zaman tüneli

bence kral faruk ve pala bir biçimde arazi olmalı ve polat’ın sürekli bir gözü açık uyumasına neden olmalıydılar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ilgiçtir, kartvizitlerimiz konsept olarak birbirine çok benziyormuş.
devamını gör...

çok gıcık bir tipi var.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

#3957264

yazarın yaptığı hesabı daha önce yaptılar ve buzdağına bodoslamadan çarpmak yerine teğet geçmeye çalışmanın " büyük bir hata " olduğu sonucuna vardılar. ancak, hasar görmüş bir titanic de karizmayı çizdirmiş, kendi reklamını çok kötü yapmış bir gemi olurdu...

ama 1505 kişi de ölmemiş olurdu.
devamını gör...

konuya biraz yüzeysel bakılmış bence.. hürrem sultan kadınlar iktidarı döneminin önünü açan, bunun için paşalarla iş birliği yapan, veliahtları devre dışı bırakmak için sahte evrak üretilmesine dahi önayak olan bir sultandı ve bunları kendi kafasından da uydurmuyordu. önünde, -aynı zamanda mektuplaştığı- çağdaşı, ingiltere kraliçesi 1. elizabeth vardı ve batılı devletlerde saltanat sahibinin illa ki erkek olması gerekmediği konusunu kendine örnek alıyordu.

hürrem sultan osmanlı için büyük sıkıntı olmuştur.
devamını gör...

sağlığınıza.

musa eroğlu - bağışla sevdiğim. güzel türküdür.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hiç sevmem. malzemeleri çok az ve hep soğuk oluyor. lezzet desen yok. bugün evde pizza yaptığım için bu başlıkta domino's kötülemeyi kendime hak görüyorum. emino's daha iyi efendim.

fakir usulü bol malzemos.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yakışıklı erkek popülasyonu yüksek kuşak.
devamını gör...

sucuk sevdiğim için bol sucuklu büyük boy pizza ısmarladım. abartmıyorum üzerinde toplam 6,7 sucuk filan vardı. iyiki bol sucuklu söylemişim. normal söylesem tahmin edemiyorum sucuk sayısını.
devamını gör...

kanalın sahibi olduğu şirketin kısaltmasıyla adı belirlenmiştir.

(y)
(e)ni
(d)ünya
(i)letişim
devamını gör...

sıralı 6 silindir kara düzen atmosferik ford diesel motoruyla 2600 devirde 115 beygir güç, 1600 devirde 335 nm tork üretir. rampası zayıftır ancak takviye sayesinde kurtarıyor. azami yüklü ağırlığı 12 ton fakat dingil atarak, makas ekleyerek, diferansiyel büyüterek 15 hatta 20 tona çıkarttıklarını biliyorum. (o zamanlar kantar zorunluluğu yok tabi). kabinleri anadol gibi cam elyafı yani fiberglasstan imaldir. avrupa d1210'larda kabin sac. 1983'te üretimi biterek yerini 1312 ford cargo'ya bıraktı.

türk nakliyesine emeği geçmiş, 70'lerin 80'lerin yüklerini sırtında taşımış, çok aileye ekmek yedirmiştir bu araçlar. bu ailelerden biri de allah rahmet etsin dedem ve ailesidir.
devamını gör...

tayibin kanalı .

yayın akışı;
chp kötü, akp iyi.
hindistan dizileri.
chp kötü, akp iyi.
hindistan dizileri.
chp kötü, akp iyi.
hindistan dizileri.
chp kötü, akp iyi.
hindistan dizileri.
chp kötü, akp iyi.
hindistan dizileri.
devamını gör...

her duyduğumda elimin tersiyle söyleyenin ağzına yapıştırma isteği uyandıran muhteşem yüzyıl repliği.

mahidevran'dan valide sultan'a, prozac hatice'den pargalı'ya, şah sultan'dan sultan süleyman'a herkes en az bir kere söyledi bunu.

halbu ki hürrem haddini zaten biliyor ve buna göre davranıyordu. haddi hududu tanımayan da bu repliği dile getirenlerdi daha çok.

en basit matematikle, sultanların en nikahlısı hürrem. madem rütbe ile adam ayıklayacaksın, ilk bunu ayıkla bakalım.

mahidevran da aynı statüde hatta nikah sonrası bir geri statüde olmasına rağmen kimse ona böyle demezken; her fırsatta hürrem'in damarına basmaktan geri kalmadılar. aslında işin özü şu; hürrem hiç kimsenin cesaret edemediği şeylere cesaret etti. süleyman'ın aşkı da malum. bu saraydaki diğer kadınları çok rahatsız etti. hatta mahidevran, süleyman'ın herhangi başka bir kadınla olmasından mutlu bile olmaya başlamıştı sırf hürrem gözden düşecek diye. hani derdi süleyman değil hürrem olmuştu. birileri yapabiliyordu, ama bunu yapan onlar olamadığı için sevmediler hürrem'i. hatta prozac hatice doğuştan sultan olmasına rağmen talep edemedi. kadının bu kadar görünmez olduğu bir düzende hürrem görünmekten öte göze batıyordu cüretkar tavrıyla. zaten bu işler böyledir; herkesin rahatsız olduğu bir düzen devam ederken, düzeni alt üst etmek yerine, buna cüret edeni yok etmek ister. kendi var olamıyorsa o da var olamasın mantığı.

oysa sultanların en cüretkarı öyle mi?
nasıl rest çekti süleyman'a "o cariyeler bu saraydan gitmezse ben giderim" diye.

dişiyle tırnağıyla cihan sultanı oldu sultanların en torpillisi.


"siz de sultan'ım, siz de haddinizi bilin"
devamını gör...

eğer galatasaraylı olmasaydım, tereddütsüz gençlerbirliği taraftarı olurdum. acayip bir sempatim var. ama kaderin cilvesine bak ki tam da böyle kritik bir maçta karşı karşıya geliyorlar. gençler'in kümeden düşme ihtimali, cimbom'un ise şampiyonluk ihtimali var. keşke başka bir haftaya denk gelseydi. neyse iyi olan kazansın diyelim.
devamını gör...

ford otosan'ın 1965 - 1983 arası türkiye'de ürettiği en meşhur kamyondur.*
bu kamyon yani ülkeyi temsil eder desek yalan olmaz.
6 litrelik motoruyla dünyanın en güzel sesi olan aragaza sahip olan muhteşem kamyondur.
kamyoncuların favorisidir.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

devamını gör...

yorucu ülke gündemi,
yorucu kişisel hayat,
belki değil, muhakkak kendinizden de bir şeyler bulabileceğiniz bir dört buçuk dakika. ya da sadece müziğin büyüsü.
sabahlamayı sevenler daha çok sevebilir.
bir peyk şarkısı
devamını gör...

gizli dünyalar dizisinde anlatıcı, hikayeleri burada anlatırdı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

laz ziyanın sesiyle.



kiğmmiş bu terzinin oğluuu.
devamını gör...

büyük kısmının gerçek olmasıyla ağlatan film. o gece orada binden fazla insanın gerçekten o can pazarını yaşadığını bilmek insanın tüylerini diken diken ediyor. her seferinde ağlama nedenim jack ya da rose gibi kurgu karakterler değil. ikinci sınıf yolcuların çoğunun insan muamelesi görmeden ölüme terk edilmesi, gemiye binenlerin hayvanlarının da suçsuz yere durup dururken atlantik'in sularına gömülmesi gibi gerçekler ağlatıyor beni.

çok tartışılan bir mevzu var filmde, biliyorsunuz. buradan itibaren izlememiş olup da izlemeyi düşünenler için spoiler olacak.


soru bu: jack neden rose'un yanına çıkmadı? neden ikisi birden kurtulmadı? en sıradan ve basit cevabı "senaryo gereği" olan bu sorunun aslında fizik kanunları nedeniyle gerçekçi bir yanı da var. bugün titanik konusunda yapay zekâyı biraz darladım. bunun da matematiksel hesabını yaptık yani. rose'un, üzerine çıktığı tahta parçası süslü bir kapı ya da ona benzer bir şey. göz kararı olarak yaklaşık değerlerle bir kütle hesabı yapınca hemen hemen 173 kg çıkıyor. deniz suyunun, yani tuzlu suyun kaldırma kuvvetini işe dahil edince tahtanın taşıyabileceği net yükün yaklaşık 63 kg olduğunu buluyoruz.

ortalama insan ağırlıklarını işin içine dahil edersek, mesela rose 55-60 kg desek, jack de yine 70-75 kg desek, bu ikisinin toplam ağırlığı tahtayı batırmaya yetiyor. bu durumda ikisinin de vücudu suda kalacak ve ikisi de ölecekti. zaten en başında ikisi birden tutunmaya çalışıyor ve tahta dengesini yitiriyor. taşımayacağını fark edince jack geri çekiliyor ve sadece rose'un çıkmasına izin veriyor. bence bu noktada esas soru "senarist niye bir tahta da jack için koymadı oraya" olabilir ki o zaman da film bambaşka bir yöne evriliyor ve muhtemelen istedikleri etkiyi de veremiyor olacaktı.

