zaman tüneli

benim şirket telefonumun zil sesi “yaşar - kumralım” . kumralım ya o sebepten hihihihi. *
ben bilgisayardan karışık bir playlist açtığımda bu şarkıyı es geçiyorum. ola ki telefon o an çalarsa şarkı zannedip , telefona bakmamazlık yapmayayım diye. yaşar - kumralım benim hayatımdan silindi. sadece introsu var artık.
devamını gör...

onlar bizi beğenirse , ne zaman istemeye geleceksiniz mi diyecekler..? nasıl oluyor bu iş tam ?
devamını gör...

kavga varmış şimdi haberim oldu. ben bu gündemden bağımsız olarak fikirlerimi yazacağım. *

değişen dünya ve toplumla çok büyük bir sorun haline gelmiş deliliktir. insanlar bireysel olarak yalnızlaştıkça etkileşimle daha iyi hissetmeye başlıyor. daha iyi hissettikçe daha bağımlı hale geliyor. pavlov'un köpeği misali zamanla ödül olmasa da o zilin sesi bağımlının ağzını sulandırıyor. o ödül için yapmayacakları şey yok. uyaran zaman içerisinde aynı etkiyi yaratmadığı için de gittikçe pervasızlaşıyorlar.

yalan yok hepimiz zaman zaman etkileşimin getirdiği tatminden hoşlanıyoruz. bunun aksini iddia eden zaten sözlükte değil de blog benzeri bir yerde yazardı ama etkileşimin köpeği olmak bambaşka bir şey. vitrine neyi koyduğunuzla ilgilenmiyorum bu arada çünkü kişisel tercihlerin bekçisi değilim ama vitrine koyulanların yarattığı risklerle ilgili ağlanması bana çok komik geliyor. sen herkesin erişebileceği ortamlarda sunduğunun sana özel olduğunu iddia edemezsin. herkesin erişimine açık her bilgi, veri artık ona ulaşabilenin insafına kalır. ayrıca bu etkileşim o kadar subjektif yorumlar içeriyor ki zamanla maruz kaldığınıza gerçekten inanmak gibi etkileri oluyor. sonra hayali tahtından seslenen soyratıların sesinden gerçeklerin sesleri fısıltı niteliğinde kalıyor.

dikkat çekmek, onaylanmak hatta bazen ortamın kötüsü olmak bir geri dönüş sağlar. kendinize bu etkileşimden ne kazanıyorum, neyi kaybediyorum diye sorarsanız bilançoyla yüzleşirsiniz.
devamını gör...

ne kadar da zekice bir kelime esprisi bu, takdir ettim.
devamını gör...

çok düşük bir ihtimal olsa da benim başıma gelebilecek şey.

zil sesim şu:



bu da uzak ara en çok dinlediğim albümde—for the love of art and the making—yer alan bir parça. (bkz: yazarların en çok dinlediği albüm)

çoğu gün, günde birkaç kere dinlediğim bir albüm. hala böyle yani. gene de gelen bir aramadaki zil sesim ve albümü dinlerken tam aynı yerin denk gelmesi çok düşük bir ihtimal. yani pek arama aldığım söylenemez zaten. hatta akıllı telefon kullanmıyorum da sayılabilir. yani telefondan müzik de dinlemem mesela. #3681564

tabii bu albümü senelerce böyle manyak gibi dinlemeye devam edersem öyle bir denk gelmenin olması büyük bir sürpriz de olmaz. öyle bir şey olursa umarım sesleri ayırt edebilirim veya edemezsem gelen arama önemli/acil olmaz. haha.
devamını gör...

ilişkiyi sadece fiziksel kriterlere göre belirliyorsanız vay halinize. o zaman daha çok bakarsınız milletin arkasından hangisi çirkin, hangisi güzel diye.

çekim diye bir şey var. bi denemenizi tavsiye ederim. güzellik, çirkinlik algısının tamamen dışında ve de daha tatmin edici.

he bir de güzellik, çirkinlik algısı gerçekten göreceli. mesela toplumun belirlediği güzellik algısı bana tamamen itici geliyor. herkesin, herkese benzemeye çalıştığı, biblo gibi görünmeye çalışan kadınlar bana itici gelir mesela. insanın fiziksel olarak da ruhsal olarak da kusurları olmalı. kusur daha çekici.
devamını gör...

çünkü denemiyorsun. zihininde ben bundan iyiyim, su benden daha yakışıklı gibi bir algı var ise bu algı sizi durduruyor. güzel kıza bakıp kabul görmemek veya kendi klasmanında görmemek engelleyici diğer eleman çok bunlara takmıyor o yüzden bodoslama mevzuya giriyor 10 kişi ile deniyor 11. tutuyor biraz balık misali.

ayrıca 30 yaşına kadar güzellik/yakışıklılık iş yapar 30 yaş sonrası zihinsel işlev ve dolu bir cüzdan gerek.
kimse zorluk çekmek için birlikte olmaz bir yere kadar tahammül eder sonrası yine hüsran

ayrıca en yakışıklı ve en yalnız adam bendim hani ağa öyle anlaşmıştık rol çalmayın laan
devamını gör...

ayşen gruda, benim yasemin yalçın ve binnur kaya ile birlikte gülebildiğim nadir kadın komedyenlerden. nur içinde yatsın, çok severdim.

burada da ince görmüş ayşen abla, ama çok ince. *

devamını gör...

öncelikle çirkinlik, güzellik kişiye göre değişir.. bu konu tartışılmaz.. sonrasında evet belki eleman sizden çirkin bu şekilde düşünüyorsunuz ve gayet normal bir şey.. ama elemanı tanımıyorsunuz belki çok iyi biri ve birlikte olduğu kişiye gerçekten çok iyi gelen biridir.. bu tarz bir şeyi bulunca kaçırmayın ayrıca..

son olarak bunu söylemesi bile rahatsız edici ama maddi durumu ,bu bir gerçek.. şu sıralar hayatım salonlarda geçiyor eğitim falan derken bir çok kişi ile tanışıp denk gelebiliyorum.. ve denk geldiğim olayların en çoğu elemanın parasının ve lüks arabasının olması.. sonrasını siz düşünün.. neysee bize ne olm sdf
devamını gör...

yapmayın, geçen gün söyledim fulya diye gidersin faruk çıkar yakarsınız kendinizi.
devamını gör...

başlık biraz abartıya kaçsa da attığı gol gerçekten çok güzel. ben sabah denk geldiğimde çok şaşırdım ancak daha öncede bir kaç denemesi vardı bir gün böyle bir şey çıkacağı belliydi. yılın golü seçilir mi bilmem ama gerçekten güzel gol. glck.
devamını gör...

içimize cin girdiğini anlama bilincinde olamayız çünkü o an ki teslimiyet, gerçek ile metafizik ayrımı yapma gerçekliğin bilincinden çok soyutlanmış durumda oluruz.

şemsü-l maarif kenzü-l havas ilmine hakim birini bulursan ne alâ, yoksa durum neticesi vahim sonuçlar doğurur.
devamını gör...

malezyalı düşük bütçeli koreli olmuyor mu ?, asyalı olsun üç kuruş ucuz olsun gibi bir durum yaşanmış olabilir
devamını gör...

ya bu aşk konusunda konuşan insanlara imreniyorum abi siz gerçekten bu meretten anlıyor musunuz ?, yaşadınız falan mı yani yoksa öyle ahkam keselim gibi bir şey mi ?

ben yaşamadım galiba bana o kadar ulvi gelmiyor
devamını gör...

senaryosu ömer faruk yardımcı tarafından yazılmış ve aynı isim tarafından yönetilen türk dram filmi; 2024 yapımlı olduğu bilinmektedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
başrolde ise aytaç şaşmaz, sümeyye aydoğan, burak sevinç, belçim bilgin gibi isimler rol alır iken kadronun devamında ise, ferit aktuğ, gözde cığacı, çağdaş onur öztürk, furkan kalabalık ve deniz türkali gibi isimler yer almıştır.

işitme duyusunu bebekken tamamen yitirmiş bir gencin hayatındaki dönüm noktalarının yanı sıra, yalnızlığını da konu ediniyor.

filmde başrol oyuncuların yanı sıra pek çok oyuncu işaret dilini de kullanıyor ve bu durum bence kıymetliydi.

filmimiz baha'nın anne ve babasının tanışmalarıyla, aşık olmaları ve evlenmeleriyle başlar ve devam eder iken, baha dünyaya gelir, menenjit sonrası sağır olur, konuşamadığı için yapayalnızdır, ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlatması zordur, işaret dili iletişim kurmasına yardım eder ama hiçbir şey insanın ses tonu kadar anlatamaz içindekileri...

"farklı" olduğu için arkadaşları tarafından zorbalanır, oyunlara alınmaz, ailesi ve onu seven birkaç akraba dışında bütün dünya ona yokmuş gibi davranır, film boyunca işitme engelli gencin sesini duyarız, o anlatıcı konumundadır, baha ergenlik dönemine gireceği sırada leyla adlı bir kıza aşık olur, o da işitme engellidir ve baha'dan korkmayan, ondan kaçmayan, onu seven biri olacaktır.

gel zaman git zaman ikisi de büyür, onlar birbirlerini tanıdıktan ve sevdikten sonra yalnızlıkları acı vermez olmuştur, bu sırada baha bir kayıp yaşayacaktır, sevdiği kızla evlenmek isteyecek, evlenmesini istemeyenler olacaktır.

leyla'nın anne tarafı oldukça zengindir, zengin biriyle evlenmesini isterler,
leyla'nın hayatında birtakım felaketler yaşanabilir, baha'nın artık tek dayanağı, tek mücadelesi çocuğu olacaktır.

şimdi ise film hakkında kişisel fikirlerime geçmek istiyorum;

benim için duygusal bir filmdi, etkileneceğimi düşünüyordum ama ağlayacağımı tahmin etmemiştim.

filmin benim için en önemli noktası şuydu;

sana en çok benzeyen, seni dinleyen, seni duyan, seni önemseyen tek kişinin de yokluğu, gidişi veya ölümü...

konuşamıyorsun ve iç dünyandaki acıyı, duyguları, düşünceleri anlatamıyorsun, derken aşık oluyorsun, o da ölene kadar sürmüyor, onun hâtırasıyla yaşamak zorundasın.

başta aytaç şaşmaz olmak üzere sümeyye aydoğan, burak sevinç ve belçim bilgin'in oyunculukları etkileyici düzeydeydi.

ferit aktuğ ve gözde cığacı'da etkili oyunculuklarıyla filmde önemli bir yer tutuyor, deniz türkali'de keza öyle.

yalnızlığı, aşkı, ayrılığı, farklılığı ve ebeveyn olma mücadelesini duygusal bir hikâye ile aktaran, etkileyici bir filmdi.

işitme engelli olmanın yalnızlığa ve hayata etkisini de vurgulayan bir filmdi benim için,
konuşamıyor ve kendini anlatamıyor olmanın derin acısını hissettiren bir filmdi en çok da.

insan izlerken en sonunda soruyor kendine;

peki hâtıralar yeter mi?


filmin başlarında belçim bilgin ve burak sevinç'in evlatları hasta olduğunda gösterdikleri oyunculuk etkileyiciydi.

baha'nın babası öldükten sonra dışarda ağladığı sahne de oldukça duygusaldı.

son sahnede baha'nın kızı ona ilk defa "baba" diyor ve bu sahne de etkileyiciydi.

en çok da aşık olduğu kadını yitirdikten sonra onun mezarında karın altında yattığı ve onu geri getirmek istediği sahne yürek parçalar nitelikteydi.

en üzücü sahnelerden biriydi...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pavlov’un göbeği’nin buradaki ilk hesabımı banlaması yaşadığım en acı gündür.

(bkz: hristiyanismail)

gerçek hayatta dahi buna benzer bir acı yaşamadım.
devamını gör...

hatrı sayılır nicelikte bir yılgınlık ve bıkkınlık izleri barındıran kibar feyzo haykırışı.

-dışarıdan bakınca senin benim gibi bir insan.
ama karşıdan geldiğini görünce boğazımızdaki tükürük bilem kurumiştir.

filmin bir sahnesinde maho ağa, sevdiği kıza kavuşmak için kendisine kefil olmasını isteyen feyzo'ya hitaben;

+bak parayı ödeyemezsen karını alırım vermem ha!
diyor.

feyzo da;
-hey allahım, ehehe ne şakacı adam yav.

diye sırıtıp konuyu geçiştiriyor. ağa dediğini yapar, biliyor aslında. ağa belki gülüyor ama aldanmamak lazım. ağa isterse bir tebessümüyle dahi korkudan ödünü koparır marabanın. ağanın, ol deyip de olduramayacağı hiçbir mevzu yok.

köy sınırları içerisinde parayla alınıp satılabilen her şey ağaya beleş çünkü.
devamını gör...

yumurtalardan çıkan sivrilerle tanışacak pek yakında. baharın ardı yaz unutma...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gerçekten güzel atmış eleman.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim