zaman tüneli

bass gitar, piyano...
devamını gör...

size bir şey söyleyeyim mi ikinci yarı santrafora barış alperi koy santrafor orjinli olmamasına rağmen bu keremden daha faydalı olur 1.60 adama hava topu atıp kafayla indirmesini bekliyoruz omg.
devamını gör...

mezar taşlarını koyun mu sandın hasan
gören de mezar taşında evrenin sırrı yazıyor sanacak. üzerine ananın babanın adını yazan sensin zaten, neyini okuyamayacaksın..?
madem geçmişini okumaya çok meraklısın, orhun yazıtlarını, sümerler kil tabletleri, çivi yazısını neyim okuyabiliyor musun?
dünyanın en eski bilimsel parşömenlerini, taş devrinde duvarlara kazınan şekilleri, antik roma da ortaya atılan felsefi düşüncelerini önemsiyor musun..?
yok.. önemli olan dedenin adı ve hangi tarihte öldüğüyse şayet , e-devlet olmadan üç dededen öteye gidemiyorsun, bu nasıl ata saygısıdır?
neyse.. kafam dağıldı.. okuyalım okuyalım ama "benim oğlum bina okur döner döner yine okur" olmasın.
devamını gör...

bir insanın seni sevdiğini anlamak aslında çok basit. bilimsel değil ama mahalle onaylı birkaç yöntem var:
mesela sana attığı mesajlar “naber” diye baslamaz, direkt “naptın yine” diye girer çünkü bilir, kesin bir şey yapmışsındır.
sen “uyuyacağım” dersin, o “tamam iyi geceler” yazmaz. “uyuma biraz daha konuşalım” der çünkü sevgi uykudan bile kıskançtır.
en net belirti: senin en rezil halini görüp kaçmıyorsa hatta üstüne “bi de böyle güzelsin ya” diyorsa. geçmiş olsun, adam ciddi.
sana sinir olur, trip atar, laf sokar ama başkası sana bir şey dese ilk o saldırır; yani seni kendisi yer ama başkasına yedirmez, milli servet gibi. son olarak herkes sana “kendine iyi bak” der, o “montunu giy” diye azarlar. işte o azar sevginin arşa çıkmış modelidir bence ama günün sonunda herkesin sevgi gösterme biçimi farklıdır; önemli olan, onun yanında kendini iyi hissetmendir.
devamını gör...

bu kerem’e kızıyoruz da suç bu çocukta değil bunu ileride tek santrfor olarak oynatanda. bir de 170cm adama hava topu falan atıyoruz kafayı yersin. kosova’daki santrfor ikilisinden biri bizde olsa şu an 2. golü tıklatmıştık.
devamını gör...

spiker çok boş boğaz bir herif, kardeşim maçı anlat maçı yahu spiker yorum yapmaz durumu ve olayı anlatır. sürekli bir temenni ve şovenizm. bir ara ben anlatacam maçları görürsünüz.
devamını gör...

#3942977
tam olarak şu entry sonrasında kosova'nın yaldır yaldır gelmeye başladığı maç. şom ağzılı herif.*
devamını gör...

bu ülkenin vatandaşı olup şu adam kadar milliyetçi olmayan dolu lan ülkede.
visca, muslera gibi 15 sene burda kaldı sanki. bu ne aidiyet!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

on numara beş yıldız maç oluyor. futbol adına her şey var sahada.

ancak bu ülkede çok ciddi bir spiker sıkıntısı var. top ferdi'nin ayağında orkun diyor, abdülkerim uzun oynuyor hakan uzun oynadı diyor. kenan topu almış kaleye 55 metre var bir yerlerini yırtıyor.

sesi kısıp izleyin. yoksa bu güzelim maçtan zevk falan alamayacağız.
devamını gör...

bugun olmadı.
yarın tekrar deneyelim.
devamını gör...

yarım milyar dolar serveti olan adam öncelikle.

muhtemelen uzun yıllardır milli takımın deplasman yemek, belki konaklama masraflarını karşılıyor.
karşılığında da yorumculuk yapıyor işte. futboldan da az çok anlıyor.
alan razı veren razı.
devamını gör...

dünyanın en eski okullarına baktığımızda m.ö. 4. yüzyıla falan gidiyor tarih. belki öncesi de vardır. yani bu konuda ihtiyaç var evet. bence okullar zorunlu. diğer başlığa yazdığım şeyleri tekrar olmasın diye yinelemiyorum.
#3942982
devamını gör...

2025 ispanya yapımı psikolojik gerilim dram filmi. ulan ispanyollar sizin yatacak yeriniz yok. filmin adını başta çok anlamadım ne alaka diye ama izledikçe anlam kazandı. biliyorsunuz ki islam inancında sırat cennete gidişte üzerinden geçilmesi gereken bir yol/köprü. altında ise cehennem var. aniden düşebilirsiniz ve yanınızda en sevdiğiniz olsa bile size bakmadan devam etmek zorundadır. çünkü sırat tehlikeli ve uzun bir yoldur. sonunda ise kurtuluş müjdesi vardır.

film çöl partilerinde kaybolan bir kızı arayan baba oğulu anlatıyor. ıssız bir çöl, büyük hoparlörler ve elektronik müzik. açıkçası yaşlı olduğum için filmin başlarında aman tanrım bu ne gürültü desem de film ilerledikçe bu müzik tüylerimi diken diken etti. kızın babası ve erkek kardeşi bir partide onu bulamazlar ve savaş olduğu için partiyi dağıtmaya gelen askerlerden kaçıp kızı aramak için başka bir çöl partisine doğru yola çıkarlar. film bu yol sürecini ve yaşadıklarını anlatıyor.


filmde en korkunç olan kısım ise sürekli ıssız çölde gitmeleri ve olayların aniden olup bitivermesi. hiç beklemediğim bir anda ilk şoku yedim ve sindirmek için 5 dakika geri alıp tekrar izledim. neyi öğrendim? el freninin önemi o sahne bir ana olarak beni perişan etti. ama biter mi? devamında yaşananlar (çöldeki minik partileri) ise daha da korkunçtu. kimsenin durup yas tutacak vaktinin olmaması, hayatta kalmak için sürekli devam etmek zorunda olmaları korkunçtu.

peki sırat'ı geçince cennete kavuşur muyuz? yoksa köprüyü geçene kadar yaşadığımız acılar yüzünden içimizdeki cehennemi de yanımızda mı getiririz? çok sevdim. çok güzeldi. izleyin. travmalarınıza travma eklensin. inşallah gece rüyama girmez.
devamını gör...

samet'in bir videosuna denk geldim geçen gün, kendi kalesine attığı golde altay'ı suçluyor. altyapıda öğretirler kaleciye dönerken 3 direğin arasına atmayın diye, herif kalecinin konumuna bile bakmadan atıyor, kaleci suçluyor. oyun bilgisi şu olan adamın milli takımda olmasındansa, liverpool'da vin dijk ile oynamış, yıllardır almanya'da oynayan adamı tercih ederim.
devamını gör...

voca.ro/1mF2EJSQVMlX

kendi halimizde, gönlümüzden geldiğince bağlama çalıyoruz işte.
devamını gör...

"laf konuştu bal kabağı" tespiti, boş lafın daniskası. ayrıca kullanıldığında insanı "hiçbir şey bilmese de bir şeyler biliyor" yapar. bu geçişleri çok iyi yapan takım şeklinde de çeşitlendirilebilir.
devamını gör...

terör devleti israil''in yaptığıdır.

(bkz: our genocide)
devamını gör...

kesinlikle şart olduğunu düşünüyorum. bence asıl soru "yeterli mi?" olmalı.
okul, hayat için bir temel oluşturur. bu temelin üstüne inşaa edilecek şeyler ve bunların nasıl inşaa edileceği kişiye kalmıştır. bence, şuan geldiğimiz noktada eğitimin içi çok boşaltıldığı için lisans eğitimi bile yeterli değil. gerçekten bu konuda ciddiyim, ben iyi üniversitelerden birinde okudum ama stajda ve sonrasında meslek hayatındayken okuldakilerden çok daha fazla şey öğrendim, lisans bir altyapı oluşturdu sadece. o yüzden bana kalsa, şuanda bu bilgilerim ve kafa yapımla tekrardan dönüp üniversiteyi okumak çok isterdim çünkü neler olduğunu, nelerden bahsedildiğini tam olarak kavrayana kadar zaten üçüncü sınıfa gelmiştik. genelde de gördüğüm bu. okul okurken bile durum böyleyken, okumazsanız sadece edindiğiniz bilgilerle bir aşinalığınız olur konulara.
yani okul okumak bile yeterli değilken okumamak sizi ancak o konu üzerine doğru yanlış bir iki kelam konuşabilecek seviyeye getirir, bu bana yeterli derseniz onu bilemem.
devamını gör...

eğitim dediğimiz şey sadece diploma almak değil insanın ruhunu incelten, bakışını derinleştiren bir süreçtir. kişinin hem kendisini hem de içinde yaşadığı dünyayı anlamasının en temel yoludur bence. etrafındaki insanları, doğayı, olayları çözümleyebilmek, neden-sonuç ilişkisi kurabilmek vs. vs… bunlar rastgele kazanılan şeyler değil, eğitimle yoğrularak oluşacaktır.

bildiğimiz üzere dünya belirli bilimsel kanunlar üzerine kurulu. bu düzeni anlamadan, sadece kulaktan dolma bilgilerle yaşamak insanı yüzeyde bırakır. eğitim ise o perdenin arkasını gösterir. nasıl düşüneceğini, nasıl akıl yürüteceğini öğretir. kelimeleri doğru yerde, doğru anlamla kullanabilmek bile başlı başına bir eğitim meselesidir. çünkü dil, düşüncenin evidir. evin ne kadar sağlamsa, düşüncen de o kadar güçlü olur.

aile elbette ilk öğretmendir. insan orada temel değerleri, ahlakı, vicdanı öğrenir. bu çok kıymetlidir ama sınırlıdır. çünkü her aile aynı donanıma, aynı bilgi birikimine sahip değildir. ailenin verdiği daha çok karakterin temelini oluşturur.

işin mesleki ve entelektüel tarafına geldiğimizde ise devreye eğitim kurumları girer. okullar, sadece bilgi aktaran yerler değil aynı zamanda farklı bakış açılarıyla tanıştığın, kendini sınadığın, geliştirdiğin alanlardır. insan orada hem mesleki yeterlilik kazanır hem de dünyayı daha geniş bir perspektiften görmeyi öğrenir.

kısacası eğitim, insanı sadece iş sahibi yapmaz belki insanı insan yapar. ruha incelik, zihne berraklık katar. onsuz bir hayat, eksik bir hikaye gibi kalır.
devamını gör...

bi bağlama çalarım sahibi bile tanıyamaz.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim