zaman tüneli
hyundai ix35
model kodunu blok şeklinde ters çevirip okuduğunuzda ilginç bir pazarlama tekniği kullandığını görebileceğiniz marka model araç!
devamını gör...
sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği
savunucak ya da eleştirecek kadar tarihi bilgim yok. iyisiyle kötüsüyle var olmuş ve tarih olmuş bir devlettir. ama bazı komünistlerin sscb övgüsü yaparken atatürk’ü faşizm üzerinden eleştirmesini anlamıyorum.
sovyetler’in önemli insanlarını araştırırsanız gözünüze şöyle bir örüntü çok sık çıkıyor;
önce bir komitede devlete hizmet ediyor,
sonra birileri ile fikir ayrılığı yaşıyor
sonra moskova’ya çağırılıyor
bir iki sene içinde erken yaşta rahmetli oluyor.
sovyetler’in önemli insanlarını araştırırsanız gözünüze şöyle bir örüntü çok sık çıkıyor;
önce bir komitede devlete hizmet ediyor,
sonra birileri ile fikir ayrılığı yaşıyor
sonra moskova’ya çağırılıyor
bir iki sene içinde erken yaşta rahmetli oluyor.
devamını gör...
yazar nicklerinden şiir yazmak
coffee break…
bir nefes arası zamanın sessizliği,
fincandan yüzüme düşen şavk,
dünyanın yavaşladığı bir an
ve ben sadece yazarım
kahvenin sıcaklığıyla ısınan ellerimle..
gözlerimde şehir uykusu,
dudaklarımda suskun bir şarkı,
bir yudumda geçmiş, bir yudumda gelecek,
ve hepsi bardağın dibinde kaybolur..
coffee break…
küçük bir kaçış,
hayatın karmaşasında bir durak,
sessiz bir ritüel,
ve her yudumda bir parça umut,
her köpük kabarcığında bir hayal..
bir nefes arası zamanın sessizliği,
fincandan yüzüme düşen şavk,
dünyanın yavaşladığı bir an
ve ben sadece yazarım
kahvenin sıcaklığıyla ısınan ellerimle..
gözlerimde şehir uykusu,
dudaklarımda suskun bir şarkı,
bir yudumda geçmiş, bir yudumda gelecek,
ve hepsi bardağın dibinde kaybolur..
coffee break…
küçük bir kaçış,
hayatın karmaşasında bir durak,
sessiz bir ritüel,
ve her yudumda bir parça umut,
her köpük kabarcığında bir hayal..
devamını gör...
26 mart 2026 türkiye romanya maçı
o bizim direkten kale içine dönen top vardı ya, işte orada yolumuz kapanabilirdi. gol atamadılar ve yolumuz açıldı. bu yollar sana kurban olsun 'bizim çocuklar' forzaaaa....
devamını gör...
sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği
bir tanıma göre 4 kelime 5 yalan.
devamını gör...
elveda meyhaneci
ege nin diğer yakasından gelsin
devamını gör...
erkek adam
(bkz: kadın adam)ın erkek olanı.
devamını gör...
ulvgjeld & blodsodel
tool mahlaslı, benim gibi metalik bir editör olan dostumun geçen başlığını açtığı, 2 aya yakın bir süre sonra çıkacak olan dimmu borgir albümü grand serpent rising'den ortamlara salınan ilk parçadır. aslında audio olarak çıkalı 1 günü biraz geçti galiba ama klibi yayımlanalı daha 2 saat falan oldu.
açıkçası abrahadabra albümlerine bayılmıştım norveçli senfonik black metal devinin ama ondan tam 8 yıl sonra çıkan eonian'ı pek de tutmamıştım. yani insan bu kadar ara olunca daha iyi bir şeyler bekliyor. bir de hani o 8 yılın ilk 4-5 yılında sonraki albüm için bir şeyler yapmamışlar ama kendi dediklerine göre bu sürenin son 3-4 senesinde de o albüm için uğraşmışlar. eonian'dan ortamlara saldıkları ilk şarkı interdimensional summit'in ne kadar kötü olduğuna inanamamıştım. neyse ki sonraki council of wolves and snakes güzeldi. albüm idare ederdi ama işte o kadar aradan sonra ve "3-4 yıldır üzerinde çalışıyoruz" denen bir albümden çok daha fazlasını beklemiştim.
şimdi o albümün üzerinden yine bir 8 yıllık süre geçti ve grand serpent rising geliyor, hatta başlığın konusu olan klipli şarkısı geldi bile...
şarkı fena değil. eonian'ın ilk single'ından çok daha iyi.
fakaaat...
o nasıl bir miks be oğlum? yani hele o sonlarındaki blast beat'lerde trampeti duyabilmek için akla karayı seçtim. ak'ı zaten abrahadabra'da seçmiştik, zira orada bembeyaz kıyafetleriyle aykırı bir duruş sergilemişti dimmu elemanları. burada da kara'yı seçiyoruz zira black metal...
mikste bence ciddi sıkıntılar var. tamam, senfonik black metal grubusunuz ama metal grubusunuz en başta, senfoni orkestrası değilsiniz. yani senfonik bir ses yükseldiğinde vokaller onun altında ezilmemeli, bilakis üstüne çıkmalı ya da aynı seviyede olmalı. bu mesela parçanın sonlarında iyi kotarılmış ama aralarda bir yerlerde vokalleri duymakta zorlandım...
davullar yavaş ve mid tempolarda giderken sound olarak iyi olsa da sonlardaki blast beat'li kısımlarda çok "tame"leştirilmiş bir "beast" gibi olmuşlar. yani hiç olmamış. ayrıca partisyon partisyon farklı dinamiklerle miks'lenmiş davullarla karşı karşıyayız. bu bir tercihtir de ben pek tasvip etmedim şahsen. davulcunun performansını ve davul partisyonu yazımını da hiç beğenmedim bu arada. nicholas barker olmadan da iyiydiniz abrahadabra'da: yani oradaki davullar da hiç fena değildi. ama burada hakikaten hiç olmamış. bazı alto-tom'lara uzanan davul ataklarında da ufak çapta karambole getirmeler var gibime geldi. yalnız bazı alto gezinmelerindeki o böyle 100+ metre tavanlı mistik bir katedralde kaydedilmiş gibi olan havayı sevdim.
parça fena değil, dediğim gibi. yani bu bahsettiğim sound'sal—en azından bana göre var olan—sıkıntılar belki de klibiyle birlikte dinlendiğinde pek kimsenin dikkatini çekmez. yani o görsel ihtişam ve parçadaki sound'un genel kudreti işte ilk etapta dinleyeni büyüleyebilir. sound'daki miks sıkıntılarını görmezden/duymazdan gelemedim 3-4 dinleyişimde de ama piyanolarını beğendim parçanın mesela. bir mustis değil eleman elbette ama işte gene de güzel vurmuş siyah ve beyaz tuşlara ve ilgili piyano partisyonları güzel de yazılmış.
shagrath ve silenoz dışındaki elemanlarının kimler olduğunu da bilmiyorum bu arada. shagrath'ı bile zor tanıdım hatta tipinden. tabii ki kendisi dimmu'dan ayrılsa neredeyse tüm metal sayfalarında bu haber olacağından, tipi farklı gelse bile o olduğundan emindim elbette. haha. sahi, klavyeci/piyanist bence geir bratland [gerlioz] olmalı. hem bundan önceki iki dimmu albümünde, grup kadrosunda olmasa da konuk müzisyen olarak klavyelerin arkasındaydı kendisi, hem de başlığın konusu olan parçanın klibindeki klavyeci de imaj olarak ona benziyor. bence büyük ihtimalle odur.
aaaa, the metal archives sitesinde bu albümle ilgili bilgilere bakarken ne gördüm: shagrath için şunlardan sorumlu denmiş: "drums, vocals, guitars, keyboards, bass" - yani zaten grubun ilk albümünde kendisi aslen davulcuydu ve sonra geri vokaldi, as vokal değildi. burada da davulları çalmış deniyor. yani mesela o blast beat'leri shagrath mı yaptı yani?.. ki ilk dimmu albümündeki davullar elbette böyle süpersonik değildi. klipteki eleman sadece rol mü yapıyor? pek sanmam ya. ekstrem metal davulculuğu apayrı bir disiplin ister ve shagrath sanmıyorum ki kendini bu denli zor partisyonlar çalacak kadar fit hale getirsin davullarda. klavyelere, baslara falan o kadar şaşırmam ama davullarda bence kısmi bir katkısı olmuş olabilir albümde.
o blast beat'leri, jilet gibi atakları falan shagrath yaptıysa şapkamı çıkartırım karşısında ama pek sanmıyorum açıkçası. albüm çıksın da, tam bilgileniriz sanırım bu konuda ve ben de bu yazıma bir edit geçip öğrendiklerimi yazarım. dediğim gibi, shagrath'ın bu albümdeki davullara katkısı varsa bile bu kısmi bir katkıdır ve işte mid tempo giden bir iki şarkıda falan davullara vurmuştur bence kendisi, olsa olsa. tabii böyle bir kondisyona ulaşmak için uzun süredir çalışıyorsa başka, ama sanmam... zaten konserlerde illaki vokalleri yapacak ve başkası davulların arkasında olacak. sadece albüm için bir seferlik çalmak amacıyla kendisinin böylesi "kastığını" hiç mi hiç zannetmem.
bunun ilk single olduğunu göz ardı etmeyelim diyorum, hani yani "genele" hitap edecek parçalar seçilir bu bağlamda ve albümlerdeki daha sofistike parçalar genelde çıkış şarkısı olarak tercih edilmez. ancaaaakkk... bu miks problemleri sanmıyorum ki diğer parçalarda da olmasın. sadece parçayı beğenmesem albümü gene de hevesle beklerdim, diğer şarkılarından çok daha iyileri olabilir diye. lakin işte kayıtta beni rahatsız eden şeyler var ve bunlar diğer parçalarda da böyle olacak korkarım ki.
klip gayet güzel. tabii artık yapay zekadan yardım alınmadan böyle klipler çekilmiyordur herhalde. gene de dimmu zaten klip konusunda her zaman ayrıksı derecede iyi bir grup olmuştur. eminim bayağı masraf da yapmışlardır bu klip için, yani dümdüz yapay zekayı da dayamamışlardır.
ezcümle, bence mikste ciddi sıkıntılar var. yani tarzının cradle of filth'le birlikte—yani tarzları tam aynı olmasa da benzeşimleri yok da diyemeyiz—en "zengin" grubu dimmu; frontman'i shagrath'ın da albüm prodüksiyonları için ne kadar özendiğini, hatta pahalı pahalı kayıt ekipmanları alıp bunları kurcalayarak değişik sound'lar yaratmak/keşfetmek gibi bir hobisi olduğunu biliyorum/z. ama bu kayıtta hakikaten bariz olmamışlıklar var.
her şeyden öte, 8 senelik bekleyişten sonra parça zaten yeterince tatmin etmiyor. belki de 8 senelik aralar dimmu'ya yaramıyordur. yazının gerilerinde de dediğim gibi, abrahadabra'dan sonra eonian'da da böyle bir şey olmuştu, en azından kendi açımdan. bu arada eonian'ı sadece birkaç kez dinlemiştim çıktığı 8 sene önce ama böyle sound'sal sorunları olduğunu hatırlamıyorum. yani yeterince iyi bulmamıştım o albümü ama en azından buradaki gibi kayıt/prodüksiyon sorunları yoktu diye aklımda kalmış.
umarım bir sonraki albümleri gene 8 sene sonra gelmez. 9 sene sonra gelse bile daha iyi olabilir. 8'de bir uğursuzluk var, belli. haha. yani ben olsam 6'şar sene araylaçıkartırdım bundan sonraki 3 albümü. 666 yani. çok cool! hatta grubun kendi adındaki şarkısında şöyle sözler de var:
constant retribution calling
from the shadows of three consecutive sixes
merging with the cold dark vacuum
talent is worthless unless exercised
bold yaptığım kısımda da işte 666 manası çıkıyor. kesin böyle yapmalılar ya. sonraki albümlerini 6'şar sene arayla çıkarmalılar...
geyik bir tarafa, albüme gene de şans vereceğim. yani en azından 1-2 kez dinlerim. albümdeki the qryptfarer ve shadows of a thousand perceptions adlı şarkıların isimleri de ilgimi çekti. umarım bunlar ulvgjeld & blodsodel'den daha iyidirler. bir de albümün son parçası olan gjǫll... bu nordik mitolojiden geliyor ve eski norsça bir sözcük; ölüler ve yaşayanları ayıran nehir... bu da enteresan bir parça olabilir. bakalım...
ekleme: demin facebook'ta şöyle bir içerik gördüm: "produced mix and mastered at studio fredman am very proud of the final product, link in the description, dimmu borgir". yani studio fredman'da yapılmış bu parçanın/albümün miks ve mastering'i. bunları yapan stüdyo yetkilisi de, ki herhalde fredrik nordström'dür, ortaya çıkan/çıkardığım ürünle gurur duyuyorum demiş. zaten stüdyonun fb sayfasındaki profilde "best metal studio in the world" de yazıyor. yani dünyanın en iyi stüdyosu denmiş kendileri için. ahaha, çok ironik. yani bence rezalet bir iş çıkarılmış çünkü mikste. bir sürü önemli grubun kayıtları burada işlenmiş olsa da bilemiyorum, en azından dimmu'nun bu ses prodüksiyonu hiç de "gurur duyulacak" bir şey değil kanımca.
açıkçası abrahadabra albümlerine bayılmıştım norveçli senfonik black metal devinin ama ondan tam 8 yıl sonra çıkan eonian'ı pek de tutmamıştım. yani insan bu kadar ara olunca daha iyi bir şeyler bekliyor. bir de hani o 8 yılın ilk 4-5 yılında sonraki albüm için bir şeyler yapmamışlar ama kendi dediklerine göre bu sürenin son 3-4 senesinde de o albüm için uğraşmışlar. eonian'dan ortamlara saldıkları ilk şarkı interdimensional summit'in ne kadar kötü olduğuna inanamamıştım. neyse ki sonraki council of wolves and snakes güzeldi. albüm idare ederdi ama işte o kadar aradan sonra ve "3-4 yıldır üzerinde çalışıyoruz" denen bir albümden çok daha fazlasını beklemiştim.
şimdi o albümün üzerinden yine bir 8 yıllık süre geçti ve grand serpent rising geliyor, hatta başlığın konusu olan klipli şarkısı geldi bile...
şarkı fena değil. eonian'ın ilk single'ından çok daha iyi.
fakaaat...
o nasıl bir miks be oğlum? yani hele o sonlarındaki blast beat'lerde trampeti duyabilmek için akla karayı seçtim. ak'ı zaten abrahadabra'da seçmiştik, zira orada bembeyaz kıyafetleriyle aykırı bir duruş sergilemişti dimmu elemanları. burada da kara'yı seçiyoruz zira black metal...
mikste bence ciddi sıkıntılar var. tamam, senfonik black metal grubusunuz ama metal grubusunuz en başta, senfoni orkestrası değilsiniz. yani senfonik bir ses yükseldiğinde vokaller onun altında ezilmemeli, bilakis üstüne çıkmalı ya da aynı seviyede olmalı. bu mesela parçanın sonlarında iyi kotarılmış ama aralarda bir yerlerde vokalleri duymakta zorlandım...
davullar yavaş ve mid tempolarda giderken sound olarak iyi olsa da sonlardaki blast beat'li kısımlarda çok "tame"leştirilmiş bir "beast" gibi olmuşlar. yani hiç olmamış. ayrıca partisyon partisyon farklı dinamiklerle miks'lenmiş davullarla karşı karşıyayız. bu bir tercihtir de ben pek tasvip etmedim şahsen. davulcunun performansını ve davul partisyonu yazımını da hiç beğenmedim bu arada. nicholas barker olmadan da iyiydiniz abrahadabra'da: yani oradaki davullar da hiç fena değildi. ama burada hakikaten hiç olmamış. bazı alto-tom'lara uzanan davul ataklarında da ufak çapta karambole getirmeler var gibime geldi. yalnız bazı alto gezinmelerindeki o böyle 100+ metre tavanlı mistik bir katedralde kaydedilmiş gibi olan havayı sevdim.
parça fena değil, dediğim gibi. yani bu bahsettiğim sound'sal—en azından bana göre var olan—sıkıntılar belki de klibiyle birlikte dinlendiğinde pek kimsenin dikkatini çekmez. yani o görsel ihtişam ve parçadaki sound'un genel kudreti işte ilk etapta dinleyeni büyüleyebilir. sound'daki miks sıkıntılarını görmezden/duymazdan gelemedim 3-4 dinleyişimde de ama piyanolarını beğendim parçanın mesela. bir mustis değil eleman elbette ama işte gene de güzel vurmuş siyah ve beyaz tuşlara ve ilgili piyano partisyonları güzel de yazılmış.
shagrath ve silenoz dışındaki elemanlarının kimler olduğunu da bilmiyorum bu arada. shagrath'ı bile zor tanıdım hatta tipinden. tabii ki kendisi dimmu'dan ayrılsa neredeyse tüm metal sayfalarında bu haber olacağından, tipi farklı gelse bile o olduğundan emindim elbette. haha. sahi, klavyeci/piyanist bence geir bratland [gerlioz] olmalı. hem bundan önceki iki dimmu albümünde, grup kadrosunda olmasa da konuk müzisyen olarak klavyelerin arkasındaydı kendisi, hem de başlığın konusu olan parçanın klibindeki klavyeci de imaj olarak ona benziyor. bence büyük ihtimalle odur.
aaaa, the metal archives sitesinde bu albümle ilgili bilgilere bakarken ne gördüm: shagrath için şunlardan sorumlu denmiş: "drums, vocals, guitars, keyboards, bass" - yani zaten grubun ilk albümünde kendisi aslen davulcuydu ve sonra geri vokaldi, as vokal değildi. burada da davulları çalmış deniyor. yani mesela o blast beat'leri shagrath mı yaptı yani?.. ki ilk dimmu albümündeki davullar elbette böyle süpersonik değildi. klipteki eleman sadece rol mü yapıyor? pek sanmam ya. ekstrem metal davulculuğu apayrı bir disiplin ister ve shagrath sanmıyorum ki kendini bu denli zor partisyonlar çalacak kadar fit hale getirsin davullarda. klavyelere, baslara falan o kadar şaşırmam ama davullarda bence kısmi bir katkısı olmuş olabilir albümde.
o blast beat'leri, jilet gibi atakları falan shagrath yaptıysa şapkamı çıkartırım karşısında ama pek sanmıyorum açıkçası. albüm çıksın da, tam bilgileniriz sanırım bu konuda ve ben de bu yazıma bir edit geçip öğrendiklerimi yazarım. dediğim gibi, shagrath'ın bu albümdeki davullara katkısı varsa bile bu kısmi bir katkıdır ve işte mid tempo giden bir iki şarkıda falan davullara vurmuştur bence kendisi, olsa olsa. tabii böyle bir kondisyona ulaşmak için uzun süredir çalışıyorsa başka, ama sanmam... zaten konserlerde illaki vokalleri yapacak ve başkası davulların arkasında olacak. sadece albüm için bir seferlik çalmak amacıyla kendisinin böylesi "kastığını" hiç mi hiç zannetmem.
bunun ilk single olduğunu göz ardı etmeyelim diyorum, hani yani "genele" hitap edecek parçalar seçilir bu bağlamda ve albümlerdeki daha sofistike parçalar genelde çıkış şarkısı olarak tercih edilmez. ancaaaakkk... bu miks problemleri sanmıyorum ki diğer parçalarda da olmasın. sadece parçayı beğenmesem albümü gene de hevesle beklerdim, diğer şarkılarından çok daha iyileri olabilir diye. lakin işte kayıtta beni rahatsız eden şeyler var ve bunlar diğer parçalarda da böyle olacak korkarım ki.
klip gayet güzel. tabii artık yapay zekadan yardım alınmadan böyle klipler çekilmiyordur herhalde. gene de dimmu zaten klip konusunda her zaman ayrıksı derecede iyi bir grup olmuştur. eminim bayağı masraf da yapmışlardır bu klip için, yani dümdüz yapay zekayı da dayamamışlardır.
ezcümle, bence mikste ciddi sıkıntılar var. yani tarzının cradle of filth'le birlikte—yani tarzları tam aynı olmasa da benzeşimleri yok da diyemeyiz—en "zengin" grubu dimmu; frontman'i shagrath'ın da albüm prodüksiyonları için ne kadar özendiğini, hatta pahalı pahalı kayıt ekipmanları alıp bunları kurcalayarak değişik sound'lar yaratmak/keşfetmek gibi bir hobisi olduğunu biliyorum/z. ama bu kayıtta hakikaten bariz olmamışlıklar var.
her şeyden öte, 8 senelik bekleyişten sonra parça zaten yeterince tatmin etmiyor. belki de 8 senelik aralar dimmu'ya yaramıyordur. yazının gerilerinde de dediğim gibi, abrahadabra'dan sonra eonian'da da böyle bir şey olmuştu, en azından kendi açımdan. bu arada eonian'ı sadece birkaç kez dinlemiştim çıktığı 8 sene önce ama böyle sound'sal sorunları olduğunu hatırlamıyorum. yani yeterince iyi bulmamıştım o albümü ama en azından buradaki gibi kayıt/prodüksiyon sorunları yoktu diye aklımda kalmış.
umarım bir sonraki albümleri gene 8 sene sonra gelmez. 9 sene sonra gelse bile daha iyi olabilir. 8'de bir uğursuzluk var, belli. haha. yani ben olsam 6'şar sene araylaçıkartırdım bundan sonraki 3 albümü. 666 yani. çok cool! hatta grubun kendi adındaki şarkısında şöyle sözler de var:
constant retribution calling
from the shadows of three consecutive sixes
merging with the cold dark vacuum
talent is worthless unless exercised
bold yaptığım kısımda da işte 666 manası çıkıyor. kesin böyle yapmalılar ya. sonraki albümlerini 6'şar sene arayla çıkarmalılar...
geyik bir tarafa, albüme gene de şans vereceğim. yani en azından 1-2 kez dinlerim. albümdeki the qryptfarer ve shadows of a thousand perceptions adlı şarkıların isimleri de ilgimi çekti. umarım bunlar ulvgjeld & blodsodel'den daha iyidirler. bir de albümün son parçası olan gjǫll... bu nordik mitolojiden geliyor ve eski norsça bir sözcük; ölüler ve yaşayanları ayıran nehir... bu da enteresan bir parça olabilir. bakalım...
ekleme: demin facebook'ta şöyle bir içerik gördüm: "produced mix and mastered at studio fredman am very proud of the final product, link in the description, dimmu borgir". yani studio fredman'da yapılmış bu parçanın/albümün miks ve mastering'i. bunları yapan stüdyo yetkilisi de, ki herhalde fredrik nordström'dür, ortaya çıkan/çıkardığım ürünle gurur duyuyorum demiş. zaten stüdyonun fb sayfasındaki profilde "best metal studio in the world" de yazıyor. yani dünyanın en iyi stüdyosu denmiş kendileri için. ahaha, çok ironik. yani bence rezalet bir iş çıkarılmış çünkü mikste. bir sürü önemli grubun kayıtları burada işlenmiş olsa da bilemiyorum, en azından dimmu'nun bu ses prodüksiyonu hiç de "gurur duyulacak" bir şey değil kanımca.
devamını gör...
piyasaların aşırı iyimser olması
ciddi hasarlar veren bir ''füzeleşme/misilleme savaşı'' sanki sıradan bir çatışma gibi alınıyor ve trump'a inanılıyor: ateşkesilecekmiş.
avrupa merkez bankası başkanı christine lagarde üstüne düşeni yapmış. uyarıyor:
lagarde: piyasalar aşırı iyimser, enerji hasarı yıllarca sürebilir
lagarde, orta doğu'daki çatışmanın enerji altyapısında ciddi tahribata yol açtığını belirterek piyasaların aşırı iyimser olabileceğini söyledi. hasarın kısa sürede giderilemeyeceğini vurgulayan lagarde, sürecin yıllara yayılabileceğine dikkat çekti.
bloomberg yorum.haberi buradan
avrupa merkez bankası başkanı christine lagarde üstüne düşeni yapmış. uyarıyor:
lagarde: piyasalar aşırı iyimser, enerji hasarı yıllarca sürebilir
lagarde, orta doğu'daki çatışmanın enerji altyapısında ciddi tahribata yol açtığını belirterek piyasaların aşırı iyimser olabileceğini söyledi. hasarın kısa sürede giderilemeyeceğini vurgulayan lagarde, sürecin yıllara yayılabileceğine dikkat çekti.
devamını gör...
sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği
1991'de dağılmıştır.
devamını gör...
insan bazen evini yakmalı ve dışarı çıkıp seyretmeli
başlığa gözüm iliştiğinden beri tanıdık gelen ve düşünmeden duramadığım göründüğünden çok farklı söz öbeği.
teşekkürler sözlük bir gecem daha sayende boka sardı...
teşekkürler sözlük bir gecem daha sayende boka sardı...
devamını gör...
erkek adam
erkek adamı şu dünyada yıkan en büyük şey aşktır, bir anlık dalgınlık veya boşluk hatun kişisinin gözlerine değer veya o dikenli kurlardan birisinin ağına düşerse geçmiş olsun, erkek erkeğe olsak, tekme tokat dövüşür ikinci gün kanka oluruz da, kadın işleri çok zor aga. her şey bitti diyorum, çıktım diyorum yine aşk yetişiyor imdada ve beni yerin dibine çekiyor, derin devlet oldum, tepedeki göz oldum, insan oldum yetmiyor, allah biliyor ya aşk var ya insanı kurutur aga, yaka yaka kurutur. siz siz olun benden size şeytan tavsiyesi, dürtüsel yaşayın, yüklediğiniz anlam karşı için hiçbir şey ifade etmiyor ve yine yeniden kendi kafamda kurduğum platonik cenneti ve cehennemi ateşe veriyorum.
devamını gör...
kartal dansı
son zamanlarda moda ve akım olan harika bir kazak dansı
www.youtube.com/shorts/dW2e...
www.youtube.com/shorts/dW2e...
devamını gör...
yazarların hayattaki şansı
babamdır.
devamını gör...
sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği
niyetten bağımsız olarak, egemen ulus tahakkümünun yeniden tesis edilmesinden başka bir b.k değildi.
devamını gör...
milli maç izlemeyen erkek
yine bir erkek gelmiş.. sözlüğe erkeklik öğretiyor olmuş.. neyle futbol maçı ile.. ben güldüm..
devamını gör...



