zaman tüneli
aynalı tahir
bu diziyi çok hatırlamıyorum ama müziği sabahtan beri alişan'ın sürekli yalvarır tondaki sesiyle zihnimde dönüyor.
nereden duydum, nerede çaldı da kafama takıldı bilmiyorum ama lanet gibi çöktü zihnime. aynalı tahir büyüsü yapıldı bana ellaam.
nereden duydum, nerede çaldı da kafama takıldı bilmiyorum ama lanet gibi çöktü zihnime. aynalı tahir büyüsü yapıldı bana ellaam.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
yarım yaş pasta ve asidi kaçmış colamla izleyecek film arıyorum.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
göğüs dekoltesini ego tatmini olarak kullanan kadın
yok boyle bir sey demesin hicbir kadin arkadasim, yalanlanamayacak duzeyde vucudunu teshir ederek egosunu tatmin eden kadinlar var yani. ınstagram bunun ana merkezi degil mi? vucudunun guzel buldugu bolgesini ekstra fotograf kadrajina fokuslayarak sergileyen nice profil bir benim kesfetime dusmuyordur heralde. bu tiplerin varligini yalanlamak ve bence savunmak, kisiligiyle/ sahsiyetiyle toplumda yer edinmeye calisan hemcinslerimize haksizliktir.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
şehirler arası otobüs yolculuğu yapıyorum. konya ereğli taraflarında bir benzin istasyonunda.
devamını gör...
hayatını anlatan bir replik
you've felt it your entire life, that there's something wrong with the world. you don't know what it is, but it's there, like a splinter in your mind, driving you mad.
devamını gör...
kefenine girecek ilk böcek
şanslı p*ç!
devamını gör...
interstellar
daha önce yazmıştım ama daha detaylı ve doğru dürüst bir inceleme yapmak istiyorum bu kez.
birkaç temel bilgiyi önden vereyim ve sonra hangi sahneler gerçekçi, hangileri kurgu kısmına geçeyim.
1- einstein'ın çalışmaları sonrası anladık ki evrendeki 3 uzay ve 1 zaman boyutu bükülebiliyor. normal şartlarda bir yere bir iş için gidiyorsanız en kısa yoldan gidersiniz. uzaydaki elektromanyetik dalgalar da böyledir; takip edebilecekleri en kısa yolu izlerler ama bir kütlenin yakınlarından geçmek zorunda kalırlarsa izleyecekleri yollar "büküldüğü" için bunlar da o yolları takip ederler otomatikman. özetle; kütle veya enerji uzay zamanı büker. burada "ne kadar kütle o kadar bükme" diyebiliriz. tabii bunun bir bükülme olmadığını iddia eden ve farklı yaklaşımlar getiren teoriler de var ama konumuz şu an bu değil. ben bükülme kelimesiyle devam edeceğim.
kara delik dediğimiz cisimlerin kütlesi oldukça devasa olduğundan, bunların yakınlarındaki uzay zaman dokusu da çok fazla bükülür. dolayısıyla bir kara deliğin yakınlarında bu bükülmenin zaman üzerindeki etkisi, herhangi bir yerdeki etkiden daha belirgin olur. bükülmenin çok fazla olduğu yerde zamanın yavaşlaması da daha fazla olur. mesela kara deliğin yakınında durma noktasına gelen bir zaman kavramı, dünya yakınında sadece mikro saniyeler mertebesinde olan bir zaman farkına kıyasla epey ayırt edicidir. yalnız şunu unutmayın; bu durum sadece uzaktan bakan bir gözlemci için geçerlidir. yani siz bir kara deliğin yakınında olsaydınız siz yine zamanı normal algılardınız ama size uzaktan bakan biri için orada zaman içerisinde donup kalmış gibi görünürdünüz.
2- bilmemizin iyi olacağı diğer bir olay, dünya üzerinde de gözlemlediğimiz gelgit dalgaları. ay bize oldukça yakın bir gök cismi olduğundan, üzerimizdeki kütle çekim kuvveti etkisi epey büyük. dolayısıyla dünya üzerindeki su kütleleri üzerinde bunun izini görmek mümkün oluyor. büyük su kütleleri, ay'ın çekimi nedeniyle ona doğru hareket etme eğilimi gösterir. bu nedenle de dalgalar çekilir ve ay yer değiştirdikçe kaybolan etki nedeniyle sonra yeniden yükselir.
3- kara delik konusu başlı başına önemli bir konu olduğundan burada anlatmayacağım. o başlığa da bir ara detaylı bir tanım gireceğim. sonra unutmazsam buraya da eklerim onu. solucan deliği adlı cisimler de aynı şekilde. burada anlatılacak kadar kısa değil bu konular.
gelelim filmdeki olayların ne kadar gerçekçi olduğuna ve spoiler alert diyelim bu noktada.
