zaman tüneli

"parıldayıp duran insanlara bak"
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

duanla ivmelenmedim ki bedduanla örseleneyim.
devamını gör...

yemek değil de meze önerisi yapabilirim. boşu boşuna hellim peynırı alıp kızartmayın. kilosu 150 den hatay peynırı alıp kızartın. ikisi de aynı hatta bizim hatay bir tık daha kaliteli geldi. tahmınım tazeliğinden kaynaklıdır.
devamını gör...

son birkaç yıldır hayatın dudak uçuklatan bir seviyede pahalılaştığı türkiye'nin açık ara en kalabalık şehri. özellikle dar gelirli ve kirada yaşayanların hayat şartlarını düşünmek bile istemiyorum. hayat çok zor.

şuradaki siteye aylık gelir ve giderlerinizi girip ortaya mantıklı bir ortalama çıkmasına yardımcı olabilirsiniz. maaş verisi an itibariyle sadece 658 kişinin ortalamasıyla 90 bin lira olarak görünüyor. 15 milyonluk şehir için bu katılım önemsiz derecede düşük.

kendi şirketiniz varsa bakkal bile olsa maaş olarak yazmayın. yada kira geliriniz varsa onu da maaş olarak düşünmeyin. maaş ile aylık gelir farklı şeyler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bence çok sempatik, harika biri. can bonomo ve uçaktan atlama anıları efsanedir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

olmazdı.
devamını gör...

yosunlu tavuklu acılı ramen çorbası yapmıştım geçen hafta.

indomie denen garabetle yapmaya kalkmayın kusarsınız ama. miyata marka hakiki ramenle yapın.
devamını gör...

hala “suça sürüklenen çocuk” diye işi romantize etsinler.

abd’nin “yetişkin gibi yargılanma” kuralı aynen getirilmeli.
devamını gör...

insanın hayatindaki en nazik meraklarından biri.
çünkü bu soru bir insanı değil, ihtimalleri hatırlar. yaşanmamış olanın konforu vardır içinde. ne kırılmıstır, ne yorulmuştur, ne de gündelik hayatın sıradanlığına maruz kalmıştır. bu yüzden hep biraz daha kusursuz görünür.
bazen bir sahneyle, bazen bir cümleyle, bazen de sebepsizce uğrar akla. insan durup düşünür:
“acaba onunla olsaydı nasıl olurdu?”
cevabı yoktur.çünkü o ihtimal, gerçekle hiç tanışmamıştır.
belki de bu yüzden, hep iyi anlaşırlar.
çünkü bazi ihtimaller, sadece gerçekleşmedikleri için güzeldir.
devamını gör...

maalesef bir türkiye realitesidir.
devamını gör...

domates ve soğan hariç bütün malzemeler elle doğrandı, ton balığından evin kedisine de payı verildi. e yavrum yapıyoz bu sporu be.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

üç yıl önce liseden mezun olduğum için sevinmek ve yaşananlara üzülmek arasında kaldığım olaylar zincirinin son halkası.

maalesef bizim nesilde doğum yılları günümüze yaklaştıkça zeka ve insanlık seviyesi bir o kadar düşüyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

belli ki okullarda infial yaratılmaya çalışılıyor. endişe verici bir durum. ilerde ya çocuklar çantaları aranarak okula girecek ya da veliler çocuklarını okula göndermeyecek.
devamını gör...

döneminde memleketi dalton, redkit, casper ve türevi gençlerden oluşan envai çeşit suç örgütünün türediği iktidarın suçudur.
geçmişte niye yoktu böyle şeyler. siz bu örgütlerle mücadele etmezseniz, ahmet'i atlas'ı öldürenler cezasız kalırsa akıbeti budur.
ahmet'in katilini destekleyen kıza, iktidarı eleştiren tivit atan öğrenciler gibi muamele gösterilmedi. işine gelince özgür düşünce, işine gelmeyince değil.
en büyük hapishaneleri yapmakla böbürlenen bir iktidar olursa, halkı da oraya girmeye can atan suçlular olur. bunlar değil miydi kardeşim eğitim oranı arttıkça oy oranımız düşüyor diyen. eğitimlileri muhalif diye kaçırdınız, geriye iti kopuğu kaldı. okumaya meyillileri sırf birşeyleri eleştiriyor diye okul bahçelerinde polislere coplatıyorsunuz, eli silahlı magandaları kucağınızda hoplatıyorsunuz. eserinizle gurur duyun.

bir diğer konu da okul bütçesine gelince kıstıkça kısmaları. kaç çocuk var bir okulda 300 mü 500 mü. 2 güvenlik koyulamıyor mu okullara. çocuk başına 200 lira falan o adamların maaşını çıkartıyordur herhalde. ayda bir tavuk döner etmiyor mu bu çocuklar. gerekirse veliler kendi versin. herkes sigara içiyor dalı ortalama 7 liraya geliyor, çocuğun için günde 1 dal sigara. silahlı adama belki tamamen engel olamazdı ama belki can kaybı az olurdu, bir tuşa basar uyarı vermiş olurdu birşeyler düşünülebilir. cemaatlere ayrılan para bu ülkenin geleceği olan çocuklar için de ayrılsın bı zahmet. alanı olmayan her konuya burnunu sokan meb ne işe yarıyor. hani eğitimde devrim yapıyorlardı.

