zaman tüneli
vazgeçemediklerinin toplamıdır insan
20 mart 2026 günü vefat etmiş yazarı erdoğan özmen. anma vesilesiyle kitapları paylaşılınca dikkatimi çekti. kendisi psikiyatrist ve yazar. bu kitabı da yas, melankoli ve depresyon üzerine. kesinlikle okumam lazım.
3 4 ayda yavaş yavaş okusam çok iyi olacak. neyse ki kapağını açtık bile. merak edenler için söyleyelim 264 sayfa.
3 4 ayda yavaş yavaş okusam çok iyi olacak. neyse ki kapağını açtık bile. merak edenler için söyleyelim 264 sayfa.
devamını gör...
söylersen linç edileceğin bir fikrini söylemek
kendini çok cumhuriyetçi zannedip ama açıp bi kitap okumamışla; en inançlı benim diye ortada dolaşıp mabadının kılıyım diyenler benim için aynı kefededir.
devamını gör...
curley
john steinbeck'in fareler ve insanlar romanındaki zibidi. okurken çok tav olmuştum bu elemana. dua et kurgusal karaktersin oğlum yoksa denk geldiğimiz yerde seni yamulturdum.
devamını gör...
normal sözlük
etkileşim fetişi sever dört harfliler (ölüm, kimseyi zan altında bırakmayayım.)
yeni bir tarikat galiba, çağırma duası var mı?
yeni bir tarikat galiba, çağırma duası var mı?
devamını gör...
enfes bir akşam
dizi.
-sormiyim sormiyim diyorum. neden bu yalı dairesi?
osman zengin bir is adamıdır. depremzededir. bir anne onu ve iki cocugu depremden kurtarıp kendi ailesini kurmustur. ailece tırnaklarıyla kazınıp zengin olmuslardır. cocukluguna dair hatırladıgı tek hatıra annesiyle besiktas vapurunda olmaları ve bir yalı dairesinin onunden gecerken ugurbocekli tokaları olan sevimli bir kız cocugunun yalı dairesinin bahcesinden ona el sallamasıdır.
bir aileden zengin ve gorgululer vardır. nihal gibiler. eski para.
bir de sıfırdan tirnaklarıyla kazımıslar vardır. osman gibiler. yeni para.
osman ve nihal askı yeni para eski para kavgasının cok otesinde bir seye donusur.
nihal annesini kaybettikten sonra yalı dairesini ve babasını bırakıp tek basına paris e gitmistir okumaya. parkta da yatmıstır sokakta kalıp. restoranda da calısmıstır. dert etmemistir. koklu bir aileden gelir ama diger arkadaslarından farklıdır.
osman asırı zeki bir canavar olarak adlandırırılır is dunyasında. ama nihal a duygularını ve ic dunyasını acar.
osman: -bana bırak.
nihal: -yok oyle. bana hukmedemezsin. bu manipulasyon.
osman:-bana bırak
ve bir takım opucukler.
-seni ilk gordumde sen oldugunu biliyordum.
tatlı dizi. cok tatlı.
netflix te bulabilirsiniz.
-sormiyim sormiyim diyorum. neden bu yalı dairesi?
osman zengin bir is adamıdır. depremzededir. bir anne onu ve iki cocugu depremden kurtarıp kendi ailesini kurmustur. ailece tırnaklarıyla kazınıp zengin olmuslardır. cocukluguna dair hatırladıgı tek hatıra annesiyle besiktas vapurunda olmaları ve bir yalı dairesinin onunden gecerken ugurbocekli tokaları olan sevimli bir kız cocugunun yalı dairesinin bahcesinden ona el sallamasıdır.
bir aileden zengin ve gorgululer vardır. nihal gibiler. eski para.
bir de sıfırdan tirnaklarıyla kazımıslar vardır. osman gibiler. yeni para.
osman ve nihal askı yeni para eski para kavgasının cok otesinde bir seye donusur.
nihal annesini kaybettikten sonra yalı dairesini ve babasını bırakıp tek basına paris e gitmistir okumaya. parkta da yatmıstır sokakta kalıp. restoranda da calısmıstır. dert etmemistir. koklu bir aileden gelir ama diger arkadaslarından farklıdır.
osman asırı zeki bir canavar olarak adlandırırılır is dunyasında. ama nihal a duygularını ve ic dunyasını acar.
osman: -bana bırak.
nihal: -yok oyle. bana hukmedemezsin. bu manipulasyon.
osman:-bana bırak
ve bir takım opucukler.
-seni ilk gordumde sen oldugunu biliyordum.
tatlı dizi. cok tatlı.
netflix te bulabilirsiniz.
devamını gör...
normal sözlük
savaş sanatı’nın ustası sun tzu’nun 2.500 yıl öncesinden söylediği söz bugün için de geçerli: “kaosun ortasında fırsat da vardır.”
devamını gör...
kavgayı dağılın lan diyerek bitiren şahıs
mahallede ortam karışmış. iki grup birbirine girmiş, biri “gel lan buraya!” diye bağırıyor, öteki “hadi sen gel!” diye karşılık veriyor ama gelen giden yok, sade boş gürültü var.
tam o sırada köşeden bizim tip beliriyor. saçlar dağınık, ayağında terlik, elinde yarım ekmek. yüz ifadesiyle ben başka bir iş için çıkmıştım ama kader... diyor.
bizimki kalabalığa yaklaşırken söyleniyor:
“yaw akşam akşam ne bu gürültü loo... insan bi çayını içemez mi...”
kimse takmıyor tabii. bir itiş kakış daha. biri diğerine:
“oğlum bak kolumu bırak diyorum sana!”
bizimki biraz daha yaklaşıyor, kaşlar çatık. omuzların biri yukarda biri inik. birini dürtüyor:
“de haydi lo... çekil hele bi.”
adam dönüyor:
“ne var lan..? kerkenez!”
bizimki hiç bozuntuya vermeden, sesi yükseltmeden ama garip bir netlikle:
“dagılın lan.”
bir an duraksama..
karşı taraftan biri:
“niye dağılalım lan?”
bizimki ekmeği havaya kaldırıyor:
“ulan ekmegi almışam, eve gidecem. sizin gürültüz yüzünden kafam şişti. dagılın olm işte.”
bir başkası gülmeye başlıyor:
“oğlum adam ekmek için kavga bitiriyo lan...”
bizimki ciddiyetle devam:
“hee.. ekmek möhüm. siz sabaha kaddar dövüşün, ben uyuyamayam mı?”
kısa bir sessizlik. biri arkadaşına dönüyor:
“lan zaten bi şey olmuyo, dağılak mı?”
öbürü omuz silkiyor:
“dağılak..”
kalabalık yavaş yavaş çözülüyor. herkes sanki kendi kararıymış gibi uzaklaşıyor.
bizimki arkasından bakıp mırıldanıyor:
“ha şööle loo... akıllı olun biraz... milletin aaşamını zehir etmeyin...”
sonra ekmeğe bakıyor:
“ezilmeyik... eyyi.”
uzaktan biri fısıldıyor:
“bu kimdi lan..?”
cevap geliyor:
“vallahi bilmiyom ama... mahallede sözü geçiyo galiba.”
tam o sırada köşeden bizim tip beliriyor. saçlar dağınık, ayağında terlik, elinde yarım ekmek. yüz ifadesiyle ben başka bir iş için çıkmıştım ama kader... diyor.
bizimki kalabalığa yaklaşırken söyleniyor:
“yaw akşam akşam ne bu gürültü loo... insan bi çayını içemez mi...”
kimse takmıyor tabii. bir itiş kakış daha. biri diğerine:
“oğlum bak kolumu bırak diyorum sana!”
bizimki biraz daha yaklaşıyor, kaşlar çatık. omuzların biri yukarda biri inik. birini dürtüyor:
“de haydi lo... çekil hele bi.”
adam dönüyor:
“ne var lan..? kerkenez!”
bizimki hiç bozuntuya vermeden, sesi yükseltmeden ama garip bir netlikle:
“dagılın lan.”
bir an duraksama..
karşı taraftan biri:
“niye dağılalım lan?”
bizimki ekmeği havaya kaldırıyor:
“ulan ekmegi almışam, eve gidecem. sizin gürültüz yüzünden kafam şişti. dagılın olm işte.”
bir başkası gülmeye başlıyor:
“oğlum adam ekmek için kavga bitiriyo lan...”
bizimki ciddiyetle devam:
“hee.. ekmek möhüm. siz sabaha kaddar dövüşün, ben uyuyamayam mı?”
kısa bir sessizlik. biri arkadaşına dönüyor:
“lan zaten bi şey olmuyo, dağılak mı?”
öbürü omuz silkiyor:
“dağılak..”
kalabalık yavaş yavaş çözülüyor. herkes sanki kendi kararıymış gibi uzaklaşıyor.
bizimki arkasından bakıp mırıldanıyor:
“ha şööle loo... akıllı olun biraz... milletin aaşamını zehir etmeyin...”
sonra ekmeğe bakıyor:
“ezilmeyik... eyyi.”
uzaktan biri fısıldıyor:
“bu kimdi lan..?”
cevap geliyor:
“vallahi bilmiyom ama... mahallede sözü geçiyo galiba.”
devamını gör...
fareler ve insanlar
mükemmel ancak çok üzücü bir john steinbeck romanı.
zaten oldum olası kendini koruyamayan insanlara karşı hep fazla korumacı olma eğiliminde oldum. böyle bir insan görünce aklım kalıyor resmen acaba birileri ona eziyet ediyor mu, onun bu halinden yararlanmak istiyor mu diye. lennie de kitapta o kadar iyi tasvir edilmiş ki bu içgüdümü kabarttıkça kabarttı ve şu kitabı bitirip atayım elimden diye düşündüm okurken. lennie'nin masumluğu o kadar etkiledi ki beni gerçekte böyle bir hikayeye şahit olsam curley denen zibidiyi kullanılmaz hale getirirdim muhtemelen. tüm bunlar tabii ki romanın mükemmelliğinden kaynaklanıyor. hikaye o kadar güzel betimlenmiş ki okumuyor yaşıyorsunuz resmen.
zaten oldum olası kendini koruyamayan insanlara karşı hep fazla korumacı olma eğiliminde oldum. böyle bir insan görünce aklım kalıyor resmen acaba birileri ona eziyet ediyor mu, onun bu halinden yararlanmak istiyor mu diye. lennie de kitapta o kadar iyi tasvir edilmiş ki bu içgüdümü kabarttıkça kabarttı ve şu kitabı bitirip atayım elimden diye düşündüm okurken. lennie'nin masumluğu o kadar etkiledi ki beni gerçekte böyle bir hikayeye şahit olsam curley denen zibidiyi kullanılmaz hale getirirdim muhtemelen. tüm bunlar tabii ki romanın mükemmelliğinden kaynaklanıyor. hikaye o kadar güzel betimlenmiş ki okumuyor yaşıyorsunuz resmen.
devamını gör...
söylersen linç edileceğin bir fikrini söylemek
“kaosun ortasında fırsat da vardır.”
devamını gör...
canı sıkılan yazarlar veri tabanı
gideyim de dmden birilerini ilgiye boğayım.
devamını gör...
canı sıkılan yazarlar veri tabanı
yine ben. *
yaklaşık 4 saattir boş boş oturuyorum sadece. * vakit geçmiyor. *
yaklaşık 4 saattir boş boş oturuyorum sadece. * vakit geçmiyor. *
devamını gör...
söylersen linç edileceğin bir fikrini söylemek
evlilik doğamıza aykırı.
çocukluktan çıkıp kendini yeni yeni bilmeye başlamış, daha kendini bile tanıyamamışken 20'li yaşlarda evleniyorsun. yaşayacağın daha yarım asır varken ben bunu hep seveceğim diyorsun. bu süreçte insan değişiyor, tabi ki karşındaki insan da değişiyor. insan yeri geldiğinde kendine katlanamıyor, eski halini eleştirip saçma buluyor ya da yeni haline katlanamayıp eski halini özlüyor. sen değişiyorken, karşındaki değişiyorken, her halinle her halini seveceğin fikri bir hayal aslında.
onsuz olamam lafları falan hikaye. ondan öncekilerde de öyle demiyor muyuz. hepsinin acısı tazeyken bu başkaydı modundayız. öncekiyle de evlenmiş olabilirdin bir öncekiyle de. eşi o kadar da ayrı kılan bişey yok aslında. alacakaranlık filmindeki kurtlar gibi mühürlenme falan yaşamıyoruz. sadece öyleymiş gibi konuşup, davranmaya çalışıyoruz.
iddia ediyorum çoğu evlilik geçen zaman, ailelerin boşanmaya hoş bakmaması, çocukların olması, kadının gidecek yerinin olmaması, erkeğin boşanmaya cesaretinin olmaması, kadının eşinden korkması, kadının maddi özgürlüğünün olmaması gibi sebeplerle devam ediyor.
insanları bir odaya kapatın, bu korktuğu sorunu ortadan kaldıracağınız garantisi verin boşanmak ister misin dediğinizde evet der. geçmişe dönebilsen evlenir misin desen hayır der. evet diyenlere yine aynı kişiyle mi evlenirdin deseniz hayır der. çok ufak bir azınlığın evliliği yürütebildiğini, yine eşini seçeceğini falan düşünüyorum.
çocukluktan çıkıp kendini yeni yeni bilmeye başlamış, daha kendini bile tanıyamamışken 20'li yaşlarda evleniyorsun. yaşayacağın daha yarım asır varken ben bunu hep seveceğim diyorsun. bu süreçte insan değişiyor, tabi ki karşındaki insan da değişiyor. insan yeri geldiğinde kendine katlanamıyor, eski halini eleştirip saçma buluyor ya da yeni haline katlanamayıp eski halini özlüyor. sen değişiyorken, karşındaki değişiyorken, her halinle her halini seveceğin fikri bir hayal aslında.
onsuz olamam lafları falan hikaye. ondan öncekilerde de öyle demiyor muyuz. hepsinin acısı tazeyken bu başkaydı modundayız. öncekiyle de evlenmiş olabilirdin bir öncekiyle de. eşi o kadar da ayrı kılan bişey yok aslında. alacakaranlık filmindeki kurtlar gibi mühürlenme falan yaşamıyoruz. sadece öyleymiş gibi konuşup, davranmaya çalışıyoruz.
iddia ediyorum çoğu evlilik geçen zaman, ailelerin boşanmaya hoş bakmaması, çocukların olması, kadının gidecek yerinin olmaması, erkeğin boşanmaya cesaretinin olmaması, kadının eşinden korkması, kadının maddi özgürlüğünün olmaması gibi sebeplerle devam ediyor.
insanları bir odaya kapatın, bu korktuğu sorunu ortadan kaldıracağınız garantisi verin boşanmak ister misin dediğinizde evet der. geçmişe dönebilsen evlenir misin desen hayır der. evet diyenlere yine aynı kişiyle mi evlenirdin deseniz hayır der. çok ufak bir azınlığın evliliği yürütebildiğini, yine eşini seçeceğini falan düşünüyorum.
devamını gör...
al beni ne yaparsan yap diyen insan
yine aşk şarkısı mı yazıyon feridun abi.
devamını gör...
işini düzgün yaparsan mobbing görmezsin
işimi düzgün yapmadığımda da mobbing yapma özgürlüğün söz konusu bile değil çünkü sen kim köpeksin diye cevap verilemediği için kendini bir halt zanneden ahlak yoksunu insanların sektör fark etmeksizin kendilerinin ne olduğuna bakmadan sallayabildiği çöp cümlelerden biri.
asla inanmıyorum huzur vermeyenin huzur bulabildiğine.
asla inanmıyorum huzur vermeyenin huzur bulabildiğine.
devamını gör...
aleyna kalaycıoğlu
bu kız hem her şeye neden olan kız hem de allah bilir bu durumdan da yırtacak.
devamını gör...
aleyna kalaycıoğlu
öttürememişler ki; ek gözaltı süresi alınmış.
ortada cinayet var ve motivasyon açık değil. kalaycıoğlu-kadayıfçıoğlu kombinasyonu çalışılıyor.
survivor'dan tanıdığım kadarıyla bu kadın her suça teşne tıynette gibiydi
ortada cinayet var ve motivasyon açık değil. kalaycıoğlu-kadayıfçıoğlu kombinasyonu çalışılıyor.
survivor'dan tanıdığım kadarıyla bu kadın her suça teşne tıynette gibiydi
devamını gör...
sözlüğün son hali
nedir şimdi son durum, birisi özetlese. yetkililer açıklama yapsa. biz de çekirdeklerimizle eşlik etsek.
devamını gör...
28 şubat 2026 abd ile israil'in iran'a saldırması
afganistana saldırırken uzmanlar "aman ha afganistan vietnama benzemez" diyorlardı. hali ortada.
irak işgal edilirken uzmanlar "ırak oğlum bu saddam boru mu? afganistana benzemez ırak" diyorlardı. kaç parçaya bolündü hâlâ belini doğrultacak.
suriye karışırken uzmanlar " yav siz suriyeyi ırak'mı zannediyorsunuz. saplanıp kalırsınız" diyorlardı.
şimdi iran'a saldırırken uzmanlar " yav siz bin yıllık persleri ne zannediyorsunuz? vallaha sizi süründürürler hiçbir mikim de yapamazsınız. hele bir kara harekatı yapın bakalım da görün" diyorlar.
uzmanlardan ricam lütfen türkiyenin olası bir savaşı hakkında yorum yapmasınlar rica ediyorum.
irak işgal edilirken uzmanlar "ırak oğlum bu saddam boru mu? afganistana benzemez ırak" diyorlardı. kaç parçaya bolündü hâlâ belini doğrultacak.
suriye karışırken uzmanlar " yav siz suriyeyi ırak'mı zannediyorsunuz. saplanıp kalırsınız" diyorlardı.
şimdi iran'a saldırırken uzmanlar " yav siz bin yıllık persleri ne zannediyorsunuz? vallaha sizi süründürürler hiçbir mikim de yapamazsınız. hele bir kara harekatı yapın bakalım da görün" diyorlar.
uzmanlardan ricam lütfen türkiyenin olası bir savaşı hakkında yorum yapmasınlar rica ediyorum.
devamını gör...
iyi geceler mesajı atacağın bir kişinin bile olmaması
iyi geceler.
devamını gör...