1- toz fırtınalarıyla başlayayım. filmin sonunda satürn'de oluşturulan yeni yaşam alanında, ekranlarda insanların anlattığı birtakım olaylar vardı. murph'ün yaşlı versiyonu da anlatıyordu bir şeyler. işte o anlatılanlar gerçek bir olaydan alınma. 20. yüzyılın başlarında yaşanmış bir toz fırtınasına tanıklık eden insanların anlatımlarından derlenmiş bu konuşmalar.
filmde olan şey, bir çeşit salgının bitkileri büyük ölçüde yok etmesiydi. kökler de bitkilerle beraber yok olduğundan, toprak tutunabilecek yer bulamıyor ve yüzeysel bir toz tabakası hâlinde her rüzgârda havalanıyor. gerçekçi mi? kısmen. tamamen imkânsız olarak bakmıyor bilim insanları böyle bir salgına ama yüzde olarak da çok küçük bir ihtimal veriyorlar gerçekleşebilmesi için. başka gezegende koloni kurmak için sebeplerden biri olarak gösterilen oksijensiz kalıp boğulma kısmı ise çok daha imkânsız olarak görülüyor.
filmdeki fırtınaların boyutları gerçek olabilir. kurgusal yanı ise şu; bu kadar devasa fırtınalarda hâlâ sadece hafif şiddette lodos varmış gibi yürüyebilen insanlar. bu tür fırtınalar bizi kibrit çöpü gibi sağa sola savurur.
2- başka bir yıldıza gitme fikri gerçekçi mi? günümüz teknolojisiyle hayır. şu anda insan yapımı uzay araçları içerisinde en hızlı olanı güneş araştırmaları için yapılmış olan parker solar probe diye biliyorum. onun da hızı saniyede 200 km'den daha düşük. aslında o kadar bile hızlı değil de güneş'in çekim kuvveti nedeniyle, ona yaklaştıkça hızlanıyor. bu "en hızlı" araçla gitmeye kalkışsak, en yakın yıldıza gitmemiz yaklaşık olarak 6600 yıl alır. bunu da çeksek çeksek yaklaşık 5000 yıla falan çekebiliriz maksimum. dolayısıyla anlamlı bir şeyden bahsetmiyoruz.
peki kestirme bir yol olsa gidilemez mi? solucan deiği bu yüzden var aslında filmde ama tabii bu cisimlerin varlığını kanıtlamış değiliz gözlemlerle. sadece teorik olmaktan ibaretler. dolayısıyla teorik olarak gerçekçi olsa da şu anki durumumuzla bu yolculuk gerçekçi değil.
3- iki ylda satürn'e gitmek gerçekçi mi?
yeterince hıza sahip olabilirseniz. jüpiter'in kütle çekimsel sapan etkisinden yararlanarak yapabiliriz. yani gerçekçi.
4- solucan deliği gerçekçi mi?
filmdeki solucan deliğinin, matematiksel olarak oluşturulmuş temsili görsellere benzediğini söylemek pek mümkün değil. bildiğin küre şeklinde görünüyor ama burada dikkat edilmesi gereken şey şu; kâğıt üzerindeki gösterimler 2 boyutlu. filmde ise 3 boyutlu bir cismi görüyoruz. dolayısıyla aslında küre şeklinde görünmesi gerçekçi.
solucan deliğine girdiklerinde içeride karanlıktan ziyade yıldızlı bir görüntü var, hatırlayacaksınız. onun nedeni şu; solucan deliğinin bir kara delik ile birbirine uç uca eklenmiş teorik bir beyaz delik olduğunu söyleyebiliriz kısaca. dolayısıyla bu cisim bir kara delikten daha farklı, bileşik bir cisim. bu da içeride, ışığın bir uçtan diğer uca ulaşarak, bir taraftaki cisimlerin bozulmuş görüntülerini içeride de oluşturabileceği anlamına geliyor. bu kısım gerçeğe oldukça yakın. bunu simülasyonlardan biliyoruz.
cismin küresel olmasına gerçekçi dedim ama bir solucan deliğinde tünele benzer bir bölüm de olmalı. bunu sadece filmde "bulk canlıları" olarak geçen kurgusal yaratıklar görebiliyor. bulk dediğimiz kavram da zaten kurgusal. toplam 4 boyutlu uzaydan daha yüksek bir uzaysal boyutu ifade ediyor bu terim. dolayısıyla biz 3 uzay boyutlu dünyamızla yüksek boyutlara ait herhangi bir şeyi algılayamıyoruz.
5- miller'ın gezegeni gerekçi mi?
bir gezegen kara deliğe o kadar yakında sağlam kalabilir. bu kısımda sorun yok. önemli olan olay ufkuna olan uzaklık. kara deliklerin çekim gücü sonsuza uzanmıyor.
gezegende 1 saat = dünyada 7 yıl
buna doğrudan gerçekçi ya da değil demek zor. karmaşık bir fiziği var. 7 yıl dediğimiz süre 61000 saatten biraz fazla. yani gezegendeki zaman dünya'daki zamandan yaklaşık 61000 kat yavaş. bunun mümkün olması için gezegen ve olay ufkunun birbirine teğet olacak kadar yakın olması gerekiyor. normal şartlarda gezegen o kadar yakındaysa parçalarına ayrılır ama bu noktada da gargantua'nın büyük bir süratle dönmesi durumu değiştirir. bu dev kara delik, etrafındaki uzay zaman dokusunu, büyük bir süratle dönerken kendisiyle birlikte sürüklüyor olmalı. bunun sonucu da gezegenin olay ufkuna yaklaşması ama içeriye düşmeden tekrar geriye itilmesi. teorik olarak gerçekçi ama bunun olabilmesi son derece uç bir nokta. düşük bir ihtimal olduğu için gerçekçilik değerlendirmesini size bırakıyorum.
burada net şekilde gerçekçi olmayan kısım aslında gözden kaçan ve en sıradan görünen kısım; böyle bir gezegenin üzerinden "haydi hop!" diyerek hemen ayrılamazsınız. dalga gelirken bizimkiler hemen kaçmıştı hatırlarsanız ama burada kaçış hızı denen kavram giriyor devreye. bu hızın tanımı şu; bir gök cisminin üzerinden kurtulup uzaya çıkabilmeniz için gereken minimum hız. bu gezegen kara deliğe aşırı yakın olmalı dedim yukarıda. dolayısıyla bunun üzerinde de kara deliğin güçlü çekim etkisinin hissedilebiliyor olması lazım. bu durumda o geminin oradan o şekilde kolayca ve inişe kıyasla hızında hiçbir fark görünmeden ayrılabilmesi mümkün değil.
dev dalgalar ne kadar gerçekçi diye soracak olursanız, eğer dalgalar kütle çekim kilidi ile hareket ediyorlarsa bu mümkün olabilir. az önce gelgitten bahsetme nedenim buydu. bu dalgalar da ay'ın değil gargantua'nın gelgit etkisiyle hareket ediyorlar.
işin fiziğiyle ilgili kitabı okursanız burada şöyle ilginç bir durum görürsünüz; bu dalgalar yatay düzlemde tamamen hareketli değil. normalde nasıldır dalgaların peş peşe gelişi? uzaktan yükselerek ilerler, gelip geçer, sonra diğeri aynı şekilde gelip geçer. buradaki olayı kelimelerle anlatmayı beceremiyorum açık konuşmak gerekirse. burada ilerliyor gibi görünen o dağ gibi dalga aslında bir anda yükselip sonra çöken bir dalga. bu hareketin var olması için gereken şey kütle çekim kilidine ek olarak gezegenin düzenli bir salınım, bir çalkalanma hareketi yapması ama filmde buna dair bir şey yok. özetle; bu kısım gerçekçilikten biraz uzak diyebiliriz.
gezegen üzerindeki gün ışığı aydınlığı da gerçekçi sayılmaz. kara delikler enerji üretemezler. o yüzden ışık da saçamazlar ki ışık bile kara delikten kaçamaz diyoruz, duymuşsunuzdur. kara deliklerin etrafında birikim diski dediğimiz bir madde yığılması olabilir. bunlar biraz ışık yayabilse de öyle güçlü bir ışıktan bahsetmiyoruz. eğer bu kadar ışık üretebilecek kadar enerjik bir birikim diski olsaydı film gereği gargantua'nın etrafında, o zaman başka bir tutarsızlık çıkardı ortaya; gargantua'ya düşerken kızarıp ölürlerdi.
6- gargantua'nın yaptığı titreşimler gerçekçi mi?
evet. romilly elinde bazı kâğıtlar tutuyor bununla ilgili sahnede. o kâğıtlar bile bu konuda yapılan gerçek bir çalışmadan alınmış.
7- mann'ın gezegeni gerçekçi mi?
bu şekilde donmuş bir hâlde kalabilmesi için çok basık ve geniş eliptik bir yörüngede dolanması gerekir gezegenin. tabii gün ışığı aydınlığı konusu burada da devrede ve gerçekçi değil.
donmuş bulutlar mümkün. yıldızlarından uzak bazı gezegenlerde hafif elementler katılaşabilir ve buz kristalleri şeklinde atmosferde asılı durur. yine de filmde görsel anlamda etkileyici olması adına epey abartılı olarak verilmiş.
eğer gezegen gargantua'ya yaklaşırsa (ki yörüngesi eliptik ise illa ki bir ara yaklaşacaktır) o zaman bunlar çözünerek atmosfere karışabilir ve uzaklaşınca yeniden donarlar.