şimdi millet nasıl güvenip yollasın çocuğunu okula. yazık o giden canlara. yapacağınız işi seveyim!
devamını gör...

korkunç bir olay. maalesef okul taramalar da başladı artık, bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi gerekiyor bir an önce. silah temin etmek bu kadar kolay olmamalı, öğrenmek ve kullanmak bu kadar kolay olmamalı. bu yaşta bir çocuğun evinde silahın ne işi var, kullanmayı nereden biliyor, nereden temin edildi?
silahın bu kadar kolay erişilebilir olması, özellikle çocuklar ve ergenler açısından çok daha tehlikeli. çünkü bu yaş grubu zaten dürtü kontrolü, öfke yönetimi ve sonuçları öngörme konusunda çok daha sıkıntılı. burada asıl sorulması gereken şu, bir çocuğun eline silah geçmesini engelleyemeyen bir sistem, gerçekten güvenlik sağlayabilir mi? geçen yıllarda bir kahveye saldırı olmuştu, şimdi iki okula saldırı oldu bunlar sistematik olaylar, tekil değil maalesef.
devletin temel yükümlülüğü yaşam hakkını korumakken silaha erişimin bu kadar kolay olduğu bir düzlemde insanların yaşam hakkı nasıl korunacak? artık sokaklar güvenli olmayacaksa, korkuyla yaşayacaksak toplumsal güvenlikten bahsetmek nasıl mümkün olacak? çocuklar okullarında bile korkuyorsa tüm bu aile yılı politikalarının ne anlamı var?
devamını gör...


kepel’le karşılaşan biri olursa mesajımı iletsin lütfen: haklı çıktın gilles, adına konuştuğum islamcı politikacıların meğer demokratikleşme, özgürlükler, insan hakları, hukuk falan umurlarında değilmiş. galiz istibdat sırlı ajandalarıymış. kişisel refah temini ve muhafazası için yapmayacakları fenalık yokmuş. dindarlığın mağdur ve mazlum olduğu yolundaki şikayetler dinsel istibdat kurmanın peşreviymiş.

islam karşıtlığı denilen, şimdiki markasıyla islamofobi suçlaması da aslında tasalluta, tegallübe ve tahakküme mani durumları bertaraf etme stratejisiymiş.

bütün bunları demokrasi uçağına biletli yolcu olarak binip yaptıkları çok doğru. bizimkisinin yersiz ve gereksiz demokrasi romantizmi olduğu da.

müslümanlar neden dindarlıklarını teşhir etmeye çok hevesli? adına da “tebliğ” diyerek? avrupa şehirlerinde sokaklarda namaz kılmalar, hoparlörden yüksek sesle kur'an kıraatı, kutsallaştırılmış kılık kıyafetle sokaklarda gövde gösterileri falan?

sebebi basit: onların algı dünyasında islam, kişinin kendini geliştireceği, kendini terbiye edip iyi insana dönüştüreceği bir din değil. kur'an'da bu yöndeki onlarca ayete rağmen. din onlar için politik amacın alet edevatı sadece. bu dünyada hakimiyeti uğruna mücadele edilecek kimlik. kendini iyi insan yapmak yerine ötekini baskı altına alma, ülkeler fethetme, hakimiyet kurma emelinin ideolojisi işte bu nevrotik inancın sonucu. bu yüzden avrupa’daki demokratik değerlere uyum sağlayamıyorlar.

hukuk, insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü, eşitlik, adalet, ahlak onların dünyasında anlam taşımadığı için bulundukları ülkelerin standartlarıyla hep kavgalılar.

trafikte gönlünce davranamadığı, “kurban bayramı”nda şehri kana bulayamadığı, sokakları kirletemediği, tüm simgeleriyle noel bayramı’na maruz kaldığı, sağında solunda domuz eti, alkol, neşe, eğlence gördüğü ama bunlara müdahale edemediği için öfkeli. bu nedenle oralar onun için cehennem, kuralsızlığın keyfini özgürce sürebildiği kendi ülkesi de cennet.

demokrasi, insan hakları, özgürlük ve hukuk alanında sıfır puanlı muhtelif müslümanlıklar dünyaya ne vadedebilir?

eleştirdiği batıya alternatif iyiyi sunmak bir yana, o seviyenin bile yüz yıl gerisinde. oysa yüz yıl önce müslümanlığın reformist elitleri, meşrutiyet ve anayasa hareketlerine öncülük ederek batı ile başabaş koşuyordu.

islamcılar, bulundukları ülkede sosyal hayatın kalitesinin artmasına, kültürel ve entelektüel gelişime, siyasal mükemmelleşmeye nasıl katkı sunabileceğini asla düşünmüyor. böyle bir derdi hiç yok. bilakis çalışmadan sosyal yardımlarla hayatını sürdürmenin kestirme yollarını bulmanın peşindeler. devletten para desteği almak için çocuk yapacak kadar bayağılaşmakta beis görmeyenler var.

almanya’da 2023 itibariyle hartz ıv işsizlik yardımı alan 6.4 milyon kişiden yaklaşık 1.8 milyonu yabancı uyrukluydu. bunların %70’i müslüman göçmen. yardım iş bulunana kadar verildiğinden devletin onlara sunduğu işleri kişiliğine uymama, fiziksel yetersizlik vs. gibi uydurma gerekçelerle geri çevirip sosyal yardım almaya devam edenler bunlar. medeni ortam haliyle, hukuk var, insan haklarına hassas, “o zaman defol git ülkene” diyemiyorlar. bedavacı göçmenler de bu güçlü hukuk şartını devletin ve toplumun zaafı görüp şımarıklık ve arsızlıkta sınır tanımıyor.

isviçre’de basel ve cenevre gibi bölgelerde sosyal yardım harcamaları %70’e varan oranda müslüman göçmenlere gidiyor. isveç’te malmö ve stockholm’ün bazı semtlerinde müslümanlara yapılan sosyal yardım oranı %60-70 aralığında. danimarka’da müslüman göçmenlerin işgücüne katılım oranı sadece %28. buna karşılık sosyal yardım oranı %60. böyle uzayıp gidiyor. veriler bütün gelişmiş batı demokrasilerinde aşağı yukarı aynı.

avrupa’da vergi mükelleflerinin paralarından oluşmuş fonlardan sosyal yardımla geçinen ve yan gelip yatan müslüman göçmenler, avrupalıların çalışıp didinerek ödedikleri vergileri afiyetle yerken utanmıyor. kul hakkı, haram helal geçerli değil batılı toplumlar konu olduğunda. bilakis “kafirler”in parasını kurnazca yedikleri için gurur duyuyorlar.

çalışan göçmenler de “gavura hizmet ettikleri” gerekçesiyle hakettiklerinden fazlasına alacaklı olduklarına dair bir düşünce geliştirmiş, benzer kestirmeleri kovalamayı ihmal etmiyorlar. bu kişilik bozukluğu hoş görülmediğinde ve vergi mükellefleri bu duruma itiraz ettiğinde heybeden “islamofobi” pankartını çıkarıyorlar hemen.

“islamofobi” kamuflajının, dinî istibdat dünyasının kötülüklerini perdelemeye verilen ad olduğu yeterince örnekle kanıtlı belgeli.


kenan çamurcu

hırsızlığı ve yolsuzluğu pek seven günümüzün batılı solcu ve sjw politikacılarında sınırsız ve ayarsız bir istilacı sevdası var. pek çoğu gerçekten de desteğe ve yardıma ihtiyaç duyan bu göçmenler için oluşturulan, azı gerçek çoğu sahte olan sosyal destek projeleri üzerinden çuvalla para götürüyorlar ve suç ortaklarına da yediriyorlar. ayrıca sınırsız bir oy kaynağı haline gelmiş durumda.

sjw'ler ve göçmenler arasında mükemmele yakın bir kazan-kazan ilişkisi var. bu soygunculuğa karşı çıkan herkes ırkçı ve faşist diye yaftalanıyor. durumdan en çok keyif alanlar da çin hc, müslüman kardeşler, rusya, iran...

çinlilerin batılı ülkelerdeki müslüman göçmenleri pek sevmesi boş değil. rusya ile belarus'un polonya, baltık ülkeleri ve finlandiya sınırlarına göçmen yığıp sınırları zorlaması da boşuna yapılmıyor.

en mantıklı seçenek, göç veren ülkelerin yerinde desteklenmesi ve kalkınması. bakalım güney amerika projesi ve ishak anlaşmaları tutacak mı?
devamını gör...

silaha erişimin nasıl bu kadar kolay olduğu, 8. sınıf öğrencisi bir çocuğun gözünün nasıl böyle döndüğü, çocukların emanet edildiği okulların nasıl bu kadar güvenliksiz olabildiği… gibi gibi bir sürü soru sorulabilir ama gidenler geri gelmeyecek… o sabilerin ve kahraman öğretmenin ailelere sabır diliyorum... umarım yaralılar da bir an önce iyileşir…

ayrıca 2000’li yıllardan sonra çocuk yetiştirme konusunda bir şeylerin çok ters gittiği aşikar. belki de bir an önce anam babam usülüne dönmek gerek…
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim