zaman tüneli
çok çevreye sahip ama yalnız kişi
devamını gör...
ankara dolaylarından yazarlar
arada gelsemde bu dolaydanız desem yeri
devamını gör...
çok çevreye sahip ama yalnız kişi
o benim evet buyrun
devamını gör...
kış ortasında
onur can özcan şarkısı.
devamını gör...
türk eğitim sistemi
düzeltilmeye kalkilirsa öğretmenlerin %70'i işinden olur.
günde 8 saat okul olmaz arkadaşlar. günde 8 saat harcayan insana emekçi denir öğrenci değil. ilk okullarda teknoloji tasarım lisede bilmem ne saçma sapan dersler var. öğretimi herkese zorunlu tutup okumaya niyeti olmayan çocuklarla okumak isteyenleri aynı ortamda tutmak da saçmalık. çünkü öğretmen susun demekten ders anlatmıyor.
ve mühendis olacak adama sen niye kalkıp edebiyat dersini zorunlu tutuyorsun ? edebiyat dersini verdiğin sözelciye şiir yazdırmak öykü yazdırmak yerine niye ezberletiyorsun ?
şahsen ben din dersinin olmasına da karşıyım. dini eğitim devlet ideolojisi gibi kurumsal bir mecburiyetle değil ailede verilir.
çocuğum olursa özel okula abi. ezberden başka bir şey yapmayan, sıralarında tas kafa tıraşlı esmer veletlerin olduğu yerde fiziksel güvenliği geçtim zihinsel sağlık da olmaz.
olması gereken şey basit.
öğretimde zorunluluk kalkar. ilk 5 sene mecburi olur. çocuklar meslek liselerine yönlendirilir; fen lisesi gibi sayısal bazlı mesleklere yönelecek gençler için kapsamlı burs programları oluşturulur. ülkede nitelikli eğitim verecek 4-5 üniversite dışında tamamı kapatılır açık olanlar da burslu öğrenciler ve ücreti mukabilinde okuyacaklar icin açık olur. bunların eğitim kalitesini artırmaya yönelik yapılacak yatırıma girmiyorum bile. ilk/orta okul ve liselerde ise eğitim 4 saate düşürülür. ve üniversiteye kadar yoğun şekilde türkçülük esaslı bir sisteme geçilir. ki çocuklar amaçsızca büyümek yerine ülkesine faydalı birey olmak için motive olsun.
günde 8 saat okul olmaz arkadaşlar. günde 8 saat harcayan insana emekçi denir öğrenci değil. ilk okullarda teknoloji tasarım lisede bilmem ne saçma sapan dersler var. öğretimi herkese zorunlu tutup okumaya niyeti olmayan çocuklarla okumak isteyenleri aynı ortamda tutmak da saçmalık. çünkü öğretmen susun demekten ders anlatmıyor.
ve mühendis olacak adama sen niye kalkıp edebiyat dersini zorunlu tutuyorsun ? edebiyat dersini verdiğin sözelciye şiir yazdırmak öykü yazdırmak yerine niye ezberletiyorsun ?
şahsen ben din dersinin olmasına da karşıyım. dini eğitim devlet ideolojisi gibi kurumsal bir mecburiyetle değil ailede verilir.
çocuğum olursa özel okula abi. ezberden başka bir şey yapmayan, sıralarında tas kafa tıraşlı esmer veletlerin olduğu yerde fiziksel güvenliği geçtim zihinsel sağlık da olmaz.
olması gereken şey basit.
öğretimde zorunluluk kalkar. ilk 5 sene mecburi olur. çocuklar meslek liselerine yönlendirilir; fen lisesi gibi sayısal bazlı mesleklere yönelecek gençler için kapsamlı burs programları oluşturulur. ülkede nitelikli eğitim verecek 4-5 üniversite dışında tamamı kapatılır açık olanlar da burslu öğrenciler ve ücreti mukabilinde okuyacaklar icin açık olur. bunların eğitim kalitesini artırmaya yönelik yapılacak yatırıma girmiyorum bile. ilk/orta okul ve liselerde ise eğitim 4 saate düşürülür. ve üniversiteye kadar yoğun şekilde türkçülük esaslı bir sisteme geçilir. ki çocuklar amaçsızca büyümek yerine ülkesine faydalı birey olmak için motive olsun.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
benden bu akşamlık bu kadar arkaaşlar. yayın giren varsa kolay gelsin. hepinize öpaj.
devamını gör...
yemek yemenin arabaya yakıt doldurmaktan farksız olması
o depo dolmuyor yalnız bir bilim adamının kitabı var bu konuda özellikle tarım devriminden sonra gıdalardaki besin değeri ciddi miktarda düştü.hatta x vitamini için kilolarca şundan yemelisiniz artık gibisinden bir şey okumuştum. en son günümüzde çoğu gıdaya çöp diyebiliriz bunlara taze sebze meyve mis gibi dedikleriniz de dahil. doğru takviyeleri doğru şekilde kullanırsanız alkol sigarayı bırakırsanız yemekten sonra çay kahve içmeyi bırakırsanız güneşe çıkarsanız o depo o zaman dolar.
devamını gör...
2000 yılında moda olan şeyler
t-shirt içine uzun kollu beyaz bir penye giymek. allah affetsin çok giyindim dışarı çıktım öyle.*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
canımız ülkemizde işler rayından iyice fırladığından beri, yani yaklaşık 10 yıldır (benim için 10, başkası için 5 ya da 20 olabilir) tadım tuzum yok. hele hele iktidarın iyice gaza bastığı son zamanlarda adeta bir kabusun içindeyim hissine kapılıyorum sürekli.
hiçbir yere gitmek istemiyorum, hiçbir şey yapmak istemiyorum, yeme bozuklukları yaşıyorum ve zorluklarla hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. sadece çok hassas olduğum hayvanlar konusunda güç bulabiliyorum kendimde. geri kalan her şey hayatın akışında yuvarlanıp gidiyor.
hayatımı siyaset yönetiyor artık ve ülkenin mevcut gidişatını dile getirmeyen hiç kimseye 5 dakikadan uzun süre katlanamıyorum. ülkenin dertleriyle dertlenmeyenlerle hiçbir ortak nokta bulamıyorum ve gün geçtikçe daha da sıkıcı bir kimliğe bürünüyorum.
herkes başka şeylerden konuşabilmeyi nasıl beceriyor bilmiyorum. varsa tavsiyesi olan dinlerim bu arada çünkü canımız ülkemizde kendine balans ayarı çekmek için bir psikoloğa-psikiyatriste de gidemiyorsun. korkunç emekler vererek sadece hayatta kalabiliyoruz ve geri kalan her şey lüks sınıfına giriyor.
toplum olarak bu fakirliğimize, çaresizliğimize, ülkemizin talan edilmesine direnmiyor; burjuvayı ve sarayları alaşağı etmiyor oluşumuz da acayip canımı sıkıyor. o kadar sıkışmış hissediyorum ki, hayatı ahlaklı yaşamaya duyduğum iştah bile bana huzur veremiyor artık.
ben genel olarak iç huzuru kaçmayan birisiydim, kaya gibi direnirdim her şeye. hayatta hiçbir zaman maddi bir hırsım olmadı mesela ve sadece küçücük anlara yüklediğim anlamlarla tutunurdum her şeye. öfkesiz olmaktan bahsetmiyorum bu arada. adaletsizliklere, hukuksuzluklara, birilerinin yok sayılmasına, ayrıcalıklı sınıflara, hayatların yaşanmasına izin vermeyenlere ve sayamadığım tüm ezici tiranlara karşı her zaman öfkeli oldum.
toparlayamıyorum da söyleyeceklerimi, zaten eskisi gibi güzel cümleler de kuramıyorum. nasıl yitip gittiğimi anlamıyorum; anlatamıyorum. belki kolektif bir şeyin içinde bulunmaya ve yalnız olmadığımı anlamaya ihtiyacım vardır.
öyle işte. iyi değilim sanırım uzun zamandır.
hiçbir yere gitmek istemiyorum, hiçbir şey yapmak istemiyorum, yeme bozuklukları yaşıyorum ve zorluklarla hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. sadece çok hassas olduğum hayvanlar konusunda güç bulabiliyorum kendimde. geri kalan her şey hayatın akışında yuvarlanıp gidiyor.
hayatımı siyaset yönetiyor artık ve ülkenin mevcut gidişatını dile getirmeyen hiç kimseye 5 dakikadan uzun süre katlanamıyorum. ülkenin dertleriyle dertlenmeyenlerle hiçbir ortak nokta bulamıyorum ve gün geçtikçe daha da sıkıcı bir kimliğe bürünüyorum.
herkes başka şeylerden konuşabilmeyi nasıl beceriyor bilmiyorum. varsa tavsiyesi olan dinlerim bu arada çünkü canımız ülkemizde kendine balans ayarı çekmek için bir psikoloğa-psikiyatriste de gidemiyorsun. korkunç emekler vererek sadece hayatta kalabiliyoruz ve geri kalan her şey lüks sınıfına giriyor.
toplum olarak bu fakirliğimize, çaresizliğimize, ülkemizin talan edilmesine direnmiyor; burjuvayı ve sarayları alaşağı etmiyor oluşumuz da acayip canımı sıkıyor. o kadar sıkışmış hissediyorum ki, hayatı ahlaklı yaşamaya duyduğum iştah bile bana huzur veremiyor artık.
ben genel olarak iç huzuru kaçmayan birisiydim, kaya gibi direnirdim her şeye. hayatta hiçbir zaman maddi bir hırsım olmadı mesela ve sadece küçücük anlara yüklediğim anlamlarla tutunurdum her şeye. öfkesiz olmaktan bahsetmiyorum bu arada. adaletsizliklere, hukuksuzluklara, birilerinin yok sayılmasına, ayrıcalıklı sınıflara, hayatların yaşanmasına izin vermeyenlere ve sayamadığım tüm ezici tiranlara karşı her zaman öfkeli oldum.
toparlayamıyorum da söyleyeceklerimi, zaten eskisi gibi güzel cümleler de kuramıyorum. nasıl yitip gittiğimi anlamıyorum; anlatamıyorum. belki kolektif bir şeyin içinde bulunmaya ve yalnız olmadığımı anlamaya ihtiyacım vardır.
öyle işte. iyi değilim sanırım uzun zamandır.
devamını gör...
çağla tuğaltay
olay yerine ait görüntüleri görebilen var mı? google dışındakiler.
devamını gör...
çok üzgünüm dediğinizde size boş bakan gözler
anlaşılmamak insanın canını çok yakıyor. gerçekten.
devamını gör...
yemek yemenin arabaya yakıt doldurmaktan farksız olması
araba zevk almıyor ki (dur lan acaba alıyor mu)
devamını gör...
yemek yemenin arabaya yakıt doldurmaktan farksız olması
devamını gör...
yürüdüğü kızlara komikmiş gibi hanımefendi diyen tip
(bkz: bayan bakar mısın)
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
bir salaklık neticesinde yakın gözlüğümü kaybettim. ama ne nasıl bir salaklık yaptığımı biliyorum ne de nerede kaybetriğimi. ayrıca hep telefondan ve hafif alkollü giriyorum sözlüğe genelde. o yüzden yakından da uzaktan da net göremiyorum ekranı.
aslında her konuda en ufak detaya bile dikkat eden ben burada ne yazdığıma bile dikkat etmiyorum. genellikle anlık yazıyor ve geçiyorum. böyle daha doğal ve daha ben oluyor yazdıklarım.
durum tam olarak böyle.
uyarın için teşekkürler. tabii ki de dikkate almayacağım. *
aslında her konuda en ufak detaya bile dikkat eden ben burada ne yazdığıma bile dikkat etmiyorum. genellikle anlık yazıyor ve geçiyorum. böyle daha doğal ve daha ben oluyor yazdıklarım.
durum tam olarak böyle.
uyarın için teşekkürler. tabii ki de dikkate almayacağım. *
devamını gör...
2000 yılında moda olan şeyler


rotring tikky haricinde tombow 0.6 uçlu kalemler bir iki yıl sükse yapmıştı. sonra hatırlanmadı.
bu kalemlerle yazarken, özellikle sınavlarda parmaklarımız terlediği için kayganlıktan ötürü sürekli kalemi çevirip oynardık. sonraki versiyonlarında parmakların kullanıldığı yerler için önlem almaya başladılar. yine de o zamanlarki tadı vermiyor yeni kalemler.
devamını gör...



