zaman tüneli
sözlük radyosu kaçak yayınları
iyi yayınlar, güzel şarkılarla yürür sohbetiniz. eminim.
devamını gör...
fasfakir semtlerde sokak aralarına konan kirli kanepeler
dikkatimi çekerler. toplu taşımada, arabanızda ya da yürürken ne zaman fakir semtlere bir uğrasanız eski püskü ve birbirine bitişmiş gecekondular görürsünüz. o evlerde herkes birbirini tanır. gariban bir samimiyet hâkimdir koca mahalleye, semte. o mahallede mutlaka kot farkı vardır ve evler arası yokuşlarda sıra sıra merdivenler bulunur. iki yanı tutamaklı o merdivenler insana normalde rengârenk hissiyatlar vermeliyken mahallenin ve semtin genelinin fakirliği ve bakımsızlığı ile bütünleşik bir hüzün verir. gariptir ki o merdivenlerin bir köşesine dikey yerleştirilmiş kirli, rengi solmuş bir kanepe vardır. oturulmaz da o kanepede. kot farkı var çünkü. hani düz zemin olsa atarsın sokağın bir yerine, konu komşu eş dost oturur laflar saatlerce. öyle bir imkân da yok.
kedi gibi, bıkılmış bir yaşlı ana baba gibi, ne bileyim kimsesiz bir çocuk gibi bırakılmıştır o kanepe oraya. sokağın izini taşır günden güne içinde. sokağa havadan düşen kiri pası, kötü havayı, gri dumanları %10 komisyon niteliğinde işler içine. yıllar içinde kumaşı parçalanır, tahtası düşer, eğilir bir tarafa düşme riski taşımaksızın. kimse de gelip almaz o kanepeyi oradan. bu kadar unutulmuşluğu ve sokağın keşmekeşliğine sessiz sessiz yedirilmesi çok gariptir o kanepenin. dışarıda kanepe var olm. alsanıza onu oradan? yok, almazlar. o semtin, o mahallenin, o sokağın kendine has mistik bir havası vardır. kuralları, sessiz başkaldırıları ve soyutlukları onları sarsılmaz bir kültür kılar. o kültür de kanepesiz yaşayamaz. o kanepe sokak arasına konacak, üstünde de kedi köpek dalaşıp ortama telaşlı bir neşe katacak. bundan gayrısı tanınmaz.
kedi gibi, bıkılmış bir yaşlı ana baba gibi, ne bileyim kimsesiz bir çocuk gibi bırakılmıştır o kanepe oraya. sokağın izini taşır günden güne içinde. sokağa havadan düşen kiri pası, kötü havayı, gri dumanları %10 komisyon niteliğinde işler içine. yıllar içinde kumaşı parçalanır, tahtası düşer, eğilir bir tarafa düşme riski taşımaksızın. kimse de gelip almaz o kanepeyi oradan. bu kadar unutulmuşluğu ve sokağın keşmekeşliğine sessiz sessiz yedirilmesi çok gariptir o kanepenin. dışarıda kanepe var olm. alsanıza onu oradan? yok, almazlar. o semtin, o mahallenin, o sokağın kendine has mistik bir havası vardır. kuralları, sessiz başkaldırıları ve soyutlukları onları sarsılmaz bir kültür kılar. o kültür de kanepesiz yaşayamaz. o kanepe sokak arasına konacak, üstünde de kedi köpek dalaşıp ortama telaşlı bir neşe katacak. bundan gayrısı tanınmaz.
devamını gör...
kavyon
tanıma geçmeden önce biraz kendimi övmek istiyorum. dünyanın en komik kadınıyım. evet, en azından benim dünyamda öyle. geri kalanı da umrumda değil. üzgünken de daha komik oluyorum. 10 bin tanımın içindeki komikliklerden de ne kadar mutlu olduğumu anlayabilirsiniz.
tanım: ömrü yollarda geçen kamyoncuların çektiği pavyon hasreti ile kamyonlarını rengarenk ışıklar aracılığıyla süsleyip birer pavyona dönüştürmeleri sonucu oluşan gezen pavyona verilen isim.
öyle melül melül yolu izlerken ışıklı kamyonlar sayesinde aklıma gelen kelime şakası. önce bir güldüm de az daha ağlayacaktım. evet, şakanın kötülüğü yüzünden.
tanım: ömrü yollarda geçen kamyoncuların çektiği pavyon hasreti ile kamyonlarını rengarenk ışıklar aracılığıyla süsleyip birer pavyona dönüştürmeleri sonucu oluşan gezen pavyona verilen isim.
öyle melül melül yolu izlerken ışıklı kamyonlar sayesinde aklıma gelen kelime şakası. önce bir güldüm de az daha ağlayacaktım. evet, şakanın kötülüğü yüzünden.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
lady luthien aramızda.
devamını gör...
yerebatan sarnıcı
istanbul'da en sevdiğim yer. çok farklı bir aurası var, sanki başka bir dünyanın kapısı aralanmış gibi hissettiriyor. lisede ilk kez gittiğimde de sonradan istanbul'da yaşarken gittiğim zamanlarda da hiç çıkasım gelmemişti. çok mitolojik, sanki orta dünyadan bir yerlerden çıkmış gibi.
ama en son restore edilmesinden sonra pek hoşuma gitmedi doğruyu söylemek gerekirse, o mitolojik atmosferi gitmiş, modern sanat müzesi gibi olmuş.
ama en son restore edilmesinden sonra pek hoşuma gitmedi doğruyu söylemek gerekirse, o mitolojik atmosferi gitmiş, modern sanat müzesi gibi olmuş.
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
-arkandayım.
:)
:)
devamını gör...
a 101
sadece bulunduğum caddede 4 tane şubesi olan market. giderek de çoğalıyorlar.
devamını gör...
yerebatan sarnıcı
dan brown’un yanılmıyorsam cehennem adlı romanında geçtiği için bir ara dehşet bir kalabalığa imza attığına şahit olduğum mekan.
ben bu bölgeye yakın yerlerde büyüdüm. ancak çok daha ileri bir yaşta bir kere görmüş olmak için pek de sıra beklemeden girdim içeriye. ve hani şok oldum.
zira iki sütun, ufak bir su birikintisi, karanlıkta azıcık seçilen gudubet medusa için bir gününün yarısını sıcak altında beklemeye ayırıyor turistler ve yurdum insanları.
üzücü ama müstahak, en azından güzel bir fotoğraf çekinin ya da güzel bir teklif yapın/alın, değsin.
ben bu bölgeye yakın yerlerde büyüdüm. ancak çok daha ileri bir yaşta bir kere görmüş olmak için pek de sıra beklemeden girdim içeriye. ve hani şok oldum.
zira iki sütun, ufak bir su birikintisi, karanlıkta azıcık seçilen gudubet medusa için bir gününün yarısını sıcak altında beklemeye ayırıyor turistler ve yurdum insanları.
üzücü ama müstahak, en azından güzel bir fotoğraf çekinin ya da güzel bir teklif yapın/alın, değsin.
devamını gör...
bir bankta konuşmadan yan yana oturmak
çekirdek çitliyorumdur. çekirdek yerken büyük bir odakla sadece bütün çekirdekleri bitirmeyi düşünürüm. konuşamam. arada yanımdakine bakar ve bakışlarımla bir şeyler anlatırım. ağzımdan çıkan tek ses dudağıma yapışan kabuk parçasından kurtulmak için onu uzaklaştıran o tü! sesidir.
bunun haricindeki durumlarda mümkün değildir. olamaz!
bunun haricindeki durumlarda mümkün değildir. olamaz!
devamını gör...
akbulut fıkraları
dinozorlar bilir...
mesela yıldırım akbulut ingilizce öğrenmiş ve bir bürokratik davette bir kadına mıydı yabancı karısına mıydı... "i love you" demiş. kadın "i love you too" demiş. veeeeee... yıldırım akbulut da "i love you three" demiş, "ben seni daha çok seviyorum" dediğini sanarak. aşlkdşalksdşakd.
smoking ve smokin olayı da vardı. yıldırım akbulut gene yurt dışındaymış ve smokiniyle bir davetteyken "no smoking" (sigara içilmez) tabelasını görür görmez hemen oradan dışarı doğru yönelmiş. karısı mıydı... işte yanındaki biri "hayrola yıldırım, nereye böyle?" demiş. bu da "görmüyor musun, smokin giymek yasakmış burada, üstümü değiştirmeye gidiyorum" falan demiş.
şu görseli görünce aklıma geldi. haha.
mesela yıldırım akbulut ingilizce öğrenmiş ve bir bürokratik davette bir kadına mıydı yabancı karısına mıydı... "i love you" demiş. kadın "i love you too" demiş. veeeeee... yıldırım akbulut da "i love you three" demiş, "ben seni daha çok seviyorum" dediğini sanarak. aşlkdşalksdşakd.
smoking ve smokin olayı da vardı. yıldırım akbulut gene yurt dışındaymış ve smokiniyle bir davetteyken "no smoking" (sigara içilmez) tabelasını görür görmez hemen oradan dışarı doğru yönelmiş. karısı mıydı... işte yanındaki biri "hayrola yıldırım, nereye böyle?" demiş. bu da "görmüyor musun, smokin giymek yasakmış burada, üstümü değiştirmeye gidiyorum" falan demiş.
şu görseli görünce aklıma geldi. haha.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
merhabalar iyi yayınlar yetiştim, umarım geç kalmamışimdir .d
devamını gör...
bir bankta konuşmadan yan yana oturmak
aynı bankın iki ucunda değil de tam ortasında, omuzların birbirine değip değmemeyi tartışırken oturmak gibi bir şeydir konuşmadan yan yana durmak... kelimeler devre dışı kalınca insanın bütün acemiliği ortaya çıkar sanırsın halbuki tam tersi olur. dil susunca, insanın asıl ana dili başlar.
birinin ayakkabısının ucuyla yerde anlamsız çizgiler çizmesi, diğerinin o çizgileri fark edip bozmak istememesi… bunlar küçük şeyler gibi görünür ama aslında tam orada kurulur cümleler. iyiyim demeden iyi olunduğu, gitme demeden kalındığı yer tam olarak o banktır.
arada bir geçen insanlar, uzaktan gelen bir korna sesi, rüzgarın yaprakları sürükleyişi… hepsi sizin yerinize konuşur biraz. siz susarsınız, dünya arayı doldurur. ama garip olan o gürültünün içinde bile en net duyduğun şey, yanındaki insanın sessizliğidir.
ve insan fark eder ki bazılarıyla saatlerce konuşsan da anlaşamazken bazılarıyla tek kelime etmeden bütün hikayeyi paylaşırsın. o bank, işte tam olarak o hikayenin yazıya dökülmemiş halidir.
kalkarken de bir şey söylenmez genelde. çünkü gerek yoktur. zaten konuşulması gereken her şey, çoktan susarak anlatılmıştır.
birinin ayakkabısının ucuyla yerde anlamsız çizgiler çizmesi, diğerinin o çizgileri fark edip bozmak istememesi… bunlar küçük şeyler gibi görünür ama aslında tam orada kurulur cümleler. iyiyim demeden iyi olunduğu, gitme demeden kalındığı yer tam olarak o banktır.
arada bir geçen insanlar, uzaktan gelen bir korna sesi, rüzgarın yaprakları sürükleyişi… hepsi sizin yerinize konuşur biraz. siz susarsınız, dünya arayı doldurur. ama garip olan o gürültünün içinde bile en net duyduğun şey, yanındaki insanın sessizliğidir.
ve insan fark eder ki bazılarıyla saatlerce konuşsan da anlaşamazken bazılarıyla tek kelime etmeden bütün hikayeyi paylaşırsın. o bank, işte tam olarak o hikayenin yazıya dökülmemiş halidir.
kalkarken de bir şey söylenmez genelde. çünkü gerek yoktur. zaten konuşulması gereken her şey, çoktan susarak anlatılmıştır.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
ya bi seyler bi seyler olmuyor zannederken bi seyler bi seyler de oluyor.
bugun bunun farkındalıgı oldu bende.
ufurukcu kedi yazmıstı:
-birini bastan yaratmaya kalkmadan onun halı hazırda zaten bir hayatı oldugunu unutmasanız keske..
ne bilim ya. guzel seyler olmus 10 senedir.
boyle bi iyi hissettim.
bugun bunun farkındalıgı oldu bende.
ufurukcu kedi yazmıstı:
-birini bastan yaratmaya kalkmadan onun halı hazırda zaten bir hayatı oldugunu unutmasanız keske..
ne bilim ya. guzel seyler olmus 10 senedir.
boyle bi iyi hissettim.
devamını gör...
tractatus logico philosophicus
''dilimin sınırları dünyamın sınırlarını belirler''
yurdumuzu uçuruma benzeten koşulların, dünyamızı küçültmesi yüzünden, şiddet patlamaları yaşadığımız günlerde, anlamlı gelen wittgenstein sözü.
yurdumuzu uçuruma benzeten koşulların, dünyamızı küçültmesi yüzünden, şiddet patlamaları yaşadığımız günlerde, anlamlı gelen wittgenstein sözü.
devamını gör...
bir yazara şarkı armağan et
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
sesın az geliyor. rahmetlının şarkı sözlerını kendımce trolledım.
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
devamını gör...
evde kalmış kızlara teselli edici sözler
evliliğe, anne olmaya, yuva kurmaya değer veren bir kızı hiçbir şey teselli edemez.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
alkışı duydum ihaneti gördüm
sesim de oldu sessizliğimde
şükürler olsun arada seviştiğim de oldu benım
sen de oraya buraya gitme
ne olur tut parmaklarımdan
hayatta hiç bir şeyım tuzlu olmadı
senın tenın kadar.
sen de sağa sola dağılma, gitme ne olur?
sesim de oldu sessizliğimde
şükürler olsun arada seviştiğim de oldu benım
sen de oraya buraya gitme
ne olur tut parmaklarımdan
hayatta hiç bir şeyım tuzlu olmadı
senın tenın kadar.
sen de sağa sola dağılma, gitme ne olur?
devamını gör...