8- endurance aracını değerlendirelim biraz.
tek parça olarak tasarlanmasının nedeni, maruz kalacağı kuvvetli çekim alanlarında dağılmamasını sağlamak. üzerinde hissedeceği gerilimin mümkün olduğunca azalmasını sağlıyor bu yapı.
dr. mann yüzünden bir kısmı parçalandığında çok yüksek hızla dönmeye başlaması da gerçekçi. dr. brand'in kenetlenme aşamasında bayılması da gerçekçi ama gerçekçi olmayan kısım romilly'nin bayılmaması. hayata karşı dimdik durdu adam resmen. cooper bayılmayabilir çünkü adam pilot. onlar farklı refleksler geliştirebiliyor bu tür durumları bayılmadan atlatabilmek için.
aracın patlaması esnasında sağır edici bir sessizlik olması gerçekçi. zira uzayda ses dalgası yayılmaz. cayır cayır yanmaması ve bir anlık parlamaların hemen sönmesi de gerçekçi çünkü uzayda oksijenli yanma mümkün değil.
9- gargantua gerçekçi mi?
evet, görsel olarak gerçeğe son derece uygun ama tabii yine de etkileyici olması adına biraz abartılı tasarlanmış. gezegenden bakıldığında gökyüzünü kaplıyor olması gerekirdi ama nedense girmemişler o topa.
10- olay ufkundan içeriye düşüş gerçekçi mi?
eğer kara deliğin olay ufkunda bir birikim diski varsa, bunun enerjisi sizi kızartabilir. gargantua'da bir birikim diski var gibi görünüyor. bu diskin enerjisinin oldukça düşük olması gerekir ki kimse kızarmasın ama o zaman da yukarıda dediğim gibi, gezegenin o kadar aydınlık olmaması gerekiyor. bu kısımlar tutarsız.
olay ufkuna doğru düşen bir cisim, spagettileşme denen bir fiziksel değişim yaşar. filmde kimse o şekilde uzamadı çünkü bunun bir alternatifi var. düşülen kara deliğin yüzeyi çok genişse, bu durum yaşanmayabilir. tabii kesin bilgi değil bu, yaymayın. varsayım bu yönde.
farz edelim ki yüzey çok genişti ve birikim diskinin enerjisi düşüktü. o yüzden içeriye tek parça girilebildi. içeride dışarıyla haberleşme sağlamak gerçekçi mi?
açıkçası bir kara deliğin içerisinde neler olup bittiğini bu kesinlikle söyleyebilsem nobel fizik ödülü'nü alırdım ama tahmin şöyle; içeride atomlarımıza ayrılabiliriz. en azından en yüksek ihtimal şu an için böyle. bunun ilgi çekici bir film olabilmesi için bu kısımların mümkün olduğunca kurgusal olmasına saygı duyuyorum. yalnız bir şerh düşeyim; içeride ne olduğunu bilmediğimiz için "bu kesinlikle mümkün değil" demek de aynı ölçüde imkânsız.
11- yüksek uzay boyutları ve ona ait canlılar gerçekçi mi?
bu kısım da gayet kurgusal. eğer fazladan bir boyut varsa evrende, bu sicim teorisindeki gibi 10 boyutla mümkün olabilir ama filmde sadece 1 boyut fazlaymış gibi işlenmiş.
12- tesseract kısmı gerçekçi mi?
tesseract denen şeye hiperküp de diyoruz. 4 boyutlu bir küp bu aslında. biz 3 boyutu algılayabilen canlılar olduğumuz için 4 boyutlu bir küpün neye benzediğini gözünüzde canlandıramazsınız. cooper da bundan muaf olmadığı için bunun ne olduğunu algılamaması normal çünkü aslında 4 boyutlu bir küpün bir yüzünde hapsolmuştu. 4 boyutlu küpün bir yüzü 3 boyutlu bir küptür. yansın devreler!
küpün her yüzü murph'ün odasını görüyordu. cooper'ın hapsolduğu yerdeki yatay ve dikey çizgiler odanın geçmişini ve geleceğini temsil eden zaman çizgileriydi. bu çizgilerin kesişimindeki düğüm noktaları da odanın belirli bir zaman dilimindeki durumunu gösteriyor. farklı boyutta olduğundan kızıyla doğrudan iletişim kuramadı çünkü murph bunu kendi boyut kavramı içerisinde zaten algılayamazdı. elbette tüm bunlar da yine kurgusal.
benden bu kadar. daha fazlasını isterim diyen varsa kitap önereyim; kip thorne - yıldızlararası bilimi
birkaç temel bilgiyi önden vereyim ve sonra hangi sahneler gerçekçi, hangileri kurgu kısmına geçeyim.
1- einstein'ın çalışmaları sonrası anladık ki evrendeki 3 uzay ve 1 zaman boyutu bükülebiliyor. normal şartlarda bir yere bir iş için gidiyorsanız en kısa yoldan gidersiniz. uzaydaki elektromanyetik dalgalar da böyledir; takip edebilecekleri en kısa yolu izlerler ama bir kütlenin yakınlarından geçmek zorunda kalırlarsa izleyecekleri yollar "büküldüğü" için bunlar da o yolları takip ederler otomatikman. özetle; kütle veya enerji uzay zamanı büker. burada "ne kadar kütle o kadar bükme" diyebiliriz. tabii bunun bir bükülme olmadığını iddia eden ve farklı yaklaşımlar getiren teoriler de var ama konumuz şu an bu değil. ben bükülme kelimesiyle devam edeceğim.
kara delik dediğimiz cisimlerin kütlesi oldukça devasa olduğundan, bunların yakınlarındaki uzay zaman dokusu da çok fazla bükülür. dolayısıyla bir kara deliğin yakınlarında bu bükülmenin zaman üzerindeki etkisi, herhangi bir yerdeki etkiden daha belirgin olur. bükülmenin çok fazla olduğu yerde zamanın yavaşlaması da daha fazla olur. mesela kara deliğin yakınında durma noktasına gelen bir zaman kavramı, dünya yakınında sadece mikro saniyeler mertebesinde olan bir zaman farkına kıyasla epey ayırt edicidir. yalnız şunu unutmayın; bu durum sadece uzaktan bakan bir gözlemci için geçerlidir. yani siz bir kara deliğin yakınında olsaydınız siz yine zamanı normal algılardınız ama size uzaktan bakan biri için orada zaman içerisinde donup kalmış gibi görünürdünüz.
2- bilmemizin iyi olacağı diğer bir olay, dünya üzerinde de gözlemlediğimiz gelgit dalgaları. ay bize oldukça yakın bir gök cismi olduğundan, üzerimizdeki kütle çekim kuvveti etkisi epey büyük. dolayısıyla dünya üzerindeki su kütleleri üzerinde bunun izini görmek mümkün oluyor. büyük su kütleleri, ay'ın çekimi nedeniyle ona doğru hareket etme eğilimi gösterir. bu nedenle de dalgalar çekilir ve ay yer değiştirdikçe kaybolan etki nedeniyle sonra yeniden yükselir.
3- kara delik konusu başlı başına önemli bir konu olduğundan burada anlatmayacağım. o başlığa da bir ara detaylı bir tanım gireceğim. sonra unutmazsam buraya da eklerim onu. solucan deliği adlı cisimler de aynı şekilde. burada anlatılacak kadar kısa değil bu konular.
gelelim filmdeki olayların ne kadar gerçekçi olduğuna ve spoiler alert diyelim bu noktada.
1- toz fırtınalarıyla başlayayım. filmin sonunda satürn'de oluşturulan yeni yaşam alanında, ekranlarda insanların anlattığı birtakım olaylar vardı. murph'ün yaşlı versiyonu da anlatıyordu bir şeyler. işte o anlatılanlar gerçek bir olaydan alınma. 20. yüzyılın başlarında yaşanmış bir toz fırtınasına tanıklık eden insanların anlatımlarından derlenmiş bu konuşmalar.
filmde olan şey, bir çeşit salgının bitkileri büyük ölçüde yok etmesiydi. kökler de bitkilerle beraber yok olduğundan, toprak tutunabilecek yer bulamıyor ve yüzeysel bir toz tabakası hâlinde her rüzgârda havalanıyor. gerçekçi mi? kısmen. tamamen imkânsız olarak bakmıyor bilim insanları böyle bir salgına ama yüzde olarak da çok küçük bir ihtimal veriyorlar gerçekleşebilmesi için. başka gezegende koloni kurmak için sebeplerden biri olarak gösterilen oksijensiz kalıp boğulma kısmı ise çok daha imkânsız olarak görülüyor.
filmdeki fırtınaların boyutları gerçek olabilir. kurgusal yanı ise şu; bu kadar devasa fırtınalarda hâlâ sadece hafif şiddette lodos varmış gibi yürüyebilen insanlar. bu tür fırtınalar bizi kibrit çöpü gibi sağa sola savurur.
2- başka bir yıldıza gitme fikri gerçekçi mi? günümüz teknolojisiyle hayır. şu anda insan yapımı uzay araçları içerisinde en hızlı olanı güneş araştırmaları için yapılmış olan parker solar probe diye biliyorum. onun da hızı saniyede 200 km'den daha düşük. aslında o kadar bile hızlı değil de güneş'in çekim kuvveti nedeniyle, ona yaklaştıkça hızlanıyor. bu "en hızlı" araçla gitmeye kalkışsak, en yakın yıldıza gitmemiz yaklaşık olarak 6600 yıl alır. bunu da çeksek çeksek yaklaşık 5000 yıla falan çekebiliriz maksimum. dolayısıyla anlamlı bir şeyden bahsetmiyoruz.
peki kestirme bir yol olsa gidilemez mi? solucan deiği bu yüzden var aslında filmde ama tabii bu cisimlerin varlığını kanıtlamış değiliz gözlemlerle. sadece teorik olmaktan ibaretler. dolayısıyla teorik olarak gerçekçi olsa da şu anki durumumuzla bu yolculuk gerçekçi değil.
3- iki ylda satürn'e gitmek gerçekçi mi?
yeterince hıza sahip olabilirseniz. jüpiter'in kütle çekimsel sapan etkisinden yararlanarak yapabiliriz. yani gerçekçi.
4- solucan deliği gerçekçi mi?
filmdeki solucan deliğinin, matematiksel olarak oluşturulmuş temsili görsellere benzediğini söylemek pek mümkün değil. bildiğin küre şeklinde görünüyor ama burada dikkat edilmesi gereken şey şu; kâğıt üzerindeki gösterimler 2 boyutlu. filmde ise 3 boyutlu bir cismi görüyoruz. dolayısıyla aslında küre şeklinde görünmesi gerçekçi.
solucan deliğine girdiklerinde içeride karanlıktan ziyade yıldızlı bir görüntü var, hatırlayacaksınız. onun nedeni şu; solucan deliğinin bir kara delik ile birbirine uç uca eklenmiş teorik bir beyaz delik olduğunu söyleyebiliriz kısaca. dolayısıyla bu cisim bir kara delikten daha farklı, bileşik bir cisim. bu da içeride, ışığın bir uçtan diğer uca ulaşarak, bir taraftaki cisimlerin bozulmuş görüntülerini içeride de oluşturabileceği anlamına geliyor. bu kısım gerçeğe oldukça yakın. bunu simülasyonlardan biliyoruz.
cismin küresel olmasına gerçekçi dedim ama bir solucan deliğinde tünele benzer bir bölüm de olmalı. bunu sadece filmde "bulk canlıları" olarak geçen kurgusal yaratıklar görebiliyor. bulk dediğimiz kavram da zaten kurgusal. toplam 4 boyutlu uzaydan daha yüksek bir uzaysal boyutu ifade ediyor bu terim. dolayısıyla biz 3 uzay boyutlu dünyamızla yüksek boyutlara ait herhangi bir şeyi algılayamıyoruz.
5- miller'ın gezegeni gerekçi mi?
bir gezegen kara deliğe o kadar yakında sağlam kalabilir. bu kısımda sorun yok. önemli olan olay ufkuna olan uzaklık. kara deliklerin çekim gücü sonsuza uzanmıyor.
gezegende 1 saat = dünyada 7 yıl
buna doğrudan gerçekçi ya da değil demek zor. karmaşık bir fiziği var. 7 yıl dediğimiz süre 61000 saatten biraz fazla. yani gezegendeki zaman dünya'daki zamandan yaklaşık 61000 kat yavaş. bunun mümkün olması için gezegen ve olay ufkunun birbirine teğet olacak kadar yakın olması gerekiyor. normal şartlarda gezegen o kadar yakındaysa parçalarına ayrılır ama bu noktada da gargantua'nın büyük bir süratle dönmesi durumu değiştirir. bu dev kara delik, etrafındaki uzay zaman dokusunu, büyük bir süratle dönerken kendisiyle birlikte sürüklüyor olmalı. bunun sonucu da gezegenin olay ufkuna yaklaşması ama içeriye düşmeden tekrar geriye itilmesi. teorik olarak gerçekçi ama bunun olabilmesi son derece uç bir nokta. düşük bir ihtimal olduğu için gerçekçilik değerlendirmesini size bırakıyorum.
burada net şekilde gerçekçi olmayan kısım aslında gözden kaçan ve en sıradan görünen kısım; böyle bir gezegenin üzerinden "haydi hop!" diyerek hemen ayrılamazsınız. dalga gelirken bizimkiler hemen kaçmıştı hatırlarsanız ama burada kaçış hızı denen kavram giriyor devreye. bu hızın tanımı şu; bir gök cisminin üzerinden kurtulup uzaya çıkabilmeniz için gereken minimum hız. bu gezegen kara deliğe aşırı yakın olmalı dedim yukarıda. dolayısıyla bunun üzerinde de kara deliğin güçlü çekim etkisinin hissedilebiliyor olması lazım. bu durumda o geminin oradan o şekilde kolayca ve inişe kıyasla hızında hiçbir fark görünmeden ayrılabilmesi mümkün değil.
dev dalgalar ne kadar gerçekçi diye soracak olursanız, eğer dalgalar kütle çekim kilidi ile hareket ediyorlarsa bu mümkün olabilir. az önce gelgitten bahsetme nedenim buydu. bu dalgalar da ay'ın değil gargantua'nın gelgit etkisiyle hareket ediyorlar.
işin fiziğiyle ilgili kitabı okursanız burada şöyle ilginç bir durum görürsünüz; bu dalgalar yatay düzlemde tamamen hareketli değil. normalde nasıldır dalgaların peş peşe gelişi? uzaktan yükselerek ilerler, gelip geçer, sonra diğeri aynı şekilde gelip geçer. buradaki olayı kelimelerle anlatmayı beceremiyorum açık konuşmak gerekirse. burada ilerliyor gibi görünen o dağ gibi dalga aslında bir anda yükselip sonra çöken bir dalga. bu hareketin var olması için gereken şey kütle çekim kilidine ek olarak gezegenin düzenli bir salınım, bir çalkalanma hareketi yapması ama filmde buna dair bir şey yok. özetle; bu kısım gerçekçilikten biraz uzak diyebiliriz.
gezegen üzerindeki gün ışığı aydınlığı da gerçekçi sayılmaz. kara delikler enerji üretemezler. o yüzden ışık da saçamazlar ki ışık bile kara delikten kaçamaz diyoruz, duymuşsunuzdur. kara deliklerin etrafında birikim diski dediğimiz bir madde yığılması olabilir. bunlar biraz ışık yayabilse de öyle güçlü bir ışıktan bahsetmiyoruz. eğer bu kadar ışık üretebilecek kadar enerjik bir birikim diski olsaydı film gereği gargantua'nın etrafında, o zaman başka bir tutarsızlık çıkardı ortaya; gargantua'ya düşerken kızarıp ölürlerdi.
6- gargantua'nın yaptığı titreşimler gerçekçi mi?
evet. romilly elinde bazı kâğıtlar tutuyor bununla ilgili sahnede. o kâğıtlar bile bu konuda yapılan gerçek bir çalışmadan alınmış.
7- mann'ın gezegeni gerçekçi mi?
bu şekilde donmuş bir hâlde kalabilmesi için çok basık ve geniş eliptik bir yörüngede dolanması gerekir gezegenin. tabii gün ışığı aydınlığı konusu burada da devrede ve gerçekçi değil.
donmuş bulutlar mümkün. yıldızlarından uzak bazı gezegenlerde hafif elementler katılaşabilir ve buz kristalleri şeklinde atmosferde asılı durur. yine de filmde görsel anlamda etkileyici olması adına epey abartılı olarak verilmiş.
eğer gezegen gargantua'ya yaklaşırsa (ki yörüngesi eliptik ise illa ki bir ara yaklaşacaktır) o zaman bunlar çözünerek atmosfere karışabilir ve uzaklaşınca yeniden donarlar.
8- endurance aracını değerlendirelim biraz.
tek parça olarak tasarlanmasının nedeni, maruz kalacağı kuvvetli çekim alanlarında dağılmamasını sağlamak. üzerinde hissedeceği gerilimin mümkün olduğunca azalmasını sağlıyor bu yapı.
dr. mann yüzünden bir kısmı parçalandığında çok yüksek hızla dönmeye başlaması da gerçekçi. dr. brand'in kenetlenme aşamasında bayılması da gerçekçi ama gerçekçi olmayan kısım romilly'nin bayılmaması. hayata karşı dimdik durdu adam resmen. cooper bayılmayabilir çünkü adam pilot. onlar farklı refleksler geliştirebiliyor bu tür durumları bayılmadan atlatabilmek için.
aracın patlaması esnasında sağır edici bir sessizlik olması gerçekçi. zira uzayda ses dalgası yayılmaz. cayır cayır yanmaması ve bir anlık parlamaların hemen sönmesi de gerçekçi çünkü uzayda oksijenli yanma mümkün değil.
9- gargantua gerçekçi mi?
evet, görsel olarak gerçeğe son derece uygun ama tabii yine de etkileyici olması adına biraz abartılı tasarlanmış. gezegenden bakıldığında gökyüzünü kaplıyor olması gerekirdi ama nedense girmemişler o topa.
10- olay ufkundan içeriye düşüş gerçekçi mi?
eğer kara deliğin olay ufkunda bir birikim diski varsa, bunun enerjisi sizi kızartabilir. gargantua'da bir birikim diski var gibi görünüyor. bu diskin enerjisinin oldukça düşük olması gerekir ki kimse kızarmasın ama o zaman da yukarıda dediğim gibi, gezegenin o kadar aydınlık olmaması gerekiyor. bu kısımlar tutarsız.
olay ufkuna doğru düşen bir cisim, spagettileşme denen bir fiziksel değişim yaşar. filmde kimse o şekilde uzamadı çünkü bunun bir alternatifi var. düşülen kara deliğin yüzeyi çok genişse, bu durum yaşanmayabilir. tabii kesin bilgi değil bu, yaymayın. varsayım bu yönde.
farz edelim ki yüzey çok genişti ve birikim diskinin enerjisi düşüktü. o yüzden içeriye tek parça girilebildi. içeride dışarıyla haberleşme sağlamak gerçekçi mi?
açıkçası bir kara deliğin içerisinde neler olup bittiğini bu kesinlikle söyleyebilsem nobel fizik ödülü'nü alırdım ama tahmin şöyle; içeride atomlarımıza ayrılabiliriz. en azından en yüksek ihtimal şu an için böyle. bunun ilgi çekici bir film olabilmesi için bu kısımların mümkün olduğunca kurgusal olmasına saygı duyuyorum. yalnız bir şerh düşeyim; içeride ne olduğunu bilmediğimiz için "bu kesinlikle mümkün değil" demek de aynı ölçüde imkânsız.
11- yüksek uzay boyutları ve ona ait canlılar gerçekçi mi?
bu kısım da gayet kurgusal. eğer fazladan bir boyut varsa evrende, bu sicim teorisindeki gibi 10 boyutla mümkün olabilir ama filmde sadece 1 boyut fazlaymış gibi işlenmiş.
12- tesseract kısmı gerçekçi mi?
tesseract denen şeye hiperküp de diyoruz. 4 boyutlu bir küp bu aslında. biz 3 boyutu algılayabilen canlılar olduğumuz için 4 boyutlu bir küpün neye benzediğini gözünüzde canlandıramazsınız. cooper da bundan muaf olmadığı için bunun ne olduğunu algılamaması normal çünkü aslında 4 boyutlu bir küpün bir yüzünde hapsolmuştu. 4 boyutlu küpün bir yüzü 3 boyutlu bir küptür. yansın devreler!
küpün her yüzü murph'ün odasını görüyordu. cooper'ın hapsolduğu yerdeki yatay ve dikey çizgiler odanın geçmişini ve geleceğini temsil eden zaman çizgileriydi. bu çizgilerin kesişimindeki düğüm noktaları da odanın belirli bir zaman dilimindeki durumunu gösteriyor. farklı boyutta olduğundan kızıyla doğrudan iletişim kuramadı çünkü murph bunu kendi boyut kavramı içerisinde zaten algılayamazdı. elbette tüm bunlar da yine kurgusal.
benden bu kadar. daha fazlasını isterim diyen varsa kitap önereyim; kip thorne - yıldızlararası bilimi
devamını gör...
mahlası görüldüğünde güvendeyim hissi veren yazarlar
zed's dead baby
diko
luganolu olduğum için kapıştığım kardeşim "bu bir mahlas değil tabii."
bütün editörler
bütün galatasaraylılar
diko
luganolu olduğum için kapıştığım kardeşim "bu bir mahlas değil tabii."
bütün editörler
bütün galatasaraylılar
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
…her anım inkar, kallavi efkar
devamını gör...
takva
helal çizgisinin, fıkhın ve ayetin çizdiği hudutlardan daha üst kademede fiiliyatlar ve düşünceler olarak anlatıldı bize.
oysa, tam kur'an dinine göre düşünmek ve fiiliyatta bulunmakmış.
oysa, tam kur'an dinine göre düşünmek ve fiiliyatta bulunmakmış.
devamını gör...
ameliyathane koridoru
ameliyathane odalarının bulunduğu koridordur, hayatın en korkunç ortamlarından biri olabilir. birde bazen alırlar koyarlar ve bekletirler seni oda hazır olana kadar. lan bari ameliyat yapılan odanın önünde bekletme hastayı, resmen içerde ameliyat ediyorlardı adamı. bu arada odalar sanıldığından daha geniş, en azından benim girdiğim yer öyleydi. yalnız var ya bildiğin insan kesimhanesi gibi ortam ya, sedyede bekloyorsun sende buz gibi yerde, çok sıkıntılı. hadi benim gibi free takılan insanı bozmaz da fobisi olan insan olsa iyice tırsar.
birde normalde uyku getirici, uyuşturucu şeyler verirler, ben rahat insanım diye onuda vermemişlerdi baya bilinçli koyun gibi beklemiştim.
birde normalde uyku getirici, uyuşturucu şeyler verirler, ben rahat insanım diye onuda vermemişlerdi baya bilinçli koyun gibi beklemiştim.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
mümkünatı varken olamadı biraz cigerlerim yanıyor olabilir
devamını gör...
savrulur zaman
kayra şarkısıdır.
uyarı: kasıtlı olarak açıp dinlemediğiniz sürece karşınıza çıktığında biraz daha fazla hüzün basabilir.
savrulur zaman, kaybolur insan
kayıp gözlerimde çığlık uzaklardan
belki çoktan, belki hiç yoktan
çıktı yıllarım bi’ anda çığrından..
(bkz: brokoli ve tosbağa (yazar)) ukdesidir
uyarı: kasıtlı olarak açıp dinlemediğiniz sürece karşınıza çıktığında biraz daha fazla hüzün basabilir.
savrulur zaman, kaybolur insan
kayıp gözlerimde çığlık uzaklardan
belki çoktan, belki hiç yoktan
çıktı yıllarım bi’ anda çığrından..
(bkz: brokoli ve tosbağa (yazar)) ukdesidir
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
soğuk diye kat kat giyindim. sıcak diye tek tek çıkarıyorum.
şehir değiştiriyorum.
şehir değiştiriyorum.
devamını gör...
ölüm
adam sözlükten ayrıldı mobbing üzerine millete yarattığı etki başlık altında reyting yaptı. eminim ki ondan önce ölecek çok olacak.
devamını gör...
mahlası görüldüğünde güvendeyim hissi veren yazarlar
devamını gör...
sufle
çok premium bir tatlı. değeri yeteri kadar bilinmiyor.
devamını gör...
ölüm
torkunun reçele faydası yok.
devamını gör...