mythbusters aslında bunun sağlamasını yapmıştı ve ikisinin birlikte kurtulabileceği bir senaryoyu göstermişlerdi. rose'un üzerindeki can yeleğini tahtanın altına bağlamaları durumunda elde edecekleri ek kaldırma kuvvetiyle ikisi de tahta üzerinde hayatta kalabilirdi ama burada da devreye farklı konular giriyor. mademki filmin gerçekçiliği üzerine konuşuyoruz, o zaman gerçek koşulları göz önüne almamız gerekir. birincisi, bunlar panik hâlindeki insanlar. o çözümü o an düşünememe ihtimalleri çok yüksek. ikincisi, ikisi de çok genç. öyle bir panik anında bulabilecekleri çözümler, daha ileri yaştaki bir insan kadar akıllıca olmayabilir de olabilir de, burası belirsiz. son olarak da biz filmi izlerken olup bitenleri görebilmemiz adına her sahnede az da olsa ışık var ama gerçekte olay yeri zifiri karanlıktı. okyanusun ortasındasınız, tek ışık kaynağı olan gemi tamamen sulara gömülmüş ve yıldızlı gökten başka bir şey yok ortalıkta. dolayısıyla o karanlıkta suyun içinde tahtanın altına can yeleği bağlamak da pek pratik bir çözüm gibi görünmüyor. özetle: bence mantık açısından gayet normal bir sahneydi.

tabii ki neden rose değil de jack öldü diye sorabilirsiniz. burada jack'in kendisini feda etmesinin nedeni şu olabilir: jack özgür bir ruh. yaşı genç de olsa, o yaşa dek gönlünün istediği şekilde yaşamış, canının istediğini yapmış ve hayattan tat almayı bilmiş ama rose öyle değil. hayatı boyunca bir kafeste gibi yaşamış, istemediği bir adamla evlendirilmeye çalışılıyor falan. hayatında ilk kez gönlünün istediğini yapmış ve özgürlüğü tatmış, ondan sonraki hayatında da tercihini o özgürlükten, yani jack'ten yana kullanacağını dile getirmiş bir genç kadın. bence bu noktada jack "ben zaten iyi kötü bir şeyler yaşadım ama o hayata yeni başlıyor. o da biraz yaşayabilmeli." diye düşünerek yaşama hakkını ona verdi. eğer rose jack yerine bencil nişanlısıyla birlikte o duruma düşseydi aynı şey olur muydu, orası tartışılabilir çünkü o adam, yaşadığı zengin hayatı fazlasıyla seviyordu ve bunu rose için feda edip etmeyeceği muamma. ilerleyen yıllarda her şeyini kaybedince intihar etmesi, muammayı açıklamaya yardımcı olabilir.

şu da akla gelebilir: rose neden jack ile birlikte ölmeye kalkışmadı? sonuçta "you jump, i jump" restleşmesi yapmışlardı filmde iki kez. işte yine "senaryo gereği" cevabının devreye girdiği nokta bu. orada ikisinin birden ölmesinin filmin gidişatı adına hiçbir anlamı yok. senaryoyu tamamen değiştirip rose'un da öleceği bir şekle sokabilirlerdi tabii ki ama adam jack'i öldürmeyi tercih etmiş, yapacak bir şey yok. hiç tasvip etmemekle beraber, gerçek hayatta birbirini fazlasıyla seven insanların, kavuşamadıkları durumlarda hayatlarına birlikte son verdikleri ya da sadece erkeğin veya sadece kızın hayatına son verdiği çok fazla olaya şahit oluyoruz. gerçek kesit izleyenler hatırlayacaktır belki. dolayısıyla "kadınlar böyledir işte" diyerek işin içinden çıkılacak bir durum değil bu. gerçek psikoloji filmlerdekinden çok farklı. tabii ki gerçekçilik deyince yine şunu da düşünmemiz gerek: gerçekte tam tersi olabilirdi bu romantizmin. o panikle ikisi de sadece kendisini kurtarma derdine düşebilirdi. ihtimallerin sonu yok.

son olarak şunu da söyleyeyim: başka bir sahnede adamın biri suda çırpınırken rose'un kafasını suya sokup duruyordu. izleyen birçok insanın "niye" diye isyan ettiğini gördüm. panik dostlar, panik! şok içerisindeki insanlardan makul hareketler beklemek anlamsız.

devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim