zaman tüneli
patagonyalı (yazar)
devamını gör...
belirsizlik
beni hâlâ çok delirtiyor. üstteki yazarın ulaştığı bilgeliğe ulaşamadım. hatta bugün bunun üzerine çok düşündüm.
bir şeyi beklerken o şeyin iyi olma olasılığı olsa da olabilecek en kötü şeyi düşünüp ona dertlenmekten başka bir şey yapamıyor insan.
belki olay asla düşündüğümüz kadar kötü olmayacak ama korkuyorsun ve her haltı düşünüyorsun. insan sabredemiyor, bazı anlarda vakit geçmiyor bir an önce öğrenmek istiyorsun. zaten üzülüyorsun bari diyorsun ki durum netleşsin ona göre hareket edelim.
umut falan umrunda olmuyor en kötü ihtimale odaklanıp ona göre çözüm üretmeye başladın bile kafanda çünkü.
belirsizlik çok zor.
bir şeyi beklerken o şeyin iyi olma olasılığı olsa da olabilecek en kötü şeyi düşünüp ona dertlenmekten başka bir şey yapamıyor insan.
belki olay asla düşündüğümüz kadar kötü olmayacak ama korkuyorsun ve her haltı düşünüyorsun. insan sabredemiyor, bazı anlarda vakit geçmiyor bir an önce öğrenmek istiyorsun. zaten üzülüyorsun bari diyorsun ki durum netleşsin ona göre hareket edelim.
umut falan umrunda olmuyor en kötü ihtimale odaklanıp ona göre çözüm üretmeye başladın bile kafanda çünkü.
belirsizlik çok zor.
devamını gör...
belirsizlik
hiç sevmem ama sabırlı biriyimdir. ne demişler çözümü göremiyorum, yarın ne olacak bilmiyorum ama kesinlikle yaradanıma güveniyorum. ona güvenebilirsen seni hiçbir şey yenemez buna emin ol ama lafla sadece kendini kandırırsın avuçların kan doluyken bile güvenebiliyor musun? önce ona bakılır sonra yol gösterilir. bunlar tamamen benim şahsi hissiyatımdır kimseyi de bağlamaz.
devamını gör...
doğru insanın yanlış zamanda değil yanlış algıda kaybı
doğru insan hep yanınızda kalır, esas algı kaybı doğru olmayan insanı doğru sanmaktır.
devamını gör...
aynı dili konuşmak
bu durum bence gerçekten kelimelerle değil daha çok ortak bir zeminde konuşabilmekle ilgili.. benzer sosyo-ekonomik koşullardan geçmiş, benzer eğitim süreçlerinden süzülmüş ya da hayatın benzer yerlerinden sınanmış insanların birbirini daha az çabayla anlayabilmesi biraz da bu yüzden bence. çünkü o insanların dünyayı okuma biçimleri, kırıldıkları yerler, önemsedikleri detaylar çoğu zaman örtüşüyor.
iş yerinde aynı yaşlarda olduğum, aynı fakülteden mezun bir arkadaşım var misal. konuşurken fark ediyorum ki, bazı şeyleri uzun uzun anlatmamıza gerek kalmıyor. neyi neden önemsediğimizi, hangi durumda nasıl hissedeceğimizi az çok tahmin edebiliyoruz. hatta işin ilginç tarafı, müzik zevklerimiz bile neredeyse aynı. bu da sanki sadece düşüncelerimizin değil, ruh halimizin de benzer frekansta çalıştığını hissettiriyor.
hayata bakışımız, hassasiyetlerimiz, tepkilerimiz birbirine yakın olunca iletişim de daha akışkan hale geliyor. bir cümleyi yarım bıraksan bile karşı taraf tamamlayabiliyor. belki de aynı dili konuşmak böyle bir şeydir. yani aynı kelimeleri kullanmaktan çok, aynı yerlerden anlamak..
