmadığına dair bazı hislerin dürtmesiyle bir anda bavulunu hazırlayıp gidebiliyor insan. boğulmuş hissedebiliyor, ruhu bedeninden çıkıp nefes alsın istiyor bazen, çözümü ise gitmekte buluyor. sonra yaptığına mantıklı bir gerekçe sunmak istiyor, hareketine anlam vermeye çalışıyor ama yok, bulamıyor. huzursuz eden hisler, yerini tuhaf bir pişmanlığa bırakıyor. o çokça bahsedilen kaçıngan bağlanma stili bu olsa gerek.
diğer taraftan; her şeyin yolunda olduğunu, kusurlarıyla güzelleşen bir ilişki yaşadığını zannederken bir anda terk edilebiliyor insan. bir gün gideceğini bildiği hâlde o an neden gittiğini anlamadığı için döneceğine dair umutları diri tutunca takıntılı bir ruh hastasına dönüşebiliyor. hayal ile gerçeği birbirine karıştırıp dış dünyadan ziyade kafasındaki dünyada yaşayınca "elinde ne var?" sorusuna çikolata veya sigara demek yerine umutlarını ya da hayal kırıklıklarını cevap olarak verebiliyor. yaşamın sıradanlığını oğlunun hayatını sabote ederek aşmaya çalışan, kontrol edilmeye muhtaç bir annesi varsa insanın, sağlıklı olma ihtimali pek düşük oluyor zaten.
çok hoşlandığım bir ifade değil ama ne derler bilirsiniz, çerezlik bir film.
1979 yılında head over heels adıyla vizyona giren fakat orijinaline sadık kalınmayıp mutlu sona zorlanmasına sonrasında film ekibi tarafından itiraz edilmiş, neticede orijinal adıyla 1982'de tekrar kurgulanıp vizyona girmiştir. bana kalırsa charles'ın hayatın devam ettiğine dair bir aydınlanma yaşamasıyla sonuçlandığı için aslında bu hâliyle de mutlu sonla bitmiş. hem kavuşmak eziyet olurdu; en başta ikisine sonra izleyiciye.
bazı filmlerde karakterleri incelemekten filmin hikâyesine odaklanamıyorum. kimi zaman bu karakterleri çok şey vadettiği için; kimi zaman ise hiçbir şey vadetmediği hâlde yalnızca kendime yakın hissettiğim için inceliyorum. düşünüyorum da bu filmde her ikisi de var, bununla beraber yormayan bir film.
doğru bir ifade olur mu bilmiyorum fakat kusurlu kelimesini kullanmak durumundayım filmdeki ilişkiler için. anne oğul, romantik ilişki veya arkadaşlık ilişkileri; bütün olarak kusurlu. kusursuz olan bir şey yok zaten diyecek oluyoruz ama temeli yanlış olanına kusurlu denir, gerisi kusurlarıyla beraber normal olandır.
ne zaman kusurlu ilişkilerin ele alındığı bir yapım izlesem muhakkak ilişkiyi yaşayan taraflardan biri olarak buluyorum kendimi. yakın hissetmek değil bahsettiğim; karakteri izlerken, tüm güzel taraflarıyla ve ondan da belirgin olan kusurlarıyla bütün olarak kendimi görüyorum. bu, burada kalsın.
kusurlu ilişki diye bahsettiğim şey aslında tarafların psikolojik sorunları sebebiyle ortaya çıkan katlanılmaz toksikliği kastediyorum. burada romantik tarafta ilişki yaşamaya uygun olmayan bir kadın ile ilişki yaşamaya uygun olmayan bir erkeği izliyoruz.
her şey yolunda giderken, hiçbir şeyin yolunda olmadığına dair bazı hislerin dürtmesiyle bir anda bavulunu hazırlayıp gidebiliyor insan. boğulmuş hissedebiliyor, ruhu bedeninden çıkıp nefes alsın istiyor bazen, çözümü ise gitmekte buluyor. sonra yaptığına mantıklı bir gerekçe sunmak istiyor, hareketine anlam vermeye çalışıyor ama yok, bulamıyor. huzursuz eden hisler, yerini tuhaf bir pişmanlığa bırakıyor. o çokça bahsedilen kaçıngan bağlanma stili bu olsa gerek.