iş yerinde aynı yaşlarda olduğum, aynı fakülteden mezun bir arkadaşım var misal. konuşurken fark ediyorum ki, bazı şeyleri uzun uzun anlatmamıza gerek kalmıyor. neyi neden önemsediğimizi, hangi durumda nasıl hissedeceğimizi az çok tahmin edebiliyoruz. hatta işin ilginç tarafı, müzik zevklerimiz bile neredeyse aynı. bu da sanki sadece düşüncelerimizin değil, ruh halimizin de benzer frekansta çalıştığını hissettiriyor.
hayata bakışımız, hassasiyetlerimiz, tepkilerimiz birbirine yakın olunca iletişim de daha akışkan hale geliyor. bir cümleyi yarım bıraksan bile karşı taraf tamamlayabiliyor. belki de aynı dili konuşmak böyle bir şeydir. yani aynı kelimeleri kullanmaktan çok, aynı yerlerden anlamak..
devamını gör...
doğru insanın yanlış zamanda değil yanlış algıda kaybı
iyi erkek ne yapar?
yazar. arar. ilgilenir. net olur.
sonuç?
“çok iyi biri ya ama elektrik alamadım.”
kötü erkek ne yapar?
iki gün kaybolur, üçüncü gün “napıyosun” yazar.
sonuç?
“ben bunu niye bu kadar düşünüyorum ya"
iyi erkek sürpriz yapar. kötü erkek ortadan kaybolur. kadın: sürprizi unutur, kaybolanı stalklar.
iyi erkek güven verir. kötü erkek merak.
kalp, güveni sıkıcı bulur, merakı aşk sanır.
iyi erkekle ilişki: huzur, düzen, sakinlik.
kötü erkekle ilişki: fbı ajanlığı arti psikolojik gerilim.
iyi erkek: “ben buradayım.”
kötü erkek: “bakalım neredeyim.”
kadın adeta navigasyon gibi peşinde.
en iyisi de şu: iyi erkek “çok iyi ama" diye elenir,
kötü erkek “aslında öyle biri değil" diye savunulur.
sonuçta:
iyi erkek çiçek alır, vazoya konur.
kötü erkek diken olur, elde tutulur.
diyeceklerim bu kadar.
yazar. arar. ilgilenir. net olur.
sonuç?
“çok iyi biri ya ama elektrik alamadım.”
kötü erkek ne yapar?
iki gün kaybolur, üçüncü gün “napıyosun” yazar.
sonuç?
“ben bunu niye bu kadar düşünüyorum ya"
iyi erkek sürpriz yapar. kötü erkek ortadan kaybolur. kadın: sürprizi unutur, kaybolanı stalklar.
iyi erkek güven verir. kötü erkek merak.
kalp, güveni sıkıcı bulur, merakı aşk sanır.
iyi erkekle ilişki: huzur, düzen, sakinlik.
kötü erkekle ilişki: fbı ajanlığı arti psikolojik gerilim.
iyi erkek: “ben buradayım.”
kötü erkek: “bakalım neredeyim.”
kadın adeta navigasyon gibi peşinde.
en iyisi de şu: iyi erkek “çok iyi ama" diye elenir,
kötü erkek “aslında öyle biri değil" diye savunulur.
sonuçta:
iyi erkek çiçek alır, vazoya konur.
kötü erkek diken olur, elde tutulur.
diyeceklerim bu kadar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ses tonları
devamını gör...
ios
merakımdan baktım ve artık haberim olduğu için 26.4'ü indiriyorum sistemi.
tşk.
tşk.
devamını gör...
belirsizlik
eskiden beni tedirgin ederdi. ben her şeyin net olmasını isterdim. yolum belli olsun, sonuçlar garanti olsun falan… ama zamanla belirsizliğin aslında hayatın bana bıraktığı bir boşluk, bir ihtimal alanı olduğunu farkettim. henüz yazılmamış bir hikayenin içindeymişim gibi..
artık belirsizliğe biraz daha farklı bakıyorum. içinde bence korku kadar umut da taşıyor. çünkü her şey kesin olsaydı, sürpriz diye bir şey olmazdı. yeni bir başlangıcın, güzel bir karşılaşmanın ya da hiç beklemediğim bir mutluluğun ihtimali de olmazdı diye düşünüyorum.
şimdilerde belirsizliği tamamen çözmem gereken bir problem gibi görmüyorum. daha çok, içinde iyi şeylerin de saklı olabileceği bir alan gibi bence. bu düşünce bana garip bir şekilde huzur veriyor. çünkü biliyorum ki belirsizlik varsa, umut da var demektir.
artık belirsizliğe biraz daha farklı bakıyorum. içinde bence korku kadar umut da taşıyor. çünkü her şey kesin olsaydı, sürpriz diye bir şey olmazdı. yeni bir başlangıcın, güzel bir karşılaşmanın ya da hiç beklemediğim bir mutluluğun ihtimali de olmazdı diye düşünüyorum.
şimdilerde belirsizliği tamamen çözmem gereken bir problem gibi görmüyorum. daha çok, içinde iyi şeylerin de saklı olabileceği bir alan gibi bence. bu düşünce bana garip bir şekilde huzur veriyor. çünkü biliyorum ki belirsizlik varsa, umut da var demektir.
devamını gör...
bu kullanıcı sizi engellediği için mesaj gönderemezsiniz
hiç almadığım uyarıdır. elbette kimse tarafından engellenmediğim için değil.
devamını gör...
twilight
orbes dergisi her yıl dünya zenginlerinin, kurgusal karakterlerin, şarkıcıların, hollywood yıldızlarının vs. en zengininden başlayıp sıralama yaptığı bir liste çıkarıyor ortaya.
2025 milyarder listesinde, birinci sırada kim var sizce? tabiki elon musk. neyse, konumuz bu değil. ben kurgusal karakterlerin yalandan olma miraslarina değineceğim. işte sıkıntıdan böyle bir araştırma ile geldim size.
twilight hakkında az bilinenlere falan filan değineceğim.
forbes, en son 2012 yılına kadar kurgusal karakterlerin miraslarını sıralamış. yani bu yüzden en güncel bilgiler 2012 yılana ait. baya bir araştırdım, baktım ama 2012'den ilerisi yok maalesef. bu başlıkta yazmanın sebebi tabiki filmde yer alan yardımsever, sıcakkanlı, sevecen, anlayışlı, karizmatik babamız carlisle cullen. bu adam resmen para saçıyor. zaten filmde ve kitapta da buna çokça değinmişler. 2006, 2007, 2008, 2010, 2011'de carlisle birinci sırada, 2012'de ise üçüncü sırada en zengin kurgusal karakterler sıralamasına giriyor.
peki bu servetin, paranın suyu nereden geliyor? listelerde top 1'lerde olacak kadar ne yapıyor bu adam. filmde onu doktor olarak görüyoruz ama bu mesleği carlisle hobi olarak yapıyor. ki bunu da twilight new moon'da bella'nın doğum gününde, casper'in kanına susayıp ortalığı aleve verdiği zaman söylemişti. izleyen varsa hatırlar. carlisle'nin asıl mesleği stok marketi işleriyle ilgileniyorlar. yani hisse senedi piyasası.
mesela bir ürün çıkaracaklar bu ürün ne olsun, kalem olsun. bu kalemi ilk başta 50 tl'den satışına başlıyor ve şirketi kurduğu diğer çalışanlarına da yatırımdan pay vereceği için satılan ürünlerin bir kismini kendisine diğer kalanını da şirket çalışanlarına veriyorlar. peki bu ürünün ne kadar kâr yapacağını, nasıl bir kazanç getireceğini, ürünün piyasadaki değerini, dağıtım oranını, tutup, tutmayacağını, zartını zurtunu nasıl anlayacaklar benim biricik sevgili alice'imm sayesinde. alice'nin geleceği görme yetisi sayesinde ürünün onlara ne kadar kazandıracağını, ne kadar ürün sattiracagini, her şeyi görüp bildiği için işe başlamadan önce bu özelliği sayesinde alice'den yardım alıyorlar ve alice onay verirse işi yapıyorlar.
bu arada tabiki para politikasıyla, faiz oranlarıyla, enflasyonla, ürünün gelecekteki değeri ve bugünkü değeriyle de kafa patlatmamış oluyorlar. çünkü alice ablamiz heeerrr şeyi görüyor. insanların düşünceleri, davranışları geleceğin değişmesine sebep oluyor biliyorsunuz. filmde bunu alis söylemişti. buna göre ürünün durdurulmasını da piyasaya sürülmesini de bu şekilde engellemiş oluyor. yani hiçbir şekilde risk almamış oluyorlar. tamamen olacak bir iş için hizmet veriyorlar. işte böyle bir güç...
volturi'den bile zengin olmalarına şaşırdım ben doğrusu. çünkü filmde en ihtişamlı, sanatla ve bilimle iç içe tamamen bir orduyla yaşayan ve saltanat kurmuş bir devlet bunlar. ama carlisle, volturi'den de zengin çıktı. volturi ise emlak krallığı yapıyor. hatta bella, vampire dönüştükten sonra volturi'nin başında olan adam aro bella'ya şöyle bir
kolye hediye ediyor. bu kolye ise kraliyet ailesi'nin kolyesi olduğu söyleniyor. ama dediğim gibi carlisle ondan daha zengin çünkü alice'leri varr.
2025 milyarder listesinde, birinci sırada kim var sizce? tabiki elon musk. neyse, konumuz bu değil. ben kurgusal karakterlerin yalandan olma miraslarina değineceğim. işte sıkıntıdan böyle bir araştırma ile geldim size.
twilight hakkında az bilinenlere falan filan değineceğim.
forbes, en son 2012 yılına kadar kurgusal karakterlerin miraslarını sıralamış. yani bu yüzden en güncel bilgiler 2012 yılana ait. baya bir araştırdım, baktım ama 2012'den ilerisi yok maalesef. bu başlıkta yazmanın sebebi tabiki filmde yer alan yardımsever, sıcakkanlı, sevecen, anlayışlı, karizmatik babamız carlisle cullen. bu adam resmen para saçıyor. zaten filmde ve kitapta da buna çokça değinmişler. 2006, 2007, 2008, 2010, 2011'de carlisle birinci sırada, 2012'de ise üçüncü sırada en zengin kurgusal karakterler sıralamasına giriyor.
peki bu servetin, paranın suyu nereden geliyor? listelerde top 1'lerde olacak kadar ne yapıyor bu adam. filmde onu doktor olarak görüyoruz ama bu mesleği carlisle hobi olarak yapıyor. ki bunu da twilight new moon'da bella'nın doğum gününde, casper'in kanına susayıp ortalığı aleve verdiği zaman söylemişti. izleyen varsa hatırlar. carlisle'nin asıl mesleği stok marketi işleriyle ilgileniyorlar. yani hisse senedi piyasası.
mesela bir ürün çıkaracaklar bu ürün ne olsun, kalem olsun. bu kalemi ilk başta 50 tl'den satışına başlıyor ve şirketi kurduğu diğer çalışanlarına da yatırımdan pay vereceği için satılan ürünlerin bir kismini kendisine diğer kalanını da şirket çalışanlarına veriyorlar. peki bu ürünün ne kadar kâr yapacağını, nasıl bir kazanç getireceğini, ürünün piyasadaki değerini, dağıtım oranını, tutup, tutmayacağını, zartını zurtunu nasıl anlayacaklar benim biricik sevgili alice'imm sayesinde. alice'nin geleceği görme yetisi sayesinde ürünün onlara ne kadar kazandıracağını, ne kadar ürün sattiracagini, her şeyi görüp bildiği için işe başlamadan önce bu özelliği sayesinde alice'den yardım alıyorlar ve alice onay verirse işi yapıyorlar.
bu arada tabiki para politikasıyla, faiz oranlarıyla, enflasyonla, ürünün gelecekteki değeri ve bugünkü değeriyle de kafa patlatmamış oluyorlar. çünkü alice ablamiz heeerrr şeyi görüyor. insanların düşünceleri, davranışları geleceğin değişmesine sebep oluyor biliyorsunuz. filmde bunu alis söylemişti. buna göre ürünün durdurulmasını da piyasaya sürülmesini de bu şekilde engellemiş oluyor. yani hiçbir şekilde risk almamış oluyorlar. tamamen olacak bir iş için hizmet veriyorlar. işte böyle bir güç...
volturi'den bile zengin olmalarına şaşırdım ben doğrusu. çünkü filmde en ihtişamlı, sanatla ve bilimle iç içe tamamen bir orduyla yaşayan ve saltanat kurmuş bir devlet bunlar. ama carlisle, volturi'den de zengin çıktı. volturi ise emlak krallığı yapıyor. hatta bella, vampire dönüştükten sonra volturi'nin başında olan adam aro bella'ya şöyle bir
kolye hediye ediyor. bu kolye ise kraliyet ailesi'nin kolyesi olduğu söyleniyor. ama dediğim gibi carlisle ondan daha zengin çünkü alice'leri varr.
devamını gör...
31 mart 2026 kosova türkiye maçı
maç 90. dakikaya kadar kosova'nın 2-1 üstünlüğüyle devam eder... uzatmaların ikinci dakikasında tahminime göre orkun gol atar. maç bu sefer iki devreden 15 dakikalık uzatmalara gider.
uzatmaların ilk devresi kosova gol bulur 3-2 öne geçer...
bizimkiler uzatmaların ikinci devresinde çok fazla pozisyon verir kosova gol kaçırır... derken bu sefer kaan ayhan sahneye çıkar kafa golüyle maç 3-3 olur.
maç penaltılara gider. penaltılarda kim alır orasını bilemem ama bence kosova gibi geliyor bana...
demin maç bütün detaylarıyla bana geldi arkadaşlar...
penaltıları izleyemem deyip çıktım rüyadan. kalbim çok strese girdi hemen uyandım.
bazen bana malum olur biliyorsunuz. ve malum olunca da mutlaka gerçekleşir.
uzatmaların ilk devresi kosova gol bulur 3-2 öne geçer...
bizimkiler uzatmaların ikinci devresinde çok fazla pozisyon verir kosova gol kaçırır... derken bu sefer kaan ayhan sahneye çıkar kafa golüyle maç 3-3 olur.
maç penaltılara gider. penaltılarda kim alır orasını bilemem ama bence kosova gibi geliyor bana...
demin maç bütün detaylarıyla bana geldi arkadaşlar...
penaltıları izleyemem deyip çıktım rüyadan. kalbim çok strese girdi hemen uyandım.
bazen bana malum olur biliyorsunuz. ve malum olunca da mutlaka gerçekleşir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
bir de bayıl istersen feriha ya. *
devamını gör...
bir şehri sevmemek için sebepler
gri olması, kalabalık olması, trafik sorununun olması, kalabalık olması.
denizin olsa ne olur anasını satayım sanki yüzebiliyoruz.
denizin olsa ne olur anasını satayım sanki yüzebiliyoruz.
devamını gör...
gündüz modunu kullanan yazar
bugün de bu yüzden örselenmişiz. bu kadar gömecek ne vardı ki vicdansızlar!
devamını gör...
bu kullanıcı sizi engellediği için mesaj gönderemezsiniz
bir kere yaşadığım olay. üstelik o yuzırla aramda hiçbir sorun olmamıştı. ara sıra sohbet ederdik bile. neden haber vermeden engelledi anlayamadım. engellediğini de gireceği sınav için başarılar dilemek istediğimde öğrenmiştim.
devamını gör...
görülmemek
görülmemek, sadece kalabalığın ortasında silik bir gölge gibi dolaşmak değil bazen kendi cümlelerimin içinde bile yankı bulamamak belki.. yazıyorum, siliyorum, yeniden yazıyorum… sanki her kelime biraz daha içime dönüyor da dışarı çıkarken sesini kaybediyor hissi gibi..
ben dikkatli nazarlardan biraz ürküyorum. üzerimde gezinen o bakışların ağırlığını hissediyorum. sanki her cümlem tartılıp, her kelimemin didik didik edilmesi falan. fazla göz önünde olmak, yazdıklarımın ilgiyle takip edilmesi… kulağa hoş gelmesi gerekirken içimde tuhaf bir sıkıntı büyütüyor.
ancak işin tuhafı, yazmaktan da geri duramıyorum. sanki içimde birikenler, görülme ihtimalini göze alarak dışarı çıkmak zorunda. ve ben tam bu eşikte kalıyorum. yazdıklarım hiç kimseye ulaşmasa, iz bırakmasa mı daha ağır gelir bana… yoksa birilerinin dikkatli nazarlarına yakalanmak mı..?
ikisi de başka türlü ürkütücü bence ya. görülmemek, sessiz bir yok oluş gibi. kendi kendine silinmek. ama fazla görülmek de, kendine ait olanın biraz senden kopması gibi. sanki yazdığın şey artık sadece senin değilmiş gibi.
neysee, ben galiba karar veremiyorum hangisinin daha zor olduğuna. iki ucuna da pislik değen bir değnek bu. ama yine de yazıyorum. belki de mesele hangisinin daha kötü olduğu değil… o ince çizgide, hem var olup hem saklı kalabilmenin bir yolunu aramakta..
ben dikkatli nazarlardan biraz ürküyorum. üzerimde gezinen o bakışların ağırlığını hissediyorum. sanki her cümlem tartılıp, her kelimemin didik didik edilmesi falan. fazla göz önünde olmak, yazdıklarımın ilgiyle takip edilmesi… kulağa hoş gelmesi gerekirken içimde tuhaf bir sıkıntı büyütüyor.
ancak işin tuhafı, yazmaktan da geri duramıyorum. sanki içimde birikenler, görülme ihtimalini göze alarak dışarı çıkmak zorunda. ve ben tam bu eşikte kalıyorum. yazdıklarım hiç kimseye ulaşmasa, iz bırakmasa mı daha ağır gelir bana… yoksa birilerinin dikkatli nazarlarına yakalanmak mı..?
ikisi de başka türlü ürkütücü bence ya. görülmemek, sessiz bir yok oluş gibi. kendi kendine silinmek. ama fazla görülmek de, kendine ait olanın biraz senden kopması gibi. sanki yazdığın şey artık sadece senin değilmiş gibi.
neysee, ben galiba karar veremiyorum hangisinin daha zor olduğuna. iki ucuna da pislik değen bir değnek bu. ama yine de yazıyorum. belki de mesele hangisinin daha kötü olduğu değil… o ince çizgide, hem var olup hem saklı kalabilmenin bir yolunu aramakta..
devamını gör...
yapay zeka ile tanım girmek
okuyan tarafından gayet anlaşılası, bazıları hiç değişiklik de yapmıyor.
tanım onların, yapay zeka onların, prompt onların neticede.
sözlük kastı, chatgpt’ye geçelim mi?
tanım onların, yapay zeka onların, prompt onların neticede.
sözlük kastı, chatgpt’ye geçelim mi?
devamını gör...