diğer taraftan; her şeyin yolunda olduğunu, kusurlarıyla güzelleşen bir ilişki yaşadığını zannederken bir anda terk edilebiliyor insan. bir gün gideceğini bildiği hâlde o an neden gittiğini anlamadığı için döneceğine dair umutları diri tutunca takıntılı bir ruh hastasına dönüşebiliyor. hayal ile gerçeği birbirine karıştırıp dış dünyadan ziyade kafasındaki dünyada yaşayınca "elinde ne var?" sorusuna çikolata veya sigara demek yerine umutlarını ya da hayal kırıklıklarını cevap olarak verebiliyor. yaşamın sıradanlığını oğlunun hayatını sabote ederek aşmaya çalışan, kontrol edilmeye muhtaç bir annesi varsa insanın, sağlıklı olma ihtimali pek düşük oluyor zaten.
çok hoşlandığım bir ifade değil ama ne derler bilirsiniz, çerezlik bir film.
devamını gör...
sağcı erkeklerin eş cinsel olmaya yatkın olması
aile ve çevresel faktörlerden etkilendikleri için bastırılan duygular belli bir zaman sonra açığa çıkar. muhafazakar çevrelerde kadın biraz arka plana itildiğinden, bu tip erkekler kadınlarla nasıl konuşacağını da bilmez. yani o yatkınlık vardır.
devamını gör...
sürekli insanlara evlenmeyin diyen tip
yanlıştadır..
ben bekarların evlilik konusunda sürekli tavsiye istemelerine de ayar oluyorum. işyerinde de var böyle tipler.. tavsiyeden öte adaylarla çöpçatanlık yapmamızı bekliyorlar. bu devirde kimin sorumluluğunu alıp birine tavsiye edebilirsiniz ki..? zaman ve zemin kayık. o nedenle dış etkilerden bağımsız kendi göbeğinizi kendiniz kesin bekarlar. muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur
ben bekarların evlilik konusunda sürekli tavsiye istemelerine de ayar oluyorum. işyerinde de var böyle tipler.. tavsiyeden öte adaylarla çöpçatanlık yapmamızı bekliyorlar. bu devirde kimin sorumluluğunu alıp birine tavsiye edebilirsiniz ki..? zaman ve zemin kayık. o nedenle dış etkilerden bağımsız kendi göbeğinizi kendiniz kesin bekarlar. muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur
devamını gör...
en sevilen modern talking şarkıları
modern talking'in benim açımdan nostaljik değeri çok büyüktür. yani çocukluğumu bana en çok hatırlatan müzikal şeyler bu alman ikilinin 80'lerdeki kimi şarkılarıdır. zaten mt'nin başlığında da bunları yazmışımdır. grubu 2000'lerde pek de iyi takip ettiğimi söyleyemem. gene de bu dönemlerinden de bildiğim ve sevdiğim birkaç parçaları var. onları da listeme ekleyeceğim. bir ara belki grubun 2000'lerdeki albümlerine de eğilirim iyice ve beğendiğim başka şarkıları çıkarsa bu tanıma edit geçip onları da ekleyebilirim. belki de bununa uğraşmam. hiç bilemiyorum şu anda. haha.
brother louie
cheri cheri lady
you're my heart you're my soul
geronimo's cadillac
do you wanna
you can win if you want
the night is yours - the night is mine
lucky guy
locomotion tango
with a little love
atlantis is calling
don't give up
diamonds never made a lady
angie's heart
stranded in the middle of nowhere
jet airliner
in 100 years
win the race
rouge et noire
anything is possible
sexy sexy lover
no face no name no number
ready for the victory
mystery
brother louie
cheri cheri lady
you're my heart you're my soul
geronimo's cadillac
do you wanna
you can win if you want
the night is yours - the night is mine
lucky guy
locomotion tango
with a little love
atlantis is calling
don't give up
diamonds never made a lady
angie's heart
stranded in the middle of nowhere
jet airliner
in 100 years
win the race
rouge et noire
anything is possible
sexy sexy lover
no face no name no number
ready for the victory
mystery
devamını gör...
ezhel vs barış manço
ikiside fav ama ezhel derim "bul beni , allahından bul,yavrum neredesin, felaket, sakatat, wie sind kral, pavyon " yalnız bu liste böyle devam eder eskiden ritmi hoşuma giderdi yaşanmışlıklar arttıkça anlamlandırmaya başladım.
devamını gör...
yaya ışıklarına uyan yaya
(bkz: çakar çakmaz çakan çakmak)
devamını gör...

